Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 297

İnsansı robotlar, kendi kopyalarını üretebilir!

Bu gelişme, robotik dünyasında devrim niteliğinde bir adım olarak değerlendiriliyor. Artık sadece insanlarla iş birliği yapan değil, kendi türlerini üretebilen robotların çağına giriyoruz. Apptronik’in Apollo robotu, bu alanda öncü bir rol oynayarak, Jabil’in üretim tesislerinde test edilecek ve başarılı olması durumunda yalnızca kendi kopyalarını değil, farklı üretim süreçlerinde de yer alacak. Robotların üretim hatlarına entegre edilmesi, sanayi alanında büyük bir dönüşümün habercisi olarak görülüyor.

İnsansı robotlar, kendi kopyalarını üretmeye hazırlanıyor

Apollo’nun, insanlarla birlikte çalışabilecek kadar gelişmiş olması ve üretim süreçlerinde yer alması, iş gücü dengelerini de değiştirebilir. Şirket, Apollo’nun sadece fabrikalarda değil, perakende sektöründe, yaşlı bakımında ve hatta ev kullanımında da görev almasını hedefliyor. Şu anda 25 kg yük taşıma kapasitesine sahip ve tek şarjla dört saat boyunca çalışabiliyor. Ancak gelecekte, görev alanının genişlemesiyle birlikte daha gelişmiş versiyonlarının da piyasaya sürülmesi bekleniyor.

UBTech insansı robotu

Robotik sektöründe maliyetin büyük bir rol oynadığı göz önünde bulundurulduğunda, Apptronik’in Apollo’yu rekabetçi bir fiyatla sunmayı amaçladığı belirtiliyor. Tesla Optimus ve Unitree G1 gibi rakiplerle yarışabilmesi için uygun bir fiyat aralığında olması gerekecek. Apollo’nun maliyeti henüz açıklanmış değil, ancak ticari olarak uygun bir fiyatlandırmayla sunulması bekleniyor.

Bu gelişmeler, geleneksel üretim tesislerinden akıllı fabrikalara geçiş sürecini hızlandırabilir. İnsan benzeri robotların montaj hatlarında aktif olarak görev alması, üretim hızını artırırken, insan iş gücünün de farklı alanlara yönlendirilmesine yol açabilir. Mercedes-Benz ile yürütülen pilot projede Apollo’nun insanlarla birlikte otomobil montajında çalışması, bu dönüşümün ne kadar ileri gidebileceğini gösteriyor.

Jabil’in kıdemli başkan yardımcısı Rafael Renno, bu teknolojinin sadece bir üretim aracı olmanın ötesine geçerek, üretimin geleceğini şekillendireceğini vurguluyor. Apptronik’in aldığı 350 milyon dolarlık yatırım da bu dönüşümün ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Yakın gelecekte, geleneksel üretim tesislerinden akıllı fabrikalara geçişin hızlanacağı ve insansı robotların bu dönüşümde kilit bir rol oynayacağı öngörülüyor.

İspanya, HÜRJET’i envanterine katmayı planlıyor!

Türkiye’nin ilk yerli jet eğitim uçağı HÜRJET, uluslararası alanda da dikkat çekmeye devam ediyor. İspanyol Hava Kuvvetleri, yıllardır kullandığı F-5 eğitim uçaklarını emekliye ayırma sürecine girerken, yerine TUSAŞ tarafından geliştirilen HÜRJET’i envanterine katmayı planlıyor. Bu kapsamda, 2024 yılı Aralık ayında Türkiye ve İspanya arasında Jet Eğitim Uçağı Projesi’ne yönelik bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Anlaşmanın tam detayları henüz açıklanmasa da İspanya’nın kaç adet HÜRJET siparişi vereceği merak konusu olmaya devam ediyor.

İspanya, HÜRJET’i envanterine katmaya hazırlanıyor

Bu gelişmelerin ardından, iş birliğinin somut bir göstergesi olarak İspanya Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Francisco Braco Carbo, Ankara’ya gelerek HÜRJET ile test uçuşu gerçekleştirdi. Ankara’daki test uçuşunda Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile birlikte iki HÜRJET ile kol uçuşu yapıldı. TUSAŞ da bu uçuşun görüntülerini yayınlayarak HÜRJET’in uluslararası arenada sergilediği başarıyı gözler önüne serdi.

İspanya, HÜRJET’i envanterine katmaya hazırlanıyor.

TUSAŞ, HÜRJET’in geliştirme sürecine hız kesmeden devam ediyor. Prototip versiyonlarla yapılan çok sayıda test uçuşu, uçağın performansını ve yeteneklerini kanıtlaması açısından büyük önem taşıyor. Türk Hava Kuvvetleri için de kritik bir proje olan HÜRJET’in 2026 yılında envantere girmesi planlanıyor. İspanya’nın olası siparişleri ise Türkiye’nin savunma sanayi ihracatı açısından stratejik bir adım olabilir.

Bu gelişme, Türkiye’nin yerli savunma sanayi projelerinin uluslararası alanda nasıl ilgi gördüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. HÜRJET’in İspanya envanterine katılması durumunda, Avrupa’da kullanımına başlanacak ilk Türk jet eğitim uçağı olma unvanını da kazanmış olacak. İlerleyen dönemde, diğer NATO üyesi ülkelerin de benzer bir adım atıp atmayacağı merakla bekleniyor.

Nvidia’nın son çeyrek gelirleri beklentileri aştı!

Nvidia, 2024 yılının son çeyreğinde ve genelinde gösterdiği olağanüstü performansla piyasalara moral verdi. Çin’in Deepseek ve Alibaba gibi rakiplerinin yapay zekâ yatırımlarını artırması nedeniyle Batı pazarında Nvidia’nın bilançoları merakla bekleniyordu. Ancak korkulan senaryo gerçekleşmedi ve şirket beklentileri fazlasıyla aşarak finansal anlamda büyük bir başarı elde etti.

Nvidia’nın son çeyrek gelirleri beklentileri aşmayı başardı

Firmanın dördüncü çeyrek gelirleri 39.33 milyar dolara ulaşarak yıllık bazda yüzde 78’lik bir artış gösterdi. Bu yükselişte en büyük pay, Blackwell tabanlı hızlandırıcıların satışıyla 11 milyar doları aşan veri merkezi bölümüne ait oldu. Veri merkezi gelirleri yüzde 93 artarak 35.6 milyar dolara ulaşırken, bu durum yapay zekâ sektöründeki güçlü talebin sürdüğünü kanıtladı. Ancak oyun bölümü, GeForce RTX 5000 serisi ekran kartlarının henüz bilançoya yansımaması nedeniyle beklentilerin altında kaldı ve 2.5 milyar dolar gelir elde etti. Otomotiv bölümü ise 570 milyon dolar ile yüzde 100’lük bir artış kaydetti.

Nvidia'nın son çeyrek gelirleri beklentileri aşmayı başardı.

Nvidia’nın son çeyrekteki net kârı 22 milyar dolar olurken, yıllık bazda yüzde 80 büyüme sağlandı. 2024 genelinde ise şirket 130 milyar dolar gelir elde ederek yüzde 114’lük rekor bir yükseliş yaşadı. 2025 yılı ilk çeyreği için 41.78 milyar dolar gelir hedefleyen Nvidia, piyasalardaki belirsizlikleri bir nebze de olsa giderdi.

Yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşünü merakla bekleyen finans çevreleri ve kripto para piyasaları, Nvidia’nın beklentileri aşan performansı sayesinde rahat bir nefes aldı. Bu ivmenin 2025 yılı boyunca devam edip etmeyeceği ise sektör tarafından yakından takip ediliyor.

Bayraktar KIZILELMA, test uçuşunda 53 dakika havada kaldı!

Baykar’ın tamamen öz kaynaklarıyla geliştirdiği Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, başarılı uçuş testlerine devam ediyor. Son testte, Tekirdağ’daki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanan üretim prototipi PT3, 53 dakika boyunca orta irtifada uçuş gerçekleştirerek aerodinamik sistem tanımlama testlerini başarıyla tamamladı.

Bayraktar KIZILELMA, test uçuşunda 53 dakika havada kalmayı başardı

Bayraktar KIZILELMA’nın geliştirilme süreci, planlanan takvime uygun olarak ilerliyor ve bu uçuş, motor, aviyonik mimari ve yapısal iyileştirmelerin yanı sıra yeni art yakıcılı motor entegrasyonu ile gerçekleştirildi. Bu yeni motor sayesinde uçak, ses hızına yaklaşacak ve aerodinamik iyileştirmelerle yüksek hızlarda daha iyi manevra yeteneği kazanacak.

Bayraktar KIZILELMA, test uçuşunda 53 dakika havada kalmayı başardı.

Bayraktar KIZILELMA, AESA radar sistemi sayesinde yüksek durumsal farkındalık sağlıyor ve en zorlu görevleri başarıyla yerine getirebilecek kapasiteye sahip. Özellikle kısa pistli gemilerde iniş ve kalkış yapabilme yeteneği, bu insansız uçağın denizaşırı görevlerdeki rolünü önemli kılacak. Bayraktar KIZILELMA, TCG Anadolu gibi kısa pistli gemilere iniş-kalkış kabiliyetine sahip olarak geliştirildi ve bu özelliği onu muharebe sahasında kritik bir kuvvet çarpanı yapacak.

Bayraktar KIZILELMA’nın özellikleri arasında 5 saatlik havada kalış süresi, 1500 kg faydalı yük kapasitesi, 8.5 ton maksimum kalkış ağırlığı, 0.9 Mach maksimum hız, 30.000 feet operasyonel irtifa ve 500 nm görev yarıçapı bulunuyor. Ayrıca, otomatik iniş ve kalkış sistemleri, düşük görünürlük koşullarında uçabilme yeteneği ve yüksek manevra kabiliyeti gibi avantajlar da mevcut. Bu özellikler, Bayraktar KIZILELMA’nın Türk savunma sanayiindeki gücünü pekiştiriyor ve uluslararası alanda dikkat çekiyor.

Çin, dünyanın en hızlı trenini kullanıma sunacak!

Çin, yüksek hızda tren teknolojisinde çıtayı bir adım daha yükselterek CR450 adlı yeni nesil treninin test süreçlerini başarıyla tamamladı. Hızı 450 kilometreye kadar ulaşabilen bu tren, Çin’in halihazırda hizmet veren hızlı trenleri olan CR400’ün 350 km/s hızını geride bırakarak dünyanın en hızlı treni unvanını kazandı.

Çin, dünyanın en hızlı trenini kullanıma hazırlıyor

Ancak, CR450’in kullanıma sunulacak sürümü, maksimum hızında seyahat etmeyecek. Çin Demiryolları İdaresi, bu trenlerin günlük hizmette 400 km/s hızla seyahat edeceğini duyurdu. Bu hız, CR450’yi dünyanın en hızlı kullanılan treni yapacak.

Çin, dünyanın en hızlı trenini kullanıma hazırlıyor.

Geçtiğimiz yıl sonunda testlerine başlanan CR450, iki aydır devam eden kapsamlı testlerden başarıyla geçerek son aşamaya geldi. Bu süreçte, trenin daha hızlı olabilmesi için mühendisler, ağırlığı azaltmaya yönelik çeşitli çözümler geliştirdi. Ancak, bu işlem sırasında güç ve dayanıklılığın da korunması gerektiği için, yeni malzemeler ve teknolojiler kullanılmak zorunda kalındı. Bu yenilikler sadece CR450’nin güvenliğini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda hızlı tren teknolojilerinin geleceği için de bir temel oluşturacak.

Ekip ayrıca, CR450’in gürültü seviyesini minimuma indirmek için de çalışıyor. Bu yıl sonuna kadar sekiz vagonlu tam prototipi test etmeyi planlayan Çin, başarılı testlerin ardından şehirdeki ilk yolculukları başlatmayı hedefliyor. CR450, bu süreçten sonra Çin’in demir yoluyla taşımacılık alanındaki liderliğini daha da pekiştirecek gibi görünüyor.

Yeni hoparlör teknolojisi, elektrikli araçların menzilini artırıyor!

0

İngiliz şirket Warwick Acoustics, elektrikli araçların menzilini artırırken müzik deneyimini de geliştiren yenilikçi bir hoparlör teknolojisi geliştirdi. Şirket, “elektrostatik hoparlörler” adı verilen bu yeni teknolojinin, elektrikli araçların menzilini 32 km’ye kadar artırabileceğini belirtiyor. Bu hoparlörler, Polestar 2 modelinde test edilerek %90 ağırlık tasarrufu ve %90 daha düşük enerji tüketimi sağladı. Ayrıca, hoparlörlerin %100 geri dönüştürülebilir olması çevre dostu bir özellik olarak öne çıkıyor.

Yeni hoparlör teknolojisi, elektrikli araçların menzilini artıracak

Elektrostatik hoparlörler, ses üretiminde geleneksel yöntemlerden farklı bir teknoloji kullanıyor. Bu hoparlörler, iki metal plaka arasında asılı duran, elektrik yüklü süper ince bir diyafram kullanarak ses dalgaları oluşturuyor. Sinyal uygulandığında, diyaframı hareket ettiren bir elektrostatik alan meydana geliyor. Bu sayede daha net ve düşük bozulmalı sesler elde ediliyor. Geleneksel hoparlörler ise ses üretmek için bobinler ve manyetik alanlar kullanır, bu da daha fazla hareketli parça ve kütleye yol açarak sesin bozulmasına neden olabilir.

Yeni hoparlör teknolojisi, elektrikli araçların menzilini artıracak.

Warwick Acoustics, elektrostatik hoparlörlerin geleneksel hoparlörlere göre önemli avantajlar sunduğunu vurguluyor. Örneğin, elektrostatik hoparlörlerin diyaframı koltuk başlığının tüm alanına yayılacak şekilde yerleştirilebiliyor, bu da ses kalitesinin yolcunun başını hareket ettirmesiyle bile bozulmamasını sağlıyor. Bu sayede araç içindeki yolcular için “kişisel ses baloncukları” oluşturulabiliyor, yani her yolcu istediği müzik ya da ses seviyesini dinleyebiliyor. Bu yenilik, sürücünün telefonla konuşurken arkadaki yolcuların müzik dinlemeye devam edebilmesi gibi pratik çözümler sunuyor.

Ancak, bu yeni teknolojinin gerçek hayatta nasıl performans göstereceği ve ses kalitesinin geleneksel hoparlörler ile karşılaştırıldığında ne kadar iyi olacağı, hala merak konusu. Teknolojinin ne zaman seri üretime geçeceği konusunda da bilgiler var; söylentilere göre bu yıl içinde, özellikle elektrikli Range Rover gibi yeni araçlarda yer alması bekleniyor.

Amazon, Alexa’yı yapay zeka ile güçlendiriyor! Yeni iş modeli yolda!

Şirket, yenilenen hizmetin adını Alexa+ olarak belirledi ve bu gelişmiş dijital asistanın yapay zeka destekli yeni nesil bir teknolojiye sahip olduğunu duyurdu. Amazon’un Cihazlar ve Hizmetler Kıdemli Başkan Yardımcısı Panos Panay, New York’ta düzenlenen bir etkinlikte yaptığı açıklamada, Alexa+’ın büyük dil modelleriyle (LLM) güçlendirildiğini belirtti.

Amazon, Alexa+ hizmetini kullanmak isteyen müşterilerden aylık 19,99 dolar talep edecek. Ancak Amazon Prime üyeleri için hizmet ücretsiz olacak. Alexa+, önümüzdeki ay erken erişime açılacak ve ilk olarak Echo Show cihazlarında kullanılabilecek.

Panay, Alexa+’ın kullanıcıların günlük hayatına daha fazla entegre olacağını belirterek, “Alexa artık sadece sorulara yanıt veren bir asistan değil, hayatınızın ritmini öğrenerek sizinle birlikte harekete geçecek.” dedi.

Alexa+ ile neler yapılabilecek?

Yeni nesil Alexa, konser bileti satın alma, market siparişi verme, restoran rezervasyonu yapma ve kişiye özel tarif önerileri sunma gibi işlevlere sahip olacak. Ayrıca, ders notlarını okuyup kullanıcıyı sınava tabi tutma, el yazısıyla yazılmış belgeleri organize etme ve önceden aldığı bilgileri hatırlama gibi gelişmiş yetenekler de bulunuyor.

Amazon, yeni hizmetiyle Alexa’yı yalnızca bir bilgi kaynağı olmaktan çıkarıp kullanıcılar adına işlemler yapabilen bir “ajan” haline getirmeyi hedefliyor. Örneğin, Alexa+ bir fırın tamiri randevusu alabilir ve sonuçları kullanıcısına Alexa uygulaması veya kısa mesaj yoluyla iletebilir.

Şirketin Alexa’yı geliştirme baskısı, OpenAI’in ChatGPT’yi piyasaya sürmesiyle arttı. ChatGPT’nin kod yazma ve yaratıcı metinler oluşturma gibi karmaşık görevleri yerine getirme yeteneği, Alexa ve benzeri sesli asistanları gelişmiş yapay zeka karşısında yetersiz bırakmıştı.

Amazon için yeni bir gelir modeli mi doğuyor?

Amazon, Alexa+’ın ücretli hale gelmesiyle yapay zeka geliştirme maliyetlerini karşılamayı ve dijital asistanını daha kârlı bir iş modeline dönüştürmeyi planlıyor. Ancak uzmanlar, Amazon’un bu yeni abonelik sistemini dikkatli yönetmesi gerektiğini belirtiyor. Çünkü Prime üyeleri halihazırda yıllık 139 dolar ödüyor ve ek bir ücret talep edilmesi, bazı kullanıcıları rahatsız edebilir.

Pazar analizlerine göre, Amazon’un büyük bir kullanıcı tabanı bulunuyor ve bu kullanıcıların küçük bir kısmının bile ücretli hizmete geçmesi, şirket için önemli bir gelir kaynağı olabilir. OpenAI’in ChatGPT Plus ve Anthropic’in Claude yapay zeka modelleri de benzer şekilde aylık 20 dolar abonelik ücreti talep ediyor.

Alexa, 2014 yılında Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un vizyonuyla geliştirildi ve bugüne kadar dünya genelinde 500 milyondan fazla cihazda kullanıldı. Ancak, beklenen kadar büyük bir ticari başarı elde edemedi. Kullanıcılar Alexa’yı genellikle basit görevler için (hava durumu kontrolü, müzik çalma gibi) kullandı ve çoğu insan, bu tür hizmetlere akıllı hoparlörler yerine telefonları üzerinden erişmeyi tercih etti.

Amazon, Alexa için hiçbir zaman doğrudan ücret almamıştı. Bunun yerine, Alexa’yı Echo, Fire TV ve diğer cihazlarının ekosistemine entegre ederek dolaylı yoldan gelir elde etmeyi amaçladı. Ancak, bu strateji beklenen getiriyi sağlayamadı ve Amazon’un cihaz birimi milyarlarca dolar zarar etti.

Son olarak, şirketin 2022 ve 2023 yıllarında 27.000’den fazla çalışanını işten çıkardığı ve Alexa biriminin de bu kesintilerden etkilendiği biliniyor. Şimdi ise Amazon, yenilenen Alexa+ ile güçlü bir geri dönüş yapmayı hedefliyor.

Micron, yeni nesil DDR5-9200 belleğini tanıttı!

0

Micron, yeni 1γ (1-gama) üretim sürecini kullanarak geliştirdiği DDR5-9200 bellek modüllerini tanıttı. Bu yeni bellekler, aşırı ultraviyole (EUV) litografi teknolojisinin DRAM üretiminde ilk kez kullanılmasıyla dikkat çekiyor. Bu teknoloji, yalnızca daha yüksek performans sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda daha düşük güç tüketimi ve daha uygun üretim maliyetleri sunuyor. Micron’un yeni DDR5 bellek modülleri, 16Gb kapasiteye sahip ve 9200 MT/s hızında veri aktarımı yapabiliyor. Bu hız, JEDEC standartlarıyla uyumlu olarak, 1.1V voltaj seviyesinde çalışıyor.

Micron, yeni nesil DDR5-9200 belleğini duyurdu

Micron’un 1γ üretim süreci, önceki 1β sürecine göre yüzde 20 daha düşük güç tüketimi ve yüzde 30 daha yüksek bit yoğunluğu sunuyor. Bu gelişmeler, özellikle yüksek performanslı masaüstü bilgisayarlar, veri merkezleri ve dizüstü bilgisayarlar gibi alanlarda büyük bir avantaj sağlayabilir. Ayrıca, CXL tabanlı bellek modülleri ve CUDIMM’ler gibi yeni teknolojiler için de bu hız artışı kritik öneme sahip.

Micron, yeni nesil DDR5-9200 belleğini resmen duyurdu.

Şirket, bu yeni bellekleri şimdiden test amaçlı dizüstü ve sunucu üreticilerine göndermeye başladı. Üreticilerin kalite kontrol süreçlerinin önümüzdeki bir veya iki çeyrek içinde tamamlanması bekleniyor, bu da 2025 yılının ikinci yarısında ticari ürünlerde bu belleklerin yer alabileceği anlamına geliyor.

Micron’un 1γ üretim süreci, sadece DDR5 belleklerle sınırlı kalmayacak. Şirket, aynı teknolojiyi kullanarak GDDR7, LPDDR5X (9600 MT/s’ye kadar) ve veri merkezi odaklı DRAM çözümleri geliştirmeyi planlıyor. Bu üretim süreci şu an için Japonya’daki tesislerde gerçekleştiriliyor, ancak ilerleyen süreçte Tayvan’daki fabrikalarında üretim kapasitesi artırılacak.

Mercedes, elektrikli araçlarında önemli bir değişikliğe gidiyor!

Mercedes-Benz, elektrikli araç stratejisinde önemli bir değişikliğe giderek, 2016’dan bu yana kullandığı “EQ” adlandırmasını terk ediyor. Alman otomotiv devi, elektrikli otomobillerini artık özel bir alt marka gibi değil, doğrudan ana model serisinin bir parçası olarak konumlandıracak. Bu değişiklikle birlikte Mercedes, elektrikli mobiliteyi markanın genel kimliğiyle daha uyumlu hale getirmeyi amaçlıyor ve müşteri kitlesi için daha tanıdık bir model adlandırma sistemine geçiş yapıyor.

Mercedes, elektrikli araçlarında önemli bir değişiklik yapacak

Yeni sistem kapsamında, tamamen elektrikli G-Serisi “G580 with EQ technology” adıyla sunulacak ve plug-in hibrit modeller de “with EQ hybrid technology” ifadesiyle tanıtılacak. Böylece elektrikli ve hibrit modellerin, Mercedes’in geleneksel serilerine daha organik bir şekilde entegre edilmesi sağlanacak.

Mercedes, elektrikli araçlarında önemli bir değişiklik yapacak.

Marka, geçmişte EQS, EQE ve EQA gibi modellerle elektrikli araçlarını ayrı bir kategori olarak sunmuştu, ancak bu adlandırma, klasik Mercedes modellerine aşina olan müşteriler için kafa karıştırıcı bulunuyordu. Yeni strateji, bu sorunu ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Bu değişiklikle birlikte Mercedes’in elektrikli modellerinde tasarım anlayışında da yenilikler yapılacak. 2025 model EQS’te sahte ızgara gibi klasik tasarım ögelerine geri dönülmesi planlanırken, aşırı yuvarlak hatların yerini daha belirgin çizgilere sahip modeller alacak. Böylece elektrikli Mercedes modellerinin hem tasarım hem de adlandırma açısından markanın geleneksel çizgisiyle daha uyumlu hale gelmesi sağlanacak. Bu hamle, Mercedes’in elektrikli araç pazarında rekabet gücünü artırma ve elektrikli mobiliteyi daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

OpenAI CEO’su Sam Altman’dan Şok Açıklama: “GPU Kalmadı!”

Yapay zekâ dünyasının en büyük oyuncularından OpenAI, büyük bir darboğaza girdi. Şirketin CEO’su Sam Altman, “GPU kalmadı” diyerek, donanım eksikliğinin OpenAI’nin gelişimini sekteye uğrattığını duyurdu.

Dünya çapında yapay zekâ modellerinin eğitilmesi için kullanılan grafik işlemcileri (GPU’lar), OpenAI’nin projeleri için kritik önem taşıyor. Ancak Altman, bu donanımın tükendiğini ve bunun şirketin ilerlemesini ciddi şekilde etkilediğini söyledi.

Yapay Zekâ Yatırımları Donanım Kriziyle Karşı Karşıya

OpenAI, büyük dil modelleri ve yapay zekâ tabanlı hizmetlerini geliştirmek için güçlü GPU’lara bağımlı. NVIDIA gibi firmalar, AI devrimiyle birlikte büyük talep görüyor. Ancak bu yüksek talep, GPU tedarik zincirini zorladı ve OpenAI gibi şirketler için kritik bir sorun hâline geldi.

Altman’ın açıklamaları, şirketin yapay zekâ araştırmalarında ve yeni modellerin geliştirilmesinde zorluklarla karşılaşabileceğini gösteriyor. Donanım eksikliği, mevcut projelerin ilerleyişini yavaşlatabilir ve kullanıcıların yeni yapay zekâ teknolojilerine erişimini geciktirebilir.

Rekabet Kızışıyor, Çözümler Aranıyor

Altman, OpenAI’nin bu sorunu çözmek için farklı stratejiler geliştirdiğini belirtti. Alternatif tedarik yolları ve yeni donanım çözümleri üzerine çalışmalar yapılıyor. Ancak teknoloji dünyasındaki dev isimler de aynı GPU krizinden etkileniyor.

Rakip şirketler, üretim kapasitelerini artırmak için büyük yatırımlar yapıyor. NVIDIA ve AMD gibi devlerin üretimlerini genişletmesi beklenirken, teknoloji şirketleri de kendi çiplerini tasarlamaya yöneliyor.

OpenAI’nin bu darboğazı nasıl aşacağı merak konusu. Şirket, Microsoft gibi büyük ortaklarıyla çözüm arıyor. Ancak kısa vadede, yapay zekâ projelerinde yavaşlamalar yaşanabilir.

Sektör İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu kriz, yapay zekâ alanında çalışan tüm şirketleri etkileyebilir. GPU sıkıntısı, küçük ve orta ölçekli girişimlerin de gelişimini yavaşlatabilir. Büyük teknoloji şirketleri bile bu darboğazı aşmak için farklı stratejiler geliştiriyor.

Önümüzdeki dönemde, OpenAI ve diğer şirketlerin GPU sorununa nasıl çözümler getireceği büyük bir merak konusu. Yapay zekâ devrimi hız kesmeden ilerlerken, donanım tarafındaki darboğaz bu ilerleyişi ne kadar yavaşlatacak? Teknoloji dünyası bu sorunun yanıtını arıyor.

Intel, yeni nesil High NA makinesiyle çip üretiyor!

0

Intel, ASML Holding’in son nesil High NA EUV litografi makinelerini kullanarak çip üretimine başladı. Şirket, bu yeni makinelerle elde edilen ilk verilerin oldukça olumlu olduğunu ve önceki modellere kıyasla daha güvenilir sonuçlar gösterdiğini açıkladı. San Jose, Kaliforniya’da düzenlenen bir konferansta konuşan Intel’in kıdemli mühendislerinden Steve Carson, firmanın bu makinelerle yalnızca bir çeyrekte 30.000 wafer ürettiğini belirtti.

Intel, yeni nesil High NA makinesiyle çip üretmeye başladı

Intel, ASML’nin yeni nesil High NA makinelerini teslim alan ilk çip üreticisi oldu ve bu adım, şirketin çip üretiminde rakiplerinin önüne geçmeyi hedeflediğini gösteriyor. Geçmişte aşırı ultraviyole (EUV) litografi makinelerinin benimsenmesinde rakiplerinin gerisinde kalan Intel, bu nedenle Tayvan merkezli TSMC’ye pazar liderliğini kaptırmıştı. Ancak yeni High NA makineleri, önceki nesil makinelerden iki kat daha güvenilir olarak tanımlanıyor. Intel, bu makinelerle wafer üretiminin daha istikrarlı ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilebildiğini vurguluyor.

Yeni ASML makineleri, çiplerin üzerindeki mikro devreleri ışık huzmeleriyle basarak üretimi hızlandırıyor. Önemli bir avantaj ise, önceki nesil makinelerle aynı işlemi gerçekleştirmek için daha az aşama gerektirmeleri. Intel’in testlerine göre, High NA makineleri önceki modellerin üç kez tekrarlayarak gerçekleştirdiği işlemi tek bir aşamada tamamlayabiliyor. Bu, üretim süresini ve maliyetleri ciddi şekilde azaltıyor. Ancak bu makineler, önceki EUV makinelerinden yaklaşık iki kat daha pahalı.

Intel, 18A üretim sürecini desteklemek için bu makineleri kullanmayı planlıyor ve yıl sonuna kadar yeni nesil PC çipleri olan Panther Lake ile sunucu sınıfı Clearwater Forest CPU’larının seri üretimine başlamayı hedefliyor. 2025 yılı sonuna kadar bu ürünlerin piyasaya sürülmesi bekleniyor. Ayrıca, bir sonraki üretim süreci olan 14A teknolojisinin de bu makinelerle tam kapasite üretime taşınması hedefleniyor, ancak bunun ne zaman gerçekleşeceği konusunda net bir tarih verilmedi.

TUSAŞ ve ASPİLSAN arasında batarya anlaşması

0

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) ile ASPİLSAN Enerji, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın Sanayi Katılımı Offset Desteği kapsamında havacılık batarya hücresinin geliştirilmesi ve üretilmesi için iş birliği anlaşması imzaladı.

Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından desteklenen proje kapsamında, ASPİLSAN Enerji’nin Kayseri’de bulunan Pil Üretim Tesisi’nde üretim gerçekleştirilecek. Yerli imkanlarla geliştirilecek hücreler, hava platformları başta olmak üzere savunma, havacılık ve uzay projelerinde kullanılacak.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, imzalanan anlaşma ile Türkiye’nin savunma sanayisinde yerli ve milli üretim kapasitesini artırmaya devam ettiğini belirtti. Tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sektörde rekabetçiliğin artırılması adına bu tür destek mekanizmalarının önemli olduğunu vurguladı.

TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, bu iş birliğinin Türkiye’nin havacılık sanayisinde tarihi bir adım olduğunu ifade etti. Demiroğlu, yerli batarya ve hücre üretiminin ülkeyi dışa bağımlılıktan kurtararak kendi kendine yetebilen bir güç haline getireceğini belirtti.

ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir, anlaşmanın Türkiye’nin havacılık sanayisinin bağımsızlığı açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi. Özdemir, yerli batarya çözümlerinin geliştirilmesi için Savunma Sanayii Başkanlığı’nın desteğiyle bir üretim tesisi yatırımı kararı alındığını açıkladı.

Bu iş birliği sayesinde Türkiye’nin milli havacılık platformlarında kullanılacak bataryalar yerli hücrelerle üretilecek. Anlaşma ile ülkenin savunma sanayisinde yerli teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlamaya devam edecek.

YouTube, aylık 1 milyar aktif podcast izleyicisine ulaştı!

YouTube, yaptığı son açıklamada aylık 1 milyardan fazla aktif podcast izleyicisine ulaştığını duyurdu.

Bu büyük dönüm noktası, YouTube’un podcast endüstrisindeki gücünü gösterirken, kullanıcıların giderek daha fazla video odaklı formatları tercih ettiğini ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl sadece oturma odalarındaki televizyonlardan 400 milyon saatten fazla podcast içeriği izlendiği bildirilmişti.

Spotify ve Apple için büyük rekabet

Podcast sektöründeki en büyük rakiplerinden biri olan Spotify, YouTube’un bu yükselişine karşı önlemler almaya başladı. Şirket, video içerikli podcast’lere yaptığı yatırımları artırarak popüler video podcast yapımcılarını platformuna çekmeye çalışıyor. Kasım 2024’te, video podcast içerik üreticilerine ödeme yapmaya başlayan Spotify, böylece YouTube’un sunduğu kazanç modeline benzer bir strateji izlemeye başladı.

YouTube’un podcast ekosistemi, içerik üreticilerine reklam gelirinden pay verilmesi gibi avantajlar sunarak, onları platforma çekmeye devam ediyor. Spotify da bu alanda rekabeti artırarak, video podcast’e odaklanan stratejisini güçlendirmeyi planlıyor.

Yeni reklam politikasıyla daha akıcı deneyim

YouTube, kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve içerik üreticilerine daha fazla kazanç sağlamak amacıyla orta reklam (mid-roll) yerleşimlerini optimize edeceğini duyurdu.

12 Mayıs’tan itibaren, platform artık reklamları videoların doğal duraklama anlarında ve geçiş noktalarında gösterecek. Böylece, konuşma sırasında veya aksiyon dolu sahnelerin ortasında aniden beliren reklamlar yerine daha akıcı bir izleme deneyimi sunulacak.

NotebookLM videoları

YouTube’un bu alandaki yükselişi ve yeni reklam politikaları, hem içerik üreticileri hem de kullanıcılar için önemli değişiklikler getiriyor. Spotify ve Apple Podcasts gibi rakipler, bu değişim karşısında nasıl bir strateji izleyecek, zamanla göreceğiz.

Ses hızının 16 katına çıkabilen jet motoru geliştirildi!

0

Çinli bilim insanları, ses hızının 16 katı hızına ulaşabilen jet yakıtlı bir motor geliştirdi. Bu motor, dünyada ilk kez kerosen yakıtıyla çalışan eğik patlamalı motor olarak kayda geçti ve hipersonik uçuşlarda devrim yaratma potansiyeline sahip. Pekin’deki JF-12 şok tünelinde yapılan denemeler, RP-3 jet yakıtıyla yüksek irtifada ve yüksek hızlarda elde edilen sonuçlar, geleneksel scramjet motorlarının çok ötesine geçebilecek hızlara ulaşılabileceğini gösterdi. Bu yeni motor, yanma oranlarını 1.000 kat daha hızlı bir şekilde gerçekleştirebiliyor ve Mach 6 ile Mach 16 arasında hızlara ulaşabiliyor. Bu hızlar, geleneksel hava soluyan motorlarla elde edilemeyecek kadar yüksek.

Çinli araştırmacılar, dünyanın ilk jet yakıtlı motorunu tasarladı

Eğik patlama motorları, scramjetlerden farklı olarak büyük yanma odalarına ihtiyaç duymuyor ve yüksek hızlarda bile alevin sönmesi gibi sorunlarla karşılaşmıyor. Bu motor, mikro saniyeler içinde yanmayı tamamlayan “patlama elmasları” adı verilen, şok dalgalarıyla beslenen patlamalar oluşturarak çalışıyor. Şok dalgaları, yakıt-hava karışımını şiddetli bir şekilde tutuşturuyor ve böylece kendi kendini güçlendiren bir patlama cephesi yaratıyor. Yapılan testlerde, detonasyon noktalarında ortam basıncı 20 kat artarken, bu motorun yüksek hızlarda önemli itiş gücü ürettiği gözlemlendi. Ancak, aşırı yüksek güç gereksinimi nedeniyle motor yalnızca çok kısa sürelerde çalıştırılabiliyor.

Çinli araştırmacılar, dünyanın ilk jet yakıtlı motorunu tasarladı.

Bu motorun, geleneksel scramjet motorlarından daha kısa bir yanma odasına sahip olması, uçağın ağırlığını azaltıp menzilini artırabilir. Ayrıca, bu motorun geliştirilmesinde RP-3 keroseninin kullanılması, daha verimli ve lojistik açıdan pratik bir çözüm sunuyor. Kerosen, hidrojen gibi yakıtlara göre daha kolay depolanabilir ve yüksek enerji yoğunluğuna sahiptir. Araştırmacılar, yakıt-hava karışımını sıcaklıklarını artırarak ve özel yapı tasarımlarıyla bu yakıtın daha verimli şekilde ateşlenmesini sağladı.

Çin, bu yeni teknolojiyi 2030 yılına kadar her yere bir saat içinde ulaşabilecek bir uçak yapmak için kullanmayı planlıyor. Mach 16 hızına ulaşan bir uçak, örneğin Şanghay’dan Los Angeles’a yarım saatte ulaşabilir. Bu teknoloji, atmosferik uçuşları ve yörüngesel uçuşları birleştiren uzay uçaklarını mümkün kılabilir. Ayrıca, bu motor askeri teknolojilerde de kullanılabilir, uzun menzilli ve düşük maliyetli hipersonik füzeler, insansız hava araçları ya da bombardıman uçakları üretilebilir, böylece Çin, gelecekteki savaşlarda önemli bir avantaj elde edebilir. Ancak, motorun verimliliğini artırmak ve yanma sırasında oluşan yan ürünler hakkında daha fazla bilgi edinmek için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.

Trump, AB’den gelen otomobillere %25 vergi uygulayabilir!

0

ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa Birliği’nde üretilen otomobiller ve diğer ürünler için %25 oranında gümrük vergisi uygulama planını duyurdu. Beyaz Saray’da düzenlediği ilk kabine toplantısında gazetecilere açıklamalarda bulunan Trump, bu vergilerin sadece otomobillerle sınırlı kalmayacağını, tüm Avrupa Birliği ürünlerine uygulanacağını belirtti. “Çok yakında duyuracağız, bu genel olarak %25 olacak ve bu oran, otomobiller ve diğer tüm ürünler için geçerli olacak” diyen Trump, vergilerin ne zaman uygulanacağına dair net bir takvim vermedi, ancak bu kararın yakın zamanda açıklanacağını ifade etti.

Trump, AB’den gelen otomobillere %25 vergi uygulamayı planlıyor

Trump, ABD’nin ticaret politikalarını hedef alarak Avrupa Birliği’ni eleştirdi. Avrupa’nın, ABD’yi ticaret anlamında “kazıklamak” amacıyla kurulduğunu savunarak, “Avrupa Birliği, ABD’yi kazıklamak için kuruldu, kuruluş amacı budur ve bunu iyi başardılar. Ama artık başkan benim” şeklinde sert bir açıklama yaptı. Bu sözler, Trump’ın Avrupa Birliği’ne karşı daha sert bir duruş sergileme niyetini açıkça ortaya koyuyor. Trump’ın açıklamaları, Amerika’nın uluslararası ticaret anlaşmalarında daha agresif bir yaklaşım benimsediği izlenimini pekiştiriyor.

Başkan, Kanada ve Meksika’ya yönelik tarifeleri kaldırmayacağını da belirtti. Özellikle bu iki ülke üzerinden ABD’ye gelen fentanil gibi tehlikeli maddelerin, ülkedeki milyonlarca ölümün sorumlusu olduğunu ileri sürerek, bu konuda kararlı bir tavır sergileyeceğini ifade etti. “Tarifeler devam edecek, hepsi değil ama birçoğu” şeklinde konuşarak, yalnızca belirli tarifelerin yürürlükte kalacağını açıkladı. 2 Nisan’dan itibaren Kanada ve Meksika’ya yönelik yeni tarifelerin yanı sıra, diğer tüm tarifelerin de uygulanmaya başlanacağına işaret etti. Bu açıklamalar, Trump’ın özellikle ticaretle ilgili olarak uzun vadeli stratejiler geliştirdiğini ve dış ticaret ilişkilerinde sıkı bir kontrol sağlama amacında olduğunu gösteriyor.

Trump, bu vergi politikalarını yalnızca gelir elde etmek için değil, aynı zamanda ABD’deki üretimi canlandırmak amacıyla kullanmayı planlıyor. Gümrük vergilerini, diğer ülkeleri Amerika’nın isteklerine boyun eğdirmeye zorlamak ve ekonomik çıkarlarını korumak için bir araç olarak görmeye devam ediyor. Göreve geldiğinden beri Çin’den ithal edilen mallara %10 oranında gümrük vergisi koyan Trump, her ülke için özel tarifeler belirlenmesi konusunda talimatlar vermişti. Bu özel tarifeler, ABD’nin ticaret ortaklarıyla yaptığı ikili anlaşmalarla şekillenecek ve her ülke için özel olarak belirlenen oranlar uygulanacak. Bu, Trump’ın dünya çapında daha fazla ekonomik egemenlik kurma arayışının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Trump’ın bu yeni vergi hamlesi, özellikle Avrupa Birliği ile olan ticaret ilişkilerini daha da gerginleştirebilir. Ancak, ABD içindeki üreticilere yönelik sağlanacak avantajların yanı sıra, ticaret savaşlarının daha geniş bir küresel etki yaratması bekleniyor. Avrupa Birliği’nde üretilen otomobiller ve diğer mallara yönelik vergi artışı, ABD pazarında Avrupa ürünlerinin daha pahalı hale gelmesine yol açacak ve bu durum, Avrupa’nın ABD’ye yaptığı ihracat üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir.

3DExperience World 2025, yeni nesil teknolojileri görücüye çıkardı!

0

Houston, Teksas’ta düzenlenen 3DExperience World 2025 etkinliği, Solidworks ve 3DExperience platformu kullanıcılarını en yeni tasarım ve simülasyon yazılımlarını keşfetmek için bir araya getirdi. Dassault Systèmes’in yıllık kullanıcı konferansında bu yıl da büyük bir ilgiyle karşılanan 3DExperience Playground, en yeni iş istasyonları, 3D yazıcılar, CNC makineleri ve uygulamaları içeren birçok standı barındırıyordu.

3DExperience World 2025 etkinliği, yeni nesil teknolojileri tanıttı

Etkinlik boyunca öne çıkan sergiler, özellikle dört ana kategori etrafında şekillendi: üretici projeleri, yarışmalar, robot teknolojileri ve 3DExperience platformunun endüstriyel uygulamaları. Robotlar, etkinliğin hemen her köşesinde kendini gösterirken, robotları programlamak ve üretim süreçlerine entegre etmeyi kolaylaştıran yazılımlar büyük ilgi gördü. BlueBay Automation, Spartan Robotics ve Tormach gibi şirketler, sürekli çalışan robotik sistemlerini sergileyerek ziyaretçilere otomasyon çözümlerini tanıttı. Tormach, yeni CNC freze makinesi 1500MX’i ve ZA6 robot koluyla nasıl entegre edildiğini gösterdi. Makine tamamlanan parçayı otomatik olarak çıkarırken, yeni bir iş parçası yerleştirerek kesintisiz bir üretim süreci sağlıyordu.

Solidworks’ün 30. yıl dönümünün kutlandığı etkinlikte, hızlandırılmış modelleme yarışmaları büyük ilgi gördü. Katılımcılar, Windows 95 emülatöründe çalışan Solidworks 95 ile belirlenen bir parçayı 10 dakika içinde tasarlamaya çalıştı. Talimatlar verilmesine rağmen, birçok kişi süreyi tamamlayamazken, başarılı olanlar Solidworks temalı hediyeler kazandı. Bunun yanında, Model Mania Xtreme adı verilen birebir modelleme yarışmaları, yorumcuların eşliğinde bir boks ziliyle başlayarak etkinlik alanına heyecan kattı.

Solidworks for Makers programı da etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biriydi. Katılımcılar, ortak bir sanat projesi kapsamında farklı tekniklerle tüyler tasarlayarak büyük bir kanat yapısına ekledi. Ayrıca, OpenR2 projesi gibi yaratıcı projeler de tanıtıldı. Star Wars filminde kullanılan orijinal R2D2 robotunun açık kaynaklı olarak yeniden üretildiği bu projede, ekip eksik olan son parçayı bulduktan sonra kablolama aşamasına geçti. Bunun yanı sıra, Gigabot 3D yazıcıları ve Solidworks ile tasarlanan moda projeleri de sergilendi.

Etkinlikte en çok ilgi çeken standlardan biri, ColdSnap’ın dondurma makinesi oldu. Keurig tarzı çalışan bu sistem, iki dakika içinde raf ömrü uzun bileşenlerden dondurma üretiyor. Şirket, tasarım sürecinde 3DExperience araçlarından faydalandı ve artık üretim aşamasına geçerek cihazlarını pazara sunmaya başladı. Bir diğer dikkat çeken stand, Grind Basketball’a aitti. Bu sistem, atılan basketbol toplarını yakalayıp şutöre geri gönderen pnömatik bir mekanizma ile çalışıyor ve tasarım sürecinde Solidworks’ün sac levha araçları kullanılarak geliştirildi.

Bağımsız Hareketlilik Vakfı’nın standında ise erişilebilir teknolojilere yönelik açık kaynaklı çözümler sergilendi. Vakıf, üretimi durmuş bir tekerlekli sandalyeyi tersine mühendislik yöntemiyle yeniden tasarlayarak, hem kendi üretimini yapmayı hem de dosyaları herkesin erişimine açmayı hedefliyor.

Etkinlikte ayrıca yarış otomobillerine olan ilgiyi çeken standlar da vardı. Cadence, McLaren F1 takımının ön kanat tasarımında kullanılan hesaplamalı akışkanlar dinamiği (CFD) çözümlerini tanıtırken, HP de Scuderia F1 HP Racing ekibine ait geçmiş yıllara ait model araçları sergiledi.

Bu yıl Houston’da düzenlenen etkinlik, önümüzdeki yıl da aynı şehirde gerçekleşecek. 3DExperience World 2026, 1-4 Şubat tarihleri arasında Houston’da teknoloji meraklılarını bir araya getirecek.

Google, kişisel bilgilerin arama sonuçlarından kaldırılmasını hızlandırdı!

0

Google, kişisel bilgilerin arama sonuçlarından kaldırılmasını daha kolay ve erişilebilir hale getiren yeni bir güncelleme duyurdu. Şirket, “Hakkınızdaki Sonuçlar” aracını güncelleyerek, kullanıcıların adları ve diğer kişisel iletişim bilgilerini kaydedip, bu bilgilerin arama sonuçlarında yer alması durumunda hızlı bir şekilde kaldırma talebi iletmelerini sağladı.

Google, kişisel bilgilerin arama sonuçlarından kaldırılmasını kolaylaştırıyor

Artık bu özellik yalnızca Google uygulaması üzerinden değil, masaüstü ve mobil platformlarda da erişilebilir hale getirildi. Kullanıcılar, arama sonuçlarında gördükleri ilgili içeriklerin yanında yer alan üç noktalı menüye tıklayarak “Bu sonucu kaldır” seçeneğini kullanarak taleplerini doğrudan iletebiliyorlar.

Google, kişisel bilgilerin arama sonuçlarından kaldırılmasını kolaylaştırıyor.

Google, kullanıcıların hangi tür içeriklerin silinebileceği hakkında da ek bilgilendirmeler sunuyor. Yeni sistemde üç tür kaldırma talebi bulunuyor. İlki, kişisel bilgilerin korunmasıyla ilgili talepleri kapsıyor ve özellikle izinsiz paylaşılan veriler (doxxing) için geçerli. İkinci olarak, telif hakkı ihlali veya yasa dışı içeriklere yönelik yasal talepler yer alıyor. Üçüncü talep ise, güncellenmiş veya kaldırılmış bir web sayfasının hala eski haliyle Google Arama sonuçlarında görünmeye devam etmesi durumunda, içeriğin yeniden taranmasını sağlıyor.

Bu özellik şu an için ABD, Birleşik Krallık, İrlanda, Avustralya, Kanada, Güney Afrika, Brezilya, Meksika, İspanya, Fransa, İsveç, Tayland, Hindistan ve Endonezya’da kullanılabiliyor. Google, bu hizmetin yakında daha fazla ülkede aktif hale geleceğini belirtiyor. Bu güncelleme, kullanıcıların dijital güvenliğini daha iyi korumalarını ve istenmeyen kişisel bilgilerin internetteki görünürlüğünü azaltmalarını sağlamayı amaçlıyor.

SolidWorks, Yapay Zeka Entegrasyonu ile Tasarım ve Üretimi Yeniden Tanımlıyor!

SolidWorks, 30. yılını kutladığı 3DEXPERIENCE World 2025 etkinliğinde, tasarım ve endüstri dünyasına yön veren yapay zeka (AI) entegrasyonunu duyurdu. Techinside olarak yerinde takip ettiğimiz etkinliği SolidWorks Türkiye Ülke Müdürü Emin Cenal ile değerlendirdik. Cenal, SolidWorks’ün geçmişten günümüze uzanan yolculuğunu ve yapay zekanın tasarım araçlarına getirdiği devrimsel yenilikleri paylaştı. Türkiye’deki maker ve startup ekosistemine Solidworks’ten çok önemli bir destek geliyor!

30 Yıllık Serüven ve Yapay Zeka Devrimi

SolidWorks, 30 yıl önce başladığı yolculuğunda, elle yapılan tasarımlardan 3 boyutlu dijital tasarım dünyasına geçişi sağladı. Bugün ise yapay zeka ile tasarım ve üretim süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Cenal, “Yapay zeka, tasarımcıların iş yükünü azaltırken, daha hızlı ve verimli çözümler sunuyor” dedi.

Endüstriyel Tasarımda Yapay Zeka Fırtınası

SolidWorks’ün yeni AI destekli Aura eklentisi, teknik resimden görselleştirmeye kadar tüm süreçlerde kullanıcılara rehberlik edecek. Bu eklenti, tasarımcıların ihtiyaçlarını anlayarak otomatik çözüm önerileri sunacak. Özellikle makine öğrenmesi  ve  otomasyon alanlarında, üretim maliyetlerini düşürürken kaliteyi artırmayı hedefliyor.

3D Experience Platformu ile Uçtan Uca Çözüm

SolidWorks’ün 3D Experience platformu, tasarım, simülasyon, üretim ve iş birliği süreçlerini tek bir çatı altında topluyor. Bu platform, özellikle maker’lar ve startup’lar için büyük avantajlar sunuyor. Türkiye’deki maker ekosistemine özel olarak, yazılımların ücretsiz sağlanacağı duyuruldu.

Türkiye’de Maker ve Startup’lara Tam Destek

SolidWorks, Türkiye’deki maker hareketi ve startup ekosistemi için önemli adımlar atıyor. Üniversiteler ve meslek okullarıyla iş birliği yaparak, yetişmiş iş gücü sağlamayı hedefliyor. Cenal, “Türkiye’deki startup’lar, ülkenin itici gücü haline geldi. Onlara tam destek veriyoruz” dedi. SolidWorks, Türkiye’deki yetkili iş ortaklarıyla birlikte, tasarımcıları ve üreticileri desteklemeye devam edecek. Özellikle üniversiteler ve meslek okulları ile yapılan iş birlikleri, genç yeteneklerin yetişmesine katkı sağlayacak.

Yeni Versiyon ve Gelecek Planları

Etkinlikte, SolidWorks’ün yeni versiyonunun özellikleri de tanıtıldı. Yapay zeka destekli tasarım araçları, daha hızlı simülasyonlar ve kullanıcı dostu arayüzler, tasarımcıların işini kolaylaştıracak. Ayrıca, 3D Experience Forum gibi etkinliklerle, tasarımcıların ve üreticilerin bir araya gelmesi sağlanacak.

Oyak Renault, otomobil fabrikasında 8 milyonuncu aracı üretti!

0

Oyak Renault, Bursa’daki otomobil fabrikasında 8 milyonuncu aracını üreterek önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu araç, Renault Duster modeli olarak banttan inmiş oldu. Oyak Renault’nun bu başarısı, şirketin Türkiye’deki üretim gücünün ne denli güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Oyak Renault, otomobil fabrikasında 8 milyonuncu aracı üretmeyi başardı

Renault Group Türkiye CEO’su ve Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı Jan Ptacek, 8 milyonuncu aracın üretimiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki stratejik konumunun güçlendiğini ve bu başarının, Türkiye’nin küresel rekabetteki yerini daha da pekiştirdiğini vurguladı.

Oyak Renault, otomobil fabrikasında 8 milyonuncu aracı üretmeyi başardı.
Oyak Renault, otomobil fabrikasında 8 milyonuncu aracı üretmeyi başardı.

Oyak Renault, yıllar içinde sadece üretim kapasitesini değil, aynı zamanda mühendislik çözümleri ve üretim teknolojilerini de geliştirmiş durumda. Beş bini aşkın çalışanıyla, Renault Group’un en verimli üretim merkezlerinden biri haline gelen Oyak Renault, kaliteyi her zaman ön planda tutarak, Ar-Ge, tedarik zinciri ve diğer birçok kritik fonksiyonu bünyesinde barındırıyor.

Firma, 8 milyonuncu araç olan Duster’ın üretiminin ardından 2027 yılına kadar üç yeni modelin üretimine başlamayı planladığını da açıkladı. Bu plan doğrultusunda, Ar-Ge kapasitelerini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Oyak Renault’nun bu vizyonu, Türkiye’nin otomotiv üretimi alanındaki global rekabetteki konumunu daha da güçlendirme amacını taşıyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

BTM’de görev değişimi

0

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından girişimciliğin desteklenmesi amacıyla Kasım 2016’da kurulan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nde (BTM) görev değişimi yaşandı. Kurucu Genel Müdür Dr. İbrahim Elbaşı, BTM’nin Fulya’daki yerleşkesinde düzenlenen törenle yerini Dr. Önder Kul’a bıraktı.

Dr. İbrahim Elbaşı yönetimindeki BTM, kısa süre içinde dünyanın sayılı kuluçka merkezlerinden biri haline geldi. Kuluçka merkezlerini değerlendirme konusunda otorite olarak kabul edilen İsveç merkezli UBI Global, Silikon Vadisi de dahil dünya genelindeki tüm startup merkezleri arasında yaptığı değerlendirme sonunda henüz 3’üncü yılındayken BTM’yi “Dünyanın En Çok Gelecek Vaat Eden Merkezi” seçti. BTM iki yıl sonra yine UBI Global tarafından “Dünyanın En İyi 3’üncü Kuluçka Merkezi” ilan edildi.

BTM 10 binden fazla girişimciye evsahipliği yaptı

BTM, kuruluşundan bu yana geride bıraktığı 7 yıl boyunca 6 bin 416 girişimden 10 bin 335 girişimciye destek verdi. Bu süreç içinde 135 BTM girişimine, 8 milyar 818 milyon lira değerleme üzerinden yatırım yapıldı.

Dr. İbrahim Elbaşı’dan görevi devralan Dr. Önder Kul ise liseyi birincilikle bitirdikten sonra Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek Lisansını Politecnico di Milano’da, doktorasını da Kültür Üniversitesi’nde yaparak mühendislik ekonomisi alanında uzmanlık kazanan Kul’un hem inşaat hem de turizm alanında yatırımları bulunuyor. Kul aynı zamanda MÜSİAD YTK’da Afrika diplomasi sorumluluğu ve MÜSİAD Invest’te ise icra kurulunda görev yapıyor.