Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 300

Türkiye’deki elektrikli araç sayısı 200 bine yaklaştı!

Türkiye‘deki elektrikli araç sayısı, 2025 yılının Ocak ayında 198 binin üzerine çıkarak önemli bir kilometre taşına ulaştı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) verilerine göre, Türkiye’deki elektrikli araç sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %122 oranında bir artış gösterdi. Geçtiğimiz yıl Ocak ayında 88 bin civarındaki elektrikli araç sayısı, bu yıl 198 bin seviyelerine çıkmış durumda. Ocak 2025’te satılan elektrikli araç sayısı ise, önceki yıla göre %316 oranında bir artışla 12 bin 496 adede ulaştı.

Türkiye’deki elektrikli araç sayısı neredeyse 200 bin oldu

Bu büyümeye paralel olarak, elektrikli araçlar için şarj altyapısı da hızla gelişiyor. Türkiye’deki toplam şarj soketi sayısı Ocak 2025 itibarıyla 27 bine dayanmış durumda. Bu soketlerin yaklaşık 16 bin adedi AC (alternatif akım) yavaş şarj cihazlarına aitken, yaklaşık 10 bin adedi ise DC (doğru akım) hızlı şarj cihazlarına ait. Şarj soketlerindeki yıllık artış ise %105 seviyelerinde gerçekleşti.

Türkiye’deki elektrikli araç sayısı neredeyse 200 bin oldu.

AC soket sayısındaki artış, yaklaşık %77 seviyesinde kalırken, DC soketlerinin büyümesi %150’yi bulmuş. Bu eğilim devam ederse, 2025 yılı sonunda DC soketlerinin sayısının, AC soketlerinin sayısını geçmesi bekleniyor.

Elektrikli araçların şarj altyapısındaki büyümenin başlıca oyuncuları arasında ZES, eşarj, Voltrun ve Trugo yer alıyor. ZES, 4.309 soketle en fazla şarj soketine sahip şirket olarak öne çıkarken, onu sırasıyla eşarj (2.002 soket), Voltrun (1.592 soket) ve Trugo (1.431 soket) takip ediyor. DC şarj soketlerinde ise eşarj (1.635 soket), Trugo (1.279 soket) ve ZES (1.209 soket) önde gelen firmalar arasında bulunuyor. Bu gelişmeler, elektrikli araçların daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmesini ve Türkiye’deki yeşil dönüşüm sürecini hızlandıran önemli adımlar olarak değerlendiriliyor.

ALTAY tankının teslimat takvimi belli oldu!

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, ALTAY tankının seri üretim süreci ve teslimat takvimine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalara göre, Türkiye’nin en ileri teknolojilerle donatılmış yeni nesil ana muharebe tankı ALTAY, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde toplam 250 adetlik bir teslimatla envantere girecek. İlk etapta 2025 yılı itibarıyla 3 adet ALTAY T1 tankı teslim edilecek, bu teslimatlar ise Ağustos ayında gerçekleşmesi planlanıyor. Ardından 2026’da 11 adet, 2027’de ise 41 adet ALTAY tankı teslim edilecek. İlk 40 tankta, Güney Kore menşeli bir güç grubu kullanılacakken, ilerleyen süreçte yerli üretim olan 1500 beygirlik BATU motoruna geçilecek. 2028 yılından itibaren ise ALTAY tankının daha gelişmiş ve teknolojik T2 konfigürasyonu üretilecek ve toplamda 165 adetlik bir teslimat yapılacak. Bu yeni konfigürasyonda tank, daha modern ve gelişmiş sistemlerle donatılacak.

ALTAY tankının teslimat takvimi kesinlik kazandı

BMC Power’ın üretim tesislerinde yerli motor ve güç aktarma sistemlerinin üretileceği belirtiliyor. Tesislerde, 400 beygirden 1500 beygire kadar çeşitli motorlar üretilecek ve bu sayede yurt dışına bağımlılık en aza indirilecek. Ayrıca, ALTAY tanklarıyla birlikte üretilecek ALTUĞ 8X8 Zırhlı Muharebe Aracı için de üretim kapasitesi oluşturulacak. BMC, yeni zırhlı araç üretim fabrikasının üçüncü çeyrekte faaliyete geçirmeyi planlıyor.

Yeni ALTAY tankı, teknolojik özellikleriyle dikkat çekiyor. Tank, modern muharebe ortamında üstün performans gösteren yeni nesil bir araç olarak tasarlandı. Atış kontrol sistemi, lazer mesafe ölçer (LRF) ve hassas görüntü sabitleyici stabilizasyon sistemi gibi gelişmiş teknolojilerle donatılan ALTAY, uzun mesafelerde hedef tespiti yapabilme ve yüksek isabet oranıyla angajman sağlama yeteneğine sahip. Ayrıca, pasif koruma sağlayan gelişmiş zırh modüllerinin yanı sıra, AKKOR Aktif Koruma Sistemi de tankta yer almakta, bu sayede ALTAY 3+ nesil muharebe tankı seviyesine yükseltilmiş oluyor.

Tankın kritik sistemleri, yerli üretimle donatılarak, Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerlilik oranı artırılmakta. Özellikle, 12,7 mm ve 7,62 mm silah sistemlerinden mühimmat raflarına, aktif koruma sistemlerinden periskoplara kadar birçok sistemin yerlileştirilmesi sağlandı. 23 Nisan 2023’te Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilen 2 adet ALTAY tankının saha testleri de başarılı bir şekilde devam ediyor.

Bu gelişmeler, Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerli üretim kapasitesini artırarak, dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor ve ALTAY tankının ülke savunmasına önemli bir katkı sağlaması bekleniyor.

ChatGPT, Safari’nin varsayılan arama motoru olarak kullanılabilecek!

OpenAI, iPhone kullanıcıları için önemli bir yeniliğe imza atarak ChatGPT uygulamasına Safari uyumlu bir arama uzantısı ekledi. Bu güncelleme sayesinde, iOS cihazlarında Safari tarayıcısını kullananlar artık aramalarını varsayılan olarak Google veya diğer arama motorları üzerinden yapmak zorunda kalmadan, doğrudan ChatGPT ile gerçekleştirebiliyor. Daha önce Safari’de bir arama yapıldığında, sistem otomatik olarak Apple’ın sunduğu varsayılan arama motoruna yönlendirirken, artık kullanıcılar tercihlerine göre ChatGPT’yi de bir seçenek olarak kullanabiliyor.

ChatGPT, Safari’nin varsayılan arama motoru olarak kullanılabiliyor

Bu özelliği aktif hale getirmek için öncelikle ChatGPT uygulamasının en güncel sürümüne sahip olmak gerekiyor. Güncelleme yapıldıktan sonra, iPhone’un Ayarlar uygulamasına girip Safari sekmesine geçiş yaparak ChatGPT arama uzantısını manuel olarak etkinleştirmek mümkün. Uzantı aktif hale getirildiğinde, Safari arama çubuğuna yazılan her türlü sorgu, doğrudan ChatGPT’nin yapay zeka tabanlı arama sistemine yönlendiriliyor. Kullanıcılar Google, Bing veya DuckDuckGo gibi geleneksel arama motorları yerine ChatGPT’yi kullanarak bilgiye ulaşabiliyor.

Apple ChatGPT

Ancak bu özellik doğrudan Apple tarafından varsayılan bir arama motoru seçeneği olarak sunulmuyor. Yani kullanıcılar Safari ayarları içinden ChatGPT’yi kalıcı olarak varsayılan arama motoru olarak belirleyemiyor. Bunun yerine, uzantı bir ara katman görevi görerek, yapılan aramaların ChatGPT üzerinden işlenmesini sağlıyor. Ayrıca uzantının çalışabilmesi için kullanıcıların, varsayılan olarak belirlenmiş arama motorlarının (örneğin Google.com) sitelerine erişim izni vermesi gerekiyor. İzin verildiğinde, Safari içindeki tüm aramalar otomatik olarak ChatGPT tarafından yanıtlanıyor ve geleneksel arama motorlarına yönlendirme yapılmıyor.

Bu gelişme, ChatGPT’nin kullanım alanını daha da genişleterek onu geleneksel arama motorlarına alternatif bir bilgi kaynağı haline getiriyor. OpenAI’nin sunduğu bu yeni arama deneyimi, özellikle yapay zeka tabanlı sorgulara öncelik veren ve doğal dil işleme yeteneklerinden faydalanmak isteyen kullanıcılar için büyük bir yenilik olarak görülüyor. Bununla birlikte, Apple’ın ChatGPT’yi doğrudan Safari’nin kalıcı varsayılan arama motorları arasına dahil edip etmeyeceği ise belirsizliğini koruyor. Şimdilik bu uzantı, kullanıcıların ChatGPT’yi daha entegre bir şekilde kullanmasına olanak tanıyan geçici bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

Grok, Elon Musk ve Trump için sansür uyguladı!

Elon Musk’ın sahibi olduğu xAI’ın geliştirdiği yapay zeka modeli Grok’un, Elon Musk ve Donald Trump hakkında belirli bilgileri sansürlediği ortaya çıktı. Kullanıcılar, Trump ve Musk’ın geçmişte yalan veya yanıltıcı bilgiler paylaştığı iddia edilen olaylara dair kaynak talep ettiğinde, Grok’un bu talepleri reddettiği fark edildi. Normal şartlarda yapay zeka modelleri, geniş bir veri kümesine dayanarak tarafsız yanıtlar vermekle yükümlü olsa da, Grok’un bu konuda sistematik bir şekilde bilgi paylaşmaktan kaçınması dikkat çekti. Bu durum sosyal medyada büyük yankı uyandırırken, xAI kısa süre içinde konuya ilişkin bir açıklama yapmak zorunda kaldı.

Grok, Elon Musk ve Trump için resmen sansür uyguluyor

xAI yöneticisi Igor Babuschkin, Grok’un gerçekten de Musk ve Trump hakkında belirli bilgileri paylaşmaktan kaçınacak şekilde ayarlandığını doğruladı. Ancak bu kararın şirket yönetimi tarafından alınmadığını, xAI bünyesine yeni katılan eski bir OpenAI çalışanının kendi inisiyatifiyle böyle bir değişiklik yaptığını iddia etti. Babuschkin’e göre bu kişi, Grok’un kodlarında bazı düzenlemeler yaparak modelin Musk ve Trump’a dair belirli bilgileri filtrelemesini sağladı ancak bunu kötü niyetle değil, iyi bir amaç doğrultusunda gerçekleştirdiğini düşündü. Yine de Babuschkin, böyle bir müdahalenin şirketin tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu ve hatanın en kısa sürede giderileceğini belirtti. Ancak bu açıklama, olayın sorumluluğunu bireysel bir çalışana yükleme çabası olarak da yorumlandı.

Özellikle OpenAI ile xAI arasındaki rekabet göz önüne alındığında, xAI’ın yaptığı açıklamanın, OpenAI’da da benzer uygulamaların yapıldığına dair bir imada bulunma amacı taşıdığı düşünülüyor. Babuschkin’in ifadeleri, OpenAI’nın eski çalışanlarının, daha önce sansür mekanizmaları üzerinde çalışmış olabileceği yönünde spekülasyonları da beraberinde getirdi.

Grok’un daha önce Elon Musk ve Donald Trump’a dair oldukça eleştirel yanıtlar verdiği biliniyor. Öyle ki, geçtiğimiz haftalarda Grok’un, Musk ve Trump’ın idam cezasını hak ettiğini ima eden bir yanıt verdiği ve bu durumun büyük tartışmalara neden olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi ise tam tersine, Musk ve Trump’ı eleştiren bilgilerin kullanıcılara sunulmasını engelleyen bir sistemin uygulanması, şirketin kendi modeline yönelik müdahaleler konusunda dengesini kaybettiğini gösteriyor.

Bu gelişmeler, xAI’ın sansür uygulamalarına ne kadar müdahil olduğu ve Grok’un gerçekten tarafsız bir yapay zeka modeli olup olmadığı konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Elon Musk, daha önce OpenAI’ı belirli siyasi ve ideolojik çerçevede sansür uygulamakla suçlamış ve kendi geliştirdiği xAI’ı “tarafsız bir yapay zeka modeli” olarak tanımlamıştı. Ancak son yaşanan olaylar, xAI’ın da benzer bir sansür mekanizması kurduğunu ve şirketin bunu açıklamak için bireysel bir çalışana suç atmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Şirketin bu konudaki duruşu ve Grok’un gelecekte nasıl bir politika izleyeceği ise merak konusu.

Ürün tasarımında Apple Vision Pro desteği!

0

Dassault Systèmes, Apple ile yaptığı iş birliğiyle Apple Vision Pro’yu 3DEXPERIENCE platformuna entegre ettiğini duyurdu. Bu entegrasyon, sanal ikizlerin kullanıcıların fiziksel alanlarına taşınmasını sağlayarak, gerçek zamanlı görselleştirme ve ekip iş birliğinde devrim yaratacak. Apple Vision Pro’nun gelişmiş kameraları, sensörleri ve izleme özellikleri sayesinde, sanal ikizler fiziksel dünyayla etkileşime girerek, ürün tasarımı ve üretim süreçlerinde bilimsel doğrulukla yeni bir boyut kazandıracak.

Sanal ikizler fiziksel ortama taşınacak

Dassault Systèmes’in “3DLive” adlı yeni visionOS uygulaması, bu yaz kullanıma sunulacak. Bu uygulama, 3DEXPERIENCE platformunda oluşturulan sanal ikizlerin, kullanıcıların fiziksel ortamlarına taşınmasına olanak tanıyacak. Bu sayede, mühendisler ve tasarımcılar, ürün modellerini gerçek dünyada deneyimleyerek, tasarım süreçlerini daha verimli ve etkili hale getirebilecekler.

Dassault Systèmes’in Kurumsal Strateji ve Platform Dönüşümü’nden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Elisa Prisner, Apple ile yapılan mühendislik iş birliğinin, gerçek ve sanal dünyaları birleştiren 3D UNIV+RSES’in gücünü ortaya koyduğunu belirtti. Prisner, bu entegrasyonun, müşterilere 3DEXPERIENCE platformunun sunduğu olanakları genişleterek, yeni nesil yapay zeka tabanlı deneyimlerle sanal ikiz verilerini daha etkin kullanma imkanı sunacağını ifade etti.

Apple’ın Vision Ürünleri Grubu Başkan Yardımcısı Mike Rockwell ise, Apple Vision Pro’nun mekansal bilişim alanında sınırları zorladığını ve mühendisler ile tasarımcıların 3D tasarımları daha önce mümkün olmayan şekillerde hayata geçirmelerini sağladığını söyledi. Rockwell, Dassault Systèmes ile yapılan iş birliğinin, 3DEXPERIENCE platformuna mekansal bilişim yetenekleri kazandırarak, kullanıcıların 3D tasarımları daha etkili bir şekilde deneyimlemelerine olanak tanıyacağını vurguladı.

Bu yenilikçi deneyime erişmek isteyen kurumsal müşteriler, bu yaz itibarıyla Dassault Systèmes’in yeni 3DLive uygulamasını Apple Vision Pro için indirebilecekler. Ayrıca, Dassault Systèmes, bugün itibarıyla Apple Vision Pro için “HomeByMe Reality” adlı yeni bir uygulama da sunuyor. Bu uygulama, kullanıcıların ev içi tasarımlarını keşfetmelerine ve görselleştirmelerine olanak tanırken, mobilya mağazaları veya showroom’larda da kullanılabilecek. Ayrıca, bu uygulama sayesinde kullanıcılar, gayrimenkul mülklerini sanal olarak gezebilecekler.

Bu duyuru, Dassault Systèmes’in Houston’da düzenlenen ve Kuzey Amerika’daki endüstriyel müşterilere adanmış yıllık etkinliği olan 3DEXPERIENCE Forum’da paylaşıldı. Etkinlikte, ürün tasarımı ve üretiminde mekansal bilişimin sunduğu yeni olanaklar ve bu teknolojinin farklı sektörlerde nasıl devrim yaratabileceği konuları ele alındı.

Dassault Systèmes ve Apple’ın bu stratejik iş birliği, ürün tasarımı ve üretim süreçlerinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Mekansal bilişim ve sanal ikiz teknolojilerinin birleşimi, şirketlerin inovasyon hızını artırırken, maliyetleri düşürmelerine ve ürün kalitesini yükseltmelerine olanak tanıyor. Bu entegrasyon, mühendisler ve tasarımcılar için daha önce mümkün olmayan deneyimler sunarak, ürün geliştirme süreçlerinde devrim niteliğinde bir değişim vaat ediyor.

Güneş’teki dev patlama Pasifik’te kesintilere yol açtı!

0

Güneş’te 24 Şubat 2025 tarihinde meydana gelen X2.0 sınıfı patlama, Pasifik Okyanusu üzerindeki kısa dalga radyo sinyallerinde önemli kesintilere yol açtı. Bu patlama, Türkiye saatiyle 22:27’de, Güneş’in kuzeybatı kenarındaki AR 4001 isimli güneş lekesi üzerinde gerçekleşti. X sınıfı güneş patlamaları, en güçlü patlamalar olarak kabul edilir ve her bir sınıf, bir öncekinden on kat daha güçlüdür. Bu bağlamda X2.0 patlaması, X sınıfının orta seviyesinde yer alan bir patlama olarak değerlendirilir. Patlama sırasında yüksek miktarda ultraviyole (UV) radyasyon yayıldı ve bu, özellikle Pasifik bölgesinde radyo iletişimi üzerinde etkiler yarattı. Kısa dalga radyo sinyalleri, Güneş’ten gelen bu yüksek enerjili ışınım nedeniyle geçici olarak kayboldu.

Güneş’teki dev patlama Pasifik’te kesintilere neden oldu

Güneş patlamaları, bilim insanları tarafından dört ana sınıfa ayrılır: B, C, M ve X. En zayıf patlamalar B sınıfına aittir, X sınıfı ise en güçlü patlamaları ifade eder. X2.0 patlaması, X sınıfı içinde orta derecede güçlü bir patlama olarak kabul edilir ve etkilerinin de bu seviyeye uygun şekilde belirgin olduğu söylenebilir. Güneş patlamaları, dünya üzerindeki iletişim, navigasyon sistemleri ve enerji altyapıları üzerinde potansiyel olarak büyük etkiler yaratabilir.

https://twitter.com/JAtanackov/status/1893749972027216078

Bu patlamayı izleyen süreçte, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) tarafından yapılan değerlendirmeye göre, olay R3 (“Güçlü”) kategorisinde yer aldı. Bu kategori, patlamanın “Aşırı” (R5) ve “Şiddetli” (R4) seviyelerinin altında, ancak yine de önemli etkiler yaratabilecek bir düzeyde olduğunu gösteriyor. NOAA, patlamanın bir koronal kütle atımı (CME) üretmediğini belirtti, bu da Dünya’ya yönelik doğrudan bir tehdit oluşturmadığı anlamına geliyor. CME’ler, Güneş’ten büyük miktarda plazma ve manyetik alanın uzaya fırlatılmasıyla oluşur ve eğer bu materyal Dünya’ya yönelseydi, büyük manyetik fırtınalar meydana gelebilir, enerji altyapısında aksaklıklar yaşanabilir, uydu sistemlerinde bozulmalar olabilir ve kutup ışıkları (aurora) daha düşük enlemlerde bile gözlemlenebilirdi. Ancak bu kez, CME’nin Dünya’ya doğru hareket etmediği için, doğrudan bu tür etkiler söz konusu olmadı.

Patlamanın etkisi, kısa dalga radyo sinyallerindeki kayıplarla sınırlı kaldı, ancak bu olay, Güneş’teki aktivitelerin ne kadar önemli olabileceğini bir kez daha gösterdi. NOAA uzmanları, benzer şiddette başka patlamaların meydana gelme olasılığının hafta ortasına kadar düşük olduğunu, ancak Güneş’teki aktivitelerin sıkı bir şekilde izlenmeye devam edileceğini belirtti. Güneş’in davranışları, uzay hava tahminlerinde kritik rol oynayan bir faktördür ve bu tür patlamalar, dünya üzerindeki teknolojik sistemler üzerinde etkiler yaratabilmektedir. Güneş’teki aktivitelerin izlenmesi, özellikle iletişim, navigasyon ve enerji sistemlerinin korunması açısından son derece önemlidir.

Xiaomi, yapay zeka destekli bilgisayarı ile geliyor!

Xiaomi, akıllı telefon alanındaki büyük başarısını henüz bilgisayar pazarında yakalayamamış olsa da, bu durumu değiştirmeyi planlıyor. Çinli teknoloji devi, yapay zeka destekli ilk dizüstü bilgisayarını tanıtmak üzere önemli adımlar atıyor. Şirketin Başkanı Lu Weibing, Xiaomi 15 Ultra etkinliğinde markanın ilk yapay zeka destekli dizüstü bilgisayarını duyurdu.

Xiaomi, yapay zeka destekli bilgisayarı ile karşımıza çıkacak

Bu bilgisayarın henüz resmi adı açıklanmamış olsa da, 99Wh kapasiteli büyük bir batarya ile geleceği ve havayolu taşımacılığı kurallarına uygun şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Bu duyuru öncesinde ise, Xiaomi İletişim Teknolojileri Ürün Pazarlama Direktörü Ma Zhiyu, yeni bir Redmi dizüstü bilgisayarının kutusunu paylaşarak teknoloji meraklılarını heyecanlandırdı. Cihazın adı büyük ihtimalle Redmi Book Pro 2025 olacak ve Intel Core Ultra 5 işlemcisinden güç alması bekleniyor. Ancak, hangi model numarasının kullanılacağı henüz netlik kazanmadı. Xiaomi, bu bilgisayarı HyperOS Smart Connect teknolojisi ile donatacak, böylece cihaz, akıllı telefonlar, tabletler ve akıllı ev cihazlarıyla mükemmel bir entegrasyon sunacak.

Ayrıca, cihazda Xiao AI Asistanı ve Xiaomi PC Manager yazılımları da bulunacak. Bu yazılımlar sayesinde kullanıcı deneyimi yapay zeka destekli bir verimlilik anlayışıyla şekillenecek. Performans açısından, dizüstü bilgisayar oyun severlere hitap edecek özelliklere sahip olacak. Ma Zhiyu’nun yaptığı testlerde, Black Myth: Wukong oyununu sorunsuz şekilde çalıştıran cihaz, ortalama 67 fps ile oldukça akıcı bir performans sergiliyor.

En yüksek 75 fps’ye ulaşabilen cihaz, en düşük seviyede bile 59 fps’nin altına düşmüyor, bu da güçlü bir soğutma sistemi ve gelişmiş bir GPU’ya sahip olduğunu gösteriyor. Xiaomi’nin dizüstü bilgisayar stratejisi, rakiplerine kıyasla bazen düzensiz bir seyir izlese de, şirket, Redmi markasına yatırım yaparak bu alanda sağlam bir konum elde etmeye çalışıyor. Ma Zhiyu, Xiaomi markası altında yeni dizüstü bilgisayarların piyasaya sürüleceğini ancak bunun yakın zamanda gerçekleşmeyeceğini belirtti.

HP Humane’i neden satın almak istiyor?

0

Donanım girişimi, varlıklarının çoğunun 116 milyon dolara HP tarafından satın alındığını duyurmuştu. Bu da VC fonlamasında topladığı 240 milyon doların yarısından az anlama geliyor. Girişim, 499 dolarlık AI Pinlerinin satışını derhal durduracak ve 28 Şubat’tan sonra giyilebilir cihaz artık Humane’in sunucularına bağlanmayacak.

HP Humane satın alımında perde arkası

Bundan sonra cihazlar arama, mesajlaşma, AI sorguları/yanıtları veya bulut erişimi yapamayacak. Son 90 gün içinde bir AI Pin satın alan müşteriler geri ödeme almaya hak kazanır. Ancak daha önce bir cihaz satın alanlar bu haktan yararlanamaz.

HP satın alımının duyurulmasından saatler sonra, birkaç Humane çalışanı HP’den %30 ila %70 arasında maaş artışı, ayrıca HP hisse senedi ve bonus planları içeren iş teklifleri aldı. Bu arada, diğer Humane çalışanlarına, özellikle AI Pin cihazlarına daha yakın çalışanlara işsiz oldukları bildirildi.

Geçtiğimiz yaz bir dönem Humane’in AI pin geri iadeleri, satış sayısından daha fazla olmuştu. Ekim ayında, uzun süredir müşterilerinden AI Pin’i için 699 dolar ücret alan şirket, fiyatı 200 dolar düşürmüştü. Ancak tüm bu çabalar karşılığını alamadı.

HP Humane’ın CosmOS AI işletim sistemi de dahil olmak üzere bazı teknolojilerini satın alacak. Humane yakın zamanda AI işletim sisteminin bir arabanın eğlence sisteminde, akıllı bir hoparlörde, bir TV’de ve bir Android telefonda çalışabileceğini öne süren bir reklam gösterdi. Bu teknoloji AI’yı HP’nin kişisel bilgisayarlarına ve yazıcılarına entegre etmek için kullanılabilir.

Humane ekibi, HP içinde HP IQ adlı yeni bir grubun temelini oluşturacak ve bu grubu “işin geleceği için HP’nin ürün ve hizmetleri genelinde akıllı bir ekosistem oluşturmaya odaklanmış bir AI inovasyon laboratuvarı” olarak tanımlıyor.

Apple modemi işlemcileriyle tek pakette birleşecek

Apple’ın modemini gelecekteki işlemcilerle tek bir pakette birleştirmeyi planladığı bildiriliyor. Ancak bunun gerçekleşmesi için muhtemelen birkaç yıl geçmesi gerekecek. Apple, Şubat ayında ilk şirket içi hücresel modemi olan C1’i duyurdu. Pek de uygun fiyatlı olmayan iPhone 16eve bu konuda çok fazla ayrıntıya girmese de şirketin gelecekteki yinelemeler için bazı büyük planları olduğu bildiriliyor.

Apple modemi için yeni bilgiler

Bloomberg’nin Mark Gurman’ına göre, Apple sonunda modem bileşenini ana işlemciye entegre etmeyi amaçlıyor. Modemi ana işlemciye entegre etmek enerji ve maliyet avantajları sağlayabilir, ancak bu tasarım hala çok uzakta. Gurman’a göre şirketin halihazırda test ettiği C2 ve C3’ü muhtemelen ilk önce modem olmadan göreceğiz ve entegre tasarım “en erken 2028’e kadar” gelmeyecek.

Bloomberg’den gelen raporda, C1 teknolojisinin daha sonra Apple’ın Sistem-Üzeri-Çip (SoC) ana işlemcilerine entegre edileceği tahmin ediliyor.Bu kesinlikle A serisi Apple Silicon işlemcilerini içerse de bu aynı zamanda M serisi Apple Silicon yongalarına da taşınabilir. A serisi ilk etapta M serisi yongaların yaratılmasının temeli olduğundan, A serisinde görülen gelişmelerin sonunda M serisine de ulaşması mantıklıdır. A serisi şu anda iPad ve iPad mini ile birlikte öncelikle iPhone’larda kullanılıyor. 2020’de piyasaya sürülen M serisi çoğunlukla Mac’lerde kullanılıyor. iPhone 16e’deki C1 hücresel çip mevcut ihtiyaçları karşılasa da, ileride daha geniş bir şekilde kullanılacak olan Milimetre Dalga (mmWave) hücresel gibi bazı teknolojilerden şu anda yoksun.

Apple, tanıtımı sırasında yeni C1 modemi “bir iPhone’da şimdiye kadarki en güç tasarruflu modem” olarak adlandırdı. 599 dolarlık iPhone 16e’de ayrıca bir A18 çipi (ancak dört GPU çekirdeğiyle) var. Ayrıca Apple Intelligence’ı destekliyor, bu olmasa bile insanların bundan gerçekten ne beklediğini görmek istiyor.

Yarı iletkenler askeri alanda gelişmeye sağlayacak

0

Çin’in 3. nesil yarı iletkendeki atılımı, yarı iletkenler askeri silahların ilerlemesini sağlayabilir. Çinli araştırmacılar, umut vadeden yarı iletken malzeme galyum nitrürdeki (GaN) kusurların başlıca nedenini keşfettiler. Bu malzeme, özellikle askeri uygulamalarda kullanılan gelişmiş elektroniklerin geliştirilmesi için kritik öneme sahip.

Yarı iletkenler askeri teknolojilerde temel olacak

Pekin Üniversitesi’ndeki Profesör Huang Bing ve ekibinin liderliğindeki ekip, GaN kristal büyümesindeki kusurların başlıca nedenini belirliyor. GaN üretimi, büyümeyi desteklemek için genellikle silikon ve safir gibi alt tabakalar kullanır. Sorunun, kristal yapısını bozan ve sızıntıya ve performans düşüklüğüne yol açan dislokasyon kusurlarından kaynaklandığını buldular. Ekip bu kusurları GaN’ın altıgen bir atomik yapıya sahip olması nedeniyle buldu, bu da onu silikonun kübik yapısından farklı kılıyor. Yarı iletkenler askeri anlamda stratejik bir öneme sahiptir.

GaN, 5G baz istasyonlarında, radarda, askeri iletişimde, havacılık ve elektronik savaşta yaygın olarak kullanılan üçüncü nesil bir yarı iletken malzemedir. Daha yüksek voltajlarda, frekanslarda ve sıcaklıklarda çalışabilme yeteneği nedeniyle belirli uygulamalarda silikondan daha iyidir.

Şu anda, ABD gibi büyük dünya güçleri gelişmiş çipler için GaN’a büyük ölçüde güveniyor. Bu, onu devam eden ABD-Çin teknoloji rekabetinde stratejik olarak önemli kılıyor. Çin, küresel galyum üretiminin yaklaşık %98’ini kontrol ediyor ve yakın zamanda ABD’ye ihracatı yasakladı. Bu durum, GaN tabanlı yarı iletkenlerin maliyetini artırdı ve ABD’nin (özellikle Pentagon’un) uygun fiyatlı çip tedarik etmesini zorlaştırdı. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), GaN tabanlı çiplere dayanan endüstrileri etkileyecek önemli bir ekonomik etkinin olacağı konusunda uyarıyor. Yarı iletkenler askeri alanlarda kullanılmaya devam edilecektir.

Ekip, taramalı transmisyon elektron mikroskobunun (STEM) akıllıca kullanımı sayesinde keşiflerini gerçekleştirdi. Bu teknolojiyi kullanarak, ilk kez atomik ölçekteki dislokasyonları gözlemlediler.

Elektronların sahip olabileceği en yüksek kararlı enerjiyi işaretler. Bir yarı iletkenin elektriği iletip iletmediğini ve ne kadar kolay ilettiğini belirler. Belirli safsızlıklar ekleyerek ve kapı voltajını artırarak, GaN üretimindeki dislokasyonları en aza indirdiler.

Pekin Hesaplamalı Bilim Araştırma Merkezi’nden Profesör Huang Bing Salı günü yaptığı açıklamada: “Kusurları önlemek için geleneksel stratejiler arasında farklı substratlar kullanmak ve kristalleşme sıcaklıklarını ayarlamak yer alıyor. Ancak bu yaklaşımlar yalnızca semptomları ele alıyor, nedeni değil” dedi. Askeri anlamda yarı iletkenler büyük önem taşımaktadır.

Sürdürülebilir kentler için yapay zeka kolaylık sağlıyor

0

IBM, yapay zeka destekli geliştirmeler için 5 kentsel sürdürülebilirlik kar amacı gütmeyen kuruluşu seçti. IBM Sürdürülebilirlik Hızlandırıcı, yapay zeka ve hibrit bulut gibi IBM teknolojilerini ve şirket uzmanlarını, kuruluşların misyonlarını iki yıl boyunca hızlandırmak için sağlayacak.

Kuruluşlar, hizmet verdikleri topluluklara sağladıkları destek düzeyine ve daha dayanıklı şehirler inşa etmek için yapay zekayı kullanma amaçlarına göre seçildi. IBM Sürdürülebilirlik Hızlandırıcı olarak bilinen iki yıllık program, alıcılara değişim yaratma çabalarını hızlandırmak ve ölçeklendirmek için yapay zeka ve hibrit bulut gibi IBM teknolojilerine ve uzmanlarına erişim sağlıyor.

Sürdürülebilir kentler ve yapay zeka

Ödüller, IBM’in Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 11 doğrultusunda şehirleri daha güvenli, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlayan projeler için 2024 teklif talebini takip ediyor. 100’den fazla başvuru arasından seçilen alıcılar şunlardır:

Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 100 belediye başkanından oluşan bir ağ olan C40 Cities. Grup, aşırı sıcaktan ve kentsel ısı adası etkisinden kaynaklanan riskleri analiz etmek için veri odaklı, yapay zeka destekli bir çözüm oluşturmak için çalışacak. Çözüm, şehirlerin artan ölüm oranları, sosyoekonomik eşitsizlikler ve aşırı yüklenen enerji kaynakları gibi bu risklerle başa çıkmak için stratejiler geliştirmesine yardımcı olacak.

Vatandaşlar ve yerel yönetimlerle teknoloji, kentsel yönetim ve kamu projeleri konusunda çalışan bir Hint kar amacı gütmeyen kuruluşu olan Janaagraha Centre for Citizenship and Democracy. Accelerator, karar vericilerin yerel kaynakların en iyi kullanımını belirlemelerine ve gelecekteki kentsel gelişimde sürdürülebilirliği iyileştirmelerine yardımcı olmak için konsolide şehir düzeyindeki verileri kullanan bir şehir veri ve analitik platformu oluşturmasına yardımcı olacak.

Sürdürülebilir, demokratik ve eşitlikçi şehirleri destekleyen Endonezyalı bir kuruluş olan Kota Kita. Kâr amacı gütmeyen kuruluş ve Accelerator, iklim stresine maruz kalan vatandaşlara yardımcı olmak için yeni AI modelleri geliştirecek. Modeller, dayanıklılık oluşturma girişimlerini artırmak ve nihayetinde yerel toplulukların kırılganlıklarını azaltan yeni projeler uygulamak için doğal afetler, demografik büyüme ve temiz suya erişim gibi faktörleri hesaba katacak.

ABD’deki en büyük hastane tabanlı araştırma organizasyonu olan kar amacı gütmeyen bir sağlık sistemi olan Mass General Brigham. Mass General ve Accelerator birlikte sağlık sistemleri ve toplum sağlık merkezlerinin aşırı sıcaklıkla başa çıkmasına yardımcı olmak için bir yapay zeka aracı geliştirecek. Araç, hiperlokal aşırı sıcaklık olaylarını tahmin etmek, risk altındaki hastaları belirlemek ve bir olay yaklaştığında onlara otomatik uyarılar göndermek için kullanılacak.

Katar yapay zeka ile kamu hizmetlerini güçlendirecek

0

Katar, yapay zekayı kullanarak kamu hizmetlerini güçlendirmek için Scale AI ile anlaşma imzaladı. Katar hükümeti, Körfez Arap ülkesindeki kamu hizmetlerini iyileştirmek amacıyla yapay zeka destekli araçlar ve eğitimler dağıtmak için yapay zeka veri şirketi Scale AI ile beş yıllık bir anlaşma imzaladı.

Katar yapay zeka ile kamuyu hedefliyor

Kaliforniya merkezli şirketin küresel büyüme başkanı Trevor Thompson, “Bu anlaşma dünyadaki diğer hükümetler için bir şablon olabilir ve bence etkiyi daha da hızlı yaratabilecek şekilde taahhütte bulunmamızı sağlıyor” dedi. Katar İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın Katar hükümetinin operasyonları kolaylaştırmak amacıyla öngörücü analiz, otomasyon ve gelişmiş veri analizi gibi araçları benimsemesine olanak tanıyacağı belirtildi.

Açıklamada, Scale AI’nın önümüzdeki beş yıl içerisinde Katar hükümeti için 50’den fazla olası AI kullanımını geliştireceği belirtildi. Thompson anlaşmanın değerinin ne kadar olduğunu söylemeyi reddetti. Zengin bir gaz üreticisi ve uzun zamandır ABD’nin müttefiki olan Katar, komşuları Suudi Arabistan ve BAE’nin artan rekabeti arasında yapay zeka lideri olma yarışında.

2016 yılında kurulan Scale AI, OpenAI’nin ChatGPT gibi eğitim araçlarında kullanılmak üzere büyük miktarda doğru etiketli veri sağlıyor. Şirket ayrıca teknoloji devi Microsoft, Wall Street bankası Morgan Stanley ve OpenAI ve Cohere gibi yapay zeka firmaları gibi müşterilerine veri kümeleri oluşturma ve iyileştirme konusunda da yardımcı oluyor.

Türksat, veri merkezi kapasitesini 8 kat artıracak!

0

Türkiye’nin dijital altyapısını güçlendirme hedefi doğrultusunda Türksat, veri merkezi ve bulut hizmetlerinde büyük bir kapasite artışına gidiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıklamalarına göre, Ankara Gölbaşı’nda inşa edilecek olan yeni veri merkezi, 28 bin 500 metrekarelik dev bir alana sahip olacak ve ülkenin dijitalleşme sürecinde kritik bir rol üstlenecek. Türksat’ın mevcut veri merkezi kapasitesini ilk fazda 3 kat, ikinci fazda ise 8 katın üzerinde artıracak olan bu yatırım, özellikle e-Devlet Kapısı başta olmak üzere kamu hizmetlerinin daha güvenli ve kesintisiz bir şekilde sunulmasını sağlayacak.

Türksat, veri merkezi kapasitesini tam 8 kat artırıyor

Türkiye’nin veri güvenliği açısından büyük bir stratejik öneme sahip olan yeni veri merkezi, tamamen yerli altyapı ve yazılımlarla desteklenecek. Bu sayede, kamu kurumlarının dijital hizmetleri ve e-Devlet uygulamaları, dışa bağımlılığı azaltan yerli çözümler üzerinden çalıştırılabilecek. Türksat Gölbaşı Veri Merkezi’nde 6 sistem salonu, 2 adet 20’şer kabinlik yüksek performans odası ve 6 bin metrekarelik beyaz alan yer alacak. Ancak, bu devasa tesisin donanım bileşenleriyle ilgili detaylar henüz açıklanmış değil. Özellikle yapay zeka odaklı veri merkezlerinde yoğun olarak kullanılan Nvidia GPU’lar gibi donanımların bu sistemde nasıl bir rol oynayacağı merak konusu.

Yeni veri merkezi, toplamda 21 MVA kurulu güç kapasitesine sahip olacak ve uluslararası standartlara uygun olarak inşa edilecek. LEED-Gold sertifikası, Uptime Institute TIER-III ve TSE 50600 standartlarını karşılayacak şekilde tasarlanan tesis, yüksek enerji verimliliği sağlayarak sürdürülebilir ve çevre dostu bir altyapı oluşturacak. Yapay zeka, derin öğrenme, veri madenciliği ve makine öğrenimi gibi yüksek işlem kapasitesi gerektiren alanlarda önemli bir rol üstlenecek olan veri merkezi, büyük veri analizi, algoritma eğitimi ve yüksek hızlı hesaplamalar için güçlü bir işlem gücü sunacak.

Bakan Uraloğlu’nun verdiği bilgilere göre, Türksat Gölbaşı Veri Merkezi’nin temeli bu yıl atılacak ve 2027 yılının ilk yarısında hizmete girmesi planlanıyor. Türkiye’nin veri yönetimi ve işleme kapasitesini uluslararası seviyeye taşıması beklenen bu yatırım, aynı zamanda kamu hizmetlerinin daha verimli ve güvenli bir şekilde sunulmasını sağlayacak. Ayrıca, büyük ölçekli veri merkezlerinin oluşturulmasıyla sektörde rekabetin artırılması ve kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması hedefleniyor. Bu dev yatırımın, Türkiye’nin bulut bilişim ve veri güvenliği alanındaki bağımsızlığını güçlendireceği, aynı zamanda yapay zeka ve büyük veri analizine yönelik altyapıyı geliştirerek ülkenin dijital ekonomisine önemli katkılar sunacağı öngörülüyor.

Yapay zeka kodlama sorunlarını çözemiyor

OpenAI araştırmacıları en iyi yapay zekanın bile kodlama sorunlarının “çoğunluğunu çözemediğini” buldu. OpenAI araştırmacıları, en gelişmiş yapay zeka modellerinin bile insan kodlayıcılarla baş edemediğini itiraf ettiler. CEO Sam Altman, bu yıl sonuna kadar ” alt seviye ” yazılım mühendislerini yenebileceklerini söylüyor.

Yapay zeka kodlama konusunda beklentiyi karşılamıyor

Araştırmacılar, serbest çalışan sitesi Upwork’ten 1.400’den fazla yazılım mühendisliği görevi üzerine inşa edilmiş SWE-Lancer adlı yeni geliştirilmiş bir kıyaslama kullandılar. Kıyaslamayı kullanarak OpenAI, üç büyük dil modelini (LLM) — kendi o1 akıl yürütme modeli ve amiral gemisi GPT-4o ve Anthropic’in Claude 3.5 Sonnet’ini — teste tabi tuttu.

Özellikle, yeni ölçüt, LLM’lerin Upwork’teki iki tür görevle ne kadar iyi performans gösterdiğini değerlendirdi: hataları çözmeyi ve bunlara düzeltmeler uygulamayı içeren bireysel görevler veya modellerin uzaklaşıp daha üst düzey kararlar almaya çalışmasını sağlayan yönetim görevleri içeriyordu. Modellerin internete erişmesine izin verilmiyordu. Bu da çevrimiçi olarak yayınlanmış benzer cevapları kopyalayamayacakları anlamına geliyordu. Modeller, Upwork’te toplamda yüz binlerce dolar değerinde görevler üstlendiler, ancak yalnızca yüzeysel yazılım sorunlarını çözebildiler ve daha büyük projelerdeki hataları veya bunların temel nedenlerini gerçekten bulamadılar. Bu kalitesiz ve yarı pişmiş “çözümler”, daha yakından incelendiğinde genellikle dağılan, kendinden emin görünen bilgileri tükürmede harika olan AI ile çalışan herkese muhtemelen tanıdık gelecektir.

Makalede, her üç LLM’nin de “bir insandan çok daha hızlı” çalışabildiği belirtiliyor. Ancak, hataların ne kadar yaygın olduğunu kavrayamadıkları veya bunların bağlamını anlayamadıkları, “yanlış veya yeterince kapsamlı olmayan çözümlere yol açtığı” belirtiliyor.

Araştırmacıların açıkladığı gibi, Claude 3.5 Sonnet, kendisine karşı çıkan iki OpenAI modelinden daha iyi performans gösterdi ve o1 ve GPT-4o’dan daha fazla para kazandı. Yine de, cevaplarının çoğu yanlıştı ve araştırmacılara göre, gerçek hayattaki kodlama görevlerinde güvenilir olmak için herhangi bir modelin “daha yüksek güvenilirliğe” ihtiyacı olacaktı. Daha açık bir ifadeyle, makale bu öncü modellerin hızlı çalışıp yakınlaştırılmış görevleri çözebilmelerine rağmen, bunları insan mühendisler kadar yetenekli olmadıklarını gösteriyor.

Intuitive Machines Ay iniş aracını fırlatacak

0

Intuitive Machines’in ikinci ay iniş aracını fırlatması bekleniyor. Intuitive Machines ilk ticari ay inişi geçen yıl bu zamanlar Odysseus uzay aracıyla, ay yüzeyine dokunmak için bir şans daha hazırlıyor. İkinci uçuşu NASA’nın Ticari Ay Yük Hizmetleri kapsamında(CLPS) programının en erken 26 Şubat günü SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatılması planlanıyor. Şirket bir kez daha Nova-C iniş araçlarından birini, bu seferkinin takma adı Athena’yı gönderiyor. Athena’nın 6 Mart civarında iniş denemesi yapmadan önce aya ulaşmasının yaklaşık bir hafta sürmesi bekleniyor.

Intuitive Machines Ay iniş aracı

Uzay ajansına göre Athena, “ayda kaynak kullanımının ilk yerinde gösterilerinden birini” denemek için kullanılacak bir matkap ve kütle spektrometresi de dahil olmak üzere NASA aletleri taşıyor. Bu aletler, ayın Güney Kutbu’ndaki iniş sahasındaki topraktaki uçucu maddeleri ölçecek. Görev ayrıca Intuitive Machines’e uzay aracını altı ayağı da yere basacak şekilde indirme şansı sunuyor. Odysseus, yüzeye inmeyi başarsa da, devrildi ve yan yattı.

Houston merkezli Intuitive Machines tarafından yapılan Odysseus uzay aracı, Ay’ın yüzeyine başarıyla imişti. Bu, özel bir şirkete ait bir uzay aracının Ay yüzeyine ilk kez inmesi anlamına geliyor ve Apollo görevlerinden bu yana Ay’a ulaşan ilk ABD yapımı araç oldu. Odysseus, uzay ajansının Artemis programı kapsamında Ay’a yapılacak gelecekteki mürettebatlı görevler için hazırlıkta kullanılmak üzere kullanılacağını söylediği NASA aletlerini taşıyordu. NASA, inişi geçen yıl 22 Şubat’ta TSİ 18:23’te gerçekleştiğini doğruladı. İniş aracı, SpaceX Falcon 9 roketinin yardımıyla 15 Şubat’ta Dünya’dan fırlatıldı. The New York Times’a göre , inişin birkaç saat gecikmesine neden olan uçuşta bazı “teknik sorunlar” vardı.

OpenAI, Elon Musk’ın şirketi ele geçirmesine engel olacak!

OpenAI, Elon Musk’ın şirketi ele geçirmesini engellemek için çeşitli önlemler üzerinde çalışıyor. Yaklaşık 100 milyar dolarlık dev bir teklif sunan Musk’a karşı hızlı bir şekilde ret kararı alan şirket, ilerleyen süreçte zorla bir satın almanın önüne geçmek için şimdiden kurumsal yapısını yeniden şekillendirmeyi planlıyor.

OpenAI, Elon Musk’ın şirketi almasına engel olmaya çalışıyor

Şirketin kurucularından olan Elon Musk, OpenAI’dan yıllar önce ayrılmış olmasına rağmen şirketle bağını tamamen koparmadı. OpenAI’ın kuruluş amacından uzaklaştığını sıkça dile getiren Musk, CEO Sam Altman’ı bu nedenle sert bir dille eleştiriyordu. Ancak Musk’ın şirkete yönelik hamleleri, geçtiğimiz günlerde çok daha somut bir boyut kazandı. OpenAI’ın kontrolünü tekrar ele geçirmek için 97.4 milyar dolarlık bir teklif sunan Musk, şirket yönetimini karmaşık bir durumla karşı karşıya bıraktı.

2015 yılında kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olarak kurulan OpenAI, 2019’da sınırlı kâr modeline geçmiş ve son dönemde tamamen ticari bir yapıya dönüşme planları yapmaya başlamıştı. Şirketin yeni ticari kolu oluşturulduğunda, mevcut kâr amacı gütmeyen yapıdaki çalışanlara yüzde 25’lik bir hisse tahsis edilecekti. Ancak Musk’ın neredeyse 100 milyar dolarlık teklifi, bu dönüşüm sürecine doğrudan etki etti. Ticari bir şirket statüsüne geçilmesi hâlinde hissedarlarına karşı yasal yükümlülükler doğacak ve böylesine büyük bir satın alma teklifini reddetmek hukuki açıdan zorlaşabilecekti. Benzer bir durum, geçmişte Twitter’da da yaşanmış, yönetim Musk’a satış yapmak istemese de yasal zorunluluklar nedeniyle bu süreci engelleyememişti.

OpenAI, aynı senaryonun tekrarlanmasını önlemek için çeşitli yasal düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Financial Times’a göre şirket, kurumsal yapısını değiştirerek mevcut yönetim kadrosuna özel oy hakları tanımayı planlıyor. Böylece ticari bir şirket olarak faaliyet göstermeye başlasa bile karar mekanizmasında yalnızca OpenAI’ın kâr amacı gütmeyen kanadındaki yöneticiler etkili olacak. Konuyla ilgili değerlendirme yapan avukat Ellis Carter, bu tür bir düzenlemenin hem dışarıdan zorla gerçekleşebilecek bir satın almaya hem de şirket içinde yaşanabilecek yönetim değişikliklerine karşı etkili bir koruma sağlayabileceğini belirtiyor.

Ancak böyle bir yönetim modeli, OpenAI’ın yatırımcılar nezdindeki cazibesini azaltabilir. Yatırımcılar büyük sermaye aktarsalar bile karar süreçlerinde söz sahibi olamayacakları bir sisteme dâhil olacakları için şirketin değeri olumsuz etkilenebilir. OpenAI, Elon Musk’ın olası bir hamlesini ve Microsoft gibi büyük yatırımcılarını dengede tutmaya çalışırken, kendi değerinden de taviz vermek zorunda kalabilir.

OpenAI, propaganda yapan Çinli hesapları kapattı!

OpenAI, Çin bağlantılı bazı hesapları kapattığını duyurdu. Şirket, bu hesapların ChatGPT’yi kullanarak ABD karşıtı propaganda içerikleri ürettiğini ve bu içeriklerin Latin Amerika’daki saygın gazetelerde yayımlandığını belirtti. Özellikle Meksika, Peru ve Ekvador’daki medya organlarında, ABD’nin siyasi bölünmeleri, uyuşturucu kullanımı ve evsizlik gibi hassas konuları hedef alan İspanyolca makalelerin yayımlandığı tespit edildi.

OpenAI, propaganda yapan Çinli hesapları banlıyor

OpenAI, bu içeriklerin oluşturulma sürecinin Çin ana karasındaki çalışma saatlerine denk geldiğini vurguladı. Ayrıca, hesapların bu makaleleri, Latin Amerika gazetelerinden alınan ödeme makbuzları aracılığıyla ChatGPT ile çevirdiği de belirlenmiş. Bu, içeriklerin reklam amaçlı yerleştirilmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

OpenAI, propaganda yapan Çinli hesapları banlıyor.

OpenAI tarafından yapılan açıklamada, bu tür dezenformasyon faaliyetlerinin Çin’in Latin Amerika’da ana akım medyada ilk kez uzun formlu propaganda içerikleri yayımlaması olarak kaydedildiği ifade ediliyor. Şirket, bu tür operasyonların geçmişte genellikle sosyal medya platformlarında yoğunlaştığını, ancak bu sefer daha farklı bir boyut taşıdığını belirtti. Ayrıca, bu faaliyetlerin, daha önce Meta tarafından ortaya çıkarılan “Spamouflage” operasyonuyla benzerlik gösterdiği kaydedildi. Spamouflage, Çin’in dünya genelindeki sosyal medya platformlarında Çin yanlısı içerikler yaymak için gerçekleştirdiği büyük çaplı bir dezenformasyon kampanyası olarak biliniyor.

Yapay zeka teknolojilerinin giderek daha güçlü hale gelmesiyle, dezenformasyonla mücadele daha da zorlaşıyor. OpenAI ve diğer büyük teknoloji şirketleri, yapay zekanın kötüye kullanımını engellemek için güvenlik önlemlerini sıkılaştırırken, bu olaylar, AI tabanlı dezenformasyon operasyonlarının küresel ölçekte ne kadar ileri gidebileceğini gözler önüne seriyor.

ASUS, kokulu kablosuz faresini tanıttı!

0

ASUS, kullanıcı deneyimini farklı bir boyuta taşıyan yenilikçi bir bilgisayar aksesuarı olan Fragrance Mouse’u tanıttı. Standart bir kablosuz fare gibi görünen bu ürün, diğerlerinden ayrılan en dikkat çekici özelliği sayesinde bilgisayar başında geçirilen zamanı daha keyifli hale getirmeyi amaçlıyor. Fragrance Mouse, içerisine esansiyel yağ eklenebilen özel bir koku haznesine sahip ve bu sayede kullanıcılar, fareyi kullanırken hoş bir koku yayılmasını sağlayabiliyor. ASUS’un geliştirdiği bu ilginç konsept, hem geleneksel bilgisayar aksesuarlarına yeni bir bakış açısı getiriyor hem de kişisel çalışma alanını daha ferah ve hoş bir atmosferle doldurmayı hedefliyor.

ASUS, kokulu kablosuz faresini görücüye çıkardı

Cihazın teknik özelliklerine bakıldığında, Fragrance Mouse MD101 modelinin Bluetooth ve 2.4 GHz kablosuz bağlantı seçeneklerini desteklediği görülüyor. 2.400 DPI’a kadar ayarlanabilen bir optik sensöre sahip olan bu fare, kullanıcıların ihtiyacına göre hassasiyet seviyesini belirlemesine olanak tanıyor. Güç tüketimi açısından oldukça verimli bir yapıya sahip olduğu belirtilen fare, yalnızca tek bir AA pille çalışıyor ve ASUS’un açıklamasına göre bu pil bir yıla kadar kullanım süresi sunabiliyor. Kullanıcılar, ek bir şarj ihtiyacı olmadan uzun süre boyunca cihazı kesintisiz bir şekilde kullanabiliyor.

Fragrance Mouse’un koku yayma mekanizması ise oldukça basit ancak dikkat gerektiren bir sisteme dayanıyor. Fare, alt kısmında bulunan özel bir hazneye yerleştirilen esansiyel yağ sayesinde pasif olarak koku yayıyor. Kullanıcılar, kendi zevklerine uygun bir esans seçerek bu hazneye birkaç damla yağ ekleyebiliyor. Ancak ASUS, %100 saf esansiyel yağların kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Bunun yerine, kamış difüzörler, ultrasonik difüzörler veya aroma taşları için özel olarak üretilen esansiyel yağların tercih edilmesini öneriyor. Farenin aroma haznesi alt tarafta konumlandırıldığı için cihazı açarken veya taşırken dikkat edilmediği takdirde yağın sızarak fareye veya çalışma yüzeyine bulaşma riski bulunuyor. Bu da kullanım sırasında ekstra özen gösterilmesini gerektiriyor.

ASUS’un kokulu teknolojik ürünler konusundaki ilk denemesi bu fareyle sınırlı değil. Şirket, daha önce Çin pazarında Adol Book 14 Air dizüstü bilgisayarını tanıtmıştı. Bu model, kasasında değiştirilebilir koku disklerini yerleştirebileceğiniz özel bir bölmeye sahipti. Pasif olarak koku yayabilen bu diskler, cihazın fan sistemiyle desteklenmiyor ancak bilgisayarın aşırı ısınması durumunda kokunun daha belirgin hale gelmesi bekleniyordu. ASUS’un bu tip yenilikçi fikirleri hayata geçirmesi, teknoloji dünyasında farklı deneyimler sunmaya yönelik yeni bir eğilimin habercisi olabilir.

Fragrance Mouse’un fiyatlandırması ve global pazardaki satış durumu konusunda ise henüz net bir açıklama yapılmadı. ASUS’un bu ürünü hangi pazarlarda satışa sunacağı ve ne kadarlık bir fiyat etiketiyle raflara yerleştireceği merak konusu olmaya devam ediyor. Ancak kokulu bilgisayar aksesuarlarının gelecekte daha geniş bir kitleye hitap edip etmeyeceği ve kullanıcılar arasında nasıl bir karşılık bulacağı da zamanla netleşecek.

Intel, yapay zekalı Xeon 6 işlemcilerini tanıttı!

0

Intel, AI ve ağ yetenekleriyle öne çıkan Xeon 6 işlemcilerini tanıttı. İşletmelerin, AI gibi bir sonraki nesil iş yüklerini karşılamak amacıyla altyapılarını modernize ederken yüksek performanslı ve verimli hesaplama gücü gereksinimi her alanda, veri merkezlerinden ağlara, uç birimlere ve PC’lere kadar kritik önem taşıyor. Bu zorlukları aşmak amacıyla Intel, Xeon 6 işlemcilerini tanıttı.

Intel, yapay zekalı Xeon 6 işlemcilerini görücüye çıkardı

Bu işlemciler, Performans çekirdekleri (P-core) ile sektördeki en yüksek performansı sunarak, veri merkezi ve ağ altyapısı iş yüklerinin geniş bir yelpazesinde üstün verimlilik sağlayarak sunucuların performansını artırıyor.

Intel, yapay zekalı Xeon 6 işlemcilerini görücüye çıkardı.

Intel, Xeon 6 işlemcilerinin Verimli çekirdekleri (E-core) ile güç verimliliği alanında önemli bir fark yaratabilir.. Şirket, bu işlemcilerin, ekosistemle birlikte çalışarak pazara sunum süresini nasıl hızlandırdığını gösterdi. Haziran 2024’te ürünün tanıtılmasından bu yana, 5G çekirdek çözümü ortakları, bağımsız olarak performans iyileştirmeleri, watt başına performans artışları ve Intel Altyapı Güç Yöneticisi ile iş birliği yaparak çalışma süresi güç tüketiminde azalma sağladıklarını doğruladı.

Intel ayrıca, yüksek performanslı ve enerji verimli Ethernet çözümlerini tanıttı. Yeni Intel® Ethernet E830 Denetleyicileri ve Ağ Bağdaştırıcıları ile Intel® Ethernet E610 Denetleyicileri ve Ağ Bağdaştırıcıları, işletmeler, telekomünikasyon, bulut, uç bilişim, yüksek performanslı hesaplama ve AI uygulamalarının artan taleplerine yanıt verecek şekilde tasarlandı. Bu yeni nesil çözümler, güçlü ve yüksek performanslı bağlantı sunmanın yanı sıra enerji verimliliğini, güvenliği artırarak sahip olma maliyetini düşürmeyi hedefliyor.

Avustralya Telegram için ceza kararı aldı

Avustralya, Telegram’a çocuk istismarı ve terör sorularına cevap vermede gecikme nedeniyle para cezası verdi. Avustralya’nın çevrimiçi güvenlik düzenleyicisi, mesajlaşma platformu Telegram’a, çocuk istismarı ve şiddet içeren aşırılıkçı materyallerin yayılmasını önlemek için uygulamanın aldığı önlemlerle ilgili soruları yanıtlamadaki gecikmesi nedeniyle yaklaşık 1 milyon Avustralya doları (640.000 ABD doları) para cezası verdi.

Avustralya Telegram kararını açıkladı

eSafety Komisyonu Mart 2024’te sosyal medya platformları YouTube’dan yanıt istediX ve Facebook Telegram ve Reddit’e, aşırılıkçıların kullanıcıları çekmek için canlı yayın özellikleri, algoritmaları ve öneri sistemlerini kullanmalarını engellemek için yeterli çaba göstermedikleri gerekçesiyle suçlamalarda bulundu.

Telegram ve Reddit’e hizmetlerindeki çocuk cinsel istismarı materyalleriyle mücadele etmek için attıkları adımlar soruldu. Mayıs ayına kadar yanıt vermeleri gerekiyordu ancak Telegram yanıtını Ekim ayında sundu.

eSafety Komiseri Julie Inman Grant yaptığı açıklamada: “Avustralya’da zamanında şeffaflık gönüllü bir gereklilik değildir ve bu eylem, tüm şirketlerin Avustralya yasalarına uymasının önemini vurgulamaktadır” dedi. Grant, Telegram’ın bilgi sağlamadaki gecikmesinin eSafety’nin çevrimiçi güvenlik önlemlerini uygulamasını engellediğini söyledi.

Telegram, geçen yıl eSafety’nin tüm sorularına tam yanıt verdiğini ve herhangi bir sorun yaşanmadığını söyledi. Şirket, gönderdiği e-postada: “Haksız ve orantısız ceza yalnızca yanıt süresini ilgilendiriyor ve itiraz etmeyi düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi. Avustralya’nın casusluk teşkilatı Aralık ayında, soruşturulan öncelikli terörle mücadele vakalarının beşte birinin gençleri içerdiğini bildirdi. Mesajlaşma platformu, kurucusu Pavel Durov’un Ağustos ayında uygulamayı yasa dışı faaliyetlerde kullandığı iddiasıyla Fransa’da resmi soruşturma altına alınmasının ardından dünya çapında giderek artan bir incelemeye tabi tutuluyor.

Grant, çevrimiçi aşırılıkçı materyallerin oluşturduğu tehdidin giderek arttığını belirterek, büyük teknoloji şirketlerinin şeffaf olmaları ve hizmetlerinin kötüye kullanılmasını önlemek için önlemler almaları gerektiğini söyledi.