Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 301

Alibaba yapay zeka yatırım planını açıkladı

0

Alibaba önümüzdeki 3 yıl içinde yapay zekaya 52 milyar dolardan fazla yatırım yapacak. Çinli e-ticaret devi, son on yılda yapay zeka ve bulut bilişime yapılan toplam yatırımın, bu alana harcanan parayı aştığını söylüyor. Şirketten yapılan açıklamada, Alibaba’nın “bulut bilişim ve yapay zeka altyapısını geliştirmek için önümüzdeki üç yıl içinde en az 380 milyar yuan yatırım yapmayı” planladığı belirtildi.

Alibaba yapay zeka stratejisine odaklanıyor

Şirket, stratejisinin “(Alibaba’nın) uzun vadeli teknolojik yeniliğe olan bağlılığını güçlendirmeyi ve şirketin yapay zeka odaklı büyümeye odaklanmasını vurgulamayı” amaçladığını söyledi. Şirket, 31 Aralık’ta sona eren üç aylık dönemde 280,15 milyar yuan gelir elde ettiğini bildirdi. Bu, analistlerin tahminlerinden biraz daha yüksek oldu.

Alibaba geçen hafta Aralık ayına kadar olan üç aylık dönemde gelirinin yüzde 8 arttığını, tahminleri aşarak 280 milyar yuana ulaştığını bildirdi ve Cuma günü Hong Kong hisselerinde yüzde 14’lük bir artışa yol açtı.

CEO Eddie Wu geçen hafta yaptığı açıklamada, üç aylık sonuçların “(Alibaba’nın) ‘kullanıcı odaklı, yapay zeka odaklı’ stratejilerinde önemli ilerleme kaydedildiğini ve temel faaliyetlerimizin yeniden hızlanan büyümesini gösterdiğini” söyledi. Alibaba, toplam yatırım tutarının şirketin son on yılda yapay zeka ve bulut bilişime harcadığı miktarı aştığını belirtti.

Şirket, 2025’e Çin’in AI yarışında kazanan olarak başladı ve stratejik iş anlaşmalarıyla yatırımcıları kendine çekti. Hisse senedi, son kapanış itibarıyla bu yıl %68’den fazla arttı. Diğer Çinli firmalar da sektöre yatırım yapıyor. TikTok’un Çinli sahibi ByteDance, konuya yakın kaynaklara göre bu yıl için 150 milyar yuandan fazla sermaye harcaması ayırdı ve bunun büyük bir kısmı yapay zekaya odaklanacak.

Dassault Systèmes ve KUKA işbirliğini duyurdu!

Anlaşma kapsamında, Dassault Systèmes, KUKA’nın endüstriyel yazılım çözümleri için oluşturduğu dijital ekosistem mosaixx’e katılıyor. Bu sayede KUKA müşterileri, Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformu ve uygulamalarına kolayca erişim sağlayabilecek. Bu genişletilmiş erişim, sanal ikiz teknolojisi ve gelişmiş iş birliği yetenekleriyle, şirketlerin daha verimli ve uyumlu çözümler geliştirmelerine olanak tanıyacak.

İmalat Sektöründe Dijital Dönüşüm İçin Güç Birliği

Endüstriyel robot kurulumlarının küresel piyasa değeri, yapay zeka ve enerji verimliliği gibi trendlerin etkisiyle 16,5 milyar dolara ulaştı. 2024 yılında dünya genelinde dört milyondan fazla endüstriyel robot fabrikalarda faaliyet gösteriyor ve 2026 yılında yıllık kurulum sayısının 718.000’e çıkması bekleniyor.

KUKA Grubu, 2024 yılında mosaixx platformunu, endüstriyel yazılım için açık ve iş birliğine dayalı bir bulut platformu olarak başlattı. Bu platform, sistem entegratörleri ve mühendislerin, makine türü veya üreticisinden bağımsız olarak fabrika zeminleri ve üretim makinelerinin dijitalleşmesi ve otomasyonunu sağlamalarına yardımcı oluyor.

Dassault Systèmes‘in 3DEXPERIENCE platformu ve uygulamaları, dünya genelinde endüstriyel ekipman sektöründe ürün, süreç ve altyapıların sanal olarak tasarlanması, simülasyonu ve mühendisliği için kullanılıyor. Bu sayede, fiziksel üretim veya uygulama öncesinde gerçek zamanlı verilerle çalışmalar yapılabiliyor.

Fiziksel üretim öncesinde gerçek zamanlı verilerle çalışma

KUKA Digital CEO’su Quirin Goerz, “Dassault Systèmes ile olan iş birliğimiz, mosaixx portföyümüzü sektör lideri sanal ikiz teknolojisiyle genişletmemizi sağlıyor. Mühendisler, gerçek zamanlı verilerle simülasyon ve analizler yapabilirken, sistem entegratörleri de esnek uygulamalarla uyum ve inovasyonu artırabiliyor,” dedi.

Dassault Systèmes Müşteri Rol Deneyimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Gian Paolo Bassi ise, “KUKA ile olan ortaklığımız sayesinde, 3DEXPERIENCE platformu ve CATIA, DELMIA, SOLIDWORKS gibi uygulamalarımıza erişimi kolaylaştırıyoruz. Bu, otomotiv, havacılık, elektronik, metal işleme, lojistik, sağlık ve daha birçok sektörde müşterilerimizin sanal dünyadan faydalanarak iş birliği yapmalarına ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine olanak tanıyacak,” şeklinde konuştu.

Bu ortaklık, Houston’da düzenlenen ve SOLIDWORKS ile 3DEXPERIENCE platformu kullanıcı topluluğuna adanmış 3DEXPERIENCE World etkinliğinde duyuruldu.

Dassault Systèmes, 1981 yılından bu yana sanal dünyalarla gerçek yaşamı iyileştirmeyi amaçlayan bir şirket olarak, 3DEXPERIENCE platformu ile 350.000 müşterisine sürdürülebilir inovasyonlar sunuyor. KUKA ise, endüstriyel otomasyon ve robotik alanında küresel bir lider olarak, mosaixx platformu ile dijitalleşme ve otomasyon çözümleri sunuyor.

Bu stratejik ortaklık, imalat sektöründe dijital dönüşümü hızlandırarak, şirketlerin operasyonel verimliliklerini artırmalarına ve rekabet avantajı elde etmelerine katkı sağlayacak.

Yapay zeka hile yapma eğilimi gösteriyor

0

Yapay zeka güvenliği ve etiği üzerine çalışan bir araştırma grubu olan Palisade Research’ün yakın zamanda yaptığı bir araştırma, rahatsız edici bir eğilimi ortaya koydu. Yeni yapay zeka modelleri, siber güvenlikteki zayıflıkları kendi başlarına bulup kullanabiliyor, güvenlik önlemlerini atlatabiliyor ve teknik olarak izin verilmese bile görevleri tamamlamak için kısayollar kullanabiliyor. Yapay zeka hile yapabilir mi diye düşünmeden edemiyoruz.

Yapay zeka hile konusunda endişe yaratıyor

Takım, 2014’ten beri büyük ustaları şaşırtan, kötü şöhretli güçlü bir satranç motoru olan Stockfish’e karşı en iyi yedi büyük dil modeli (LLM) sıraladı. İmkansıza karşı mücadele eden ancak kazanmaya kararlı olan OpenAI’nin o1’i ve DeepSeek’in R1’i, taşlarının tahtadaki konumlarını değiştirmek için sistem dosyalarını manipüle etmeye başladı. Bu davranış, yapay zeka hile yapma potansiyelini göstermektedir.

Araştırmacılar her modele her hamle için “mantığını” açıklama görevini verdi. Bir maçta, sırtı duvara dayalıyken o1, “görev ‘güçlü bir satranç motoruna karşı kazanmak’tır, bir satranç oyununda adil bir şekilde kazanmak değil” diye yazdı. Bu mantık, modelin %37 oranında hile yapmaya çalışmasına ve oyunlarının %6’sında başarılı olmasına yol açtı, R1 ise %11 oranında denedi ancak işe yarayan bir hile bulamadı. Yapay zeka hile yapabilir mi sorusu burada da ön plana çıkıyor.

Bu makale, sorun odaklı LLM gelişiminin iki ucu keskin bir kılıç olduğunu öne süren bir dizi araştırmanın sonuncusu niteliğinde. Başka bir yakın tarihli çalışmada, ayrı bir araştırma ekibi o1’in sürekli olarak aldatmacaya giriştiğini buldu. Model araştırmacılara istemsizce yalan söyleyebilmekle kalmadı, aynı zamanda testin sonunu tetiklemekten kaçınmak için temel matematik sorularına verilen cevapları aktif olarak manipüle etti. Bilgisayarınıza balta vurmanıza gerek yok ancak bu tür çalışmalar yapay zeka geliştirmenin değişken etiğini ve hızlı ilerleme yerine hesap verebilirliğin gerekliliğini vurguluyor. Palisade’in İcra Direktörü Jeffrey Ladish, Time Dergisi’ne bulguları hakkında yaptığı açıklamada: “Modelleri eğitip zorlu sorunları çözmeleri için güçlendirdiğinizde, onları amansız olmaya da alıştırıyorsunuz” dedi. Gerçekten de, yapay zeka hile yapma potansiyeli ciddi bir endişe kaynağı.

Nvidia GeForce RTX 5090, hız rekoru kırdı!

0

Nvidia’nın GeForce RTX 5090 ekran kartı, hız aşırtma dünyasında yeni bir rekora imza atarak 3.5 GHz hızına ulaşmayı başardı. Asus’a ait SAFEDISK hız aşırtma ekibi, özel olarak seçilmiş bir RTX 5090 modeli ile bu başarıyı elde etti. Hız aşırtma işleminde sıvı nitrojen (LN2) soğutma sistemi kullanıldı, bu da GPU’nun sıcaklığını oldukça düşürerek çok daha yüksek hızlarda çalışabilmesini sağladı. RTX 5090’ın GPU frekansı, 2.5 GHz seviyesinden 3.48 GHz’e çıkarıldı. Bunun yanı sıra, 32 GB GDDR7 bellekler de hız aşırtıldı ve 34 Gbps veri hızına ulaşarak, bellek bant genişliği de önemli ölçüde artırıldı.

Nvidia GeForce RTX 5090, hız rekoru kırmayı başardı

RTX 5090’ın bu hızda çalışması, kartın stok hızlarıyla sınırlı kalmadığını ve gerçek potansiyelinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Yapılan testlerde, RTX 5090, önceki rekorları geçerek çok etkileyici sonuçlar elde etti. Özellikle 3DMark Port Royal testinde 43,515 puan alarak eski rekoru geride bıraktı. Bunun yanı sıra, 3DMark Fire Strike Extreme testinde 58,393 puan, Unigine Superposition 1080p Xtreme testinde 34,295 puan ve Unigine Superposition 8K testinde ise 23,311 puan elde etti. Bu testler, ekran kartının hem oyun hem de grafik işleme gücünün ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Ayrıca, 3DMark Time Spy Extreme Genel Performans testinde 28,717 puan ve GPUPI 32B testinde de 41 saniye 673 ms gibi oldukça hızlı bir süre kaydedildi. Bu sonuçlar, RTX 5090’ın hız aşırtma sınırlarının ne kadar yüksek olabileceğini ve gelecekte daha fazla iyileştirme yapılabileceğini gösteriyor. Hız aşırtma topluluğu için bu tür başarılar, ekran kartlarının potansiyelinin sürekli olarak artırılmasına ve yeni rekorların kırılmasına olanak tanıyor.

Bu başarı, GeForce RTX 5090’ın yalnızca stok frekanslarıyla değil, hız aşırtma işlemleriyle de rakiplerinden çok daha üstün performans sergileyebileceğini kanıtladı. Özellikle 4.0 GHz hızına ulaşılması durumunda, GPU dünyasında bir başka kilometre taşı yaşanabilir. Nvidia’nın yeni nesil ekran kartlarının gelecekte bu tür hızları stabil bir şekilde sunması, oyun ve grafik tasarım dünyasında devrim niteliğinde gelişmelere yol açabilir. RTX 5090’ın sunduğu performans, Nvidia’nın amiral gemisi ekran kartları arasındaki liderliğini pekiştiriyor ve hız aşırtma meraklılarının yeni hedeflerine ulaşması için ilham veriyor.

Ava Labs, yerli blockchain girişimi EtraPay’i satın aldı!

Türkiye’nin blockchain ekosisteminde tarihi bir gelişme yaşandı ve yerli girişim EtraPay, ABD merkezli Ava Labs tarafından satın alındı. Bu satın alma, Türkiye’de blockchain alanında gerçekleşen ilk exit olarak kayıtlara geçti ve sektör açısından önemli bir dönüm noktası oluşturdu. EtraPay’in geliştirdiği teknoloji, blockchain tabanlı ödemelerde en büyük sorunlardan biri olan gizlilik ile denetlenebilirlik arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla sıfır bilgi kanıtları (ZK Proofs) ve homomorfik şifreleme teknolojilerini bir araya getiriyor. Şirketin sunduğu bu inovatif yaklaşım, özellikle finansal regülasyonlara uyumlu ve aynı zamanda kullanıcı mahremiyetini koruyan bir altyapı oluşturulmasına olanak tanıyor.

Ava Labs, yerli blockchain girişimi EtraPay’i satın alıyor

EtraPay’in geliştirdiği Encrypted ERC (eERC) standardı, blockchain dünyasında gizlilik odaklı işlemler için yeni bir standart oluşturuyor. Bu teknoloji, blockchain tabanlı ödeme sistemlerinin şeffaflık ve güvenlik prensiplerinden ödün vermeden daha geniş kitleler tarafından kullanılmasını sağlayacak. Ava Labs, EtraPay’in bu yenilikçi sistemini kendi ekosistemine dahil ederek, blockchain tabanlı ödemelerde önemli bir dönüşüm yaratmayı amaçlıyor. Özellikle AvaCloud altyapısı ile birleştirildiğinde, bu yeni teknoloji finans, merkeziyetsiz finans (DeFi), tokenizasyon ve tedarik zinciri yönetimi gibi farklı sektörlerde yeni kullanım alanları oluşturabilir.

EtraPay’in bu noktaya ulaşmasındaki yolculuğu da dikkat çekici. Medipol Üniversitesi bünyesinde akademik bir proje olarak başlayan girişim, zamanla bir teknoloji startup’ına dönüşerek uluslararası ölçekte ilgi çekmeyi başardı. Şirketin kurucusu ve CEO’su Nurullah Mahmut Dündar, yaklaşık 1,5 yıl önce öğrencileri ve aynı zamanda ortakları olan Furkan Boyraz, Berat Öztürk ve Emre Kaan Satış ile birlikte bu projeye başladıklarını belirterek, blockchain ödemelerinde gizlilik ve denetlenebilirlik konularında getirdikleri çözümlerin Ava Labs tarafından fark edilmesinin büyük bir başarı olduğunu vurguladı.

Bu satın alım, Türkiye’den çıkan teknoloji girişimlerinin uluslararası sahnede büyük teknoloji şirketleri tarafından stratejik bir yatırım aracı olarak görülebileceğini kanıtlayan önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’deki blockchain ekosistemi için de büyük bir motivasyon kaynağı olabilecek bu exit, hem girişimcilik alanındaki yatırımları artırabilir hem de yerel startup’ların küresel pazarda rekabet edebilir düzeye ulaşabileceğini gösteren somut bir başarı hikayesi sunuyor.

Bu gelişmeyle birlikte, önümüzdeki dönemde Türkiye’de blockchain teknolojilerine yönelik ilginin artması, girişimcilik ekosisteminin daha fazla yatırım çekmesi ve yerli inovasyonların küresel çapta daha fazla benimsenmesi beklenebilir. Sence bu exit, Türkiye’de blockchain girişimciliğini nasıl etkileyebilir? Yeni yatırımların önünü açabilir mi?

Renault Group, 2024 yıl sonu finansal verilerini açıkladı!

0

Renault Group, 2024 yıl sonu finansal sonuçlarını açıklayarak güçlü bir performans sergilediğini ortaya koydu. Şirket, yıl boyunca cirosunu %7,4 artırarak 56,2 milyar avroya ulaştırırken, faaliyet kârında da dikkat çekici bir yükseliş elde etti. Bu başarıda, Renault’nun yenilikçi model stratejileri, müşteri odaklı yaklaşımı ve sürdürülebilirlik konusundaki yatırımları önemli rol oynadı. Özellikle sabit döviz kurları dikkate alındığında, gelir artışı %9’a ulaştı.

Grup, 2023’e kıyasla faaliyet kârını 146 milyon avro artırarak 4,3 milyar avroya çıkardı ve bu rakam, cironun %7,6’sına denk geldi. Otomotiv faaliyet kârı ise 2024 yılında 2,9 milyar avro olarak kaydedildi. Bunun yanında, net kâr %21 artış göstererek 2,8 milyar avroya ulaştı ve raporlanan net kâr ise 0,8 milyar avro oldu. Şirketin güçlü operasyonel performansı sayesinde serbest nakit akışı beklentileri aşarak 2,9 milyar avroya ulaştı. Ayrıca, otomotiv net mali pozisyonu yıl sonunda 7,1 milyar avro seviyesine çıkarak bir önceki yıla göre 3,4 milyar avroluk bir artış gösterdi.

Renault Group, 2024 yıl sonu finansal verilerini duyurdu

Renault Group CEO’su Luca de Meo, şirketin operasyonel yetkinliklerini artırmaya, stratejilerini hayata geçirmeye ve hedeflerine ulaşmaya devam ettiğini vurguladı. 2024 yılının, geniş ürün yelpazesinin sağladığı ilk kazanımlarla önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten de Meo, elde edilen performansın, şirketin büyük bir dönüşüm sürecinden geçtiğinin kanıtı olduğunu ifade etti. Renault Group’un daha çevik, verimli ve yüksek performanslı bir yapıya kavuştuğunu belirterek, bu başarıyla yetinmeyeceklerini ve inşa ettikleri güçlü temeller üzerine kârlı büyümeyi hedefleyen yeni bir döneme girdiklerini açıkladı. De Meo, şirketin başarısının arkasında çalışanların tutku, bağlılık ve ekip ruhunun bulunduğunu belirterek tüm ekibe teşekkür etti.

2025 yılına yönelik olarak Renault Group, operasyonel performansını daha da güçlendirmeyi ve nakit üretimini artırmayı hedefliyor. Şirket, yedi yeni modelin piyasaya sürüleceği bir yıl olacağını duyururken, maliyetlerin hızlı bir şekilde düşürülmesiyle kârlılığı artırmayı amaçlıyor.

2025 yılı için belirlenen hedefler arasında, grup faaliyet kâr marjının %7 ve üzeri seviyelerde tutulması, 2 milyar avrodan fazla serbest nakit akışı sağlanması ve 2023 mali yılına ilişkin hisse başına 1,85 avro olan temettü teklifinin %19 artırılarak 2,20 avroya çıkarılması bulunuyor. Bu teklifin 30 Nisan 2025 tarihinde gerçekleştirilecek Yıllık Genel Kurul toplantısında hissedarların onayına sunulması planlanıyor.

Çinli elektrikli araçlar, rakiplerinden 5 yıl önde olabilir!

BYD CEO’su Wang Chuanfu, Çinli elektrikli araçların küresel rakiplerine göre 3 ila 5 yıl daha ileri olduğunu vurguladı. Bu açıklama, Çin’in otomotiv endüstrisinin elektrikli araç üretiminde ve teknolojisinde önemli bir üstünlük sağladığının altını çiziyor. Wang, Batılı otomotiv devlerinin bazı Çinli araçları, teknoloji ve ürün gelişimi açısından 10 yıl ileri gördüğünü ifade etti.

Çinli elektrikli araçlar, rakiplerinden 5 yıl önde mi?

BYD, sadece elektrikli araç üretimi yapmakla kalmayıp, aynı zamanda batarya gibi kritik bileşenleri de kendi bünyesinde üreterek bu alandaki liderliğini pekiştiriyor. Şirket, dünyanın en büyük ikinci batarya üreticisi konumunda bulunuyor ve otonom sürüş teknolojilerine yaptığı yatırımlarla dikkat çekiyor. “God’s Eye” adını verdiği otonom sürüş sistemi, bu alandaki güçlü iddiasını kanıtlıyor.

BYD CEO’su, ABD ve Avrupa Birliği’nin Çinli elektrikli araçlara yönelik uyguladığı ek vergiler konusunda endişe duymadığını belirtti. Ona göre, güçlü ürünler karşısında bu tür korumacı politikaların etkisi sınırlı kalacaktır. Ayrıca, BYD’nin Macaristan’da bu yıl sonunda araç üretimine başlaması planlanıyor. Bu, gümrük tarifeleri gibi engellerin kısa vadede aşılmasını sağlayacak.

BYD, Avrupa pazarında güçlü bir varlık göstermeyi hedefliyor. Şirket, Avrupa topraklarında üretilecek ilk iki modeli olan Dolphin ve Atto 3’ün yanı sıra, B-SUV segmentindeki Atto 2 ve Dolphin Mini modellerini de piyasaya sürecek. Dolphin Mini, Çin’deki Seagull modeline kıyasla daha büyük olacak ve Avrupa pazarında B segmentine hitap edecek. Bu hamlelerle BYD, Avrupa’nın en büyük otomobil pazarlarında Renault, Stellantis ve Volkswagen gibi rakiplerle doğrudan rekabet etmeyi amaçlıyor. Avrupa’daki en çok satan dört segmentte (B, B-SUV, C ve C-SUV) güçlü modeller sunarak, elektrikli araç piyasasında rekabeti artırmayı ve tüketicilere daha fazla seçenek sunmayı hedefliyor.

3DEXPERIENCE World 2025 başladı!

0

Dünyanın dört bir yanından mühendisler, tasarımcılar, girişimciler ve iş liderleri, 3DEXPERIENCE World 2025 için Houston’da! Dassault Systèmes’in her yıl düzenlediği prestijli etkinlik, 23-26 Şubat tarihlerinde geleceğin üretim ve tasarım trendlerini keşfetmek isteyen binlerce katılımcıyı ağırlayacak.

Techinside olarak yerinde takip ettiğimiz etkinliğin ayrıntılarını özel haberler ve röportajlarla karşınıza getireceğiz.

Bu yılki etkinlik, Üretken Ekonomi çağında inovasyon ve verimliliği artırmaya odaklanıyor. Gerçek ve sanal dünyalar arasındaki köprüyü güçlendiren teknolojiler, yapay zeka destekli çözümler ve sektörü dönüştürecek yenilikler, etkinlik boyunca mercek altına alınacak.

Sektörün Devleri Sahneye Çıkıyor!

3DEXPERIENCE World 2025, alanında çığır açan isimleri ağırlıyor. Boston Dynamics’in kurucusu ve AI Institute İcra Direktörü Marc Raibert ile dünyaca ünlü endüstriyel tasarımcı Karim Rashid, etkinliğin açılış konuşmalarını yapacak. Dassault Systèmes İcra Kurulu Başkanı Bernard Charlès ve CEO Pascal Daloz, “3D UNIV+RSES” vizyonuyla geleceğin nasıl şekilleneceğini anlatacak.

Dassault Systèmes SOLIDWORKS CEO’su Manish Kumar ve Müşteri Rolü Deneyimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Gian Paolo Bassi, SOLIDWORKS’e entegre edilen üretken yapay zeka yeteneklerini tanıtacak. Sektör profesyonelleri, 250’den fazla atölye çalışması, eğitim oturumları ve panelde en yeni teknolojileri öğrenme fırsatı yakalayacak.

Etkinliğin Öne Çıkan Başlıkları

  • SOLIDWORKS Topluluğu İçin “En İyi 10 Listesi”: Kullanıcıların en çok talep ettiği geliştirmeler duyurulacak.
  • Model Mania Xtreme Yarışması: Tasarımcılar kıyasıya mücadele edecek.
  • 3DEXPERIENCE Playground Alanları: Çığır açan çözümler, yeni teknolojiler ve iş birlikleri tanıtılacak.
  • Ücretsiz Sertifikalar: Katılımcılar, yeni yetenekler kazanarak profesyonel kariyerlerine güç katacak.
  • Ürün Lansmanları: Altec, Armada, Grind Basketball, Mobility Independence Foundation ve Proteus Motion, en yeni inovasyonlarını sergileyecek.

Sanal İkizler ve Yapay Zeka Dönemi Başlıyor!

Dassault Systèmes Müşteri Rolü Deneyimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Gian Paolo Bassi, yeni dönemin kapılarını açtıklarını vurguladı:
“İnsanların çalışma şekli değişiyor. Sanal ikizler ve üretken yapay zeka ile yeni bir işbirliği ve inovasyon çağı başlıyor. 3DEXPERIENCE World 2025’te, kullanıcılar verimliliği artırma, fikri mülkiyeti koruma ve daha akıllıca çalışma stratejilerini keşfedecek.”

Volkswagen, CATL ile batarya alanında işbirliği yapıyor!

Volkswagen, Çinli batarya üreticisi CATL ile stratejik bir işbirliği anlaşması imzalayarak batarya teknolojisi alanında önemli bir adım attı. Bu anlaşma, iki şirketin maliyet açısından rekabetçi ve yüksek performanslı bataryalar geliştirmeyi hedeflediğini duyurdu. İki taraf arasındaki işbirliği, Volkswagen Group China ile CATL’nin Çin’deki ortak girişimleri olan SAIC-VW, FAW-VW ve Volkswagen Anhui (JAC) arasında gerçekleştirildi. Anlaşma kapsamında sadece batarya geliştirilmesi değil, aynı zamanda güçlü bir yerel tedarik zinciri oluşturulması, hammadde tedariğinde şeffaflık sağlanması ve V2G (araçtan şebekeye) teknolojisi gibi alanlarda işbirlikleri de yer alıyor.

Volkswagen, CATL ile batarya alanında işbirliğine gidiyor

Volkswagen, Çin pazarında son yıllarda zorluklarla karşı karşıya kalmış olsa da, bu anlaşma ile Çin’deki pazar payını artırmayı hedefliyor. Şirket, 2024 yılında Çin’de %10 düşüşle 2,9 milyon araç satışı gerçekleştirdi ancak ID serisi elektrikli araçları, yıllık bazda %23.8 artışla 130 bin araç satışına ulaşarak, Volkswagen’in Çin’deki ortak iştirakleri arasında en çok satan elektrikli araç serisi oldu.

Volkswagen, CATL ile batarya alanında işbirliğine gidiyor.

Volkswagen, Çin pazarındaki yatırımlarını iki katına çıkarmaya karar verdi. Şirket, geçen yıl 2,5 milyar euroluk bir yatırım yapmayı duyurdu ve aynı zamanda elektrikli araç girişimi Xpeng’den 700 milyon dolarlık hisse satın aldı. Ayrıca, Çin pazarına özel olarak AUDI markası altında yeni elektrikli modeller üretmeye de başladı. Bu markanın, SAIC’in IM platformunu kullanarak yalnızca Çin’e özel elektrikli otomobiller üreteceği belirtiliyor. Xpeng’in elektrikli platformunu kullanan iki yeni modelin de piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Volkswagen’in Çin’deki satışlarındaki düşüşe rağmen, stratejik işbirlikleri ve yatırımlar aracılığıyla bu pazarda güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyor.

Konteyner rüzgar türbini temiz enerji sağlayacak

Almanya Emden’de Niedersachsen Ports’taki (NPorts) mühendisler, operasyonları temiz enerjiyle çalıştırmak için bir konteyner rüzgar türbini kurdular. İki türbinli sistem ayrıca fotovoltaik sistemler, pil depolama ve araç şarj altyapısıyla donatıldı ve bu da onu rüzgar türbinleri arasında tam bir “İsviçre Çakısı” haline getirdi.

Konteyner rüzgar türbini

Ülkeler enerji gereksinimlerini daha temiz ve kirletmeyen kaynaklarla karşılamaya çalışırken, rüzgar ve güneş enerjisi santralleri son yıllarda hızla kurulum artışı gördü. Bunlar büyük ölçüde şebekeyi beslemek için enerji üreten mega ölçekli projeler olsa da, şebekeden bağımsız ve uzak yerlerde çalışabilen daha küçük ve modüler sistemler kurmanın da bir faydası vardır.

Geçmişte bu, sahada bir işlemi, örneğin bir kuyudan su çekmeyi veya elektrikli çitleri çalıştırmayı çalıştırabilecek küçük bir türbin takılarak elde ediliyordu. Ancak türbinler daha güçlü hale geldikçe, özellikle bir enerji depolama seçeneğiyle birleştirildiğinde, küçük kurulumlar bile daha güçlü işlevler gerçekleştirebilir.

Elektrik Mühendisliği projelerinin lideri Thomas Troster ve NPorts’taki meslektaşı Jens Kampen, Limanlarda Yenilenebilir Enerji Geliştirme ve Akıllı Uygulama (REDIIP) projesinde yer aldı. Bu proje, liman sahalarına sürdürülebilir enerji üretimi getirmeyi amaçlıyor. İkili mikro rüzgar türbinleriyle karşılaştı ancak bir konteyner rüzgar türbininin çok daha fazla enerji çıkışı vaat ettiğini hemen fark etti.

Liman yönetimi, boyutlarından bağımsız olarak sürdürülebilir enerji üretim seçeneklerine açıktı ve Emden Limanı’ndaki rüzgar koşullarının İsviçreli girişim FlowGen tarafından yapılan bir konteyner türbini için uygun olduğunu gördü. Ekip bu ayın başlarında, çapraz olarak birbirine zıt iki türbinle sistemi kurdu.

Rotor kanatları ve direk hafif kompozit malzemelerden yapılırken, konteyner enerji depolama seçeneklerini, araç şarj altyapısını ve sistemleri barındırıyor. Önemli olan, ekibin sistemi devasa rüzgar santrallerine kıyasla daha düşük maliyetle ve daha az çabayla devreye alabilmesidir.

Buy Now Pay Later sistemleri ve e-ticaret

0

Şimdi Al, Sonra Öde (BNPL), e-ticarette yükselen bir ödeme trendi. Artık fiziksel mağazalara da girmeye başlamıştır. Ödeme aşaması, potansiyel alıcıların onaylanmış müşterilere dönüşebileceği veya dönüşmeyebileceği ticaret yolculuğunda önemli bir an olarak durmaktadır. Bu nedenle işletmelerin işlemleri mümkün olduğunca kolaylaştırmak için birden fazla ödeme seçeneği sunması hayati önem taşımaktadır. Tüketicilerin kredi/banka kartları veya PayPal gibi geleneksel yöntemlerle sınırlı olduğu günler geride kaldı. Buy Now Pay Later seçeneklerinin artması ise tüketiciler için büyük bir avantaj.

Buy Now Pay Later

Artık dijital cüzdanlar, tek tıkla ödeme ve uygulama içi satın alımlar gibi alternatifli çağda yaşıyoruz. Bu yenilikler arasında, son zamanlarda popülerliği hızla artan “Şimdi Al, Sonra Öde” (BNPL) hizmetleri yer alıyor. BNPL planları finans ve e-ticaret sektörlerinde önemli bir trend. BNPL’nin büyümeye devam ettiğini gösteren bazı önemli istatistikler şunlardır:

Statista’ya göre :

Dünya genelinde şu anda yaklaşık 360 milyon BNPL kullanıcısı var. Bu sayının 2027 yılına kadar 900 milyona ulaşması bekleniyor.

Exploding Topics’in bir raporunda şu ifadeler yer alıyor:

BNPL pazarının değeri 500 milyar ABD dolarının üzerinde olup, 2030 yılına kadar 3,27 trilyon ABD dolarına ulaşması tahmin edilmektedir. Buy Now Pay Later hizmetlerinin böyle bir artış göstermesi şaşırtıcı değil.

ABD’de 79 milyon BNPL kullanıcısı var. bu sayı dünya genelindeki tüm BNPL kullanıcılarının yaklaşık %22’sini oluşturuyor. Buy Now Pay Later yöntemlerinin hızla büyümesi, tüketici alışkanlıklarını da değiştiriyor.

PayPal Credit, 34,6 milyon kullanıcıyla ABD’de önde gelen BNPL hizmeti. Onu 7.9 milyon kullanıcıyla Klarna takip eder.

Bu bulgular, BNPL hizmetlerinin küresel çapta giderek daha fazla benimsendiğini gösteriyor. Ayrıca tüketici ödeme tercihlerinin daha esnek ve kolay ödeme seçeneklerine doğru kaydığını göstermektedir. Buy Now Pay Later yöntemleri bu tercihlerin başında gelmektedir.

BNPL, tüketicilerin mal veya hizmetleri için satın alımlar yapmalarına ve ödemelerini genellikle birden fazla taksitle yapabiliyor. Bu neden tanıdık geliyor? Çünkü öyle! Taksitli ödeme planları yıllardır var. Ancak genellikle mağazalarda ve mobilya ve ev aletleri gibi daha büyük biletli ürünler için kullanılıyordu. BNPL, dijital mağazalarda ve herhangi bir ürün veya fiyat için sunuluyor. Bu konsepti 21. yüzyıla taşıyor.

Web3 bankacılık sistemlerinin geleceği

0

Kalabalık bir bankada durup bir hesap açmak için saatlerce beklediğinizi hayal edin. On yıl ileri saralım ve mali işlerinizi yönetmek için şık bir uygulama kullanıyorsunuz. Şimdi, bankanızın merkeziyetsiz olduğu, aracılar olmadan paranızı yönetmenizi sağlayan ve benzersiz bir şeffaflık sunan bir geleceği hayal edin. Bu bir bilim kurgu değil. Web3 bankalarının 2025 için şekillendirdiği gerçeklikte, Web3 bankacılık hayal ettiğinizden daha yakın olabiliyor.

Web3 bankacılık ve Neobankalar

Geleneksel bankalar yüzyıllardır finans dünyasının temel taşı olmuş, güven, kapsamlı ürün paketleri ve yüz yüze etkileşimler için fiziksel şubeler sunmuştur. Ancak dijital çağın hızlı teknolojik değişimlerine uyum sağlamakta zorluk çekmişlerdir. Web3 bankacılık, bu alandaki yenilikleri temsil ediyor.

Avantajları: Güven ve geniş müşteri tabanı. Ayrıca geniş yelpazede finansal ürünler ve hizmetler. Mevzuata uygunluk müşteri güvenliğini sağlar.

Zorluklar: Eski sistemler teknolojik yeniliği engeller. Yüksek operasyonel maliyetler daha yüksek ücretlere yol açar. İşlemler ve hesap açılışları için uzun süreçler modern tüketicileri hayal kırıklığına uğratır. Ayrıca Web3 bankacılık bu problemleri çözebilir mi?

Örneğin, geleneksel bankaların mobil öncelikli stratejileri benimsemede nasıl geride kaldıklarını ve çevik rakiplerine karşı nasıl geri kaldıklarını ele alalım. Bunlar alakalı olmaya devam ederken, eski sistemlere olan bağımlılıkları inovasyon için bir boşluk bırakıyor. Web3 bankacılık çözümleri bu boşluğu doldurmayı vaat ediyor.

Neobankalar, geleneksel bankaların sunamadığı hız, kolaylık ve müşteri odaklı tasarım gibi şeylerden yararlanarak teknoloji meraklısı bozucular olarak sahneye çıktı. Bu yalnızca dijital bankalar, düşük ücretleri ve kusursuz kullanıcı deneyimleriyle tüketici beklentilerini yeniden şekillendirdi. Web3 bankacılık ile daha da ileri gitmek mümkün.

Avantajlar: Azaltılmış maliyetler uygun fiyatlı hizmetlere dönüşüyor. Daha hızlı hesap açma ve işlemler. Sezgisel mobil uygulamalar kullanıcı düşünülerek tasarlanmıştır.

Zorluklar: Geleneksel bankalara kıyasla sınırlı ürün teklifleri. Harici ortaklıklara bağımlılıktan kaynaklanan karlılık endişeleri. Kişisel destek için fiziksel varlığın olmaması. Ancak, Web3 bankacılık bu zorlukların üstesinden gelebiliyor.

Neobankalar bu evrimi, bütçeleme araçları ve daha yüksek tasarruf faiz oranları gibi son teknoloji özellikler sunarak örneklendirir. Ancak, yenilikçiliklerine rağmen neobankalar ölçeklenebilirlik ve düzenleyici engellerle karşı karşıyadır. Web3 bankacılık bu anlamda da devrim niteliğinde.

Finansal teknolojilerde regülasyon değişiklikleri

0

Son beş yılda finansal hizmetler sektöründeki tektonik değişikliklerin etkisini görüyoruz. ‘Büyük servet transferi’nden COVID-19 salgınına kadar, yatırım ve sermaye piyasalarının temelleri kökten bir dönüşüm geçiriyor. Finansal teknolojilerde regülasyon bu süreçte büyük önem taşıyor.

Finansal teknolojilerde regülasyon

Sonuç, yatırımcıların finansal piyasalarla etkileşim kurma biçiminin dönüşümü. Bu piyasaların işleyiş biçiminin ve yatırımcıları korumak için tasarlanan kuralların nasıl yazıldığı yeniden düşünülmeli. Finansal teknolojilerde regülasyon, bu yeni ihtiyaçları karşılamak, teknolojideki ani değişikliklere yanıt vermek zorunda. Bunun için neredeyse sürekli bir düzenleyici değişim temposu gerekiyor. Ayrıca, işbirliğine dayalı yeni ve farklı bir finansal hizmetler zihniyeti gerektiriyor.

Gerçekleşen birçok değişimin temelinde, bireysel yatırımcıların davranışsal ve demografik dinamiklerinde büyük bir değişim yatmaktadır. Bazıları buna ‘yatırımcılığın demokratikleşmesi’ diyor. Ancak bu olgu, kullanıcı dostu işlem uygulamalarından ve işlem araçlarına erişimin artmasından daha büyük. Teknoloji sayesinde yatırımcılar, her zamankinden daha düşük maliyetlerle bilgiye, yeni varlık sınıflarına ve işlem platformlarına daha fazla erişime sahip. Finansal teknolojilerde regülasyon sayesinde kurumsal avantajlar azaldı ve herkesin eşit şartlarda yatırım yapmasına olanak tanıyan engellerin kaldırılması, milyonlarca yeni yatırımcının piyasaya girmesine ilham verdi.

Broadridge’deki bireysel yatırımcının bu çok yönlü evrimini birkaç yıldır yıllık ABD yatırımcı çalışmamızda izliyoruz. Finansal teknolojilerde regülasyon ile bu yılki çalışmada insanları şaşırtabilecek bulgulardan biri, üniversite veya ileri derecesi olmayan yatırımcı sayısının son beş yıldır artıyor olması ve yatırımcıların %50’sinden fazlasını oluşturmasıdır. Belki daha da şaşırtıcı olanı: Üniversite eğitimi almamış yatırımcılar daha iyi performans gösteriyor. Üniversite eğitimi almamış yatırımcıların Ocak 2023 ile Haziran 2024 arasında ortalama kişisel getiri oranı %29,3’tü. Bu, üniversite eğitimi alanyatırımcılar arasında %28,1 ve lisansüstü okulu tamamlayanlar arasında %27,9’luk bir oran.

Her biri kendine özgü hedeflere sahip, giderek daha çeşitli geçmişlere sahip daha fazla birey finans piyasalarına daha kolay erişim sağladıkça, bu bireysellik dinamiği ve kişiselleştirme ihtiyacı daha da belirginleşecektir.

Kripto para borsalarında güvenlik standartları

Kripto düzenlemesi tüm dünyada önemli bir konudur. Hükümetler kripto ticaretini kontrol etmek, dolandırıcılıkları durdurmak ve adil kullanımı sağlamak için kurallar koymaktadır. Kripto para borsalarında güvenlik konusunda ise dikkat edilmesi gereken birçok unsur bulunmaktadır. Bazı ülkeler kriptoyu net yasalarla desteklerken, diğerleri kısıtlıyor veya yasaklıyor.

Örneğin ABD’de kripto paralar mülk olarak vergilendiriliyor. Ancak borsalar sıkı güvenlik ve kara para aklama karşıtı kurallara sahip. Avustralya, Hindistan ve Birleşik Krallık gibi ülkeler yüksek vergilerden kripto para uyumluluk yasalarına kadar farklı.

Kripto para borsalarında güvenlik

Düzenlemeler insanların kripto paraları nasıl satın aldığını, sattığını ve kullandığını etkiler. Düzenlemeler yatırımcıları koruyabiliyor ancak aynı zamanda inovasyonu yavaşlatabiliyor. Kripto büyümeye devam ettikçe, hükümetler dengeyi bulmak için kurallarını ayarlamaya devam ediyor. Bu makale, kripto düzenlemesinin ABD’de ve diğer ülkelerde nasıl çalıştığını inceliyor. Küresel sanal para piyasasını şekillendirecek temel kuralları, kripto vergilerini ve gelecekteki eğilimleri açıklıyor.

Kripto düzenlemeleri, Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paraların nasıl alınıp satılacağını içeriyor. Ayrıca dolaşıma sokulacağını yönetmek için hükümetler tarafından oluşturulan kuralları kapsıyor. Diğer gerçek para biçimleri ve finansal piyasalarında olduğu gibi, kripto da insanları korumak, yasadışı faaliyetleri önlemek ve finansal sistemde istikrar sağlamak için yönergelere ihtiyaç duyar.

Düzenlemelerin yapıldığı alanlardan bazıları şunlardır:

Lisanslama ve Kayıt: Bunlar, kripto para borsalarının ve işletmelerin gerekli lisansı alarak yasal olarak nasıl faaliyet göstereceğini yönlendiren kurallardır.

Kara Para Aklamanın Önlenmesi ve Müşterinizi Tanıyın: Kripto para işlemlerini gerçekleştiren işletmelerin, kara para aklamayı önleyebilmek için müşterilerinin kimliğini kontrol etmeleri gerekmektedir.

Vergilendirme : Birçok ülke, kripto paralardan elde edilen kârları, hisse senetleri veya gayrimenkullerde olduğu gibi vergilendiriyor.

Tüketici Koruma: Düzenlemeler, kripto para şirketlerinin adil ve şeffaf bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Tüketicilerin dolandırılmamasını veya kandırılmamasını sağlamak için vardır.

Stablecoin’ler ve Güvenlik Token’ları: Bazı düzenlemeler, stablecoin’ler veya tokenleştirilmiş hisse senetleri gibi gerçek dünya değerini temsil eden dijital varlıkların çıkarılmasını ve kullanımını düzenler.

DeFi platformlarında risk yönetimi

0

DeFi’de risk yönetimi, potansiyel riskleri anlama, yönetme ve azaltma sistematik sürecini ifade ediyor. DeFi platformlarında risk yönetimi, kapsamlı durum tespiti, risk değerlendirme araçlarının kullanımını içeriyor. Ayrıca sigorta kapsamı elde etme ve portföy riskini yönetme gibi çeşitli uygulamaları kapsıyor.

Risk yönetimi stratejilerinin de bu özel ortama göre uyarlanması gerekiyor. Örneğin, akıllı sözleşme riski, likidite riski, sistemsel risk ve platform riski, DeFi’ye özgü. Bunları belirli azaltma stratejileri gerektiryoir.

DeFi platformlarında risk ve terminoloji

Risk Yönetiminde Temel Terminoloji:

Akıllı Sözleşme Riski: Bu risk, akıllı sözleşmenin kodunda bulunan olası hatalardan veya istismarlardan kaynaklanıyor. Bu da DeFi platformlarında risk unsurlarından biridir.

Likidite Riski: Bu, bir varlığın kaybı önlemek veya en aza indirmek için yeterince hızlı bir şekilde alınıp satılamaması riski. DeFi platformlarında risk oluşturabiliyor.

Sistemik Risk: Bu, bir finansal sistemin veya piyasanın tamamının çökmesi riski. Herhangi bir bireysel varlık, grup veya sistemin bir bileşeniyle ilişkili riskin aksine. Sistemik risk, bu yönetim için kritik bir faktördür.

Platform Riski: Bu, kullanıcı arayüzü, kullanım kolaylığı, güvenlik ve platform popülaritesi gibi faktörlerden etkilenebilen belirli bir DeFi platformunun kullanımıyla ilişkili riske ilişkindir.

DeFi risk yönetiminin önemi, DeFi alanının içsel risklerinde yatar. DeFi platformlarında risk yönetimi, yüksek ödüllerle birlikte genellikle yüksek risklerin geldiği gerçeğiyle ilgileniyor. DeFi’nin yeni doğası, karmaşık teknolojisi ve düzenlemesiz ortamıyla birleşince, onu yüksek riskli alan haline getiriyor. Yatırımınızı korumak ve DeFi ekosisteminin sürdürülebilirliğini sağlamak için etkili risk yönetimi hayati önem taşır.

DeFi’deki risklerin etkisi çok geniş kapsamlı olabiliyor. Örneğin, akıllı sözleşmedeki bir hata kullanıcılar için fon kaybına yol açabilir, bir likidite krizi bir DeFi protokolünü istikrarsızlaştırabilir ve sistemsel riskler tüm DeFi ekosistemini tehdit edebilir. Risk faktörleri, yatırımcılar için büyük endişe kaynağı olabilir. Bu nedenle, bu riskleri anlamak ve yönetmek son derece önemlidir.

NFT pazarında yeni iş modelleri

0

NFT’ler 2021’de tarihin en yüksek fiyatlarını belirlemeyi başardı. Yine de, 2024’e kadar neredeyse değersiz hale geldiler. NFT’ler 2000’li yıllarda halk tarafından kabul edilmeye başlandı. Çünkü sanatçıların dijital ürünlerine NFT’lerle blok zincirinde fiziksel bir temsil vermeleri mümkün hale geldi. Temel kavram, sanatçıların ve yaratıcıların platformun çeşitli işlevleri aracılığıyla yaratımlarını kontrol edebilmeleri diyebiliriz. Böylelikle sahip olabilmeleri ve paraya çevirebilmeleriydi.

NFT pazarında yeni iş olanakları

Bundan dolayı, NFT pazarı 2021’de patlama yaşadı. Bir önceki yıla göre 82 milyon ABD doları dahil olmak üzere %21.000’lik bir artışla 17,6 milyar ABD dolarının üzerine çıkarak zirvesine ulaştı. Yüksek satışlar ve yakın zamanda marka elçilerinin imzalanması, bu büyük artışın arkasındaki itici güçtü. NFT pazarında yeni iş olanakları bu dönemde daha da arttı.

Öte yandan, seviyesindeki yüksek noktadan, NFT piyasası işlem hacmi hitlerinde ve ilgisinde düşüş belirtileri gösteriyor. Bu da şu soruyu gündeme getiriyor: NFT’ler hala alakalı mı? Bu durumun arkasında blockchain ve düşük kaliteli ve sahte projelerle patlamasıyla ilgili çevresel endişeler var. Ancak, birçok NFT sahibi ve meraklısı 2024’ü NFT’lerin yeniden doğacağı bir yıl olarak görüyor. Özellikle, NFT pazarında yeni iş fırsatları var.

Birçok büyük işletme, markalarına ve müşteri ilişkilerine NFT’ler ekliyor. Böylelikle bunu mümkün bulan yenilikçiler arasında yer alıyor. Başka bir örnek ise Coca-Cola ve Nike’ın, benzersiz marka deneyimleri diyebiliriz. Bunlar dijital koleksiyonlar aracılığıyla NFT sahipleri oluyor. Time Dergisi ve Disney de, içerik paylaşımının yeni bir yolunu ve gerçeklikte yeni bir deneyim yaratmak için kullandıkları NFC’lere ilgi duyuyorlar. NFC’ler, dijital ve gerçekliğin bir füzyonunu yaratmak için kullanıldı.

Bu senaryo, NFT’lerin popüler hale geldiğinin ve kullanıcıların farklı muamele göreceği ve işletmelerin güvenilir şirketler olarak görüleceği yeni bir döngünün başlangıcının yaratıldığının kanıtıdır. Bu yaklaşım yalnızca marka katılımını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ekstra ciro ve müşteri elde tutma sistemleri için de olanak sunuyor. Zamanla, daha fazla işletme bu hamleye katılacak; NFT’lerin yelpazesinin ve uygulamalarının istikrarlı bir şekilde artmasını bekleyin ve böylece NFT’ler günümüzün dijital ekonomisinin temel unsurları olarak görülmeye devam edecek. NFT pazarında yeni iş fırsatları bu büyümeye katkıda bulunacaktır.

CBDC projeleri ve Merkez Bankası dijital paraları

0

Kripto paralar dünya çapında yaygın olarak kullanılıyor. 2024’ün sonunda 560 milyondan fazla kripto kullanıcısı vardı. Bu da genel dünya nüfusunun yaklaşık %6,9’unu temsil ediyor. Blockchain teknolojisine dayalı yeni ödeme yöntemleri gelişmekte olan ekonomilerde yaygın olarak kullanılıyor. Gelir veya ülkenin büyüklüğü yeni para türünü kullanmak için önemli olan tek etken değil. Merkez Bankaları ve hükümetler, ö para arzının kontrolünü kaybetme riskinden kaçınmaya çalışıyor. Bunun için kendi kripto paralarını yaratmaya güçlü bir ilgi duyuyorlar ve bu yüzden CBDC projeleri geliştiriliyor.

CBDC projeleri ve gelecek senaryoları

Merkez Bankası Dijital Para Birimleri, ödeme sunulduğunda kabul edilmesi gereken kripto para birimleri. Böylelikle diğer elektronik ödeme çözümleri ise reddedilebiliyor. Sistem, finansal kuruluşların dahil olduğu veya olmadığı bir hibrit çözüm olarak geliştirilebiliyor. Ancak, birçok merkez bankası bu yeni ödeme sisteminin başarısı için CBDC projeleri üzerinde çalışıyor.

Yeni kripto para biriminin diğer ödeme çözümlerinden temel farkları var. Ekonomilerin başlıca finans piyasalarında halihazırda mevcut olan farklı araçlara ilişkin hakları var.

CBDC’ler, merkez bankası yükümlülüğünü temsil eden ve yasal bir ödeme aracı olan nakite tek alternatiftir. Diğer kripto paraların aksine, CBDC, sabit paralar ve diğer tüm daha geleneksel ödeme çözümleri gibi banknotlara eşit olarak dönüştürülebiliyor. Yeni ödeme çözümü elektroniktir ve denetim otoritesi tarafından benimsenen protokol temelinde evrensel veya yerel olarak tanınabiliyor. Merkez Bankası’nın tercihlerine göre, CBDC mevduatlara faiz sunan bir hesap modeli veya nakit, kripto paralar ve sabit paralar gibi çalışan bir token modeli olarak oluşturulabilir. Sonuç olarak, CBDC projeleri daha da yaygınlaşabiliyor.

xAI Grok 3 hakkında yalan mı söyledi?

0

Yapay zeka ölçütleri ve bunların yapay zeka laboratuvarları tarafından nasıl raporlandığı konusundaki tartışmalar kamuoyunun gündemine taşınıyor. Bir OpenAI çalışanı Elon Musk’ın yapay zeka şirketi xAI’yi son AI modeli Grok 3 için yanıltıcı kıyaslama sonuçları yayınlamakla suçladı. xAI’nin kurucu ortaklarından biri olan Igor Babushkin, şirketin haklı olduğunu ileri sürdü.

xAI Grok 3 testleri

xAI’nin blogunda yayınlanan bir gönderide şirket, Grok 3’ün yakın zamanda yapılan bir davetli matematik sınavından alınan zorlu matematik sorularından oluşan AIME 2025’teki performansını gösteren bir grafik yayınladı. Bazı uzmanlar AIME’nin bir yapay zeka ölçütü olarak geçerliliğini sorguladı. Yine de AIME 2025 ve testin eski sürümleri genellikle bir modelin matematik yeteneğini araştırmak için kullanılıyor.

xAI’nin grafiği, Grok 3’ün iki çeşidini, Grok 3 Reasoning Beta ve Grok 3 mini Reasoning’i gösterdi ve AIME 2025’te OpenAI’nin en iyi performans gösteren mevcut modeli o3-mini-high’ı geride bıraktı. Ancak X’teki OpenAI çalışanları, xAI’nin grafiğinin o3-mini-high’ın AIME 2025 puanının “cons@64” olarak dahil edilmediğini hemen belirttiler.

cons@64 nedir diye sorabilirsiniz? Aslında, “consensus@64″ün kısaltması ve temel olarak bir modele 64’ün bir kıyaslamadaki her bir problemi yanıtlamaya çalışmasını sağlar ve en sık üretilen yanıtları nihai yanıtlar olarak alır. Tahmin edebileceğiniz gibi, cons@64 modellerin kıyaslama puanlarını oldukça artırma eğilimindedir ve bunu bir grafikten çıkarmak, gerçekte durum böyle olmasa da bir modelin diğerini geride bıraktığı izlenimini verebilir.

Grok 3 Reasoning Beta ve Grok 3 mini Reasoning’in AIME 2025’teki puanları “@1” yani modellerin kıyaslamada aldığı ilk puan, o3-mini-high’ın puanının altına düşüyor. Grok 3 Reasoning Beta ayrıca OpenAI’nin “orta” bilgi işlem için ayarlanmış o1 modelinin biraz gerisinde kalıyor. Yine de xAI, Grok 3’ü “dünyanın en akıllı AI’sı” olarak tanıtıyor.

Digital Wallet teknolojilerinde yeni trendler

0

Tüketicilerin Apple Pay veya Google Pay’le satış noktasında ödeme yapması giderek daha yaygın hale geliyor. Bu işlem, iki yeni ödeme teknolojisiyle mümkün oluyor: temassız ödemeler ve dijital cüzdanlar. Müşteri cüzdanına satın al, sonra öde seçeneğini entegre ettiyse, bu işlem üç ödeme yeniliğini içerebilir.

Digital Wallet teknolojileri

Birçok dijital cüzdan da kripto işlemlerini desteklemeye başladı. Ancak dijital varlıkların arkasındaki altyapı ödemelerin geleceği için eşit derecede önemlidir. Tokenleştirme, sabit paralar ve blok zinciri finansal şirketler tarafından kullanılıyor. Ayrıca giderek daha fazla inovasyonu yönlendirmek ve küresel bağlantılar kurmak için kullanılıyor.

Bağlantı, son yıllarda ortaya çıkan açık bankacılık modelinin de merkezinde yer alır. Bu sistem, bankalar ve müşterileri arasında aracı olarak hizmet veren finansal teknoloji şirketleri üzerine kurulmuştur . En iyi örneği, fonların saniyeler içinde bir banka hesabından diğerine geçmesi. Bu, banka bazında ödeme veya hesaptan hesaba işlemler olarak da bilinen anında ödemelerdir. Digital Wallet kullanımı bu süreçlerde de artmaktadır.

BNPL genellikle taksitle ödemenin bir evrimi niteliğinde. Ancak geleneksel taksitle ödemenin aksine, tüketiciler bir ürünü almak için tamamen ödenene kadar beklemek zorunda değildir. Bunun yerine, satın alımlarını satış noktasında daha küçük taksitlere bölebiliyor ve ürünü hemen alabiliyor.

BNPL kredileri, genellikle faiz veya ücret içermediği için popülerlik kazandı. Bu da onları yüksek APR kredi kartlarına çekici bir alternatif haline getirdi. Ancak, ödemeyi kaçıran müşteriler gecikme ücretleriyle karşı karşıya kalabiliyor.

BNPL genellikle e-ticaret ödemeleriyle ilişkilendirilse de giderek daha fazla sayıda işlem için dijital cüzdanlar tarafından desteklenmektedir. Dijital cüzdan, birden fazla ödeme yöntemi için ödeme ayrıntılarını ve parolalarını onr plsvr’de depolayan bir uygulamadır. Apple Pay ve Google Pay gibi popüler dijital cüzdanlar mobil platformlardan kaynaklanır, bu yüzden sıklıkla mobil cüzdanlar olarak adlandırılırlar. Bu nedenle, Digital Wallet kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşıyor.

Satış noktası cihazları ile dijital cüzdanlar arasındaki köprü temassız ödeme teknolojisidir. Temassız ödemeler, dokun ve geç olarak da bilinir, işlemleri işlemek için radyo frekansı tanımlama, yakın alan iletişimi (NFC) veya hızlı yanıt (QR) kod teknolojisini kullanır.

Intel, 18A üretim sürecinin hazır olduğunu açıkladı!

0

Intel, uzun süredir üzerinde çalıştığı ve şirketin geleceği için kritik bir öneme sahip olan 18A üretim sürecinin hazır olduğunu duyurdu. 2025’in ilk yarısında üçüncü taraf müşterileri için tape-out işlemi, yani nihai tasarımın üretime hazır hale gelmesi ile birlikte bu gelişme, Intel’in dökümhane işindeki ve genel stratejisindeki dönüşümün habercisi olabilir. Intel’in 18A üretim süreci, çip yoğunluğunda önemli bir artış ve enerji verimliliğinde kayda değer bir iyileşme vaat ediyor. 18 Angstrom (1.8nm) üretim süreci, Intel 3’e göre yüzde 30 daha fazla çip yoğunluğu ve watt başına yüzde 15 daha yüksek performans sağlamayı hedefliyor. Bu süreçle üretilecek olan yeni nesil dizüstü işlemciler Panther Lake ve sunucu sınıfı Clearwater Forest CPU’larının 2025 yılı içinde piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Intel, 18A üretim sürecinin hazır olduğunu duyurdu

18A üretim sürecinin en dikkat çekici yeniliklerinden biri, PowerVia adı verilen arka taraf güç dağıtımı teknolojisi. Bu yenilik, çipin alt kısmına güç dağıtım bileşenlerini yerleştirerek enerji verimliliğini yüzde 4 oranında artırmayı ve standart hücre kullanımını yüzde 5 ila yüzde 10 arasında geliştirmeyi amaçlıyor. Diğer bir önemli yenilik ise Intel’in, gate-all-around (GAA) transistör teknolojisini RibbonFET tasarımıyla entegre etmesi. Bu tasarım, elektrik akımını daha hassas bir şekilde kontrol etmeye olanak tanırken, güç sızıntısını minimize ederek daha yüksek performanslı ve enerji tasarruflu çiplerin üretilmesini mümkün kılıyor.

Intel’in bu üretim süreciyle girdiği yarışta, en büyük rakiplerinden biri de TSMC. TSMC, 2nm N2 üretim sürecinde GAA transistör teknolojisini kullanmayı planlıyor, ancak hacimli üretime geçişin 2025’in sonlarına doğru başlaması ve ilk tüketici ürünlerinin piyasaya sürülmesinin 2026 yılına kadar süreceği tahmin ediliyor. TSMC’nin PowerVia rakibi çözümünü ise 2026 yılında devreye almayı planladığı biliniyor. Intel, 18A süreci ile TSMC’nin N2 süreci arasında farklı alanlarda avantajlar bulunduğunu belirtiyor. Intel’in 18A süreci, daha yüksek performans potansiyeline sahipken, TSMC’nin N2 süreci daha yoğun transistör paketleme kapasitesine sahip görünüyor. Eğer Intel, 18A süreciyle TSMC’den önce pazara girerse, uzun süredir süren rekabet kaybını tersine çevirme fırsatı yakalayabilir.

Intel’in bu üretim sürecinde başarılı olup olmayacağı, şirketin dökümhane işini kurtarma açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. 2024 yılı itibarıyla Intel, foundry işinden 13 milyar dolarlık bir zarar açıklarken, TSMC 41 milyar dolarlık bir operasyonel kâr bildirmişti. Bu finansal fark, Intel’in dökümhane işini satabileceği veya bu sektörde başka stratejik değişiklikler yapabileceği yönünde spekülasyonları gündeme getirdi. Ayrıca, ABD’deki çip üretiminin yerelleştirilmesine yönelik politik baskılar da Intel’in geleceğini etkileyebilir. Özellikle Trump yönetiminin, “en gelişmiş çiplerin ABD’de üretilmesi” gerektiği yönündeki isteği, Intel için ek avantajlar ve yatırımlar anlamına gelebilir. Tüm bu faktörler, Intel’in 18A üretim sürecinin ne kadar güçlü ve verimli bir şekilde piyasaya sunulacağına bağlı olarak şekillenecek.