Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 312

Apple, iPhone SE 4’le rekor gelir elde edebilir!

0

Apple’ın önümüzdeki hafta tanıtması beklenen iPhone SE 4 modeli, hem uygun fiyatıyla geniş bir kullanıcı kitlesine hitap edecek hem de Apple Intelligence özelliklerini destekleyerek şirket için yeni bir gelir kaynağı yaratacak. Apple analisti Ming-Chi Kuo’nun öngörülerine göre, cihazın 22 milyon adet satması bekleniyor ve bu satışlar Apple’a toplamda 11 milyar dolar kazandırabilir. SE serisinin en popüler modeli olmaya aday olan iPhone SE 4, özellikle bütçe dostu iPhone arayan kullanıcılar için cazip bir seçenek olacak.

Apple, iPhone SE 4 modeliyle rekor gelir elde edecek

Apple Intelligence desteğine sahip en uygun fiyatlı iPhone modeli olarak dikkat çeken SE 4, yapay zeka tabanlı özelliklerin çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını sağlayacak. Özellikle Apple A18 Bionic yongası ile donatılacağı belirtilen cihaz, en yeni iOS özelliklerine tam erişim sunarak uzun süre güncel kalacak bir telefon olma potansiyeline sahip. 499 dolarlık başlangıç fiyatıyla piyasaya sürülmesi beklenen iPhone SE 4, bu segmentte güçlü bir rakip olarak konumlanacak.

Cihazın donanım özellikleri de dikkat çekici. 6.1 inçlik Super Retina XDR OLED ekran ile gelmesi beklenen SE 4, LCD ekrana sahip önceki SE modellerine kıyasla büyük bir yükseltme sunuyor. Ayrıca, Face ID desteğinin de ilk kez bir SE modelinde yer alacağı söyleniyor. Kamera tarafında ise 48 MP ana sensör ve 12 MP ön kamera ile SE serisinde şimdiye kadarki en gelişmiş fotoğraf ve video deneyimini sunması bekleniyor. MagSafe desteğinin de olacağı iddia edilen cihaz, 20W hızlı şarj ve 15W kablosuz şarj desteği ile batarya performansı açısından da tatmin edici olabilir.

Apple’ın iPhone SE 4 modelini 19 Şubat 2025’te tanıtması bekleniyor. Uygun fiyatı ve Apple Intelligence entegrasyonu ile büyük ilgi görmesi beklenen bu model, özellikle yapay zeka özelliklerini daha geniş bir kitleye ulaştırarak Apple ekosisteminin büyümesine katkıda bulunabilir. Eğer iddia edilen özelliklerle piyasaya çıkarsa, iPhone SE 4 uygun fiyatlı akıllı telefon pazarında dengeleri değiştirebilir.

SanDisk, 512 TB kapasiteli SSD piyasaya sürecek!

0

SanDisk, önümüzdeki üç yıl boyunca SSD teknolojisinde büyük sıçramalar yapmayı planladığını duyurdu. Şirketin açıkladığı yol haritasına göre, 2025 yılı itibarıyla 128 TB kapasiteye sahip SSD modelleri piyasaya sürülecek. Bu modellerin yılın üçüncü çeyreğinde satışa çıkması beklenirken, hemen ardından 2026 yılında depolama kapasitesi iki katına çıkarılarak 256 TB seviyesine ulaşılacak. SanDisk’in en büyük hedeflerinden biri ise 2027 yılında 512 TB kapasiteye sahip SSD’leri pazara sunmak olacak. Bu doğrultuda, gelecekte 1 PetaBayt (1000 TB) kapasiteli SSD üretme planlarının da olduğu belirtilirken, bu modelin piyasaya sürülme tarihi henüz netleşmiş değil.

SanDisk, 512 TB kapasiteli SSD üzerinde çalışıyor

Bu gelişmelerin temelinde SanDisk’in geliştirdiği yeni nesil BiCS8 QLC NAND bellek teknolojisi yer alıyor. BiCS8, yüksek yoğunluklu bellek hücreleri sayesinde daha küçük alanlarda daha fazla veri saklamaya olanak tanırken, tek bir yonga üzerinde 256 GB veri depolamak mümkün hale geliyor. Şirketin açıklamalarına göre, bu şu ana kadar endüstride ulaşılan en yüksek depolama yoğunluğu seviyelerinden biri olarak öne çıkıyor. SanDisk, bu teknolojinin SSD’lerin kapasitesini artırırken aynı zamanda enerji verimliliği ve dayanıklılık açısından da önemli avantajlar sunduğunu belirtiyor.

Geleneksel HDD’ler, hâlâ 40 TB kapasitesine ulaşmaya çalışırken, SSD’lerin 128 TB seviyesine ulaşması, sabit disklerin rekabet gücünü giderek kaybettiğini gösteriyor. SSD’lerin sağladığı yüksek okuma-yazma hızları, dayanıklılık ve düşük güç tüketimi gibi avantajlar, özellikle veri merkezleri, büyük ölçekli yapay zeka uygulamaları, bulut bilişim sistemleri ve profesyonel içerik üreticileri için çok daha cazip bir seçenek haline gelmesini sağlıyor.

SanDisk’in gelecekte 1 PetaBayt kapasiteli bir SSD sunma hedefi, depolama teknolojisinin hangi noktaya ilerleyebileceğini gözler önüne sererken, özellikle büyük veri analizi, film prodüksiyonları, tıbbi görüntüleme sistemleri ve yapay zeka tabanlı uygulamalarda yeni bir çağın kapılarını aralayabilir. Ancak, bu ultra yüksek kapasiteli modelin ne zaman piyasaya sürüleceği konusunda henüz net bir açıklama yapılmadı.

Önümüzdeki yıllarda SSD’lerin kapasite ve hız bakımından sınırları zorlaması beklenirken, bu gelişmeler, özellikle büyük ölçekli işletmeler ve teknoloji devleri için devrim niteliğinde yenilikler getirebilir. SanDisk’in yol haritası, sektördeki diğer büyük oyuncular için de bir referans noktası olabilir ve rakip firmaların da benzer kapasitelerde SSD’ler geliştirmeye odaklanmasını hızlandırabilir.

Galaxy S25 Ultra, ekran testinde zirveye yerleşti!

0

Samsung Galaxy S25 Ultra, DxOMark ekran testlerinde 160 puan alarak ultra-premium kategorisinde zirveye yerleşti ve rakiplerini geride bıraktı. Cihaz, özellikle parlaklık seviyesi, renk doğruluğu ve video performansıyla öne çıkarken, Google Pixel 9 Pro XL ve Pro modelleri 158 puan ile ikinci sırayı paylaştı. Honor Magic 6 Pro, Galaxy S25+ ve S25 ise 157 puan alarak üçüncü sıraya yerleşti. Geçtiğimiz yılın amiral gemisi S24 Ultra ise 155 puanda kaldı.

Samsung Galaxy S25 Ultra, ekran testinde zirveye çıktı

S25 Ultra’nın en dikkat çeken özelliklerinden biri, dış mekan kullanımında sunduğu üst düzey görüntüleme deneyimi. 2.600 nit tepe parlaklığına ulaşabilen ekranı ve gelişmiş yansıma önleyici kaplaması sayesinde doğrudan güneş ışığında bile net bir görüntü sağlıyor. Ancak loş ışık koşullarında ekranın fazla parlak kalması küçük bir dezavantaj olarak görülüyor.

Renk doğruluğu konusunda S24 Ultra’ya kıyasla önemli gelişmeler kaydedilmiş. Özellikle farklı açılardan bakıldığında yaşanan renk kaymaları büyük ölçüde azaltılmış durumda. Bununla birlikte, gece modunda mavi ışık emisyonunun yüksek olması nedeniyle DxOMark’ın Göz Konforu etiketi bu modele verilmedi.

Video performansı açısından da önemli iyileştirmeler yapılmış. S24 Ultra’da düşük ışık koşullarında yaşanan sorunlar giderilirken, 24 nit HDR tepe parlaklığı sayesinde karanlık ortamlarda daha iyi bir izleme deneyimi sunuluyor. Ayrıca testlerde herhangi bir kare düşmesi yaşanmadığı belirtiliyor.

Dokunmatik hassasiyet konusunda genel olarak akıcı bir deneyim sunan cihaz, zaman zaman istem dışı dokunuşları algılayabiliyor ve bazı rakiplerine kıyasla tepki süresi biraz daha yavaş kalıyor.

Samsung, Galaxy S25 serisi lansmanında bir diğer önemli yeniliğini de duyurdu. Şirket, 2025’in üçüncü çeyreğinde Galaxy Z Fold 7 ve Flip 7 ile birlikte üçe katlanabilen yeni bir telefon modelini tanıtmayı planlıyor. Analist Ross Young’a göre, bu cihazın kapak ekranı 6.49 inç olacak ve tam açıldığında 10 inçlik bir ekrana sahip olacak. Cihazın Z Fold 7 ile aynı kapak ekranı boyutuna sahip olması dikkat çeken detaylardan biri.

Meta CTO’su, şirket politikalarını eleştiren çalışanlara gözdağı verdi!

0

Meta CTO’su Andrew Bosworth, şirketin DEI (Diversity, Equity, and Inclusion – Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık) departmanını kapatma kararına karşı çıkan çalışanlara, eğer bu durumdan memnun değillerse istifa edebileceklerini belirtti. Business Insider’ın şirket içi yazışmalara dayandırdığı habere göre, Bosworth, DEI departmanının kapatılmasının ardından şirket içindeki eleştirilerle ilgili bir konuşmada, politikalarla uyumsuz olan çalışanların başka bir yerde çalışmayı düşünmesi gerektiğini ifade etti.

Meta CTO’su, şirket politikalarını eleştiren çalışanları hedef aldı

DEI, iş dünyasında çeşitliliği artırmak, farklı geçmişlerden gelen bireylerin eşit fırsatlar bulmasını sağlamak ve daha kapsayıcı bir çalışma ortamı oluşturmak amacıyla kurulmuş bir programdı. Çalışanların işe alım süreçlerinde, terfi ve gelişim fırsatlarında eşitlik sağlanması, çeşitliliği destekleyen tedarikçilerle çalışılması gibi hedeflerle faaliyet gösteriyordu. Ancak geçtiğimiz ay Meta, DEI departmanını kapatma kararı aldı. Şirket, bu kararı, ABD’deki yasal ve politik ortamın değişmesini gerekçe göstererek aldı.

Meta CTO'su, şirket politikalarını eleştiren çalışanları hedef aldı.
Meta CTO’su, şirket politikalarını eleştiren çalışanlara taviz vermedi.

Bu karar, Meta içinde bazı çalışanların tepkisini çekti ve işyerinde karışıklıklara neden oldu. Birçok çalışan, bu tür bir değişikliğin kendilerini dışlanmış hissettirdiğini belirtti. Bosworth ise, DEI programının kapanmasına karşı çıkan ve medyaya bilgi sızdıran çalışanlarla ilgili bir yazışmada, “Eğer böyle hissediyorsanız bırakmalısınız, bunu kastediyorum” diyerek, eleştirilen çalışanlara sert bir yanıt verdi.

Bir çalışan ise, suçlamaların bir çözüm olmadığını ve Meta çalışanlarının kendilerine saygısızlık yapıldığını hissettiklerini ifade etti. Bu açıklama, şirket içindeki moralin bozulduğunu ve çalışanların yönetimle olan ilişkilerinde gerginlikler yaşandığını gösteriyor.

Akira’dan ilham alan retro-fütüristik motosiklet tasarlandı!

Japon tasarım firması Ichiban, ünlü manga ve anime Akira’nın ikonik motosikletinden esinlenerek retro-fütüristik bir konsept elektrikli motosiklet geliştirdi. Bu tasarım, Akira’nın yaratıcısı Katsuhiro Otomo’nun 1982 tarihli orijinal manga çizimlerine dayanarak oluşturuldu ve Ukraynalı endüstriyel tasarımcı Ivan Zhurba tarafından modernize edilerek teknik olarak uygulanabilir hale getirildi. Şu an için konsept aşamasında olan motosikletin kısa süre içinde prototip üretimine geçmesi planlanıyor.

Akira’dan ilham alan retro-fütüristik motosiklet görücüye çıktı

Ichiban’ın geliştirdiği bu elektrikli motosiklet, Akira filmindeki ikonik motosikletin birebir kopyası olmasa da silüeti, salıncak kolu tasarımı ve en önemlisi kırmızı-beyaz renk şemasıyla oldukça benzer bir estetiğe sahip. Cyberpunk futurizmi ile 80’lerin keskin hatlara sahip tasarım anlayışını birleştiren motosiklet, geometrik motor kapağı panelleri, koltuk panelleri ve gövde panelleriyle kendine özgü köşeli bir yapıya sahip. Tekerleklerde kullanılan jant kapakları da klasik telli jantlardan ayrışarak motosiklete daha modern ve akıcı bir görünüm kazandırıyor.

Akira'dan ilham alan retro-fütüristik motosiklet görücüye çıktı.

Konsept elektrikli motosiklet, 5 kW gücünde çift elektrik motoruna sahip ve 0’dan 100 km/s hıza sadece 3,5 saniyede ulaşabiliyor. Kötü yol koşullarında daha güvenli bir sürüş deneyimi sunmak amacıyla motosiklete gelişmiş ABS ve çekiş kontrol sistemleri entegre edilmiş durumda. Batarya kapasitesi henüz açıklanmasa da, motosikletin tam şarjla 250 kilometre menzil sunacağı ve hızlı şarj teknolojisi sayesinde yalnızca 30 dakikalık şarjla %70 doluluk oranına ulaşabileceği belirtiliyor.

Ichiban’ın retro-fütüristik elektrikli motosikleti şu an için konsept aşamasında olsa da, firmanın yakın gelecekte prototip üretim sürecine geçmeyi hedeflediği ifade ediliyor. Eğer bu proje başarılı olursa, Akira’nın kült motosikletinin modern bir versiyonunu yollarda görmek mümkün olabilir.

iyzico, Paynet’i 87 milyon dolara satın aldı!

Türkiye’nin öncü fintech şirketlerinden biri olan iyzico, Arena Bilgisayar’dan Paynet’i 87 milyon dolara satın alarak önemli bir stratejik hamle gerçekleştirdi. Bu satın alım süreci, Paynet’in bilançosunda yer alan 82.7 milyon TL’lik net nakit varlıkla birlikte tamamlandı. iyzico’nun CEO’su Orkun Saitoğlu, yapılan bu yatırımın Türkiye finansal teknolojiler sektöründeki konumlarını daha da güçlendireceklerini belirtti. Saitoğlu, iyzico’nun vizyonunun, üye işyerlerinin büyüme ve dijitalleşme yolculuklarına katkı sağlamak, kullanıcıların uçtan uca alışveriş deneyimlerini zenginleştirmek olduğunu vurguladı. Bu hedef doğrultusunda, iyzico, Prosus ile ortaklaşa olarak, Paynet’in B2B ve B2B2C ödeme çözümlerindeki deneyimini kendi yenilikçi ürün portföyüne dahil ederek hizmet yelpazelerini daha geniş hale getirmeyi amaçlıyor. Bu birleşimin, finansal hizmetleri daha demokratik bir şekilde erişilebilir kılma ve herkes için ulaşılabilir hale getirme misyonlarını daha da pekiştireceğini ifade etti. Ayrıca, sektördeki lider konumlarını daha da güçlendireceklerini belirterek yüksek bir sinerji ile bu birleşmenin başarılı olacağına inandıklarını söyledi.

iyzico, Paynet’i 87 milyon dolara resmen satın alıyor

Paynet’in kurucusu ve Arena Grup CEO’su Serkan Çelik, Paynet’in sektördeki en büyük güçlü yönlerinden birinin B2B ve B2B2C alanlarındaki uzmanlık ve tecrübe olduğunu söyledi. Çelik, iyzico’nun B2C alanındaki deneyimi ve Paynet’in B2B ile B2B2C alanlarındaki güçlü altyapısının birleşmesiyle, Türkiye’de küresel bir başarı hikayesi oluşturulacağına inandığını ifade etti. Paynet, üye işyerlerine temassız ödeme alma, QR kod ve PayPOS ile ödeme alma, kredi ile ödeme alma ve kart saklama gibi çeşitli ödeme çözümleri sunarak sektörde önemli bir yer edinmiş durumda.

Paynet’in sunduğu hizmetlerin temeli, işletmelerin ödeme işlemlerini kolaylaştırmak ve dijitalleşmeye ayak uydurmalarına yardımcı olmaktır. Bu tür ödeme çözümleri, hem küçük işletmelerin hem de büyük şirketlerin dijital ödeme altyapılarına kolayca entegre olabilmelerini sağlar. Paynet’in hizmetlerinin özellikle B2B ve B2B2C alanlarındaki güçlü altyapısı, iyzico için önemli bir değer sunuyor ve şirketin küresel pazarlara açılma yolunda önemli bir adım olarak görülüyor.

Bu satın alım, Türkiye’deki fintech sektörü için büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Rekabet Kurumu ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın onayıyla tamamlanan süreç, iki Türk fintech şirketi arasındaki en büyük satın alımlardan biri olma özelliğini taşıyor. İyzico’nun, sektördeki güçlü konumunu daha da pekiştirmek amacıyla gerçekleştirdiği bu hamle, sadece Türkiye’de değil, global alanda da fintech ekosisteminde önemli bir yer edinmelerine olanak sağlayacak. Bu birleşme ile birlikte iyzico, B2B ve B2B2C alanlarında daha geniş bir hizmet sunarak, finansal teknolojiler sektöründeki öncülüğünü pekiştirecek.

Yerli girişim Mundi, 2.5 milyon dolar yatırım aldı!

2022 yılında Göksenin Akdeniz ve Ömer Paksoy tarafından kurulan yerli fintech girişimi Mundi, Speedinvest liderliğinde gerçekleşen yatırım turunda 2.5 milyon dolar yatırım aldı. Tura, Barbaros Özbuğutu’nun kurucusu olduğu DeBa Ventures’ın yanı sıra yüksek profilli melek yatırımcılar da katıldı.

Yerli girişim Mundi, 2.5 milyon dolar yatırım almayı başardı

Mundi, holding büyüklüğündeki şirketlere sunulan özel yatırım fırsatlarını KOBİ’lerin erişimine açarak, işletmelerin TL ve USD birikimlerini yetkili kurumlar üzerinden güvenli bir şekilde sermaye piyasası ürünlerinde değerlendirmesini sağlıyor. Ayrıca, şirket hesaplarında kalan bakiyelerin avantajlı oranlarla nemalandırılmasına imkan tanıyor. Bu sayede KOBİ’ler, atıl durumda bekleyen birikimlerini finansal piyasalarda değerlendirerek daha iyi getiriler elde edebiliyor.

Platform, kullanıcılarına şirket bakiyelerini günlük olarak yönetme olanağı sunarken, işletmelerin hazine ihtiyaçlarına göre değişen uzun vadeli yatırım ürünlerine erişim imkanı da sağlıyor. Yatırımla birlikte yeni ticari müşteriler edinmeyi hedefleyen Mundi, aynı zamanda ürün geliştirme süreçlerine odaklanarak yeni sermaye piyasası ve yatırım ürünleri sunmayı planlıyor.

Yatırım sonrası değerlendirmelerde bulunan Mundi kurucu ortaklarından Göksenin Akdeniz, KOBİ’lerin yatırımlarını yönetmelerine yardımcı olacak yenilikçi ürünler geliştirerek ticari segmentlerde sermaye piyasalarını dönüştürmeye kararlı olduklarını belirtti. Ömer Paksoy ise, temel hedeflerinin KOBİ’lerin finansal hizmetlere erişimini kolaylaştırarak onları sermaye piyasalarına entegre etmek olduğunu ifade etti. Geliştirdikleri yenilikçi çözümlerin yalnızca işletmelerin büyümesine katkı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomi inşa edilmesine yardımcı olacağını vurguladı.

Toyota, yeni nesil hidrojen yakıt hücresi sistemini tanıttı!

0

Toyota, hidrojenle çalışan aktarma organları konusundaki çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Japon otomotiv devi, üçüncü nesil hidrojen yakıt hücresi sistemini tanıtarak bu teknolojide önemli bir ilerleme kaydettiğini duyurdu. Yeni nesil sistemin önceki versiyona kıyasla daha küçük boyutlara sahip olduğu, daha hafif ve daha dayanıklı olduğu belirtilirken, verimlilik açısından da önemli gelişmeler sunduğu ifade ediliyor. Şirketin verdiği bilgilere göre, üçüncü nesil hidrojen yakıt hücresi, selefine kıyasla iki kat daha dayanıklı olup, dizel motorlarla benzer bir ömre sahip. Ayrıca, bu yeni sistemle donatılmış araçların menzili önceki modele kıyasla %20 oranında artırılmış durumda. Toyota, hücre tasarımı ve üretim süreçlerinde yapılan yenilikler sayesinde bu yeni yakıt hücresi sisteminin üretim maliyetlerinin de önemli ölçüde düşürüldüğünü vurguluyor.

Toyota, yeni nesil hidrojen yakıt hücresi sistemini görücüye çıkardı

Hidrojen yakıt hücreli araçların satış rakamlarına bakıldığında, Toyota’nın geçtiğimiz yıl dünya genelinde yalnızca 1.778 adet hidrojen yakıt hücreli elektrikli araç satabildiği görülüyor. Üstelik bu rakam, bir önceki yıla kıyasla %55,8 oranında bir düşüşe işaret ediyor. Ancak bu olumsuz tabloya rağmen Toyota, hidrojen teknolojisine yatırım yapmaya devam ediyor.

Şirketin yalnızca binek otomobillerle sınırlı kalmadığı ve hidrojen yakıt hücresi sistemlerini ticari araçlarda da geniş çapta uyguladığı biliniyor. Toyota’nın bu sistemleri şimdiye kadar sabit jeneratörlerden trenlere ve otobüslere kadar toplamda 2.700’den fazla araca entegre ettiği ifade ediliyor. Hidrojen yakıt hücreleri, içten yanmalı motorların veya bataryalı elektrikli sistemlerin verimli olmadığı alanlarda alternatif bir çözüm sunmaya devam ediyor.

Toyota, en yeni nesil hidrojen yakıt hücresi sisteminin önümüzdeki hafta Tokyo’da düzenlenecek Uluslararası Hidrojen ve Yakıt Hücresi Fuarı’nda sergileneceğini duyurdu. Şirket, bu teknolojinin ilk ticari uygulamalarına 2026 yılında başlanmasını planlıyor. Hidrojen yakıt hücreli sistemlerin düşük satış rakamlarına rağmen Toyota, özellikle ağır vasıtalar ve endüstriyel uygulamalar için hidrojen teknolojisinin büyük bir potansiyele sahip olduğuna inanıyor. Bu yeni sistemin daha dayanıklı, verimli ve uygun maliyetli hale gelmesi, hidrojenli araçların gelecekte daha geniş bir kullanım alanına yayılmasına katkı sağlayabilir.

Figure AI, OpenAI ile işbirliğini sonlandırdı! Peki neden?

Figure AI’nin OpenAI ile olan iş birliğini sonlandırması, yapay zeka ve robotik dünyasında büyük yankı uyandırdı. Şirketin CEO’su Brett Adcock, bu ayrılığın arkasında “robot zekasında büyük bir atılım” olduğunu belirterek önümüzdeki 30 gün içinde “daha önce hiç görülmemiş” bir gelişmenin duyurulacağını açıkladı. OpenAI ile ortaklık kurarak geliştirilen Figure 02 insansı robotu, 675 milyon dolarlık yatırım ve 2,6 milyar dolarlık şirket değerlemesiyle büyük ilgi görmüştü. Ancak Adcock’un son açıklamaları, OpenAI ile yolların ayrılmasının ardında sadece stratejik bir değişiklik olmadığını, şirketin kendi yapay zeka modellerinde devrim niteliğinde ilerlemeler kaydettiğini gösteriyor.

Figure AI, OpenAI ile işbirliğini resmen bitirdi

Adcock, attığı tweet’te, “Figure, tamamen şirket içinde inşa edilen uçtan uca robot yapay zekası konusunda büyük bir atılım yaptı” diyerek, büyük dil modellerine (LLM) bağımlılığı azalttıklarını ve robotlarını tamamen kendi geliştirdikleri sistemlerle eğitebildiklerini vurguladı. OpenAI ile bağların koparılması, şirketin dışa bağımlı olmadan robotlarını daha akıllı hale getirebilmesi açısından büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. CEO’nun “LLM’ler artık en küçük sorunlarımızdan biri” açıklaması, yapay zeka ekosisteminde büyük değişimlerin yaşandığını gösteriyor. Son dönemde büyük dil modelleri giderek daha erişilebilir hale gelirken, Figure AI gibi şirketler artık daha ileri seviye yapay zeka ve robotik sistemlere yöneliyor.

Bu gelişmeler yaşanırken OpenAI da boş durmuyor. Şirket, kısa süre önce “insansı robotlar” ile ilgili ticari marka başvurusu yaptı ve robotik ekibini yeniden inşa etmeye başladı. Aynı zamanda artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve otonom ajanlar gibi alanlara yöneldiği biliniyor. OpenAI’nin bu hamleleri, yapay zeka tabanlı robotların geleceği açısından yeni bir rekabetin kapıda olduğunu gösteriyor.

Figure AI’nin OpenAI ile yollarını ayırmasına rağmen büyük ticari ortaklıklarını sürdürmesi de dikkat çekici. Şirket, BMW Manufacturing ile üretim hatlarında insansı robotları kullanmak için önemli bir anlaşmaya imza attı. Bunun yanında, kimliği açıklanmayan büyük bir Amerikan şirketiyle de iş birliği yapıldı. Adcock’un açıklamalarına göre, bu anlaşmalar sayesinde Figure AI önümüzdeki dört yıl içinde 100.000 robot üretme hedefini gerçekleştirebilecek. CEO, LinkedIn’de yaptığı açıklamada, “Bu bize yüksek hacimli sevkiyat yapma potansiyeli veriyor; böylece maliyetleri düşürebilir ve yapay zeka verilerini daha geniş ölçekte toplayabiliriz” ifadelerini kullandı. Bu gelişmeler, şirketin ölçeklenebilir bir üretim modeli kurarak yapay zeka destekli robotların endüstride yaygınlaşmasını hedeflediğini gösteriyor.

Öte yandan Figure AI, “somutlaştırılmış yapay zeka” olarak adlandırılan bir veri motoru geliştirerek robotlarının bulut bilişim ve uç bilişim sistemleri aracılığıyla gerçek zamanlı olarak öğrenmesini ve çevreye uyum sağlamasını mümkün kıldı. Bu teknoloji sayesinde şirketin robotları yalnızca dil komutlarını yerine getirmekle kalmayıp, görüş, hareket ve karar verme yetilerini birleştirerek daha kompleks görevleri bağımsız olarak gerçekleştirebilecek. Ayrıca Figure AI, büyük ölçekli işe alımlar yaparak ekibini genişletmeye devam ediyor.

Tüm bu gelişmeler ışığında, Figure AI’nin CEO’su Brett Adcock’un işaret ettiği “büyük atılım” için beklenti oldukça yüksek. Eğer gerçekten yapay zeka ve robotik entegrasyonunda devrim niteliğinde bir yenilik duyurulursa, bu durum yalnızca Figure AI ve OpenAI arasındaki rekabeti değil, tüm yapay zeka ekosistemindeki güç dengelerini değiştirebilir. Özellikle endüstriyel robotların hızla benimsenmesi, maliyetlerin düşmesi ve otonom yapay zeka sistemlerinin daha yaygın hale gelmesi, bu teknolojinin iş dünyasındaki etkisini önemli ölçüde artırabilir. Şimdi gözler, Figure AI’nin önümüzdeki 30 gün içinde açıklayacağı bu büyük gelişmeye çevrildi.

Samsung, eleştirilen kamera stratejisini sürdürüyor!

0

Samsung, kamera stratejisinde yenilikten çok istikrarı ön planda tutmaya devam ediyor. Galaxy S25 Ultra’nın tanıtılmasının ardından, modelin kamera alanındaki büyük bir yeniliği barındırmaması eleştirilse de, bu durum şirketin genel stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebiliyor. Özellikle Vivo ve Oppo gibi rakiplerin daha cesur ve gelişmiş kamera sistemleri sunmalarına karşın, Samsung’un yeni modelinde çok büyük bir değişiklik yapmaması, markanın rekabetçi yeniliklere kaçındığına dair yorumlara yol açıyor.

Samsung, eleştirilen kamera stratejisini devam ettiriyor

Galaxy S25 Ultra, bir önceki modelle benzer bir kamera donanımına sahip ve bu durum, Samsung’un yenilikçi özellikler yerine stabiliteye ve güvenilirliğe dayalı bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Şirket, kendi geliştirdiği 200MP ISOCELL HP9 sensörünü rakiplerine satmayı tercih ederken, bunu kendi amiral gemisinde kullanmamış olması dikkat çekiyor. Bu kararın arkasında, Vivo X200 Pro ve Oppo Find X8 Pro gibi cihazların kamera konusunda öne çıkmasına rağmen, satış rakamları açısından Samsung’a ciddi bir tehdit oluşturmamaları yatıyor. Bu cihazlar genellikle, markaların teknik kapasitelerini sergileyen vitrinde olan ürünler olarak görülüyor.

Öte yandan, Galaxy S24 Ultra’nın büyük bir ticari başarı elde etmiş olması, Samsung’un mevcut stratejisini sürdürmesine neden olmuş gibi görünüyor. Model, 16.82 milyon adet satışa ulaşarak önceki tüm Ultra serisi cihazlarının toplam satışlarını geride bırakmış durumda. Bu durum, şirketin büyük yeniliklere gitmek yerine, kamera donanımında istikrarı sağlamayı ve tasarım ile yazılım tarafında küçük iyileştirmeler yapmayı tercih etmesine yol açıyor.

Tasarım açısından da Samsung, minimalist bir yaklaşım benimseyerek, büyük kamera adalarından kaçınıyor. ALOP lens teknolojisiyle kamera çıkıntısını azaltarak daha şık ve estetik bir görünüm sunmayı hedefliyor. Bu durum, tasarım ve kullanıcı deneyimi açısından önemli bir fark yaratıyor.

Anduril, Microsoft’un askeri AR başlık işini devralıyor!

Anduril Industries’in Microsoft’un 22 milyar dolarlık artırılmış gerçeklik başlığı programını devralması, savunma sanayisinde büyük bir dönüşümün habercisi olarak görülüyor. ABD Ordusu’nun Entegre Görsel Artırma Sistemi (IVAS) olarak bilinen artırılmış gerçeklik başlığı programı, Microsoft’un uzun yıllardır üzerinde çalıştığı bir projeydi. Ancak donanım tarafında yaşanan zorluklar ve sahadaki askerlerden gelen olumsuz geri bildirimler nedeniyle, Microsoft bu projeden çekilme kararı aldı. Pentagon’un onayıyla resmileşecek olan devir sürecinde Anduril, IVAS sisteminin üretimi, donanım ve yazılım geliştirmesi, teslimat süreçleri ve test aşamalarını yönetecek. Microsoft ise projeye tamamen veda etmek yerine, bulut bilişim ve yapay zeka çözümleriyle destek vermeye devam edecek.

Anduril, Microsoft’un askeri AR başlık işini devralmaya hazırlanıyor

Microsoft, 2021 yılında ABD Ordusu ile 10 yıllık bir sözleşme imzalayarak, IVAS başlıklarının üretimi için 22 milyar dolarlık bir anlaşma yapmıştı. Bu anlaşma kapsamında, 120.000’den fazla özel tasarım HoloLens başlığı üretilecekti. Ancak, ilk testlerde başlıkların ağır olması, askerlerin uzun süre kullanmakta zorlanması ve batarya ömrü gibi teknik aksaklıklar nedeniyle proje sekteye uğradı. 2023 yılı itibarıyla Microsoft, IVAS için donanım üretimini durdurduğunu ve odak noktasını yazılım ile yapay zeka sistemlerine kaydıracağını duyurdu. Şirketin karma gerçeklik bölümünün yöneticisi Robin Seiler, Microsoft’un donanım geliştirme süreçlerinden uzaklaştığını ancak IVAS programına bulut ve yapay zeka çözümleriyle destek vermeye devam edeceğini belirtti. HoloLens 2’ye ise 2027 yılına kadar yazılım güncellemeleri sunulacak.

Bu noktada devreye giren Anduril Industries, son yıllarda savunma sanayisinde hızla yükselen bir teknoloji şirketi olarak dikkat çekiyor. CNBC’nin haberine göre şirket, 28 milyar dolarlık değerlemeye ulaşmış durumda ve 2,5 milyar dolarlık yeni bir yatırım turu için görüşmeler yürütüyor. Anduril, Ocak ayında Ohio’da yaklaşık 1 milyar dolarlık bir üretim tesisi kuracağını duyurdu. Bu gelişmeler, şirketi Lockheed Martin ve Northrop Grumman gibi köklü savunma sanayisi devleriyle doğrudan rekabet edebilir bir konuma getirdi.

Anduril’in kurucusu Palmer Luckey, teknoloji dünyasında tanınan bir isim. Daha önce Oculus VR şirketini 2 milyar dolara Facebook’a satan Luckey, 2017 yılında Facebook’tan ayrıldıktan sonra savunma sanayisine odaklanarak Anduril’i kurdu. Artırılmış gerçeklik ve savunma teknolojilerinin birleşimine dair uzun süredir iddialı bir vizyon ortaya koyan Luckey, IVAS projesine liderlik etmeyi kişisel bir mesele olarak gördüğünü ve kariyerindeki her şeyin bu noktaya ulaştığını ifade etti.

IVAS projesinin önemi, modern savaş sahasının giderek daha fazla dijitalleşmesiyle bağlantılı. ABD Ordusu, bu artırılmış gerçeklik başlıklarını kullanarak askerlerine savaş alanında daha iyi durumsal farkındalık kazandırmayı amaçlıyor. IVAS, gece görüşü, termal görüntüleme, hedef takibi ve artırılmış gerçeklik destekli harita sistemleriyle donatılmış durumda. Bunun yanı sıra, yapay zeka destekli analiz sistemleriyle, askerlerin savaş alanındaki tehditleri daha hızlı ve doğru bir şekilde tespit edebilmesi sağlanıyor.

Anduril’in bu projeye getireceği en büyük yeniliklerden biri ise, IVAS başlıklarını insansız hava araçları (İHA) ve kara araçlarıyla entegre etme planı. Şirketin geliştirdiği yapay zeka destekli yazılım sayesinde, bir asker bu başlıkları kullanarak onlarca dronu aynı anda kontrol edebilecek. Bununla birlikte, başlık takılıyken çevresel tehditleri izlemeye ve artırılmış gerçeklik üzerinden taktik verileri görmeye devam edebilecek. Bu entegrasyon, özellikle robotik savaş teknolojilerinin giderek daha fazla önem kazandığı günümüzde, kara birliklerine büyük bir avantaj sağlayabilir.

Anduril’in IVAS programına dahil olması, sadece ABD Ordusu için değil, küresel savunma sanayisi için de önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Geleneksel savunma sanayisi devleri genellikle büyük ölçekli askeri donanım üretimine odaklanırken, Anduril gibi yeni nesil şirketler yazılım, yapay zeka ve robotik teknolojileriyle daha çevik çözümler üretiyor. Bu nedenle, IVAS gibi projelerin gelecekte nasıl bir dönüşüm geçireceği merak konusu.

Sonuç olarak, Microsoft’un donanım üretiminden çekilmesi ve Anduril’in IVAS programını devralması, savunma teknolojileri açısından büyük bir paradigma değişikliğine işaret ediyor. Anduril, IVAS başlıklarını daha hafif, daha dayanıklı ve yapay zeka ile daha entegre hale getirmeyi hedefliyor. Eğer şirket bu projede başarılı olursa, ABD Ordusu’nun gelecekteki savunma sistemlerinde çok daha büyük bir rol oynayabilir. Özellikle savaş alanında artırılmış gerçeklik tabanlı sistemlerin ve yapay zeka destekli taktik operasyonların giderek yaygınlaşacağı düşünüldüğünde, Anduril’in bu hamlesi, modern askeri teknolojilerin geleceğini belirleyen adımlardan biri olabilir.

Apple’ın AR gözlük projesi devam ediyor!

0

Apple, artırılmış gerçeklik (AR) gözlük projesine yönelik çalışmaları devam ettiriyor. Geçtiğimiz dönemde bazı haberlerde Apple’ın AR gözlüklerinin iptal edildiği iddia edilmişti, ancak bu söylentiler yanlış çıktı. Teknoloji dünyasında güvenilir kaynaklardan biri olan Mark Gurman, bu konuda açıklama yaptı ve iptal edilen projenin bağımsız AR gözlüklerinden farklı olduğunu belirtti.

Apple’ın AR gözlük projesi iptal edilmedi

Gurman, iptal edilen projenin aslında Mac cihazlarına bağlanarak ek bir ekran işlevi görecek bir gözlük olduğunu ifade etti. Bu proje, geçtiğimiz haftalarda iptal edilmiş olsa da, Apple’ın bağımsız AR gözlük projesi hâlâ yolunda ilerliyor.

Apple, geçtiğimiz yıl piyasaya sürdüğü Vision Pro ile karma gerçeklik (AR/VR) alanına adım atmıştı ve bu alandaki yatırımlarına devam ediyor. Ancak bağımsız AR gözlüklerinin piyasaya sürülmesi için şirketin daha uzun bir süre beklemesi gerekecek. Mark Gurman, Apple’ın Vision Ürünleri Grubu’nun yeni başkanı John Ternus’un, başarısız bir ürün geliştirmekten çekindiğini ve bu nedenle bağımsız AR gözlüklerini satışa sunmak için ekran ve yarı iletken teknolojisinin olgunlaşmasını beklediklerini belirtti. Bu nedenle, Apple’ın bağımsız AR gözlüklerini piyasaya sürmesi için en az 3 ila 5 yıl daha geçmesi gerekebilir.

Apple’ın AR gözlükleri ile ilgili projeleri, gelecekte teknoloji dünyasında büyük bir etki yaratabilir. Ancak şu anda, şirketin bu alandaki çalışmalarını daha dikkatli ve tedbirli bir şekilde yürüttüğü görülüyor. Bu süreçte, teknolojinin olgunlaşması ve ekran ile yarı iletken teknolojilerindeki gelişmeler, Apple’ın bu ürünü piyasaya sürmesinin önündeki engelleri kaldıracak gibi görünüyor.

Snapdragon 6 Gen 4 tanıtıldı! İşte özellikleri

0

Qualcomm, Snapdragon 6 Gen 4 işlemcisini tanıtarak orta seviye mobil işlemci pazarında önemli bir adım attı. Yeni çipset, selefine göre birçok alanda önemli iyileştirmeler sunuyor ve özellikle performans, verimlilik, oyun performansı, yapay zeka ve kamera tarafında gözle görülür gelişmeler sağlıyor. Snapdragon 6 Gen 4, TSMC’nin 4nm üretim teknolojisiyle üretiliyor, bu da önceki nesil Snapdragon 6 Gen 3’e göre daha yüksek enerji verimliliği ve daha iyi performans vaat ediyor.

Snapdragon 6 Gen 4 resmen görücüye çıktı

İşlemci, ARMv9 tabanlı yeni CPU çekirdekleriyle donatılmış. Bu çekirdekler, performans açısından %11’lik bir artış sunuyor. Dört adet yüksek performanslı Cortex-A720 çekirdeği, 2,3 GHz hızında çalışırken, üç çekirdek ise 2,2 GHz hızında çalışıyor. Ayrıca, daha verimli çalışan dört adet Cortex-A520 verimlilik çekirdeği bulunuyor ve bu çekirdekler 1,8 GHz hızında çalışıyor. Bu yeni mimari, selefine göre %12 daha verimli bir performans sergiliyor.

Snapdragon 6 Gen 4 resmen görücüye çıktı.

Grafik tarafında ise, Snapdragon 6 Gen 4, Adreno GPU’suyla birlikte geliyor ve bu GPU, selefine göre %29’luk bir performans artışı sağlıyor. Ancak, Qualcomm GPU’nun detaylarını açıklamış değil. Yeni GPU, Snapdragon Game Super Resolution teknolojisiyle 4K’ya kadar oyunlar için yükseltme yapabiliyor ve Adreno Frame Motion Engine ile güç tüketimini düşük tutarak kare hızını iki katına çıkarabiliyor.

Depolama tarafında, Snapdragon 6 Gen 4, 16 GB’a kadar LPDDR5 RAM desteği sunuyor ve 3.200 MHz’e kadar hızlara ulaşabiliyor. UFS 3.1 depolama teknolojisini destekleyen işlemci, 4K 60 Hz dış ekran desteği, USB-C 3.1, 10 bit renk ve HDR10+ özelliklerini de barındırıyor. İç ekran desteği ise Full HD+ çözünürlük ve 144 Hz yenileme hızına kadar çıkabiliyor.

Kamera tarafında ise, Snapdragon 6 Gen 4, 200 MP’ye kadar sensör desteği sunan üçlü 12 bit ISP (Görüntü Sinyali İşlemcisi) ile geliyor. Bu ISP, 30 fps’de 4K HDR video kaydı yapabiliyor. HDR10 ve HLG video formatlarını destekleyen işlemci, fotoğraf tarafında ise 10 bit HEIF formatını destekliyor. Video oynatımında ise H.265 ve VP9 kodekleri destekleniyor, ancak AV1 desteği bulunmuyor.

Yapay zeka tarafında, Snapdragon 6 Gen 4, INT4 desteği sunarak daha optimize edilmiş yapay zeka modellerinin daha düşük RAM kullanımıyla çalışmasını sağlıyor. Bu özellik, mobil cihazlarda yapay zeka uygulamalarının daha verimli çalışmasını mümkün kılıyor.

Bağlantı özelliklerinde ise, 5G modem desteği ile 6GHz altı (4×4 MIMO) ve mmWave (2×2 MIMO) frekanslarını destekliyor. Ayrıca, 2,9 Gbps’ye kadar indirme hızları, Wi-Fi 6E, aptX Adaptive Bluetooth 5.4 desteği gibi özelliklere de sahip. GPS tarafında ise üçlü frekans konumlandırmayı (L1/L5/L2) destekliyor.

Snapdragon 6 Gen 4, Realme, Oppo ve Honor gibi markalar tarafından kullanılacak ve ilk olarak Hindistan gibi pazarlarda satışa sunulacak. Bu işlemcinin, özellikle bütçe dostu cihazlarda kullanılacağı ve fiyat/performans oranı açısından dikkat çekici olacağı tahmin ediliyor.

BuzzFeed, kendi sosyal medya platformunu kuruyor!

BuzzFeed, kendi sosyal medya platformunu geliştirdiğini duyurdu. Yeni platformun adı BFisland olarak belirlendi ve internetin olumsuzluklarına karşı koymayı amaçlayan bir proje olarak tanıtıldı. BFisland, etkileşimli hikaye anlatımı ve yeni içerik formatları üzerine odaklanacak. Şirket, platformda yapay zekanın önemli bir rolü olacağını belirtti; yapay zeka araçları, kullanıcıların kendilerini ifade etmelerini ve bağlantı kurmalarını teşvik etmek için kullanılacak. BFisland, mevcut büyük dil modelleri (LLM) üzerine inşa edilecek ve insan küratörlere sahip olacak.

BuzzFeed, kendi sosyal medya platformunu geliştiriyor

BuzzFeed, OpenAI’ın teknolojisini platformunda kullanmayı planlıyor ve şu anda platformun bekleme listesine katılabilen kullanıcılarla testler yaparak geri bildirimlere dayalı bir geliştirme süreci yürütecek. Şirketin CEO’su Jonah Peretti, bu platformun amacı hakkında bir manifestoda, internetin nasıl düzeltileceği konusunda başkalarına tavsiyelerde bulunmaktan bıktıklarını ve bu süreci kendilerinin başlatacaklarını söyledi.

Peretti, sosyal medya devleri TikTok ve Meta’yı, yapay zeka destekli algoritmaların bağımlılık yaratmayı teşvik etmesine ve kullanıcıların refahını göz ardı etmesine karşı eleştirdi. Bu platformun, kullanıcıların güçlerini kaybetmek yerine onlara güç verecek şekilde tasarlandığını ifade etti. Ancak, bu gücün nasıl verileceğine dair bir açıklama yapmadı.

BFisland, kullanıcılarının zamanlarını boşa harcamadan, ruh sağlıklarını riske atmadan, “doomscrolling”i onlara yerine yaparak, öfke ve korkuyu mizah anlayışıyla dengelemeyi vaat ediyor. Ayrıca, gaslighting ve yanlış bilgilendirme gibi sorunlarla mücadele etmek için farklı ve özgün yöntemlerle kitleyle iletişim kuracaklarını belirtiyorlar.

BuzzFeed, eğlenceli içerikler, ünlü hikayeleri, viral videolar ve testlerle geniş bir kitle oluşturmuştu ve bu içerikleri şimdi sosyal medya platformu formatında sunmayı planlıyor. BFisland, şirketin daha özgür ve olumlu bir sosyal medya deneyimi sunma çabalarının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Anthropic, 2027 yılında gelirini 34.5 milyar dolara çıkarabilir!

Anthropic, geliştirdiği Claude isimli yapay zeka modeliyle OpenAI’ın ChatGPT’sine doğrudan rakip olurken, The Information tarafından ortaya atılan iddialara göre 2027 yılına kadar gelirini 34.5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Eski OpenAI çalışanları tarafından kurulan şirket, büyük dil modellerini çalıştırmak için geçen yıl toplamda 5.6 milyar dolar harcamıştı.

Anthropic, 2027 yılında gelirini 34.5 milyar dolara çıkarmayı planlıyor

Ancak maliyetlerini azaltma stratejisi doğrultusunda 2025 yılına kadar bu miktarı 3 milyar dolara düşürmeyi planlıyor. Geçtiğimiz yıl 895 milyon dolar gelir elde eden Anthropic, 2027 yılı itibarıyla hem kârlı bir noktaya gelmeyi hem de gelirlerini büyük ölçüde artırmayı amaçlıyor.

Anthropic, 2027 yılında gelirini tam 34.5 milyar dolara çıkarmayı planlıyor.

Ancak bu hedefin gerçekleşmemesi durumunda en güvenli senaryoda, 2025 yılında 2.2 milyar dolar, 2027 yılında ise 12 milyar dolar gelir elde etmeyi öngörüyor. Şirketin en büyük destekçilerinden biri olan Amazon, geçtiğimiz yıl Anthropic’e 4 milyar dolarlık bir yatırım yapacağını duyurmuştu. Ocak ayında ise girişimin değerlemesini 60 milyar dolara çıkaracak yeni bir yatırım turuna hazırlandığı iddia edildi.

Lightspeed Venture Partners’ın liderliğinde gerçekleştirilecek yeni yatırım turunda 2 milyar dolar fon toplaması beklenen Anthropic, yapay zeka sektöründe yatırımlarını artırmak isteyen girişim sermayesi (VC) firmalarının büyük ilgisini çekiyor. Kaynaklara göre, 2 milyar doları aşması beklenen bu yatırım turuna MGX ve General Catalyst gibi önemli yatırım firmaları da katılmayı planlıyor.

Elon Musk, Grok 3’ün çıkış tarihini duyurdu!

Elon Musk’ın sahibi olduğu xAI, yapay zeka dünyasındaki rekabeti daha da kızıştırmaya hazırlanıyor. X platformu üzerinden kullanıcılara sunulan yapay zeka programı Grok, önemli bir güncellemeyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Daha önce yaptığı açıklamalarda yapay zeka konusunda büyük hedefleri olduğunu belirten Musk, son paylaşımlarında Grok 3’ün çok yakında çıkacağını duyurmuştu. Bugün yaptığı yeni bir açıklamayla bu yeni versiyonun kesin çıkış tarihini de duyurdu.

Elon Musk, Grok 3 sürümünün çıkış tarihini açıkladı

Musk’ın verdiği bilgilere göre Grok 3, pazartesi akşamı gerçekleştirilecek özel bir canlı demo etkinliğiyle tanıtılacak ve aynı anda kullanıma sunulacak. Türkiye saatiyle salı sabahı 06:00’da erişime açılacak olan Grok 3, yapay zeka alanında önemli yenilikler barındıran bir güncelleme olarak öne çıkıyor. Musk, bu yeni sürümün şimdiye kadar geliştirilmiş “dünyadaki en zeki yapay zeka” olduğunu iddia ederek büyük bir beklenti yaratmış durumda. Ancak bu iddianın ne kadar doğru olduğunu görmek için kullanıcıların yeni sürümü test etmesi gerekecek.

Grok 2 yapay zeka

Grok’un gelişimi, xAI’nin bu alandaki iddiasını kanıtlamak adına oldukça önemli bir adım olarak görülüyor. Grok-2, geçtiğimiz ağustos ayında yayınlanmış ve xAI ekibi o zamandan bu yana yapay zeka sistemlerini geliştirmeye devam etmişti. Yapılan açıklamalara göre Grok 3, önceki sürüme kıyasla üç kat daha hızlı çalışacak ve çok daha doğru sonuçlar sunacak. Ayrıca, yeni modelin daha kapsamlı bağlam analizi yapabildiği ve daha doğal bir dil işleme yeteneğine sahip olduğu da gelen bilgiler arasında.

Grok 3’ün ne gibi teknik yenilikler sunduğu henüz tam olarak açıklanmasa da, önceki versiyonlarla kıyaslandığında hem hız hem de doğruluk açısından önemli bir sıçrama yapması bekleniyor. Özellikle Musk’ın, yapay zekanın geleceği konusundaki yüksek beklentileri göz önüne alındığında, Grok 3’ün sektörde nasıl bir etki yaratacağı büyük merak konusu. Salı sabahı erişime açılacak olan bu yeni sürüm, xAI’nin gerçekten yapay zeka alanında lider bir konuma gelip gelemeyeceğini belirleyecek en önemli aşamalardan biri olacak.

Apple, insansı robotlarıyla karşımıza çıkabilir!

Apple’ın insansı robotlar üzerinde çalıştığına dair yeni iddialar gündeme gelirken, ünlü Apple analisti Ming-Chi Kuo, şirketin hem insansı hem de insansı olmayan robotik sistemler üzerine araştırmalar yaptığını öne sürdü. Kuo, X hesabından yaptığı paylaşımda Apple’ın bu projeleri akıllı ev sisteminin bir parçası olarak değerlendirdiğini ve şu anda kavram kanıtı (POC) aşamasında olduğunu belirtti.

Apple, insansı robotlarıyla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor

Mevcut ilerleme ve Apple’ın tipik geliştirme döngüleri göz önüne alındığında, bu robotların seri üretime geçmesinin 2028’den önce gerçekleşmesinin pek mümkün olmadığını ifade etti.

Apple'dan robotik kol

Apple’ın robotik araştırmalarını nispeten daha açık bir şekilde yürüttüğünü belirten Kuo, bunun en büyük nedeninin yetenekli mühendisleri ve uzmanları kendine çekmek olduğunu düşünüyor. Apple’ın genellikle yeni ürün kategorileri konusunda ketum bir strateji izlediği göz önüne alındığında, bu açıklık dikkat çekici bulunuyor. Ancak şirketin Apple Car gibi erken aşamada kalıp ticari ürüne dönüşmeyen projeleri de düşünüldüğünde, bu robotların nihai olarak piyasaya sürülüp sürülmeyeceği konusunda kesin bir şey söylemek zor.

Öte yandan, Apple’ın katlanabilir bir iPhone üzerinde konsept çalışmalarına devam ettiği de iddialar arasında yer alıyor. Apple, bu tür yeni ürün kategorilerine yatırım yaparken uzun vadeli bir plan izliyor ve yalnızca belirli bir olgunluğa ulaştığında tüketicilere sunuyor. Robot teknolojisinin evrim süreci ve pazarın olgunlaşma hızı göz önüne alındığında, Apple’ın nasıl bir yol izleyeceği ve bu projelerin nihai olarak hangi noktaya evrileceği büyük merak konusu.

Yerli yapay zeka girişimi Fal, 49 milyon dolar yatırım alıyor!

ABD merkezli yapay zeka girişimi fal, Notable Capital ve Andreessen Horowitz’in (a16z) liderlik ettiği Seri B yatırım turunda 49 milyon dolar yatırım alarak toplam yatırım miktarını 72 milyon dolara çıkardı. Yatırım turuna ayrıca Bessemer Venture Partners, Kindred Ventures ve First Round da katıldı. Bu yeni yatırımla birlikte, a16z’den Jennifer Li ve Notable Capital’dan Glenn Solomon, girişimin yönetim kuruluna dahil oldu.

Yapay zeka girişimi Fal, 49 milyon dolar yatırım alacak

2021 yılında Burkay Gür ve Görkem Yurtseven tarafından kurulan fal, geliştiriciler için üretken medya platformu sunarak, açık kaynaklı yapay zeka modellerinin çalıştırılmasını sağlayan API’lar geliştiriyor. Girişimin en dikkat çekici özelliği, tescilli çıkarım motoru sayesinde yapay zeka modellerinin maliyetlerini ve gecikmelerini 10 kata kadar azaltabilmesi. Ayrıca, %99.9 çalışma süresi sunan altyapısıyla günlük 100 milyondan fazla çıkarım isteğini karşılayabiliyor.

Yapay zeka girişimi Fal, 49 milyon dolar yatırım alacak.

Kurumsal müşterilere özel model dağıtımları ve özelleştirilmiş iş akışları sunan fal, bir yıl içinde milyondan fazla geliştiriciyi ve 50’den fazla kurumsal müşteriyi bünyesine kattı. Canva, Quora ve Perplexity AI gibi büyük isimlerle çalışan girişim, aylık milyarlarca görüntü, ses ve video dosyası üretimi gerçekleştiriyor.

Fal, aldığı yeni yatırımla birlikte özellikle video üretimi alanındaki kurumsal talebi karşılamak için küresel bulut altyapısını güçlendirmeyi, topluluk odaklı yeni özellikler ve model uç noktaları eklemeyi, ayrıca mühendislik, araştırma ve satış ekiplerini genişletmeyi hedefliyor. Girişim, paylaştığı bir blog yazısında “Vizyonumuza inanan müşterilerimize, ortaklarımıza ve yatırımcılarımıza teşekkür ederiz; bu sadece bir başlangıç. Hep birlikte, üretken videoyu bir sonraki büyük şey yapalım.” ifadelerine yer verdi.

Meta, yapay zeka girişimi FuriosaAI’ı satın almak istiyor!

Meta’nın yapay zeka donanım altyapısını güçlendirmek amacıyla Güney Kore merkezli çip girişimi FuriosaAI’ı satın almak için görüşmelere başladığı iddia ediliyor. Özellikle Nvidia’ya olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen Meta, yapay zeka modellerini daha verimli çalıştırmak için kendi özel çip çözümlerine yatırım yapmayı planlıyor.

Meta, yapay zeka girişimi FuriosaAI’ı satın almayı hedefliyor

FuriosaAI, eski Samsung ve AMD çalışanları tarafından bu ay içinde kurulan bir girişim olarak dikkat çekiyor. Şirket, Meta’nın Llama 2 ve Llama 3 gibi metin tabanlı yapay zeka modellerinin daha yüksek performansla çalıştırılmasını sağlayan yarı iletken çözümleri geliştiriyor. Girişim, mevcut yapay zeka çiplerinin hiper ölçekleyiciler ve büyük işletmelerin hızla değişen ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğunu savunarak, kendi ürünlerini sağlam bir çekirdek yapı üzerine inşa ettiğini belirtiyor.

Meta, yapay zeka girişimi FuriosaAI’ı satın almayı hedefliyor.

Crunchbase verilerine göre FuriosaAI, Güney Koreli teknoloji şirketi Naver’ın da aralarında bulunduğu yatırımcılardan yaklaşık 61,94 milyon dolar yatırım aldı. ABD, Japonya ve Hindistan’da müşterileri bulunan girişim, küresel çapta yapay zeka donanımı alanında önemli bir oyuncu olmayı hedefliyor.

Meta, geçtiğimiz günlerde yapay zeka operasyonları için bu yıl 65 milyar dolarlık bir bütçe ayırdığını duyurmuştu. Bu bütçenin bir kısmını yapay zeka çipleri satın almak, bir kısmını ise yapay zeka ekibini büyütmek için kullanacağını açıklayan şirket, FuriosaAI gibi stratejik satın almalarla donanım alanında daha bağımsız hale gelmeyi planlıyor.

Yapay zekalı çip girişimi Groq, 1.5 milyar dolar yatırım alıyor!

2016 yılında eski Google mühendisleri Jonathan Ross ve Douglas Wightman tarafından kurulan ABD merkezli yapay zeka çip girişimi Groq, Suudi Arabistan’dan 1.5 milyar dolarlık yatırım alacağını açıkladı. Yapay zeka donanım çözümleri geliştiren girişim, aldığı bu dev yatırım ile Suudi Arabistan’daki veri merkezini genişletmeyi ve bölgedeki yapay zeka çipi teslimatlarını artırmayı hedefliyor. Özellikle yüksek performanslı yapay zeka modelleri için optimize edilmiş çipler üreten Groq, geleneksel GPU ve TPU çözümlerine alternatif olarak sunduğu Dil İşleme Birimi (Language Processing Unit – LPU) adını verdiği uygulamaya özel entegre devrelerle dikkat çekiyor.

Yapay zekalı çip girişimi Groq, 1.5 milyar dolar yatırım alacak

Groq’un teknolojisi, önceden eğitilmiş büyük dil modellerini çalıştırma süreçlerini hızlandırarak veri merkezlerinin daha verimli hale gelmesini sağlıyor. Şirketin geliştirdiği LPU donanımları, büyük ölçekli yapay zeka iş yüklerinde performansı artırırken enerji tüketimini optimize ederek maliyetleri düşürmeye yardımcı oluyor. Yapay zeka alanında yaşanan donanım darboğazlarını aşmak isteyen birçok şirket gibi Groq da, mevcut GPU ve TPU alternatiflerine kıyasla daha özel ve yüksek performanslı çözümler sunarak sektörde kendine sağlam bir yer edinmeyi amaçlıyor.

Yapay zeka girişimi Groq, Suudi Arabistan'dan 1.5 milyar dolar yatırım alacak.

Şirket bugüne kadar Tiger Global Management, D1 Capital Partners ve BlackRock Private Equity Partners gibi önemli yatırımcıların desteğini aldı. Suudi Aramco’nun dijital teknoloji yatırımlarını yöneten yan kuruluşu Aramco Digital ile de iş birliği içinde olan Groq, Suudi Arabistan’ın Dammam kentinde bulunan mevcut veri merkezini genişletecek. Bu yatırımın, Suudi Arabistan’ın yapay zeka altyapısını geliştirme planlarının önemli bir parçası olduğu belirtiliyor.

ABD ihracat kontrollerine tabi olan Groq, yatırım duyurusunu Suudi Arabistan’ın küresel teknoloji etkinliği LEAP 2025’te yaptı. Dammam’daki genişletilecek olan veri merkezi, Suudi hükümeti tarafından geliştirilen ve hem Arapça hem de İngilizce dillerinde çalışabilen Allam adlı yapay zeka dil modeline de ev sahipliği yapacak. Bu adım, Suudi Arabistan’ın bölgede yapay zeka alanında daha bağımsız bir ekosistem oluşturma hedefiyle uyumlu bir strateji izlediğini gösteriyor. Özellikle veri işleme kapasitelerini artırmak ve yerel yapay zeka uygulamalarının gelişimini desteklemek isteyen Suudi hükümeti, bu yatırım aracılığıyla Groq’un yenilikçi donanım teknolojilerinden faydalanmayı amaçlıyor.

Bu gelişme, küresel yapay zeka donanım pazarındaki dengeleri değiştirebilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Nvidia gibi devlerin hâkimiyetinde olan yapay zeka çipi sektöründe, Groq’un sunduğu yüksek hızlı ve verimli çözümler, hem büyük ölçekli şirketler hem de devletler için stratejik bir avantaj sağlayabilir. Suudi Arabistan’ın yapay zeka alanına yaptığı yatırımların giderek hız kazanması, ülkenin teknolojiye dayalı yeni bir ekonomik model oluşturma hedefini pekiştirirken, Groq’un da küresel pazardaki konumunu güçlendirmesine olanak tanıyacak gibi görünüyor.