Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 457

Türkiye’den rekabetçi bir egzersiz uygulaması: Ağırsağlam

0

Ağırsağlam Fitness, her seviyeden sporcuya yönelik bilimsel temellere dayanan kapsamlı bir egzersiz rehberi sunarak fitness dünyasında fark yaratıyor. Türkiye’den çıkan bu yenilikçi uygulama, sunduğu rekabetçi özelliklerle diğer fitness uygulamalarından ayrılıyor. Ağırsağlam ekibi, tecrübesini mobil uygulamayla yeni bir boyuta taşıyor ve sporculara pratik, bilimsel ve kullanıcı dostu çözümler sunuyor.

Ağırsağlam uygulaması hakkında her şey!

Ağırsağlam Fitness, kullanıcılarına yalnızca egzersizleri öğretmekle kalmıyor; aynı zamanda detaylı kas analizi, performans takibi ve lider tablosu gibi özellikler sunarak kullanıcıların ilerlemelerini izlemelerine ve birbirleriyle yarışmalarına olanak tanıyor.

MuscleWiki vs Ağırsağlam

Özellikle sunduğu bilimsel analizlerle, kas grupları üzerindeki etkileri hesaplanan egzersizler, kullanıcıların daha bilinçli egzersiz programları oluşturmasına yardımcı oluyor. Bu sayede kullanıcılar, yalnızca hangi kas grubunu çalıştırdığını değil, bu egzersizin verimliliğini de ölçebiliyor.

Ağırsağlam, diğer popüler fitness uygulamalarından farklı olarak, sunduğu geniş egzersiz arşiviyle dikkat çekiyor. Bilimsel veriye dayanan egzersiz sıralamaları, kullanıcıların egzersiz seçimini daha efektif hale getiriyor. Örneğin, biceps kasını çalıştıran egzersizlerin bilimsel verilere dayalı sıralamaları, sporcuların en verimli egzersizi seçmelerine olanak tanıyor.

Uygulamanın bir diğer önemli özelliği ise rekabetçi yapısı. Performans takibi, kullanıcıların yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet gibi değişkenlere göre normalize edilen puanlarla birbirleriyle yarışmalarını sağlıyor.

Bu, kullanıcıların kendi seviyelerini doğru bir şekilde ölçmelerine ve hedeflerini daha bilinçli şekilde belirlemelerine olanak tanıyor. Aynı zamanda, performans videolarını yükleyerek lider tablosunda sıralanabiliyorlar.

Nike Training Club ve MuscleWiki gibi diğer popüler fitness uygulamaları da egzersiz videoları sunuyor, ancak Ağırsağlam’ın sunduğu bilimsel analizler, kullanıcılarına daha derinlemesine bilgi sağlıyor.

Ayrıca geliştirici ekip, yakın zamanda uygulamanın İngilizce dışında farklı dillerde de sunulacağını belirtiyor, bu da global ölçekte geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşma potansiyelini artırıyor.

Google Play ve App Store’da toplamda 200 binden fazla indirilmiş olan Ağırsağlam Fitness, yüksek kullanıcı puanlarıyla kendini belli ediyor. Ücretsiz ve reklamsız sunulan uygulama, ileri seviye hesaplamalar için yıllık makul bir ücret talep ediyor.

Daha fazla bilgi almak için burayı tıklayabilirsiniz.

Canlı yayın platformlarının yükselişi ve gelecekteki etkileri

0

Canlı yayın, dijital çağda güçlü bir güç olarak ortaya çıktı. İçerik oluşturma, tüketme ve içerikle etkileşim kurma biçimimizi devrim niteliğinde değiştirdi. Canlı etkinliklerden oyunlara, eğitimden eğlenceye, canlı yayın çevrimiçi deneyimlerimizin her yerde bulunan bir parçası haline geldi. Teknoloji gelişmeye devam ettikçe, canlı yayının geleceği heyecan verici yenilikler ve dönüştürücü deneyimler vaat ediyor.

Canlı yayın platformlarının yükselişi ve gelecek senaryoları

Canlı yayınların geleceği, canlı video yayıncılığında mümkün olanın sınırlarını zorlayan çeşitli yenilikçi trendler tarafından şekillendiriliyor. En heyecan verici gelişmelerden biri, izleyicilerin canlı etkinlikleri gerçekten sürükleyici bir perspektiften deneyimleyebilmesi. Buna olanak tanıyan 360 derecelik video teknolojisinin entegrasyon önemli. Ayrıca aynı anda birden fazla açıdan görüntü yakalayarak, 360 derecelik canlı yayınlar izleyicilerin sahneyi fiziksel olarak oradaymış gibi keşfetmelerini sağlayarak, geleneksel canlı yayınların yakalayamayacağı bir varlık ve etkileşim duygusu yaratır.

Etkileşimli canlı yayın, izleyicilerin canlı içerikle etkileşim kurma biçiminde devrim yaratıyor.Böylelikle gerçek zamanlı anketler, soru-cevap oturumları ve diğer etkileşimli özelliklerin kullanımıyla izleyiciler canlı yayın deneyimine aktif olarak katılabilir ve katkıda bulunabilir. Bu iki yönlü iletişim, izleyici katılımı için yeni yollar açıyor. Bir topluluk duygusu yaratıyor. Dahil olan herkes için daha dinamik ve ilgi çekici bir deneyim yaratır.

Bulut tabanlı canlı yayın platformlarının yükselişi de bu sektörün geleceğini şekillendiriyor. Bu platformlar, her ölçekteki yayıncıya ölçeklenebiliyor. Ayrıca uygun maliyetli çözümler sunarak küresel kitlelere kolayca ulaşmalarını sağlıyor. Bulut bilişim kaynaklarından yararlanarak canlı yayıncılar, pahalı şirket içi altyapıya ihtiyaç duymadan kesintisiz ve yüksek kaliteli yayınlar sağlayabilir.

Yaratıcı pazarlama dünyasında, canlı yayın, markalar ve işletmeler için daha değerli bir araç haline geliyor. Canlı ürün lansmanları, sahne arkası turları ve etkileşimli soru-cevap oturumları en kritik konular. Böylelikle şirketlerin hedef kitleleriyle gerçek zamanlı olarak bağlantı kurmasını sağlıyor.

Bu trendler gelişmeye devam ediyor. Şüphesiz canlı yayıncılığın geleceğini şekillendirecek ve içerik üreticileri, işletmeler ve izleyiciler için yeni fırsatlar yaratacak.

Param, Nebim Yazılım’ın çoğunluk hisselerini satın alıyor!

Finans teknolojileri alanında faaliyet gösteren Param, yaptığı stratejik hamlelerle adından sıkça söz ettiriyor. Son olarak, ülkemizin köklü ERP ve mağazacılık yazılımı şirketlerinden Nebim Yazılım’ın çoğunluk hisselerini satın almaya hazırlandığını duyuran Param, bu hamleyle birlikte finansal hizmetlerini daha da genişletmeyi hedefliyor.

Param, Nebim Yazılım’ın çoğunluk hisselerini satın alacak

Param, halihazırda bütünleşik finans hizmetleri alanında önemli bir oyuncu konumunda. Ancak Nebim Yazılım’ın ERP çözümlerini bünyesine katarak, perakende, toptan satış ve üretim gibi geniş bir sektöre yayılan 8.000’in üzerinde firmaya ulaşmayı planlıyor. Bu da Param’ın hem müşteri portföyünü genişletmesine hem de finansal teknolojilerini farklı sektörlerin ihtiyaçlarına göre özelleştirerek daha etkin çözümler sunmasına olanak tanıyacak.

Nebim Yazılım ise, 30 yılı aşkın süredir perakende sektörüne yönelik geliştirdiği yazılımlarla önemli bir başarı hikayesine sahip. Şirketin yazılımları, hazır giyimden mobilyaya, kozmetikten aksesuara kadar pek çok farklı sektörde faaliyet gösteren firmalar tarafından kullanılıyor. Param’ın sağladığı sinerji ve finansal güçle birlikte Nebim Yazılım’ın da büyüme ivmesini artırarak daha inovatif çözümler geliştirmesi ve küresel pazarda daha güçlü bir konuma gelmesi bekleniyor.

Param Kurucusu ve CEO’su Emin Can Yılmaz, bu birleşmenin Nebim Yazılım’ın yenilikçi ERP çözümlerini Param’ın dinamik yapısıyla birleştirerek müşterilere daha entegre ve kapsamlı hizmetler sunacaklarını belirtiyor. Yılmaz ayrıca, Nebim Yazılım’ın deneyimli ekibi ve güçlü iş ortaklarıyla birlikte şirketi daha da ileriye taşıyacaklarını vurguluyor.

Nebim Yönetim Kurulu Üyesi Jef Sisa da, Param ile birlikte Nebim Yazılım’ın yıllar içinde geliştirdiği yenilikçi çözümleri daha geniş kitlelere ulaştırma fırsatı bulacaklarını ifade ediyor. Sisa’ya göre, Param’ın güçlü finansal altyapısı ve geniş müşteri ağıyla birleşen Nebim’in ERP çözümleri, iş dünyasına daha fazla katma değer sağlayacak.

Param ve Nebim Yazılım gibi iki önemli oyuncunun bir araya gelmesi, finans ve teknoloji dünyasında yeni bir dönemin habercisi gibi görünüyor. Bu stratejik iş birliğinin, hem iki şirket hem de Türk ekonomisi için olumlu sonuçlar doğurması bekleniyor.

Video içerik üretiminde trendler ve başarı stratejileri

0

Dijital pazarlama manzarası, video pazarlamanın merkez sahneye çıkmasıyla gelişmeye devam ediyor. İzleyicileri etkileme ve büyüleme yeteneğiyle tanınan video pazarlama, tüketici dikkatinin geçici olduğu bir dünyada kritik bir strateji olarak öne çıkıyor. Videoyu etkili bir şekilde kullanan markalar yalnızca öne çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda akılda kalıcı izlenimler yaratıyor ve videoyu pazarlama cephaneliklerinde vazgeçilmez bir araç haline getiriyor. Bu rehber, markalara video pazarlamasında ustalaşmak, izleyicileriyle derinlemesine etkileşim kurmak ve dijital alemdeki varlıklarını yükseltmek için gerekli içgörüleri sağlamayı amaçlıyor.

Video içerik üretiminde trendler

İstatistiksel Görüşler : Çalışmalar, video içeriğinin yalnızca metin içeriğine kıyasla organik arama sonuçlarını yönlendirme olasılığının 50 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor ve çevrimiçi görünürlük ve arama motoru sıralamaları üzerindeki önemli etkisini vurguluyor.

Tüketici Tercihleri : Tüketicilerin yaklaşık yüzde 72’si ürün veya hizmetler hakkında video yoluyla bilgi edinmeyi tercih ediyor; bu da görsel öğrenmeye açık bir tercih olduğunu gösteriyor.

Dönüşüm Etkinliği : Açılış sayfalarındaki videoların dönüşüm oranlarını yüzde 80’den fazla artırdığı ve tüketici kararlarını etkilemedeki etkinliğini vurguladığı görülmüştür.

Hedef Kitlenizi Anlamak : Başarılı video pazarlamasının temeli, hedef kitlenizi derinlemesine anlamaktır. Demografik verileri, ilgi alanlarını ve tüketici davranışlarını analiz ederek yankı uyandıran içerikleri uyarlamak çok önemlidir.

Analizlerden Yararlanma : Hangi içeriğin hedef kitlenizle etkileşime girdiğini ve ne zaman en aktif olduklarını anlamak için analiz araçlarını kullanın. Bu tür veriler, izleyici memnuniyetini gerçekten bağlayan ve artıran içerikleri özelleştirmek için paha biçilmezdir.

Net Hedefler Belirlemek : Başarıyı takip etmek ve etkiyi ölçmek için kesin pazarlama hedefleri ve ilişkili KPI’lar belirlemek esastır.

İçeriği Hedeflerle Uyumlu Hale Getirme : Her video içeriğinin markanızın daha geniş hedefleriyle uyumlu olmasını sağlayarak pazarlama tutarlılığınızı ve anlatınızı güçlendirin.

Yapay zeka ve etik tartışmalar: Gelecekte bizi neler bekliyor?

0

Yapay zeka şaşırtıcı bir hızla ilerliyor. Kullanımı, sahipliği, hesap verebilirliği ve insanlık için uzun vadeli etkileri konusunda derin etik endişeler yaratıyor. Teknoloji uzmanları, etikçiler ve politika yapıcılar yapay zekanın geleceğine bakarken, kontrol, güç dinamikleri ve yapay zekanın insan yeteneklerini aşma potansiyeli hakkındaki devam eden tartışmalar, bu etik zorlukların şu anda ele alınması gerektiğini vurguluyor. Beyaz Saray’ın yakın zamanda 140 milyon dolarlık fon yatırımı yapması ve ek politika rehberliği sağlamasıyla, yapay zekanın muazzam potansiyelinden yararlanmak için bu zorlukları anlamak ve azaltmak için önemli adımlar atılıyor.

Yapay zeka ve etik ilkeler

Yapay zeka sistemleri büyük miktarda veri üzerinde eğitilir ve bu verilerin içine toplumsal önyargılar gömülüdür. Sonuç olarak, bu önyargılar yapay zeka algoritmalarıyle kritik alanlarda haksız veya ayrımcı sonuçları güçlendirebilir. Örneğin, şirketler iş başvurusunda bulunanları özgeçmişlerini analiz ederek taramak için yapay zeka sistemi kullanabiliyor. Bu yapay zeka sistemi büyük olasılıkla şirket içindeki başarılı işe alımların geçmiş verileri üzerinde eğitilmiştir. Ancak, geçmiş veriler cinsiyet veya ırk önyargıları gibi önyargılıysa, yapay zeka sistemi bu önyargıları öğrenebiliyor. Böylece şirketin geçmiş işe alımlarıyla uyuşmayan adaylara karşı ayrımcılık yapabiliyor. Yapay zeka ve etik açısından bu önemli bir problemdir.

Yapay zeka sistemleri, bu sistemlerin nasıl çalıştıkları ve belirli kararlara nasıl vardıkları konusunda sınırlı yorumlar sağlıyor. Bir “kara kutu” içinde çalışıyor. Sağlık hizmetleri veya otonom araçlar gibi kritik alanlarda, kararların nasıl verildiğini ve bunlardan kimin sorumlu olduğunu belirlemek için şeffaflık hayati önem taşır. Yapay zeka kullanımında etik şeffaflık ayrıca önemlidir. Özellikle yapay zeka sistemleri hata yaptığında veya zarar verdiğinde hesap verebilirliğin açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Uygun düzeltici eylemlerin gerçekleştirilebilmesini sağlıyor. Kara kutu zorluklarıyla mücadele etmek için araştırmacılar, modelin adaletini, doğruluğunu test ediyor. Olası önyargısını karakterize etmeye yardımcı olan yapay zekayı daha iyi geliştirmek için çalışıyor.

Bir ressam bir tabloyu tamamladığında, tablonun sahibi olur. Ancak bir insan yaratıcı, ayrı bir birey veya kuruluş tarafından programlanmış AI sistemine metin istemi girerek bir dijital sanat eseri ürettiğinde, durum o kadar da net değildir. AI tarafından üretilen sanat eserinin sahibi kimdir ? Bunu kim ticarileştirecek? Yapay zeka ve etik üzerine bu tip soruların cevabı kimler ihlal riski altındadır? Bu ortaya çıkan sorun, AI düzenleyicilerin yetişebileceğinden daha hızlı ilerledikçe hala gelişmektedir. İnsanlar, başkaları tarafından geliştirilen AI sistemleri aracılığıyla dijital sanat eserleri üretiyor. Kanun koyucuların sahiplik haklarını netleştirmeleri gerekiyor. Olası ihlalleri yönlendirmek için yönergeler sağlamaları kritik öneme sahip.

Netflix, oyun departmanında toplu işten çıkarma yaptı!

0

Dijital eğlence devi Netflix, bir yandan dizi ve film içerikleriyle adından söz ettirmeye devam ederken, bir yandan da oyun dünyasına yaptığı cesur yatırımlarla dikkatleri üzerine çekiyor. 2021 yılında oyun sektörüne adım atan şirket, abonelerine daha geniş bir eğlence yelpazesi sunmak ve platformda geçirilen zamanı artırmak amacıyla 100’ün üzerinde oyunu kataloğuna ekledi. Ancak Netflix’in oyun dünyasındaki yolculuğu, beklendiği kadar sorunsuz ilerlemiyor gibi görünüyor.

Netflix, oyun departmanında toplu işten çıkarma yoluna gitti

Son olarak, şirketin oyun biriminde yapılan radikal bir yeniden yapılandırma çalışması, sektörde şaşkınlıkla karşılandı. Netflix’in mobil oyun departmanının başına Temmuz ayında getirilen Alain Tascan’ın liderliğinde gerçekleştirilen bu hamle, düzinelerce çalışanın işine son verilmesiyle sonuçlandı. Eski Epic Games çalışanı olan ve oyun sektöründeki deneyimiyle bilinen Tascan’ın, Netflix’in oyun stratejisinde köklü değişiklikler yapma amacıyla göreve getirildiği biliniyor.

İddialara göre, işten çıkarılan çalışan sayısı otuz beş’i bulurken, Netflix cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Şirket içinde yaşanan bu ani değişim, Netflix’in oyun alanındaki hedefleri konusunda soru işaretleri oluşturdu. Kimi yorumculara göre Netflix, oyun sektörüne hızlı bir giriş yapmış ancak sürdürülebilir bir strateji geliştirmekte zorlanıyor.

Netflix, bir yandan Stranger Things gibi popüler orijinal yapımlarını oyun formatına dönüştürerek kendi içeriklerini değerlendirmeye çalışırken, diğer yandan da lisanslı oyunlara yatırım yaparak geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. Hatta şirket, Squid Game ve Too Hot The Handle gibi popüler yapımlarının da oyun versiyonlarını geliştirme planları olduğunu açıklamıştı.

Ancak görünen o ki, Netflix yönetimi, oyun biriminin mevcut performansından memnun değil ve daha agresif bir strateji izlemeyi planlıyor. Tascan’ın liderliğindeki yeni ekip, Netflix’in oyun dünyasındaki yerini sağlamlaştırmak ve daha rekabetçi bir yapı oluşturmak için kolları sıvadı.

Bu süreçte yaşanan işten çıkarmalar ise, şirket içindeki tedirginliği artırdı. Netflix’in oyun dünyasındaki geleceği belirsizliğini korurken, şirketin önümüzdeki dönemde atacakları adımlar merakla bekleniyor.

Eğitimde yapay zeka uygulamaları ve öğrenme deneyiminin geleceği

0

Günümüzün hızla gelişen teknolojik ortamında, yapay zeka ile eğitimin kesişmesi sürpriz değil. Tüm öğrencilerin kişiseldestek ve kapsayıcı öğrenme fırsatları aldığı, gelişmiş rehberlik için öğretmenlerle daha güçlü bağlantılar kurduğu ve başarılarının uygun şekilde tanınıp değerlendirildiği bir gelecek hayal edin.

Eğitimde yapay zeka neden önemli

Yapay zekanın eğitimdeki vaadi ikna edici olsa da, yalnızca sorumlu ve bilinçli bir şekilde benimsenmesiyle yapay zeka gerçek potansiyelini gerçekleştirebilir ve herkes için kaliteli eğitime eşit erişimi sağlayabilir.

2020’de Dünya Ekonomik Forumu, eğitim kalitesini artırmak için gereken sekiz temel dönüşümü belirledi. Küresel öğretmen açığı, eğitim sonuçlarını iyileştirmek için zorlu bir zorluk teşkil ediyor. Ayrıca eğitimcilere olan talebin önümüzdeki yıllarda artmasını bekliyoruz. Yapay zekayı eğitime entegre etmek, idari görevleri kolaylaştıracak. Böylelikle öğretmenlere anlamlı öğrenci katılımı için daha fazla zaman kazandıracak.

Yapay zekanın entegrasyonu, değerlendirme ve analitik alanında devrim yaratma konusunda umut vadediyor. Yapay zeka destekli değerlendirmeler, eğitimcilere öğrenme eğilimlerini belirleme gibi faydalar sağlıyor. Birçok eğitim sistemi, teknoloji kullanımı için hayati önem taşıyan büyüyen dijital beceri açığını kapatmakta zorlanıyor. Bu açığı kapatmak, yapay zekaya hazır bir iş gücü yetiştirmek için zorunludur.

Kapsamlı araştırmalar, bireysel özel dersin öğrenme sonuçlarını önemli ölçüde artırdığını gösteriyor. Özel ders alan öğrencilerin akranlarının yüzde 98’inden sürekli olarak daha iyi performans gösterdiğini görüyoruz. Ancak, her öğrenciye kişiselözel ders sağlamak büyük bir ekonomik zorluk oluşturmaktadır.

Öğrendiğimiz dersler üzerine inşa ettiğimizde, AI’daki yeni gelişmelerin eğitimde çok ihtiyaç duyulan yeniliği sağlayabileceği açıktır. Böylelikle yeni teknolojilerin Eğitim 4.0’ı ve yaşam boyu öğrenmeyi geliştirme potansiyellerini yerine getirmelerini sağlamak için, aşağıdaki faktörleri göz önünde bulundurarak bunları stratejik ve güvenli bir şekilde konuşlandırmamız gerekiyor.

Dünyanın en büyük jeotermal projesi onaylandı!

0

İç İşleri Bakanlığı, kamu arazilerinde jeotermal enerjiyi genişletmede önemli ilerlemeler kaydettiğini duyurdu. Bu bol temiz enerji kaynağı, ülkenin 2035 yılına kadar karbon kirliliği içermeyen bir enerji sektörü hedefine ulaşmasında büyük potansiyele sahip.

Daire, Beaver County, Utah’da bulunan Fervo Cape Jeotermal Enerji Projesi’nin, Arazi Yönetimi Bürosu (BLM) tarafından onaylandığını duyurdu. Bu proje, 2 milyondan fazla eve yetecek kadar, 2 GW baz yük gücü üretmek için yenilikçi teknoloji kullanacak.

Dünyanın en büyük jeotermal projesi hayata geçiyor

Fervo Cape Jeotermal Enerji Projesi, suyu sıcak yeraltı kaya oluşumlarına enjekte ederek enerji üretiyor. Daha sonra, geleneksel jeotermal sistemler gibi doğal olarak oluşan yeraltı sıcak suyunu kullanmak yerine, ısıtılmış suyu elektrik üretmek için çıkarıyor. Tamamen geliştirildiğinde, proje yaklaşık 631 dönüm araziyi kapsayacak, bunun 148 dönümü kamu arazileri üzerinde olacak ve 2 GW kadar temiz enerji kapasitesine sahip olacak.

Proje, yaklaşık 23 sondaj platformunun geliştirilmesini ve gözlem, üretim ve enjeksiyon kuyularının tamamlanmasını içeriyor. Ayrıca, 20’ye kadar jeotermal enerji santrali, ilgili erişim yolları ve alt iletim hatlarından oluşan bir güç dağıtım ağı inşa etmeyi de içerecek. Ayrıca projede bir elektrik şalt sahası, genel bağlantı iletim hattı, jeotermal sıvı boru hattı toplama sistemi ve binalar ve gerekli bağlantı yükseltmeleri gibi yardımcı tesisler bulunacak. Fervo Cape Power Projesi, gelişmiş jeotermal sistem (ESG)dir.

Hidrotermal olarak bilinen doğal olarak oluşan bir jeotermal sistem, elektrik üretmek için üç temel öğeye ihtiyaç duyar: ısı, sıvı ve geçirgenlik, yani sıvının yeraltı kayasından serbestçe hareket edebilmesi. Yeraltı kayası birçok bölgede sıcak olsa da, daha fazla doğal geçirgenlik veya sıvıya ihtiyaç vardır. Bu durumlarda, bir EGS, enerji için bu ısıyı kullanmak üzere insan yapımı bir rezervuar oluşturabilir.

Bir EGS’de, sıvı, yeni çatlaklar oluşturmak ve önceden var olan çatlakların yeniden açılmasına neden olmak için dikkatlice kontrol edilen koşullar altında yeraltına derinlemesine enjekte edilir ve geçirgenlik oluşturur. Artırılmış geçirgenlik, sıvının daha fazla çatlaklı sıcak kayanın içinden dolaşmasına izin verir ve dolaşırken ısınır.

Operatörler, şebekeye elektrik üretmek için sıcak suyu yüzeye pompalıyor. EGS, geleneksel jeotermal bölgelerin ötesinde jeotermal gelişmeyi kolaylaştırarak, jeotermal enerji üretimini ülke çapında genişletebilir. EGS ilerlemeleri, hem kamu hem de özel sektörde dünya çapında gösteriliyor.

Airbus süper iletken teknolojisi için ortaklık kurdu

Airbus UpNext ve Toshiba Energy Systems, hidrojenle çalışan uçaklar geliştirmeyi hedefleyen süper iletken teknolojiler konusunda uzmanlıklarını paylaşmak için iş birliği yapacak. Airbus, yüksek güçlü elektrikli tahrik için süper iletken teknolojilerini birkaç yıldır geliştiriyor ve geçen yıl 500 kW entegre kriyojenik tahrik sisteminin başarılı bir şekilde çalıştırılmasıyla bir dönüm noktasına ulaştı.

Airbus süper iletken teknolojisi için çalışacak

Firmalar, hidrojenle çalışan uçakların 2050 yılına kadar net sıfır emisyonlara ulaşma konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğuna inanıyor. -253°C’de sıvı hidrojenle soğutulan süper iletken teknolojiler, elektrikli tahrik sistemlerinin verimliliğini artırabilir. Kriyojenik teknolojinin enerji iletimi artırdığını, uçak performansını ve sürdürülebilirliğini iyileştirdiğini vurguluyorlar. Birlikte, iki megavatlık süper iletken bir motor geliştirmeyi hedefliyorlar.

Airbus Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Ar-Ge Başkanı Grzegorz Ombach: “Toshiba ile ortaklık, günümüzün kısmi süper iletken ve geleneksel elektrik motorlarının sınırlarını aşmak için eşsiz bir fırsat sunuyor. Bu iş birliğiyle, özellikle Airbus’ın gelecekteki hidrojenle çalışan uçakları için yeni tasarım olanaklarının kilidini açabilecek çığır açan bir teknoloji sunmayı hedefliyoruz” dedi. Ortaklık, Toshiba’nın yüksek akım akışı, hassas motor tahrik teknolojisi ve kararlı, yüksek hızlı çalışma için gelişmiş dönen makine alanlarındaki geniş uzmanlığını kullanmayı hedefliyor.

Birlikte, özellikle hidrojenle çalışan itki sistemleri için, süper iletken sistemlerin potansiyelini ortaya çıkararak uçak tasarımını dönüştürmeyi hedefliyorlar. Bunları entegre ederek enerji verimliliğini artırmayı, emisyonları azaltmayı ve havacılık sektörünün sürdürülebilir uçuşa geçişini hızlandırmayı amaçlıyorlar.

Her iki şirket de süper iletken teknolojisinin karbonsuzlaştırma çabalarını yönlendirmede oynayacağı kritik rolü kabul ediyor. Onlara göre, iş birliği, yeni nesil havacılık teknolojilerinin ilerlemesinde önemli bir adım niteliğinde. Mayıs ayında Airbus, gelecekteki hidrojenle çalışan uçaklarda elektrikli tahrik için süper iletken teknolojilerini geliştirmek üzere yeni bir teknoloji göstericisi tanıttı. Yeni gösterici, Cyroprop, iki megavatlık süper iletken elektrikli tahrik sistemini entegre edecek ve geliştirecek. Fransa’nın Toulouse ve Almanya’nın Ottobrunn’daki Airbus ekipleri tarafından geliştirilen elektrikli tahrik sistemi, bir helyum dolaşım döngüsü kullanarak soğutmak için sıvı hidrojen kullanacak.

Samsung Exynos 2500’ün daha güçlü versiyonu sızdırıldı!

Samsung’un Exynos 2500 işlemcisine dair yeni bir sızıntı, teknoloji dünyasında heyecan yarattı. Geçtiğimiz saatlerde ortaya çıkan bilgiler, Exynos 2500’ün daha güçlü bir versiyonunun üzerinde çalışıldığını ortaya koyuyor. Bu yeni işlemcinin Geekbench testlerinde görülen detayları, gelecekteki Samsung cihazları hakkında önemli ipuçları veriyor. Yeni veriler, Samsung Exynos 2500 hakkında daha fazla bilgi edinmemizi sağlıyor.

Galaxy S25 ve Exynos 2500’ün geleceği

Samsung, bu yıl tanıttığı Galaxy S24 serisinde Exynos 2400 işlemcisi ile önemli gelişmeler kaydetti. Ancak, Galaxy S25ve Exynos 2500‘ün durumu hakkında şirket henüz net bir karar vermiş değil. Sızıntılara göre, Exynos 2500 işlemcisi yalnızca Galaxy S25 FE modelinde kullanılabilir. Bu durum, Samsung’un 3nm GAA üretim sürecinde yaşadığı sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Samsung Exynos 2500 için beklentilerin yüksek olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Geekbench listesiyle ortaya çıkan yeni versiyon

S5E9955 model numarasıyla Geekbench testlerinde görüntülenen yeni Exynos 2500 sürümü, 1+2+3+4 çekirdek diziliminden vazgeçilerek 2+5+3 çekirdek düzenine geçiş yapıldığını gösteriyor. Yeni versiyon, şu özelliklere sahip:

  • 3 adet Cortex-X925 çekirdeği, 2.59GHz hızında çalışıyor.
  • 5 adet Cortex-A725 çekirdeği, 2.25GHz hızında çalışıyor.
  • 2 adet Cortex-A520 çekirdeği, 1.75GHz hızında çalışıyor.
  • AMD Radeon tabanlı Xclipse 950 GPU, ek iki GPU çekirdeği ile güçlendirilmiş ve 1.3GHz hızında çalışıyor.

Bu yeni sürüm, Exynos 2500’ün standart modeline kıyasla iki ekstra Cortex-X925 çekirdeği ve iki ekstra GPU çekirdeği içeriyor, bu da işlemcinin daha güçlü olacağı anlamına geliyor. Samsung Exynos 2500, bu özelliklerle kullanıcıların ilgisini çekiyor.

Tablet ve dizüstülere özel olabilir

Yeni Exynos 2500 versiyonu, yüksek güç tüketimi nedeniyle özellikle tabletler ve dizüstü bilgisayarlarda kullanılabilir. Daha fazla işlem gücü sunan bu yonga seti, Samsung’un mobil cihazlarının ötesine geçerek, daha büyük ekranlı ve güçlü cihazlarda tercih edilebilir.

Samsung’un bu yeni işlemciyi ne zaman ve hangi cihazlarda kullanacağı ise merakla bekleniyor. Samsung Exynos 2500’ün piyasaya çıkış tarihi teknoloji dünyasında büyük heyecan yaratıyor.

Amazon ofise dönmek istemeyen çalışanlarına rest çekti!

0

Amazon’un bulut bilişim devi AWS’nin CEO’su Matt Garman’ın çalışanlara yönelik yaptığı sert çıkış, şirket içinde ve teknoloji dünyasında şok etkisi yarattı. Pandemiyle birlikte yaygınlaşan uzaktan çalışma modeli sonrası Amazon, tüm çalışanların haftada 5 gün ofise dönmesi kararı aldı. Ancak görünen o ki, bu geçiş hiç de sancısız olmayacak.

Amazon AWS CEO’su, ofise dönmek istemeyen çalışanlara tepki gösterdi

Garman, çalışanlara ya ofise dönmeleri ya da istifa etmeleri yönünde oldukça net bir mesaj verdi. “Etrafta başka şirketler var” sözleriyle çalışanlara adeta rest çeken Garman, “birlikte çalıştığımız bir ortamda olmak istiyoruz” diyerek ofise dönüş konusunda ne kadar kararlı olduklarını ortaya koydu. Çalışanların büyük bir kısmının kendisiyle aynı fikirde olduğunu savunan Garman, özellikle inovatif projelerde yüz yüze olmanın önemine vurgu yaptı.

Amazon AWS CEO’su, ofise dönmek istemeyen çalışanlara tepki gösterdi.
Amazon AWS CEO’su, ofise dönmek istemeyen çalışanlara tepki gösterdi.

Amazon CEO’su Andy Jassy’nin geçtiğimiz aylarda duyurduğu “tam ofise dönüş” politikası, Ocak 2025’te yürürlüğe girecek. Jassy, bu kararın arkasında “icat etmek, iş birliği yapmak ve bağlantıda olmak” gibi amaçların bulunduğunu söylemişti. Ancak Garman’ın sözleri, bu geçiş sürecinde çalışanların fikirlerinin ne kadar önemsendiği konusunda şüphe uyandırdı.

Amazon’un bu sert tutumu, teknoloji dünyasında farklı yaklaşımlarla keskin bir tezat oluşturuyor. Google, Meta ve Microsoft gibi devler, hibrit çalışma modellerine geçerek çalışanlarına daha esnek seçenekler sunuyorlar. Bakalım Amazon’un bu katı tutumu, şirket kültürünü ve çalışan moralini nasıl etkileyecek?

Qualcomm Endüstriyel IoT için ürün portföyünü duyurdu!

Qualcomm, saniyede 100 tera işlem kapasitesine kadar endüstriyel sınıf yonga setleri ve cihaz içi yapay zeka içeren, aşırı Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT) uygulamaları için yeni bir ürün portföyü başlattı. Qualcomm IQ olarak adlandırılan yeni teknoloji serisi, Embedded World North America’da tanıtıldı.

Qualcomm Endüstriyel IoT alanında yeni ürünler çıkardı

Yonga setleri, bir dizi üst düzey, orta seviye ve giriş seviyesi endüstriyel ve tarımsal uygulamaları ve kullanım durumlarını çalıştırmak için özel olarak tasarlanmıştır. Bunlar arasında robotlar, insansız hava araçları, endüstriyel muayene ve otomasyon, gelişmiş bilgisayar görüşü uç AI kutuları ve yüksek hesaplama gücüne sahip, enerji tasarruflu ve çok kademeli bir portföyde uç ağ geçidi analitik ürünleri yer almaktadır. Qualcomm’a göre, ürün paketi, en zorlu güvenlik sınıfı çalışma ortamları için tasarlanmıştır ve geniş sıcaklık aralıkları ve entegre güvenlik talebi içerir, böylece yüksek hesaplama gücüne sahip, enerji tasarruflu ve çok katmanlı bir portföy oluşturur.

Şirket ayrıca yeni Qualcomm IoT Çözümleri Çerçevesini de başlattı. Çerçeve, uçtan uca çözümler için geliştirme ve dağıtımı kolaylaştırmak ve operasyonel verimliliği artırmak amacıyla sektör lideri yapay zeka araçları ve referans uygulamalarının bir kombinasyonuyla IQ serisi yonga setlerini kullanıyor.

Şirket, kuruluşların uçtan uca uygulamaların kolay geliştirilmesini sağlayan çözümler oluşturmasına yardımcı olduğunu, uygulamaya alma süresini kısaltığını ve operasyonel verimliliği artırdığını söyledi. Örneğin, işletmeler bu çerçeveyi, video güvenliği ve gözetimi, drone hizmetleri, endüstriyel otomasyon ve muayene veya üretken yapay zeka ile çalışan yardımı gibi çeşitli kullanım durumları için özelleştirilmiş çözümler oluşturmak üzere kullanabilirler.

Bu stratejik değişim, Qualcomm Technologies’in sektörler genelinde bağlantılı cihazlara en son teknoloji ürünü yapay zekâyı entegre ederek sektör dönüşümünü yönlendirmesini sağlıyor. Qualcomm’da otomotiv, endüstriyel ve gömülü IoT ve Bulut Bilişim Grubu Genel Müdürü Nakul Duggal: “IQ serisi, endüstriler genelinde bağlantılı uç noktalara en son teknoloji ürünü yapay zekâ getirmeye odaklanmıştır” dedi.

Windows için ChatGPT uygulaması yayınlandı!

0

Yapay zeka destekli sohbet robotu ChatGPT, popülaritesini her geçen gün artırmaya devam ediyor. OpenAI tarafından geliştirilen ve daha önce web üzerinden erişilebilen ChatGPT, bir süre önce Mac kullanıcıları için özel bir masaüstü uygulamasıyla karşımıza çıkmıştı. Şimdi ise sıra Windows kullanıcılarında! OpenAI, ChatGPT’nin Windows uygulamasının test sürecine başladığını duyurdu.

Windows için ChatGPT uygulaması resmi olarak yayınlandı

Şimdilik sadece ChatGPT Plus, Enterprise, Team ve Edu abonelerinin erişebildiği bu uygulama, web deneyimini birebir masaüstüne taşıyor. Kullanıcılar, ayrı bir pencerede açtıkları uygulama üzerinden tıpkı web sürümünde olduğu gibi ChatGPT ile etkileşime geçebiliyor, sorular sorabiliyor ve görevlerini kolaylaştırması için ChatGPT’den yardım alabiliyor. Dosya ve fotoğraf yükleme özelliği de bulunan uygulama, OpenAI’nin geliştirdiği ve “akıl yürütme” yetenekleriyle dikkat çeken yeni o1 modeline de erişim sağlıyor. Uygulamaya hızlıca erişmek isteyenler ise Alt + Space kısayolunu kullanabiliyor.

Windows için ChatGPT uygulaması resmi olarak yayınlandı.
Windows için ChatGPT uygulaması resmi olarak yayınlandı.

Ancak, henüz test aşamasında olan Windows uygulamasının bazı eksikleri de bulunuyor. Örneğin, uygulama şu anda standart ve gelişmiş ses özelliklerini desteklemiyor. Ayrıca Google Drive, Microsoft OneDrive ve GPT Builder entegrasyonları da henüz aktif değil. OpenAI, bu eksikliklerin ve diğer ufak tefek aksaklıkların tam sürümde giderileceğini belirtti.

ChatGPT’nin Windows uygulamasının yıl sonuna kadar tüm kullanıcılara sunulması planlanıyor. Yani, ChatGPT’nin sunduğu kolaylık ve pratiklikten faydalanmak için biraz daha beklememiz gerekecek.

Nvidia CEO’su, Intel ile AMD işbirliğine destek veriyor!

0

Teknoloji dünyasında dengeler bir kez daha değişiyor. Intel ve AMD gibi sektörün iki devi, uzun yıllardır süren rekabetin ardından güçlerini birleştirerek “x86 ittifakı” adı verilen yeni bir oluşuma imza attı. Bu ittifakın temel amacı, x86 mimarisinin geleceğini güvence altına almak ve platformlar arası uyumluluğu sağlamak. Nvidia CEO’su Jensen Huang da bu ittifaka şaşırtıcı bir şekilde destek verdi.

Nvidia CEO’su, Intel ile AMD işbirliğine destek veriyor

İlk ortaya çıktığında, bazı çevreler tarafından Nvidia’nın yapay zeka piyasasındaki etkisini dengelemek amacıyla kurulduğu iddia edilen bu ittifak, Nvidia cepesinde endişe yaratmak yerine destekle karşılandı. Huang, x86 mimarisinin bilgisayarlar, iş istasyonları ve veri merkezleri gibi kritik alanlar için hayati önem taşıdığını ve mimarinin parçalanmasının sektör için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Ona göre, Intel ve AMD’nin bu adımı, x86’nın geleceği için oldukça önemli.

Peki Nvidia’yı bu ittifaka destek vermeye iten sebepler neler? Aslında cevap oldukça açık. x86 mimarisi, son yıllarda özellikle ARM tabanlı çözümlerin yükselişiyle birlikte zorlu bir rekabet ortamına girdi. Qualcomm gibi firmaların piyasaya sürdüğü ARM tabanlı işlemciler, performans ve enerji verimliliği konusunda iddialı bir alternatif sunuyor. Hatta Nvidia ve MediaTek gibi firmalar da ARM tabanlı yapay zeka işlemcileri geliştirme çalışmalarına hız verdi. İşte tam da bu noktada, Intel ve AMD’nin güçlerini birleştirmesi, x86 mimarisinin geleceği açısından hayati bir adım olarak görülüyor.

Lenovo’nun düzenlediği Tech World etkinliğinde aynı sahneyi ilk kez paylaşan Intel CEO’su Pat Gelsinger ve AMD CEO’su Lisa Su, teknoloji dünyasında yeni bir dönemin habercisi gibiydi. Gelsinger, “x86 bitti mi?” sorularına net bir yanıt verdi: “Hayır, hâlâ hayattayız ve gelişiyoruz.” Görünen o ki, rekabet yerini iş birliğine bıraktı ve x86 mimarisi, Intel ve AMD’nin ortak gücüyle geleceğe daha emin adımlarla ilerliyor.

OLED monitör satışları neden yüzde 181 arttı?

0

OLED monitörler, özellikle oyun tutkunları arasında giderek artan bir popülariteye kavuşuyor. Gelişen panel teknolojileri ve daha da önemlisi fiyatlardaki düşüş, bu popülaritede büyük rol oynuyor. Öyle ki 2024 yılı, OLED monitör pazarı için adeta bir patlama yılı oldu. TrendForce analistlerinin hazırladığı rapor, bu yılın sonunda OLED monitör sevkiyatının 1.44 milyona ulaşacağını öngörüyor ki bu rakam, geçen yıla göre %181’lik inanılmaz bir artışa denk geliyor.

OLED monitör satışları tam yüzde 181 arttı

Peki bu hızlı yükselişin arkasında hangi faktörler yatıyor? Öncelikle, oyunculara özel üretilen OLED ekranlar, daha önce hiç olmadığı kadar gelişmiş durumda. Renk doğruluğu, hızlı tepki süresi ve yüksek kontrast oranı gibi özellikleriyle oyun deneyimini bambaşka bir seviyeye taşıyan bu ekranlar, oyuncuların gözdesi haline geldi. Üstelik, üretim maliyetlerinin düşmesiyle birlikte OLED monitörlerin fiyatları da daha ulaşılabilir hale geldi, bu da talebi daha da artırdı.

Pazardaki liderlik koltuğunda ise Güney Koreli teknoloji devi Samsung oturuyor. Samsung’un geliştirdiği QD-OLED panel teknolojisi, OLED monitör pazarındaki en önemli yeniliklerden biri olarak öne çıkıyor. Yüksek parlaklık seviyeleri ve geniş renk gamı sunan QD-OLED paneller, hem oyuncular hem de profesyonel kullanıcılar tarafından büyük beğeni topluyor. Rakip LG’nin WOLED teknolojisi ise daha uygun fiyatlı bir alternatif sunsa da, Samsung’un agresif üretim stratejisi karşısında pazar payını korumakta zorlanıyor.

Samsung’un üretimi artırma konusundaki kararlılığı, QD-OLED teknolojisinin önümüzdeki yıllarda da pazar hakimiyetini sürdüreceğinin sinyallerini veriyor. Ancak rekabet de giderek kızışıyor. MSI gibi markalar, OLED ürün yelpazelerini genişleterek ve daha rekabetçi fiyat politikaları izleyerek pazar paylarını artırmaya çalışıyorlar. 2024 yılı verilerine baktığımızda OLED monitör pazarındaki marka bazlı dağılım şu şekilde: Samsung %31 ile lider konumda, onu %19 ile LG takip ediyor. ASUS ve Dell, %14’erlik pazar paylarıyla üçüncü sırayı paylaşırken, MSI %11’lik oranla beşinci sırada yer alıyor. GIGABYTE ise %3’lük pazar payıyla daha gerilerde kalırken, diğer markaların toplam payı %8 seviyesinde.

Görünen o ki, OLED monitör pazarındaki bu olağanüstü büyüme, geçici bir heves değil, kalıcı bir trende dönüşüyor. Teknolojinin gelişmeye devam etmesi, fiyatların daha da düşmesi ve tüketici talebinin artmasıyla birlikte, OLED monitörlerin önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşması bekleniyor.

TSMC ABD ticaret bakanlığı tarafından soruşturma altında!

Dünyanın en büyük yarı iletken üreticilerinden biri olan TSMC (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company)ABD Ticaret Bakanlığı tarafından Huawei’ye çip tedarik ettiği iddiaları üzerine mercek altına alındı. Bu soruşturma, TSMC’nin rekor düzeyde kârlılık açıkladığı üç aylık kazanç raporunun hemen ardından gündeme geldi. ABD’nin Huawei’ye uyguladığı yaptırımları ihlal etme ihtimali, soruşturmanın ana konusunu oluşturuyor. The Information tarafından yayımlanan bir habere göre, Ticaret Bakanlığı TSMC ile iletişime geçerek Huawei’ye doğrudan veya dolaylı olarak akıllı telefon ve yapay zeka çipleri tedarik edip etmediğini araştırıyor.

2020 yılında ABD hükümetiulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Huawei’ye karşı ciddi yaptırımlar uygulamaya başlamıştı. Bu kapsamda, Amerikan teknolojisi kullanılarak üretilen çiplerin Huawei’ye satışı yasaklanmıştı. Aynı zamanda, bu yasak Huawei’nin çip üretimi için gerekli olan ekipmanları satın almasını da engelliyor. TSMC bu süreçte, ABD teknolojisiyle üretim yaptığı için bu yasaklar çerçevesinde kalıyor.

Soruşturma, özellikle Huawei’nin yakın zamanda piyasaya sürdüğü Mate 60 serisi cihazlarında kullanılan Kirin 9000 işlemcilerine ve yeni nesil Ascend AI işlemcisine odaklanıyor. Her iki işlemci de ABD’nin yasakladığı bileşenleri içeriyor ve teorik olarak Huawei’nin bu tür teknolojilere erişimi olmamalı. Ancak bu durumda Huawei, tüm yeni çiplerinin Çin merkezli Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC) tarafından üretildiğini iddia ediyor.

Daha önce de Huawei’nin Qingyan L450 dizüstü bilgisayarında kullanılan Kirin 9006C adlı başka bir işlemcinin TSMC tarafından üretildiği iddiaları gündeme gelmişti. Bu iddialar, Huawei’nin SMIC ile olan ilişkisini sorgulatmaya devam ediyor.

TSMC, yaptığı resmi açıklamada, yasalara saygılı bir şirket olduğunu ve uyumluluk konusunda üzerine düşen her adımı derhal atacağını belirtti. Şirket, bu süreçte müşteriler ve düzenleyici kurumlar ile proaktif bir şekilde iletişimkuracağını ve gerekli incelemeleri tamamlayacağını ifade etti. Soruşturmanın sonucuna göre, TSMC’nin ABD yasalarıyla uyumluluğu konusunda daha fazla adım atması gerekebilir.

Amazon da nükleer reaktör kullanmak istiyor!

0

E-ticaret devi Amazon, 5GW’ın üzerinde projeyi çevrimiçi hale getirmek için ABD’li küçük modüler reaktör (SMR) girişimi X-energy’yi destekleme kararını duyurdu. Şirket, veri merkezlerine güç sağlamak amacıyla ABD’de nükleer enerji projelerinin geliştirilmesini desteklemek için üç yeni anlaşma imzaladı.

Amazon reaktör girişimlerini araştırıyordu

Amazon yakın zamanda tüm küresel elektrik tüketimini yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle karşıladığını duyurdu. Bu dönüm noktası, 2030 takviminden önce gerçekleşti. Ancak enerjiye olan ihtiyaç artmaya devam ettikçe şirket daha fazla karbon içermeyen enerji kaynağı arayışına girdi ve nükleer yolu seçtikleri anlaşılıyor. Bu duyuru, teknoloji devi Google’ın Kairos Power ile nükleer enerji anlaşması imzalamasından birkaç gün sonra geldi.

Amazon Web Services (AWS) CEO’su Matt Garman: “Nükleer, operasyonlarımıza güç sağlamamıza ve müşterilerimizin artan taleplerini karşılamamıza yardımcı olabilecek, aynı zamanda 2040 yılına kadar operasyonlarımızda net sıfır karbon hedefine ulaşma yolunda İklim Taahhüdümüze doğru ilerlememize yardımcı olabilecek güvenli bir karbon içermeyen enerji kaynağıdır” dedi.

Garman, nükleer enerjinin karbonsuz ve ölçeklenebilir olması nedeniyle Amazon için ideal bir yatırım olduğunu söyledi. Şirketin Washington’da yaptığı basın açıklamasına göre , eyalet kamu hizmetleri konsorsiyumu olan Energy Northwest ile dört adet gelişmiş SMR’nin geliştirilmesini sağlayacak bir anlaşma imzalandı. SMR’ler Energy Northwest tarafından inşa edilecek, sahibi olunacak ve işletilecek ve projenin ilk aşaması için yaklaşık 320 megavat (MW) kapasite üretmesi bekleniyor. Bu projeler, Pasifik Kuzeybatısı’nın 2030’ların başından itibaren tahmin edilen enerji ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olacak.

Amazon’un X-energy’ye yatırımı da duyuruldu. Energy Northwest projesi X-energy’nin gelişmiş nükleer reaktör tasarımını kullanacak. Toplam yatırım, X-energy teknolojisini kullanan beş gigavattan fazla yeni nükleer enerji projesini destekleyecek SMR ekipmanının geliştirilmesi için üretim kapasitesini içeriyor. Ayrıca, Virginia’da şirket, Dominion’un mevcut North Anna nükleer santralinin yakınında bir SMR projesinin geliştirilmesini araştırmak için kamu hizmeti şirketi Dominion Energy ile bir anlaşma imzaladı. Bu, Virginia bölgesine en az 300 megavat güç getirecek.

WD ve SanDisk SSD’ler için önemli güncelleme! Mavi ekran hataları bitiyor

0

Western Digital ve SanDisk marka SSD kullananlar dikkat! Windows 11’in yeni sürümü 24H2’ye güncelleme yapan bazı kullanıcılarda can sıkıcı mavi ekran hataları ortaya çıktı. Sorunun kaynağı ise 2TB kapasiteli WD_BLACK SN770, SN770M NVMe, WD Blue SN580, SN5000 NVMe ve SanDisk Extreme M.2 NVMe SSD modellerinde yaşanan Ana Bilgisayar Bellek Arabelleği (HMB) uyumsuzluğu. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

WD ve SanDisk SSD’ler için önemli bir güncelleme yapıldı

Neyse ki Western Digital ve SanDisk, kullanıcılarını bu sorunun çözümü için yalnız bırakmıyor ve SSD’ler için bir yazılım güncellemesi yayınladı. Eğer siz de bu SSD modellerinden birine sahipseniz, Windows 11 24H2 sürümüne geçmeden önce mutlaka güncellemeyi yapmanız gerekiyor. Aksi halde bilgisayarınızda istenmeyen mavi ekran sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz.

WD ve SanDisk SSD'ler için önemli bir güncelleme yapıldı.
WD ve SanDisk SSD’ler için önemli bir güncelleme yapıldı.

Güncellemeyi yapmak için Western Digital’in resmi web sitesinden indirebileceğiniz “Western Digital Dashboard” uygulamasını kullanmanız gerekiyor. Uygulama, Windows işletim sistemine sahip bilgisayarlar için kullanılabiliyor, fakat macOS kullanıcıları için henüz bir alternatif sunulmamış.

Western Digital Dashboard uygulaması sadece SSD’nizi güncellemenizi değil, aynı zamanda sürücünüzün sağlığı, sıcaklığı, hızı gibi önemli verileri takip etmenizi de sağlıyor. Yani bu uygulama ile SSD’nizi yakından takip edebilir, olası sorunları önceden tespit edebilirsiniz.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Elektrikli araç pil tedariki için yeni öneriler yayınlandı

0

Yeni bir rapor, tek kullanımlık buharlaştırıcıların yasaklanması ve kritik malzemelerin geri dönüştürülmesiyle elektrikli araç pil parçaları tedariklerinin yönetilmesine yardımcı olmak için önerilerde bulundu. Kraliyet Mühendislik Akademisi’nden gelen rapor, İngiltere hükümetinin Ocak 2024’te önerilen tek kullanımlık buharlaştırıcıların İngiltere’de yasaklanması için taahhüt etmesini talep ediyor.

Elektrikli araç pil tedariki için neler yapmak gerekiyor?

Rapor ayrıca, hükümetten, uygun kullanım ömrü planlaması olmaksızın tek kullanımlık piller içeren ve benzer şekilde yasaklanmayı haklı çıkarabilecek yeni ve mevcut ürünleri değerlendirmek ve izlemek için politika seçeneklerini değerlendirmesini istedi.

Ulusal Mühendislik Politikası Merkezi tarafından yayınlanan raporda, Birleşik Krallık hükümetinden, Birleşik Krallık’ın mevcut Net Sıfır Stratejisini desteklemek ve ekonomik güvenliği artırmak için kritik malzeme talebini azaltmak, yeniden kullanmak ve geri dönüştürmek amacıyla entegre bir malzeme stratejisi geliştirmesi isteniyor.

Sheffield Üniversitesi’nde Proses Mühendisliği Profesörü ve Ulusal Mühendislik Politikası Merkezi Malzemeler ve Net Sıfır Çalışma Grubu Başkanı Joan Cordiner: “Malzemeleri çıkarma ve tüketme şeklimiz sürdürülebilir değil ve acilen ele almamız gerekiyor. Raporumuz, kısmen pillerde, güç sistemlerinde ve elektronikte kullanımından kaynaklanan kritik malzemelere olan artan talebi vurguluyor.” dedi.

Cordiner, örneğin, İngiltere’nin büyük elektrikli araç bataryalarının boyutunun yüzde 30 azaltılması durumunda, lityum talebimizi yüzde 17 azaltabilir ve 2040 yılına kadar lityum için çıkarılan 75 milyon ton kayayı kurtarabiliriz dedi.

Rapor ayrıca, Birleşik Krallık’ta tüketilen ve kullanılan malzemelerin sürdürülebilirliğini izlemek ve malzeme güvenliği ve sürdürülebilirliği için altyapı planlarının değerlendirilmesini sağlamak amacıyla Ulusal Malzeme Veri Merkezi’nin sürdürülmesini önermekte. Rapora göre, hükümet ayrıca, dijital pasaportlama gibi araçlar kullanarak, malzemelerimizin emisyonlarının, kirliliğinin ve sosyal zararlarının küresel etkilerini izlemek ve izlenebilirliği iyileştirmek için uluslararası olarak çalışmalı.

Raporun yazarları ayrıca, aşırı tüketimden kaçınmamıza ve net sıfır karbon emisyonlarına ulaşma çabalarını desteklememize yardımcı olmak için İngiltere’nin ekonomi genelindeki maddi ayak izini yarıya indirmeyi hedefleyen yeni bir hedef önerdi.

Güneydoğu Asya siber tehditler için bir araya geldi

Güneydoğu Asya ülkeleri, Singapur’da fiziksel bir CERT (Bilgisayar Acil Durum Müdahale Ekibi) sitesi de dahil olmak üzere bölgenin siber savunmasını güçlendirmek için çok taraflı iş birliğine duyulan ihtiyacı yineledi. ASEAN Bölgesel CERT, Singapur Uluslararası Siber Haftası 2024’ün bir parçası olarak düzenlenen 9. ASEAN Siber Güvenlik Bakanlar Konferansı sırasında Çarşamba günü resmi olarak başlatıldı. Bakanlar konferansı, Tayland, Endonezya ve Filipinler de dahil olmak üzere 10 Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) üye ülkesinin telekomünikasyon ve siber güvenlik bakanlarını bir araya getiriyor.

Güneydoğu Asya siber tehditler karşısında ortak mücadele veriyor

Yeni fiziksel CERT, ASEAN Dijital Bakanlar Toplantısı’nın mevcut başkanı olan Singapur’da 10 yıla kadar finanse edilecek ve barındırılacak. Singapur Siber Güvenlik Ajansı’na (CSA) göre, bölgesel CERT’nin operasyonel maliyetlerinin on yıl boyunca toplam 10,1 milyon dolar olması bekleniyor. 2022 Ekim’inde, üye ülkelerden analistler ve olaylara müdahale edenler için bir platform olarak hizmet veren sanal bir ASEAN CERT başlatıldı.

O zamandan beri Singapur, bölgesel CERT’in amacını ve mekanizmasını belirleyen operasyonel çerçeveyi oluşturmak için ASEAN üye devletleriyle birlikte çalıştı. Hedefleri arasında, ASEAN üyeleri arasında siber tehditler ve çevrimiçi dolandırıcılıklar hakkında bilgi paylaşımını daha da teşvik etmek yer alıyor.

Bölgesel CERT, siber güvenlik uzmanları ve kuruluşlarının bölgesel temas noktası ağını geliştirme ve sürdürme ile üye devletlerin ulusal CERT kapasite oluşturma ve en iyi uygulama alışverişini destekleme dahil olmak üzere sekiz temel işlev üzerinde çalışmaktadır. CSA ayrıca, siber tatbikatlar ve CERT-CERT siber kapasite geliştirme programları gibi yüz yüze etkinlikler için özel bir alan görevi görmektedir diye belirtti. Dijital Geliştirme Bilgi Bakanı Josephine Teo: “Siber tehdit ortamı, bölgenin dikkatini çeken zorluklar arasında fidye yazılımı saldırıları ve diğer siber suç faaliyetleriyle birlikte gelişmeye devam etti” dedi.

ASEAN’ın da benzer zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, bölgenin dijital ekonomisinin 2030 yılına kadar 300 milyon dolardan 1 trilyon dolara ulaşması beklendiğini söyledi. Ayrıca, genç, eğitimli, internet bilincine sahip bireylerin ve büyüyen bir orta sınıfın önemli bir bölümünü içeren yaklaşık 700 milyonluk toplu bir nüfusa sahip olduğunu da belirtti.