Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 466

Internet Archive, DDoS saldırısına uğradı!

0

Milyarlarca arşivlenmiş web sayfasına ev sahipliği yapan devasa platform Internet Archive, siber saldırganların hedefi haline geldi. Wayback Machine sitesi, milyonlarca kullanıcının verilerini tehlikeye atan büyük bir siber saldırıya maruz kaldı ve ardından site çevrimdışı oldu. Saldırganlar, siteyi hedef alan yoğun bir DDoS saldırısı düzenleyerek hizmetlerin kesintiye uğramasına neden oldu.

Internet Archive, DDoS saldırısına maruz kaldı

Internet Archive’ın kurucusu ve dijital kütüphaneci Brewster Kahle, Salı gününden beri siteyi ve sunucuları hedef alan yoğun bir DDoS saldırısı dalgası yaşadıklarını doğruladı. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırının siteyi etkilediğini ve kullanıcı adları, e-postalar ve şifrelerin sızdırılmasına yol açtığını belirtti. Saldırganların daha sonra geri döndüğünü ve hem İnternet Arşivi’nin ana sitesini hem de Open Library adlı dijitalleştirilmiş açık kaynaklı bir kataloğu çökerttiğini açıkladı. Ancak daha sonra yaptığı bir paylaşımda, İnternet Arşivi verilerinin etkilenmediğini belirtti.

Internet Archive, DDoS saldırısına maruz kaldı.

Kullanıcılar, Çarşamba günü siteye erişmeye çalıştıklarında, 31 milyon hesabın verilerinin çalındığını iddia eden bir açılır mesajla karşılaştı. Hackerlar, mesajda sitenin hacklendiğini ve kullanıcıların hesaplarının etkilenip etkilenmediğini “Have I Been Pwned” (HIBP) platformu üzerinden kontrol edebileceklerini belirtti. HIBP, İnternet Arşivi’nden 31 milyon kaydın çalındığını doğruladı ve sızdırılan veriler arasında e-posta adresleri, kullanıcı adları ve şifrelerin bulunduğu açıklandı.

“SN_BLACKMETA” adlı bir hacker grubu, saldırının sorumluluğunu üstlenerek Internet Archive’ı “ABD’ye ait olduğu için” hedef aldıklarını ve saldırıyı ABD hükümetinin İsrail’e olan desteğiyle ilişkilendirdiklerini açıkladı. Ancak, Internet Archive’ın ABD hükümetine ait olmadığı ve İsrail ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığı biliniyor. Bu saldırı, internetin en büyük ve önemli arşivlerinden birinin siber saldırılara karşı ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.

AMD, yeni nesil yapay zeka çipini tanıttı!

0

Teknoloji devi AMD, yapay zeka alanında gücünü artırma hedefiyle yeni silahını tanıttı: Instinct MI325X. Bu yeni yapay zeka çipi, 500 milyar dolarlık bir değere ulaşması öngörülen veri merkezi GPU pazarında, rakip NVIDIA’nın uzun süredir süren hakimiyetine meydan okumak için tasarlandı. AMD’nin agresif bir strateji izlediği ve her yıl yeni çip modelleri piyasaya sürmeyi planladığı görülüyor. Instinct MI325X, bu yıl bitmeden üretime girerek 2025’in ilk çeyreğinden itibaren Dell, HP ve Lenovo gibi devlerin cihazlarında kendine yer bulacak.

AMD, yeni nesil yapay zeka çipini görücüye çıkardı

AMD’nin bu hamlesi, NVIDIA’nın son yıllarda GPU’lara olan talep patlaması sayesinde elde ettiği yüksek kar marjlarını tehdit ediyor. Zira AMD, MI325X’in yapay zeka işlemlerinde, NVIDIA’nın 141 GB’lık H200 işlemcisini geride bıraktığını iddia ediyor. 256 GB’lık muazzam kapasitesiyle MI325X, H200’e kıyasla 1.8 kat daha fazla bellek ve 1.3 kat daha fazla bant genişliği sunuyor. Bu da onu yapay zeka uygulamaları için oldukça cazip hale getiriyor.

AMD, yeni nesil yapay zeka çipini görücüye çıkardı.
AMD, yeni nesil yapay zeka çipini görücüye çıkardı.

AMD’nin CEO’su Lisa Su, yapay zeka talebinin beklentileri aşarak artmaya devam ettiğini belirterek pazardaki iddiasını ortaya koyuyor. AMD, MI325X ile başlattığı bu hızlı ürün lansman döngüsüyle, yapay zeka çipi pazarındaki hareketliliği artırmayı ve pastadan daha büyük bir pay kapmayı hedefliyor. Gelecek yıllarda, MI350 ve MI400 gibi yeni modellerle bu rekabetin daha da kızışması bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Casio’ya siber saldırı!

Dünyanın önde gelen saat üreticilerinden Japon teknoloji devi Casio, kuruluşunun 50. yılını kutlamaya hazırlanırken ciddi bir siber saldırı ile karşı karşıya kaldı. Şirketin kol saati bölümüne yönelik gerçekleştirilen bu saldırı, hem şirketin sistemlerinde kesintilere yol açtı hem de merakla beklenen yeni saat modellerinin piyasaya sürülme tarihini erteledi.

Siber saldırı 5 ekim’de gerçekleştirildi

Casio’dan yapılan resmi açıklamaya göre, 5 Ekim 2024 tarihinde şirketin ağına tanımlanamayan kişi veya gruplar tarafından büyük bir siber saldırı düzenlendi. Şirketin dijital altyapısını hedef alan bu saldırı sonucunda, Casio’nun sistemleri çöktü ve bazı kritik hizmetlerde kesintiler yaşandı.

Henüz saldırı sonucunda müşteri verilerinin çalınıp çalınmadığına dair net bir bilgi paylaşılmadı. Şirket, saldırının etkilerini en aza indirgemek ve kapsamını tam olarak ortaya çıkarmak amacıyla ilgili güvenlik birimleriyle iş birliğiyapıldığını açıkladı. Casio yöneticileri, yaşanan aksaklık nedeniyle müşterilerinden ve yatırımcılarından özür dileyenbir bildiri yayınladı.

Yeni saat modelleri ertelendi

Siber saldırının şirket üzerindeki etkisi sadece hizmetlerde kesintiyle sınırlı kalmadı, aynı zamanda Casio’nun planladığı yeni ürünlerin çıkış tarihlerini de olumsuz etkiledi. Normal şartlarda 18 Ekim 2024 tarihinde piyasaya sürülmesi planlanan Casio GMC-B2100AD-2A ve GMC-B2100D-1A modellerinin çıkışı, yaşanan bu olay sebebiyle ileriki bir tarihe ertelendi.

Ayrıca, Casio’nun 50. yılına özel olarak üretilen ve büyük ilgiyle beklenen G-Shock GMC-B2100ZE-1A modelinin de lansman tarihi ileri bir tarihe alındı. Şirket, yeni çıkış tarihleri hakkında detaylı bilgilendirme yapılacağını belirtti.

Casio’nun güvenlik önlemleri artırılıyor

Şirket, siber saldırının yarattığı hasarı hızlı bir şekilde gidermek ve benzer olayların tekrarlanmaması için güvenlik önlemlerini gözden geçirdiklerini vurguladı. Casio yetkilileri, saldırının ardından müşteri ve iş ortaklarının güvenini korumak için operasyonlarını güçlendireceklerini, güvenlik protokollerini geliştirdiklerini ve siber güvenlik yatırımlarını artıracaklarını belirtti.

Saldırıya rağmen, Casio’nun saat tutkunları ve yatırımcılarına olan bağlılığı devam ediyor. Şirket, en kısa sürede operasyonlarını toparlayarak normal ürün döngüsüne dönmeyi planlıyor. Yaşanan bu talihsiz olayın, Casio’nun uzun vadeli başarılarına gölge düşürmeyeceği ifade ediliyor.

Casio, müşterilerine ve yatırımcılarına sabırları için teşekkür ederek, güvenli bir dönüş yapmayı vaat ediyor.

Merakla beklenen Intel Core 7 250H geliyor!

0

Intel’in yeni nesil işlemci serisi Arrow Lake, dizüstü bilgisayar dünyasında çeşitlilik göstermeye devam ediyor. Son olarak Intel Core i7-250H modelinin, Raptor Lake mimarisinin taze bir versiyonu olan Raptor Lake Refresh işlemcisi olarak piyasaya sürüleceği doğrulandı. “Ultra” serisinin bir parçası olmayan bu yeni işlemci, orta segmentte yerini alacak gibi görünüyor.

Intel Core 7 250H resmen geliyor

Sızıntılara göre 6 performans ve 8 verimlilik çekirdeği olmak üzere toplam 14 çekirdeğe sahip olan Intel Core i7-250H, 24 MB L3 önbellekle geliyor. Temel çalışma frekansı 2.5 GHz olan işlemci, turbo frekansla 5.2 GHz’e kadar çıkabiliyor ve 45W taban güç tüketimiyle çalışıyor. Bu özellikler, Core i7-250H’nin Intel Core i7 13800H ve Core i5 14500HX modelleri arasında konumlanacağını gösteriyor. Ayrıca yeni işlemcilerin, tamamen yeni bir mimari olan Meteor Lake yerine, Raptor Lake’in güncellenmiş bir versiyonu olması da dikkat çekici.

Intel Core 7 250H resmen geliyor.
Intel Core 7 250H resmen geliyor.

Yapılan testlerde Core i7-250H, tek çekirdek performansında 2.415 puan alarak 14500HX modelini geride bıraktı. Benzer şekilde, çoklu çekirdek performans testinde de 13.201 puanla 14500HX’in 12.708 puanını geride bıraktı.

Intel’in Haziran 2023’te “Core i” markasını kullanımdan kaldırma ve Meteor Lake tabanlı “Core Ultra” serisine geçiş yapma planlarını açıklamasının ardından bu yeni hamle, kafa karışıklığına neden oldu. O dönemde Intel, bu değişikliğin “işlemci performansını kullanıcılar için daha anlaşılır hale getireceğini” belirtmişti. Ancak Core i7-250H gibi modellerin ortaya çıkması, Intel’in işlemci isimlendirme stratejisinde hala bir netliğe kavuşamadığını gösteriyor.

GeForce RTX 5080, bellek tarafında iddialı geliyor!

0

NVIDIA, yeni nesil ekran kartları ile teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratmaya hazırlanıyor. GeForce RTX 50 serisi içerisinde yer alacak olan RTX 5080 modeli, özellikle sahip olacağı çığır açıcı bellek teknolojisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Günümüzün en hızlı belleği olarak kabul edilen GDDR7 teknolojisini benimseyecek olan RTX 5080, 32 Gbps gibi dudak uçuklatan bir hızda çalışacak 16 GB’lık bir belleğe sahip olacak.

GeForce RTX 5080, bellek tarafında oldukça iddialı gelecek

Bu da 256 bitlik gelişmiş bellek arayüzüyle birleşerek karta tam 1 TB/s gibi inanılmaz bir bellek bant genişliği sağlayacak. Bu rakamlar, RTX 5080’in mevcut amiral gemisi RTX 4080’in 23 Gbps GDDR6X belleği ve 736 GB/s bant genişliğiyle kıyaslandığında nefes kesici bir performans sıçramasını müjdeliyor.

GeForce RTX 5080, bellek tarafında oldukça iddialı gelecek.
GeForce RTX 5080, bellek tarafında oldukça iddialı gelecek.

Bellek tarafındaki bu devrim niteliğindeki gelişmelere ek olarak, RTX 5080’in işlemci gücü de göz kamaştırıcı olacak. Gücünü tam GB203 GPU kalıbından alan kart, 84 SM ve 10.752 gibi muazzam bir çekirdek sayısına sahip olacak. Bu da RTX 5080’in, oyunları ve diğer grafik yoğun uygulamaları şimdiye kadar görülmemiş bir akıcılık ve gerçekçilikle deneyimlemek isteyen kullanıcılar için gerçek bir canavar olacağının sinyallerini veriyor.

Ayrıca, 400W TBP güç sınırıyla RTX 4080’den %25 daha fazla güç tüketebilecek olan kart, performans sınırlarını zorlamak için her zamankinden daha fazla özgürlüğe sahip olacak. Hatta NVIDIA’nın gelecekte RTX 5080’de 3 GB GDDR7 bellek modülleri kullanarak 24 GB’a kadar VRAM seçeneği sunabileceği de konuşulanlar arasında. Tüm bu heyecan verici gelişmeleri ilk elden görmek için ise teknoloji meraklılarının CES 2025’i beklemesi gerekecek gibi görünüyor.

General Motors elektrikli araçlarda LFP bataryaya geçiyor

General Motors (GM), elektrikli araçlarında daha esnek bir batarya stratejisi benimseme kararı aldı. General Motors elektrikli araçlarda bu yeni strateji ile daha geniş bir kimyasal bileşim yelpazesi kullanacak. Şirket, tek tip pillerin kullanıldığı Ultium batarya sistemini terk ederek, artık farklı kimyasal bileşimlerde bataryalar kullanmaya yöneliyor. Bu bağlamda, lityum demir fosfat (LFP) batarya hücreleri de araçlarında yer alacak.

Bugüne kadar yalnızca LG üretimi NMC811 katotlu kese tipinde piller kullanan GM, bu standart yaklaşım sayesinde maliyetleri düşürmeyi ve hızlı üretim gerçekleştirmeyi hedefliyordu. Ancak, üretim hedeflerine ulaşmada zorluk yaşayan şirket, daha uygun fiyatlı LFP ve NMC532 tipindeki pil hücrelerine geçiş yaparak maliyetlerini azaltmayı planlıyor. GM, nikel kobalt manganez (NMC) kimyasından LFP’ye geçişin elektrikli araç maliyetlerini 6.000 dolara kadardüşürebileceğini vurguluyor. General Motors elektrikli araçlarda bu maliyet düşüşünün önemli etkileri olacağını belirtiyor.

2025’in sonlarına doğru piyasaya sürülmesi planlanan ikinci nesil Chevy BoltLFP tipinde prizmatik bataryalara sahip olacak. Ayrıca, GM, Michigan’daki Warren Tech Center‘da yeni bir pil araştırma tesisi inşa etmeyi hedefliyor. General Motors elektrikli araçlarda bu tesisteki araştırmalarla yenilikçi çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Bu tesisteki ekip, kese formatına ek olarak silindirik ve prizmatik hücreler üzerinde çalışmalar yapacak ve alternatif pil kimyaları araştıracak.

Bu stratejik değişiklikle GM, elektrikli araç işinde karlılığa ulaşmayı amaçlıyor. Şirket, bu yıl yaklaşık 200.000 elektrikli araç üretip satmayı planlıyor ve Kuzey Amerika’daki ikinci büyük elektrikli araç üreticisi olduğunu belirtiyor. General elektrikli araçlarda bu hamlelerle pazar payını artırmayı ve sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmayı hedefliyor. Özellikle LFP bataryalarının uzun ömürlü olması ve daha düşük maliyetleri, şirketin gelecekteki elektrikli araç projelerinde önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Apple ve Amazon bir araya geldi!

Silikon Vadisi’nin iki teknoloji devi, Apple ve Amazon, yayıncılık alanında önemli bir iş birliğine imza attı. Bu ayın ilerleyen günlerinde Apple TV+ içerikleri Prime Video üzerinden izleyicilere sunulacak. Ancak, bu içeriklere erişim için ek bir abonelik gerekecek ve fiyat 9.99 dolar olarak belirlendi.

Amazon, yaptığı duyuruda Apple TV+ içeriklerinin Prime Video’ya entegre edileceğini ve Prime üyelerinin ek abonelikle bu içeriklere ulaşabileceğini açıkladı. Bu iş birliği kapsamında, Prime Video üzerinden Apple TV+ aboneliği olan kullanıcılar, popüler diziler SeveranceSlow HorsesThe Morning ShowPresumed InnocentShrinkingHijackLootPalm Royale gibi premium içeriklere ve küresel hit filmler WolfsThe Instigators’ın yanı sıra Major League Soccer ve Major League Baseball gibi spor etkinliklerine de erişim sağlayabilecek.

Daha fazla izleyiciye ylaşacağız

Apple’ın Hizmetlerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Eddy Cue, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Apple TV+ ve dünyanın en büyük hikaye anlatıcılarının ödüllü dizi ve filmlerini mümkün olduğunca çok izleyiciye sunmak istiyoruzPrime Video’nun artık Apple TV+ içeriklerini sunacak olmasından ve izleyicilere daha geniş izleme seçenekleri sunacak olmasından dolayı heyecanlıyız,” dedi.

Apple TV+, Emmy ödüllü komedi dizisi Ted Lasso ve Oscar ödüllü film CODA gibi projeleriyle bugüne kadar 516 ödül kazanırken, toplamda 2.308 ödül adaylığı elde etti. Bu prestijli içerikler, Prime Video kullanıcılarına aylık 9.99 dolar ek ücretle sunulacak ve ilk etapta sadece Amerika’daki kullanıcılar bu hizmetten yararlanabilecek.

Apple TV+ ve Prime Video arasındaki bu iş birliği, dijital içerik platformları arasındaki rekabetin giderek arttığı bir dönemde büyük bir adım olarak görülüyor.

Rüyalarda çift yönlü iletişim mümkün mü?

0

ABD ve Rusya merkezli bir nöroteknoloji girişimi olan REMspace, rüyalarla ilgili çığır açan bir gelişmeyi duyurdu. Şirket, lüsid rüya (bilinçli rüya) sırasında iki kişi arasında ilk kez çift yönlü iletişimi başarıyla gerçekleştirdiğiniiddia ediyor. Bu, rüya araştırmalarında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

Lüsid rüyada mesajlaşma mümkün mü?

Lüsid rüyalar, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu ve rüya sırasında bilinçli hareket edebildiği özel bir durumdur. REMspace, bu durumu kullanarak iki kişi arasında mesaj alışverişi gerçekleştirdiğini belirtiyor. Şirketin iddiasına göre, özel olarak tasarlanan ekipmanlar sayesinde iki katılımcı lüsid rüya sırasında birbirlerine mesaj göndermeyi başardı.

Deney, bir sunucunun ilk katılımcıya rastgele bir kelime göndermesiyle başladı. Katılımcı, rüyasında bu kelimeyi tekrarladı ve sunucu tarafından kaydedildi. Sekiz dakika sonra diğer katılımcı, kendi lüsid rüyasında bu mesajı aldı ve doğruladı. Bu süreç, rüyalarda ilk kez gerçek zamanlı bir “sohbet” yapıldığı anlamına geliyor.

REMspace’in geçmiş çalışmaları

REMspace’in kurucusu Michael RadugaMayıs 2023’te kendi kafatasına mikroçip yerleştirerek rüyalarını kontrol etme amacıyla bir deney yapmıştı. Bu cesur girişim, dünya genelinde büyük yankı uyandırmıştı. Raduga, bu deneyin tehlikeli olmasına rağmen rüya kontrolü konusunda devrim niteliğinde sonuçlar doğurabileceğine inanıyor.

Bilimsel geçerlilik bekleniyor

Henüz hakemli incelemelerden geçmemiş olan bu iddiaların bilimsel olarak doğrulanması durumunda, rüya araştırmaları alanında büyük bir ilerleme kaydedilebilir. REMspace, lüsid rüyaların zihinsel sağlık sorunlarından yeni beceriler öğrenmeye kadar birçok alanda kullanılabileceğini savunuyor. Şirket, ayrıca “Remmyo” adı verilen bir rüya dili geliştirdiğini de iddia ediyor. Bu dil, rüya sırasında elektromiyografi sensörleri ile yakalanan sesler aracılığıyla iletişim kurmak amacıyla tasarlanmış durumda.

REMspace’in bu iddialarının bilimsel olarak doğrulanması, rüyaların insan bilinci ve iletişimi üzerindeki etkilerine dair yeni bir çağın kapılarını aralayabilir. Raduga, önümüzdeki birkaç yıl içinde rüya sırasında tam anlamıyla konuşmalar yapılabileceğini ve bu teknolojinin yaygınlaşacağını öngörüyor. Ancak, bu büyük iddiaların bilim dünyasında kabul görmesi için daha fazla inceleme yapılması gerekiyor.

Eğer REMspace’in teknolojileri doğrulanırsa, rüyalar sırasında daha karmaşık iletişim biçimlerinin mümkün olabileceği bir geleceğe doğru yol alabiliriz. Rüyaların insanlar arası iletişimde nasıl bir rol oynayabileceği, bilimsel ve teknolojik gelişmelerle birlikte zamanla daha da netleşecek.

REMspace’in çalışmaları, rüyalar üzerine yapılan araştırmalarda heyecan verici yeni kapılar açabilir.

Intel Panther Lake için yeni nesil NPU geliyor!

0

Intel, yapay zeka destekli masaüstü işlemcilerini piyasaya sürmeye hazırlanırken, gelecek nesil işlemcileri için de çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Yakın gelecekte tanıtılacak olan Lunar Lake işlemcilerinin ardından gelecek olan Panther Lake serisi, yapay zeka performansında büyük bir sıçrama vadediyor.

Intel Panther Lake için yeni nesil NPU gelecek

Intel, Panther Lake işlemcilerinde 5. nesil NPU’yu (Neural Processing Unit) kullanacağını doğruladı. Her yeni nesilde yapay zeka performansını artıran Intel, 2018 yılında 0.5 TOPS performans sunan ilk NPU’sunu tanıtmıştı. Bu alandaki gelişimini sürdüren şirket, 2024 yılında piyasaya sürülmesi beklenen NPU4 ile 48 TOPS gibi etkileyici bir performansa ulaşmayı hedefliyor. Henüz kesin değerleri açıklanmamış olsa da 5. nesil NPU’nun, önceki nesillere kıyasla çok daha hızlı ve güçlü olacağı tahmin ediliyor.

Intel Panther Lake için yeni nesil NPU gelecek.
Intel Panther Lake için yeni nesil NPU gelecek.

Bu gelişim, yapay zeka destekli uygulamaların ve büyük dil modellerinin hızla yaygınlaştığı bir dönemde büyük önem taşıyor. 5. nesil NPU’lar, karmaşık yapay zeka iş yüklerinin üstesinden gelerek, daha hızlı ve akıcı bir kullanıcı deneyimi sunulmasına olanak tanıyacak.

Öte yandan, NPU’lar henüz güçlü GPU’ların performansına ulaşabilmiş değil. Ancak yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişim göz önüne alındığında, yakın gelecekte NPU’ların çok daha karmaşık ve yoğun iş yüklerinin altından kalkabilir hale gelmesi bekleniyor.

Kısacası Intel, Panther Lake işlemcileriyle yapay zeka performansını bir üst seviyeye taşıyarak, geleceğin bilgisayar deneyimini şekillendirmeyi hedefliyor.

Huawei Kirin 9100, beklenenden daha maliyetli olacak!

0

Huawei’nin iddialı işlemcisi Kirin 9100, gelişmiş özellikleriyle büyük beklenti yaratsa da artan üretim maliyetleri, şirketin geleceği açısından önemli bir soru işareti oluşturuyor. Özellikle ABD ambargolarının gölgesinde kalmış olan Huawei, 5nm üretim sürecini devreye sokmayı başarmış olsa da rekabetçi fiyatlar sunma konusunda zorlanıyor.

Huawei Kirin 9100, beklenenden daha maliyetli geliyor

Kirin 9100’ün üretim maliyetini artıran en önemli etkenlerden biri, ABD ambargoları nedeniyle Huawei’nin gelişmiş EUV litografi makinelerine erişiminin engellenmiş olması. Bu durum, şirketin daha eski ve daha az verimli olan DUV teknolojisine sahip SMIC firmasıyla çalışmak zorunda kalmasına yol açıyor. DUV teknolojisinin gerektirdiği ek üretim adımları ve daha düşük verimlilik, 5nm Kirin 9100 işlemcilerinin maliyetini önemli ölçüde artırıyor.

Sızdırılan bilgilere göre Kirin 9100’ün birim maliyeti 157 ile 185 dolar arasında değişiyor. Bu rakam, Kirin 9100’ü Qualcomm’un en yeni işlemcisi Snapdragon 8 Gen 3’ün 200 dolarlık fiyat seviyesine yaklaştırırken, MediaTek’in daha uygun fiyatlı işlemcisi Dimensity 9400’ün 155 dolarlık fiyatıyla rekabet etmesini zorlaştırıyor. Hatta önümüzdeki dönemde piyasaya sürülmesi beklenen Snapdragon 8 Gen 4’ün bile 190 dolar civarında bir fiyata sahip olması bekleniyor.

Bu maliyet baskısı, Huawei’nin amiral gemisi modeli Mate 70 serisinin fiyatlandırılmasında da belirleyici olacak gibi görünüyor. Huawei, artan maliyetleri tüketicilere yansıtmamak için kar marjından fedakarlık etmek zorunda kalabilir. Ancak bu durum, zaten zorlu bir dönemden geçen Huawei’nin finansal olarak daha da zorlanmasına yol açabilir. Diğer yandan, yüksek fiyatlı bir Mate 70 serisi de, rekabetçi pazarda zorlu bir satış süreciyle karşı karşıya kalabilir.

Sonuç olarak Kirin 9100, performans açısından beklentileri karşılasa da yüksek üretim maliyetleri, Huawei için önemli bir zorluk oluşturuyor. Huawei’nin bu zorluğun üstesinden gelip gelemeyeceği, önümüzdeki dönemde hem şirketin hem de akıllı telefon pazarındaki rekabetin seyrini belirleyecek önemli bir faktör olacak.

Snapdragon 8 Elite, ilk hangi telefonda olacak?

0

Qualcomm’un yeni nesil işlemcisi Snapdragon 8 Elite’i kullanacak ilk telefonun hangisi olacağı konusunda heyecan verici bir rekabet yaşanıyor. Xiaomi’nin uzun süredir favori gösterildiği bu yarışta, OnePlus’ın iddialı bir şekilde öne çıktığı görülüyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Snapdragon 8 Elite, ilk hangi telefonda mevcut olacak?

Qualcomm’un Weibo hesabında yayınladığı tanıtım videosu, Snapdragon 8 Elite ile ilgili spekülasyonları alevlendirdi. Videoda işlemcinin özelliklerine dair pek detay yer almasa da en dikkat çeken ayrıntı, telefonun tasarımına dair verilen ipuçları oldu. Videoda görünen telefonun üst sol köşesinde yer alan yuvarlak kamera modülü, OnePlus’ın özellikle OnePlus 11 modelinden beri kullandığı bir tasarım özelliği olarak biliniyor.

Ünlü teknoloji habercisi Digital Chat Station da konuyla ilgili açıklamalarda bulunarak, işlemcinin resmi olarak Snapdragon 8 Elite ismiyle piyasaya sürüleceğini doğruladı. Digital Chat Station ayrıca, Qualcomm’un tanıtım videosunda kullandığı telefonun, OnePlus 13’e benzeyen bir prototip olduğunu belirtti. Ancak Digital Chat Station da kesin bir iddiada bulunmaktan kaçınarak, OnePlus’ın Snapdragon 8 Elite ile çıkış yapıp yapamayacağı konusunda net bir bilgi vermedi.

Önümüzdeki günlerde hem Xiaomi hem de OnePlus cephesinden gelecek açıklamalar, bu heyecan verici yarışın galibini ortaya koyacak. Ancak her iki senaryoda da, Snapdragon 8 Elite işlemcisini taşıyan ilk telefonu bu ay içinde görme ihtimalimiz oldukça yüksek.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Intel Arrow Lake-S Core Ultra 5 235 orta seviyede güçlü bir rakip mi?

Intel, yeni nesil Arrow Lake-S işlemcilerini ve bu işlemcilerle uyumlu 800 serisi anakartları yakında piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Intel Arrow Lake-S Core serisinin öne çıkan orta seviye işlemcisi olan Intel Core Ultra 5 235 modeli, Core i5-14500‘ün yerini alacak. Peki, bu yeni işlemci hangi özellikleri sunuyor? İşte saat hızlarıçekirdek yapısı ve performans sonuçları

Intel Core Ultra 5 235 teknik özellikleri

Intel’in yeni Core Ultra 5 235 işlemcisi, Lion Cove mimarili 6 performans çekirdeği ve Skymont mimarili 8 verimlilik çekirdeğine sahip olacak. Amiral gemisi Core Ultra 9 285K ise 8 performans ve 16 verimlilik çekirdeği ile sınırlı olacak. 4.9-5.0GHz saat hızına ulaşabilen işlemci, 65W TDP ile geliyor. Intel Arrow Lake-S Core işlemcilerinden biri olan bu model, Core Ultra 5 235, bir önceki nesil Core i5-14500‘e kıyasla tek çekirdekte %3 daha yüksek performans sunuyor. Ancak Hyperthreadingdesteğinin bulunmaması, bu yükseltmenin oldukça sınırlı olduğunu gösteriyor.

Geekbench 6 sonuçları

Intel Core Ultra 5 235Geekbench 6 testlerinde tek çekirdekte 2.634, çoklu çekirdek testlerinde ise 13.293 puan alıyor. Bu sonuçlar, Core i5-14500 ile benzer bir performans sergilediğini gösteriyor. Aşağıda bazı kıyaslama sonuçları yer alıyor:

İşlemci ModeliTek Çekirdek (ST)Çoklu Çekirdek (MT)
AMD Ryzen 9 9950X3411 (%100)21.686 (%100)
Intel Core Ultra 9 285X3364 (%99)21.686 (%100)
AMD Ryzen 7 9700X3349 (%98)22.274 (%103)
Intel Core Ultra 5 2352634 (%77)12.825 (%59)
Intel Core i5-145002545 (%75)13.293 (%61)

Bu kıyaslamalar, Core Ultra 5 235’in özellikle tek çekirdek performansında orta seviye bir seçenek olarak öne çıktığını gösteriyor.

Arrow Lake-S Serisi tanıtımı

Intel’in yeni nesil Arrow Lake-S işlemcileri önümüzdeki hafta tanıtılacak. Ancak bu tanıtımda sadece K serisi modeller yer alacak. K’sız modellerin tanıtımının ise muhtemelen CES 2025‘te gerçekleşeceği belirtiliyor. Arrow Lake işlemcilerin, Lunar Lake ile aynı Lion Cove P-çekirdekleri ve Skymont E-çekirdek kombinasyonuna sahip olması bekleniyor. Ayrıca, yapay zeka odaklı NPU birimi gibi yeni nesil özellikler de bu seride yer alacak. Intel Arrow Lake-S Core serisinin kullanıcı beklentilerini karşılayacağı belirtiliyor.

Intel, yeni Arrow Lake serisiyle birlikte AMD’nin Ryzen 9000 serisine yanıt vermeye hazırlanıyor. Orta seviyede Core Ultra 5 235performans ve verimlilik dengesiyle kullanıcıların ilgisini çekebilecek bir işlemci olarak öne çıkıyor.

OpenAI’dan siber suç operasyonlarına büyük darbe!

OpenAI, siber suçların hedefi haline gelen yapay zeka sistemlerine karşı önemli bir müdahale gerçekleştirdi. Şirket, sistemlerinin kötü amaçlarla kullanılmasını önlemek amacıyla bir dizi siber suç kampanyasını başarıyla durdurdu. Bu hamle, yapay zeka teknolojisinin yanlış ellerde ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.

OpenAI yetkilileri, sistemlerinin siber suçlular tarafından manipüle edilmeye çalışıldığını doğruladı. Özellikle dolandırıcılık ve veri ihlali gibi yasa dışı eylemler için kullanılan yapay zeka teknolojilerine karşı sert önlemler alındı. Şirket, bu suçların daha büyük zararlar doğurmasını engellemek için operasyonlarını hızlandırdı ve kapsamlı güvenlik önlemleri uyguladı.

Yapay zeka kullanımındaki artış güvenlik açıkları yaratabiliyor

OpenAI’nin bu adımı, yapay zeka kullanımındaki artışın, güvenlik açıkları yaratabileceğine dair endişeleri güçlendirdi. Şirket, yapay zeka teknolojilerinin etik sınırlarını koruyarak, topluma fayda sağlamak için çalışmaya devam edeceğini belirtti.

Yapay zeka teknolojileri, doğru ellerde büyük bir potansiyele sahip olsa da kötü niyetli kullanımın önlenmesi, OpenAI gibi teknoloji devlerinin en büyük sorumluluğu olarak karşımıza çıkıyor. Şirketin son müdahalesi, siber suçların önlenmesinde yapay zekanın oynayabileceği kritik rolü net bir şekilde ortaya koydu.

Image prompt: Bir dijital güvenlik operasyonu simgesi, yapay zeka sistemleriyle bağlantılı bir dijital ağın kötü amaçlı bir siber saldırıyı engellediğini gösteriyor, arka planda OpenAI logosu ve kırmızı alarm sinyalleri.

KONAMI ve FIFA, eSpor’da bir araya geldi: Türkiye de yarışta!

KONAMI ve FIFA, eSpor alanında önemli bir iş birliği yapacaklarını duyurdu. Bu iş birliği, Türkiye’nin de yer aldığı geniş bir katılım ile eSporun gelişimine yönelik dünya çapındaki bağlılıklarını sürdürmeyi amaçlıyor.

Yapılan resmi açıklamada, Konami Digital Entertainment Co., Ltd. (KONAMI) ve FIFA arasında gerçekleşen bu anlaşmanın, esporun evrensel anlamda büyümesine katkıda bulunacağı vurgulandı. Açıklamada, “KONAMI ve FIFA, esporun gelişimine yönelik dünya çapındaki bağlılıklarını sürdürmek amacıyla el sıkıştıklarını duyurdu” ifadelerine yer verildi. Bu girişimin bir parçası olarak, bu yılın ilerleyen zamanlarında mobil ve konsol platformlarında eFootball‘u da içeren iki farklı FIFAe World Cup düzenlenmesi planlanıyor. Özellikle KONAMI ve FIFA için oldukça önemli bir gelişme olarak görülüyor.

Bu iş birliğinin amacı, espor aracılığıyla dünya çapındaki oyuncuların futbol keyfini katlamak ve bu alandaki etkileşimi artırmaktır. Oyuncular, kendi ülkelerini özel yarışmalar aracılığıyla temsil etme fırsatına sahip olacak, böylece futbolseverlerle olan bağları daha da güçlenecek. FIFAe Dünya Kupası elemeleri, dünya genelinde 10 Ekim Perşembegünü başlayacak. Tüm topluluğu kapsayacak şekilde konsol ve mobil olmak üzere iki ayrı yarışma düzenlenecek ve her birinde bir FIFAe Dünya Şampiyonu belirlenecek. KONAMI ve FIFA’nın bu iş birliği, her iki taraf için de önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Detaylı bilgiye FIFA.GG ve Konami web sitelerinden ulaşılabileceği belirtildi. İş birliğinin ilk yılında final etkinliklerine 18 ülke davet edildi. Bu ülkeler, oyuncu tabanı ve o ülkelerdeki rakiplerin önceki performansları gibi farklı faktörlere göre seçildi. eFootball oynayan herkesin katılabileceği bu turnuvada yer alabilmek için oyuncuların eFootball‘u en son sürümüne güncellemeleri gerekecek. KONAMI ve FIFA, geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

Mobil ve konsollarda eFootball‘un yer aldığı ilk FIFAe World Cup‘a katılacak ülkeler ise şu şekilde sıralandı: Arjantin, Brezilya, Kosta Rika, İngiltere, Fransa, Hindistan, Endonezya, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Malezya, Fas, Hollanda, Polonya, Portekiz, Suudi Arabistan, İspanya, Tayland ve Türkiye.

Bu girişim, espor topluluğuna yeni fırsatlar sunarken, futbolseverler için de heyecan verici bir dönemin başlangıcını müjdeliyor. KONAMI ve FIFA, bu yeni dönemi büyük bir heyecanla desteklemektedir.

Honda 1.7 milyon aracı geri çağırıyor

Japon otomobil devi Honda, ABD’de yaklaşık 1.7 milyon aracını geri çağırma kararı aldı. Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından yapılan açıklamaya göre, geri çağırmanın nedeni direksiyon dişli kutusundatespit edilen bir üretim hatası. Bu büyük Honda 1.7 milyon aracını etkiliyor.

Direksiyon sistemindeki sorun ne anlama geliyor?

Honda’nın geri çağırma kararı, direksiyon dişli kutusunun solucan dişlisinde yaşanan bir şişme sorunu ve aşırı yay ön yükünden kaynaklanıyor. Bu durum, direksiyon çevirme sırasında aşırı sürtünmeye neden olarak direksiyonun sertleşmesine ve sürücünün kontrolünü zorlaştırmasına yol açıyor. Artan sürtünme, kaza riskini önemli ölçüde artırabiliyor.

Hangi modeller etkileniyor?

Geri çağırma, 2022-2025 yılları arasında üretilen Honda Civic 4DHonda CR-V ve Honda CR-V Yakıt Hücreli Elektrikli Araç gibi popüler modelleri kapsıyor. Honda 1.7 milyon aracı bu nedenle geri çağırıyor.

Honda’nın son dönemlerdeki geri çağırmaları

Bu, Honda’nın son dönemdeki en büyük geri çağırma olaylarından biri. Şirket, daha önce Şubat 2024’te hava yastığıendişeleri nedeniyle ve geçen yıl da hibrit araçlarda yangın riski nedeniyle benzer geri çağırma kampanyaları başlatmıştı. Honda 1.7 milyon aracını geri çağırırken müşterilere bilgilendirmede bulunmuştu.

Araç sahiplerine öneriler

Honda araç sahipleri, bu geri çağırma hakkında detaylı bilgi almak ve araçlarını kontrol ettirmek için en yakın yetkili servise başvurmaları öneriliyor. Bu sayede olası riskleri ortadan kaldırarak güvenli sürüş deneyimlerini koruyabilirler. Honda 1.7 milyon aracın geri çağırılması nedeniyle yetkili servislerde yoğunluk yaratabilir.

Zoom, yeni yapay zeka özelliği getiriyor!

0

Video konferans platformu Zoom, sanal toplantıları kökten değiştirecek yeni bir yapay zeka özelliği üzerinde çalışıyor. Bu özellik sayesinde artık toplantılarda dijital bir kopyanız sizi temsil edebilecek. Kısa bir videonuzu kullanarak sizin bir yapay zeka avatarınızı oluşturacak olan Zoom, önceden yazdığınız mesajları bu avatar aracılığıyla toplantıda dile getirecek.

Zoom, yeni bir yapay zeka özelliği getirecek

Zoom’un bu hamlesi, platformuna daha fazla yapay zeka yeteneği entegre etme stratejisinin bir parçası. Kullanıcılar, kendilerine ait kısa bir video kaydederek yapay zeka avatarlarını oluşturabilecekler. Zoom’un yapay zeka teknolojisi, bu görüntüleri kullanarak kullanıcının görünümünü ve sesini taklit eden bir dijital kopya oluşturacak. Bu avatarlar, sanal toplantılar sırasında sizin yerinize önceden yazılmış mesajları iletebilecek.

Zoom, yeni bir yapay zeka özelliği getirecek.

Yapay zeka avatar özelliği, Zoom’un “Klipler” adlı, kullanıcıların kısa video mesajları kaydedip paylaşmalarını sağlayan özelliğiyle entegre çalışacak. Ancak, bu avatarların şimdilik sadece kısa mesajlar iletmek için kullanılabileceğini ve interaktif bir şekilde toplantılara katılamayacağını belirtmek önemli. Zoom, olası kötüye kullanım senaryolarına karşı önlemler aldıklarını ve kullanıcı güvenliğinin öncelikli olduğunu vurguluyor.

Bu yeni özellik, 2025’in başlarında Zoom’un aylık 12 dolarlık ek ücretle sunulan “AI Companion” eklentisinin bir parçası olarak kullanıma sunulacak. Ücretli Zoom aboneliğiniz olsa bile, bu eklentiye sahip değilseniz, platform size önceden hazırlanmış avatarlar ve sesler sunacak. Zoom’un bu yeni özelliğiyle geleceğin toplantıları teknolojinin gücüyle yeniden şekilleniyor.

KOBİ’ler Dijitalleşmeyle Maliyetlerini %35 Azaltabilir!

Erdem Telci
Eclit CEO

Türkiye ve dünya ekonomisinin can damarı kabul edilen küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ), Türkiye’deki girişimlerin %99,7’sini, toplam istihdamın ise %70,6’sını oluşturuyor; ancak KOBİ’lerin %67’si dijital dönüşüm eksikliği nedeniyle rekabette geri kalıyor.

Türkiye’de olduğu gibi tüm dünyada ticaretin atar damarını oluşturan KOBİ’ler, dünya ekonomisinin yüzde 90’ına yön veriyor. KOBİ’lerin ekonomideki bu etkinliğinin devamlılığı için dijital dönüşümlerini başarılı bir biçimde yerine getirmeleri hayati bir rol oynuyor. Ancak KOBİ’lerin yüzde 67’si dijital dönüşümlerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremediği için rekabet etmek yerine hayatta kalmak için mücadele ediyor.

Şirketlerin yüzde 85’inden fazlası için dijital dönüşüm, uzun vadeli finansal büyüme yönelik önemli bir itici güç. KOBİ’lerin rekabetçi gücünün artmasında hayati bir role sahip olan dijital dönüşüm; orta ve uzun vadede önemli bir ön maliyet gerektirse de işletmelerin değerli içgörüler elde etmelerini, operasyonlarının verimliliğini artırmalarını, maliyet tasarrufu yapmalarını ve ölçeklenebilirlik ve büyüme potansiyeli için daha büyük fırsatlar yaratmalarını sağlayabiliyor.

Rekabetin İlk Adımı Artık Dijitalleşme

Dijital dönüşüme uyum sağlamak, KOBİ’lerin var olmaları için kritik bir başarı faktörüne dönüştü. Türkiye’nin üretimdeki rekabet avantajını dijital dönüşüme de taşımasının sonuçları dikkat çekici. Şöyle ki küresel çapta baktığımızda Dünya Ekonomik Forumu verileri, KOBİ’lerin istihdama ve GSYİH’ye katkısının yüzde 70’e ulaştığını söylüyor. Nitekim McKinsey, küresel e-ticaret hacminin de 2030’a kadar 7 trilyon dolara ulaşmasını bekliyor. Bu nedenle perakende gibi özellikle geleneksel sektörlerin dijital dönüşüm sürecine girmesi, yenilikçi teknolojileri iş süreçlerine entegre etmesi gerekiyor. Dijitalleşme, büyük ölçüde rekabet edebilme kapasitesini güçlendirmenin ilk adımı olarak karşımıza çıkıyor.

KOBİ’ler iş hacimlerini büyütürken, artan riskleri de doğru yönetme ihtiyacı ile karşı karşıya kalıyorlar. Sürekli yatırım isteyen bir pazarda bu ihtiyaçların karşılanması gerekiyor. Burada da yönetilen hizmet sağlayıcıları baş rolde. Hizmetlerimizle sadece çözüm sunmanın ötesine geçerek KOBİ’lerimizin dijital dönüşümlerini gerçekleştirirken maliyet ve rekabet avantajlarını koruma ve artırmalarına da yardımcı oluyoruz.

Ekonomik Şoklara Direncin Yolu Dijital Dönüşümden Geçiyor

Yapay zekânın gelişimiyle hızla ilerleyen geniş kapsamlı uygulamalar ve otomasyon yetenekleri, global bulut bilişim pazarının da büyümesine ortam sağlıyor. Küresel çapta 2023’te 626,4 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün 2028’de 1.266,4 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Yapay zekâ destekli bulut bilişim teknolojileri, KOBİ’lerin dijital dönüşüm başarısına katkı sağlıyor. Nitekim KOBİ’ler, küresel ekonomideki hayati önemlerine karşın küresel ekonomik şoklardan daha fazla etkileniyor. Burada özellikle teknoloji odaklı yatırımlar ve dijital ekonomiye uyum KOBİ’lerin şoklara olan direncini artırırken, hayatta kalmalarına yardımcı oluyor. Rekabet ve maliyet avantajları açısından da KOBİ’ler çok önemli mesafe kat ediyor. Uluslararası Ticaret Odası (ICC), geleneksel yollarla gerçekleştirilen ticaretin doğurduğu maliyetin dijitalleşme ile yüzde 35’e varan oranlarda azaltılabileceğine dikkat çekiyor. Kamunun da desteğiyle ülkemizde KOBİ’lerimizin dijital dönüşüm macerasında en büyük destekçileri olmayı sürdüreceğiz.

Erdem Telci
Eclit CEO
Erdem Telci
Eclit CEO

Erdem Telci
Eclit CEO

Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde tamamlayan Erdem Telci, kariyerine Sistem Yöneticisi olarak başladı. Coretech, VeriPark ve Doğan TV Holding’de teknoloji ekipleri yöneten Telci, 25 yıla yaklaşan deneyiminin son 14 yılında Trendyol.com ve Alibaba Group bünyesinde Datacenter, Cloud, Platform, SRE, Database, Observability, Network ve Enterprise Tech takımlarını kurup 300’den fazla mühendisi yönetti. Erdem Telci ayrıca Türkiye’de Datacenter kapasite eksikliğini görerek, firmanın Ankara’da yapımına başladığı yenilikçi Datacenter yatırımını başlattı ve projenin tüm mühendislik ve projelendirme faaliyetlerini yürüttü. TÜBİTAK Ar-Ge projelerinde proje yöneticisi ve teknik mimar olarak da görev alan Telci, 3 Haziran 2024 itibarıyla Eclit’in yeni CEO’su olarak göreve başladı.

ABD, yeni nesil transistör geliştirecek!

0

ABD Savunma Bakanlığı’nın önemli araştırma birimlerinden biri olan DARPA, yeni nesil transistörlerin geliştirilmesi için düğmeye bastı. Bu hamle, Çin’in galyum ihracatına getirdiği kısıtlamalara karşı stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Galyum nitrit (GaN), özellikle yüksek güç ve yüksek frekans gerektiren askeri uygulamalarda kullanılan yarı iletkenlerin üretiminde kritik bir rol oynuyor. Çin ise, küresel galyum arzının büyük bir kısmını kontrol ediyor ve son dönemde uyguladığı ihracat kısıtlamaları, ABD’nin savunma sanayisini tedarik zincirinde olası risklerle karşı karşıya bırakıyor.

ABD, yeni nesil transistör geliştiriyor

DARPA, bu stratejik hamle kapsamında Raytheon ile üç yıllık bir anlaşma imzaladı. Anlaşmanın amacı, galyum nitrite alternatif olarak sentetik elmas ve alüminyum nitrür tabanlı yeni nesil yarı iletkenlerin geliştirilmesini sağlamak. Bu yeni malzemelerin, radar sistemlerinden, radyo frekansı anahtarlarına, güç amplifikatörlerinden hipersonik silahlara kadar çok geniş bir yelpazede kullanılabilecek potansiyeli bulunuyor.

ABD, yeni nesil transistör geliştiriyor.

Sentetik elmas, geniş bant aralığı, yüksek frekans performansı, elektron hareketliliği ve ısı yönetimi konularında galyum nitritten daha üstün özellikler sunuyor. Benzer şekilde, alüminyum nitrür de daha da geniş bir bant aralığına sahip ve gelecek vadeden bir malzeme olarak öne çıkıyor. Raytheon, proje kapsamında öncelikle sentetik elmas ve alüminyum nitrür tabanlı yarı iletken filmler geliştirecek. Daha sonra bu filmler, sensör uygulamalarında kullanılmak üzere daha geniş plakalar halinde üretilecek.

Raytheon, galyum arsenit ve galyum nitrit bazlı teknolojilerin radar sistemlerine entegrasyonu konusunda önemli bir deneyime sahip. Şirket yetkilileri, bu deneyimi yeni projede de kullanacaklarını ve yarı iletken teknolojisinde yeni bir çığır açmayı hedeflediklerini belirtiyor. Ancak bu hedeflere ulaşmanın ve yeni malzemeleri seri üretime taşımanın zaman alacağı da bir gerçek.

Savunma ve Havacılık Sektöründe Alt Yüklenici ve Tedarik Yönetimi Çalıştayı Başladı

Savunma ve Havacılık sektöründe büyük önem taşıyan “Alt Yüklenici ve Tedarik Yönetimi Çalıştayı,” 11-13 Ekim tarihleri arasında Bursa’da sektörün önemli temsilcilerinin katılımıyla başladı. Çalıştay kapsamında, alt yüklenici firmaların sürdürülebilirliği için atılması gereken adımlar, karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları masaya yatırılıyor. Üç gün sürecek etkinlikte, sektörün gelişimi için iş planları oluşturulacak, görev dağılımları netleştirilecek ve ortak kararlar alınacak.

Çalıştayın ilk gününde Savunma Sanayii Başkanlığı’nın sanayileşme politikaları, Ar-Ge süreçleri ve alt yüklenicilere yönelik destek programlarına dair önemli sunumlar yapıldı. Ayrıca, savunma sanayii ürünlerinin yerli ve millî kaynaklarla üretilmesine yönelik stratejik planlar paylaşıldı. Etkinliğin son gününde ana yüklenici ve alt yüklenici firmalar arasında birebir iş görüşmeleri gerçekleştirilecek.

Yerli ve millî sistemlerle sahadaki gücümüz artacak

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, etkinlik kapsamında yaptığı açıklamada, savunma sanayiinin küresel rekabet gücünün artırılmasında alt yüklenici firmaların önemine vurgu yaptı. Görgün, “Yüksek katma değer üreten alt yüklenici ve yan sanayimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Bu gelişimler doğru desteklendiğinde, yerli ve millî sistemlerle sahadaki gücümüzü artıracağımızı biliyoruz. Türkiye’nin stratejik ürünlerde dışa bağımlılığı lüksü yoktur,” ifadelerini kullandı.

Bu kritik çalıştayın savunma sanayii açısından önemli bir kilometre taşı olması bekleniyor. Katılımcılar, Türk savunma sanayiinin rekabetçi ve özgün yapısının güçlendirilmesi yolunda önemli adımlar atılacağını belirtiyor.

Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi fotoğraflandı!

0

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu, evrenin derinliklerinden nefes kesici görüntüler göndermeye devam ediyor. Teleskobun son hedefi ise, kendi galaksimiz Samanyolu’nun en büyük süper yıldız kümesi olan Westerlund 1. Dünya’dan yaklaşık 12.000 ışık yılı uzaklıkta bulunan Westerlund 1, tıpkı gece gökyüzüne serpilmiş parıldayan mücevherler gibi görünüyor.

Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi görüntülendi

Süper yıldız kümeleri, Güneş’imizden binlerce kat daha büyük, yeni oluşmuş yıldızların yoğun bir şekilde bir araya geldiği bölgeler olarak biliniyor. Samanyolu galaksisi, milyarlarca yıl önce bu tür yıldız kümelerini çok daha sık oluşturuyordu. Ancak günümüzde bu oluşumlara nadiren rastlıyoruz. Westerlund 1, galaksimizdeki nadir süper yıldız kümelerinden biri olmasının yanı sıra aynı zamanda Dünya’ya en yakın olanı.

Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi görüntülendi.
Galaksinin en büyük süper yıldız kümesi görüntülendi.

Bu devasa yıldız kümesi, Güneş’in kütlesinin 50.000 ila 100.000 katı arasında değişen dev yıldızlarla dolu. Bu yıldızlar o kadar büyük ve parlak ki, içlerinden bazıları olan sarı hiperdevler, Güneş’imizden bir milyon kat daha parlak olarak göz kamaştırıyor. Ve bu şaşaalı gösterinin en ilginç yanlarından biri de, bu yıldızların kozmik ölçekte oldukça genç olmaları. Yaklaşık 3,5 ila 5 milyon yıl önce oluştukları tahmin ediliyor ki, bu evrenin yaşı düşünüldüğünde sadece bir göz açıp kapama süresi kadar.

Westerlund 1, kısa ömürlü yıldızlardan oluştuğu için bilim insanları için bir laboratuvar görevi görüyor. Bilim insanları, bu kümeyi inceleyerek dev yıldızların nasıl oluştuğu ve hayatlarının sonunda nasıl yok oldukları konusunda daha fazla bilgi edinmeyi umuyorlar. James Webb Teleskobu’nun yakaladığı bu eşsiz görüntü, Westerlund 1 ve diğer süper yıldız kümeleri üzerine yapılacak çalışmalara ışık tutacak ve evrenin gizemlerini çözmemize yardımcı olacak.