Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 467

Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini inşa edildi

Çinli inşaat ve ekipman devi Sany Group, dünyanın en büyük kara rüzgar türbinini üreterek enerji sektöründe büyük bir ilgi uyandırdı. 15 MW kapasiteli bu devasa türbin, Çin’de hizmete girdi ve Çinli şirketlerin yenilenebilir enerji alanındaki liderliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Unutulmamalıdır ki, Çin zaten dünyanın en büyük açık deniz rüzgar türbinlerinin ve yüzer açık deniz rüzgar platformunun da üreticisi konumunda.

Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini kuruldu

Sany’nin SI-270150 model adını verdiği bu dev türbin, birçok rekora imza atıyor. Tek bir ünitede 15 MW güç üretim kapasitesiyle kara rüzgar türbinleri arasında zirvede yer alıyor. 270 metrelik rotor çapı ise dünya genelinde kara üzerine kurulmuş en geniş rüzgar türbini unvanını kazandırıyor. 131 metre uzunluğundaki kanatları da ayrı bir rekor. Bu devasa yapı, tek başına 160.000 hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede.

Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini kuruldu.
Dünyanın en büyük kara rüzgar türbini kuruldu.

Sany, bu türbinin henüz prototip aşamasında olduğunu ve önümüzdeki bir yıl boyunca çeşitli testlerden geçirilerek güvenilirliğinin tam olarak teyit edileceğini belirtiyor. 25 ila 30 yıl hizmet ömrü hedeflenen türbin, hafif yapısı ve akıllı yük azaltma teknolojileri sayesinde lojistik olarak da avantaj sağlıyor. Bu özellikler, türbinin taşınmasını ve kurulmasını kolaylaştırıyor.

Sany, üretim sürecinde de çevresel etkiyi en aza indirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. Uzun mesafelerde otomatik infüzyon teknolojisi, üç boyutlu tasarım ve geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı gibi yenilikçi yöntemlerle hem üretim verimliliğini artırıyor hem de sürdürülebilirliği ön plana çıkarıyor. Sany’nin bu dev rüzgar türbini, yenilenebilir enerjiye yönelik artan küresel talebi karşılamada önemli bir rol oynayabilir.

Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu çözebilir!

0

Üretken yapay zeka modelleri, şaşırtıcı işlemler gerçekleştirebilme yeteneğine sahip olsalar da bu güç, büyük bir enerji tüketimiyle birlikte geliyor. Öyle ki, dev teknoloji şirketleri veri merkezlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için nükleer santrallerden yararlanmayı bile düşünür hale geldiler. Ancak BitEnergy AI adlı bir şirket, yapay zekanın bu açlığını giderebilecek bir çözüm geliştirdiklerini iddia ediyor.

Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu sonlandırabilir

BitEnergy AI’daki araştırmacılar, geliştirdikleri yeni bir algoritmanın yapay zekanın enerji tüketimini %95’e kadar azaltabileceğini öne sürüyor. “Linear-Complexity Multiplication” veya kısaca “L-Mul” adını verdikleri bu yöntem, yapay zeka işlemlerinde geleneksel olarak kullanılan ve yüksek enerji tüketen kayan noktalı çarpma işlemleri yerine, daha az enerji gerektiren tamsayı toplama işlemlerini kullanıyor.

Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu sonlandırabilir.
Bu algoritma, yapay zekanın enerji sorununu sonlandırabilir.

Yapay zeka hesaplamalarında, genellikle çok büyük veya çok küçük sayıları hassas bir şekilde işleyebilmek için kayan noktalı sayılar tercih ediliyor. Ancak bu hassasiyet, önemli bir enerji maliyetini de beraberinde getiriyor. Örneğin ChatGPT gibi bir yapay zeka modeli, günlük olarak 18.000 evin toplam elektrik tüketimine eşdeğer bir enerji tüketiyor.

L-Mul algoritması ise karmaşık kayan noktalı çarpma işlemlerini basit tamsayı toplama işlemlerine dönüştürerek bu enerji israfını engellemeyi amaçlıyor. Yapılan testlerde, L-Mul algoritmasının yapay zeka modellerinin doğruluğundan önemli bir ödün vermeden enerji tüketimini önemli ölçüde azalttığı görüldü. Ancak bu devrimsel algoritmanın daha yaygın olarak kullanılabilmesi için önünde bazı engeller bulunuyor. Bunlardan en önemlisi, L-Mul’un çalışması için özel donanımlar gerektiriyor olması. Mevcut yapay zeka işlemcileri bu yeni teknolojiyle uyumlu değil.

BitEnergy AI, L-Mul algoritmasına özgü donanım ve yazılım geliştirme çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Ancak bu çalışmaların ne kadar süreceği ve Nvidia, AMD gibi dev üreticilerin bu yeni teknolojiye ne zaman uyum sağlayacağı henüz bilinmiyor.

Yapay zekayla virüs keşfi yapıldı!

0

Avustralyalı ve Çinli bilim insanlarının güçlerini birleştirdiği bir araştırma, yapay zekanın virüs araştırmalarında çığır açıcı bir potansiyele sahip olduğunu gözler önüne serdi. Geliştirilen yapay zeka teknolojisi sayesinde, daha önce bilinmeyen 161.979 yeni RNA virüsü türü keşfedildi. Bu keşif, gezegenimizdeki yaşamın gizli kalmış bir köşesini aydınlatarak bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Yapay zekayla yeni virüs keşfi yapıldı

Araştırmacılar, yapay zekanın derin öğrenme algoritmalarından yararlanarak, devasa genetik veri havuzlarını taradılar ve bu yeni virüsleri gün ışığına çıkardılar. Çalışmanın çarpıcı sonuçları, tek bir araştırmada keşfedilen en fazla sayıda yeni virüs türü olması bakımından da tarihi bir öneme sahip.

Yapay zekayla yeni virüs keşfi yapıldı.
Yapay zekayla yeni virüs keşfi yapıldı.

Uzmanlar, bu keşfin yalnızca bir başlangıç olduğunu ve doğada keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca virüs türü daha olduğunu tahmin ediyor. Yapay zeka teknolojisinin, bakteri ve parazitlerin araştırılmasında da benzer çığırlar açabileceği öngörülüyor. Bu yeni teknoloji, hastalıkların teşhis ve tedavisinde yeni yöntemler geliştirmek için paha biçilmez bir araç olma potansiyeline sahip.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yapay zeka teknolojileri gelecekte hayatımızı ne yönde değiştirecek? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapacak!

0

Samsung, yarı iletken pazarındaki liderlik yarışında geri kalmamak için önemli hamleler yapıyor. Güney Koreli teknoloji devi, üretim tesislerinde büyük değişikliklere giderek 2 nanometre (nm) üretim süreçlerine geçiş yapmaya hazırlanıyor. Bu hamle, şirketin 2025 yılında 2nm çipler ve 2027’de ise 1.4nm çipler üretme hedefine ulaşmasında kritik bir öneme sahip.

Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapıyor

Edinilen bilgilere göre, Samsung’un Hwaseong’daki “S3” adlı fabrikasında gelişmiş ekipmanların kurulumu tüm hızıyla devam ediyor. 2nm üretim hattının 2025’in ilk çeyreğinde devreye alınması ve aylık 7.000 wafer (yonga plakası) üretim kapasitesine ulaşması bekleniyor. Samsung, ayrıca Pyeongtaek Plant 2’deki “S5” fabrikasında da 1.4nm üretim hattını kurmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu hattın ise 2025’in ikinci çeyreğinde üretime başlaması ve yıl sonuna kadar aylık 2.000 ila 3.000 wafer üretmesi hedefleniyor.

Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapıyor.
Samsung, 2 nm üretim sürecine geçiş yapıyor.

Samsung, 2nm üretimine geçiş sürecinde, mevcut 3nm hatlarını da değerlendirerek “S3” fabrikasındaki tüm 3nm hatlarını 2nm’ye dönüştürmeyi planlıyor. Bu hamleler, Samsung’un rakibi TSMC ile arasındaki rekabet açısından büyük önem taşıyor. Zira TSMC, şu anda küresel dökümhane pazarında %62,3’lük paylarla lider konumda bulunuyor. Samsung ise %11,5’lik pazar payıyla TSMC’nin gerisinde kalmış durumda.

Samsung, daha önce 3nm üretimine geçen ilk şirket olmuş ancak verimlilik sorunları yaşamıştı. Şirket, yeni yatırımları ve stratejik hamleleriyle bu sorunları çözmeyi ve yarı iletken pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Tesla Robovan resmen tanıtıldı!

0

Elon Musk, Tesla’nın “We, Robot” etkinliğinde teknoloji dünyasını bir kez daha şaşırtmayı başardı. Etkinlikte, beklenmedik bir şekilde Tesla’nın yeni aracı “Robovan” tanıtıldı. Robotaksi modeli Cybercab gibi tamamen otonom olarak tasarlanan Robovan, geleceğin toplu taşımacılığına işaret ediyor.

Tesla Robovan resmen görücüye çıktı

Klasik minibüslerden veya toplu taşıma araçlarından çok farklı bir tasarım anlayışına sahip olan Robovan, fütüristik dış görünüşüyle dikkat çekiyor. Aerodinamik hatlara ve bir tren vagonunu andıran bir tasarıma sahip olan araçta, tekerlekler dışarıdan görünmüyor. Elon Musk, bu sıra dışı tasarımın “geleceğin görünümü” olduğunu belirtiyor.

20 kişiye kadar yolcu taşıma kapasitesine sahip olan Robovan, aynı zamanda ticari yük taşımacılığında da kullanılabilecek. Elon Musk, Robovan’ın özellikle kalabalık şehirlerde ve yoğun trafikte etkili bir çözüm sunacağını ve seyahat maliyetlerini önemli ölçüde düşüreceğini ifade ediyor.

Tesla, Robovan’ın teknik özelliklerini ve çıkış tarihini henüz açıklamadı. Ancak yayınlanan görsellerde araç sadece yolcu taşımacılığına uygun bir konfigürasyonla görüntülendiği için, kargo taşımacılığına yönelik versiyonunun nasıl olacağı merak konusu.

Robovan’ın, Tesla’nın gelecekte hayata geçirmeyi planladığı otonom araç çağırma hizmeti Tesla Network ile uyumlu olarak çalışması bekleniyor. Bu hizmet sayesinde, hem bireysel Tesla sahipleri hem de filo işletmecileri, otonom araçlardan oluşan bir ağ üzerinden taşımacılık hizmeti sunabilecek.

Tesla’nın elektrikli minibüs pazarına girişi, bu alanda hâlihazırda faaliyet gösteren Volkswagen, Mercedes ve Ford gibi dev üreticilerle arasındaki rekabetin daha da kızışacağının bir göstergesi.

Amazon Mechanical Turk Nedir ve Nasıl Çalışılır?

Amazon Mechanical Turk (MTurk), Amazon tarafından geliştirilen bir crowdsourcing platformudur. Bu platform, şirketlerin ve bireylerin çeşitli küçük görevleri (mikro görevler olarak da adlandırılır) insan iş gücüne dağıtmasına olanak tanır. Bu tür görevler genellikle makine öğrenmesi veya otomasyonla çözülemeyen, insan zekasına ihtiyaç duyan işlerdir. Platformda görevleri tamamlayan kişiler, “Worker” (çalışan) olarak adlandırılırken, görevleri verenler ise “Requester” (talep eden) olarak bilinir.

Amazon Mechanical Turk’te verilen görevler genellikle küçük ve basit işlerdir. Bunlar arasında veri girişi, anket doldurma, görsel veya metin içeriği inceleme, ses dosyalarını transkripte etme gibi görevler bulunur. Her bir görev, Human Intelligence Task (HIT) olarak adlandırılır. Bir çalışanın yaptığı her HIT, talep eden kişi tarafından onaylandığında belirlenen ücret üzerinden ödeme yapılır.

Amazon Mechanical Turk Üzerinden Nasıl Çalışılır?

Amazon Mechanical Turk platformunda çalışmak için izlenmesi gereken bazı adımlar vardır. Bu süreç aşağıda detaylandırılmıştır.

1. Amazon Mechanical Turk’e Kayıt Olun

Amazon Mechanical Turk platformunda çalışmak için önce kayıt olmanız gerekmektedir. Kayıt işlemleri şu şekilde ilerler:

  • Amazon Hesabı Oluşturun: Eğer hâlihazırda bir Amazon hesabınız yoksa, önce Amazon web sitesinden bir hesap oluşturmanız gerekir.
  • MTurk’e Başvuru Yapın: Amazon Mechanical Turk’ün web sitesine giderek “Get Started with Amazon Mechanical Turk” butonuna tıklayın. Çalışan olarak başvurmak için “Create a Worker Account” seçeneğini seçin.

2. Kişisel Bilgilerinizi Girin

Başvuru sırasında bazı kişisel bilgiler vermeniz gerekecektir. Bu bilgiler şunları içerir:

  • Ad, soyad, adres ve ülke
  • Vergi bilgileri (ABD’de yaşayanlar için Sosyal Güvenlik Numarası)
  • Banka hesap bilgileri (ödeme alabilmeniz için)
  • E-posta ve telefon numarası gibi iletişim bilgileri

3. Başvurunuzun Onaylanmasını Bekleyin

Amazon, her başvuruyu dikkatlice inceler. Onay süreci birkaç gün sürebileceği gibi, bazen birkaç hafta da alabilir. Başvurunuzun kabul edilip edilmeyeceği, bulunduğunuz ülke ve platform üzerindeki çalışan talebine göre değişebilir.

4. Ödeme Seçeneklerinizi Belirleyin

Başvurunuz onaylandıktan sonra, ödeme yöntemlerinizi belirlemeniz gerekecektir. ABD’de ikamet edenler doğrudan banka hesaplarına ödeme alabilirken, bazı ülkelerdeki kullanıcılar Amazon hediye kartları aracılığıyla ödeme alabilirler.

5. Görevleri Tamamlamaya Başlayın

Onay alındıktan sonra, MTurk hesabınıza giriş yaparak mevcut HIT’leri inceleyebilir ve çalışmaya başlayabilirsiniz. Görevleri ararken ücret, zorluk seviyesi ve gereken süre gibi kriterleri göz önünde bulundurarak seçim yapabilirsiniz.

Amazon Mechanical Turk Üzerinde Başarılı Olmak İçin İpuçları

1. Nitelik Kazanın

Bazı görevler belirli nitelikler gerektirebilir. Örneğin, belirli bir dilde akıcılık ya da belirli bir konuda bilgi sahibi olmanız gerekebilir. Bu tür görevlerin kilidini açmak için MTurk üzerinde bulunan bazı testleri tamamlayarak bu nitelikleri kazanabilirsiniz. Nitelikli görevler genellikle daha iyi ödeme sunar ve daha yüksek kabul oranına sahiptir.

2. Talimatları Dikkatlice Okuyun

MTurk görevlerinde talimatlara uymak son derece önemlidir. Her HIT’teki talimatlar, görevi doğru bir şekilde tamamlamanız için detaylı bilgiler içerir. Talimatlara uymadığınız takdirde göreviniz reddedilebilir ve ödeme alamazsınız.

3. Zaman Yönetimine Dikkat Edin

MTurk görevlerinin çoğu hızlı bir şekilde tamamlanabilen mikro görevlerdir. Bu nedenle zaman yönetimi büyük bir öneme sahiptir. Görevleri belirlenen süre içinde tamamlamaya özen göstermeli ve süreyi verimli kullanmalısınız.

4. Çalışma Geçmişinizi İyi Yönetin

MTurk üzerindeki başarı oranınız, gelecekteki görevler için büyük bir etkendir. Görevlerinizi başarılı bir şekilde tamamlamak ve talep edenlerin verdiği puanlar, daha fazla ve daha kazançlı görevlere erişim şansınızı artırır. Bu yüzden geri bildirimlere dikkat etmek ve kaliteli işler çıkarmak uzun vadede daha fazla kazanmanıza yardımcı olabilir.

5. Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Ödeme Oranı: Her görevin ödeme oranı farklı olabilir. Özellikle zaman alan görevler için düşük ödeme teklif eden görevlerden kaçınmanız tavsiye edilir.
  • Görev Reddetmeleri: Talep edenlerin görevlerinizi reddetme hakkı vardır. Çok fazla reddedilen göreviniz olursa MTurk üzerindeki itibarınız olumsuz etkilenebilir.

Amazon Mechanical Turk’te Çalışmak Avantajlı mı?

Amazon Mechanical Turk, esnek çalışma saatleri ve evden çalışma imkanı sunması nedeniyle cazip bir platformdur. Özellikle ek gelir elde etmek isteyenler için uygun bir seçenek olabilir. Ancak, bazı görevlerin düşük ücretli olması ve görevin reddedilmesi durumunda ödeme alamama riski gibi dezavantajlar da bulunmaktadır. Yüksek nitelikli görevlere erişim sağlamak ve titiz bir çalışma yöntemi geliştirmek, platform üzerindeki kazançlarınızı artırmanıza yardımcı olabilir.


Sonuç

Amazon Mechanical Turk, dijital ortamda esnek çalışma fırsatları sunan bir platformdur. Mikro görevleri hızlı ve dikkatli bir şekilde tamamlayarak kazanç elde edebilirsiniz. Başvurudan itibaren dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, görevleri dikkatlice seçmek ve talimatlara uygun şekilde tamamlamaktır. MTurk, dünya çapında milyonlarca kişinin küçük işler yaparak gelir elde etmesine olanak tanıyan bir platform olarak, özellikle ek gelir arayan bireyler için önemli bir fırsat sunar.

Tesla Cybercab görücüye çıktı!

0

Tesla, uzun zamandır beklenen robotaksi modeli Cybercab’ı görkemli bir etkinlikle tanıttı ve geleceğin ulaşımına dair heyecan verici bir pencere araladı. Bu tamamen sürücüsüz araç, Elon Musk’ın yıllardır üzerinde çalıştığı otonom sürüş hayaline doğru atılmış büyük bir adım olarak öne çıkıyor. Fütüristik tasarımıyla dikkat çeken Cybercab, direksiyon ve pedal olmadan, tamamen otonom bir sürüş deneyimi vadediyor.

Merakla beklenen Tesla Cybercab görücüye çıktı

Cybercab’ın en çarpıcı özelliklerinden biri şüphesiz kablosuz enerji aktarımı ile şarj olabilme yeteneği. Yukarıya doğru açılan kelebek kanatlı kapıları ve iki kişilik kompakt kabiniyle de bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duran araç, Tesla’nın geleceğe dair iddialı vizyonunu gözler önüne seriyor. Musk, otonom araçların insan sürücülerden çok daha güvenli olacağı ve ulaşım maliyetlerini ciddi ölçüde düşüreceği konusunda oldukça iddialı.

Merakla beklenen Tesla Cybercab görücüye çıktı.

Tesla, Cybercab’ın teknik detaylarını henüz tam olarak açıklamadı ancak aracın Tesla’nın gelişmiş yapay zeka sistemi AI5 ile donatıldığını ve sadece kameraları kullanarak görsel bir kontrol sistemiyle çalıştığını biliyoruz. Hedef, tam otonom sürüş sistemini önümüzdeki yıl Teksas ve Kaliforniya’da kullanıma sunmak ve Cybercab’ın üretimine 2026’da başlamak. 30.000 doların altında olması beklenen fiyatıyla Cybercab, geleceğin ulaşımını daha erişilebilir kılmayı hedefliyor.

Musk, Cybercab’ın hayat kurtaracak ve birçok yaralanmayı önleyecek bir devrim olduğunu savunuyor. Tesla, elektrikli araç üreticisi kimliğinden sıyrılıp, robotlar ve yapay zeka alanında da çığır açmayı hedefliyor. Tesla’nın bu iddialı vizyonunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz paylaşmış olabilir!

0

Fransız oyun devi Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz olarak Meta ile paylaştığı iddiasıyla büyük bir skandalın ortasında kaldı. Bloomberg’in yayınladığı bir rapor, Ubisoft’un internet sitesi üzerinden yapılan her alışverişte ve abonelik işleminde kullanıcılara ait verileri Meta ile paylaştığını ortaya çıkardı. İddiaya göre Ubisoft’un sitesine yerleştirdiği “Pixel” adlı yazılım, oyuncular Ubisoft mağazasından bir ürün satın aldığında veya Ubisoft+ hizmetine abone olduğunda devreye girerek kişisel verileri otomatik olarak Meta’nın sunucularına gönderiyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz mi paylaştı?

Bu durum, kullanıcıların verilerinin haberleri ve açık rızaları olmadan üçüncü taraflarla paylaşılması anlamına geliyor ve doğal olarak büyük bir tepkiyle karşılandı. Konu hızla düzenleyici kuruluşların gündemine taşındı. Yapılan şikayetlerde, Pixel yazılımının Ubisoft ve Meta’nın bilgisi dahilinde ve kullanıcılardan herhangi bir onay alınmadan internet sitesine gizlice yerleştirildiği öne sürülüyor.

Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz mi paylaştı?
Ubisoft, kullanıcı verilerini izinsiz mi paylaştı?

Şikayetçiler, davanın açılmasını ve Ubisoft’un bu ihlal nedeniyle tazminat ödemesini talep ediyor. Ayrıca Pixel yazılımının derhal Ubisoft’un sunucularından kaldırılması da isteniyor. Davanın nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil.

Ancak bu olay, internet devlerinin kullanıcı verilerini nasıl kullandığı ve gizlilik endişelerini ne kadar ciddiye aldığı konusunda tartışmaları bir kez daha alevlendirdi. Ubisoft’un bu krizi nasıl yöneteceği ve itibarını nasıl koruyacağı merak konusu.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Bilgisayar satışları düşüşte, Apple büyük darbe yedi

2024’ün üçüncü çeyreğinde küresel PC sevkiyatları, geçen yılın aynı dönemine göre hafif bir düşüş yaşadı. Bu Bilgisayar satışları düşüşte ifadesinin doğruluğunu kanıtlıyor.  International Data Corporation (IDC) tarafından yayımlanan son istatistiklere göre, dünya genelinde toplam PC sevkiyatları, 2023’te gerçekleşen 70,5 milyon satıştan, 2024’ün üçüncü çeyreğinde 68,8 milyon satış adedine geriledi. Bu düşüş, teknoloji pazarında genel bir duraklamanın ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle açıklanabilir.

Apple‘ın satışları bu dönemde özellikle dikkat çekti. Şirket, geçen yıla göre %24,2 oranında bir düşüş yaşayarak, 7 milyondan 5,3 milyona geriledi. Bu sonuç, Apple’ın, güçlü M4 tabanlı Mac serisi ve diğer ürünlerinin pazar taleplerine yeterince yanıt veremediği anlamına geliyor. Bilgisayar satışları düşüşte konusu Apple için de geçerlidir. Geçtiğimiz yıl dördüncü sırada yer alan Apple, bu yıl Asus‘a kaptırarak sıralamada geriledi. Asus%10’luk büyüme ile 5,5 milyon satış gerçekleştirerek pazardaki konumunu güçlendirdi.

Pazarın genel durumu, özellikle yapay zeka destekli bilgisayarların etkisiyle değişmeye başlıyor. 2024 yılı itibarıyla yapay zeka teknolojilerinin PC satışları üzerinde olumlu bir etkisi olduğu görülüyor. Bilgisayar satışları düşüşte olmasına rağmen, AI destekli cihazlara olan ilgi artmakta. Yılın başından bu yana yapay zeka destekli bilgisayar satışları, önceki yıllara göre iki kat artış gösterdi. Uzmanlar, Microsoft Copilot+ AI dizüstü bilgisayar sevkiyatlarının önümüzdeki yıllarda katlanarak artacağını öngörüyor. Bu, tüketicilerin yapay zeka tabanlı çözümlere olan ilgisinin ve talebinin artmasından kaynaklanıyor.

Bunun yanı sıra, sektördeki analistler, AI destekli bilgisayarların ve Apple’ın yeni M4 tabanlı Mac’lerinin, premium segmenti canlandırmasını bekliyor. Tüketicilerin, gelişmiş özelliklere sahip, daha yüksek performans sunan cihazlara yönelmesi, markaların pazar stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde yapay zeka tabanlı çözümler ve inovatif ürünlerin, PC pazarında rekabeti artırması bekleniyor.

Sonuç olarak, küresel PC sevkiyatlarındaki düşüş, teknoloji endüstrisinde daha geniş bir dönüşüm sürecinin göstergesi olabilir. Yapay zeka ve gelişmiş teknolojilerin pazar üzerindeki etkisi, önümüzdeki yıllarda daha da belirgin hale gelecektir. Bilgisayar satışları düşüşte ama AI destekli çözümler yükselişte.

OneDrive’a 5TB ve 10TB seçenekleri geliyor!

Microsoftbulut depolama hizmeti OneDrive için kullanıcıların uzun süredir beklediği bir özelliği duyurdu. Mevcut durumda 2TB olan maksimum depolama kapasitesini artırmaya hazırlanan Microsoft, 8 Ekim’de düzenlenen OneDrive etkinliğinde yeni depolama seçeneklerini tanıttı. Yılın ilerleyen dönemlerinde 5TB ve 10TB depolama planlarının kullanıma sunulacağı belirtildi. OneDrive’ı tercih edenler için bu yenilik oldukça önem taşıyor. OneDrive’a 5TB depolama alanı gelmesi heyecan verici.

OneDrive kullanıcıları şu anda en fazla 2TB depolama alanına sahip olabiliyor, ki bu da büyük miktarda veri depolayanlar için yetersiz kalabiliyor. Bu sorunu çözmek adına Microsoft, özellikle Microsoft 365 Bireysel ve Aile kullanıcılarına yönelik 2TB’dan daha fazla depolama alanı seçenekleri sunmaya hazırlanıyor. Artık daha fazla alana ihtiyaç duyan kullanıcılar, OneDrive’ın yeni 5TB ve 10TB planlarından yararlanabilecekler. Bulut depolamada en iyi seçeneklerden olan OneDrive, kullanıcılarından olumlu geri bildirimler almaktadır. OneDrive’a 5TB alan eklenmesi çok sayıda kullanıcının işine yarayacak.

OneDrive' depolama

Fiyatlandırma bilgileri henüz belirtilmedi

Microsoft, OneDrive’ın yeni 5TB ve 10TB planlarının fiyatını henüz açıklamış değil. Ancak mevcut rakip platformların sunduğu fiyatlara bakıldığında, bu yeni planların nasıl konumlanacağı merak konusu. Örneğin, Google One üzerinde 5TB Premium abonelik aylık 244,99 TL10TB Premium abonelik ise aylık 489,99 TL olarak ücretlendiriliyor. Diğer taraftan, Apple5TB ve 10TB iCloud seçenekleri sunmasa da 6TB iCloud için aylık 1.299,99 TL ve 12TB iCloud için aylık 2.499,99 TL ücret talep ediyor. Fiyatlandırmalarda OneDrive belirleyici olacak.

Microsoft, kullanıcılarına daha geniş depolama alanı sunarak bulut depolama alanındaki rekabette öne geçmeyi hedefliyor. Bu hamle, özellikle yüksek depolama ihtiyacı olan kullanıcılar için avantajlı olacak. Daha fazla dosya ve veri saklama imkanı sunan OneDrive, bireysel kullanıcıların yanı sıra iş dünyasında da veri yönetiminde kolaylık sağlıyor. Özellikle büyük dosya boyutlarıyla çalışmak zorunda kalan fotoğrafçılar, video içerik üreticileri ve tasarımcılar için bu yeni depolama seçenekleri çok cazip olabilir. OneDrive kullanımı yaygın hale geliyor. OneDrive’a 5TB ve daha fazlası ile geniş bir kullanıcı kitlesi hedefleniyor.

Microsoft 365 kullanıcıları, artırılmış depolama kapasiteleri sayesinde artık belgelerini, fotoğraflarını ve videolarını daha güvenli bir şekilde saklayabilecek ve gerektiğinde kolayca erişebilecekler. Bulut depolama, işletmelerin ve bireysel kullanıcıların veri yönetimi ihtiyaçlarına çözüm sunarken, Microsoft’un sunduğu bu yenilik, OneDrive’ı daha da cazip bir hale getiriyor. Böylece kullanıcılar, hem mevcut sınırlarını aşarak daha fazla veriyi güvenle saklayabilecek hem de diledikleri zaman, diledikleri yerden depoladıkları verilere erişim sağlayabilecekler. Özellikle OneDrive’ı tercih eden kullanıcılar bu avantajlardan yararlanacak.

Bu hamlesiyle Microsoft, bulut depolama pazarında güçlü bir konuma sahip olmayı sürdürüyor ve kullanıcı ihtiyaçlarına hızlı çözümler sunarak, OneDrive’ı tercih edilebilir bir seçenek olarak konumlandırıyor. OneDrive kullanımı yaygınlaştıkça, Microsoft’un bu alandaki konumu daha da güçleniyor.

ZeroPoint, yapay zeka işlem gücü sorununu Hiper-Hızlı veri sıkıştırma ile çözüyor

Yapay zeka teknolojileri hızla gelişirken, bu alandaki en büyük zorluklardan biri olan yüksek maliyetler ve bellek bant genişliği sorunları dikkat çekiyor. İsveç merkezli bir startup olan ZeroPoint, bu sorunları çözmek amacıyla geliştirdiği hiper-hızlı veri sıkıştırma tekniği ile dikkatleri üzerine çekiyor.

Yenilikçi veri sıkıştırma yöntemi

2020 yılında Chalmers Teknoloji Üniversitesi’nden ayrılan bir ekip tarafından kurulan ZeroPoint, donanım hızlandırmalı sıkıştırma algoritmaları sayesinde veri merkezlerine önemli maliyet avantajları sağlamayı hedefliyor. Şirket, geliştirdiği bu teknolojiyle bellek kapasitesini iki ila dört kat artırabildiğini ve enerji verimliliğinde yüzde 50’ye kadar iyileştirme sağladığını iddia ediyor. Bu gelişmeler sayesinde sunucu maliyetlerinde yüzde 25’e kadar tasarruf elde edilebileceği belirtiliyor.

ZeroPoint, veri sıkıştırmanın yanı sıra gerçek zamanlı veri yoğunlaştırma ve optimize edilmiş bellek yönetimi gibi teknolojileri de kullanarak mikroçip belleklerindeki gereksiz verilerin yüzde 70’ini ortadan kaldırmayı başarıyor. Şirketin sıkıştırma motoru, geleneksel yazılım tabanlı yöntemlerden tam 1,000 kat daha hızlı çalışıyor ve bu teknoloji gelecekte işlemci ve çip tasarımlarına entegre edilebilecek bir donanım bloğu olarak sunuluyor.

38 patentle güçlendirilmiş teknoloji

ZeroPoint, sıkıştırma oranlarını maksimuma çıkaran ve gecikmeleri en aza indiren bir dizi teknik geliştirdi. Şirket bu çabalarla 38 patent almayı başardı ve geliştirdiği teknoloji sayesinde, yapay zeka eğitiminde kullanılan pahalı GPU ve hızlandırıcılara olan talebi azaltmayı hedefliyor.

ZeroPoint, fikri mülkiyet lisanslama stratejisiyle gelir elde etmeyi planlıyor. Şirket, sıkıştırma çekirdekleri ve yazılım sürücülerini, gelecekteki çip tasarımlarının entegre bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Bu stratejiyle 2029 yılına kadar yıllık 110 milyon dolar satış gelirine ulaşmayı hedefleyen ZeroPoint, veri sıkıştırma alanında öncü bir güç olmayı amaçlıyor.

TSMC yapay zeka talebiyle gelirinde patlama yaşadı

Dünyanın en büyük sözleşmeli yonga üreticisi Tayvanlı TSMC, yılın üçüncü çeyreğinde hem piyasa beklentilerini hem de kendi öngörülerini aşan güçlü bir gelir elde etti. Şirket, yapay zeka (AI) talebindeki artışın desteğiyle büyüme kaydederek pandemi sonrası talep düşüşünü başarılı bir şekilde atlattı. TSMC’nin bu başarısı, yarı iletken endüstrisindeki yüksek rekabet ortamında dikkat çekici bir durum olarak öne çıkıyor. TSMC yapay zeka teknolojilerine yaptığı katkılarla da dikkat çekiyor.

TSMC, Apple, Nvidia, AMD, MediaTek ve Intel gibi büyük teknoloji şirketleri için üretim yaparak yapay zeka alanındaki gelişmelerin ön saflarında yer alıyor. Yapay zeka uygulamalarının ve veri merkezlerinin artan gereksinimleri, şirketin gelirlerinde önemli bir artış sağlamaya devam ediyor. Temmuz-Eylül döneminde şirketin geliri, 759,69 milyar Tayvan doları (23,62 milyar ABD doları) olarak gerçekleşti. TSMC yapay zeka talebinin artmasıyla büyüme yakaladı. Temmuz ayında yapılan kazanç çağrısında TSMC, üçüncü çeyrek gelirini 22,4 milyar ile 23,2 milyar ABD doları arasında öngörmüştü. Bu tahminlerin aşılması, şirketin güçlü müşteri tabanı ve yenilikçi üretim süreçlerinin bir sonucu olarak değerlendirilirken TSMC yapay zeka teknolojilerinde lider konumda kalmayı sürdürüyor.

TSMC, yıllık bazda yüzde 36,5 oranında bir büyüme kaydederek geçen yılın aynı döneminde 17,3 milyar ABD dolarıgelir elde etti. Çeyreklik gelir rakamları ABD doları cinsinden verilirken, aylık gelir verileri yalnızca Tayvan doları cinsinden sağlanıyor. Eylül ayında TSMC’nin geliri, yıllık bazda yüzde 39,6 artışla 251,87 milyar Tayvan doları (7,8 milyar dolar) olarak açıklandı. Eylül rakamı, şirketin ikinci en yüksek aylık geliri olarak kaydedildi; bir önceki zirve ise Temmuz ayında 256,95 milyar Tayvan doları olmuştu.

Şirketin büyümesinin ardında, güçlü AR-GE yatırımları ve teknolojik yenilikler yatıyor. TSMC, özellikle 3 nanometre (nm) ve daha ileri süreç teknolojilerine yönelik çalışmalarını hızlandırmış durumda. Bu teknolojiler, daha yüksek performans ve daha düşük enerji tüketimi sunarak, yapay zeka uygulamalarında kritik bir rol oynuyor. TSMC yapay zeka teknolojilerinde ilerlemeye devam ediyor. Şirketin CEO’su, TSMC’nin bu alandaki liderliğini sürdürmek için sürekli olarak yeni yatırımlar yapacaklarını belirtti.

TSMC, bu yılın ilk dokuz ayında konsolide satışlardan yaklaşık 2,03 trilyon Tayvan doları (62,9 milyar dolar) elde etti ve bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 31,9 oranında bir artışa denk geliyor. Şirketin güçlü mali performansı, endüstrinin geleceği açısından umut verici bir işaret olarak değerlendiriliyor. Firma, 17 Ekim’de daha detaylı bir rapor açıklayacak ve geleceğe yönelik beklentilerini güncelleyecek. Analistler, bu raporda TSMC’nin önümüzdeki dönemdeki büyüme stratejilerini ve yapay zeka talebine yönelik planlarını merakla bekliyor.

Google Kuantum üstünlüğü yarışında ilerleme kaydediyor

0

Teknoloji dünyasında, kuantum bilgisayarlar üzerine yürütülen çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Son yıllarda önemli adımlar atan Google, kuantum bilgisayarların klasik süper bilgisayarları nasıl geride bırakabileceğini gösteren bir keşif yaptı.

Kuantum bilgisayarlar, 1980’lerden bu yana bilim dünyasının en çok konuştuğu teknolojilerden biri olmayı sürdürüyor. Klasik bilgisayarların çözmekte zorlandığı ya da imkânsız gibi görünen sorunları çözebilecek potansiyeldeki bu cihazlar, özellikle son beş yılda büyük ilerlemeler kaydetti. Ancak bu bilgisayarların, klasik bilgisayarlar karşısındaki nihai üstünlüğü elde etme mücadelesi hâlâ sürüyor.

Google, “kuantum üstünlüğü” olarak bilinen dönüm noktasına ulaşmak için geliştirdiği “Sycamore” adlı kuantum işlemcisi ile önemli bir adım attı. Sycamore, “rastgele devre örnekleme” (RCS) adı verilen bir kuantum algoritmasını çalıştırarak klasik bilgisayarlara kıyasla ciddi bir hız avantajı sağladı.

Rastgele Devre Örnekleme (RCS) ile kuantum performansı test ediliyor

Rastgele devre örnekleme, bir kuantum bilgisayarın performansını test etmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde, rastgele kuantum devreleri oluşturulup çalıştırılır ve sonuçlar ölçülür. Amaç, klasik bilgisayarların bu devreleri simüle etmesinin ne kadar zor olduğunu gözlemlemek ve kuantum bilgisayarların hızını ortaya koymaktır.

Google’ın araştırmaları sırasında, Sycamore’un RCS algoritmasını çalıştırırken belirli bir gürültü eşiğinin altına indiğinde, klasik bilgisayarların bu hesaplamaları kopyalamasının neredeyse imkânsız hale geldiği görüldü. Araştırmacıların tahminlerine göre, dünyanın en hızlı süper bilgisayarının bile Sycamore’un yaptığı bir işlemi kopyalaması 10 trilyon yıl sürebilir.

2019’dan Günümüze: Kuantum Üstünlüğü Yarışı

Google, 2019 yılında Sycamore ile kuantum üstünlüğü elde ettiğini iddia etmişti. Ancak klasik bilgisayarlar, bu algoritmayı beklenenden daha hızlı çalıştırarak iddianın geçerliliğini sorgulattı. Şimdi ise Google, Sycamore’un daha yüksek doğruluk ve daha az gürültü ile çalışmasını sağlayarak bu iddiayı yeniden güçlendirdi.

Ancak, bu sonuçlar kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarların yerini alacağı anlamına gelmiyor. Sycamore, örneğin fotoğraf depolamak ya da e-posta göndermek gibi klasik bilgisayarların günlük görevlerini yerine getiremiyor. Google’ın Santa Barbara’daki kuantum hesaplama lideri Sergio Boixo, kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarlardan daha hızlı değil, farklı olduklarını belirtiyor. Kuantum bilgisayarlar, kimyasal reaksiyonların tam simülasyonu gibi klasik bilgisayarların baş edemeyeceği karmaşık görevler için tasarlanıyor.

Kuantum bilgisayarlar nasıl çalışıyor?

Kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarlardan farklı olarak “kübit” adı verilen birimler kullanıyor. Kübitler, aynı anda birden fazla durumda bulunabilme özelliğine sahip. Klasik bilgisayarlar 1 ve 0 ile çalışırken, kübitler bu iki durumu aynı anda temsil edebiliyor. Bu sayede kuantum bilgisayarlar, çok daha az sayıda kübit kullanarak, klasik bilgisayarların büyük işlem gücü gerektiren görevlerini daha hızlı gerçekleştirebiliyor. Örneğin, klasik bir bilgisayarın 1.024 bit kullanarak gerçekleştirdiği bir işlemi, kuantum bilgisayarı yalnızca 10 kübit ile yapabiliyor.

Kuantum hesaplamada gürültünün önemi

Kuantum bilgisayarların en büyük zorluklarından biri “gürültü” ile başa çıkmak. Gürültü, kuantum sistemlerinin dış etkenler nedeniyle hatalara maruz kalmasına yol açabiliyor. Küçük bir hata oranındaki artış bile, kuantum bilgisayarın performansını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Google’ın yeni araştırması, bu gürültü seviyesini kontrol etmenin kuantum üstünlüğü açısından kritik olduğunu bir kez daha gösterdi.

Google, Sycamore’un 67 kübitlik yükseltilmiş versiyonuyla, belirli bir gürültü eşiğini geçtikten sonra klasik bilgisayarların bu hesaplamaları simüle edemeyeceği bir duruma ulaştığını ortaya koydu. Bu, kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarlar karşısındaki üstünlüğüne yeni bir boyut kazandırıyor.

Google’ın kuantum bilgisayarlarla ilgili yaptığı son keşif, kuantum üstünlüğüne bir adım daha yaklaşıldığınıgösteriyor. Ancak bu yarışın nihai sonucu, kuantum bilgisayarların günlük yaşantımızdaki yerini alıp almayacağı konusunda hala belirsizlikler içeriyor. Yine de kuantum bilgisayarlar, belirli görevlerde klasik bilgisayarları geride bırakabilecek potansiyele sahip olduğunu kanıtlamaya devam ediyor.

vivo android 15 tabanlı yeni OriginOS 5 işletim sistemini tanıttı!

vivo, uzun zamandır beklenen yeni nesil işletim sistemi OriginOS 5’i resmen tanıttı. Android 15 tabanlı bu sürüm, hem görsel hem de performans anlamında önemli yenilikler içeriyor. Yapay zeka entegrasyonu ve akıcılığıyla dikkat çeken işletim sistemi, kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşıyor. vivo android 15 kullanıcılarını hedef alarak önemli adımlar atmış durumda.

Blue Heart Little V Asistanı ve Jovi Voice ile doğal etkileşim

Yeni OriginOS 5’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, yapay zeka entegrasyonunun gelişmiş olması. Blue Heart Little V Asistanı, geliştirilmiş dil modeli sayesinde sesli komutlara çok daha doğal yanıtlar veriyor. Ayrıca, telefonun alt kısmına uzun süre basarak hızlıca erişilebiliyor. vivo android 15 kullanıcılarına, sesli etkileşim için geliştirilen Jovi Voice, rakiplerine kıyasla daha kullanıcı dostu ve kolay bir deneyim sunuyor.

Xiao V yelefon asistanı: birçok işlemi tek asistanda toplayın

Bir diğer dikkat çeken özellik ise Xiao V Telefon Asistanı. Bu asistan, yalnızca aramaları yanıtlamakla kalmıyor; not alabiliyordiller arası çeviri yapabiliyor ve arama sonrası içerik özetleri oluşturabiliyor. vivo android 15 deneyimiyle kullanıcılar, iş akışlarını daha verimli yönetebiliyor.

Performans ve görsellikte büyük adımlar

OriginOS 5’te performans iyileştirmeleri de göz dolduruyor. Atomic Animation 5.0ışık ve gölge efektleri ile sahne geçişlerinde gerçekçiliği artırırkenVirtual Graphics Card 2.0 teknolojisi sayesinde uygulama açılış hızları %15sayfa geçiş yanıt süreleri ise %30 oranında iyileştirilmiş. Bu da kullanıcı deneyiminde ciddi bir fark yaratıyor.

Görsel tarafta da yenilikler dikkat çekiyor. Geliştirilen dinamik efektler ve derinlikli duvar kağıtları, kullanıcıların ekranlarını daha kişisel ve etkileyici hale getiriyor. Ayrıca, kişiselleştirilebilir kilit ekranı widget’ları ve merkezde konumlandırılmış arayüz tasarımı, telefonun kullanımını daha pratik hale getiriyor. vivo android 15 kullanıcıları için görsel iyileştirmeler dikkatleri üzerine çekiyor.

Atomic Island Fonksiyonu ile içerik ve aktiviteler daha erişilebilir

Gerçek zamanlı aktiviteler ve içerik önerilerine hızlı erişim sağlayan Atomic Island Fonksiyonu, kullanıcıların favori içeriklerine anında ulaşmalarını mümkün kılıyor. Bu sayede, işletim sistemi kullanıcı dostu bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Kasım 2024’te halka açık testler başlıyor

OriginOS 5’in halka açık testlerine Kasım 2024’te başlanması planlanıyor. Bu yeni sürüm, akıcılığıgelişmiş yapay zeka özellikleri ve performans iyileştirmeleriyle teknoloji dünyasında beklentileri oldukça yükseltmiş durumda.

vivo’nun yeni işletim sistemi, Android kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanırken, inovatifözellikleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. vivo android 15 kullanıcıları bu yeniliklerle farklı bir deneyim yaşayacak.

General Motors, LFP batarya kullanmaya başlıyor!

0

Elektrikli araç pazarındaki rekabet her geçen gün kızışırken, üreticiler hem maliyetleri düşürmek hem de performansı artırmak için yeni stratejiler geliştirmeye devam ediyor. ABD’li otomobil devi General Motors (GM) de bu yolda önemli bir adım attı ve elektrikli araçlarında kullandığı pil teknolojisinde köklü bir değişikliğe gitti. Şirket, bugüne kadar tüm elektrikli araçlarında aynı pil tipini kullanan Ultium batarya sisteminden vazgeçerek, farklı pil kimyalarını da kullanmaya başlayacağını duyurdu.

General Motors, LFP batarya kullanmaya başlayacak

GM, bugüne kadar tüm Ultium tabanlı elektrikli araçlarında sadece LG Kimya tarafından üretilen NMC811 katotlu kese tipinde piller kullanıyordu. Bu tek tip pil stratejisi, üretim maliyetlerini düşürmeyi ve üretim süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyordu. Ancak GM, beklediği üretim hedeflerine ulaşmakta zorlandı ve artan maliyet baskısıyla birlikte daha esnek bir pil stratejisi izleme kararı aldı. Şirket, bundan sonra daha uygun fiyatlı olan lityum demir fosfat (LFP) ve NMC532 tipinde pil hücrelerini de elektrikli araçlarında kullanacak.

General Motors, LFP batarya kullanmaya başlayacak.
General Motors, LFP batarya kullanmaya başlayacak.

GM yetkilileri, nikel kobalt manganez (NMC) kimyasından LFP’ye geçişin elektrikli araç maliyetlerini 6.000 dolara kadar düşürebileceğini belirtiyor. Bu da tüketiciler için daha uygun fiyatlı elektrikli araç seçenekleri anlamına geliyor. 2025 yılının sonlarında piyasaya sürülmesi planlanan ikinci nesil Chevy Bolt modelinde LFP tipinde prizmatik bataryaların kullanılacağı açıklandı.

GM, pil teknolojilerine yönelik yatırımlarını da artırıyor. Şirket, Michigan’daki Warren Tech Center’da yeni bir pil araştırma tesisi kuracağını duyurdu. Bu tesiste kese tipindeki pillere ek olarak silindirik ve prizmatik hücreler de incelenecek ve alternatif pil kimyaları üzerinde araştırmalar yapılacak.

Yeni pil stratejisiyle birlikte GM, elektrikli araç pazarında daha rekabetçi olmayı ve karlılığını artırmayı hedefliyor. Bu yıl yaklaşık 200.000 elektrikli araç üretip satmayı planlayan şirket, Kuzey Amerika’nın en büyük ikinci elektrikli araç üreticisi konumunda ve liderliği Tesla’dan almak için iddialı planlar yapıyor.

Tesla’nın insansı robotu Optimus aramızda dolaşacak!

Tesla, 10 Ekim’de düzenlediği Cybertruck etkinliğinde, otomotiv dünyasının sınırlarını zorlayan Cybertruck robotaksi ve Robovan otonom minibüs modellerini tanıttı. Ancak etkinliğin asıl sürprizi, Tesla’nın insansı robot teknolojisindeki ilerlemesini gözler önüne seren yeni Tesla Optimus robotları oldu. Bu robotlar, etkinlik sırasında paket taşıma, çiçek sulama gibi insanların günlük yaptığı işleri yerine getirirken görüntülendi ve gelecekte hayatımızın bir parçası olacakları mesajı verildi.

Tesla’nın insansı robotu Optimus yakında aramızda dolaşabilir

Tesla CEO’su Elon Musk, Optimus robotlarının çok yakında aramızda dolaşacağını ve insanlarla etkileşime gireceğini esprili bir dille ifade etti. Musk’a göre Optimus robotları, köpek gezdirmek, çocuk bakmak, çim biçmek, içecek servisi yapmak gibi birçok rutin işi üstlenebilecek kapasitede tasarlanıyor. Bu iddialar, insansı robotların gelecekte hayatımızda ne kadar büyük bir rol oynayabileceğini gözler önüne seriyor. Ancak bu teknolojik harikalara sahip olmanın bir bedeli olacak. Musk, Optimus robotlarının 20.000 ila 30.000 dolar arasında bir fiyata satılacağını açıkladı.

Tesla’nın insansı robotu Optimus yakında aramızda dolaşabilir.

Sunum sırasında Optimus robotlarının yetenekleri, önceden kaydedilmiş görüntülerle etkileyici bir şekilde sergilendi. Ancak etkinlik sonrasında gerçek zamanlı olarak gözlemlenen robotların performansı, beklentileri karşılamaktan uzaktı. Katılımcılar, masalarda ve kalabalık içinde robotlarla etkileşime geçmeye çalıştı, ancak robotlar genellikle sadece Astro Bot tarzında el sallamakla yetindi. İçecek masası bulunmasına rağmen, Optimus robotlarının bir bardak buz tutmaktan daha karmaşık bir görevi yerine getirdiği görülmedi. Bu durum, Tesla’nın insansı robot teknolojisinde hala aşması gereken bazı engeller olduğunu gösteriyor.

Musk, Optimus robotlarının 2024 sonuna kadar faydalı görevleri yerine getirmeye başlayacağını ve 2025 sonuna kadar da satışa sunulacağını iddia etti. Ancak etkinlikteki performans göz önüne alındığında, bu hedeflere ulaşıp ulaşamayacağı konusunda soru işaretleri bulunuyor. Yine de, Tesla’nın insansı robot teknolojisine yaptığı yatırım ve bu alandaki iddialı hedefleri, gelecekte hayatımızı nasıl değiştirebileceğine dair heyecan verici bir bakış sunuyor.

Hiper hızlı veri sıkıştırma, yapay zekayı güçlendirecek!

Yapay zeka teknolojileri hızla gelişmeye devam ederken, beraberinde yüksek maliyet ve bellek kapasitesi gibi önemli zorlukları da getiriyor. İsveç merkezli bir startup olan ZeroPoint, bu sorunlara yenilikçi bir çözümle yaklaşıyor: hiper hızlı veri sıkıştırma. 2020 yılında Chalmers Teknoloji Üniversitesi bünyesinden çıkarak kurulan şirket, ultra hızlı ve donanım hızlandırmalı sıkıştırma algoritmalarıyla, veri merkezi operatörlerinin büyük maliyet avantajları elde etmesini hedefliyor.

Hiper hızlı veri sıkıştırma, yapay zekayı güçlendirebilir

ZeroPoint, bellek kapasitesini iki ila dört kat artırabileceğini ve enerji verimliliğinde %50’ye varan iyileştirmeler sağlayabileceğini iddia ediyor. Tüm bunların sonucunda ise sunucu maliyetlerinde %25’e varan tasarruflar öngörüyor. Bu etkileyici sonuçları elde etmek için şirket, veri sıkıştırma, gerçek zamanlı yoğunlaştırma ve optimize edilmiş bellek yönetimi gibi farklı teknolojileri bir araya getiriyor.

Hiper hızlı veri sıkıştırma, yapay zekayı güçlendirebilir.
Hiper hızlı veri sıkıştırma, yapay zekayı güçlendirebilir.

Bu sayede mikroçip belleklerindeki gereksiz verilerin %70’ini ortadan kaldırabiliyor. ZeroPoint’in sıkıştırma motorunun, geleneksel yazılım tabanlı yöntemlerden tam 1.000 kat daha hızlı olduğu belirtiliyor. Şirket bu teknolojiyi, gelecekte işlemci ve diğer çip tasarımlarına entegre edilebilecek bir donanım bloğu olarak sunmayı planlıyor.

ZeroPoint, sıkıştırma oranlarını maksimum seviyeye çıkarırken gecikmeleri en aza indiren çeşitli tekniklerle 38’den fazla patent başvurusunda bulundu. Şirketin geliştirdiği bu teknoloji, yapay zeka eğitimi için kullanılan pahalı GPU’lar ve hızlandırıcılara olan talebi azaltma potansiyeline sahip. ZeroPoint, gelir modelini ise sektör standartlarına uygun bir fikri mülkiyet lisanslama stratejisi üzerine kurmuş. Sıkıştırma çekirdeklerini ve yazılım sürücülerini geleceğin çip tasarımlarının vazgeçilmez bir parçası haline getirmeyi hedefleyen şirket, 2029 yılına kadar yıllık 110 milyon dolar gelir elde etmeyi planlıyor.

Huawei Cloud’un yapay zeka destekli bulut çözümleri tanıtıldı!

0

Huawei, İstanbul’da düzenlenen Huawei Cloud Summit Türkiye etkinliğinde yapay zeka destekli bulut çözümlerini tanıttı. Etkinlikte, dijital dönüşümün hızlandırılması için hazırlanan çözümler, iş dünyası liderleri ve kamu yetkililerinin katılımıyla geniş bir çerçevede ele alındı.

Huawei Cloud, yerel bulut hizmetleri alanında Türkiye’deki lider konumunu pekiştirdi ve dijital dönüşüme 6 milyon dolar değerinde kaynak ayırarak ‘Dijital Dönüşüm için Bulut Hızlandırma Programı’nı başlattı.

Huawei Cloud Türkiye’deki birinci yılını doldurdu, İstanbul’da gerçekleştirdiği zirve ile en güncel bulut çözümlerini müşterileri ve iş ortakları ile paylaştı. Huawei Cloud Türkiye Başkan Yardımcısı Onur karahayıt ile Huawei Cloud CTO’su Bruno Zhang ile Huawei Cloud’un Türkiye’deki bir yılını ve Türkiye’de dijital dönüşümü ve yapay zeka adaptasyonunu kolaylaştırmak için hizmete girecek yeni servisleri konuştuk.

Huawei Cloud, Türkiye’de hızla büyüyen bulut pazarındaki etkinliğini artırarak yerel bulut hizmet sağlayıcısı olarak öne çıkıyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de faaliyetlerine başlayan şirket, kısa sürede 360’tan fazla yerel müşteriye hizmet sunan ve iş hacmini 12 kat artıran bir konuma ulaştı.

Kamu kurumlarından perakende sektörüne kadar birçok alanda faaliyet gösteren şirketler, Huawei Cloud’un sunduğu bulut çözümleriyle dijital dönüşümlerini gerçekleştirdi. Şirket, yapay zeka ile desteklenen bulut altyapısı sayesinde işletmelere veri hazırlama, model eğitimi, çıkarım ve uygulama aşamalarında tam destek sunuyor.

Etkinlikte Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez, bulut teknolojilerinin dijitalleşme sürecindeki önemine dikkat çekti ve Huawei Cloud’un Türkiye’deki yerel ekosisteme olan katkılarını vurguladı.

KOSGEB Başkan Yardımcısı Dr. Recep Kılınç ise küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşümünde Huawei Cloud’un rolüne dikkat çekerek, bulut bilişim teknolojilerinin ülke ekonomisine olan katkılarını anlattı. Huawei Cloud Avrupa Başkanı Tim Tao, bulut hizmetlerinin sunduğu avantajlara değinerek, şirketin Türkiye’de sunduğu kapsamlı çözümleri aktardı.

Huawei Cloud CTO’su Bruno Zhang ise yapay zekanın bulut teknolojilerine entegre edilmesiyle ilgili olarak “AI for Cloud” ve “Cloud for AI” stratejilerini açıkladı. Şirket, bu stratejilerle yapay zeka teknolojilerini her alanda kullanıma sunarak işletmelere daha akıllı ve verimli çözümler sağlıyor. Huawei’nin yapay zeka destekli bulut hizmetleri, hava durumu tahminlerinden video hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede yenilikçi çözümler içeriyor.

Huawei Cloud’un sunduğu yenilikler arasında, güvenli ve sağlam bir altyapı sunan Huawei Cloud Stack 8.5 çözümü de yer alıyor. Şirket, Türkiye’deki büyük işletmelerin ve kamu kurumlarının dijital dönüşümünü hızlandırmak için bu çözümü kullanıma sundu. “AI-native Cloud” adı altında yapay zeka ve bulut teknolojilerinin entegrasyonunu sağlayarak işletmelere veri yönetimi ve analizinde büyük kolaylıklar sunuyor.

Huawei Cloud, Türkiye’deki bulut stratejisi kapsamında üç yeni eylem planını duyurdu: 100 işletmenin buluta geçişine destek sağlanacak, 100 iş ortağına kapsamlı pazarlama ve operasyon desteği verilecek ve 100 startup’a bulut inovasyonu konusunda rehberlik edilecek. Bu plan, Huawei Cloud’un Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı sağlama hedefini somutlaştırıyor.

Şirket, “Cloud for Good” inisiyatifi kapsamında yapay zeka ve bulut teknolojilerinin toplumsal faydalarını ön plana çıkarıyor. Nadir hastalıkların tespiti ve hava durumu tahmininde kullanılan yapay zeka sistemleri, bu inisiyatifin örnek projeleri arasında yer alıyor. Huawei Cloud ayrıca yerel yeteneklerin gelişimi için 30 üniversiteyle iş birliği yaparak dijital beceri programları ile 40.000’den fazla öğrenciye ulaştı.

Nvidia, RTX 5000 serisi ekran kartlarıyla geliyor!

0

Nvidia, heyecanla beklenen yeni ekran kartı serisi RTX 5000’i, Ocak 2025’te düzenlenecek CES fuarında oyun ve teknoloji dünyasının beğenisine sunacak. Sızıntılar ve dedikodulara bakılırsa şirket ilk etapta RTX 5090, 5080 ve 5070 modellerini tanıtıp, Ada Lovelace serisinden Blackwell mimarisine geçişin sinyalini verecek. Serinin amiral gemisi RTX 5090, gücünü GB202-300-A1 GPU’dan alacak ve PG144/145-SKU30 PCB tasarımı üzerine inşa edilecek. 192 SM biriminden 170’ini aktif ederek 21.760 çekirdeğe ulaşan kart, 32 GB GDDR7 VRAM ve 512 bitlik bellek arayüzüyle 1792 GB/s gibi inanılmaz bir bant genişliği sağlayacak.

Nvidia, RTX 5000 serisi ekran kartlarıyla karşımıza çıkacak

RTX 5090’ın hemen altında konumlanacak olan RTX 5080 ise, PG144/147-SKU45 PCB tasarımını ve GB203-400-A1 GPU’yu kullanacak. 84 SM biriminin tamamını aktif edecek olan kart, 10.752 çekirdek ve 16 GB GDDR7 VRAM ile gelecek.

Nvidia, RTX 5000 serisi ekran kartlarıyla karşımıza çıkacak.
Nvidia, RTX 5000 serisi ekran kartlarıyla karşımıza çıkacak.

256 bitlik bellek arayüzüyle 1 TB/s bant genişliği sunması beklenen RTX 5080, RTX 5090’a kıyasla daha düşük güç tüketimiyle dikkat çekecek gibi görünüyor. Serinin en mütevazi üyesi RTX 5070 ise, GB205 GPU’yu temel alacak ve PG147 referans PCB’si üzerine inşa edilecek. Bellek tarafında 12 GB GDDR7 VRAM ve 192 bitlik arayüzü kullanan kart, 672 GB/s bant genişliği sunacak.

RTX 5000 serisinin tamamında PCIe 5.0 ve DP 2.1a desteği, gelişmiş PCB teknolojisiyle artırılmış sinyal bütünlüğü ve 80 Gbps bant genişliği gibi özellikler bulunacak. Ayrıca Nvidia’nın, yeni nesil DLSS 4.0 ve Frame Generation teknolojilerini de CES 2025 sahnesinde duyurması bekleniyor.

Casio, siber saldırıya maruz kaldı!

0

Dünyaca ünlü saat markası Casio, 50. yılını kutladığı bu dönemde beklenmedik bir krizle karşı karşıya. Elektronik devi olarak bilinen Japon firma, siber saldırıya uğradığını ve bunun ürünlerini piyasaya sürme planlarını aksattığını duyurdu.

Casio, siber saldırıya uğradı

5 Ekim tarihinde, kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırı, Casio’nun sistemlerinde büyük bir hasara yol açtı. Sistemlerin çökmesiyle birlikte şirketin hizmetleri de sekteye uğradı. Henüz saldırının boyutu ve çalınan veriler konusunda net bir açıklama yapılmazken, Casio yetkilileri, güvenlik güçleriyle yakın iş birliği içinde olduklarını ve olayın etraflıca incelendiğini belirttiler. Yaşanan aksaklıktan dolayı müşterilerinden ve yatırımcılarından özür dileyen şirket, müşteri verilerinin güvenliği konusunda azami hassasiyet gösterdiklerini vurguladı.

Casio, siber saldırıya uğradı.
Casio, siber saldırıya uğradı.

Bu talihsiz olayın en belirgin etkisi ise Casio’nun yeni ürünlerini piyasaya sürme planlarını altüst etmesi oldu. Normal şartlarda 18 Ekim’de saat meraklılarıyla buluşması beklenen Casio GMC-B2100AD-2A ve GMC-B2100D-1A modelleri, siber saldırı nedeniyle belirsiz bir tarihe ertelendi. Bu modellerin yanı sıra, şirketin 50. yılına özel olarak tasarladığı ve büyük bir heyecanla beklenen G-Shock GMC-B2100ZE-1A modelinin çıkış tarihi de ileri bir tarihe ertelendi.

Casio, hem itibarını korumak hem de müşterilerinin güvenini yeniden kazanmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Saldırının etkilerini en aza indirmek ve sistemlerini yeniden yapılandırmak için çalışan şirket yetkilileri, yaşanan bu olayın ardından siber güvenlik önlemlerini artıracaklarını da belirttiler.C