Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 468

Medtronic’ten 65 milyon dolarlık eğitim yatırımı!

0

Medtronic, Türkiye’de medikal eğitim alanındaki en büyük yatırımlardan birini gerçekleştirerek İstanbul’daki İnovasyon Merkezi’ni genişletti. Toplamda 65 milyon dolara ulaşan yatırım, merkezin eğitim altyapısını büyüterek robotik cerrahi, nörobilim, kulak-burun-boğaz, sanal gerçeklik, kardiyak ve cerrahi disiplinlerdeki eğitim kapasitesini ikiye katladı. 2014 yılında kurulan merkez, Türkiye’nin 100. yılı vesilesiyle yapılan bu ek yatırımla daha da güçlendi.

İstanbul Medtronic İnovasyon Merkezi, geleceğin sağlık profesyonellerini eğitmek ve hasta bakımını iyileştirmek amacıyla en yeni teknolojileri kullanarak eğitim programlarını genişletiyor. İkinci faz yatırımıyla kapasitesi artırılan merkezin açılışı, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat ve Medtronic Avrasya Bölge Başkanı Majid Kaddoumi’nin katılımıyla gerçekleşti. Törene, sektör temsilcileri ve protokol üyeleri de iştirak etti.

Medtronic TURMECA Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, merkezdeki genişlemenin temel amacının hasta sonuçlarını iyileştirmek ve ileri düzey eğitimlere erişimi artırmak olduğunu ifade etti. Robotik destekli cerrahi, yüksek teknoloji simülasyon ve karma gerçeklik teknolojilerinin eklenmesiyle, sağlık profesyonellerinin yenilikçi ve etkileşimli ortamlarda becerilerini geliştirmelerinin sağlandığını belirtti. Öztürk, bu yatırımla sağlık profesyonellerinin uzmanlıklarını geliştirmelerine ve tedavi standardını yükseltmelerine katkıda bulunmayı hedeflediklerini söyledi.

Merkezin, Türkiye’deki medikal eğitimi ilerletmeye yönelik taahhüdünün 10. yılını kutladığını belirten Öztürk, bugüne kadar işletme maliyetleri de dahil olmak üzere 65 milyon dolardan fazla yatırım yapıldığını vurguladı. Merkezde ağırlanan sağlık profesyonellerinin yüzde 40’ı ve eğitmenlerin yüzde 50’sinin Türkiye’den olması, ülkenin bölgedeki medikal eğitimdeki kritik rolünü ortaya koyuyor.

İstanbul Medtronic İnovasyon Merkezi, yılda 10.000 sağlık profesyonelini ağırlama kapasitesine sahip. Günlük olarak 300 kişiye eğitim verebilen merkez, 12 ameliyathane, yoğun bakım ve kateter laboratuvarları, simülasyon alanları, 125 kişilik oditoryum, Ar-Ge laboratuvarı ve toplantı salonları ile donatıldı. 5.000 metrekarelik bir alan üzerinde hizmet veren merkez, Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Rusya dahil 50 ülkede sağlık profesyonellerinin gelişimini destekliyor.

Amazon, yapay zeka destekli alışveriş rehberini kullanıcılarının kullanımına sunuyor!

Bu rehberler, perşembe gününden itibaren Amazon.com’da 100’den fazla ürün türü için sunulacak ve müşterilerin satın alma öncesinde araştırma yapma gereksinimlerini en aza indirerek, güvenilir markalar ve önemli bilgileri bir araya getirecek.

Amazon, bu yeni özelliğin amacının, müşterilerin doğru ürünü seçme sürecini hızlandırarak alışveriş ve satın alma sürecini daha kolay hale getirmek olduğunu açıkladı. Rehberler yalnızca büyük çaplı satın alımlarla sınırlı değil.

Bu rehberler, müşterilerin ihtiyaçlarına göre ürün seçeneklerini daraltmasına yardımcı olacak ve Amazon’un geniş ürün yelpazesi arasında kaybolan çevrimiçi alışverişçilere rehberlik edecek.

Her rehberde, müşterilere ürün türü hakkında yorumlar, kullanım alanları, ana özellikler, popüler markalar ve terminoloji gibi eğitici içeriklerle yönlendirmeler yapılacak. Ayrıca, rehberler aracılığıyla şirketin yeni yapay zeka alışveriş asistanı ve sohbet botu Rufus’a erişim sağlanabilecek.

Amazon, bu alışveriş rehberlerini geniş çapta uygulayabilmek için büyük dil modellerini (LLM’ler) kullanan generative AI teknolojisinden faydalanıyor. Amazon Bedrock tarafından desteklenen bu teknoloji, rehberlerin içeriğini sürekli güncel tutarak en doğru bilgiyi sunmayı amaçlıyor.

AI alışveriş rehberleri, ilk olarak ABD’de iOS, Android ve mobil web üzerinden Alışveriş uygulamasında erişilebilir olacak. Rehberler, arama önerilerinde ve “Alışverişe Devam Et” bölümünde gösterilecek. Ayrıca, kullanıcılar doğrudan AIShoppingGuides adresinden popüler rehberlere ulaşabilecek.

Amazon, önümüzdeki haftalarda rehber kapsamını 100’den fazla ürün türüne genişletmeyi planlasa da, rehberlerin diğer dillere ne zaman çevrileceğiyle ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Basecamp Research, 60 milyon dolar yatırım aldı!

Basecamp Research tarafından geliştirilen bu yapay zeka, biyolojik çeşitlilik üzerine bilgi sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda insanlar tarafından elde edilemeyen veri setleri üzerinden yeni buluşlar gerçekleştirebilecek.

Basecamp Research’in kurucusu ve CEO’su Glen Gowers, biyoloji modelleri eğitiminde büyük bir veri açığı olduğuna dikkat çekti. Gowers, birçok büyük ilaç firmasının, bu eksik veri nedeniyle modellerini yeterince kapsamlı eğitemediğini belirtti. Bu sorunu çözmek amacıyla Basecamp, 25 farklı ülkedeki 100’den fazla kuruluşla iş birliği yaparak veri tabanını genişletiyor. Şu ana kadar, aralarında Procter & Gamble gibi şirketlerin de bulunduğu 15 firma, bu modelleri ürün geliştirmede kullanıyor.

Basecamp Research, temel modeli BaseFold’un, Google DeepMind tarafından geliştirilen ve Nobel Kimya Ödülü kazanan AlphaFold 2’yi büyük ve karmaşık protein yapılarının tahmininde geride bıraktığını iddia ediyor. Bu teknoloji, biyolojik tasarım alanında insan yeteneklerinin ötesine geçmeyi amaçlıyor.

Şirketin diğer kurucu ortağı Oliver Vince, bu yapay zeka modelinin temelinde, DNA’nın dilini anlamak ve bu sayede biyolojiyle ilgili daha derin bir içgörü sağlamak olduğunu belirtiyor. Vince ve Gowers ise Oxford’daki öğrencilik yıllarından beri biyolojiyle ilgili projelerde çalışmış iki doktora sahibi bilim insanı.

Basecamp Research, bu yeni yatırımla birlikte biyofarma ve biyoteknoloji alanlarında büyük sorulara çözüm getirmeyi hedefliyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri arasında ilaç keşfi ve doğal kaynakların daha verimli kullanılması yer alıyor. Yakın gelecekte şirketten olumlu dönüşler gelebilir.

Qualcomm çiplerdeki güvenlik açığı Android kullanıcılarını saldırıların hedefi haline getirdi!

Bu sıfır gün zafiyeti, resmi olarak CVE-2024-43047 olarak adlandırıldı ve Qualcomm, Google’ın Tehdit Analiz Grubu’ndan alınan belirtilere dayanarak “sınırlı, hedefli istismar” altında olabileceğini açıkladı.

Dijital gözetim ve casus yazılım tehditlerine karşı sivil toplumu koruma amacı güden Amnesty International’ın Güvenlik Laboratuvarı, Google’ın değerlendirmesini doğruladı.

ABD siber güvenlik ajansı CISA, Qualcomm açığını, bilinen veya daha önce istismar edilen zafiyetler listesine dahil etti. Şu an için, bu açığı “gerçek dünyada” istismar edenlerin kim olduğuna dair çok fazla bilgi bulunmuyor; yani bu sıfır gün zafiyetini kullananların belirli bireyleri hedef aldığı düşünülüyor. Ayrıca, hedef alınan bireylerin kim olduğu ya da neden hedef alındıkları da henüz bilinmiyor.

Qualcomm’un sözcüsü Catherine Baker, verdiği demeçte, “Google Project Zero ve Amnesty International Güvenlik Laboratuvarı’nın koordineli açıklama uygulamalarını kullanarak bu zafiyeti bildirdiğini” belirterek, şirketin güvenlik açığını düzeltmek için harekete geçme fırsatı bulduğunu söyledi. Qualcomm, tehdit faaliyetleri hakkında daha fazla ayrıntı için Amnesty ve Google’a yönlendirdi.

Amnesty sözcüsü Hajira Maryam, nonprofit kuruluşun bu zafiyetle ilgili araştırmalarının “yakında yayımlanacağını” belirtti. Google, yorum taleplerine yanıt vermedi. Qualcomm sözcüsü, düzeltmelerin Eylül 2024 itibarıyla müşterilerine sunulduğunu ifade etti. Şimdi, zayıf çipsetleri kullanan Android cihaz üreticilerinin, düzeltmeleri kendi kullanıcılarının cihazlarına dağıtması gerekiyor.

Qualcomm’un bildiriminde, bu zafiyetten etkilenen 64 farklı çipset listelenmiş durumda. Bu çipsetler arasında, Motorola, Samsung, OnePlus, Oppo, Xiaomi ve ZTE gibi birçok markanın kullandığı, şirketin amiral gemisi Snapdragon 8 (Gen 1) mobil platformu da bulunuyor.

Bu durum, dünya genelinde milyonlarca kullanıcının potansiyel olarak savunmasız olduğu anlamına geliyor. Ancak Google ve Amnesty’nin bu sıfır gün zafiyetinin “sınırlı, hedefli istismar” kapsamında incelenmesi, siber saldırıların muhtemelen belirli bireylere karşı gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Yenilenebilir enerji, 2030’da global elektrik ihtiyacının yarısını karşılayacak!

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), yayınladığı son raporla yenilenebilir enerji kaynaklarının yükselişinin altını bir kez daha çizdi. Rapora göre, 2030 yılına gelindiğinde küresel elektrik talebinin neredeyse yarısı yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanacak. Bu hızlı büyümenin en büyük itici gücü ise güneş enerjisi olacak.

Yenilenebilir enerji, 2030’da global elektrik ihtiyacının yarısını karşılayabilir

IEA, önümüzdeki yıllarda dünya genelinde yenilenebilir enerji kapasitesinde 5.500 gigavatlık bir artış öngörüyor. Bu devasa rakam, Çin, Avrupa Birliği, Hindistan ve ABD’nin mevcut toplam kapasitesine eşit. Raporda özellikle 2024-2030 döneminde hayata geçirilecek yeni yenilenebilir enerji yatırımlarının, 2017-2023 dönemine göre neredeyse üç katına çıkacağı vurgulanıyor.

Yenilenebilir enerji, 2030'da global elektrik ihtiyacının yarısını karşılayabilir.
Yenilenebilir enerji, 2030’da global elektrik ihtiyacının yarısını karşılayabilir.

Bu hızlı büyümede Çin başı çekiyor. Önümüzdeki yıllarda kurulacak yeni yenilenebilir enerji santrallerinin %60’ının Çin’de olması bekleniyor. Bu da 2030 yılında Çin’in dünya genelindeki toplam yenilenebilir enerji kapasitesinin neredeyse yarısını tek başına elinde bulunduracağı anlamına geliyor. Hindistan ise bu alanda en hızlı büyüyen büyük ekonomi olarak dikkat çekiyor.

Güneş enerjisi, yenilenebilir enerji kaynaklarının yükselişindeki en büyük paya sahip. Güneş enerjisi santrallerinin hızla yaygınlaşması ve çatı tipi güneş panellerinin artan popülaritesiyle birlikte, fotovoltaik (PV) güneş enerjisi kapasitesinin yeni kurulan yenilenebilir enerji kapasitesinin %80’ini oluşturması bekleniyor. Rüzgar enerjisi de 2030 yılına kadar büyüme hızını iki katına çıkararak bu yükselişe önemli bir katkı sağlayacak.

IEA Başkanı Fatih Birol, yaptığı açıklamada, yenilenebilir enerjinin birçok hükümetin belirlediği hedeflerin bile önüne geçecek bir hızla yaygınlaştığını belirterek, “2030’a geldiğimizde yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel elektrik talebinin yarısını karşılayacağını öngörüyoruz” dedi.

Ancak bu hızlı büyümenin önünde bazı engeller de bulunuyor. IEA, hükümetlere, güneş ve rüzgar enerjisinin enerji şebekelerine daha etkin bir şekilde entegre edilmesi konusunda önemli görevler düştüğünü vurguluyor. Bazı ülkelerde, üretilen yenilenebilir enerjinin %10’a varan kısmı, şebeke entegrasyonundaki sorunlar nedeniyle kullanılamıyor. IEA, bu sorunun üstesinden gelmek için ülkelerin enerji sistemlerinin esnekliğini artırması, izin süreçlerini kolaylaştırması, elektrik şebekelerini modernize etmesi ve 2030 yılına kadar 1.500 GW’lık bir enerji depolama kapasitesine ulaşması gerektiğini belirtiyor.

ASELSAN’ın lazer güdüm kiti, Azerbaycan’ın gücünü artırdı

Azerbaycan Savunma Sanayi Bakanlığı tarafından geliştirilen QFAB-250 LG bombası, ASELSAN’ın geliştirdiği ASELSAN’ın lazer güdüm kiti (LGK) ile yapılan testlerde tam isabetle hedefleri vurdu. ASELSAN tarafından üretilen LGK, Ar-Ge, prototip geliştirme, yer testleri, platform entegrasyonu ve saha testleri gibi tüm aşamaları kapsayan yoğun iş birliği sonucunda QFAB-250 LG bombasına başarıyla entegre edildi. Bu iş birliği, Azerbaycan ve Türkiye arasında savunma sanayii alanındaki stratejik ortaklığın güçlenmesine de önemli bir katkı sağladı.

Test süreci, Azerbaycan Hava Kuvvetlerine bağlı SU-25 savaş uçakları tarafından gerçekleştirildi. ASELSAN’ın lazer güdüm kiti ile donatılan QFAB-250 LG bombaları, hedefe tam isabetle ulaştı ve belirlenen hedefleri başarıyla imha etti. Uçaklardan atılan bombalar, lazer güdüm sistemi sayesinde yüksek hassasiyetle yönlendirildi ve hedeflere büyük başarıyla ulaştı. Yapılan atış testleri, mühimmatın etkinliğini ve güvenilirliğini bir kez daha kanıtladı.

ASELSAN’ın geliştirdiği LGK’ler, uzun süredir Türk Hava Kuvvetleri tarafından da kullanılıyor ve geleneksel bombaları akıllı mühimmata dönüştürüyor. Bu sistemler, savaş uçaklarına entegre edilen hedefleme podları veya yerden yapılan lazer işaretlemeleri sayesinde, bombanın hedefini hassas bir şekilde bulmasına ve imha etmesine olanak tanıyor. LGK entegreli mühimmatlar, savaş uçaklarının etkinliğini ve vurucu gücünü artıran önemli bir teknoloji olarak öne çıkıyor.

ASELSAN’ın lazer güdüm kitleri, 2. Karabağ Savaşı sırasında da Azerbaycan tarafından etkin bir şekilde kullanılmış ve savaşın seyrinde önemli bir rol oynamıştı. Bu başarılar, Azerbaycan’ın savunma sanayii alanında yaptığı atılımları ve Türkiye ile olan iş birliğini güçlendirdi. İki ülke arasında sürdürülen iş birliği, gelecekte daha gelişmiş sistemlerin Azerbaycan ordusuna kazandırılmasını da hedefliyor.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı ile ASELSAN arasında sürdürülen iş birliği, sadece lazer güdüm kitleriyle sınırlı kalmayacak. İlerleyen dönemde, farklı ASELSAN’ın lazer güdüm sistemleri ve teknolojilerinin de Azerbaycan envanterine dahil edilmesi planlanıyor. Bu sistemler, Azerbaycan Hava Kuvvetlerinin mevcut ve gelecekte tedarik edeceği savaş uçaklarına ve silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) entegre edilebilecek. Bu sayede, Azerbaycan ordusunun vurucu gücü ve operasyonel kabiliyeti daha da artırılacak.

ASELSAN’ın lazer güdüm teknolojilerini içeren projeler, iki ülkenin savunma sanayii alanında teknoloji transferi ve iş birliği konusundaki kararlılığını da ortaya koyuyor. Savunma teknolojilerinde ortak çalışmaların artarak devam etmesi, bölgedeki güvenlik dengelerini de olumlu yönde etkileyecek.

Mars gezegeninde yaşama dair yeni delil bulundu

Mars’ta yaşamın izlerine dair yeni bulgular, Kızıl Gezegen’in bir zamanlar hayatı destekleyebilecek koşullara sahip olabileceğini gösteriyor. NASA’nın Curiosity keşif aracı tarafından yapılan analizler, gezegenin geçmişinde yaşam için uygun şartların var olabileceğini, ancak bu koşulların sadece kısa süreler boyunca sürdüğünü ortaya koyuyor. Mars yüzeyinde bulunan yaşam için hayati öneme sahip elementlerin varlığı, gezegenin bugün gördüğümüz susuz ve çorak hale gelmesine yol açan süreçlerle ilişkili olabilir.

Mars gezegeninde yaşama dair yeni bulgu

Curiosity, 2012 yılından beri Gale Krateri’nde araştırmalar yapıyor ve bu süreçte karbon açısından zengin minerallerin izlerini arıyor. Dünya’da yaşamın temel taşlarından biri olan karbon, Mars’ta da tespit edilmiş olsa da gezegenin yaşanabilir dönemlerinin kısa sürdüğü düşünülüyor. Araştırmacılar, bu bulgulara rağmen yaşamın Mars’ta yeraltında daha elverişli koşullar altında gelişip gelişmediğini anlamak için daha fazla veri gerektiğini belirtiyor.

Mars'ta yaşama dair yeni bulgu ortaya çıktı.

Curiosity’nin son analizlerinde, Mars yüzeyinden toplanan örneklerde ağır karbon ve oksijen izotoplarının bulunduğu tespit edildi. Bu izotoplar, gezegende karbon döngüsü gibi yaşamsal süreçlerin gerçekleşmiş olabileceğini, ancak Dünya’dakinden farklı koşullarda yaşandığını gösteriyor. Araştırmacılar, Mars’ın bir dizi ıslak ve kurak dönemden geçtiğini ve bu döngülerin gezegenin yalnızca kısa süreler boyunca yaşamı destekleyebildiğini öne sürüyorlar. Diğer bir teori ise bu karbonatların aşırı soğuk ve tuzlu sularda oluştuğu, bu tür koşulların yaşamın gelişimi için elverişsiz olduğu yönünde.

Bu yeni keşifler, Mars’taki yaşam arayışının hala devam ettiğini gösteriyor. Araştırmacılar, Mars’ın yüzeyinde olmasa bile yeraltında daha korunaklı bölgelerde yaşam izlerinin olabileceğini düşünüyor. NASA, bu araştırmaları ilerleterek 2030’lu veya 2040’lı yıllarda Mars’a insanlı bir görev düzenlemeyi planlıyor.

TSMC’nin gelirleri beklentileri aştı!

0

Yonga üretimi denilince akla ilk gelen isim olan Tayvanlı TSMC, beklentileri aşan üçüncü çeyrek gelirleriyle yine dikkatleri üzerine çekti. Dünyanın en büyük sözleşmeli yonga üreticisi, hem kendi öngörülerini hem de piyasa tahminlerini geride bırakarak, özellikle yapay zeka alanındaki talep artışının da etkisiyle büyük bir başarıya imza attı.

TSMC’nin gelirleri beklentileri oldukça aştı

Apple, Nvidia, AMD gibi dev isimlerin yanı sıra Intel’e bile üretim yapan TSMC, pandemi sonrasında yaşanan talep düşüşünü geride bırakarak güçlü bir dönüş yaşadı. Şirketin açıkladığı rakamlara göre, Temmuz-Eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte gelirleri 759,69 milyar Tayvan dolarına (yaklaşık 23,62 milyar ABD doları) ulaştı. TSMC, daha Temmuz ayında yaptığı açıklamada, bu dönem için gelir beklentisini 22,4-23,2 milyar dolar bandında tutmuştu.

TSMC'nin gelirleri beklentileri oldukça aştı.
TSMC’nin gelirleri beklentileri oldukça aştı.

Geçilen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında ise TSMC’nin geliri %36,5 gibi etkileyici bir artış gösterdi. 2023 yılının üçüncü çeyreğinde 17,3 milyar dolar gelir elde eden şirket, bu yıl Eylül ayı için açıkladığı 251,87 milyar Tayvan dolarlık (7,8 milyar dolar) gelirle de dikkat çekti. Bu rakam, şirket tarihindeki en yüksek ikinci aylık gelir olarak kayıtlara geçti.

TSMC’nin 2024 yılının ilk dokuz ayındaki toplam satışı ise 2,03 trilyon Tayvan dolarını (62,9 milyar dolar) buldu. Geçen yılla kıyaslandığında %31,9’luk artışı gözler önüne seren bu performans, şirketin gelecek beklentilerini de olumlu yönde etkiliyor. TSMC, 17 Ekim’de yayınlamayı planladığı detaylı raporla birlikte, geleceğe dair öngörülerini de paylaşacak.

Meta AI, 6 yeni ülkede kullanıma sunuluyor!

Şirket, Meta AI’in kademeli olarak daha fazla ülkede kullanılabilir hale geleceğini belirtti. Yakında Orta Doğu’da da hizmete girecek olan bu teknoloji, toplamda 43 ülkede ve onlarca farklı dilde kullanılabilecek.

Meta AI, yaklaşan yeni genişleme aşamasında Cezayir, Mısır, Endonezya, Irak, Ürdün, Libya, Malezya, Fas, Suudi Arabistan, Sudan, Tayland, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Vietnam ve Yemen gibi ülkelerde hizmete girecek. Ayrıca, Meta AI’in bu genişleme sürecinin sonunda Arapça, Endonezce, Tayca ve Vietnamca dillerini de destekleyeceği bildirildi.

Meta AI, Facebook, Instagram, WhatsApp ve Messenger uygulamaları üzerinden kullanılabilecek. Ayrıca Meta.ai web sitesinde de erişime açık olacak. Geçtiğimiz ay düzenlenen Meta Connect etkinliğinde Zuckerberg, Meta AI’nin dünya çapında yaklaşık 500 milyon kullanıcıya ulaştığını belirtti. Yıl sonuna kadar Meta AI’in dünyanın en çok kullanılan asistanı olma yolunda ilerlediğini de sözlerine ekledi.

Meta’nın Mali İşler Müdürü Susan Li, 2024 yılının ikinci çeyrek mali raporunda Hindistan’ın Meta AI’in en büyük pazarı olduğunu söyledi. WhatsApp’ın Hindistan’da 500 milyondan fazla kullanıcıya sahip olması bu duruma büyük katkı sağlıyor.

Meta çalışanı

Meta AI’in son güncellemeleri arasında ünlülerin sesleriyle yanıt verme ve dudak senkronizasyonlu çeviriler gibi yeni özellikler yer alıyor. Ayrıca, “Imagine” isimli yapay zeka destekli özellik, doğal dil komutlarıyla fotoğraf oluşturma yeteneğini Facebook, Instagram ve Messenger’da genişletti. Artık Meta AI, kullanıcıların fotoğraflarını anlayabiliyor, soruları yanıtlayabiliyor ve fotoğrafları düzenleyebiliyor.

Rüyalar arası iletişim çağı başlıyor!

0

Zeki Müren’in yıllar önce “Rüyalarda Buluşuruz” diyerek dile getirdiği şey, bir Amerikan-Rus nöroteknoloji girişimi olan REMspace sayesinde gerçeğe dönüşüyor gibi görünüyor. Kulağa bilim kurgu senaryosu gibi gelse de REMspace, iki kişi arasında rüya esnasında ilk kez çift yönlü iletişim kurmayı başardıklarını iddia ediyor. Bu iletişimin sırrı ise “lucid dream” olarak da bilinen, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu “bilinçli rüya” deneyiminde yatıyor.

Rüyalar arası iletişim çağı başlayacak

REMspace, özel olarak geliştirdikleri ekipmanlar sayesinde iki kişinin aynı anda bilinçli rüya görmelerini ve bu esnada birbirleriyle mesajlaşmalarını sağladıklarını belirtiyor. Henüz bilimsel hakem onayından geçmemiş olsa da, bu iddia doğrulanırsa rüya araştırmaları alanında devrim niteliğinde bir gelişme olabilir.

REMspace’in kurucusu Michael Raduga, daha önce de kendi kafatasına mikroçip yerleştirerek rüyalarını kontrol etmeye çalışmasıyla gündeme gelmişti. Ölüm riskine rağmen bu deneyin önemine inanan Raduga ve ekibi, şimdi de rüyalar arası iletişimle dikkatleri üzerine çekmiş durumda.

Şirket yetkilileri, deneylerde iki farklı katılımcının birbirinden bağımsız şekilde rüya görürken, özel bir kelime aracılığıyla iletişim kurduklarını ifade ediyor. Bu etkileşimin kaydedildiğini ve rüyalarda ilk kez “sohbet” gerçekleştirildiğini belirtiyorlar.

REMspace, bilinçli rüyaların özellikle de REM uykusu sırasında gerçekleşenlerin, zihinsel sağlık sorunlarından yeni beceri öğrenmeye kadar birçok alanda kullanılabileceğine inanıyor. Rüyalardaki kabusların azaltılmasından fobilerle yüzleşmeye ve kişisel sorunların çözülmesine kadar birçok potansiyelin üzerinde duruyorlar. Hatta rüya esnasında tespit edilen ve “Remmyo” adı verilen bir “rüya dili” geliştirdiklerini de iddia ediyorlar. Bu dilin, rüya sırasında üretilen seslerin elektromiyografi sensörleri ile yakalanmasıyla iletişimi sağlayabileceği düşünülüyor.

Tüm bu iddiaların ve geliştirilen teknolojilerin gerçekten işe yarayıp yaramadığı, bilim dünyasının yapacağı bağımsız incelemelerden sonra netleşecek. Eğer REMspace’in çalışmaları doğrulanırsa, rüya araştırmalarında yeni bir dönem başlayacak ve belki de birkaç yıl içinde rüya iletişimi günlük hayatımızın bir parçası haline gelecek.

Nvidia ve MediaTek, işlemci alanında işbirliğine gidiyor!

0

Yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği şu günlerde, teknoloji devleri de bu alanda güçlerini birleştirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda dikkat çekici bir işbirliğine imza atan Nvidia ve MediaTek, “AI PC” pazarını hedefleyen yeni yonga çözümlerini 2025’in ikinci yarısında kullanıcıların beğenisine sunmaya hazırlanıyor. Bu güçlü işbirliğinin meyveleri, Lenovo, Dell, HP ve ASUS gibi önde gelen bilgisayar üreticilerinin yeni nesil cihazlarında hayat bulacak.

Nvidia ve MediaTek, işlemci alanında işbirliğine gidecek

Bilgisayar grafik işlemcileri denilince akla gelen ilk isimlerden Nvidia’nın gücü, mobil işlemciler alanında önemli bir konuma sahip olan MediaTek’in tecrübesiyle birleşiyor. Bu iki dev şirketin güçlerini birleştirerek geliştirdiği yeni yonga çözümü, Qualcomm’un Snapdragon X Elite ve Intel’in Lunar Lake gibi iddialı mobil işlemcilerine rakip olmayı hedefliyor.

Sızan bilgilere göre Nvidia ve MediaTek ortaklığında geliştirilen yeni yapay zeka yongası, TSMC’nin gelişmiş 3nm üretim süreciyle üretilecek ve ARM mimarisine dayanacak. Ayrıca Nvidia’nın yeni nesil entegre grafik işlemcisinin (iGPU) de bu yonga setinde yer alması bekleniyor.

Lenovo, Dell, HP ve ASUS gibi dev bilgisayar üreticilerinin bu yeni yapay zeka yongasını sistemlerine entegre etmeye hazırlandıkları belirtiliyor. Bu durum, yapay zeka destekli bilgisayar pazarında rekabeti kızıştırırken, tüketicilere de daha fazla seçenek sunacak. Nvidia ve MediaTek ortaklığı, kullanıcıların AMD, Intel ve Qualcomm gibi alışılmış isimlerin ötesinde, yeni ve inovatif çözümlere yönelmelerine olanak sağlayacak.

Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanabilir!

0

Google, hızla artan enerji ihtiyacını karşılamak için yeni ve sürdürülebilir çözümler arıyor. Yapay zeka gibi teknolojilerin yükselişiyle birlikte veri merkezlerinin enerji talebi de katlanarak artıyor. Bu durum, Google gibi teknoloji devlerini daha güvenilir ve çevre dostu enerji kaynaklarına yönelmeye zorluyor. İşte tam da bu noktada nükleer enerji, Google için cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanmak istiyor

Google’dan Amanda Peterson Corio, şirketin ABD ve diğer ülkelerdeki enerji sağlayıcılarıyla nükleer enerji kullanımını görüştüğünü açıkladı. Corio, Google’ın doğrudan elektrik satın alımının zorluklarına dikkat çekerek, nükleer enerji gibi yeni ve gelişmiş teknolojilerin elektrik şebekesine nasıl entegre edilebileceğini araştırmak için enerji sektöründeki ortaklarla çalıştıklarını belirtti. Japonya gibi nükleer enerji konusunda deneyimli ülkelere de ilgi gösteren Google, bu alandaki araştırmalarını küresel çapta sürdürüyor.

Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanmak istiyor.
Google, veri merkezlerinde nükleer enerji kullanmak istiyor.

Aslında Google, veri merkezleri için nükleer enerjiyi değerlendiren tek teknoloji devi değil. Microsoft ve Amazon gibi sektör liderleri de fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak ve karbon ayak izlerini küçültmek amacıyla nükleer enerjiye yöneliyor. Örneğin Microsoft, Pensilvanya’daki devre dışı bırakılmış Three Mile Island nükleer santralinden enerji satın alma anlaşması imzalarken, Amazon da aynı eyalette nükleer enerjiyle çalışan bir veri merkezi satın aldı.

Google, uzun vadeli büyüme hedefleri doğrultusunda kesintisiz ve güvenilir enerjiye erişimin hayati önem taşıdığının altını çiziyor. Bu durum, nükleer enerjinin sağladığı sürekli ve istikrarlı enerji üretimiyle mükemmel bir uyum sağlıyor. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda Google gibi teknoloji devlerinin veri merkezlerini beslemek için nükleer enerjiye daha fazla yöneldiğini görebiliriz.

Samsung’un yeni mali raporları ortaya çıktı! İşte son durum

Teknoloji devi Samsung, zorlu bir dönemden geçiyor ve şirketin üst düzey yöneticileri, beklenenin altında kalan finansal performans nedeniyle özür dilemek zorunda kaldı. Samsung Electronics, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde kârının beklentileri karşılayamadığını açıkladı. Bu durumun en önemli sebebi, yapay zeka çipleri pazarındaki rekabette yaşanan gerileme olarak gösteriliyor.

Samsung Electronics’de kriz devam ediyor

Samsung, özellikle yapay zeka alanında lider konumda bulunan Nvidia gibi şirketlere üst düzey çip tedarikinde rakiplerinin gerisinde kalmış gibi görünüyor. Yapay zeka sunucularında kullanılan ve yüksek kâr marjına sahip HBM belleklerinde Samsung, SK Hynix ve Micron gibi rakipleriyle rekabet etmekte zorlanıyor. Şirket yetkilileri, üst düzey HBM3E yongalarının önemli bir müşteriye satışının beklenenden geç kaldığını itiraf etti. Bu müşterinin Nvidia olduğu tahmin ediliyor.

Samsung yapay zeka

Samsung, 30 yıldır dünyanın en büyük bellek çipi üreticisi konumunda bulunuyor. Ancak son dönemde hem geleneksel hem de ileri teknoloji çipleri pazarında rekabet giderek kızışmış durumda. Özellikle Çinli üreticilerin hızlı yükselişi, Samsung’un pazar payını tehdit ediyor. Akıllı telefonlar gibi cihazlarda kullanılan geleneksel çiplerin satışında da Çinli rakiplerin yarattığı baskı hissediliyor.

Yaşanan bu zorluklar, Samsung’un hisselerinin değer kaybetmesine de neden oldu. Şirketin hisseleri, yılbaşından bu yana %20’den fazla değer kaybetti.

Yine de Samsung yetkilileri, yaşanan bu krizi aşabileceklerine inanıyor. Şirket, uzun vadeli teknolojik rekabet gücünü artırmaya odaklanarak, gelecekte daha güçlü bir konuma gelmeyi hedefliyor. Ancak önümüzdeki dönemde Samsung’u zorlu bir süreç bekliyor.

Dev site hacklendi: 31 milyon kullanıcının şifresi çalındı!

Son zamanlardaki siber saldırılar malesef önüne geçilemez bir hal almaya başladı. Son kurban ise milyonlarca kullanıcı için dijital tarihin koruyucusu olarak bilinen Internet Archive oldu. Site, 31 milyon kullanıcının kişisel verilerini içeren bir veri ihlaline maruz kaldı. Aynı gün içinde yoğun bir DDoS saldırısı ile karşı karşılaştı. İşte detaylar…

Internet Archive siber saldırının hedefi oldu! 31 milyon kullanıcının tüm verileri çalındı

Öncelikle olay, sitenin giriş sayfasında beliren bir pop-up mesajıyla duyuruldu. Saldırganların, mesajı eklemek için sitenin JavaScript kitaplığını kullanarak sitede değişiklik yaptığı söyleniyor. Mesajda, kullanıcı verilerinin çalındığı ve verilerin Have I Been Pwned gibi veri ihlali sitelerinde ortaya çıktığı ifade edildi.

Internet Archive sorumlusu Brewster Kahle, saldırıyı doğrulayarak sitenin güvenliğiyle ilgili acil önlemler aldıklarını ve sistemleri güçlendirmeye çalıştıklarını açıkladı. Ayrıca, sitenin barındırdığı dev internet kütüphanesi de devre dışı bırakıldı. Saldırının arkasındaki motivasyon ise belirsizliğini koruyor. DDoS saldırısı sırasında saldırganlar herhangi bir gerekçe sunmadan sadece “yapabiliyoruz diye yapıyoruz” şeklinde açıklamalarla olayın ciddiyetini daha da artırdı.

Siber saldırı sonrası tüm kullanıcılardan şifrelerini değiştirmeleri tavsiye edildi. Buna benzer büyük saldırıların, yalnızca verilerin çalınması riskini değil, önemli dijital kaynakların erişilemez hale gelmesi gibi ciddi sonuçları da beraberinde getirebileceği ifade ediliyor.

Internet Archive gibi geniş bir dijital arşive sahip bir platformun böylesine ciddi bir saldırıya maruz kalması, endişelerini artırmış durumda. Saldırının etkilerinin uzun vadede nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil, ancak olay, site sahiplerine güvenliğin ne kadar kritik olduğunu açıkça göstermiş oldu.

OpenAI, 5 büyük şehirde daha ofis açıyor!

OpenAI, bu yeni ofislerle birlikte San Francisco, Londra, Dublin ve Tokyo’daki mevcut varlığını genişletiyor.

Bu adım, OpenAI’nin 6,6 milyar dolarlık yatırım turunu tamamlamasının ve bazı üst düzey yöneticilerin ayrılmasının ardından geliyor. Şirketin küresel operasyonlarını yönetecek isim olarak ise Asana’nın eski gelir sorumlusu Oliver Jay seçildi. Jay, Singapur’dan sorumlu genel müdür olarak, şirketin uluslararası genişlemesini yönetecek.

Şirketin Singapur’daki yeni ofisi, Asya Pasifik bölgesindeki müşterilere ve iş ortaklarına hizmet verecek. Şirket, bu yıl sonuna kadar açılması planlanan ofis için mühendis alımlarına şimdiden başladı. OpenAI’in Asya’daki ikinci ofisi olacak bu merkez, Tokyo’da açılan ilk Asya ofisinin ardından geliyor.

Singapur, şirketin teknolojisine en yüksek talebi gösteren ülkeler arasında yer alıyor. Şirket, yıl başından bu yana ülkedeki aktif ChatGPT kullanıcı sayısının iki katına çıktığını belirtti. OpenAI, yapay zeka teknolojilerinin Singapur’da daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla AI Singapore ile iş birliği yapacağını duyurdu.

OpenAI kopya içerik

OpenAI CEO’su Sam Altman, Singapur’un teknoloji inovasyonundaki öncü rolüne dikkat çekerek, yapay zekanın toplumsal ve ekonomik faydalarını vurguladı. Altman, Asya Pasifik bölgesine genişlemeyi heyecan verici bulduklarını ve Singapur’daki güçlü yapay zeka ekosistemi ile çalışmayı dört gözle beklediklerini belirtti.

OpenAI’nin yeni ofis açma planları, şirketin küresel büyüme stratejisinin bir parçası olarak önemli bir adım teşkil ediyor. Bu genişleme, Asya Pasifik bölgesindeki müşteri ve ortaklarla daha güçlü bir ilişki geliştirmeye yardımcı olacak. Böylece, OpenAI’nin yapay zeka teknolojilerini daha fazla kullanıcıya ulaştırması hedefleniyor.

Türk Telekom, Alaian ağına katıldı!

0

Türk Telekom, telekomünikasyon sektöründeki global iş birliklerini güçlendirmek amacıyla, dünya genelinde 70’ten fazla ülkede faaliyet gösteren dokuz büyük operatörün yer aldığı “Alaian” adlı global ağın bir parçası oldu. Bu katılımla birlikte Alaian ağındaki şirket sayısı 10’a yükselirken, Türk Telekom, sektöre yön veren yenilikçi çözümler geliştirme ve girişimlerin uluslararası düzeyde desteklenmesi konularında önemli bir adım attı.

Alaian, telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren büyük operatörlerin açık inovasyon yoluyla yeni teknolojileri değerlendirmesini ve sektördeki dönüşümü desteklemeyi hedefleyen bir yapı. Türk Telekom’un bu ağa katılmasıyla birlikte, Cellnex, KPN, MTN, NOS, Omantel, Orange, STC, TIM ve Telefonica gibi önde gelen global telekomünikasyon şirketleriyle birlikte ortak projeler geliştirme imkanı doğdu.

Türk Telekom, girişimlerin global arenada taranması, yenilikçi çözümler geliştirilmesi ve sektöre fayda sağlayacak projelere yatırım yapılması gibi konularda Alaian ile iş birliği yapacak.

Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, bu gelişmeyi değerlendirirken Türkiye’nin teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke olma vizyonuna katkı sağlama hedeflerini vurguladı.

Özhan, “Alaian’a dahil olan ilk Türk şirketi olarak, yenilikçi çözümler sunan girişimlerin desteklenmesi ve dünya standartlarını belirleyen inovasyonların geliştirilmesi için uluslararası iş birlikleri kuracağız. Bu ağ, girişim ekosistemimizi globale açmak ve yeni teknolojilere erişimi kolaylaştırmak adına önemli bir köprü görevi görecek,” dedi.

Türk Telekom, Alaian ile yaptığı bu iş birliği sayesinde girişimcilik ekosistemini uluslararası düzeyde daha geniş bir ağa yaymayı ve Türkiye’nin dijital dönüşümünde öncü bir rol üstlenecek.

Ayrıca şirket, girişim hızlandırma programı PİLOT ve girişim sermayesi şirketi TT Ventures aracılığıyla geleceğin teknolojilerine yatırım yaparak yenilikçi fikirlerin dünya pazarlarına açılmasına destek olmaya devam ediyor. Şirket ayrıca, ABD Silikon Vadisi’nde kurduğu ofis ile Türk girişimlerinin global arenaya ulaşmasına olanak sağlıyor.

Alaian ağına katılım, Türk Telekom’a global girişimcilik ekosisteminde daha fazla görünürlük ve etki alanı sağlarken, girişimlerin uluslararası düzeyde seçilmesi, değerlendirilmesi ve açık inovasyon projelerinin geliştirilmesi konusunda önemli fırsatlar sunacak. Ağ, periyodik toplantılar aracılığıyla en iyi uygulamaların ve başarılı iş modellerinin paylaşılmasına da olanak tanıyor.

Küresel bilgisayar satış rakamları belli oldu! Büyük sürpriz

0

2024 yılı üçüncü çeyrek resmi bilgisayar satış rakamları açıklandı ve sektörü yakından ilgilendiren bazı önemli sonuçlar ortaya çıktı. Genel olarak baktığımızda, küresel bilgisayar pazarı, 2023’ün aynı dönemine kıyasla hafif bir daralma yaşadı. Geçen yıl 70,5 milyon adet olan toplam satış rakamı, bu yıl 68,8 milyona geriledi. Bu düşüşte, teknoloji devi Apple’ın yaşadığı büyük düşüşün payı yadsınamaz.

Küresel bilgisayar satış rakamları netleşti

Bir önceki yılın aynı döneminde 7 milyon adet bilgisayar satan Apple, bu yıl bu rakamı 5,3 milyona düşürerek %24,2’lik ciddi bir daralma yaşadı. Bu düşüş, Apple’ın marka sıralamasında da gerilemesine neden oldu. Geçtiğimiz yıl dördüncü sırada yer alan şirket, bu yıl yerini Asus’a kaptırdı. %10’luk bir büyüme yakalayan ve 5,5 milyon satış gerçekleştiren Asus’un bu başarısında, uygun fiyatlı ürün gamının ve agresif pazarlama stratejilerinin etkili olduğu düşünülüyor.

Öte yandan sektörün genel liderliği, uzun süredir olduğu gibi yine Lenovo, HP ve Dell arasında paylaşıldı. Bu üç dev marka, güçlü satış rakamlarıyla pazar hakimiyetlerini korumayı başardılar.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, teknoloji dünyasında yeni bir dönem başlatan yapay zeka destekli bilgisayarlar da dikkat çekici bir yükseliş trendi sergilemeye devam ediyor. Yılbaşından bu yana satışlarını ikiye katlayan bu yeni nesil bilgisayarlar, önümüzdeki dönemde pazar dinamiklerini tamamen değiştirebilecek bir potansiyele sahip. Özellikle Microsoft’un geliştirdiği Copilot+ AI gibi yapay zeka destekli işletim sistemleriyle donatılmış dizüstü bilgisayarların, önümüzdeki dönemde satış rakamlarını katlayarak artırması ve bilgisayar kullanım alışkanlıklarında köklü değişimlere yol açması bekleniyor.

Uzmanlar, yapay zeka destekli bilgisayarların yanı sıra Apple’ın yeni nesil M4 işlemcileriyle donatılmış Mac modellerinin de premium bilgisayar pazarında önemli bir hareketlilik yaratacağını öngörüyor. Kullanıcılara yüksek performans ve enerji verimliliği sunan bu üst segment cihazların, önümüzdeki dönemde hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılardan yoğun talep görmesi bekleniyor.

Xiaomi Otomobil üretimini hızlandırıyor!

Teknoloji dünyasında kendini kanıtlamış olan Xiaomi, sürpriz bir hamleyle otomotiv sektörüne adım atarak büyük ilgi topluyor. Şirketin Çin’deki otomobil fabrikasında ikinci faza geçildiği açıklandı. Xiaomi’nin üretim kapasitesini artırmayı hedeflediği bu adım, sadece iki ay gibi kısa bir sürede fabrikadaki çelik iskeletin tamamlanmasıyla dikkat çekiyor. 2025 yılında faaliyete geçmesi planlanan bu genişleme, şirketin gelecekteki üretim hacmini önemli ölçüde yükseltecek.

Xiaomi, Mart 2024’te satışına başladığı ilk elektrikli otomobil modeli SU7 ile sektörde büyük bir talep patlaması yaşadı. Hem tasarımı hem de teknolojik donanımlarıyla dikkat çeken SU7, kısa sürede büyük ilgi gördü. Ancak, bu yüksek talep teslimat sürelerinin uzamasına neden oldu; şu an SU7’nin teslimatı sekiz aya kadar sürebiliyor. Xiaomi’nin fabrikanın ikinci fazını tamamlamaya yönelik bu hamlesi, teslimat sürelerini kısaltmak ve talepleri daha hızlı karşılamak için stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Planlara göre, ikinci faz tamamlandığında fabrika yer üstünde 391.500 m², yer altında ise 8.503 m² kapalı alana sahip olacak. Ayrıca, fabrikanın yüzde 15’i yeşil alan olarak ayrılırken, binden fazla araçlık park yeri de inşa edilecek. Fabrikanın maksimum bina yüksekliği ise 16 metre olarak belirlendi.

Bu genişleme aynı zamanda Xiaomi’nin ikinci elektrikli SUV modeli olan MX11’in piyasaya sürülmesini de hızlandıracak. MX11’in piyasaya çıkış tarihi yaklaştıkça, şirketin otomobil sektöründeki varlığı daha da güçleniyor. Bunun yanında, Xiaomi 1525 beygir gücündeki SU7 Ultra modelini de önümüzdeki yıl piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu yeni modelin, şirketin elektrikli araç portföyünü daha da güçlendirmesi bekleniyor.

Xiaomi’nin SU7 modelinin Çin’deki fiyatı yaklaşık 31 bin dolar civarından başlıyor. Çinli teknoloji devi, 2024 yılı için belirlediği 100 bin adetlik satış hedefine ise Kasım ayında ulaşmayı planladığını duyurdu. Bu büyük hedefe ulaşma yolunda Xiaomi, genişlettiği üretim kapasitesiyle rekabetçi fiyatlar sunmaya devam ediyor.

Xiaomi’nin otomotiv dünyasındaki bu hızlı yükselişi, şirketin sadece teknoloji değil, otomotiv sektöründe de ciddi bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor. Fabrikanın ikinci fazının tamamlanmasıyla birlikte, şirketin daha fazla model piyasaya sürmesi ve elektrikli araç pazarında kendine sağlam bir yer edinmesi bekleniyor.

Webrazzi, yenilenen Online: Demo Day canlı yayın serisiyle geri döndü!

0

Webrazzi, girişimcilik dünyasında heyecan uyandıran yeni bir duyuru yaparak yenilenen Webrazzi Online: Demo Day canlı yayın serisinin geri döndüğünü açıkladı. İlk olarak 2017 yılında başlatılan ve girişimcilerin projelerini geniş kitlelere tanıtma fırsatı bulduğu bu seri, yeniden yapılandırılarak 10 Ekim tarihinde canlı yayınlara başladı. Serinin ilk bölümü saat 11.00’de gerçekleşti ve beş girişim sahne alarak projelerini tanıtma şansı yakaladı.

Webrazzi Online: Demo Day canlı yayınları geri döndü!

Arda Kutsal’ın sunumuyla gerçekleşen Webrazzi Online: Demo Day, her iki haftada bir düzenlenecek. Dört farklı girişimin sahne alacağı canlı yayınlarda girişimciler, projelerinin detaylarını beş dakikalık sunumlarla paylaşacak.

Sunumların ardından ise soru-cevap bölümü ile girişimciler, projeleri hakkında daha fazla bilgi sunarak Arda Kutsal’ın sorularını yanıtlayacak. Programın amacı, henüz geniş kitlelere ulaşmamış yenilikçi girişimleri ve projeleri tanıtarak yatırımcılarla buluşturmak ve girişimcilere daha fazla görünürlük sağlamak.

Webrazzi, geçmiş yıllarda elde edilen deneyimlerin ışığında Demo Day formatını geliştirerek daha fazla girişimciye ulaşacak. Yayınlar, Webrazzi ofisinden canlı olarak gerçekleştirilecek ve sürpriz konukların katılımıyla zenginleştirilecek.

Programın yenilikleri arasında farklı dikeylerdeki girişimlere açık olması ve herhangi bir alan kısıtlamasının bulunmaması dikkat çekiyor. Böylece teknoloji, sağlık, finans ve daha birçok alandaki girişimler Webrazzi Online: Demo Day sahnesinde yer alabilecek.

Seriye katılmak isteyen girişimciler için başvuru süreci de başladı. Webrazzi’nin editoryal ekibi başvuruları detaylıca inceleyerek programa katılacak girişimleri seçecek. Seçimlerin ardından canlı yayın tarihleri ve katılımcı girişimlerle ilgili tüm bilgiler kamuoyuyla paylaşılacak.

Tesla’da Robotaksi etkinliği öncesi istifa depremi: 4 üst yönetici görevinden ayrıldı

Tesla, büyük bir merakla beklenen Robotaxi etkinliğine hazırlanırken, şirketten dört üst düzey yöneticinin ayrılması gündeme bomba gibi düştü. Son bir hafta içinde Elon Musk’a doğrudan rapor veren dört yönetici, görevlerinden istifa etti. Bu gelişmeler, Tesla’nın Perşembe günü gerçekleştirmeyi planladığı Robotaxi Günü etkinliği öncesinde dikkat çekici bir sarsıntıya neden oldu.

Tesla’da ayrılık dalgası: 12 yıllık isim veda etti

Tesla’nın üst düzey yöneticilerinin ayrılık haberleri ilk olarak 3 Ekim’deki genel toplantıda duyuruldu. Şirketin Bilgi Teknolojileri Müdürü Nagesh Saldi, yaklaşık 12 yıl süren görevinden ayrıldığını açıkladı. Ayrıca, Tesla’nın Kamu Politikası ve İş Geliştirme Direktörü Jos Dings1 Ekim’de LinkedIn üzerinden şirketten ayrıldığını duyurdu. Dings, kariyerine bir süre ara vereceğini belirtti.

C

6 Ekim’de küresel araç otomasyonu ve güvenlik politikaları lideri Marc Van Impe de LinkedIn’den ayrılığını açıkladı ve SpaceX’te danışman olarak devam edeceğini duyurdu. Van Impe ve Dings, Nisan ayında Tesla’dan ayrılan Kamu Politikası ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Rohan Patel‘e bağlı çalışıyordu.

Tesla’da yaprak dökümü: eski program yöneticileri de gidiyor

Yalnızca birkaç gün sonra, Tesla’nın eski Model S ve Model X program yöneticisi David Zhang4 Ekim’deLinkedIn’de şirketten ayrıldığını açıkladı. Zhang’ın profiline göre, Tesla’dan Temmuz ayında ayrıldığı, ancak bu ayrılıkla ilgili daha önce bir açıklamada bulunmadığı görüldü. Ayrıca, Tesla’nın eski Araç Programları Başkanı Daniel Ho da 29 Eylül’de Tesla’dan ayrıldığını ve Google’ın otonom araç girişimi Waymo’ya katıldığını duyurdu.

Ho’nun ayrılığı aslında Nisan ayında Elon Musk tarafından duyurulmuştu. Bu dönemde Musk, Tesla’daki çalışan sayısını yüzde 10 azaltma planını açıklamıştı. Nisan ayında, Tesla’nın güç aktarma ve elektrik mühendisliği kıdemli başkan yardımcısı Drew Baglino ve Supercharging kıdemli direktörü Rebecca Tinucci de şirketten ayrılan isimler arasında yer almıştı.

Son bir yılda 8 üst yönetici gitti

Tesla’daki üst yönetim kadrosu, son bir yıl içinde sekiz kritik ismi kaybetti. Elon Musk’ın doğrudan rapor aldığı bu isimlerin ayrılması, şirketin üst düzey kadrosunda büyük değişimlere yol açtı. CNBC-e’nin haberine göre, Musk şu anda 30’dan fazla doğrudan raporu denetliyor.

Tesla’dan yapılan açıklamalarda, bu üst düzey ayrılıklara ilişkin resmi bir yorum yapılmadı. Ayrılan dört yönetici de konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçındı.

Musk’ın liderlik tarzı ve iç huzursuzluk

Eski çalışanlar, bu ayrılıkların Tesla’daki değişken yapının bir parçası olduğunu belirtiyor. Bir eski yönetici, “Her birkaç yılda bir Elon gelir ve personel sayısını azaltır ya da yeniden yapılanma olur. Bu, her şeyi baştan inşa etmeniz gerektiği anlamına gelir,” dedi. Çalışanlar, Musk’ın bu hızlı temposuna ayak uydurmanın zorlaştığını ve tükenmişlik hissininyaygınlaştığını ifade ediyor.

Özellikle Musk’ın 2022 yılında Twitter’ı satın alması, Tesla içinde huzursuzluğa neden oldu. Şirket içindeki bazı çalışanlar, Musk’ın bu satın almayla dikkatini dağıttığını ve Tesla’nın vizyonundan uzaklaştığını düşünüyor.