Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 498

LinkedIn’de iş bulma taktikleri: profilinizi Öne çıkarmanın yolları

0

LinkedIn’de milyonlarca profesyonel ve şirket varken, öne çıkmak ve iş arama aracından yararlanmak önemli. LinkedIn’de iş bulma için etkili bir strateji oluşturmak da aynı derecede önemlidir. Etkili LinkedIn iş arama stratejisi için becerilerinizi, deneyiminizi ve başarılarınızı sergilemek için profilinizi optimize edin. Meslektaşlarınız, sınıf arkadaşlarınız ve sektör profesyonelleriyle bağlantı kurarak güçlü bir profesyonel ağ kurun. İlgi duyduğunuz şirketleri belirleyin ve takip ederek iş ilanları ve haberleri hakkında güncel kalın.

LinkedIn’in iş arama gücünü anlamak, her iş arayan için önemlidir. LinkedIn’de iş bulma süreci sabır ve doğru stratejiler gerektirir. LinkedIn sadece bir sosyal ağ platformu değil. Aynı zamanda profesyonel ağ oluşturma ve iş arama için güçlü bir araçtır.

LinkedIn’de iş bulma taktikleri

LinkedIn, sektörünüzdeki profesyonellerle bağlantı kurmanız, ağınızı genişletmeniz ve becerilerinizi ve deneyiminizi sergilemeniz için eşsiz bir fırsat sunar. LinkedIn’de iş bulma sürecinde güçlü bir çevrimiçi varlık oluşturmanız önemlidir. Güçlü bir çevrimiçi varlık oluşturmanıza ve kendinizi alanınızda bir düşünce lideri olarak konumlandırmanıza olanak tanır. LinkedIn’in iş arama için en önemli avantajlarından biri, geniş bir iş fırsatları havuzuna erişim olanağıdır. Birçok şirket, iş ilanları ve nitelikli adaylar için LinkedIn’i aktif olarak kullanıyor. Profilinizi optimize ederek, alakalı anahtar kelimeler kullanarak ve sektörle ilgili içeriklerle etkileşim kurarak görünürlüğünüzü artırabilir ve potansiyel işverenleri çekebilirsiniz.

Ayrıca LinkedIn, iş ilanları için çeşitli araçlar ve özellikler sağlıyor. LinkedIn’de iş bulma çabalarını destekleyen bu araçlar arasında, iş aramalarını konuma, sektöre ve anahtar sözcüğe göre yapma yeteneği ve iş uyarıları ayarlama ve yeni iş ilanları için bildirim alma seçeneği dahildir. Ayrıca LinkedIn, şirketler ve sektörler hakkında değerli içgörüler ve bilgiler sağlar. Şirketlerin, kültürleri ve değerleri hakkında bilgi edinebilirsiniz. Ayrıca alanınızdaki iş piyasası trendleri hakkında daha iyi bir anlayış kazanabilirsiniz.

Genel olarak LinkedIn’de iş bulma, iş arama çabalarınızı büyük ölçüde artıran güçlü bir platformdur. Özelliklerinden yararlanarak, profesyonellerle ağ kurarak ve sektörle ilgili gruplarda aktif kalarak doğru iş fırsatını bulma ve kariyerinizi ilerletme şansınızı artırabilirsiniz.

LinkedIn profilinizi optimize etmek, LinkedIn’de iş bulma sürecinde başarılı olmanız için çok önemlidir. Profiliniz, çevrimiçi özgeçmişiniz ve profesyonel markanız olarak hizmet eder, bu nedenle öne çıkması ve potansiyel işverenlerin dikkatini çekmesi önemlidir.

Video içerik üretiminde yaratıcı yaklaşımlar nelerdir? İzleyici etkileşimini artırın

0

Wyzowl’un araştırmasına göre, pazarlamacıların yüzde 86’sı videoyu bir pazarlama aracı olarak kullanıyor. Ayrıca yüzde 81’i video içerik üretiminde yaratıcı olduğunda videoların satışlarda anında artışa yol açtığını bildirdi.

Yatırım getirisi inkar edilemez olsa da, video içerik üretiminde yaratıcı bir strateji uygulamak zor görünebiliyor. Markanızın fark edilmesini sağlamak, dikkat çekmek için çabalayan çok sayıda görüntülü reklamla zordur. Video yaratıcılığı yorgunluğu yaygın. İnsanlar her gün aynı eski reklamlardan sıkılıyor. Video reklamlarının, izleyicilerinizin dikkatini saniyeler içinde çekmesi gerekiyor.

Video içerik üretiminde yaratıcı yaklaşım

Sosyal medyada video etkileşimi şu ölçütleri ölçüyor:

  • Beğeniler
  • Yorumlar
  • Paylaşımlar

İnsanlar her zamankinden daha fazla farklı türde içeriğe erişebiliyor. Doğal olarak, dikkatlerini nereye odaklayacakları konusunda daha seçici hale geldiler. Böylelikle durup video reklamınızla etkileşime girmek için bir nedene ihtiyaç duyuyorlar.

Reklamlar, markanıza olumlu tepkiler vermek için alakalı, ilgi çekici ve belirli kitlelere yönelik olmalıdır. Video prodüksiyon şirketi Wyzowl, 2022 Pazarlama Videosu Durumu raporunda, video içerik üretiminde yaratıcı olan çoğu pazarlama uzmanının (yüzde 62) video etkileşimini en önemli ölçüt olarak gördüğünü buldu. Video etkileşimini doğru şekilde elde etmek önemli. Çünkü pazarlamacıların yüzde 86’sı videonun potansiyel müşteri yaratmalarına yardımcı olduğunu söylüyor.

Ancak, görüntülemeler ve tıklamalar başarının ölçülmesinde eşit derecede önemliydi. Video etkileşiminin net satışlardan (yüzde 27) daha öncelikli olduğunu gösterdi. Görüntülemelere ve etkileşime odaklanma belki de şaşırtıcı değil. Çünkü video reklamları genellikle müşteri yolculuğunun değerlendirme aşamasında uygulanır.

Etkileşim, sosyal medyadaki beğeniler ve yorumlar gibi markanızla etkileşimleri içerebilir. Bu tür nitel veriler, videonuzun izleyicileriniz üzerindeki duygusal etkisini gösterir. Ayrıca odaklanılacak gelecekteki konuları ve açıları belirlemenize yardımcı oluyor.

Google’a göre, video etkileşiminin gerçekleşmesi için kullanıcının en az 10 saniye boyunca bir video reklamını izlemesi gerekiyor. Reklam 10 saniyeden kısaysa, etkileşim olarak sayılması için müşterinin videonun tamamını izlemesi gerekir. Etkileşim oranı, kişilerin reklamınızla etkileşime girme sayısının reklamın gösterilme sayısına bölünmesiyle elde ediliyor.

PS5 Pro devrimi başlıyor: Bu oyunlar daha da güzel görünecek!

Sony’nin uzun süredir beklenen yeni oyun konsolu PlayStation 5 Pro, nihayet oyun dünyasına adım attı. Daha güçlü donanımıyla dikkat çeken PS pro oyunculara daha gerçekçi grafikler ve daha akıcı oyun deneyimi sunmayı hedefliyor.

PlayStation 5 Pro, gelişmiş GPU’suışın izleme teknolojisi ve yapay zeka destekli çözünürlük yükseltme gibi özelliklerle oyun dünyasında yeni bir çığır açıyor. Sony’nin Game Boost özelliği ise, eski nesil oyunların bile PS5 Pro’nun gücünden faydalanmasını sağlayacak.

En popüler oyunlar PS5 Pro’ya uyum sağlıyor

Sony, PS5 Pro için güncellenecek oyunların kapsamlı bir listesini yayınladı. “Alan Wake 2”“Assassin’s Creed Shadows”“Demon’s Souls” gibi oyun severlerin büyük ilgi gösterdiği yapıtlar, PS5 Pro’nun sunduğu gelişmiş özelliklerle daha da etkileyici hale gelecek.

PS5 Pro Oyun deneyimini nasıl değiştirecek?

  • Daha Yüksek Çözünürlük ve Ayrıntılar: PS5, birçok oyunun çözünürlüğünü artırarak daha net ve keskin görüntüler sunacak.
  • Gerçekçi Işıklandırma: Işın izleme teknolojisi sayesinde oyunlardaki ışıklandırma daha gerçekçi ve etkileyici hale gelecek.
  • Daha Akıcı Oyun: Game Boost özelliği sayesinde oyunlar daha akıcı bir şekilde çalışacak ve oyuncular daha keyifli bir deneyim yaşayacak.

PS5 Pro ne zaman çıkacak ve fiyatıb ne kadar?

PlayStation 5 Pro, 7 Kasım’da 700 dolar fiyatıyla satışa sunulacak. Oyun severler, bu güçlü konsol ile oyun dünyasında yeni bir maceraya atılmaya hazırlanıyor.

Oyun listesi

  • Alan Wake 2
  • Assassin’s Creed Shadows
  • Demon’s Souls
  • Dragon’s Dogma II
  • Final Fantasy VII Rebirth
  • Gran Turismo 7
  • Hogwarts Legacy
  • Horizon Forbidden West
  • Marvel’s Spider-Man 2
  • Ratchet & Clank: Rift Apart
  • The Crew Motorfest
  • The First Descendant
  • The Last of Us Part II Remastered

PlayStation 5 Pro, oyun dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Daha güçlü donanımı ve yenilikçi özellikleriyle PS5, oyunculara daha gerçekçi ve etkileyici bir oyun deneyimi sunacak.

Bulutistan ve Sistem Global’den önemli iş birliği

Rekabet süreçlerinin giderek arttığı günümüz iş dünyasının en temel problemlerinden birini birbiri ile uyumsuz programlar oluşturuyor. Her programa ayrı bir maliyet ve ciddi bir zaman kaybı gözü ile bakan firmalar, hantal altyapılardan kurtularak bütün işlerin tek bir programda birleştirilmesinin gerekli olduğunu vurguluyorlar. Bu uygulama ile kamburlarından kurtulacak olan şirketler hem zamandan kazanacak hem de maliyetleri asgariye düşürerek daha rekabetçi olabilecekler.

Bulutistan ve Sistem Global önemli bir iş birliği yaptı

Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, “Bulutistan olarak çözüm odaklı bir anlayışımız bulunuyor.  Bulutistan ve Sistem Global arasında gerçekleşen bu iş birliği ile çalıştığımız şirketlere katma değer kazandırmaya devam edeceğiz” dedi. Sistem Global Yönetim Kurulu Üyesi Demirhan Şener: “Sunduğumuz büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlık hizmetlerimiz ile Bulutistan’ın sunduğu teknoloji odaklı bulut bilişim ekosistemini bir araya getirerek iki ekosistemi birleştirdik” dedi. Ayrıca  Bulutistan’ın firmaların ihtiyaç duyabileceği teknoloji servislerini sunarken, kendilerinin de bu firmaların büyüme yolculuğuna rehberlik ettiklerini belirtti.

[bkz url= https://www.techinside.com/dunyanin-en-guclu-ruzgar-turbini-super-tayfunlara-dayaniyor/

Birçok süreç tek bir portal üzerinden yönetilecek

Bu iş birliği ile Türkiye’deki Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nin proje, personel, işgücü ve bordrolama gibi birçok sürecini tek bir portal üzerinden yönetmelerini sağlayan bulut tabanlı yazılım platformu olan Argera’nın, Bulutistan altyapısında çalışması ve bu oluşturulan yeni servisin hem Sistem Global hem Bulutistan müşterilerine sunulması gerçekleşmiş oldu. Bulutistan ve Sistem Global, ekosistemin ve şirketlerin birlikte oluşturdukları çözüm gücüne inanıyor. İki firma arasında gerçekleşen güç birliği ile farklı ekosistemlerin birbirleriyle iş birliği yaparak daha büyük yapılar kurması amaçlanıyor.

Samsung Exynos 2500, bilinmeyen bir cihazda ortaya çıktı

0

Samsung’un bir sonraki amiral gemisi işlemcisi Exynos 2500, yeni bir sızıntıyla gündeme geldi. Popüler bir sızıntı kaynağı olan @theonecid, X platformunda bilinmeyen bir cihazın donanım ve yazılım detaylarını içeren bir ekran görüntüsü paylaştı. Bu cihazda Samsung’un Exynos 2500 yonga setinin kullanıldığı görüldü. Ekran görüntüsüne göre cihaz, 10 çekirdekli bir CPU, Xclipse 950 GPU, 14 GB RAM ve 3200 x 1440 piksel çözünürlüğe sahip bir ekranla donatılmış durumda.

Galaxy S25 serisinde kullanılabilir mi?

Bu ayın başlarında, Güney Kore kaynaklı bir raporda, Samsung’un yaklaşan Galaxy S25 serisinde tamamen Snapdragon 8 Gen 4 yonga setine yer vereceği öne sürülmüştü. Ancak daha önceki raporlar, Galaxy S25 Ultra’da Snapdragon 8 Gen 4’ün kullanılacağı, Galaxy S25 ve S25 Plus modellerinde ise bölgesel farklılıklarla Exynos 2500 ve Snapdragon 8 Gen 4’ün yer alabileceğini belirtmişti.

Son sızıntı, Samsung’un yeniden iki farklı yonga seti stratejisini tercih edebileceğini düşündürüyor. Ancak bu cihazın kesin olarak Galaxy S25 serisine ait olup olmadığı henüz belirsiz. Android Authority’deki bazı kullanıcılar, cihazın sistem adındaki “ERD” ifadesinin “Exynos Referans Tasarımı” anlamına geldiğini iddia ediyor. Bu da, Exynos 2500’ü test etmek için kullanılan bir prototip olabileceğini gösteriyor.

Exynos 2500 performans testleri devam ediyor

Samsung, Exynos 2500’ü ikinci nesil 3nm süreciyle üretiyor ve bu yonga setinin, önceki nesle göre daha verimli bir güç tüketimi sunduğu belirtiliyor. Şirket, bu yeni üretim teknolojisinde geçmişte yaşadığı verimlilik sorunlarını aştığını ve seri üretime geçtiğini duyurmuştu. Ancak, Exynos 2500’ün Snapdragon 8 Gen 4 ile nasıl rekabet edeceğikonusunda kesin bilgiler henüz bulunmuyor.

Apple’ın kısa süre önce piyasaya sürdüğü iPhone 16 serisinin A18 yonga setiyle güçlü performans ve yapay zeka yetenekleri sunduğu göz önüne alındığında, Samsung’un da Galaxy S25 serisinde iddialı performans sunması bekleniyor. Samsung, bu rekabette geri kalmamak adına bazı bölgelerde Snapdragon 8 Gen 4’ü tercih edebilir.

Exynos 2500’ün Galaxy S25 serisinde kullanılıp kullanılmayacağı ise ilerleyen günlerde netlik kazanacak.

Apple’ın yeni özelliği Microsoft’un tartışmalı Recall özelliğini andırıyor

Apple, Pazartesi günü gerçekleştirdiği “Glowtime” etkinliğinde iPhone 16 serisini tanıtırken, dikkat çeken bir yeniliği de duyurdu: “Semantic Search” (Semantik Arama). Bu yeni özellik, birçok kişiye Microsoft‘un kullanıcılar arasında büyük tartışmalara neden olan “Recall” özelliğini hatırlattı.

Apple’ın global pazarlama başkan yardımcısı Greg Jozwiak, semantik arama özelliğini tanıtırken, “Eğer bir ayrıntıyı hızlıca bulmanız gerekiyorsa ve nerede paylaşıldığını hatırlayamıyorsanız, Siri bu bilgiyi bulmak için kişisel semantik indeksinizi kullanacak” açıklamasında bulundu. Ancak, bu yenilikle ilgili detaylar paylaşılmadı. Özelliğin hangi uygulamalarla uyumlu olacağı veya aramanın ne kadar geriye dönük yapılabileceği belirsiz kaldı.

Etkinlikte gösterilenlere göre, kullanıcılar Siri’ye bir bilgiyi bulmasını söyleyebilecek ve Apple Intelligence‘ın gücüyle Siri bu bilgiyi hızlıca bulup kullanıcıya sunacak. Bu özellik, Microsoft’un tartışmalı “Recall” özelliğine benzer bir işlevi yerine getiriyor gibi görünüyor. Microsoft’un “Recall” özelliği, kullanıcının masaüstünde yaptığı tüm işlemleri kaydederek daha sonra bu bilgileri geri getirme vaadiyle dikkat çekmişti.

Microsoft’un Recall özelliği ve güvenlik endişeleri

Microsoft’un “Recall” özelliği, kullanıcının bilgisayarında yaptığı işlemleri kaydetme ve gerektiğinde geri çağırma işlevi görüyor. Ancak bu özellik, kullanıcılar arasında büyük bir güvenlik tartışmasına yol açtı. Özellikle ekran görüntülerinin cihazda saklanması ve kötü niyetli kişilerin bu verilere erişim sağlayabilme ihtimali kullanıcıları tedirgin etti. Microsoft, Recall’ın sadece cihazda tutulduğunu vurgulasa da, bu güvensizliği aşmakta zorlandı ve özelliğin çıkışını birkaç kez ertelemek zorunda kaldı. Güncel planlara göre “Recall”, Ekim ayında Insider kullanıcılarına sunulacak.

Apple ve Microsoft arasındaki güven farkı

Apple, kullanıcı verilerinin cihazda saklanmasına verdiği önemle, tüketiciler arasında güven kazanmış durumda. Microsoft ise benzer önlemleri alsa bile, özellikle “Recall” gibi özellikler nedeniyle kullanıcılarının güvenini yeterince sağlayamamış görünüyor. Apple’ın “Semantic Search” özelliği de Microsoft’un yaşadığı bu zorlukların bir benzeriyle karşılaşacak mı, zamanla görülecek.

Spring Boot Development Camp kayıtları başladı

0

Teknoloji firması Commencis, üçüncü ve dördüncü sınıf üniversite öğrencilerini ve yeni mezunlarını, uçtan uca Spring Framework temellerini öğrenebilecekleri kapsamlı bir Spring Boot Camp’e davet ediyor. Commencis, Spring Boot Development Camp programını bu yıl ilk kez hayata geçiriyor. Program, backend alanında kariyer yapmak isteyen genç yeteneklere önemli bir fırsat sunuyor.

Future Commencer Yaz Stajı Programı, Cloud Camp, Test Camp gibi eğitimlerle genç yazılımcılara destek veren Commencis, şimdi de bu eğitimlere Spring Boot Development Camp’i ekleyerek, yazılım geliştirme dünyasına adım atmak isteyenler için kapsamlı bir eğitim sunuyor. Commencis’in bu programında öğrenciler teknoloji dünyasında ihtiyaç duyulan ileri düzey Spring Boot özelliklerini öğrenecek ve uygulamalı dersler ile uçtan uca web servisleri geliştirmeyi deneyimleyecekler. Bootcamp sonunda backend alanında uzmanlaşmış katılımcılar teknoloji kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapma imkânı bulacak.

Spring Boot Development Camp kayıtları nereden alınıyor?

9 Ekim – 17 Kasım tarihlerinde, her Çarşamba günü saat 18.00 – 20.00 arasında online olarak gerçekleşecek programın sonunda başarılı olan öğrenciler Commencis’te yarı zamanlı çalışma imkanı bulabilecekler.

[bkz url= https://www.techinside.com/dunyanin-en-guclu-ruzgar-turbini-super-tayfunlara-dayaniyor/

Commencis İnsan Kaynakları Direktörü Gonca: “Dijital dönüşüm alanında lider bir teknoloji firması olarak alanında öncü markalara destek olmanın yanı sıra, uzman ekiplerimiz liderliğinde düzenlediğimiz Bootcampler ile kariyer yolculuklarının başında olan öğrencilere ve yeni mezunlara yatırım yapıyoruz. 2018 yılından bu yana düzenlediğimiz farklı Boot Camp programlarıyla 200’den fazla mezun verdik. Yetenekli yazılımcılar yetiştirmeye sıradaki programımız Spring Boot Development Camp ile devam ediyoruz. Toplam 8 hafta sürecek bu programda öğrenciler hem uygulamalı hem de teorik dersler ile yazılım yetkinliklerini geliştirecek ve sektördeki profesyonellerle tanışacaklar. Commencis’te yarı zamanlı çalışma imkanı da sunduğumuz bu programımıza teknoloji alanında kariyer yapmayı hedefleyen gençleri davet ediyoruz” dedi.

Başvurularınızı buraya tıklayarak yapabilirsiniz.

Pikaboost 2, özel aparatıyla elektrikli bisiklet deneyimi sunuyor!

0

Elektrikli bisikletler günümüzde popüler bir ulaşım aracı haline geldi. Ancak, halihazırda standart bir bisiklete sahip olan kullanıcıların elektrikli bisiklete geçişi genellikle zahmetli ve maliyetli olabiliyor. İşte bu noktada, dönüşüm kitleri devreye giriyor. Ancak geleneksel dönüşüm kitleri, bisikletin ön veya arka tekerleğinin çıkarılmasını veya arka zincir takımının değiştirilmesini gerektirdiğinden, hem zaman alıcı hem de geri dönüşü zor bir işlem oluyor.

Pikaboost 2, özel aparatıyla elektrikli bisiklet deneyimi sunacak

Livall girişiminin geliştirdiği Pikaboost 2 ise, kullanıcıların bisikletlerinde herhangi bir değişiklik yapmadan elektrikli bisiklet deneyimi yaşamalarını sağlayan yenilikçi bir çözüm sunuyor. Cihaz, bisikletin selesinin altına sabitleniyor ve arka tekerleğin üzerine özel bir tekerlek yerleştiriliyor. Pikaboost 2, gidon kısmına yerleştirilen bir kumanda ile kontrol ediliyor.

Pikaboost 2, özel aparatıyla elektrik bisiklet deneyimi sunacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Pikaboost 2, özel aparatıyla elektrik bisiklet deneyimi sunacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

250W gücündeki motor, pik zamanlarda 500W seviyesine çıkabiliyor. Uygulama ile eşleştirildiğinde, cihazın hızı ülkeye göre sınırlandırılabiliyor ve genellikle 25 km/s hız sınırı uygulanıyor. Patentli bir teknolojiye sahip olan Pikaboost 2, bisikleti manuel olarak kullandığınızda veya yokuş aşağı bıraktığınızda kendini şarj edebiliyor.

70 km menzile sahip olan cihazın 96 km menzilli bir seçeneği de bulunuyor. Batarya 3 saatte tamamen doluyor ve aynı zamanda bir powerbank olarak da kullanılabiliyor. Farklı modlar, cihaza direnç ekleyerek kendinizi biraz daha zorlamanızı sağlıyor.

Pikaboost 2, 388 dolarlık bir bağış karşılığında satın alınabiliyor ve bu ay içerisinde hacimli üretime başlaması bekleniyor. Bu yenilikçi dönüşüm kiti, elektrikli bisiklete geçişi kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcılara esneklik ve pratiklik de sunuyor.

YouTube Music’e yeni “Ask Music” özelliği geliyor

YouTube Music, yeni bir özellikle kullanıcı deneyimini bir adım öteye taşıyor. “Ask Music” olarak adlandırılan ve üretken yapay zeka Gemini tabanlı bu özellik, kullanıcıların yazılı girdilerine göre çalma listeleri oluşturabiliyor. Şu anda yalnızca ABD, Kanada ve Avustralya’da kullanılabilen ve İngilizce dil desteği sunan bu sistem, ilerleyen aylarda diğer ülkelerde de aktif hale gelecek. YouTube Premium aboneliğine dahil olan “Ask Music”ekstra bir ücret gerektirmiyor.

Kişisel radyo geliyor

Bundan önce YouTube Musickişisel radyo altyapısıyla gündeme gelmişti. “Paylaşmanız için hazırlandı. Kullanıcının güncel müzik zevkini yansıtır ve sürekli güncellenir.” açıklamasıyla duyurulan bu özellik, kullanıcıların müzik zevklerine göre kişisel radyo çalma listeleri oluşturuyor. Bu listeler başkalarıyla paylaşılabilecek ve kişisel kanallar içerisinde yer alacak. Ancak listeler, kullanıcılar onları açık olarak ayarlayana kadar gizli kalacak. Google, bu konuda “İstatistikler ve kişisel radyolar, herkese açık olarak ayarlamadığınız sürece gizlidir.” açıklamasını yapıyor.

Mırıldanarak Arama özelliği

YouTube Music, yakın zamanda mırıldanarak şarkı arama özelliğini de kullanıma sunmuştu. Kullanıcılar, yalnızca üç saniyelik bir mırıldanma kaydı ile veya bir videoda duydukları bir şarkının kısa bir kaydını yaparak şarkının adını bulabiliyor. İlk olarak Google’ın iOS ve Android platformlarına 2020 yılında eklenen bu özellik, kullanıcılara mırıldanarak ya da ıslık çalarak şarkı bulma imkanı tanıyordu. Zamanla daha da gelişen bu yapay zeka tabanlı sistem, YouTube Music uygulamasının hem Android hem de iOS sürümlerinde yerini aldı ve yakın gelecekte tüm kullanıcılar için aktif hale gelmesi bekleniyor.

YouTube, bu yeni özelliklerle müzik deneyimini daha kişiselleştirilmiş ve erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Özellikle “Ask Music” ve kişisel radyo çalma listeleri, kullanıcıların müzik zevklerine uygun içerikleri kolayca keşfetmelerine olanak tanıyacak.

Fintech ve bankacılığın geleceği: Dijital dönüşümün getirdiği yenilikler

0

Finans sektörü, dijital teknolojinin hızla evrimleşmesiyle yönlendirilen derin bir dönüşümden geçiyor. Fintech ve bankacılığın geleceği, finans sektöründeki dijital dönüşüm artık fütüristik bir kavram değil. Şu anda gerçekleşiyor ve finansal hizmetlerin sunulma ve tüketilme biçiminde devrim yaratıyor. Bu, bankacılık sektörünü de etkiliyor.

Uzun kuyruklar ve yığınla evrakla özdeşleşmiş olan geleneksel bankacılık manzarası da derin bir dönüşüm geçiriyor. Günümüz müşterileri daha fazlasını bekliyor. Parmaklarının ucunda rahatlık, hız ve özelhizmet arıyorlar. Beklentilerdeki bu değişim, bankacılığın geleceği düşünüldüğünde, bankacılıkta dijital dönüşüm olarak bilinen bir yenilik dalgasını yönlendiriyor. Bu makale bu kavramı ayrıntılı olarak inceleyecek.

Fintech ve bankacılığın geleceği

Tamamen Dijital Bankaların Yükselişi: Geleneksel fiziksel şubeler, tamamen çevrimiçi çalışan tamamen dijital bankalarla değiştirilerek geçmişin bir kalıntısı haline gelebilir. Bu bankalar, daha düşük maliyetle verimli, 7/24 bankacılık hizmetleri sunmak için yapay zeka ve bulut bilişim gibi son teknolojilere güvenecektir. Bu durum, bankacılığın geleceği için büyük bir adım olacaktır.

Hiper Kişiselleştirme: Yapay zeka destekli araçlar, özel yatırım seçenekleri öneriyor. Bununla birlikte, bütçeleme stratejileri sağlıyor. Tasarruf hedeflerinize fon tahsis etmek için harcama alışkanlıklarınızı, gelir akışınızı ve finansal hedeflerinizi analiz edecektir. Bankacılık, sizi proaktif olarak finansal refaha doğru yönlendiren gerçek anlamda bireysel bir deneyim haline gelecektir. Fintech ve bankacılığın geleceği bu yeni teknolojilerle şekillenecektir.

Finansal Entegrasyon: Gömülü finans, geleneksel bankacılık ile hayatınızın diğer yönleri arasındaki çizgileri bulanıklaştırarak gerçek anlamda sürtünmesiz bir finansal deneyim yaratacaktır. Fintech ve bankacılığın geleceği bu entegrasyonla daha da önem kazanacaktır.

Bankacılığın bu geleceği heyecan verici, ancak zorluklara da neden oluyor. Düzenlemelerin inovasyonla aynı hızda ilerlemesi gerekecek ve siber güvenlik en önemli öncelik olmaya devam edecek. Bankalar için anahtar,sürekli uyum sağlamak ve inovasyon kültürünü benimsemektir. Eğrinin önünde kalarak ve müşteri ihtiyaçlarına öncelik vererek, bankalar alakalı ve güvenilir ortaklar olmaya devam edebilirler.

Yapay zeka ile kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi nasıl sağlanır?

0

Kişiselleştirme araçları göz kamaştırıcı bir hızla değişiyor. Her gün yeni bir araç, yetenek veya özellik karşımıza çıkıyor. Yapay zekanın (AI), makine öğreniminin (ML) vaadi ve neredeyse sonsuz bir tüketici verisi akışı sağlıyor. Bu sayede yapay zeka ile müşteri deneyimi kanallar arasında çok daha kolay uygulanabiliyor.

Yapay zeka, daha özel deneyimlere katkı sağlıyor. Bunun için verileri birkaç farklı şekilde kullanıyor. Ancak, veriler yapay zeka ile özel müşteri deneyimi iyileştirme şeklinin merkezinde yer alır. Tahminlerde bulunma (örneğin, tahmini analiz), insan dilini anlama ve işleme (örneğin, doğal dil işleme) ve orijinal metin, grafik ve diğer içerikleri oluşturma (örneğin, üretken yapay zeka) gibi yetenekler, müşteri deneyiminin kişiselleştirilmesini sağlamak ve kolaylaştırmak için birlikte çalışır.

Yapay zeka ile kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi hangi avantajları sağlıyor?

Yapay zeka destekli kişiselleştirme stratejileri ayrıca her zamankinden çok daha ölçeklenebiliyor. Bireysel deneyimler sağlamada harcanan çabayı azaltırken alaka düzeyini artırmayı mümkün kılar. Böylelikle zeka ile özel müşteri deneyimi daha iyi hale geliyor. Müşteri memnuniyeti gibi metrikler (CSAT) ve müşteri çaba puanları (CES) bunlar arasında yer alıyor.

Müşteri deneyimi bir müşterinin bir markayla etkileşimini yükseltmek için yapay zeka teknolojilerinin karmaşık kullanımını içeriyor. Temel yapay zeka teknolojileri arasında doğal dil işleme, metin analizi, duygu analizi yer alır. Bu araçlar ikili bir rol oynar: manuel, zaman alıcı süreçlerin yerini alır ve aynı anda derin analiz yetenekleri sunar. Yapay zeka müşteri deneyimi alanında, yapay zekanın uygulaması müşteri desteğinden satışlara ve pazarlama girişimlerine kadar her şeyi kapsayacak şekilde geniş kapsamlıdır. Yapay zeka algoritmaları tekrarlayan görevleri otomatikleştirmek için tasarlanmıştır ve insan çalışanların daha karmaşık, katma değerli faaliyetlere odaklanmasını sağlar. Dahası, özel müşteri deneyimi yaratırken bu algoritmalar büyük veri kümelerini tarıyor. Böylelilkle manuel tanımlanması neredeyse imkansız olan içgörüler çıkarıyor.

Müşterilerin yorumları, sosyal medya sohbetleri ve hatta müşteri hizmetleri etkileşimlerinden gelen ses kayıtları gibi yapılandırılmamış verileri analiz etme yeteneği kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sağlamak için kritik önem taşıyor.

Girişimcilikte risk yönetimi nasıl yapılır? Belirsizliklerle baş etmenin yolları

0

ABD Nüfus Bürosu’ndan alınan veriler, tüm sektörlerde toplandığında, yeni girişimlerin yüzde 55’inin ilk beş yıl içinde battığını ortaya koyuyor. Geriye kalanların yüzde 35’i ise sonraki beş yıl içinde başarısız oluyor. Girişimcilikte risk yönetimi bu yüzden önemlidir.

VC destekli girişimler için veriler yetersiz olsa da bu tür girişimler için başarısızlık oranlarının daha da yüksek olduğunu tahmin ediyoruz. Bu girişimler genellikle çok daha iyi finanse ediliyor ve bu nedenle yatırımcılara ana parayı bile geri verememe riski çok daha yüksek. Bir kuru temizleme dükkanı, düşük kârlı, büyümeyen bir yaşam tarzı işletmesi olarak yıllarca varlığını sürdürebiliyor. Bu, herhangi bir VC destekli girişim için imkansız olurdu. Çünkü girişimcilikte risk yönetimi özellikle önem taşıyor.

Girişimcilikte risk yönetimi stratejileri

Silikon Vadisi’ndeki seçici ve iyi bilinen kuluçka merkezlerinden biri olan ünlü Y Combinator programından geçen şirketlerin durumunu ele alalım. Bu girişimler için bile başarısızlık oranlarının %80-90 kadar yüksek olduğu tahmin ediliyor. Bu, Silikon Vadisi ve Cambridge/Boston’daki VC’ler tarafından desteklenen şirketler için de geçerlidir. Açıkça, girişimcilikte risk yönetimi çok önemlidir çünkü yeni bir girişim neredeyse her zaman yüksek riskli bir girişimdir.

Ancak sezgiye aykırı olarak, akıllı girişimciler (yani, başarısı sadece şansa bağlanamayanlar) kumarbazdan başka her şeydir. Aksine, biraz riskten kaçınma eğilimindedirler. Akıllı girişimciler deneyimli dağcılar gibidir. Everest Dağı’na tırmanmak riskli bir iştir. Ancak, deneyimli bir dağcının yapmak isteyeceği son şey zar atmak ve hayatta kalmasını kadere bırakmaktır. Bunu başaranlar ile başaramayanlar arasındaki fark, altta yatan riski ve belirsizliği öngörme ve yönetme etkinliğinde yatmaktadır.

Tüm girişimciler risk ve belirsizliklerle karşı karşıya kalabiliyor. Akıllı girişimciler hesaplanmış riskler alma ve riskli bağlamları daha az riskli olanlara dönüştürme konusunda etkili. Teknoloji girişiminin altında yatan içsel riskleri önemli ölçüde azaltmaya yönelik yol kat edebilecek stratejiler izlenmeli. Bunun için: Girişimcilikte risk yönetimi stratejileri yaşamsal öneme sahiptir.

  • İlk aşamalarda karmaşıklığı en aza indirin. Ayrıca bir nişe odaklanın ve erken iş modelini basit tutun.
  • İş modelinizin ekonomik analizini asla göz ardı etmeyin.
  • Birden fazla düşük maliyetli deney yürütmeye karşı bir önyargınız olsun.
  • İşletmeyi yavaşlatmadan nakit tüketimini azaltın.
  • Sabit maliyetleri değişken maliyetlere dönüştürün.

LinkedIn’de etkili ağ kurma stratejileri nelerdir? Profesyonel ilişkilerinizi güçlendirin

LinkedIn, kullanıcıları konumlarına, sektörlerine ve ilgi alanlarına göre bulmanızı sağlayan yerleşik bir arama özelliğine sahiptir. LinkedIn’de etkili ağ kurma için ilgi alanlarınızı paylaşan kişileri bulun. İyi bir bağlantı olabileceğini düşündüğünüz birini bulduğunuzda, onlara bir bağlantı isteği gönderin. Onlarla neden bağlantı kurmak istediğinizi açıklayan kişisel bir mesaj ekleyin.

Gruplar sizi benzer düşünen kişilerle buluşturur ve sektörünüzle ilgili yeni konular hakkında bilgi edinmenizi sağlar. Ayrıca gruplar belirli konular etrafında organize edildiğinden, LinkedIn’de etkili ağ kurma için ilgi alanlarınıza uyanları bulmak kolaydır. Sadece birkaç ilgili gruba katılın ve tartışmalara katılmaya başlayın. Çok geçmeden bazı değerli bağlantılar kurmuş olacaksınız.

LinkedIn’de etkili ağ kurma yöntemleri

Dijital dünyada yaşıyor olmamız, LinkedIn’de etkili ağ kurma için çok sayıda fırsat olduğu anlamına geliyor. Her gün çok sayıda sanal etkinlik var. Bu nedenle ilginizi çekecek bir (veya daha fazla) etkinlik mutlaka olacaktır. Bu etkinliklerden birkaçına katılın ve kendinizi tanıtın; kiminle tanışacağınızı asla bilemezsiniz.

LinkedIn, CEO’lardan ve üst düzey yöneticilerden, küçük işletme sahiplerine kadar potansiyel iş bağlantılarıyla doludur. Etkili ağ kurma, ilişkiler ve bağlantılar üzerine kurulu. Profesyonel ağınızı genişletmek için mükemmel bir yer. Bu nedenle profilinizi eksiksiz doldurarak başlayın ve profesyonel bir portre fotoğrafı eklemeyi unutmayın. Bu, iyi bir ilk izlenim bırakmanıza ve potansiyel kişilere ağ kurma konusunda ciddi olduğunuzu göstermenize yardımcı olacaktır.

Profilinizde LinkedIn’de etkili ağ kurma için anahtar kelimeler kullanın, böylece becerilerinize ve deneyimlerinize sahip birini arayan kişiler sizi kolayca bulabilir. Arkadaşlarınız, aileniz, iş arkadaşlarınız ve sıradan tanıdıklarınız dahil olmak üzere mümkün olduğunca çok sayıda kişiyle bağlantı kurun. Ne kadar çok bağlantınız olursa, gerektiğinde ilgili kişileri bulmanız o kadar kolay olur. Tanımadığınız kişilerle bağlantı kurarken LinkedIn Open Networker veya LION statüsünden kaçınmanızı öneririz. İlgili gruplara katılın ve potansiyel kişilerle ilişki kurmak için tartışmalara katılın. Bağlanmak istediğiniz kişilere genel bağlantı istekleri yerine kişisel mesajlar gönderin. İletişiminizi kişiselleştirmek, gerçek bir ilişki kurmakla ilgilendiğinizi ve sadece isim ve numara toplamakla ilgilenmediğinizi gösterir. 

Siber güvenlikte yeni trendler neler? Kurumlar için alınması gereken önlemler

0

Karmaşık teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, hıza ayak uyduran siber güvenlik tehditleri ortaya çıkıyor. Siber güvenlikte yeni trendler sonuçlar hem bireyler hem de şirketler için yıkıcı olabilir.

Araştırmaya göre, dünya çapındaki şirketlerde siber suçun maliyeti 2025 yılına kadar 10.5 trilyon dolar olacak. Bu, 3 trilyon dolar olan 2015 rakamlarıyla karşılaştırıldığında yüzde 15’lik bir yıllık büyüme. Ayrıca, veri ihlalini tespit edip kontrol altına almanın ortalama gün sayısı 277 gün sürüyor. Şirketler güvenlik önlemlerini artırıp veri ihlalini 200 günden kısa sürede kontrol altına almayı başalyabilirdi. Bu senaryoyla, 1.12 milyon dolarlık tasarruf edilen gelir anlamına gelirdi. Siber güvenlikte yeni trendler maliyetleri tahmin etmeyi ve önlemeyi gerektiriyor.

Siber güvenlikte yeni trendler

Devlet tarafından düzenlenen seçimler de siber suçlular için bir hedef olacak. Seçimlerin nasıl yürütüldüğünün giderek dijitalleşmesi, veri manipülasyonuna olanak sağlıyor. Siber güvenlikte yeni trendler arasında, sosyal medyada deepfake kullanan sahte kampanyalar biçiminde sunulan yanlış bilgiler, halkın hızla taraf değiştirmesine neden olabilir.

Siber güvenlik trendleri listemizin sonraki maddesi, siber güvenlik farkındalığını kişisel ve iş kültürümüze yerleştirme gerekliliğidir. Güvenlik konularında artık BT desteğine güvenmek yeterli değil. Farkındalığın, ortalama kullanıcının olası bir siber güvenlik tehdidini fark etmesini ve buna göre hareket etmesini sağlayan uygun siber güvenlik eğitimiyle başlaması gerekir.

2024’ün en önemli siber güvenlik trendleri arasında veri ihlalleri var. Veri, siber saldırıların gerçekleşmesinin bir numaralı nedenidir. Kuruluşun verilerini korumak siber güvenlik açısından bir önceliktir. Hatalar ve korumasız uç noktalar gibi mevcut herhangi bir sistem veya uygulama kusuru, şirketinizin hassas bilgilerine yönelik bir güvenlik açığı tehdidi oluşturur. Fikri mülkiyet, kullanıcı bilgileri ve şirket verileri dahil olmak üzere verilerinizi korumak için kaya gibi sağlam bir siber güvenlik altyapısı oluşturmak zorunludur.

Siber güvenlikte yeni trendler göz önünde bulundurularak veri ihlallerini önlemede siber güvenliğin önemini vurgulamak için güncel istatistiklere bir göz atalım:

Fidye yazılımı sonrası kurtarma kayıpları ortalama 2 milyon dolar.

Veri ihlallerinin %43’ü kasıtlı ve kasıtlı olmayan kazalar sonucu içeriden gelen tehditler nedeniyle meydana geliyor.

Fidye yazılımı saldırısına uğrayan şirketlerin yalnızca %4’ü fidye ödedikten sonra çalınan verileri geri alabiliyor.

Önlem en iyi tedavidir. Güvenlik açığına yara bandı yapıştırmak yerine siber güvenlik uygulamalarınız hakkında proaktif düşünmek doğru yol.

Fintech sektöründe yenilikçi çözümler bankacılığı nasıl değiştiriyor?

0

Son on yılda, fintech girişimleri finans sektörünü sarstı. Ayrıca geleneksel bankacılık uygulamalarına meydan okudu ve sektörü yeniden şekillendirdi. Fintech sektöründe yenilikçi çözümler, değişen tüketici ihtiyaçlarıyla birleşince, onları ilgi odağı haline getirdi. Finansal hizmetlerin manzarasını önemli ölçüde değiştirdi.

Fintech sektöründe yenilikçi çözümler

Dijital anlamda Fintech başarısı dijitalleşme dalgasına dayanıyor. Müşterilerin değişen ihtiyaçlarını karşılamak için daha hızlı inovasyona olanak tanıyor. İşletme maliyetlerini ve işlem ücretlerini azaltarak finansal hizmetleri daha erişilebilir hale getirdi. Mobil bankacılık uygulamaları ve dijital cüzdanlar standart hale gelerek daha ucuz ve daha rahat bir ödeme yolu sunarak modern dijital tüketicinin ihtiyaçlarını karşılıyor. Kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri ve kişiye özel finansal tavsiyeler artık fintech hizmetleriyle eşanlamlı hale gelerek daha güçlü müşteri sadakati ve güveni oluşturuyor. Bununla birlikte fintech sektöründe yenilikçi çözümler bu alanlarda büyük rol oynuyor.

Fintech gelişirken, geleneksel bankalar karmaşık eski BT sistemleri nedeniyle teknolojilerini ölçeklendirmede zorluklarla karşı karşıyadır. Rekabetçi kalma çabalarına rağmen, yeni dijital bankacılık hizmetlerine yapılan yatırımın getirisi henüz tam olarak gerçekleşmemiştir. Sektördeki yenilikçi çözümler, müşterilere ayak uydurmak, süreçleri hızlandırmak ve maliyetleri azaltmak için sistemlere entegre edilmektedir.

Fintech’in üstün deneyimlerine ve ürün tekliflerine rağmen, karlılık bir zorluk olmaya devam ediyor. Operasyon ölçekleri ve çeşitli ürün setleriyle bankalar, finansman kıtlığı zamanlarında fintech’in hayatta kalması için olmazsa olmaz ortaklardır. Ancak, bankacılık ortaklıkları kurmak zaman alıcı bir süreçtir. Bu nedenle, fintech sektöründe yenilikçi çözümler ile bankaların iş birliğini hızlandırmak gerekmektedir.

Fintech ve bankacılık entegrasyonları ilerledikçe, değişen ekonomik manzarada fırsatlar ortaya çıkıyor. Fintech şirketleri, verimsiz geleneksel bankacılık çözümlerinin yerini alabilir, harcamaları azaltabilir ve süreçleri düzene sokabilir. Karar vermeyi iyileştiren ve manuel görevleri otomatikleştiren yapay zeka destekli ürünler bulunuyor. Ayrıca Robo-Danışmanlar, algoritmik ticaret ve blok zinciri teknolojisi gibi uygulamalarla büyük bir benimsenme görüyor.

Bununla birlikte gelecek, geleneksel bankalar ve fintech şirketleri arasındaki artan iş birliği için umut vadediyor. Blockchain, yapay zeka, DeFi ve stablecoin’ler gibi ortaya çıkan teknolojiler, finans sektörünü yeniden şekillendirmede önemli roller oynayacak. Ayrıca bu iş birliği, Fintech sektöründe yenilikçi çözümler sunarak hizmet tekliflerini geliştirerek finans kuruluşlarının dijital çağda rekabetçi kalmasını sağlıyor.

Yerli oyun şirketi Cypher Games, 10 milyon dolar yatırım aldı!

Türk oyun şirketi Cypher Games, Raine Group’un liderliğinde gerçekleşen tohum yatırım turunda 10 milyon dolar yatırım aldı. Bu yatırım turuna Play Ventures, 500 Emerging Europe, Candy Crush’ın yapımcısı King’in kurucusu Riccardo Zacconi, Activision Blizzard’ın eski yönetim kurulu başkan yardımcısı Humam Sakhnini, Tripledot Studios kurucusu Akın Babayiğit ve Light & Wonder eski CEO’su Barry Cottle gibi önemli isimler de katıldı.

Yerli oyun şirketi Cypher Games, tam 10 milyon dolar yatırım aldı!

Cypher Games, aldığı bu yatırımı ekiplerini iki katına çıkarmak ve 2025’in ilk yarısında piyasaya sürmeyi planladıkları ilk match-3 türü oyunun global lansmanına hazırlanmak için kullanmayı amaçlıyor. Şirketin kurucu ortağı ve CEO’su Anıl Şimşek, son iki yıldır doğru ürünü tanımlamaya ve geliştirmeye odaklandıklarını, bu yatırım ile küresel pazarda daha hızlı bir çıkış yapmayı planladıklarını ifade etti. Şimşek, mobil oyun endüstrisinin büyük bir potansiyeli olduğuna inandıklarını belirtti ve kullanıcıların artık sadece eğlenceli dünyalar değil, diğer oyuncularla etkileşim imkanı da talep ettiğini vurguladı.

Yerli oyun şirketi Cypher Games, tam 10 milyon dolar yatırım aldı!
Yerli oyun şirketi Cypher Games, tam 10 milyon dolar yatırım aldı!

Cypher Games’in üretim sürecine de değinen Şimşek, Pixar’ın yaratıcı sürecini örnek aldıklarını belirtti ve oyun dünyalarının canlılığına, karakterlerle kurulan duygusal bağlara büyük önem verdiklerini söyledi. Ana hedeflerinin, oyuncuların yıllarca keyifle oynayabileceği oyunlar üretmek olduğunu ve bu doğrultuda yüksek üretim kalitesi standartları belirlemeye çalıştıklarını dile getirdi.

Raine Group’un kurucu ortağı John Salter, Cypher’ın yetenekli ekibiyle büyüme sürecinde yanlarında olmaktan heyecan duyduklarını ve oyun endüstrisindeki deneyimlerini kullanarak yeni ürünlerin interaktif eğlence dünyasında devrim yaratmasına destek olmayı sabırsızlıkla beklediklerini söyledi. Tripledot’un kurucu ortağı Akin Babayiğit de Cypher Games’in bugüne kadar başardıklarından büyük gurur duyduğunu ve şirketin yeni fırsatlar için güçlü bir yatırımcı grubuyla yola çıktığını belirtti.

Raine Group, teknoloji ve medya sektörlerinde global çapta yatırımlar yapan ve danışmanlık hizmetleri sunan bir yatırım bankasıdır. 2009 yılında kurulan ve merkezi New York’ta bulunan Raine, dünya çapında çeşitli ofisleriyle sektörde güçlü bir konuma sahiptir.

Yapay zeka iş dünyasını nasıl dönüştürüyor? Geleceğin çalışma ortamları

0

Birçok kişi yapay zekayı hala bilimkurgu distopyalarıyla ilişkilendiriyor. Ancak teknoloji geliştikçe ve günlük hayatımızda daha yaygın hale geldikçe bu nitelendirme azalıyor. Artık yapay zeka, herkesin bildiği bir isim ve hatta bazen herkesin bildiği bir varlık. Daha da önemlisi, birden fazla sektörde etkileri olan giderek daha önemli iş aracı haline geliyor.

Yapay zeka iş dünyasını etkiliyor

Yapay zeka, insan zekası ve yaratıcılığının yerini tutmaz; destekleyici bir araçtır. Teknoloji gerçek dünyada sağduyulu görevleri tamamlayamayabiliyor. Ancak veri yığınlarını insan beyninden hızlı işleme ve analiz etme konusunda usta. Yapay zeka yazılımı, verileri alıp insan kullanıcılara sentezlenmiş eylem planları sunuyor. Böylelikle olası sonuçları belirlememize ve iş karar alma süreçlerini kolaylaştırmamıza yardımcı olabilir.

ML şirketi SparkCognition’ın kurucusu Amir Husain: “Yapay zeka, yazılımın ikinci gelişi gibi bir şey. Bu, kendi başına kararlar alan, programcılar tarafından öngörülmeyen durumlarda bile harekete geçebilen bir yazılım biçimidir. Ayrıca yapay zeka, geleneksel yazılımdan daha geniş bir karar alma yeteneği yelpazesine sahip” diyor. Yapay zekanın yetenekleri, bu teknolojiyi özellikle aşağıdaki alanlarda değerli bir iş aracı haline getiriyor:

  • Ml
  • Siber Güvenlik
  • Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM)
  • İnternet ve veri araştırması
  • Dijital kişisel asistanlar

Günümüzde yapay zeka daha fazla günlük görevi üstlenecek: Uzmanlar, yapay zeka teknolojisinin daha “sağduyulu” görevleri üstlenecek şekilde gelişmeye devam ettiğini görüyor. Ayrıca bu, robotların günlük yaşamda son derece yararlı olacağı anlamına geliyor.

Yapay zeka, bilindik aktiviteleri devrim niteliğinde değiştirecek. Nara Logics’in kurucu ortağı ve baş teknoloji sorumlusu Dr. Nathan Wilson, yapay zekanın yemek yeme gibi bilindik aktiviteleri devrim niteliğinde değiştirmenin eşiğinde olduğunu söylüyor. Wilson, yapay zekanın bir restoran tarafından, katılan konukların ilgi alanlarına göre hangi müziğin çalınacağına karar vermek için kullanılabileceğini öngördü. Bununla birlikte yapay zeka, teknolojinin kalabalığın estetik tercihlerini nasıl tahmin ettiğine bağlı olarak duvar kağıdının görünümünü bile değiştirebilir.

Yapay zeka, 3 boyutlu deneyimlerin önünü açacak. Rahnama, yapay zekanın dijital teknolojiyi bilindik iki boyutlu, ekrana hapsolmuş formdan dönüştüreceğini öngörüyor. Rahnama, “Bir oyun oynamak, bir web sayfasıyla etkileşim kurmak veya bir e-kitap okumak için her zaman iki boyutlu bir ekrana güvendik,” diye açıklıyor.

Ozon gazı teknolojisi çevre ve sağlık üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?

0

Ozon, renksiz, oldukça reaktif, kendine özgü bir kokuya sahip bir gazdır. Doğal olarak elektrik boşalmaları (örneğin yıldırım) sonucu ve atmosferin üst katmanlarında 15-35 km yüksekliklerde oluşur.

Üst atmosfer ozon tabakası dünyayı güneşten gelen zararlı ultraviyole radyasyondan korur. Ozon tabakasının azalması küresel bir atmosfer sorununu temsil eder. Bununla birlikte yer seviyesinde, güneş ışığı ile bazı hava kirleticileri arasındaki kimyasal reaksiyonlar sonucu yüksek ozon konsantrasyonları oluşur.

Ozon gazı teknolojisi ile bizi neler bekliyor

Güneş ışığı ve uygun hava koşullarının etkisiyle azot oksitler ve uçucu organik bileşikler (VOC’ler) reaksiyona girerek fotokimyasal oksidanlar, yani yaygın adıyla fotokimyasal smog oluşturabilirler; bunların başlıca bileşeni ozondur. Fotokimyasal oksidanlar üreten reaksiyonlar genellikle birkaç saat boyunca güçlü güneş ışığı altında meydana gelir. En yüksek konsantrasyonlar normalde ozon öncüllerinin (azot oksitleri ve VOC’ler) kaynaklarından rüzgar altı bölgelerinde yaz öğleden sonraları ölçülür.

Yanma süreçleri (motorlu taşıt motorları, enerji santralleri veya orman yangınları dahil) azot oksitlerin ve VOC’lerin başlıca kaynaklarıdır. Orman yangınları ozonu oluşturan kirleticilerin büyük miktarlarda oluşmasına neden olur. Son yıllarda, Güney Doğu Queensland’da kılavuz değerlerinden daha yüksek ozon seviyeleri genellikle sakin hava koşullarında orman yangınları veya yanma olaylarıyla ilişkilendirilmiştir. İstikrarlı hava koşulları orman yangını emisyonlarının birikmesine izin veriyor. Ozon gazı teknolojisi kullanılarak bu durumun izlenmesi mümkündür.

Yer seviyesindeki yüksek ozon konsantrasyonları sağlık ve çevre sorunlarına yol açabiliyor. Ozon, doğal seviyelerin önemli ölçüde üzerinde konsantrasyonlarda mevcut olduğunda kalp sistemini etkileyebilir ve solunum yollarını tahriş edebiliyor. Ayrıca maruz kalmanın belirtileri şunlardır:

  • Kaşıntı ve sulu gözler
  • Boğaz ağrısı
  • Burun yollarının şişmesi ve tıkanıklığı.

Yüksek seviyelerde ozon ayrıca şunları da yapabiliyor:

  • Bitki örtüsünün büyümesini azaltmak
  • Kauçuk, kumaş, duvarcılık ve boya gibi hasarlı malzemeler
  • Görünürlüğü azaltmak.

Yer seviyesindeki ozon konsantrasyonlarını izleyen cihazlar, ultraviyole (UV) ışığın emilimi ilkesini kullanır. Ozon, yaklaşık 250nm (nanometre) civarında UV spektrumunda güçlü emilim gösterir. Bu, ozon tabakasının dünyayı güneşten yayılan UV radyasyonundan nasıl koruduğunu açıklar. Bu nedenle ozon gazı teknolojisi bu işlemler için oldukça önemlidir.

Girişimcilikte başarıya ulaşmanın yolları: İlk adımlar ve stratejiler

Girişimcilikte başarıya ulaşmanın yolları herkes için farklılık gösterebilir. Ancak temel noktada bunlar, sadece bir iş kurmak ve kar elde etmekle ilgili değildir. Aynı zamanda istihdam fırsatları yaratmayı, ekonomik yönlendirmeyi ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi içerir.

Başarılı olmak için, bir girişimcinin fırsatları belirlemesine, etkili kararlar almasına, fikirlerini gerçeğe dönüştürmesine, zorlukların üstesinden gelmesine ve hedeflere ulaşmak için kaynakları doğru şekilde tahsis etmesine yardımcı olacak bir dizi beceriye sahip olması gerekir. İlk adımlar arasında en önemlisi doğru stratejiler oluşturmaktır.

Girişimcilikte başarıya ulaşmanın yolları

Girişimcilik, sert beceriler teknik ve finansal becerileri içerir. Bir girişimci finansal tabloları anlamalı ve yorumlamalı. Ayrıca vergi ödemeli ve parayı nereye harcayacağına dair bilinçli kararlar almalıdır. Parayı yönetme yeteneği girişimciler için en önemli becerilerden biridir. Girişimcilerin finanslarını etkili bir şekilde nasıl yöneteceklerini, nakit akışını nasıl anlayacaklarını ve işlerine nasıl geri yatırım yapacaklarını bilmeleri gerekir. Başarıya ulaşmanın yolları, girişimcilik dünyasında stratejiler belirlemeden geçer.

Yumuşak beceriler arasında iletişim, liderlik ve ekip çalışması becerileri yer alır. İyi ve etkili iletişim, bir girişimci için hayati bir beceridir. Vizyonlarını, hedeflerini ve fikirlerini ekiplerine, yatırımcılara ve müşterilere iletebilmeleri gerekir. Bu, girişimcilerin müşterileri ve yatırımcıları çekmek için ikna edici ve inandırıcı olmaları nedeniyle satış becerilerini içerir. Stratejiler geliştirmenin yolları iletişim becerisi ile başlar.

Hiçbir girişimci izole bir şekilde başarılı olamaz. Başarılı bir işletme kurmak ve işletmek genellikle girişimcinin ortaklar, müşteriler, yatırımcılar ve çalışanlarla güçlü ilişkiler kurma becerisine bağlıdır.

Kişilerarası beceriler bu ilişkilerin üretken ve uyumlu olmasını sağlar. Dahası, ağ oluşturma iş dünyasında sadece sermayeye erişmek veya iş fırsatları bulmak için değil aynı zamanda akranlardan ve akıl hocalarından öğrenmek için de stratejilerin önemli bir parçasıdır. Geniş ve derin bir ağ, aksi takdirde kapalı kalabilecek kapıları açabilir.

Girişimcilerin aynı zamanda hedeflerine odaklanabilmeleri ve zorluklar ve aksiliklerle karşılaşsalar bile motivasyonlarını koruyabilmeleri gerekiyor. Ayrıca, sürekli öğrenme yeteneği sadece arzu edilen bir özellik değil, girişimciler için bir zorunluluktur. Hatalarından ders almaya ve değişen piyasa koşullarına uyum sağlamaya istekli olmalılar. Başarılı bir girişimci başarısızlıkları bir son olarak değil, öğrenme fırsatları olarak görür. İlk adımlar, mevcut stratejilerini iyileştirmek ve ilerlemeye devam etmektir.

LinkedIn’de kişisel marka nasıl oluşturulur? Profesyonel ağınızı genişletmenin sırları

Kariyerinizde ilerlemek, sektörünüzdeki insanlarla bağlantı kurmak ve profesyonel olarak kişisel marka oluşturmak istiyorsanız LinkedIn’de olmalısınız. Kişisel markalaşmayı tanımlamanın birçok yolu var. Bunlar: düşünce lideri olmak, hedef kitle oluşturmak, profesyonel yaratıcı olmak, çalışan savunuculuğu yapmak gibi. Buna ne ad verirseniz verin, kişisel marka oluşturmak, sektörünüzde bir otorite olarak kendinizi kanıtlamak için uzmanlığınızı kamusal bir platformda paylaşmanızı gerektirir.

LinkedIn’de kişisel marka gereklilikleri

Bu, sosyal medya platformları, bir haber bülteni, konuşma etkinlikleri, podcast görünümleri vb. aracılığıyla yapılabilir. Birçok profesyonel, erişimlerini genişletmek ve kişisel marka hedeflerine ulaşmak için birden fazla kanal seçecektir.

Kişisel markalaşmanın bazı faydaları var. Bunları şe şekilde sıralayabiliriz:

  • Sektörünüzde bir düşünce lideri olarak güvenilirlik oluşturun.
  • Yeni iş fırsatları söz konusu olduğunda kalabalığın arasından sıyrılın.
  • Kendi sitenize veya şirketinizin sitesine web sitesi trafiği çekin.
  • Uzlaşma yapmadan yeni müşteriler veya danışanlar edinin.
  • Marka ortaklıkları, ücretli bültenler, abonelik teklifleri vb. ile takipçilerinizi paraya dönüştürün.

LinkedIn profilinizi optimize edin

Profiliniz, insanların sosyal medya platformunda sizinle karşılaştıklarında gördükleri ilk şey. Bu nedenle profesyonel ağınızı genişletmek için onu optimize etmelisiniz. Bir bakışta, insanlara bir iş adayı veya LinkedIn’de basit bir takip olarak sizden ne bekleyebileceklerini tam olarak söylemek istersiniz.

Ağınızı kurun ve onunla etkileşim kurun

Profiliniz optimize edildikten sonra, bağlantılar kurmaya ve ağınızı büyütmeye hazırsınız. Yeni insanlarla bağlantı kurmak için zaman ayırmak, ağınızı taze ve aktif tutar ve küresel bağlantılarınızı güçlendirir.

İçerik oluşturun ve paylaşın

Gönderi yayınlamak, LinkedIn varlığınızı oluşturmanın ve yerleşik ağınızın dışına ulaşmanızı genişletmenin harika bir yol. LinkedIn, resim karusellerinden videolara, haber bültenlerine, makalelere ve daha fazlasına kadar içerik oluşturma için sağlam seçenekler sağlıyor.

Bağlantılarınız ve platformun algoritmasının gösterdiği yeni kişilerle LinkedIn’de değerli içerikler paylaşmak, sektörünüzde bir itibar oluşturmanıza ve dolayısıyla kişisel markanızı oluşturmanıza yardımcı olabilir. Ne kadar çok yayınlarsanız, o kadar fazla güvenilirlik kazanırsınız ve profesyonel profiliniz o kadar güçlenir.