Boeing’in Starliner mekiği, haziran ayında yaşadığı arıza nedeniyle Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mahsur kaldıktan sonra mürettebatsız olarak Dünya’ya başarıyla geri döndü.
Arıza yapan Starliner, nihayet dünyaya dönmeyi başardı
NASA, mekiğin New Mexico’daki White Sands Uzay Limanı’na otomatik pilotla indiğini açıkladı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar sizlerle…
Arıza yapan Starliner, nihayet dünyaya dönmeyi başardı. İşte çok tartışılan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…
Starliner mekiği, astronotlar Butch Wilmore ve Suni Williams’ı taşıyordu, ancak helyum sızıntısı nedeniyle yaşanan teknik sorunlar mekiğin güvenli dönüşünü engelledi. NASA, astronotları mekiğin arızalı kapsülüyle geri getirmenin çok riskli olduğunu belirledi ve astronotların 2025 Şubat ayında SpaceX’in Dragon uzay aracıyla geri dönmesine karar verdi. Uzay meraklılarının, gelecekteki projeler için şimdiden oldukça heyecanlı olduğunu söyleyebiliriz.
Böylece, başlangıçta 1 hafta sürmesi planlanan görev 8 aydan fazla uzayda kalma süresiyle uzamış olacak. NASA, mekiğin inişine dair görüntüleri X (eski adıyla Twitter) hesabında paylaştı.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce NASA gelecekteki projelerinde başarılı olabilecek mi? Siz uzay araştırmalarını yakından takip ediyor musunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.
Getir, yeniden yapılanma sürecinde önemli bir adım atarak, bünyesinde bulunan e-ticaret platformu n11’in sahipliğini değiştirdi. Şirketin hisseleri, Getir’in kurucu ortaklarından Serkan Borançılı’ya ait Borancılı Teknoloji’ye devredildi. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Getir, n11’deki tüm haklarını resmen devretti
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ndeki kayıtlara göre, n11’in tüm hakları artık Borancılı Teknoloji’ye geçmiş durumda. Bu gelişmeyle birlikte, Getir’in n11’deki payı sıfırlanırken, Borancılı Teknoloji şirketin yüzde 100 hissesine sahip oldu.
Getir, n11’deki tüm haklarını resmen devretti. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Bu devir işlemi, Getir’in geçtiğimiz aylarda duyurduğu yeniden yapılanma planının bir parçası olarak gerçekleştirildi. Getir, bu süreçte online market ve yemek teslimatı operasyonlarının çoğunluk hissesini Abu Dabi merkezli yatırım fonu Mubadala’ya devretmişti.
Getir’in bu stratejik hamleleri, şirketin finansal yapısını güçlendirme ve operasyonlarını daha verimli hale getirme amacı taşıyor. Mubadala’dan alınan 250 milyon dolarlık yatırımın ardından, Getir’in kurucuları Nazım Salur ve diğer ortakların şirkette azınlık hissedar olarak kalacağı belirtilmişti.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Getir’in yaptığı bu hamle gelecekte başarılı olabilecek mi? Siz güncel olarak hangi Türk girişimlerini takip ediyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.
Yapay zeka teknolojileri, yalnızca metinlerle video oyunları yaratma konusunda hızla ilerliyor. Virtual Protocols adlı şirketin MarioVGG projesi, bu alandaki yenilikçi adımlardan biri. Proje, ünlü Super Mario Bros. oyununu geleneksel oyun kodlaması yerine metinden videoya yapay zeka ile yeniden oluşturmayı başardı. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Virtual Protocols, yapay zekayla oyun yapmayı başardı!
Bir Nvidia RTX 4090 GPU üzerinde eğitilen yapay zeka, metin komutlarıyla Mario’nun koşma ve zıplama gibi hareketlerini simüle edebiliyor. Proje, oyun geliştirme sürecinin geleceğinde üretken yapay zekanın büyük bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Virtual Protocols, yapay zekayla oyun yapmayı başardı! İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
MarioVGG, Super Mario Bros. oyunundan alınan yüz binlerce kareyi analiz ederek oyuncunun verdiği komutlara göre yeni kareler üretiyor. Örneğin, “zıpla” komutuyla Mario’nun o anki durumu ve yerçekimi dinamiklerine uygun kareler oluşturuluyor. Ancak bu teknoloji, her ne kadar etkileyici olsa da bazı kısıtlamalar içeriyor.
Yapay zeka her zaman oyunun beklenen kurallarını tam olarak takip edemiyor ve seviyeler prosedürel olarak oluşturulduğunda kontrol edilemeyen durumlar yaşanabiliyor. Ayrıca, Mario’nun öldüğü durumlarda oyun yeniden başlamıyor, yapay zeka kareleri üretmeye devam ediyor.
Buna rağmen Virtual Protocols, bu projenin küçük bir eğitim verisiyle ve tüketici sınıfı bir GPU ile gerçekleştirildiğini vurguluyor ve oyun geliştirmede üretken yapay zekanın potansiyeline işaret ediyor.
Hollanda, yarı iletken üretim ekipmanlarına yönelik ihracat kısıtlamalarını genişleterek, özellikle çip üretiminde kritik bir rol oynayan ASML şirketini daha fazla etkileyecek yeni kurallar getirdi. Bu karar, belirli çip üretim makinelerinin ihracatını gerçekleştirmek isteyen şirketlerin Hollanda hükümetinden lisans almasını zorunlu hale getiriyor. Özellikle ASML’nin ürettiği yüksek teknolojili makineler, bu yeni düzenlemelerin odağında yer alıyor.
Hollanda, çip üretim araçlarının ihracatını sınırlayacak
ASML, bu yeni kısıtlamaların kendisi için ciddi bir olumsuz etkisi olmayacağını açıklasa da, dünyanın en değerli teknoloji şirketlerinden biri olarak gelişmiş çip üretiminde önemli bir konumda bulunuyor. Şirketin yaptığı açıklamaya göre, alınan kararların 2024 mali öngörülerine ya da uzun vadeli hedeflerine herhangi bir etkisi beklenmiyor. ASML, EUV ve High-NA EUV gibi litografi makineleriyle, yarı iletken endüstrisinin en önemli oyuncularından biri ve bu makineleri üreten başka bir firma bulunmuyor.
Hollanda, çip üretim araçlarının ihracatını sınırlayacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Hollanda’nın aldığı bu kararlar, ABD’nin aynı gün Çin’e yönelik çip ve yarı iletken ekipman ihracatına getirdiği kısıtlamaların hemen ardından geldi. ABD, 2022’nin sonlarında benzer bir adım atarak, Çin’in yarı iletken endüstrisindeki ilerlemelerini engellemek amacıyla geniş çaplı ihracat kontrolleri uygulamaya başlamıştı. Bu bağlamda Hollanda’nın ASML üzerindeki kısıtlamaları genişletmesi, ABD’nin baskılarıyla uyumlu bir adım olarak değerlendiriliyor.
Her ne kadar Hollanda, yeni kurallarda herhangi bir ülkenin adını açıkça belirtmemiş olsa da, bu kısıtlamaların özellikle Çin’i hedef aldığı düşünülüyor. Çin’in, ASML tarafından üretilen kritik makinelerine erişimini kısıtlamak, bu yeni düzenlemelerin arkasındaki ana motivasyon olarak öne çıkıyor.
Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı.
Statrtup Centrum tarafından hazırlanan “Turkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu” verilerine göre, yapay zekâ ve makine öğrenimi sektörü 2024 yılının ilk yarısında 31 yatırımla en aktif sektör haline gelerek tüm zamanların en çok yatırım alan sektörü haline geldi. Yapay zekâ ve makine öğrenimini 14 yatırım ile oyun, 11 yatırım ile sürdürülebilirlik & çevre, 10 yatırım ile fintech sektörleri izledi.
Sağlık, eğitim, finans ve otomasyon başı çekiyor
Bu dönemde yapay zekâ girişimlerinin sayısı da arttı. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı. Özellikle sağlık, eğitim, finans ve otomasyon gibi alanlarda kullanılan yapay zekâ tabanlı startup’lar, büyük bir büyüme potansiyeli taşıyor.
2024 yılında yapay zekânın başını çektiği startup ekosistemi de hareketlenerek 2023 yılındaki kötü performansının ardından tekrar yükseliş eğilimine girdi. Toplam 245 girişimin yatırım aldığı yılın ilk yarısında girişimlere toplamda 586,8 milyon dolar yatırım yapıldı.
Türkiye startup ekosistemi çekiciliğini koruyor
Bu rakam 2023 yılının tamamında yapılan yatırım tutarını geride bıraktı. KPMG Türkiye M&A ve 212 ekipleri tarafından hazırlanan “Türkiye Startup Yatırımları” raporuna göre 2022’de 1,84 milyar dolar olan toplam işlem hacmi 2023 yılında 497 milyon dolara düşmüştü. Toplam yatırım sayısı ise 297 olarak gerçekleşmişti.
Uzmanlara göre, 2023 yılında küresel ekonomide yaşanan makroekonomik zorluklar ve jeopolitik gerilimler girişim sermayesi yatırımlarının ve işlem hacminin düşmesine yol açsa da 2024 yılının ilk yarısında gerçekleşen sıçrama, Türkiye startup ekosisteminin çekiciliğini koruduğunu gösteriyor.
Türkiye’de son yıllarda devlet teşvikleriyle Ar-Ge ve inovasyon projeleri, yenilikçi iş birlikleri ve girişimler daha fazla ilgi görmeye başladı. Bu sayede teknokentler, teknoparklar, Ar-Ge merkezleri, kuluçka merkezleri gibi startup’ları büyütecek yatırımlar daha fazla duyulur hale geldi.
Bu hareketlilik Türkiye’nin kalkınması bakımından da büyük önem taşıyor. Geleneksel iş modellerine oranla daha esnek, yenilikçi ve hızlı hareket edebilen startup’lar sadece ekonominin itici gücü olmakla kalmıyor, aynı zamanda işletmelerin ve endüstrilerin dönüşümünde de kilit bir rol oynuyor.
İş döngülerini dinamik alanlara yönlendirerek payı genişletiyorlar
Sektörün öncü teknoloji üreticilerinden olan yerli teknoloji şirketi Cerebrum Tech kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Dr. R. Erdem Erkul, “Girişimcilik fikrinden beslenen startup’lar, yenilikçi fikirlerin, yatırımların önemsendiği ülkelerin sosyo-ekonomik kalkınması açısından önemli olmaya başladı” diyor. Erkul’a göre startup’ların esnek, çözüm odaklı ve uyum sağlayan yapısı, hızlı büyüme ve büyük etkiler bırakma gibi özellikleri dünyayı startup’lara yönlendiriyor.
İş dünyasında rolü giderek daha belirgin hale gelen startup’lar ekonomi döngüsünde de belirleyici çarkların arasında yer alıyor. Hızla büyüyen startup’lar, daha fazla işe alım yaparak istihdamı artırıyor. Yenilikçi fikir ve teknolojilerle piyasa rekabetini canlandıran bu yapılanmalar, geleneksel şirketleri de teknolojik gelişmeler ve dönüşümler doğrultusunda harekete geçmek zorunda bırakıyor ve klasikleşmiş yapıların iş döngülerini daha dinamik alanlara yönlendirerek payı genişletiyor.
Start-upların büyümesi, onları destekleyen bir ekosistem de oluşturuyor. Bu ekosistemde, startup’larla iş yapmak isteyen hizmet sağlayıcıları, yatırımcılar, danışmanlar ve diğer şirketler bulunuyor. Bu tür ekosistemler ekonomilere canlılık katıyor ve ekonomik büyümeyi teşvik ediyor.
Risk sermayesi ve diğer yatırımlar aracılığıyla finanse edilen bu yatırımlar, girişimcilik ekosistemini güçlendiriyor ve gelecekte daha fazla girişimcinin başarılı olması için zemin hazırlıyor. Bu da ekonomik büyümeyi ve yeniliği destekliyor.
Başarılı startup’lar, genellikle sadece yerel pazarlarda değil, ulusal ve uluslararası pazarlarda da rekabet edecek hale geliyor. Bu ta Türkiye’nin ekonomik rekabet gücünü ve ihracat potansiyelini artırıyor.
Çinli otomobil üreticisi SAIC, tamamen katı hal bataryalı ilk otomobilini 2025 yılında piyasaya süreceğini duyurdu. Bu adım, SAIC’i dünyada katı hal pilini ticari olarak kullanan ilk üretici yapacak. Katı hal bataryaların daha güvenli ve verimli olması, otomotiv dünyasında büyük bir devrim olarak görülüyor.
Üst seviye modellerde ilk kullanım
Katı hal bataryalarının üretim maliyetinin yüksek olması nedeniyle, bu teknolojinin ilk olarak sınırlı sayıda üretilen üst segment araçlarda kullanılması planlanıyor. Bu doğrultuda, SAIC’in MG Cyber GTS modelinde bu yenilikçi bataryanın kullanılacağı tahmin ediliyor. MG Cyber GTS, geçtiğimiz aylarda konsept olarak tanıtılmıştı ve 2025’in ikinci çeyreğinde satışa sunulması bekleniyor.
Katı hal batarya teknolojisinin avantajları
Mevcut lityum iyon pillerle kıyaslandığında, katı hal bataryaların en büyük farkı, elektrolitin sıvı yerine katı olması. Bu değişiklik, pilin hacmini %40, kütlesini ise %25 oranında azaltarak enerji yoğunluğunu artırıyor. Katı hal piller, geniş bir sıcaklık aralığında (-25°C ila 60°C) çalışabiliyor ve 45.000 şarj-deşarj döngüsüne kadar daha uzun ömür sunuyor. Ayrıca, katı elektrolitler yanıcı, aşındırıcı ya da uçucu olmadığı için, bu piller mevcut lityum iyon pillerden çok daha güvenli hale geliyor.
SAIC, katı hal bataryalar konusunda büyük adımlar atıyor. Qingtao New Energy adlı girişime yaptığı yatırımla kendi katı hal batarya hücrelerini geliştiren şirket, ilk nesil hücrelerde 400 Wh/kg’nin üzerinde enerji yoğunluğuna ulaşmayıhedefliyor. Bu oran, günümüzde kullanılan 250-300 Wh/kg enerji yoğunluğuna sahip lityum iyon bataryalardan oldukça yüksek.
Rekabet ve gelecek beklentileri
Katı hal bataryaların, lityum iyon pillerde yaygın olarak kullanılan NCM kimyasıyla rekabet etmesi bekleniyor. SAIC’in hamlesine rağmen, Mercedes, BMW, Porsche, Hyundai-Kia, Nissan ve Toyota gibi büyük otomotiv üreticileri de katı hal batarya teknolojisi üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Çin Otomotiv Güç Pil Endüstrisi İnovasyon İttifakı Genel Sekreteri Xu Yanhua, sıvı elektrolitli pillerin 2030 yılına kadar Çin pazarında baskın olmaya devam edeceğini ifade etti. Ancak katı hal bataryalar, uzun vadede otomotiv dünyasında önemli bir yer edinecek gibi görünüyor.
SAIC’in 2025 hamlesi, hem Çin hem de global otomotiv sektörü için önemli bir dönüm noktası olacak.
TIME dergisi, yapay zeka alanında en etkili 100 kişiyi içeren 2024 TIME100 AI listesini açıkladı. Bu liste, yapay zeka dünyasında önemli adımlar atan liderleri, araştırmacıları, sanatçıları ve teknoloji uzmanlarını bir araya getiriyor.
TIME dergisi, yapay zeka alanında en etkili 100 kişiyi belirledi
Özellikle yapay zekanın dünyayı nasıl etkilediğini gösteren bu liste, sektörün büyük isimlerinin yanı sıra toplum üzerindeki etkileriyle de dikkat çeken kişileri içeriyor.
2024 TIME100 AI listesinin kapağında AMD CEO’su Lisa Su, Reddit CEO’su Steve Huffman, Mistral AI’dan Arthur Mensch ve NVIDIA CEO’su Jensen Huang gibi isimler yer alıyor. Bunun yanı sıra, OpenAI CEO’su Sam Altman, Google CEO’su Sundar Pichai ve Microsoft CEO’su Satya Nadella gibi teknoloji dünyasının devleri de listede kendine yer buluyor. Toplamda 40 CEO, kurucu ve kurucu ortağın bulunduğu bu liste, yapay zekanın nasıl şekillendiğini ve teknoloji devlerinin bu süreçteki rollerini ortaya koyuyor.
Liste, yalnızca teknoloji liderlerini değil, aynı zamanda yapay zekanın toplumsal etkileriyle ilgilenen aktivistleri, sanatçıları ve medya figürlerini de kapsıyor. Ünlü isimlerden Scarlett Johansson, Bollywood oyuncusu Anil Kapoor ve YouTuber Marques Brownlee de bu etkili isimler arasında.
TIME Genel Yayın Yönetmeni Sam Jacobs, bu listeyle yapay zekanın dünyayı nasıl değiştirdiğine dair güçlü bir bakış sunduklarını ve önümüzdeki yıl bu etkinin daha da artacağını belirtiyor.
Yapay zeka merkezli bu yeni standardın oluşturulmasında Çin’in önde gelen şirketleri Ant, Baidu ve Tencent ile ABD merkezli teknoloji devleri Google, Meta ve Microsoft birlikte çalıştı.
‘Büyük Dil Modelleri İçin Tedarik Zinciri Güvenlik Gereksinimleri’ adıyla duyurulan inisiyatif, bugün Şanghay’daki Dünya Dijital Teknoloji Akademisi’nde (WDTA) tanıtıldı.
Standart, LLM’lerin tüm yaşam döngüsünü kapsayarak veri sızıntıları, model manipülasyonu ve tedarikçi uyumsuzluğu gibi güvenlik risklerini önlemeyi hedefliyor. Kılavuzun taslağını ve gözden geçirilmesini, ABD ve Çinli şirketlerin yanı sıra, Cloud Security Alliance Greater China Region ve Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi gibi önde gelen akademik ve endüstriyel kuruluşlar gerçekleştirdi.
Birleşmiş Milletler Bilim ve Teknoloji Geliştirme Komisyonu Başkanı ve WDTA Onursal Başkanı Peter Major, “Yapay zeka ile ilgili standartlar konusunda uluslararası iş birliği, yapay zekanın çeşitli sektörlerdeki etkisi arttıkça giderek daha kritik hale geliyor.” dedi.
WDTA, bir blog yazısında, “Bu uluslararası iş birliği, yapay zekayla ilişkili riskleri yönetmek ve aynı zamanda toplumlar için maksimum faydayı sağlamak açısından hayati öneme sahiptir.” açıklamasında bulundu.
Generatif AI teknolojileri gelişmeye devam ederken, şirketler güvenliği artırmak için daha fazla önlem alınması gerektiğini savunuyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, daha önce “tam yığın güvenlik çabaları” çağrısında bulunmuştu.
ABD’nin Çin’in teknolojik ve askeri ilerlemelerini ihracat kısıtlamalarıyla engelleme niyetine rağmen, iki ülke bu konuda iş birliği yaparak karşılıklı olarak kabul edilebilir ve net bir kılavuz oluşturmanın önemini vurguladı. Ayrıca, Çin, generatif yapay zekayı düzenleyen ilk ülke olurken, diğer ülkeler ve bölgeler bu konuda henüz geriden gelmeye devam ediyor.
Apple iPhone 16 piyasaya sürmeye hazırlanırken, siber suçlular şimdiden yeni model konusunda hevesli tüketicileri hedef alan dolandırıcılıklarla bu heyecanı istismar ediyor. Yılın en çok beklenen teknoloji etkinliği olarak kabul edilen lansman, hayranların en yeni yüksek teknolojili aygıtı bir an önce edinmek için sabırsızlanmasına neden oluyor. Ancak Kaspersky araştırmacıları, tehdit aktörlerinin kullanıcıları sahte ön siparişler, erken satın alma teklifleri ve sahte teknik destek ile cezbettiğini keşfetti. Elbette ki bunların hepsi finansal kayıplara ve hayal kırıklığına yol açan, ikna edici web siteleri şeklinde karşımıza çıkıyor.
Yeni iPhone 16, 9 Eylül 2024 Pazartesi günü düzenlenecek “Glowtime” etkinliğinde tanıtılacak. Etkinlik için resmi davetiyeler Ağustos ayında gönderilmişti. Gelenek devam ederse, cihazların 20 Eylül Cuma günü mağazalarda yerini alması bekleniyor. Beklenen geliştirmeler arasında yapay zeka destekli yetenekler, yenilenmiş donanım, daha büyük ekranlar, daha şık çerçeveler ve bir dizi yeni renk yer alıyor. Yeni cihazla ilgili söylentiler yaz boyunca etrafta dolaşmaya başladı ve siber suçlular bunu erken uyarı olarak ele aldı.
Etkinlik zamanı yaklaşırken, Kaspersky araştırmacıları lansmanla ilgili dolandırıcılık faaliyetlerini ortaya çıkardı. Tehdit aktörleri tarafından kullanılan yaygın bir dolandırıcılık yöntemi, erken sipariş verenlere en yeni iPhone’u yaklaşık %40 indirimle ön sipariş etme şansı sunuyor. Kurbanlar, parlak görünümlü yeni iPhone’ların sergilendiği gösterişli bir web sitesine yönlendiriliyor ve “en son teknolojiden ilk yararlananlar arasında olma” vaadiyle ikna ediliyor. Tıkladıklarında, PayPal üzerinden ödeme seçeneği ile birlikte fatura ve kargo bilgileri isteniyor. ‘Sepete ekle’ ya da ‘Satın al’ butonlarına tıklandığında sahte bir fatura oluşturuluyor, vergi ve kargo hesaba da katılıyor. Hatta 1.000 doların üzerindeki siparişler için “ücretsiz kargo” olanağı sunuluyor.
Ödeme yapıldıktan sonra, kurbanlar kısa süre sonra paranın hesaplarından çekildiğini fark ediyor. Ancak iPhone teslim edilmiyor. Daha da endişe verici olanı, dolandırıcılara dark web üzerinde gayet güzel para eden kişisel bilgilerinizi de kaptırmış oluyorsunuz.
iPhone teknik destek dolandırıcılığı
Kaspersky uzmanları tarafından tespit edilen bir diğer dolandırıcılık türünde ise tüketicilere mobil cihazlarını güncellemelerini sağlayacak bir iPhone teknik destek teklifi sunuluyor. Sahte site ayrıca kullanıcıları telefonun kaybolduğunu veya çalındığını bildirebilecekleri bir sayfaya ve cihazlarını bulmalarına yardımcı olacak başka bir sayfaya yönlendireceğini iddia ediyor. Son olarak, en altta kurbanlara bir onarım merkezine ulaşma seçeneği de sunuluyor. Bunun karşılığında sayfanın tek istediği Apple Kimliğinizle giriş yapıyor olmanız.
Burada bir kimlik bilgisi doldurmak önemli görünmese de, iPhone kullanıcıları birisinin Apple Kimliğinizi çalması durumunda dijital krallığınızın anahtarlarını ellerinde tuttuğunu bilirler. Dolandırıcılar isim, e-posta adresi ve daha fazlası gibi kişisel bilgilere erişebilir ve bunları dark web üzerinde satabilirler. Ayrıca iCloud hesabınıza sızarak fotoğraflarınıza, belgelerinize ve aygıt yedeklerinize erişim sağlayabilirler. Dahası, kimliğinizi kullanarak yetkisiz alışverişler yapabilir, hesap bakiyenizi görüntüleyebilir ve Apple cüzdanınızdan para çekebilirler. En kötüsü de aygıtınızı kilitleyebilir ve fidye için tutulabilirler.
Alışveriş yaparken dikkatli olun
Kaspersky Güvenlik Uzmanı Olga Svistunova, şunları söylüyor: “Çoğu yeni teknolojik üründe olduğu gibi iPhone 16’nın piyasaya sürülmesi de büyük bir heyecan yarattı. Siber suçlular bu heyecanı istismar etmekte hızlı davranıyor, bu nedenle tüketicilerin tam da böyle zamanlarda daha dikkatli olması gerekiyor. Alışveriş yaparken resmi kanalları takip edin, gerçek olamayacak kadar iyi görünen fırsatlara şüpheyle yaklaşın ve herhangi bir kişisel bilgi paylaşmadan önce her zaman girdiğiniz sitelerin adreslerini doğrulayın. Dolandırıcılar, bir an önce yeni ürüne sahip olmak isteyen hevesli tüketicilerin gardını düşürmesine güveniyor. Bu nedenle dikkatli olmak çok önemli.”
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Yapay Zekâ (AI) becerileri kavramı, AI araçlarının ne zaman, nerede ve nasıl güvenli ve sorumlu bir şekilde kullanılacağını anlamakla ilgili. Ancak kuruluşların, çalışanlarının bu kavramları işlerinde kavramalarını sağlamaları oldukça zor. Üretken yapay zekâ (GenAI) da dahil olmak üzere yapay zekâ, kuruluşların işleyiş şeklini hızla etkilerken, çalışanlarınızın bu hızlı ve giderek daha dijital dünyada ihtiyaç duyulan becerileri kazanmalarına yardımcı olmanız kritik önem taşıyor.
GenAI, çalışanlarınızın iş yapış şekillerini kökten değiştirecek. McKinsey araştırması, GenAI’nin bugünden 2030 yılına kadar neredeyse tüm mesleklerde iş faaliyetlerinin yüzde 70’ine kadarının otomasyonunu sağlayabileceğini ortaya koyuyor. GenAI’nin gelişim ve kullanımı henüz başlangıç aşamasında olsa da zamanla daha da akıllı ve yaygın hâle gelecek.
GenAI hâlihazırda e-posta, kelime işlem uygulamaları ve toplantı yazılımları gibi günlük araçlarda yaygın olarak kullanılıyor. GenAI, daha fazla araç ve iş akışına doğru genişlemeye devam edecek ve çalışma alışkanlıklarımızı daha da dönüştürüp üretkenliği artıracak.
Bu durum birçok kişi için sürpriz değil. Aslında, Dell Technologies’in son Innovation Catalysts araştırmasına katılanların yüzde 81’i, AI ve GenAI’nin kendi sektörlerini önemli ölçüde dönüştüreceği konusunda hemfikir. Bu noktada doğru yapay zekâ ve veri desteğiyle çalışanlarının yaratıcılığını ve inovasyon becerilerini kullanan kuruluşların başarıya giderek daha da yaklaşacaklarını söylemek mümkün. Elbette bunun tek bir yolu yok. Peki bir kuruluşta GenAI’yi başarıyla uygulamak için hangi yollar izlenebilir? Gelin, birlikte bakalım;
AI ve GenAI’nin kuruluşunuzun stratejik hedefleriyle nasıl bağlantılı olduğunu anlayın ve anlatın
Her değişiklikte olduğu gibi, ekibinize neden bu teknolojileri kullanmanız gerektiğini anlatmanız çok önemli. Onlara bu teknolojilerin deneyimlerini nasıl zenginleştirebileceğini gösterin. Bu teknolojiler işlerini nasıl geliştirebilir? Deneyimlerini veya üretkenliklerini nasıl artırabilir? Çalışanların elde edilebilecek avantajları ve GenAI’nin kuruluşun hedeflerine ulaşmasına nasıl yardımcı olduğunu görmelerini sağlamak önemli. İki veya üç yüksek etkili uygulamayı belirleyip, bu uygulamaları geniş çapta kullanarak ekibinize ilerlemeyi ve etkilerini göstermek daha da iyi bir yaklaşım olacaktır.
Denemeye teşvik edin
Çeviklik ve öğrenme arzusu, önümüzdeki beş yıl içinde inovasyonu teşvik etmenin en önemli yollarından biri olacak. AI ve GenAI bu konuda kesinlikle yardım sağlayabilir ancak bunların veya diğer yeni teknolojilerin tam potansiyelleriyle uygulanabilmesi için temelde bir deneme kültürü gerekli. AI araçlarının ne zaman, nerede ve nasıl güvenli ve sorumlu bir şekilde kullanılacağını bilmek yeterli değil. Ekibinizin, yaratıcılık, uzmanlık ve eleştirel düşünme gibi doğuştan gelen insan nitelikleriyle birlikte AI yetkinliğine sahip olması, problem çözme konusunda yeni yaklaşımlar bulmaları için gerekli. Innovation Catalysts araştırmasında karar vericilerin yüzde 65’inin 2030 yılında ihtiyaç duyulan iş ve becerilerin çoğunun henüz ortaya çıkmadığı konusunda hemfikir olduğunu düşündüğünüzde bu daha da önemli hâle geliyor. Çalışanlarınıza belirsizlik, değişim ve başarısızlıkla başa çıkabileceklerine dair güven aşılamak önemli. Bunlar, bilinenlerle henüz bilinmeyenleri veya tam olarak planlandığı gibi gitmeyen bir girişimden öğrenilenleri kabul etmeyi de içeriyor.
Yapay zekâ için optimize edilmiş, sezgisel, iş birliğine dayalı ve güvenli teknoloji sağlayın
Kültürünüzü temel alarak, şimdi ve gelecekte işlerin nasıl yapıldığını yeniden düşünmek için doğru teknolojiyi uygulamaya koyun. Bir iş gücünün verimliliğini artırma ve inovasyon geliştirme becerisi, güvenli iş birliği ve üretkenlik için gerekli araçlara sahip olmasına bağlıdır. Dağıttığınız araçların elinizdeki görev için doğru olması gerekiyor. Örneğin ekibinize, yoğun yapay zekâ geliştirme ve dağıtımının üstesinden gelebilecek işlem, bellek ve depolama alanına sahip GenAI’ye hazır cihazlar vermek veya onlara günlük süreçlerde ve görevlerde ihtiyaç duyulan otomasyonu sağlayan en yeni donanım ve yazılımları sunmak gibi.
İş gücünüzü beceriler ve yönergelerle güçlendirin
Ekibinizi yalnızca teknolojinin kendisi hakkında eğitmekle kalmamalı, aynı zamanda bunları sorumlu bir şekilde nasıl kullanacaklarına dair onlara net yönergeler de sunmalısınız. Tutarlı iletişim yürütmeniz, araçlar ve kullanım durumları geliştikçe sürekli eğitim sunmanız şart. Başarılı bir şekilde uygulandığında GenAI, çalışanların iş deneyimini artırma potansiyeli sunuyor. Innovation Catalysts araştırmasına katılan karar vericilerin yüzde 79’u, makinelerin yeteneklerimizi artırarak insan verimliliğini yeni boyutlara taşıyacağı konusunda hemfikir. Ekiplerinizin, insan inovasyonunu ve yaratıcılığını tamamlamak üzere GenAI’yi etkin bir şekilde kullanmak için uygun becerilere, yetkiye ve donanıma sahip olmaları gerekir. Daha sıradan, tekrarlayan görevleri AI, GenAI veya diğer araçlara devretmek, çalışanların yeteneklerini artırmalarına ve daha stratejik işler yapmalarına olanak tanır.
Tıpkı inovasyona dayalı bir kültürü teşvik etmeye çalışmanız gibi, kuruluşların da AI ve GenAI çevresinde bir ortam ve kültür oluşturmaları gerekiyor. Bu kültür, yeni araçlarla güvenli denemeler yapmaya olanak tanıyacak şekilde eğitim, bilgi şeffaflığı ve alan sağlamalı. Unutmayalım ki bu unsurların birleşimi, insan-makine ortaklığının potansiyelini ortaya çıkaracak ve inovasyonu daha hızlı ilerletecek.
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı. Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor. Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.
2023 yılının Şubat ayında duyurulan bu ortaklık, başlangıçta Apple Vision Pro’ya rakip olabilecek bir karma gerçeklik başlığı üzerinde çalıştıkları şeklinde yorumlanmıştı. Google, bu cihazlar için özel bir Android sürümü geliştirirken, Samsung ve Qualcomm ise donanım ve yazılım desteği sağlayarak projeye katkı sunuyordu.
Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, CNBC ile yaptığı son röportajda, bu ortaklığın karma gerçeklik başlığı yerine akıllı gözlükler üzerine odaklandığını belirtti. Bu gözlüklerin bir akıllı telefona bağlanarak çalışacağı ve yeni bir deneyim sunacağı ifade edildi. Amon, herkesin akıllı telefonlarına eşlik edecek bu yeni nesil gözlükleri almasını umduğunu söyledi.
Bu gözlükler, Qualcomm’un Snapdragon AR1 Gen 1 yongasıyla desteklenecek ve yapay zeka ile çalışacak. Amon, bu cihazların Meta’nın akıllı telefonla bağlantılı Ray-Ban akıllı gözlüklerine benzeyeceğini belirtti. Qualcomm, bu gözlüklerin yapay zeka destekli bir deneyim sunacağını vurguladı.
Bu iş birliğine dair detaylar oldukça sınırlı kalırken, Samsung’un yaz aylarında düzenlediği Galaxy Unpacked etkinliğinde Google’dan Rick Osterloh, yeni bir XR platformunun 2024’te tanıtılacağını duyurdu. Bununla birlikte, yeni bir söylentiye göre bu cihazların 2025 yılına kadar piyasaya sürülmesi beklenmiyor.
Google, bu yıl düzenlenen Google I/O 2024 etkinliğinde, AI destekli akıllı gözlükleri ve Project Astra adlı yapay zeka asistanını tanıttı. Google Gemini ile çalışan bu gözlükler, bir akıllı telefonla birlikte kullanılabiliyor. Ancak, bu gözlüklerin Samsung ve Qualcomm ile yürütülen iş birliğinin bir parçası olup olmadığına dair henüz net bir bilgi bulunmuyor.
Bu üçlünün en büyük rakibi ise Meta olacak. Meta, Ray-Ban akıllı gözlüklerinin üçüncü neslini geliştiriyor ve uzun süredir beklenen Orion AR gözlükleri üzerinde çalışıyor. Meta CTO’su Andrew Bosworth, bu gözlükleri “dünyadaki en gelişmiş teknoloji” olarak nitelendirdi. Orion gözlüklerinin, bu ay düzenlenecek Meta Connect etkinliğinde tanıtılması bekleniyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin geleceği için büyük önem taşıyan Milli Hızlı Tren Projesi hakkında kapsamlı bilgiler sundu. Uraloğlu, projenin ilerleyişi hakkında yaptığı açıklamada, tasarım çalışmalarının bu yılın sonuna kadar tamamlanacağını ve montaj aşamasına geçileceğini belirtti. Ardından, fabrika statik testlerinin tamamlanmasının ardından, 2025 yılı son çeyreğinde yerli hızlı trenin raylara indirileceği ve dinamik yol testleri yapılacağı müjdelendi. Bu adım, Türkiye’nin demir yolu araçları üretiminde kendi kendine yeten bir ülke haline gelme hedefini destekleyen önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Uraloğlu, Milli Hızlı Tren’inyüksek konfor standartlarına sahip olduğunu vurgulayarak, projenin Türkiye’nin demir yollarındaki teknolojik gelişiminin bir simgesi olduğunu söyledi. TÜRASAŞ tarafından üretilecek olan bu tren, saate 225 kilometre hız yapabilecek ve her bir sette toplamda 584 kişilik yolcu kapasitesine sahip 8 vagon bulunacak.
Yeni hızlı tren setleri, son teknoloji donanımlarla üretilecek. İç tasarımında kapı ve bölme duvarlarda hayalet ekran teknolojisi, temassız hızlı şarj istasyonlu katlanır masalar, deri ve kumaş koltuk tasarımı, bistro alanında 3 boyutlu hayalet ekran teknolojisi, endirekt aydınlatma sistemi ve ferah iç tasarım gibi yenilikler yer alacak. Bu özelliklerle, yolculara en yüksek konforu sağlamak hedefleniyor.
Uraloğlu, TÜBİTAK-Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü ile ortak olarak geliştirilen Milli Cer Sistemi ve Tren Kontrol Yönetim Sistemi‘nin de projede kullanılacağını belirtti. Bu sistemler, tren setinin kritik alt bileşenlerinin yerli ve milli imkanlarla üretimini sağlayacak. Proje, uluslararası standartlara uygun olarak yürütülüyor ve tasarım süreçlerinin tamamlanmasının ardından, 2024 yılının son çeyreğinde montaj aşamasına geçilmesi planlanıyor.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin demir yolu ulaşımında kendi teknolojisini üretme ve geliştirme konusundaki kararlılığını pekiştirirken, aynı zamanda ülkenin ulaşım altyapısının modernleşmesine önemli katkılarda bulunacak.
Roblox Geliştirici Konferansı’nda konuşan CEO David Baszucki, platformun bu yeni özelliğiyle büyük bir adım attığını belirtti. Baszucki, Roblox’un 1 milyar günlük kullanıcıya ulaşmayı ve küresel oyun gelirlerinin yüzde 10’unu elde etmeyi hedeflediğini dile getirdi.
Roblox’un yapay zeka araçları yıllardır platforma entegre ediliyor. Baszucki, platformun şu anda geliştirdiği 3D yapay zeka modelinin, metin, video ve 3D komutlar aracılığıyla 3D varlıklar oluşturabileceğini söyledi.
Bu modelin geliştirilmesi için 40 kişilik bir ekip çalışıyor ve henüz sadece üç aylık bir sürecin tamamlandığı belirtiliyor. Sunum sırasında, bir haritanın basit metin komutlarıyla önce çöl, sonra orman sahnesine dönüştüğü gösterildi. Bu sunum önceden kaydedilmiş olsa da, Baszucki, bu teknolojinin oyun dünyasında devrim yaratabileceğini ifade etti.
Roblox’un geliştirdiği bu yeni yapay zeka araçları, oyun deneyimi sırasında anlık olarak yaratımların yapılmasını mümkün kılmayı hedefliyor. Baszucki, bu yeni teknolojinin verimli bir şekilde çalışacağını ve tüm kullanıcılara sunulabileceğini vurguladı. Gelecekte, bir sanal dünyada, anlatıcı tarafından tanımlanan bir dünyanın anında var olabileceği bir deneyim sunulabilir. Roblox grafiklerine sahip olsa da, bu tür bir teknoloji oyun dünyasında büyük bir yenilik olarak kabul ediliyor.
Baszucki ayrıca, platformun arka planında yapılan iyileştirmelere de değindi. Uygulama başlatma sürelerinin kısaltılması, kare hızının artırılması ve çökme oranlarının azaltılması gibi geliştirmelerin oyuncu deneyimini büyük ölçüde iyileştirdiğini belirtti.
Sonraki aşamalarda, 2 GB RAM’e sahip cihazlarda dahi yüksek performanslı, 100 oyunculu açık dünya, spor veya battle royale türü oyunların sorunsuz çalışmasını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Roblox’un bu vaatleri ne kadar yerine getireceği ise zamanla görülecek.
Yapay zeka girişimi HyperWrite, Meta’nın açık kaynaklı Llama 3.1-70B Instruct’ına dayanan ve dikkat çekici bir performans sergileyen yeni dil modeli Reflection 70B’yi tanıttı. Matt Shumer liderliğindeki HyperWrite, Reflection 70B’nin, hatalarını kendi kendine düzeltebilen benzersiz bir hata düzeltme tekniği içerdiğini duyurdu.
Meta’nın Llama 3.1-70B üzerine kurulu
Reflection 70B, MMLU ve HumanEval gibi çeşitli kıyaslama testlerinde üstün başarı gösterdi. Bu testler, Reflection 70B’nin Meta’nın Llama serisindeki diğer modellerden sürekli olarak daha iyi performans sergilediğini ve önde gelen ticari modellerle yakın rekabet içinde olduğunu ortaya koydu. Ancak, duyurunun ardından modelin demo sitesine olan yoğun ilgi nedeniyle şu anda trafikte sorun yaşanıyor.
Özgün hata düzeltme teknikleri
Reflection 70B’nin adında yer alan “Reflection” ifadesi, modelin ürettiği metinleri değerlendirme ve doğruluğunu artırma yeteneğini ifade ediyor. Model, “Reflection ayarlaması” adı verilen bir teknik kullanarak kendi muhakemesindeki hataları tespit edebilir ve yanıtı sonlandırmadan önce düzeltmeler yapabilir.
I'm excited to announce Reflection 70B, the world’s top open-source model.
Trained using Reflection-Tuning, a technique developed to enable LLMs to fix their own mistakes.
405B coming next week – we expect it to be the best model in the world.
Bu yenilikçi özellikler, modeli yüksek doğruluk gerektiren görevler için özellikle uygun hale getiriyor. Model, akıl yürütme sürecini özel etiketler içinde görüntüleyerek gerçek zamanlı düzeltmeler yapılmasına olanak tanıyor, bu da hassasiyeti artırıyor.
Shumer ayrıca, Reflection 70B’nin geliştirilmiş versiyonu Reflection 405B’nin önümüzdeki hafta piyasaya sürülmesinin planlandığını açıkladı. HyperWrite, Reflection 70B’yi birincil yapay zeka yazma asistanı ürününe entegre etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Shumer, modelin Meta’nın Llama 3.1-70B Instruct’ı üzerine kurulu olduğunu ve stok Llama sohbet formatını kullandığını, böylece mevcut araçlarla uyumluluğun sağlandığını belirtti.
Glaive’in katkıları
Glaive adlı girişim, kullanım senaryolarına özgü veri kümeleri oluşturma konusunda uzmanlaşarak Reflection 70B’nin geliştirme sürecini hızlandırdı. Glaive tarafından üretilen sentetik veriler, modelin eğitimini önemli ölçüde hızlandırdı ve bu katkı takdir topladı.
Elon Musk, sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda Black Myth: Wukong oyununa övgü yağdırdı ve oyunu “etkileyici bir Çin AAA yapımı” olarak nitelendirdi. Çin yapımı bu oyun, piyasaya sürüldüğünden bu yana global ölçekte büyük yankı uyandırmaya devam ediyor. Görsel kalitesi ve yenilikçi oynanış dinamikleriyle dikkat çeken Black Myth: Wukong, Çin oyun endüstrisinin dünya çapındaki etkisini kanıtlayan bir başarıya imza attı.
Oyun, Çin mitolojisine dayanan zengin hikaye anlatımı ve muhteşem grafikleriyle birçok oyuncunun ilgisini çekmiş durumda. Elon Musk da bu ilgiyi göz ardı etmeyen isimlerden biri olarak, kendini oyundaki ana karakterlerden biri olan “Heavenly Destiny” karakteri yerine fotoşopladığı bir görselle yorumunu destekledi. Musk, bu görsel paylaşımında oyunun sunduğu görsel şöleni ve oyuncuya yaşattığı deneyimi vurguladı.
Black Myth: Wukong, piyasaya sürülmesinin ardından sadece iki hafta içinde 18 milyon kopya satarak yaklaşık 870 milyon dolar gelir elde etmeyi başardı. Bu etkileyici satış rakamları, oyunun ömrü boyunca 30 milyon kopya satışa ulaşabileceği yönündeki tahminleri güçlendiriyor. Oyun, bu başarısıyla hızla popülerlik kazanırken, geliştirici ekip tarafından ileride çıkacak DLC (ek içerik) paketleri de şimdiden büyük bir merak uyandırmış durumda. Oyuncular, bu ek paketlerle birlikte oyunun dünyasına daha da derinlemesine dalmayı dört gözle bekliyor.
Black Myth: Wukong, sadece bir oyun olmaktan öte, Çin oyun endüstrisi için de büyük bir adım olarak kabul ediliyor. Oyun, Çin’deki AAA oyun yapımlarının global pazarda ne kadar etkili olabileceğinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Elon Musk’ın da belirttiği gibi, Black Myth: Wukong, hem görselliği hem de oynanışı ile adeta bir başyapıt olarak tanımlanıyor. Bu başarı, Çin’in dünya oyun sahnesinde artan etkisini ve potansiyelini gözler önüne sererken, oyunun yakaladığı ivme, gelecekte daha büyük başarıların habercisi olarak görülüyor.
Bu tür Çin yapımı AAA oyunlar, sadece yerel değil, aynı zamanda global oyun pazarında da rekabetçi olabileceğini kanıtlayarak, uluslararası arenada da adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Black Myth: Wukong, bu anlamda, Çin’in oyun sektöründeki yükselişinin sembollerinden biri olarak oyunseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Oxford PV, standart silikon güneş panellerinden %20 daha fazla enerji üreten tandem güneş panellerinin ilk ticari satışını gerçekleştirerek önemli bir başarıya imza attı. Oxford Üniversitesi’nden doğan bu şirket, silikon üzerine perovskit tabakalar entegre ederek güneş panellerinin verimliliğini önemli ölçüde artırmayı başardı. Bu teknoloji, güneş enerjisi sektöründe büyük bir atılım olarak görülüyor.
Oxford PV, tandem güneş panelleri satmaya başlayacak
Oxford PV’nin ticari satışa sunduğu tandem güneş panelleri, silikon ve perovskit malzemelerinin bir arada kullanıldığı bir yapı sunuyor. Perovskit tabakası güneş ışığının mavi dalga boylarını, silikon ise daha çok kırmızı dalga boylarını emer. Bu iki malzemenin bir arada kullanılması, enerjiyi daha geniş bir spektrumda yakalayarak, geleneksel silikon panellerin tek başına sağlayabileceği verimliliği aşan sonuçlar ortaya koyuyor. Standart silikon paneller genellikle %22-23 verimlilik sunarken, Oxford PV’nin tandem panelleri %24,5 verimlilik sağlıyor.
Haziran 2024’te, Oxford PV’nin tandem panelleri %26,9 verimlilikle dünya rekoru kırdı. Şirket, bu yüksek verimli panelleri şebeke ölçeğinde projelerde kullanmak üzere ABD’li bir müşteriye ilk ticari teslimatını gerçekleştirdi.
Oxford PV’nin tandem panelleri, İngiltere merkezli bir tesis tarafından üretiliyor ve Almanya’daki 100 MW kapasiteli bir fabrikada ticari üretime başlanmış durumda. Şirket, gigawatt ölçeğinde üretime geçmek için planlarını sürdürüyor ve gelecekteki yüksek hacimli projelere yönelik üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Oxford PV CEO’su David Ward, “Perovskit teknolojisinin ekonomik olarak uygulanabilir hale gelmesi, güneş enerjisi sektöründe yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Yüksek verimli teknolojiler, karbon emisyonlarını azaltmak ve küresel enerji talebini karşılamak için hayati önem taşıyor” diyerek bu teknolojinin gelecekteki potansiyeline dikkat çekti.
Oxford PV, tandem panellerini şebeke ölçeğinde büyük projelerde kullanmaya başladı, ancak gelecekte konut uygulamaları ve özel projelerde de kullanılabilecek. Şirketin uzun vadeli hedefi, güneş enerjisinde gigawatt ölçeğinde üretim yaparak küresel enerji ihtiyacını karşılayacak projelere katkı sunmak. Bu, güneş enerjisi alanında daha yüksek verimlilikle daha düşük maliyetli enerji üretimine olanak tanıyacak ve perovskit teknolojisinin geniş çapta benimsenmesini hızlandıracak.
Tandem güneş panellerinin ilk ticari satışını yaparak sektörde lider konuma gelen Oxford PV, güneş enerjisinde verimlilik ve maliyet avantajlarıyla yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlı yatırım fonu Mubadala Investment Company, yerli hızlı teslimat şirketi Getir’in tam kontrolünü devralmak için Rekabet Kurumu’na başvuruda bulundu.
Mubadala, Getir’in tam kontrolünü devralmak için başvuru yaptı
Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayımlanan bu duyuru, Mubadala’nın Getir üzerindeki etkisini daha da artırma planlarını gözler önüne seriyor. Ancak şu an itibarıyla, Getir ve Mubadala tarafından resmi bir açıklama yapılmadı.
Mubadala, Getir’in tam kontrolünü devralmak için başvuru yaptı. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Haziran 2024’te gerçekleşen bir yatırım turunda, Mubadala, Getir’in kontrol hissesini zaten eline almış ve şirkete 250 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştı. Bu yatırım süreciyle birlikte, Getir iki ayrı bağımsız şirkete bölünmüştü.
İlk şirket, Türkiye’deki yemek ve market dağıtım operasyonlarını sürdüren Getir Yemek iken, ikinci şirket Getir’in diğer varlıklarını yöneten bir yapı haline geldi. Mubadala, Getir’in Türkiye’deki market ve yemek teslimatı işini yöneten birimin çoğunluk hissesini aldı.
Aynı dönemde, Getir Yemek şirketinin CEO’luk görevine Batuhan Gültakan getirilmişti ve bu şirket, online market ve yemek teslimatı hizmetlerine odaklanıyor. Diğer bağımsız şirket ise Getir’in e-ticaret (n11), finans, mobilite (GetirBiTaksi) ve ABD’deki FreshDirect gibi farklı iş kollarını yönetiyor. Bu grubu ise Nazım Salur ve diğer Getir kurucularının büyük ortak olarak yöneteceği açıklanmıştı.
Micron, bellek teknolojisinde önemli bir adım atarak 12 katmanlı ve 36 GB kapasiteli HBM3E bellek çözümünü üretime hazır hale getirdiğini duyurdu. 12-Hi tasarımı ile geliştirilen bu yeni bellek, yapay zeka ve veri merkezi uygulamaları için yüksek performans sunarak dikkat çekiyor. Şirket, yeni belleğin kalifikasyon için önemli endüstri ortaklarına, Nvidia gibi firmalara gönderildiğini açıkladı.
Micron, bellek teknolojisinde önemli bir yeniliğe imza attı
Bu yeni nesil bellek, mevcut 8 katmanlı HBM3E çözümlerine göre %50 daha fazla DRAM kapasitesi sunuyor. 36 GB kapasitesi sayesinde daha büyük yapay zeka modelleri, örneğin 70 milyar parametreye sahip Llama 2 gibi modeller, tek bir işlemci üzerinde çalıştırılabiliyor. Bu da işlemci ile GPU arasındaki veri aktarımını azaltarak daha hızlı sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.
Micron’un 12-Hi HBM3E bellek çözümü, 9.2 Gbps pin hızı ve 1.2 TB/s bant genişliği ile sektörün en hızlı belleklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu yüksek hız, özellikle veri merkezleri ve yapay zeka hızlandırıcıları için büyük veri kümelerinin hızlı bir şekilde işlenmesini mümkün kılıyor. Aynı zamanda, Micron’un bu 36 GB kapasiteli çözümü, rakiplerinin 24 GB kapasiteli belleklerine kıyasla daha düşük enerji tüketimi sunuyor, bu da enerji verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Micron’un HBM3E 12-Hi belleği, tam programlanabilir MBIST özelliklerine sahip. Bu sistem, belleğin gerçek kullanım senaryolarında test edilmesini hızlandırarak doğrulama sürecini daha etkin hale getiriyor.
Türk Havacılık Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) gururu jet eğitim uçağı HÜRJET, Uluslararası Mısır Havacılık Fuarı’nda gökyüzündeki yerini aldı ve Mısır piramitlerinin semalarında nefes kesen bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi.
HÜRJET, başarılı performansına son hızıyla devam ediyor
Mısır Savunma Bakanlığı ve Mısır Hava Kuvvetleri ev sahipliğinde düzenlenen fuarda, dünyanın dört bir yanından savunma sanayii şirketleri en yeni teknolojilerini sergilerken, tüm gözler gösteri uçuşlarını gerçekleştiren uçaklara çevrildi.
Fuarın üçüncü gününde ise HÜRJET, tarihi Mısır piramitlerinin üzerinde uçarak izleyenleri büyüledi. Üstelik HÜRJET’i deneyimleme fırsatı bulan Mısırlı bir F-16 pilotu, uçak hakkında övgü dolu sözler sarfetti. Yaklaşık 10 dakika süren gösteri uçuşunun ardından Mısırlı F-16 pilotu Ahmed Elmallah,
“Türk ve Mısır hava kuvvetleri arasında yapılacak işbirliklerini büyük bir heyecan ile bekliyorum. Ben F16 pilotuyum. HÜRJET ile uçmak benim için harikaydı. Başlangıç için çok iyi bir uçak. İleride daha da iyi bir hale gelecek” dedi. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ise Afrika pazarının önemine dikkat çekerek, “Afrika gelişen bir pazar. Cumhurbaşkanı’mızın da 10 yıl önce bizlere hedef olarak gösterdiği gibi büyüme potansiyeli çok yüksek bir pazar. Mısır, Afrika kıtasında olması, potansiyelinin çok yüksek olması, Arap Birliği’nin etkili bir üyesi olması, tarihi ilişkilerimizin çok güzel olması ve beraber hareket edersek gelecekte de umut vadetmesi sebebiyle önem verdiğimiz bir ülke. Bu fuar ilk defa düzenleniyor ve biz de buraya katıldık. Çalışmalarımız devam edecek” ifadelerini kullandı.
HÜRJET, ileri teknoloji özellikleri ve üstün performansıyla Türk havacılık sanayisinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.
Google, yapay zeka destekli sanal deneme aracını artık elbiseleri de kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurdu. Bu yenilikle kullanıcılar, Maje, Boden, Sandro, Simkhai ve Staud gibi yüzlerce markanın binlerce elbisesini sanal olarak deneme imkânına sahip olacaklar. Dijital ortamda sunulan bu yenilik, geleneksel deneme kabinlerinin yerini alarak kullanıcı deneyimini dijitale taşıyor.
Şirket, en çok aranan giyim kategorileri arasında elbiselerin öne çıktığını belirtti. Google’ın bu özellik genişlemesi, Adobe, Amazon ve Walmart gibi diğer teknoloji devlerinin kendi sanal deneme teknolojilerini piyasaya sürmesinin ardından geldi. Google, blog yazısında mevcut yaygınlaştırma tekniğinin karmaşık detaylar ve yapılar nedeniyle elbiselere uygulandığında zorluklar yaşadığını kabul etti.
Geçen yıl Google Alışveriş tarafından kullanıma sunulan sanal deneme aracı, üstler ve bluzların yüksek çözünürlüklü, gerçekçi görüntülerini oluşturarak gerçek insanların çeşitli pozlardaki kıyafetlerinin nasıl döküleceğini, katlanacağını veya kırışıklıklar ve gölgeler oluşturacağını taklit ediyor. Elbiselerin vücudun büyük kısmını kaplaması ve farklı uzunluklarının yarattığı zorluklar nedeniyle Google, bu sorunları gidermek amacıyla VTO-UNet Difüzyon Transformatörü (VTO-UDiT) adı verilen yeni bir teknik geliştirdi. Bu yöntem, kişinin özelliklerini korurken elbiseyi silmeyi veya değiştirmeyi hedefliyor.
Bu sayede, hem elbisenin hem de kullanıcıların daha net ve doğru bir portresi elde edilecek. Google’ın sanal deneme teknolojisinin amacı, her vücut tipine sahip müşteriler için doğru bedeni bulma sürecini tahmin yürütmekten kurtarmak ve kullanıcıların kendilerine en uygun kıyafeti kolayca bulmalarını sağlamak olarak belirlendi.