Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 505

Yapay zeka, veri merkezlerinin karbon salınımını 3’e katlayacak!

Morgan Stanley’nin yaptığı araştırmaya göre, veri merkezleri, bu on yılın sonuna kadar 2,5 milyar ton sera gazı (GHG) emisyonu üretecek. Bu miktar, yapay zeka teknolojisi geliştirilmemiş olsaydı, üçte biri kadar olacaktı.

Morgan Stanley’nin “Global Veri Merkezleri: Karbon Salınımını Ölçeklendirme ve Çözme” başlıklı raporunda, 2030 yılına kadar veri merkezlerinin inşası ve enerji gereksinimlerinin, Amerika Birleşik Devletleri’nin yıllık emisyonlarının yüzde 40’ına denk gelen 2,5 milyar ton CO2 eşdeğerine ulaşacağı öngörülüyor.

Özellikle yapay zeka uygulamalarına yönelik artan talep, yeni veri merkezlerinin inşasını teşvik ediyor, bu da karbon salınımını artırıyor.

Veri merkezlerinin karbon emisyonları, Scope 1, 2 ve 3 olarak adlandırılan kategorilerde değerlendirilirken, rapor bu emisyonların yaklaşık yüzde 60’ının bu tesislerin enerji gereksinimlerinden, geri kalanının ise inşaat malzemelerinin üretiminden kaynaklanan emisyonlardan oluştuğunu belirtiyor. Özellikle Microsoft’un bu yıl yayınladığı sürdürülebilirlik raporu, firmanın karbon emisyonlarının büyük bir kısmının yeni veri merkezleri inşasından kaynaklandığını ortaya koymuştu.

Yapay zeka bağımsız öğrenme

Morgan Stanley, veri merkezi sektöründe karbondan arındırma çözümleri için büyük bir pazar oluşacağını öngörüyor. 2030 yılına kadar bu alanda 260 megaton CO2 eşdeğeri karbonsuzlaştırma için 15-45 milyar dolar arasında bir yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor. ABD’de veri merkezi yatırımlarının önemli bir kısmının gerçekleşmesi beklenirken, karbondan arındırma çözümleri için en uygun pazarlardan birinin ABD olduğu vurgulanıyor.

Sonuç olarak, yapay zeka ve bulut bilişim talebi arttıkça, veri merkezlerinin çevresel etkileri de artacak. Bu durum, 2030 net sıfır hedeflerine ulaşmak isteyen büyük teknoloji şirketleri için önemli bir zorluk teşkil edecek.

Apple Watch Series 10’un detayları ortaya çıktı

0

Apple’ın merakla beklenen Glowtime etkinliği yaklaşırken, yeni Apple Watch Series 10‘un detayları da netleşmeye başladı. iPhone 16 ve 16 Pro modelleriyle birlikte tanıtılması beklenen Apple Watch Series 10, kullanıcılara birçok yenilik sunacak.

Uyku apnesi takibi

Apple Watch Series 10, uyku apnesi tespit özelliğiyle dikkat çekiyor. Saat, uyku takibi özelliğini kullanarak kullanıcıların uyku apnesi yaşayıp yaşamadığını belirleyebilecek. Bu özelliğin, watchOS 11 ile birlikte gelen Yaşam Bulguları (Vitals) uygulamasındaki sistemle benzer şekilde çalışacağı belirtiliyor. Kullanıcılar, bu özelliğin doğru çalışabilmesi için birkaç gün boyunca saati uyurken takmak zorunda olacaklar. Apple’ın, sağlık verilerinin işlenme şeklini de güncellediği söyleniyor.

Daha büyük ekran ve yeni kadranlar

Apple Watch Series 10, daha büyük ekranıyla dikkat çekecek. Küçük modelin 41mm – 45mm kasa boyutlarına sahip olması beklenirken, büyük modelin ise 49mm boyutlarında olacağı tahmin ediliyor. Saat, 44 mm ve 48 mm seçenekleriyle sunulabilir. Yeni ekran büyüklüğü, “Reflections” adlı ortam ışığına tepki veren saat yüzü ve “Regatta”gibi yenilikçi kadranları kullanıcılara sunacak.

Apple Watch Series 9’un su geçirmezlik derecesi 50 metreyle sınırlı iken, yeni modelin su geçirmezlik özelliği de artırılacak. Apple Watch 10, yüksek hızlı su sporları için 20 metre derinliğe kadar dayanabilecek ve şu anda sadece Watch Ultra’ya özel olan Apple Derinlik uygulamasıyla birlikte sunulacak.

Tasarım ve diğer tenilikler

Apple Watch Series 10’un daha ince bir tasarıma sahip olması beklenirken, Apple Watch Ultra 3‘ün önceki neslin tasarımını koruyacağı öngörülüyor. Ayrıca, güncellenmiş bir Apple Watch SE modelinin de duyurulması bekleniyor.

Apple’ın yeni akıllı saatleriyle ilgili bu detaylar, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratıyor. Apple’ın Glowtime etkinliğinde daha fazla bilgi paylaşması bekleniyor.

OpenAI’nin yeni yapay zeka modelleri için aylık 2000 dolar abonelik ücreti isteyecek

OpenAI, yapay zeka hizmetlerinin fiyatlandırmasında önemli bir değişiklik yapmayı planlıyor. Şirketin, yakında piyasaya sürmesi beklenen Strawberry ve Orion kod adlı büyük dil modelleri (LLM) için aylık 2000 dolara kadar abonelik ücreti talep edebileceği belirtiliyor. Bu olası fiyat artışı, yapay zeka teknolojilerinin yüksek performansını yansıtmayı amaçlıyor, ancak fiyatlandırma stratejisine dair detaylar henüz netleşmiş değil ve OpenAI’nin konu hakkındaki açıklamaları bekleniyor.

Şu anda, OpenAI’nin ChatGPT Plus hizmeti aylık 20 dolara sunuluyor ve kullanıcılara özel GPT’ler, yeni özellikler ve DALL-E 3 görüntü oluşturma teknolojisine öncelikli erişim sağlıyor. Ancak, yeni Strawberry modelinin, mevcut yapay zeka sistemlerinden daha yüksek performans sergilemesi bekleniyor. Strawberry’nin, daha önce hiç karşılaşmadığı matematik problemlerini çözme, pazarlama stratejileri oluşturma ve derinlemesine araştırmalar yapma gibi yeteneklere sahip olması öngörülüyor. Bu gelişmiş özellikler, özellikle büyük veri ve karmaşık görevlerde yüksek performans arayan işletmeler için cazip olabilir.

OpenAI'nin yeni yapay zeka

Ayrıca, OpenAI’nin kurumsal yapısında önemli değişiklikler yapmayı planladığı ve bu değişikliklerin, şirketin yatırımcılar için daha çekici hale gelmesini sağlayacağı ifade ediliyor. Şirketin, değerinin 100 milyar doların üzerine çıkabileceği bir finansman turu gerçekleştireceği duyuruldu. Bu yaklaşan finansman turuna, teknoloji dünyasının dev isimleri arasında yer alan Apple, NVIDIA, Microsoft ve Thrive Capital gibi potansiyel yatırımcıların katılması bekleniyor.

Bu gelişmeler, OpenAI’nin yapay zeka alanındaki liderliğini sürdürme ve teknolojik yenilikleri hızla piyasaya sunma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Öte yandan, ChatGPT’nin günlük aktif kullanıcı sayısının geçtiğimiz hafta 200 milyonu aşması, yapay zeka teknolojilerine olan yüksek ilgiyi ve talebi ortaya koyuyor.

OpenAI’nin gelecekteki adımları ve fiyatlandırma stratejileri, hem kullanıcılar hem de yatırımcılar için büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor.

Android 16 hakkında ilk detaylar ortaya çıktı

Android kullanıcıları büyük bir heyecanla Android 15‘in çıkışını beklerken, teknoloji dünyasında Android 16‘ya dair ilk dedikodular ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Android Authority’den Mishaal Rahman’ın son keşifleri, Android 16’nın bildirimler ve hızlı ayarlar panelinde önemli değişiklikler içerebileceğini gösteriyor.

Google’ın Android 16 için planladığı değişikliklerin başında, bildirim ve hızlı ayarlar paneline yönelik yeni bir yaklaşım bulunuyor. İddialara göre, Google, kullanıcı deneyimini farklılaştırmak amacıyla bildirimleri ve hızlı ayarları ayırmayı düşünüyor. Android 16’daki bu değişiklikle birlikte, ekranın üst kısmında tek bir parmak hareketiyle açılacak ince bir bildirim paneli üzerinden kullanıcılar bildirimlerini kontrol edebilecek. Ancak, hızlı ayarlara erişim için iki parmakla ekranı aşağı kaydırmak gerekecek. Bu yenilik, kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacak henüz belirsiz, çünkü daha karmaşık bir kullanım deneyimi sunabilir.

Yeni hızlı ayarlar panelinde yapılan değişiklikler ise oldukça dikkat çekici. Parlaklık kontrolü için ayrı bir alan tasarlanırken, diğer ayarların boyutları biraz küçültülmüş. Android 16 ile bu panelde daha fazla ayara kaydırarak ulaşma imkanı sunulacak. Ancak, bu tasarımın hala geliştirme aşamasında olduğunu ve Android 16’nın nihai sürümünde yer alıp almayacağının kesinleşmediğini belirtmekte fayda var.

Öte yandan, Android 15’in Pixel cihazlarına çok yakında sunulması bekleniyor. SamsungHonor ve OnePlus gibi büyük üreticiler ise Android 15’i önümüzdeki aylarda kullanıcılarına ulaştırmayı planlıyor. Android 16’ya dair ortaya çıkan bu yeniliklerin teknoloji dünyasında nasıl karşılanacağı ise büyük bir merak konusu. Özellikle Android 16 ile ilgili bu erken dedikodular oldukça heyecan verici.

Google’ın Android dünyasına getireceği bu yenilikler, Android 16 kullanıcı deneyimini nasıl şekillendirecek hep birlikte göreceğiz.

BMW, hareketsiz rüzgar türbini teknolojisi üzerine çalışıyor

BMW, İngiltere’deki MINI fabrikasının çatısına kurduğu “hareketsiz” rüzgar türbini sistemini test etmeye başladı. Bu teknoloji, geleneksel rüzgar türbinlerine alternatif olarak öne çıkıyor ve rüzgar enerjisini daha sessiz ve etkili bir şekilde toplamak amacıyla tasarlanmış.

BMW, yeni rüzgar türbini teknolojisi ile karşımıza çıkacak

Hareketsiz rüzgar türbinleri, adından da anlaşılacağı gibi, hareketli parçaları bulunmayan ve rüzgar enerjisini farklı bir şekilde toplayan sistemlerdir. BMW, bu teknolojiyi ABD’li Aeromine Technologies’in kanatsız rüzgar türbini teknolojisi ile test ediyor. Sistem, çatının kenarlarına yerleştirilen kanat benzeri dikey kanatçıklar ve havayı çekmek için dahili bir pervane kullanıyor. Rüzgar bu kanatçıklar aracılığıyla vakum etkisi yaratılarak iç mekanlarda güç üretiliyor.

BMW’nin Oxford’daki tesiste kurduğu sistemin gücü hakkında ayrıntılar paylaşılmamış olsa da, Aeromine Technologies’in verilerine göre, 15 metre yüksekliğindeki bir binada kurulan 10 ünitelik bir sistemin yılda yaklaşık 100 MWh enerji üretebileceği belirtiliyor. Bu, rüzgar hızının yıllık ortalama 6 metre/saniye olduğu bölgelerde geçerlidir.

Tesla, “Actually Smart Summon” özelliğiyle aracınızı ayağınıza getiriyor!

BMW, hareketsiz rüzgar türbini sistemini kullanarak tesislerinde yenilenebilir enerji üretimini artırmayı ve karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Güneş enerjisi sistemleriyle birlikte çalışacak bu teknoloji, BMW’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayabilir.

Bu tür yenilikçi enerji çözümleri, otomobil üreticilerinin ve diğer endüstriyel oyuncuların çevre dostu enerji kaynaklarına geçiş yapmalarını desteklerken, aynı zamanda enerji verimliliğini de artırıyor.

Telegram gizlilik konusunda geri adım attı!

Telegram, kullanıcıların özel sohbetlerinin moderasyon taleplerine karşı korunduğunu belirten açıklamayı sessizce Sıkça Sorulan Sorular (SSS) sayfasından kaldırarak yeni bir yaklaşım benimsedi. Bu değişiklik, Telegram’ın CEO’su Pavel Durov’un tutuklanmasının ardından geldi. Durov, mesajlaşma platformunun suç faaliyetleri için kullanıldığı iddialarına karşı kamuoyuna ilk açıklamasında, platformdaki içeriklerin daha sıkı bir şekilde denetleneceğini söyledi. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Telegram gizlilik konusunda geri adım mı atıyor?

Durov, Telegram’ın hızla 950 milyon kullanıcıya ulaşmasının, suçluların platformu kötüye kullanmasını kolaylaştırdığını belirtti. Bu büyüme sancılarına yanıt olarak, içerik denetim sürecini iyileştirmeyi kişisel bir hedef haline getirdiğini ve bu konuda çalışmaların başladığını vurguladı.

Telegram gizlilik konusunda geri adım mı atıyor? İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Telegram’ın SSS sayfasında daha önce, sohbetlerin özel olduğu ve moderasyon taleplerinin işleme alınmadığı ifade ediliyordu. Ancak bu yazı, yasadışı içerikleri raporlamak için artık uygulamalarda “Raporla” düğmelerinin mevcut olduğunu ve içeriklerin nasıl raporlanacağına dair talimatları içeren bir açıklamayla değiştirildi.

Elon Musk’ın Twitter yatırımcıları milyarlarca dolar kaybetti!

Durov’un tutuklanması, Fransız yetkililerin Telegram’ın çocuk cinsel istismarı materyali ve uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığı yönündeki iddiaları ve Telegram’ın müfettişlerle işbirliği yapmadığı suçlamalarıyla ilişkilendiriliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Realme’nin yeni akıllı telefonu sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

iPhone 16’da depolama kapasitesi artıyor, fiyatlar yükselecek mi?

0

Apple, teknoloji dünyasının merakla beklediği büyük etkinliğini 9 Eylül‘de gerçekleştirecek. Bu etkinlikte en dikkat çeken ürünlerden biri ise yeni iPhone 16 serisi olacak. iPhone 16 serisiyle ilgili detaylar yavaş yavaş ortaya çıkarken, özellikle iPhone 16 Pro modeli depolama kapasitesiyle dikkat çekiyor. iPhone 16’da depolama kapasitesinin artırılması bekleniyor. Gelen sızıntılara göre, iPhone 16 Pro, önceki modellerde 128 GB olan başlangıç depolama kapasitesini 256 GB‘a çıkararak kullanıcılarla buluşabilir. Bu durum, Apple’ın Pro modellerinde depolama alanını yükseltme stratejisinin bir devamı olarak değerlendiriliyor.

Pro ve Pro Max arasındaki farklar azalıyor

Apple, geçtiğimiz yıl tanıttığı iPhone 15 serisinde Pro Max modelinde başlangıç kapasitesini 256 GB’a çıkarmış, ancak iPhone 15 Pro modelinde 128 GB seçeneğini sunmaya devam etmişti. Ancak bu yıl Trendforce tarafından ortaya atılan iddialara göre, Apple, iPhone 16 Pro modelinde de 256 GB’lık başlangıç depolama kapasitesine geçerek, Pro ve Pro Max modelleri arasındaki bu farkı ortadan kaldıracak. iPhone 16’da depolama kapasitesine dair bu iddialar, Apple’ın kullanıcı ihtiyaçlarına hitap etmek için yaptığı değişikliklerden biridir. Bu kararın, Apple’ın daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmek ve depolama alanına olan artan ihtiyacı karşılamak amacıyla alındığı düşünülüyor. Bu durum, depolama farkını ortadan kaldırarak iki model arasındaki ayrımı daha da azaltacak.

Fiyat artışı beklenebilir mi?

Depolama kapasitesinin artması, Apple’ın fiyatlandırma stratejisinde bir değişiklik yapıp yapmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. iPhone 16’da depolama kapasitesinin artırılmasıyla birlikte, fiyat değişiklikleri de merak konusu. Şu an için Apple’ın iPhone 16 Pro’nun başlangıç fiyatını artırıp artırmayacağı bilinmiyor. Ancak bu tür bir kapasite artışının, fiyatlara yansıması olasılıklar arasında yer alıyor. Apple’ın her yıl düzenlediği etkinliklerde yaptığı değişiklikler genellikle hem teknolojik yenilikleri hem de fiyatlandırmayı etkilediğinden, bu yıl da benzer bir durum yaşanabilir.

Kamera tarafında da büyük yenilikler geliyor

Sızıntılar sadece depolama alanıyla sınırlı değil. iPhone 16 Pro’nun kamera özelliklerinde de önemli güncellemelerolacağı iddia ediliyor. Özellikle Pro Max modellerinde bulunan tetraprizma periskop kameranın, iPhone 16 Pro modeline de entegre edilmesi bekleniyor. Bu yenilik, fotoğrafçılık ve video çekiminde daha yüksek performans sunarken, Pro ile Pro Max arasındaki farkı iyice azaltacak. Kamera teknolojisindeki bu yükseltmelerin, iPhone 16’da depolama kapasitesiyle birlikte sunulması kullanıcılar için büyük bir avantaj olacak. Kamera teknolojisindeki bu yükseltmelerin, iPhone 16 Pro kullanıcılarına daha profesyonel bir fotoğraf deneyimi sunması hedefleniyor.

Apple etkinliğinde merakla beklenen anlar

Tüm bu yenilikler ve iddialar, Apple’ın 9 Eylül’de düzenleyeceği etkinlikte netlik kazanacak. iPhone 16’da depolama konusunda birçok detay bu etkinlikte açıklanacak. Apple’ın her yıl gerçekleştirdiği bu büyük etkinlik, hem teknoloji dünyasında hem de tüketiciler arasında büyük ilgi görüyor. iPhone 16 serisi ile birlikte gelecek diğer yenilikler ve fiyatlandırma politikası, birçok kişi tarafından yakından takip ediliyor. Depolama kapasitesindeki artışın, kamera özelliklerindeki iyileştirmelerin ve fiyatlardaki olası değişikliklerin teknoloji dünyasında nasıl karşılanacağını hep birlikte göreceğiz.

YouTube, yeni AI araç seti ile herkes için daha güvenli bir ortam sağlayacak!

Perşembe günü YouTube tarafından yapılan açıklamada, AI tarafından üretilen içeriklerin, özellikle yüz ve ses kopyalamalarının tespit edilmesine yönelik adımlar atılacağı belirtildi.

Bu yeni teknolojilerden biri, halihazırda telif hakkı koruması sağlayan YouTube’un mevcut Content ID sisteminin genişletilmesi olacak. Bu sistem, yapay zeka ile oluşturulan şarkı söyleme seslerini tanımlayabilen yeni bir teknolojiyi içerecek. Ayrıca, yapay zeka ile oluşturulan yüz simülasyonları da tespit edilebilecek.

YouTube, içeriklerinin AI modelleri eğitimi için izinsiz kullanılmasını önlemek amacıyla da yeni çözümler geliştirdiğini belirtti. Bu konu, Apple, Nvidia, Anthropic, OpenAI ve Google gibi firmaların içerik üreticilerinin eserlerini izinsiz kullanmaları nedeniyle uzun süredir tartışma yaratıyordu.

YouTube, bu sorunu çözmek için geliştirilen planları henüz tam olarak açıklamasa da, içerik üreticilerine içeriklerinin üçüncü taraflarca nasıl kullanılacağı konusunda daha fazla kontrol sağlama niyetinde olduğunu duyurdu. Şirket, yıl sonuna kadar daha fazla bilgi paylaşacağını söyledi.

Yapay zeka bağımsız öğrenme

Ayrıca YouTube, geçtiğimiz yıl yapay zeka müzik üretiminde kullanılan sanatçılara ödeme yapılması konusunda bir çözüm geliştirme sözü vermişti. Bu bağlamda Universal Music Group (UMG) ile çalışmalara başlayan şirket, Content ID sistemini genişleterek AI müziği tarafından kullanılan eserlerin hak sahiplerinin kim olduğunu belirlemeye yönelik çalışmalar yürütüyor. YouTube, bu sistemi gelecek yılın başlarında test etmeye başlayacağını duyurdu.

YouTube ayrıca, yüksek profilli kişilerin yüzlerinin yapay zeka tarafından oluşturulmuş versiyonlarını tespit ve yönetmelerini sağlayacak bir sistem üzerinde çalıştığını belirtti. Bu teknoloji, ünlülerin yüzlerinin izinsiz olarak yanlış yönlendirme, ürün veya hizmetlerin tanıtımında kullanılmasını önlemeye yardımcı olacak. Şirket, bu sistemin ne zaman test edileceği hakkında kesin bir bilgi vermedi.

YouTube’un açıklamasında, “AI’ın insan yaratıcılığını artırması ve onu değiştirmemesi gerektiğine inanıyoruz. Gelecekteki gelişmelerin ortak sesimizi güçlendirmesini sağlamak için ortaklarımızla çalışmaya kararlıyız ve bu amaçlara ulaşmak için gerekli önlemleri almaya devam edeceğiz.” denildi.

OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcıya ulaştı!

Yapay zeka dünyasının öncü şirketlerinden OpenAI, ChatGPT’nin kurumsal kullanımda önemli bir başarıya ulaştığını duyurdu. Şirket, ChatGPT’nin kurumsal sürümlerinin dünya genelinde 1 milyon ücretli kullanıcıyı geçtiğini açıkladı. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcı barajını aştı

Bu büyüme, ChatGPT Team, ChatGPT Enterprise ve ChatGPT Edu gibi hizmetlerin geniş çapta benimsenmesiyle gerçekleşti. Özellikle üniversiteler ve şirketler, bu hizmetlerden faydalanarak yapay zeka teknolojilerini iş süreçlerine entegre ediyor.

OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcı barajını aştı.
OpenAI, 1 milyon kurumsal kullanıcı barajını aştı. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

OpenAI, Nisan ayında kurumsal kullanıcı sayısının 600.000 olduğunu belirtmişti. Ancak ChatGPT Edu hizmetinin Mayıs ayında kullanıma sunulmasıyla bu sayı hızla arttı. Kurumsal kullanım için özel fiyatlandırmalar sunan ChatGPT Enterprise, büyük şirketler için gelişmiş özellikler ve güvenlik önlemleri ile öne çıkıyor. Küçük işletmeler ise ChatGPT Team hizmetini aylık 25 dolar karşılığında kullanabiliyor.

Yapay zeka genom çalışmalarında öncü olacak

OpenAI, gelirini artırmak ve yapay zeka geliştirme maliyetlerini dengelemek amacıyla bu hizmetleri genişletirken, rakip yapay zeka şirketleri de benzer çözümler sunuyor. Ancak, OpenAI’ın hızlı büyümesi dikkat çekici.

Ayrıca, OpenAI’ın daha gelişmiş yapay zeka özellikleri sunacak Strawberry ve Orion adlı hizmetler için yüksek fiyatlı abonelik planlarını değerlendirdiği belirtiliyor. Bu yeni aboneliklerin aylık 2.000 dolara kadar çıkabileceği öngörülüyor.

Frekans alanında devrimsel keşif!

0

İletişim teknolojileri yepyeni bir çağa girmek üzere! Massachusetts Institute of Technology (MIT) araştırmacıları, bilgi iletimini ve işlemeyi inanılmaz hızlara taşıyacak çığır açan bir teknoloji geliştirdi. Geliştirilen petahertz (PHz) frekanslı mikserler sayesinde ışık hızına yakın bir seviyede iletişim kurmak artık mümkün olacak.

Frekans alanında devrimsel bir keşif yapıldı!

Günümüzde radyo, Wi-Fi ve diğer iletişim teknolojileri gigahertz (GHz) ve terahertz (THz) frekans aralıklarında çalışıyor. Bu frekanslar, milyarlarca ila trilyonlarca kez titreşen elektronik sinyallerin uzun mesafelere iletilmesini sağlıyor. Petahertz frekanslı mikserler ise devreye girerek sinyalleri bir katrilyon (10¹⁵) kez titreşim yapabilen optik frekanslara taşıyor ve bu sinyallerin çok daha hızlı ve daha fazla veri iletebilmesini sağlıyor.

Bu durum sadece hız artışı anlamına gelmiyor, aynı zamanda yepyeni iletişim olanaklarının da kapılarını aralıyor. Işık dalgası elektroniği (veya petahertz elektroniği) olarak adlandırılan bu yeni alan, ışık dalgalarının elektriksel alanlarının inanılmaz derecede hızlı titreşimlerinden faydalanarak elektronik sistemlerin ve optik bileşenlerin tek bir çipte birleştirilmesini hedefliyor. Işık dalgalarının titreşim hızları femtosaniye (10⁻¹⁵ saniye) ölçeğinde olduğu için, bu teknolojiler mevcut elektronik cihazların hızlarını katbekat artırıyor. Dolayısıyla petahertz mikserler, daha büyük veri setlerinin gerçek zamanlı olarak analiz edilmesini ve işlenmesini mümkün kılarken, aynı zamanda hava üzerinden veri aktarımını da hızlandırıyor.

Meta yüzeyler malzeme biliminde çığır açacak

MIT’deki araştırmacılar, petahertz (0,350 PHz) ölçekli frekanslarda çalışan bir ışık dalgası-elektronik frekans mikserini bağarıyla geliştirdi. Bu çalışma, hem optik hem de elektronik sinyalleri eş zamanlı olarak işleyebilen ve analiz edebilen bir çip teknolojisi için atılan ilk adım olarak kabul ediliyor. Geliştirilen mikser, nano antenler (nanometre ölçek, metrenin milyarda biri) kullanarak farklı frekanslardaki ışık sinyallerini karıştırabiliyor ve bu sinyalleri analiz edebiliyor.

Bu da femtosaniye ölçeğinde sinyallerin yakalanmasını gerektiren spektroskopi ve görüntüleme gibi alanlar için devrim niteliğinde bir gelişme anlamına geliyor. MIT araştırmacıları tarafından geliştirilen nano anten tabanlı mikser, ticari olarak temin edilebilen lazerler ile çalışabiliyor ve optik sinyalleri nanosaniye ölçeğinde işlemeyi mümkün kılıyor.

Daha önceki çalışmalarda ise özel olarak üretilmiş lazerlere ihtiyaç duyuluyordu. Bu gelişme, sadece optik sinyallerin işlenmesinde bir sıçrama yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda elektronik ve optik alanlar arasındaki sınırları da ortadan kaldırıyor. Araştırma ekibi, farklı frekanslardaki ışık darbelerini karakterize etmeye odaklanırken, benzer cihazların ışık dalgaları kullanarak devreler oluşturabileceğini öngörüyor. Bu çığır açan araştırmanın özellikle spektroskopi, görüntüleme ve iletişim gibi alanlarda yeni kapılar açması bekleniyor.

Satürn’ün halkaları yakında kaybolabilir!

0

Gaz devi Satürn’ün göz alıcı halkaları, Güneş Sistemi’nin en büyüleyici simgelerinden biri. Ancak bu ikonik halkalar 2025 yılında geçici bir süreliğine ortadan kaybolacak. İtalyan astronom Galileo Galilei, 17. yüzyılda Satürn’ü ilk kez gözlemlediğinden beri bu gizemli gezegen insanlığı büyütmeye devam ediyor. Satürn’ün halkaları hakkında yapılan son araştırmalar ve gözlemler bizlere önemli bilgiler sunuyor.

Satürn’ün halkaları yakın zamanda kaybolabilir

Şimdi ise Satürn, yaklaşan bir kozmik olayla hepimizi bir kez daha şaşırtmaya hazırlanıyor. İddialara göre Satürn’ün halkaları 2025 yılında kısa bir süre için gözden kaybolacak. Güneş Sistemi’nin altıncı gezegeni olan Satürn, ihtişamlı halkalarıyla tanınıyor. Bu halkaların milyarlarca buz parçası ve küçük kaya parçalarından oluştuğu biliniyor. Fakat Satürn’ün bu göz alıcı halkaları, önümüzdeki altı ay içinde görünürlüğünü yitirecek. 23 Mart 2025’te, gezegenin halkaları Dünya’dan bakıldığında neredeyse tamamen görünmez hale gelecek. Bu durum, Satürn’ün ekseninin özel eğikliğinden kaynaklanıyor.

Halkalar, bizim görüş açımıza göre tam olarak kenar dönecekleri için görünmez olacaklar. Bunu, bir kağıdı gözünüzün tam karşısına hizaladığınızda onu neredeyse göremez hale gelmenize benzetebiliriz. Satürn’ün ekseni tıpkı Dünya’nınki gibi eğik. Yılın yarısında gezegen Güneş’e doğru eğik bir şekilde ilerliyor ve bu esnada halkalarının üst kısmı aydınlanıyor. Yılın diğer yarısında ise gezegen geriye doğru eğiliyor ve Güneş, Satürn’ün güney kutbuna ve halkalarının alt kısmına ışık tutuyor.

NASA’nın güneş yelkenleri uzaya açılmayı başardı!

İlginç bir şekilde, Satürn’ün yörüngesinde iki kısa dönem bulunuyor. Bu kısa dönemlerde halkalar doğrudan Güneş’e bakıyor ve bu olaya “ekinoks” deniyor. Ekinoks sırasında hem kuzey hem de güney yarımküreler kısa bir süre eşit miktarda güneş ışığı alıyor. Neyse ki halkaların kaybolması kalıcı bir durum değil. Bu durum, her 29,5 yılda bir tekrarlanan geçici bir kozmik olay.

Bu süre, Satürn’ün Güneş etrafındaki dönüş süresine denk geliyor. Mart 2025’ten sonra Satürn’ün eksen eğikliği halkaları tekrar görünür hale getirecek. Daha sonra Kasım 2025’te halkalar yeniden kaybolacak. Satürn’ün eksen eğikliği nedeniyle, halkalar 2032 yılına kadar tam olarak görünür olmayacak. Unutmayalım ki halkaların kaybolması bir süreç ve bu süreç içerisinde halkalar giderek daha görünür hale gelecek.

Lenovo, yapay zekalı laptop modelini duyurdu!

0

Teknoloji dünyası sınırları zorlamaya devam ediyor! Lenovo, Berlin’deki IFA 2024’te tanıttığı Auto Twist AI PC konseptiyle geleceğe göz kırpıyor. Ses komutlarıyla yönetilebilen ve motorize bir menteşe yapısına sahip olan bu dizüstü bilgisayar, kendiliğinden katlanabiliyor ve ekranını kullanıcının hareketlerine göre döndürebiliyor. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Lenovo, yapay zekalı laptop modeliyle gündem oldu

Lenovo’nun bu yenilikçi konsepti, 20 yılı aşkın süredir kullanılan döndürülebilir 2si1 arada laptop tasarımına yeni bir soluk getiriyor. Günümüzdeki çoğu 2’si 1 arada dizüstü bilgisayar, 360 derece dönebilen menteşeler sayesinde tablet moduna geçebiliyor. Ancak Lenovo’nun Auto Twist AI PC modeli, eski tip merkez menteşe üzerine dönen tasarımı motorize hale getirerek fark yaratıyor ve kullanıcının hareketlerini algılayarak ekranını otomatik olarak döndürebiliyor.

Lenovo, yapay zekalı laptop modeliyle gündem oldu. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Örneğin, odada dolaşırken ekranın sürekli size dönük kalması özellikle video görüşmelerinde büyük kolaylık sağlayabilir. Özellikle bir sunum yaparken bu özellik oldukça kullanışlı olabilir. Auto Twist AI, sadece bir dönüş mekanizmasından ibaret değil. Aynı zamanda ses komutlarına da yanıt verebilen bir yapıya sahip.

Intel yönetiminden sürpriz karar!

Kullanıcının sesli talimatlarını algılayabilen cihaz, farklı modlar arasında kolayca geçiş yapabiliyor. Bu özellik, özellikle fiziksel engelli kullanıcılar için büyük kolaylık sağlayabilir. Lenovo’nun İletişim Direktörü Jeff Witt, bu tür konseptlerin henüz nihai bir amaca hizmet etmeyebileceğini, ancak gelecekteki ürünlerde bu teknolojilerin bazı unsurlarını görebileceğimizi belirtiyor.

Qualcomm Intel’in çip tasarım bölümüne talip olabilir

Teknoloji dünyasında dikkat çeken gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Mobil çip üreticisi QualcommIntel’in çip tasarım bölümünün bazı birimlerini satın alma olasılığını değerlendiriyor. İki kaynağa dayandırılan bilgilere göre Qualcomm, ürün yelpazesini genişletmek amacıyla Intel’in farklı iş birimlerini inceliyor. Intel’in son dönemde yaşadığı mali sıkıntılar ve bazı iş birimlerini elden çıkarma planları bu tür stratejik hamlelerin önünü açmış olabilir.

Qualcomm, Intel’in PC tasarımına göz kırpıyor

Qualcomm’un özellikle Intel’in PC tasarım iş birimine ilgi gösterdiği belirtiliyor. Ancak kaynaklar, Qualcomm’un Intel’in tüm tasarım birimlerini incelediğini, fakat sunucu segmenti gibi bazı alanların şirket için daha az cazip olabileceğini ifade ediyor.

Intel cephesinde henüz resmi bir teklif bulunmuyor. Şirketin sözcüsü, Intel’in PC işine “derin bir bağlılık” duyduğunu ve şu aşamada herhangi bir anlaşma görüşmesinin olmadığını belirtti. Qualcomm ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

Intel’in zor dönemi: mali gerileme ve satış planları

Intel, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Şirket, mali sıkıntılar nedeniyle bazı iş birimlerini elden çıkarmayı değerlendiriyor. Geçtiğimiz ay yayımlanan ikinci çeyrek raporunda büyük bir mali gerileme kaydedildiğiaçıklanmış ve yüzde 15’lik bir işten çıkarma yapılacağı duyurulmuştu. Ayrıca temettü ödemelerine ara verildi.

Birkaç gün önce dizüstü bilgisayarlara yönelik Lunar Lake kod adlı Core Ultra 200V işlemcilerini tanıtan Intel, bu işlemcilerin önemli bir kısmının TSMC fabrikalarında üretildiğini açıkladı. Geçmişte işlemcilerini kendi bünyesinde üreten şirket, üretim modelinde de değişiklik yapmış durumda.

Intel yönetim kurulu, bu ay içinde yapılacak kritik bir toplantıda CEO Pat Gelsinger ve diğer yöneticilerin mali tasarruf sağlayacak planlarını açıklaması bekleniyor. Satış planları arasındaprogramlanabilir çip birimi Altera’nın elden çıkarılması da en güçlü seçenekler arasında yer alıyor.

Intel’in bu zor dönemiQualcomm gibi teknoloji devlerinin iştahını kabartmış durumda. Qualcomm’un Intel’in bazı iş birimlerine yönelik planları henüz kesinleşmemiş olsa da, bu süreç önümüzdeki dönemde teknoloji dünyasında önemli değişimlere sahne olabilir.

Melek yatırımcılar ve girişimciler İSTKON 2024’te bir araya geliyor!

0

Türk İstatistik Derneği (TİD) tarafından 15-17 Ekim 2024 tarihlerinde düzenlenecek olan 12. Uluslararası İstatistik Kongresi (İSTKON), bu yıl yapay zeka temasıyla gerçekleştirilecek.

Kongre, teknoloji ve inovasyon odaklı girişimcileri yatırımcılarla buluşturmayı amaçlayan özel bir etkinliğe de ev sahipliği yapacak. Bu kapsamda Uluslararası Veri Bilimi ve İstatistik Kongresi (IDSSC 2024) adı altında düzenlenecek etkinlikte melek yatırımcılarla girişimciler birebir görüşmeler yapma fırsatı bulacak.

İnovest ve yapay zeka tabanlı B2B eşleştirme platformu Oniki iş birliğiyle düzenlenen etkinlik veri bilimi, makine öğrenmesi, sürdürülebilirlik, sağlık, hukuk ve savunma gibi çeşitli alanlarda yenilikçi projeler geliştiren girişimciler ile yatırımcıları bir araya getirecek. Girişimciler, projelerini tanıtarak yatırımcı desteği alma şansı yakalayacak, yatırımcılar ise parlak fikirlerle birebir görüşmeler yaparak iş birliği fırsatlarını değerlendirebilecek.

Teknoloji girişimcileri için önemli fırsat

IDSSC 2024 B2B Sorumlusu Dr. Ayşe Kuyrukçu, etkinliğin girişimcilik ekosistemi için büyük bir fırsat olduğunu belirterek “Bu buluşma, yapay zeka ve veri bilimi gibi yenilikçi alanlarda çalışan girişimcileri yatırımcılarla bir araya getirerek ekosisteme büyük katkılar sunacak.

Girişimciler projelerini ifade etme ve yatırımcılarla birebir görüşme imkanı bulacaklar,” dedi. Kuyrukçu, ayrıca bu etkinliğin girişimcilerin yatırım yolculuğunda önemli adımlar atmalarına olanak sağlayacağını vurguladı.

IDSSC 2024’te yer alacak B2B etkinliği, hem girişimcilerin fikirlerini hayata geçirme yolunda bir adım atmaları hem de yatırımcıların yeni iş birliği fırsatları yakalamaları için bir platform sunacak. Girişimciler, kongreye katılmak ve projelerini sergilemek için kongrenin resmi web sitesi üzerinden kayıt yaptırabilecekler.

Bu yıl yapay zeka, veri bilimi ve makine öğrenmesi gibi alanlar üzerine odaklanan IDSSC 2024, girişimcilik ve inovasyonun geleceğine yön verecek. Teknolojik gelişmelere ve yenilikçi projelere ilgi duyan yatırımcılar, yeni iş birlikleri oluşturma şansı bulacak. Kuyrukçu, etkinliğin girişimcilik dünyasında çığır açacak nitelikte olacağını belirterek, güçlü iş birliği ve projelerin önünü açacağını ifade etti.

İnovest ve Oniki’nin iş birliği ile düzenlenen bu etkinlik, sürdürülebilir ve teknolojik firmaların küresel pazarlara açılmasını desteklemeyi amaçlıyor. Hem yerel hem de uluslararası yatırımcılar ve girişimciler bu platformda buluşarak iş birliği yapma fırsatını değerlendirebilecek.

DJI, bütçe dostu yeni selfie drone’u Neo’yu tanıttı

DJI, ultra hafif ve kompakt yapısıyla dikkat çeken yeni selfie drone’u DJI Neo’yu piyasaya sürdü. Sadece 199 dolarlıkuygun fiyatıyla dikkat çeken Neo, kontrol cihazı gerektirmeden uçurulmak üzere tasarlanmış, bütçe dostu bir çözüm sunuyor. DJI Neo, anı yakalamak isteyen kullanıcılar için hem pratik hem de güçlü özelliklerle donatılmış.

DJI Neo: Tasarım ve Özellikler DJI Neo, DJI markasının sunduğu diğer drone’lardan farklı olarak bir kontrol cihazı olmadan uçurulabiliyor. Kullanıcılar, sadece akıllı telefonlarıyla drone’u kontrol edip, çekim yapabiliyor ve görüntülerini paylaşabiliyorlar. Basit bir yan düğme veya sesli komutla (“Hey Fly”) havalanabilen Neo, çekimlerini tamamlayıp otomatik olarak geri dönüyor. Ayrıca, altı temel hızlı çekim modu olan dronie, daire, roket, spot ışığı, helix ve bumerang ile otomatik olarak en iyi çekimleri yapabiliyor.

Kullanıcılar, Neo’yu selfie çekimlerinden fazlası için de kullanabiliyor. Cihaz, kullanıcıyı otomatik olarak takip edebiliyor ya da yalnızca fotoğraf veya video çekmek için belirlenen bir yolda uçabiliyor. Daha hassas kontrol isteyenler için DJI Fly uygulamasıyla joystick benzeri kontroller sağlanabiliyor. Ek olarak, yeni RC-N3 kontrol cihazı sayesinde drone üzerinde tam manuel kontrol sağlamak da mümkün.

Neo, DJI’ın üçüncü nesil FPV (First-Person View) ekipmanlarıyla da tam uyumlu. Bu özelliğiyle DJI Neo, özellikle FPV uçuş deneyimi arayan kullanıcılar için de uygun bir seçenek haline geliyor. Neo, markanın en uygun fiyatlı FPV drone’u olarak dikkat çekiyor.

Teknik Özellikler DJI Neo’nun en dikkat çeken teknik özellikleri arasında 135 gram ağırlık1/2 inç görüntü sensörü12 MP fotoğraf ve 4K/30fps video çekim kapasitesi yer alıyor. Ayrıca, cihazda 22 GB’lık dahili depolama alanıbulunuyor ve 18 dakikalık uçuş süresi sunuyor. 4. seviye rüzgar direnci ve DJI Mic 2 uyumluluğu gibi ek özellikler de performansını artırıyor. Ancak Neo, SD kart desteği sunmuyor. DJI, kullanıcıların çekimlerini doğrudan telefona aktarıp, düzenleyip paylaşmasını hedefliyor.

Fiyat ve Satış DJI Neo, DJI’ın web sitesinde ve Amazon’da 199 dolar fiyat etiketiyle satışa sunuldu. Ayrıca, iki pil ve iki yönlü şarj merkezi içeren kombo paket için fiyatlandırma 289 dolar olarak belirlendi.

DJI Neo, Hover Air X1 Pro ve X1 Pro Max ile rekabet ederken, sunduğu yenilikçi kontrol ve uçuş özellikleriyle selfie drone pazarında öne çıkmayı hedefliyor.

TEKNOFEST’te yeni rekorlar!

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Antalya’da düzenlenen TEKNOFEST teknoloji yarışmalarını ziyaret etti. Türkiye’nin geleceğinde milli teknoloji hamlesinin ve Ar-Ge ile inovasyon ekosisteminin güçlendirilmesinin önemli rol oynayacağını belirtti. İşte detaylar…

Bakan Kacır, TEKNOFEST’e katıldı!

Bakan Kacır, TEKNOFEST’in bu yıl Akdeniz şehirlerinde gerçekleştirildiğini ve 25 farklı alanda düzenlenen teknoloji yarışmalarında 5 bine yakın finalist gençle birlikte olduğunu ifade etti. İlk kez 2018 yılında başlatılan TEKNOFEST’in bu yıl 49 farklı yarışmada, 770 binden fazla takım ve 1 milyon 600 binden fazla gencin katılımıyla yeni rekorlara imza attığını söyledi.

TEKNOFEST’in her yıl kendi rekorlarını tazelediğini belirten Kacır, bu platformun sadece proje takımlarını değil, bu takımlardan doğan teknoloji girişimlerini de desteklediğini vurguladı.

Ayrıca, son 22 yılda Cumhurbaşkanının liderliğinde Türkiye’nin dört bir yanında inşa edilen teknoparkların sayısının 2’den 102’ye, bu teknoparklarda faaliyet gösteren firma sayısının ise 60’tan 10 bin 500’e çıktığını açıkladı. Bugün 270 binden fazla insanın yer aldığı bir Ar-Ge ordusuna sahip olduklarını ve TEKNOFEST’te projeler geliştiren gençlerin de bu ekosisteme katkı sağladığını ifade etti.

Bu yılın TEKNOFEST’inde 30 milyon liraya yakın ödül ve 55 milyon liranın üzerinde malzeme desteği sağladıklarını aktaran Kacır, gençlerin projelerine destek olmanın en anlamlı işleri arasında yer aldığını belirtti. Bu yıl ilk kez düzenlenen Kuantum Teknolojileri, Nükleer Enerji Teknolojileri, Yapay Zeka Büyük Dil Modeli ve Blokzincir Finans Teknolojileri yarışmalarına da dikkat çekti.

Bakan Kacır, savunma sanayii alanında da önemli adımlar attıklarını, özellikle Çelik Kubbe Projesi’nin yerli ve milli olarak geliştirilmesine yönelik çalışmaların hız kazandığını dile getirdi. Savunma, sağlık, eğitim, tarım, finans ve enerji teknolojileri gibi alanlarda gençlerin projeleriyle Türkiye ekonomisine katkı sağlayacaklarını ifade etti.

Bu yıl sadece Antalya’da değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinde de yarışma finallerinin düzenlendiğini belirten Kacır, geleceğin önemli bilim insanları ve teknoloji liderlerinin TEKNOFEST kuşağından çıkacağına olan inancını yineledi. Türkiye’nin dört bir yanında gençlerin teknolojiye olan ilgisini artırmak amacıyla yapılan bu çalışmaların devam edeceğini sözlerine ekledi.

Intel’in yeni nesil çipleri beklentileri karşılayamıyor mu?

0

Intel, işlemci üretim teknolojisinde çığır açmayı hedeflediği 18A (1.8 nm) üretim süreciyle ilgili önemli bir sınavdan geçiyor. Şirketin yeni teknolojisini test eden dev çip üreticisi Broadcom’dan gelen ilk sonuçlar ise pek iç açıcı değil.

Intel’in yeni nesil çipleri beklentileri karşılayamadı

Reuters’ın haberine göre, Broadcom’un mühendis ve yöneticileri, Intel’in 18A teknolojisiyle üretilen test işlemcilerinin performansından memnun kalmadı ve bu teknolojiyle yüksek hacimli üretime geçmenin şu aşamada riskli olacağı görüşünde birleşti.

Intel’in yeni nesil çipleri beklentileri karşılayamadı. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Bu durum, Intel için önemli bir darbe olabilir. Çünkü Broadcom, telekomünikasyon ekipmanlarından yapay zeka işlemcilerine kadar geniş bir yelpazede çip tasarımı yapan ve Intel’in hedeflediği müşteri profilinde yer alan önemli bir oyuncu.

Windows 10 desteği sona ermeden neler yapabilirsiniz?

Intel ise 18A üretim sürecinin yolunda olduğunu savunuyor. Şirket CEO’su Pat Gelsinger, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, 18A için hata oranının beklenen seviyelerde olduğunu ve birkaç çeyrek içinde seri üretime hazır hale geleceğini belirtmişti.

Ancak Broadcom cephesinden gelen olumsuz sinyaller, Intel’in yeni teknolojisinin beklenen performansı sağlayıp sağlayamayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Broadcom, Intel’in 18A teknolojisini değerlendirmeye devam edeceğini açıklarken, Intel’in bu değerlendirmeyi olumlu yönde etkilemek ve Broadcom gibi önemli bir müşteriyi kaybetmemek için önünde zorlu bir süreç olduğu görülüyor.

Dünyanın en büyük rüzgar türbini Çin’de üretildi!

Çin’in Hainan kentinde Mingyang Smart Energy, 20 MW’lık şaşırtıcı bir kapasiteye sahip dünyanın en büyük açık deniz rüzgar türbinini inşa etti. Bu muazzam türbin, 2023’te ilk kez tanıtılan 18 MW’lık selefi modeli geride bırakarak açık deniz rüzgar enerjisi için çıtayı yükseltiyor.

MySE18.X-20MW olarak adlandırılan bu türbin, büyük güvenilirlik, hafif verimlilik ve modüler tasarımla üretildi. 260 ila 292 metre (853 ila 958 fit) arasında değişen bir çapa sahip olan devasa rotor, 66.966 metrekarelik bir alanı veya 12 NFL futbol sahasından daha fazlasını kaplıyor. Türbin tarafından her yıl şaşırtıcı bir şekilde 80 milyon kWh elektrik üretilebilir ve bu yaklaşık 96.000 eve güç sağlamaya yeter. Sağlam tasarımı, saniyede 79,8 metreye (178,5 mil/saat) kadar rüzgar hızlarına sahip seviye 17 tayfunları da dahil olmak üzere şiddetli hava koşullarına dayanmasını sağlar.

Dünyanın en büyük rüzgar türbini açık denizlerde görev yapacak

Bu tür projeler temiz enerji sektörünü bir sonraki aşamaya taşımak ve üretim maliyetlerini düşürmek için çok önemli. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı raporuna göre, açık deniz rüzgar enerjisinde önemli maliyet düşüşleri kaydedildi. Açık deniz rüzgarı için dengelenmiş enerji maliyeti 2010 ile 2022 arasında 0,197$/kWh’den 0,081$/kWh’ye düştü ve şu anda en ucuz fosil yakıt seçeneklerinden %17 daha pahalı. Ancak eklenen toplam kapasitede, açık deniz rüzgarının denizdeki sürekli, güçlü rüzgarlar nedeniyle güneş ve hidroelektrik gibi diğer yenilenebilir enerjileri bir mil geride bıraktığını görüyor.

Ancak Mingyang memnun değil. Rotoru 75.477 metrekareyi süpüren daha da büyük 22 MW’lık bir türbin planlıyor. Açık deniz rüzgar teknolojisi gelişmeye devam ederken (dünyanın artan enerji taleplerini karşılamada önemli bir rol oynayacağına söz veriyor) daha önce olduğundan daha verimli bir şekilde temiz enerji üreten daha büyük türbinlerle.

Ultra saf grafit pil endüstrisinde devrim yapacak

0

Çin, yüzde 99,9 saflıktaki grafit atılımıyla eknoloji ve pil endüstrisinde devrim yaratabilir. Ultra yüksek saflıktaki grafit, mükemmel öz yağlama, iletkenlik, korozyon ve yüksek sıcaklık direnci ve kimyasal kararlılığa sahip. Karbonun kristalin bir formu olan grafit, piller, yağlayıcılar, kalemler, potalar ve daha fazlası dahil olmak üzere yüksek teknoloji malzemelerinde kullanılır. Ancak, grafitin daha yüksek bir saflaştırılmasına ulaşmak kolay olmamıştır. Flotasyon, asit liçi, termal saflaştırma ve diğerleri dahil olmak üzere birden fazla yöntemin bazen yüzde 80-90 saflaştırma sağladığı iddia edilmektedir.

Ultra saf grafit önemli bir potansiyele sahip

Çin’deki bilim insanları grafit saflaştırmada önemli bir atılım gerçekleştirdi. Ultra yüksek saflıkta grafit geliştirdiklerini iddia ettiler, bu da Asya ülkesinin grafit ürünlerinin artık dünyanın önde gelen standartlarına uyabileceğini gösteriyor. Bilim insanları %99,99995’i aşan bir grafit saflık seviyesine ulaştıklarını iddia ettiler.

Kuzeydoğu Çin Heilongjiang Eyaletindeki Hegang’da düzenlenen bir basın toplantısında, Wang Jionghui’nin China Minmetals Co’daki ekibi, grafit saflaştırma teknolojisinde yenilikçi bir atılımı duyurarak ultra yüksek saflıkta grafit üretmeyi başardı. Bu başarı, Çin’i ultra yüksek saflıkta grafit üretiminde küresel bir lider konumuna getiriyor. Bilim insanlarının , ülkenin en iyi ekipman üreticileriyle birlikte bir yöntem geliştirerek Çin’in grafit saflaştırma sürecini dönüştürdükleri iddia ediliyor.

Ürün kalitesinin istikrarlı bir şekilde sürdürülmesiyle, yöntemlerinin fiziksel-kimyasal, düşük ve yüksek sıcaklık ve ultra yüksek vakum saflaştırmanın bir karışımı olduğu iddia ediliyor. Bilim insanları yenilikçi yöntemlerini kullanarak grafit saflığını yüzde 95’ten yüzde 99,99995’e çıkardılar.

Yeni yöntemlerinin ayrıca mevcut yöntemlere kıyasla maliyet açısından etkili olduğu iddia ediliyor. Analistler, yüzde 99,99’dan fazla karbon içeren ultra yüksek saflıktaki grafitin, mükemmel kendi kendini yağlama, iletkenlik, korozyon ve yüksek sıcaklık direnci ve kimyasal kararlılık özelliklerine sahip olduğunu iddia ediyor. Pekin merkezli Anbound Think Tank’ın kıdemli analisti Liu Enqiao,: “Grafitin saflığı ne kadar yüksekse, grafitin kayganlığı, iletkenliği, korozyon direnci ve kimyasal kararlılığı da o kadar iyidir. Bu tür malzemeler havacılık, süper iletkenler, entegre devreler ve yarı iletkenler gibi gelişmiş endüstriyel sektörlerde yaygın olarak kullanılmaktadır” dedi.

Otonom su altı drone rekor kırdı!

0

Norveç’in rekor kıran dev su altı drone’u otonom olarak 3.400 metre derinlikte yüzüyor. AUV, 50 metreden 3.400 metreye kadar derinliklere ulaştı, 1.200 deniz mili mesafe kat etti ve sadece yüzde 0,02’lik bir konum hatasına sahip odlu.

Norveç’teki dev bir su altı insansız hava aracı, haftalar süren bir görevde otonom olarak 3400 metre derinlikte yüzerek rekor kırdı. Bu önemli gelişme, Norveçli firma Kongsberg’in Hugin Endurance Otonom Sualtı Aracı’nın (AUV) geliştirme testleri sırasında kaydedildi. Firmanın Hugin ailesindeki en yeni AUV’si olan Endurance, uzun menzilli, bağımsız kıyıdan kıyıya operasyonlara olanak sağlıyor.

Otonom su altı drone yüksek hassasiyete sahip

Şirketten yapılan açıklamada: “Dalışın üzerinden 10 saat geçtikten sonra önceden konuşlandırılmış bir transponderden son navigasyon güncellemesi alındıktan sonra, 8 tonluk, 40 ft’lik AUV, tüm insan etkileşiminden tamamen bağımsız bir şekilde ve sorti boyunca hiçbir harici navigasyon yardımı olmadan çalıştı” ifadeleri yer alıyor.

Görev 50m ile 3.400m arasındaki derinlikleri kapsayarak beklenen 1.200 deniz mili menzile başarıyla ulaştı. Hugin Endurance’ın, kat edilen toplam mesafenin yalnızca yüzde 0,02’si kadar bir konum hatasıyla geri döndüğü dikkat çekici. Hugin Endurance, insan yardımına ihtiyaç duymadan uzun süreler boyunca işlev görebilen tamamen kendi kendine yeten bir sistem.

Endurance, serbest yüzme Hugin AUV serisindeki en büyük versiyondur. Optimize edilmiş hidrodinamik, harika manevra kabiliyeti ve yüksek stabilizasyon doğruluğu sunuyor. Sualtı insansız hava aracı, görev yetenekleri ve durumsal farkındalık için tasarlanmış çeşitli sensörlerle donatılabilir. Bunlara, Kongsberg’in HISAS sentetik açıklıklı sonarları ve EM çok ışınlı sistemleri gibi haritalama ve incelemeler için güvenilir hidro-akustik araçlar dahildir. Hem su altı hem de yüzey sensörleri otonom karar vermeyi destekler.

Şirkete göre Endurance, basınca dayanıklı Li-ion pillerin en yeni nesli, sensör yedekliliği, görev içi işleme ve HISAS mikro navigasyonlu Sunstone ataletsel navigasyon sistemi gibi son teknolojiler sayesinde yüksek kaliteli veri toplama konusunda ticari teklifleri geride bırakıyor. Hugin Endurance, ticari ölçümler için kıyıdan kıyıya operasyonlarda önemli bir ilerleme. Öngörülemeyen durumları yönetmek, yedekli operasyon modlarına geçiş yapmak ve uzak operasyon merkezlerine güvenli bir şekilde bağlanmak için donatıldı.