Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 508

Yerli internet sağlayıcısından Ibv6 hamlesi

0

İnternetin günlük hayatımızın bir parçası haline gelmesiyle birlikte servis sağlayıcılarının konumu da kritikleşiyor. Bunun perde arkasında tüketicilerin internet hızlarının, kalitesinin ve altyapısının sürekli olarak modernize edilmesi gibi ihtiyaçları bulunuyor. İnternet değişim noktası sayısını 300’ün üstüne çıkaran yerli sağlayıcı ise bu sayede erişilebilirliği artırıyor.

İnternet, günlük hayatımızın önemli bir parçası haline gelirken kullanıcıların ihtiyaçları bu doğrultuda artıyor. Yerli internet servis sağlayıcısı ise altyapısına yaptığı yatırımlarla internet kullanıcılarının deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Kullanıcıların gelecek dönemde de son teknolojiyle modernize edilmiş altyapıya ihtiyaç duyacaklarını belirten GIBIRNet CEO’su Halim Ak ise internet kullanıcılarının sayısının artmasıyla birlikte deneyimlerini iyileştirecek ve kesintisiz hizmet alabilecekleri Ipv6 altyapısını tamamladıkları ve müşterilerine hizmet vermeye hazır hale getirdiklerine dikkat çekiyor.

İnternet artık insanlar için temel bir ihtiyaç

GIBIRNet CEO’su Halim Ak, konuyu şu sözlerle değerlendirdi: “Günümüzde internet, sadece bilgiye erişim için değil, günlük yaşamın her alanında vazgeçilmez bir araç haline geldi. Eğitimden sağlığa, iş dünyasından eğlenceye kadar pek çok sektörde internetin önemi artarken, hızlı ve güvenilir bağlantılar sağlamak giderek daha kritik hale geliyor. Özellikle pandemi sürecinde uzaktan çalışma ve online eğitim gibi uygulamaların yaygınlaşması, internetin temel bir ihtiyaç olarak kabul edilmesini hızlandırdı. Bu nedenle, altyapı yatırımları ve yeni teknolojilerin entegrasyonu, toplumun tüm kesimlerine daha iyi hizmet sunmak için hayati bir önem taşıyor. Bizler de 2019’da kurulmuş genç bir servis sağlayıcısı olarak bu temel ihtiyacı tüketicilere en uygun ve hızlı şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz.”

IPV6 kullanımı giderek yaygınlaşıyor

GIBIRNet CEO’su Halim Ak

GIBIRNet CEO’su Halim Ak, “Teknolojik olarak hızla gelişen ve ilerleyen dünyamızda yeniliklere ve gelişmelere ayak uydurmak sektörümüzün en önemli unsurlarından biri. Dünyada ve ülkemizde IPV6 kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Çünkü, mevcut internetteki cihaz sayısı hızla artarken, mevcut IP adres sistemi (IPv4) bu talebi karşılamakta zorlanıyor. Bu sorunu kökten çözmek üzere tasarlanan IPv6 ise sınırsız servis alanının yanı sıra, hızlı ve verimli erişim, güvenlik gibi birçok özellikle kullanıcılara avantaj kazandırıyor. Biz de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlenen standartlarda hazır hale getirebilmek amacıyla IPV6 testlerine başladık” dedi.

İnternet servis sağlayıcılığında en önemli konu hız

İnternet servis sağlayıcı sektöründe , hızın müşteri memnuniyetinin ve hizmet kalitesinin belirleyici bir unsuru olarak öne çıktığını aktaran Halim Ak, “Hızlı internet bağlantıları, hem bireysel kullanıcılar hem de işletmeler için kritik öneme sahip. Çünkü verimli çalışmak ve kesintisiz bir deneyim sağlamak için yüksek veri transfer hızlarına ihtiyaç duyuluyor. Özellikle büyük veri transferleri gibi yüksek bant genişliği gerektiren uygulamalar, düşük hızlar karşısında performans sorunları yaşayabiliyor. Bu nedenle, internet servis sağlayıcıları, altyapılarını sürekli olarak güncelleyerek ve optimize ederek yüksek hız sunmayı amaçlıyor. GIBIRNet olarak bu alandaki başarımızı ortaya koyarak nperf verilerine göre 2024’te abonelerine en iyi sabit hat internet erişimini sağlayan 3. operatör seçildik” ifadelerini kullandı.

Kuantum iletişimi gerçek mi oluyor?

0

Bilim insanları, kuantum iletişim ağlarında veri güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılabilecek, son derece parlak ışık parçacıkları üretebilen yeni bir ışık kaynağı geliştirdi. Bu buluş, gelecekteki kuantum iletişim ağlarında verilerin güvenli bir şekilde iletilmesini sağlayabilir.

Kuantum iletişimi gerçek olabilir

Kuantum interneti, dolanık foton çiftleri aracılığıyla bilgi iletimini mümkün kılar. Bu fotonlar, kuantum mekaniğinin ilginç kurallarına göre, zaman ve mekân sınırlarını aşarak bilgi paylaşabilir. Dolanık fotonlara kodlanan veriler yüksek hızlarda aktarılabilir ve “kuantum tutarlılığı” sayesinde veriler yakalanamaz hale gelir. Ancak kuantum internetinin geliştirilmesindeki en büyük zorluk, fotonların mesafe arttıkça zayıflamasıdır. Bu yüzden başarılı bir kuantum interneti için fotonların dolanıklığını kaybetmeden uzun mesafelere taşınabilmesi gerekmektedir.

Bu sorunu aşmak için, Avrupa, Asya ve Güney Amerika’dan bilim insanları, mevcut teknolojileri kullanarak yüksek parlaklıkta yeni bir kuantum sinyal kaynağı oluşturdu. Başarı, tek foton üreten bir cihaz olan foton noktası yayıcısını, kuantum imzasını güçlendiren bir cihaz olan kuantum rezonatörü ile birleştirerek elde edildi. Araştırmacılar, bu iki teknolojiyi birleştirerek, maksimum polarize dolanıklık sağlayan güçlü bir kuantum sinyali üretmeyi başardı.

Google hastalık teşhisi için yapay zeka kullanıyor

Araştırmanın önemi, bu teknolojilerin bağımsız olarak laboratuvarlarda test edilmesinin ardından ilk kez bir arada kullanılmasıdır. Bilim insanları, foton noktası yayıcısını, piezoelektrik aktüatör üzerinde yer alan dairesel bir Bragg rezonatörü ile entegre etti. Bu kombinasyon, hem parlaklık hem de dolanıklık özelliklerini yüksek tutan fotonlar üretmeyi mümkün kıldı.

Bu ilerleme büyük bir adım olsa da, kuantum internetinin yakında hayata geçmesi beklenmiyor. Teknolojiler hâlâ deneysel aşamada ve geliştirme aşamasında. Araştırmada kullanılan foton yayıcıları, toksik hammaddelere, özellikle arsenik gibi maddelere ihtiyaç duyuyor, bu da ölçeklenebilirlik konusunda güvenlik endişelerine yol açıyor.

Araştırmacılar, bir sonraki aşamada piezoelektrik aktüatör üzerine diyot benzeri bir yapı entegre etmeyi planlıyor. Bu, kuantum noktalar üzerinde elektrik alanı oluşturarak dolanıklık derecesini artırabilir ve decoherence (dolanıklık kaybı) sorununu çözebilir.

Üretken Yapay Zekanın Yeni Evresi

0

Üretken yapay zeka, sohbet robotları ve yardımcı robotlar gibi bilgi temelli uygulamalardan karmaşık ve çok adımlı iş akışlarını gerçekleştirebilen otonom yapay zeka ajanlarına doğru evriliyor. Bu sistemler, farklı sektörlerde çeşitli, yüksek karmaşıklığa sahip kullanım durumlarını otomatikleştirebiliyor. Bu makale, yapay zeka ajanları için gerekli olan farklı bellek sistemlerini inceleyerek bu sistemlerin karşılaştığı temel zorlukları tanımlayacak ve farklı veri tabanlarının bir bellek sistemine nasıl entegre edilebileceği üzerinde duracaktır.

Yapay Zeka Ajanı Nedir?

Yapay zeka ajanları, yapay zekanın işbirlikçi ve yenilikçi olarak hareket ettiği ve insanların teknolojiyle etkileşim biçimini temelden değiştiren yeni bir çağın kapısını açıyor. Yapay zeka ajanları; çok adımlı süreçleri tamamlamak için karar verebilen, planlama yapabilen ve minimum düzeyde insan denetimi ile karmaşık hedefleri otonom olarak takip etmek amacıyla tasarlanmış sistemleri ifade eder. Bu yapay zeka ajanları, bağlamı anlama, hedefler belirleme, görevler arasında muhakeme yapma ve değişen koşullara göre faaliyetleri uyarlama gibi daha çok insanların sahip olduğu becerileri kullanarak çalışmayı amaçlamaktadır.

Yapay zeka ajanlarının üç kritik bileşene ihtiyacı vardır: büyük dil modelleri (LLM’ler), bellek ve bir plan.  Her bir bileşen farklı bir role hizmet eder ve entegre edildiklerinde yapay zeka ajanlarının parçaların toplamından daha fazla işi başarmasını sağlarlar.

  • LLM’ler: Bir yapay zeka ajanı, sorunları parçalara ayırmak ve alt görevleri yerine getirmek için LLM’leri birden çok kez kullanabilir. Mevcut diyaloğu özetlemek için bir LLM kullanarak işe başlayabilir ve ardından çalışma belleği oluşturabilir. Daha sonra başka bir LLM ile sonraki eylemleri planlayabilir ve her olası eylemin kalitesini değerlendirmek için üçüncü bir LLM kullanabilir. Son olarak, dördüncü kez LLM kullanımı ile kullanıcı için nihai yanıtı oluşturur. Farklı amaçlar için farklı LLM’lerin kullanılması, yapay zeka ajanlarının tek bir LLM kullanımına kıyasla daha yüksek performans elde etmesini sağlar.
  • Bellek: Uzun süreli bellek, yapay zeka ajanlarının sorunları daha etkili bir şekilde çözmesini sağlar. Örnek olarak, bir perakendecinin yapay zeka ajanı ürünler, garanti politikaları ve şirket geçmişi hakkında ayrıntılı bilgilere erişebilir ve böylece müşteri sorularına daha doğru yanıtlar verebilir.
  • Plan: Bir yapay zeka ajanının karmaşık, çok adımlı görevleri güvenilir bir şekilde yerine getirmek için “plan” ya da iş akışına ihtiyacı vardır. Bu planlar yapay zeka ajanına süreç boyunca rehberlik ederek görevlerin doğru sırada gerçekleştirilmesini ve başarıyla tamamlanmasını sağlar.

Yapay Zeka Ajan Sistemlerinde Bellek Sistemleri Türleri

Üretken Yapay Zeka

Bellek sistemleri, yapay zeka ajanlarının iyi çalışabilmesi adına büyük önem taşır. Yapay zeka ajanları; işlevselliklerini, verimliliklerini ve karmaşık görevleri yapabilme yeteneklerini geliştirmek için bellek sistemlerine ihtiyaç duyar. Bellek sistemleri, bilgiyi depolamak ve geri almak, bağlamı korumak, geçmiş deneyimlerden öğrenmek ve bilinçli kararlar almak için gereklidirler.  İyi bir bellek sistemi, yapay zeka ajanlarının çıkarım yapmak için yararlanabileceği çeşitli bilgilerin düzenlenmesi, depolanması ve yüksek verimli performans sağlamak için elzemdir.

Yapay zeka ajanları için bellek sistemleri kısa ve uzun süreli bellek sistemleri olarak sınıflandırılabilir. Kısa süreli bellek, aktif olarak işlenmekte olan bilgileri geçici olarak tutan çalışma belleğini içerir. Bu, anında yapılması gereken görevler için gereklidir. Çalışma belleği ya da kısa süreli belleğin bir diğer kullanım alanı da bağlam yönetimidir ve Üretken yapay zeka ajanları için devam eden görevlerin bağlamını korumak son derece önemlidir. Bu yetenek, düzenli işlemler ve karar verme için gereklidir ve yapay zeka ajanlarının iş akışları boyunca karmaşık talimatları gerçekleştirebilmesine olanak tanır.

Yapay zeka ajanları için ikinci tür bellek sistemi, episodik, semantik ve işlemsel belleği kapsayan uzun süreli bellektir.

  • Episodik bellek, belirli olayları ve deneyimleri depolar. Yapay zekanın geçmiş etkileşimleri hatırlamasını ve bu bilgiyi öğrenme ve adaptasyon için oldukça önemli olan gelecekteki kararları vermek için kullanmasını sağlar.
  • Semantik bellek, gerçekler ve kavramlar da dahil olmak üzere dünya hakkında genel bilgileri tutar ve yapay zekanın daha doğru yanıtlar verebilmek için karşılaşılan bilgileri anlamasına ve muhakeme etmesine yardımcı olur.
  • İşlemsel bellek, görevlerin nasıl yerine getirileceğine dair bilginin depolanmasını içerir ve yapay zekanın, aynı insanların bisiklete binmeyi hatırlamasına benzer şekilde öğrenilen prosedürleri otomatik olarak yürütebilmesine olanak tanır. Böylelikle, kullanıcılarla etkileşimlerin akışını ve bağlamını koruyarak, yapay zekanın bir konuşma boyunca tutarlı ve bağlama uygun yanıtlar vermesini sağlar.

Mevcut Yaklaşımlarda Karşılaşılan Zorluklar

Bellek sistemi gereksinimlerini karşılamak için yaygın yaklaşım, çeşitli veri iş akışları veya türleri için özel amaçlı ve bağımsız veritabanı yönetim sistemlerinin kullanılmasıdır:

  • Bellek içi veritabanı: Önbelleğe almak ve sıklıkla ihtiyaç duyulan verilere hızlı erişim sağlamak için kullanılır.
  • İlişkisel ve ilişkisel olmayan veritabanları operasyonel ve işlemsel veriler için kullanılır.
  • Veri ambarları ve OLAP sistemleri, geçmiş veri setleri ve karmaşık sorgular için kullanılır.
  • Vektör veritabanları vektörleri yönetmek için kullanılır ve gömme ve benzerlik aramalarını içeren görevler için gereklidir.

Ancak, bağımsız veritabanlarından oluşan karmaşık bir ağ, bir yapay zeka aracısının performansınını olumsuz yönde etkileyebilir.

  • Gecikme sorunları: Farklı veri tabanlarının farklı yanıt sürelerine sahip olması verimsizliğe yol açabilir.
  • Veri siloları: Birbirinden farklı veri tabanları kapsamlı veri analizi yapılmasını engelleyebilir.
  • Tutarsız veri: Veri tutarlılığındaki farklılıklar hatalara yol açabilir.

Bu farklı veritabanlarını Üretken yapay zeka ajanları için uyumlu, birlikte çalıştırılabilir ve esnek bir bellek sistemine entegre etmek başlı başına bir zorluktur. Sık kullanılan veritabanı hizmetlerinin büyük bir çoğunluğu, yapay zeka ajanı sistemlerinin ihtiyaç duyduğu hız ve ölçeklenebilirlik için uygun değildir ve zayıf oldukları noktalar çoklu sistemlerde daha da kötü bir hale gelir.

Rahul Pradhan, Ürün ve Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Couchbase
Rahul Pradhan, Ürün ve Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Couchbase

Yapay zeka ajanları çağında bellek sistemlerinin entegrasyonu giderek daha da fazla önem taşımaktadır. Otonom Üretken yapay zeka ajanlarının tam potansiyelini gerçekleştirmenin anahtarı, farklı veri kaynaklarının neden olduğu zorlukların hız ve ölçeklenebilirlik için optimize edilmiş bellek sistemleri kullanarak üstesinden gelmektir. İşletmeler, yüksek performans ve düşük gecikmeyi destekleyen birleşik veri platformlarından yararlanarak inovasyonu teşvik edebilir, verimliliği artırabilir ve stratejik hedeflerine ulaşmak için yapay zeka ajanlarından yararlanabilir. Yapay zekanın geleceği, yalnızca insanlar gibi düşünen ve öğrenen değil, aynı zamanda çeşitli verileri sorunsuz bir şekilde entegre ederek otonom olarak akıllı, uyarlanabilir ve bağlama duyarlı yanıtlar sağlayan sistemler yaratmaktan geçiyor.

Google, Facebook ve Amazon kullanıcıları tehlikede!

Kaspersky’nin 25 popüler küresel şirket arasında yaptığı son araştırmaya göre, kimlik avı saldırıları söz konusu olduğunda en sık hedef alınan markalar arasında Google, Facebook ve Amazon yer alıyor. Siber saldırganlar diğer markaların kimlik bilgilerini ve verilerini de yoğun bir şekilde takip ederken, saldırı sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 1,5 kat arttı.

Kaspersky, kimlik avı istismarı için Interbrand tarafından hazırlanan En İyi Küresel Markalar 2023 sıralamasındaki 25 şirketten oluşan bir örneği ele alarak analiz etti. 2024’ün ilk yarısında, dünyanın dört bir yanından kullanıcılar bu markaları taklit eden sahte kaynaklara yaklaşık 26 milyon kez erişmeye çalıştı. Bu sayı Ocak-Haziran 2023 dönemine göre yaklaşık yüzde 40 daha fazla. Kaspersky uzmanları bu keskin artışı, kullanıcıların dikkatindeki düşüşten ziyade dolandırıcılık faaliyetlerindeki artışa bağlıyor. Siber suçlular, kullanıcıların verilerinin ve paralarının peşinden koşma konusunda daha agresif hale geliyor.

Google hizmetleri öncelikli hedef!

İncelenen markalar arasında siber suçlular, kullanıcı adları ve parolalar gibi kimlik bilgilerini çalma girişimlerinde öncelikli olarak Google hizmetlerini hedef aldı. Kaspersky çözümleri, kullanıcıları Google hesap bilgilerini vermeleri için kandırmak üzere tasarlanmış kimlik avı web sitelerine erişmek için dünya çapında 4 milyondan fazla girişimi engelledi. Google’ın ardından Facebook kullanıcılarına yönelik yaklaşık 3,7 milyon girişim gerçekleşirken, Amazon yaklaşık 3 milyon ile üçüncü sırada yer aldı. Microsoft ve DHL sırasıyla 2,8 milyon ve 2,6 milyon girişimle ilk beş sırayı tamamladı. PayPal, Mastercard, Apple, Netflix ve Instagram, 2024 yılında siber suçluların kimlik bilgileri ve para için hedef aldığı ilk 10 marka arasında yer aldı.

Bazı markaların kimlik avı saldırı girişimlerinde geçen yıla kıyasla daha yoğun hedef alındığı ortaya çıktı. Google’a yönelik kimlik avı saldırıları, 2024’ün ilk yarısında geçen yıla kıyasla yüzde 243 büyüme göstererek üç kattan fazla arttı. Mastercard, hassas veri ve para çalma girişimlerinde yüzde 210’luk artış görürken, onu saldırı girişimlerinde her biri iki kat artış yaşayan Facebook ve Netflix izledi.

Tek bir hesaptan diğer hesaplara ulaşmak mümkün

Kaspersky Güvenlik Uzmanı Olga Svistunova, şunları söyledi: “Bu yıl Google’ı hedef alan kimlik avı girişimlerinde önemli bir artış gözlemledik. Bir kimlik avcısı Gmail hesabına erişim sağlarsa, potansiyel olarak birden fazla hizmete erişebiliyor. Bu da servisi birincil hedef haline getiriyor. Para çalmayı amaçlayan Mastercard’a yönelik kimlik avı saldırıları, mal satıyormuş gibi görünen ve sözde Mastercard ile ödeme seçeneği sunan sahte çevrimiçi mağazaların çoğalmasıyla artmış görünüyor. İlginç bir şekilde, Microsoft kimlik avı kaynaklarına yapılan tıklamalarda bir düşüş yaşadı. Bu marka kurumsal kimlik avı için sıklıkla hedef alındığından, bu düşüş çeşitli kuruluşlarda siber okuryazarlığın artmasına bağlı olabilir. DHL’de de bir düşüş gözlemledik. Bu da analiz ettiğimiz çeşitli taşımacılık ve lojistik markaları arasında ortak bir eğilim olarak öne çıktı.”

İlk 10’a giremeyen, ancak giderek daha fazla hedef haline gelen diğer markalar arasında 2024’te sekiz kat artışla 240 bin kimlik avı girişimine maruz kalan HSBC ve üç kat artışla 300 binden fazla saldırıya maruz kalan eBay yer alıyor. Airbnb, American Express ve Linkedin’e yönelik girişimler sırasıyla %174, %137 ve %122 artış kaydetti.

OpenAI ile TSMC işbirliğine gidebilir!

0

OpenAI, yapay zeka alanındaki liderliğini sürdürmek adına önemli bir adım atarak, şirket içinde tasarladığı ilk yapay zeka çipini üretmek için TSMC’nin en gelişmiş teknolojisini kullanmayı planlıyor. Bu yeni çip, TSMC’nin henüz seri üretimine başlamadığı A16 Angstrom süreciyle üretilecek ve özellikle OpenAI’ın Sora video oluşturma yeteneklerini geliştirmek için kullanılacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

OpenAI ile TSMC işbirliğine mi gidiyor?

Özellikle dikkat çeken nokta, OpenAI’nin bu çipi üretmek için TSMC’nin A16 Angstrom sürecini tercih etmesi. Bu teknoloji, TSMC’nin nanosheet transistörleri ile mantık yoğunluğunu ve performansı artırmayı amaçlayan Super Power Rail mimarisini birleştiriyor. A16 süreci, veri merkezleri için hız artışı, enerji tasarrufu ve çip yoğunluğu artışı gibi avantajlar sunacak.

OpenAI ile TSMC işbirliğine mi gidiyor?
OpenAI ile TSMC işbirliğine mi gidiyor?

OpenAI ve TSMC arasında özel bir dökümhane kurulması üzerine görüşmeler yapılsa da, bu planlar kârlılık ve diğer faktörler göz önünde bulundurularak iptal edildi. Ancak, A16 sürecinin 2026 yılına kadar seri üretime geçmesi beklenmediği için OpenAI’ın bu çipi kullanması biraz zaman alacak.

Yapay zeka su tüketimini artırıyor

Ayrıca, OpenAI’ın bu çipi geliştirmesi ve kullanması, Apple ile potansiyel bir işbirliği olasılığını da gündeme getiriyor. ChatGPT’nin Apple Intelligence ile entegre hale getirilmesi ve iki şirketin yakın çalışabileceğine dair iddialar, bu spekülasyonları destekliyor. Ancak, bu işbirliği şu an için sadece bir spekülasyon olarak değerlendiriliyor.

Xiaomi uçuyor: İşte şirketin 2. çeyrek net geliri!

0

Küresel teknoloji devi Xiaomi, 2024 yılına ait ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemde düzeltilmiş net kârı, yıllık yüzde 20,1’lik bir artışla yaklaşık 869 (6,2 milyar RMB) milyon dolara ulaştı. Bu büyüme, Xiaomi’nin küresel pazarda giderek artan etkinliğini ve çeşitli iş kollarındaki ilerlemesini gözler önüne seriyor.

Xiaomi, birçok iş alanında aktif bir çeyrek geçirdi

Xiaomi tarafından açıklanan rakamlara göre, şirketin toplam geliri yüzde 32 artarak 12,4 milyar dolara (88,9 milyar RMB) yükseldi. 5 milyar dolar (46,5 milyar RMB) gelir elde ederken, IoT ve yaşam tarzı ürünleri 3,8 milyar dolar (26,8 milyar RMB) gelir sağladı.

İnternet hizmetleri ise 1,2 milyar dolar (8,3 milyar RMB) ile gelirini artırmayı başaran bir başka iş kolu oldu. Xiaomi’nin yeni girişimlerinden biri olan elektrikli araç segmenti de 900 milyon dolar (6,4 milyar RMB) gelir sağlamayı başardı.

Xiaomi’nin küresel akıllı telefon satışları da etkileyici bir performans gösterdi. Şirket, bu dönemde 42,2 milyon telefon sevkiyatı gerçekleştirerek yüzde 28,1’lik bir artış kaydetti ve pazar payını yüzde 14,6’ya çıkardı. Canalys’e göre, Çin menşeli şirket, bu rakamlarla son 16 çeyrektir dünya çapında en büyük üç akıllı telefon üreticisinden biri olmayı sürdürüyor.

Şirketin elektrik araç alanında da faaliyetleri dikkat çekici bir ivme kazandı. Şirket, ikinci çeyrekte 27 binden fazla akıllı elektrikli araç teslim etti. Xiaomi’nin elektrikli araç fabrikası, yıl sonuna kadar 120 bin araç teslim etmeyi planlıyor. Ayrıca, Xiaomi’nin pistteki en hızlı dört kapılı elektrikli aracı üretme hedefi de bu alanda önemli bir strateji olarak öne çıkıyor.

Çinli otonom araç şirketi WeRide, ABD’ye açılıyor!

0

Çin merkezli otonom araç şirketi WeRide, ABD’de robotaksi testlerine başlamaya hazırlanıyor. Şirket, Kaliforniya’da testler yapabilmek için gerekli izinleri almış durumda, ancak yolculardan ücret talep edebilmek için Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu’ndan (CPUC) ayrı bir onay alması gerekiyor. WeRide, bu alanda Waymo, Cruise, Tesla ve Zoox gibi büyük rakiplerle rekabet ediyor. İşte çok konuşulan konu ile ilgili en önemli ve çarpıcı detaylar…

Çinli otonom araç şirketi WeRide, resmen ABD’ye açılıyor!

WeRide, L4 seviyesinde otonom sürüş teknolojisi geliştiren ve Çin, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Singapur gibi ülkelerde testler yapan tek şirket olma özelliğine sahip. Şirketin ürün yelpazesi geniş; robotaksi, robobus, robovan, robosweeper gibi çeşitli araçları bulunuyor.

Çinli otonom araç şirketi WeRide, resmen ABD'ye açılıyor!
Çinli otonom araç şirketi WeRide, resmen ABD’ye açılıyor!

WeRide, aynı zamanda ABD borsasında halka açılma sürecinde ve bu süreçte yaklaşık 440 milyon dolarlık bir halka arz (IPO) ve eşzamanlı özel sermaye artırımı planlıyor. Şirketin yatırımcıları arasında Nvidia, Bosch ve GAC Group gibi büyük firmalar yer alıyor. İlk yarıda 21 milyon dolar gelir elde eden WeRide, buna rağmen net zararı 124 milyon dolar olarak kaydetti.

Çinliler Rolls-Royce’un çakmasını yaptı!

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Letven Capital’den, ACTIO Mobilite Teknolojileri’ne dev yatırım!

Çevre dostu ve yüksek performanslı mobilite çözümleriyle öne çıkan ACTIO Mobilite Teknolojileri, Letven Capital’den 120 milyon TL değerinde büyük bir yatırım aldı. Bu yatırım, Letven Capital’in PREO Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) aracılığıyla gerçekleştirdiği ilk yatırım olma özelliğini taşıyor. İşte konu hakkındaki en önemli ayrıntılar…

Letven Capital, ACTIO Mobilite Teknolojileri’ne önemli bir yatırım yaptı

Ford Otosan’ın inovatif fikir platformu Rakun’da filizlenen proje, Driventure, Devinno Teknoloji ve Altınay Elektromobilite’nin güçlerini birleştirmesiyle ACTIO çatısı altında hayat buldu. Yerli ve milli üretimi benimseyen ACTIO, akıllı ve sürdürülebilir mobilite araçları geliştirerek sektöre öncülük etmeyi hedefliyor.

Letven Capital, ACTIO Mobilite Teknolojileri’ne önemli bir yatırım yaptı.

Aldığı bu önemli yatırımla birlikte ACTIO, Ar-Ge çalışmalarına hız kazandırarak ürün yelpazesini genişletmeyi ve üretim alt yapısını güçlendirmeyi planlıyor. Ulaşım ve lojistik başta olmak üzere birçok sektöre yenilikçi çözümler sunmayı amaçlayan şirket, elektrikli araçlarıyla katma değer yaratacak ve Türkiye’yi mobilite alanında global bir oyuncu haline getirmeyi hedefliyor.

Sağlık girişimi Doccla, Avrupa’daki hamlesini aldığı dev yatırımla destekleyecek!

ACTIO Yönetim Kurulu Başkanı Kutsal Anıl, 2025 yılının ikinci yarısından itibaren ACTIO marka araçların yollarda boy göstereceğini müjdeledi. Kısacası, ACTIO’nun bu hamlesi, sadece şirketin değil, aynı zamanda Türkiye’nin mobilite geleceği için de büyük önem taşıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

Hindistan, yarı iletken yatırımlarını artırarak pazara yeni aktörler sokuyor!

Ancak son aylarda Hindistan hükümeti, Çin’e alternatif arayışında olan küresel şirketlerin oluşturduğu fırsat penceresini değerlendirerek ülkeyi yarı iletken üretiminde güçlü bir konuma getirmek için ciddi yatırımlar yapmaya başladı.

Hindistan özelinde gerçekleşen bu dönüşümden yararlanmayı hedefleyen BigEndian Semiconductors, kamera gözetim çipleri geliştirme amacıyla yola çıktı.

Mayıs ayında kurulan Bengaluru merkezli bu fabless tasarım girişimi, ARM, Broadcom ve Intel gibi devlerde görev almış CEO Sunil Kumar liderliğinde yürütülüyor. BigEndian’ın kurucu ekibi, Broadcom ve Cypress Semiconductors gibi firmalardan önemli deneyimlerle geliyor.

Sunil Kumar, yaptığı açıklamada, kurucu üyelerin 25 yıllık bir geçmişe sahip olduklarını ve Hindistan’daki 50 milyon kamera düzeyindeki iç tüketim potansiyeli ve Çin’e alternatif arayışındaki müşteri taleplerini göz önünde bulundurarak bu girişimi başlatmaya karar verdiklerini belirtti. Kumar, “Bu işi biz yapmazsak, bu nesil kaybolacak.” dedi.

Atılımı desteklemek için dev bir bütçe hazırlandı

Hindistan, yarı iletken ve ekran üretim şirketlerini desteklemek amacıyla 9 milyar dolarlık bir bütçe ayırdı ve dört yarı iletken üretim birimini onayladı. Bu birimlerin toplam 17,9 milyar dolar yatırım çekmesi ve günde yaklaşık 70 milyon çip üretme kapasitesine sahip olması bekleniyor.

Samsung'a

Henüz dört aylık olan BigEndian, ilk olarak 28nm nod işlemine dayalı bir referans çipini 2025’in ilk çeyreğinde piyasaya sürmeyi planlıyor. Girişim, Tayvanlı fabrika UMC ile çalışarak gözetim çiplerini geliştirecek. Uzun vadede ise 16 ve 32 bit mikrokontrolörlerin hakim olduğu IoT pazarında yer almayı hedefliyor.

BigEndian, geleneksel bir fabless yarı iletken firmasından farklı olarak, hükümetlerin Çinli yazılım çözümlerinden bağımsız olmalarına yardımcı olacak bir platform-as-a-service modeli geliştirmeyi planlıyor. Bu model, üreticilerin ve müşterilerin gözetim kameralarını nasıl özelleştirebileceğini sağlayacak yazılım çözümleri sunacak.

BigEndian, Vertex Ventures SEA ve Hindistan’ın öncülük ettiği 3 milyon dolarlık bir tohum yatırımı aldı. Kumar, Hindistan’daki teşviklerin, girişimin rüzgarı arkasına almasına yardımcı olduğunu ifade etti. Firma, gelecek turda daha büyük yatırımlar çekmeyi hedefliyor.

Spotter, geliştirdiği AI paketiyle YouTuber’ların üretim sürecine destek verecek!

Bu yeni Spotter paketi, YouTuber’ların video fikirlerini beyin fırtınası yapmalarına, başlık ve küçük resim önerileri oluşturmalarına, projelerini planlamalarına, görevleri organize etmelerine ve ekipleriyle iş birliği yapmalarına yardımcı olmayı hedefliyor.

Özellikle dikkat çeken bir özellik, halka açık milyarlarca YouTube videosunu analiz ederek benzer içerik üreticilerinden ilham almayı sağlıyor.

Spotter Studio, içerik üreticileri için geliştirilen TubeBuddy ve vidIQ gibi çeşitli yapay zeka araçlarıyla rekabet ediyor. Ayrıca YouTube’un, izleyicilerin o anda izlediği videolarla ilgili konuları öneren yapay zeka destekli ilham aracıyla da karşı karşıya. Ancak Spotter Studio, diğer araçlardan farklı olarak daha kişisel tercihlere yönelik çözümler sunmayı vaat ediyor.

İçerik üreticileri Spotter Studio’ya kaydolduklarında, platforma tüm halka açık YouTube videolarına erişim izni veriyorlar. Şirket, bu videoları kullanarak izleyici kitlesine hitap eden özel öneriler sunuyor ve kullanıcıların kişisel önerilerini başkalarıyla paylaşmadığını belirtiyor.

Şirket CEO’su Aaron DeBevoise, her içerik üreticisine özel öneriler sunmak için kanal performans verileriyle birlikte geçmiş videoların performansını analiz ettiklerini söylüyor. Spotter Studio’nun “Beyin Fırtınası” özelliği, içerik üreticilerinin daha önce oluşturduğu içeriklere dayanarak yeni fikirler üretiyor ve sonuçları daha da özelleştirmek için değişiklik yapma seçenekleri sunuyor. Örneğin, izleyici kitlesinin çoğunluğu erkekse, kullanıcılar kadın ve non-binary izleyicilere yönelik fikirler talep edebiliyorlar.

Spotter Studio’nun bir diğer dikkat çekici özelliği, kullanıcıların başlıklarına tıklayarak kanal için beyin fırtınası yapabilen “Outliers” adlı araştırma asistanı özelliği. Ancak bu özellik, içerik üreticileri arasında orijinallik ve yaratıcılık konusunda endişelere neden olabilir. Spotter’ın EVP ürün sorumlusu Paul Bakaus, bu tür içeriklerin zaten her gün kopyalandığını ve bu durumun kaçınılmaz olduğunu belirtti. Bakaus, Spotter Studio’nun video fikirlerini kopyalamadığını, yalnızca başlıklardan ilham aldığını da vurguluyor.

Beta testi katılımcıları olumlu geri bildirimlerde bulunuyor

Şirket, AI araçlarını yaklaşık bir yıldır geliştiriyor ve beta testine katılan içerik üreticileri, Spotter Studio’nun kullanımıyla videolarında ilk hafta izlenme oranlarının yüzde 49 arttığını belirtiyor.

Spotter Studio şu anda ABD, Kanada, İngiltere ve Avustralya’da 49 dolar aylık ücretle kullanıma sunuldu ve sınırlı süreli indirimle yıllık 299 dolara satın alınabiliyor. Ayrıca 30 günlük ücretsiz deneme süresi de mevcut.

Mars’ın yüksek çözünürlüklü haritası yayınlandı!

Çin’in Tianwen-1 görevinden elde edilen verilerle oluşturulan Mars’ın en yüksek çözünürlüklü küresel renkli haritası, gezegenin yüzeyini 1 kilometreye kadar çözünürlükle detaylandırıyor. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Mars’ın şimdiye kadarki en yüksek çözünürlüklü haritası yayınlandı

Tianwen-1 yörünge aracı, 1298 gün boyunca Mars yüzeyinin binlerce görüntüsünü topladı ve bu görüntüler, Çin Bilimler Akademisi tarafından işlenerek şu ana kadar elde edilen en yüksek çözünürlüklü Mars haritasına dönüştürüldü.

Bu harita, Mars’ın gerçek renklerini ve detaylarını göstererek, gelecekteki insanlı ve insansız Mars görevleri için önemli bir referans niteliği taşıyor. Mars’ın yüzeyinin detaylı bir şekilde haritalanması, hem mevcut keşifler hem de planlanan gelecekteki görevler için kritik bir bilgi sağlıyor. Harita, Mars yüzeyinin gerçek renklerini ve yapısını anlamaya yardımcı olarak, gelecekteki keşiflerde ve görevlerde kullanılabilecek coğrafi bir temel oluşturuyor.

NASA’nın güneş yelkeni projesinde büyük sorun!

Bu harita, geçmiş Mars görevlerinden elde edilen haritalardan önemli ölçüde daha yüksek çözünürlük sunuyor. Örneğin, önceki görevlerden elde edilen haritalar genellikle 100 metre/piksel veya daha düşük çözünürlükteydi, ancak Tianwen-1’in haritası 57 ile 197 metre arasında değişen çözünürlükler sunuyor. Bu yüksek çözünürlük, gezegenin yüzeyindeki detayları daha iyi anlamamıza olanak tanıyor ve Mars’ın keşfi için büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Boeing Starliner’daki problemin kaynağı ortaya çıktı!

NASA, Boeing’in Starliner uzay aracından gelen garip sesin kaynağını açıkladı. Üç aydır Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) kenetli olan Starliner’dan gelen sesin, ISS ve Starliner arasındaki ses sisteminde yaşanan bir geri bildirim sorunu olduğu belirtildi. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Boeing Starliner’daki sorunun sebebi ortaya çıktı!

NASA, bu tür parazit ve geri bildirimlerin uzay istasyonunun karmaşık ses sistemi nedeniyle yaygın olduğunu ve mürettebat üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığını vurguladı. Bu açıklama, konuyla ilgilenen birçok insanı oldukça rahatlattı.

Boeing Starliner’daki sorunun sebebi ortaya çıktı! İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Starliner, 5 Haziran’da astronotlar Suni Williams ve Butch Wilmore’u ISS’e taşımıştı. Ancak görev sırasında yaşanan helyum sızıntıları ve itici arızaları nedeniyle Starliner’ın mürettebatla Dünya’ya dönmesi uygun bulunmadı. Starliner’ın, 7 Eylül’de mürettebatsız olarak Dünya’ya dönmesi planlanıyor. İki astronot ise 2025 Şubat ayında SpaceX Dragon Crew-9 misyonu ile geri dönecek. NASA’nın gelecekteki projeleri de daha şimdiden büyük bir merakla bekleniyor

NASA’nın güneş yelkeni projesinde büyük sorun!

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce NASA gelecekteki projelerinde başarılı olabilecek mi? Siz uzay araştırmalarını yakından takip ediyor musunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Füzyon enerjisi alanında önemli gelişme!

Novatron adlı bir şirket, füzyon enerjisi alanında çığır açıcı bir reaktör tasarımıyla dikkat çekiyor. Yeni tasarım, plazma kararlılığını artırarak, füzyon reaksiyonlarını daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyor. Bu reaktör, manyetik ayna makinesi konseptine dayanıyor, ancak geleneksel tokamak veya stellarator tasarımlarından farklı bir yaklaşım sunuyor.

Füzyon enerjisi alanında büyük bir gelişme yaşandı

Novatron’un reaktörü, aksisimetrik tandem ayna (ATM) teknolojisi olarak adlandırılan yeni bir yöntemle çalışıyor. Bu yöntem, plazmanın güçlü bir manyetik alan içinde hapsedilmesini sağlıyor. Plazma, iki büyük mıknatıs arasında ileri geri hareket ederek tutuluyor. ATM tasarımı, plazmanın daha uzun süre hapsedilmesini ve kararlı kalmasını sağlayarak, enerji hapsedilme süresinde 100 kat iyileşme sağlıyor.

Novatron, bu teknolojiyi test etmek için bilgisayar simülasyonları gerçekleştirdi ve sonuçlar, plazma kararlılığı konusunda umut verici görünüyor. Şirket, şu anda Stockholm’deki Kraliyet Teknoloji Enstitüsü’nde Novatron 1 adlı ilk deneysel reaktörünü devreye alıyor. 2027 yılına kadar füzyon koşullarına ulaşmayı hedefleyen şirket, 2030’larda ticari fizibiliteyi gösterecek bir prototip makine ve tam gelişmiş bir füzyon reaktörü inşa etmeyi planlıyor. Novatron 4 olarak adlandırılan bu reaktör, ticari bir enerji santrali olarak 1.5 GW üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.

Üniversite öğrencisi, evinde nükleer füzyon reaktörü inşa etti!

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Chery Fulwin E05 yenilikçi tasarımıyla geliyor

0

Çinli otomobil üreticisi Chery, elektrikli otomobil atağına yeni modeli Fulwin E05 ile devam ediyor. Chengdu Otomobil Fuarı’nda göz kamaştıran bir tasarımla tanıtılan Fulwin E05, şıklığı ve teknolojik özellikleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Çin dışında da satışa sunulması planlanan modelin, 21.000 dolar civarında bir başlangıç fiyatıyla rakiplerine meydan okuması bekleniyor.

Chery Fulwin E05 şık tasarımıyla gündemde

Fulwin E05’in dikkat çeken tasarım detayları arasında akıcı hatlar, kaslı ön kaput, ince LED farlar ve sportif tampon tasarımı yer alıyor. Çift renkli jantlar, fastback tarzı tavan çizgisi ve gizli kapı kolları da otomobile modern ve dinamik bir görünüm kazandırıyor. Ön camda konumlandırılan Lidar sensörü ise gelişmiş sürüş destek sistemlerinin habercisi.

245/45 R20 ebatlarındaki Pirelli lastiklerle donatılan Fulwin E05, 4800 mm uzunluğa ve 2900 mm aks mesafesine sahip. Arka bölümde boydan boya uzanan LED stop lambaları, ortadaki Fulwin logosuyla bütünleşik bir tasarım sergiliyor. Aerodinamik kaygılarla şekillendirilen pürüzsüz gövde ve sportif difüzör de dikkat çekici detaylar arasında.

Çinli otomotiv devlerinin Türkiye’ye olan ilgisi artıyor: Chery’den Samsun’a yatırım sinyali

Fulwin E05’in iç mekanı, minimalizm ve şıklığı bir araya getiriyor. Çok katmanlı tasarıma sahip kokpitte, fonksiyon tuşlarıyla donatılmış iki kollu direksiyon simidi ve sürücüye gerekli bilgileri sunan dijital gösterge ekranı göze çarpıyor. Tüm fonksiyonların merkezi olan geniş dokunmatik multimedya ekranı ise minimalist tasarım anlayışını pekiştiriyor.

Chery, Fulwin E05’in iç mekanında ambiyans aydınlatmasına da büyük önem vermiş. Konsolda, kapı panellerinde ve hatta ayak koyma bölgesinde kullanılan ambiyans aydınlatması, özellikle gece sürüşlerinde etkileyici bir atmosfer yaratıyor. Yıldızları andıran tavan döşemesi de dikkat çekici detaylardan biri.

Fulwin E05’in öne çıkan özellikleri arasında kablosuz şarj ünitesi, mini buzdolabı ve yapay zeka destekli akıllı kabin kontrol sistemi yer alıyor. Dört farklı moda sahip (uyku, rahatlama vb.) akıllı kabin sistemi, sürüş deneyimini kişiselleştirme imkanı sunuyor.

Chery henüz Fulwin E05’in teknik özelliklerini açıklamadı. Ancak modelin hem tamamen elektrikli hem de benzinli motorun menzil artırıcı olarak kullanıldığı EREV versiyonlarının sunulması bekleniyor. Chery Fulwin E05 ile ilgili gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

NASA’nın güneş yelkenleri uzaya açılmayı başardı!

Uzay yolculuklarında devrim yaratması beklenen güneş yelkenleri teknolojisi için beklenen an geldi! NASA’nın aylardır üzerinde çalıştığı Gelişmiş Kompozit Güneş Yelken Sistemi (ACS3), nihayet uzay boşluğunda başarıyla açıldı.

NASA’nın güneş yelkenleri sonunda uzaya açıldı!

Yakıt kullanmadan uzayda ilerlemenin önünü açması beklenen bu teknoloji, denizcilikte kullanılan yelkenlerden ilham alıyor. Tıpkı rüzgarın yelkenlere basınç uygulayarak gemileri hareket ettirmesi gibi, güneşten yayılan fotonların da güneş yelkenlerine uygulayacağı basınç sayesinde uzay araçları yakıta ihtiyaç duymadan ilerleyebilecek.

NASA’nın güneş yelkenleri nihayet uzaya açıldı!

Nisan ayında Rocket Lab’ın Electron roketiyle uzaya fırlatılan ACS3, yaklaşık bir mikrodalga fırını büyüklüğünde. Dünya’dan yaklaşık 966 kilometre yükseklikte, Güneş’e senkronize bir yörüngede bulunan ACS3’ün yelkenlerini açma işlemi, beklenenden uzun sürmüş ve NASA ekiplerine zorlu anlar yaşatmıştı. Ancak NASA, kısa süre önce yaptığı açıklamada bu zorlu görevi başarıyla tamamladıklarını duyurdu.

Açıldığında yaklaşık 80 metrekarelik bir alana ulaşan yelkenler, esnek polimer ve karbon fiber kompozit bomlar sayesinde açılıp kapanabiliyor. NASA, önümüzdeki haftalarda ACS3’ü çeşitli testlere tabi tutarak yelkenlerin performansını ve manevra kabiliyetini inceleyecek.

ACS3’ten ilk görsellerin ise 4 Eylül’de gelmesi bekleniyor. Uyduda bulunan dört kamera, yelkenlerin uzay boşluğundaki zarafetini gözler önüne serecek.

Güneş yelkenleri teknolojisi, gelecekte uzun mesafeli uzay görevlerinde devrim yaratma potansiyeline sahip. Yakıta ihtiyaç duymayan bu sistem sayesinde uzay araçları, çok daha uzun süreler boyunca uzayda kalabilecek ve daha uzak noktalara ulaşabilecek.

NASA yetkilileri, güneş yelkenlerinin özellikle Güneş Sistemi içindeki yolculuklarda büyük avantaj sağlayacağını belirtiyor. Güneş’ten yayılan fotonların yelkenlere uyguladığı basınç, bir ataşın avuç içine yaptığı baskı kadar küçük olsa da sürekli ve sabit bir itki gücü sağlayarak uzay araçlarının zamanla yüksek hızlara ulaşmasını mümkün kılıyor.

ACS3 göreviyle elde edilecek veriler, gelecekteki güneş yelkeni görevlerinin tasarımı ve geliştirilmesinde büyük önem taşıyor. Uzay keşiflerinde yeni bir sayfa açacak bu teknoloji, insanoğlunun evrende daha önce hiç olmadığı kadar uzağa gitmesini sağlayabilir.

Geely, uygun fiyatlı Geome Xingyuan modeliyle geliyor

Çinli otomobil devi Geely, uygun fiyatlı elektrikli otomobil atağına hız kesmeden devam ediyor. Şirketin şehir içi kullanıma odaklanan yeni modeli Geome Xingyuan, şık tasarımı ve iddialı özellikleriyle dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. BYD’nin popüler modeli Dolphin’in en büyük rakibi olmaya hazırlanan Xingyuan, bu yıl Çin pazarında boy gösterecek.

Geely, uygun fiyatlı Geome Xingyuan modeliyle gündem oldu

Öncelikle Geely’nin “Geome” serisine bir açıklık getirelim. Geely, daha önce “Geometry” adında bağımsız bir elektrikli araç markası kurmuş ancak beklenen başarıyı yakalayamamıştı. Şirket bunun üzerine “Geometry”i bir alt marka olmaktan çıkarıp “Geome” adıyla bir model serisi haline getirdi. Şu anda Panda Mini, Panda Knight, G6 ve M6 gibi modellerin yer aldığı Geome ailesi, yakında Xingyuan ile daha da genişleyecek.

Geely’nin yeni tasarım dilini yansıtan ilk model olan Geome Xingyuan, modern ve dinamik hatlara sahip. 4135 mm uzunluğunda, 1805 mm genişliğinde ve 1570 mm yüksekliğindeki otomobil, 2650 mm’lik aks mesafesiyle ferah bir iç mekan vadediyor. En yakın rakibi BYD Dolphin ile kıyaslandığında 10 mm daha uzun bir gövdeye sahip olan Xingyuan’ın aks mesafesi ise Dolphin’den 50 mm daha kısa. Aracın ağırlığı ise versiyona göre 1215 kg ile 1285 kg arasında değişiyor.

Volkswagen Passat Pro tanıtıldı!

Xingyuan’ın iç mekanı, modern ve minimalist bir tasarıma sahip. Koyu ve açık renklerin uyumlu bir şekilde kullanıldığı kabinde, konsol ve kapı panellerindeki aydınlatılmış şehir silüeti dikkat çekiyor. İki kollu direksiyonun hemen arkasında yer alan kompakt dijital gösterge paneli, temel sürüş bilgilerini sürücüye sunuyor. Aracın multimedya ve diğer fonksiyonları ise ortadaki büyük dokunmatik ekrandan kontrol ediliyor.

Kompakt boyutlarına rağmen Xingyuan, geniş bir orta konsola sahip. Bu alanda iki adet kablosuz şarj ünitesi, vites seçici, bardak tutucular ve küçük bir eşya gözü yer alıyor. Geely, Xingyuan’da Meizu tarafından geliştirilen Flyme Auto işletim sistemini kullanıyor. Meizu telefonlarla kusursuz bir entegrasyon sunan Flyme Auto, oyun ve sanal asistan gibi özelliklerle de dikkat çekiyor. Bu arada, Meizu’nun 2022 yılından beri Geely’nin kontrolü altında olduğunu da hatırlatalım.

Geely, Xingyuan’ı iki farklı elektrik motoru seçeneğiyle sunacak. Giriş seviyesinde 58 kW (78 beygir) güç üreten bir elektrik motoru yer alırken, daha güçlü versiyonda 85 kW (114 beygir) güç üreten bir motor görev yapıyor. Giriş seviyesi modelin maksimum hızı 125 km/s ile sınırlı kalırken, daha güçlü versiyon 135 km/s hıza ulaşabiliyor.

CATL tarafından üretilen lityum iyon pillere sahip olan Xingyuan’da 30.12 kWh ve 40.16 kWh olmak üzere iki farklı batarya seçeneği sunuluyor. Küçük batarya ile 310 km, büyük batarya ile ise 410 km menzil sunan Xingyuan’ın menzil değerleri Çin’in kendi standartı olan CLTC normuna göre belirlenmiş.

Geely Xingyuan, uygun fiyatı ve iddialı özellikleriyle Çin pazarında büyük ses getireceğe benziyor. 11.250 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması beklenen Xingyuan’ın diğer pazarlarda da piyasaya çıkıp çıkmayacağı ise henüz belli değil.

Eski Intel mühendisleri, yeni girişimleriyle gündem oldu

Teknoloji dünyasında yükselen yıldız RISC-V mimarisi, her geçen gün yeni oyuncuları kendine çekmeye devam ediyor. Son olarak Intel’in deneyimli mühendislerinden oluşan bir ekip, “AheadComputing” adını verdikleri yeni girişimleriyle bu alanda iddialı bir adım attı. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Eski Intel mühendisleri, yeni girişimleriyle gündeme oturdu

AheadComputing’in kurucuları arasında Intel’de baş mühendislik dahil olmak üzere önemli görevlerde bulunmuş Debbie Marr, Mark Dechene, Jonathan Pearce ve Srikanth Srinivasan gibi sektörün yakından tanıdığı isimler yer alıyor. Girişimin toplamda 80 yıllık Intel deneyimine sahip olması, dikkatleri üzerine çekiyor.

RISC-V mimarisi, açık kaynaklı ve özelleştirilebilir yapısıyla son dönemde büyük ilgi görüyor. Henüz Intel, AMD gibi devlerin tam hakimiyetine girmemiş olması, yeni girişimler için büyük fırsatlar sunuyor. Özellikle uygun fiyatlı ve yüksek performanslı çiplere odaklanacak girişimlerin, sektörde önemli bir yer edinebileceği öngörülüyor. AMD’nin efsanevi ismi Jim Keller’ın da Tenstorrent girişimiyle RISC-V alanında iddialı bir başlangıç yaptığını hatırlatalım.

Intel, çip üretim departmanını satacak mı?

AheadComputing, RISC-V tabanlı yongalarıyla farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik uygun fiyatlı çözümler sunmayı hedefliyor. Girişimin deneyimli ekibi ve iddialı hedefleri, RISC-V ekosisteminde heyecanla karşılandı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Tesla, “Actually Smart Summon” özelliğiyle aracınızı ayağınıza getiriyor!

Tesla, uzun süredir merakla beklenen gelişmiş araç çağırma özelliğini sonunda kullanıcılarıyla buluşturdu. “Actually Smart Summon” (ASS), yani Türkçesiyle “Gerçekten Akıllı Çağırma”, adından da anlaşılacağı gibi aracınızı tam anlamıyla akıllı bir şekilde park halinden alıp yanınıza getirebiliyor.

Tesla, “Actually Smart Summon” özelliğiyle gündem oldu

Tesla’nın 2024.27.20 yazılım güncellemesiyle birlikte gelen bu özellik, Full Self-Driving (FSD) sisteminin yeni sürümü olan v12.5.3 ile entegre bir şekilde çalışıyor. Kullanıcılar artık Tesla mobil uygulamaları üzerinden araçlarını istedikleri noktaya çağırabiliyor, üstelik kabin sıcaklığını bile önceden ayarlayabiliyorlar.

Aslında Tesla, Smart Summon özelliğini ilk kez 2019 yılında tanıtmıştı. Ancak o dönemki teknoloji, aracın çevresindeki engelleri algılamada ve karmaşık manevraları gerçekleştirmede yeterince başarılı değildi. Bu durum, bazı kazalara ve araçlarda hasara yol açarak özelliğe yönelik eleştirilerin artmasına sebep olmuştu.

Tesla Model Y, 7 koltuklu versiyonuyla geliyor!

Tesla CEO’su Elon Musk, 2022 yılında yaptığı bir açıklamada Smart Summon’ın daha gelişmiş ve akıllı bir versiyonunu çıkaracaklarının sözünü vermişti. Ve nihayet yıllar süren bekleyişin ardından “Actually Smart Summon” (ASS) kullanıcıların beğenisine sunuldu. Hatta Tesla, yeni özelliğin sürüm notlarında önceki versiyonu esprili bir dille “Dumb Summon” (Aptal Çağırma) olarak adlandırarak eski sistemle olan farkı açıkça ortaya koyuyor.

ASS’in en önemli farkı ise, selefinden farklı olarak ultrasonik sensörler yerine Tesla’nın gelişmiş “Vision” sistemini kullanması. Bu sayede araç çevresini daha iyi algılayabiliyor ve daha güvenli manevralar gerçekleştirebiliyor.

Yine de Tesla, ASS özelliği kullanılırken dikkatli olunması gerektiği konusunda kullanıcıları uyarıyor. Aracı kullanmasanız bile tüm sorumluluğun hala sürücüye ait olduğunu hatırlatıyor.

Facebook, telefonumuzu dinliyormuş!

0

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında, özellikle Meta’ya ait Facebook ve Instagram’da, reklamların zamanlaması birçok kullanıcıyı şaşırtıyor. Kullanıcılar, bir ürün hakkında sohbet ettikten sadece birkaç saniye sonra bu ürünle ilgili bir reklamın karşılarına çıkmasıyla adeta şok yaşıyorlar. Facebook, sızdırılan birkaç belgede kullanıcıları dinlediğini resmen itiraf ediyor. İşte detaylar…

Facebook, aktif dinleme yazılımı kullanıyor

“Sosyal medya şirketleri akıllı telefonlarımızın mikrofonlarını kullanarak konuşmalarımızı dinliyor ve bu verileri reklamlar için mi kullanıyor?” sorusu bir kez daha gündemde ve bu kez iddialar hiç olmadığı kadar ciddi. 404 Media’nın elde ettiği sızdırılmış belgeler, “Aktif Dinleme” adı verilen bir yazılımın varlığını ortaya çıkardı.

Facebook tarafından kullanılan bu yazılım, yapay zeka kullanarak gerçek zamanlı olarak konuşmalarımızı dinliyor ve bu verileri kullanıcıların niyetlerini anlamak için kullanıyor. Sızdırılan belgelerde, ABD’nin önde gelen televizyon ve radyo devlerinden biri olan Cox Media Group’un (CMG), Facebook’un pazarlama ortaklarından biri olarak, bu “Aktif Dinleme” yazılımını kullandığı iddia ediliyor.

CMG’nin sunum belgelerine göre, “Aktif Dinleme” yazılımı, kullanıcıların telefonlarındaki ses verilerini yakalayarak bu verileri bireylerin davranış verileriyle eşleştiriyor ve hedefli reklamları daha da hassas hale getiriyor. Amazon, Facebook ve Google gibi devlerin bu yazılımın müşterileri arasında yer aldığı belirtiliyor.

404 Media’nın raporunun yayımlanmasının ardından, Google, CMG’yi Partner Programı listesinden çıkardı. Bu hamlenin ardından Meta da CMG ile olan iş ortaklığını incelemeye aldı ve hizmet şartlarını ihlal edip etmediğini araştırmaya başladı.

Bu sızdırılan belgeler ve açıklamalar, sosyal medya devlerinin kullanıcı mahremiyeti üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Bu tür uygulamaların yasal olup olmadığı kadar, etik olup olmadığı da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Sosyal medya platformlarının bu tür uygulamalarını nasıl denetleyeceği ve kullanıcıları nasıl koruyacağı, ilerleyen günlerde daha fazla tartışılacak gibi…

Çin’den Japonya’ya çip uyarısı!

Çin, teknoloji alanındaki yükselişini engellemeye yönelik hamlelere karşı sesini yükseltmeye devam ediyor. Son olarak Japonya’nın çip üretim ekipmanlarına yeni kısıtlamalar getirmesi ihtimali, Çin’i harekete geçirdi. Pekin yönetimi, Japon yetkililere bu tür bir adımın “ciddi ekonomik misilleme” ile karşılanacağı konusunda açık ve net bir uyarıda bulundu.

Çin’den Japonya’ya sert çip uyarısı

Görüşmelerden sızan bilgilere göre, Çinli yetkililer Japonya’nın olası kısıtlamalarına karşı çok sert bir tutum sergiledi. Toyota Motor gibi Japonya’nın önde gelen şirketleri ise hükümetlerini uyardı. Toyota’nın uyarısının merkezinde ise Çin’in misilleme olarak otomotiv üretiminde kritik öneme sahip minerallere erişimi engelleyebileceği endişesi yer alıyor.

Çin’den Japonya’ya sert çip uyarısı

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Küresel üretim ve tedarik zincirlerinin yapay olarak bozulmasına, normal ekonomik ve ticari iş birliğinin siyasallaştırılmasına ve Çin’e karşı bilimsel ve teknolojik engeller oluşturulmasına kesinlikle karşıyız” diyerek ülkesinin duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.

Çinli batarya üreticisi CATL, ABD ambargosuna mı uğrayacak?

Japonya, Temmuz ayında ABD’nin baskısıyla Çin’in gelişmiş çip üretim kapasitesini sınırlamayı hedefleyen bir dizi önlem almış ve 23 tür yarı iletken üretim ekipmanının ihracatını kısıtlamıştı. Bu hamle, Japonya ile Çin arasındaki ekonomik gerilimin tırmanmasına yol açabileceği endişesini beraberinde getirdi. Çin’in olası misilleme adımları, özellikle teknoloji ve otomotiv sektörlerini derinden etkileyebilir.

Japonya’nın en büyük şirketlerinden biri olan Toyota, ülkenin çip politikalarında önemli bir söz hakkına sahip. Şirket, Tayvanlı çip üretim devi TSMC’nin Japonya’da inşa ettiği yeni bir çip fabrikasına yatırım yaparak bu alandaki varlığını güçlendiriyor. Bu nedenle Toyota’nın endişeleri, Tokyo Electron gibi diğer Japon yarı iletken ekipman üreticilerinin endişeleriyle birleşince Japon yetkililer üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.

Öte yandan ABD, Çin’in teknolojik yükselişini engellemek için Japonya’ya daha fazla baskı uygulamaya devam ediyor. Washington yönetimi, Tokyo Electron gibi şirketlerin Çin’e gelişmiş çip üretim ekipmanı satmasını daha da zorlaştırmak için yoğun bir çaba sarf ediyor.

ABD, müttefiklerini Çin’e karşı daha sert önlemler almaya ikna etmek için “doğrudan yabancı ürün kuralı” (FDPR) adı verilen bir yaptırımı devreye sokmayı değerlendiriyor. Bu kural, ABD’nin, içerisinde az miktarda da olsa Amerikan teknolojisi bulunan yabancı ürünlere ihracat kısıtlaması getirmesine olanak tanıyor. Şimdilik Japonya ve diğer önemli müttefiklerine karşı FDPR’yi kullanmaktan kaçınan ABD’li yetkililer, bu seçeneğin hala masada olduğunu belirterek gelecekte kullanabileceklerinin sinyalini veriyor.

ABD, 2022 yılında Çin’e yönelik kapsamlı çip ihracat kısıtlamalarını ilk kez duyurmuştu. Daha sonra Japonya ve Hollanda da benzer ancak daha sınırlı önlemler aldı. Birkaç ay önce ise ABD’nin baskısıyla Hollandalı ASML ve Japon Tokyo Electron, Çin’e sattıkları litografi ekipmanları için hayati önem taşıyan servis hizmetlerini durdurmak zorunda kaldı.

ABD şimdi ise yapay zeka teknolojileri için kritik öneme sahip yüksek bant genişlikli bellek yongalarına (HBM) ve diğer çip üretim ekipmanlarına yeni kısıtlamalar getirmeyi hedefliyor. Ancak hem ABD’nin hem de Japonya’nın getirdiği ve getirmeyi planladığı kısıtlamalar sadece gelişmiş teknolojilerle sınırlı. Dolayısıyla Çinli şirketler, kurallara uyarak daha düşük teknolojili ekipmanları satın almaya devam edebiliyor. Bu durum, ASML, Tokyo Electron ve ABD’li Applied Materials, Lam Research ve KLA gibi şirketlerin Çin’deki satışlarının önemli ölçüde artmasına yol açtı.