Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 519

AirTag hırsızlarının kabusu oldu!

0

Apple AirTag sahipleri, şirketin izleme cihazını kullanmanın yeni ve yaratıcı yollarını bulmaya devam ediyor. Apple’ın bu küçük ve pratik cihazı, şimdi paket hırsızlarını yakalamak için bir yem olarak kullanılmaya başlandı.

AirTag ve benzeri izleme cihazları, seyahat ederken bagajın takibini sağlamak için yaygın olarak kullanılıyor. Ancak son dönemde, paket hırsızlarını yakalamak için bir yem olarak kullanılmaları, bu cihazların yeni ve popüler olabilecek bir kullanım durumunu ortaya çıkardı.

AirTag kullanarak hırsızları yakaladı

Santa Barbara County’de yaşayan bir kadın, mahallesinde üst üste yaşanan paket hırsızlıklarına karşı yaratıcı bir çözüm geliştirdi. Paketinin tekrar çalınacağından emin olan kadın, kendi adresine içinde Apple AirTag bulunan bir paket gönderdi.

Beklendiği gibi, paket kısa sürede posta kutusundan çalındı. Ancak bu kez kadın, AirTag sayesinde paketi ve hırsızları takip edebildi. İzleme cihazı sayesinde yetkililer, sadece AirTag’li paketi değil, aynı zamanda bir düzineden fazla çalınmış başka paketi de ele geçirdi. Operasyon sonucunda birden fazla kişi tutuklandı.

Bu olay, Apple AirTag ve benzeri izleme cihazlarının güvenlik amaçlı kullanımını bir kez daha gözler önüne serdi. Paket hırsızlıklarının önüne geçmek ve suçluları yakalamak için teknoloji kullanımı, bu tür olaylarda caydırıcı bir rol oynayabilir.

LG’nin devrim yaratan OLED ekran teknolojisi: Dream OLED

0

Güney Kore merkezli teknoloji devi LG, geliştirdiği yeni “Dream OLED” teknolojisiyle OLED ekranların performansını daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Henüz ticari kullanıma sunulmayan bu teknoloji, özellikle OLED panellerdeki mavi renk üretimini iyileştirmeye odaklanıyor.

Mevcut OLED panellerde, mavi renk üretimi sırasında daha yüksek ısı üretilmesi ve parlaklığın sınırlı kalması gibi sorunlar yaşanıyordu. Yeni “Dream OLED” teknolojisi ise tandem, yani çift katmanlı bir yapı kullanarak bu sorunları ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bu sayede hem parlaklık artışı sağlanıyor hem de enerji verimliliği ile panel ömrükayda değer ölçüde uzatılıyor. Ayrıca, yeni teknolojinin OLED ekranlarda sıklıkla karşılaşılan “OLED yanığı”problemine karşı da daha dayanıklı olacağı belirtiliyor.

İlk uygulamalar: dizüstü bilgisayarlar ve iPad Pro

LG Display, geçtiğimiz aylarda dizüstü bilgisayarlar için tasarlanan sektörün ilk 13 inç Tandem OLED panelinin seri üretimine başladığını duyurdu. Bu panel, 2880×1800 piksel çözünürlüğe sahip ve DCI-P3 renk gamının yüzde 100’ünü karşılayarak yüksek renk doğruluğu sunuyor. Aynı zamanda, VESA Display HDR True Black 500 sertifikasına da sahip olan bu yeni panelin, gelecekte MacBook’larda kullanılabileceği konuşuluyor.

Apple da yeni iPad Pro modellerinde benzer bir OLED paneli kullanmayı tercih etti. Şirket, Ultra Retina XDR adı verilen ve iki adet OLED panelin ışığını birleştirerek olağanüstü bir tam ekran parlaklığı sunan çift katmanlı OLED teknolojisini tanıttı. Bu ekran, SDR ve HDR içerikler için 1000 nit tam ekran parlaklığı ve yalnızca HDR içerikler için 1600 nit maksimum parlaklık destekliyor.

Ekran teknolojisinde yeni bir standart

Apple’ın açıklamalarına göre, çift katmanlı OLED teknolojisi her bir pikselin rengini ve parlaklığını milisaniyeden daha kısa sürede kontrol edebiliyor. Bu da ekranın XDR netliğini artırarak fotoğraf ve videolardaki parlak alanların daha parlak, gölge ve loş ışıkta kalan alanların ise daha ayrıntılı görünmesini sağlıyor. Ayrıca, hareket halindeki içerikleriçin daha yüksek bir tepki hızı sunuyor. Yeni iPad Pro’da, zorlu ışık koşullarında çalışan profesyoneller için nano-texture cam seçeneği de bulunuyor. Bu cam, ortam ışığını dağıtarak parlamayı azaltıyor ve görüntü kalitesini koruyor.

LG’nin “Dream OLED” teknolojisi ve Apple’ın yeni çift katmanlı OLED ekranları, ekran teknolojisinde yeni bir dönemi işaret ediyor. Daha parlak, daha verimli ve daha dayanıklı OLED ekranlar, gelecekte kullanıcıların deneyimlerini önemli ölçüde iyileştirecek gibi görünüyor. “Dream OLED” teknolojisine sahip LG panellerinin 2025 ya da 2026 yılında pazara sunulması bekleniyor.

Apple iPhone 16 lansmanında yapay zeka ile fark yaratmaya hazırlanıyor!

Apple, her yıl olduğu gibi bu yıl da teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratmaya hazırlanıyor. Eylül ayında yapılması planlanan iPhone 16 lansmanında, şirketin yeni yapay zeka odaklı özelliği “Apple Intelligence” ön plana çıkacak. Apple’ın bu yeni özellik için mağazalardaki satış temsilcilerine özel eğitimler vereceği de belirtiliyor. Peki, Apple neden bu konuda bu kadar iddialı?

Apple Intelligence ile daha akıllı bir deneyim

Apple Intelligence, Apple’ın geliştirdiği ileri düzey yapay zeka fonksiyonlarını bir araya getiren bir çatı özelliği olarak tanımlanıyor. Bu yeni özellik, iPhone 16 kullanıcılarına daha kişiselleştirilmiş ve akıllı bir deneyim sunmayıhedefliyor. Yeni Siri arayüzü, gelişmiş yazma araçları ve bildirim özetleri gibi temel işlevler, iOS 18.1 sürümü ile birlikte kullanıma sunulacak. Ancak asıl büyük yeniliklerin, iOS 18.2 veya daha sonraki güncellemelerle birlikte gelmesi bekleniyor. Bu yenilikler arasında, “Image Playground”, “Genmoji” ve ChatGPT entegrasyonu gibi özellikler bulunuyor.

Apple, yapay zeka özelliklerinin iPhone 16 serisinin satışlarını 10 milyon adet kadar artırabileceğini öngörüyor. Bu nedenle, Apple Intelligence’ın tanıtımı ve kullanıcılar tarafından benimsenmesi için mağaza içi tanıtımlarda bu özelliklere vurgu yapmayı planlıyor.

Mağaza personeline özel eğitimler düzenlenecek

Apple, Apple Intelligence’ın tanıtımında herhangi bir detayı atlamamak adına mağaza personeline yönelik zorunlu eğitimler düzenleyecek. Mark Gurman’ın aktardığı bilgilere göre, bu eğitimler iPhone 16’nın piyasaya sürülmesinden hemen sonra, 12 veya 13 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek. Apple, bu eğitimlerle personelini yeni özellikler hakkında tam donanımlı hale getirerek, müşterilere en iyi şekilde rehberlik etmeyi amaçlıyor.

Apple’ın yapay zeka hamlesi, iPhone 16 satışlarını artırabilir mi?

Apple IntelligenceiPhone 16 serisinin pazarda fark yaratmasında kilit bir rol oynayabilir. Günümüzde akıllı telefon kullanıcıları, cihazlarının sadece hızlı ve güvenilir olmasını değil, aynı zamanda akıllı ve kullanışlı özellikler sunmasınıda bekliyor. Apple’ın bu beklentiyi karşılamak amacıyla yapay zeka özelliklerine yoğunlaşması, iPhone 16’nın rakiplerinden ayrışmasına yardımcı olabilir.

Apple’ın bu hamlesinin iPhone 16 serisinin satış performansını ne ölçüde etkileyeceği ise merak konusu. Şirketin yapay zeka stratejisinin başarılı olup olmayacağı, kullanıcıların Apple Intelligence’a gösterdiği ilgiye bağlı olacak. Siz ne düşünüyorsunuz? Apple IntelligenceiPhone 16’yı diğer cihazlardan ayıran en önemli özellik olabilir mi? Yorumlarınızı bizimle paylaşın!

Apple, App Store’u bir zorunluluk olmaktan çıkarıyor!

Geçmişte hayal bile edilemeyecek olan bir değişiklikle, Apple, AB’deki kullanıcılarına App Store ve diğer temel iOS uygulamalarını silme imkânı sunacak. Silinebilecek uygulamalar arasında Mesajlar, Fotoğraflar, Kamera ve Safari de yer alacak.

Bu yenilik, AB’nin Dijital Pazarlar Yasası’nın bir sonucu olarak geliyor. Apple, bu yasa kapsamında iOS cihazlarda üçüncü taraf uygulama mağazalarına izin vermek zorunda kaldı.

Şu an kullanıcılar bu uygulamaları yalnızca Ana Ekran’dan kaldırabiliyor, ancak uygulamalar App Kütüphanesi’nde erişilebilir olmaya devam ediyor. Ancak, iOS 18 ve iPadOS 18 ile gelmesi beklenen güncelleme, bu uygulamaların tamamen silinmesine olanak tanıyacak.

Apple, App Store’un silinmesi durumunda ortaya çıkabilecek sorunlar konusunda kullanıcıları uyardı. Özellikle aboneliklerin yönetiminde zorluklar yaşanabileceği ve üçüncü taraf mağazalardan indirilen uygulamalar için sınırlı destek sunulacağı belirtiliyor. Ayrıca, yeni düzenlemeler kapsamında kullanıcılar cihazlarını ilk kurduklarında tercih ettikleri tarayıcıyı seçme imkanına sahip olacak.

Bu seçenek, iOS 18’e güncelleme yapan kullanıcılara da sunulacak ve Safari halihazırda varsayılan tarayıcı olarak ayarlanmış olsa bile, kullanıcılar bu seçeneği yeniden değerlendirebilecek. Eğer Safari dışında bir tarayıcı seçilirse, bu yeni tarayıcı otomatik olarak Dock’taki Safari’nin yerini alacak.

Apple yapay zeka

Bu değişiklikler yalnızca AB’deki Apple cihazları için geçerli olacak. ABD’de ise App Store silinemez olarak kalmaya devam edecek. iOS 18’in genel kullanıma sunulmasının, muhtemelen Eylül ayında iPhone 16 serisi ile eşzamanlı olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Şirketin bu adımı, Avrupa pazarında daha esnek bir kullanım sunmayı hedeflerken, kullanıcıların cihazlarındaki kontrolünü artırmayı amaçlıyor. Ancak bu değişikliklerin Apple’ın kullanıcı deneyimi ve güvenliği üzerindeki etkileri merakla bekleniyor.

Çin insansı robot pazarında yeni bir dönem başlatıyor

Çin, elektrikli araç (EV) pazarındaki dünya liderliğini sürdürürken, şimdi de batarya ile çalışan insansı robotlarınüretiminde önemli adımlar atıyor. Bu robotlar, fabrikalarda ve montaj hatlarında insan işçilerin yerini almayı hedefliyor. Pekin’de düzenlenen Dünya Robot Konferansı’nda, iki düzineden fazla Çinli firma, fabrikalarda ve depolarda kullanılmak üzere tasarlanmış insansı robotlarını sergiledi. Etkinlikte, bu robotların üretimi için gerekli hassas parçaları üreten birçok Çinli şirket de yer aldı.

Çin’in bu yeni sektördeki hamlesi, on yıl önceki elektrikli araç girişimiyle benzerlikler taşıyor: hükümet desteği, fiyat rekabeti ve derin bir tedarik zinciri. Analistler, Çin’in insansı robot sektörünün tedarik zinciri entegrasyonu ve seri üretim kapasitesinde belirgin avantajlara sahip olduğunu belirtiyor. Çin’in robotik girişimleri, Başkan Xi Jinping’in teknolojide “yeni üretken güçler” geliştirme politikasıyla destekleniyor. Pekin, Ocak ayında robotik için 1,4 milyar dolarlık devlet destekli bir fon başlatırken, Şanghay da Temmuz ayında benzer bir insansı robot sanayi fonu kurma planlarını duyurmuştu.

Goldman Sachs’ın raporlarına göre, tüketici ve endüstriyel uygulamalar için yaklaşık 1,4 milyon sevkiyatla insansı robotlar için yıllık küresel pazarın 2035 yılına kadar 38 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ancak, robotların birim başı maliyetleri halen yüksek seviyelerde bulunuyor. Geçen yıl Tesla’nın insansı robotu Optimus‘tan esinlenerek kurulan Kepler Exploration Robotics‘in CEO’su Hu Debo, maliyetleri düşürmek için çok fazla alan olduğunu belirtti. Firma, halihazırda beşinci nesil bir işçi robotunu fabrikalarda denemeye hazırlanıyor ve bu robotun satış fiyatının 30.000 doların altında olması bekleniyor.

Çinli firmalar, otomobil fabrikalarında robotlarını test etmeye başladı ve önümüzdeki yıl 1.000’e kadar robotunfabrikalarda çalışmasını öngörüyor. Çin, fabrika kurulumlu üretim robotları konusunda dünya lideri olup, bu alanda Kuzey Amerika’nın üç katı kadar robot bulunduruyor. Bu durum, Çin’in insansı robotlar konusunda hızlı bir gelişim gösterdiğine işaret ediyor.

Ancak, sektör uzmanlarına göre, insansı robotların büyük ölçekli ticari uygulamalara ulaşması en az 20 ila 30 yıl alacak. Çin, 2025 yılına kadar insansı robotların seri üretimini hedeflerken, bu süreç başlangıçta daha küçük ölçeklerde ilerleyecek.

Amazon’un yapay zeka asistanı 4500 yıllık iş tasarrufu sağladı

Amazon’un CEO’su Andy Jassy, şirketin AI yazılım asistanı Amazon Q‘nun, yazılım ekipleri için 4.500 geliştirici-yılı iş tasarrufu sağladığını açıkladı. Amazon’un yapay zeka çözümleri artık çok daha fazla dikkat çekiyor. Jassy, Perşembe günü X.com’da yaptığı paylaşımda, temel yazılım güncellemelerinin yazılım geliştirme ekipleri için genellikle sıkıcı ve zaman alıcı olduğunu belirtti.

Jassy, “Bu görev yeni bir özellik çalışması değil ve deneyimi ileriye taşıdığınızı hissetmiyorsunuz. Sonuç olarak, bu iş ya korkulan bir iş haline geliyor ya da daha heyecan verici işler için erteleniyor,” dedi. Ancak, Amazon’un yazılım geliştirme asistanı Amazon Q ile bu görevlerin önemli ölçüde kolaylaştığına dikkat çekti.

Amazon Q’nun, iç sistemlere entegre edilmesiyle birlikte, bir uygulamayı Java 17’ye yükseltmek için gereken süre, tipik olarak 50 geliştirici-gününden sadece birkaç saate düştü. Jassy, “Bu bize 4.500 geliştirici-yılı iş eşdeğeri tasarruf sağladı (evet, bu sayı çılgınca ama gerçek),” şeklinde konuştu. Amazon’un yapay zeka alanındaki ilerlemeleri bunu mümkün kıldı.

Altı ay içinde Amazon, üretim Java sistemlerinin %50’sinden fazlasını daha hızlı ve daha az çaba ile modernize etti. Amazon’un yapay zeka sistemleri bu süreçte büyük rol oynadı. Jassy, geliştiricilerin otomatik olarak oluşturulan kod incelemelerinin %79’unu herhangi bir ek değişiklik yapmadan yayınlayabildiklerini belirtti. Bu yükseltmelerin, güvenliği artırdığı ve altyapı maliyetlerini düşürdüğü, yıllık bazda tahmini 260 milyon dolarlık verimlilik kazancına yol açtığı ifade edildi.

Jassy, “Bu, büyük ölçekli işletmelerin Amazon Q’yu kullanarak temel yazılım hijyeni çalışmalarında nasıl önemli verimlilikler elde edebileceğinin harika bir örneği,” dedi. Ayrıca, Amazon’un yapay zeka asistanının bir “oyun değiştirici” olduğunu vurguladı ve arkasındaki ekibin geliştiricilerin yararlanması için daha fazla dönüşüm ekleme üzerinde çalıştığını belirtti.

Çin’in elektrikli araç pazarında kâr mücadelesi sürüyor

Çin’de elektrikli araç (EV) satışları yeni otomobil pazarının yarısından fazlasını oluştursa da, Xpeng, Zeekr ve Xiaomi gibi markalar kârlılığa ulaşmakta zorlanıyor. Çin’deki EV üreticileri, satış rakamlarındaki artışa rağmen yoğun fiyat rekabeti ve maliyetler nedeniyle ciddi kayıplar yaşıyor.

İkinci çeyrek sonuçlarına göre, Xpeng, Zeekr ve Leapmotor gibi üç büyük EV üreticisi toplamda 42,9 milyar yuan(yaklaşık 6 milyar ABD doları) zarar etti. Bu zarar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 azalsa da, fiyat indirimlerinin sektörde yarattığı baskı, endişeleri artırmaya devam ediyor. Sadece BYD ve Li Auto gibi iki yerli üretici kâr ederken, diğer 30’a yakın rakip şirket zararla karşı karşıya.

David Zhang, Uluslararası Akıllı Araç Mühendisliği Derneği Genel Sekreteri, “Birçok şirket için zaman daralıyor; fiyat savaşında hayatta kalmaları gerekiyor. Aksi halde, nakit akışları tükendiğinde, otomobil üreticileri kontak kapatmak zorunda kalacak,” şeklinde durumu özetliyor.

Satışlar artıyor ama zarardan çıkılamıyor

Temmuz ayında Çin anakarasında elektrikli araç penetrasyon oranı ilk kez yüzde 50’yi aştı. Hükümet teşvikleri ve hızlı genişleyen şarj altyapısı, bu yükselişte önemli bir rol oynadı. Çin Binek Otomobil Birliği’ne göre, geçen ay Çin anakarasında 878.400 adet tam elektrikli ve plug-in hibrit araç teslim edildi. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 36,9 artış gösterdi ve toplam araç satışlarının yüzde 51,1’ini oluşturdu. Çin, küresel elektrikli araç satışlarının da yüzde 60’ından fazlasını elinde bulunduruyor.

Ancak, satışlardaki bu olumlu tablo bile birçok üreticinin finansal zorluklarını hafifletmiyor. Örneğin Xiaomi, Mart ayında EV pazarına giriş yaparak SU7 modeliyle dikkat çekti, fakat şirket 2024 yılında EV biriminde 4,1 milyar yuan(yaklaşık 574 milyon dolar) net zarar öngörüyor. Xpeng ise ikinci çeyrekte 1,28 milyar yuan (yaklaşık 179,3 milyon dolar) net zarar bildirdi. Gelir ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 23,8 artarak 8,1 milyar yuana (yaklaşık 1,1 milyar dolara) ulaştı.

Geely Auto’nun çatısı altındaki Zeekr20 milyar yuan (yaklaşık 2,8 milyar dolar) rekor çeyrek gelirine rağmen Haziran ayında sona eren üç aylık dönemde 1,81 milyar yuan (yaklaşık 256,6 milyon dolar) net zarar kaydetti.

Fiyat savaşları kârları tehdit ediyor

Şubat ayında, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD, Çin’deki fiyat savaşında ilk hamlesini yaparak araçlarının fiyatlarını yüzde 5 ila 20 oranında düşürdü. Goldman Sachs’a göre, BYD’nin bu yıl yüzde 7’lik ek bir indirim yapması durumunda, Çin elektrikli araç sektörünün tamamının kârlılığı negatife dönebilir.

Yurt dışında satışlarını artırmakta zorlanan Çinli üreticiler, ABD ve Avrupa Birliği tarafından uygulanan yüksek tarifeler nedeniyle rekabet gücünü kaybediyor. İç pazarda ise hükümetin sunduğu yeni teşvikler, üreticilerin fiyat savaşında ayakta kalmalarını sağlamakta yetersiz kalabilir. Analistler, mevcut rekabet koşullarında yeterince güçlü olmayan EV üreticilerinin piyasanın dışına itileceğini öngörüyor.

Çin’in elektrikli araç sektörü, artan satışlara rağmen ciddi kârlılık sorunlarıyla mücadele ederken, önümüzdeki dönemde fiyat savaşlarının ve maliyet baskılarının nasıl şekilleneceği merak konusu.

SpaceX ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirecek!

Elon Musk’ın liderliğindeki SpaceX, uzay keşfinde yeni bir çığır açmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek olan özel uzay yürüyüşü, hem şirket hem de uzay sektörü için büyük önem taşıyor.

İnce uzay giysileri ve hava kilidi olmayan bir kabin gibi yenilikçi teknolojilerin test edileceği bu görev, SpaceX’in şimdiye kadarki en riskli girişimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Milyarder bir girişimci, emekli bir askeri savaş pilotu ve iki SpaceX çalışanı tarafından gerçekleştirilecek yürüyüşte, astronotlar Dünya’dan yaklaşık 700 km uzaklıkta uzayın boşluğunda yüzecekler.

Apollo programından bu yana gerçekleştirilecek en uzak uzay yürüyüşü olan bu görev, SpaceX’in Polaris Dawnadını verdiği beş günlük misyonun bir parçası. Mürettebat, Crew Dragon kapsülü ile Dünya’ya 190 km ile 1400 kmarasındaki değişen mesafelerde hareket edecek.

Yeni teknolojiler ve riskler

SpaceX’in yeni nesil uzay giysileri ve hava kilidine ihtiyaç duymayan kabin tasarımı, gelecekteki Ay ve Mars görevleri için önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak, bu teknolojilerin uzayın zorlu koşullarında nasıl performans göstereceği henüz tam olarak bilinmiyor. Özellikle, Van Allen kuşağı gibi radyasyon seviyesi yüksek bölgelerden geçerken elektronik ekipmanların ve astronotların sağlığının korunması büyük bir önem taşıyor.

NASA görevlerinde astronot güvenliği sıkı bir şekilde denetlenirken, özel sektördeki görevlerde bu durum biraz farklılık gösteriyor. SpaceX yetkilileri ve Polaris mürettebatı, görev sırasında olası risklere karşı detaylı bir acil durum planıhazırladıklarını belirtti. Oksijen kaçağı, kapağın kapanmaması gibi çeşitli senaryolar için önceden belirlenmiş prosedürler bulunuyor.

Polaris Dawn görevi sadece bir teknolojik gösteri olmaktan öte, aynı zamanda önemli bilimsel verilere de ulaşmayı hedefliyor. Mürettebat, uzay yürüyüşü sırasında kabarcık oluşumunu izlemek için ultrason cihazı gibi çeşitli araçlar kullanacak. Elde edilen veriler, gelecekteki uzun süreli uzay görevlerinde astronotların performansını ve sağlığını daha iyi anlamalarına yardımcı olacak.

Uzay keşfinde teni bir dönem

SpaceX’in özel uzay yürüyüşü, uzay sektöründe yeni bir dönemin başladığının önemli bir göstergesi. Özel şirketlerin uzay keşfine yaptığı yatırımlar, daha önce yalnızca devlet kurumlarının yapabildiği görevlerin artık özel sektör tarafından da gerçekleştirilebileceğini kanıtlıyor. Bu durum, uzay turizmi ve bilimsel araştırmalar gibi alanlarda yeni fırsatlar doğururken, aynı zamanda uluslararası işbirliği ve uzay hukuku gibi konularda da önemli tartışmalara yol açıyor.

SpaceX’in önümüzdeki hafta gerçekleştireceği özel uzay yürüyüşü, hem uzay teknolojileri hem de insanlığın uzaydaki geleceği açısından büyük bir öneme sahip. Bu tarihi olayın sonuçları, uzay keşfinin seyrinde önemli değişikliklere yol açabilir.

Opel Corsa, elektrikli araçlar arasında liderliğini koruyor!

Opel Corsa, 1982’deki ilk çıkışından bu yana dünya genelinde büyük bir başarı yakalayarak 14.6 milyondan fazla satıldı.Almanya’da ise son üç yıldır segmentinin en çok tercih edilen modeli olmaya devam ediyor. 2024’ün ilk yarısında da bu başarısını sürdüren Corsa, tüm motor seçenekleriyle birlikte segment lideri konumunu korudu.

Corsa Elektrikelektrikli araçlar arasında da öne çıkmayı başardı. Almanya Federal Motorlu Taşımacılık Kurumu’nun (KBA) verilerine göre, Corsa Elektrik bu yılın ilk yarısında kendi sınıfında en çok tercih edilen elektrikli araç oldu.Opel, Alman markaları arasında haziran ayında en iyi sonucu elde etti. Yeni Opel Vizor marka yüzü, sezgisel dijital kokpit ve Intelli-Lux LED® Matrix Light teknolojisi gibi yeniliklerle donatılan Corsa, segmentinin ötesinde bir deneyim sunuyor.

Opel’in satışları, hem haziran ayında hem de yılın ilk yarısında önemli ölçüde arttı. Haziran ayında 17.107 adet binek Opel modeli trafiğe kaydedildi, bu da önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,9’luk bir artış anlamına geliyor. Yılın ilk yarısında ise 77.235 adet Opel marka binek araç trafiğe kaydedildi. Opel Almanya Başkanı Patrick Dinger, bu başarının en büyük etkenlerinden birinin Corsa olduğunu belirterek, Opel model gamının müşteri ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verdiğini vurguladı.

Özetle, Opel Corsa, hem içten yanmalı motorlu hem de elektrikli versiyonlarıyla büyük bir başarı yakalayarak segmentinde liderliğini sürdürüyor. Opel’in Almanya’daki satışlardaki artışı, markanın doğru stratejiler izlediğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Telegram kurucusu tutuklandı! 

WhatsApp ve Signal gibi mesajlaşma uygulamalarının en büyük rakibi olan Telegram, yeni bir şokla karşı karşıya. Avrupa basınından gelen haberlere göre, Telegram kurucusu ve CEO’su Pavel Durov Fransa’da tutuklandı. Peki suçu neydi?

Telegram CEO’su Fransa’da havaalanında tutuklandı

Fransız basınında çıkan haberlere göre Telegram kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, Paris’teki Le Bourget havaalanında tutuklandı. Fransız yetkililer 39 yaşındaki milyarderi Azerbaycan’dan gelen özel jetle tutukladı. Durov’a tutuklandığı sırada koruması eşlik ediyordu.

Fransız polis tutuklanmanın detaylarını paylaşmadı. Ancak yerel basın, Telegram’ın gizlilik ve güvenliğe verdiği önemi gerekçe gösterdi. Buna göre Telegram’ın uyuşturucu kaçakçılığı ve çocuk istismarı gibi suç faaliyetlerini kolaylaştırdığı iddia ediliyor.

Uygulama uçtan uca şifrelenmiş mesajlaşma ve geçici mesaj hizmetleri sunuyor. Bu da yetkililerin yasa dışı iletişimleri takip etmesini zorlaştırıyor. Yani platformda uyuşturucu kaçakçılığı veya çocuk istismarı yapılıyor olsa bile mesajları okumak mümkün değil.

Fransa’da aslında Telegram’ın suçlara yataklık ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma yürütülüyor. Buna göre Durov’un tutuklanması için daha önce bir arama emri çıkarılmıştı. Arama emri yalnızca CEO’nun Fransa topraklarında bulunması halinde geçerli olacaktı.

Durov, Rusya’nın en popüler sosyal ağı VKontakte’yi kurdu. Ancak daha önce veri gizliliği konusunda Rus hükümetiyle yaşadığı tartışmaların ardından ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu kapsamda 2014’ten beri çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşıyor.

Apple M4 çipli yeni Mac modelleri üzerinde çalışıyor!

0

Apple, 2024 yılı içinde MacBook Pro, Mac mini ve iMac’i M4 çipleriyle yenilemeyi planlıyor. Bloomberg tarafından fark edilen geliştirici test günlüklerine göre, Apple şu anda M4 işlemciyle yenilenmiş dört farklı Mac modelini test ediyor. Bu testler, Apple’ın üçüncü parti uygulamalarla uyumluluğu sağlamak amacıyla piyasaya sürülmemiş yeni Mac modellerini denemeye başladığını gösteriyor.

Test edilen Mac modelleri “16,1”, “16,2”, “16,3” ve “16,10” olarak tanımlanıyor. Bu Mac modellerinden üçünde 10 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU yer alırken, dördüncü modelde ise 8 çekirdekli CPU ve 8 çekirdekli GPUbulunuyor. Bu, bugüne kadar gördüğümüz bir M4 yapılandırması değil ve Apple’ın yeni bir donanım stratejisine işaret ediyor olabilir. Tüm test edilen Mac’lerde 16GB veya 32GB bellek seçeneği sunuluyor.

Ayrıca, M4 çipinin farklı varyantları da bulunuyor. Örneğin, 256 GB ve 512 GB iPad Pro modellerinde 9 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU içeren bir M4 çip kullanılırken, 1 TB ve 2 TB iPad Pro modellerinde 10 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU ile donatılmış bir çip yer alıyor. Bu farklı konfigürasyonlar, Apple’ın M4 çipini hem iPad hem de Mac serisinde farklı performans seviyelerine göre optimize ettiğini gösteriyor.

Ünlü Apple analisti Mark Gurman’a göre, Apple’ın M4 Pro ve M4 Max çipleri hakkında henüz net bir bilgi bulunmuyor. Bu çiplerin, üst düzey Mac mini, 14 inç MacBook Pro ve 16 inç MacBook Pro modellerinde kullanılması bekleniyor. M4 Pro ve M4 Max çiplerinin daha fazla CPU ve GPU çekirdeğine ve daha yüksek bellek kapasitesinesahip olacağı belirtiliyor. Ancak şu an test edilen modellerde yalnızca temel M4 çipi bulunuyor.

Apple’ın yeni M4 işlemcili MacBook Pro ve Mac mini modellerini bu yıl Ekim ayında tanıtması bekleniyor. Yeni iMac modelinin de bu sonbaharda piyasaya sürülmesi planlanıyor. Ancak, M4 çipli MacBook Air modelinin 2025 yılına kadar çıkması beklenmiyor.

Apple’ın bu yeni cihazlarla birlikte bilgisayar pazarındaki konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor. M4 çipleri, Apple’ın kendi donanım ekosistemini daha da genişleterek performans ve enerji verimliliği açısından önemli iyileştirmeler sunabilir.

Meta üst düzey karma gerçeklik gözlüğü projesini iptal etti

Meta, Apple’ın Vision Pro ile rekabet edecek üst düzey karma gerçeklik gözlüğü üretme planlarından vazgeçti. Daha önce “La Jolla” kod adıyla bilinen gözlüğün 2027 yılında piyasaya sürüleceği iddia ediliyordu. Ancak The Information‘ın haberine göre Meta, geçtiğimiz hafta çalışanlarına bu cihaz üzerinde çalışmayı durdurmalarını söyledi. Dolayısıyla, Meta üst düzey karma gerçeklik gözlüğü projesi iptal edildi.

Şirketin bu kararı almasının ardında birkaç neden bulunuyor. En önemli nedenlerden biri, karma gerçeklik gözlüklerinde kullanılan MicroOLED ekranların yüksek maliyetli olması. Meta, bu ekranların üretim maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle cihazın maliyetini 1.000 doların altında tutmanın imkansız olduğunu belirtti. Meta üst düzey karma gerçeklik gözlüğü maliyet sorunları nedeniyle iptal edilmiş olabilir.

Yüksek maliyetli gözlüklere ilgi düşük

Meta’nın bu kararı, şirketin genel olarak üst düzey XR/VR başlık fikrinden uzaklaştığını gösteriyor. 3.500 dolarlık Apple Vision Pro‘nun piyasaya sürülmesinin ardından bu tür pahalı ürünlere olan ilginin azaldığı ve geliştiriciler ile müşterilerin ilgisini çekmekte zorlandığı bildiriliyor. Bu durum, Meta’nın pahalı bir ürün geliştirme konusundaki motivasyonunu azaltan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. İşte bu yüzden karma gerçeklik gözlüğü geliştirmeyi bıraktı.

Ayrıca, Meta’nın 1.499 dolarlık Quest Pro başlığının piyasaya sürülmesinden sonra kötü eleştiriler alması ve hızla ilgi odağından uzaklaşması da şirketin kararını etkileyen unsurlardan biri oldu.

Meta’nın gelecek planları

Meta’nın yüksek maliyetli karma gerçeklik gözlükleri üretiminden vazgeçmesine rağmen, şirketin bu alandaki çalışmalarını tamamen durdurmadığı belirtiliyor. Meta’nın “Ventura” kod adlı daha uygun fiyatlı bir Quest başlığınıbu yılın ilerleyen dönemlerinde piyasaya sürmeyi planladığı bildirildi. Ayrıca, önümüzdeki ay düzenlenecek Meta Connect etkinliğinde bazı yeni artırılmış gerçeklik (AR) gözlüklerinin tanıtılacağı söylentiler arasında. Yine de gerçeklik gözlüğü fikrinden uzun vadede tamamen vazgeçmiş değil.

Şirketin, 2026 yılında ise Quest 4’ün standart ve premium versiyonlarını piyasaya sürmeyi planladığı ifade ediliyor. Bu adımlar, Meta’nın karma gerçeklik teknolojilerine yönelik ilgisinin devam ettiğini, ancak üst düzey pahalı ürünler yerine daha erişilebilir seçeneklere yöneldiğini gösteriyor. Özetle, gerçeklik gözlüğü üretiminden vazgeçerek daha uygun fiyatlı çözümler arıyor.

Yerli çeviri platformu “Transleyt” 30 dil destekli olarak kullanıma sunuldu

Boğaziçi Üniversitesi Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren Aircoor, yeni çeviri platformu Transleyt‘i resmi olarak tanıttı. Transleyt, yapay zeka destekli teknolojisi ile 30 dilde çeviri yapabilme yeteneği sunarak dikkatleri üzerine çekiyor. Özellikle Osmanlıca gibi nadir dillerin de desteklenmesi, platformun benzersiz özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Transleyt’in sunduğu başlıca özellikleri:

  • Resim Çevirisi: JPG, PNG ve TIFF formatlarındaki resimleri hızlı ve doğru bir şekilde çevirme imkanı sağlar. Kullanıcılar, görsellerdeki metinleri farklı dillere çevirebilirler.
  • Metin Çevirisi: Kullanıcılar, 30 farklı dilde metin çevirisi yapabilirler. Platform, üslup, ton ve alan seçimleri ile özelleştirilmiş çeviriler sunarak, çevirinin bağlamına uygun sonuçlar üretir.
  • Sadeleştirme: Eski Türkçe metinleri modern Türkçeye veya modern metinleri geçmiş dönemlerin diline dönüştürebilir. Bu özellik, dilin tarihsel evrimini yansıtmak isteyen kullanıcılar için idealdir.
  • Doküman Çevirisi: Word, Excel, PPTX ve PDF formatlarındaki dokümanları yüksek kalitede çevirir. Bu, akademik çalışmalardan iş belgelerine kadar geniş bir uygulama yelpazesi sunar.
  • Transkripsiyon: Eski Türkçe metinlerin transkripsiyonunu ve literal çevirisini sağlar. Bu özellik, tarih araştırmaları ve dil çalışmalarında önemli bir araçtır.
  • Ses Çevirisi: MP3, AAC, OGG ve WAV formatlarındaki ses dosyalarını zaman kodlu olarak 30’dan fazla dile çevirir. Bu, çok dilli projelerde sesli içeriklerin çevirisi için kullanışlıdır.
  • OCR (Optik Karakter Tanıma): PDF, PNG ve JPG dosyalarını aranabilir PDF formatına dönüştürür. Bu özellik, belgelerin dijitalleştirilmesi ve erişilebilirliğini artırır.

Transleyt‘in yakın gelecekte sunacağı yeni özellikler arasında ses deşifresisunum hazırlamadublaj ve seslendirmeyer alıyor. Ses deşifresi özelliği, MP3 ve WAV formatlarındaki ses dosyalarını yüksek doğrulukla metne dönüştürecek. Sunum hazırlama aracı, AI destekli profesyonel sunumlar oluşturmanıza olanak tanırken, dublaj ve seslendirmeözellikleri videoların otomatik olarak yabancı dillerde seslendirilmesini ve metin içeriklerinin çeşitli ses tonlarıyla seslendirilmesini sağlayacak.

Transleyt’in kurucusu Sadi Özgür, platformun diğer çeviri hizmetlerinden farklı olarak bağlama duyarlı çeviriler sunduğunu belirtti. Özgür, “Türkçeye çeviri konusunda bağlama duyarlı yüksek performans sergiliyoruz. Çeviri sürecinde kullanıcıların üslup, ton ve alan seçimleri ile ihtiyaçlarına uygun sonuçlar üretiyoruz” dedi.

Transleyt, kullanıcılarına ücretsiz250 TL (Basic), 499 TL (Pro) ve 999 TL (Premium) olmak üzere çeşitli abonelik seçenekleri sunuyor. Ücretsiz sürüm, temel çeviri hizmetleri sunarken, ücretli abonelikler daha fazla özellik ve çeviri kapasitesi sağlıyor. İç pazarda hakimiyet sağlamak isteyen platform, uzun vadede uluslararası arenada da rekabet etmeyi planlıyor.

Daha fazla bilgi almak ve Transleyt‘e erişmek için Transleyt web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Çin temiz enerji hedefini 4 yıl önce aştı!

Dünyanın en büyük karbon emisyon kaynağı olan Çintemiz enerjiye geçiş konusunda önemli bir adım attı. Ülke, 2020 yılında belirlediği 10 yıllık temiz enerji üretim hedefini, sadece 4 yıl içinde aştı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in liderliğinde başlatılan temiz enerji dönüşümü projesi kapsamında, ülke 2020’de en az 1200 gigawatt temiz enerji üretme hedefini koymuştu. Geçtiğimiz ay yapılan yeni yatırımlarla birlikte Çin, bu hedefi aşarak 1206 gigawatt’a ulaştı. Bu, ülkenin toplam enerji üretiminin yüzde 14’üne denk geliyor.

Temiz Enerji yarışında Çin’in Baskısı

Çin, temiz enerji yatırımlarına dünyanın en yüksek bütçesini ayıran ülke konumunda. Tek bir projeye bile milyarlarca dolar yatırım yapmaktan çekinmeyen Çin, bu alanda küresel bir liderlik yarışına girmiş durumda.

Çin’in bu denli büyük bir çaba göstermesinin başlıca nedeni, ülkenin ciddi bir hava kirliliği sorunuyla karşı karşıya olması. 2023 yılında Çin’in atmosfere saldığı karbon miktarı 12.7 milyar tonu aştı. Bu durum, birçok şehirde yaşayan insanların sağlığını tehdit eder hale geldi.

[Uzmanın Adı Soyadı], “Çin’in temiz enerji hedefini bu kadar kısa sürede aşması, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir dönüm noktası. Ancak, ülkenin karbon emisyonlarının hala çok yüksek seviyelerde olması, uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleri açısından endişe verici.” dedi.

Çin’in temiz enerji alanındaki hızlı yükselişi, dünyanın diğer ülkeleri için de bir örnek teşkil ediyor. Ancak, iklim değişikliğiyle mücadelede başarıya ulaşmak için tüm ülkelerin ortak bir çaba göstermesi gerekiyor.

Android 15’te rahatsız etme modu devrim yaratıyor!

Google, Android 15 ile birlikte “Rahatsız Etme” modu ayarlarını daha özelleştirilebilir ve etkili hale getirmek için büyük bir yeniliğe hazırlanıyor. Android 15‘in QPR1 Beta 1 sürümünde ortaya çıkan yeni “Öncelik Modu”, kullanıcıların Rahatsız Etme modu üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlıyor.

Yeni özelleştirme seçenekleri

Android 15 QPR1 Beta 1 sürümünde Rahatsız Etme modu etkinleştirildiğinde, birkaç yeni özelleştirme seçeneği sunuluyor. Bunlar arasında:

  • Gri tonlamalı mod için geçişler,
  • Her zaman açık ekranı kapatma,
  • Duvar kağıdını karartma ve
  • Koyu modu etkinleştirme seçenekleri bulunuyor.

Bu yeni ayarlar, Android’in Rahatsız Etme özelliğini daha kapsamlı hale getiriyor. Mevcut Android sürümlerinde Rahatsız Etme modu, yalnızca bildirimler ve telefon görüşmeleri gibi belirli ayarların değiştirilebilmesine olanak tanıyordu. Ancak, bu yeni özelliklerle kullanıcılar artık sistem ayarlarını da özelleştirebilecekler.

Öncelik modları ve hızlı ayarlar

Google, mevcut “Zamanlamalar” seçeneğini kaldırmayı ve yerine Öncelik Modları adı verilen yeni bir yapılandırma sistemi getirmeyi planlıyor. Bu modlar, kullanıcıların etkinleştirme tetikleyicisibildirim ayarları gibi unsurlar için özel bir simge ve ad oluşturmasına imkan tanıyacak. Ayrıca, Hızlı Ayarlar menüsüne eklenecek yeni bir kutucuk sayesinde öncelik modları arasında hızlı geçiş yapılabilecek.

Bu yenilikler, Google’ın Rahatsız Etme modunu yeniden tasarlayarak kullanıcıların daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlamayı hedeflediğini gösteriyor. Ancak, bu özelliklerin ne zaman genel kullanıma sunulacağı henüz net değil. Android 15 QPR1 Beta 1 sürümünde Öncelik Modları arayüzü tamamlanmış gibi görünse de, yeni Hızlı Ayarlar kutucuğu şu an için işlevsel değil.

Google’ın Rahatsız Etme modunda gerçekleştirdiği bu yeniliklerin, Android kullanıcıları için önemli bir deneyim iyileştirmesi sunması bekleniyor.

Apple’dan akıllı yüzük mü geliyor?

0

Apple, bugüne kadar giyilebilir teknoloji alanında pek çok yenilikçi ürün piyasaya sürdü, ancak akıllı yüzük pazarına dair somut bir adım atmamıştı. Şimdi ise teknoloji devinin bu alandaki planları ilk defa ciddi bir sızıntıyla gün yüzüne çıktı. Yeni ortaya çıkan patent başvurusuApple Smart Ring hakkında önemli ipuçları veriyor ve cihazın olası özelliklerini ortaya koyuyor.

Apple’ın yeni patent başvurusunda, sadece sağlık izleme özelliklerine odaklanmak yerine, iPhone, iPad, Mac ve diğer Apple cihazlarını kontrol edebilecek bir akıllı yüzükten bahsediliyor. Patent, bu cihazın sadece Apple ürünleriyle sınırlı kalmayıp HomePod, Apple TV ve hatta bir ofis lambası gibi çok çeşitli cihazları da kontrol edebileceğini işaret ediyor.

Apple Smart Ring hangi özelliklerle gelecek?

Patentte “Yüzük Cihazı” olarak adlandırılan bu teknoloji, kullanıcıların çevresindeki elektronik cihazlarla etkileşim kurabilen bir yapı olarak tanımlanıyor. Apple, bu cihazı, diğer cihazlar için merkezi bir kontrol noktası olarak konumlandırmayı planlıyor. Ancak, patent başvurusunda “kontrol” ifadesinin tam olarak netleştirilmemiş olması, yüzüğün cihazların yerine geçip geçmeyeceği ya da sadece onları yönlendirip yönlendirmeyeceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Patent başvurusunda yer alan görsellere göre, Apple Smart Ring çeşitli sensörlerle donatılmış olacak. Bu sensörler arasında, farklı türde giriş sinyallerini algılayabilen atalet ölçüm birimleri ve vücut tabanlı sensörler yer alıyor. Ayrıca, yüzüğün bir mikrofon içerebileceği belirtiliyor. Bu, cihazın el hareketleri, dokunma, basınç, ses, işaret etme ve bakışgibi çeşitli giriş biçimlerini algılayabileceği anlamına geliyor.

Apple, bu yüzüğün gün boyu takılabilecek şekilde tasarlandığını ve yakınlık bazlı işlevsellik sunacağını belirtiyor. Patent, aynı parmağa ya da farklı parmaklara birden fazla yüzük takılabileceğine de değiniyor. Bu, Apple’ın bu teknolojiyi nasıl esnek bir şekilde kullanmayı planladığını gösteriyor.

Giyilebilir teknolojide yeni bir adım

Bu patent başvurusu, Apple’ın giyilebilir teknoloji alanında yenilikçi bir adım atmayı planladığını gözler önüne seriyor. Apple Smart Ring, farklı türdeki cihazlar arasında köprü görevi görerek kullanıcıların daha sezgisel ve pratik bir deneyim yaşamalarını sağlayabilir. Bu teknolojinin ne zaman piyasaya sürüleceği ya da nihai özelliklerinin neler olacağı konusunda henüz resmi bir açıklama bulunmasa da, bu patent başvurusu, Apple’ın bu alandaki potansiyelini ve yenilikçi vizyonunu ortaya koyuyor.

Apple Smart Ring’in piyasaya sürülmesi, giyilebilir teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırabilir ve kullanıcılar için yepyeni bir etkileşim yöntemi sunabilir. Teknoloji dünyası, bu yeni cihazın gelecekteki gelişmelerini merakla bekliyor.

Cruise, robotaksilerini Uber ağına dahil edecek!

GM’nin sahibi olduğu Cruise, Uber platformunu kullanarak sürücüsüz araçlarla paylaşımlı yolculukları başlatmayı hedefliyor. Bu hedef için, Chevy Bolt modeline dayanan otonom araçlar kullanılacak.

Otonom araçlar, Uber kullanıcıları için ayrı bir seçenek olacak

Yolculuk hizmeti başlatıldığında, Uber kullanıcıları uygulamada sürüş tercihi olarak Cruise aracını seçme seçeneğine sahip olacaklar. Cruise CEO’su Marc Whitten, yaptığı açıklamada “Cruise, sürücüsüz teknolojiyi kullanarak daha güvenli sokaklar oluşturma ve kentsel yaşamı yeniden tanımlama misyonunda. Güvenli, güvenilir ve otonom sürüşün faydalarını daha fazla insana sunmak için Uber ile ortak olmaktan heyecan duyuyoruz.” dedi.

Şirket, araçların yollara çıkması için planlarını açıklamadı ya da başka ayrıntılar vermedi. Bu haber, sürücüsüz araç endüstrisindeki en son gelişme olarak öne çıkıyor. GM’ye ait bir şirket olan Cruise, araçlarından birinin bir yayayı 20 metre sürüklemesi sonucu işini durdurmak zorunda kalmıştı. Yaya, ilk olarak bir insan sürücünün kullandığı bir araç tarafından çarpılmıştı.

Uber, daha önce de platformunda sürücüsüz araçları kullanmayı denemiş, ancak 2018 yılında bir kadının bu araçlardan biri tarafından öldürülmesi üzerine planlarını iptal etmek zorunda kalmıştı. Kadın, Arizona, Tempe’de bisiklet sürerken araç tarafından çarpılmıştı.

Bu arada, Cruise’un rakibi Waymo, San Francisco, Phoenix ve Los Angeles’ta 100.000 ücretli yolculuk sunuyor ve Austin, Texas’a genişlemeyi planlıyor. Cruise ise Phoenix, Dallas ve Houston’da araçlarını test ediyor. Yakın gelecekte bu alanda daha kapsamlı adımlar da görebiliriz.

DeepMind çalışanları, Google’ı askeri sözleşmeleri iptale zorluyor!

Time’ın haberine göre, bu belge 16 Mayıs’ta kaleme alındı ve yaklaşık 200 DeepMind çalışanı, yani şirketin toplam iş gücünün yüzde beşi tarafından imzalandı.

DeepMind, Google’ın yapay zeka bölümlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor ve mektup, askeri sözleşmelerin şirketin kendi yapay zeka ilkelerine aykırı olduğunu belirtiyor. Çalışanlar, yapay zekanın bulut sözleşmeleri aracılığıyla askeri kuruluşlara satıldığı iddialarının yayılmaya başlamasının ardından bu endişelerini dile getirdi.

Time’ın haberine göre, Google’ın ABD ve İsrail ordusuyla olan sözleşmeleri, bulut hizmetleri aracılığıyla erişim sağlıyor ve bu hizmetlerin arasında DeepMind tarafından geliştirilen yapay zeka teknolojisi de bulunuyor. Mektup, belirli bir askeri organizasyon üzerinde durmuyor ve çalışanlar, bunun herhangi bir çatışmanın jeopolitiğiyle ilgili olmadığını vurguluyor.

Google, 2021’den bu yana ortaya çıkan raporlara göre, Project Nimbus olarak bilinen bir ortaklık aracılığıyla İsrail hükümetine teknoloji tedarik ediyor. Bu, Google çalışanlarının politik olarak hassas askeri amaçlar için çalışmalarının kullanılmasına karşı açıkça protesto etmelerinin ilk örneği değil. Şirket, bu yılın başlarında Project Nimbus’a karşı çıkan onlarca çalışanını işten çıkardı.

DeepMind çalışanlarının mektubunda, “Askeri ve silah üretimiyle ilgili herhangi bir iş birliği, etik ve sorumlu yapay zeka konusundaki liderlik pozisyonumuzu etkiler ve misyon bildirimimize ve belirttiğimiz yapay zeka ilkelerine aykırıdır.” deniliyor. Google’ın eski sloganı olan “kötü olma” da bu bağlamda hatırlatılıyor. Çalışanlar, DeepMind yöneticilerinden askeri kullanıcıların yapay zeka teknolojisine erişimini engellemelerini ve teknolojinin gelecekteki askeri amaçlar için kullanılmasını önlemek için yeni bir iç yönetim organı kurmalarını talep ediyor. Ancak, dört isimsiz çalışana göre, Google henüz mektuba somut bir yanıt vermiş değil. Çalışanlar, liderlikten “anlamlı bir yanıt” almadıklarını ve giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradıklarını belirtiyor.

Google’ın bölünmesini istiyor

Google, Time’ın haberine yanıt vererek yapay zeka ilkelerine uygun hareket ettiğini savundu. Şirket, İsrail hükümeti ile yapılan sözleşmenin “silahlar veya istihbarat hizmetleriyle ilgili yüksek derecede hassas, gizli veya askeri iş yüklerine yönelik olmadığını” belirtti. Ancak, İsrail hükümeti ile olan ortaklık son aylarda ciddi şekilde incelenmeye devam ediyor.

Google, 2014 yılında DeepMind’ı satın almıştı, ancak yapay zeka teknolojisinin askeri veya gözetim amaçlı kullanılmayacağı sözü verilmişti. DeepMind, uzun yıllar boyunca ana şirketinden önemli ölçüde bağımsız olarak faaliyet gösterdi, ancak yapay zeka yarışının hız kazanması bu durumu değiştirmiş gibi görünüyor. Laboratuvarın liderleri, yıllarca Google’dan daha fazla özerklik talep etti, ancak 2021’de bu talepleri reddedildi.

Apple, App Store yönetimini yeniden yapılandırıyor!

Bir grup Apple çalışanı App Store’un mevcut işleyişini sürdürürken, diğer grup Avrupa Birliği’nde açılmaya başlayan alternatif pazarlara odaklanacak.

Bu değişikliğin bir parçası olarak, App Store Başkan Yardımcısı Matt Fischer, 10 yılı aşkın süredir yürüttüğü görevinden ayrılıyor.

Fischer, çalışanlara gönderdiği bir e-postada; bu kararının uzun zamandır aklında olduğunu, ekibin yeni fırsat ve zorlukları daha iyi yönetmesi için yeniden organize edildiği bu dönemin, bayrağı devretmek için doğru zaman olduğunu belirtti. Fischer, bu e-postayı LinkedIn’de de paylaştı.

Artık, App Store bölümünü Apple’ın üst düzey yöneticilerinden Carson Oliver yönetecek, Ann Thai ise alternatif dağıtımlarla ilgilenen gruba liderlik edecek. Her iki bölümü de App Store’un başındaki isim olan Phil Schiller denetleyecek. Apple, bu değişikliklerle ilgili herhangi bir yorum talebine henüz yanıt vermedi.

Apple’ın bu kararı, Avrupa’daki düzenleyicilerin Apple’ı üçüncü taraf ödeme yöntemlerine ve alternatif uygulama mağazalarına izin vermeye zorlaması sonrasında alındı. Geçtiğimiz hafta, Fortnite, Epic Games Store’un iOS‘ta piyasaya sürülmesiyle birlikte iPhone’a geri döndü. Ayrıca, AltStore PAL, Mobivention ve Aptoid gibi diğer alternatif uygulama mağazaları da bölgede iPhone’larda kullanılmaya başlandı.

Apple çin pazarına giriş

Apple’ın bu yeniden yapılanması, Avrupa Birliği’nin rekabet kurallarına uyum sağlama çabası olarak görülüyor. Şirket, üçüncü taraf uygulama mağazaları ve ödeme yöntemlerine açılmak zorunda kalırken, global stratejisini bu yeni düzenlemelere göre şekillendiriyor. Yakın gelecekte benzer nitelikte farklı adımlarla da karşılaşabiliriz.

Çevre dostu soğutma sistemi rekor kırdı!

0

Araştırmacılar yeni çevre dostu soğutma sistemiyle rekor düzeyde yüzde 48 verimlilik elde etti. Sistem, NiTi şekil hafızalı alaşımların süper elastik sıcaklık penceresini genişleterek 75 K’lik bir sıcaklık artışı elde ediyor.

Araştırmacılar, çevre dostu olma özelliğini benzersiz bir soğutma verimliliğiyle birleştiren gelişmiş bir soğutma cihazı geliştirdiler. Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) ekibi, sistemlerinin rekor kıran bir soğutma performansı ve yüzde 48’in üzerinde bir verimlilik sunduğunu iddia ediyor.

Çevre dostu soğutma sistemi ile rekor

Araştırmacılara göre, yeni elastokalorik soğutma teknolojisi, geleneksel soğutma sistemleriyle ilgili çevresel sorunları ortadan kaldırarak ve bu çığır açan teknolojinin ticarileşmesini hızlandırarak ileriye dönük uygulanabilir bir yol sunuyor.

HKUST Makine ve Uzay Mühendisliği Bölümü’nden Sun Qingping yaptığı açıklamada: “Malzeme bilimi ve makine mühendisliğinin sürekli ilerlemesiyle birlikte , elastokalorik soğutmanın, küresel ısınmanın azaltılması ve karbonsuzlaştırma gibi acil bir görevi ele alarak, dünya çapındaki büyük soğutma pazarını besleyecek yeni nesil yeşil ve enerji tasarruflu soğutma ve ısıtma çözümleri sağlayabileceğinden eminiz” dedi.

Konvansiyonel buhar sıkıştırmalı soğutma teknolojilerinde küresel ısınma potansiyeli yüksek soğutucu akışkanlar kullanılmaktadır. Kalorik soğutma cihazları, belirli koşullara yanıt olarak sıcaklıklarını değiştiren yeni bir malzeme kategorisini temsil eder. Örneğin elastokalorik malzemeler, gerilim serbest bırakıldığında ısıyı emerek germe veya sıkıştırma gibi mekanik kuvvetlere tepki verir.

Bu malzemeler uçucu değildir, yani kolayca gaza dönüşmezler, yani küresel ısınma üzerinde önemli bir etkileri yoktur. Bu onları alternatif soğutma teknolojilerinde kullanım için oldukça umut verici hale getirir.

Araştırmacılara göre, sera gazı içermeyen, yüzde 100 geri dönüştürülebilir ve enerji tasarruflu şekil hafızalı alaşım (SMA) soğutucuların özellikleriyle, SMA’ların döngüsel faz geçişindeki gizli ısıya dayalı katı hal elastokalorik soğutma, çevre dostu bir alternatif sunuyor. Ancak, bu gelişen teknolojinin ticarileştirilmesi, soğutma cihazının düşük sıcaklıktaki bir kaynaktan yüksek sıcaklıktaki bir alıcıya ısı transfer etme yeteneğinin önemli bir performans göstergesi olan 20 ile 50 K arasındaki nispeten sınırlı sıcaklık artışı nedeniyle engellenmiştir. Araştırma ekibi, soğutma performansında daha önce kırılmış rekoru kıran nikel-titanyum (NiTi) şekil hafızalı alaşımlardan yapılmış çok malzemeli, kademeli elastokalorik bir soğutma cihazı geliştirerek bu engeli aştı.