Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 520

Türkiye’de 412 milyon kart kullanımda!

0

Temmuz 2024 BKM verilerine göre Türkiye’de kartlı ödemeler alanında kayda değer bir büyüme yaşandı. Kartlı ödeme alışkanlıkları giderek daha dijitalleşirken, kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kart kullanımındaki artışlar dikkat çekiyor. Özellikle kredi kartları başta olmak üzere farklı ödeme yöntemlerinin kullanımında gözle görülür bir değişim mevcut.

2024 Temmuz ayında Türkiye genelinde kredi kartı sayısı 124,9 milyon adede ulaşırken, banka kartı sayısı 191 milyon, ön ödemeli kart sayısı ise 96,7 milyon adet olarak kaydedildi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre kredi kartı sayısında yüzde 14, banka kartlarında yüzde 5, ön ödemeli kartlarda ise yüzde 19’luk bir artış görüldü. Toplamda ise 412,6 milyon kart kullanımda. Bu da yüzde 11’lik bir artışı gösteriyor.

Kartlı ödemeler tarafında ise büyüme daha da dikkat çekici. Temmuz 2024’te kartlarla yapılan toplam ödeme tutarı 1,421.3 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu ödeme tutarının 1,201.7 milyar TL’si kredi kartları ile gerçekleşirken, 192.7 milyar TL’sinde banka kartları, 26.9 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Kredi kartlarıyla yapılan ödemelerde yüzde 94, banka kartlarıyla yüzde 58, ön ödemeli kartlarla ise yüzde 124 oranında büyüme yaşandı. Genel anlamda kartlı ödemelerde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 89 oranında artış görüldü.

İşlem adetlerine bakıldığında kartlı ödeme işlemleri Temmuz 2024’te 1,61 milyar adede ulaştı. Bu işlemlerin 936 milyonu kredi kartlarıyla, 558 milyonu banka kartlarıyla, 114 milyonu ise ön ödemeli kartlarla gerçekleşti. Kredi kartlarıyla yapılan işlem adedi yüzde 19, banka kartlarıyla yüzde 8, ön ödemeli kartlarla ise %37 oranında artış gösterdi.

İnternetten yapılan kartlı ödemelerde de büyük bir artış yaşandı. Bir önceki yıla kıyasla yüzde 12 artan internetten kartlı ödeme adedi 222,8 milyon oldu. Toplam kartlı ödemelerin yüzde 14’ünü oluşturan bu işlemlerin tutarı ise yüzde 85 artarak 421,7 milyar TL’ye ulaştı. Artık internetten yapılan ödemelerin toplam kartlı ödemeler içindeki payı yüzde 29’a yükselmiş durumda.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise temassız ödeme kullanımındaki artış. Mağaza içi ödemelerde temassız işlemler büyük bir paya sahip. Her 5 ödemeden 4’ü temassız olarak gerçekleşiyor ve bu tür ödemelerin sayısı yüzde 26 artışla 1,058 milyar adede yükselmiş durumda. Temassız ödemelerdeki toplam hacim ise yüzde 111 artışla 437,4 milyar TL’ye ulaştı.

Tüm bu veriler, Türkiye’de kartlı ödeme sistemlerinin hızlı bir dönüşüm geçirdiğini ve dijitalleşmenin ivme kazandığını gösteriyor. Özellikle kredi kartları hala en çok tercih edilen ödeme aracı olsa da banka kartları ve ön ödemeli kartların kullanımındaki büyüme, farklı ödeme yöntemlerinin de benimsenmeye başladığını ortaya koyuyor.

Skoda Elroq: sürdürülebilirlik odaklı iç mekanıyla göz kamaştırıyor

Skoda, elektrikli crossover modeli Elroq‘un iç mekan detaylarını paylaşarak otomobil severleri heyecanlandırdı. Şirket, sürdürülebilirlik konusunda attığı önemli adımlarla dikkat çeken Elroq‘un kabininde geri dönüştürülmüş malzemeler‘in yoğun bir şekilde kullanılacağını duyurdu.

Dört Farklı Tema, Birçok Seçenek Elroq, müşterilere LoftLodgeSuite ve Studio olmak üzere dört farklı iç mekan teması sunacak. Bu temaların tamamında geri dönüştürülmüş malzemeler ön plana çıkarken, özellikle Recytitan adlı yüzde 78 oranında geri dönüştürülmüş malzemenin koltuk, kapı paneli ve konsol gibi önemli bölgelerde kullanılacağı belirtildi. Ayrıca, Elroq, kullanılmış giysilerden üretilen kumaşlarla donatılacak ilk Skoda modeli olacak.

Skoda Elroq

Modern ve Sade Tasarım SkodaElroq‘un iç mekanında “Modern Solid” tasarım dilini benimsediğini açıkladı. Temiz, ferah ve sade çizgilerin ön planda olduğu bu tasarım dilinde, konsol üzerinde yer alan büyük bir multimedya ekranıdikkat çekiyor. Turuncu renkli dikişler ve emniyet kemerleri ise kabine spor ve dinamik bir hava katıyor.

Güçlü Performans, Uzun Menzil ElroqVolkswagen Grubu‘nun MEB platformu üzerine inşa edilecek. Farklı batarya ve motor seçenekleri sunacak olan modelin giriş seviyesi versiyonu 55 kWh batarya ve 125 kW‘lık elektrik motora sahip olacak. En üst donanım seviyesinde ise 82 kWh batarya ve 220 kW‘lık çift motor yer alacak. Elroq, WLTP ölçümüne göre tek şarjla 560 kilometreye kadar menzil sunacak.

Skoda Elroq, hem çevreye duyarlılığı hem de şık tasarımıyla dikkat çeken bir model olarak öne çıkıyor. Otomobilin Türkiye pazarına ne zaman sunulacağı henüz açıklanmadı.

Çin, Avrupa Birliği’nin elektrikli araç vergilerini adaletsiz buluyor

0

Pekin, Avrupa Birliği’nin (AB) Çinli elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergilerini şiddetle eleştirdi. Çin Ticaret Bakanlığı, Çin avrupa birliği’nin bu kararının haksız rekabeti teşvik ettiğini ve Çinli şirketlerin haklarını ihlal ettiğini belirterek, gerekli tüm tedbirleri alacaklarını açıkladı.

AB’nin kararı, Çin’in elektrikli araç sektörüne verdiği sübvansiyonların Avrupa’daki rekabeti bozduğu iddiası üzerine alınmıştı. Ancak Çin, bu iddiaları reddederek, Çin avrupa birliği’nin kararının önceden belirlenmiş olduğunu ve siyasi motivasyon taşıdığını savundu. Bu gelişme, dünya genelinde elektrikli araç pazarında yaşanan rekabetin şiddetlendiğini gösteriyor. Çin, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi konumunda ve bu alandaki hızlı büyümesiyle dikkat çekiyor. AB ise yerel üreticilerini korumak ve elektrikli araç geçişini hızlandırmak amacıyla çeşitli politikalar uyguluyor.

İki ekonomik dev arasındaki bu ticaret gerilimi, küresel otomotiv endüstrisi üzerinde önemli etkiler yaratabilir.Gümrük vergilerindeki artış, elektrikli araçların fiyatlarını yükselterek tüketici talebini azaltabilir ve tedarik zincirlerinde karmaşaya yol açabilir. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede hem Çin hem de AB için olumsuz sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. avrupa birliği’nin ticaret savaşlarının tırmanması, küresel ekonomide belirsizliği artırabilir ve yatırımcı güvenini zedeleyebilir.

Peki bu durumun sonucu ne olacak? İki taraf arasında müzakerelerin yeniden başlaması ve uzlaşmaya varılması en olası senaryo olarak görülüyor. Ancak, korumacı politikaların yaygınlaşması ve küresel ticaret sisteminin daha da parçalanması riski de göz ardı edilemez. avrupa birliği’nin bu gelişmeler, elektrikli araç pazarının geleceğini yakından ilgilendiriyor. Ticaret savaşlarının gölgesinde şekillenen bu rekabet, tüketiciler için daha pahalı ve sınırlı seçenekler anlamına gelebilir.

Fas dünya kupası için dev bir stadyum inşa ediyor

0

Kazablanka’da inşa edilecek olan Grand Stade Hassan II, 115.000 kişilik kapasitesiyle dünyanın en büyük futbol stadyumlarından biri olacak. 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanan Fas, bu etkinlikle aynı zamanda Fas Dünya Kupası hedefine de ulaşıyor. Ülke, Portekiz ve İspanya ile birlikte düzenleyeceği turnuva için Kazablanka’da devasa bir stadyum inşa ediyor. Populous ve Oualalou + Choi mimarlık şirketlerinin ortak çalışmasıyla ortaya çıkan Grand Stade Hassan II, çadır şeklindeki benzersiz tasarımıyla dikkat çekiyor.

Fas’ın geleneksel festivali Moussem’den ilham alan stadyum, çadır benzeri çatısıyla hem seyircilere gölge sağlayacak hem de doğal havalandırmayı destekleyecek. Alüminyum kafes yapıdaki çatı, stadyuma modern ve estetik bir görünüm kazandırırken, peyzaj düzenlemesiyle de çevreyle bütünleşecek. 32 merdiven halkası ve yükseltilmiş platformlar üzerine yerleştirilmiş yeşil bitkilerle stadyum, hem görsel bir şölen sunacak hem de sürdürülebilir bir mimariye örnek olacak.

115.000 kişilik kapasitesiyle Kuzey Kore’deki Rungrado 1 Mayıs Stadyumu’nu geride bırakacak olan Grand Stade Hassan II, dünyanın en büyük futbol stadyumlarından biri olacak. Fas Dünya Kupası için büyük hazırlıklar yapıyor. Ancak Hindistan’daki Narendra Modi Stadyumu’nun rekorunu henüz kıramayacak.

İnşaatın başlaması için hazırlıklar devam ederken, stadyumun 2028 yılında tamamlanması hedefleniyor. Casablanca yakınlarındaki El Mansouria kasabasında 100 hektarlık bir alanda inşa edilecek olan stadyum, aynı zamanda iki yerel futbol kulübüne de ev sahipliği yapacak. Elbette, Fas Dünya Kupası stadyumu olarak da kullanılacak.

Fas’ın bu iddialı projesi, hem ülkenin spor turizmine olan katkısını artıracak hem de modern mimarinin en önemli örneklerinden biri olacak. Projenin amacı yalnızca bir stadyum inşa etmek değil, aynı zamanda Fas Dünya Kupası etkinliklerine uygun bir altyapı yaratmak.

Kara deliğe yıldız düşerse ne olur?

evrenin en gizemli fenomenlerinden biri olarak biliniyor. Bir yıldızın kara deliğe düşmesi ise bilim kurgu senaryolarına taş çıkartacak kadar ilgi çekici bir olay. Ancak, bilim insanları bu tür olayları gelişmiş süper bilgisayar modelleriyle simüle ederek, gerçek zamanlı gözlemler yapabiliyor.

Monash Üniversitesi‘nden Danel Price önderliğindeki bir araştırma ekibi, bir yıldızın kara deliğe düşme sürecini inceleyen çarpıcı bir simülasyon gerçekleştirdi. Sonuçlar, tarafından nasıl parçalandığını ve tüketildiğini detaylandırıyor. Bu olaylar, “gelgit bozulma olayı” (TDE, tidal disruption event) olarak adlandırılıyor ve kara deliklerin çevresindeki dinamikleri anlamamıza yardımcı oluyor.

Simülasyonlar, yıldızların kara deliklerin çekim kuvveti tarafından nasıl uzayıp inceldiğini ve sonunda bir “spagettileşme” süreciyle plazmaya dönüştüğünü gösterdi. geriye kalan materyal, kara deliğin etrafında bir yığılma diski oluşturuyor. Bu diskten yayılan güçlü elektromanyetik emisyonlar, astronomların bu tür olayları gözlemlemelerine imkan tanıyor. Yığılma diskine biriken materyal, kara delik tarafından yavaş yavaş tüketiliyor. Ekip, TDE sırasında oluşan yıldız enkazının saniyede 10.000-20.000 kilometre hızla hareket ettiğini, yani ışık hızının yaklaşık %7’si olduğunu belirledi.

Bununla birlikte, simülasyonlar olayların beklendiği kadar parlak olmadığını ve daha düşük sıcaklıkta ışık yaydığını ortaya koydu. Bu durumun nedeni, kara deliğin etrafını saran gaz ve toz bulutlarının enerjiyi yeniden işleyerek optik dalga boylarında yayması olarak açıklanıyor.

Price ve ekibinin araştırması, kara deliklerin yıldızları nasıl “yuttuğuna” dair yeni bir bakış açısı sunuyor. Vera Rubin Gözlemevi‘nin önümüzdeki on yıl içinde binlerce geçici olay gözlemesi bekleniyor ve bu tür simülasyonlar, bu olayları daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Gelgit bozulma olayları, genellikle büyük galaksilerin merkezlerindeki süper kütleli kara deliklerin çevresinde meydana geliyor. Yıldızlar, galaksiler içinde hareket ederken yerçekimsel etkilerle yörüngelerinden saparak nadiren kara deliklere doğru sürükleniyor. Her 100,000 yılda bir yıldızın böyle bir yolculuk yapması tahmin ediliyor.

BMW Avrupa’da elektrikli araç pazarında lider oldu!

BMW Temmuz ayında Avrupa’da elektrikli araç satışlarında önemli bir başarıya imza atarak Tesla‘yı geride bıraktı. Bu sonuç, elektrikli araç pazarında yaşanan rekabetin kızıştığını gösteriyor.

Jato Dynamics‘in verilerine göre, Avrupa’da elektrikli araç satışları genel olarak yıllık bazda %6 düşüş gösterse de, BMW satışlarını %35 artırarak 14.869 adede ulaştı. Tesla ise 14.561 adetlik satışla ikinci sırada yer aldı. Özellikle iX1 ve i4 modellerinin popülerliği, BMW’nin bu başarısında büyük rol oynadı.

Bu gelişme, Avrupa’da elektrikli araç pazarının hızla değiştiğini ve yeni oyuncuların ortaya çıktığını gösteriyor. Volvo gibi diğer üreticiler de satışlarını önemli ölçüde artırarak pazar paylarını genişletiyor. Volvo’nun yeni EX30 modeli, en çok satan ikinci elektrikli araç olarak dikkat çekti.

Pazarın genel durumu

Geçen ay Avrupa’da toplam 1,03 milyon araç tescil edildi. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre %2‘lik bir artış anlamına geliyor. Ancak, AlmanyaFransa ve Belçika gibi bazı büyük pazarlarda satışlar düşüş gösterdi. Diğer AB ülkelerindeki büyüme ise bu düşüşü dengeledi.

Elektrikli araçların pazar payı ise %14,6‘dan %13,5‘e geriledi. Bu durum, içten yanmalı motorlu araçların hala güçlü bir konumda olduğunu gösteriyor.

Tesla’nın durumu

Tesla, yılın başından bu yana Avrupa’da en çok elektrikli araç satan marka olmaya devam ediyor. Ancak, rakiplerinin yükselişi ve yeni modellerin piyasaya sürülmesi, şirketin pazar payını eritiyor. Temmuz ayında Tesla’nın satışları %16düşüşle 14.561 adede geriledi.

BMW’nin Avrupa’da elektrikli araç pazarında lider olması, sektördeki rekabetin ne kadar kızıştığını gösteriyor. Tüketiciler, giderek daha fazla seçenek arasından seçim yaparken, üreticiler de yeni teknolojiler ve modellerle pazara girmeye devam ediyor. Bu durum, uzun vadede elektrikli araçların daha da yaygınlaşmasına katkı sağlayacak.

Çinli IM Motors’tan yenilikçi paralel park teknolojisi şaşırtıyor

Çinli IM Motors‘un SAIC‘e ait elektrikli araç markası, prototip aracında sergilediği yenilikçi park sistemi ile otomotiv dünyasında çığır açıyor. Yayınlanan videoda, aracın yanlamasına hareket ederek paralel park etmesi, izleyenleri şaşkına çevirdi.

IM Motors‘un geliştirdiği dijital şasi teknolojisi, aracın hareketini üç eksende kontrol ederek paralel park işlemini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Bu teknolojinin en dikkat çekici özelliği ise dört tekerlekten direksiyon sistemi. Arka tekerleklerin önemli ölçüde döndürülmesiyle elde edilen yengeç yürüyüş modu, aracın dar alanlarda manevra kabiliyetini önemli ölçüde artırıyor.

Videoda görülen aracın ön ve arka tekerleklerinin zıt yönlere dönmesi, hassas tork kontrolü sayesinde aracın yanlamasına hareket etmesini sağlıyor. Bu sayede, IM Motors, paralel park işlemini adeta bir dansa dönüştürüyor. Çinli IM Motors bu alanda büyük yenilikler sunuyor.

Geleceğin park sistemi

IM Motors‘un bu yenilikçi teknolojisi, otomotiv sektöründe yeni bir dönemin başlangıcını müjdeliyor. Uzmanlar, bu teknolojinin gelecekteki tüm araçlarda standart hale gelebileceğini ve hatta geleneksel park yöntemlerinin yerini alabileceğini öngörüyor. Bu açıdan Çinli IM Motors öncülük yapıyor.

SAIC Motor Corporation‘ın bir yan kuruluşu olan Çinli IM Motors, elektrikli araç teknolojilerindeki yenilikçi çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Şirket, sürdürülebilir mobilite çözümleri sunmayı hedefliyor.

Samsung’dan devrim yaratan esnek ekran teknolojisi!

0

Samsung Display, teknoloji dünyasında çığır açan yeniliklerine bir yenisini daha ekledi. Firma, IMID 2024 konferansında lastik gibi esneyebilen yeni nesil Micro LED ekranını tanıttı. Bu ekran, Samsung’un uzun yıllardır üzerinde çalıştığı esneyebilir ekran teknolojisinin en son ürünü olarak dikkat çekiyor. Gerçekten Samsung’dan devrim niteliğinde bir yenilik.

Esneyebilir Micro LED: geleceğin ekran teknolojisi

Samsung’un bu yeni ekranı, Micro LED teknolojisine dayanıyor ve %25 oranında uzayabilme özelliğine sahip. Samsung’dan devrim gibi bir çözüm olması, bu ekranın orijinal boyutunun 1.25 katına kadar esneyebilmesi anlamına geliyor. Ayrıca, tıpkı bir kauçuk lastik gibi bükülebiliyor ve ardından orijinal formuna geri dönebiliyor.

2017 yılında SID etkinliğinde tanıtılan ilk esneyebilir OLED ekrana kıyasla önemli gelişmeler kaydeden bu yeni Micro LED ekran, şimdiye kadar geliştirilen en yüksek çözünürlüğe sahip esneyebilir ekran olarak öne çıkıyor. İnç başına 120 piksel (PPI) yoğunluğuna sahip olan bu panel, özellikle monitörler ve televizyonlar için yeterli bir çözünürlük sunuyor. Gerçekten Samsung’dan bir devrimi yansıtıyor.

Ticari kullanım henüz ufukta değil

Her ne kadar teknoloji ileri düzeyde olsa da, bu ekranın ticari ürünlerde kullanılması konusunda henüz kesin bir adım atılmış değil. Samsung Electronics veya diğer markalar, esneyebilir Micro LED teknolojisini mevcut ürünlerine entegre etme konusunda temkinli davranıyor. Bunun başlıca nedenleri arasında, bu ekranların ticari ürünler için hala fazla kırılgan olabileceği ve üretim maliyetlerinin oldukça yüksek olması gösteriliyor. Bu durum bile Samsung’dan devrim niteliğinde bir ürünü engellemiyor.

Ayrıca, bu tür bir teknolojinin maliyetini haklı çıkaracak tüketici düzeyinde faydalı uygulamaların bulunması da zor görünüyor. Ancak, Samsung Display’in bu alandaki yenilikçi çalışmaları, gelecekte esneyebilir ekranların hayatımızda önemli bir yer tutabileceğine işaret ediyor. Samsung’dan devrim niteliğinde bir yeniliği herkes konuşuyor.

Nvidia’nın Blackwell Sorunları ve B100 iptali şirketin geleceğini sorgulatıyor

Nvidia, yılın ilk yarısında büyük bir başarı yakaladı ve beklentileri aştı. Ancak, ikinci yarıda bazı zorluklarla karşı karşıya kaldı. Özellikle yeni nesil Blackwell mimarisi‘nde ortaya çıkan tasarım sorunları ve B100 hızlandırıcısının iptal edildiğine dair iddialar, Nvidia’nın Blackwell projesi hakkında soru işaretleri oluşturdu.

Nvidia’nın yeni nesil süper bilgisayarlar için tasarladığı Blackwell mimarisi‘nde, iç bağlantı desenlerinde önemli bir tasarım hatası tespit edildi. Bu hata nedeniyle şirket, üretimini durdurmak ve Nvidia’nın Blackwell serisindeki sorunu çözmek için ek süreye ihtiyaç duydu. Nvidia’nın Blackwell sorunlarını çözmek zaman alacak gibi görünüyor. Aslında, Nvidia’nın Blackwell sorunları sürecinde bu daha da önemli.

B100 hızlandırıcısı iptal mi edildi?

Analistlere göre, Nvidia B100 hızlandırıcısı tamamen iptal edildi ve Nvidia’nın Blackwell lansmanı şirketin yol haritasından çıkarıldı. Bunun yerine, daha yüksek performanslı B200 hızlandırıcısına odaklanılacak ve bütçe dostu bir seçenek olarak B200A hızlandırıcısı sunulacak. Bu gelişmelere rağmen, Nvidia’nın mevcut Hopper hızlandırıcılara olan talep oldukça yüksek. Bu durum, şirketin mali tablolarında önemli bir düşüş yaşamasını engelleyecek. Tüm bunlar sorunlarıyla da ilişkilendirilebilir.

Nvidia hisseleri için beklentiler

Uzmanlar, Nvidia’nın Blackwell hisselerinin 180-200 dolar seviyelerinde işlem görmeye devam edeceğini öngörüyor. Ancak, Nvidia’nın Blackwell sorunları ve B100 hızlandırıcısı ile ilgili gelişmeler, bu tahminleri etkileyebilir.

Nvidia’nın yapay zeka yarışındaki lider konumu, yaşanan bu sorunlarla sarsılmış olsa da, şirketin güçlü ürün portföyü ve yüksek talep, uzun vadede başarıya ulaşmasını sağlayabilir. Ancak, Nvidia’nın Blackwell mimarisi ve B100 hızlandırıcısı gibi önemli projelerdeki gecikmeler, yatırımcıların endişelerini artırmaya devam edecek. Nvidia’nın Blackwell sorunları ve projelerindeki aksamalar yatırımcıları oldukça endişelendiriyor.

Apple iPhone’lara daha fazla özgürlük getiriyor!

Apple, Avrupa Birliği’ndeki (AB) iPhone kullanıcıları için önemli yenilikler getiren iOS 18 güncellemesini duyurdu. Bu yeni sürüm, kullanıcılara varsayılan uygulama ayarları konusunda daha fazla seçenek sunarak Apple dışı uygulamaları tercih etme özgürlüğü tanıyacak. Bu da iPhone’lara daha fazla özgürlük anlamına geliyor. Güncelleme, kullanıcıların Ayarlar menüsü üzerinden istedikleri uygulamaları kolayca seçebilecekleri yeni bir Varsayılan Uygulamalar bölümünü de beraberinde getiriyor.

Daha fazla uygulama için varsayılan ayarlama seçeneği

Daha önce AB’deki iPhone kullanıcıları, tarayıcımailuygulama mağazası ve temassız ödemeler gibi belirli uygulamalar için varsayılan ayarlama imkânına sahipti. Ancak Apple, iOS 18 ile birlikte bu listeyi genişleterek aramamesajlaşmaparola yöneticileriklavyelerarama spam filtrelerinavigasyon ve çeviri gibi birçok farklı uygulama için de varsayılan belirleme özgürlüğü sunacak. Bu da iPhone’lara daha fazla özgürlük getiriyor. Örneğin, kullanıcılar artık Mesajlar uygulaması yerine WhatsApp gibi alternatif mesajlaşma uygulamalarını varsayılan olarak ayarlayabilecekler.

Apple, bu yeni varsayılan ayarlama seçeneklerinin nasıl çalışacağına dair henüz detaylı bilgi paylaşmadı. Ancak telefon görüşmelerimesajlaşmaparola yöneticilerispam arama filtreleri ve klavyeler için yeni varsayılan ayarlarının iOS 18 ile birlikte, bu yılın ilerleyen dönemlerinde kullanıma sunulacağı belirtildi. Navigasyon ve çeviri uygulamaları için varsayılan ayarlama seçeneği ise 2025 ilkbaharında devreye girecek. Burada da kullanıcılar iPhone’lara daha fazla özgürlük sahibi olacak.

iPhone’un temel uygulamaları silinebilecek

Apple, iOS 18 ile birlikte yalnızca yeni uygulamaları varsayılan olarak ayarlama imkânı sunmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcıların bazı temel Apple uygulamalarını da silmesine izin verecek. Bu kapsamda, App StoreMesajlarKameraFotoğraflar ve Safari gibi önceden yüklü gelen uygulamalar silinebilecek. Ancak Ayarlar ve Telefon uygulamaları silinemeyecek. Kullanıcılar, sildikleri App Store uygulamasını Ayarlar üzerinden, diğer uygulamaları ise yeniden App Store’dan yükleyebilecekler. Sonuç olarak iPhone’lara daha fazla özgürlük geldiğini söylemek mümkün.

Değişiklikler sadece AB ile sınırlı

Ne yazık ki Apple’ın bu değişiklikleri, yalnızca Avrupa Birliği’ndeki iPhone ve iPad kullanıcıları ile sınırlı kalacak. Diğer bölgelerdeki kullanıcılar için bu yeniliklerin sunulup sunulmayacağı hakkında ise henüz bir bilgi bulunmuyor.

Lityum buhar mağarası için yer bulundu!

0

ABD lityum buhar mağarasını mükemmelleştirdi, nükleer füzyon reaktörünün ısı bariyerini kırdı. Çok sayıda bilgisayar simülasyonu, lityum buhar mağarası için ideal yerin tokamak’ın tabanında, orta bacanın yakınında olduğunu belirledi.

ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Princeton Plazma Fiziği Laboratuvarı’ndaki (PPPL) bilim insanları, füzyon reaktörlerinde oluşan yoğun ısıyı yönetmenin yolları üzerinde çalışıyor. Tokamak adı verilen halka şeklindeki bir füzyon kabını, plazmanın ürettiği aşırı sıcaklıklardan korumak için tasarlanmış bir lityum buharı “mağarası” ve gözenekli bir plazmaya bakan duvar fikrini ortaya attılar.

Lityum buhar mağarası yer tespiti

PPPL’de tokamak deneysel bilimine liderlik eden ve Nuclear Fusion’da lityumun önerilen yerleşimi hakkında yakın zamanda yayınlanan bir makalenin ortak yazarı olan Rajesh Maingi: “PPPL’nin, özellikle sıvı lityum olmak üzere, sıvı metalleri, füzyon performansını artırmak için kullanma konusundaki uzmanlığı, bunun bir tokamak içinde en iyi şekilde nasıl kullanılabileceğine dair fikirlerin geliştirilmesine yardımcı oluyor” diye vurguladı.

Araştırmacılar, kapsamlı bilgisayar simülasyonları yoluyla lityum buhar mağarası için en uygun yeri belirlediler: tokamak’ın tabanına yakın, merkez yığınına bitişik. PPPL basın açıklamasında: “Lityum buhar mağarasının arkasındaki fikir, lityumu sınır tabakasında, sıcak, eriyen çekirdek plazmasından uzakta, ancak aşırı ısıya yakın tutmaktır” dedi. Bu stratejik yerleşim, lityum buharının, plazmanın yüksek sıcaklığını bozmadan, çekirdek plazmadan ayrı bir alan olan özel akı bölgesinden gelen ısıyı etkili bir şekilde dağıtmasına olanak tanıyor.

PPPL’de yardımcı araştırma fizikçisi ve yeni makalenin baş yazarı olan Eric Emdee: “Lityum buharlaştırıcı, özel akı bölgesine yerleştirilmediği sürece gerçekten çalışmıyor” diye vurguladı. Lityum buhar mağarası, tokamak duvarlarına ulaşmadan önce fazla ısıyı yakalayıp etkisiz hale getirerek önemli bir güvenlik önlemi görevi görüyor.

Başlangıçta bir “metal kutu” olarak tasarlanan bu yapı, araştırmacılar tarafından yarım kutuya benzeyen daha basit bir “mağara” yapısının lityum buharını tutmak için yeterli olduğu keşfedildi.

Emdee, “Yıllarca dört tarafı tamamen kaplayan bir kutuya ihtiyacımız olduğunu düşündük, ancak şimdi çok daha basit bir şey yapabileceğimizi biliyoruz” diye vurguladı. Özellikle bu yeni aerodinamik tasarım, sadece buharlaşan lityumun yolunu optimize ederek ısı emme kabiliyetini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda cihazın yapısını da basitleştirerek daha pratik ve uygun maliyetli hale getiriyor.

Samsung’dan akıllı TV kullanıcılarına 7 yıl ücretsiz güncellemesi sözü

0

Samsung, dünya genelinde akıllı televizyon pazarında lider konumunu pekiştirmek amacıyla, yapay zeka destekli akıllı TV modelleri için 7 yıl boyunca ücretsiz Tizen güncellemesi sunacağını açıkladı. Bu önemli hamle, yalnızca 2024 modelleri ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda 2023‘te piyasaya sürülen bazı modelleri de kapsayacak.

Samsung, bu güncelleme politikasını ilk olarak 2024 yılının Mart ayında piyasaya sürülen televizyonlarda uygulamaya başlayacak. Şirket, bu adımla birlikte, artan rekabet ortamında pazar liderliğini korumayı hedefliyor. Özellikle TCL ve Hisense gibi Çinli rakiplerinin yapay zeka destekli televizyonlarıyla pazarda önemli bir pay elde etmeye başlaması, Samsung’u bu tür yenilikçi stratejiler geliştirmeye yönlendiriyor.

Samsung, 19 yıldır akıllı TV pazarının lideri

Pazar araştırma şirketi Omdia’nın verilerine göre, Samsung2024 yılının ilk yarısında küresel TV pazarının %28.8’ini elinde tutarak liderliğini sürdürdü. LG %16.6’lık pazar payıyla ikinci sırada yer alırken, TCL ve Hisense ise toplamda %22’lik bir pazar payına sahip olarak dikkat çekti.

Samsung, son açıklamasında, Tizen işletim sisteminin 2023 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde 270 milyon Samsung Smart TV’ye güç verdiğini belirtti. Bu sayı, 2015 yılında 50 milyondu ve yıllar içinde kayda değer bir büyüme gösterdi.

Samsung’un bu uzun vadeli ücretsiz güncelleme politikası, şirketin akıllı TV segmentindeki üstünlüğünü pekiştirme ve kullanıcılarına sürekli yenilik sunma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Nanojeneratörler güç yoğunluğu ile pillerle rekabet edecek

0

Yeni nanojeneratörler 140 kat güç yoğunluğu artışı elde ediyor, güneş pilleriyle rekabet edebilir. Geleneksel bir nanojeneratör on miliwatt güç üretiyorsa, bu yeni teknoloji bu çıkışı 1.000 miliwatt’ın üzerine çıkarabilir.

Surrey Üniversitesi’nde geliştirilen yeni nanoteknoloji sayesinde, sabah erken saatlerde yaptığınız koşu, yakında giyilebilir cihazlarınızı çalıştırmak için yeterli elektriği toplamanıza yardımcı olabilir.  Surrey İleri Teknoloji Enstitüsü (ATI), geleneksel nanojeneratörlere kıyasla güç yoğunluğunda 140 kat artış gösteren, son derece enerji verimli, esnek nanojeneratörler geliştirdi.

Nanojeneratörler güç yoğunluğu ile rekor kırıyor

ATI araştırmacıları bu gelişmenin, günümüz güneş pilleri kadar verimli nano-cihazların üretilmesine yol açabileceğine inanıyor. Surrey’in cihazları, hareket gibi günlük mekanik enerjinin küçük miktarlarını, bir amfinin elektronik bir sistemdeki sesi yükseltmesine benzer şekilde, önemli ölçüde daha yüksek bir elektrik gücüne dönüştürebiliyor.

Örneğin, geleneksel bir nanojeneratör on miliwatt güç üretiyorsa, bu yeni teknoloji bu çıktıyı 1.000 miliwatt’ın üzerine çıkarabilir ve bu da onu günlük hayattaki çeşitli uygulamalarda enerji hasadı için uygun hale getirebilir. ATI’nin nanojeneratörü , bir elektrotun (koşu elemanı) kendi kendine enerji (yük) geçirmesi yerine, bir röle takımı gibi çalışır.

Her koşucu bir cop (yük) toplar, daha fazlasını ekler ve sonra tüm copları bir sonraki koşucuya geçirerek, yük yenilenme etkisi adı verilen bir süreçte toplanan toplam enerjiyi artırır. ATI’de lisansüstü araştırma öğrencisi olan Md Delowar Hussain: “Nanojeneratörlerin hayali, sabah koşunuz, mekanik titreşimler, okyanus dalgaları veya bir kapıyı açma gibi günlük hareketlerden enerji yakalamak ve kullanmaktır. Nanojeneratörümüzdeki temel yenilik, enerji verimliliğini daha da artırmak için üretimde ölçeklenebilen bir lazer tekniği kullanarak teknolojiyi 34 küçük enerji toplayıcısıyla ince ayarlamış olmamızdır” dedi.

 Heyecan verici olanın, yüksek enerji toplama yoğunluğuna sahip küçük cihazımızın bir gün güneş panellerinin gücüyle rekabet edebilecek ve kendi kendine güç sağlayan sensörlerden, pil değişimine ihtiyaç duymadan çalışan akıllı ev sistemlerine kadar her şeyi çalıştırmak için kullanılabilecek olması olduğunu da sözlerine ekledi.

Instagram, yeni özelliği ile profil sayfasına müzik eklemeye imkan tanıyor!

Bu yeni Instagram özelliği, Myspace dönemini anımsatıyor ve şarkıları profillere ekleyerek kişiselleştirme fırsatı sunuyor. Şarkıcı Sabrina Carpenter’ın, yaklaşan single’ı Taste’in önizlemesini paylaştığı bu güncellemeyle, artık kullanıcılar profillerine müzik ekleyebiliyorlar.

Yeni özelliği kullanmak için “profil düzenle” bölümüne gidip Instagram’ın müzik kütüphanesinde şarkı arayabilirsiniz. Şarkı seçiminde, Instagram Reels veya Hikayeler için şarkı seçme gibi, 30 saniyelik bir kesit seçebiliyorsunuz. Ancak, Myspacein aksine, şarkı otomatik olarak çalmıyor; kullanıcıların dinlemek için çal butonuna tıklamaları gerekiyor.

Şarkıyı istediğiniz zaman değiştirebilir veya kaldırabilirsiniz. Instagram, 2022 yılında profil müziği denemelerine başlamıştı ve bu güncellemeyle kullanıcıların yaratıcılığını ve kişisel ifadelerini artırmayı hedefliyor. Daha önce 2018’de Hikayelere müzik ekleme özelliği getirilmişti ve geçen yıl Notlar ve fotoğraf galerilerine müzik eklenmesi sağlanmıştı.

Bu özellik, kullanıcıların sosyal medyadaki nostalji duygusunu yaşarken, yeni uygulamaların Myspace benzeri çekiciliği yakalamaya çalıştığı bir dönemde tanıtıldı. Platform, bu adımı BeReal, Daylyy gibi alternatif sosyal medya platformlarına karşı rekabet edebilmek için atıyor.

Instagram, kullanıcı deneyimini artırmak istiyor

Instagram, kullanıcı deneyimini artırmak için sürekli yenilikler yapıyor. Yeni özellikler ve güncellemelerle kullanıcıların platform üzerindeki etkileşimlerini geliştirmeyi hedefliyor. Özellikle içerik keşfi ve paylaşım süreçlerini daha akıcı hale getirmeyi amaçlayan Instagram, kullanıcı geri bildirimlerine dayanarak değişiklikler yapıyor.

Bu yenilikler, kullanıcıların platformda daha fazla vakit geçirmesini ve içeriklere daha kolay erişmesini sağlamayı planlıyor. Şirket, kullanıcı memnuniyetini artırarak rekabetçi sosyal medya pazarında öne çıkmayı hedefliyor.

Orman yangını önleyici jel geliştirildi!

0

Gezegen ısındıkça ve kuraklıklar yoğunlaştıkça, orman yangınları giderek daha sık ve yıkıcı hale geliyor. Son yıllarda, bu kontrol edilemeyen yangınlar sayısız evi yok etti, can aldı ve ekonomilere zarar verdi.

Bu büyüyen krize çözüm bulmak için Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, evlerimizi ve kritik altyapılarımızı orman yangınlarının tahribatından koruma yeteneğimizi önemli ölçüde artırabilecek devrim niteliğinde bir su güçlendirici jel geliştirdiler.

Orman yangını önleyici jel

Gezegen ısındıkça ve kuraklıklar yoğunlaştıkça, orman yangınları giderek daha sık ve yıkıcı hale geliyor. Son yıllarda, bu kontrol edilemeyen yangınlar sayısız evi yok etti, can aldı ve ekonomilere zarar verdi. Bu büyüyen krize çözüm bulmak için Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, evlerimizi ve kritik altyapılarımızı orman yangınlarının tahribatından koruma yeteneğimizi önemli ölçüde artırabilecek devrim niteliğinde bir su güçlendirici jel geliştirdiler.

Stanford ekibinin çığır açan jeli daha çok yönlü ve daha uzun ömürlü olacak şekilde tasarlanmıştır. Koruyucu bir bariyer oluşturmak için yalnızca suya güvenen  geleneksel jellerin aksine, bu yeni formül çok katmanlı bir savunma mekanizması sunuyor.

Jel, silika parçacıklarıyla birleştirilmiş selüloz bazlı bir polimerden oluşur. Bir orman yangınının yoğun ısısına maruz kaldığında , jeldeki su buharlaşır ve selüloz yanar. Geriye kalan, mükemmel yalıtım özellikleriyle bilinen hafif, gözenekli bir malzeme olan silika bazlı bir aerojel.

Bu keşfin önemini vurgulayan çalışmanın baş yazarı Changxin “Lyla”: “Yumuşak, süngerimsi bir hidrojelin ısı altında sorunsuz bir şekilde sağlam bir aerojel kalkanına dönüştüğü ve gelişmiş ve uzun süreli orman yangını koruması sağladığı benzersiz bir fenomen keşfettik. Çevreye duyarlı bu çığır açan buluş, mevcut ticari çözümleri geride bırakarak orman yangınlarına karşı üstün ve ölçeklenebilir bir savunma sunuyor” dedi.

Hidrojelden aerojele dönüşüm, bu yeni malzemeyi bu kadar etkili kılan şeydir. Su ve selüloz bileşenleri gittiğinde, kalan silika parçacıkları termal yalıtkan görevi gören köpük benzeri bir yapı oluşturur. Appel, “Su kaynadığında ve tüm selüloz yandığında, geriye bir köpükte birleşmiş silika parçacıkları kalıyor. Bu köpük oldukça yalıtkandır ve sonunda tüm ısıyı dağıtarak altındaki alt tabakayı tamamen korur” diyor.

Meta yüzeyler malzeme biliminde çığır açacak

0

ABD, ‘benzeri görülmemiş’ ışık kontrol kabiliyeti gösteren meta yüzeyler yaratıyor. Termal radyasyon genellikle polarize değildir ve sınırlı uygulamalara sahiptir. Meta yüzeyler malzeme özelliklerini kullanarak, araştırmacılar termal emisyonları ve kontrolü birleştirerek kompakt bir optik sistem elde ettiler.

New York Şehir Üniversitesi’ndeki (CUNY) İleri Bilim Araştırma Merkezi’ndeki (ASRC) araştırmacılar, metasurface’lerin hassas bir şekilde kontrol edilen termal radyasyon üretebileceğini gösterdi. Bu, askeri, tıbbi, jeolojik ve uzay uygulamaları için yeni nesil ışık kaynaklarının yolunu açıyor. ASRC’de eski doktora sonrası araştırmacı olan Adam Overvig, gönderdiği e-postada, “Metasurface’ler genellikle ticari olarak satılan lazerlerden çıkan lazer ışınlarını özelleştirmek için tasarlanıyor” dedi.

Meta yüzeyler malzeme yapısında yenilikler sağlayacak

Isıl radyasyon, maddedeki ısıdan üretilen elektromanyetik dalgalara verilen addır. Ampul genellikle, filament malzemesi belirli bir dereceye kadar ısıtıldıktan sonra ışığın yayıldığı olguyu açıklamak için kullanılır. Zamanında büyük bir icat olsa da, ampulden gelen ışığın sınırlamaları vardır. Polarize değildir ve düştüğü yer üzerinde kontrol sağlamaz, bu da uygulamalarını ciddi şekilde sınırlar. Karşılaştırıldığında, lazerden gelen ışık polarizedir, tanımlanmış bir frekansa sahiptir ve yayılma yönü iyi kontrol edilebilir. Bu nedenle, lazer, normal bir ampul yerine teknik uygulamalar için yaygın olarak kullanılır.

Araştırmacılar, lazerlerden gelen ışığı kontrol etmek için nanoskalada inşa edilmiş iki boyutlu malzemeler olan metasurface’lere güvendiler. Metasurface’ler yüzeyler boyunca bir dizi nanosütun halinde de düzenlenebildiğinden, araştırmacılar lazer ışığının saçılmasını uygulama gereksinimlerine göre kontrol ettiler.

Bu yaklaşımın kontrol edici unsuru nanoskalada çalışırken, lazer uyarım kurulumu hantal ve pahalıdır. Bu nedenle, ASRC’deki araştırmacılar bunu daha basit ve daha küçük bir şeyle değiştirmenin yollarını arıyorlardı.

Şu anda Stevens Teknoloji Enstitüsü’nde yardımcı doçent olan Overvig: “Nihai hedefimiz, harici lazer kaynakları gerektirmeyen, ancak kendi termal radyasyonunun yayılma ve yayılma şekli üzerinde hassas kontrol sağlayabilen metasurface teknolojisini mümkün kılmaktır” dedi. 2021 yılında ASRC’deki araştırma ekibi, bir metayüzeyin tanımlanmış frekans, özelleştirilmiş polarizasyon ve hatta bir hologram oluşturmak için kullanılabilecek bir dalga cephesi şekli gibi özelliklere sahip termal radyasyon üretebileceğini gösteren teorik bir makale yayınladı. 

Çalışma, iyi tasarlanmış bir nanoyapının termal radyasyonunu üretebileceğini ve kontrol edebileceğini gösterdi. Overvig: “Bu yetenekler başlangıçta egzotik malzemeler olmadan imkansız görünüyor. Ancak cam ve silikon gibi geleneksel malzemelerin dikkatli bir şekilde tasarlanırsa yeterli olduğunu gösterdik” diye açıkladı.

Otonom sürüş şirketi Gatik yatırım alıyor

0

Tokyo merkezli Nippon Express Holdings, Silikon Vadisi’ndeki girişim Gatik’i destekleyen en son Japon şirketi oldu. Otonom sürüş şirketi Gatik, ABD genelinde teknolojisinin yaygınlaşmasını hızlandırmak için kullanılacak bir başka stratejik yatırım duyurdu.

Otonom sürüş şirketi Gatik büyümeye devam ediyor

Tokyo merkezli lojistik devi Nippon Express Holdings (NX Group), son birkaç ayda iki büyük ortaklığın daha onaylanmasının ardından, Silikon Vadisi’ndeki girişime destek veren son Japon şirketi oldu. Haziran ayında Gatik’in ülkenin önde gelen ticaret ve yatırım şirketlerinden ITOCHU ile stratejik bir ortaklık kuracağı açıklanmıştı.

Bu, bir ay önce duyurulan Isuzu ile yapılan işbirliğinin ardından gerçekleşti; Yokohama merkezli ticari araç üreticisi, Gatik’e 30 milyon dolardan fazla yatırım yaptı. NX Group yatırımının ne kadar değerinde olduğu bilinmiyor, Gatik belirli rakamları açıklamayı reddediyor. Ancak bir sözcü bunun “önemli” olduğunu ve firmanın tedarik zincirinin orta mil sektöründe otonom ürün ve hizmetlerini kurmada oluşturduğu ivmeyi artırmaya yardımcı olmak için kullanılacağını söyledi.

Şirket, dağıtım merkezleri, lojistik merkezleri ve perakende lokasyonları arasındaki, sıklıkla göz ardı edilen rotalarda Sınıf 3 ila 7 otonom kamyonlarını konuşlandırarak son birkaç yılda önemli ilerleme kaydetti.

Şirketin kamyonları şu anda Teksas, Arkansas ve Ontario gibi birçok pazarda ticari olarak faaliyet gösteriyor ve Walmart , Pitney Bowes ve Georgia Pacific ile anlaşmalar yapıldı. Örneğin Teksas’ta Gatik, geçen yılın sonlarında Kroger ile otonom bir teslimat hizmeti başlattı ; bu hizmet kapsamında mallar Dallas’taki bir müşteri karşılama merkezinden Dallas-Fort Worth bölgesindeki perakende satış noktalarına dağıtılıyor.

Rotalar genellikle yaklaşık 20 mil uzunluğunda oluyor ve Gatik, genellikle insan sürücüler tarafından sürülen daha büyük kamyonları otonom ürünleriyle değiştirerek, yükleme sürelerinin azalması nedeniyle daha hızlı teslimatlar sağlayabiliyor.

Uzun vadede, gemide insan operatörüne ihtiyaç duyulmayan, yalnızca yük taşımacılığının norm haline gelmesi bekleniyor. Daha kısa, sabit ve tekrarlanabilir rotalara odaklanmak, Gatik’in teknolojisini, daha yüksek düzenleyici zorluklarla başa çıkmanın yanı sıra daha az öngörülebilir sürüş koşullarına sahip olan uzun mesafeli ürünlere kıyasla daha hızlı bir şekilde ticarileştirmesine olanak tanıdı.

BT hizmetlerinde yetenek kaybı yaşanıyor!

0

IBM ve Oxford Economics tarafından 34 ülkede 2.500 üst düzey yöneticinin katıldığı anket, yeteneklerde düşüş olduğunu gösteriyor. Yeni bir araştırmaya göre, kurumlarda üretken yapay zeka kullanımı artarken, BT departmanlarının temel hizmetleri sunma yeteneği azalıyor.

Teknoloji iş liderlerinin yarısından azı (yüzde 47), BT organizasyonlarının temel hizmetler için etkili olduğunu söylerken, bu oran 2023’te yüzde 69 idi. Bulgular, IBM ve Oxford Economics tarafından 34 ülkede 2.500 C-suite yöneticisinin katıldığı bir anketten elde edildi. Çalışmaya baş teknoloji yöneticileri, baş bilgi yöneticileri ve baş veri yöneticileri dahil edildi.

BT hizmetlerinde yetenek kaybı devam ediyor

IBM’in ayrı bir araştırması, CEO’ların çoğunluğunun (yüzde 80) üretken yapay zeka gibi yeni nesil teknolojilerin kullanımının güveni teşvik etmek için şeffaflık gerektirdiğini söylediğini ortaya koydu. Ancak teknoloji iş liderlerinin yalnızca yarısı açıklanabilirlik için temel sorumlu yapay zeka yeteneklerini sunduklarını söyledi. Daha da azı gizlilik, şeffaflık veya adalet için yetenekler sunduklarını söyledi.

IBM Danışmanlık Kıdemli Başkan Yardımcısı Mohamad Ali, “Günümüzün teknoloji liderleri, üretken yapay zekanın yükselişiyle daha da karmaşık hale gelen çok sayıda iş talebiyle boğuşuyor” dedi. Mohamad Ali:  “BT altyapılarını modernize etme ve işletmenin temel rekabet avantajını desteklemek için üretken AI’yı ölçeklendirme zorluklarının üstesinden gelmeleri gerekiyor. Bu gelişen AI ortamında, teknoloji CxO’ları ile finans meslektaşları arasındaki ilişki hiç bu kadar önemli olmamıştı; teknoloji harcamalarını iş sonuçlarıyla uyumlu hale getirerek AI yatırımlarından gerçek değer elde etmek” dedi.

Çalışmaya göre, teknoloji iş liderleri ölçeklenebilirlik için altyapılarını optimize etmeye yöneldikçe, üretken yapay zeka nedeniyle son altı ayda teknoloji altyapısı endişeleri arttı. Teknoloji iş yöneticilerinin üçte birinden fazlası, üretken yapay zekaya bir engel olarak düzenleme ve uyumluluk konusunda artan endişelere sahip, ancak çoğu düzenleyici değişiklikleri bir fırsat olarak görüyor. Ancak, CEO’ların yalnızca yarısı düzenleyici değişiklikte fırsat görüyor.

Gelecek için teknoloji sektörünün önde gelen isimlerinin çoğu, rekabet güçlerinin en iyi yetenekleri çekme, geliştirme ve elde tutma becerilerine bağlı olacağını söylerken, çoğu önemli teknoloji pozisyonlarını doldurmakta zorluk çektiklerini söyledi.

TEKNOFEST Robotaksi Binek Otonom Araç Yarışması finalinde nefesler tutuldu!

0

Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon alanındaki en önemli etkinliklerinden biri olan TEKNOFEST Akdeniz, bu yıl da heyecan verici anlara sahne oldu. Bilişim Vadisi’nde düzenlenen Robotaksi Binek Otonom Araç Yarışması geleceğin ulaşım teknolojilerine ışık tutan projeleri ve genç yetenekleri bir araya getirdi. Yarışma boyunca genç mühendislerin geliştirdiği otonom araçlar zorlu parkurlarda hünerlerini sergiledi.

Robotaksi Binek Otonom Araç Yarışması, Türkiye’nin dört bir yanından genç mühendislerin yoğun ilgisini çekti. Toplamda 15 farklı ilden 367 takım bu prestijli yarışmada yer almak için başvuruda bulundu. Başvurular, Hazır Araç ve Özgün Araç olmak üzere iki farklı kategoride değerlendirildi.

Hazır araç kategorisinde takımlar Bilişim Vadisi tarafından sağlanan araçları kullanırken özgün araç kategorisinde tamamen kendi tasarımları olan araçlarla yarıştı. Yoğun başvuru sayısı yarışmanın eleme aşamasını oldukça zorlu hale getirdi. Jüri üyeleri başvuran takımların projelerini titizlikle inceleyerek yarışmanın final etabında yer alacak takımları belirledi.

Projelerin yenilikçiliği teknik yeterliliği ve uygulanabilirliği gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılan değerlendirme sonucunda 38 takım finale kalma hakkı kazandı. Bu takımlar Bilişim Vadisi’nde düzenlenen final etabında yarışma şansı elde etti.

Final etabı dört gün boyunca Bilişim Vadisi’nde gerçekleştirildi. Genç mühendisler geliştirdikleri otonom araçlarla gerçek pist ortamında zorlu görevleri yerine getirmeye çalıştı. Araçların yolcu alıp bırakması, park etmesi ve belirlenen rotayı hatasız bir şekilde takip etmesi bekleniyordu.

Yarışmacılar geliştirdikleri algoritmalar ve sensör sistemleriyle araçlarını en iyi şekilde kontrol etmeye çalışarak birbirleriyle kıyasıya mücadele etti. Dört gün boyunca süren bu heyecan dolu mücadele hem yarışmacılar hem de izleyiciler için unutulmaz anlara sahne oldu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar yarışmanın final etabını izlemek ve genç yeteneklere destek olmak için Bilişim Vadisi’ne geldi. Bakan Kacır ve Bayraktar genç mühendislerle sohbet ederek projeleri hakkında bilgi aldı ve onları tebrik etti.

Yarışmada dereceye giren takımlar hem maddi hem de manevi ödüllerle taçlandırıldı. Özgün ve hazır araç kategorilerinde ilk üç dereceye giren takımlara önemli miktarlarda para ödülü verildi. Ayrıca Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen dereceye giren tüm takımlara 6 ay boyunca kuluçka merkezinde ücretsiz olarak yer verileceğini açıkladı.

Robotlar dokunma hissini öğreniyor!

Robotlar, dahili sensörler ve yapay zeka ile insan dokunuşunu hissetmeyi öğreniyor. Dokunsal atılım, robotların yazılı rakamları tanımasını ve sezgisel dokunma tabanlı komutlar aracılığıyla görevleri yerine getirmesini sağlıyor.

Araştırmacılar, robotların iç kuvvet-tork sensörlerini makine öğrenimi algoritmalarıyla entegre ederek onlara doğuştan gelen bir dokunma hissi kazandıracak bir yöntem geliştirdiler. Almanya’daki Deutschen Zentrums für Luft- und Raumfahrt (DLR) ekibi tarafından geliştirilen yöntem, robotların pahalı sentetik biyomimetik derilere veya yüzeylerini kaplayacak ekstra sensörlere ihtiyaç duymadan insan dokunuşunu algılayıp yorumlayabilmesini sağlıyor.

Algoritma dokunma hissi ile yenilikçi kazanım sağlıyor

Ekip, robotik bir kola tüm vücudu kapsayan bir dokunma hissi kazandırmak ve kuvvet ayrıntılarını doğru bir şekilde tespit etmek için yüksek çözünürlüklü dahili sensörler ve derin öğrenme kullandı.

Araştırmacılar bir açıklamada: “Bu çalışmada önerdiğimiz içsel dokunma duyusu, henüz mümkün olmayan gelişmiş bir fiziksel insan-robot etkileşimi kategorisinin temelini oluşturabilir ve geleneksel yöntemlerden uyarlanabilirliğe, esnekliğe ve sezgisel kullanıma doğru bir geçişi mümkün kılabilir” dedi. Modern robotik sistemlerin yetenekleri hızla gelişiyor ve bu da onları imalat, uzay araştırmaları, sağlık hizmetleri ve günlük yaşam yardımı gibi çeşitli alanlarda umut vadeden işbirlikçiler haline getiriyor.

İnsan problem çözme ve muhakemesinin robotik hassasiyetle bütünleştirilmesi, özellikle insan- robot etkileşimi (HRI) alanında aktif bir araştırma alanı. Görme temelli, ses tanıma ve fiziksel temas yaklaşımları gibi çeşitli HRI yöntemleri araştırılmış olmasına rağmen sezgisel fiziksel etkileşime ulaşmak halen zorlu bir süreç.

Robotlara dokunma duyusu kazandırmak, güvenli ve etkili etkileşimler için hayati önem taşır ve fiziksel temasların kesin olarak tanımlanmasına olanak tanır. Araştırmacılara göre, kontrol için geleneksel kuvvet-tork sensörleri kullanılır, ancak ayrıntılı temas bilgileri için açık dokunsal algılama gerekli. Dokunsal yüzey ve sensörler konusunda ilerlemeler kaydedilmiş olsa da kapsama alanı, kablolama, sağlamlık ve gerçek zamanlı yetenek konusunda zorluklar devam ediyor.

Araştırmacılara göre robotlar, insanlarla fiziksel olarak etkileşime girebilmek için kuvveti algılayabilen sağlam, hassas sensörlerle donatılmalı. Bu, büyük veya kavisli robotik yüzeylerle uğraşırken maliyetli ve karmaşık hale gelebilir. DLR Robotik ve Mekatronik Enstitüsü’ndeki (RMC) araştırmacılar, bir robotu yerleşik dokunsal yeteneklerle donatmak için entegre sensörler kullandılar.

Zorlukların üstesinden, halihazırda Güvenli Otonom Robotik Asistan (SARA) sisteminde yer alan, eklemlerinde ve tabanında kuvvet-tork sensörleri bulunan, pozisyonu algılayıp hareketi yönlendiren bir robotik kol olan ekipmanları kullanarak geliyorlar. Bu, robotun harici dokunmatik sensörlere ihtiyaç duymadan fiziksel etkileşimleri algılamasını ve bunlara yanıt vermesini sağlar. Sensörleri kullanarak robot, yüzeyine farklı kuvvetlerin nerede ve hangi sırayla uygulandığını algılayabilir.