Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 521

Cruise, binden fazla aracı geri çağırdı!

Cruise, bu araçlara frenleme sorunlarını azaltmayı hedefleyen yazılım güncellemeleri yaptı. Yapılan güncellemelerin ardından, Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından yaklaşık iki yıldır sürdürülen bir soruşturma da sonlandırıldı.

Bu geri çağırma, Cruise’un karşı karşıya olduğu büyük sıkıntılardan birini hafifletiyor. Şirket, geçtiğimiz sonbaharda bir robotaksinin yayaya çarpması nedeniyle Adalet Bakanlığı ile Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu tarafından yürütülen federal soruşturmalarla mücadele ediyor. (Yaya, Cruise robotaksisi tarafından ezilmeden önce bir insan tarafından kullanılan araç tarafından çarpılmıştı.)

Cruise, o zamandan beri birçok değişiklik yaşadı. California’daki işletme izinlerini kaybetti, ABD genelindeki tüm filosunu durdurdu, kurucusu ve birçok yöneticisini kaybetti ve son olarak, özel olarak tasarlanmış otonom aracı Origin’den vazgeçti.

Haziran ayında Cruise, California Kamu Hizmetleri Komisyonu ile bir anlaşma yaptı ve böylece eyalette robotaksi hizmetine yeniden başlama yolunda bir adım attı.

NHTSA, Cruise’un ani frenleme sorunlarını Aralık 2022’de incelemeye başladı. Son iki yıl içinde 7.632 ani frenleme olayını değerlendiren düzenleyici, Cruise araçlarının “katkıda bulunduğu” sadece 10 kaza tespit etti.

Bu kazaların dördü, bir “savunmasız yol kullanıcı”nın yaralanmasına neden oldu. Cruise’un yazılım güncellemeleri, robotaksilerin algılamalarını, tahminlerini ve planlamalarını geliştirdi. Şubat ayında, Cruise’un ani frenleme olaylarının oranının “insan sürücülerden çok daha düşük” olduğunu gösterdiği bildirildi.

Bu, Cruise’un AV’leri için ilk geri çağırma değil. 2023 yılında, bir robotaksinin San Francisco’da bir belediye otobüsüne çarpması sonrası şirket, otonom yazılımını güncelledi. Önceki yıl, bir robotaksi korumasız bir sola dönüş sırasında kaza geçirdiğinde de Cruise, araçlarını geri çağırmıştı.

Apple Girişimci Kampı kadın girişimcileri bekliyor!

Apple, dünya çapında kadın girişimcileri desteklemek ve onları güçlendirmek amacıyla tasarladığı Apple Girişimci Kampı’nın (Apple Entrepreneur Camp) beşinci kohortu için başvuruları açtığını duyurdu. Bu yıl programa eklenen yüz yüze oturumlarla birlikte katılımcılar Apple uzmanlarından birebir rehberlik alma ve benzer düşünen geliştiricilerle bağlantı kurma fırsatı yakalayacaklar.

Apple Girişimci Kampı’nın beşinci kohortu için başvurular başladı!

Program, kadın kurucuların uygulama odaklı işletmelerini geliştirmelerine ve dinamik topluluklar oluşturmalarına yardımcı olmak için tasarlanmış, ürün odaklı ve yoğun bir teknoloji laboratuvarı deneyimi sunuyor.

Apple Girişimci Kampı, katılımcılara uygulamaları hakkında Apple mühendislerinden bire bir kod seviyesinde rehberlik alma ve Apple’ın üst düzey liderlerinden mentorluk, ilham ve içgörüler elde etme olanağı sağlıyor.

Apple uzmanları ve mühendisleriyle bire bir çalışma imkanı

Apple Girişimci Kampı

Programın kalbinde katılımcıların uygulamalarını önemli ölçüde hızlandırmalarına yardımcı olmak için Apple uzmanları ve mühendisleriyle bire bir çalışacakları yoğun bir teknoloji laboratuvarı bulunuyor. Ayrıca Apple yöneticilerinden bilgi alacak ve diğer katılımcılarla ilişkiler kurma fırsatı yakalayacaklar.

Laboratuvarın sonunda katılımcılar ilerlemelerini sunacak, geri bildirim alacak ve mezun programına katılarak uygulamalarının canlı bir demosunu sunma şansı yakalayacaklar. Kampa katılanlar sadece yoğun bir eğitim programından faydalanmakla kalmıyor, aynı zamanda çeşitli avantajlardan da yararlanıyorlar.

Bir yıllık ücretsiz Apple Developer Program üyeliği, uygulamaları App Store’da dağıtma, gelişmiş uygulama yeteneklerine, kapsamlı beta test araçlarına ve uygulama analizlerine erişim olanağı sağlıyor. Ayrıca üyelik yılı boyunca Apple mühendislerinden kod seviyesinde destek alma fırsatı da sunuyor.

Program katılımcılara dünya standartlarında üst düzey liderler ve kohort arkadaşlarıyla etkileşim kurma olanağı sağlayarak iş ve kişisel ağlarını kurmalarına yardımcı oluyor. Apple Girişimci Kampı mezun etkinliklerine ve akran danışmanlığı fırsatlarına özel erişim de programın sunduğu avantajlar arasında.

Katılımcılar ayrıca geliştirici ekosisteminde uzman olan ve Apple kaynaklarında yol göstermeye yardımcı olabilecek bir Apple Geliştirici temsilcisiyle sürekli bir ilişki kurma şansına sahip olacaklar. Bu sürekli destek programın sona ermesinden sonra da katılımcıların gelişimlerine devam etmelerini sağlıyor.

Apple Girişimci Kampına katılan ve ürettikleri uygulamalarla ekosisteme katkı sağlayan girişimlerin bazıları burada sergileniyor.

Apple Girişimci Kampına nasıl başvurulur?

Detaylı bilgi ve başvuru için Apple Developer web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Bu, yenilikçi fikirleri olan ve uygulama geliştirme dünyasında fark yaratmak isteyen kadın girişimciler için kaçırılmaması gereken bir fırsat.

Dropbox, Reclaim.ai alımıyla AI tabanlı üretkenlik çözümlerini güçlendiriyor!

2019 yılında Henry Shapiro ve Patrick Lightbody tarafından kurulan Reclaim.ai, AI teknolojisi kullanarak kullanıcıların zaman yönetimini iyileştirmeyi ve toplantı, görev, kişisel alışkanlıklar ve molalar için uygun zaman dilimleri bulmayı amaçlıyor.

Şirket, Google Takvim ile entegrasyon sağlayarak, otomatik zamanlama, rezervasyon bağlantıları oluşturma gibi özellikler sunuyor. Bu özellikler, Calendly, Clockwise ve Doodle gibi diğer takvim araçlarıyla rekabet ediyor.

Reclaim.ai, bugüne kadar 9,5 milyon doların üzerinde fon topladı. Yatırımcıları arasında Calendly, Character.vc, Flying Fish, Gradient Ventures, Index Ventures, Operator Partners ve Yummy Ventures gibi isimler bulunuyor. Ayrıca, Grafana CEO’su Raj Dutt ve eski GitHub CTO’su Jason Warner da yatırımcılar arasında yer alıyor.

Şirket, mevcut kullanıcıları için destek hizmetlerine devam edeceğini ve fiyat değişikliklerine gitmeyeceğini açıkladı. Reclaim.ai’in 43.000’den fazla kurumsal ve 320.000’den fazla bireysel kullanıcısı bulunuyor.

Dropbox Sign güvenlik

Reclaim.ai’in 22 kişilik ekibi eksiksiz olarak Dropbox’a katılacak. Dropbox, anlaşmanın finansal detaylarını açıklamazken, Reclaim.ai kurucuları, bu birleşmenin Dropbox’ın “daha aydınlatıcı bir çalışma yöntemi” hedefini destekleyeceğini belirtti. Ayrıca Reclaim.ai, Outlook desteğini de eklemeyi planladığını duyurdu. Dropbox, bu satın almanın ardından takvim yönetimi ve planlama araçlarını entegre eden çözümler geliştirmeyi sürdürecek.

Dropbox’ın yapmış olduğu alım, şirketin AI tabanlı üretkenlik çözümlerine olan yatırımını artırdığını gösteriyor. Bu stratejik hamle, Dropbox’In kullanıcı deneyimini geliştirmek ve takvim yönetiminde daha fazla yenilik sunmak amacıyla atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kablosuz şarj edilen E-Ink ekranlar devrim yarattı!

0

E-ink ekranlar, göz sağlığına faydalı olmasının yanı sıra düşük güç tüketimi ile tanınır. Şimdi ise, bu teknoloji bir adım daha ileriye taşınıyor. Yeni geliştirilen bir e-ink ekran, enerjisini kablosuz olarak alarak pile veya prize ihtiyaç duymadan çalışabiliyor.

E-kitap okuyucularında sıkça karşılaştığımız bu ekranlar, göz yorgunluğunu azaltmaları ve enerji tasarrufu sağlamaları ile bilinir. Ancak bu yeni nesil ekranlar, yalnızca kitap okumak için değil, reklam panoları ve bilgi ekranları gibi daha büyük ölçekli uygulamalar için geliştirildi. Digital View tarafından geliştirilen bu paneller, enerji ihtiyaçlarını Wi-Charge isimli kablosuz güç modülünden karşılıyor.

Kablosuz güç aktarımıyla maksimum esneklik

Yerleşik Wi-Fi özelliği sayesinde, ekranlar her zaman açık kalırken uzaktan güncellemeler alabiliyor. Wi-Charge modülü ise aynı anda birden fazla ünitenin kablosuz olarak güç almasını sağlıyor. Her ekranın maksimum güç tüketimi, Wi-Fi bağlantısı, görüntü alma ve yazma işlemleri için yaklaşık 500 mW olarak belirtiliyor. Bekleme modunda ise enerji tüketimi daha da düşük seviyelerde kalıyor. Wi-Charge, kızılötesi teknoloji kullanarak her bir vericinin, 9 metre ve üzeri mesafeden gücü ekranlara yerleştirilen başparmak büyüklüğündeki alıcılara ilettiğini belirtiyor.

13,3 inç büyüklüğündeki E-Ink Spectra 6 renkli ePaper ekranı, 1.200 x 1.600 piksel çözünürlüğe sahip. Ayrıca, dahili Wi-Fi, Bluetooth ve USB-C bağlantılarına da ev sahipliği yapıyor. Diğer e-ink ekranlar gibi doğal ışığı yansıtarak çalıştığı için, parlak ortam koşullarında bile rahatlıkla okunabiliyor. Kablolara veya pile ihtiyaç duymaması, ekranların yerleştirilmesinde büyük esneklik sunuyor.

Bu yeni ekran teknolojisi, özellikle reklam ve bilgi panolarında devrim yaratma potansiyeline sahip. Wi-Charge’ın kablosuz güç aktarım teknolojisi sayesinde, enerji kaynağına erişim sorunları artık tarih oluyor.

En hızlı internet sağlayıcıları belli oldu

0

Son dönemlerde internet hizmeti sağlayan firmalar, altyapıya yaptıkları yatırımlarla dikkat çekiyor. Bu yatırımlar, internet hızlarında gözle görülür bir artışa ve kullanıcı deneyiminde belirgin bir iyileşmeye yol açıyor. Peki Türkiye’de en hızlı internet sağlayıcıları hangileri? Steam tarafından açıklanan listeye göre işte sıralama…

Türkiye’de en hızlı internet sağlayıcıları – Ağustos 2024

Bilmeyenler için Steam, milyonlarca kullanıcısı ile dünyanın en büyük dijital oyun mağazasıdır. Kullanıcılardan topladığı veriler ile her ay birçok rapor yayımlayan şirket, Türkiye’de en hızlı internet sağlayıcılarını da paylaştı.

Paylaşılan listeye baktığımızda ilk sırada TurkNet’in yer aldığını görüyoruz. Ortalama 69.5 Mbps ile zirveye adını yazdıran firmayı 44.4 Mbps ile Turkcell Superonline takip etti. Akabinde 43.3 Mbps ile Turksat, 39.2 Mbps ile Netspeed İnternet A.Ş. ve 35.9 Mbps ile Millenicom da sıralamada yer aldı.

Türk Telekom ise ortalama 30.9 Mbps indirme hızıyla altınca sıraya yerleşti. Bir diğer popüler sağlayıcı Vodafone’u 29.4 Mbps ile sekizinci olarak görüyoruz. Listenin devamına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de en hızlı internet sağlayıcıları - Ağustos 2024

Steam verilerine göre Türkiye’de en hızlı internet sağlayıcıları şu şekilde sıralandı;

SıraOrtalama İndirme Hızı (Mbps)
1TurkNet69.5 Mbps
2Turkcell Superonline44.4 Mbps
3Turksat43.3 Mbps
4Netspeed İnternet A.Ş.39.2 Mbps
5Millenicom35.9 Mbps
6Turk Telekom30.9 Mbps
7Vodafone Net İletişim Hizmetler30.6 Mbps
8Vodafone29.4 Mbps
9Andromeda TV Dijital Platform İşletmeciliği A.Ş19.5 Mbps
10Turkcell17.9 Mbps

YouTube, Shopify işbirliğini genişleterek TikTok Shop’u tahtından edecek!

YouTube tarafından Salı günü yapılan duyuruya göre, bu genişletilmiş ortaklık, içerik oluşturucuların alışveriş videolarında etiketleyebileceği marka sayısını birkaç yüz markadan binlerce markaya çıkararak önemli bir artış sağladı.

Genişleme kapsamında, ABD’deki tüm uygun Shopify Plus ve Advanced satıcıları artık YouTube Shopping Bağlı Kuruluş programına kayıt olabilecek. YouTube Shopping Bağlı Kuruluş programı, içerik oluşturuculara videoları aracılığıyla para kazanma imkanı sunarken, izleyicilerin yeni ürünler keşfetmesine yardımcı oluyor. Markalar için ise bu, müşterilere ulaşmanın ve satışları artırmanın bir başka yolu olarak öne çıkıyor.

Bu genişletilmiş ortaklık, YouTube’un TikTok ile rekabet etme gücünü artıracak. TikTok’un, TikTok Shop ABD işini bu yıl on kat büyüterek 17.5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediği bildiriliyor. TikTok, ABD e-ticaret pazarına YouTube’a kıyasla daha yeni girmiş olmasına rağmen, tüccarları nispeten hızlı bir şekilde bünyesine katıyor. Nisan ayında, TikTok’un 2023 yılı sonunda ABD’deki TikTok Shop’ta 500.000 tüccarı olduğu bildirilmişti.

YouTube ayrıca, Bağlı Kuruluş programının bir parçası olan ABD’deki içerik oluşturucuların, bir marka veya perakendecinin web sitesinde gezinirken ürünleri kaydetmelerini ve videolarında etiketlemeye hazır olduklarında bu ürünleri hızlıca bulmalarını sağlayacak yeni bir Chrome uzantısı başlattığını da duyurdu.

Bağlı kuruluş programının genişletilmesi, YouTube’un son birkaç yılda dijital reklamcılıktaki yavaşlamanın ortasında daha fazla gelir elde etmek için e-ticaret çabalarını artırmasının bir parçası. Görünüşe göre bu çabalar işe yarıyor, çünkü YouTube daha önce, 2023 yılında kullanıcıların YouTube’da alışverişle ilgili videoları 30 milyar saatten fazla izlediğini ve alışverişle ilgili videoların izlenme süresinin %25 arttığını açıklamıştı.

Program, platform üzerinden daha fazla para kazanmak isteyen içerik oluşturucular için de faydalı. Bu nedenle YouTube, içerik oluşturucuların ürünleri daha iyi pazarlamalarına ve kazançlarını artırmalarına yardımcı olmak için yeni alışveriş özelliklerini yakın zamanda piyasaya sürdü.

AI destekli reklam girişimi Creatopy, 10 milyon dolar yatırım topladı!

Bu yeni çözümüyle dikkatleri üzerine çeken Creatopy, yakın zamanda Avrupa merkezli risk sermayesi şirketleri 3VC ve Point Nine’ın öncülüğünde 10 milyon dolarlık Seri A yatırım turunu tamamladı.

Romanya menşeli olan ancak ABD merkezli bir ana şirketi bulunan Creatopy, şu anda 5.000’den fazla marka ve ajansa hizmet veriyor. Bu müşteriler, platformu reklamlarını ve görsel içerik üretimlerini oluşturmak, özelleştirmek ve otomatikleştirmek için kullanıyor.

Web ve sosyal medya kanalları ile reklam formatları sürekli değişim gösteriyor. Bu da A/B testleri ve kişiselleştirme gereksinimleriyle birlikte çeşitli çözümlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Celtra ve Bannerflow gibi rakipler, dijital reklamları optimize etme ve ölçeklendirme konularında uzmanlaşıyor. Ancak, milyonlarca işletme çevrimiçi reklamlama yaparken, reklam yaratımı yönetimi bir zorluk haline geldi.

Creatopy CEO’su Dan Oros, “Biz genellikle büyük markalar ve ajanslar için çalışıyoruz. Canva, bu alana girmeye çalışıyor ancak bu, onların modelini tamamen değiştirmelerini gerektiriyor.” dedi. Oros, Creatopy’nin ajanslara odaklanmasının bir avantaj sağladığını belirtti: “Reklam yaratımında birkaç temel unsur var. Birincisi, reklamın oluşturulması. İkincisi, ölçeklendirme, kişiselleştirme ve otomasyon.”

Oros, Canva’nın bu alanda sıkıntı yaşayabileceğini çünkü odaklandıkları alanın uzun vadeli tasarım olduğunu ifade etti. Önceki deneyimlerinde Google ve YouTube’da çalışmış olan Oros, bu deneyimlerini Creatopy’nin ölçeklenme ve otomasyon hedeflerine ulaşması için kullanacak.

Creatopy’nin aldığı yatırım, reklam teknolojisinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Şirketin yapay zeka destekli otomasyon çözümleri, reklam üretiminde devrim yaratma potansiyeline sahip. Yatırım, Creatopy’nin uluslararası alanda daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmasını sağlayacak.

Hindistan, Uluslararası Uzay İstasyonu’na astronot gönderecek!

Hindistan Bilim ve Teknoloji Bakanı Jitendra Singh, bu heyecan verici haberi düzenlediği basın toplantısında duyurdu.

Hint Hava Kuvvetleri’ne mensup iki subay, Grup Kaptanları Shubhanshu Shukla ve Prashanth Balakrishnan Nair, şu anda ABD’de bu görev için eğitim alıyor. Shukla, Ax-4 olarak bilinen Axiom Space misyonu için seçilirken, Nair yedek aday olarak görev yapacak.

Hindistan, geçen yıl Ay’a yaptıkları başarılı inişi Ulusal Uzay Günü ile anacak!

Bu açıklama, Hindistan’ın ilk Ulusal Uzay Günü’nden hemen önce geldi. 23 Ağustos’ta kutlanacak bu gün, geçen yıl Vikram iniş aracının Ay’a başarılı inişini anıyor.

Bu yılın teması “Aya Dokunurken Hayatlara Dokunmak: Hindistan’ın Uzay Destanı.” Etkinlik sırasında, ISRO, Chandrayaan-3 misyonundan elde edilen bilimsel verileri araştırmacıların kullanımına sunacak. Yeni Delhi’deki Bharat Mandapam’da gerçekleştirilecek olan etkinlikte, Hindistan Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu başkanlık yapacak ve uzayla ilgili yarışmaların kazananlarına ödüller verecek.

23 Ağustos’ta Vikram İniş Aracı, Ay’ın güney kutbuna başarılı bir iniş yapmıştı ve Pragyan Rover, keşfedilmemiş yüzeyden veri toplamıştı. Bu başarı, Hindistan’ı Ay’a iniş yapabilen dördüncü ülke konumuna getirdi.

ISRO’nun Yaklaşan Görevleri Hakkında Güncellemeler

ISRO ayrıca birkaç yeni görev hakkında da bilgi verdi. ISRO ve NASA işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan NISAR adlı dünya gözlem uydusunun, 2024 Şubat ayından sonra fırlatılması planlanıyor.

Uyduya ait 12 metrelik reflektör, ABD’de onarımdan geçiyor ve Ekim ayında Hindistan’a dönmesi bekleniyor. ISRO, 2027 yılında Ay’dan kaya ve toprak örnekleri getirmeyi amaçlayan Chandrayaan-4 misyonunu planlıyor.

Ayrıca, Japon Uzay Ajansı JAXA ile birlikte Ay’ın kutup bölgesini araştıracak olan Chandrayaan-5 misyonu için de çalışmalar sürüyor.

Elon Musk 61 milyon dolar borcu için dava ediliyor!

Elon Musk’ın X (eski adıyla Twitter) platformu, yeni bir hukuk mücadelesiyle karşı karşıya. Tayvan merkezli sunucu üreticisi Wiwynn, X’in 61 milyon doları aşan donanım faturalarını ödemediğini iddia ederek mahkemeye başvurdu. Bu dava, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Wiwynn, teknoloji devleri için yüksek performanslı sunucu çözümleri sağlama konusunda tanınmış bir isim. Şirket, X platformuna sağladığı donanımların ücretini almadığını belirtti. Wiwynn, X’in ödeme yapmaması nedeniyle büyük bir mali yük altında kaldığını ve bu durumun şirketin operasyonlarını olumsuz etkilediğini açıkladı.

Dava dilekçesine göre, Wiwynn, X ile yapılan anlaşma gereği teslim edilen donanımların karşılığında ödemelerini bekliyordu. Ancak, X tarafı bu ödemeleri gerçekleştirmedi. Şirket, uzun süredir devam eden bu sorunun çözülmemesi üzerine yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını ifade etti.

Elon Musk’ın X platformu, bu iddialara henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak, bu dava X’in finansal durumuna dair soru işaretlerini artırdı. Musk, platformun mali yapısını yeniden şekillendirmek için çeşitli adımlar atarken, bu tür yasal süreçlerin platformun geleceğini nasıl etkileyeceği merak konusu.

Wiwynn’in avukatları, X platformunun bu borcu ödememesi durumunda yasal sürecin hızlanacağını ve daha ciddi yaptırımların gündeme gelebileceğini belirtti. Bu dava, teknoloji dünyasında şirketlerin finansal yükümlülüklerine ne derece sadık kaldığını sorgulayan tartışmaları da beraberinde getirdi.

Uzmanlar, bu dava sonucunun, X’in mali durumu ve Elon Musk’ın teknoloji dünyasındaki imajı üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda, bu durumun diğer teknoloji şirketlerini de benzer durumlara karşı daha dikkatli olmaya zorlayabileceği ifade ediliyor.

Olayın mahkeme süreci devam ederken, gözler X platformunun atacağı adımlarda. Elon Musk’ın bu krizi nasıl yöneteceği ve Wiwynn’in taleplerine nasıl yanıt vereceği, teknoloji dünyasında yakından takip edilecek.

KOSGEB’ten girişimlere 715 Milyon TL’lik dev destek!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB’in İş Geliştirme Desteği 2024 yılı ilk çağrı başvuru sonuçlarını açıkladı. Bakan Kacır, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı duyuruda, Türkiye genelindeki KOBİ’lere sağlanan desteğin devam edeceğini belirtti. Bakan, bu yıl 521 projeye toplam 715 milyon TL destek sağlanacağını müjdeledi.

Kacır, açıklamasında, KOSGEB’in Türkiye’nin 81 ilinde sahada aktif olduğunu ve girişimcilerin her zaman yanında yer aldığını vurguladı. Ayrıca, KOSGEB’in ülke genelinde kalkınmanın dinamosu olan KOBİ’leri desteklemeye devam edeceğini ifade etti. Bu açıklama, binlerce girişimci için büyük bir umut kaynağı oldu.

3 bin 380 girişimci destek almayı bekliyor

2024 yılı 1. Çağrısı, 10 – 28 Haziran tarihleri arasında başvuru aldı. Başvurular arasında yer alan 3 bin 380 girişimci büyük bir heyecanla destek almayı bekledi. Değerlendirme sürecinde ise bin 349 girişimci kurullarda ele alındı. Bu süreçte, 984 girişimci jüri karşısına çıktı ve projeleri değerlendirmeye alındı.

1 – 15 Ağustos tarihleri arasında Türkiye genelinde gerçekleştirilen KOSGEB girişimci seçmelerinde, 721 girişimci bu zorlu değerlendirme sürecini başarıyla geçti. Bu girişimciler arasından, ülke genelinde ilk 500’e giren projeler ile iller bazında ilk 3’e giren projeler, destek almaya hak kazandı.

Toplamda 521 proje, 715 milyon TL tutarında destek alacak. Destek almaya hak kazanan girişimciler, yararlanabilecekleri desteklere ilişkin kararları KOSGEB’den alacak. Böylece destek süreci resmi olarak başlamış olacak.

Ayrıca, 2024 yılı 2. Çağrı için başvurular da 1 Ağustos itibariyle alınmaya başlandı. İmalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama, danışmanlık, bilgi hizmetleri, bilimsel araştırma ve geliştirme gibi sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler, bu fırsattan yararlanabiliyor. En önemli detay ise, bu destekler için herhangi bir faiz ya da komisyon uygulanmıyor.

Google, yaptığı 250 milyon dolarlık anlaşma ile yasadan etkilenmeyecek!

Google, bu anlaşma ile California’da önerilen bir yasa tasarısından kaçınma imkanına sahip olmayı hedefliyor. Söz konusu yasa, Google’ın, California vatandaşlarını haber makalelerine yönlendirdiği için yerel haber kaynaklarına ödeme yapmasını zorunlu kılacaktı.

Anlaşma, California Üniversitesi Berkeley Gazetecilik Yüksekokulu bünyesindeki Haber Dönüşüm Fonu tarafından yönetilecek iki girişime bölünecek. Politico’nun haberine göre, bu fonlardan 180 milyon dolarlık kısım California’daki haber kaynaklarına (yayıncılar hariç) dağıtılacakken, kalan 70 milyon dolar ise iş gücünü güçlendirmek amacıyla yapay zeka kaynaklarına ayrılacak. Girişimlerin 2025 yılı itibarıyla faaliyete geçmesi bekleniyor.

California Valisi Gavin Newsom, anlaşmanın yüzlerce yeni gazeteciyi desteklemekle kalmayıp dinamik bir California basın organı oluşturulmasına katkı sağlayacağını ve demokraside gazeteciliğin hayati rolünü pekiştireceğini belirtti. California Haber Yayıncıları Birliği de anlaşmayı överek, bunun yerel haberciliği uzun vadede sürdürülebilir kılmak adına atılan ilk adım olduğunu ifade etti.

Anlaşma, teknoloji devleri ile haber endüstrisi arasında, yerel gazeteciliğin çevrimiçi okurluğa geçiş ve reklam gelirlerindeki düşüş karşısında nasıl desteklenmesi gerektiğine dair iki yıldır süren bir mücadelenin ardından geldi.

California Gazetecilik Koruma Yasası (CJPA), bu duruma bir çözüm olarak önerilmişti. Bir araştırmaya göre, yasa kabul edilseydi, Meta ve Google’ın ABD’deki yayıncılara yıllık olarak 13.9 milyar dolara kadar ödeme yapması gerekebilirdi. Google ise, CJPA’nın ürün deneyiminde önemli değişikliklere yol açabileceğini belirterek California haber sitelerine bağlantıları kaldırma testleri gerçekleştirdi.

Google verilerinizi

Ancak beş yıllık bu anlaşma, bazı yasama organları ve gazetecilerden eleştiriler aldı. California Eyalet Senatosu lideri Mike McGuire, Politico’ya yaptığı açıklamada, anlaşmanın sektörün karşı karşıya olduğu adaletsizlikleri tam olarak ele almadığını dile getirdi.

Medya Loncası Batı Bölgesi de kendi açıklamasında, anlaşmayı şeffaf olmayan, gazetecilik işlerini tehlikeye atabilecek belirsiz bir yapay zeka hızlandırıcı projesi olarak nitelendirdi. Lonca, “Gazeteciler ve haber çalışanlarını temsil eden tek bir kuruluş bile, sektörümüzü yok eden iş dünyasından biriyle yapılan bu antidemokratik ve gizli anlaşmayı kabul etmedi.” şeklinde eleştiride bulundu.

Waymo sürücüsüz taksi hizmetinde yeni bir çığır açtı!

Otonom sürüş teknolojilerinde öncü şirketlerden biri olan Waymo, sürücüsüz taksi hizmetinde önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Şirket, artık haftalık 100.000’den fazla ücretli robotaksi yolculuğu sunduğunu duyurdu. Waymo’nun eş CEO’su Tekedra Mawakana, bu gelişmenin şirketin büyüyen kullanıcı tabanını ve artan operasyonel kapasitesini yansıttığını belirtti.

Waymo sürücüsüz taksi, bir önceki açıklamasında Mayıs ayında haftalık 50 bin yolculuk gerçekleştirdiğini ve bu sayının aylık 200 bine ulaştığını belirtmişti. Ancak şirket, kısa bir süre içinde bu sayıyı iki katına çıkararak, şu anda haftada 100 bin ve ayda 400 bin yolculuk gerçekleştirdiğini açıkladı. Bu hızlı artış, robotaksi hizmetinin kullanıcılar tarafından hızla benimsendiğini ve talebin hızla arttığını gösteriyor.

Waymo sürücüsüz taksi

Google’ın çatı şirketi Alphabet bünyesinde faaliyet gösteren Waymo, şu anda San Francisco, Phoenix, Austin ve Los Angeles gibi büyük şehirlerde hizmet veriyor. Şirket, bu başarıya yüzlerce tam otonom ve elektrikli Jaguar I-Pacearacından oluşan filosuyla ulaştı. Her ne kadar Waymo, filosundaki araç sayısını açıklamasa da tahminlere göre şirketin 778 adet robotaksisi bulunuyor.

Waymo ayrıca, altıncı nesil otonom sürüş teknolojisiyle ilgili yeni ayrıntıları da paylaştı. Bu yeni sistem, aracın çevresindeki nesneleri 500 metreye kadar olan mesafede tespit edebilmesini sağlarken, “görüş alanlarının örtüşmesi”prensibiyle çalışarak daha güvenli bir sürüş deneyimi sunuyor. Şirket, bu teknolojinin, araçların polis tarafından bildirilen kazalardan kaçınmada insan sürücülerden üç kat daha başarılı olduğunu belirtiyor.

Ancak, Waymo’nun sunduğu bu hizmet henüz tüm şehirlerde tam kapsamlı değil. Şirket, halen sınırlı bölgelerde hizmet veriyor ve operasyonları büyük ölçüde test aşamasında ilerliyor.

Ankara solar enerji’den yenilikçi güneş paneli çözümü: PV Floor

Türkiye’nin yerli enerji şirketlerinden Ankara Solar Enerji, hem konut hem de ticari projelerde kullanılmak üzere geliştirilen yeni güneş paneli çözümünü tanıttı: PV Floor. Bu yenilikçi ürün serisi, yürünebilir ve kaymaz yapıya sahipgüneş panelleriyle dikkat çekiyor. PV Floor serisi, sadece enerji üretimi sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda zemin kaplama işlevi de görüyor. Üstelik bu paneller, Avrupa ve ABD pazarlarına da sunulmaya başlandı.

Konut projeleri, alışveriş merkezleriotoparklarteraslarpark alanlarıgemi güverteleriyollar ve kaldırımlar gibi geniş bir kullanım alanına sahip olan PV Floor serisi, hem estetik hem de işlevsel özellikleriyle öne çıkıyor. Ankara Solar Enerji, PV Floor serisini ilk olarak Türkiye ve Yunanistan pazarlarına 2022 yılında sunmuştu; şimdi ise bu yenilikçi ürün, uluslararası alanda da boy gösteriyor.

PV Floor serisi, 30 W ve 120 W‘lık iki farklı modelden oluşuyor. Her iki model de kaymaz cam kaplama ile donatılmış olup, kullanıcı güvenliğini artırıyor ve montaj kolaylığı sağlıyor. PVF-08-30W modeli, yüzde 17 verimlilik ile 30 W güç kapasitesine sahipken, PVF-08-120W modeli yüzde 17,84 verimlilik ile 120 W güç kapasitesi sunuyor. Ayrıca, IP65 bağlantı kutuları sayesinde zorlu hava koşullarına dayanıklılık gösteriyor.

Ankara Solar, PV Floor panellerinin montajı için ek bir çelik veya alüminyum yapı gerektirmediğini, bu sayede kurulumun oldukça kolaylaştığını belirtiyor. Pedestal sistemleri ise ayarlanabilir yapısıyla montaj sürecini daha da basitleştiriyor. Şirket, PV Floor serisinin 8 yıl garanti ve 10 yıl doğrusal performans garantisi sunduğunu vurgularken, 1 kW sistemin geri dönüş süresinin İspanya veya Yunanistan‘da 4 ila 5 yıl arasında olduğunu ifade ediyor.

Şu anda 40 ülkeye ihracat gerçekleştiren Ankara Solar, siparişlerin 3 ila 6 hafta içinde tedarik edilebildiğini belirtiyor. PV Floor, enerji üretimi ile birlikte zemin kaplama işlevini birleştirerek, geleceğin yeşil enerji çözümlerine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Xiaomi 2024 ikinci çeyrek finansal raporunu açıkladı: Gelirler beklentileri aştı!

Xiaomi, 2024 yılının ikinci çeyreğine ait finansal verilerini açıkladı ve beklentileri aşarak 12,45 milyar dolar gelir elde etti. Bu sonuç, analistlerin beklentisi olan 12 milyar doları geride bıraktı. Şirketin gelirleri, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %32 oranında artış gösterdi. Bu etkileyici performans, Xiaomi 2024 yılında teknoloji dünyasındaki konumunu daha da güçlendirdi. Net kar ise 866 milyon dolar olarak kaydedildi.

Xiaomi, bu çeyrekte ilk keotomobil biriminin finansal katkısını da paylaştı. Xiaomi 2024 hedefleri doğrultusunda, 2021 yılında elektrikli araç işine adım atan şirket, Nisan ayında piyasaya sürdüğü ilk modeli SU7 ile dikkat çekti. İkinci çeyrekte 27.307 araç sevkiyatıgerçekleştiren Xiaomi, bu birimden 869 milyon dolar gelir elde etti. Ancak, şirketin otomobil birimi henüz kârlılığa ulaşabilmiş değil; ikinci çeyrek boyunca 252 milyon dolar zarar açıkladı. Xiaomi Başkanı Lu Weibing, teslimatların artmasıyla birlikte bu birimin karlılığının zamanla iyileşeceğini belirtti. Ayrıca, yıl sonuna kadar 120.000 elektrikli araç teslimat hedeflerini tutturacaklarından emin olduklarını ifade etti. Bu hedef doğrultusunda, Xiaomi Haziran ayından itibaren aylık teslimatların 10.000 adede ulaşması amacıyla çift vardiya sistemine geçti.

Küresel akıllı telefon pazarındaki toparlanma da Xiaomi 2024 gelirlerine olumlu yansıdı. Araştırma şirketi IDC‘ye göre, Xiaomi’nin küresel akıllı telefon sevkiyatları ikinci çeyrekte %27,4 artarak 42,3 milyon adede ulaştı. Bu artış, şirketin dünya genelinde %14,8 pazar payı elde etmesini sağladı ve Xiaomi, bu oranla dünya çapında üçüncü sıraya yerleşti. Şirketin en büyük pazarı olan Çin’deki sevkiyatlar ise %16,5 artış gösterdi.Xiaomi 2024 hedeflerini her alanda aşmayı planlıyor.

Xiaomi’nin bu dönemde elde ettiği başarılar, sadece akıllı telefon pazarında değil, aynı zamanda otomotiv sektöründe de büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösterdi. Şirket, her iki alandaki stratejik hamleleriyle global bir teknoloji lideriolma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

GPT-4 şimdi de biyolojik yapıları modellemeye başladı!

OpenAI’nin dil işleme alanında devrim yaratan GPT-4 yapay zeka modeli, biyolojik yapı modelleme konusundaki yetenekleriyle bilim insanlarını şaşkına çevirdi. Rutgers Üniversitesi  tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, GPT-4’ün basit amino asitler ve protein yapıları  gibi biyolojik molekülleri yüksek hassasiyetle modelleyebildiğini ortaya koydu. Ancak, GPT-4 dilin biyolojik modelleme yetenekleri nasıl kazandığı hala belirsizliğini koruyor.

Araştırma kapsamında GPT-4’ten, 20 farklı standart amino asidin üç boyutlu yapı modellerini oluşturması istendi. Elde edilen sonuçlar oldukça etkileyiciydi; model, atom bileşimi, bağ uzunlukları ve açıları doğru bir şekilde tahmin edebildi. Ancak, halkalı yapılar ve stereo-kimyasal konfigürasyonlar söz konusu olduğunda bazı hatalar gözlemlendi. Başka bir deneyde ise GPT-4, yaygın bir protein yapı elemanı olan α-sarmal yapısını modellemekle görevlendirildi. Bu görevde Wolfram eklentisi kullanılarak yapılan matematiksel hesaplamalar, modelin deneysel verilerle uyumlu sonuçlar verdiğini gösterdi. GPT-4 dilin gücüyle bu modellemeler daha da ileriye taşınabilir.

GPT-4 ayrıca, antiviral ilaç Nirmatrelvir’in SARS-CoV-2’nin ana proteazı ile nasıl bağlandığını analiz etti. Model, GPT-4 dilin işleme yetenekleriyle, bağlanmada yer alan amino asitleri doğru bir şekilde tanımlayarak etkileşimdeki atomlar arasındaki mesafeleri kesin olarak belirledi.

GPT-4’ün biyolojik yapı modelleme konusundaki başarısı, bu alanda özel olarak geliştirilmemiş bir model için oldukça dikkat çekici. Araştırmacılar, modelin bu yeteneklerinin eğitim verisetindeki mevcut atom koordinatlarından mı yoksa sıfırdan mı hesaplama yaparak mı elde edildiği konusunda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. GPT-4 dilin analitik gücü de daha fazla test edilmelidir.

Öte yandan, AlphaFold 3 gibi özel yapay zeka araçları daha karmaşık yapıları tahmin etme kapasitesine sahipken, GPT-4’ün temel biyolojik yapıları modelleme konusundaki başarısı, bu teknolojinin potansiyelini gözler önüne seriyor.

Araştırmanın detayları, Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir makalede yer alıyor. Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Akıllı saatler yalan söylüyor! Sağlık verilerine güvenebilir miyiz?

0

Yeni bir araştırma, akıllı saatler ve fitness takip cihazlarının sunduğu verilerde önemli hatalar olabileceğini ortaya koydu. Popüler sağlık teknolojileri arasında yer alan bu cihazlar, kalori hesaplama ve uyku takibi gibi metriklerde ciddi yanılmalara neden olabiliyor.

Kalp atış hızı doğru, kalori hesaplama yanlış

Araştırmalar, akıllı saatlerin ve fitness takip cihazlarının kalp atış hızını oldukça doğru bir şekilde ölçtüğünü ve potansiyel sağlık sorunlarını tespit etmede etkili olabileceğini gösterdi. Bu cihazlar, kalp atış hızını yüzde 3 gibi düşük bir hata payıyla takip edebiliyor. Ancak, kalori yakma ve uyku verileri gibi daha karmaşık metriklerde sorunlar yaşanıyor.

Kalori hesaplama verilerinde yüzde 15 ila 21 arasında bir hata payı bulunduğu belirtiliyor. Bu durum, kilo yönetimi yapan kullanıcılar için yanıltıcı olabilir. Uyku süresi ve uyku verimliliği gibi ölçümlerde de yüzde 10’un üzerinde bir hata payı gözlemlendi. Özellikle uyku başlangıcı gibi metriklerde, hata payının yüzde 180’e kadar çıkabildiği ifade ediliyor.

Verilere dikkat edilmeli

Bu bulgular, akıllı saatler ve fitness takip cihazlarının sunduğu verilerin mutlak doğru olarak kabul edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Kullanıcıların bu cihazları bir rehber olarak kullanması önerilirken, elde edilen verilerin tıbbi bir değerlendirme olarak görülmemesi gerektiği belirtiliyor. Bu cihazlar, sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmek için faydalı olabilir, ancak elde edilen veriler dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.

Teknoloji ilerledikçe bu cihazların hassasiyeti artıyor, ancak henüz mükemmel sonuçlar vermiyorlar. Resmi araştırma yazısına buradan ulaşabilirsiniz. 

Apple’da büyük değişim: başkan yardımcısı ayrılıyor

Apple’ın App Store departmanında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Bloomberg’in haberine göre, Apple’ın App Store Başkan Yardımcısı Matt Fischer, Ekim ayında görevinden ayrılacağını açıkladı. Bu gelişme, Apple’ın App Store departmanında köklü bir yeniden yapılanmayı da beraberinde getirecek.

Apple, App Store departmanını ikiye ayırıyor

Fischer’ın ayrılışıyla birlikte, Apple’ın App Store departmanı iki ayrı ekibe bölünecek. Bu ekiplerden biri App Store’un genel yönetiminden sorumlu olacak, diğeriyse Avrupa Birliği’nin Dijital Pazarlar Yasası (DMA)çerçevesinde geliştirilen alternatif uygulama dağıtım kanallarını denetleyecek. Bu yeniden yapılanmanın arkasındaki isim ise Apple’ın üst düzey yöneticisi Phil Schiller. Schiller, Apple’ın uygulama dağıtımı ve alternatif ödeme yöntemleriyle ilgili düzenleyici uyumluluk sorunlarını yönetmek için bu tür bir yapılandırmayı gerekli gördü.

Matt Fischer’ın Apple kariyeri ve istifa sebepleri

Matt Fischer, 2003 yılında Apple’a iTunes pazarlamasından sorumlu olarak katılmış ve 2010’dan bu yana App Store Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Fischer, Apple çalışanlarına gönderdiği bir e-postada, şirketten ayrılma kararını uzun süredir düşündüğünü ve bu yeniden yapılandırmanın kendisi için doğru bir zamanlama olduğunu belirtti.

Fischer’ın istifasının ardından, App Store’un genel yönetiminden Carson Oliver sorumlu olacak. Alternatif uygulama dağıtım ekibini ise Ann Thai yönetecek. Apple’ın, Avrupa Birliği’nin Dijital Pazarlar Yasası’na uyum sağlama amacıyla gerçekleştirdiği bu değişiklikler, şirketin küresel uygulama dağıtım stratejisi üzerinde de etkili olabilir.

Neuralink, düşünce gücüyle oyun oynatıyor!

Elon Musk’ın beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) girişimi Neuralink, ikinci hastasında da büyük bir başarı elde etti. Şirket tarafından geliştirilen “Link” isimli çip, birkaç hafta önce Alex adlı hastanın beynine yerleştirildi ve Alex, sadece düşünceleriyle Counter-Strike 2 oynayarak teknoloji dünyasında yeni bir dönüm noktasına imza attı.

Barrow Nöroloji Enstitüsü’nde gerçekleştirilen ameliyatın ardından, Alex çipi kısa sürede etkili bir şekilde kullanmaya başladı. İlk denemelerinde bilgisayarın imlecini düşünceleriyle kontrol eden Alex, birkaç saat içinde önceki tüm yardımcı teknolojilerin hız ve doğruluk limitlerini aştı.

Neuralink’in yaptığı açıklamada, bu gelişmenin özellikle dört uzvunu kullanamayan bireyler için dijital cihazların kontrolünde performans artırıcı bir arayüz sağlamada önemli bir adım olduğu vurgulandı. Ameliyattan iki gün sonra Alex, bilgisayar destekli tasarım (CAD) yazılımı Fusion 360’ı kullanarak Neuralink şarj cihazı için özel bir montaj parçası tasarladı. Bu parça 3D yazıcıda basılarak BCI donanımına entegre edildi.

Neuralink, Alex’in üretkenliğini daha da artırmak için, Link çipi ile farklı fare tıklama türlerini eşleştirerek CAD yazılımındaki çeşitli modlar arasında hızla geçiş yapmasını sağladı. Alex, bu teknolojiyi kullanarak bağımsız çalışabilme becerilerini geliştiriyor.

Neuralink’in teknolojisi, Alex’in oyun tutkusunu da unutmadı. Önceden Quadstick adlı ağızla kontrol edilen bir joystick kullanarak oyun oynayan Alex, Neuralink çipi sayesinde sadece düşünceleriyle Counter-Strike 2 oynayabiliyor. Bu sayede oyun içindeki hareket ve nişan alma deneyimi, önceki yardımcı teknolojilere kıyasla büyük ölçüde gelişti.(benden daha iyi aimi var :D)

Alex, Link takılıyken Quadstick’i de kullanmaya devam ediyor, bu da oyun deneyimini daha da iyileştiriyor. Alex, yeni deneyimi hakkında “Sadece etrafta koşmak çok keyifli çünkü sağa sola bakabiliyorum ve Quadstick’i sağa sola hareket ettirmeme gerek kalmıyor. Nereye bakacağımı düşünüyorum ve o da istediğim yere gidiyor. Bu çılgınlık” dedi.

Elon Musk ise X platformunda yaptığı açıklamada, “Her şey yolunda giderse birkaç yıl içinde yüzlerce insan Neuralink’e sahip olacak, belki 5 yıl içinde on binlerce, 10 yıl içinde milyonlarca insan…” ifadelerini kullandı. Neuralink, 2024 yılı içinde toplamda 10 hastayı ameliyat etmeyi planlıyor. Alex’in durumu ise umut verici; herhangi bir sağlık sorunu yaşanmadığı ve ilk hastada görülen sorunların tekrarlanmadığı belirtildi.

Alışverişlere yapay zeka desteği geliyor!

İkinci el moda perakende devi ThredUp, alışveriş deneyimini tamamen değiştirecek yeni bir yapay zeka destekli araçlar paketi ile sektöre damgasını vuruyor. Bu yenilikçi araçlar, müşterilerin ürünleri keşfetme ve kişiselleştirilmiş kıyafetler oluşturma şekillerini kökten değiştiriyor.

Doğal dil ve görsel aramalarla kişiselleştirilmiş alışveriş

ThredUp’ın geliştirdiği yapay zeka algoritmaları, müşterilerin doğal dil kullanarak daha spesifik ve detaylı aramalar yapmalarına olanak tanıyor. “Fırfırlı açık pembe diz boyu elbise” veya “triatlon için mayo” gibi ifadelerle istenen ürünler, yapay zeka sayesinde saniyeler içinde bulunabiliyor. Ayrıca, sitenin sohbet robotu sayesinde “sonbahar düğünü için kıyafet” gibi genel taleplerle bile baştan aşağı bir kombin oluşturabilmek mümkün.

Görüntü tanıma ile eşleşen ürünler bul

Yeni sistem, sadece metin değil, aynı zamanda görüntü tanıma özelliği ile de dikkat çekiyor. Müşteriler, beğendikleri bir resmin, fotoğrafın veya Instagram gönderisinin ekran görüntüsünü sisteme yükleyerek benzer ürünlere ulaşabiliyorlar.

ThredUp CEO’su James Reinhart, yapay zekanın ikinci el alışverişi için bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. “Yapay zeka, milyonlarca benzersiz ürün arasından müşterilerin aradıklarını bulmalarını kolaylaştırıyor ve sürdürülebilir alışverişin en eğlenceli yolu haline getiriyor.” diye ifade ediyor.

ThredUp, üretken yapay zekayı alışveriş deneyimine entegre eden ilk şirket değil. Walmart gibi büyük perakendeciler de sesli asistanlar gibi yapay zeka destekli hizmetlerle müşterilerine daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyor.

ThredUp’ın yapay zeka yatırımı, ikinci el moda sektöründe yeni bir çığır açıyor. Bu yenilikçi araçlar, müşterilerin alışveriş yapma şekillerini değiştirirken, aynı zamanda sürdürülebilir moda anlayışını da destekliyor.

Siber saldırılar çip üretim kapasitesini düşürdü!

Microchip Technology, 17 Ağustos 2024’te bilgi teknolojisi sistemlerinde şüpheli bir faaliyet tespit etti. Ardından yapılan inceleme, 19 Ağustos’ta yapılan bir yetkisiz erişimi ortaya çıkardı. Şirket, bu duruma yanıt olarak etkilenen sistemleri izole etti, bazılarını kapattı ve zararın boyutunu anlamak için dış siber güvenlik uzmanlarıyla çalışmaya başladı.

Bu siber saldırı, şirketin bazı üretim tesislerinde normalden düşük bir kapasitede çalışmasına neden oldu ve siparişleri karşılama yeteneğini olumsuz etkiledi. Microchip Technology sorunu çözmek için çalışsa da, saldırının tam kapsamı ve saldırganların kimliği hâlâ belirsiz. Şirket, fidye yazılımının devrede olup olmadığını doğrulamadı ancak sistemleri izole etme ihtiyacı, ciddi bir ihlal ihtimalini düşündürüyor.

Bu olay, Microchip Technology için kritik bir zamanda meydana geldi. Biden yönetimi, Ocak 2024’te şirketin yarı iletken üretim tesislerini genişletmek için 162 milyon dolar fon sağlamıştı. Bu fonlama, ABD’nin otomotiv, savunma ve havacılık sektörlerini desteklemek amacıyla yapılmıştı ve Microchip’in, araçlar, uçaklar ve askeri ekipmanlar için hayati öneme sahip bileşenlerin tedarikçisi olarak oynadığı rolü vurguluyordu.

World-Check

Microchip Technology’nin sahip olduğu kritik misyon, saldırıların tahribatını artırabilir

Microchip Technology’e yönelik bu saldırı, yonga üreticilerini hedef alan artan siber olaylar listesine eklendi. Son dönemde TSMC, Nexperia ve AMD gibi şirketler de benzer saldırılara maruz kaldı. Microchip Technology’nin NASA‘nın Yüksek Performanslı Uzay Uçuş Bilgisayarı (HPSC) gibi yüksek riskli uygulamalar için çip ürettiği düşünüldüğünde, bu kesintinin birçok sektörde önemli yankılar uyandırabileceği ifade ediliyor.

Yarı iletken endüstrisi siber güvenlik tehditleriyle mücadele etmeye devam ederken bu son ihlal, küresel teknoloji ve savunma tedarik zincirleri için merkezi öneme sahip şirketlerin karşı karşıya olduğu sürekli riskleri bir kez daha gözler önüne seriyor.