Kablosuz OLED TV’ler ilgi odağı oldu

0

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentindeki Habtoor City’de düzenlenen ve iki gün süren etkinlikte 400’den fazla konuk, bölgede kullanıma sunulacak en son yenilikleri görme fırsatı buldu. 2019’dan bu yana ilk kez düzenlenen LG Showcase, şimdiye kadarki en büyük katılımcı grubunu bir araya getirdi ve bir marka olarak LG’ye ve heyecan verici yeni ürün yelpazesine duyulan güveni ve beklentiyi gözler önüne serdi.

Uzun süredir bekleniyordu

LG Türkiye Başkanı Dustin Lee ise şunları söyledi: “LG’deki herkes LG Showcase 2023 MEA’nın gerçekleşmesi için heyecan duyuyor. Ziyaretçilerin kullanması ve deneyimlemesi için sergilenen bir dizi inovatif yeni ürünümüz ve cihazımız var. Yaklaşık 400 konuğun katılacağı kesinleşen etkinliğimizde, ziyaretçilerden LG’nin önümüzdeki yıllarda teknolojinin geleceğini nasıl gördüğüne dair yoğun bir ilgi bekliyoruz. Bu etkinlik aynı zamanda LG’nin yerel ortaklarıyla iş ilişkilerini daha da geliştirmesi için harika bir fırsat. Şirket olarak, yerel müşterilerimizin ve ortaklarımızın ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ‘Life’s Good’ ile temsil ettiğimiz değerleri paylaşarak onları desteklemeye kararlıyız.”

Ziyaretçiler, LG SIGNATURE ikinci nesil serisi, 10. yıl dönümü sürümleri de dahil olmak üzere Kablosuz OLED TV’ler ve MoodUP™ özellikli buzdolabı gibi LG’nin en yeni üst düzey premium ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu. Ayrıca şirket, QNED TV, Vivace çamaşır makinesi ve DualCool klima gibi stratejik ürünlerini de sergiledi. Konuklar ayrıca LG’nin bulaşık makineleri, kurutucular, ses sistemleri, oyun monitörleri, PC’ler, elektrikli süpürgeler, şekillendiriciler ve daha fazlasını içeren yeni gelişmekte olan ürün yelpazesini de deneyimledi. Bu yıl öne çıkan özellikler arasında yaşam tarzı TV’ler ve WashTower™ ile İlk, Benzersiz ve Yeni deneyimler yer alıyor. Özellikle LG’nin pazardaki varlığını ve konumunu daha da güçlendiren LG’nin ankastre ev aletleri ürün yelpazesine odaklanılıyor.

Elektrik ihtiyacının tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacak

0

Günümüzde tüketim fazlalığından dolayı hava kirliliği ve enerji kullanımı çok fazla artmış durumda. Sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalar ise hız kesmeden devam ediyor. Karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen endüstriyel bant üreticisi Nitto Bento, CK Enerji Boğaziçi Elektrik aracılığı ile Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) alan kurumlar arasına katıldı.

Bu sertifika ile birlikte Nitto Bento elektrik tüketiminin yüzde 100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyor.  Elektrik ihtiyacının tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacak olan şirket, attığı bu adım ile Avrupa’daki diğer Nitto fabrikalarına da öncülük ediyor.Nitto Bento’ya I-REC verilmesi nedeniyle düzenlenen törende konuşan CK Enerji Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Halit Bakal, dünya genelinde yenilenebilir enerjinin payı her geçen gün artarken CK Enerji Grubu olarak yeşil enerji kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. 

I-REC Belgesi şirketlere büyük avantaj sağlıyor

Paris İklim Anlaşması ile karbon ayak izinin azaltılması için ülkelerin taahhütlerde bulunduğunu anımsatan Bakal, “Çok ciddi kararlar alınmıştı, ancak Rusya-Ukrayna savaşı gündemi biraz değiştirdi. Günümüzde pek çok ülke ihracat yapan firmalardan üretimi sırasında yenilenebilir enerji kaynaklarını kullandığını belgelemesini istiyor. Nasıl turizmde Mavi Bayrak diye bir uygulama var ve bu belgeye sahip olan oteller teşvik alıyor, tüketimini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayan şirketler de pek çok avantaja sahip olacaklar. Bugün tükettiğiniz elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklardan elde edildiğini size taahhüt eden I-REC belgesini Nitto Bento’ya veriyor olmaktan ve kendilerinin gösterdiği duyarlılıktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz ve çok teşekkür ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu. 

Yenilenebilir enerji sertifikası nedir?

Son yıllarda giderek yaygınlaşan I-REC (Yenilebilir Enerjisi Sertifikası), RECs International tarafından geliştirilen elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini belgeleyen uluslararası sertifikasyon sistemi. Uluslararası bağımsız bir kuruluş olan IREC Foundation tarafından verilen ve denetlenen bu sistemde, yenilenebilir enerji tesislerinde üretilen her 1 MWh elektrik karşılığında bir sertifika oluşturuluyor. Yetkili enerji şirketleri de bu sertifikayı talep eden müşterilerinin elektrik enerjilerini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasına destek veriyor.

Sertifikaya sahip olan şirketler çeşitli avantajlar elde ediyor

Üretilen her birim elektriğin, kaynağından başlayarak takip edilmesi ve nihai tüketiciye kadar izlenebilmesini sağlayan bu sistem sayesinde tüketiciler bilinçli ve güvenilir bir seçim yapabiliyor. Aynı zamanda yeşil enerji kullanımının karbon salınımının azaltılmasına yönelik olumlu bir adım olması nedeniyle tüketici davranışını yeşil enerji kullanan tesisler için pozitif yönde etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerdeki firmalar, satın aldıkları ürünleri üreten tesislerin yenilenebilir enerji sertifikası almasını şart koşarken buna karşılık çeşitli avantajlar da sağlıyor.

Google, yeni üretken AI özelliklerini duyurdu

Google, bazı AI destekli özellikleri üretkenlik uygulamalarından bazılarına sunduğunu açıkladı. Bununla birlikte, şirket bu özelliklerin chatbot Bard’a benzer şekilde yalnızca ABD’deki güvenilir test kullanıcıları tarafından kullanılabileceğini belirtti. Eklenen yeni işlevler bu yılın sonuna kadar tüm kullanıcılara ulaşacak.  

Yeni yapay zeka özellikleri

Google tarafından bildirilen yeni üretken AI özellikleri aşağıdaki gibi listelendi: Dokümanlar’ın içinde, arayüz AI’ya kolay erişim sağlar, böylece parçanızı yazarken tartışabilir, özetleyebilir veya beyin fırtınası yapabilirsiniz. Gmail’de yapay zeka, bağlamı kısa madde işaretlerinden alabilir ve bir e-postanın tamamını yazabilir. Slaytlara gelince, anında görüntü, ses ve video üretebilir, böylece daha iyi bir sunum yapabilirsiniz. Google, yakında tüm Google kullanıcılarına ulaşacak bazı özellikleri vurguladı.
  • Gmail’inizin taslağını hazırlama, yanıtlama, özetleme ve önceliklendirme
  • Dokümanlar’da beyin fırtınası yapma, düzeltme, yazma ve yeniden yazma
  • Slaytlar’da otomatik olarak oluşturulan görüntüler, ses ve videolarla yaratıcı vizyonunuzu hayata geçirin
  • E-Tablolar’da otomatik tamamlama, formül oluşturma ve bağlamsal kategorizasyon yoluyla ham verilerden içgörülere ve analize geçin
  • Meet’te yeni arka planlar oluşturma ve notlar yakalama
  • Chat’te işlerinizi halletmek için iş akışlarını etkinleştirme
Yazma tonunu bile seçebilir, böylece duruma daha iyi uyabilir, belirli bir konuya dayalı bir taslakta size yardımcı olması için AI’yı kullanabilir, biraz zaman kazanmak için uzun zincirli e-postaları özetleyebilir, belgenizi düzeltebilir ve hatta yeniden yazabilirsiniz.

22 TB kapasiteli sabit disk!

0

Dijital dünyada veri üretimi sürekli artıyor, bu artışa yanıt verebilmek için donanımların kapasiteleri de artmaya devam ediyor.

Western Digital’ın WD serisi, son kullanıcıların sürekli büyüyen dijital dünyalarını korumalarına yardımcı olmak için güvenilir My Book Masaüstü Depolama ürün gamını genişletiyor. Western Digital, 22TB  My Book  Masaüstü Sabit Disk’i ile şimdiye kadarki en yüksek kapasiteli tüketici diskini kullanıma sunarak kullanıcılara saklamaya değer buldukları her şey için daha fazla esneklik sağlıyor.

Veri üretimi artmaya devam ederken depolama alanı yeterli gelmiyor

Küresel pazar araştırma şirketi International Data Corporation ,Global DataSphere araştırma başkan yardımcısı John Rydning konuya dair “Son kullanıcılar hızlı bir şekilde veri üretmeye devam ediyor. Yalnızca 2022 yılında, dünya çapında ortalama bir hanehalkı 20 TB’tan fazla veri üretti ve kullanıcılar daha fazla veri tüketip oluşturdukça bu sayının da artmaya devam etmesini bekliyoruz. Birçok kişi buluta güveniyor olsa da kullanıcıların giderek artan kişisel ve iş verilerini saklayıp kolayca kontrol etmelerine olanak sağlayan, ellerinin altında bulunan lokal bir depolama alanı aradıklarını biliyoruz.” dedi. 

 Ortalama bir Amerikan evinde 10’dan fazla bağlı cihaz olduğu düşünüldüğünde, yeni yüksek kapasiteli çözümler kullanıcılara temelde kişisel cihazların büyük olasılıkla evlerindeki diğer cihazları yedeklemelerine yardımcı olacak önemli miktarda alan sağlıyor. İster paha biçilmez fotoğraf ve videolar isterse en önemli iş dosyaları ve uygulamalarının yedekleri olsun, WD serisi insanların giderek artan veri depolama ihtiyaçlarını karşılayacak çözümler sunmayı amaçlıyor. 

Kullanıcı verilerini taşınabilir depolama cihazları ile güvende

22 TB My Book, kullanıcılara taşınabilir SSD’ler ve HDD’ler, hafıza kartları ve USB flash sürücüleri dahil olmak üzere çeşitli depolama cihazlarındaki binlerce doküman, fotoğraf, video ve diğer dosyaları yedekleme ve saklama kabiliyeti sunarak bunları tek, düzenli ve erişimi kolay bir konumda birleştiriyor. Daha güçlü depolama özellikleri arayanlar için sunulan 44 TB kapasiteli My Book Duo ise RAID için optimize edilen Western Digital sürücüleri ile donatılmış olup, maksimum hız ve kapasitede performans göstermeye hazır olarak kutusundan çıkıyor. My Book Duo, yedekleme için RAID-1 şeklinde yeniden yapılandırma veya beraberinde gelen yazılımla iki bağımsız sürücü olarak kullanılabilir.  22 TB My Book ve 44 TB My Book Duo modelleri, Nisan 2023 tarihi itibarıyla Türkiye’de satışa sunulacak.

Meta, 10 bin kişiyi daha işten çıkarıyor!

Kasım ayında toplu işten çıkarma yapan Meta, ikinci kez toplu işten çıkartma yapıyor. Facebook, Instagram ve WhatsApp’in çatı şirketi Meta, 10 bin kişiyi işten çıkaracaklarını ve başvuruya açılan 5 bin pozisyonun kapanacağını açıkladı. Meta, Kasım ayında yaptığı açıklamada, 11 bin kişinin işten çıkarıldığını duyurmuştu. Şirketin CEO’su Mark Zuckerberg işten çıkarmaların zor olduğunu belirterek bunun “Verimlilik Yılı” kapsamında yapıldığını belirtti.

Meta, 10 bin çalışanın daha işine son verecek

Konuya dair bir açıklama yayımlayan Zuckerberg, 2022’de gelirin durgunluk yaşamasıyla şirketin bir tür uyarı aldığını söyledi. ABD’de ve dünyadaki ekonomik sorunlara dikkat çekti. “Bu yeni ekonomik gerçekliğin uzun yıllar devam etme ihtimaline karşı kendimizi hazırlamamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Zuckerberg ayrıca yeni yapılandırma ve işten çıkarma duyurularının teknoloji grupları için Nisan sonu, iş dünyası grupları için Mayıs sonu yapılacağını ifade etti. Bazı ekipler için bunun yıl sonunu bulabileceğini ve yurt dışı ekipleri için takvimin farklı olacağını da bildirdi. Aynı zamanda farklı yönetici katmanları kaldırılarak yöneticilerin tam kapasiteyle çalışacağı sinyalini verdi. Hibrid çalışma sistemine dair de, yazılım mühendislerinin ofisten çalıştığında uzaktan olduğundan daha verimli performans gösterdiği belirtildi.

Zuckerberg’den 2023’ü “Verimlilik Yılı” haline getirme sözü

Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın çatı şirketi Meta, iletişim teknolojileri sektörünün derin ekonomik gerilemeye hazırlandığı bir dönemde ikinci tur toplu işten çıkarmalar yapılacağını duyurdu.  Meta İcra Kurulu Başkanı Mark Zuckerberg, çalışanlara gönderdiği mesajda, “Bence kendimizi bu yeni ekonomik gerçekliğin uzun yıllar devam edeceği ihtimaline hazırlamalıyız” dedi.

Zucherberg “Personel sayısını hızlı bir şekilde artırmayı beklemiyoruz, her yöneticinin kapasitesini tam olarak kullanmak ve katmanları mümkün olduğunca birleştirmek daha mantıklı” ifadelerini kullandı.  2023’ü “Verimlilik Yılı” haline getirme sözü veren Zuckerberg’in işten çıkarma kararı alması bir süredir bekleniyor. Bu adım, şirketin 5 bin kişilik işe alım planlarını iptal edeceği, daha düşük öncelikli projeleri iptal edeceği ve orta yönetim katmanlarını kaldıracağı daha geniş bir yeniden yapılanmanın parçası olarak görüldü.

E-atık problemine sürdürülebilir çözümler geliştiriliyor

E-atıkların yarattığı probleme bir çözüm MMD’den geldi. Arızalı monitörlerin çevre dostu ve ekonomik bir şekilde geri dönüştürülmesi için adım atılıyor. MMD, monitör atıklarının sürdürülebilir şekilde azaltılması pilot projesini başarıyla tamamlıyor.

Philips monitörlerinin marka lisans ortağı MMD, Almanya Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Federal Bakanlığı’nın girişiminin bir parçası olan PREVENT Atık İttifakı  pilot projesi dahilinde, Nijerya’da arızalı monitörlerin çevre dostu ve ekonomik bir şekilde nasıl geri dönüştürülebileceğini gösteriyor.

Bu projeye büyük ölçüde katkı sağlayan diğer ortaklar ise çevre dostu satın alma hizmetlerinin global tedarikçilerinden Closing the Loop, dünyanın önde gelen IT sürdürülebilirlik sertifikası TCO Certified’ın arkasındaki kuruluş TCO Development ve başka ortaklar. Onlar ile birlikte, MMD atık nötr elektronik için sertifikalı bir çözümün monitörleri de kapsayacak şekilde nasıl genişletilebileceğine dair başarılı bir iş modeli geliştirerek çevre dostu satın alma için yeni standartlar koydu.

E-Atık sorunu

Yılda 50 milyon ton, elektronik atık  günümüzde toplumumuzun karşı karşıya olduğu en acil sorunlardan biri. Döngüsel Ekonomiyi Hızlandırma Platformu ve BM E-Atık Koalisyonu1’nun hazırladığı rapora göre, bu atık dağı, çoğunlukla gemiler ile Afrika ülkelerine ya da diğer gelişmekte olan diğer ülkelere gönderilerek bertaraf ediliyor.

Ancak  yeni Philips monitörlerinin hiçbiri cıva ve kurşun içermiyor olsa da, bilgisayar monitörleri, çok küçük dahili devre kartları ve kurşun ve cıva gibi içten yakılmış kimyasallar nedeniyle, genellikle geri dönüşümün ve döngüsel ekonominin sorunlu çocuğu gibi görülür. En azından Afrika’da, bunların büyük bir kısmı, uygun tesis ve kaynak eksikliği nedeniyle düzgün bir şekilde geri dönüştürülemez. Bunun sebebi de düzgün geri dönüşümden ve toplamadan şimdiye kadar herhangi bir paranın kazanılamıyor olmasıdır.  

Döngüsel ekonomiye giden yolda ilk başarılar

Projenin başlangıcında, Nijerya’da düz ekranların geri dönüşümü ile ilgili neredeyse hiçbir deneyim yoktu. Bertaraf edilmiş monitörler, düzenli depolama alanlarında biriktikçe birikiyor, hem insanlar hem de çevre için büyük bir risk oluşturuyordu. İşte bu nedenle öncelikle, geri dönüşüm ortağına düz ekranların elle sökülmesi konusunda eğitim verildi. Bu eğitim kapsamında, cıva içeren siyah ışık tüplerinin güvenli bir şekilde çıkartılması, bütün diğer elektronik parçaların güvenle sökümü ve aralarında tehlikeli bromlu alev geciktiricileri de içeren farklı plastik türlerinin tespit edilip ayrılması da vardı.

Projenin sonunda geri dönüşüm ortağı, düz panel ekranları çok güvenli ve etkili bir şekilde sökebilir bir hale geldi. Böylece bunu yapma maliyetleri yarıdan fazla azaltılmış oldu ve ham malzemeler de döngüye yeniden gönderildi. Önümüzdeki yol hâlâ uzun olsa da, bunlar gerçekten sürdürülebilir bir geleceğe giden, yüreklendirici, ilk adımlar. 

Fidye yazılımlarına karşı yeni bir engel geliyor!

Hacker saldırılarının giderek arttığı ve artmaya da devam edeceği göz önüne alındığında, hem saldırılardan korunmak hem de farklı saldırı türlerine karşı önlem almak giderek daha fazla önem kazanıyor. Özellikle bütçeleri bir IT departmanını desteklemeyen firmalar için, hazır geliştirilmiş güvenli çözümleri kullanmak çok daha pratik ve güvenli. Fidye yazılımlarının giderek büyüyen bir tehdit haline gelmesini engellemek amacı ile ESET ile Intel teknoloji tabanlı iş birliklerini geliştirerek KOBİ’ler için çözüm sunuyor. 

Fidye yazılımlarına karşı teknoloji duvarı

Fidye yazılımı, KOBİ olarak adlandırılan küçük ve orta ölçekli işletmelerin karşılaştığı en ciddi siber tehditler arasında yer alıyor. Saldırganlar, kötü amaçlı yazılımları sanal makineler içerisine gizlemek gibi daha karmaşık teknikleri benimsiyorlar. 2022 yılında fidye yazılımı saldırıları yaşayan KOBİ’lerin yüzde 44’ünün 250 bin ile 500 bin dolar arasında ödeme yaptığı göz önüne alındığında fidye yazılımlarının KOBİ’ler için ne kadar büyük bir mali yük olduğu da görülüyor.

KOBİ’ler orantısız bir şekilde saldırıya uğruyor

KOBİ’ler siber risklerle başa çıkmak için çoğu zaman personel sıkıntısı çekiyor. Sınırlı bütçeler ile siber saldırılara karşı korunmanın en iyi yollarını bulmak zorlayıcı olabiliyor. Fidye yazılımlarını önleme konusuna ciddi olarak eğilmek isteyen KOBİ’ler temel bilgilerle başlayabilir. Verileri düzenli olarak yedeklemeli ve en az bir tam yedek setini internetten uzak ve şirket dışında tutulmalı ayrıca işletim sistemleri de dahil olmak üzere yazılımları yamalı ve güncel olmalı. Fidye yazılımlarını gerçekten önlemek ve kaldırmak için, önde gelen bir uç nokta güvenliği sağlayıcısı olan ESET’in sunduğu gibi çok katmanlı çözümler etkili bir seçenek.  Artan tehditlere yanıt olarak ve KOBİ’leri daha iyi desteklemek için ESET, yazılım tabanlı algılama teknolojilerini Intel vPro platformunda bulunan bir teknoloji paketi olan Intel Tehdit Algılama Teknolojisi  donanım tabanlı tehdit algılama ile geliştirdi. Intel TDT, ESET Endpoint Security ürününü Intel vPro platformuyla kullanan KOBİ’lerin üstün fidye yazılımı korumasından yararlanması için donanım destekli bir algılama katmanı ekliyor. ESET Türkiye Siber Güvenlik Uzmanı Gürcan Şen,konu ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Intel’in donanım tabanlı fidye yazılımı algılama teknolojisine ESET ürünlerini entegre etmiş olmamız fidye yazılımlarına karşı korumamızı önemli ölçüde arttırıyor. CPU düzeyinde telemetriden yararlanmak, kötü amaçlı şifrelemenin daha iyi izlenmesini sağlamak için atabileceğimiz etkili bir adım. Bu iş birliği, fidye yazılımlarının bellekte algılanmaktan kaçındıkları sırada tespit edilmelerine olanak veriyor. ESET her zaman çok katmanlı yaklaşıma inanmıştır ve silikon katmanın eklenmesinin, donanım tabanlı güvenliğin tehditlerle mücadelede bir sonraki kilometre taşı olduğunu düşünüyoruz.”     

Keiretsu Forum Türkiye’den Türkiye’ye 7 milyon dolar yatırım

Depremi yaşam ve endüstri alanlarına ulaşmadan haber veren sistem 7 milyon dolar değerleme yatırımı aldı Deprem afetini daha deprem yaşam ve endüstri alanlarına ulaşmadan haber verecek sistemini Mart ayında hizmete sunmaya hazırlanan HUBBOX, Keiretsu Forum Türkiye’den 7 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Büyük, kullanması uzmanlık isteyen, ulaşılması zor ve pahalı sistemleri IoT servisler haline getirerek otomasyon sistemlerinin uzaktan yönetimini sağlayan HUBBOX, ürünlerinin çalışacağı platformların AR-GE sürecine 2015 yılında başladı. Firma, öncelikle endüstriyel makine ve otomasyon sistemlerine uzaktan erişim sağlayan IoT cihazları üretiyor. Ancak müşterilerinin yönlendirmesi ve rakiplerinin de ek ürün ve hizmetler istemesiyle birlikte veri toplama sistemleri üzerine de ürünler geliştirmeye başladı.

Seri üretim 2021 yılında başladı

HUBBOX’un geliştirdiği çözümlerin 80’dan fazla ülkede makine ve otomasyon sektörünün hizmetinde kullanıldığını belirten HUBBOX Kurucu Ortağı Mehmet Bilgi, “2018 yılında MVP ürünlerimizi test için birçok firmaya gönderdik. 2020 yılında ürünlerimizi makine ve otomasyon sektörünün kullanımına sunduk 2021 yılında ürünlerimizin seri üretimine başladık ve hala geliştirmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda HUBBOX Connect X1 ürünümüzle birlikte çalışacak veri toplama, uzak erişim ve sensör gateway gibi hizmetlerle makine ve otomasyon müşterilerimize hizmet veriyoruz.” dedi.

Depremi önceden haber verecek sistem

Depremi önceden haber veren sistemler geliştirdiklerini de sözlerine ekleyen Bilgi, “HUBBOX olarak ortağı olduğumuz EDİS Deprem ve Afet bilgilendirme sistemleri için ürettiğimiz IoT cihazlarımızla depremle ilgili ürünler üzerinde çalışıyoruz.  2023 ve daha öncesinde ülkemizin en acı sonuçlarla yüzleştiği deprem afetini daha deprem yaşam ve endüstri alanlarına ulaşmadan haber verebilen sistemler ve ürünlerimizi geliştiriyoruz. 2023 yılında İstanbul ve Marmara bölgesini kapsayan bu hizmetimizin Mart ayından itibaren müşterilerimizin hizmetine sunmaya başlayacağız.” Hedefler ve planlarla ilgili de bilgiler veren Bilgi, “Keiretsu Forum Türkiye melek yatırımcılarından aldığımız yatırım ile 2023 yılında hedefimiz firmamızın yurtdışı operasyonlarını başlatmak ve global bir firma olabilmek için ilk adımlarımızı atmak olacak.  Bu kapsamda gerek yurtdışı fuar katılımları, gerekse de fuar ziyaretleri gerçekleştireceğiz. Firmamızın yurtiçi ve yurtdışı satış kapasitesini arttırabilmek için ekibimizi daha da güçlendireceğiz. Yeni ürünlerimiz ve servislerimizle birlikte firmamızın SaaS gelir modelindeki ürün yelpazesini geliştirecek, bu alanda daha çok ürün ve servis üretmeye yöneleceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Türk-Arap Finans Forumu Dubai’de gerçekleşti!

0
Fintek sektöründe uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi hedefleyen Türk-Arap Finans Forumu Dubai’de gerçekleşti. Forumda 30’u aşkın Türk fintek şirketi uluslararası yatırımcılarla bir araya geldi. TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Bilgetekin, yaptığı açılış konuşmasında Türkiye ve Arap ülkeleri arasındaki iş birliklerinin fintek sektöründeki ivmeyi hızlandırmak için büyük bir fırsat sunduğunu dile getirdi.

Türk-Arap Finans Forumu Dubai’de gerçekleşti

Birinci Türk-Arap Finans Forumu, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Yatırım Ajansı resmi desteği ve TÖDEB iş birliğiyle Al-Iktissad Wal-Aamal Group tarafından 13 Mart 2023 tarihinde Dubai’de gerçekleşti. Türk-Arap Finans Forumu’na, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Borçlanma Genel Müdürü Yiğit Yaşar Korkmaz, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, BAE Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Thani Al Zeyoudi, Abu Dhabi Büyükelçisi Tugay Tunçer, Dubai Konsolosu Onur Saylan ile TÖDEB Yönetimi ve üyeleri katıldı. TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Bilgetekin, yaptığı açılış konuşmasında, BAE ile Türkiye arasında bu ay başında imzalanan Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın önemine değinerek, anlaşmanın iki ülke arasındaki ekonomik iş birliklerine ivme kazandıracağını ifade etti.

Ülkeler arasındaki iş birliği, fintek sektöründeki ivmeyi hızlandırmak için fırsat

Türkiye’deki fintek sektörünün gelişiminden bahseden Bilgetekin, sektörün uluslararası sermaye ve yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Finteklere yönelik hızlandırma programlarının artışı ve girişimcilerin finteklere olan ilgisi ile bu alanda çalışan şirketlerin sunduğu yenilikçi çözüm seçenekleri, yerli yabancı yatırımcılar için fırsat olarak dikkat çekmektedir. Türkiye ve Arap ülkeleri arasındaki iş birliği, fintek sektöründeki ivmeyi hızlandırmak için büyük bir fırsat sunuyor. Bu iş birliği, sınır ötesi ödeme sistemleri, dijital bankacılık ve yatırım platformları gibi alanlarda ortak girişimler oluşturulabilmesini sağlayabilir. Bu anlamda sektörümüzde geliştirilecek yeni stratejik ortaklıklar ile ekonomik fırsatların birlikte değerlendirilmesi hem iki ülke halkına hem de ekonomiye katkı sunacaktır. Bizler de TÖDEB olarak ödeme ve elektronik para sektörünün gelişimi için mevzuatta kolaylaştırıcı adımların atılmasını sağlamak, yenilikçi ürünlerin yurt dışına çıkışı, finansal ve operasyonel iş birliklerinin kurulması hedefleriyle çalışmalarımıza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Togg fiyat listesi açıklandı!

0
Türkiye’nin merakla beklediği günlerdir herkesin konuştuğu, Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazı Togg T10X kullanıcıyla buluşmaya hazır. Türkiye’nin mobilite alanında hizmet veren küresel teknoloji markası Togg, doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazının satış fiyatını, model ismini ve teknik özelliklerini açıklandı.

Togg’un fiyat listesi açıklandı

Togg, ‘T10X’ adını verdiği, kullanıcıyı merkeze koyan, akıllı yaşam çözümleriyle sürekli internetin içinde olan, uzaktan güncellenebilen akıllı cihazını, iki farklı donanım seviyesi ve iki batarya seçeneğiyle ön siparişe sunuyor. 16-27 Mart tarihleri arasında Trumore dijital platformu ve www.togg.com.tr Togg web sitesi üzerinden ön siparişleri alınacak olan Togg T10X, 953 bin TL’den başlayan fiyat etiketine piyasa sürülecek. Fikri ve sınai mülkiyeti yüzde 100 Türkiye’ye ait küresel bir marka ortaya çıkarmak ve mobilite ekosisteminin çekirdeğini oluşturmak amacıyla kurulan Togg, 2022 yılı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda seri üretim bandından indirdiği T10X’i kullanıcılarla buluşturmaya hazırlanıyor. Planları doğrultusunda emin adımlarla ilerleyen Togg, Mart sonundan itibaren kullanıcılarla buluşacak ilk akıllı cihazının fiyatını, model ismini, teknik ve donanım özelliklerini açıkladı.

İki donanım seviyesi ve iki batarya seçeneği sunulacak

160 kW / 218 Beygir güç ve 350 Nm tork üreten T10X RWD (arkadan itiş), iki farklı batarya seçeneğiyle 314 ve 523 kilometrelik menzillere sahip olacak. T10X’in 52,4 kWh kapasiteye sahip batarya seçeneği 16,7 kWh/100 km (WLTP) enerji tüketimi değeri sunarken, 88,5 kWh kapasiteye sahip batarya seçeneğinin tüketim değeri ise 16,9 kWh/100 km (WLTP).

T10X’in fiyatları şöyle oluştu:

V1 RWD Standart Menzil          953 bin TL V2 RWD Standart Menzil          1 milyon 55 bin TL V2 RWD Uzun Menzil                1 milyon 215 bin TL

28 dakikadan daha kısa sürede yüzde 80 doluluk

Togg T10X, hızlı şarj ile 28 dakikadan daha kısa sürede yüzde 20’den yüzde 80 batarya doluluk seviyesine ulaşabiliyor. Böylece kullanıcılar uzun yolculuklarda kısa bir kahve molası süresince dinlenirken, akıllı cihazları da yolculuğun kalan bölümü için hazır hale gelecek. Ayrıca kullanıcılar, sıfır emisyon salımıyla çevre dostu bir yolculuğun keyfini de çıkaracak.

 “Türkiye’nin Renkleri” arasından seçim

Togg T10X’in dış renkleri, Türkiye’nin büyüleyici güzelliklerinden ilham alıyor. Togg, Teknoloji Kampüsü’nün de yer aldığı Gemlik’in zeytin ağaçlarının gölgesindeki mavi sularını, Anadolu topraklarındaki cana yakınlık ve tutkuyu yansıtan kırmızıyı, Oltu taşının göz alıcı siyahlığını, parlak dokusunu, sağlam yapısını, Kula’nın doğal yapısı, kayaçları ve vadileriyle yerkürenin milyonlarca yıllık geçmişini günümüze taşıyan gri ihtişamını, Kapadokya’nın olağanüstü güzellikteki doğa harikası peri bacalarının toprak ve kum bejini, Pamukkale travertenlerinin göz kamaştıran beyazlığını, T10X’in dış renklerinde buluşturdu. Kullanıcılar, “Gemlik”, “Anadolu”, “Oltu”, “Kula”, “Kapadokya” ve “Pamukkale” arasından bir seçim yapabilecek.

Togg T10X çekiliş yöntemiyle kullanıcıyla buluşacak

Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazı Togg T10X, çekiliş yöntemiyle belirlenecek kullanıcılarıyla 2023 yılı boyunca buluşacak. 16-27 Mart tarihleri arasında T10X için togg.com.tr ve Trumore uygulaması üzerinden ön sipariş süreci gerçekleşecek. App Store, Google Play ve App Gallery üzerinden kullanıma sunulan Trumore uygulamasını indiren veya Togg websitesi üzerinden Tru.ID oluşturan her bir tekil kullanıcı, nakit ya da kredi kartı aracılığıyla cüzdanlarına aktardıkları 60 bin TL ön ödemeyi yaparak, çekiliş sürecine katılmaya hak kazanacak. Çekilişe katılan kullanıcılar, ön ödeme öncesi akıllı cihazlarını modelinden rengine konfigüre edebilecek. 28 Mart’ta noter huzurunda yapılacak dijital çekiliş sistemiyle de ön sipariş sahipleri belirlenecek.          

Depremzedelere e-ticaret alanında eğitim ve istihdam desteği!

11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremin izleri devam ediyor. Depremzedeler için e-ticaret alanında eğitim ve istihdam desteği sağlayan Ticimax E-ticaret sistemleri depremzedeler için “Deprem seferberliği istihdam desteği ve e-ticaret eğitim programını” başlattı.

Depremzedelere e-ticaret alanında eğitim imkanı

Depremin yaralarını sarabilmek adına binlerce e-ticaret şirketiyle beraber depremzedelere yönelik seferberlik başlattıkları bilgisini veren Ticimax, E-ticaret Sistemleri Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Yaptığımız işbirlikleri kapsamında, depremden etkilenen ve aktif iş arayışında bulunan e-ticaret sektör çalışanlarını, personel ihtiyacı olan Ticimax kullanıcısı firmalar ile tanıştırıyoruz. CV’nizi bizimle paylaşmanız halinde, sizi 15 binden fazla e-ticaret firmasının istihdam imkanlarıyla buluşturabiliriz” dedi. E-ticaret sektörüne giriş yapmak isteyen ve bu konuda bilgi sahibi olmayan depremzedeler için Ticimax Akademi bünyesinde online e-ticaret eğitim programı başlattı. Bu eğitimi tamamlayanlara katılım belgesi vererek, istihdam desteği sunulacaktır. Ticimax Akademi 5 yıldır her ay; e-ticaret yönetiminden, dijital pazarlamaya, sosyal medya eğitiminden, uygulamalı workshop eğitimlerine kadar e-ticaretin tüm bileşenlerinde eğitimler vermektedir. Ve bu eğitimlerin tümü ücretsiz olup herkesin katılımına açıktır. Ticimax Akademi bu zamana kadar çeşitli üniversitelerle yaptığı işbirlikleri ile de e-ticaret uzmanlığı sertifika eğitimleri ile de sektöre hem eğitim hem istihdam konusunda katkı sağlamıştır.

Starship kampüs içi yemek dağıtımını genişletiyor

0
Starship Technologies, robot yemek dağıtım hizmetini Charlotte’taki Kuzey Karolina Üniversitesi’ne sunacağını duyurdu. Genişletme kapsamında, Starship’in sıfır emisyonlu dağıtım robotlarından 30’u kampüs genelinde çalışacak ve aralarında Wendy’s, Bojangles ve Shake Smart’ın da bulunduğu bir dizi yerel restoran ve kafeden teslimat yapacak. Starship Technologies iş geliştirmeden sorumlu Başkan Yardımcısı Chris Neider: “Robot teslimatlarımızı Kuzey Carolina’daki başka bir kampüse getirmekten mutluluk duyuyoruz. Eyaletin en büyük şehrinde olmamıza rağmen öğrencilerin yiyecek almak için zaman ayırması her zaman uygun olmuyor. Bu nedenle talep üzerine dağıtım robotlarımız bir çözüm sunabilir. Bu, onlara ders çalışmak veya mola vermek için daha fazla zaman tanırken aynı zamanda bu çok aranan teknolojiyle etkileşim kurmalarını sağlıyor” dedi. Şirketin otonom, gezici dağıtım robotları filosu, Muncie, Indiana’daki Ball State Üniversitesi ve Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Notre Dame Üniversitesi, Baylor Üniversitesi ve Doğu Karolina Üniversitesi dahil olmak üzere birçok kampüste başarıyla konuşlandırıldı.

Siber güvenlik alanında 2022’den çıkarılan dersler ve 2023’ten beklentiler 

0
2023 yılında kritik veri ihlallerinin ve siber saldırıların, dünyanın dört bir yanında güvenlik ekiplerinin gerçekleştirdiği dönüm noktalarını geride bıraktı. Şirketler de olası bir siber saldırıya karşılık vermek için stratejilerini siber suçluların artışına paralel olarak güncellemektedir. Yapılan bu stratejiler ne yazık ki şirketlerin kendilerini korumaları için yeterli olmamaktadır.

Siber güvenlik alanında 2022’den çıkarılan dersler ve 2023’ten beklentiler

Sadece son 12 ayda siber suçluların farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük şirketleri başarıyla hedef aldıklarını gördük. Bu şirketler arasında, üçüncü parti bir firma sunucularına erişebildiği için veri ihlali yaşayan bir otomotiv firması da yer alıyor. Cisco da bir çalışanının giriş bilgilerinin gizliliği ihlal edildikten sonra bir siber saldırının hedefi olduğunu doğruladı. Saldırı sırasında saldırganın siber ortamda ayrıcalıklı kimlik doğrulama ve yanal hareket için makine hesaplarından yararlandığı gözlemlendi. Gerçekleştirilen bu ihlaller, oltalama denemeleri ve gelişmiş fidye yazılımları, ağların güvenliğine önemli ölçüde zararlar vererek pek çok şirketin güvenilirliğini zedeliyor ve devamında da müşterilerinin güvenini kaybetmesine neden oluyor. Geçen yıla baktığımızda güvenlik ekiplerinin elde ettiği sayısız başarıyı kabul etmek çok önemli ama öte yandan bu durumların tekrar etmemesi için yüksek profilli ihlallerden korunmak için yeni dönemde yapılacak olan çalışmalar daha da önem kazanmaktadır.

Yeni yöntemler geliştiren siber suçlular, şirketlerin uyguladığı saldırılardan kaçınma yöntemlerinin üstesinden geliyor

Tehditlere karşılık verme alanındaki inovasyonlar, sektörün 2022’de öne çıktığı büyüme alanı oldu. VMware’in Küresel Olay Müdahale Tehdit Raporu (GIRTR) çalışmasına göre siber güvenlik profesyonelleri olaylara karşılık vermek ve siber suç aktivitelerini engellemek için sanal yamalama gibi yeni teknikleri aktif olarak kullanıma alıyor. Ancak günümüzde tehdidi yaratan aktörlerin de savunma sistemlerinden kaçınmak için pek çok stratejisi bulunuyor. Tehditlere karşılık verme süresi ağ savunmasında kritik bir öneme sahip olduğu için gelişmiş tehdit aktörleriyle aynı seviyeye çıkmak, sistemleri korumak için fazlasıyla önemli.

2023 için güvenlik eğitim birliği

Bu yıl, siber suçluların hedefinde değerli bilgiler barındıran sistemlere erişebilmek, giriş bilgilerini çalmak, yanal hareket etmek, verileri almak ve bunu bir gelir haline getirme çalışmaları devam edecektir. Savunmaların verimliliğini ileriye taşımak için güvenlik ekiplerinin iş yüklerine bütüncül bir şekilde yaklaşması, bant içi trafiği denetlemesi, EDR özelliklerine sahip NDR entegre etmesi, Sıfır Güven prensiplerini benimsemesi ve kesintisiz tehdit avları gerçekleştirmesi çok önemli. Çünkü şirketler sadece kapsamlı kurallarla güvenlik ekiplerini önlerindeki zorluklarla yüzleşmeleri için güçlendirebiliyor.

Hidrojen Vadisi Projesi en yüksek AB hibe desteğini aldı

0
Güney Marmara Hidrojen Kıyısı Platformu’nun ilk somut adımlarından Güney Marmara Hidrojen Kıyısı Vadi Projesi’nde “sadece yeşil hidrojenin değil türevlerinin üretimine de” odaklanılacak. Ayrıca Türkiye’nin dışarıya bağımlı olduğu amonyak gibi hidrojen türevleri yeşil yöntemlerle ve öz kaynaklarla imal edilebilecek.

Hidrojen Vadisi Projesi bugüne kadar en yüksek AB hibesini aldı

Sabancı Üniversitesi’nin ve TÜBİTAK’ın da dahil olduğu 13 ortaklı proje, Türkiye Çerçeve Programları içinde bugüne kadar tek seferde alınan en yüksek AB Katkılı hibe ile desteklenmeye hak kazandı. 5 yıl sürmesi planlanan projenin, temiz hidrojen üretimi ve kullanımına, buna ilişkin teknoloji-odaklı altyapıların gelişimine ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin güçlendirilmesine önemli katkı sağlaması öngörülüyor. Bölgesel bir hidrojen ekonomisinin gelişiminin desteklenmesi amaçlanan Temiz Hidrojen Ortaklığı (Clean Hydrogen Partnership) 2022 yılı sonuçlarına göre, Türkiye’den Sabancı Üniversitesi ile birlikte 13 ortağın yer aldığı “HYSouthMarmara” akronimli proje” desteklenmeye hak kazandı. Toplam bütçesi 36 Milyon Euro olan proje ile Türkiye Çerçeve Programları tarihinde bir ilk gerçekleşti ve tek seferde 7.455.625 Avro tutarındaki en yüksek Avrupa Birliği yani AB hibesi sağlandı. Sabancı Üniversitesi’nin bu projedeki rolüHidrojen Vadisi iş planında yol haritasının belirlenmesine katkı sağlanması, kurulacak olan vadinin enerji ve iklim alanlarındaki çok boyutlu katkılarının analiz edilmesi ve raporlanması, lojistik süreçlerinin oluşturulması ve vadinin orta uzun vadede genişleme stratejisine katkı sağlanması, yeşil hidrojen üretimi için elektrolizör kurulumu ve devreye alınmasında bilimsel ve teknik destek verilmesi, projenin yaygın etkisini artırmaya yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi, iletişim stratejisinin oluşturulması, çalıştaylar ve etkinliklerin organizasyonu olarak belirlendi.

500 Ton yeşil hidrojen üretilerek sanayide kullanılacak

Proje kapsamında, Balıkesir’de Enerjisa Üretim’in sahasında üretilecek minimum 500 ton yeşil hidrojenin, Linde Gaz tarafından taşınarak Hidrojen Peroksit, Kale Seramik, Şişecam ve Eti Maden’in tesislerinde kullanılması hedefleniyor. Proje ile sadece yeşil hidrojen üretimine değil türevlerinin üretimine de odaklanılacak. Bu kapsamda Türkiye’nin ithalatına bağımlı olduğu metanol ve amonyak gibi hidrojen türevlerinin yeşil yöntemlerle ve kendi kaynaklarıyla üretilmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda proje kapsamında Dünya rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olduğumuz ve hidrojen ekonomisinde önemli bir yer tutan bor mineralinin hidrojen depolamadaki avantajlarının Balıkesir’de kurulacak Sodyum Bor Hidrür Tesisi yatırımıyla incelenmesi öngörülüyor. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici şunları söyledi: “Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en tanınan ve takdir edilen araştırma üniversitelerinden biri olmayı hedefliyoruz. Fakültelerimizde ve merkezlerimizde, öncü ve ses getiren araştırmalar yürütüyor ve bu çalışmalar için yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan yüksek oranda proje desteği alıyoruz. Temiz enerji alanında tüm dünyada en öncelikli konulardan biri olan yeşil hidrojen üretim, depolama ve dağıtım teknolojilerine yönelik bu proje ile üniversitemizin bilimsel araştırma kapasitesini daha da geliştirebilmeyi ve uygulamalı alanlara yöneltebilmeyi hedefliyoruz. Proje kapsamındaki sanayi ortaklarımızla birlikte bu çok önemli alana katkı yapıyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

Octet’in Türkiye CTO’su belli oldu!

0
FinTech şirketlerinden Octet’in Türkiye CTO’su Fatih Gökhan Sevgen oldu. Finans deneyimini, teknolojik ve müşteri hizmetleri ile buluşturarak, şirketlere tahsilat ve ödeme çözümleri sunan Octet Türkiye’nin teknoloji stratejilerinin ve çözümlerinin geliştirilmesinde artık Fatih Gökhan Sevgen görev alacak.

Fatih Gökhan Sevgen kimdir?

Yüksek lisans eğitimini Bilişim Sistemleri Mühendisliği alanında tamamlayan Fatih Gökhan Sevgen, profesyonel iş hayatına yazılım uzmanı olarak 2010 yılında başladı. Turizm, iletişim ve finans sektörlerinde teknoloji ve yazılım projeleri geliştiren Sevgen, geçmişte LC Waikiki, Jolly Tur gibi markalarda görev aldı. Yazılım ve teknoloji alanındaki deneyimiyle 2018 yılında Figopara’da fintech dünyasına giriş yapan Sevgen, ödeme sistemleri, tedarikçi finansmanı ve skorlama gibi alanlarda projeler üretti. Şirketlerin teknolojik dönüşüm süreçlerinde aktif bir şekilde rol alan Sevgen, tecrübesi ve vizyonuyla çalıştığı şirketleri ileri bir seviyeye taşıdı.

Argo AI kurucuları otonom sürüş girişimi kurdu

Argo AI’nın kurucuları, yeni bir otonom sürüş işi başlatıyor. Pittsburgh merkezli şirket, Ford ve Volkswagen’in geçen Ekim ayında finansmanı kestiği son birkaç ayda otonom araç sektörünü etkileyen belirsizliğin en büyük kayıplarından biri haline geldi. Şimdi ise Bryan Salesky ve Pete Rander sıfırdan yeni bir şirket kurmaya hazırlanıyorlar ve halihazırda yaklaşık 50 kişiyle işe almaya başladılar. Raporlara göre, en son girişimlerinin kamyon taşımacılığı ve araba çağırmaya odaklanması bekleniyor. Halihazırda yatırımı güvence altına aldıkları iddia ediliyor ve destekçinin kimliği henüz açıklanmasa da otomobil üreticisi olmadığı anlaşılıyor. Argo AI’da olduğu gibi girişim Pittsburgh, Pensilvanya’da olacak. Aynı zamanda Ford’un otonom sürüşe adanmış yeni bölümü Latitude AI’nın da evi olacak. Salesky ve Rander kendi kendine sürüş alanında geniş deneyime sahip olsalar da, son birkaç ayda aşırı miktarda tanık olduğumuz için yeni bir girişim başlatmak için özellikle zor bir zaman.

Minima ve Inferrix IoT güvenliği için anlaşmaya vardı

Blockchain ve IoT altyapısında yenilikçi şirketler olan Minima ve Inferrix, akıllı binalar ve akıllı şehirler için IoT bağlantısı ve varlık yönetimi alanında çığır açan bir yeniliğe öncülük etmek için güçlerini birleştirdi. Ortaklıkları sayesinde, Minima’nın son teknoloji merkezi olmayan mobil yerel blok zinciri teknolojisi, potansiyel olarak Inferrix’in etkileyici IoT uç noktası ve yapay zeka ürünleri dizisiyle entegre edilecek. Bunlar, Ticari Gayrimenkulde Akıllı Bina ve Sürdürülebilirlik için özel olarak tasarlanmış kablosuz sensörleri, denetleyicileri ve akıllı ağ geçitlerini içeriyor. İki şirket birlikte, IoT’ye yaklaşımında devrim yaratmayı ve daha bağlantılı, verimli ve akıllı bir geleceğin yolunu açmayı hedefliyor. Ortaklığın amacı, tüm sensörler arasında güvenli ve verimli iletişim ve hastaneler gibi görev açısından kritik verilerin korunmasını sağlayarak benzersiz IoT çözümlerinin geliştirilmesini keşfetmektir. Hastane kampüsü operasyonlarına yenilikçi bir yaklaşımla başlayarak, sürekli blockchain güncellemelerini kullanarak doğru zamanda doğru yerde olduklarından emin olmak için hastane genelinde tıbbi ekipmanların izlenmesini keşfetmeye çalışıyorlar. Operasyonel optimizasyon için veri toplama ve mühendisliği iyileştirmek ve hastalar için en yüksek kalitede bakım sağlamak için hem aktif sağlık ekipmanı hem de pasif bina altyapısı dahil olmak üzere çeşitli varlıklar tarafından üretilen verileri onaylamayı planlıyorlar. Ortaklık aynı zamanda park rezervasyon sistemi tarafından üretilen ve dağıtılan son teknoloji NFT’lerin yardımıyla park tahsisini optimize ederek ziyaretçi deneyimini geliştirmek için bir dizi yeni çözüm sunmayı planlıyor.

ABD sarsıldı! Signature Bank kapatıldı! Kripto para dünyasında neler olacak?

0
ABD finans sektöründe yaşanan gelişmeler yatırımcıları tedirgin etmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde iflasını açıklayan Silicon Valley Bank’in ardından kripto şirketleriyle çalışan ve ABD’nin en büyük 16. bankası olan  Signature Bank, de kapatıldı. Kripto dünyasında neler yaşanacak?

Singature Bank kapatıldı

Kapatılmasına neden olarak düzenleyici kurumların , sistematik risk sebebiyle kapatılma kararı verdiği öğrenildi. Hazine Bakanlığı, Federal Rezerv yönetimi ve FDIC, ortak bir basın bülteniyle bu kararı açıkladı. Kararda Signature Bank için de benzer bir sistemik risk olduğu belirtildi ve bankanın bugün devlet kiralama otoritesi tarafından kapatıldığı ifade edildi. Kararda, tüm mevduat sahiplerinin durumunun gözetileceği ve vergi mükelleflerinin hiçbir zararının olmayacağı vurgulandı. Signature Bank, 31 Aralık 2022 tarihi itibariyle toplam varlıkları 110.4 milyar doları civarında olan, 6 binden fazla çalışanı bulunan ve kripto para birimleriyle işlem yürüten büyük bir bankaydı. Ancak bu banka da Silicon Valley Bank gibi iflas etmek zorunda kaldı.

Kripto Yatırımcıları Endişeli

ABD’deki bankacılık krizi, özellikle kripto para birimi yatırımcıları arasında endişeye sebep oldu. Bunun nedeni ripto para birimi yatırımcıları, kripto para birimleriyle ilgili işlemler yürüten bankaların iflas etmesinin, kripto para birimlerinin de değer kaybetmesine sebep olabileceğini düşünüyorlar. Kripto para piyasasındaki yatırımcılar, bankaların kapatılması nedeniyle endişe içinde. Zira bankalar, kripto para piyasasında büyük rol oynuyor. Özellikle Signature Bank, kripto para borsalarına hesap açılmasında önemli bir rol üstleniyordu. Bankaların kapatılması, piyasalarda güven kaybına yol açtı. Yatırımcılar, ellerindeki kripto paraların güvende olup olmadığı konusunda endişe duyuyor. Bu nedenle, kripto para piyasasında güveni yeniden tesis etmek için atılacak adımlar merakla bekleniyor.

Elon Musk, Silicon Valley Bank’a Talip Oldu İddiası

Silicon Valley Bank’ın iflas etmesi ve iflasını açıklamasının ardından, birçok yatırımcı ve müşteri yeni bir ekonomik krizin kapıda olup olmadığını düşünmeye başladı. Bu krizdeki büyük bankaların devlet tarafından kurtarılması gerektiğini söyleyen bazı kişiler Twitter’ın bankayı satın alması gerektiğini ve dijital hale getirmesi gerektiğini öne sürdü. Fakat henüz resmi bir adım gelmedi. ABD’de bankacılık sektöründe yaşanan gelişmeler, özellikle kripto para birimi yatırımcıları arasında endişeye sebep oldu. Signature Bank’ın kapatılması, bankacılık sektöründe kriz olabileceği endişelerini artırdı. Ancak bu durumun ne kadar büyük bir krize sebep olacağı henüz belli değil. Özellikle kripto para birimi yatırımcıları, bu krizin kripto para birimlerinin değerini olumsuz etkileyeceği endişesini taşıyorlar. Ancak uzmanlar, krizin etkisinin sınırlı kalacağını ve kripto para birimleri piyasasının bu durumdan hızlı bir şekilde toparlanabileceğini söylüyorlar.

Akıllı teknoloji su dağıtımında nasıl devrim yaratabilir?

0
İngiltere ve Galler’deki su sistemi, tıkanıklıkları izlemek ve işaretlemek için kullanımda olan on binlerce sensör ve değişen su kalitesini izlemek için karmaşık veri toplama mekanizmaları ile tamamen modern teknoloji kullanımına bağımlı. Ek olarak, veriler halihazırda savunmasız müşterileri belirlemek ve ek desteğe ihtiyaç duyanlara özel hizmetler sunmak için kullanılıyor. Ancak artan talep ve iklim değişikliği bağlamında faaliyet gösteren eskiyen büyük boru hatları ile sektör, hemen harekete geçmeyi gerektiren inkar edilemez ve acil sorunlarla karşı karşıya. Su şirketleri, dünyanın etrafını 13 kez dolaşabilecek bir kanalizasyon şebekesiyle İngiltere ve Galler’de 50 milyondan fazla haneye içme suyu ve kanalizasyon hizmeti veriyor. Bu ağların geleceği için güncel bakım ve hazırlık, teknoloji geliştirmenin ön saflarında yer alan yenilikçilerin cesurca düşünmesini gerektirir. Bu, endüstri çapındaki sorunları çözmek ve önlemek için verileri, akıllı teknolojiyi ve nesnelerin internetini esnek bir şekilde kullanan uzmanlar ve mühendisler anlamına gelir. Ofwat, en büyük zorluklarından bazılarını çözmeye yardımcı olabilecek cesur fikirlere sahip su sektörü dışındaki yenilikçiler için 4 milyon sterlinlik yeni bir yarışma olan Water Discovery Challenge’ı başlattı. Ofwat, veri, teknoloji ve IoT alanlarında çalışan yenilikçileri, su sektörü tarafından kullanılacak çığır açan çözümler sunmak için yaratıcılıklarını ve becerilerini uygulamaya çağırıyor. Yarışma, sızıntı yönetimi, kirliliği önleme, su verimliliğini artırma, emisyonları azaltma, sel ve kuraklık direncini artırma, sürdürülebilir uygulamalara öncelik verme ve savunmasız müşterileri destekleme gibi konuların üstesinden gelmek için yeni fikirler üretmeyi amaçlayan Ofwat’ın 200 milyon Sterlinlik İnovasyon Fonunun sonuncusu niteliğinde. Akıllı ve uyarlanabilir su teknolojisi, iyileştirilmiş su arıtma teknolojisinden sel risk yönetimine ve ayrıca tüm müşteriler için daha iyi hizmet sunumuna kadar sektör için oyunun kurallarını değiştirebilir. Ülke genelinde coğrafi olarak farklı konumlardan veri toplamak ve iletmek için sensörlerin uygulanmasından, uzak kaynak yönetimi veri sistemlerine ve su kalitesi takibine kadar, olasılıklar sonsuzdur. Akıllı teknoloji, özellikle erişilemeyen veya uzak konumlar için kaçak yönetimi ve bakımına ilişkin kural kitabını da yeniden yazabilir. Son olarak, çoğumuzun zaten her gün telefonlarımızda kullandığı türden daha basit teknoloji, müşterilerle su şirketleri arasındaki iletişimi iyileştirmeye ve faturalar gibi belgelere erişim kolaylığını artırmaya yardımcı olabilir.