Cisco’dan, gelişmiş siber tehditlere karşı yeni çözüm

0

Yeni Cisco Extended Detection and Response (XDR), kanıt destekli otomasyon kullanarak güvenlik risklerini daha verimli bir şekilde önceliklendirip düzeltiyor. Ağ ve uç nokta genelinde benzersiz görünürlük sağlayan Cisco XDR, günümüzün hibrit ve çok tehditli ortamında güvenlik operasyonlarını basitleştiriyor. 

Cisco, birleşik ve uçtan uca bir güvenlik platformu olan Cisco Security Cloud vizyonuna yönelik en son yenilikleri tanıttı. Yeni Cisco XDR ve gelişmiş Duo MFA özelliklerine genişletilmiş erişim, kurumların BT ekosistemlerinin bütünlüğünü korumalarına yardımcı olacak.

Tehdit tespiti ve müdahale

Cisco’nun XDR stratejisi, ağ ve uç noktadaki uzmanlığını ve görünürlüğünü, anahtar teslim ve risk tabanlı tek bir çözümde birleştiriyor. Şu anda Beta sürümünde olan ve Temmuz 2023’te genel kullanıma sunulacak Cisco XDR, birden fazla güvenlik aracından gelen verileri ilişkilendiriyor ve dünyanın en büyük ticari tehdit istihbarat ekibi Cisco Talos tarafından destekleniyor. Bulut öncelikli bu çözüm, kanıt destekli otomasyon kullanarak güvenlik risklerini daha verimli bir şekilde önceliklendirip düzeltiyor. 

Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru da yeni inovasyonları şöyle değerlendirdi: “Yeni çoklu bağlantılı ve hibrit dünya, çok çeşitli gelişmiş siber tehditleri de beraberinde getiriyor. Cisco XDR, e-posta, uç noktalar, sunucular, bulut iş yükleri ve ağlar arasında veri toplayıp ilişkilendirerek gelişmiş tehditlere karşı görünürlük sağlıyor. Bu sayede tehditler, veri kaybını ve güvenlik ihlallerini önlemek için analiz edilebilir, önceliklendirilebilir ve ortadan kaldırılabilir. XDR, güvenlik ekiplerinin hızlı bir şekilde harekete geçmesine ve saldırının olası hasarının hafifletilmesine olanak tanıyacak.”

Geleneksel Güvenlik Bilgi ve Olay Yönetimi (SIEM) teknolojisi, log-merkezli verilerin yönetimini sağlayıp ve sonuçları günler içinde ölçerken, Cisco XDR telemetri merkezli verilere odaklanıp sadece dakikalar içinde sonuçlar sunuyor. Aynı zamanda da Güvenlik Operasyonları Merkezi (SOC) operatörlerinin bir XDR çözümü için kritik gördüğü şu 6 telemetri kaynağını analiz edip ilişkilendiriyor: Uç nokta, ağ, güvenlik duvarı, e-posta, kimlik ve DNS. 

Cisco XDR, Cisco Secure Client (eski adıyla AnyConnect) ile 200 milyon uç noktadan gelen verilerden yararlanarak, uç noktanın ağ ile buluştuğu alanda görünürlük sağlıyor. 

Cisco XDR, sektörün en geniş güvenlik ve ağ ürün portföyünün yanı sıra üçüncü taraf çözümlerden oluşan bir dizi yerel telemetri ile tehditlerin araştırılmasını basitleştiriyor ve güvenlik operasyon merkezlerinin tehditlere anında müdahale etmesini sağıyor. İlk kullanıma hazır entegrasyon seti şunları içeriyor:

  • Uç Nokta Tespit ve Yanıt (EDR): CrowdStrike Falcon Insight, Cybereason Endpoint Security, Microsoft Defender, Trend Micro Vision One, Palo Alto Networks Cortex XDR, SentinelOne Singularity
  • E-posta Tehdit Savunması: Microsoft O365, Proofpoint E-posta Koruması
  • Yeni Nesil Güvenlik Duvarı (NGFW): Check Point Security Gateway & Management, Fortinet FortiGate, Palo Alto Networks Next-Generation Firewall
  • Ağ Tespit ve Yanıt (NDR): Darktrace Respond, ExtraHop Reveal(x)
  • Güvenlik Bilgi ve Olay yönetimi (SIEM): Microsoft Sentinel

En üst düzey koruma

Saldırganlar giderek daha zayıf çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) uygulamalarındaki boşlukları hedef aldıkça Cisco, Duo’daki kötü niyetli erişim girişimlerini gerçek zamanlı olarak belirleyip engelleyen gelişmiş özelliklere erişimi genişletiyor. 1 Mayıs’tan itibaren, tüm ücretli Duo abonelikleri, daha önce yalnızca en gelişmiş sürümde mevcut olan en üst düzey MFA korumasına ekstra ücret ödemeden erişim sağlayacak. Buna, yalnızca kayıtlı ve yönetilen cihazların ağlara ve uygulamalara erişmesine izin veren Duo Trusted Endpoints de dahil. Gelişmiş koruma, her büyüklükteki işletme için erişilebilir olacak. 

ChatGPT sohbet gizliliği özelliğini duyurdu

0

ChatGPT sohbet gizliliği özelliği ile kullanıcıların güvende kalmasını sağlayacak. Bu özellik, İtalya’daki yasağın ardından gelmiş oldu.

ChatGPT, kullanıcıların bilgilerini korumak için yeni gizlilik özelliği tanıttı. Yeni özellik, kullanıcıların sohbet geçmişlerini kapatmasına veyapay zeka modellerini eğitmek ve geliştirmek için verilerini kullanma yeteneğini devre dışı bırakmasına izin verecek.

Ayarların, sohbet geçmişinizin artık depolanmayacak şekilde değiştirilmesini sağlamak için ChatGPT hesabınıza giriş yapın ve ekranın sol alt köşesinde e-posta adresinizin yanında bulunan üç noktayı tıklayın. Ardından Ayarlar’ı tıkladığınızda, Sohbet Geçmişi ve Eğitim ayarını kapatabileceğiniz başka bir pencere açılacak. Sohbet geçmişini etkinleştir düğmesine basarak bu seçimi geri alabilirsiniz.

ChatGPT sohbet gizliliği konusunda yaptığı bu iyileştirme ile güvenirliliğini artırmış oldu.

Gizlilik endişeleri nedeniyle İtalya’da yasaklanmıştı

ChatGPT’nin sizinle ilgili topladığı konuşmaları ve diğer bilgileri gösteren bir dosyayı indirmek için yeni Verileri dışa aktar seçeneğine tıklayabileceğinizi de belirtmekte fayda var.

ChatGPT basın açıklamasında: “Sohbet geçmişi devre dışı bırakıldığında, yeni görüşmeleri 30 gün boyunca saklayacağız ve kalıcı olarak silmeden önce yalnızca kötüye kullanım olup olmadığını izlemek için gerektiğinde inceleyeceğiz” dedi.

Bu yeni özellik, olası gizlilik ihlalleri nedeniyle İtalya’da uygulanan geçici bir yasağın ardından geldi. ChatGPT’nin arkasındaki şirket olan OpenAI’ye, gizlilik araçlarını iyileştirmesi ve kullanıcıların ChatGPT’nin verilerini işlemesini devre dışı bırakmasına izin vermesi durumunda ülkede hizmete devam edebileceği söylendi. OpenAI’nin baş teknoloji sorumlusu Mira Murati, Reuters’e gizlilik özelliğini uygulama kararının İtalya’nın yasağından kaynaklanmadığını söyledi. Ayrıca ChatGPT’nin Avrupa’nın gizlilik yasasına uygun olduğunu ve AB düzenleyicilerine güvence vermeye çalıştığını belirtti.

Çok amaçlı zararlı yazılımlardan nasıl korunacağız?

0

Siber güvenliğe milyonlarca yatırım yapılsa bile, şirketler etkin kullanılamayan güvenlik kontrolleri nedeniyle kötü niyetli saldırganların kurbanı olmaya devam ediyor. Picus Security’nin yakın zamanda yayımladığı The Red Report 2023’e göre yüzlerce farklı atak tekniği kullanan zararlı yazılımlar kurumları tehdit ediyor. Diğer yandan, güvenlik kontrollerini atlatabilen, çok sayıda zararlı aksiyon gerçekleştirebilen ve “İsviçre çakısı” olarak adlandırılan çok amaçlı zararlı yazılımların artması bekleniyor. Hal böyleyken, organizasyonların siber güvenlik yatırımlarının karşılığını almak için atması gereken en önemli adım Siber İhlal ve Saldırı Simülasyonu (BAS) teknolojilerini kullanmak oluyor. 

BAS platformları, otomatik, sürekli ve tekrarlanabilir bir şekilde güvenlik kontrollerinin doğrulanmasını sağlayarak, yatırım getirisini artıran ve güvenlik harcamalarını optimize eden bir çözüm sunuyor. Ancak BAS alanının kurucusu olan Picus Security Kurucu Ortağı ve Genel Müdür Yardımcısı Dr. Süleyman Özarslan, bu teknolojilerin bir kez kurulup unutulacak bir çözüm olmadığını ifade ederek şunları aktarıyor: “Sürekli bir siber güvenlik sağlanması için karmaşıklaşarak gelişen siber saldırılara karşı her an hazırlıklı olmak gerekiyor. Bu noktada otomatik olarak, tekrarlanabilir ve sürekli bir şekilde siber güvenliği test edebilen BAS çözümlerinin düzenli olarak kullanılması hayati öneme sahip oluyor”

Güvenlik kontrolü doğrulaması yapan BAS çözümleri, her türlü olası saldırıyı engelleme ve tespit etme katmanlarında hem atomik hem de atak senaryolarıyla performansı test ediyor ve ölçüyor, üstelik kullanılan her güvenlik çözümünün gerektiği gibi çalıştığından emin olmayı da sağlıyor. Gelişmiş BAS platformları, gerçekçi saldırılara ve tehditlere karşı ne kadar hazır olduğunuzu belirlemek için tehdit merkezli doğrulama gerçekleştirebiliyor. Buna ek olarak, saldırıların engellenmesine ve tespit edilmesine yardımcı olmak için kullanılan güvenlik çözümlerine özgü engelleme imzaları ve tespit erme kuralları da sunabiliyorlar. Dolayısıyla, BAS çözümleri şirketlerin güvenlik açıklarını tespit etmek, savunma stratejilerini optimize etmek ve güvenlik yatırımlarının karşılığını tam olarak alabilmeleri için kullanabilecekleri en önemli araç olarak öne çıkıyor.

Otomatik siber ihlal ve saldırı simülasyonunu dünyada ilk sunan şirket olan Picus, gerçek dünyadaki siber suçluların saldırılarını simüle ederek kurumların tehditlere ne kadar hazır olduklarını ölçmelerine ve gerekli optimizasyonları yapmalarına yardımcı oluyor. Yakın zamanda güvenlik etkinliğini doğrulamayı daha kolay ve daha erişilebilir hale getirmek için Bütüncül Güvenlik Doğrulama Platformu’nun yeni nesil sürümünü yayınlayan şirket, uzmanlık seviyesi ve büyüklüğü ne olursa olsun tüm güvenlik ekipleri için giriş engellerini ortadan kaldırarak BAS teknolojisinin benimsenmesini de sağlıyor. 

Microsoft yapay zeka ile gelirlerini artıracak

0

Microsoft yapay zekadan milyarlarca dolar gelir elde etmeye hedefliyor. Yapay zeka, doğrudan olmasa da dolaylı şekilde katkı sağlayacak.

Microsoft, ChatGPT’ye yaptığı yatırım ve chatbot’un Bing’e entegrasyonu sayesinde yapay zekanın tartışmasız lideri haline geldi. Şirket, ChatGPT‘nin geliştiricisi olan OpenAI’ye 11 milyar dolar yatırım yaptı ve bu, yapay zekayı geliştirmek için dahili olarak yaptığı harcamalara ek olarak, ki bu oldukça önemli.

Şimdiye kadar, Microsoft’un bunun için gösterecek çok az geliri var. Basına inanıyorsanız, şirketin chatbot’u şu ana kadar teknoloji salonu numaralarının eşdeğeri için kullanıldı, Beyoncé’nin “Cuff It” şarkısına Rihanna tarafından söylenmiş gibi bir cover yapmak , Jerry ve Seinfeld senaryosunu yazmak gibi gösteriler. George hapishanede Jeffrey Epstein’ı öldürmeyi planlıyor ve bir hukuk fakültesi sınavını geçiyor.

Yapay zekayı diğer ürünlere entegre edecek

Elbette bu tip iş süreçlerinde para yok ve Microsoft bunu biliyor. Ancak chatbot’un bu tür reklam hareketleri yapması sevindirici çünkü bol miktarda tanıtım getiriyor. Nihayetinde, Microsoft bu ilgiyi gelire çevirmeyi planlıyor.

Google’ın arama hakimiyetini yenmek için yapay zeka destekli Bing’in kullanımı gelir artışı sağlayabilir. Örneğin Google 2023’ün ilk çeyreğinde dünya çapındaki arama pazar payının yüzde 85’ine sahipken, Bing yalnızca yüzde 9’una sahipti. Yapay zeka destekli arama Bing’in payını artırabilir.

Ayrıca Bing’in yapay zeka sohbet robotu sayesinde Samsung, Android telefonlarında arama motoru olarak Google’ı Bing’le değiştirmeyi düşünüyor. Samsung’un 2022’de 259 milyon akıllı telefon sattığı düşünülünce bu çok önemli bir sayıya karşılık geliyor.

Microsoft, yapay zekayı tüm ürünlerine dahil etmenin ve yeni yapay zeka ürünleri piyasaya sürmenin, yeni müşterileri ekosistemine çekeceğini ve burada daha da fazla Microsoft ürünü satın alacaklarını umuyor. Elbette Google ve diğer şirketlerin de benzer planları var. Ancak şimdilik Microsoft’un sağlam bir avantajı var.     

Kripto paraları korumanın en güvenli yolu 

0

2014 yılında kripto güvenliği henüz emekleme aşamasındayken kurulan kritik dijital varlık güvenliği firması Ledger, 9 yıl içinde 6 milyondan fazla donanım cüzdanı sattı. Bugüne kadar hiç hacklenmeyen Ledger donanım cüzdanları herkes için dijital varlık güvenliğinin kapsamını genişletmeye devam ediyor. Kripto varlıkların şeffaf ve güvenle yönetilebilmesi için üretilen Ledger’ın Nano S Plus, Nano X ve Stax modelleri finansal özgürlüğü korumaya devam ediyor. 

Dünyadaki tüm kripto varlıkların %20’sini güvence altına alan Ledger, kritik dijital varlık güvenliğinde liderliğini korumaya devam ediyor. 9 yılda 6 milyondan fazla satılan Ledger donanım cüzdanları bugüne kadar hiç hacklenmedi. Uçtan uca şifrelenen bluetooth bağlantısı, PIN kodu korumalı iki faktörlü kimlik doğrulama ve 24 kelimelik kurtarma şifresi gibi üst düzey güvenlik özelliklerine sahip Ledger donanım cüzdanlarına yönelik bugüne kadar kaydedilmiş başarılı bir saldırı bulunmuyor. Kötü niyetli birinin Ledger donanım cüzdanına erişmesi durumunda bile yatırım fonlarına ulaşması oldukça zor görünüyor.

Hacklenmeyen, tavizsiz güvenlik sunan işletim sistemi

Kritik dijital varlık güvenliğinde dünya lideri olmanın gururunu yaşadıklarını söyleyen Ledger’ın Uluslararası Geliştirme, Ödeme ve Transfer İşlemlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Jean-François Rochet, “Kuruluşumuzdan bu yana, kripto varlıkların güvenliği konusunda önemli bir sorumluluk hissettik ve bu nedenle ürünlerimizi mümkün olan en yüksek güvenlik standartlarına göre tasarladık. Bugüne kadar hiç hacklenmeyen Ledger donanım cüzdanlarının sayısı 6 milyondan fazla oldu ve bu sayı her geçen gün artıyor. Müşterilerimize her zaman en yüksek güvenlik standartlarını sunmayı taahhüt ediyoruz, ürünlerimizin güvenilirliğine olan inancımız tam.” dedi.

Son ürünleri olan Ledger Stax’i şeffaflık ve milyonlarca insanın güvenini kazanmak için tasarladıklarını söyleyen Jean-François Rochet, “Avuç içi boyutunda olan, dünyanın ilk kavisli E Ink® dokunmatik ekranına sahip Ledger Stax, Ledger’ın kendi işletim sistemiyle tavizsiz güvenlik sunuyor. Türünün tek örneği olan Ledger Stax ile NFT koleksiyonları, 500’den fazla coin ve varlık kolayca yönetilebiliyor. Dijital güvenliği avucunuzun içine almak zor değil, başarılarımızı sürdürmekte kararlıyız.” açıklamasında bulundu. 

İTÜ ZES Güneş arabası yarış simülasyonunu başarıyla tamamladı

0

Çevre, ekonomi, toplumsal eşitlik üçgeninde sürdürülebilirlik odağını, işinin ayrılmaz bir parçası olarak gören BANTBORU’nun Elmas Sponsor olarak desteklediği İstanbul Teknik Üniversitesi ZES Güneş Arabası Ekibi, Bridgestone World Solar Challenge 2023 hazırlıkları kapsamında 1.300 kilometrelik BANTBORU Yarış Simülasyonunu başarıyla tamamladı. Ekibin, güneş enerjili araçlar kategorisinde en prestijli ve en büyük organizasyon olan Bridgestone World Solar Challenge 2023’e katılacak ARIBA ZES X aracı, Osmangazi Köprüsü’nü ve Çanakkale Boğazı’nı geçen ilk güneş arabası oldu. İstanbul – İzmir – Çanakkale rotasında, yarıştaki düzene benzer şekilde konvoy düzeni sağlanarak gerçekleştirilen 3 günlük simülasyonda, ekip içi görev dağılımları ve farklı senaryolara karşı adaptasyon konusunda deneyim kazanıldı.

Dünyada üretilen her 100 araçtan 4’ünün kritik sistemlerinde ürünleriyle yer alan ve önümüzdeki 3 yıllık süreçte küresel otomotiv pazarındaki payını ikiye katlamaya hazırlanan BANTBORU, Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden İstanbul Teknik Üniversitesi’nin İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi’ne (İTÜ ZES GAE) Elmas Sponsor olarak destek oluyor.

Gençlerin mobilitenin geleceğine yönelik azmini desteklemekten mutluluk duyduklarını ifade eden BANTBORU CEO’su Sinan Gider, “Çevre, ekonomi, toplumsal eşitlik üçgeninde sürdürülebilirlik odağını, işimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Yenilenebilir enerji kullanımı, enerji verimliliği, karbon ayak izimizin azaltılması, sıfır atık konularına odaklanıyor ve bu konularda sadece üretim faaliyetlerimizde değil, üretim dışı faaliyetlerimizde de değer zincirimize yayılacak adımlar atıyoruz. İTÜ ZES GAE’nin ülkemize büyük prestij kazandıran projelerine destek vermek bizlere büyük gurur ve heyecan veriyor. Sponsorluk desteğimizin yanı sıra, BANTBORU Ar-Ge ve Üretim ekiplerimiz, İTÜ ZES GAE’nin öğrencilerden oluşan yetkin ekipleriyle koordineli bir şekilde araçların farklı teknik ihtiyaçlarına destek veriyorlar. İş birliğimiz kapsamında ayrıca, öğrenci gençlere BANTBORU bünyesinde staj imkanları sunacağız. Böylece ülkemizin en kapsamlı özel sektör – üniversite iş birliklerinden birine imza atıyoruz. İTÜ ZES GAE ekibinin ve ARIBA ZES X’in BANTBORU Yarış Simülasyonunu başarılı bir şekilde tamamlaması, heyecanımızı daha da artırdı” şeklinde konuştu.

Bu tür uzun süreli yol testlerinin yarışa hazırlanmaları için çok önemli olduğunu belirten İTÜ ZES GAE akademik danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Alper Tolga Çalık, “Yol testleri aynı zaman oldukça da maliyetli. BANTBORU’ya hem maddi destekleri hem de en kritik parçalardan olan motor jantını imal ederek gösterdikleri iş birliği için teşekkür ediyoruz” dedi.

10 farklı lisans bölümünden 25 adet öğrenci ve ekip akademik danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Alper Tolga Çalık’ın katılımıyla gerçekleşen BANTBORU Yarış Simülasyonunda, ekibin her bir üyesi operasyon sürecinde farklı bir görev yaptı. Simülasyon boyunca, Buse Öğretir, Çağdaş Karahan, M. Kaan Özkan, Levent Çolakoğlu ve Mehmet Şahin olmak üzere 5 pilot adayı ile sürüş gerçekleştirildi. Pilot adayları, bu yolculuk öncesinde bilgisayar simülasyonları ve kampüs içi testler ile eğitildiler.

BANTBORU Yarış Simülasyonunun temel amaçlarından birini, aracın tek enerji kaynağı güneş enerjisini verimli kullanarak, ARIBA ZES X’i hiç şarj etmeden tüm test rotası boyunca sürülmesini sağlamak oluşturdu. Bir diğer amaç, ise ARIBA ZES X’i farklı yol eğimlerinde ve farklı seyir hızlarında sürerek ekibin Strateji Grubu için performans verileri elde etmek oldu. Test boyunca en çok kullanılan hız aralığı 55 – 75 km/saat aralığı olurken, yol boyunca test edilen en yüksek seyir hızı 97 km/saat oldu. Testin bir diğer önemli amacı olan hava durumunun performansa etkisi de gözlemlenerek güneş panellerinin farklı hava durumları ve ışıma değerlerinde ne kadar güç üretebildiğine dair kritik veriler elde edildi. Yarış simülasyonu boyunca parçalı bulutlu hava, tamamen kapalı hava, bulutsuz/güneşli hava ve yağmurlu hava gibi farklı koşullarda hem güneş panellerinin hem de aracın sürüş performansı test edildi.

Yol boyunca araçtan toplanan veriler ile aracın tüketim değerleri ölçüldü ve bu verilere göre aracın ne kadar enerji harcadığı hesaplandı. Böylece önceden koşulan simülasyonlarla aracın gerçek verilerinin doğrulaması gereken ölçüm veri tabanı oluşturuldu. Ekibin Strateji Grubu test sonrasında ölçülen bu verileri kullanarak, simülasyonlarda hesaplanan tüketim değerleri ile gerçek hayatta ölçülen değerlerin tutarlılığını kontrol edecek imkana kavuştu. Strateji Grubu ayrıca, sürüş profillerinde iyileştirmeler yaparak değişen hava durumu senaryolarına karşı dinamik olarak reaksiyon göstererek izlenecek sürüş profilleri konusunda da ilk önemli tecrübeler edindi.

Simülasyon kapsamında BANTBORU Ar-Ge Merkezi iş birliğinde üretilen yeni motor jantının da test edildiğini söyleyen İTÜ ZES GAE Mühendislik Takımı Lideri M. Anıl Korkmaz, “BANTBORU Yarış Simülasyonunda ayrıca, ARIBA ZES X’in yeni güneş paneli konfigürasyonunun ve panellerden elde edilen enerji ile bataryanın şarj edilmesini sağlayan yeni MPPT sistemini de denedik” dedi.

BANTBORU Yarış Simülasyonu boyunca önemli verilerin kayıt altına alındığını söyleyen İTÜ ZES GAE Strateji Grubu Sorumlusu Efe Tosun, “Farklı yol ve eğimlerdeki tüketimler, panellerin ürettiği güç ve motor performansı gibi ARIBA ZES X’e ait önemli performans verilerini kaydettik. Bu veriler, Bridgestone World Solar Challenge 2023 yarışında izlenecek olan yarış stratejisinin kurulmasında önemli ve yol gösterici olacak” dedi.

Ekibin tüm çalışmalarının Bridgestone World Solar Challenge 2023 yarışması için olduğunu belirten İTÜ ZES GAE Proje Yöneticisi Abdullah Çalışkan, “Bilime, teknolojiye, eğitime değer veren ve en önemlisi ekibi benimseyen BANTBORU ile bu zorlu yol testini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ekibimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 250. yılında bu kıymetli temsiliyet için çalışıyor” dedi.

General Mobile’dan İlkay Cihaner Co-Founder.Work etkinliğindeydi 

Co-Founder.Work üçüncü etkinliğinde General Mobile Firması Strateji ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlkay Cihaner’i konuk etti

İlkay Cihaner, iş hayatı hakkında önemli detaylar, iş geliştirme ve marka büyütme yolundaki adımlar hakkındaki tecrübelerini Co-Founder.Work takipçileri ile paylaştı. Okul döneminde yaşadıklarından yetkinliklerini nasıl geliştirdiğine kadar birçok noktaya değindi. Şirket hedeflerinden ve gelecekte sunacakları projelere de değinmeden geçmedi. 

Genç girişimcilere sunulan fırsatlar 

Son olarakta genç girişimcilere de sundukları fırsatlardan bahseden İlkay Cihaner son olarak soru-cevap yaparak güzel bir W-Talk etkinliğinin daha gerçekleşmesini sağladı. Etkinliğin tamamını izleyebilirsiniz: 

İlkay Cihaner kimdir?

1998 Doğumlu olan İlkay Cihaner 15 yıldır iş dünyasında. Çeşitli şirketlerde ve pozisyonlarda çalışma fırsatı elde eden Cihaner General Mobile İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olmakla beraber bir fotoğraf tutkunudur.

General Mobile hakkında

General Mobile, 2005 yılında Türkiye’de kurulan bir teknoloji şirketidir. Şirket, özellikle akıllı telefonlar, tabletler ve aksesuarları gibi elektronik ürünler üretmektedir. General Mobile, ürünlerini özellikle Android işletim sistemiyle birlikte sunarak, Türkiye’de ve dünya genelinde geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmektedir.

General Mobile, kaliteli ve kullanıcı dostu ürünleriyle tanınmaktadır. Ayrıca, şirket, ürünlerinde yüksek performans, güncel teknolojiler ve şık tasarımlar kullanarak, müşterilerine en iyi kullanıcı deneyimini sunmayı hedeflemektedir. Şirket, Türkiye’nin yanı sıra, Avrupa, Asya ve Afrika gibi pek çok ülkede de faaliyet göstermektedir. 

Co-Founder.Work’ün etkinliklerinden haberdar olmak için sosyal ağlarda takip edin:

Instagram ►► https://www.instagram.com/cofounderwork/

Facebook ►► https://www.facebook.com/cofounderwork

Twitter ►► https://twitter.com/cofounderwork

Co-Founder.Work hakkında

Co-Founder.Work girişimcilere katma değer sağlayan ve yeni nesil çalışma deneyimi sunan bir coworking spacedir. İstek, inovasyon ve çalışmanın buluşma yeri olan Co-Founder.Work çalışanlarına sunduğu destekler ile ön plana çıkar. Girişimcileri destekleyen yapısıyla birçok start-up ile işbirliği içerisindedir. Merkezi ve güvenlikli konumu sayesinde zamandan kazanç sağlayabileceği gibi yüksek hızlı internet sayesinde işlerinizi rahatlıkla yapmanızı sağlar. Size uygun olan pakete göre hazır ofis, sanal ofis veya paylaşımlı ofis seçenekleri ile sizlere iş hayatınızda büyük kolaylıklar sağlar. Motivasyonumuzu aldığımız “MAY THE FORCE BE WİTH YOU” mottomuz ile sizleri ofisimize bekliyoruz.

W-Talk nedir?

Davet ettiğimiz girişimcilerle yaptığımız söyleşilere verdiğimiz etkinliktir. Konuşmacılar ile samimi bir ortam oluşturduğumuz etkinliklerde ilk olarak konuşmacımız günün konusundan bahseder. Daha sonrasında da katılımcılar ile soru cevap yaparak akıldaki soruları bitirdiğimiz bir etkinliktir. Konuşmacı sonrasında da networking bölümümüzde gelen katılımcılar birbiriyle tanıştırıp sosyal çevrelerini genişletmeyi hedefliyoruz.

Bulut oyun pazarında dev satın alma iptal edildi

0

İngiltere Rekabet ve Piyasa Kurumu’nun kararıyla bulut oyun pazarında dev satın alma iptal edildi. Microsoft bu kararla zor duruma düştü.

İngiltere Rekabet ve Piyasa Kurumu (CMA), Microsoft’un Activision Blizzard’ı satın alması için yapılan 69 milyar dolarlık anlaşmayı reddetti. CMA, anlaşmanın “Bulut oyun pazarındaki rekabete zarar vereceğini” belirtti.

CMA yaptığı basın açıklamasında Microsoft’un şu anda cloud game pazarının yüzde 60 ila 70’ini kontrol ettiğini belirtti. CMA, Xbox işinin yanı sıra Microsoft’un Azure ve Xbox Bulut Oyun altyapısıyla birlikte Windows’ta lider PC işletim sistemine de sahip olduğuna dikkat çekiyor.

CMA açıklama yaptı

Yapılan açıklamada: “Anlaşma, Microsoft’a Call of Duty, Overwatch ve World of Warcraft gibi önemli oyun içerikleri üzerinde kontrol sağlayarak pazardaki avantajını pekiştirecek. CMA’nın elindeki kanıtlar, birleşme olmazsa Activision’ın yakın gelecekte bulut platformları aracılığıyla oyunlar sağlamaya başlayacağını gösteriyor.

Bulut, İngiltere’deki oyuncuların pahalı oyun konsolları ve PC’leri satın almaktan kaçınmasına olanak tanır ve onlara nasıl oynadıkları konusunda çok daha fazla esneklik ve seçenek sunuyor. Microsoft’un tam da hızla büyümeye başladığı sırada cloud game pazarında böylesine güçlü bir konum almasına izin vermek, bu fırsatların geliştirilmesi için çok önemli olan yeniliğin altını oyma riski taşıyor” denildi.

Basın açıklamasında CMA’nın birleşmeyi araştırmak için getirdiği bağımsız uzmanlar panelinin başkanı olan Martin Coleman: “Bulut oyunları, yeniliği ve seçimi yönlendirmek için ücretsiz, rekabetçi bir pazara ihtiyaç duyuyor. Bu, bulut oyunlarındaki mevcut rekabet dinamiklerinin işlerini yapmaya devam etmesine izin vererek en iyi şekilde elde ediliyor” dedi.

Yerli uygulama Voscreen, Çinli bir şirket tarafından çalındı!

0

Türk yazılım şirketi Voscreen, yakın zamanda ortaya çıkan kopyalama olayı sebebiyle Apple’a dava açtı.

Farklı konseptiyle yıllar önce piyasaya çıkan ve ülkemiz de dahil olmak üzere binlerce insanın dil öğrenmesine katkıda bulunan Voscreen, Apple ile davalık oldu. Türkiye’de Türk geliştiriciler tarafından kurulan Voscreen’in aynı isim ve görselleri taşıyan birebir Çinli kopyasının App Store üzerinde satışa sunulduğu ortaya çıktı. Olayın keşfedilmesinin ardından sosyal medyada kampanya başlatan Voscreen CEO’su Deniz Dündar, Apple’a karşı dava açacaklarını söyledi.

Türk yazılım şirketi olan Voscreen’inin kurucusu Deniz Dündar yayınladığı tweetinde açıkça belirtti. “Apple, eğitimde fırsat eşitliği vizyonu ve idealiyle tüm dünyaya yıllardır ücretsiz hizmet veren bir Türk şirketine ait Voscreen adlı uygulamanın Çinli bir şirket tarafından çalınarak ücretli bir şekilde”. açıklamasında bulundu.

Shangai Heterogenous Network Technology adındaki Çinli şirketin Apple’a ilettiği e-posta metninde “çakma uygulamanın adının ve logosunun farklı bir isimle değiştirildiği, uygulamaya dair toplanan tüm metadatanın (yapılandırılmış bilgilerin) silindiği ve bu haliyle incelemeye gönderildiği” yazıyordu. Üstelik e-postanın CC bölümünde asıl Voscreen’in kurucusu Deniz Dündar da var ki zaten bu e-postayı da kişisel LinkedIn hesabından paylaşmıştı.

Yani bir başka deyişle Çinli şirket, Türk şirketi Voscreen’in her şeye rağmen uzlaşma amacıyla yaptığı “gelin bizim çatımız altında birleşelim, yatırım ortaklığı kuralım” teklifini doğrudan olmasa da reddetmiş, uygulamanın adını ve logosunu değiştirme kararı alarak bu güncellemeyi yapıp incelenmesi için Apple’a göndermişti. Apple’ın uygulama marketi App Store’da ise bu değişikler, tıpkı yeni uygulama yayınlarında da olduğu gibi bir denetim ve onay sürecinden sonra kullanıcılara yansıtılıyordu. 

Nitekim Apple’ın App Store için uyguladığı inceleme kuralları Çin’de farklı işliyor. Ülkede devlet kararı ile yasak olan kategorilerde uygulama yayınlamak imkansız. Ayrıca yine bu sebeple Çin’deki App Store, Türkiye’deki App Store’dan epey farklı ve geliştiriciler, Çin pazarına girmek isterlerse Çin’deki App Store’da uygulamayı ayrıca yayınlamak zorundalar.

Voscreen’in kurucusu Deniz Dündar, geçtiğimiz dakikalarda Twitter’dan yaptığı bir paylaşımla, uygulamayı çalan Çinli şirketin geçtiğimiz gün yaptığı talebiyle ilgili yeni gelişmeleri paylaştı. Dündar, Apple’ın Çinli şirketin talebini kabul ettiğini ve uygulamanın yayınlanmaya devam ettiğini aktardı.

Öte yandan Dündar, Apple’ın Voscreen’i çalan Çinli şirketin uygulamasını Türkiye, ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerden kaldırıldığını da paylaştı. Çin, Tayvan ve Hong Kong gibi yerlerin ise kaldığını ifade etti. 

Microsoft bilgilerinizi “yanlışlıkla” Bing’e gönderiyor!

Microsoft, Edge web tarayıcısına düzenli olarak daha fazla özellik ekliyor, ancak bazen bunları kullanıcılara sunmadan önce düzgün bir şekilde test etmiyor. Bu durum, muhtemelen hiç duymadığınız veya kullanmadığınız ek bir işlevsellik için tarama geçmişinizin sızdırılması gibi ciddi gizlilik sonuçlarına yol açabilir.

Microsoft’un Edge tarayıcısı Google Chrome kadar yaygın kullanılmıyor olabilir, ancak en popüler ikinci masaüstü tarayıcısıdır. Bu, şirketin yıllar boyunca Chrome kullanıcılarını pop-up’larla rahatsız etmek ve farklı bir tarayıcıyı varsayılan olarak ayarlamayı zorlaştırmak da dahil olmak üzere mümkün olan her şekilde Windows kullanıcılarına zorlamasının sonucudur.

Edge, dizüstü bilgisayarlar ve 2’si 1 arada cihazlar için güç tasarrufu özelliklerinden otomatik video oynatmayı engellemeye ve kişisel favorim olan dikey sekmelere kadar kullanımı keyifli hale getiren bazı şık özellikler sunuyor. Redmond devi, Edge’i Chrome teknolojisinin aynısı ancak daha yetenekli ve “Microsoft’un ek güveni” olarak tanıtıyor, ancak son özelliğin en iyi ihtimalle şüpheli olduğu ortaya çıktı.
Acı gerçek şu ki, çoğu tarayıcı eve telefon ediyor ve bazen bunu tasarım gereği değil, bir hata veya yanlış yapılandırma nedeniyle yapıyorlar. Gizlilik bilincine sahip bir Redditor, Microsoft Edge’de az bilinen ve adres çubuğundaki bir düğme aracılığıyla belirli içerik oluşturucuları takip etmenizi sağlayan bir özelliğin mevcut uygulamasında da bir gizlilik kabusu olduğunu keşfetti.

Görünüşe göre bu özellik, bir web sitesini her ziyaret ettiğinizde Edge’in bingapis.com’a bir istek göndermesine neden oluyor ve aslında tüm tarayıcı geçmişinizi Microsoft’a sızdırıyor. Stardock mühendisi Rafael Rivera The Verge’e yaptığı açıklamada sorunun, daha önce yalnızca YouTube, Facebook, Pinterest, TikTok, The Verge ve Engadget gibi sitelerdeki belirli sayfalar ziyaret edildiğinde etkinleştirilen yaratıcı takip özelliğinin varsayılan olarak etkinleştirilmesinden kaynaklandığını söyledi.
Olumlu bir not olarak, Microsoft Edge’in belirli etki alanlarını Bing API web sitesine göndermesini engelleyen bir ana filtreye sahip. Şirket sorunu araştırdığını söylüyor, ancak sorunu hafifletmek için resmi bir yama beklemenize gerek yok. Sorunlu özelliği kapatmak için Ayarlar -> Gizlilik, Arama ve Hizmetler -> Hizmetler bölümüne gidin ve “Microsoft Edge’de içerik oluşturucuları takip etmek için önerileri göster” seçeneğini kapatın.

Bulutta veri koruma için en iyi 3 uygulama

0

“Küresel Veri Dünyası” giderek büyüyor. IDC, 2026 yılına kadar dünyadaki veri hacminin yine iki katına çıkacağını öngörüyor. Çoğu işletme operasyonlarını dijitalleştirirken, daha stratejik iş yükleri oluşturmaya ve giderek daha fazla veri yaratmaya devam ediyorlar. Dolayısıyla işletmelerin başa çıkması gereken veri miktarı katlanarak artıyor. Bu nedenle ölçeklenebilirlik, esneklik ve uygun maliyetli depolama gibi önemli avantajlar sunacağından, ayrıntılı bir strateji temelinde buluta geçmek oldukça önemli.

Bu durumun sürdürülebilir olmayacağını ifade eden  Veeam  Ürün Stratejilerinden Sorumlu Kıdemli Direktör Rick Vanover konuyla ilgili şunları aktarıyor: “Gartner, genel bulut hizmetlerine yönelik son kullanıcı harcamalarının bu yıl 592 milyar dolara ulaşarak 2022 yılına göre yüzde 21’lik bir artış göstermesini bekliyor. Hızlı “lift and shift” geçişleri, modern veri koruma için en iyi uygulamaların takip edilmediği anlamına geliyor. Bu hızlı büyüme ve geçiş, kurumsal düzeyde bazı endişelere yol açıyor. Bulut Güvenliği Birliği’nin (CSA) raporuna göre şirketlerin %96’sı hassas bulut verileri için yeterli güvenliğe sahip olmadıklarını söylüyor – yani bu yolculukta kat etmemiz gereken uzun bir yol var.” 

Verinizi tanıyın

Bir sorunu çözmek için ilk adım neyle karşı karşıya olduğunuzu bilmektir.   Herhangi bir şeyi korumadan önce kimin neyi nerede depoladığını bilmeniz gerekir. İşletmedeki herkes aynı hesapları mı kullanıyor? Öyleyse, bu noktada bir hata olmadığından emin olmak için BT ekiplerinin genellikle dedektif gibi davranması ya da işletme genelinde bir inceleme yapması yerinde olur. Tehditleri tespit etmek için mali tabloları ve kuruluş genelinde bulut maliyetlerini içeren faturaları incelemek gerekebilir.

Çoğu kuruluşun sakladığı veri miktarı, ister şirket içinden taşınmış ister başlangıçta bulutta depolanmış olsun, bir araya getirildiğinde çok büyüktür. Doğası gereği istifçi olan insanlar, dijital dünyada da bu özelliklerini yansıtırlar. Buluttaki “sanal depo” sonsuz veri depolama kapasitesine sahip olsa da tüm verilerin yerini tespit etmek yalnızca işin yarısı olduğundan, hangi verilerin görev açısından kritik ve hassas olduğunu bilmek için bu verileri sınıflandırmak gerekir. Otomatik veri sınıflandırma motorları sıralama ve düzenleme yapmanıza yardımcı olabilir – bu sayede her şeyi en üst düzeyde korumaya çalışmazsınız. Bulutta tam olarak neyi depoladığınızı (ve nerede depoladığınızı) bildikten sonra, verilerin nasıl güvende olduğunu değerlendirmeye başlayabilirsiniz.

Kuruluşlar, verileri buluta taşımak için düşük bir giriş engeliyle karşılaştığından, ekipler gerekli olan güvenlik ve ağ süreçlerine öncelik vermemiş olabilir – geçiş çok hızlı gerçekleştiyse bu durum kolayca ortaya çıkabilir. Aynı şekilde, güvenliğin sağlanması açısından bulut tamamen farklı bir ortam olduğundan, bazı şeyler genellikle gözden kaçırılabiliyor – her zaman şirket içi ortamda bulunmayan çok sayıda yeni hizmet türü var ve bunların birçoğunun saldırı veya kesinti durumunda korunması ve kurtarılması gerekiyor. Bunlara örnek olarak bulut depolama alanındaki kodlar, diğer bulut hizmetlerinden yararlanan uygulamalar ve bulutta sağlanan API’ler verilebilir. 

Sorumluluklarınızı bilin

En önemli sorunlardan biri, işletmelerin bulutta güvenlik ve veri koruma konusunda tam olarak nelerden sorumlu olduklarının farkında olmaması. Özellikle bulut güvenliğinin üzerine inşa edildiği paylaşılan sorumluluk modeline ilişkin farkındalık oldukça düşük. Bu durum, kurumların kendi sorumlulukları olmasına rağmen belirli güvenlik önlemlerinden sağlayıcının sorumlu olduğunu düşündüklerini gösteriyor. Aslında bulut sağlayıcısına bağlı olmakla birlikte, genellikle sağlayıcı altyapının ve onu barındıran fiziksel tesislerin güvenliğinden sağlayıcı sorumludur. Ancak uygulamaların, verilerin ve ortama erişimin güvenliğini sağlamak kullanıcının sorumluluğundadır.  

Pratikte bu, işletmelerin ihlal veya kesinti durumunda bulutta depolanan tüm kritik ve hassas verilerin yedeklerine sahip olduklarından emin olmaları gerektiği anlamına gelir. En iyi uygulama, farklı ortamlarda olmak üzere birden fazla yedeğe sahip olmak (örneğin bir şirket içi ve bir bulut yedeği) ve en az bir kopya şirket dışında, çevrimdışı ve değişmez olmak üzere veri kopyalarının farklı ortamlarda bulundurulmasıdır. 

İşletmenin diğer temel güvenlik sorumluluğu ise erişim ve ayrıcalıkların kontrol edilmesidir. Buluttaki her kullanıcının “God Mode”a erişimi varsa, herhangi bir ihlal yıkıcı olacaktır. Benzer şekilde, koruma ve provizyon gibi birden fazla farklı işlevi yerine getirmek için tek bir hesap kullanıldığında da durum aynıdır. Burada en iyi çözüm, işletme genelinde birden fazla hesabın kullanılmasını sağlamak, hesaplar ve abonelikler arasında erişim ve kimlik yönetimini doğru bir şekilde uygulamaktır; böylece bir güvenlik ihlali durumunda hata etki alanını kolayca ortadan kaldırabilirsiniz. Ayrıca kullanıcı düzeyinde, herkesin yalnızca ihtiyaç duyduğu kaynaklara ve ortamlara erişebilmesi için bulut ortamında “asgari ayrıcalık” ilkesine uyulduğundan emin olun.

Maliyet-Etkin olduğunuzdan emin olun 

Büyük olasılıkla, yukarıdaki iki ilkenin hayata geçirilmesi çoğu işletme için önemli bir çalışma olacaktır. Ancak iyi haber şu ki, bunu yapmak için gerekli olan başlangıçtaki zorlu süreç bir sonraki aşamada aynı ölçekte tekrarlanmayacaktır. Yine de bulut ortamını uzun vadede sağlıklı ve uygun maliyetli tutabilmek için bulut veri hijyeni süreçlerine sahip olmak önemlidir.

Ayrıca, veri yaşam döngünüzün sağlıklı bir şekilde işlediğinden emin olmalısınız. Bu olmadan, başlangıçta atılan doğru adımlar zaman içinde etkisiz ve pahalı hale gelecek, işletme yanlış verileri yanlış şekillerde depolamak ve korumak için para harcayacaktır. Verinin bulutta doğru depolama platformunda olması gerekir ve yaşam döngüsü süresince bu platform mutlaka değişecektir. Örneğin, veri blok kaynaktan nesne depolamaya, oradan da arşiv depolamaya geçebilir. Bunlarla ilişkili maliyetler değişkendir, bu nedenle verileri verimsiz yollarla depolamadığınızdan (veya yedeklemediğinizden) emin olun.

Bunlar, bulut bilişim ve depolama maliyetleri için nihai “fatura şokundan” kaçınmak için gereken küçük adımlardır. Bu maliyetler basit verilerin ötesinde API maliyetleri, veri çıkışı (aktarımı) ve daha fazlasını içerir. İşletmelere her zaman, maliyetlerin birikmesini önlemek ve harcamaların beklentilerle eşleşmesini sağlamak için takip ettikleri yerleşik bir “bulut ekonomik modeline” sahip olmalarını öneririm. Buna gerçek hayattan şu örnek verilebilir; bir ışığı açık bırakırsanız ya da artık kullanmadığınız bir aboneliği iptal etmeyi unutursanız, aylık faturalarınız beklenenden daha yüksek gelecektir. Bu durum kurumsal bir bulut ortamında gerçekleşirse, toplam fatura dudak uçuklatabilir.  

İşletmelerin (ve dünyanın) depolanan veri miktarı önümüzdeki beş yıl içinde artmaya devam ettikçe, bulut bu verilerin yönetilmesinde yapbozun hayati bir parçası olacak. İşletmelerin, verilerini depolama ve korumanın ötesine geçerek; bunları kullanmanın ve böylece kendi kurumları ve müşterileri için değer yaratmanın yollarını aramaları gerekiyor. Bunun için daha fazla çeviklik sağlayacak şekilde yeniden düzenleme yapılması gerekiyor, ancak bu aynı zamanda işletmenin “her duruma” hazırlıklı olması anlamına da geliyor. En iyi uygulamaların değişmesi kaçınılmaz olduğundan, dinamik bir yapıya sahip olan bulut bilişim de gelişmeye devam edecektir. İşletmeler hem bulutta hem de şirket içinde veri odaklı hale gelirlerse, gelecekte karşılarına çıkacak her şeye hazır olacaklardır.

Tüm cepler ve tabletler POS makinesine dönüşebilir

2022 yılında sektör ortalamasının 2 kat üzerinde yüzde 164 büyüme yakalayan Paynet, biri Android tabanlı cihazların POS cihazı olarak kullanılmasını sağlayan PayPOS, diğeri de bireysel tüketici kredisi olmak üzere iki yeni ürünü pazara sunmuştu.

Android tabanlı cihazları kullanarak ek bir cihaza ihtiyaç duyulmaksızın fiziksel POS cihazlarının özellikleri ile ödeme almasını sağlayan PayPOS sayesinde NFC teknolojisi ile temassız ödeme alınabiliyor. Güvenli ve kolay kullanımı sayesinde ödeme işlemini sadece 4-5 saniyede tamamlıyor.

Paynet Pazar payını büyütmeye devam ediyor

2022 sonuçlarını bir basın toplantısında değerlendiren Paynet Genel Müdürü Onur Ertürk Paynet’in yeniliklerini ve PayPOS’un özelliklerini Techinside’a anlattı:

2022 yılında sektörün 2 kat üzerinde büyüyen Paynet, hız kesmiyor. 2023’e yüzde 100’ün üzerinde büyüme hedefiyle giren şirket, ilk çeyrekte işlem hacmini yüzde 226 artırarak rekor kırdı. Yenilikçi ürün ve çözümlerinin desteklediği bu performansla pazar payını da artıran Paynet, ikinci çeyrek için de iddialı. Bu yıl finansman alternatiflerini artırmaya odaklandıklarını belirten Paynet Genel Müdürü Onur Ertürk, “Yılın ikinci çeyreği bu anlamda daha hareketli geçecek” diyor.

Paynet, 2023 yılının ilk çeyreğinde işlem adedinde yüzde 63, işlem hacminde de yüzde 226 artış yakalayarak büyüme rekoru kırdı. İlk çeyrekte işlem tutarına göre işlemlerin yüzde 95’i 3Dʼli, yüzde 5’i ise 3Dʼsiz gerçekleşti. Bununla birlikte işlem hacmine göre ödemelerin yüzde 16’sı tek çekim, yüzde 84’ü taksitli işlem olarak kaydedildi. Ödeme platformları olarak PayPortal toplam işlemlerden yüzde 57 pay alırken, Paynet Api yüzde 22, Paynet Mobil yüzde 21 pay aldı.

2023 yılı ilk çeyreğinde, geçen yıl üretilen işlem hacminin yaklaşık yarısına ulaştıklarını belirten Paynet Genel Müdürü Onur Ertürk, “Yılın ilk çeyreğine çok güzel bir başlangıç yaptık. BKM kartlı işlem pazarı 2022 Ocak ayı verilerine göre Pazar yüzde 146 büyürken Paynet olarak aynı dönemde yüzde 294 oranında büyüme kaydettik. Ardından da rekorlar gelmeye başladı. En yüksek günlük işlem hacmimizi Mart ayı içerisinde gerçekleştirerek ilk çeyrek işlem hacmimizi de yaklaşık yüzde 134’lük bir hedef gerçekleştirme oranıyla tamamladık. Böylelikle 2023 yılında da kartlı işlemler pazarındaki işlem hacmimizi genişletmeyi sürdürdük” diyor.

Büyümenin ivmesini yeni ürünler sağlıyor

Paypos

İşletmelerin ürünlerini daha kolay satması için alternatif finans kanalları yaratmaya odaklanan Paynet, özellikle tahsilatta hızın ve verimliliğin önem kazandığı bu dönemde çözümleriyle sektörde farklılaşırken şirketlere önemli bir katma değer yaratıyor. Örneğin Paynet Bayi Ağı Çözümü özellikle bayi ve alt bayiye sahip şirketlerin nakit ve tahsilat akışını kolaylıkla yönetmelerini sağlıyor. Üreticiden son kullanıcıya kadar olan süreçte gerçekleştirilen satışlarda tahsilat tüm paydaşlara Paynet Bayi Ağı Çözümüyle otomatik olarak aktarılıyor. Anında herkesin hak ediş tutarı ilgili banka hesaplarına paylaştırılmış oluyor.

Avantajlı kredi hizmeti

Paynet’in geçtiğimiz yıl pazara sunduğu diğer yenilikçi çözümü PayKredi de işletmelerin yeni finansman opsiyonu ile son tüketicilere farklı ödeme alternatifi sunmasını sağlıyor.

Anlaşmalı bankalar üzerinden avantajlı faiz oranları, masrafsız ve sigortasız kredi sunması PayKredi’nin en önemli avantajları. Bu çözümle müşteriler kart limitlerini doldurmadan uzun vadede ödeme imkânı buluyor. Banka şubesine gitmeden, hızlı, dijital, anında onaylı ve güvenilir bir alışveriş deneyimi yaşıyorlar. Üye iş yerleri de taksit sayısını artırıp kart dışında alternatif bir ödeme yöntemi daha elde ettikleri için satış hacimlerini yükseltiyor.

“Müşterinin ihtiyacına yönelik sunulan çözümlerle ikinci çeyrek daha hareketli geçecek”

2023 yılına yüzde 100’ün üzerinde büyüme hedefiyle giren Paynet, yılın ilk çeyreğinde yeni ürün ve çözümleriyle şirketlerin en büyük finansal destekçisi olmaya devam etti. Şirketlerin nakit akışlarını daha hızlı ve kolay yönetmeleri bugün her şeyden daha kritik hale gelirken Paynet de Paynet üye iş yerlerinin ticari şirket kartları üzerinden tedarikçilerine ödeme yapmasını sağlayan Tedarikçi Ödemesi çözümünü pazara sundu. Bu çözümle tedarikçiler ödemelerini hızlıca alırken Paynet üye işyerleri de kartlarına uygulanan taksit ile ödemelerinde vade avantajı elde ediyor.  Böylece işletmeler daha sağlıklı bir nakit akışına sahip oluyor.

Bu yıl finansman alternatiflerini artırmaya odaklandıklarını belirten Paynet Genel Müdürü Onur Ertürk, yılın ikinci çeyreğinin bu anlamda daha hareketli geçeceğini ifade ediyor. Ertürk sözlerini şöyle sürdürüyor: “İşletmelerin finansal araçlara erişimini kolaylaştırmak için çalışacak, fon sağlayan bankalar ile fon ihtiyacı olan şirketler arasında köprü vazifesi görmeye devam edeceğiz. Ödemelerin dijitalleştirilmesinin yanı sıra işletmelerin hangi bankada olursa olsun tüm hesaplarını tek bir noktadan izleyebileceği, hesaplar arası hızlı ve zahmetsiz şekilde para transferi yapabileceği ve nakit akışlarını kolayca yönetebileceği Açık Bankacılık çözümümüzde lisans kapsamımızı genişleterek 2023’te bu çözümümüzü daha geniş bir yelpazede sunacağız. Biz deneyim odaklı bir şirketiz. Başarımızın ve büyümede rekorlar kırmamızın en büyük nedeni müşterilerimizi dinleyerek onların ihtiyaçlarına odaklı çözüm geliştirme kabiliyetimiz.”

IoT cihazları tehdit altında

0

Siber suçlular, her geçen gün bireyleri ve şirketleri tehlikeye atmanın yeni yollarını keşfederek becerilerini ve araçlarını sürekli geliştiriyor. Kaspersky, son Securelist blog yazısında saldırganlar tarafından kullanılan ve yaygın olmayan bulaşma yöntemlerini mercek altına aldı. Yazıda diğer keşiflerin yanı sıra, HTTP harici hedeflere karşı DDoS saldırıları başlatmak amacıyla IoT cihazlarına bulaşan Mirai tabanlı bir solucan olan RapperBot hakkındaki detaylara da yer verildi. Yazıda bahsedilen diğer yöntemler arasında bilgi hırsızı Rhadamanthys ve muhtemelen BitTorrent ve One Drive aracılığıyla dağıtılan açık kaynaklı kötü amaçlı yazılımları temel alan CUEMiner de yer alıyor.

RapperBot ilk olarak Haziran 2022’de verileri düz metin olarak aktaran Telnet hizmetleri yerine, kurulan şifreli iletişim sayesinde dosya aktarmanın güvenli bir yolu olarak kabul edilen Secure Shell protokolünü (SSH) hedef almasıyla dikkat çekmişti. Ancak RapperBot’un son sürümü SSH işlevselliğini kaldırarak yalnızca Telnet’e odaklanmaya başladı ve bunda da oldukça başarılı. 2022 yılının 4. çeyreğinde, RapperBot bulaşma girişimleri 2 binden fazla benzersiz IP adresi üzerinden 112 binden fazla kullanıcıyı hedef aldı.

RapperBot’u diğer solucanlardan ayıran şey “akıllı kaba kuvvet” kullanması

Tehdit komut istemcisini kontrol ediyor ve buna uygun olacağını düşünülen kimlik bilgilerini seçiyor. Bu yöntem, büyük bir kimlik bilgileri listesini gözden geçirme ihtiyacını ortadan kaldırdığı için kaba kuvvetle şifre zorlama sürecini önemli ölçüde hızlandırıyor. Aralık 2022’de RapperBot’un en fazla sayıda cihaza bulaştığı ilk üç ülke Tayvan, Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri oldu.

Bir diğer yeni kötü amaçlı yazılım ailesi, ilk olarak 2021’de Github’da ortaya çıkan açık kaynaklı bir kötü amaçlı yazılıma dayanan CUEMiner oldu. En son sürümü Ekim 2022’de keşfedilen CUEMiner, madencinin kendisini ve “izleyici” olarak adlandırılan bir yazılımı içeriyor. Bu program, kurbanın bilgisayarında video oyunu gibi ağır yük gerektiren bir işlem başlatıldığında sistemi izlemeye alıyor.

Kaspersky, CUEMiner’i araştırırken zararlı yazılımın iki yöntemle yayıldığını tespit etti. Bunlardan ilki, BitTorrent üzerinden indirilen ve Truva atı içerek kırık yazılımlar. Diğer yöntem ise OneDrive paylaşım ağlarından indirilen Truva atı içeren kırık yazılımlar. Yayının yayınlandığı sırada doğrudan bağlantılar henüz mevcut olmadığından, kurbanların bu kırılmış paketleri indirmeye nasıl ikna edildiği konusu belirsizliğini koruyor. Bununla birlikte, bugünlerde birçok korsan sitesi hemen indirme sağlamıyor. Bunun yerine daha fazla bilgi için Discord sunucu kanallarına yönlendirme yapıyorlar. Bu da arada bir tür insan etkileşimi ve sosyal mühendislik olduğuna dair şüpheleri güçlendiriyor.

CUEMiner kurbanları dünyanın her yerinde

Bu tür “açık kaynaklı” kötü amaçlı yazılımlar amatör ya da vasıfsız siber suçlular arasında oldukça popüler, çünkü büyük kampanyaların kolayca yürütülmesine olanak tanıyor. CUEMiner kurbanları şu anda dünyanın her yerinde görülebiliyor, hatta bazıları kurumsal ağlarda yer alıyor. KSN telemetrisine göre en fazla sayıda kurban Brezilya, Hindistan ve Türkiye’de bulunuyor. Son olarak Kaspersky blog yazısında, Google reklamcılığını kötü amaçlı yazılım dağıtma ve sunma aracı olarak kullanan bir diğer bilgi hırsızı olan Rhadamanthys hakkındaki yeni bulgulara yer verildi. Detaylar Mart 2023’te Securelist’te yer aldıktan sonra, Rhadamanthys’in doğrudan kripto para madenciliğini hedefleyen Hidden Bee madencisiyle güçlü bir bağlantısı olduğu ortaya çıktı. Her iki örnek de zararlı yükü görsel dosyalarının içinde saklıyor ve önyükleme sırasında benzer kabuk kodlarını paylaşıyor. Ek olarak, her iki örnek de “bellek içi sanal dosya sistemlerini” ve eklentileri ve modülleri yüklemek için Lua dilini kullanıyor.

Kaspersky GReAT Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Jornt van der Wiel, şunları söylüyor: “Açık kaynaklı kötü amaçlı yazılımlar, kodların yeniden kullanımı ve yeniden markalama, siber suçlular tarafından yaygın olarak kullanılan yöntemler. Bu durum acemi saldırganların bile artık büyük ölçekli kampanyalar gerçekleştirebileceği ve dünyanın dört bir yanındaki kurbanları hedef alabileceği anlamına geliyor. Dahası, kötü amaçlı reklam yazılımları, kötü amaçlı yazılım grupları arasında halihazırda yüksek talep gören popüler bir trend haline geliyor. Bu tür saldırılardan kaçınmak ve şirketinizi tehlikeye atılmaktan korumak için siber güvenlik alanında neler olup bittiğinin farkında olmak ve mevcut en yeni koruma araçlarını kullanmak büyük önem taşıyor.”

Securelist’te siber suçlular tarafından kullanılan yeni bulaşma yöntemleri ve teknikleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Kendinizi ve işletmenizi fidye yazılımı saldırılarından korumak için Kaspersky şu tavsiyelerde bulunuyor:

  • Kesinlikle gerekli olmadıkça uzak masaüstü hizmetlerini (RDP gibi) genel ağlara açmayın ve bunlar için her zaman güçlü parolalar kullanın. 
  • Uzaktan çalışanlar için erişim sağlayan ve ağınızda ağ geçidi görevi gören ticari VPN çözümleri için çıkan mevcut yamaları derhal yükleyin. 
  • Savunma stratejinizi yanal hareketleri ve internete veri sızıntısını tespit etmeye odaklayın. Siber suçluların bağlantılarını tespit etmek için giden yöndeki trafiğe özellikle dikkat edin.
  • Verilerinizi düzenli olarak yedekleyin. Gerektiğinde acil bir durumda yedeklerinize hızlıca erişebileceğinizden emin olun. 
  • Kaspersky Endpoint Detection and Response Expert ve Kaspersky Managed Detection and Response hizmeti gibi, saldırganlar nihai hedeflerine ulaşmadan önce saldırıyı erken aşamalarda tespit etmeye ve durdurmaya yardımcı olan güvenlik çözümleri kullanın.
  • Tehdit aktörleri tarafından kullanılan gerçek TTP’lerden haberdar olmak için en son Tehdit İstihbaratı bilgilerine başvurun. Kaspersky Tehdit İstihbaratı Portalı, Kaspersky tehdit istihbaratı için ortak erişim noktasıdır ve 25 yıldır Kaspersky ekibi tarafından toplanan siber saldırı verilerini ve içgörülerini sağlar. Kaspersky, işletmelerin bu zor zamanlarda etkili siber savunma sağlamasına yardımcı olmak için, devam eden siber saldırılar ve tehditler hakkında bağımsız, sürekli güncellenen ve küresel kaynaklı bilgilere ücretsiz olarak erişim sunuyor. Teklife buradan erişim talep edebilirsiniz. 

Her 11 saniyede bir siber saldırı gerçekleşiyor!

0

7. e-Safe Siber Güvenlik Zirvesi’nin gündemi seçim güvenliği, dezenformasyon, siber saldırılar ve hibrit savaş oldu. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, seçimlerde vatandaşların iradesini sakatlamaya ve manipüle etmeye yönelik girişimlere izin vermeyeceklerini söyledi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Merkez Bina’da yapılan 7. e-Safe Siber Güvenlik Zirvesi’nin bu yılki teması: “Siber Tehditler ve Hibrit Savaş 2.0” oldu. Zirveye Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu başta olmak üzere Milli Savunma Bakanlığı Muharebe ve Bilgi Sistem Daire Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Siber Savunma Komutanlığı ile kamu kurumlarının ilgili birim yetkilileri, bilişim ve siber güvenlik uzmanları, hukukçular ve akademisyenler katıldı.

Seçimlerin adil ve güvenli ortamda gerçekleşmesi için manipülasyonlara izin vermeyeceğiz

Zirvenin açılış konuşmasını yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, seçimlerde vatandaşların iradesini sakatlamaya ve manipüle etmeye yönelik girişimlere izin vermeyeceklerini söyledi.

Seçimlere yaklaşık 2,5 hafta gibi kısa bir süre kaldığını ifade eden Sayan, “Bakanlık olarak başta BTK olmak üzere tüm ilgili kurum ve kuruluşlarımız aracılığıyla ve diğer kamu kurumlarımızla koordineli olarak bundan önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de milletimizin iradesinin manipülasyondan uzak bir şekilde sandığa yansıması adına canla başla çalışıyoruz. Ancak bu noktada özellikle sosyal medya platformlarına da büyük iş düştüğünü belirtmek isterim. Geçmişte farklı zamanlarda bazı ülkelerde sosyal medya platformları kullanılmak suretiyle seçimlere müdahale edilmeye, vatandaşların iradesini sakatlamaya ve manipüle etmeye yönelik girişimler oldu. Bunlar artık hemen herkesin bildiği gerçekler. Seçimlerin adil ve güvenli bir ortamda gerçekleşmesi için geçmişte olduğu gibi bugün de bu tarz manipülasyonlara izin vermeyeceğimizi herkesin bilmesini isterim” dedi.

İnternet aktörlerinin çok daha proaktif olmalarını bekliyoruz

Bazı sosyal medya şirketlerinin proaktif bir şekilde seçim öncesi ve sonrası ile seçim günü ne tür tedbirler aldığını kamuoyuna açıkladıklarını belirten Sayan, “Bu girişimleri ve proaktif yaklaşımı takdirle karşılıyoruz. Ancak özellikle Facebook, Instagram, Twitter, YouTube ve TikTok platformlarına büyük iş düştüğünü bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim. Bahsi geçen platformların biliyorsunuz Türkiye’deki kullanıcı sayıları 10 milyonlarla ifade edilecek seviyelerde. Vatandaşlarımız aktif bir şekilde kullanıyor. Ancak bu durumun zaman zaman dezenformasyon ve manipülasyon amaçlı odakların müdahalelerine ortam hazırladığına şahit oluyoruz. Özellikle seçim dönemlerinde bu şirketler başta olmak üzere ülkemizde hizmet veren tüm küresel internet aktörlerinin çok daha müteyakkız çok daha proaktif olmalarını beklediğimizi bir kez daha ifade etmek isterim. Başta BTK olmak üzere tüm ilgili kamu kurumlarıyla koordineli olarak bu seçimin de adil ve güvenli bir ortamda gerçekleşmesi için sosyal medya şirketlerimizden büyük ihtimam bekliyoruz. Alınan tedbirleri de en belirli dönemlerle bizlere bildirmeye devam etmelerini buradan bir kez daha istiyoruz” diye konuştu.

 Her 11 saniyede bir siber saldırı gerçekleşiyor

Dijital dünya ile bu kadar iç içe olunmasının, ‘siber güvenlik’ konusu giderek daha da önemli hale getirdiğine dikkat çeken Sayan, “Küresel siber suç maliyetlerinin önümüzdeki beş yıl içinde her yıl yaklaşık yüzde 15 artacağı tahmin ediliyor. Askeri sistemleri kullanılmaz hale getiren siber saldırılardan, kamu kurumlarının sistemlerine yapılan saldırılara kadar pek çok büyük ölçekli saldırı ülkeleri tehdit ediyor. Bunun bir tezahürü olarak da bu gün birçok ülkede silahlı kuvvetler yapılanması altında siber güvenlik birimi yer alıyor. Araştırmalara göre; her 11 saniyede bir siber saldırı gerçekleşiyor. Yapay zeka teknolojilerinin olgunlaşması ile birlikte önümüzdeki yıllarda siber saldırıların sayısının ve kapsamının daha da artacağını tahmin ediyoruz. Günümüzdeki siber savaş sadece bilgisayarlar üzerinde değil siber uzaydaki tüm teçhizat ve sistemlere karşı da sürdürülüyor.  Bu nedenle büyük resme bakmalı ve olayın sosyal medya hesaplarımızın ele geçirilmesinden çok daha vahim olduğunun farkında olmalıyız” dedi.

Some’lerimizin sayısı 2.200’e yaklaştı

Eskiden geleneksel silahlar ve ordularla yapılan savaşların günümüzde yerini siber ordu ve silahlara bıraktığını ve siber uzayın artık 5. savaş alanı olarak görüldüğünü ifade eden Sayan, “Dolayısıyla siber güvenlik alanındaki ihtiyaçların milli olarak karşılanması kaçınılmaz bir zorunluluk haline geliyor. Bakanlığımız desteği ile BTK bünyesinde bulunan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM), yurtiçi ve yurtdışı kaynaklı siber tehditleri önlemek amacıyla alarm, uyarı ve duyurulara ilişkin faaliyetler yürütüyor ve kritik durumlarda yerinde müdahale ekipleriyle olayın kontrolünün sağlanmasında önemli bir rol üstleniyor.  Ülke çapında SOME’lerimizin sayısı 2.200’e yaklaşırken SOME’lerde görev yapan siber güvenlik uzmanlarımızın sayısı ise 6.500’ü aşmış durumda” bilgisini verdi.

 Milli yazılımlarımızla siber vatanı koruyoruz

Sayan, “Yerli ve milli yazılımlarımızla siber vatanı koruyoruz. Ülkemizdeki kritik kurum ve kuruluşların tehditler ve zafiyetlere karşı uyarılarak ilgililerce gerekli önlemleri almalarını sağlıyoruz. Biz, siber güvenliği ülke güvenliği olarak değerlendiriyoruz. Şüphesiz ki milli güvenlikle ilgili her alanda olduğu gibi ulusal siber güvenliğimizin sağlanmasında da yerli ve milli ürün ve yöntemlerin geliştirilmesi ile kullanılması son derece önem arz ediyor.  Siber güvenlik stratejileri, yeni teknolojiler ve çözümler hakkında konuştuğumuz bu Zirvenin de, siber güvenliğimizin daha da güçlendirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Google Authenticator güncellemesi tehlikeli mi?

Google Authenticator uygulaması için yapılan yeni bir güncelleme, kullanıcıları gizlilik ve güvenlik ihlallerine açık hale getirdiği iddiasıyla geliştiricilerin eleştirilerine neden oldu.

Kimlik doğrulama kodlarınız tehlikede olabilir.

Bu haftanın başlarında Google, Android ve iOS için kullanıcıların tek seferlik kimlik doğrulama kodlarını buluta yedeklemelerine olanak tanıyan bir güncelleme yayınladı. Ancak araştırmacılar bu işlem için kullanılan ağ trafiğinin uçtan uca şifrelenmediğini belirtti. Güvenlik araştırmacısı ve programcı ikilisi, Mysk adlı tek bir çevrimiçi tanıtıcıdan konuşarak, uygun şifreleme olmadan, kullanıcıların iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) sırlarının Google tarafından görüntülenebileceğini veya tehdit aktörleri tarafından potansiyel olarak erişilebileceğini iddia etti.

Araştırmacılar tweet’lerinde “Her 2FA QR kodu, tek seferlik kodları oluşturmak için kullanılan bir sır ya da bir tohum içerir” dedi.
“Başka biri bu sırrı biliyorsa, aynı tek seferlik kodları üretebilir ve 2FA korumalarını yenebilir. Dolayısıyla, eğer bir veri ihlali olursa ya da birisi Google Hesabınıza erişim sağlarsa, tüm 2FA sırlarınız tehlikeye girecektir.” Mysk ayrıca 2FA QR kodlarının ilgili oldukları hizmetin adıyla ilgili veriler içerdiğinden, Google’ın kullanıcılara kişiselleştirilmiş reklamlar sunmak için bu verilere erişebileceğini belirtti. Güvenlik analisti Graham Cluely de Mysk’in bulgularını yineleyerek “Google bu özelliği güvenliğinizi düzgün bir şekilde koruyacak şekilde uygulamadığı için bu özelliği etkinleştirmemelisiniz” dedi. Bu özellik uzun zamandır talep ediliyordu ve Google, bazı kullanıcıların bir cihazın çok önemli hesaplara bağlı olmasından duyduğu hayal kırıklığını kabul ederek bu özelliği eklediğini söyledi.

Google’da grup ürün müdürü olan Christiaan Brand bir blog yazısında “Yıllar boyunca kullanıcılardan duyduğumuz en önemli geri bildirimlerden biri, Google Authenticator ‘ın yüklü olduğu kayıp veya çalıntı cihazlarla başa çıkmanın karmaşıklığıydı” diye yazdı. “Authenticator’daki tek seferlik kodlar yalnızca tek bir cihazda saklandığından, bu cihazın kaybedilmesi, kullanıcıların Authenticator kullanarak 2FA ayarladıkları herhangi bir hizmette oturum açma yeteneklerini kaybetmeleri anlamına geliyordu.”

Yeni güncelleme ile kullanıcılar, Google hesaplarını kullanarak Authenticator uygulamasında oturum açtıktan sonra yeni bir telefonda tek seferlik kodlara tekrar erişebilecekler. Google Authenticator kodları otomatik olarak buluta yedekleyecek, ancak kullanıcılar uygulamayı bir Google hesabı olmadan da kullanabilecekler. Microsoft, Microsoft Authenticator’da bulut yedeklemelerine zaten izin vermişti ve dokümantasyon sayfası buluta gönderilen anahtarların AES-256 ile ne ölçüde şifrelendiğini özetledi.

Hyundai aya çıkmaya hazırlanıyor

Otomotiv endüstrisinde ve özellikle elektrifikasyonda 2030’a kadar liderliği hedefleyen Hyundai Motor Grubu, şimdi de havacılık ve uzay araştırma kuruluşlarıyla birlikte bir ay keşif platformu ve kaşif robotlar geliştirmeye hazırlanıyor. Tarih boyunca insanlığı heyecanlandıran aya yolculuk ve uzay macerası gibi fikirleri daha somut örneklerle desteklemek isteyen Hyundai, ay yüzeyini keşfetmek ve mobilitede daha farklı bir boyuta geçmek için bilimden ve teknolojiden daha fazla yararlanmaya başlıyor. 

Hyundai, yeni projeleriyle havacılık ve uzay sektöründe çığır açmaya hazırlanıyor.

Kore Astronomi ve Uzay Bilimleri Enstitüsü (KASI), Elektronik ve Telekomünikasyon Araştırma Enstitüsü (ETRI), Kore İnşaat Mühendisliği ve Yapı Teknoloji Enstitüsü (KICT), Kore Havacılık ve Uzay Araştırma Enstitüsü (KARI), Kore Atom Enerjisi Araştırma Enstitüsü (KAERI) ve Kore Otomotiv Teknoloji Enstitüsü (KATECH) gibi havacılık ve uzay sektöründeki araştırma merkezleriyle ortak bir araştırma geliştirme anlaşması imzalayan Hyundai, böylelikle insanlığın bilimden ve teknolojiden daha fazla yararlanmasına katkıda bulunacak. Hyundai Motor Grubu, ortak kuruluşlarla yapılan görüşmelerin ardından ilk uzay keşfini ay yüzeyinde gerçekleştirmeye karar verdi. İlk test ünitesini 2024’ün ikinci yarısında tamamlamayı bekleyen grup, 2027’de de hareket kabiliyetine sahip bir model oluşturmayı hedefliyor. İnsan erişimini ve mobilite deneyimlerinin kapsamını genişletmek isteyen Hyundai, uzayda elde edeceği tüm tecrübeleri hayatın her alanına yaymış olacak.

Ayın yüzeyini keşfetmek isteyen Hyundai, solar şarjlı ve otonom sürüşlü bir ay platformu oluşturacak

Koreli kuruluşlarla birlikte ortaklaşa geliştirilecek ay plarformu ve kaşif robotikler, Hyundai Motor Grubu’nun gelişmiş otonom sürüş teknolojilerini, elektrikli motor, yürüyen aksam ve süspansiyonlardan oluşan sürüş sistemini, solar panel ve batarya şarj parçalarını ve aynı zamanda Hyundai Rotem’in geliştirdiği hareketli özel robotunu kullanacak. Platform ve robotikler, ay yüzeyinin koşullarına dayanmak için termal yönetim işlevine ve radyasyon kalkanına sahip olacak. Araştırma ve geliştirme aşamalarından sonra ay yüzeyine yakın bir ortamda test evresine geçecek olan grup, platform ve robotikleri ayın güney kutbuna yakın bir yere indirmeyi planlayacak. Güneş enerjili ve otonom sürüşlü robotikler yaklaşık 70 kg ağırlığında olacak. Ay yüzeyinin kazılması ve örnek maddelerin alınması için özel hareket mekanizmasına da sahip olacak robotikler, çeşitli bilimsel görevleri yerine getirerek hem havacılık hem de otomotive yön vermiş olacak.

Türkiye’den doğan Yapay Zeka Destekli Yaratıcı Yapı: Consciouslab

0

Yeni nesil yaratıcı ekipleri, kendi içinde kurduğu yapay zeka ekibi ile destekleyen Consciouslab, NLP, difüzyon gibi dönüştürücü bazlı yapay zeka modellerini birleştirerek yeni nesil iletişim ihtiyaçlarına cevap veriyor. 

Consciouslab, Web3, Sosyal Medya, AR, Veri Görselleştirme, Blockchain gibi teknoloji ile iç içe konularda, markalar için strateji ve yaratıcı fikirler geliştirip uyguluyor. Değişen sosyal medya, yaratıcı yeni nesil fikirler ve ses getirecek büyük çaplı aktivasyonlar için yepyeni bir bakış açısı sunuyor. 

Üretici yapay zeka destekli yaratıcı bir laboratuvar

Kayhan Dural Consciouslab’in doğuşunu şu şekilde anlatıyor: “Müthiş hızlarda ilerleyen teknolojik gelişmeler ve platformlar, yeni iletişim ihtiyaçları doğurdu. Bu iletişim ihtiyaçlarını geleneksel reklam yapılarıyla karşılamak çok mümkün değil. Herkesin farkında olduğu bu durum için bir çözüm önerisi getirmek ve sektöre yetenek çekebilecek bir bakış açısı kazandırmak istedim. Bu sebepten konsantre yaratıcı ekipler ile yapay zeka teknolojilerini birleştirerek yepyeni hizmetler üreten bir model ortaya çıktı: Consciouslab

Consciouslab’in kurucu ekibinden, yaratıcı lider Selin Dönmez ise Consciouslab’den şöyle bahsediyor: “Her gün başka bir habere ve gelişmeye uyanıyoruz, teknoloji ve üretimde kullanılan araçlar değişiyor. Günün sonunda her zaman ekipler bir fikri ve yapıyı bir yere taşır, o yüzden bu iki yolun birleşimine şahitlik etmek çok güzel. Consciouslab ekip yapısı ve bakış açısı olarak da her ihtiyaca ve modele uygun bir biçimde şekillenen bir yapı. Yapacağımız her şey için çok heyecanlıyız.”

MediaMarkt deneyim şampiyonu olmayı hedefliyor

0

2022 yılında global stratejisinde tüketici elektroniği perakendeciliğinden, deneyim elektroniği perakendeciliğine yönelen MediaMarkt, yeni hedefini açıkladı

Geniş ürün yelpazesiyle teknoloji severlere konforlu alışverişin keyfini sunan Avrupa’nın 1 numaralı ve Türkiye’nin lider elektronik perakendecisi MediaMarkt, 2022 mali yılı sonuçlarını açıkladı. MediaMarktSaturn Perakende Grubu’nun 2022 mali yılı cirosu 21,8 Milyar Euro olarak gerçekleşirken, yine aynı dönemde yapılan faaliyetler sonrasında elde edilen FVÖK 197 Milyon Euro olarak açıklandı. MediaMarkt Türkiye ise MediaMarktSaturn Perakende Grubu içerisinde en hızlı büyüme gösteren ülke oldu.

Türkiye pazarına girdiği ilk günden itibaren büyümesini sürdüren MediaMarkt, bugün 29 ilde 91 mağazada 230 bin metrekarenin üzerinde bir alanda hizmet veriyor ve Türkiye’nin en geniş satış alanına sahip elektronik perakendecisi konumunda. Yatırımlarına hız kesmeden devam ederek geçtiğimiz günlerde Ankara’da Panora AVM içerisinde Türkiye’deki 91. mağazasının açılışını gerçekleştiren MediaMarkt, önümüzdeki 3 aylık dönemde Alanya, Antalya ve Isparta’da mağazalar açacak. 

Her geçen yıl istihdama katkı sağlamaya devam eden MediaMarkt Türkiye, 2021 yılında 2.495 olan çalışan sayısını bir sonraki sene 3.006’ya çıkarırken, 2022 yılı Ekim ayından bugüne kadar olan sürede %10’luk bir artış ile istihdam ettiği kişi sayısını 3.315’e çıkardı. 

Yeni hedef deneyim şampiyonu olmak

2022 yılında global stratejisinde tüketici elektroniği perakendeciliğinden, deneyim elektroniği perakendeciliğine yöneldiklerini söyleyen MediaMarkt Türkiye CEO’su Faruk Kocabaş, konuyla ilgili şunları söyledi: 

“Deneyim Şampiyonluğu yol haritamızı 4 ana başlık altında şekillendirdik. Bütünleşik kanal yaklaşımıyla, mağazalarımızda ve tüm dijital platformlarda sunduğumuz Alışveriş Deneyimi; sağladığımız servis ve hizmetlerde Kullanım Deneyimi; işini seven uzman çalışanlarımız için Çalışan Deneyimi; sürdürülebilirliğe katkıda bulunacak Sosyal & Çevresel Etki Deneyimi. Hedefimiz bu alanların tamamında ilk tercih edilen deneyim elektroniği perakendecisi olmak.”

“Alışveriş Deneyimini müşterilerimize hem mağazamızda hem de satın alma sonrasında en iyi şekilde yaşatıyoruz. 55 mağazamızda MediaMarkt Barista köşemiz bulunuyor. Mağazamızda alışverişe gelen müşterilerimiz, kahve makinesi satın almadan önce, diledikleri kahve makinesinde yapılmış kahveleri deneyimleyebiliyor veya ikram kahvelerin tadına bakabiliyorlar. Bu deneyim sayesinde müşterilerimiz satın almadan önce ürünün performansından emin olabiliyorlar. Bizi tercih eden müşterilerimize sunduğumuz ürün sevkiyat deneyiminin de en üst düzeyde olmasına önem veriyoruz. Zamanında teslimat performansımızda %99 oranında başarı elde ettik. 81 ilde kapıdan iade alımı hizmetimiz bulunuyor. Küçük ürün gruplarında saatli teslimat gerçekleştiriyoruz. Geri dönüştürülebilir materyalden kargo kutuları kullanımıyla ambalaj atıklarını azaltmayı ve atık kaynaklı karbon ayak izimizi önümüzdeki 2 yıl içinde %25 azaltmayı planlıyoruz.”

“Kullanım Deneyiminde ürün yaşam döngüsü boyunca sunduğumuz hizmetler ile tüketicinin ürünleri en iyi şekilde deneyimlemesini sağlıyoruz. Ürünün satın alındığı andan, tüm kullanım süresi boyunca üründen en yüksek verimin alınabilmesi için çok çeşitli satış sonrası hizmetler sunuyoruz. Müşterimiz ürününü yenilemek istediğinde, eskiyi ver yeniyi al dediğimiz geri alım olanağı sunarak, ürün yaşam döngüsünü uzatıyor; müşterimize mükemmel bir kullanım deneyimi sağlamaya devam ederken, aynı zamanda atık oranını azaltarak çevreye de katkı sağlıyoruz. Ayrıca Türkiye’de bir ilk olarak telefon kategorisinde müşterimizin ürünü arızalandığında tamiri yapılana kadar ikame ürün verebiliyoruz ve ikame ürün gamımızı da genişletmek için çalışıyoruz.”

Faruk Kocabaş, açıklamalarına şöyle devam etti: “Çalışan Deneyimini en üst noktaya taşımak için çalışanlarımızı teknoloji ile donatıyoruz, eğitim ve gelişimlerine yatırım yapıyoruz. 3.315 çalışanımıza sağladığımız mobil cihazlarla, teknolojideki uzmanlığımızı tüm altyapılarımıza da yansıtarak güçlendiriyoruz. Canlı ve interaktif tedarikçi ürün eğitimleri ve kategori bazlı eğitimler veriyoruz. Her çeyrekte en az 40 eğitimimiz oluyor. Top Employer Enstitüsü tarafından ‘En İyi İşverenler’den biri seçildik. Düzenli aralıklarla memnuniyet ölçümü yapıyoruz. Çalışanlarımızın %88’i “MediaMarkt’ta çalışmaktan gurur duyuyorum” ifadesini kullanıyor.

Sürdürülebilir bir gelecek için “daha iyiye”

MediaMarkt Türkiye Sosyal & Çevresel Etki Deneyimi kapsamında “Daha İyiye” vizyonuyla dünyayı daha sürdürülebilir kılmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede ülkemizi daha fazla ağaçlandırmak için TEMA Vakfı aracılığı ile Gaziantep Çınarlı ağaçlandırma sahasında 10.000 fidanlık bir Hatıra Ormanı oluşturan MediaMarkt, alışveriş sonrası kendilerine e-posta ile iletilen memnuniyet anketini doldurarak MediaMarkt Hatıra Ormanı’nın oluşturulmasına katkıda bulunan müşterileriyle birlikte, sürdürülebilir bir geleceğe adım atmayı destekliyor.

“Eğitimle Daha İyiye” Projesiyle deprem bölgesindeki 12 bin çocuğun umudu olacak

MediaMarkt Türkiye, sadece bugünü değil, yarını da düşünerek deprem felaketinden etkilenen bölgelere uzun vadede katkıda bulunabilecek sürdürülebilir çalışmalara odaklanıyor. Deprem bölgesine yardım amacıyla açıkladığı 2 Milyon Euro’luk bağış fonu kapsamında MediaMarkt, gençlerin eğitim hayatına devam edebilmelerine destek olmak için Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile önemli bir projeye imza attı. MediaMarkt “Eğitimle Daha İyiye” projesi kapsamında 3 adet donanımlı TEGV Ateşböceği eğitim tırı oluşturarak, deprem bölgesine gönderecek. Eylül ayında başlayacak ve 3 yıl devam edecek bu proje kapsamında, ikinci ve sekizinci sınıf aralığındaki 12 bin çocuğun umudu olmak hedefleniyor ve deprem bölgesindeki çocukların eğitimine yönelik çalışmalara devam edileceği belirtiliyor.

Türkiye’nin 100. yılında deneyim odaklı yepyeni bir mağazacılık konsepti: MediaMarkt Lighthouse 

MediaMarkt Türkiye, perakendecilik anlayışını değiştirecek yepyeni bir konsept ile ilk Lighthouse mağazasını Ekim ayında İstanbul Marmara Park’ta açacağını duyurdu. Markaların ve Teknolojinin Evi olarak konumlandırılan bu yeni konsept mağazanın odak noktasına müşteri deneyimini alarak farklılaşacaklarını söyleyen MediaMarkt Türkiye CEO’su Faruk Kocabaş, Lighthouse mağazada, alanında yetkin uzmanlarla müşterilere en son teknolojileri göstermeyi, üstün müşteri hizmeti sunmayı ve benzersiz bir deneyim yaşatmayı hedefledikleri söyledi. Bu mağazada teknolojiyi tüketicilerle buluşturan Deneyim Alanları ve markaların en son yeniliklerini sundukları Butikler, Servis & Müşteri Hizmetlerine özel alanlar ve müşterilerin daha keyifli vakit geçirebilmeleri için özel bir kafeterya olacak.

Elon Musk Yanlışlıkla Gizli İkinci Twitter Hesabını Açıklamış Olabilir

1

Elon Musk yanlışlıkla gizli ikinci Twitter hesabını ifşa etmiş gibi görünüyor. 3 yaşında bir çocuk gibi davranan ve sitede umutsuzca takip edilmek isteyen bir hesaptan bahsediyoruz!

Musk yine yapacağını yaptı!

Elon Musk’ın gizli bir Twitter hesabı olduğuna dair iddialar, bir tweetinde yaptığı küçük bir hata sonrası yeniden gündeme geldi.

Musk dün içerik oluşturucuların para kazanma özelliğini açmaları için talimatlar içeren bir tweet attı ve bu da keşfedilmesine yol açtı.
Twitter kullanıcıları kısa süre içinde sağ üst köşede Musk’a başka bir hesaba giriş yapma seçeneği sunulduğunu fark etti.

Bundan birkaç dakika sonra, elbette insanlar “Elon Test” adlı bu hesap olduğuna inandıkları hesabın izini sürdüler. Geçen yıl Musk’ın görevi devralmasından sonra kurulan hesap, platformda daha fazla etkileşim görme arzusu ve Tesla sevgisi de dahil olmak üzere Elon Musk ile birkaç ilgi alanını paylaşıyor.

Elon Musk, alt hesabı olduğunu iddia eden Dogecoin’den ilham alan bir hesaba “Bunun ben olduğumu asla tahmin edemezsiniz” şeklinde bir tweet atarak hesabın kendisine ait olduğu iddialarını kuvvetlendirdi. Ancak, bu iddialar henüz doğrulanmış değil ve Elon Musk veya SpaceX tarafından da resmi bir açıklama yapılmış değil. Hesabın amacını açıklamadı ve esas olarak orada burada birkaç garip yanıt için kullanıldığı göz önüne alındığında, açıklanacak gibi de gözükmüyor.