Schneider Electric’ten mySchneider Uygulamasıyla Kesintisiz Müşteri Desteği

0
Schneider Electric geliştirdiği mySchneider mobil uygulamasıyla müşterilerine Android veya iOs yüklü cihazlarda 7 gün 24 saat destek sağlıyor. Sıkça Sorulan Sorular (SSS), anında 444 hattına soru sorma, ürün dokümantasyonu ve chat opsiyonu ile Schneider Electric ve müşterilerini bir iş ortağına dönüştüren müşteri destek uygulaması mySchneider’in önde gelen özellikleri arasında bulunuyor. iOS ve Android tabanlı cihazlara yüklenerek kullanılabilen mySchneider uygulaması ile müşteriler satın aldıkları ürünleri uygulama dahilindeki QR kod tarayıcısı veya ürün seri numarası ile kaydettirerek kurulu sistemlerini takip edebiliyor ve güncellemeleri alabiliyor. mySchneider uygulaması ile müşteriler, iş profilleri ile ilgili teknik dokümantasyon, en yeni ürün haberleri; ilgi alanlarınıza uygun, anlık bildirimler alırken aynı zamanda, Schneider Electric’in işleri daha kolay ve daha verimli hale getirmek için geliştirdiği diğer uygulamalara yönelik önerileri de görebiliyor. mySchneider uygulamasının önemli özelliklerinden biri de Schneider Electric bünyesindeki uzmanlar ile kolayca iletişime geçerek sorular sorulabilmesi. Yeni eklenen chat özelliği ile Schneider Electric müşterileri doğrudan arama ve yeni vaka oluşturma fonksiyonlarıyla yardım talep edebiliyor. Ürün Çevre Profilleri ve Kullanım Ömrü Sonu talimatlarının yanı sıra, RoHS ve REACh uygunluk beyanlarına erişim sağlanabilen mySchneider uygulaması ile ayrıca güvenlik, risk önleme, elektriğin temelleri, kullanımlar ve bakım gibi 1.000’in üzerinde kurs arasından seçim yapılabiliyor. Schneider Electric’in müşteri destek uygulaması mySchneider kapsamında sadece kayıtlı bayilerin kullanabildiği “Siparişlerim” bölümü ise kullanıcılara önemli bir avantaj sağlıyor. Siparişlerin durumunun takip edilebildiği “Siparişlerim” bölümünde ürün fiyatları ve teslim süresi bilgileri de görüntülenebiliyor. mySchneider uygulaması ile ilgili olarak detaylı bilgi almak için müşteri hizmetleri adresine başvurulabilir.

Commvault ve Huawei İşbirliklerini Genişletiyorlar

0
Kurumsal veri yedekleme, kurtarma, arşivleme ve bulut alanlarında global bir lider olan Commvault ve bilgi ve iletişim teknolojisi çözümleri tedarikinde global bir lider olan Huawei, her iki şirketin teknolojilerine dayanarak veri yedekleme, kurtarma, arşivleme ve bulut çözümleri geliştirmek için kullanılacak olan ortak bir laboratuvarı Çengdu, Çin’de oluşturma planlarını duyurdular. Commvault’un Dünya Çapında Satışlardan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Ron Miiller ve Huawei Technologies Co,Ltd. Depolama Ürünleri Serisi Başkanı Ruiqi Fan, Huawei’nin global ICT ekosistemi için düzenlediği entegre konferansı HUAWEI CONNECT’in açılışında imza için hazır bulundular. Huawei’nin depolama işinin merkezi Çengdu’da bulunuyor. Commvault ve Huawei, hem test hem de geliştirme merkezi olacak laboratuvar ve bir yönetici bilgilendirme merkezi için personel, yazılım ve donanım sağlayacaklar. Laboratuvardaki çalışma ile, şirketlerin son ürünleri arasında tam bir uyumun garantilenmesinin yanı sıra, müşterilerinin kritik veri koruma ve yönetimi ihtiyaçlarını karşılama özelliklerini genişletecek olan bulut yedekleme, bir-Servis-olarak-Veri Koruma ve diğer yenilikçi çözümler geliştirilecek, test edilecek ve sunulacak. Ortak laboratuvar, üç yıl önce Huawei, Commvault’un yazılımlarını Huawei OceanStor veri depolama sistemleri ile dağıtmayı kabul ettiğinde başlayan şirketler arasındaki güçlü işbirliğini daha da genişletecek. İlk anlaşmadan sonra Huawei ve Commvault, servis anlaşmaları ile bundle edecekleri entegre bir ürün yaratmak için işbirliği yaptılar. Son zamanlarda da şirketler, bir-Servis-olarak-Veri Koruma özelliklerini içeren Huawei Cloud Data Center Offerings için işbirliğine gittiler. Huawei ve Commvault arasında işbirliğine dünya çapında müşterilerin yanıtı oldukça olumlu oldu – örneğin Brennan IT, Avustralya’daki müşterilerine ölçeklenebilir ve esnek bir-Servis-olarak-Yedekleme çözümü sunmak için Commvault Software ve Huawei OceanStor’u kullandığını duyurdu. Huawei, Depolama Ürünleri Serisi Başkanı Ruigi Fan, “Son birkaç yıldır Commvault ve Huawei’nin ortak yedekleme çözümü çok başarılı oldu. Ortak laboratuvarın kuruluşunu duyurmaktan da çok mutluyuz. Bu, daha da yakın işbirliğine giden yoldaki önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Bu laboratuvar, süren ortak yenilikçiliğimizi, bir-Servis-olarak-Veri Koruma ve veri yönetimi çözümlerini geliştirmek için bir platform olarak çalışacak” dedi. Hem Commvault hem de Huawei kendi alanlarında liderler. Gartner yakın zamanda Commvault’u Veri Merkezi Yedekleme ve Kurtarma Yazılımları için Gartner Magic Quadrant’ta altı yıl üst üste lider olarak gösterirken, Huawei’yi de 2015’te dünyada Harici Denetleyici Temelli (ECB) depolamanın en hızlı büyüyen üreticisi olarak adlandırdı. Commvault’un Dünya Çapında Satışlardan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Ron Miiller da, “Commvault’un son beş yılda hem Çin’de hem de dünyanın çeşitli yerlerinde varlığını genişletirken, Huawei’nin gelişmiş teknolojisi, güçlü müşteri ilişkileri ve global tabanından çok etkilendik. Bu yeni laboratuvar, müşterilerimizin veri yönetimi ve depolama yatırımlarının değerini en yüksek seviyeye çıkaracak yeni çözümler geliştirmemize yardım ederek, Commvault-Huawei iş ortaklığını daha da güçlendirecektir” dedi.

Youtube Creators For Change için 1 Milyon Dolar Ayırdı

0
Günümüzde sosyal değişim denilince aklımıza birçok farklı kavram gelir. Bu kavramların hepsinin ortak noktası, ifade edildiği ve milyonlara ulaştığı yer ise bir tane: YouTube. Yeni projesi ise Creators For Change. YouTube denilince çoğumuzun aklına kedi videoları ve evinde sentetik sümük yapmaya çalışanlar gelse de, toplumu pozitif yönde geliştirmeye çalışan idealist içerik üreticiler milyarlarca kere seyrediliyor. YouTube ve doğal olarak Google da bu durumun farkında. Bu yüzden, “Creators for Change” adını verdiği bir program dahilinde, sosyal iyilik amaçlayan başarılı içerik üreticilerinin video prodüksiyon masraflarını karşılamak için 1 milyon dolar ayırıyor. Bu program dahilinde YouTube 6 kişiyi seçmiş. Aralarında ülkemizden Barış Özcan’ın da olduğu bu 6 kişilik ekip, ilk Değişim Yaratıcıları olacak. Hepsinin ortak yanları ise, toplumu bilgilendirmek, azınlık haklarını konusunda kamu oyu yaratmak, kültürel çeşitliliği artırmak olarak özetlenebilir. Creators For Change programına dahil diğer 5 isim ise Hamza Arshad, Omar Hussein, Nilam Farooq, Abdel an Vrai ve Natalie Tran. YouTube, kameraları ile ciddi değişim yapma gücüne sahip başka adaylar da arıyor. YouTube, kar amacı gütmeyen kurumlar, okullar ve medya şirketleri ile dünya çapında beraber çalışıp yerel programlar ile birbirinden ayrık sosyal toplum parçaları arasında köprüler kurmaya çalışıyor. Bütün bunlara ek olarak Google.org tarafından güçlü ve farklı toplumları tanıtmak, bu konulardaki bilgi ve etik birikimi artırmak için 2 milyon dolar fon ayırıldı. Daha önceki yıllarda Google.org, sosyal adalet inovasyonu için 5 milyo dolar, engelli insanların hayatını kolaylaştırmak için 20 milyon dolar ve liselerde bilgisayar bilimleri eğitimini artırmak için 40 milyon dolar ayırmıştı. YouTube’u özel yapan durumların başında, en ilişkilendirilebilir kişilerden kahramanlar yaratması yer alıyor. Creators for Change programına dahil edilen bu 6 ilham verici insan, dünya çapında milyonlara dokunmayı başarıyor.

Start Up Dergisi En Önemli 25 Girişimciyi Belirliyor

0
Türkiye’de girişimcilik ve startup şirketlerin nabzını tutan Start Up dergisi, yaptığı bir anket ile girişimcilik sektörünün en önemi 25 ismini belirlemek istiyor. İnternet üzerinden duyurdukları anket formu ile kullanıcılardan sırası ile üç isim seçmeleri isteniyor. Seçilen isimler en önemliden başlayarak, anketi dolduranların tercihlerini belirleyecek. Geniş bir aday listesine sahip ankette Joachim Behrendt’dan Ali Koç’a kadar bir çok tanıdık ismi görmek mümkün. Startup sahiplerine açılan ankette, anketi dolduranların da bazı bilgileri isteniyor. Ad ,soyad, görev ve doğrulama için e-posta adresi gibi bilgilerin yanında, startupını kaç ortak ile kurdukları ve şu anda kaç ortak ile devam ettikleri gibi sorular da var. Bu sayede ankere katılan startup sahipleri üzerinden ayrıca bir istatistik de geliştirilip, Türkiye startup dünyası biraz daha aydınlatılabilecek. Eğer siz de startup sahibiyseniz, ankete katılmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Gram Games Londra Stüdyosunu Açtı

0
Tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından oynanan 1010!, Merged! ve Six!’in yapımcısı, İstanbul’da kurulan oyun şirketi Gram Games, global büyümesini hızlandırmak için Londra’da yeni bir oyun geliştirme stüdyosu açtı. Londra stüdyosu, oyun tutkunu olup da oyun oynamaya çok vakit bulamayan kişilere yönelik olarak geliştirilecek yeni yapımlar üzerine de yoğunlaşmaya başlayacak olan Gram Games için çok önemli bir adım oldu. Londra’yı Avrupa oyun endüstrisinin en önemli merkezlerinden biri olarak gören Gram Games, yeni stüdyosu ile bölgedeki yayıncı, platform, yatırımcı ve reklam ağları ile ilişkilerini güçlendirecek. Londra stüdyosunun bir yıl içinde alanında uzman 40-50 kişilik bir ekibe ulaşması hedefleniyor. Gram Games Stratejik Ortaklıklar Sorumlusu Alex Willink, “Londra stüdyosu Gram Games için çok kritik ve stratejik bir hamle. Tüm dünyada uygulayabileceğimiz bir kültür yarattığımız ve bunu koruyabildiğimiz için çok mutluyuz ve ekibe yeni yerel ve uluslararası yetenekler katmak için büyük heyecan duyuyoruz. Gram Games’in harika ekibini, bizimle aynı tutkuyu paylaşan yeni isimlerle güçlendirmeyi ve türler arasındaki sınırları kaldıracak yeni oyunlar geliştirmeyi hedefliyoruz. Amacımız mobil çağının ve ötesinin en önde gelen oyun stüdyolarından biri haline gelmek. Herkesin her an rahatlıkla oynayabileceği oyunlar geliştirmeye devam ederken, oyun tutkunlarına yönelik daha detaylı yapımlar üzerinde de çalışıp portföyümüzü çeşitlendireceğiz. Çok büyük hedeflerimiz var ve bunların gerçekleşmesi için çalışıyoruz.” şeklinde konuştu. Dünyanın en başarılı mobil oyun geliştiricileri arasında yer alan Gram Games’in yapımları tüm dünyada toplam 100 milyondan fazla kez indirildi. Geleneksel şirket yapısı ve hiyerarşisinden çok farklı, bireysel gelişimi esas alan eşsiz bir kurum kültürü oluşturan Gram Games’de belirli çalışma saatleri, izin sınırı, ast üst ilişkisi bulunmuyor. Tek kuralı “Pozitif ol” olan Gram Games tüm dünyadan oyun tutkusunu ve merakını paylaşan yetenekleri bünyesine katmayı hedefliyor.

McKinsey Raporu Finansta Dijitalleşmeyi Övüyor

0
Finans sektöründe dijitalleşmenin, Çin’in 1,1 milyar dolarlık büyümesi de dahil olmak üzere özellikle gelişmekte olan pazarları 3,7 trilyon dolar büyüteceği McKinsey raporlarına yansıyor. McKinsey tarafından hazırlanan rapor, stateji danışmanlık firması Global Institude tarafından New York’daki etkinliklerinde açıklandı. Raporu hazırlayan yazarlardan Susan Lund, “Bu raporun hazırlanmasındaki neden, dijital finansın değerini daha iyi ölçümlemek ve gelişmekte olan pazarlarda önemini vurgulamaktı. Mobil paranın ve fintech’in masrafları dramatik olarak azalttığı ve ekonomik büyümeyi hızlandırdığı konusunda kuşkumuz yok, Biz, analiz araçlarımızı kullanarak gelişmekte olan pazarlada dijital finansın nasıl bir etkisi olduğunu ölçümlemek istedik” dedi. Gelişmiş ekonomilere nazaran bu pazarlar iş sektörleri ve tüketici davranışları açısından tam bir veri yığını şeklinde. Örneğin Afrika’da yapılan bazı gayrı safi mili hasıla düzeltmeleri, artık eskimiş istatistiksel metotların ekonomik aktivitelerde milyarlarca doları gözden kaçırdığını ortaya koydu. Bu durum, gelişmekte olan pazarların hemen hepsinde yaşanıyor. Gözden kaçırılan milyar dolarların başlıca sebebi, bu pazarlardaki ekonomik aktivitelerin çoğunlukla nakit para üzerinden gerçeklemesi. Yüksek büyüme hızı kaydeden gelişmekte olan pazarlarda para transferlerinin yüzde 90’ı nakit olarak gerçekleşiyor. Nakit para kullanımı, dijital ödeme sistemlerinde olduğu gibi zengin ve derin içerikli, analiz yapmaya uygun veriler sağlayamıyor. Bu yüzden istatistiksel kör noktalar ortaya çıkıyor. McKinsey’nin raporu, odaklandıkları coğrafyalardaki fintech yetersizliğini ortaya koyuyor. 2 milyar kişinin (coğrafi dağılımda yüze 45’e denk geliyor) bankalar ile ilişkisi yok. 200 milyon mikro, küçük ve orta ölçekli işletmenin ise ya kredi erişimi hiç yok ya da işe yaramayacak kadar kısıtlı kredi erişimi var. Bu sonuçlar doğrultusunda McKinsey, raporunda dijital finansal teknolojilerin yaygınlaşması ile Afrika, Asya, Latin Amerika ve Orta Doğu’da finansal olarak nelerin değişeceğine de değiniyor. Buna göre: – 2025 yılında gayrı safi mili hasıla toplamı 3,7 trilyon dolar artacak – 95 milyon yeni istihdam yaratılacak – Finansal sisteme 1,6 milyar kişi daha katılacak – 4,2 trilyon dolarlık mevduat yaratılacak exhibit-5 Banka ile ilgisi olmayan kişi ve şirketlere bu ilgiyi aşılamanın en iyi yolunun mobil tabanlı finansal teknolojiler olduğu belirtiliyor. 2014 yılında yüzde 80 olarak ölçümlenen gelişmekte olan ekonomilerdeki mobil cihaz penetrasyonunun 2020 yılında yüzde 90’a çıkması bekleniyor. Gelişmekte olan piyasalarda geleneksel finansal hizmetlere erişimin oranı, gelir artışı ile doğru orantılı. Ancak mobil tabanlı finansal hizmetler yüzde 80 – 90 oranında daha ucuza verilebiliyor ve daha düşük geliri olan kişi ve şirketlerce kullanılabiliyor. McKinsey’nin raporunda ayrıca odak coğrafyadaki 880 milyon kadın nüfusun, mobil fintech ile ilk defa finansal hizmetler ile tanışacağı da vurgulanıyor. Sadece bu bile başlı başına 2,1 trilyon dolarlık bir hacim yaratabilir.

Bilişim Zirvesi: Dijital Evrim ile Endüstri 4.0

0
2000 yılından bu yana iş dünyası, devlet, siyasiler, akademisyenler, girişimciler ve yatırımcıları bilişim dünyası profesyonelleriyle buluşturan Bilişim Zirvesi ’16 – ICT Summit etkinliği bu yıl 22-23 Kasım tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Uluslararası kimliği, köklü, güçlü, özgün ve zengin içerikli yapısıyla alanındaki en önemli platform olan Bilişim Zirvesi’nde bu yıl “Dijital Evrim ile Endüstri 4.0” ana temasında, “No way out! (Kaçış yok)” mottosu işlenecek. Zirvede dijital evrimin yol haritası oluşturulurken, Endüstri 4.0 dalgasını yakalamanın ipuçları da masaya yatırılacak. Bilişim Zirvesi’16 bu yıl, bireyler, şirketler ve ülkeler olarak dijital geleceğe nasıl hazırlanmamız ve bu geleceği nasıl karşılamamız gerektiği konusunu işleyecek. Etkinlikte bilişimi yaşamının önemli bir parçası yapan tüm birey ve kurumlarla birlikte dijital evrim süreçlerinde endüstri 4.0 içerisinde var olmayı amaçlayan kapsamlı bir içerik ve 100’ü aşkın önemli konuşmacı ile sunuyor. Zirvede, Teknoloji Platformları, Sosyal Buluşma Platformları, Forumlar, Atölyeler ve Özel Proje konuları ele alınacak. Özel Tema Projeleri olarak; Türkiye’nin yeni çıkış yolu: Endüstri 4.0 ile gelen Yeni Ar-Ge ve İnovasyon Anlayışı, Dijital İstanbul’da Dijital Yaşam ve Maddenin Dijitalleşmesi konuları, Forumlar; Yeni Nesil Telekomünikasyon ve Dijitalleşmede C Level, Teknoloji Platformları olarak da; Büyük Veri ve Bulut Çözümlerinde Cognitive ile Yapay Zeka Algoritmaları, Açık Sistem Dünyasında Ulusal Savunma Stratejileri, Dijitalde Siber Güvenlik 4.0, Dijital Tıp Devrimleri, Finans ve Ödeme Sistemleri, Perakende Sektöründe Dijitalleşme, ERP Çözüm Süreçleri, Dijital Topluma Evrilmek, Dijital Kazançlar, Mobil Dünyada Dijital İnovasyon, Entegre Dijital Pazarlamanın Dinamik Yapısı, IoT ve M2M’e Hazırlık olarak Gömülü Sistemler ve Yeni Nesil Kentler ve Akıllı Kentsel Dönüşüm başlıkları altında işlenecek. Dijital Çağın Kadını, Dijital BT İş Birliğinde Malezya, TBD ile CIO Vizyon Toplantıları ve CRM Operasyonlarında Endüstri 4.0 başlıkları da yine zirve çerçevesinde katılımcıları bekleyen diğer konular. Design Awards yarışma sonuçlarının da bir törenle açıklanacağı zirve etkinliği için katılımcılar http://www.bilisimzirvesi.com.tr üzerinden indirimli kayıt fiyatlarından faydalanabilecekler.

Twitter Şeffaflık Raporunu Yayınladı

0
Twitter gibi yüksek miktarda kullanıcı verisini ellerinde tutan şirketlerin şeffaflık raporu açıklamaları son zamanlarda gelenek halini aldı. Google, Facebook, Dropbox ve Slack gibi şirketler düzenli bir şekilde, hükümetler tarafından hangi kullanıcı verilerinin talep edildiğini, hangi ülkelerden edildiğini ve hangi tür talepler ile karşılaşıldığını belirtiyorlar. Bunların arasında kanuni yaptırım incelemeleri, yayın hakkı ihlalleri gibi önemli konular bulunabiliyor. Ancak bir soru her zaman geçerliliğini koruyor: Normal kullanıcılar bu bilgi ile ne yapacak? Şirketlerin bu bilgileri halka açması takdir edilesi bir hareket. Ancak bu şeffaflık raporları genellikle herhangi bir yerde kullanılamayacak kadar muğlak oluyor. Örneğin, ABD hükümeti 2015 yılının son 6 ayında 30.041 Facebook kullanıcısının bilgilerini istemiş. Ancak hangi hükümet biriminin bu verileri istediği belli olmadığı gibi, bir kullanıcı kendi hesabının da bilgi istenilen kullanıcı kayıtları arasında olup olmadığını bilemiyor. Bu 30 bin küsur kullanıcının ABD’de mi oturdukları veya Facebook’a bağlandıkları, yoksa başka ülkelerin kullanıcıları mı oldukları bilinmiyor. Tek bilinebilecek nokta, Facebook’un 1,71 milyar kullanıcısı arasında yalnızca 30 bin kişinin bilgileri istenildiğine göre, rastgele bir kullanıcının bu listede yer alma ihtimali istatistiksel olarak çok düşük. Şirketlerin açıkladıkları şeffaflık raporları, “Bir şey yok, siz işinize bakın” demekten öteye geçmiyor. Dolayısı ile bu şeffaflık raporları aslında pratik olarak şeffaf değil, yanına bile yaklaşamıyor. Şeffaftan ziyade, farklı renklere boyanmış buzlu cam gibi düşünebiliriz. Twitter’ın son yayınladığı şeffaflık raporu ise böyle değil. Twitter bu sefer kullanıcılara eskiye nazaran çok daha detaylı ve kullanılabilir veriler iletiyor. İlk defa raporda, hükümetlerin hangi birimlerinin ne gibi bilgiler istedikleri veya talepler ilettikleri görülebiliyor. ABD Twitter’dan en çok veri isteyen hükümetlerin açık ara farkla başında geliyor. Taleplerin yüzde 44’ü ABD’den geliyor ve bu durum, Twitter’ın kullanıcılarını korumak için ne yaptığını veya ne yapmadığını ölçümlemek için iyi bir bencmark oluşturuyor. ABD’nin taleplerinin yüzde 46’sı “mühürlü” geliyor, yani kullanıcı, bilgilerinin istenildiği hakkında bilgilendirilemiyor. Aksi halde Twitter ABD kanunlarına karşı gelmiş olur. Kullanıcıların yalnızca yüzde 7’si ABD hükümetinin kullanıcı verileri hakkında istekte bulunduğu hakkında bilgilendirilmiş. Türkiye’den bazı rakamlar verelim. Rapor, 2016 yılının ilk yarısını kapsıyor ve önceki yarıyıllık dönemler ile karşılaştırma yapıyor. 2016 ilk yarısında Türkiye hükümeti ve ilgilli birimleri 443 ayrı hesap için 280 farklı bilgi talebi iletmiş. Bunların hiç birisi Twitter tarafından kabul edilmemiş. Daha önceki dönemlerde ise hedef gösterilen hesap rakamları 700’ler seviyesindeyken, bilgi talepleri de 400’ler seviyesinde, yani bir düşüş var. Ancak yayından tweet kaldırma veya hesap silme taleplerinde ülkemizde artış var. Mahkeme kararı ile yayından kaldırma talebi 6 ay içerisinde 721. Önceki iki 6 aylık dönemde ise bu oran 400’ler seviyesindeydi. Yani ciddi bir artış var. Doğrudan hükümetten, polisten veya diğer devlet kurumlarından gelen talep miktarı ise 1781. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam 310’du. Bu taleplerde belirtilen kullanıcı hesap sayısı son 6 ayda 14.953. Önceki dönem 8 bin civarı, geçen yıl aynı dönem ise 1900’dü. Yani çok ciddi bir artış var. Ancak bu hesapların 222’si hakkında işlem yapılmış ve istenilen verilerin yalnızca yüzde 23’ü sağlanmış. Bu verileri ABD ile karşılaştırmak isterdik ancak Twitter raporunda artık ABD’nin taleplerini aşırı detaylı inceliyor. Ülke geneli hakkında doğrudan bir bilgiye ulaşmak için raporun çok iyi analiz edilmesi gerekiyor. ABD’nin yönetimsel organları, Türkiye ile bire bir örtüşmediği için böyle bir karşılaştırma da pek fazla anlam taşımıyor. Raporda ABD’nin hangi eyaletinin, hangi yönetimsel biriminin ne amaçla bilgi istediği, bu bilginin ne kadarının sağlandığı, kaç hesabın kapatılmak istendiği ve kaç kullanıcının bilgilendirildiği gibi detaylar yer alıyor. Örneğin ABD, son 6 ay toplamda 13.737 hesap hakkında bilgi veya işlem yapılmasını istemiş. Ancak bunların önemli bir kısmı mahkemelerde jürilik celpleri gibi aslında kullanıcı verilerinin iletişim amaçlı kullanıldığı durumlar olduğu için işler karışıyor. Twitter, doğal olarak ABD’li bir şirket olduğu için, ABD’nin yönetim ve hükümet yapılarına aşina. Hesap vermesi gereken yegane kanun da ABD kanunu olduğu için veri altyapısını buna göre iyileştirmiş ve sonuç olarak aşırı detaylı bir rapor sunabiliyor. Twitter’ın yeni rapor formatı en azından ABD’li kullanıcılar için çok daha aydınlatıcı, şeffaflığa çok daha yakın olsa da, bu sefer de ülke karşılaştırmalarında bu aşırı detaycılık yüzünden sorunlar çıkıyor. Ancak, her ülke (veya en azından kullanımın yoğun olduğu ülkeler) için de benzer detayda raporlar hazırlanırsa, o zaman anlamlı karşılaştırmalar yapmaya başlayabiliriz.

İş Analizinde Dönüşümün Sırları BAistanbul Konferansı’nda

0
BA-Works tarafından düzenlenen BAistanbul Konferansı, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da bilişim, iş analizi, inovasyon ve iş geliştirme alanlarında Türkiye’nin önde gelen isimlerini ağırlamaya hazırlanıyor. 5 Aralık 2016 Pazartesi günü Yapı Kredi’nin ana sponsorluğunda gerçekleşecek etkinlik, mobilite, dijitalleşme, çeviklik ve kullanıcı odaklılık çağında iş analistinin değişen ve dönüşen rolüne odaklanıyor. 2015 yılında gerçekleşen ilk BAistanbul Konferansı profesyonellerden büyük ilgi görmüştü. “İş gibi düşünmek” temalı etkinlikte McKinsey&Company, Aon ve Bank of America gibi dev kurumların yöneticileri keynote konuşmacıları olarak görüşlerini paylaşırken, farklı sektörlerden 10 yönetici de iki ayrı panelde söz almıştı. Türkiye, Güney Doğu Avrupa ve Ortadoğu bölgesinin en büyük iş analizi etkinliği olan BAistanbul’16, önde gelen şirketlerde görev yapan BT profesyonelleri ile bir araya gelmek isteyenlere benzersiz bir fırsat sunuyor. Keynote konuşmacıları arasında yatırım bankacılığı alanında çevik dönüşüm koçu olarak görev yapan Chris Matts’in de yer aldığı BAistanbul’16’da konuşacak isimler şöyle sıralanıyor: TEB BNP Paribas İş Analizi Yöneticisi Ali Erciyes, Türkiye İş Bankası İş Süreçleri Yönetimi ve Kanal Geliştirme Birim Yöneticisi Ali Yalçın, Evidea BT ve İş Geliştirme Sorumlusu Aydın Çetin, Anadolu Sigorta Dijital Servisler Yöneticisi Barış İnan, Yapı Kredi Tüketici Kredileri Analiz Yöneticisi Başak Yüzbaşıoğlu, Ferrocom CEO’su ve Yönetim Kurulu ve Başkanlık Başdanışmanı Deniz Saral, Sahibinden.com Ürün/Hizmet ve Müşteri Deneyimi Yönetimi Sorumlusu Elif Kavran, LC Waikiki İş Analizi Birim Yöneticisi Erdem Turan, DMS Teknoloji ve İnovasyon Direktörü Levent Erdoğan, Türk Telekom İş Analizi Direktörü Özlem Topçakan, Turkcell Müşteri Çözümleri Kıdemli Yöneticisi Ahmet Salt Tarımcı, Sony Uygulama Dağıtım Yöneticisi Zeynep Sarı. Gün boyunca devam edecek olan, e-ticaret, bankacılık-finans ve telekom-ileri teknoloji ana başlıkları altında eş zamanlı oturumların düzenleneceği etkinliğin biletleri, erken kayıt avantajı ile http://baistanbul.org adresinden alınabiliyor.

Forbes Red Hat’i En Yenilikçi Şirketler Arasında Gösterdi

0
Red Hat, Forbes’un en yenilikçi şirketler listesinde 25’inci sırada yer alarak açık kaynak inovasyonundaki gücünü gösterdi. Dünyanın lider açık kaynak çözümleri sağlayıcısı Red Hat, Inc. (NYSE: RHT), Forbes’un “Dünyanın En Yenilikçi Şirketleri” listesinde yer aldı. Dünyanın en yenilikçi 25’inci şirketi olarak gösterilen Red Hat, listede toplamda dördüncü kez (2012, 2014, 2015, 2016) yer almış oldu. Red Hat, 2011 yılında Forbes’un “Dünyanın Büyüyen En Yenilikçi Şirketleri” listesinde yer almıştı. Red Hat 20 yıldan fazla bir süre önce yeni teknoloji ve kurumsal inovasyon modelleriyle kurumsal yazılım dünyasında devrim yaratmıştı. Günümüzde açık kaynak çözümleri alanında küresel bir lider olan Red Hat, açık kaynak çözümlerini kurumsal dünyaya sunan ve bulut bilişimden Linux konteynerlerine, mobilden büyük veriye ve ötesine kadar teknoloji dünyasında kilit öneme sahip inovasyonlar sağlayan açık kaynağın süregelen evrimine ilham veren bir şirket olarak tanımlanıyor. Deutsche Bank, 2016 öngörülerinde açık kaynak çözümleri hakkında şu görüşü paylaşıyor: “Neredeyse belli başlı her altyapı ve veri yönetim yazılımı pazarına rakip olan açık kaynak dünyayı fethetmeye devam ediyor.” Red Hat Forbes’un 2016 listesinde bulunan tek açık kaynak yazılımı şirketi olma özelliğine sahip. Red Hat CEO’su ve Başkanı Jim Whitehurst, Red Hat’in başarısıyla ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Red Hat’in adını bu listede görmek bizim için her zaman bir gurur vesilesi olmuştur. Günümüzde açık kaynak inovasyon için temel bir tercih haline gelmiştir ve Fortune 500 şirketlerinin yüzde 90’ından fazlası Red Hat’in kurumsal açık kaynak çözümlerine güveniyor. Forbes’un verdiği bu paye yalnızca tüm dünyadaki Red Hat iş ortaklarına değil, topluluk destekli inovasyonu sürükleyen açık kaynak topluluğu için de bir takdir niteliğindedir.”

Jeneratörler de IoT’a Katılıyor

Dönemsel ve sürekli enerji ihtiyacını karşılayan Aksa, müşterilerine sunduğu Uzaktan İzleme Sistemi ile dünyanın her yerinden jeneratörlerin teknik kontrollerinin yapılmasını sağlıyor. Kablolu internet ve sim kart teknolojisi olmak üzere müşterilerine alternatif izleme servisleri sunan Aksa, Uzaktan İzleme Sistemini tercih eden kullanıcıların istedikleri yerden jeneratörlerini kontrol etmesine imkan tanıyor. Aksa’nın sunduğu Uzaktan İzleme Sistemi (RMS) kullanıcılarına jeneratörde kesintisiz hizmet verebiliyor. Jeneratör setlerinin tüm çalışma parametreleri ile durum bilgilerine ulaşılabilen sistem ile uzaktan kontrol ve yardım mümkün oluyor. Merkezi sistem üzerinden, jeneratörde yaşanabilecek sorunların önüne anında geçtiklerini belirten Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker; “Yüzde 100 müşteri memnuniyeti ilkemiz ile satış sonrasında da hizmetlerimize devam ediyoruz. Jeneratörlerini takip etmek isteyen bireysel ve kurumsal müşterilerimiz tercih ettikleri takdirde sunduğumuz Uzaktan İzleme Sistemi’nden yararlanabiliyor. Kullanılan yazılım sayesinde meydana gelebilecek arıza ya da aksaklık bilgisi anında merkezi sistemimize ulaşıyor. Arıza tespitinin yapılmasına imkan sağlayan sistem, teknik konularda müdahale etmeyi kolaylaştırıyor ve uzaktan kontrol gerektiğinde jeneratörler devre dışı bırakılabiliyor. Aksa Jeneratör olarak Uzaktan İzleme Sistemi ile sorunları en kısa sürede çözerek kesintisiz hizmet sağlanmayı hedefliyoruz” dedi.

Jeneratörlere alternatif erişim sistemleri

Merkezi sistemin yanı sıra bireysel ve kurumsal kullanıcıların kablolu internet bağlantısı ya da GSM teknolojisi ile jeneratörlere erişim hizmetleri sunduklarını dile getiren Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker “Enerji kesintilerinin büyük kayıplara yol açmaması için jeneratörler büyük önem taşıyor. Jeneratörlerini kontrol altında tutmak isteyen müşterilerimiz için alternatif izleme seçenekleri sunuyoruz. Kablolu internet bağlantısı ile kullanıcılarımız dünyanın her yerinden jeneratörlerine erişebiliyorlar ya da internetin olmadığı durumda cihazlara takılan özel bir SIM kart sayesinde, cihazların yönetilmesini sağlıyoruz. Aksa Jeneratör’ün uzaktan izleme teknolojisinden faydalanan bireysel ve kurumsal müşteriler aynı zamanda jeneratörlerinin yağ basıncını, motorun durumunu, yakıt ve akü seviyelerini görebiliyorlar” dedi. Sektörlere uygun çözüm sağlayan Aksa, ücra ve yüksek rakımlı aşırı iklim koşullarına uygun olan jeneratör setlerinde de kullandığı yazılım sayesinde kullanıcılara uzaktan erişim ve veri girişlerini kontrol etme imkanı tanıyor. Kullanıcılar, harita üzerinden kurulum yapılan tüm bölgelerin kontrolünü gerçekleştirerek, renkli göstergeleri ile durumlarını takip edebiliyor. Hızlı ve kaliteli hizmet anlayışı ile Aksa Jeneratör, kiralama hizmetinden yararlanan kullanıcılarına da anında destek sağlamak amacıyla kiralık jeneratörlerinde sim kart teknolojisi kullanıyor.

Amerikan Yazılım Şirketlerinin Genç Türkleri

0
Türkiye’ye yüzde 100 uzaktan çalışma modelini getiren ilk şirket olan Crossover aracılığıyla ülkemizden Amerika’daki dünyanın önde gelen yazılım firmalarına hizmet veren Türk gençleri başarılarıyla dikkat çekmeye başladı. Geçtiğimiz sene sonunda Türkiye lansmanını yaparak ülkemizde resmen hizmete başlayan Crossover, gerek kendi bünyesine kattığı elemanların sayısını arttırdı gerekse bu süreç içerisinde çalışanlarının kendilerini geliştirmelerine aracı olarak terfiler almalarını sağladı. Crossover, yetenekli insan kaynağının uzaktan çalışabilmesine olanak sağlayan WorkSmart adını verdikleri bir yazılımla kişilerin iş verimliliğini arttırırken takım arkadaşları arasındaki mesafe sorununu ortadan kaldırarak kişinin yaşadığı yeri değiştirmeden hak ettiği geliri elde etmesini sağlıyor. Çalışanların anlık performanslarının ölçülmesini ve işverene serbest çalışma saatlerinin tüm detaylarıyla raporlanmasını mümkün kılan WorkSmart, bu sayede kişilere ülkemizin herhangi bir yerinden Amerika’daki bir teknoloji şirketinde yönetici olarak çalışabilme imkanını kazandırıyor. Crossover aracılığıyla ülkemizden Amerika’daki dünyanın önde gelen yazılım firmalarına hizmet veren Türk gençlerinden Şeref Acet ve Furkan Yavuz da başarılarıyla göz dolduruyorlar. Şeref Acet, Comodo’dan ayrılıp Crossover üzerinden Amerikan Aurea şirketinde yılda 60 bin dolar kazanan bir yazılım mimarı olarak başladı. Şirkettin en genç yazılım mimarlarından biri olan Şeref, şıkı bir çalışma temposu sonrası sorumluluk alarak konumunu yükseltmeyi başardı. Artık Şef Yazılım Mimari olarak Aurea isimli Amerikan yazılım şirketinde çalışıyor. 10 yılın üzerinde deneyim gerektiren bu pozisyonda başarılı olan Şeref bu kademede şirketin en genç yöneticisi oldu. Furkan Yavuz, THY’den ayrılıp Crossover üzerinden Aurea isimli Amerikan yazılım şirketinde yılda 30.000 Amerikan doları kazanan bir yazılım mühendisi olarak çalışmaya başladı. En genç yazılım mühendislerinden biri olan Furkan, 2016 yazında kendini 3 aylık bir kampa alarak yılda 60 bin dolar kazanan yazılım mimarı pozisyonuna yükseldi. Şu an şirketin en genç yazılım mimarı olarak görevine devam ediyor.

Teknoloji Verisi Petrolden Daha Değerli

0
Araştırmalar ekonomide söz sahibi olan şirketlerin teknolojiyi çok daha aktif kullanarak cirolarını artırdıklarını gösteriyor. Aynı zamanda ülkelerin rekabet gücünü etkileyen bir faktör haline gelen teknoloji kullanımı, şirket gelirleriyle doğru orantılı ilerliyor. Teknoloji ve inovasyonda gerekli yatırımların yapılması gerektiğinin altını çizen Ofisim.com CEO’su Serdar Turan, bir şirketin kar ve büyümesinin temelinde teknolojik alt yapının olduğunu belirtiyor. Dört büyük teknolojiye (bulut, mobilite, büyük veri ve güvenlik) yapılan stratejik yatırımlar sadece verimliliği arttırmak ve zaman kazandırmaktan çok daha fazla fayda sağlıyor. Zorlu rekabet ortamında şirketler, varlıklarını koruyabilmek adına teknolojik gelişmeleri takip etmek ve gerekli yatırımları hayata geçirmek zorunda. Böylesi bir ortamda birçok ülke ve işletme için rekabet üstünlüğünün temel kaynağı olan teknoloji, arzu edilen kalkınma ve refahın sağlanması için hayati önem taşıyor. 11 yıllık Microsoft deneyimine sahip olan Ofisim.com Ceo’su Serdar Turan, teknoloji ve inovasyonu büyümenin merkezi olduğunun altını çizdi. Turan, “Bilişim altyapısı firmalar, hatta ülkeler için günümüzde rekabet avantajı sağlayan en önemli unsurlar arasında. Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinin başında gelen Çin’in yakaladığı yüksek büyüme performansında inovasyon kritik bir rol alıyor’’ dedi. Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Teknoloji ve inovasyona gerekli yatırımın yapılması ve ülkeler bazında dijital dönüşümün uzun vadede ekonomik büyüme üzerinde önemli etkileri bulunuyor. Dijital dünyada üretilen verinin petrolden dahi değerli olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği önemli atılımlar oldukça sevindirici. Türkiye çapındaki Teknopark’larda üretilen katma değer, yerli firmaların yurt dışında aldığı ödüller ve risk sermayesi yatırımlarındaki artış bunun göstergeleri.”

Siber Savaş Kapımızda

0
KPMG İngiltere Siber Güvenlik Danışmanlığı Direktörü David Ferbrache, geleceğin siber suç dünyasını anlattı. Siber suçluların daha organize hareket ettiğini, finansal beceri ve yaratıcılık kadar saldırı yeteneklerinin de geliştiğini, çaldıkları bilgiyi kullanma ve paraya çevirme konusunda daha yaratıcı hareket etmeye başladıklarını söyledi. Ferbrache’ye göre hem devlet hem suçlular siber araçlara yatırım yapmaya devam edecek, 10 yıl sonra daha fazla ve daha büyük saldırılar göreceğiz. İngiltere Savunma Bakanlığı’nda ‘Siber ve Uzay’ bölümünün başkanlığını yapan, bakanlığın güvenlik savunma programını hazırlayan David Ferbrache, gelişen teknolojiyi kullanan iş dünyasının siber suça fırsat sunduğunu söyledi. Gelecekte kaçınılmaz olarak hem devletlerin hem suçluların daha sofistike araçlara yatırım yapacağını ancak dünyanın daha fazla saldırıya tanık olacağını anlattı. Ferbrache, “Saldırıları önlemek hiçbir zaman kesin çözüm olmayacak. Onlara karşı koymak, proaktif toplum ve kanun hükümlerini uygulamak gerek” dedi. Siber saldırılara herkesin hedef olabileceğini belirten Ferbrache, şöyle konuştu: “Saldırı rastgele de yapılabilir, hedef gözeterek de. Bütün kurumlar suçlulara, dijital portallara karşı hizmeti engelleme saldırıları kullanarak ya da fidye yazılımlarla önemli dosya ve hizmetlere erişerek para sızdırmalarını sağlayan fırsatlar sunuyor. Ayrıca kurumların para ödemelerinde ya da transferlerinde daha hedefe yönelik saldırı fırsatları çıkıyor. Bu saldırılar sadece bankalara yönelik de değil; mali kontrolörü, hazine uzmanı ya da ödemelerden sorumlu bir çalışanı olan her işletmeyi hedef alıyor. Kişisel verilere sahip kurumlar da hedef tahtası durumunda. Bu bilgiler karaborsada satılabiliyor ve dolandırıcılığı kolaylaştırabiliyor. İster kurumsal casusluk, ister devlet eliyle casusluk olsun, fikri haklar da hedef alınabiliyor. Kısacası, bütün kurumlar hedef olabilir. Yine de son zamanlarda banka ödeme sistemlerine yapılan saldırılardan da anlayabileceğimiz gibi para ya da özel değere sahip bilgiler daha yüksek saldırı riski altında.”

Siber risk Doğu’da 4 kat fazla

David Ferbrache dünyanın siber saldırı haritası hakkında şunları söyledi: “Harita oldukça ilginç. Bazı ülkelerde, düşük siber hijyen standartları ve altyapılarının diğer uluslara saldırmak için kullanılması nedeniyle çok sayıda internet sitesi ve cihaza çok fazla kötü amaçlı yazılım bulaşıyor; suçlular bu durumu rahatlıkla kullanıyor. Türkiye dahil Doğu Avrupa’da yaşayan kullanıcıların virüsle karşılaşma ihtimali, Batı Avrupa’da yaşayanlara oranla 4 kat daha fazla. Her ne kadar suç dünyasında çeviri hizmetleri çok yaygın olsa da her ülke dil unsurunun da yer aldığı farklı türden organize suçların hedefi oluyor. Batı Avrupa ve Amerika’daki virüs bulaşma oranları diğer ülkelerden daha az ama bunlar sistem güvenliğine zarar vermek için saldırganların ekstra çaba sarf etmesi gereken zengin ekonomiler. Bu bazen e-posta ile yapılan bir e-dolandırıcılık (phishing), bazen de kurumun önemli çalışanları vasıtasıyla mümkün oluyor; ama genellikle iki yöntem bir arada kullanılıyor.”

Siber sigortacılık gelişiyor

KPMG Siber Güvenlik Danışmanlığı Direktörü Ferbrache, siber saldırı sektörünün geleceği hakkında şu bilgileri verdi: – Siber suçları üç kategoriye ayırabiliriz. Bir ürün haline gelmiş (ya da toplu) siber suç; araçlara ve saldırı yöntemlerine harcanan canlı kara para desteğiyle artıyor. Fidye yazılımlar; çoğu suç çetelerinin kendi fidye yazılımlarını geliştirmesi (ya da satın alması) sebebiyle çok yaygınlaştı. Şirketlere hileli para transferleri yaptırmayı amaçlayan iş e-postaları; son 18 ayda yüzde 1500 arttı. FBI bu şekilde 3,1 milyar dolarlık dolandırıcılık yapıldığını açıkladı. – Daha önce devlet casusluğunda kullanılan taktiklerle bankalara yapılan teknolojik saldırılarda artış görüyoruz. Bu durum daha fazla hukuki yaptırım, daha büyük uluslararası işbirlikleri ve örgütlü suç işlemede kullanılan altyapıyı yok eden aktif bir savunmaya geçişi zorunlu hale getiriyor. – Şirketler saldırıları tespit etmek, bunlara karşı koymak ve kurtulmak için daha fazla yatırım yapıyor. Mesela tatbikatlar… Şirketler başlarına gelebilecek en kötü senaryolara karşı kendilerini korumayı amaçlarken siber sigorta da en hızlı gelişen sigortacılık alanı haline geldi. – Onlara karşı koymadıkça ve tamamen kurtulmadıkça saldırıları önlemek hiçbir zaman kesin çözüm olamaz. Bu saldırıların sorumlusu olan suç çetelerini yok etmek için proaktif toplum ve kanun hükümleri uygulamak da gerekiyor.

Gelecek 10 yılda neler olacak?

– 10 yıl içinde siber kelimesini kullanmayı bırakabiliriz. Bütün ekonomilerimiz online işliyor; siber de belirsiz teknik bir kavram olmaktan çıkıp standart haline gelecek. Dijital güvenlikten, ya da dijital bir dünyada iş yapmaktan bahsedeceğiz. – Yakın gelecekte daha yaratıcı suç çeteleri göreceğiz. Örneğin, dijital reklamcılık suçun en önemli hedeflerinden birisi. – Sosyal medyadan toplanan bilgileri kullanan insanlara uygulanan sosyal mühendislik, daha otomatik ve kapsamlı bir hal alacak. – Devletler ve teröristler daha sofistike araçlara yatırım yapmaya devam edecek; biz de önemli altyapıların saldırılarla zarara uğrayışına daha fazla tanık olacağız. – Güvenlik çalışmaları; zorlama, kötü niyet ve hile gibi normal olmayan aktiviteleri tespit etmek ve insanların izini sürmek için kullanılacak analizlere daha fazla yatırım yapacak, insanlara ve davranışlarına yoğunlaşacak. – Altyapılar daha iyi yönetilecek, bulut teknolojisi ve güvenliğin bir hizmet olarak kullanılmasıyla değişen bir tehdide karşı daha duyarlı hale gelecek. – Büyük sektör ve hükümetler siber savunma konusunda daha büyük işbirlikleri yaparak saldırılara daha aktif karşılık verecek.

Ligatus LiquidM’i Satın Alıyor

0
Avrupa’nın lider doğal reklamcılık ve performans ağı Ligatus, uluslararası teknoloji şirketi LiquidM’in yüzde 100’ünü satın alıyor. LiquidM’in satın alınmasıyla, Gruner + Jahr’ın dijital departmanı dijital pazarlama işinde stratejik büyümeyi daha da geliştiriyor ve Ligatus’un Avrupa’daki liderliğini pekiştiriyor. LiquidM’in satın alınması, Ligatus’u Avrupa’nın lider programatik doğal reklamcılık sağlayıcısı haline getirecek. LiquidM reklam veren ve ajansların dijital reklamları programatik (Açık arttırma esaslı olarak otomatik bir yolla) reklam satın almalarını ve yönetmelerini sağlayan bir DSP konumunda. Açık arttırma süreci, aylık milyarlarca reklam gösterimi için gerçek zamanlı olarak milisaniyeler içerisinde gerçekleşiyor. LiquidM teknolojisi farklı formatlarda (doğal reklam, video, zengin içerik ve görüntü formatları) mobil cihazlara gönderilen reklam kampanyalarının satın alınmasına odaklanıyor. LiquidM, mobil bir DSP olarak ana işini kendi markası altında ayrı bir şirket olarak yapmaya devam edecek, fakat Avrupa genelinde faaliyet gösteren Ligatus grubunun bir parçası olması, uluslararası büyümesinin hızlanmasını sağlayacak. Aynı zamanda LiquidM DSP’si, Ligatus’un programatik reklamcılık için tek-noktadan, tümleşik bir çözüm sunmasını sağlayacak tam donanımlı yeni programatik platformunun ayrılmaz bir parçası olacak. Ligatus CEO’su Klaus Ludemann satın alma hakkında, “Online reklam pazarı programatik gelirleri çift haneli olarak büyüyor. Uzmanlar yüzde 31’lik bir büyüme ile geleneksel reklamcılıkta gerçekleşen büyümenin neredeyse sekiz katı daha hızlı bir büyüme öngörüyorlar. Buna ek olarak, ana pazarımız olan Avrupa doğal reklamcılık pazarındaki mobil reklam harcamasının 2020’ye kadar yüzde 53 oranında büyümesi bekleniyor. Uzman bir mobil DSP olan LiquidM, kendi programatik platformuna sahip bir doğal reklamcılık ve performans ağı olan Ligatus, birlikte bu potansiyelden sürdürülebilir ve stratejik bir şekilde istifade edebilmek için gereken, reklam veren ve yayıncılarımız için de benzer faydalar sağlayacak olan ideal ön koşullara sahip. LiquidM uluslararası bir müşteri tabanına sahip önde gelen bir DSP’dir ve günlük olarak 30 milyardan fazla gerçek zamanlı açık arttırmaya katılmaktadır. Genel Müdürleri Philipp Simon, Thomas Hille ve André Bräuer, gelecekte doğrudan Klaus Ludemann’a bağlı olarak çalışacak ve LiquidM’in ana işini Berlin’den geliştirmeye devam edecekler” yorumunu yaptı. LiquidM Genel Müdürleri Philipp Simon, Thomas Hille ve André Bräuer‘in ortak yorumu ise, “Tamamen self servis bir mobil DSP geliştirmeye odaklanarak son yıllarda pazar pozisyonumuzu başta Avrupa olmak üzere dünya genelinde güçlendirebildik. Şimdi, Ligatus ile ortak çalışarak LiquidM’i karlı ve hızla büyüyen bir şirket haline getirecek şekilde, programatik iş alanındaki büyümeyi kuvvetlendirmeyi heyecanla bekliyoruz. Ligatus ile işbirliği bize uluslararası olarak daha güçlü bir varlık kazandırıyor ve müşterilerimiz mobil kampanyalarının programatik iletimi için tüm ana Avrupa pazarlarında Ligatus ağının yüksek kaliteli üstün kapsama alanına erişime sahip olacaklar. İleri derecede gelişmiş bir DSP olarak, özellikle güçlü arayüzünün çok yönlü araçları ve hedefleme imkanları ile reklam verenlere kampanyalarının en iyi şekilde yönetimi konusunda yüksek derecede bir şeffaflık sağladığı için, Ligatus’un istikrarlı bir şekilde büyüyen mobil erişimini daha iyi paraya çevirmesine de sürdürülebilir şekilde katkıda bulunabiliriz” şeklinde oldu.

Instagram Siber Zorbalık Karşıtı Önlem Alıyor

0
Siber zorbalık kavramı, bilişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışlarını kapsıyor. Siber zorbalığın bir çok tür ve çeşidi var. Özellikle hacking ile zorbalık yapılmak istenen kişinin bilgisayar, cep telefonu gibi elektronik aygıtları, kişinin hayatını cehenneme çevirecek şekilde bozulabiliyor. Ancak esas etkili olan ve son zamanlarda internetin en büyük sorunları arasında sayılan siber zorbalık türü, çok daha basit yöntemler ile gerçekleştiriliyor. Sosyal medya ve mesajlaşma yazılımları ile. Maksatlı, hedefli ve organize aşağılamalar, kişinin rezil olacağı düşünülen bilgi veya görsellerin büyük kitleler ile paylaşılması, bir kaç butona tıklamak kadar basit. Ancak bazı bireylerde bunun psikolojik yıkım etkisi çok daha fazla. Çoğu sosyal medya ağı, istenmeyen kişilerin engellenmesi ve şikayet edilmesi konusunda kullanıcılarına seçenekler sunuyor. Siber zorbaları engellemek basit bir çözüm gibi görünebilir ancak durum hiç de öyle değil. Şikayetler, düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğü ardına sığınan zorbalar tarafından bir şekilde geçiştiriliyor. Zorbanın engellenmesi ise, zorbalığına devam etmediği anlamına gelmiyor. Aksine bu durum, yangına körükle gitmek gibi bir sonuç doğuruyor. Siber zorbalık, doğrudan kaynağından kullanıcıya ulaşacağına, ortak arkadaşların uyarıları, iyi niyetli haber vermeleri veya zorbanın tarafına geçmiş, tek derdi insanlarla dalga geçerek eğlenmek olan üçüncü şahıslar tarafından bir şekilde yine kullanıcıya ulaşıyor. Bu durum ise çok daha sinir bozucu. Instagram siber zorbalık konusunda önemli bir adım atıp, yorumların filtrelenmesi ve istenmeyen içeriklerin görüntülenmemesi konusunda bir adım attı. Artık Instagram kullanıcıları, kendi belirledikleri kelime, cümle veya ifadeleri içeren mesajları görmemeyi tercih edebiliyorlar. Bu filtre aslında basit anlamı ile küfür ve argo içeren mesajların görüntülenmemesi için getirildi. Ancak doğru kelime seçimleri ile siber zorbalık konusunda da yararlı olabilir. Siber zorbalığı engelleyici bir önlem olmayacaktır. Ancak bu durumlardan rahatsız olan kullanıcıların elinde daha fazla alternatif olması iyi olacak. co3deoeviaaban_ Instagram bu mesaj filtreleme özelliğini aslında yaz aylarında işletme hesapları ve Taylor Swift gibi siber zorbalık konusunda çok çekmiş ünlülerin kullanımına açmıştı. Görünüşe göre beta testlerinden geçen filtreler artık herkesin kullanımına sunuldu. Instagram CEO’su ve Kurucu Ortağı Kevin Systrom bir blog yazısında, “Herkesin eleştiri veya tacize maruz kalmadan kendi gibi olabilmesini sağlamalıyız” diye yazıyor. Siber zorbalığın kalesi durumuna gelmiş Twitter kadar göz önünde olmasa da, Instagram’da da benzer vakalar yaşanmıştı. Örneğin kısa zaman önce Justin Bieber, kız arkadaşı Sofia Richie’ye karşı yürütülen organize siber zorbalık karşısında Instagram hesabını kapatmıştı. Özellikle milyonlarca takipçisi bulunan, dolayısıyla çok büyük reklam gelirleri sağlayan süper star kullanıcılarını kaybetmek Instagram için kabul edilebilir bir durum değil. english

Geleceğin Bilişim Dehaları Kodu Cup Yarışmasına Katıldı

0
Microsoft Türkiye, Finansbank ve Habitat Derneği işbirliği ile çocukları kod yazmaya teşvik etme amacıyla düzenlenen Kodu Cup Türkiye 2016’da final heyecanı 8 Eylül Perşembe günü yaşandı. ‘Çevre ve Ben’ temasıyla düzenlenen ve Türkiye’nin dört bir yanından 8-14 yaş arası çocukların katıldığı yarışmada finale kalan ekipler ilk üçe girmek için yarıştı. İki kategoride 10 finalist ekip yarıştı Kodu Cup Türkiye 2016’ya Türkiye’nin dört bir yanından 165 ekip birbirinden eğlenceli ve yaratıcı 165 oyunla katıldı. Yapılan ön elemeler sonucunda 8-11 ve 11-14 yaş kategorilerinden 5’er ekip finale kalarak, aileleri ile birlikte final heyecanını yaşama şansı yakaladı. Kendilerine verilen kısıtlı zaman içinde heyecanla oyunlarını anlatan ekipler arasında seçim yapmak, jüri üyeleri için de zor oldu. Jürinin kararını Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır açıklayarak ilk üçe giren takımlara ödüllerini verdi.

Kodu Cup ile bir çocuğa dokunmak geleceğin inovasyon liderine dokunmaktır

Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, sosyal sorumluluk çalışmalarında çocuklara odaklandıklarını belirterek bilim, sanat ve eğitim konusunda onlara katkı sunmayı amaçladıklarını söyledi. Müzikaller, tiyatro oyunları, eğitim kurumlarıyla işbirlikleri yanında The Zone By Finansbank’ta bir matematik sergisi de düzenlediklerini aktaran Güzeloğlu, Finansbank toplantı salonu sahnesinde çocukları konuk etmekten mutluluk duyduklarını belirtti. “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” projesinin bir parçası olarak finale kalan ekiplerin yarıştığı Kodu Cup 2016’ya oğlunun katılamadığını belirten Güzeloğlu “Benim de sizlerin yaşında bir oğlum var. Kural gereği Finansbank’tan olduğu için bu yarışmaya katılamadı. Ancak o yarışmış kadar heyecan duyuyorum” dedi. “Bir çocuğa dokunmanın, Türkiye’nin inovasyon liderlerine dokunmak olduğuna inanıyoruz” diyen Güzeloğlu, şöyle devam etti: “Microsoft Türkiye ve HABİTAT işbirliği ile hayata geçirdiğimiz ‘Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor’ projemizle, yeni yüzyılın gereklilikleri doğrultusunda çocukların teknoloji okur yazarlığı konusundaki becerilerini geliştirmeyi, algoritmik düşünme becerisi kazandırarak gelişimlerini desteklemeyi hedefledik. 22 ilde düzenlediğimiz 8-12 yaşları arasındaki çocukların katıldığı 16 saatlik eğitimlerde, 5 bin çocuğa oyun tasarlayabilmek için düşünülmüş basit ve görsel bir programlama dili olan Kodu öğretildi. İlk yıl hedeflerini başarıyla yerine getiren Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor, yeni eğitim öğretim yılında da devam edecek ama biz bu inançla yola çıkan üç kurum olarak, çocukların program yazmaya ilgilerini artırmak amacıyla Kodu Cup Türkiye 2016 yarışmasını düzenledik. Tüm Türkiye’den 8-14 yaş aralığındaki çocukların katılımına açık olan yarışmaya katılımların hepimizi iyi bir gelecek için daha da umutlandırdığını söylemem gerek. Bugün heyecanla sunumlarını dinlediğimiz parlak fikirli, zihni açık bu nesil ile hedeflediğimiz gibi Türkiye’yi bilişim üssü haline getirmenin hiç de zor olmadığına inanıyorum. Bu doğrultuda bizler çocuklarımızı desteklemeye devam edeceğiz.”

Erken kodlayan yol alır

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, böylesine anlamlı bir çalışmanın bir parçası olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Kansu, Kodu Cup 2016 ile ilgili şöyle konuştu: “Eskiden ‘erken kalkan yol alır’ diyorduk, ama biz Microsoft olarak ‘erken kodlayan yol alır’ diyoruz. Çünkü Endüstri 4.0’ı konuştuğumuz bugünlerde, geleceği yaratacak olan gençleri ne kadar erken kodlamayla ve algoritmik düşünceyle tanıştırırsak o kadar hızlı endüstri 4.0’a geçiş yapacağımızı düşünüyoruz. Nüfusunun yarısından fazlası genç olan, 10 milyondan fazla öğrencisi olan Türkiye’nin, 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için yazılıma öncelik vermesi ve eğitimin doğal bir parçası haline getirmesi çok kritik.”

Yazılımın dili kod yazmaya çocukluktan başlanmalı

Her sene Türkiye’deki Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden 5000 civarı öğrencinin mezun olduğuna dikkat çeken Kansu, “Bu sayı, Türkiye’nin potansiyelini karşılayamayacak kadar düşük. 1.3 milyon nüfusu olan Estonya’da bile bu sayı 4000! O nedenle de, daha erken yaşlardan adım atmak gerekiyor. Daha önce söylediğimiz gibi, “erken kodlayan yol alır”! Yazılımın dili olan ‘kod’ları çocukluktan itibaren öğrenmek ise büyük değer yaratıyor. Nitekim ABD Başkanı Barack Obama’nın başlattığı ‘Herkes İçin Bilgisayar Bilimi İnisiyatifi’ girişiminin amaçlarından biri de üniversite öncesindeki tüm öğrencilere içinde kodlamanın da yer aldığı bilgisayar dersleri verilmesi. Bunun için 4 milyar dolarlık bir bütçe ayrıldı. Türkiye’de de kodlama derslerinin ilkokul, ortaokul ve lise müfredatında yer alması için çalışmalar yapılmaya başlandı” diye konuştu.

Algoritmik düşünce için kod önemli

Bilgisayar programlamanın, öğrenilmesi kolay bir beceri olmadığını vurgulayan Murat Kansu şu bilgileri verdi: “Ancak erken yaştan başlayarak temellerin verilmesi ve kolaydan zora doğru ilerleyen bir müfredatın takip edilmesiyle herkes programcı olabilir. Programlama eğitimine erken yaşlarda başlanıldığında ve eğitim hayatı boyunca devam edildiğinde algoritmik düşünme becerisinin geliştiğini ve bu beceriden kişinin hayatın her alanında faydalanabileceğini görüyoruz. Kodu Cup, Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor projemizin ilk senesini taçlandıran, müthiş bir yarışma oldu. Nisan ayında duyurduğumuz ve mayıs ayında tamamlanan ve tüm Türkiye’den 8-14 yaş arasına açtığımız bu yarışmaya, öğrenciler 3’er kişilik ekipler halinde katıldılar. Hem yarışmaya katılan hem dereceye giren tüm öğrencileri tebrik ediyorum.”

22 ilde 200 Finansçı gönüllü oldu

Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır da, “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” projesindeki başarının projenin ortakları arasındaki sinerji olduğuna dikkat çekerek“ 22 ilde yürüttüğümüz bu projemizde yerel işbirliklerine de önem veriyoruz. Yerelde kamu kurumları ve yerel yönetimlerle işbirlikleri geliştiriyoruz. Bugüne kadar 22 proje ilinde 130 gönüllü eğitmen yetiştirdik. Farklı illerde kurduğumuz işbirlikleri ile 5 binin üzerinde çocuğa 16 saatlik KODU Game Lab eğitimlerini ulaştırdık. Finansbank içerisinde de 22 ilden toplam 200 finansçı bu proje için gönüllü oldu, 75 finansçı ise toplam 16 saat eğitim alarak çocuklara 16 saat eğitim verdi” dedi.

Ödüller çevre için

Kodu Cup Türkiye 2016 Yarışması’nda jüri Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, Mimar Sinan Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Çetin Tüker, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şirin Karadeniz, Gönüllü Eğitmen / Bilgisayar Mühendisi Dinçer Yılmaz, Magiclick Kurucu Ortağı Renee Tiyano, Habitat Derneği Genel Koordinatörü Başak Saral, Finansbank İletişim Bölüm Müdürü Armağan Engel ve KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Sanem Oktar’dan oluştu. 8-11 yaş kategorisinde Minik Girişimciler ekibi “UM-UT-ON” oyunuyla birinci, Doğa Koruyucuları “Petrol Çağı” oyunuyla ikinci, “Yeşil Karadeniz” ekibi de “Doğanın Kahramanı”oyunuyla üçüncü oldu. 11-14 yaş kategorisinde ise iki ekip birinciliğe layık görüldü. Code by Nature ekibi “Just Save It”, Green Team ise “Follow the Green” oyunuyla birinciliği paylaştı. Objects ekibi “Futbolda Çevreye Saygı” oyunuyla ikinciliğe, AKA Code Team ise “Yaşam Mücadelesi“ oyunuyla üçüncülüğe hak kazandı. Birinci olan ekipler kupanın yanı sıra 500’er, ikinci ve üçüncü olan ekipler ise madalyanın yanı sıra 250’şer TL’lik hediye çekinin de sahibi oldu. Finalde, Dahice /“Doğa Operasyonu”, Shield Fire / “Ağaçların Savunucusu” ASE / “Doğa Yağmacıları” ekipleri de yarıştı.

Facebook İle İşletmeler Yurtdışına Açılıyor

Facebook, dünyanın dört bir yanındaki işletmelerin global pazarlara açılmasına ve işlerini büyütmesine yardımcı olacak yeni kaynaklar sunduğunu açıkladı. İşletmeler için Facebook’un uluslararası açılımını desteklemek için sunduğu yeni çözümlerden bazıları şöyle: • Yeni ülkelerde, yeni müşteriler bulmak: İşletmeler, artık Benzer Hedef Kitleler’e eklenen yeni bir özellik sayesinde mevcut müşterilerinin veya yüksek potansiyele sahip müşteri adaylarının listesini yükleyerek farklı ülkelerde yaşayan, kendi müşterilerine benzer kişilere ulaşabiliyor. • İş hacmini büyütmek için yeni ülkeler bulmak: Uygulamalarının yüklenme sayısını, uygulama içi etkileşimi veya dönüşümü artırmak isteyen işletmeler artık dünya genelindeki veya belli bir bölgedeki insanları hedefleyebiliyor.Bu sayede Facebook, reklamları seçilen bölgelerde sunuyor ve en iyi geri dönüş alınan ülkelere göre optimizasyon yapıyor. • Kampanyaları optimize etmeye yönelik kaynaklar: Facebook, işletmelerin global kampanya stratejilerini optimize etmelerine yardımcı olmak için uluslararası pazarlama teknikleri ile ilgili web seminerleri ve kılavuzlar sunuyor. Türkiye’deki Facebook kullanıcılarının yüzde 51’i, yurtdışındaki bir işletmeyle bağlantı kuruyor. Global çapta birbirine bağlı bir dünyada yaşadığımız günümüzde teknolojinin işletmelerin dünyanın her yerinde müşteri bulmasına yönelik fırsatlar sunduğunu vurgulayan Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, “İnsanlar mobilde ve Facebook’ta, nerede yaşadıklarından bağımsız olarak her zaman kendileri için önemli olan konularda etkileşimde bulunuyor. Global olarak baktığımızda, Facebook’ta 1 milyardan fazla insan yabancı bir ülkedeki en az bir işletmeyle bağlantı kurmuş, Facebook’u her ay mobilde ziyaret eden insanların sayısı 1,57 milyara ulaşmış durumda. Türkiye’de ise Facebook’taki insanların yüzde 51’i yurtdışındaki bir işletmeyle bağlantı kuruyor. Teknoloji, dünyayı birbirine yakınlaştırırken aynı zamanda işletmelerin büyümesine de yardımcı olabilir. Facebook olarak Türkiye’deki işletmelerin doğru müşterilerin ilgisini çekerek büyümesine yardımcı olmaya odaklanıyoruz,” dedi. Türkiye’de her gün 30 milyon insan Facebook’u ziyaret ediyor. Facebook’un Türkiye’deki aylık kullanıcı sayısı 43 milyon iken, her ay 39 milyon insan Facebook’a mobil cihazları üzerinden bağlanıyor. Bu insanların yüzde 78’i Türkiye’dekilerin yanı sıra yurtdışındaki işletmelerle de bağlantılı haldeler. Türkiye’deki insanların işletmelerle bağlantı kurduğu ilk beş ülke ise ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve Hindistan olarak sıralanıyor.

Türkiye’de İlk Instagram Dizisi Çekildi

0
PUMA, dünyanın sayılı örnekleri arasında olan Instagram dizisi #ÇizgiyiGeç ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Sanat ve modanın yenilikçi platformlarından Based İstanbul işbirliğinde yürütülen proje, klasik bir dizi disiplininde sosyal medyanın dinamik ruhuna uygun olarak, yeni neslin başarılı oyuncuları; Beste Kökdemir, Cihan Yenici, Ecem Akbin, Gözde Mutluer ve Hakan Kurtaş ile çekildi. 60’ar saniyelik 10 bölümden oluşan Türkiye’nin ilk Instagram dizisi, PUMA Sonbahar- Kış 2016 koleksiyonuyla öne çıkıyor. Koleksiyonda yer alan PUMA lifestyle ve sportstyle ürünleri, karakterlerin stillerini mükemmel bir şekilde tamamlıyor. 19 Eylül’den itibaren her Pazartesi- Çarşamba- Cuma günleri saat 19.00’da Based Istanbul’un Instagram hesabından – @basedistanbul yayınlanacak 10 bölümlük mini dizi, hayattan istediğini almak için mücadele eden, kendinden emin 5 gencin hikayesini anlatıyor. Kemal Hamamcıoğlu tarafından kaleme alınan spor, müzik, moda ve dostlukla iç içe olan hikayede, Eda (Beste Kökdemir), Toprak (Hakan Kurtaş), Ada (Ecem Akbin), Oğuz (Cihan Yenici) ve Su (Gözde Mutluer)’in hayatlarındaki kırılma noktaları yer alıyor. PUMA ve Based İstanbul’un öncü yaklaşımı şimdi Instagram’da yepyeni bir takip sürecini de beraberinde getiriyor. Bu Eylül, yeni bir dönemin başlangıcına siz de tanıklık edin.