Cisco’nun San Francisco’da düzenlediği Cisco Collobration Summit 2015 etkinliği çok önemli ürün ve hizmetlerin tanıtıldığı bir etkinliğe dönüştü. Özellikle de bir oyun değiştirici olarak tanımlanabilecek olan anında mesajlaşma yazılımı Spark, güvenli, hızlı ve pratik özellikleriyle iletişim alanında büyük ilgi çekecek bir ürün olarak etkinliğe damgasını vurdu. Videomuzda, etkinlik hakkındaki değerlendirmelerimizi seyredebilirsiniz.
2015 yılı itibariyle online alışveriş, geniş kitlelere ulaşmaya ve bu yayılma sürecini hızlandıran bir yapı kazandı. Bu noktada bir veri elde etmek isteyen Turkcell ve Ipsos, e-ticaret araştırması ile kişilerin online alışveriş ile ilgili düşüncelerini belgeledi.
Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre ortaya çıkan en bariz bilgiler; kişilerin e-ticaret kullanmasını sağlayan en önemi etkenlerin, güven, uygun fiyat ve iade kolaylığı olduğu açığa çıkıyor.
Ipsos tarafından yayınlanan sayısal verilere göre ise Türkiye genelinin yüzde 14’lük bir bölümü, online alışveriş yapmayı tercih ediyor. Detaylarında ise bu yüzde 14’lük kısım içerisindeki dağılım; her üç kişiden birinin 15-25 yaş arası, alışveriş yapan dilimin yüzde 50 oranının 15-35 yaş arası ve en çok alışveriş yapan kitlenin ise öğrenciler olduğu beliriyor.
Yine söz konusu bu yüzdelik kesimde öğrenciler dışında yer alan online alışveriş yapan bireylerin büyük çoğunluğu, özel sektörde çalışan kimselerden oluşuyor.
Kullanıcıların online alışveriş aracı kullanım oranları ise %yüzde 15 cep telefonu, yüzde 5 tablet ve yüzde 80 bilgisayar olarak şekilleniyor.
Mobil alışveriş yükselişte!
Bu dağılım ile ilgili olarak dikkat çeken e-ticaret araştırma verisi ise, online alışveriş yapan bireylerin, alışverişlerinin yaklaşık %50-60’lık bölümünü, mobil aracılığıyla gerçekleştiriyor olması!
Online alışveriş yapan bireylerle ilgili bir diğer detay ise; bireylerin online alışveriş yapamadan önce, alacaklarını ürünleri mağazalara giderek incelemeleri oluyor. Bu durumu, online alışveriş yapan her 5 kişiden 1’i uyguluyor.
Özet olarak elde edilen verilere göre, kullanıcıları online alışverişe iten önemli nedenler; kolay iade ve uygun fiyat olarak öne çıkıyor. Araştırmanın Turkcell tarafında ise Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan, 2016 yılı kapsamında 4.5G ile birlikte, söz konusu mobil alışveriş yüzdesinin artacağını, genel olarak ise e-ticaret pazarının genişleyeceğini öngördüğünü açıklamış oldu.
Google’ın, özellikle Yapay Zeka çalışmaları için yoğun olarak gelişimi üzerine çalışmalar yaptığı The D-Wave isimli Kuantum Bilgisayar, gelişim göstermeye devam ediyor.
Son gelen bir açıklamaya göre Google, NASA ile çalışmalarını sürdürdüğü D-Wave 2X Kuantum Bilgisayar gücünü, geleneksel tek çekirdek bit işleme hızını, yaklaşık 100 milyon katına kadar çıkarmış durumda!
NASA’nın, Kaliforniya’da bulunan Ames Araştırma Merkezi kapsamında kullandığı D-Wave ile ilgili, Google Mühendislik yöneticisi Hartmut Neven, kullandıkları kuantum işlemcinin bit işleme ve derleme gücünün, geleneksel işlemcilere göre 100 milyon kat gücüne ulaştığını açıkladı.
Bu açıklama ile Google, aynı zamanda Intel’e de bir gönderme de bulunmuş olarak kabul ediliyor. Zira Google, Kuantum Bilgisayar çalışmaları için, yonga üretimi konusunda yüksek tecrübesi olan Intel ile aynı masaya oturmayı tercih etmeyerek, kendi özgün laboratuvarını oluşturmuştu.
Bunların dışında Google Donanım Programı yöneticisi John Martin; D-Wave Kuantum Bilgisayar gelişimi için, kuantum bilgisayarların gelişiminin çok zor bir iş olduğunu, bundan ötürü gelişim süreci boyunca hiçbir şekilde ne maddi ne de herhangi farklı bir konuyu endişe etmeyerek, çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı.
The D-Wave 2X ise, elde ettiği bu muazzam bit işleme gücü ile, NASA’nın uzay çalışmalarına öncülük etmeye devam edecek.
Sürücüsüz otomobil teknolojileri alanında yeni bir firma daha, ben de varım dedi. Çin’in Google’ı olarak bilinen Baidu’nun geliştirdiği otonom sürüş teknolojisinin son testleri, beklenenden de iyi geçti.
Şirketin Beijing’deki merkezinde başlayan ve 19 kilometre boyunca hiçbir otomobille sorun yaşamadan gerçek trafik içinde kendini kanıtlayan test aracı, Çin’li devin yakında kızışacak otonom otomobil pazarında var olacağını ispat etti.
Modifiye edilmiş bir BMW 3 ile yapılan test boyunca aracın hızı 100 km/s’e kadar çıktı. Farklı yol formatlarının karıştığı özel bir rotayı test eden Baidu yöneticileri otomobil çok rahat şekilde sağdan/soldan geçmeleri, U dönüşlerini yapabildiğini, kavşaklardan dönerek şehir trafiği içine sorunsuzca kazanabildiğini görünce başarılarını basınla da paylaştılar. Baidu’nun otonom sürüş teknolojisinin AutoBrain ismini taşıyor ve söz konusu sistemde yolu 3D olarak algılayacak sensörler kullanılmış. Öyle görünüyor ki, gelecekte özellikle Çin yapımı otomobiller, AutoBrain sistemiyle entegre olarak piyasaya çıkacaklar.
Önümüzdeki yılın ilk aylarında pazara sunulması planlanan BELLAMY, Visa ödemelerinin kabul edildiği, dünyanın tüm temassız ödeme noktalarında kullanılabilecek. Dünyaca ünlü işlevsel Swatch tasarımı ile Visa’nın ödeme teknolojisini buluşturan BELLAMY ödemelerde yeni bir dönemin başlangıcı olacak.
BELLAMY adını “Geçmişe Bakış 2000-1887” adlı romanın Amerikalı yazarı Edward Bellamy’den alıyor. Bellamy, 1888 yılında yayınlanan romanında kredi ve banka kartlarının nakdin yerini aldığı ütopik bir dünya kurgulamıştı.
Aynı zamanda Fransızcada “iyi arkadaş–bel ami” anlamına da gelen BELLAMY, kullanıcılar için iyi bir ödeme “arkadaşı” olacağının da mesajını veriyor.
BELLAMY, Swatch’ın bilinen eğlenceli, renkli ve tasarım özelliklerini taşımakla birlikte kadranında tüketicilerin satış noktalarında temassız ödeme yapmalarına imkan verecek bir NFC çip içeriyor. Temassız NFC teknolojisi, yüksek frekanslı radyo dalgaları kullanarak elektronik cihazların genellikle 10 cm’den daha bir kısa mesafede haberleşmelerini sağlıyor. Kol saati ile yapılan ödeme işlemleri herhangi bir güç kaynağına ihtiyaç duymuyor, bu da kullanıcıların mevcut saat pillerini kullanarak ödeme yapabilecekleri anlamına geliyor. BELLAMY’nin öncelikli olarak ABD, İsviçre ve Brezilya’daki Visa kart sahipleri ile buluşması hedefleniyor.
Her yıl düzenlenen Cisco Collabration Summit, bu yıl 7 Aralık’ta San Francisco’da geniş bir katılımla başladı. İş ortakları, analistler ve basın mensuplarının izlediği etkinlikte konuşan Cisco CEO’su Chuck Robbins, 2 önemli görevleri olduğunu söyledi; kurumların verimliliğini artırmak ve onların dijitalleşmesine destek olmak.
Cisco, geride bırakmak üzere olduğumuz yılı, ciddi satın alımlar ve işbirlikleriyle geçirmişti. Bunlar arasında iletişimi özelleştirme konusunda başarısıyla dikkat çeken Tropo ve konferans konusunda geliştirdiği yöntemlerle beğeni toplayan Acano vardı.
Cisco Spark, şimdi daha yetenekli.
Satın alınan şirketlerle beraber Cisco, müşterileri ve iş ortaklarının beklediği duyuruyu yaptı ve 2015’te duyurulan Spark adlı hizmetini daha da geliştirerek kurumların iletişimini daha verimli ve keyifli yapmasını sağlayacak çözümleri paylaştı.
Böylece iletişimi de bulut ortamına taşıyan firma; mobil cihazları, web ve video konferans ortamlarını birbirine bağlayarak çalışanların zaman kaybetmeden bilgiyi en değerli olduğu zamanda paylaşılması konusunda önemli iyileştirmeler gerçekleştirmiş oldu.
Microsoft’un Office 365’teki arama özelliği duyurusunun üzerinden çok geçmeden zaten arama hizmetleri ve konferans çözümlerindeki ürünleriyle tanınan Cisco’nun, bu hizmetlerini bulut ortamına taşıması, rekabetin buluta kaydığını ve Cisco’nun da bu rekabete sıkı hazırlandığını kanıtlamış oldu.
Konferans, verimi artıyor!
Trafik ve park sorunu yaşayan metropollerden biri olan İstanbul’u hafızanızın bir köşesinde tutun. Aynı zamanda, günlük hayatımızın bir parçası haline gelen akıllı telefonlarını mesai saatinde çekmeceye atmak yerine işlerini de bu ekrandan da takip etmek isteyen ofis çalışanlarını düşünün. Cisco, tam olarak bu ihtiyaçları karşılayacak, güvenliğin ve kullanıcı deneyiminin ön planda tutulduğu bir çözümle şirketlerin verimliliğini artırmayı hedefliyor.
Gelen her telefonun potansiyel bir toplantıya dönüşebileceğini belirten Cisco, videonun sunduğu avantajları da hatırlatarak, video konferansla beraber veri paylaşımı ve ajanda yönetiminin de en az telefonla konuşmak kadar basit olması gerektiğini ve bunun için çalıştıklarını söylemekten çekinmiyor.
Fırsatlara göz atmanızda fayda var
Firma, Spark Messaging ile beraber standartları yükselmiş kurumsal mesajlaşma, uçtan uca şifreleme, güvenli arama, akıllı filtreler ve bildirimler gibi yeteneklerin sunulduğunu iddia ediyor.
Uygulama geliştiriciler için önemli bir fırsat olan Cisco Spark, diğer popüler platformlarla haberleşecek API’ler sayesinde kullanıcılara büyük kolaylık sağlayabiliyor.
Cisco Spark hakkında daha fazla bilgi almak, uygulamaları denemek için http://www.ciscospark.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bir zamanların ciddi arama motoru alternatifleri arasında yer alan Yahoo, özellikle Google ile karşılıklı çalışmalar ile gündeme geliyordu. Ancak Yahoo, son dönemlerde beklediği kullanıcı kitlesine ulaşamadığı ve mali sıkıntılar yaşadığı ile ilgili gündeme gelen bir firma haline geldi.
Üstelik bu konuşmalar arasına, Yahoo’nun mali sıkıntılarını karşılayabilecek ve eski dönemlerine yeniden dönebilmesini sağlayacak, olası bir alıcı aradığı da bulunuyordu.
Verizon CFO’su Fran Shammo
Son olarak ise bu konuşmalara, ciddi bir isim olarak Verizon eklenmiş oldu.
Verizon, Yahoo ile masaya oturabilir!
Yakın bir zamanda, Yahoo’nun bu satın alma ihtimalleri ile ilgili olarak doğrudan Verizon kanadından bir açıklama geldi. Bilindiği gibi Verizon, Amerika’nın önde gelen mobil operatörleri arasında yer alıyor.
Bir konferans kapsamında ise, konu ile ilgili gelen sorulara cevap veren, aktif Verizon CFO görevini üstlenen Fran Shammo, olası ihtimaller için hazırlıklı olduklarını belirtti.
Bununla beraber, Yahoo ile ciddi anlamda ilgilendiklerini ve Yahoo tarafından bir satışa çıkartılma kararı açıklanırsa, öncü taliplerden olabileceklerini ima etmiş oldu.
Ek olarak Shammo, henüz böyle bir karar almayan Yahoo için, detaylı bilgi vermenin ve konuşmanın da anlamlı olmayacağı söyleyerek, gelen soruları kapatmayı tercih etti.
Öyle görünüyor ki Yahoo, resmi olarak açıklamasa da, arka planda en azından şirketin belirli bölümleri için farklı firmalarla iletişim halinde. Söz konusu olacak olası bir satın almanın, Yahoo’nun mali sıkıntılarını giderebileceği ve ilerleyen dönemlerde hangi konumlara yükselebileceği de, merak edilenler arasında yer alıyor.
Bitcoin, dijital dünyanın en büyük fenomenlerinden birine dönüştü. Fiziksel hiçbir karşılığı olmayan ve sadece yazılım üzerine kurulu bir para birimi olan Bitcoin, dünya çapında dijital işlem yapan çok sayıda insan tarafından hızla benimsendi.
Elbette Bitcoin, bu alanda tek kalmadı. Benzer algoritmalarla başka dijital para birimleri de ortaya çıktı ancak Bitcoin’in, dijital para kavramının mümkün olduğunu anlamamızı sağlayan sembolik önemi de tartışılamaz.
Bitcoin hakkındaki en büyük bilinmez ise onu kimin yarattığı sorusuydu? Bitcoin’i kim tasarladı, kim programladı, kim hayata geçirdi, Bitcoin’in arkasında kim var, bunu kimse bilmiyordu. Yıllarca bu soruya cevap arandı ancak Bitcoin’in yaratıcısının ağır saldırılara hedef olmamak için kendini sakladığı çıkarımından öteye bir sonuç elde edilemedi. Üstelik, Bitcoin’i yaratan kişinin, dijital para üretim sisteminin ilk döneminde kolayca elde edilen Bitcoin’leri istiflemiş olduğu ve sonraki yıllarda Bitcoin’in fiyatı hızla yükseldiğinde, yüz milyonlarca dolar değerinde bir servet elde etmiş olabileceği de konuşuluyordu. Tabi bunun için, bu gizemli kişinin Bitcoin’in gelecekte çok değerli olacağını tahmin edip elindeki sayısız Bitcoin’i erkenden kullanmamış olması gerekiyordu.
Bir diğer bilinmez de, Bitcoin’in yaratıcısının ileride bu para biriminin uyuşturucu ticareti yapmak isteyenler ve kiralık katil tutmak isteyenler tarafından talep göreceğini tahmin edip etmediğiydi. Maalesef, takip edilemeyen ve kaynağı görülemeyen bu para birimi, internet üzerindeki tekin olmayan web sitelerinde uyuşturucu alıp satmak veya öldürmek istedikleri insanları yok etmesi için kiralık katil tutmak isteyen karanlık kişilerin favorisi haline dönüştü. Silkroad gibi Bitcoin üzerinden ticaretin yapıldığı web sitelerine kimliklerini ve adreslerini saklayarak bağlanan kullanıcılar her gün kilolarca uyuşturucu takası için anlaşmalar yapıyor ve ödemeler de Bitcoin üzerinden gerçekleşiyordu. Daha da karanlık dark web sitelerinde, mirasına konmak için babasını öldürmek isteyen hayırsız evlatlar veya işine çomak soktuğu için birini yok etmek isteyenler, kiralık katil ilanlarına başvurup ödemeleri Bitcoin ile yapıyordu. Aynı şekilde, fuhuştan kalpazanlığa, sahtecilikten kredi kartı hırsızlıklarına kadar her türlü kirli işin takasında Bitcoin kullanılmaya başlandı ve sonunda FBI devreye girip bu işe bir dur demeye karar verdi. Önce Silkroad’ın kurucusunu tespit edip, siteden kazandığı milyon dolarlarla yaşadığı tatlı hayatının bir sabahında genç yazılımcıyı kıskıvrak tutukladı.
Ardından Bitcoin’in yaratıcısına ulaşmak için soruşturma başlattılar ancak bir sonuç alamadılar. Ta ki, düne kadar. İnternette yayınlanan haberlerde, Bitcoin’in yaratıcısı olduğu düşünülen ve Satoshi Nakamoto sahte ismini kullanan kişinin Craig Steven Wright isimli Avustralya’lı bir bilgisayar dahisi olduğu iddia edildi.
İşte bu haberler daha soğumadan, Wright’in kaçmasından endişelenen Avustralya polisi yazılımcının evini ve ofisini bu sabah bastı. Evde, çok büyük elektrik ihtiyacı gerektiren ağır bir bilgisayar sistemi de bulundu. Wright’in Bitcoin üreten bir dijital madenci olduğu kesin ama Bitcoin’i yaratan kişi olduğu doğru mu?
Bu şimdilik kesin değil ancak internet medyasında yayınlanan haberlerde, Wright’in Satoshi Nakamoto ismini kullandığı pek çok olaya dair belgeler de yer alıyor.
Peki, güvenlik güçleri Satoshi Nakamoto’dan ne istiyor?
Şurası doğru ki, siz bir yazılım yaptığınız için, o yazılımın kötü amaçla kullanılmasından dolayı suçlanamazsınız. Yani, bir dijital para birimi yarattığınız için o dijital parayla uyuşturucu satın alanların suçu size yüklenemez. Yoksa bütün merkez bankası başkanları ve o paraların üzerinde imzası olan devlet başkanları hapisten çıkamazdı. Ne de olsa, dünyadaki bütün pis işler, binlerce yıldır gerçek parayla yapılıyor. Ancak şu var ki, Bitcoin çok önemli bir suça aracı mekanizma olarak kullanılmaya başlandığı için, bu mekanizmayı çözebilmek ve kimin ne yaptığını anlayarak kayıt dışı olan o para işlemlerinin kaydını bulabilmek adına, Bitcoin’i yaratan kişinin büyük yardımı dokunabilir.
Kısacası, Bitcoin’in yaratıcı kimse, güvenlik güçlerinin eline geçtiğinde güvenlik ve istihbarat örgütleri tarafından çok uzun süre sorgulanacak ve iş birliği yapmaya zorlanacak. Bir diğer acımasız gerçek de şu ki, hiçbir devlet kendi para basma hakkının yerine ülkesinde başka bir para biriminin kontrolsüz ve izinsiz olarak oluşmasına izin vermez. Bunlar ağır mali yasalarla korunan uygulamalar ve Bitcoin hiçbir yasal izne sahip olmadan ortaya çıkarak mali otoriteleri çıldırtan bir olgu. Dolayısıyla, vicdanen doğru olmadığını düşünsek de, devletin Bitcoin’in yaratıcısını çok uzun yıllar boyunca hapiste tutmak için sayısız bahane bulacağına emin olabilirsiniz.
Şimdi bakalım, Avustralya güvenlik güçlerinin soruşturmasından ne çıkacak?
Bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon alanının önde gelen küresel araştırma kuruluşu International Data Corporation (IDC) Türkiye ofisi, Türkiye’nin bilişim gücü Microsoft’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda dünya ve Türkiye için 2016 öngörülerini açıkladı.
Bilişim sektörünün buluşma noktalarından biri haline gelen toplantıda gerçekleşen panelde sektör liderleri de öngörülerini paylaştı. Yapı Kredi Bankası Bilişim Teknolojileri ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan’ın yönettiği panelde Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, HP Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak, IBM Türkiye Genel Müdürü , Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, SAP COO’su Uğur Candan beklentilerini ele aldı.
Tahminler revize edildi
IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları’nın açıkladığı IDC tahminleri, 2016 için daha önce açıklanan rakamı revize etti. 2014 ve 2015’in Türkiye için zorlu bir dönem olduğuna dikkat çeken Çizmecioğulları “Yaşanan makroekonomik zorluklar BİT harcamalarını gözle görülür şekilde etkiledi. Kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren şirketler büyük projelerini askıya almak durumunda kaldı ve bu durumda Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında değer kaybetmesi çok önemli rol oynadı. BT harcamalarının ağırlıklı ithal ürünlere dayalı olması vemaliyetlerin Türk Lirası bazında artmış olmasıkurumların bütçe yönetimini zorlaştırdı. Buradaki önemli nokta, zorluklarla uğraşmak durumunda kalan tek ülkenin Türkiye olmamasıydı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta Doğu ve Afrika bölgesi de zorlu bir dönem geçirdi ve IDC 2016 yılının da zorlu geçeceğini düşünerek bu bölgedeki toplam büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. 2016 yılında bu bölgenin BİT harcamalarının 260 milyar dolara ulaşması beklenmekte olup bir önceki tahmine kıyasla 10 milyar dolar değerinde aşağı yönlü revizyon dikkat çekmekte” dedi.
International Data Corporation Türkiye ofisinin öngörülerine göre Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) pazarı yüzde 2 büyüme ile 25,9 milyar dolar seviyesine ulaşacak.
Murat Kansu: Bulut bilişim ile yeni iş fırsatları ve meslekler doğacak
Toplantıdaki konuşmasında küresel bulut bilişim pazarının yıllık yüzde 30 büyüme oranı ile 2020 yılında 270 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğüne dikkat çeken Microsoft Genel Müdürü Murat Kansu da “Dünya çapında işsizliğin arttığı, kritik sektörlerin büyümesinin yavaşladığı bir dönemde, bulut bilişim sektörü hızla büyümekte. IDC firmasının yaptığı analize göre 2015 yılında bulut bilişimin yarattığı yeni iş imkanı sayısı 14 milyon olacak. Pazarın gelir seviyesi ise 1.1 trilyon dolara ulaşacak. Dolayısıyla, bulut bilişim ekonomilerin gelişimi açısından da muazzam fırsatlar sunuyor. Microsoft Research’ün 2026 öngörülerine de baktığımızda bulut bilişimin tetiklediği yeni ekonomik düzen, iş dünyasına yeni roller ve görevler kazandıracak. Data Mevzuat Kontrol Birimleri kurulacak, şirketlerde Etik komiteleri oluşacak ve kişisel veri yönetmelikleri artacak” dedi.
Bilişim sektörünün buluşma noktalarından biri haline gelen etkinlikte gerçekleşen panelde sektör liderleri de öngörülerini paylaştı. Yapı Kredi Bankası Bilişim Teknolojileri ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan’ın (ortada) yönettiği panelde (soldan sağa) SAP COO’su Uğur Candan, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, IBM Türkiye Genel Müdürü Isabel Gomez Cagigas, Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, HP Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak beklentilerini aktardı.
Araştırma sonuçları, son yıllarda müthiş bir yükseliş trendi yakalayan dijital reklamcılığın ekonomiye 100 Milyar Euro gayrisafi katma değer yarattığını ortaya koydu.
Dijital reklamcılığın Avrupa ekonomisine istihdam bazındaki katkısını ayrıntılı biçimde ortaya koyan ilk çalışma olma özelliği taşıyan araştırmaya göre, dijital reklamcılık son 15 yılda yeni gelişen bir sektörden, önemli bir güç merkezine dönüştü. “Avrupa Ekonomisinde Dijital Reklamcılığın Yeri” araştırmasının sonuçlarına göre Avrupa’da 1 milyondan fazla istihdam sağlayan dijital reklam endüstrisi, ekonomiye 100 milyar Euro’nun üzerinde gayrisafi katma değer yaratıyor.
DİJİTAL REKLAM YATIRIMLARI 30,7 MİLYAR EURO’YA ULAŞTI
Dijital reklam yatırımları 2014 yılında 30,7 milyar Euro’ya ulaşarak, toplam reklam yatırımlarının yaklaşık üçte birini oluşturdu. Geleneksel ve dijitale entegre geleneksel yayıncılık haricinde, sadece dijital yayıncılığa yakından bakıldığında, gelirlerin yaklaşık yüzde 75’ini oluşturan reklamların, haber içerikleri için önemli bir finansman kaynağı olduğu bu araştırmayla görüldü. Söz konusu araştırma sayesinde, hızla gelişen mobil içerik pazarının büyümesi ile reklamlar arasında da yakın bir ilişki tespit edildi. 2015 yılında reklamlar, gelir kaynağı açısından birinci sırada bulunan ücretli aplikasyonların yerini almış durumda.
DİJİTAL, TV’Yİ GERİDE BIRAKACAK
Dijital, günümüzde TV’nin ardından Avrupa’daki en büyük ikinci reklam mecrası konumuna geldi. IHS ve IAB Avrupa’nın ortaklaşa yaptığı “Avrupa Ekonomisinde Dijital Reklamcılığın Yeri” araştırmasına göre, 2015 sonu itibariyle dijitalin, İngiltere’den sonra Avrupa’nın diğer gelişmiş ülkelerinde de TV’yi geride bırakması bekleniyor. Böylece internet için önemli bir finans kaynağı olan dijital reklam
endüstrisi, Avrupalı tüketicilere düşük ücretlerle ya da ücretsiz olarak geniş bir eğitim, bilim, bilgi ve eğlence hizmeti sunmayı sürdürecek.
VERİ VE TEKNOLOJİ MERKEZLİ REKLAMCILIK
Araştırmada dijtal reklamcılığın aynı zamanda, kaliteli veri analizi ve ekonomiye yarar sağlayabilecek birçok dijital beceriyi de beslediği ortaya kondu. Konuyla ilgili açıklama yapan IAB Avrupa CEO’su Townsend Feehan, “Reklamcılık giderek veri ve teknoloji merkezli oluyor. Dijital endüstri bu sayede, diğer sektörleri de dönüştürebilecek ve onların gelecekteki değişikliklerden etkilenmemesini sağlayacak yetenekleri yetiştirme, istihdam etme konusunda daha da öne çıkacaktır”dedi.
“PROGRAMATİK”İLE DÜNYA ÇAPINDA İŞLER YAPILABİLECEK
Bu yeteneklerden bir kısmının, dijital reklamların satış ve alış süreçlerine yepyeni bir boyut getiren “Programatik” konusunda çalışmak için de gerekli olduğu belirtildi. “Programatik”in, veri ve yazılım kullanılarak gerçekleştirilen alım satım işlemlerinin otomasyonunu ifade ettiğini vurgulayan IAB Avrupa Yönetim Kurulu Üyesi ve GroupM Connect EMEA Bölgesi Genel Müdürü John Wittesaele, “Programatik önemli bir gelişme alanı haline geldi ve Avrupa bu konuda da dünya çapında işler yapabileceğini gösterdi”ifadelerini kullandı.
Araştırmada, reklamların finanse ettiği internetten faydalanan kullanıcılar ve Avrupa’da dijital inovasyonun gelişimini korumak için çalışan karar alıcılar için önemli önerilere de yer verildi. IAB Avrupa tarafından geliştirilen bu öneriler, halen AB kurumları tarafından görüşülen metinler yerine, tüketicilere daha çok yarar sağlayacak, mevzuata uygun veri koruma kurallarını da içeriyor.
Türkiye’de artan akıllı telefon kullanıcı sayısını göz önüne alan, Çin’in lider mobil antivirüs ve performans uygulama geliştiricisi 360 Mobile Security Limited Türkiye pazarına girdi. Akıllı telefon kullanıcıları için geliştirdiği uygulama ile dünyada 300 milyon kullanıcının ilk tercihi olan 360 Security’nin Türkiye lansmanı, şirketin üst düzey yöneticilerinin katılımı ile gerçekleşti. Bulut temelli gelişmiş antivirüs yazılımı ile akıllı telefon kullanıcılarını virüs ve hacker saldırılarına karşı koruyan 360 Security, hızlandırma, gereksiz dosya temizleme, uygulama kilitleme, kayıp telefonları bulma özellikleri ile Türkiye’de 24 milyonu aşkın Android telefonu ücretsiz koruyacak.
“TÜRKİYE’DE AKILLI TELEFON KULLANIMI ARTARKEN, GÜVENLİK AÇIKLARI BÜYÜYOR”
Akıllı telefon ve mobil internet pazarının yükselişini her geçen gün sürdürdüğünü, Türkiye’nin Avrupa’da en hızlı büyüme kaydeden ülkelerin başında geldiğini belirten 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü Huang Yan, “Türkiye’de yüzde 69’u 30 yaş altında olmak üzere yaklaşık 24 milyonu aşkın Android telefon kullanıcısı mevcut. Toplam akıllı telefon pazarının yüzde 78’ini oluşturan Android işletim sistemine sahip akıllı telefon kullanımı hızla artarken, güvenlik açıkları da her geçen gün büyüyor. Kullanıcıların güvenilir olmayan kaynaklardan temin ettikleri uygulamalar, kişisel bilgilerin çalınma oranını da artırıyor. ABD’ye göre 6,5 kat daha fazla virüs ile karşılaştığımız Türkiye pazarında 10 milyon kullanıcımızda günlük 30 bin virüs yakalıyoruz. 2015 yılı süresince Türkiye’de akıllı telefon sahipleri 2,5 milyon kez virüs saldırısına maruz kaldı. 360 Security olarak biz bunların 1 milyonunu tespit edip, telefonları koruma altına aldık. Sadece kişisel bilgileri güvence altına almakla kalmayıp, aynı zamanda telefonlarına performans kazandırıp, pil ömrünü uzatarak kullanıcılar için en akıllı çözümü sağlamayı hedefliyoruz” dedi.
“TEK TUŞLA TÜM TELEFONLARDA ÜSTÜN PERFORMANS”
360 Security’nin Türkiye başta olmak üzere tüketicilerin beklentileri göz önünde bulundurularak hepsi bir arada özellikleri içermesi fikriyle geliştirildiğini kaydeden Huang Yan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bildiğiniz üzere gelişen uygulama özellikleriyle birlikte akıllı telefon kullanıcıları genel olarak kısıtlı depolama alanı ve düşük RAM’dan şikayetçi. 360 Security’deki özellik sayesinde kullanıcılar tek bir tuşla o an kullanmadıkları uygulamaları kapatarak cihazlarını daha fazla hızlandırabiliyor. Bu özellik sayesinde tüm Android cihazları yüzde 18 oranında hızlanıyor. Uygulama aynı zamanda, arka planda çalışan istenmeyen programları da kapatarak pil ömrünü uzatıyor. Güç tüketen uygulamaları sonlandıran 360 Security sayesinde pil ömründe ortalama 3,5 saate kadar artış yaşanıyor.”
“ON BİNLERCE UYGULAMAYI ANALİZ ETTİK”
Toplantıda Türkiye’de mobil oyun kullanımına da değinen 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü Huang Yan, oyunların kullanışlı olsun ya da olmasın cihazlarda önemli ölçüde önbellek dosyası bıraktığını, bu durumun da telefonlarda verimi düşürdüğünü belirtti. 360 Security’de bu sorunun kaynağına ulaşmak için on binlerce uygulamanın analiz edildiğini belirten Huang Yan, “Oyunların bıraktığı ön bellek dosyalarını sistemde çözmek, en gelişmiş işletim ortamını sunmak son dönemde en karmaşık sorunlardan biri. Bu sorun için yazılım ekibimiz ile önemli mesailer harcadık.
Uygulamamız ile Türkiye’de de hayli popüler olan Score! Hero, Candy Crush Soda, Clash of Clans gibi zamanla önbellekte biriken dosyaları kullanıcılar tek dokunuş ile temizleyebiliyor. Oyun hızlandırma özelliği Türkiye’de günde 700 bin kişi tarafından kullanılıyor. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında %33.7 daha yüksek bir kullanım oranı mevcut” açıklamasını yaptı.
“KORUMASIZ CİHAZLARDA KİŞİSEL BİLGİLER TEHDİT ALTINDA”
Günlük hayatı pek çok yönüyle kolaylaştıran akıllı telefonlarda kişisel bilgi gizliliğinin korunmasının en önemli gündem maddesi olduğunu söyleyen Huang Yan, WhatsApp, Facebook, Twitter, Gmail gibi pek çok akıllı telefon uygulamasının kişisel bilgilere sahip olduğunun altını çizdi. Yan, akıllı telefon belleklerinin büyük bir bölümünde kişisel mesaj, video, ses kaydı ve fotoğraf gibi başkalarıyla paylaşılmak istenmeyecek bilgilerin yer aldığını, bu bilgilerin gizliliği için cihazların mutlak bir uygulama ile korunması gerektiğini söyledi. Birleşik Amerika ve Avrupa ülkelerinde güvenlik konusunun gün geçtikçe daha hassas hale geldiğini söyleyen 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü, “Türkiye gibi hızla gelişen pazarlarla birlikte kullanıcılar, sabit internet riskleriyle daha fazla yüz yüze geliyor. Güvenliği artırmak için kendini adayan 360 Security akıllı bulut tarama özelliğine sahip dünyanın bir numaralı antivirüs motorunu ve güncel veri tabanını kullanıyor. Kullanıcılarımız tek bir tuşla kötü amaçlı yazılım, virüs, trojan ve sistem hassasiyetlerini ortaya çıkarma ve koruma sürecinde en kolay yolu sunuyor” dedi.
Hepsi bir arada çözümün kullanıcı dostu arayüzünde bir uygulamadan diğerine sorunsuz ve kısa sürede geçildiğine de değinen Huang Yan, “Yazılımı geliştirirken farklı bir iskelet oluşturduk. 30 dilde kullanılabilen 360 Security’de kullanıcı tek bir tuşla telefonu için o an gereksinimi olan özelliği açarak, ister güvenliğini koruma altına alıyor, isterse telefonuna performans kazandırıyor. Öte yandan uygulama içerisinde yer alan ‘Telefonumu Bul’ özelliği ile cihaz kaybolduğunda, alarm devreye sokularak uzaktan tüm bilgiler silinebiliyor. Üst düzey kişisel bilgi gizliliğine sahip uygulama sayesinde belirleyeceğiniz kişilere gönderdiğiniz iletileri şifreleyebiliyor ve uygulamaları kilitleyebiliyorsunuz. Google Play’de ücretsiz olarak kullanıma sunduğumuz 360 Security ayrıca istenmeyen uygulamalarla bağlantılı dosyaları da tek bir dokunuşla kaldırarak, telefonun verimliliğini üst düzeye taşıyor” açıklamasını yaptı.
Facebook, dünya genelinde 50 milyondan fazla işletmenin, müşterileri ile iletişime geçmek için Facebook Sayfalarını kullandığını, aynı zamanda, bu sayfalarda her ay 2,5 milyar yorum yapıldığını açıkladı. Türkiye’de ise Facebook’taki insanların yüzde 77’sibir KOBİ ile bağlantılı halde bulunuyor.
Facebook, işletmelerin Sayfaları üzerinden müşteri ilişkilerini yönetebilmesini kolaylaştırmak adına yeni özellikler de geliştirdi:
-Sayfa sahipleri için daha fazla iletişim kontrolü: Sayfalar artık “birkaç dakika içinde”, “bir saat içinde”, “birkaç saat içinde” veya “bir gün içinde” seçeneklerinden birini tercih ederek mesajlara cevap verme sürelerini belirleyebiliyor
-Gelen kutusunun yeni tasarımı ile müşteriler hakkında daha fazla bilgi: Sayfa sahipleri artık mesajlara daha hızlı bir şekilde müdahale edebiliyor ve iletişimi daha rahat yönetebiliyor.
-Yorumları daha kolay cevaplamak ve takip etmek için yeni bir araç: Yeni ‘Hareketler’ sekmesinin altında yer alan araç, yöneticilerin Sayfadaki yorumları takip etmesine ve cevaplamasına yardımcı oluyor.
Facebook Sayfalar Ürün Müdürü Michael Sharon konuyla ilgili olarak “İnsanlar şirketlere herhangi bir yerden, herhangi bir cihazla ulaşabiliyor. Bu doğrultuda Sayfalar için müşteri iletişimini kolaylaştıracak yeni araçlar sunuyoruz. Güçlü ilişkiler kurmanız ve işinizi büyütebilmeniz için, artık Sayfalardan hem herkese açık yorumlara, hem de özel mesajlara cevap vermek daha kolay.”
Facebook COO’su Sheryl Sandberg ise, “KOBİ’lerin bir numaralı sorunu müşterilere ulaşmak. Facebook Sayfalar, şirket sahiplerinin yeni müşterilere ulaşmalarını ve var olan müşterileri ile iletişime geçmelerini sağlayarak dünya genelinde milyonlarca işletme için mobil çözümler sunuyor. Bu sayede işletmeler, müşterilerine oldukları yerde, yani mobilde ulaşabiliyor” şeklinde açıklama yaptı.
Yeni dönemde Autodesk, müşterilerin ihtiyacına göre 3 aydan başlayarak 3 yıla kadar, kullanıcılara ürünü lisanslayacak. Yani 31 Ocak 2016 tarihiyle beraber, ACAD LT, ACAD ve 3DSMax gibi ürünler için kalıcı lisans temini sona erecek. Kalıcı lisans almak isteyen kullanıcılar için son çağrı! 31 Ocak 2016 son tarih.
Autodesk Türkiye Ülke Lideri Murat Tüzüm ile yaptığımız röportajda, yeni dönemle ilgili konuştuk. İyi seyirler…
Daha fazla detay için Autodesk sayfasına buradan gidebilirsiniz…
Terör eylemine girişmesi olası kötü niyetli kişileri şehir kameralarında tespit edebilecek yapay zeka yazılımlarının üzerinde çalışıldığını daha önce yazmıştım. Bu tür yapay zeka yazılımları, stres altında, korku veya öfke altındaki kişileri kalabalık içinde ayırt etmeyi mümkün kılacak. Elbette hızlıca kimlik bilgilerine ulaşmak ve tehdit potansiyelleri de hızlıca sorgulanabilecek.
Ancak bu çözümün, şehirleri teröre karşı korumada son savunma hatlarından biri olacağı açık. Oysa terörizmle ve nefret söylemleriyle ön cephede çarpışacak teknolojilere ihtiyacımız var ve bu çatışmanın nasıl gerçekleşecebileceğini henüz kimse bilmiyor. Google’ın başkanı Eric Schmidt ise bu aşamada farklı bir bakış açısıyla ortaya çıktı.
Schmidt’e göre, teknoloji şirketleri internetteki tüm içeriği hece hece tarayabilecek teknolojiler geliştirmek zorunda ve bu teknoloji yardımıyla nefret söylemine sahip, terör propagandası olabilecek içerikleri internetten kaldırmalı. Bu sayede nefret söylemi içeren sosyal medya tartışmalarının, videoların, propaganda materyallerinin yayılmasının önüne geçilebileceğini savunuyor.
Schmidt’in bakış açısı aslında Google’ın işleyiş mantığından farklı değil. Bir arama motoru yazılımı olarak işe başlayan Google’ın tüm interneti taramak hatta kullanıcıların e-postalarındaki özel yazışmaları da okuyarak bu kullanıcılara gösterilebilecek reklam konuları hakkında ipucu bulabilmek için güçlü algoritmaları bulunuyor. Schmidt şimdi bu mekanizmaların teröre ve nefret söylemine odaklanabileceğini düşünüyor.
Bu bakış açısı bir noktaya kadar yararlı olabilir ama sınırlarının neresini olacağını tahmin etmek kolay değil. Çoğu terör olayı aslında terörle veya nefretle hiç bağlantısı olmayan, hiçbir terörist olaya karışmayacak çok sayıda insanı da gaza getirerek, ömrü boyunca yapmayacağı işleri konuşmasına neden olabiliyor. Paris’te saldırı yaşandıktan sonra sayısız Fransız’ın ve Avrupalı’nın, “aslında bütün Müslümanları bombalayıp yok edeceksin,” benzeri yorumlar yaptığını, birbirileri arasında bu tür çirkin yorumlarla öfkelerini boşalttığını biliyoruz. Teknolojinin nefret söylemini takip ettiği bir dünyada bu insanların hepsinin potansiyel terörist olarak işaretlenmesi ve uluslararası ilk gezilerinde, sınır kapılarında terör şüphesi ile durdurulmaları gerekirdi. Çünkü bu teknoloji sayesinde aynı şey Müslüman toplumlarda yaşayan bireylerin başına sık sık gelecektir, tahmin edersiniz.
Nefret söylemini engellemeye çalışırken insanları fişleyerek potansiyel terörist olarak kayıt altına almaya kalktığımızda bu iş terörü yok etmekten çok, daha fazla kızgın, öfkeli ve potansiyel terörist yaratmaya hizmet edecektir diye korkarım. Üstelik ABD’ye başkan olma hedefiyle yola çıkmış Donald Trump’ın TV ekranlarından “Müslümanları ABD’ye sokmayalım,” diye haykırıp alkış alabildiği bir dünyada, bu tür izlemeli, fişlemeli çözümlerin yeni faşizm uygulamalarına ve yeni nefret köklerine dönüşmesi hiç zor değil.
ZeniumFrankfurt One veri merkezi tesisinin IBM Cloud’un yeni bir servisini barındıracağını duyurdu. Kurumlar Direct Link’i kullanarak kendi ITekipmanlarını IBMCloud gibi aynı veri merkezi tesisinde barındırarak hızla melez (hybrid) bulut çözümleri oluşturabiliyorlar. Bu ağ linki kurumlarakendi IT kaynaklarını IBM’in gücünü SoftLayer’dan alan bulut servisleri ile birleştirme yeteneği kazandırıyor.
Zenium Frankfurt One’daki kurumlar böylece tek rack kabinden kafesli alanlara ve özel amaçlı kurulmuş ve belli bir amaca hizmet eden veri suitlerine kadar, kendi IT altyapılarını saklamak için bir barındırma alanı alabilecekler ve bunları doğrudan IBMCloud bulut hizmetlerine bağlayabilecekler. DirectLink servisleri, sunduğu gerçek melez yaklaşımla bir yandan kurumların kendi iç kaynaklarından en iyisini elde ederken diğer yandan IBM Cloud’a doğrudan erişim sağlamalarına olanak tanıyor.
IBM, geçen yıl ilk SoftLayer tesisini açmak için Zenium’un Sossenheim’daki veri merkezini seçmişti. IBM’in Frankfurt One’ı tercih etmesinde etkili olan faktörler arasında, bölgede amaç odaklı inşa edilen ilk tesis olarak pazar lideri enerji etkinliği (tam yükte 1.3 PUE), iki farklı 110kV güç kaynağından beslenmesi, güçlü fiziksel güvenlik ve Tier +3 seviyesinde deprem dayanıklılığı öne çıkmıştı. Veri merkezinin taşıyıcıdan bağımsız olması ve Frankfurt’ta aktif olan tüm taşıyıcılara erişim sağlaması da kararda etkili olmuştu.
IBM’in DirectLink servisleri, kurumların kendi mevcut IT altyapıları ile IBM’in SoftLayer tabanlı bulut bilişim kaynakları arasında yüksek hızlı ve güvenli bir ağ bağlantısı kurmalarını sağlıyor. Servisler CloudExchange,NetworkServiceProvider (NSP) ve Colocation olmak üzere 3 farklı seçenek olarak sunuluyor. Üç servis de kurumlara daha hızlı ve daha tutarlı ağ performansı, daha yüksek veri güvenliği ve birden çok bulut servis sağlayıcıya doğrudan bağlantıyı da içeren melez bulut kurulum seçenekleri sunuyor.
Yeni nesil BT servis ve çözümlerinde dünyada lider konumda bulunan CSC (NYSE: CSC), Türkiye’deki ilk yılını düzenlenen bir basın toplantısıyla değerlendirdi. 2014 yılının ikinci yarısında faaliyete geçen CSC Türkiye ofisi başarılı bir yılı geride bırakırken, sigorta sektörünün küresel şirketlerinden Milli Reasürans için yeni reasürans sistemine yönelik bir dönüşüm projesi yürütmeye başladı. CSC, geçtiğimiz aylarda Almanya, Avusturya ve İsviçre’de 500 yönetici ile gerçekleştirdiği dijital ajanda araştırmasının bir benzerini Türkiye’de de yaptı. 100’e yakın yöneticinin katıldığı araştırmadan Türkiye’deki kurumların dijitalleşmeye bakışlarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar elde edildi.
İş dünyası dijitalleşmeye inanıyor
CSC Türkiye’nin araştırmasına yüzde 43’ü finans/sigorta, yüzde 29’u perakende ve yüzde 22’si bilişim teknolojileri ile telekomünikasyon sektörlerinde görev yapan, kurumlarının BT ve yazılım satın almalarında direkt ya da dolaylı rol alan yöneticiler katıldı. Katılımcıların yüzde 65’i dijitalleşmenin rekabeti değiştirdiği, yüzde 25’i ise 1-2 yıl içinde değiştireceği yönünde görüş belirtti. Kurumunun dijital ajandasının tamamlandığını belirtenlerin oranı yüzde 64 olurken, dijital ajandalarının oluşturma sürecinin tamamlandığını söyleyenlerin oranı yüzde 25, oluşturma sürecinin 12 aydan sonraki bir dönem için planlandığını belirtenlerin oranı ise yüzde 5 olarak gerçekleşti.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren CSC Türkiye Genel Müdürü Alev Alp Esen, “Dijitalleşmenin rekabet üzerinde etkisi olmayacağını belirtenlerin oranının yüzde 6’da kaldığını görüyoruz. Bu da Türkiye’de iş dünyasının dijitalleşmeye olan inancını net bir şekilde gösteriyor. Yöneticiler dijitalleşmenin getirdiği en büyük fırsatları operasyonel mükemmellik, dijital dağıtım kanalları, süreçlerin dijitalleşmesi ve gerçek zamanlı veri kullanımı olarak sıralıyor. Uygulamadaki en büyük risk ise veri güvenliği olarak öne çıkıyor. Almanca konuşan ülkelerde gerçekleşen benzer bir CSC araştırmasında, dijital ajandasının tamamlandığını belirtenlerin oranı yüzde 39 iken, bu oranın Türkiye’de yüzde 64 olmasını, ülkemizdeki kurumların dijitalleşmeye verdikleri önemi göstermesi açısından son derece çarpıcı buluyoruz. Ülkemizde olduğu gibi, araştırmanın gerçekleştirildiği Avrupa ülkelerinde de dijitalleşmenin uygulamadaki en büyük riskinin veri güvenliği alanında görülmesi, siber güvenlikle ilgili yatırımların ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor,” dedi.
Türkiye’nin inovasyon ve dijitalleşme açısından çok önemli bir ekonomi konumunda bulunduğunu söyleyen CSC Avusturya ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Dietmar Kotras, “İş dünyasının dijitalleşmeye verdiği önem, Türkiye’nin bu önemli konumunu daha da güçlendireceğini gösteriyor. Dijitalleşmenin getirdiği fırsatların doğru biçimde kullanılabilmesi için CSC olarak dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de destek olmaya ve yeni başarı hikayelerine müşterilerimiz ile birlikte imza atmaya hazırız,” diye konuştu.
CSC Başkan Yardımcısı, Orta ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Claus Schünemann ise, CSC’nin derin endüstri deneyimi, küresel ölçeği, teknoloji bağımsızlığı ve yaygın iş ortağı topluluğundan güç alarak, gelecek nesil inovatif teknoloji hizmet ve çözümleri sunduğuna dikkat çekti. Schünemann, CSC’nin sahip olduğu küresel gücü Türkiye pazarına taşımaktan mutluluk duyduklarını söyledi.
Facebook, geçtiğimiz yaz aylarında masaüstü için kullanıma sunulan ve hesaplara daha fazla güvenlik önlemi eklenmesine yardımcı olan Güvenlik Kontrolü’nü, Android için Facebook uygulaması için de etkinleştirdiğini duyurdu. Güvenlik Kontrolü, sadece birkaç dakika içinde kullanılmayan tarayıcılarda ve uygulamalarda Facebook’tan çıkış yapılmasını, birisi yeni bir bilgisayar veya telefondan hesaba giriş yapmaya çalıştığında hesap sahibine bildirim gönderilmesini sağlayan giriş uyarılarının etkinleştirilmesini ve şifrenin nasıl korunacağının öğrenilmesini sağlıyor.
İnternette hemen her gün güvenlik problemleri ile ilgili haberlere rastladığımız şu günlerde insanların Facebook hesaplarını korumak için onlara sunulan güvenlik kontrollerinden haberdar olmasının öneminin altını çizen Facebook, güvenlik konusunda bilinçli olmanın ve kötü bir deneyim yaşamadan önce gerekli önlemleri almanın önemine dikkat çekiyor.
Güvenlik Kontrolü’ne bugünden itibaren Android için Facebook uygulamasındakiFacebook Yardım Merkezi’nden ulaşılabiliyor.
Değerli TechInside okurları,
TechInside’ın 16. sayısı da ücretsiz olarak okumak isteyenler için hazır.
16. sayımızda giderek daha fazla hayatımızın bir parçası haline gelen akıllı şehir teknolojilerine odaklandık.
Akıllı şehir kavramı çoğumuzun kulağında bilim kurgu gibi yankıyor olsa da aslında ülkemiz de dahil olmak üzere, pek çok ülkede büyük şehirler akıllı şehir çözümlerini uzun zamandır hayata geçirmiş bulunuyor. Sağlık hizmetlerinden enerji dağıtımına, trafik çözümlerinden güvenlik ihtiyaçlarına kadar, şehir hayatının bir parçası olan süreçlerin çoğu artık akıllandı ve giderek daha da akıllanıyor. Peki ülkemizde akıllı şehirler nasıl işliyor? Bu sorunun cevabını, dosya konumuzda aramaya çalıştık.
Elbette, dergimizde yine farklı konuları da doyurucu detaylarla okuyabileceksiniz. Teknoloji dünyasından ve şirketlerden önemli haberlerin, farklı görüş ve köşe yazılarının yanında BT çalışanları nasıl sorunlar yaşıyor, BT yöneticilerinin farklı deneyimleri, BT dünyasındaki yeni atamalar, yeni projeler, anlaşmalar, şirket evlilikleri, yeni teknolojiler gibi çok önemli haberleri ve başka bir yerde bulamayacağınız çok değerli köşe yazılarıyla analizlere de yine dergimizin sayfalarından ulaşabileceksiniz.
Web sitemiz üzerinden ücretsiz olarak okuyabileceğiniz dergimiz sayfaları arasında teknoloji ve iş dünyasına ilişkin çok sayıda haber, analiz ve köşe yazıları sayesinde teknoloji dünyasına dair farklı görüş ve yorumlarla oluşmuş zengin bir içerikle karşılaşacaksınız.
Eğer herhangi bir işletmede yönetici, medya veya PR ajansı çalışanı iseniz, bu formu doldurarak dergimize ücretsiz aboneliğinizi başlatabilirsiniz.
Henüz kaydolmadıysanız haftalık e-posta bültenimize de dahil olmanızı tavsiye ediyoruz.
İçeriğimizle ilgili görüşlerinizi her zaman olduğu gibi bekliyoruz.
TechInside dergimizin dijital kopyasınıbu linktenher zaman olduğu gibiücretsiz okuyabilir ve indirebilirsiniz.
2014 Şubat ayında 5651 sayılı internet kanununda torba yasayla yapılan değişiklikler, internet kullanıcıları başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerince uzun süre tartışılmıştı. Elektronik haberleşme sektörünü ilgilendiren tarafta ise ilgili torba yasaya eklenen bir madde ile “Erişim Sağlayıcılar Birliği” kurulması da zorunlu hale getirilmişti.
İlgili madde sektördeki yaklaşık 300 şirketin yüksek maliyetli altyapı yatırımı yapmasını zorunlu kılıyor ve yüksek gelire sahip olmayan alternatif işletmecilerin geleceğini tehlikeye sokuyordu. Birliğin Tüzüğünü onaylayan BTK kararının iptal edilmesi için TELKODER tarafından Danıştay’da açılan davada ise Danıştay yürütmeyi durdurma kararı almıştı. Yapılan itiraz Danıştay Genel Kurulunda görüşüldü ve geriye doğru kanun düzenlemesi yapılamayacağı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine götürüldü.
5651 nolu internet yasasında yapılan bu değişikliklerin görüldüğü davada Anayasa Mahkemesi tarafından internet konusunda toplumun büyük kesimini ilgilendiren bazı önemli kararların bu hafta alınması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu karar almak üzere 3 Aralık’ta toplandı, ardından sözlü açıklamaları dinlemek üzere karar alma toplantısını 8 Aralık’a erteledi. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi davaya yönelik son karar alınmadan önce TELKODER’i dinledi. Anayasa Mahkemesinin bir sivil toplum kuruluşunu muhatap alması ve görüşlerini dinlemesi çok sık rastlanan bir durum özelliği taşımıyor. Anayasa Mahkemesinin TELKODER’in görüşlerini dinleyerek dikkate alması ülkemizdeki saygın sivil toplum kuruluşlarının önemini bir kat daha arttırdı.
Görüşme sonrası bir açıklama yapan TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, “TELKODER 13 yılı aşkın süredir elektronik haberleşme sektörünü saygın biçimde temsil ediyor. Her zaman sektörümüzün ve ülkemizin geleceği için doğru olanları ifade ettik. Bugün geldiğimiz noktada da Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın elektronik haberleşme sektörü ve ülkemiz için kritik bir konuda TELKODER’in görüşünü alması bizleri onurlandırdı ve ümitlendirdi.
Halkın günlük yaşamını etkileyecek, TELKODER üyesi olan İnternet Servis Sağlayıcılarına ve dolayısı ile vatandaşlara önemli yük getirecek, yeni firmaların bu alanda faaliyet göstermelerini engelleyecek ve internetin pahalılaşmasına yol açacak olan bu önemli Kanun hazırlıkları sırasında TELKODER’in ve diğer STK’ların görüşünü alınmadı.
Devlet, ülkenin ve vatandaşlarının güvenliği için elbette önlemler almalıdır, ancak bu yapılırken tüm tarafların görüşü alınmalı, işletmecilerin ve vatandaşların talepleri de dikkate alınmalıdır. Erişim Sağlayıcıları Birliği gibi Sivil Toplum Örgütü görünümlü ancak yarı kamu kuruluşu niteliğindeki, dünyada ve ülkemizde bir örneği daha bulunmayan bir yapı kurmadan önce de bu yapılmalıydı.
Kanun zoruyla da olsa bu Birliğin kurulması ilk defa çok büyük sayıda işletmecinin aynı amaç doğrultusunda bir araya gelmesine sebep olmuştur. TELKODER öncülüğünde işletmeciler kendi haklarına sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edeceklerdir. Bu mücadele, güven, işbirliği ve yanlışa yanlış diyebilme cesareti sayesinde devam etmektedir. Küçük ve orta ölçekli işletmecileri, yani bu sektörün fidanlığını, görmezden gelen bu anlayışı değiştirmek için hep birlikte ve her ortamda kararlı mücadelemize devam edeceğiz.” dedi.