Google ve Microsoft arasındaki ofis yazılımları yarışı, Google’ın yeni bir hamlesine tanık olmak üzere. Google, kişisel kullanıcılara ücretsiz olarak açtığı Google Dokümanlar servisini şirketler için daha gelişmiş kaynaklarla ücretli olarak sunuyordu.
Ancak Microsfot’un giderek popülerleşen online ofis yazılımları servisi Office 365’in önüne geçebilmek için Google şimdi Dokümanları, şirketler için de ücretsiz hale getirecek.
Bu kampanyadan yararlanacak şirketler, çalışanlarının Dokümanlar hesapları için ilk yıl boyunca ücret ödemeyecekler. Bu aslında küçük bir indirim sayılmaz zira servise abone olan şirketlerde yüzlerce çalışan bulunabiliyor ve Google, Dokümanları kullanan her çalışan için yıllık 50 dolar abonelik ücreti alıyordu. Google Dökümanlar şirketlere ücretsiz mi oluyor?
Google ve Microsoft arasındaki ofis yazılımları yarışı, Google’ın yeni bir hamlesine tanık olmak üzere. Google, kişisel kullanıcılara ücretsiz olarak açtığı Google Dokümanlar servisini şirketler için daha gelişmiş kaynaklarla ücretli olarak sunuyordu.
Ancak Microsfot’un giderek popülerleşen online ofis yazılımları servisi Office 365’in önüne geçebilmek için Google şimdi Dokümanları, şirketler için de ücretsiz hale getirecek.
Bu kampanyadan yararlanacak şirketler, çalışanlarının Dokümanlar hesapları için ilk yıl boyunca ücret ödemeyecekler. Bu aslında küçük bir indirim sayılmaz zira servise abone olan şirketlerde yüzlerce çalışan bulunabiliyor ve Google, Dokümanları kullanan her çalışan için yıllık 50 dolar abonelik ücreti alıyordu. Kaspersky Internet Security performans testlerinde rakiplerini geçti
Son 12 ayda yapılan tüm Dennis Technology Labs antivirüs testlerinin sonuçlarını içeren raporda farklı zararlı yazılım önleme ürünlerinin kullanıcı sistemlerini koruma ve sistem performansını sürdürme açısından sergiledikleri performanslar karşılaştırıldı. Kaspersky Internet Security, ürünün hem tehditleri hem de yasal yazılımları nasıl ele aldığına bakılarak hesaplanan Toplam Doğruluk puanında %100 alan ilk çözüm olarak koruma doğruluğunda ilk sırada yer alan ürün oldu.
Sonuçlar, günümüzün sürekli değişen siber tehdit ortamında Kaspersky Internet Security gibi özelleştirilmiş bir güvenlik çözümünün İnternet kullanıcılarını en yeni siber tehditlere karşı korumak için kritik olduğunu onaylıyor. Diğer satıcıların çözümleri daha az puan aldı. Microsoft Security Essentials %66 Toplam Doğruluk puanı ve Malwarebytes Anti-Malware’in ücretsiz koruması %67 puanda kaldılar.
Raporda ayrıca farklı güvenlik ürünlerinin kullanıcı sistemleri üzerindeki etkileri de karşılaştırıldı. Kaspersky Internet Security çözümü bir dizi görevi yerine getirirken sistemleri sadece %7 oranında etkiledi. Diğer satıcı ürünlerinin etkisi çok daha fazla oldu. BitDefender Internet Security kullanıcı sistemlerini %17 kadar yüksek bir oranda etkilerken, Microsoft Security Essentials’ın sistemleri üzerindeki etkisinin daha az olduğu görüldü (%4) ancak daha düşük seviyede koruma sağladı.
Kullanıcılarına en doğru korumayı sağlarken sistem performans seviyesine minimum etki eden Kaspersky Internet Security çözümünün en iyi kombinasyonu sağladığı görüldü. Microsoft geleceğin teknolojilerini öğrencilerle tanıştırıyor
Her gün, dünya çapında 110’dan fazla ülkede yazılım teknolojileriyle tanışma fırsatı bulan binlerce Microsoft Student Partner (MSP), en güncel yazılım teknolojilerini öğrenirken, teknoloji alanında edindikleri bilgileri ve deneyimleri diğer öğrencilerle paylaşıyor. MSP Programı sayesinde en güncel teknik içerikleri öğrenme imkanına sahip olan MSP’ler teknik uzmanlığın yanı sıra liderlik ve iletişim becerilerini geliştiriyor, kariyer ve eğitim hayatlarında yeni fırsatlar yakalıyor. MSP’ler, Microsoft’un yaklaşan eğilimlerinin ve yeni teknolojilerin öncülüğünü yürüten Microsoft Student Partner programının etkin bir üyesi olma yolunda hızla ilerlemelerini sağlayan kaynakları ve eğitimleri alanındaki uzman eğitmenlerden öğrenme fırsatı yakalıyorlar. Program, bu sene 14 farklı şehirden 34 üniversitenin öğrencilerinin katılımı ile gerçekleşiyor.
Microsoft Student Partner programında aktif bir katılımcı olmak öncelikler arasında yer alıyor. Programa aktif katılım sayesinde, her MSP ücretsiz eğitim, yazılım, sertifikalar ve Microsoft’un önde gelen geliştirici konferanslarına katılım gibi ek fırsatlardan yararlanabiliyor. Böylece üye öğrencilerin, program kapsamında iyi bir akademik deneyime sahip olabilmesi amaçlanıyor. Program süresince, hackathon’lar düzenleme, kod yazma girişimleri, oyun ve uygulama geliştirme, teknoloji etkinlikleri düzenleme, kampüslerde demolar sunma, teknoloji kulüplerinde ve kullanıcı gruplarında tartışmalara liderlik etme gibi yetkinlikler kazanırken sektör uzmanlarıyla global ağ oluşturma, en son teknolojileri ve hizmetleri öğrenmek amacıyla Microsoft’un özel eğitim etkinliklerine katılma gibi pek çok fırsattan yararlanabiliyor.
Öğrencilerin teknoloji ve iletişim becerilerini artırmanın yanı sıra kariyer hayatlarında yeni fırsatlar yakalamalarını sağlayan Microsoft Student Partner Programında MSP’ler, öğrencilerin hayatlarını kolaylaştıran Microsoft teknolojileri konusunda detaylı bilgi sahibi oluyor.Teknik bilgi ve becerileri edinmek için Microsoft Virtual Academy‘de bulunan çevrimiçi eğitimleri tamamlaması gereken MSP’ler, bu çevrimiçi eğitim kurslarından Microsoft’un en güncel yazılım teknolojilerinden ve hizmetlerinden haberdar oluyor.Windows 10 eğitimi, Microsoft IoT çözümleri, Azure uygulaması ve geliştirilmesi, oyun geliştirme, kod yazma, modern web platformu geliştirme gibi başlıklar bu eğitimlerden bazıları olarak ön plana çıkıyor. Bu eğitimleri MSP Programı’nın içeriğinde yer alan yüz yüze etkinlikler, hackathon’lar, kamplar ve atölyeler destekliyor.
Öğrencilerin hayatını kolaylaştıran teknoloji: Dreamspark
Microsoft’un öğrencilere sunduğu olanaklardan biri olan ve MSP Programında detaylı olarak öğrencilerle paylaşılan DreamSpark, onlara öğrenim hayatlarını kolaylaştıracak pek çok çözüm sunuyor. Bir öğrenci, DreamSpark’a kolayca üye olabiliyor ve burada bulunan uygulamaları ve programları ücretsiz olarak indirerek dilediği gibi kullanabiliyor. Bu programlardan OneNote’u günlük notlarını saklamak, Project uygulamasını projelerinin ilerleme aşamalarını incelemek, günlük veya haftalık olarak yapılması gerekenleri kontrol etmek ve bu sayede büyük resmi görmek amacıyla kullanabilir. Tek yapması gereken içinde bulundukları akademik kurumlarının onlara göstereceği yol ile DreamSpark internet sitesinden kayıt yaptırmak. Bu işlemden sonra öğrenciler değeri çok yüksek olan uygulama ve programları ücretsiz olarak indirmeye başlayabiliyor. Intel’den Genuino 101 platformu
Intel, başlangıç seviyesindeki geliştiriciler ve eğitim çevreleri için ideal ve bütçeye de uygun bir öğrenme ve geliştirme kartı olan Genuino 101’i duyurdu. Genuino 101, CES 2015’te Intel tarafından duyurulan, güçlü bir performans sunmasının yanı sıra düşük güç tüketen ve giyilebilir teknolojiler alanında bir devrim niteliği taşıyan düğme boyutundakiIntel® CurieTM modülü tabanlı ilk geliştirme kartı olma özelliğini taşıyor.
Fiyatıyla genç mucitlerin yüzünü güldürecek
Genuino 101, kullanımı kolay ve temel öğrenme alıştırmaları için uygun olmasının yanı sıra Intel Curie modülünün güçlü özellikleri sayesinde , teknoloji tabanlı ürünlerin prototiplerinin oluşturulması için de kullanılabiliyor. Günümüzde mevcut giriş seviyesindeki mikro denetleyici kartlara yakın bir fiyata sunulan Genuino 101, akıllı cihazların geliştirilmesine olanak tanımak adına, bir ivme ölçere, jiroskopa ve Bluetooth Smart bağlantısına sahip. Kart, ücretsiz olarak temin edilebilen donanım tasarımlarıyla, herkesin ortak interaktif projeler yaratmasını kolaylaştıran bir yazılım programlama ortamını bir araya getiriyor. Genuino 101, 2016 yılının ilk çeyreğinde, 30$’lık (yaklaşık 27 €) bir fiyat karşılığında satın alınabilecek.
Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Intel’in Yeni Teknoloji Grubu’nun Genel Müdürü Josh Walden, “Henüz yolun başındaki girişimcilerin ve genç öğrencilerin desteklenmesi Intel için her zaman bir öncelik olmuştur. Intel’in gücünü yeni bir amatör geliştirici nesline aktarıyoruz. Genuino 101 kartının içindeki Intel Curie modülünün gelişmiş özellikleri sayesinde, hem genç öğrenciler hem de geliştiriciler artık tamamen özgün, akıllı ve bağlantılı buluşlara hayat verebilecek” şeklinde konuştu.
Intel tarafından üretilen kart, Amerika Birleşik Devletleri’nde Arduino 101, Amerika Birleşik Devletleri dışında ise Genuino 101 markası altında satılacak. Sophos’ta yeni başkan yardımcısı

İlk canlı 4.5G deneyimi Türk Telekom’dan
Türk Telekom Grubu, teknoloji ortağı olarak yer aldığı 27. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nde, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. 26 Ağustos’ta yapılan IMT Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme İhalesi sonrasında, 4.5G teknolojisini ilk kez canlı olarak son kullanıcının deneyimine sunan ilk ve tek operatör oldu.
Türk Telekom Grubu, Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nde;Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan alınan izinler kapsamında, ihalede aldığı frekans paketlerini kullanılarak,ilk kez açık alanda 4.5G teknolojisini deneyimleme standı oluşturdu.
Standa gelen ziyaretçiler, ilk kez açık alanda, günümüz mobil internet hızına oranla 10 kat daha hızlı mobil internet deneyimini canlı olarak test edebilme imkanı buldu.
Dehşan Ertürk: “Türk Telekom Grubu müşterileri
4.5G teknolojisinden en yüksek hız ve kalitede yararlanacak”
Türkiye’de 4G testlerine de ilk kez Türk Telekom Grubu’nun başladığını hatırlatan Türk Telekom Grubu Bireysel Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Dehşan Ertürk, yine bir ilke imza atarak 4.5G teknolojisini ilk kez açık alanda kendilerinin kullanıcılara deneyimlettiğini belirtti ve ekledi:
“4.5G sayesinde Nisan 2016 itibariyle mobil internet erişimi deneyimi farklı bir boyuta taşınacak. Kullanıcıların aldıkları servis hızlarında belirgin bir artış yaşayacağı bu teknoloji aynı zamanda iş dünyasını yepyeni fırsatlarla da tanıştıracak. Entegre yapımızla müşterilerimizin hız ve kapasite ihtiyacını, hem sabit hem de mobilde tek noktadan karşılayan yegâne adres olacağız. Her zaman ve her yerde kullanıcıların kaliteli bir internet bağlantısına sahip olacağı 4.5G teknolojisi ile işteki verimlilik de artarak, makineler arası iletişim ve bulut çözümleri çok daha hızlı bir şekilde uygulanarak takip edilebilecek” dedi. Girişimciler maliyetlerini nasıl düşürebilir?
Kendi işinizi kurmak güzel olduğu kadar da masraflı. Bu yüzden giderlerinize dikkat etmek çok önemli. İşte kendi girişiminizi kurarken masraflarınızı azaltmanızı sağlayacak bazı akıllıca çözümlerden sadece birkaçı!
Kısa bir sürede Hollanda merkezli “Revo Capital” ve ABD merkezli girişim sermayesi fonu olan “Ribbit Capital”den aldığı yatırımlarla kendisi de başarılı bir girişimci olan Sean X. Yu, girişimci adayları için fikirlerini paylaşıyor.
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu, konuyla ilgili olarak şu sözleri aktardı:
“Pek çok girişimcinin karşındaki en büyük engel, yatırım yapmanın maliyetli olmasıdır. Bu yüzden elinizdeki bütçeyi doğru kullanmak oldukça önemli.
Kendi işini kurmak isteyenlere yardımcı olabilecek 4 akıllıca çözümü şöyle sıralayabiliriz:
1: Harcamalarınızı Önceliklendirin!
İşletmeniz için hangi giderler öncelikli? Direkt satış yapmayacağınız ya da müşteri ağırlamayacağınız bir ofisin dekorasyonuna yatırım yapmak kesinlikle ilk sıradaki tercihiniz olmamalı. Her işletmenin ihtiyaç ve öncelikleri birbirine göre farklıdır. Nakit akışınızı yola koyana kadar bazı konularda kendinizi daha ekonomik davranmaya odaklayın. Örneğin zorunlu değilseniz, bir asistan tutmak yerine telefonlarınızı kendiniz cevaplayın, ön muhasebenizi kendiniz takip edin.
2: Maliyetlerinizi Düşürün!
Pazarlık becerilerinizi geliştirmeniz çok önemli. Şirket için yapacağınız satın almaları tek bir tedarikçide birleştirmek bir çözüm olabilir. Böylece indirim isteyebilirsiniz. İndirimli çalışmayı sadece tedarikçinizden değil, ayrıca şirketin diğer toplu alımları için de kullanabilirsiniz. Örneğin şirketi kurarken yapacağınız tüm ofis malzemesi alımlarını bir satıcıdan gerçekleştirebilirsiniz. Veya ofisinizin kirasının bir kısmını baştan toplu ödeyerek daha uygun bir fiyata kiralama şansı yakalayabilirsiniz.
3: Girişimcilik Destek İster, KOSGEB Desteklerinden Yararlanın!
KOSGEB Türkiye’de girişimciliğin ve KOBİ’lerin büyümesinin desteklenmesi amacıyla farklı türlerde hibe ve krediler veriyor. Bu destek ve kredilerden yararlanabilirsiniz. Şirketinizi kurmak için destek almak istiyorsanız başvurmanız gereken Girişimcilik Destek Programı’dır. Bu destek 30,000TL’ye kadar hibe veriyor. Hibenin kapsamında ilk kuruluş desteği, ofis malzemeleri, 12 aylık işletme gideri desteği kalemleri bulunuyor. Ayrıca işinizi geliştirmek için 70,000TL’ye kadar faizsiz kredi de almanız mümkün.
4: Basit bir ön muhasebe programıyla gelir ve giderlerinizi takip edin!
Bir girişimci özellikle girişimin başlangıç safhasında her kuruşunu neye harcadığının farkında olmalıdır. Ofisin demirbaşlarından, reklam maliyetlerine, öğle yemeğinize kadar büyüklü küçüklü tüm giderlerinizi çok dikkatli takip etmelisiniz.
Şirket giderlerini doğru ve düzenli takip etmeniz, giderlerinizin kontrolünü elinizde tutmanızı sağlar. Şirket hesaplarınızı en doğru biçimde tutmalı ve doğru yönetmelisiniz. Bu bağlamda Paraşüt kullanmak, gider takibini şimdiye kadar hiç olmadığı düzeyde kolay hale getiriyor. E-Hukuk Derneği faaliyetlerine başladı
Hızla değişen teknolojinin yön verdiği günümüzde, hukuki yapının da bu hıza ayak durması gerekliliğinden yola çıkan E-Ticaret ve İnternet Hukuku Derneği (E-Hukuk Derneği), 1 Ekim 2015 tarihi itibariyle faaliyetlerine başladı.
Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine Avukat Gökhan Uğur Bağcı’nın getirildiği E-Hukuk Derneği, gerek kanun çalışmaları açısından gerekse sektör temsilcileri ve tüketiciler açısından çalışmalar yapacak.
Türkiye’de elektronik ticaret ve internet alanlarını doğrudan etkileyen mevzuat çalışmalarına katkıda bulunmayı amaçlayan dernek bu amaçla ulusal ve uluslararası düzeyde elektronik ticaret ve internet sektörlerini ilgilendiren mevzuat gelişmelerini araştıracak. Yapılacak araştırmalardan yol çıkarak sorun ve çözüm önerilerini içeren raporları oluşturarak ilgili kurum ve kuruluşlara iletecek dernek, mevzuat çalışmalarına ilişkin olarak dernek üyeleri arasından oluşturulacak komisyonlar ile ilgili kurum ve kuruluşlara ziyaretler de gerçekleştirecek.
Yasal çalışmalar dışında E-Hukuk Derneği, e-ticaret ve internet alanında sektörde çok sayıda etkinlik olmasına karşın hukuk temelli etkinliğin olmayışından da yola çıkarak yapacağı konferanslar ile sektör temsilcilerini ve tüketicileri bu alanda hukuki konular hakkında bilinçlendirmeyi de hedefliyor.
“Türkiye’de hukuk sistemi teknolojinin yarattığı hıza yetişemiyor”
Konuyla ilgili açıklama yapan E-Hukuk Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Gökhan Uğur Bağcı, kamuoyunda elektronik ticaret ve internet hukuku alanında farkındalık yaratmayı amaçladıklarını belirterek, “Bilgi çağında teknolojinin etkisi ile her şey çok hızlı bir şekilde değişiyor. Maalesef ülkemizde hukuk sistemimiz bu hıza yetişebilmiş değil. Kanun ve ilgili mevzuatlar oldukça hantal kalıyor. Bu hantallığın farkında olan kanun koyucular ülkemizde özellikle son dönemde elektronik ticaret ve internet alanlarını doğrudan etkileyen bir mevzuat oluşumu başlattı. Mevzuat hazırlıkları sırasında sektörel açıdan gerekli temsil ve katılım tam olarak sağlanamadığından ilgili metinlerde, uygulamada sorunlara yol açabilecek hükümler yer alabiliyor.” dedi.
E-Ticaret ve İnternet Hukuku Derneği’nin kuruluşunun ana nedenlerinden bir tanesinin de bu sorunları asgari seviyeye indirmek olduğunu dile getiren Bağcı, “Bu tip mevzuat çalışmalarında sektörün katkısını işin başından sağlayarak ortaya çıkan metinlerin uygulama ile uyumlu ve dünya çapındaki diğer yenilikleri takip eder seviyede olmasını sağlamayı amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.
Her şeyin elektronik ortama ayak uydurduğu bir dönemde hukukun ve hukukçuların buna sessiz kalmasının düşünülemeyeceğini vurgulayan Bağcı, E-Hukuk Derneği’nin hem hukukçuları hem de toplumu bilinçlendirerek tüm ekosisteme faydalı olacak çalışmalar yapacağını da kaydetti. Yapılacak eğitim çalışmaları ile ilgili bilgi veren Bağcı, şunları söyledi: “Derneğimiz tarafından her yıl bir tane büyük konferans düzenlenecek ve her ay ya da iki ayda bir olmak üzere ‘E-Hukuk Sohbetleri’ adı altında etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinliklerde sektör çalışanları ve hukukçuların bir araya gelerek bilgilerini paylaşma ve birbirlerini tanıma imkanı bulacak. ‘Elektronik Ticarete İlişkin Yeni Düzenlemeler ve İzinli Pazarlama’ konulu ilk E-Hukuk Sohbeti 27 Ekim tarihinde düzenlenecek. Bunun yanı sıra konu bazlı çeşitli eğitimler de düzenleyeceğiz.”
Kurucuları arasında sektörde önde gelen çok sayıda hukukçu bulunan E-Hukuk Derneği, www.ehukukdernegi.com internet adresi üzerinden de konuyla ilgili toplum bilinci oluşturmayı hedefliyor ESET veri şifreleme kuruluşu DESlock’ı satın aldı
ESET, gelişmiş veri şifreleme çözümleri sunan İngiltere merkezli DESlock firması ile iki yıl önce ortaklık yapmaya ve firmanın ‘DESlock+’ ürününü müşterilerine sunmaya başlamıştı. ESET, şimdi bu ortaklığı ileriye taşıyarak DESlock’u bünyesine aldı. Konuyla ilgili bilgi paylaşan ESET Global Teknoloji Müdürü Palo Luka, “Şifreleme, güvenlik konusunda önemli bir rol oynar ve şirketinizin hassas bilgilerinin yanı sıra kişisel bilgilerinizi koruyan bir kasayı temsil eder. Planımız, bu teknolojiyi hem kurumsal hem de bireysel müşterilerimize sağladığımız çözümlere entegre etmek ve ilerletmektir” açıklamasını yaptı.
Avrupa Birliği’nin hem kurumsal organizasyonlara hem de bireysel kullanıcılara veri şifrelemesi (encryption) gibi güvenlik ölçütlerini uygulamaları konusunda baskı yaptığına dikkat çeken Palo Luka, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Yaptığımız çalışmalarda firmaların 3’te 2’sinin standart uç nokta koruma çözümleri için şifrelemeye ihtiyaçları olduğunu ortaya çıkarmıştır. Daha önce de DESlock+ şifreleme çözümünü sunmamızın global ölçekte oldukça iyi sonuçları oldu. İnanıyoruz ki müşterilerimiz bu ortaklığı ileriye götürdüğümüz için mutlu olacaklardır. Büyük şifreleme teknolojisiyle DESlock+ çözümleri, ESET güvenlik ürünlerini tamamlamayı sağlayacaktır.”
DESlock+ nedir?
DESlock+, her ölçekteki firma için kolay ve güçlü şifreleme ya da bir başka ifadeyle kripotalama sağlıyor. Kullanıcılar, bu yazılımla sürücülerini, çıkarılabilir medyalarını, dosya ve e-postalarını şifreleyerek, siber saldırı ve siber hırsızlıklara karşı güvenlik altına alıyor. Özellikle önemli müşteri verilerini ve finansal datalarını korumak isteyen geniş ölçekli kuruluşlar, bu çözümü tercih ediyor. Türkiye’nin en hızlı büyüyen veri merkezi Radore
Kurulduğu günden bu yana yatırım ve ortaklık süreçleriyle hızlı büyümesini sürdüren Radore; üst düzey fiziki güvenlik koşulları, hızlı internet sağlayıcıları ve deneyimli teknik ekibiyle, şehrin göbeğinde müşterilerini kaliteli hizmet ile buluşturuyor. Üçüncü nesil veri merkezi yatırımıyla Radore, halihazırda 2 bin 500’ün üzerinde kişi ve kurumasunucu barındırma (co-location) ve kiralama (dedicated server), donanım kiralama, cloud, cdn, web hosting, alan adı, SSL ve sunucu, network ve BT altyapı yönetim servisleri gibi veri merkezi hizmetleri sunuyor.
2004 yılında kurulan Radore, 2014 yılında Doğuş SK Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. (DGSK) ve İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. (İş Girişim) ile büyümesini sürdürdü.Deloitte Teknoloji Fast 50’de arka arkaya üç yıl “Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen Veri Merkezi” unvanını alan Radore, “Uptime Experts” sloganı ile güvenilir ve kesintisiz hizmeti kullanıcılarına sunuyor. 2015 yılında bünyesine kattığı PCI DSS (Ödeme Kartı Endüstrisi Veri Güvenlik Standardı), sertifikası ile başarısını taçlandıran Radore, art arda Kalite Yönetimi Sistemi ISO 9001 ve Bilgi Güvenliği ISO 27001 belgelerinin de sahibi oldu.
Elde ettiği başarılarla Türkiye’nin en hızlı büyüyen operatör bağımsız veri merkezi olduklarına dikkat çeken Radore Genel Müdürü Zeki Kubilay Akyol, düzenlenen toplantıda veri merkezlerinin önemine değindi. Akyol: “Sağlıktan perakendeye, online bankacılıktan e-ticarete kadar tüm iş süreçlerinin dijitale taşındığı bir dönemde veri merkezleri kritik bir önem taşıyor. Radore olarak biz de bu alandaki varlığımızla fark yaratmayı hedefledik. 11 yıllık serüvenimizde bugünlere gelebilmek için çok yol katettik. 20 metrekare ile çıktığımız bu yolculukta bugün 2 bin 500 metrekareye ulaştık. 2009’dan sonra işlerimizin hızla büyümesiyle, beş senede tam 10 kat büyüdük. 2010’da “Uptime Experts” olarak anılmaya başladık. 2014 yılında İş Girişim ve Doğuş SK ile gerçekleştirdiğimiz ortaklıklarımızla varlığımızı daha da güçlendirdik. İçinde bulunduğumuz üst düzey güvenlik çemberinin hakim olduğu Metrocity’deki veri merkezimizde, 10 bin sunucu kapasitesiyle hizmet veriyoruz. Tüm sunucularımız gelişmiş güvenlik önlemleri ile korunan kafesli sistemler içinde kilitli ve şifreli kabinlerde barındırılıyor. Verimliliği ön planda tutuyoruz. Klasik bir veri merkezine göre yaklaşık yüzde 33 oranında enerji tasarrufu sağlayabiliyoruz” dedi.
Bulundukları lokasyonda fiber ve metro ağ altyapısına doğrudan erişim sağladıklarının altını çizen Akyol; “İnternet erişim kapasitemiz çok yüksek. Tecrübeli teknik ekibimiz ile kullanıcılarımıza 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunuyoruz” dedi. “Kullanıcılarımıza güven veren bir veri merkeziyiz” Zeki Kubilay Akyol, verilerin buluta taşındığı bir dönemde veri merkezlerinin öneminin daha da arttığına dikkat çekti ve şunları söyledi; “Veri merkezlerine yönelik ihtiyaç, gerek bireysel gerekse kurumsal internet kullanımının her geçen gün daha da artması ile ciddi boyutlara ulaşmakta. Dolayısıyla veri merkezi hizmetlerindeki büyüme hızı birçok sektöre göre çok daha büyük. Çünkü kurumlar, hayatlarına yeni girmeye başlayan bu alanla ilgili, uzman dış kaynak kullanımını seçiyor ve kendi ana iş konularına odaklanmayı daha doğru buluyor. Böylece BT altyapısının sorumluluğunu uzmanına bırakan kullanıcılar, kendi işlerindeki büyüme potansiyellerini en üst seviyeye taşıyorlar. Radore olarak sektördeki bilgi birikimimiz sayesinde müşterilerimizin beklentilerini ve taleplerini çok iyi analiz ediyor ve ihtiyaçlarına özel, esnek ve hızlı çözümler sunuyoruz. Bizi tercih eden müşterilerimiz de veri saklama konusundaki uzmanlığımıza güveniyor.”
Akyol: “Hedefi büyüttük”
Radore’yi büyütme çalışmalarının son hızla devam ettiğini söyleyen Akyol; “Önümüzdeki bir yıl içinde sunucu kapasitemizi yüzde 50 oranında arttırmayı hedefliyoruz. Gelecek yıllarda daha da büyümeye, Türkiye’nin yanı sıra dünyada da önemli veri merkezleri arasında yer almaya odaklanacağız. Hedefimiz 10 yıl içinde Doğu Avrupa ve Ortadoğu bölgesinin en önemli veri merkezi olmak” şeklinde konuştu.
Bugüne kadarki ortaklık süreçleriyle gücünü pekiştiren Radore, 2015 yılında sektörün deneyimli ismi Selçuk Saraç ile birlikte yürüme kararı aldı. Radore’nin gelişimindeki potansiyeli farkettiğini ve ortaklık kararı aldığını belirten Selçuk Saraç; “Büyümesini memnuniyetle izlediğim Radore’ye ortak olduğum için mutluyum. İkimiz de işin içinden gelen kişiler olarak, sektörü ve dinamiklerini çok yakından biliyoruz.Güçlerimizi birleştirdik, rakiptik ortak olduk. Bundan sonra birlikte daha da güçleneceğimize ve hedeflerimize daha hızlı erişeceğimize inancım tam” dedi. “2016 hedefi yüzde 30 büyüme”
E-para’da yeni bir dönem başlıyor
Birleşik Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para A.Ş, yaklaşık 1 yıldır çalışmalarını sürdürdüğü e-para lisansı ile ilgili hazırlıklarını tamamladı. Bu konuda teknolojik altyapısı ve sermaye yeterliliğinin yanı sıra gerekli organizasyonel düzenlemeleri de gerçekleştiren firma, Türkiye’nin e-para lisansına sahip ilk şirketleri arasındaki yerini aldı. Şirket bu lisansın da katkısıyla, geliştirdiği yeni nesil ödeme araçları ile sektöre hızlı, ekonomik ve güvenilir ödeme hizmetleri sunmaya hazırlanıyor.
Türkiye’de elektronik para ve yeni ödeme sistemlerini kullanan firma ya da tüketicilerinin güvenliğini kontrol altına almak amacıyla, Haziran 2015’ten bu yana Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BBDK) tarafından “lisanslama” yöntemi kullanılıyor. Kanunla çerçevesi çizilen e-para lisansına yönelik sektörde hizmet vermeyi planlayan firmaların, sermaye yapısı, teknolojik altyapısı ve şeffaflığıyla ilgili hazırlıklarını tamamlaması gerekiyor.
“GLOBAL BİR OYUNCU OLACAĞIZ”
Kullanıcıların sanal ortamda, güvenli ve basit bir ödeme aracı olarak kullanabilecekleri e-para, özellikle yaygınlaşan e-ticaret ile daha da önem kazanmaya başladı. Hem nakit hem de kredi ve banka kartının avantajlarını beraberinde taşıyan e-para konusunda bugün Türkiye’de lisanslı hizmet veren şirket sayısı ise oldukça sınırlı.
Bu nedenle aldıkları lisansın sektördeki hizmetlerin genişletilmesinde önemli rol oynayacağını vurgulayan Birleşik Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı İlker Sözdinler, e-para lisansıyla beraber şirketin bankacılık faaliyetleri arasında bulunan elektronik para, anlık veya düzenli para transferi, mobil ödeme, ödeme ön ödemeli kart basımı, ödeme aracının ihracı ve kabulü ile fatura tahsilatlarına aracılık etme hizmetlerinde yetkilendirilmiş olduğunu söylüyor. Sözdinler bu lisansla beraber hedeflerini ise şu şekilde özetliyor:
“Bugün mevcutta 250 bin müşterimize hizmet veriyoruz. Elektronik para lisansıyla ödeme hizmetlerinde sahip olduğumuz yenilikçi yapımız ve teknolojik altyapımızın da katkısıyla sektöre liderliğimizi sürdürerek, başarılı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Öncelikle Türkiye’deki faaliyet alanımızı genişletmeyi hedefliyoruz; ardından Avrupa’da da lisans başvurusu gerçekleştirerek ödeme hizmetlerinde global bir oyuncu olacağız.”
Intel ve LINE Teknolojik İnovasyon için işbirliği yapıyor
LINE ve Intel ev otomasyonu, dijital imza ve akıllı otomatlar gibi nesnelerin internetinin etkin olduğu çeşitli çözümler yaratmak için birlikte çalışacaklar. Intel ve LINE ayrıca şirketlerin çekirdek ağına girişi yönlendiren (edge devices) cihazlara “akıl” eklemek, buluta veri iletmek, önemli iç görüler için verileri analiz ederek panolarda görselleştirmek ve LINE Business Connect üzerinden LINE uygulamaları hakkında gerçek zamanlı geri bildirim yakalayarak raporlamak için seçilmiş iş ortaklarıyla bir araya gelecek. Tüm bunlar aracılığıyla yeni kullanıcı deneyimleri sunmak için nesnelerin interneti kullanılarak fazladan katma değerli hizmetler yaratılması amaçlanıyor.
Intel Software Day 2015’te LINE ve Intel, Kirin Beverage Value Vendor Co. Ltd’ye ait Intel işlemci tabanlı akıllı otomatı tanıttılar. Kirin Beverage Value Vendor Co. Ltd., Sanden Retail System Corp. ve V-Sync Co. Ltd. tarafından geliştirilen Intel işlemci tabanlı akıllı otomat, LINE’ın Business Connect özelliği aracılığıyla hizmet verdi. Otomat, müşterilere yeni bir eğlence özelliği sunarken daha iyi bir müşteri deneyimi için pazarlama verilerini yönetiyor.
Intel, en yeni bilgileri zamanında ve etkili şekilde iletmek için, LINE Messenger’ı yazılım geliştiricilerle iletişim kurduğu bir platform olarak kullanacak. Bu kapsamda Intel, Hindistan ve Endonezya’dan başlayarak, yazılım geliştiricileri hedeflediği bir LINE resmi hesabı açtı. Bu resmi hesaplar aracılığıyla nesnelerin interneti, oyun geliştirme, Intel® RealSense™ Teknolojisi, Android ve Windows uygulama geliştirme gibi birçok konudaki en son güncellemeleri ve kaynakları takipçileriyle paylaşacak. Intel® Developer Zone topluluğunun bir uzantısı olan LINE Messenger’daki Intel Software hesabı, Intel’in yazılımcılar ve program hazırlayıcılar için yazılımla ilgili tüm gelişmeleri, araçları ve kaynakları tek kanaldan paylaştığı bir yer olacak.
Intel Corporation Yazılım ve Hizmetler Grubu Başkan Yardımcısı ve Geliştirici İlişkileri Bölümü Direktörü Sophia Chew, “LINE Corporation ile yazılım teknolojilerini hızlandıracağına inandığımız bu yeni ve heyecan verici iş birliğini duyurmaktan dolayı gurur duyuyoruz. Intel Developer Zone’un erişimini LINE resmi hesabıyla genişleterek yazılım geliştiricileriyle doğru zamanda ve etkili bir şekilde bağlantı kurabileceğiz. Nesnelerin internetinin etkin olduğu çözümlerimizin yeni iş, yeni cihaz ve hizmetlere uyumlu teknolojiler için ilham vermesini umuyoruz.” dedi.
LINE Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Kurumsal Satış Başkanı Shintaro Tabata, “Bu yenilikçi işbirliği için heyecanlıyız. Intel ile akıllı otomatı ortaya çıkartarak tüm dünyada çeşitli cihazlar için nesnelerin interneti çözümlerini etkin etme potansiyeli görüyoruz. Nesnelerin interneti çağında LINE’ın yaygın kullanıcı ara yüzü olacağına inanıyoruz ve LINE Business Connect aracılığıyla çeşitli cihazları, şirket ağı omurga sistemi ve son kullanıcıları daha etkili bir biçimde bağlamak için mobil müşteri ilişkileri yönetim platformu sunabileceğiz.” dedi. Apple’a 862 milyon dolar ceza
Amerika’daki bir jüri, Apple’ın iPhone, iPad Mini ve iPad Air adlı ürünlerinde kullandığı mobil çiplerin, bir üniversitenin araştırma grubuna ait teknolojiyi kullandığına karar kıldı. Wisconsin Alumni Research Foundation (WARF) geçtiğimiz Şubat ayında, iPhone 5S ve iPhone 6 Plus’larda kullanılan A7, A8 ve A8X adlı işlemcilerin kendi teknolojilerini kullandığını iddia etmiş, şirkete karşı dava açmıştı.
Üniversitenin 1998 yılında patentini aldığı belirtilen teknoloji ile ilgili son karara ise Bölge Hakimi William Conley karar verecek, Apple toplamda 862.4 milyon dolara kadar ciddi bir para cezası alabilecek. Ünlü teknoloji markası dava açılır açılmaz üniversiteye karşı harekete geçmiş, Nisan ayında ise Amerikan Patent ve Marka Ofisi’ne WARF’ın patentini incelemelerini söylemişti. Apple’ın bu talebi ise reddedildi!
Öte yandan Business Insider, 2012 yılında WARF için “en ürkütücü patent trollerinden biri” tanımlamasını kullanmış, 2008 yılında WARF’ın, Intel’e karşı açtığı davayı örnek göstermişti.
WARF’ın Apple’a karşı yaptığı atak ilk ve son değil. Zira üniversitenin araştırma kolu, geçtiğimiz ay Apple A9 ve A9X çiplerinde kendi teknolojilerinin izinsiz kullanıldığını iddia etti. iPhone’lar ve iPad Pro’da kullanılan çipler ile ilgili ayrı bir dava daha açtı! Amazon Destinations kepenk kapattı
Amazon’un Google Hotel Finder, Booking.com, TripAdvisor gibi servislere rakip olarak geliştirdiği Destinations servisinde sürpriz bir gelişme yaşandı.
Amazon yaptığı resmi açıklama ile birlikte Amazon Destinations adlı seyahat tabanlı hizmetini sona erdirdiğini belirtti. Sadece birkaç aydır test edilen ve geçtiğimiz Nisan ayında deneme sürüşüne çıkan site, Amazon müşterilerininin yolculuk esnasında hangi otel ve benzeri merkezleri kullanabileceklerini gösteren, rezervasyon imkanı sağlayan bir yapıdaydı.
The Seattle Times’ın haberiyle ortaya çıkan “kapanma” sonrasında akıllarda çeşitli soru işaretleri oluştu. İlk olarak şirketin merkezi Seattle kentinde oteller ile çalışmaya başlayan Amazon Destinations, Los Angeles ve New York’un ardından yaz aylarında çok daha geniş bir bölgeyi kapsama alanına almıştı. Açılıştan 4 ay sonra 35 ayrı şehirde hizmet sağlayan site, ilk yılını yarılamadan veda etti. Amazon sözcüsünden gelen açıklamada, şirketlerinin Amazon Destinations sayesinde yeni şeyler öğrendiğini ve sitenin artık hizmet vermeyeceği bilgisi gelirken, sebep ise bildirilmedi!
Amazon daha önce müşterilerine belli otellerde anlık kampanyalar ve indirimler yapmış, Amazon Local kullanıcılarının bunlardan faydalanmasını sağlamıştı. Yeni site ise otel sahipleri ile satış yetkileri arasında görev yaparak süreci kısaltmayı, kârı yükseltmeyi hedefliyordu.
Sitenin kapanışı ile birlikte Amazon Local uygulaması da rezervasyon desteğini kesti. Buna rağmen şimdiye kadar rezervasyon yaptırmış olan müşteriler, kapanmadan etkilenmeyerek otellerine yerleşebilecek. The New York Times alanlara online hizmet
The New York Times gazetesinin yeni projesi sayesinde okurlar günlük olarak Times’ın dijital platformuna giriş yapabilecek. Satın alınan fiziksel gazetenin içinde bulunan bir kod sayesinde NYTimes.com adresine giriş yapıp, o güne ait tüm online içeriğe kavuşmak mümkün. Bu destek gazetenin mobil uygulaması için de geçerli.
Gazetenin yaptığı açıklamaya göre asıl hedef, standart okuyucularında, online üyeler gibi anlık içeriklere ulaşabilmesi, aynı özellikleri direkt olarak kullanabilmesi. The New York Times’ın sanal dünyadaki okuyucu sayısı 2015’in başlarında tam tamına 1 milyon üye olarak açıklanmıştı. Şimdilerde ise bu sayının çok daha yukarı çıkmış olabileceği konuşuluyor.
Online olarak gazeteye 7/24 ulaşmak isteyenler, günlük olarak fiziksel The New York Times’ı satın alıp, içerisindeki şifreyi kullanabilirler. Bunun için siteye üye olmak yeterliyken, o günün ücretsiz online desteği ABD’de gece 23:59’da sona erecek. Bu saatten sonra günlük 10 içerik limitine geri dönecksiniz.
The New York Times’ın hali hazırda iPhone’lar için bulunan uygulaması NYT Now ise, herhangi bir üyeliğe ihtiyaç duyulmadan, anlık olarak güncel haberlere ulaşmanızı sağlıyor! iOS için Skype For Business çıktı
Sektörün en önde gelen sohbet yazılımı Skype’ın iş dünyası için Microsoft tarafından geliştirilen sürümü Skype For Business en nihayetinde iOS platformu için merhaba dedi. Şirketin bir başka ürünü olan Microsoft Lync yerine geçecek olan Skype For Business iTunes App Store üzerinden tam sürümü ile indirilebilir halde. Öte yandan Lync’e sahip olan kullanıcılar yeni bir güncelleme sayesinde, bu sürüme geçebilecekler.
Beta sürecindeki iOS 9 tabanlı hataların da ayıklandığı yeni tam sürümde, kullanıcılar arayüz üzerinden, arama çubuğu sayesinde diğer kullanıcıları, toplantıları ve mevcut sohbetleri bulabiliyor. Ayrıca arama çubuğu ile şirketlerin adres listesinden isim ya da soyadı, e-posta veya telefon numarası “şirketin çalışanı olmasa bile” görüşme yapmak için başka kimseler aranabiliyor. Bunun için tek gereken ise karşı tarafın Skype ID’sini bilmek.
Uygulama bunların yanında tam ekran video görüşmesi, daha büyük bir “sessiz” butonu, paylaşılan içeriği görüntülerken diğer kullanıcıyı da dinleme opsiyonları sunuyor. Skype For Business için gelecek versiyonlarda PowerPoint desteği de vereceği söylendi.
Skype For Business şimdilik iOS platformu için hizmet verirken, Android versiyonunun ise yıl sonuna doğru çıkacağı biliniyor. Godwin kanunu ve troll salgını…
Malum 2000’li yıllar chatleşme çılgınlığının pik yaptığı dönemlerdi. İşte bu çevrim içi muhabbetlerle ilgili sonuçlara Mike Godwin şu hükme varıyor: “Çevrim içi muhabbetin sonu mutlaka Hitler ve Nazilerle ilgili konulara çıkar”.
Her ne kadar Mike, bu görüşünü 1990’larda söylemiş olsa da, kamuoyunun kabulü chatleşme döneminde oluştu.
Sonra Godwin Kanunu diye popülerlik kazandı.
İlgili ilgisiz her konunun Hitler’e çıkması manidardır. Her toplumun ikonları farklı olabilir. Yani muhabbet Hitler’e çıkmasa bile istemediğiniz bir sonuca kapı, pencere açacaktır. Buradan almamız gereken temel çıkarım, çevrim içi muhabbetlere fazla takılmamamız gerektiğidir.
İşte troller, çevrim içi bağımlılğın birer Hitler çıpasıdır. Nedir bu troll, kimdir bu troller?
Troll, bir Wiking kelimesidir. “İnsanı andıran yaratık, dev veya canavar” anlamına gelen bir kelime olarak kullanılmış. İsveç dilinde, “Büyülemek, aklını almak” anlamına gelen “trolla” bu kelimeden geliyor. Aynı şekilde, bizdeki anlamına yakın şekilde İngilizce’de “oltayı suda sürükleyerek balık tutmak, döndürmek ve yüksek sesle şarkı söylemek” aynı kelime için kullanılıyor.
Bizde de “Trolle balık avlamak yasaktır” olarak sık sık haberlerde geçen troll, günümüzde “internetteki çıkıntı tip” için de kullanılıyor. Amaç bir nevi balık avlamak.
Huffington Post’un kurucusu Arianne Huffington, trollerin internette yüzde 1 olduğu kanaatinde. Ancak, trollerin en fazla yaygın olduğu sosyal medya Twitter’ın önceki CEO’su Dick Costolo, troll ve yarattıkları mağduriyetlerle başa çıkmada başarısız olduklarını kabul ediyor.
Aslında Costolo’nun bu beyanı kamuoyuna açıklanmadı, trollerle mücadele edileceğini açıkladığı bir iç yazışması, internete sızdırıldığında öğrenmiş olduk.
Troll, ya çok bilinçlidir, ya da call center elemanı gibi ezberlenmiş şeyleri tekrar eder. Ancak her iki halde de kendi oluşturdukları yalana kendileri inanan hastalıklı bir ruh haline inananlardır.
Eskilerden bir söz vardır: Aşağıdaki mahallede söylediği yalana yukarı mahallede kendisi de inanan tipler. Trolleri ne güzel anlatır.
Godwin Kanununa göre de uzayan her Twitter muhabbetine mutlaka bir troll bulaşır, diyebiliriz.
Trollerde gerçek kişi profil resimleri görmezsiniz. Ya bir ikon, ya bağnazca bağlanılmış bir lider ya da yumurta kafa ile yetinmektedirler.
Bağlanılan liderin bu şekilde kullanımı, istediği ne kadar masum mesajlarla yüklenirse yüklensin, mutlaka kişiliğine zarar vermektedir. Zaten trollün amacı da masumiyet değildir.
Troller sadece Türkiye’de yaygın değil. Ancak derbi maç öncesi kulüp taraftarı troller, seçim öncesi de parti trolleri sosyal medyayı kuşatıyor. Türkiye’de 60 bin civarında troll hesap olduğu tahmin ediliyor.
Eskiden telefonla taciz diye bir vakıa vardı, şimdi de Twitter ve sosyal medya hesaplarına tacizler başladı.
Ölen aile fertlerinin adıyla hesap açan troller, bazı ailelerin korkulu rüyaları oldu. Başkasının ismiyle açılan hesaplarla algı yönetimi yapanlar da az değil. Ünlü isimler, ya filtre kullanma ihtiyacı hissediyorlar ya da sosyal medyadan çekiliyorlar. Robin Williams’ın kızı ve yazar Jane Goldman, Twitter hesaplarıı kapattılar.
Sosyal medya hesaplarına yüklenen troller sebebiyle hergün onbinlerce dava açılıyor.
Twitter’ın internet üzerinden tacizle ilgili şöyle bir gelişme beklenebilir. Yani tweetlerin arandığında Google arama motorunda bulunmayabilir.
Yasal süreci beklemeden de trollerle başa çıkmanın basit kuralı şudur:
. İnternet ve mobil ortamlarda fazla vakit geçirmeyin.
. Özelinize ait bilgileri ve görselleri kimse ile paylaşmayın.
. Bilmediğiniz hesapları takip etmeyin.
. Tanımadığınız hesaplara onay vermeyin
. Herşeyi retweet etmeyin.
. Doğrulanmamış haber ve görsellere değer vermeyin.
. Troll tacizine cevap vermeyin
. Troll hesaplarını şikayet edin ve bloklayın.
. Trollleri yokluğa mahkum edin. 


![facebook[1]](https://www.techinside.com/wp-content/uploads/2015/10/facebook1-352x108.png)






