Fransız maliyesi Google ofisini bastı!
Avrupa’da Google’a karşı sürdürülen bezdirme politikası tüm hızıyla devam ediyor. Fransa’da şirkete kesilen 1,8 milyar dolarlık vergi cezasının yankıları dinmemişken şimdi de Fransız maliyesi 100 polis ve vergi memuruyla birlikte Paris’teki Google ofisini bastı.
Fransız maliye müfettişi Éliane Houlette baskından sonra medyaya verdiği demeçte, ekibiyle birlikte bir yıldır bu baskına hazırlandıklarının altını çizdi. Böylece Fransa’nın ABD’li arama motoruna karşı uzun zamandır operasyon hazırlığı içinde olduğu da anlaşıldı.
Google’ın çok büyük bir şirket olması ve çok geniş bağlantılara sahip olması nedeniyle Éliane Houlette’un ve ekibinin ofisinin bir yıl boyunca dışarıya kapandığını ve ABD’li şirketin bu baskın hakkında şüphelenip delilleri kaçırmaması için tam bir gizlilik içinde çalışıldığı ortaya çıktı.
Müfettişin, üzerinde çalıştığı dosyayı maliyenin diğer birimlerinden bile gizlediği hatta Google’a “Tulip” takma ismi takıldığı, ofiste hiçbir şekilde Google isminin kullanılmadığı da anlaşıldı. Ayrıca, şirketin internete, mail servislerinde ve işletim sistemlerine olan erişimi ve Prism skandalıyla anlaşıldığı gibi, istedikleri insanları rahatça dinleyebilmeleri de göz önüne alınarak, çalışma dosyalarının tamamen offline tutulduğu, internete bağlanmadığı, dosyaların telefonlara, tabletlere, e-postalara yüklenmediği, USB stickler üzerinden offline olarak taşınıp offline bilgisayarlarda saklandığı da vurgulanan detaylar arasında yer aldı.
Fransa’da ABD’li şirkete karşı, tam bir organize suç örgütü muamelesi yapıldığı da bu soruşturma sayesinde ortaya çıkmış oldu. Fransa, arama motoruna karşı operasyonunu 2011 yılında başlatmıştı. Şirketin Fransa’ya hiç vergi ödememesi ve Avrupa’daki tüm kazancını, sıfır verginin geçerli olduğu İrlanda ofisine yönlendirmesi şirkete Avrupa’da vergi kaçakçısı muamalesi yapılmasına neden oldu. Avrupa devletleri, Prism skandalı nedeniyle de “bilenmiş” oldukları ABD’li teknoloji şirketlerine Avrupa’da hayatı dar etmek için başlattıkları operasyonları, milyar dolarlık vergi cezalarıyla taçlandırmak için, vergi daireleri üzerinden çalışma başlatmışlardı. Ayrıca Avrupa Komisyonu gibi siyasi kurumlar da Google’ın Avrupa’da çalışmaya devam edebilmesi için yapısal değişimler geçirmesi gerektiğine dair zorlayıcı kararlar almışlardı.
PayPal Türkiye faaliyetlerini kesiyor
Dünya çapında tanınan dijital ödeme servisi PayPal Türkiye’de 6 Haziran 2016’dan itibaren faaliyetlerini durduracağını açıkladı.
Lisans başvurusunun reddi üzerine hizmeti kapatmak zorunda kaldıklarını açıklayan dijital ödeme servisi, Türk kullanıcılarının 6 Haziran’a kadar hesaplarındaki bakiyeyi banka hesaplarına almalarını istedi.
Şirketin yaptığı açıklamada, “lisans başvurusunun reddedilmesi ve Türkiye’deki faaliyetlerini durdurmaları talimatı” aldıklarının altını çizmeleri de dikkat çekti. Açıklamada, Türkiye’de finans faaliyetlerini düzenleyen kurumların PayPal’ı Türkiye’de istemediği gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.
Ödeme servisinin konuyla ilgili olarak, “Türkiye’deki Müşterilerimiz İçin Önemli Bilgilendirme” başlığıyla yaptığı açıklama şu şekilde:
“PayPal olarak Türkiye’deki faaliyetlerimizi durdurduğumuzu üzülerek bildirmekteyiz.
6 Haziran 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türkiye’deki müşterilerimiz PayPal hesapları üzerinden para gönderme ve alma işlemi yapamayacaklardır. Müşterilerimiz PayPal hesaplarına giriş yapabilir ve varsa hesaplarındaki bakiyeyi Türkiye’deki banka hesaplarına aktarabilirler.
Belirtmek isteriz ki, PayPal’ın önceliği her zaman müşterileri olmuştur. Ancak yerel düzenleyici kuruluşa yaptığımız lisans başvurusunun reddi ve ilgili kurumun Türkiye’deki faaliyetlerimizi durdurma talimatı doğrultusunda uygulamak durumunda olduğumuz bu karardan dolayı üzüntü duymaktayız.
Müşterilerimiz bilgi sayfasını ziyaret ederek bu sürecin kendilerini nasıl etkileyeceğine ilişkin detaylı bilgi alabilirler.
PayPal olarak tüm müşterilerimize bugüne kadar bizi tercih ettikleri için teşekkürlerimizi iletmek isteriz. PayPal’a vermiş olduğunuz destek Türkiye’deki çalışanlarımız ve şirketimiz için her zaman önemli olmuştur.
Gelecekte Türkiye’deki müşterilerimize yeniden hizmet verebilmek için gerekli izinlerin alınması yönündeki çalışmalarımız devam edecektir.”
2 milyar dolarlık iş adamı Uber şoförü oldu
ABD’de 100 bin dolarlık lüks Tesla otomobili ile Uber üzerinden taksi hizmeti vermeye başlayan milyar dolarlık iş adamı Paul English, gören herkesi şaşırtıyor.
Gezi-turizm-otel rezervasyonu üzerine hizmet veren ünlü Kayak.com’un kurucusu olan ve siteyi 2012’de 1.8 milyar dolara satan English’in, standat Uber şoförlerinin görünümüne uymadığını fark eden taksi yolcuları, iş adamına aslında ne iş yaptığını sormaktan geri duramıyorlar.
“Müşterilerime mühendis olduğumu ve yan iş olarak geceleri taksi şoförlüğü yaptığımı söylüyorum,” ifadelerini kullanan Paul English ayrıca ekliyor: “Onlara ne iş yaptıklarını sorduğumda, kendilerini anlatmaları beni mutlu ediyor.”
Milyarlarca dolar sermayeye ve herhangi bir yatırımcıya başvurduğunda onlarca milyar dolarlık daha fon bulabilme imkanına sahip, Silikon Vadisi’nde çok iyi tanınan bir iş adamı olan English’in amacı elbette aile bütçesine katkıda bulunmak için boş saatlerinde taksi şoförlüğü yapmak değil. Elinde bir not defteri ile her gece yarısından sonra iki saatliğine taksiye çıkan iş adamının amacı, ulaştırma sektöründe yeni kurduğu startup’ı için pazar araştırması yapmak.
Her müşteriyle detaylıca sohbet edip öğrendiklerini, sektördeki açıklara dair fark ettiği detayları not edip yoğun bir şekilde çalışan Paul English’in bu sayede kendi ulaştırma startup’ı Lola’yı daha kullanıcı dostu bir uygulama haline getirmeye çalıştığı anlaşılıyor.
İş Hayatında Kadının Yeri Güçleniyor
Enerji yönetimi ve otomasyon alanında global bir uzman olan Schneider Electric’in, 23 bin’den fazla erkek çalışanı Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi BM Kadın tarafından cinsiyet eşitliği için başlatılan dayanışma hareketi olan #HeForShe çevrimiçi dilekçesini imzalamasının ardından, Schneider Electric Türkiye de Ülke Başkanı Bora Tuncer liderliğinde eaSE Her Life (Kadının Hayatını Kolaylaştır) sloganıyla, şirket bünyesinde bir girişim başlattı.
Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (UN Women) tarafından geliştirilen Cinsiyet Eşitliği için Dayanışma Hareketi – HeForShe IMPACT Kampanyasının pilot grubuna seçilerek dünya çapında 10 şirketten biri olan Schneider Electric, Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme İlkeleri’nin (WEP) önemli bir parçası olan cinsiyet eşitliğinin yayılımına sağladığı katkılardan dolayı ‘2015 Liderlik Ödülü’nün de sahibi oldu. Schneider Electric, kampanya kapsamında 2017 yılı sonuna kadar kadınları güçlendirmek için 3 önemli taahhüdü yerine getirecek.
Schneider Electric tarafından açıklanan taahhütler şu şekilde;
- Şirkette kadınların mevcudiyetini artırmak amacıyla yeni yöneticiler ve teknisyenlerin istihdamı %40 oranında artırılacak. (mevcut oran %29) Ayrıca önemli konumlardaki kadınların temsiliyeti ise %35 oranında artırılacak.
- Kadın çalışanlarında işgücünün %85’ini kapsayan dünya çapında bir maaş düzenleme süreci gerçekleştirilecek.
- Son olarak, dünyanın her yerinden grup liderlerinin katılımıyla bu programa özel bir yönetim oluşturulacak.
eaSE Her Life kadınların yanında
eaSE Her Life etkinliği kapsamında konuşma yapan Schneider Electric Türkiye Ülke Başkanı Bora Tuncer Türkiye’de çalışan kadın olmanın büyük bir özveri, cesaret ve çaba gerektirdiğini belirtirken, “Veriler gösteriyor ki, çalışan kadın olmak zor. Hele çalışan anne olmak daha da fazla emek ve çaba gerektiriyor. Çünkü cinsiyetçi yaklaşımlardan bedensel zorluklara kadar iş hayatında pek çok engelle karşılaşan kadınlar, bunlar gibi zorluklar nedeniyle erkeklerden daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyor, daha fazla stres ve baskı yaşıyor. Ancak karşılaştıkları problemlere, daha yaratıcı çözümler getiriyorlar.“ dedi. Rekabette öne geçebilmenin en önemli unsurlarından birinin farklılaşmak olduğunu ve sıradanlığın dışına çıkabildiği takdirde farklılaşmanın mümkün olduğunu ifade eden Tuncer, kadınların duygusal zekâlarının bir erkeğe göre daha yüksek olması nedeniyle farklılaşabildiklerini belirtti. Erkek ve kadın çalışanlar arasında bir denge oluşturmanın çok önemli olduğunu söyleyen Schneider Electric Türkiye Ülke Başkanı Tuncer, “Böylece, kadın çalışanlarımızın olumlu özellikleri ile erkek çalışanlarımızın olumlu özelliklerini dengede tutarak daha iyi bir geleceğe doğru yola çıkabiliriz.” dedi. Gerçekleştirilen eaSE Her Life etkinliğinde Schneider Electric Türkiye kadın çalışanlarına konuşan Ülke Başkanı Bora Tuncer, kadın çalışan politikaları nedeniyle Schneider Electric ile gurur duyduğunu belirtirken, Türkiye’de 2015 yılı için bu kapsamda koydukları hedefleri de gerçekleştirdiklerini açıkladı. Düzenlenen kampanyanın odak noktalarından birinin de erkek çalışanların kampanyaya desteği olduğunu söyleyen Tuncer “Yürüttüğümüz çalışmalar sırasında beni mutlu eden bir diğer konu ise; Schneider Electric Türkiye erkeklerin de, kadın çalışanların haklarını savunmak konusunda kadınlarımız kadar gönüllü bir çaba içerisinde olması.” dedi.Microsoft Finlandiya ekonomisine ağır darbe vurdu
İki yıl önce Finlandiya’nın en büyük şirketlerinden Nokia’yı satın alan Microsoft’un sözlerini tutmadığını iddia eden hükumet üyeleri, Finlandiya’da baş gösteren ekonomik kriz nedeniyle ABD yazılım devini suçluyor.
Microsoft’un, Nokia’yı satın alırken bu satın almanın sonrasında ülkeye veri merkezleri kuracağını ve mobil cihaz operasyonunu Finlandiya’dan yürüteceğine dair sözler verdiğini vurgulayan Finlandiya hükumeti, bu sözlerin hiçbirinin yerine getirilmediği gibi Finlandiya’daki Nokia çalışanlarının işten çıkartılmaya başlandığının altını çizerek rahatsızlıklarını dile getirdiler.
Mobil telefon işine sıcak bakmayan Satya Nadella yönetimine geçen yazılım devi kısa süre önce, Finlandiya’daki Nokia çalışanlarından 1850 kişiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. 150 yıllık iletişim devi Nokia, altı yıl önce şaşırtıcı bir değişime gitmiş ve Microsoft’un en büyük hissedarlarından Stephen Elop Nokia’da CEO olarak göreve başlamıştı. Kısa süre içinde Nokia’nın kendi işletim sistemini devre dışı bırakıp Windows 8 işletim sistemli Nokia telefonlar piyasaya süren Elop, bir sene sonra ise Nokia’nın Microsoft’ta satıldığını açıkladığında, tüm bu operasyonun Nokia’nın Microsoft’a entegre olması için hazırlanmış bir geçiş süreci olduğu anlaşılmıştı. Hükumetin şimdi yaptığı açıklamalar da bu “satın alma” süreci içinde ABD’li yazılım devinin, güçlü bir marka ile telefon pazarına girmek için, Finlandiya’ya göz kamaştırıcı vaatlerde bulunarak satışa onay aldığını ortaya çıkarıyor.
Terrapattern uydu haritasında görsel arama yapıyor
Terrapattern isimli uygulama, dijital haritalar üzerinde çalışanlar için yeni bir fırsat sunuyor. Uydu haritaları üzerinde görsel arama imkanı sunan arama motoru sayesinde kullanıcılar uydu haritaları üzerinde farklı doğal şekilleri veya yapıları kolayca bulabiliyor.
Bu şekiller futbol sahası, havuz, otobüs durağı, göl, koruluk alan gibi lokasyonlar olabiliyor. Arama motoru, belirlediğiniz sınırlar içinde belirtilen şekilleri bulup işaretliyor. Böylece uydu haritaları üzerinde aramalar çok daha kolaylaşıyor.
Golan Levin, David Newbury ve Kyle McDonald tarafından geliştirilen Terrapattern, bu alanda genel kullanıma açılmış ilk örnek. Uygulama şimdilik ABD’deki dört şehir üzerinde araştırma yapmaya izin veriyor. New York, San Fransisco, Pittsburgh ve Detroit. Ancak bu teknolojinin ortaya çıkmasıyla birlikte, arama bölgesinin kademe kademe tüm dünyaya yaygınlaşması bekleniyor. Ayrıca teknolojinin otonom sürüş teknolojileri içinde de kullanılması ihtimali bulunuyor.
ABD ordusu ise benzer bir teknolojiyi uzun yıllardır kullanıyor ve bu sayede dünya üzerindeki askeri hareketleri, füze rampalarını, askeri üsleri veya askeri teçhizatları ya da gözden ırak bölgelerde açılan gizli uçak pistleri (Kolombiya veya Meksika’dan ABD’ye uyuşturucu kaçıran çetelerin sık kullandığı yöntemlerden biri) gibi hedefleri kolayca tespit edebiliyor.
Google veya Apple gibi dev bir şirketin Terrapattern’i satın almak için harekete geçmesi de yeni arama motorunun geleceğine dair tahminler içinde yer alıyor.
ZTE 23 mağaza açacak
ZTE, çok uzun süre boyunca Çinli taşeron telefon üreticisi olarak anıldı. Batılı markalara Çin’de telefon üretip gönderen firma geçtiğimiz yıllarda kendi markasıyla var olma kararı aldı ve ZTE markalı telefonlar Çin ve Avrupa’da kendini göstermeye başladı.
2016’nın ilk çeyreğinde, dünyada en çok telefon satan 6. marka konumuna yükselen Çinli devin şimdi başarısını daha ileri taşımak için Apple’ın stratejisini uygulamaya karar vermiş gibi görünüyor. Büyük şehirlerde kendi mağazalarını açarak sadece kendi ürünlerini satacak olan ZTE bu plana göre 2016 içinde 23 yeni mağaza açacak. Mağazaların 20’si Çin’de, üçü ise Almanya, Rusya ve Meksika’da olacak.
2015’teki 53 milyon adetlik telefon satışını 2016’da 70 milyona çıkarmayı hedefleyen telefon üreticisi için yeni mağazalar stratejik bir yatırım olacak. Mağazalar sadece telefon satışlarını arttırmakla kalmayacak, Apple’ın 2001’de açmaya başladığı mağazalarında olduğu gibi, marka değerini yükselten bir etkisi de olacak. Büyük şehirlerde, görünür ve prestijli noktalarda açılacak mağazalar markanın prestijinin yükselmesini ve elbette yüksek fiyatlı telefonlarını daha rahat satabilmesini sağlayacak.
Tesla dev fabrikasını 29 Temmuz’da açıyor
Tesla’nın her yıl 500 bin elektrikli otomobil bataryası üretecek dev fabrikası Gigafactory için açılış tarihi belli oldu. Dünyanın en büyük fabrikası 29 Temmuz’da medyanın önünde açılacak.
Gigafactory, Tesla için büyük önem taşıyor. 2018 yılında toplam 500 bin otomobil üreteceğini açıklayan Tesla, sonraki her yıl için de 500 bin kapasiteyle üretim yapabilmek için ihtiyacı olan elektrikli otomobil bataryalarını Gigafactory’de üretecek.
29 Temmuz’da açılacak fabrika ise aslında henüz bitirilmiş değil ve 29 Temmuz’da da bitmemiş olacak. Ancak Elon Musk, medya önünde Gigafactory’nin görkemli bir şovla tüm dünyaya tanıtılması halinde Model 3 siparişlerinin artacağını düşünüyor. Aynı zamanda Gigafactory’nin ortağı olan Panasonic’in fabrikaya yapacağı 2 milyar dolarlık yatırım karşılığında Model 3 siparişlerinin arttığını görmek istemesi, açılışın hızlandırılmasındaki bir diğer neden.
Model 3 ilk duyurulduğu andan beri sadece bin dolarlık ön sipariş ücretleriyle 350 milyon dolar toplanmıştı. 35 bin dolarlık satış fiyatı üzerinden hesaplandığında ise şirketin kasasına 2018 yılında 10 milyar dolarlık satış gelirinin girmesi kesinleşti. Ancak siparişlerin iptal edilmemesi için müşterilerin Model 3’ün başarıyla piyasaya çıkacağına dair inançlarının tam olması gerekiyor. Gigafactory’nin erken açılışı ise kamuoyunda bu güvenin sağlanması için önemli olacak.
Gigafactory ayrıca Tesla’nın Powerwall bataryaları için de üretim üssü olacak. Dünyadaki en büyük fabrikada üretilecek tüm bu elektrik bataryaları sayesinde, ABD’de petrole talebin yıllar içinde kademeli şekilde düşmesi bekleniyor. Powerwall, evlerde güneş ve rüzgar enerjisi ile elektrik üretimini destekleyecek çok önemli bir bileşen.
Apple Netflix’i satın mı alıyor?
Apple’dan sızan bir bilgi, şirketin yaklaşık bir yıldır ABD’nin en büyük kablolu yayın şirketi Time Warner Cable’ı satın almak için görüşmeler yaptığını ancak pazarlıkların olumlu sonuçlanmadığını ortaya koydu. Söylentilere göre Apple’ın başkan yardımcısı Eddy Cue ve Time Warner yöneticisi Olaf Olafsson arasında gerçekleşen görüşmelere Tim Cook hiç katılmadı ve görüşmeler sonuca yaklaşamadan son buldu. Şirket şimdiyse Netflix’in peşinde olabilir.
Apple’ın 250 milyar dolara yakın satın alma bütçesiyle Time Warner Cable’ı satın alamamış olmasını, şirketin Time Warner Cable’dan vazgeçerek gözünü online film/dizi servisine çevirmiş olmasıyla açıklayanlar bulunuyor. 45 milyar dolar piyasa değerine sahip olan Netflix, sene başında etkileyici bir büyüme programı ortaya koymuş ve onlarca yeni ülkede daha erişime açılmıştı.
Apple’ın Netflix’e olan ani ilgisinin, iTunes üzerinde düşen film satışlarının yerine satın aldığı servis üzerinden yeni bir gelir modeli koyma amacını taşıdığı düşünülüyor. Öte yandan Apple kendi video yayın servisini kurmak için de çaba gösteriyor.
Hyundai Tesla’ya rakip otomobil geliştiriyor
Güney Koreli otomobil üreticisi Hyundai elektrik otomobil üretmek için çalışmaları olduğunu geçen yıl duyurmuştu. Ancak yeni ortaya çıkan otomobil planları, Hyundai’nin otomobillerinin Tesla’yla ciddi bir rekabet oluşturacak kapasiteye sahip olduğunu ortaya çıkardı.
Şirketin açıklamalarına göre Güney Koreli otomotiv devi, iki farklı elektrikli otomobil modeli üzerinde çalışıyor. Modellerden biri tek şarjla 320 kilometre yol kat edebilecek ve Tesla’nın büyük umut bağladığı, düşük fiyatlı Model 3’ü ile aynı dönemde, 2018 yılında piyasaya çıkacak. Diğer otomobil ise daha yüksek fiyatlı, lüks bir model olacak ve 400 kilometre menzile sahip olacak.
Hyundai’nin ayrıca tam elektrikli modellerini piyasaya sürmeden önce üç Ioniq motorlu otomobil piyasaya sürmesi planlanıyor. Ioniq motorlar, elektrik ve benzin hibrit motorların daha gelişmiş bir versiyonu. Bu yeni motorlarla Hyundai bir depo benzinle 40 kilometre daha fazla yol kat etmeyi mümkün kılıyor. Öte yandan otomotiv devi 2018 sonrası için hararetle çalışıyor. Şirketin planları arasında 2018-2020 arasında 26 yeni elektrikli otomobil modelini piyasaya çıkarmak da var. Diğer bir deyişle, tarihler 2020’yi gösterdiğinde, dünya yollarında çok sayıda elektrikli otomobil dolaşmaya başlayacak.
Apple kendi GSM servisini kuracak mı?
iPhone, iPad, iWatch derken iletişim dünyasında çok büyük bir paya sahip olan Apple kendi GSM şirketini kuracak mı?
Bu sorunun cevabını bütün dünya merak ediyor ve elbette şirketin GSM işine girmesi halinde dünyada dengelerin değişmemesi mümkün değil. İngiltere’de bir Start-up festivaline katılan şirketin CEO’su Tim Cook’a sorulan soruların arasında GSM işine girip girmeyecekleri de vardı.
Tim Cook ise AT&T, O2, T-Mobile ve Orange gibi dev telekom şirketleri ile çalıştıklarını ve her ülkedeki GSM şirketleri ile cihaz satışı üzerinden ortak çalışmaları olduğunun altını çizerken, bir GSM şirketi olmadıklarını, bu konuda deneyimlerinin bulunmadığını ve dünyadaki GSM şirketlerinin yaptığı işlerden memnun olduklarını vurgulayarak, Apple’ın GSM sektörüne girmek gibi bir planının bulunmadığının altını çizdi.
Öte yandan şirketin gelecekte en çok öne çıkaracağı ürünün Apple Watch olduğu da bu toplantı sırasında ortaya çıktı. Akıllı internet nesnelerinden akıllı otomobillere, ödeme işlemlerinden iletişim ihtiyaçlarına kadar tüm işlemlerim minik akıllı saatler ile gerçekleşeceğine inandığını belirten Tim Cook, Apple’ın akıllı saat konseptini çok geliştirip ileri götüreceğine dair ipuçlarını da vermiş oldu.
Windows ve Blackberry geliştiricileri için yolun sonu mu?
Android’in giderek yükselmesi ve pazar payını yükseltmesi Windows ve Blackberry sistemlerine büyük bir darbe vurdu. iPhone satışları küçük bir oranda azalsa da Windows ve Blackberry gerçek anlamda çöküşü yaşıyor.
Gartner raporlarına göre, geçen yıl pazarda %2,5 paya sahip olan Windows Phone telefonların son çeyrekte payı %0,7’ye düştü. Üstelik, Microsoft yöneticileri bile artık odaklarının Windows telefonları olmadığını itiraf etmişken Windows Phone sistemlerinin kan kaybetmesi hiç sürpriz değil. Blackberry ise geçen Ekim ayında yaptığı açıklamada artık uygulama geliştiriciler için yeni API ve SDK yayınlamayacağını duyurdu.
Tüm bu gelişmeler, yazılımcıların artık Windows Phone ve Blackberry sistemleri için uygulama geliştirme motivasyonlarının ortadan kalkması anlamına geliyor. Windows Phone geliştiricileri artık uygulamalarının geniş kullanıcı kitlelerine ulaşmayacağından emin. Facebook ve WhatsApp şimdiden Windows Phone uygulaması için kullanıcı desteğini açıkladı. Blackberry’de ise işler daha da kötü. Öyle ki, Blackberry şirketi, kendi işletim sistemini terk edip Android sistemli bir telefon üreterek hayatta kalmak için biraz daha süre kazanmayı umuyor. Bu da Blackberry sisteminin gayrı-resmi ölüm ilanı olarak kabul ediliyor.
Dolayısıyla, uygulama geliştiriciler yönlerini Android ve iOS sistemlerine çevirdiler ve çok yakında Windows Phone ve Blackberry sistemleri için uygulama geliştiren kimsenin kalmadığını görmek büyük bir sürpriz olmayacak.
Facebook tüm internete reklam gösterecek!
Yılın ilk çeyreğinde 5 miyar dolar gelir yaratan Facebook, tüm teknoloji dünyasının gıptayla seyrettiği bir performans gösteriyor. 1,5 milyardan fazla kullanıcı sayısına ulaşan sosyal medya devi, bugüne kadar sadece kendi kullanıcılarına reklam göstererek reklam dünyasındaki bütçeleri hortum gibi emmeyi başarabiliyordu. Ancak şirketin politikasında önemli bir değişiklik olacak.
Zuckerberg’in arkadaşlık sitesi bundan sonra, servisin kullanıcısı olsun veya olmasın, internetteki herkese reklam gösterecek. Sosyal medya servisi, Facebook Audience Network üzerinden sattığı reklamları gösterirken sadece kendi üyelerini hedef alıyordu. Bir web sitesinde dolaşırken eğer sitenin üyesi değilseniz, Facebook Audience Network’un reklamlarını göremiyordunuz. Şimdi ise, artık üye olup olmadığına bakılmaksızın, reklamın yerleştirildiği sayfaya giren herkes reklamları görecek.
Zuckerberg daha önce sadece sosyal medya servisi üyelerine reklam gösterme politikasını, doğru hedef kitleye isabet oranını yükseltmek için kullanıyordu. Böylece reklam verenler ürünleriyle alakasız ziyaretçilerin gösterimi için para ödemiyordu. 1,5 milyar kişilik veri tabanıyla Facebook doğru kullanıcıları bulmak konusunda da çok başarılıydı. Ancak yeni sistemde de web siteleri ziyaretçilerine rastgele reklam gösterilmeyecek. Zuckerberg’in sosyal medya servisi tüm webe yayılmış olan like ve paylaşım düğmeleri gibi enstrümanlar sayesinde sahip olduğu geniş cookie takip yeteneğini kullanarak sitelerin profillerini çıkartacak. Örneğin, 1,5 milyar kullanıcısı arasından tatil ve gezi meraklıların çok sık ziyaret ettiği bir sitenin, turizm, tatil, gezi, seyahat odaklı kullanıcıların ilgi odağında olduğu anlaşılacak ve bu sayfayı ziyaret eden diğer ziyaretçilere de Facebook ağındaki hava yolu reklamları gösterilecek.
Bu yeni politika değişimi ile birlikte sosyal medya devinin reklam gelirlerinde büyük artış bekleniyor.
Mercedes ev pillerinin fiyatı belli oldu
Tesla’nın Powerwall isimli ev pili ürününü tanıtmasıyla aynı dönemde kendi pilini tanıtan Mercedes, ürünün fiyatı ve satın alma koşulları gibi konular hakkında bilgi vermemişti.
Güneş panelleri veya rüzgar jeneratörleri gibi temiz enerji kaynaklarından gelen fazla elektriği depolayabilecek ve enerji üretilmediği dönemde kullanılmasını sağlayacak olan ev pilleri aynı zamanda şehir şebekesine elektrik satmayı da mümkün kılıyor. Öte yandan temiz elektrik üretimi yapmasa da ev sahiplerinin elektriğin ucuz olduğu saatlerde bataryalarını doldurmalarını ve pahalı olduğu saatlerde evin elektrik ihtiyacını bataryadan karşılamaları da ikinci bir senaryo.
Tesla kendi Powerwall ürününü ABD’de ön satışa çıkardığında sipariş rekoru kırarken, siparişleri yetiştirmek için Gigafactory isimli dev bir pil üretim fabrikası da kuruyor. Mercedes ise temiz enerjiye büyük ilgi gösterilen Almanya’dan başlamak üzere kendi pillerini tüm Avrupa ve dünyaya satmayı planlıyor. Bilindiği üzere, Almanya’da son dönemde temiz enerji üretimi nedeniyle ülke çapındaki elektrik şebekesinde büyük fazlalar veriliyor ve devlet fazla üretimin şebekeye zarar vermemesi için, elektrik tüketimini arttırmak amacıyla belli tarihlerde tüketim yapan vatandaşlara para ödeme uygulamasına gidiyor.
Tesla gibi ev pilini ön siparişe açarak satışa başlamayan Mercedes fiyat açıklamak konusunda aceleci davranmamış ve ülke çapında detaylı fizibilite çalışması yapacağını vurgulamıştı. Şimdi ise ev pillerinin fiyatları ve satış koşulları netleşmiş görünüyor. Mercedes resmi duyuru yapmasa da firmadan sızan bilgiler, cihazların piyasaya çıktığında 9-10 bin dolar fiyat aralığında olacağını söylüyor. Bu fiyata inverter ve kurulum ücretleri de dahil olacak.
Otomobil devinin yeni ev pili ürünü, tek bataryada 2,5 kWh enerji depolayabiliyor ve sekiz üniteyi yan yana getirerek 20 kWh depolama kapasitesine çıkılabiliyor. ABD’de bir kişinin günlük elektrik tüketimi ise 30 kWh olarak ölçülüyor. Teslanın Powerwall’ı ise ABD standartlarına daha uygun görünüyor. Toplamda 58 kWh enerji depolayan Powewall’ın bir modülü 6,4 kWh enerji depolayabiliyorken fiyatı ise 7000 dolara geliyor. Cihaza gelen tüm elektriğin depolanmadığını ve bir bölümünün evin ihtiyaçları için kullanıma aktığını da hatırlamak gerekiyor. Hiç kullanım olmadığında eve gelen tüm elektrik enerjisi pillerde birikiyor.
Lenovo Motorola’yı satın aldığına çok pişman!
Google, ABD ve dünyada telefon pazarının öncülerinden olan, dünyanın ilk kablosuz telefonunu üreten Motorola’yı 2012 yılında 12,5 milyar dolara satın alarak, rakibi Apple gibi bir telefon üreticisi konumuna yükselmişti. Herkes Google’ın Motorola sayesinde büyük bir telefon üreticisine dönüşeceğini ve hatta diğer Android telefon üreticilerinin bu işten memnun kalmayacağını düşünürken Google kararından vazgeçti ve Motorola’ya ait telefon patentlerini elinde tutarak, bir anlamda içini boşaltmış olduğu markayı 2,9 milyar dolara sattı. Bu kez alıcı, Lenovo idi.
Ancak Lenovo bugünlerde, hata yapmış olabileceğini düşünüyor çünkü Motorola markasını kendi ürünleri arasında yeterince entegre etmeyi başaramadı ve bu markanın satışlarından istediği verimi elde edemiyor.
Çok ağır rekabetin yaşandığı Çin’de telefon satışlarının %85’e düştüğünü vurgulayan firma, ABD’de de satışların iyi gitmediğinin altını çiziyor. Çıkışı ertelenen Moto G modeli de iyi satmıyor. Üstelik, Motorola markası ile düşük bütçeli ama yüksek kaliteli telefonlar üretmeye çaba gösterseler bile bu çabanın tüketicide yankı bulmadığı anlaşılıyor. Motorola’nın yöneticilerinin,yüksek fiyatlı telefonlar ürettikleri için Apple’ı medya önünde suçladıkları tartışmalar da henüz sıcaklığını kaybetmiş değil. Ancak tüm bunlar tüketicinin Motorola ürünlerine kaymasını sağlayabilmiş değil.
Yine de Lenovo için Motorola’dan vazgeçmek için erken görünüyor. Şirket yöneticileri Motorola gibi güçlü bir markanın dünya çapında büyük başarılar kazanacağına dair inançlı olduklarının altını çiziyorlar.
Boston Dynamics Toyota’ya satılıyor
Google’dan sızan bilgilere göre, şirketin 2013 yılında satına aldığı Boston Dynamics şirketi, Toyota’ya satıldı. Satışın gerçekleşmiş olduğunu dile getiren kaynaklar duyurunun ise kısa süre sonra yapılacağının altını çiziyorlar.
Boston Dynamics, robot teknolojileri üreten bir laboratuvar ve en bilindik ürünleri,ABD ordusu için her türlü arazide yük taşıma yeteneğine sahip olan 4 ayaklı BigDog robotu.
Ancak şirket her ne kadar çok hızlı, çok güçlü ve çok yetenekli robotlar geliştirse de robotların çalışırken çıkardığı yüksek gürültü problemini çözemediği için bu robotları ticari ürün haline dönüşmekte başarılı olamıyorlar. ABD askerleri de arazide yük, mühimmat ve silah taşıyan, Mule adını verdikleri robotların çok gürültülü olduğunu ve düşmana yerlerini açık ettiğini dile getirerek şikayet ediyorlardı.
Şirketi satın alıp Google çatısına katan Google yöneticisi Andy Rubin, robot teknolojilerinin gelecekte çok önemli olacağını ve Google’ın bu alanda yatırım yapması gerektiğini savunuyordu ancak Rubin’in 2014’te Google’dan ayrılmasından sonra Google yönetiminde robotlara ilgi duyan kimse kalmadı ve Boston Dynamics de lidersiz kaldı. Daha önce basına sızan haberlerde de BD şirketini satın almak isteyen şirketler arasında Toyota ve Amazon’un adı geçiyordu. Öyle görünüyor ki, görüşmeler sonunda Toyota’nın teklifi daha cazip bulunmuş. Satış fiyatı hakkında ise şimdilik bir bilgi yok.
Twitter Spotify şarkılarının demosunu çalacak
Twitter ve Spotify arasında yeni bir ortaklık doğuyor. Mikro blog servisi artık ünlü müzik servisi üzerinden paylaşılan şarkı linklerini, 30 saniyelik demolar halinde dinlemeye izin veren ses kartlarına dönüştürecek.
Spotify sadece kendi uygulaması üzerinden şarkı dinlemeye izin verdiği için, Spotify üzerinden paylaşılan şarkı linklerini web üzerindeki diğer uygulamaların içinde dinlemek mümkün değil. Bu da kullanıcıların linke bastığında doğrudan Spotify servisine gitmesine neden oluyor.
Twitter şimdi, içinde Spotify linkleri paylaşılan tweetler için, 30 saniyelik demo kartları gösterecek. Daha önce iTunes ve Soundcloud için de benzer bir uygulama yapan Twitter bu sayede hem ünlü müzik servisinin linklerinin daha fazla paylaşılmasını sağlayacak hem de kullanıcıların paylaşılan şarkıları daha kolay dinleyebilmesinin önünü açacak. Böylece kullanıcılar Twitter’dan ayrılmamış olacak ve Twitter üzerindeki paylaşımlar da daha cazip hale gelecek.
Spotify’da 75 milyon civarında düzenli dinleyici bulunuyor ve bunların 30 milyonu ücretli kullanıcılardan oluşuyor. Twitter’da ise en çok takip edilen üç kullanıcı ünlü müzisyenlerden oluşuyor ve yine sayısız ünlü müzisyen çok takipçili Twitter hesaplarına sahip ve bu hesaplarından sürekli duyurular yapıyorlar, yeni şarkılar yayınlıyorlar. Öyle anlaşılıyor ki Twitter müzik dünyasındaki güçlü yerini kullanarak servisin sosyal medya dünyasındaki rekabette ayakta kalmasını sağlayacak bir strateji oluşturabileceğini düşünüyor.
Apple Pay Avrupa ve Asya’ya genişliyor
Apple’ın dijital ödeme hizmeti Apple Pay ilk defa kullanıma girdiğinde ABD’de çok önemli işletmelerle gerekli anlaşmalar yapılmış ve kullanıcıların telefonlarıyla alışveriş yapabileceği alt yapı çoktan kurulmuştu. Google’ın dijital cüzdan uygulamasının aksine, önce hizmeti duyurup sonra üye olacak iş yerlerini beklemek yerine Apple önce iş yerlerini üye yapıp sonra hizmeti duyurmuştu. Bu stratejinin sonucunda ise Apple Pay büyük bir başarı yakaladı.
Firma, Pay uygulamasını alt yapıyı genişçe kurduktan sonra kullanıma soktuğu için hizmetin tüm dünyaya yayılması ise zaman alıyor. Öncelikle ABD, Kanada, Çin, Avustralya ve İngiltere’de kullanıma giren servis şimdi Avrupa ve Asya’da yeni ülkelere yayılacak.
Apple’ın üzerinde çok hızlı şekilde çalıştığını belirttiği projeye göre, Pay servisi kısa süre sonra Avrupa ve Asya’da yeni ülkelerde hizmete girebilir. Firmanın Şubat ayındaki açıklamalarında Hong Kong için bir çalışma yaptığı biliniyordu. Firmadan sızan bilgilere göre, Brezilya ve Fransa da yeni ülkeler arasında yer alıyor. Ancak Apple’ın çok daha fazla ülke için duyuru yapacağı düşünülüyor. Apple’ın kısa süre önce ziyaret ettiği Hindistan’ın da yeni ülkelerden biri olabileceği büyük ihtimal olarak görülüyor.
İlk kullanıma girdiğinde ABD pazarında dijital ödemelerin sadece %4’ünü karşılayan Apple Pay, bugün %20 orana yükselmiş durumda. Dünyadaki yayılma çalışmaları devam eden servisin ABD’deki yeteneklerini geliştirmek için de çalışma yapılıyor. Apple’ın kısa süre sonra Pay servisini ATM’lerde çalışacak şekilde konumlandırması da bekleniyor. Böylece kullanıcılar, sadece iPhone’larını yakınlaştırıp dokundurarak ATM’lerden para çekebilecek veya banka hesaplarında işlemler yapabilecekler.
Satın almadan önce internette 12 defa araştırıyoruz
İstanbul’da düzenlenen Sürdürülebilir Markalar Konferansına katılan Schneider Electric Dijital ve Web Pazarlama Başkan Yardımcısı Shawn Burns, B2B müşterilerin internet alışkanlıklarını anlattı.
Konferans kapsamındaki konuşmasında Burns “Schneider Electric müşterileri, bir ürün veya hizmetimizi satın almadan önce ortalama 12 kez internet araştırması yapıyor.” diyerek dijitalleşmenin önemini vurguladı. Burns, bu yüzden, dijital iletişimin, pazarlama stratejilerinin temelini oluşturduğunu belirtti.
Dijital dünyada markalar için kuralların değiştiğini ve müşteri olarak tasvir edilen kişilerin gittikçe gençleştiğinin altını çizen Burns ürünlerin artık videolar sayesinde satıldığını belirtti. Ticari (B2B) alıcılarının %90’nının akıllı telefonlar üzerinden işlem yaptığını aktaran Shawn Burns, mobil üzerinden arama yapma oranının son iki senede %300 arttığını belirtti.
Etkinlikte biz de yer aldık ve Schneider Electric ekibiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Shawn Burns ile markalar ve sürdürülebilirlik üzerine yaptığımız röportajı, Haziran ayında yayınlanacak olan TechInside sayısında okuyabilirsiniz.









