X’in dikey video özelliği Türkiye’ye geldi!

0

X (eski adıyla Twitter), dikey video formatına geçiş yaparak TikTok ve Instagram Reels’e rakip olacak yeni bir özelliği Türkiye’de kullanıma sundu. Platforma eklenen “Video” sekmesi, kullanıcıların içerikleri tıpkı TikTok ve Instagram’da olduğu gibi dikey bir akış halinde keşfetmesini sağlıyor. X’in bu adımı, özellikle kısa video formatlarının giderek daha popüler hale gelmesi ve kullanıcıların içerik tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle doğrudan bağlantılı. X, uzun süredir videolu içeriklere daha fazla önem verdiğini gösteren güncellemeler yapıyordu.

X’in dikey video özelliği Türkiye’ye giriş yaptı

Daha önce, platformda herhangi bir videoyu izlerken aşağı kaydırarak yeni bir videoya geçiş yapmak mümkündü. Ancak bu özellik, belirli videolar için geçerliydi ve kullanıcılar rastgele içeriklerle karşılaşıyordu. Şimdi ise “Video” sekmesinin eklenmesiyle birlikte, kullanıcılar doğrudan dikey formatta önerilen içerikleri keşfedebilecek. Bu, X’in içerik keşfini daha akıllı hale getirerek, video izleme deneyimini daha sürükleyici hale getirme hedefinde olduğunu gösteriyor.

X Türkiye’nin resmi hesabından yapılan duyuruda, bu yeni özelliğin ülkemizde aktif hale getirildiği belirtildi. Şu an için iOS ve belirli Android kullanıcıları bu özelliğe erişebiliyor. Video sekmesinde öncelikli olarak dikey videolar yer alsa da, yatay videoların da desteklendiği görülüyor. Kullanıcıların ilgi alanlarına göre videoların sıralanıp sıralanmayacağı, algoritmanın TikTok’a benzer bir kişiselleştirme sunup sunmayacağı konusunda net bir bilgi bulunmuyor. Ancak bu hamle, X’in video odaklı içeriklere daha fazla yatırım yapacağının sinyallerini veriyor.

Bu gelişme, TikTok’un ABD’de yasaklanma riskiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşti. ABD hükümeti, TikTok’un Çin merkezli ana şirketi ByteDance’in platformu ABD’li bir şirkete satmasını zorunlu kılacak yasal düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Bu durum, TikTok’un geleceğini belirsiz hale getirirken, sosyal medya platformları arasındaki rekabeti de artırıyor. Öne çıkan iddialara göre, TikTok’un satışıyla ilgilenen şirketler arasında X’in sahibi Elon Musk da yer alıyor. Musk’ın bu konudaki planları netlik kazanmamış olsa da, X’in video içeriklerine yaptığı yatırımlar, platformun önümüzdeki dönemde daha fazla kısa video odaklı hale gelebileceğini gösteriyor. TikTok’un olası bir yasaklama veya satış süreci yaşaması, X’in bu yeni video sekmesiyle daha fazla kullanıcı çekmesine olanak sağlayabilir. X’in ilerleyen dönemde bu özelliği daha da geliştirerek içerik üreticilere yönelik yeni araçlar sunup sunmayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

OpenAI, nükleer bombayı geliştiren “Los Alamos” ile işbirliği yapacak!

OpenAI, ABD Ulusal Laboratuvarları ile ortaklık kurarak bilimsel araştırmalar ve nükleer güvenlik alanında yeni projeler geliştirmeye başladığını duyurdu. Bu ortaklık kapsamında Los Alamos Ulusal Laboratuvarı da bulunuyor; burası, II. Dünya Savaşı sırasında Manhattan Projesi kapsamında dünyanın ilk nükleer bombasını geliştiren ekip tarafından kullanılmıştı.

OpenAI, nükleer bombayı geliştiren “Los Alamos” ile işbirliğine gidiyor

OpenAI, Microsoft iş birliğiyle Los Alamos’un Nvidia Grace Hopper destekli süper bilgisayarı Venado üzerinde en yeni yapay zeka modellerini çalıştırarak enerji altyapısının siber saldırılara karşı korunması, yeni hastalık tedavilerinin geliştirilmesi ve temel fizik yasalarının daha iyi anlaşılması gibi kritik araştırmalara katkı sağlamayı amaçlıyor.

OpenAI, nükleer bombayı geliştiren “Los Alamos” ile işbirliğine gidiyor.

OpenAI, yapay zekanın ulusal güvenlik açısından kritik rol oynayacağı yeni bir döneme girildiğini belirterek, bu teknolojinin ABD hükümeti tarafından yürütülen girişimleri destekleyeceğini vurguladı. Özellikle nükleer güvenlik konusunda, OpenAI’nin yapay zeka modellerinin nükleer savaş riskini azaltmak, nükleer materyallerin güvenliğini sağlamak ve denetim mekanizmalarını geliştirmek için kullanılacağı ifade ediliyor. Bunun yanı sıra, OpenAI’nin ABD hükümeti için özel olarak geliştirilen ChatGPT Gov adlı modeli tanıtmasının ardından, devletle olan bağlarını güçlendirdiği gözlemleniyor.

Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’nın zaten GPT-4o gibi modelleri biyobilimsel araştırmalarda kullanmaya başladığı biliniyor. Buradaki bilim insanları, yapay zekayı genetik araştırmalardan malzeme bilimine kadar geniş bir yelpazede değerlendiriyor. Manhattan Projesi döneminden itibaren bilim dünyasında önemli bir yere sahip olan Los Alamos, şimdi de OpenAI’nin en yeni yapay zeka modelleriyle nükleer güvenlik ve bilimsel inovasyon alanlarında yeni bir döneme giriyor.

Tayvan DeepSeek’i yasakladı!

0

Tayvan, Çin merkezli yapay zeka hizmeti DeepSeek’in kamu kurumları ve kritik altyapı tesislerinde kullanımını yasakladı. Dijital İşler Bakanlığı, DeepSeek’in veri güvenliği riskleri taşıdığını belirterek, tüm devlet dairelerinin ve kritik altyapıların bu hizmeti kullanmaması gerektiğini vurguladı.

DeepSeek, geçtiğimiz ay R1 adlı sohbet robotunu piyasaya sürdü ve ABD’deki yapay zeka liderleriyle rekabet edebileceğini iddia etti. Ancak, Güney Kore, İrlanda, Fransa, Avustralya ve İtalya gibi ülkeler, şirketin veri uygulamalarını sorguladı.

Tayvan Dijital İşler Bakanlığı, DeepSeek’in Çin menşeli bir ürün olduğunu ve operasyonlarının sınır ötesi veri aktarımı ve bilgi sızıntısı gibi güvenlik endişelerini içerdiğini belirtti. Bakanlık, “DeepSeek’in yapay zeka hizmeti, ülkenin bilgi güvenliğini tehlikeye atan bir üründür” açıklamasını yaptı.

Çin’in Tayvan üzerindeki egemenlik iddiaları ve askeri tehditler

Tayvan, 2019’dan bu yana, ulusal bilgi güvenliğini tehdit eden bilgi ve iletişim teknolojisi ürünlerinin ve hizmetlerinin devlet kurumlarında kullanımını yasaklıyor. Bu politika, Çin’in Tayvan üzerindeki egemenlik iddiaları ve askeri tehditleri nedeniyle daha da önem kazandı.

DeepSeek’in R1 sohbet robotu, ABD’li rakibi ChatGPT’yi geride bırakarak Apple’ın uygulama mağazasında en çok indirilen ücretsiz yapay zeka asistanı oldu. Bu gelişme, ABD teknoloji hisselerinde büyük bir düşüşe neden oldu ve Nvidia’nın piyasa değerinde rekor bir kayıp yaşandı.

Güney Kore’nin bilgi gizliliği denetleyicisi, DeepSeek’e kullanıcıların kişisel bilgilerinin nasıl yönetildiği konusunda sorular yönelteceğini açıkladı. Fransa, İtalya ve İrlanda gibi ülkeler de şirketin veri kullanımını incelemeye aldı.

DeepSeek’in hızlı yükselişi, yapay zeka alanında küresel bir etki yarattı. Ancak, şirketin veri güvenliği ve gizlilik konusundaki uygulamaları, uluslararası alanda endişelere yol açtı. Tayvan’ın aldığı bu önlem, diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasına neden olabilir.

Tayvan hükümeti, bilgi güvenliği politikalarını güncelleyerek, teknolojik gelişmeleri yakından takip edeceğini ve ulusal güvenliği korumak için gerekli önlemleri alacağını belirtti. Bu yasak, Tayvan’ın Çin menşeli teknolojilere karşı temkinli yaklaşımının bir parçası olarak görülüyor.

DeepSeek’in gelecekteki adımları ve diğer ülkelerin bu konuda alacağı kararlar, yapay zeka teknolojilerinin uluslararası ilişkilerdeki rolünü daha da belirgin hale getirecek gibi görünüyor.

Yüksek depolama alanlı iPhone’lar daha az tercih ediliyor!

0

ABD’de son dönemde yeni iPhone modellerine olan talep ve kullanıcı tercihlerinde önemli bir değişiklik gözlemleniyor. Consumer Intelligence Research Partners (CIRP) tarafından yayımlanan araştırmaya göre, 2023 ve 2024 yıllarında satın alınan iPhone’ların depolama tercihlerinde düşüş yaşandı. Bu değişiklik, özellikle daha yüksek depolama kapasitesine sahip iPhone modellerine olan talebin azalmasıyla kendini gösteriyor. Örneğin, 2024 yılında iPhone 16 Pro serisini satın alan kullanıcıların %44’ü daha büyük depolama alanına sahip modelleri tercih etti. Ancak, 2023’te aynı seriyi tercih edenlerin %48’i, daha yüksek kapasiteye sahip cihazları seçmişti. Bu oranın azalması, iPhone kullanıcılarının daha düşük depolama kapasitesine sahip modelleri daha fazla tercih etmeye başlamalarını gösteriyor. Aynı şekilde, iPhone 16 ve 16 Plus modellerinde de belirgin bir düşüş yaşandı. 2023’te iPhone 15 ve 15 Plus kullanıcılarının %48’i daha fazla depolama alanı talep ederken, 2024’te bu oran iPhone 16 ve 16 Plus modellerinde %42’ye gerilemiş durumda.

Yüksek depolama alanlı iPhone’lar daha az satın alınıyor

Bu değişimin ardında, kullanıcıların depolama ihtiyaçlarının zaman içinde nasıl evrildiği yatıyor. Özellikle 128 GB ve 256 GB gibi temel depolama kapasitesine sahip cihazlar, çoğu kullanıcı için artık yeterli görünüyor. Bu durumun en büyük sebeplerinden biri, bulut depolama hizmetlerinin kullanımının yaygınlaşması. Kullanıcılar, fotoğraf ve video gibi büyük dosyalarını iCloud veya diğer bulut platformlarında saklayarak telefonlarında daha az yer kaplamayı tercih ediyor. Bu sayede, daha fazla depolama kapasitesine sahip cihazlara olan talep azalmış durumda. Ayrıca, mobil uygulamaların daha verimli hale gelmesi ve uygulama verilerinin de bulut üzerinden erişilebilir olması, depolama alanı ihtiyacını daha da azaltan faktörler arasında yer alıyor.

Ancak, eski iPhone modelleri söz konusu olduğunda durum tam tersi bir şekilde gelişiyor. 2024 yılı itibariyle, iPhone SE (2022), iPhone 14 ve iPhone 15 gibi önceki nesil cihazları satın alan kullanıcıların %48’i, daha yüksek depolama kapasitesine sahip modelleri tercih etti. Bir önceki yıl bu oran %38 civarındaydı. Bu artış, eski telefonların depolama alanlarının kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamadığına dair bir işaret olarak yorumlanabilir. Daha eski iPhone’lar, genellikle daha düşük depolama seçenekleriyle piyasaya sürüldüğünden, kullanıcılar yeni telefon aldıklarında daha geniş depolama alanına sahip cihazları tercih etme eğiliminde. Bu durum, kullanıcıların geçmişte yaşadıkları depolama sıkıntılarını tekrar yaşamamak için daha fazla kapasiteye sahip modellere yönelmelerine neden oluyor. Ayrıca, eski telefonlarında depolama kapasitesinin hızla dolması, kullanıcıların yeni cihaz alırken bu sorunu çözme arzusunu pekiştiriyor. Bu nedenle, eski cihazlarını yenileyen kullanıcılar, yeni iPhone’larda daha geniş depolama alanı arayışına giriyorlar.

Sonuç olarak, iPhone kullanıcılarının depolama tercihleri, bulut depolama hizmetlerinin yaygınlaşması ve daha fazla veri yönetim aracının ortaya çıkmasıyla değişiyor. Temel depolama kapasitesine sahip cihazlar, çoğu kullanıcı için yeterli hale gelirken, eski modellerde depolama kapasitesinin yetersizliği, daha geniş depolama seçeneklerine sahip cihazların daha fazla tercih edilmesine yol açıyor. Bu trend, Apple’ın gelecekteki modellerinde depolama seçenekleri konusunda nasıl bir strateji izleyeceği konusunda ipuçları verebilir.

YouTube Premium’a yeni özellikler eklendi!

0

YouTube, Premium abonelerine yönelik yeni deneysel özellikleri duyurmaya devam ediyor. Kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklanan bu yenilikler, özellikle hızlandırılmış oynatma, Shorts içerikleri için akıllı indirme ve yüksek kaliteli ses desteği gibi çeşitli iyileştirmeler içeriyor. Android ve iOS kullanıcıları için sunulan en dikkat çekici yeniliklerden biri, videoların 4 kat hızlandırılmasına olanak tanıyan 4x oynatma hızı seçeneği oldu. Standart hızlandırma seçeneklerine alışık olan kullanıcılar için bu oldukça radikal bir değişiklik olarak değerlendiriliyor. 26 Şubat’a kadar test edilecek olan bu özellik, belirli bir test sürecinin ardından kalıcı olarak platforma eklenebilir.

YouTube Premium yepyeni özellikler kazandı

Bununla birlikte, Shorts içerikleri için de önemli geliştirmeler sunuluyor. Shorts izleyen kullanıcılar için getirilen resim içinde resim modu (Picture-in-Picture), iOS kullanıcılarının aynı anda farklı uygulamaları kullanabilmesine olanak tanıyacak. Böylece YouTube Shorts içeriklerini izlerken başka bir uygulamada gezinmek mümkün hale gelecek. Bu özellik 19 Şubat’a kadar sınırlı bir test sürecinde olacak. Shorts içerikleriyle ilgili bir diğer yenilik ise akıllı indirme özelliği. Bu özellik sayesinde, Premium aboneler için YouTube’un algoritması kullanıcıların ilgisini çekebilecek Shorts videolarını önceden indirerek internet bağlantısı olmadan bile izleme imkanı sağlayacak.

YouTube Premium

Web kullanıcılarını ilgilendiren en önemli yeniliklerden biri ise “Jump Ahead” (İleri Atla) butonu. Normalde mobil uygulamada, bir videonun herhangi bir noktasına çift dokunduğunuzda ileri sarma işlemi yapılıyordu. Yeni eklenen “Jump Ahead” butonu sayesinde, YouTube’un yapay zeka destekli algoritması videodaki en önemli anları belirleyerek izleyicilerin hızlıca bu bölümlere ulaşmasını sağlayacak. Web tarayıcılar için sunulan bu özellik, 5 Şubat’a kadar test edilecek.

Bunların yanı sıra, Premium aboneler için daha kaliteli bir ses deneyimi sunuluyor. YouTube, hem iOS hem de Android kullanıcıları için 256kbps ses akışı desteğini test etmeye başladı. Böylece müzik ve video içeriklerinde daha net ve detaylı bir ses kalitesi sunulması hedefleniyor. 22 Şubat’a kadar test aşamasında olacak bu yenilik, başarılı olması halinde Premium abonelere kalıcı olarak sunulabilir.

YouTube, Premium abonelik hizmetini daha cazip hale getirmek için sürekli olarak yeni özellikler eklemeye devam ediyor. Şu anda test sürecinde olan bu yeniliklerin tamamı, kullanıcı geri bildirimlerine göre değerlendirilecek ve olumlu sonuçlar alınması halinde platformda kalıcı hale getirilebilecek. Özellikle 4x hızlandırma, yapay zeka destekli ileri sarma ve yüksek kaliteli ses desteği gibi özellikler, Premium aboneler için YouTube deneyimini daha akıcı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor.

Elektrikli feribotlar, İspanya ile Fas’ı birbirine bağlıyor!

İspanyol feribot operatörü Baleària, İspanya ile Fas arasındaki deniz ulaşımını daha çevre dostu hale getirmek amacıyla önemli bir projeye imza atıyor. Bu proje kapsamında, her iki ülke arasındaki mesafeyi elektrikli feribotlarla kat etmek için inşa edilecek olan iki yeni gemi, sürdürülebilir ulaşım çözümleriyle deniz taşımacılığını dönüştürmeyi hedefliyor. Baleària, bu projeyle, çevre dostu ulaşımın gelişimine katkıda bulunarak, bölgedeki ilk yeşil koridoru oluşturmayı amaçlıyor. Tarifa şehri ile Fas’ın Tanca şehri arasında hizmet verecek olan elektrikli feribotlar, en sürdürülebilir rotada seyahat ederek çevresel etkileri minimize etmeyi hedefliyor.

Elektrikli feribotlar, İspanya ile Fas’ı resmen birbirine bağlayacak

Bu feribotlar, oldukça yüksek performanslı ve çevre dostu özelliklere sahip olacak. Gemiler, her biri 16 MW güce sahip dört elektrikli tahrik ünitesine sahip olacak şekilde inşa edilecek. Ayrıca, gemilerin batarya kapasitesi 11,5 MWh olacak ve 8 MWh’lik kısmı kullanılabilir durumda olacak. Bu güçle donatılan feribotlar, tam batarya ile 29 kilometreye kadar yol alabilecek.

Ancak bu mesafe, tamamen elektrikli sistemle yapılan seyahatlerde gemilerin verimli çalışmasını sağlayacak. Gemiler, güvenlik açısından da önemli önlemlerle donatılacak; acil durumlar için her bir gemiye, toplamda 11.200 kW’lık dört dizel jeneratör eklenmiş olacak. Bu jeneratörler, herhangi bir elektrikli güç kaybı durumunda devreye girerek gemilerin çalışmasını sürdürebilecek.

Feribotların inşası, Gijón’daki Armon tersanesinde başlayacak ve bu süreç, önümüzdeki iki buçuk yıl boyunca devam edecek. Feribotların, limanlarda geçirecekleri kısa süreli duraklamalar sırasında bataryalarının tam olarak şarj edilmesi gerekecek. Bunun için, Tarifa ve Tangier limanlarına yerleştirilecek özel güç kaynakları kullanılacak. Tarifa limanına 5 MW, Tangier limanına ise 8 MW gücünde kıyı güç kaynakları sağlanarak, şarj süresinin 40 dakikaya kadar kısaltılması hedeflenecek. Bu sayede, gemiler limanda uzun süre beklemeden yeniden sefere çıkabilecek ve zaman kaybı yaşanmayacak. Toplamda, bu sistemle birlikte 39 MWh’lik batarya kapasitesine sahip bir elektrikli feribot filosu oluşturulacak.

Feribotların tasarımında, yolcu konforunu ön planda tutan bir yaklaşım benimsenmiş. Katamaran tipi olan bu feribotlar, özellikle deniz koşullarında dikey hareketleri minimize eden bir T-Foil sistemiyle donatılacak. Bu sistem, gemilerin daha istikrarlı bir şekilde hareket etmelerini sağlarken, yolcuların konforunu artıracak ve denizdeki sarsıntıların etkisini azaltacak. Ayrıca, her bir feribot, 804 yolcu ve 225 araç kapasitesine sahip olacak ve maksimum 26 knot hızla seyahat edebilecek. Bu özellikleriyle, elektrikli feribotlar yalnızca çevre dostu olmanın yanı sıra, hızlı ve verimli bir ulaşım aracı olma özelliği taşıyacak. Projenin tamamlanmasının ardından, İspanya ile Fas arasındaki deniz yolu taşımacılığı, tamamen elektrikli feribotlarla gerçekleştirilen ilk deniz ulaşım projesi olacak ve bu, bölgenin sürdürülebilir ulaşım altyapısının geliştirilmesine önemli bir katkı sağlayacak.

DeepSeek, kullanıcı verilerini internete sızdırmış olabilr!

Çinli yapay zeka platformu DeepSeek, kullanıcı verilerinin korunmasında ciddi bir güvenlik açığıyla gündeme geldi. Amerikan siber güvenlik firması Wiz’in yaptığı analizlere göre, DeepSeek’in veritabanı dış erişime tamamen açık durumdaydı ve herhangi bir parola koruması bulunmuyordu.

Çinli DeepSeek, kullanıcı verilerini internete mi sızdırdı?

Wiz araştırmacıları, DeepSeek platformunda 8123 ve 9000 numaralı iki açık port tespit ederek bu portlar aracılığıyla şifreleme veya ek güvenlik önlemi olmadan doğrudan veritabanına erişimin mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Elde edilen verilere göre, veritabanında kullanıcı oturum zaman kayıtları, sohbet geçmişleri, API anahtarları, sunucu verileri ve meta veriler gibi 976 bin satırlık log kaydı bulunuyordu. Özellikle API anahtarlarının ve sohbet içeriklerinin korunmasız biçimde erişilebilir olması, DeepSeek kullanıcılarının verilerinin saldırganlar tarafından ele geçirilme riskini artırıyor.

Çinli DeepSeek, kullanıcı verilerini resmen internete sızdırmış olabilir.

DeepSeek’in veritabanına doğrudan erişim sağlanabilmesi, saldırganların sohbet mesajlarını, şirket sunucularındaki şifreleri ve diğer hassas dosyaları çalabilme ihtimalini ortaya çıkarıyor. Ancak, sızan verilerin doğrudan kullanıcı hesaplarıyla bağlantılı olup olmadığı veya anonim hale getirilip getirilmediği konusunda henüz net bir bilgi bulunmuyor.

Olayın duyulmasının ardından güvenlik açığı kapatılmış olsa da, DeepSeek yetkilileri şu ana kadar herhangi bir resmi açıklama yapmadı. Bu durum, platformun güvenlik önlemleri ve kullanıcı gizliliğine verdiği önem konusunda soru işaretleri yaratıyor. Yapay zeka sektöründe hızla yükselen bir platformun böyle büyük bir güvenlik açığına sahip olması, hem kullanıcılar hem de yatırımcılar açısından endişe verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlükleri satış rekoru kırdı!

0

Meta, Ray-Ban iş birliğiyle geliştirdiği akıllı gözlüklerinin 2024 yılı boyunca 1 milyondan fazla sattığını duyurdu. Bu rakam, şirketin giyilebilir teknoloji pazarında önemli bir başarı yakaladığını gösterirken, Meta CEO’su Mark Zuckerberg, 2025 yılı için satışların hızla artmasını hedeflediklerini belirtti. Şirket içi bir toplantıda konuşan Zuckerberg, bu yıl satış rakamlarının 2 milyon mu yoksa 5 milyona mı ulaşacağını merak ettiklerini ifade ederek, Meta’nın bu alanda büyük bir avantaja sahip olduğunu vurguladı. Rakiplerinin henüz güçlü bir şekilde sahneye çıkmadığını belirten CEO, bu durumu Meta için büyük bir fırsat olarak değerlendiriyor ve mümkün olduğunca fazla kullanıcıya akıllı gözlüklerini ulaştırmayı amaçlıyor.

Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlükleri satış rekoru kırmayı başardı

Ray-Ban Meta akıllı gözlükleri, ilk olarak 2023 yılında piyasaya sürüldü ve yapay zeka destekli çeviri, sesli komutlar, görsel işleme ve gelişmiş kamera özellikleriyle dikkat çekti. Kullanıcılar, gözlükler üzerinden ellerini kullanmadan mesaj gönderebiliyor, çeviri yapabiliyor ve çeşitli yapay zeka destekli işlemleri gerçekleştirebiliyor. Meta, bu alanda henüz güçlü bir rakibin ortaya çıkmadığını ve şu an için pazarda büyük bir fırsata sahip olduklarını belirtiyor. Zuckerberg’e göre, diğer büyük teknoloji şirketleri bu pazara adım atmadan önce Meta’nın mümkün olan en fazla kullanıcıya ulaşması kritik bir öneme sahip. Şirketin, Ray-Ban dışında yeni iş birlikleri ile ürün yelpazesini genişletmeyi planladığı da konuşuluyor.

Meta'nın Ray-Ban akıllı gözlükleri satış rekoru kırmayı başardı.

Meta’nın giyilebilir teknolojilere olan ilgisi yalnızca Ray-Ban akıllı gözlükleriyle sınırlı değil. Şirket, 2025 yılında piyasaya sürülmesi beklenen ve “Hypernova” kod adıyla geliştirilen yeni bir akıllı gözlük modeli üzerinde çalışıyor. Bu modelin, artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisini daha gelişmiş seviyeye taşıyarak kullanıcı deneyimini daha da iyileştirmesi bekleniyor. Ayrıca, Bloomberg’in raporuna göre, Meta ve spor gözlükleriyle tanınan Oakley arasında bir ortaklık görüşmesi devam ediyor ve bu iş birliği sonucunda yeni bir akıllı gözlük modelinin piyasaya sürülme ihtimali bulunuyor.

Öte yandan, Meta’nın akıllı gözlüklerden doğrudan kar elde edip etmediği belirsizliğini koruyor. Ancak bu cihazların da dahil olduğu Reality Labs birimi, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik projeleri nedeniyle geçtiğimiz yıl 16 milyar dolardan fazla zarar etti. Son çeyrekte Meta’nın Reality Labs birimi 5 milyar dolar daha zarar yazdı ve bu durum, şirketin bu alandaki büyük yatırımları karşısında finansal baskı yaşadığına işaret ediyor. Buna rağmen, Meta giyilebilir teknolojilere yönelik uzun vadeli stratejisinden vazgeçmiyor ve akıllı gözlük pazarında liderliği elinde tutmaya kararlı görünüyor.

Meta’nın sanal gerçeklik birimi yine zarar etti!

0

Meta, sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) alanlarına büyük yatırımlar yaparak geliştirdiği metaverse projeleriyle büyük kayıplar yaşamaya devam ediyor. Şirket, 2024 yılı dördüncü çeyrek mali sonuçlarını açıkladığında, Reality Labs biriminin tam olarak 4,97 milyar dolar işletme zararı kaydettiğini duyurdu. Bu, Reality Labs birimi için bildirilen en büyük zarar olma özelliğini taşıyor. Ancak, bu büyük zarara rağmen Reality Labs, 1,1 milyar dolarlık satış yapmayı başardı.

Meta’nın sanal gerçeklik birimi zarar etmeyi sürdürüyor

Reality Labs, Meta’nın sanal gerçeklik başlıkları olan Quest ve Ray-Ban Meta akıllı gözlükleri gibi cihazları geliştiren ve metaverse için gereken teknolojileri üreten birim olarak çalışıyor. Meta CEO’su Mark Zuckerberg, 2014 yılında Oculus’u 2 milyar dolara satın alarak şirketin VR alanındaki çalışmalarına başlamıştı. O zamandan beri Zuckerberg, metaverse’ü dijital dünyanın geleceği olarak görmekte ve VR ile AR teknolojilerinin bu gelecekte merkezi bir rol oynayacağını belirtiyor. Ancak, Reality Labs’in kaydettiği zararlar, metaverse vizyonunun şu anda büyük bir finansal yük getirdiğini gösteriyor. 2020’den bu yana Reality Labs, toplamda 60 milyar doların üzerinde işletme zararı yazdı.

Meta’nın genel mali durumu ise Reality Labs’in büyük zararına rağmen oldukça sağlam. Şirketin 2024’ün dördüncü çeyreğindeki toplam gelirleri 48,39 milyar dolara ulaşarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %22’lik bir artış gösterdi. Net kâr ise %43 artışla 20,8 milyar dolara çıktı. Bu, Meta’nın ana iş kollarından, özellikle sosyal medya ve reklam gelirlerinden elde ettiği güçlü gelirle mümkün oldu. Şirketin mali durumu, Reality Labs’in zararlarını telafi edecek kadar güçlü bir pozisyonda.

Meta, gelecekteki yatırımlarına yön vermek amacıyla büyük bir bütçe ayırmayı planlıyor. 2025 yılı için sermaye harcamalarını 60 ila 65 milyar dolar arasında tutmayı hedefliyor. Bu yatırımların büyük bir kısmı, şirketin yapay zeka (AI) altyapısını güçlendirmeye yönelik olacak. Zuckerberg, yapay zekayı şirketin metaverse stratejisinin merkezine koymuş durumda. Meta, ayrıca geçen yıl tanıttığı Orion adlı artırılmış gerçeklik başlığı gibi cihazlarla AR alanındaki yatırımlarını da sürdürmeye devam ediyor. Bu cihaz, dijital nesnelerin bir kullanıcının gerçek görüş alanına entegre edilmesini sağlayan bir teknolojiye sahip ve gelecekteki artırılmış gerçeklik deneyimlerine yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.

Meta’nın metaverse vizyonu büyük bir finansal yatırım gerektirse de şirket, bu uzun vadeli projeye olan inancını koruyor ve bu alanda lider olma hedefini sürdürüyor. Ancak Reality Labs biriminin durumu, Meta’nın gelecekteki yatırımlarının sadece finansal değil, stratejik bir risk taşıdığını da gözler önüne seriyor.

Samsung Galaxy S25 Ultra, yeni nesil ekranıyla fark yaratabilir!

0

Samsung’un yeni amiral gemisi Galaxy S25 Ultra, donanım açısından büyük değişiklikler sunmasa da selefi Galaxy S24 Ultra’da bulunan bazı önemli ekran sorunlarını gidererek kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor. Cihazda, önceki modelde kullanılan M13 OLED panel korunuyor ve maksimum parlaklık seviyesinde bir değişiklik yapılmıyor.

Samsung Galaxy S25 Ultra, yeni nesil ekranıyla öne çıkıyor

Ancak Samsung, özellikle düşük parlaklık seviyelerinde görülen ekran problemlerine yönelik bazı düzeltmeler gerçekleştirdi. S24 Ultra kullanıcıları, düşük parlaklık seviyelerinde ekranda belirginleşen “kumlanma” efektinden şikayetçiydi. Karanlık ortamlarda veya düşük ışıkta ekrana yakından bakıldığında fark edilen bu problem, S25 Ultra ile birlikte giderilmiş gibi görünüyor. Şirket, yeni modelde ekranın daha temiz ve pürüzsüz bir görüntü sunduğunu belirtiyor.

Bunun yanı sıra, selefinde eleştirilen bir diğer ekran sorunu olan renk geçişlerindeki yetersizlik de giderildi. S24 Ultra kullanıcıları, özellikle gün batımı, gökyüzü veya degrade içeren sahnelerde renklerin düzgün bir şekilde harmanlanmadığını ve keskin geçişler nedeniyle görüntünün doğal görünmediğini dile getiriyordu. Galaxy S25 Ultra’da bu sorun giderildi ve renk geçişleri artık daha akıcı ve doğal hale getirildi. Görsel deneyimi önemseyen kullanıcılar için bu geliştirme önemli bir artı olarak değerlendiriliyor. Samsung, bu iyileştirmelerin yazılım optimizasyonlarıyla sağlandığını belirtiyor.

Bunun dışında, cihazın ön yüzünde Corning Gorilla Armor 2 cam teknolojisi kullanılıyor. Samsung, bu yeni camın, mobil cihazlarda yansımayı azaltan ilk seramik cam olduğunu söylüyor. Önceki model olan S24 Ultra’da da yansımayı engelleyen bir kaplama bulunuyordu ancak bazı kullanıcılar, birkaç ay sonra bu kaplamanın soyulmaya başladığını rapor etmişti. Gorilla Armor 2’nin uzun vadede bu sorunu çözüp çözemeyeceği ise kullanıcıların deneyimleriyle netleşecek. Samsung’un donanımsal yeniliklerden çok yazılım ve yapay zeka destekli iyileştirmelere odaklanması, cihazın pazardaki konumunu nasıl etkileyeceği konusunda merak uyandırıyor. Özellikle ekran tarafındaki gelişmelerin, uzun vadeli kullanımda nasıl bir fark yaratacağını zaman gösterecek.

Çin, dünyanın en büyük nükleer füzyon lazerini geliştiriyor!

0

Çin’in güneybatısındaki Mianyang kentinde, dünyanın en büyük nükleer füzyon lazeri olacağı düşünülen bir tesisin inşa edildiği ortaya çıktı. ABD merkezli Planet Labs şirketinin uydu görüntülerine dayanarak yaptığı analizler, bu gizli projenin, ABD’nin en büyük atalet hapsi füzyon tesisi olan National Ignition Facility’den (NIF) yaklaşık yüzde 50 daha büyük olduğunu gösteriyor. Bu gelişme, hem temiz enerji üretimi hem de nükleer silah araştırmaları açısından büyük yankı uyandırırken, tesisin dört dış kolu ve merkezinde güçlü lazerlerle hidrojen izotoplarının birleşerek enerji üreteceği bir hedef odasının bulunduğu belirtiliyor.

Çin, dünyanın en büyük nükleer füzyon lazerini tasarlıyor

Lazer füzyonu olarak bilinen atalet hapsi füzyonu yöntemi, yüksek güçlü lazerler kullanılarak hidrojen izotoplarının aşırı ısıtılıp sıkıştırılmasıyla enerji üretmeyi amaçlıyor. Bu süreç, Güneş ve diğer yıldızların enerji üretim mekanizmasını Dünya’da taklit ederek büyük miktarda temiz enerji üretme potansiyeline sahip. Lazer bazlı sistemler dışında, tokamak ve stellarator gibi farklı füzyon reaktörü teknolojileri de araştırılmaya devam ediyor.

Çin, dünyanın en büyük nükleer füzyon lazerini tasarlıyor.
Çin, dünyanın en büyük nükleer füzyon lazerini geliştirmeye başladı.

Ancak füzyon araştırmaları sadece enerji üretimiyle sınırlı değil. Bu tür tesisler, teorik olarak mevcut nükleer silahların tasarımını geliştirmek ve yeni nesil nükleer silah konseptlerini test etmek için de kullanılabilir. Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması (CTBT) kapsamında fiili nükleer testler yasaklanmış olsa da, bu tür tesisler aracılığıyla Çin’in nükleer kapasitesini artırması mümkün olabilir.

Çin’in bu yeni füzyon lazer tesisinin, 2020 yılında ABD hükümetinin, Mianyang’daki nükleer silah araştırma tesislerinin genişlediğini gösteren uydu görüntülerini yayınladığı bölgeyle aynı konumda bulunduğu tespit edildi. Çin’in bu alandaki en önemli başarılarından biri, “yapay güneş” olarak bilinen Experimental Advanced Superconducting Tokamak (EAST) deneyiydi. 100 milyon santigrat derecenin üzerinde bir sıcaklıkta 1.006 saniye boyunca kararlı plazma üreten EAST, füzyon enerjisi alanında önemli bir kilometre taşı olmuştu. Aynı dönemde ABD, Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’nda (LLNL) dünyanın en parlak X-ışını kaynağını geliştirerek füzyon araştırmalarına yeni bir boyut kazandırmıştı. Çin’in yeni tesisinin temiz enerji üretimi mi yoksa askeri amaçlı mı olduğu konusunda resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, bu gelişme küresel füzyon yarışının giderek kızıştığını gözler önüne seriyor.

Dream Games, 5 milyar dolar değerlemeye ulaşabilir!

Türk oyun şirketi Dream Games, 5 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşma yolunda önemli bir adım atıyor. Peak Games’in eski çalışanları tarafından 2019 yılında kurulan Dream Games, kısa sürede küresel oyun sektörünün en büyük oyuncularından biri haline geldi. Özellikle 2023 yılında Royal Match’in Candy Crush’ı geride bırakarak en çok kazanç sağlayan mobil oyun olması, şirketin hızla yükselmesini sağladı. 2024 yılında piyasaya sürülen Royal Kingdom adlı devam oyunu da büyük ilgi gördü. Sensor Tower verilerine göre Royal Match, geçen yıl dünya çapında en çok uygulama içi satın alma yapılan üçüncü oyun oldu ve yaklaşık 1,4 milyar dolar gelir elde etti.

Dream Games, tam 5 milyar dolar değerlemeye ulaşacak

Şirket, şimdi ise yatırımcılarla görüşerek yeni bir finansman turuna çıkıyor. Goldman Sachs Group Inc. danışmanlığında yürütülen bu süreçte, Dream Games’in özel kredi kuruluşlarından 1.25 milyar dolarlık kredi ve aynı miktarda öz sermaye toplamayı planladığı belirtiliyor.

Bu finansman ile birlikte şirketin mevcut hissedarlarının elindeki payları satın alarak hisselerin yüzde 70’ini elinde tutmayı amaçladığı ifade ediliyor. Kalan hisselerin ise farklı bir öz sermaye grubunun elinde kalacağı söyleniyor. Eğer yatırım turu başarılı olursa, Dream Games’in toplam değerlemesinin 5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, Dream Games’i Türkiye’nin en değerli oyun şirketi yapmanın ötesinde, global çapta da en büyük oyun firmalarından biri haline getirecek.

Şirket daha önce 2022’nin başlarında aldığı 486 milyon dolarlık yatırımla toplam değerini 2.75 milyar dolara çıkarmıştı. Şimdi ise mevcut yatırım turu tamamlandığında şirketin değerinin neredeyse iki katına çıkması bekleniyor. Dream Games’in bu hamlesi, sadece Türkiye’de değil dünya genelinde mobil oyun sektöründeki en büyük şirketlerden biri olma yolunda kritik bir adım olarak görülüyor.

Mark Zuckerberg, DeepSeek konusunda endişeli görünmüyor!

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, yapay zeka dünyasında büyük yankı uyandıran DeepSeek’in yükselişi hakkında endişeli olmadıklarını vurguladı. 2024’ün dördüncü çeyrek kazanç görüşmesinde konuşan Zuckerberg, DeepSeek’in sınırlı bütçeyle elde ettiği başarıların Meta’nın izlediği stratejiyi doğruladığını belirtti. Meta’nın bu yenilikleri anlamaya çalıştığını ve Llama platformuna entegre etmeyi planladığını ifade eden CEO, şirketin yapay zeka yatırımlarının uzun vadede büyük bir stratejik avantaj sağlayacağını dile getirdi. DeepSeek’in etkisiyle yatırımcılar, büyük dil modellerinin daha az işlem gücüne ihtiyaç duyabileceği endişesiyle yapay zeka hisselerinde satış dalgası başlatmıştı. Ancak Zuckerberg, GPU’lara yapılan milyar dolarlık yatırımların gerekliliğini savunarak, bilgi işlem gücünün yapay zekanın gelişiminde temel bir rol oynadığını belirtti.

Mark Zuckerberg, DeepSeek konusunda endişeli değil

Meta, önümüzdeki aylarda çok modlu ve yapay zeka ajanı yeteneklerine sahip Llama 4’ü piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Zuckerberg, yüksek işlem gücüne sahip olmanın modelin çıkarım sürecinde daha iyi akıl yürütmesini sağladığını belirterek, gelecekteki yapay zeka modellerinin bilgi işlem kaynaklarına daha fazla ihtiyaç duyacağını söyledi. Meta’nın finansal durumu ise oldukça güçlü seyrediyor. Şirketin 2024’ün dördüncü çeyreğindeki geliri 48.39 milyar dolara ulaşarak yıllık %22 artış gösterirken, net kârı 20.8 milyar dolara yükselerek %43’lük bir büyüme kaydetti.

Deepseek güvenlik

DeepSeek’in ortaya koyduğu performans, bazı uzmanlar tarafından yapay zeka şirketlerinin yüksek miktarda GPU satın almasının gereksiz bir yatırım çılgınlığı olduğu şeklinde yorumlanmıştı. Ancak Zuckerberg, bu yorumların eksik ve yüzeysel bir bakış açısına dayandığını savundu. Yapay zeka eğitiminde mevcut verilerin tüketildiği ve yeni modellerin geliştirilmesinin daha az kaynak gerektirdiği iddialarına karşılık, çıkarım sürecinin daha fazla işlem gücü gerektirdiğini ve yapay zekanın ilerlemesiyle bilgi işlem ihtiyacının azalmayacağını aksine artacağını belirtti.

OpenAI’ın o1, o3 modelleri ve DeepSeek R1 gibi sistemler, kullanıcının istemini yerine getirmek için daha karmaşık “düşünme” süreçlerinden geçiyor. Ayrıca 2025’te giderek daha fazla öne çıkması beklenen yapay zeka ajanları, bağımsız ve otonom işlem gerçekleştirdiğinden dolayı bilgi işlem ihtiyacını daha da artıracak. Bu bağlamda Meta, GPU ve altyapı yatırımlarını sürdüreceğini ve bu alanda lider konumunu korumayı hedeflediğini açıkladı.

SoftBank, OpenAI’a 25 milyar dolar yatırım yapacak!

Japon teknoloji devi SoftBank’ın, OpenAI’a 25 milyar dolara kadar yatırım yapmayı planladığı iddiası yapay zeka dünyasında büyük yankı uyandırdı. Financial Times’ın haberine göre, bu dev yatırım hamlesi, SoftBank’ın Microsoft destekli OpenAI ile daha geniş kapsamlı bir iş birliğine girişmesinin bir parçası olacak. Şirketin toplamda 40 milyar doları aşan harcamalar yapabileceği belirtilirken, bu yatırımın SoftBank’ı OpenAI’ın en büyük destekçisi konumuna getirebileceği konuşuluyor. Eğer anlaşma sağlanırsa, SoftBank Microsoft’u geride bırakarak OpenAI’ın en büyük yatırımcısı olacak. Microsoft, 2019 yılından bu yana OpenAI’ın en büyük destekçilerinden biri olarak bilinirken, bu gelişmenin şirketin OpenAI üzerindeki etkisini zayıflatabileceği düşünülüyor.

SoftBank, OpenAI’a tam 25 milyar dolar yatırım yapabilir

Bu hamle, SoftBank ve OpenAI’ın geçtiğimiz hafta duyurduğu 100 milyar dolarlık Stargate veri merkezi projesiyle de doğrudan bağlantılı görünüyor. Stargate projesinin dört yıl içinde 500 milyar dolara kadar büyüyebileceği öngörülürken, SoftBank’ın bu proje için 15 milyar dolar yatırım taahhüdünde bulunduğu ve buna ek olarak OpenAI’a doğrudan 15 ila 25 milyar dolar yatırım yapmayı planladığı belirtiliyor. OpenAI’ın da Stargate için yaklaşık 15 milyar dolar yatırım yapacağı ifade ediliyor. Dolayısıyla SoftBank’ın öz sermaye yatırımı, yapay zeka şirketinin büyük ölçekli altyapı projelerini hayata geçirmesine yardımcı olabilir.

SoftBank’ın OpenAI’a yapacağı dev yatırım, şirketin Microsoft’a olan bağımlılığını azaltabilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Halihazırda OpenAI, Microsoft’un Azure bulut hizmetlerini kullanıyor ancak SoftBank’ın yatırımıyla alternatif altyapılar geliştirme şansı doğabilir. Ayrıca OpenAI’ın ek fon toplamak için kâr amaçlı bir şirkete dönüşme sürecinde olduğu da bildiriliyor.

Öte yandan, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın kısa süre önce Microsoft CEO’su Satya Nadella ile birlikte bir fotoğraf paylaşarak “Microsoft ve OpenAI ortaklığının bir sonraki aşaması herkesin beklediğinden çok daha iyi olacak” ifadelerini kullanması, iki şirket arasındaki ilişkinin halen güçlü olduğu yönünde yorumlandı. Geçtiğimiz hafta yapılan yeni bir anlaşma ile OpenAI’ın yalnızca Azure altyapısına bağlı kalma zorunluluğunun kaldırıldığı da göz önünde bulundurulduğunda, OpenAI’ın bağımsız hareket etme yönünde stratejik adımlar attığı görülüyor.

Vodafone, uydu destekli telefon hizmetinde sona yaklaştı!

Vodafone, bu teknolojiyi ticari bir hizmet olarak 2025’in sonlarından itibaren Avrupa’da kullanıma sunmayı hedefliyor.

Görüşmeyi Vodafone mühendislerinden Rowan Chesmer gerçekleştirdi. Chesmer, Galler’in uzak bir bölgesinden CEO Margherita Della Valle’yi arayarak bir uydu görüntülü görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşme sırasında, İngiliz astronot Tim Peake de Vodafone’un Avrupa’daki uydu iletişim ağ geçidinin açılışına katıldı.

Vodafone, bu hizmet için AST SpaceMobile tarafından işletilen BlueBird uydularını kullanıyor. Halihazırda düşük Dünya yörüngesinde beş uydu bulunuyor ve 2025-2026 döneminde 60 yeni Block 2 uydusunun fırlatılması planlanıyor.

Uydu destekli akıllı telefon hizmeti çok yakında

Yeni hizmet sayesinde, kullanıcılar mobil şebeke kapsama alanı olmayan yerlerde bile görüntülü arama yapabilecek, internete bağlanabilecek ve mesajlaşma uygulamalarını kullanabilecek. Üstelik, özel bir donanıma ihtiyaç duymadan, mevcut 4G ve 5G uyumlu telefonlarla bu hizmetten yararlanmak mümkün olacak.

Şirketin yaptığı açıklamaya göre, hizmetin ilk olarak hangi ülkede sunulacağı konusunda kesin bir karar verilmiş değil. Ancak, şirketin 2023 sonunda AST SpaceMobile ile 2034’e kadar sürecek bir iş birliği anlaşması imzaladığı ve bu hizmeti hem kendi pazarlarında hem de iş ortakları aracılığıyla sunmayı planladığı biliniyor.

CEO Margherita Della Valle, Vodafone’un uydu tabanlı mobil hizmetinin dijital uçurumu kapatmaya yardımcı olacağını belirterek, “Avrupa’nın en ücra köşelerindeki insanları sevdikleriyle ve iş arkadaşlarıyla bağlantıda tutmayı, ayrıca acil durumlarda güvenilir kırsal iletişim sağlamayı amaçlıyoruz.” dedi.

Vodafone’un adımı ile uydu mobil hizmetleri yaygınlaşacak mı?

Analistler, Vodafone’un bu hamlesinin uydu iletişim sektöründe önemli bir gelişme olduğunu vurguluyor. CCS Insight yöneticisi Kester Mann, standart akıllı telefonlarla uyumlu olması nedeniyle hizmetin potansiyel kullanıcı kitlesinin çok geniş olduğunu ifade etti. Avrupa’da 1 milyardan fazla cihazın bu teknolojiyle uyumlu olduğu tahmin ediliyor.

Ancak uydu bağlantılı mobil hizmetlerin fiyatlandırması henüz belirsiz. Araştırmalara göre, İngiltere’deki tüketicilerin %50’si uydu bağlantısıyla sesli arama veya internet erişimi için ödeme yapmaya istekli olsa da, küresel mobil operatörler birliği GSMA, abonelerin %40’ının ekstra ücret ödemek istemediğini bildiriyor.

Öte yandan, Avrupa’da mobil ağların ve fiber internetin yaygın olması, uydu hizmetlerinin daha çok tamamlayıcı bir rol üstlenmesine neden olabilir. Yani, bu teknoloji en çok kırsal bölgelerde ve acil durumlarda hayati önem taşıyacak.

Sonuç olarak, Vodafone’un uydu tabanlı doğrudan cep telefonu bağlantısı hizmeti, mobil iletişimin geleceği için önemli bir adım. Ancak, bu hizmetin yaygınlaşması fiyatlandırma, altyapı yatırımları ve tüketici ilgisi gibi faktörlere bağlı olacak.

Düşük gecikmeli internet Comcast’le uygulamaya geçiyor

0

Comcast’ın yeni düşük gecikmeli interneti kelimenin tam anlamıyla oyunun kurallarını değiştiriyor. En azından Comcast müşterileri için gecikmeli internet sorunu artık geçmişte kalmış olabilir. Şirket yaptığı basın açıklamasında oyun, görüntülü konferans ve sanal gerçeklik için tasarlanmış ultra düşük gecikmeli internet olarak adlandırdığı, ülkede bir ilki duyurdu. Teknoloji 2023’ten beri test ediliyor.

Düşük gecikmeli internet ne anlama geliyor?

Comcast, bu lansmanla birlikte iPhone, iPad, Mac, Apple TV ve Apple Vision Pro’daki FaceTime gecikmesinin, Quest 3 gibi Meta’nın karma gerçeklik başlıklarına yönelik uygulamaların, birçok Steam oyununun ve NVIDIA’nın GeForce NOW’unun önemli ölçüde azalacağını açıklıyor. Gelecekte, “bu açık standart teknolojiyi kullanmayı seçen diğer uygulamalar” da desteklenecek. Şirket  yaklaşık bir yıl önce müşterilerine sürpriz bir hız artışı teklif etti  , ancak bu değişiklik mevcut internetinizin bant genişliğini gerçekten artırmadan daha hızlı hissetmesini sağlayacak. Ancak müşterilere sunulması herkesin faydasını göreceği anlamına gelmiyor. Kullandığınız cihaz veya uygulama düşük gecikmeli bağlantıyı desteklemelidir.

Xfinity, ülkenin geniş bir bölümünde 2.000 Mbps’ye kadar bağlantı sunuyor, ancak hız her şey değildir. Veriler bir noktadan diğerine aktarılırken gecikme veya gecikme yaşıyorsa (özellikle yukarıda listelenenler gibi gecikmeye duyarlı uygulamalar için), yavaş bir deneyim yaşayacaksınız. Comcast’ın yeni girişimi, her bir bilgi parçasının daha hızlı iletilmesini sağlamaya odaklanıyor. Bir yavaşlama varsa, cihazlar tıkanıklığı azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak için ayarlanabilir.

Yeni teknoloji tam olarak devreye alındığında tüm Xfinity Internet müşterilerinin kullanımına sunulacak. Comcast, teknolojinin daha yüksek bir fiyatla mı geleceğini yoksa tüm planlara dahil edilip edilmeyeceğini söylemedi. İlk lansman Atlanta, Chicago, Colorado Springs, Philadelphia, Rockville, Maryland ve San Francisco’da başlıyor ve “önümüzdeki birkaç ay içinde hızla” daha fazla lokasyon geliyor.

Intel, daha ”sade” bir iş modeline geçiyor!

0

Intel, 2024 yılının dördüncü çeyreğine ait mali raporunu açıkladı ve 126 milyon dolarlık bir zarar duyurdu. Şirketin geliri 14,3 milyar dolar olarak belirlenirken, geçen çeyrekte yaşanan 16,6 milyar dolarlık zararın ardından daha hafif bir bilanço ortaya çıktı. Ancak Intel’in mali toparlanma süreci hala oldukça uzak.

Intel yönetimi, daha ”sade” bir iş modelini benimseyecek

Şirketin çip üretiminde kayıplar devam ediyor; özellikle Foundry birimi, 2024’te 13,4 milyar dolar zarar etti. Intel, 2026’nın ikinci yarısında 18A üretim sürecini devreye sokmayı hedefliyor, ancak dış üreticilerden (TSMC gibi) çip tedarik etme yolunu da terk etmeyi planlamıyor.

Intel yönetimi, daha ''sade'' bir iş modelini benimseyecek.
Intel yönetimi, daha ”sade” bir iş modelini benimseme kararı aldı.

Şirketin yeni eş CEO’su Michelle Johnston Holthaus, Intel’in daha sade bir iş modeli oluşturma hedefiyle hareket ettiğini vurguladı. Bu çerçevede, Intel’in uzun süredir geliştirdiği Falcon Shores adlı yapay zeka çipinin iptal edildiği duyuruldu. Bunun yerine, daha geniş ölçekli sistem çözümleri sunan Jaguar Shores projesine odaklanılacağı belirtildi. Intel’in yapay zeka pazarındaki durumu, Nvidia ve AMD’nin gerisinde kaldı ve özellikle bulut tabanlı veri merkezlerinde yeterince güçlü olmadığı ifade ediliyor. Holthaus, Intel’in maliyet avantajları ile bu pazarda rekabet etmeyi hedeflediğini belirtti.

Intel, 2024 yılı toplamda 18,76 milyar dolar zarar ederken, 53,1 milyar dolar gelir elde etti. Ayrıca, şirketin çalışan sayısı yılın son çeyreğinde 15.000 kişi azaldı. Şirket, yeni CEO arayışını sürdürürken, Holthaus’un stratejik odak noktası “her soket için mücadele etmek” olarak belirlendi. Bu, Intel’in agresif bir rekabet stratejisi benimseyerek pazar payını artırmayı planladığını gösteriyor.

Altın kaplamalı iPhone 16 Pro, fiyatıyla dudak uçuklatıyor!

0

Caviar, lüks teknoloji ürünleriyle tanınan Dubai merkezli bir marka olarak, Bitcoin tutkunları için özel olarak tasarladığı yeni iPhone 16 Pro ve iPhone 16 Pro Max modellerini tanıttı. Bu özel telefonlar, sınırlı sayıda üretildiği için oldukça prestijli ve dikkat çekici bir hale geliyor. Her iki model de 24 ayar altın kaplama gövdelere sahip olup, cihazların yüzeylerinde üç boyutlu Bitcoin işlemeleri bulunuyor. Bu tasarım, blok zinciri teknolojisinin gücünü ve kripto para dünyasının önemini simgeliyor. Aynı zamanda, modern finans dünyasına ve dijital devrime saygı duruşu niteliği taşıyor.

Altın kaplamalı iPhone 16 Pro, fiyatıyla gündem oldu

Caviar, bu özel koleksiyonu sadece 47 adetle sınırlı tutarak, hem koleksiyon meraklılarına hem de kripto para yatırımcılarına hitap ediyor. Üretim sayısının 47 ile sınırlı olması, aynı zamanda ABD’nin 47. Başkanı Donald Trump’a yapılan bir gönderme olarak dikkat çekiyor. Marka, bu tasarımın sadece kripto para dünyası için değil, aynı zamanda siyasi figürler ve önemli tarihî figürlere yapılan bir referans da içerdiğini belirtiyor. Cihazların yan kısımlarında ise kişiye özel kazıma işlemleri, isim veya logo ekleme gibi özelleştirme seçenekleri bulunuyor. Bu, alıcıya telefonunu tamamen kişisel bir şekilde tasarlama olanağı sağlıyor.

Altın kaplamalı iPhone 16 Pro, fiyatıyla gündem oldu.

Bu özel koleksiyonun fiyatları 11.130 dolardan başlıyor ve sınırlı üretim nedeniyle oldukça pahalı. Ancak, Caviar’ın sunduğu başka bir ultra lüks model de mevcut. “The Great, The Terrible, The Magnificent” adı verilen bu model, 18 ayar altından yapılmış ve 1 kilogram ağırlığında bir taç tasarımına sahip. Bu model, tarih boyunca büyük hükümdarlarla ilişkilendirilen görkemli bir tasarıma sahip olup, 301.070 dolarlık bir fiyat etiketine sahip. Bu fiyat, telefonun tasarımındaki özel işçilik, kullanılan değerli metaller ve sınırlı üretim gibi faktörlerden kaynaklanıyor.

Caviar’ın bu tarz özel tasarımları, lüks teknoloji ürünlerine olan talebi hedefleyerek, yalnızca teknolojiyi sevenler değil, aynı zamanda zengin koleksiyoncular ve prestij arayan insanlar için cazip hale geliyor. Bu tür prestijli modeller, yüksek fiyat etiketlerinin yanı sıra sahip oldukları özgün tasarımlar ve sınırlı üretim sayılarına sahip olmalarıyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Bu, sadece bir telefon değil, aynı zamanda bir sanat eseri veya prestij simgesi olarak görülüyor.

Baykar’ın Fas yatırımı kesinlik kazandı!

Baykar, Fas’ta gerçekleştirdiği yatırım ile dikkatleri üzerine çekiyor. Şirket, Fas’ta “Atlas Defense” isimli bir şirket kurarak, burada Bayraktar TB2 ve Akıncı TİHA (Taarruzi İnsansız Hava Aracı) üretimi yapacak. Bu yatırımla birlikte Baykar, Kuzey Afrika’da savunma sanayiinde daha fazla etki alanı yaratmayı hedefliyor. Şirketin kurduğu Atlas Defense, İHA tasarımı, üretimi, geliştirilmesi, bakımı gibi çeşitli faaliyetlerle savunma sanayiine hizmet verecek. Ayrıca, İHA yedek parça üretimi, teknolojik ürünlerin tasarımı ve savunma sanayisine yönelik elektronik cihazların üretimi de bu fabrikanın kapsamına dahil edilecek.

Baykar’ın Fas yatırımı resmen kesinleşti

Fas’ta kurulacak fabrikanın sermayesi 250 milyon dolar olarak belirlenmiş ve bu yatırım, Baykar’ın üretim kapasitesini artıracak. Bu fabrika, Baykar’ın Afrika kıtasındaki etkisini güçlendirecek ve Kuzey Afrika ülkelerine hızlı teslimat ve bakım imkanı sunacak. Fas, Bayraktar TB2 alarak bu teknolojiyi kullanan ülkeler arasında yer alırken, medyada yer alan iddialara göre, Fas yakın gelecekte Bayraktar AKINCI’yı da satın alacak. Bu teslimatlar için planlamalar yapıldı ve önümüzdeki aylarda AKINCI teslimatlarının başlaması bekleniyor.

Baykar’ın Fas’a yaptığı bu yatırım, şirketin global savunma sanayiindeki gücünü artıracak ve Afrika’daki hakimiyetini genişletecek. Bu stratejik adım, Baykar’ın üretim kapasitesini sadece artırmakla kalmayıp, aynı zamanda bölgedeki operasyonel hızını ve etkinliğini de pekiştirecek.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli.