Türk girişimcilerin Amerika çıkartması!

Dünya’nın en büyük tüketici elektroniği fuarı CES 2025 aynı zamanda Dünya’nın en önemli girişimlerinin de sahneye çıktığı bir etkinlik. Türkiye girişimcilik ekosisteminin temsilcileri CES 2025’e, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul Kalkınma Ajansı ve İstanbul Ticaret odası katkılarıyla açılan Türkiye standlarında Dünya’nın dört bir yanından gelen ziyaretçiler, girişimciler ve yatırımcılarla buluştu. Sürdürülebilir enerji depolamadan dijital ikizlere, biyoteknolojilerden yapay zekâ destekli yazılım ve robotik çözümlere kadar geniş bir yelpazede yer alan Türk girişimcilere mikrofonumuzu uzattık ve uluslararası platformlardaki performanslarını ve beklentilerini anlatmalarını istedik.

CES 2025’te Dünya sahnesine çıkan girişimler

Rumitech Energy And Technology
Güneş ve rüzgarın gücünü sürdürülebilir bir yaşam kaynağına dönüştürüyor.


BIMCRONE TECHNOLOGY
Türkiye’nin ilk ve tek BIM uyumlu proje yönetim platformu. Sahadan teknik ofise, müteahhitten işverene kadar tüm kullanıcılar proje bilgilerine anlık olarak ulaşabiliyor.


ALGBIO
Yeni bir petrol alternatifi! Biyokütleyi hasat edip kimyasal veya ulaşım yakıtına dönüştürülebilen benzin veya ‘kara kömür’e dönüştürüyor.


REMORA
İnsansız su altı robotik sistemler. Uzaktan kontrol edilebilen yüzey temizleme robotu Remora RT-01 Farklı boyutlardaki yüzer araçlarda, yat ve tekne gövdelerinde, kekamoz ve lezden oluşan tabakayı temizliyor.


Pardon AI
Müşteri davranışı analizi yaparak satışları artırmayı hedefleyen, restoran kafe ve diğer noktalarda kullanılabilen yapay zekâ destekli yönetim yazılımı


VALVEN
Mühendislik ekiplerinin ve bireylerin iş kararlarında daha iyi bir uyumla performansı iyileştirmeleri için yazılım süreçlerini optimize ediyor.


YES.TOOLS
Yapay zeka ve yazılım teknolojilerinde uzmanlaşıyor, müşterilerimizin iş süreçlerini optimize etmek ve yenilikçi çözümler sunmak için her projede müşteri odaklı bir yaklaşım benimsiyor ve ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyor.


STOCKIMG AI
Yapay zeka destekli görsel ve sosyal medya çözümlerimizle dijital içerik oluşturmayı kolaylaştırıyor.


LTC İnovasyon
Yapay zeka destekli robotik çözümleri

Starlink, Afrika’daki çoğu internet sağlayıcısından daha ucuz!

Elon Musk’ın SpaceX şirketi tarafından başlatılan Starlink, Afrika kıtasında internet erişimini dönüştürmeye yönelik büyük bir etki yarattı. Starlink’in uydu tabanlı internet hizmetleri, özellikle altyapının zayıf olduğu bölgelerde, geleneksel sabit internet sağlayıcılarına kıyasla daha uygun maliyetler sunuyor. Örneğin, Starlink’in Gana, Kenya, Zimbabve, Mozambik ve Cape Verde’deki fiyatlarının lider internet servis sağlayıcılarının (İSS) fiyatlarından düşük olduğu görülüyor. Gana’da, Starlink’in abonelik ücretleri popüler İSS’lerin neredeyse yarı fiyatına denk geliyor. Ancak, Botsvana ve Zambiya gibi ülkelerde Starlink’in fiyatlarının yerel sağlayıcılara göre biraz daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Starlink’in avantajları yalnızca aylık abonelik ücretleriyle sınırlı değil; sunulan donanım maliyetleri de Afrika piyasası için ulaşılabilir fiyatlarla başlıyor. Örneğin, bu donanımların fiyatları Kenya’da 178 dolardan, Nijerya’da ise 381 dolara kadar uzanıyor. Starlink’in temel farkı ise fiber optik ve baz istasyonları gibi geleneksel altyapılar gerektirmemesi. Sadece gökyüzüne erişimi olan bir bölgede uydu bağlantısıyla hızlı internet sunabiliyor ve bu, Afrika’nın kırsal ve erişimsiz bölgeleri için kritik bir çözüm sağlıyor.

Kenya’da, Temmuz 2023’te hizmete giren Starlink, yerel internet sektöründe köklü değişimlere yol açtı. Aylık 10 dolar gibi rekabetçi bir fiyatla hizmet sunması, kullanıcılar arasında hızlı bir benimseme oranını beraberinde getirdi. Starlink, Haziran 2024 itibarıyla Kenya’da 8.000 aboneye ulaştı ve bu sayı hızla artıyor. Bununla birlikte, Safaricom ve Jamii gibi lider sağlayıcılar hâlâ büyük bir kullanıcı tabanını ellerinde bulunduruyor. Ancak, bu yerel sağlayıcılar da Starlink’in rekabetine yanıt olarak fiyatlarını düşürmeye ve hızlarını artırmaya başlamış durumda.

Statlink’in indirme hızları 60 Mbps ila 300 Mbps arasında değişirken, veri indirme sınırı olmaması da hizmetin cazibesini artırıyor. Afrika’da, internet erişimine sahip nüfus oranı hâlâ yalnızca yüzde 38 seviyesinde. Bu oran, Avrupa’nın yüzde 91’lik oranına kıyasla oldukça düşük. Starlink gibi uydu internet sağlayıcıları, bu dijital uçurumu kapatma ve Afrika’da internet kullanımını artırma hedefinde stratejik bir rol üstleniyor. Geleneksel sağlayıcılar ise yeni ortaklıklarla bu rekabet avantajını dengelemeye çalışıyor; örneğin, Vodacom’un AST SpaceMobile ile yaptığı ortaklık, uydu internetinin Avrupa ve Afrika’ya genişletilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Nvidia, ABD hükümetinin yapay zeka politikasını eleştirdi!

Nvidia, ABD’nin yapay zeka (AI) alanındaki ihracat sınırlamalarını hedef alan politikalarının sektör üzerindeki olası etkilerini sert bir dille eleştiriyor. Biden yönetiminin yürürlüğe koyduğu bu yasalar, AI çiplerinin yurt dışına ihracını daha sıkı bir devlet onayına bağlayarak Çin gibi ülkelerin bu çiplere erişimini sınırlamayı hedefliyor. Ancak Nvidia’ya göre bu yaklaşım, Amerika’nın yapay zeka ve yarı iletken sektöründeki liderliğini ciddi bir risk altına sokabilir.

Nvidia, ABD hükümetinin yapay zeka politikasını beğenmiyor

Nvidia’nın Hükûmetle İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ned Finkle, yaptığı açıklamada bu düzenlemenin hem inovasyonun önünü tıkayacağını hem de küresel ekonomik büyüme üzerinde olumsuz bir etki yaratacağını belirtti. Finkle, bu hamlenin yalnızca teknolojik rekabeti engellemekle kalmayıp ABD’li şirketlerin küresel pazarda liderlik pozisyonlarını kaybetmesine yol açabileceğini savundu. Ayrıca, ABD’nin AI çipi üretimi ve tasarımı gibi alanlarda dünyanın öncüsü konumundaki avantajını korumak yerine, ticari başarısını bürokratik engellerle baltaladığını ifade etti.

Nvidia, ABD hükümetinin yapay zeka politikasını beğenmiyor

Bu yeni düzenlemelerin temel gerekçesi, Çin’in bu çipleri askeri uygulamalar için kullanmasını önlemek olarak açıklanıyor. ABD hükümeti, yapay zeka teknolojilerinin stratejik önemini artırmasıyla birlikte bu teknolojileri bir tür “yeni nesil silahlanma” aracı olarak değerlendiriyor. Biden yönetimi tarafından başlatılan bu politika, kısa vadede AI çiplerinin ihracatına kısıtlamalar getirirken, Trump yönetimi sırasında da devam etme olasılığı yüksek görünüyor. Zira Donald Trump, Çin ile ticareti daha da kısıtlamayı planladığını birçok kez ifade etmişti.

Nvidia’ya göre, bu tür sert politikalar, AI sektöründe küresel düzeyde iş birliğini zorlaştıracak ve ABD’nin yenilikçi şirketlerinin esnekliğini azaltarak hem ekonomik hem de teknolojik rekabette Çin gibi ülkelerin gerisinde kalmasına neden olabilir. Sektördeki diğer oyuncuların ve uzmanların da benzer endişeleri paylaşması, Biden yönetiminin bu alandaki kararlarını yeniden gözden geçirmesini gerekli kılabilir. ABD’nin yapay zeka ve yarı iletken sektöründe zirvede kalmaya devam edebilmesi, hem akıllıca oluşturulmuş regülasyonlara hem de inovasyonu teşvik eden bir yaklaşımı benimsemesine bağlı olacak.

Alibaba bulut hizmetleri Türkiye’ye geliyor!

Gerçekleştirdikleri stratejik iş birliğiyle Türkiye’de bulut bilişim dönüşümünü hızlandırmayı hedefleyen ATP Yazılım ve Teknoloji A.Ş. ile Alibaba Cloud, 14 Ocak’ta düzenlenen ATP Alibaba Cloud Zirvesi’nde Türkiye’nin dijital dönüşüm potansiyelini, ENS (Edge Node Service) hizmetini ve bulut çözümlerinin sektörel etkilerini ele aldı ve Alibaba Cloud’un Türkiye’deki ENS (Edge Node Service) yatırımının lansmanını gerçekleştirdi.

ATP Alibaba Cloud Zirvesi’nde Alibaba Cloud’un ENS hizmetinin tanıtımı yapılırken, Türkiye’deki bulut bilişim ve dijital dönüşüm çözümleri detaylı olarak ele alındı. ATP CEO’su Ümit Cinali ve Alibaba Cloud BAE & Türkiye Genel Müdürü James Wang’ın açılış konuşmalarıyla başlayan zirvede, dijital dönüşüm alanındaki örnek projeler de paylaşıldı.

ATP CEO’su Ümit Cinali ile Türkiye’ye gelen Alibaba Bulut hizmetlerini, dijital dönüşümde bulut sistemlerinin itici gücünü ve dünya bulut pazarında Türkiye’nin konumunu değerlendirdik.  

Türk şirketlerinin rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz

Türkiye bulut pazarının çok hızlı büyüdüğüne ve pazarın geçen yıl 800 milyon dolara ulaştığına dikkat çeken ATP CEO’su Ümit Cinali, önümüzdeki üç yıllık dönemde IDC verilerine göre pazarın 3 milyar dolara erişmesinin beklendiğinin altını çizdi. Dünyanın sayılı bulut tedarikçilerinden biri olan Alibaba Cloud ile yaptıkları bu iş birliği ile pazardaki büyümeyi hızlandırmayı, Türk şirketlerinin rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini söyleyen Cinali, “Buluta sadece hizmet olarak bakmıyor, çözümlerimizle entegre ederek kısa bir sürede müşterilerimize sunmayı hedefliyoruz. Türkiye’de hızlı bir şekilde yayılarak, iş ortakları yoluyla müşterilere ulaşacağız. Bu çerçevede ekosistem geliştirme çalışmaları, eğitim programları ve kanal yatırımlarımızla öncelikle iş ortaklarımızın yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlıyoruz.” dedi.

Türkiye’nin Doğu ile Batı’nın geçiş noktası olduğuna da değinen Cinali, eskiden İpekyolu ile ticaret yapılan bu yolun şimdi teknoloji üretiminin yoluna dönüştüğünü ifade etti. Türkiye çevresindeki ülkelerin de büyük bir potansiyel barındırdığını belirten Cinali, Alibaba Cloud ile yaptıkları bu iş birliğiyle ülkeler arasında e-köprüler kuracaklarını söyledi.

Alibaba’nın Türkiye yatırımları sürecek

Türkiye’nin en stratejik ve önemli pazarlardan biri olduğunu belirten Alibaba Cloud UAE & Türkiye Genel Müdürü James Wang, ise şunları söyledi: “Türkiye ekonomisi hızla büyüyor, biz de ürün ve hizmetlerimizle bu büyümeye katkı sağlamak istiyoruz. Bulut servislerimizi globalde yaygınlaştırmak, aynı zamanda yerel ihtiyaçları da karşılamak stratejimiz doğrultusunda Türkiye’deki altyapı ve teknoloji yatırımlarımıza devam etmeye kararlıyız. Bu sayede müşterilerimiz Türkiye’deki ve tüm kıtalardaki, küresel altyapımız ve servislerimizden daha etkin bir şekilde faydalanma imkanına sahip olacaklar. Yerel depolama, bilgi işlem ve ağ olanaklarını kullanarak yerel düzenlemelere uyum sağlamak ve aynı zamanda küresel bulut servislerinden yararlanmak mümkün olacak. Bu şekilde, yerel müşterilerimizin Avrupa, Amerika, Çin, Mısır, İngiltere gibi birçok bölgedeki pazarlara erişmelerini ve büyümelerini destekleyebiliriz.  ENS lansmanının bir başlangıç olduğunu belirtmek istiyorum. Bu iş birliğiyle daha yüksek erişilebilirlikle bir yerel bir bulut ağı oluşturmaya devam edeceğiz.”

Alibaba Cloud Türkiye’de kanal yapısı ve iş ortakları ile büyüyecek

Bulut dönüşümünün stratejik olarak çok iyi planlanması gereken bir süreç olduğunu söyleyen ATP Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı (CMO) Dr. Murat Aras, sözlerini şöyle sürdürdü: “Alibaba Cloud, AI ve bulut teknolojileri konusunda çok ileride. ATP olarak biz de BT ve dijital dönüşüm konularında kendimize çok güveniyoruz. Çin’de Alibaba Cloud konusunda deneyimli bir BT organizasyonumuz var. Uygulamalı yetkinliklere sahibiz. Fakat müşterilerimize gerçekten faydalı olacak hatta paradigmaları değiştirecek bir bulut dönüşümünü hayata geçirebilmek için ne teknoloji ne de yetkinlikler tek başına yeterli değil: müşterilerin problemlerini de çok iyi anlamak gerekiyor. Bu noktada Alibaba Cloud ile yerel pazardaki büyüme stratejimizi tamamen kanal yapımız ve iş ortaklarımız üzerine kurduk. İş ortaklarımız müşterilerini ve problemlerini bizden çok daha iyi tanıyor. Nasıl çözümlere ihtiyaç duyduğunu bizden daha iyi biliyor. Stratejik olarak bu bilgiden, ATP’nin gücünden ve Alibaba Cloud’un ileri teknolojilerinden faydalanarak bulut dönüşümünü iş ortaklarımızla birlikte gerçekleştireceğiz.”

TSMC, 2nm teknolojisini resmen ABD’ye taşıyor!

0

Dünyanın önde gelen yarı iletken üreticisi TSMC, 2nm teknolojisiyle birlikte üretim kapasitesini ABD’ye taşıma yolunda önemli bir adım attı. Tayvan hükümetinden alınan son onayla birlikte, TSMC’nin Arizona’daki üçüncü fabrikasında 2nm çip üretimi gerçekleştireceği netleşmiş görünüyor. Daha önce 3nm çip üretiminde tam kapasiteye ulaşan ve ABD hükümetinden 6,6 milyar dolarlık fon desteği alan TSMC, 2025 itibarıyla bu fabrikada 4nm üretime başlayacak. Ancak 2nm süreci için yapılması planlanan altyapı çalışmalarının yaklaşık 30 milyar dolarlık bir yatırım gerektirdiği belirtiliyor.

TSMC, 2nm teknolojisini resmi olarak ABD’ye taşıyacak

Tayvan Ekonomi Bakanı J.W. Kuo, hükümetin çip üretim politikalarını yeniden gözden geçirdiğini, TSMC’ye teknolojik yatırımlar konusunda daha fazla esneklik tanındığını vurguladı. Daha önce Tayvan’daki tesislerin yurt dışındaki fabrikalardan bir veya iki nesil önde olması şartı konmuşken, bu politikanın değişmesi, TSMC’nin yurt dışındaki yüksek teknoloji yatırımlarına hız kazandırdı. Bakan Kuo ayrıca, ABD gibi ülkelerde çip üretiminin maliyetinin çok yüksek olduğuna, ancak bu yatırımların stratejik bir önem taşıdığına dikkat çekti.

Bilim ve Teknoloji Bakanı Wu Cheng-wen ise Tayvan’ın çip üretimindeki küresel liderliğinin korunacağına dair güvence verdi. Wu, TSMC’nin tüm Ar-Ge çalışmalarının Tayvan’da kalacağını ve Tayvan’ın küresel yarı iletken ekosisteminde kritik bir konumda olmaya devam edeceğini ifade etti. Bununla birlikte, Amerika’nın çip tasarımı ve fikri mülkiyet konularında lider bir rol üstlenmesinin, bu ortaklık ve üretim stratejileri açısından önemli bir avantaj sağladığını ekledi.

TSMC’nin bu adımı, yalnızca şirketin değil, Tayvan’ın yarı iletken pazarındaki liderliğini pekiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda ABD ile Tayvan arasındaki teknolojik iş birliğini de derinleştirecek. Üretimin 2025 sonrası devreye alınması beklenirken, 2nm teknolojisinin sektöre getireceği yenilikler de merakla bekleniyor.

Apple 2025’de yeni Vision Pro duyurmayacak

0

Applekarma gerçeklik başlığı Vision Pro ile ilgili yenilik planlarını erteleme kararı aldı. Bloomberg‘den Mark Gurman tarafından paylaşılan bilgilere göre, teknoloji devi2025 yılında yeni bir Vision Pro modeli duyurmayacak. Bunun yerine, Apple 2025’de şirketin odağı uygun fiyatlı bir kablosuz kulaklık geliştirmeye kaymış durumda.

Vision Pro hayali şimdilik rafa kalktı

Geçtiğimiz yıllarda piyasaya sürülen Vision Pro, başlangıçta büyük bir ilgi toplasa da kısa süre içinde tüketicilerin dikkatini kaybetti. Hatta geçtiğimiz haftalarda, Vision Pro’nun üretiminin durdurulduğu haberleri gündeme gelmişti. Yeni açıklamalara göre, Apple 2025’de ikinci nesil Vision Pro‘nun piyasaya çıkışı en erken 2026 yılı olarak planlanıyor.

Mark GurmanApple’ın bu kararı almasındaki temel sebebin, daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap edebilecek uygun fiyatlı bir AirPods modeli geliştirmek olduğunu belirtti. Gurman, Apple’ın bu hamlesinin stratejik bir kararolduğuna dikkat çekti. Apple 2025’de uygun fiyatlı kablosuz kulaklık hedefliyor.

Yeni AirPods hakkında detaylar belirsiz

Apple’ın önceliği olan uygun fiyatlı kablosuz kulaklık, tüketiciler için heyecan yaratırken, Apple 2025’de bu ürünün teknik detaylarıveya fiyatı hakkında henüz bilgi bulunmuyor. Ancak, Apple’ın bu adımı, daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Vision Pro kullanıcıları ellerini çabuk tutmalı

Vision Pro’nun üretiminin durması ve yeni bir modelin 2026’ya kadar gelmeyecek olması, bu cihazı edinmek isteyenlerin ellerini çabuk tutmaları gerektiği anlamına geliyor. Stokların tükenmesi halinde, Vision Pro’ya erişim mümkün olmayabilir.

Apple’ın bu stratejik değişikliği, daha geniş kitlelere hitap eden ürünler üzerinde yoğunlaşmaya başladığını gösteriyor. Yeni AirPods’un piyasaya çıkış tarihi ve özellikleri merakla bekleniyor. Apple 2025’de bu ürünle ilgili daha fazla bilgi verecek.

Baykar bunu da yaptı! Fergani uzaya çıktı

0

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar’ın liderliğinde kurulan Fergani Uzay, Türkiye’nin uzay yarışındaki iddiasını güçlendiren bir adımla ilk milli uydusunu başarıyla uzaya gönderdi. FGN-100-d1 isimli uydu, 14 Ocak 2025’te Türkiye saatiyle 22.09’da ABD’nin Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü’nden fırlatılarak yörüngesine başarıyla yerleşti.

Yerli uydu Fergani FGN-100-d1 uzayda!

Fergani Uzay, Bayraktar ailesinin öncülüğünde kurulan T3 Vakfı’nın vizyonuyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteğiyle Türkiye’nin teknoloji altyapısını geliştirme hedefinin bir parçası olarak doğdu.

Selçuk Bayraktar’ın Teknofest 2024’te yaptığı açıklamaya göre, Fergani’nin amacı, uzay ve havacılık teknolojilerinde SpaceX gibi küresel devlerle rekabet edebilmek ve bu alanda Türkiye’yi öncü ülkeler arasına taşımak. Şirketin adı ise 9. yüzyılda yaşamış İslam âlimi ve astronom Ahmed el-Fergani’den ilhamla seçildi.

Fergani ilk aşamada alçak dünya yörüngesi (LEO) sistemleri üzerinde çalışarak, küçük boyutlu uyduların taşınması ve konumlandırılması alanına odaklanıyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri arasında ise uzay teknolojilerinde tekrar kullanılabilir sistemler geliştirmek ve bu sayede maliyetleri düşürerek sektörde sürdürülebilir çözümler sunmak yer alıyor.

Bugün uzaya gönderilen FGN-100-d1 ise 102 kilogram ağırlığıyla Türkiye’nin özel sektör tarafından üretilen en büyük uydusu. SpaceX’in Rideshare Programı kapsamında Transporter-12 göreviyle uzaya taşınan uydu, fırlatmadan 62 dakika sonra yörüngesine yerleşerek ilk telemetri verilerini başarıyla iletti.

Etkinlik için düzenlenen canlı yayını tekrar izlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Microsoft Windows 11’e geçişi kolaylaştırmak için düğmeye bastı

MicrosoftWindows 10 kullanıcılarını Windows 11‘e geçmeye teşvik etmek amacıyla kapsamlı bir strateji uygulamaya başladı. Şirket, özellikle oyunseverlere hitap eden yeni oyun özelliklerini ön plana çıkarırken, 2024 yılının başlarında yayımladığı bir makale ile Windows 11’e geçişle ilgili yanlış anlamalar ve mitleri ele aldı. Ayrıca, Windows 10’un destek süresinin sona yaklaştığını vurgulayan uyarılar, Microsoft’un web sitesinde sıkça yer buluyor. Microsoft Windows 11’e geçiş yapmayı öneriyor ve kullanıcıları bilgilendiriyor.

Destek sayfası güncellendi

Microsoft’un dikkat çeken bir diğer adımı, “Windows 11’e geçebilir miyim?” başlıklı destek sayfasının güncellenmesioldu. Bu sayfa, kullanıcıların cihazlarının Windows 11’e uygunluğunu kontrol etmelerini kolaylaştıracak şekilde yeniden düzenlendi. Güncellenen sayfa, sistem gereksinimlerine dair daha net bilgiler sunarken, kullanıcılara doğrudan Windows Update ayarlarına yönlendiren bir kısa yol ekledi. Önceki sürümlerde daha genel bilgiler yer alırken, yeni düzenleme, uyumlu bir Windows 10 sürümü çalıştırmanın önemine dikkat çekiyor. Kullanıcılar, cihazlarının uyumluluğunu kontrol etmek için PC Sağlık Kontrolü uygulamasını indirip çalıştırabilir veya Windows Update üzerinden kontrol sağlayabilir. Microsoft Windows 11 ile ilgili bu sayfalardır güncellenmiştir.

Yeni cihaz önerisi ve alternatifler

Microsoft, cihazları Windows 11 ile uyumlu olmayan kullanıcılar için yeni bir bilgisayar almayı öneriyor. Bununla birlikte, teknik bilgisi olan kullanıcılara Linux gibi alternatif işletim sistemleri sunulsa da, bu seçeneklerin teknolojiyle fazla ilgisi olmayan kullanıcılar için uygunluğu tartışmalı bir konu olarak öne çıkıyor. Microsoft Windows 11’e geçiş için yeni bilgisayar öneriyor.

Windows 11’e geçişi kolaylaştırma çabası

Bu adımlar, Windows 10’un desteğinin sona ermesinden önce kullanıcıları Windows 11’e geçişe yönlendirmeçabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Güncellenen destek sayfası, özellikle teknoloji konusunda deneyimsiz kullanıcılar için daha anlaşılır bir rehber sunmayı amaçlıyor. Microsoft’un bu yenilikleri, Windows 11’e geçiş konusunda kararsız kalan kullanıcıları cesaretlendirmeyi hedefliyor. Microsoft Windows 11’e geçişi teşvik etmeye çalışıyor.

Microsoft’un uyguladığı bu strateji, Windows 10 desteği sona ermeden kullanıcıların daha modern bir platforma geçiş yapmasını sağlamayı hedefliyor. Şirketin, kullanıcı dostu rehberler ve net bilgilerle süreci kolaylaştırmaya çalışmasıWindows 11’in benimsenme oranlarını artırmayı amaçlıyor. Microsoft Windows 11 için daha fazla kullanıcı kazanmayı hedefliyor.

Zuckerberg’den Apple’a sert eleştiriler: “Yenilik yapmayı unuttular!

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, katıldığı bir podcast programında teknoloji dünyasında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Joe Rogan’ın podcast programına konuk olan Zuckerberg, Apple’a yönelik sert eleştirilerde bulunarak, şirketin yenilik yapmayı unuttuğunu ve tüketicilerle geliştiriciler üzerinde baskı oluşturduğunu savundu.

“Jobs’ın icadı üzerinde oturuyorlar”

Zuckerberg, Apple’ın uzun zamandır büyük bir yenilik gerçekleştirmediğini iddia ederek şu ifadeleri kullandı:
“Steve Jobs iPhone’u icat etti ve 20 yıl sonra hala onun üzerinde oturuyor gibiler. iPhone, herkesin bir telefonu olmasını sağlayarak harika bir şey başardı. Ancak bu platformu, keyfi gibi görünen birçok kural koymak için kullandılar ve gerçekten büyük bir yenilik yapmadıklarını düşünüyorum.”

Meta ile Apple arasındaki gerilim, özellikle Apple’ın uygulama içi satın alma işlemlerinden aldığı %30’luk kesintinedeniyle yıllardır devam ediyor. Zuckerberg, bu kesintiyi “keyfi bir vergi” olarak nitelendirerek, Apple’ın bu politikalarının geliştiricilere ve tüketicilere zarar verdiğini ifade etti.

“İnsanları sıkıştırıyorlar”

Zuckerberg, Apple’ın tüketiciler ve geliştiriciler üzerindeki mali yükü artırdığını vurgulayarak şu eleştirilerde bulundu:
“Bir şirket olarak nasıl daha fazla para kazanıyorlar? İnsanları sıkıştırarak. Geliştiricilere %30 vergi uyguluyorlar, daha fazla çevre birimi satın almanızı sağlıyorlar ve ekosistemlerini korumak için başka şirketlerin aynı şekilde bağlanabilen ürünler üretmesini engelliyorlar.”

Apple’ın kendi ürün ekosistemini koruma politikasına da dikkat çeken Zuckerberg, şirketin güvenlik ve gizlilik iddialarını “rakipleri engellemek için bir bahane” olarak nitelendirdi. Meta’nın yeni Ray-Ban akıllı gözlüklerinin iPhone’larla entegrasyonunda yaşanan zorluklara değinen Zuckerberg, Apple’ın “rastgele kuralları” olmadan Meta’nın kârlılığını ikiye katlayabileceğini söyledi.

Vision Pro hakkında görüşler

Mark, Apple’ın uzun yıllar sonra piyasaya sürdüğü yeni ürün kategorisi Vision Pro hakkında da konuştu. Ürünün film izlemek için iyi bir deneyim sunduğunu duyduğunu belirten Zuckerberg, Apple’ın inovasyonda başarısız olan herhangi bir şirket gibi “yenilme” riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

Meta’nın Meta Quest serisi ile artırılmış gerçeklik başlıkları alanında lider olmayı hedeflediğini ifade eden Zuckerberg, bu alandaki rekabetin teknoloji dünyasında daha fazla yeniliği teşvik etmesi gerektiğini belirtti.

Apple ve Meta arasındaki rekabet, teknoloji dünyasında dengeleri değiştirecek gibi görünüyor. Zuckerberg’in bu sert açıklamaları, iki dev arasındaki gerilimin daha da artacağına işaret ediyor.

Intel Core i9-14900KS işlemci, hız rekoru kırdı!

0

Intel’in en yeni işlemci modellerinden biri olan Intel Core i9-14900KS, hız aşırtma rekorunda önemli bir eşiği geçti. Raptor Lake Refresh serisinin amiral gemisi olan bu işlemci, hız aşırtma uzmanı “Wytiwx” tarafından 9.121,61 MHz’e ulaştırıldı. Bu sonuç, 9.117,75 MHz ile önceki rekoru geride bırakarak 10 GHz seviyesine bir adım daha yaklaşılmasını sağladı.

Intel Core i9-14900KS işlemci, hız rekoruna imza attı

Rekor, ASUS ROG MAXIMUS Z790 APEX anakart ve sıvı azot (LN2) soğutma sistemi kullanılarak gerçekleştirildi. Ayrıca, deneme için geçmiş hız aşırtma rekorlarında sıkça tercih edilen Windows 7 işletim sisteminin kullanıldığı görüldü.

Intel Core i9-14900KS işlemci, hız rekoruna imza attı.

Intel Core i9-14900KS, 8+16 çekirdek yapılandırmasına sahip olup toplamda 16 çekirdek ve 32 iş parçacığı sunuyor. İşlemci, Thermal Velocity Boost teknolojisiyle 6,2 GHz saat hızına ulaşabilse de, bu hız aşırtma denemesi standart limitlerin çok ötesine geçti. Bunun yanı sıra, 36 MB’a kadar Akıllı Önbellek kapasitesi ve 150W TDP değeriyle yüksek performans gerektiren uygulamalar için dikkat çekici bir seçenek olduğunu kanıtlıyor.

Bu rekorla birlikte Intel, AMD ile arasındaki rekabetin yeni bir boyutuna ulaştı. AMD’nin, Intel’in bu süreçlerinden olumlu etkilendiği ve satışlarındaki artışa dikkat çektiği belirtilse de, Intel’in rekabeti hızlandıracak böylesi başarılarla adından söz ettirmesi dikkat çekiyor. Ayrıca, önceki rekorun sahibi olan hız aşırtma uzmanı Elmor, sıralamada hâlâ ikinci ila beşinci sırada yer alarak önemli bir başarıya imza atmış durumda. Yeni hız aşırtma rekorunun, işlemci performansı ve rekabet alanında dengeleri nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor.

Blue Origin, New Glenn roketinin fırlatma testini iptal etti!

Jeff Bezos tarafından kurulan ve SpaceX’e ciddi bir rakip olmayı hedefleyen Blue Origin, devasa New Glenn roketinin beklenen ilk fırlatma testini teknik bir sorun nedeniyle iptal etti. Türkiye saatiyle sabah saatlerinde gerçekleştirilmesi planlanan test uçuşu, fırlatma penceresi boyunca birden fazla kez ertelendi. Ancak yaşanan teknik aksaklık, planın tamamen iptal edilmesine yol açtı. Şirket, New Glenn roketi için yeni bir fırlatma tarihini henüz açıklamadı.

Blue Origin, New Glenn roketinin fırlatma testini resmen iptal etti

Blue Origin, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, araç alt sistemlerinde tespit edilen ve fırlatma süresinin uzamasına neden olacak bir sorunu çözmek için denemeyi durdurduklarını belirtti. Ancak, söz konusu sorunla ilgili teknik detaylar paylaşılmadı. İlk başta 10 Ocak Cuma günü yapılması planlanan NG-1 görevi, uygun olmayan hava koşulları nedeniyle ertelenmişti. Şirketin fırlatma penceresi 16 Ocak’a kadar devam ettiğinden, sorun hızlıca çözülebilirse bu hafta içerisinde yeniden bir deneme yapılabilir.

Bu test uçuşunda, Blue Origin’in geliştirdiği Blue Ring adlı uzay aracı platformunun bir prototipi de ilk kez uzaya gönderilecekti. Ayrıca, planlandığı gibi ilerlenmesi halinde New Glenn roketinin yeniden kullanılabilir ilk aşaması, “Jacklyn” adı verilen dron gemiye başarılı bir şekilde indirilecekti. Bu gemi, Jeff Bezos’un annesinin adını taşıyor.

Yaklaşık 10 yıldır geliştirme aşamasında olan New Glenn, Blue Origin’in ilk yörünge sınıfı roketi olma özelliğini taşıyor. Şirketin daha önce yörünge altı uçuşlar için kullanılan yeniden kullanılabilir New Shepard platformu bulunmasına rağmen, henüz herhangi bir uyduyu yörüngeye başarıyla gönderme deneyimi bulunmuyor. Kuruluşunun üzerinden çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen Blue Origin’in karşılaştığı bu aksaklıklar, iddialı hedeflerini gerçekleştirme yolunda hâlâ büyük engellerle karşılaştığını gösteriyor.

Snapdragon 8s Elite ile orta segment telefonlar çağ atlayacak

0

Mobil işlemci dünyasının önde gelen isimlerinden Qualcomm, yeni bir orta segment işlemci modeliyle kullanıcıların karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Snapdragon 8s Elite (SM8735) adı verilen bu işlemci, uygun fiyat politikasıyla orta segment cihazları güçlendirmeyi ve premium segmentle arasındaki performans farkını kapatmayı hedefliyor.

Amiral Gemisi performansına yakın skorlar

Sektörün güvenilir kaynaklarından Digital Chat Station’ın paylaştığı bilgilere göre Snapdragon 8s Elite, AnTuTu testinde yaklaşık 2 milyon puan alacak. Bu skor, performans açısından Snapdragon 8 Gen 3 tabanlı cihazlara yakın bir seviyeyi işaret ederken, hafif bir fark olabileceği belirtiliyor.

Snapdragon 8s Elite, Qualcomm’un Oryon çekirdeklerini kullanmayacak. Bunun yerine, Cortex-X4 birinci sınıf çekirdek ve A720 verimlilik çekirdeklerinden oluşan bir mimari tercih edilmiş. Bu yapı, enerji verimliliği açısından avantaj sunarken, grafik işlem performansında Snapdragon 8 Gen 3’e kıyasla ufak bir düşüş olabileceği belirtiliyor.

Hangi modellerde kullanılacak?

Yeni işlemcinin, Xiaomi’nin HyperOS yazılımında daha önce tespit edilmesi dikkat çekti. Bu da Snapdragon 8s Elite’in Redmi Turbo 4 Pro veya Redmi K90 gibi modellerde kullanılabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ayrıca Honor, iQOO ve Oppo gibi markaların fotoğraf odaklı ultra ince telefonlarında da bu işlemciye yer verebileceği ifade ediliyor.

Tanıtım ve çıkış tarihleri

Snapdragon 8s Elite’in resmi tanıtımının mart veya nisan ayında yapılması beklenirken, bu işlemciye sahip cihazların ise nisan ayı itibarıyla piyasaya sürüleceği öngörülüyor.

Orta segmentte rekabet kızışıyor

Qualcomm’un Snapdragon 8s Elite modeliyle stratejisi, orta segmentte güçlü ve dengeli bir performans sunarken, erişilebilir fiyatlarla kullanıcıları memnun etmeyi hedefliyor. Bu hamle, sektördeki rekabeti artırırken, daha güçlü ve özellik bakımından zengin cihazların daha uygun fiyatlarla sunulmasının önünü açabilir.

Snapdragon 8s Eliteyüksek performans ve enerji verimliliğini bir araya getirerek, orta segment cihaz kullanıcıları için cazip bir alternatif oluşturması bekleniyor.

SpaceX ve T-Mobile’dan yangın mağdurlarına destek

Kaliforniya’nın Los Angeles bölgesinde etkili olan yangınlarla mücadele devam ederken, SpaceX ve T-Mobile, mağdurlara destek olmak amacıyla yenilikçi bir adım attı. Starlink’in “Direct-to-Cell” (DTC) adı verilen doğrudan telefonlara uydu bağlantısı teknolojisi, T-Mobile kullanıcılarına acil durum mesajlaşma hizmeti sunmaya başladı.

Acil durumlarda uydudan mesajlaşma

T-Mobile’dan yapılan açıklamaya göre, DTC hizmeti sayesinde kablosuz acil durum uyarıları, SMS ve 911’e mesaj gönderme gibi olanaklar sağlanıyor. Bu yenilik, bölgede altyapı sorunları nedeniyle kesintiye uğrayan iletişim ihtiyacını karşılamada kritik bir rol oynuyor. Her ne kadar SpaceX’in DTC uydu takımyıldızı tam anlamıyla devrede olmasa da, acil durum için bu hizmetin geçici olarak kullanıma sunulduğu belirtildi.

Yangınların etkilediği Altadena, Duarte, Calabasas, Malibu, Fillmore ve Agoura Hills gibi bölgelerde, devre dışı kalan altyapılardan etkilenmemek adına yayın kuruluşları Starlink teknolojisiyle canlı yayın gerçekleştirdi. T-Mobile ise kendi ağının büyük oranda ayakta kaldığını ve ticari elektrik kesintisinden etkilenen baz istasyonlarının yarısının yeniden hizmete alındığını vurguladı. Şirket, elektrik sağlanana kadar taşınabilir jeneratörlerle destek sağlamaya devam edeceğini de açıkladı.

Daha önce de kullanılmıştı

Bu hizmet, daha önce Milton ve Helene kasırgaları sırasında da devreye alınmıştı. Los Angeles yangınları, bu teknolojinin bir doğal afette üçüncü kez kullanıldığı bir olay olarak dikkat çekiyor. Uydu mesajlaşma hizmetinden faydalanmak için T-Mobile kullanıcılarının desteklenen bir cihaza sahip olması gerekiyor. Bununla birlikte, uydu üzerinden gönderilen kablosuz acil durum uyarıları ve tahliye bildirimleri, operatör fark etmeksizin bölgede bulunan herkese ulaşıyor.

Uyumluluk ve gelecek planları

T-Mobile, uydu mesajlaşma hizmetinin çoğu Android telefon ve iPhone 14 serisinden önceki modellerle uyumlu olduğunu belirtti. Ancak iPhone 14 ve üzeri modellerde Apple’ın Globalstar ile yaptığı iş birliği sayesinde, iMessage mesajları uydu üzerinden gönderilebiliyor. T-Mobile, bu cihazların SpaceX yerine Apple altyapısını kullandığını da vurguladı.

T-Mobile, yıl boyunca beta testlerinin devam edeceğini ve Starlink’in yeni hizmetinin tüm özellikleriyle devreye girmesi için hazırlıkların süreceğini duyurdu. Bu süreçte, SpaceX yeni DTC uydularını fırlatarak kapsama alanını genişletecek.

Starlink’in normal uydu internet hizmeti ve DTC teknolojisi, doğal afetler sırasında çöken altyapılar nedeniyle zorlaşan iletişim ve yardım ulaşımı gibi sorunlara etkili çözümler sunabilir. Ancak, Starlink’in Türkiye’de henüz aktif olarak hizmet vermediği ve bu durumun ne zaman değişeceğinin belirsiz olduğu ifade ediliyor.

Apple’ın yapay zeka hamlesi beklentileri karşılamadı

2024’ün son çeyreğinde Apple, dünya genelinde iPhone satışlarında %5’lik bir düşüş yaşadı. Çinli rakiplerinin yenilikçi modelleri ve uygun fiyatlı alternatifleri karşısında Apple’ın pazardaki gerilemesi daha da belirginleşti. Bu düşüşün önemli nedenlerinden biri, Apple’ın büyük umutlarla tanıttığı ancak beklentileri karşılayamayan yapay zeka paketi “Apple Intelligence” oldu.

Apple Intelligence hayal kırıklığı yarattı

Apple, Haziran ayında düzenlenen WWDC 2024 etkinliğinde Apple Intelligence’ı duyurmuş ve bu yapay zeka paketini iOS 18’in en büyük yeniliği olarak lanse etmişti. Ancak sistemin yalnızca belirli iPhone modellerinde çalışmasıİngilizce ile sınırlı olması ve ABD dışındaki kullanıcılara erişim sunmaması, hem teknoloji dünyasında hem de kullanıcılar arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Ayrıca, Apple’ın bu yenilikçi özellikleri birden fazla iOS sürümüne yayması (iOS 18.1, 18.2, 18.3 ve 18.4 gibi) kullanıcı deneyimini bölük pörçük hale getirdi.

Kuo’nun tedarik zincirindeki kaynaklarına göre, iPhone kullanıcılarının çoğu Apple Intelligence’ı çekici bulmadı ve yalnızca yapay zeka özelliklerinden faydalanmak için yeni bir iPhone modeline geçiş yapmayı tercih etmedi. Özellikle Çin, Hindistan ve Avrupa pazarlarında bu yeniliklerin yankı bulmaması, Apple’ın stratejisinin sorgulanmasına neden oldu.

Rakipler hızla ilerlerken Apple yerinde sayıyor

Apple’ın sınırlı stratejisi, yapay zeka yarışında rakiplerinin gerisinde kalmasına yol açtı. OpenAI’ın ChatGPT’siGoogle’ın Gemini’si ve diğer yapay zeka platformları, dünya çapında hızla yaygınlaşırken Apple’ın yalnızca ABD pazarına odaklanması, küresel rekabet gücünü zayıflattı. Örneğin, ChatGPT ve Gemini gibi platformlar Türkiye dahil birçok ülkede kullanılabilir durumda ve yerel dil desteği sunarken, Apple Intelligence hâlâ sadece İngilizce dil desteğiyle sınırlı. Bu durum, Apple kullanıcıları arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Apple Intelligence’ın kullanıcılar tarafından ilgi görmemesi, iPhone satışlarının düşüşüne doğrudan yansıdı.Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %5’lik düşüş, Apple’ın pazardaki payını daha da daraltırken, şirketin stratejik hatalarını gözler önüne serdi. Özellikle Asya pazarlarında güçlü bir şekilde yükselen Xiaomi, Oppo ve Vivo gibi markalar, hem fiyat hem de teknoloji açısından Apple’ı geride bırakmaya başladı.

Apple’ın geleceği ne olacak?

Apple’ın bu durum karşısında nasıl bir yol izleyeceği merak konusu. Şirketin yapay zeka stratejisini gözden geçirerek daha kapsayıcı bir yaklaşım benimseyip benimsemeyeceği, küresel kullanıcı kitlesinin beklentilerini karşılayıp karşılayamayacağı büyük bir soru işareti.

Teknoloji dünyasının liderlerinden biri olarak Apple’ın bu yarışta yeniden öncü rolüne dönmesi için daha geniş bir dil desteği sunmasıbölgesel sınırlamaları kaldırması ve yeniliklerini daha hızlı bir şekilde küresel pazara sunması gerektiği açık. Ancak mevcut gidişat, Apple’ın teknoloji dünyasındaki rakipleri karşısında yavaş yavaş avantaj kaybettiğini gösteriyor.

Apple, yapay zeka ve yenilikçi teknolojilerdeki potansiyelini tam anlamıyla değerlendiremediği sürece, pazar payını artırmak bir yana, mevcut kullanıcı kitlesini elinde tutmakta bile zorlanabilir. 2025’te şirketin bu olumsuz tabloyu tersine çevirip çeviremeyeceği ise zamanla belli olacak.

Oyun sektörü, artan maliyetler nedeniyle krize sürüklenebilir!

0

Oyun dünyası, son yıllarda hızla artan maliyetlerle birlikte ciddi bir krizle karşı karşıya. Özellikle büyük ölçekli oyunlar (AAA) yapma maliyetlerinin inanılmaz bir hızla yükselmesi, sektörü sürdürülebilirlik açısından endişeye sevk ediyor. Örneğin, bazı oyunların yapım maliyeti 300-400 milyon doları buluyor, hatta bu rakam bazı oyunlarda yarım milyar dolara kadar çıkabiliyor.

Oyun sektörü, artan maliyetler sebebiyle kriz yaşayabilir

Call of Duty serisinde maliyetlerin oldukça yüksek olduğunu belirten raporlar, bu rakamların endüstri genelinde sürdürülemez bir duruma gelmesine yol açtığını gözler önüne seriyor. Öte yandan, artan personel maliyetleri de ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. Los Angeles’taki oyun şirketlerinde bir çalışanın aylık ortalama maliyeti 15-20 bin dolar arasında değişiyor, ve büyük stüdyoların yıllık personel maliyetleri 70-80 milyon dolara ulaşabiliyor.

Oyun sektörü, artan maliyetler sebebiyle kriz yaşayabilir.

Bir diğer önemli sorun ise oyun yapım süresinin giderek uzaması. Eskiden 2 yıl süren bir yapım süreci, günümüzde 4-5 yılı bulabiliyor. Bu uzun geliştirme süreci de haliyle maliyetleri artırıyor. Kötü yönetim, plansız projeler ve sürekli yapılan değişiklikler de maliyetlerin artmasında büyük bir rol oynuyor. Bu unsurların tamamı, oyun dünyasında işten çıkarmalar ve studio kapanmaları gibi zorluklara yol açarken, büyük oyun şirketleri kemer sıkma politikalarını devreye sokuyor.

Gelecekte, bu maliyet artışı ve süreçlerin sürdürülemez hâle gelmesi, büyük oyun yapımcıları üzerinde baskılar yaratabilir. Oyun dünyasında grafikleri daha gerçekçi hale getirme çabalarının gerileyebileceği veya duraklayabileceği, bunun sektördeki profesyonel iş gücü üzerinde daha fazla olumsuz etki yaratacağı öngörülüyor. Bu zorluklarla birlikte daha fazla kişinin işini kaybetmesi ve yapım süreçlerinin yavaşlaması da sektördeki endişeleri derinleştiriyor.

Seralar, yeni güneş enerjisi teknolojisiyle donanıyor!

Tarım sektörüne yeni bir soluk getiren İsviçreli Voltiris girişimi, seralarda kullanılan yenilikçi güneş enerjisi teknolojisiyle hem elektrik üretimini hem de hasılatı artırmayı başardı. Seralarda geleneksel güneş panelleri genellikle sorun yaratırken, Voltiris’in geliştirdiği spektral filtre yöntemi bu engeli ortadan kaldırıyor. Sistem, bitkilerin büyümesi için gerekli olan belirli dalga boylarındaki ışığı geçirirken, diğer dalga boylarını yansıtarak elektrik üretimine odaklanıyor. Böylece seralarda bitkiler optimal büyüme koşullarına kavuşurken, metrekare başına 150 Watt enerji üretilebiliyor.

Seralar, yeni nesil güneş enerjisi teknolojisiyle donanacak

Bu yenilikçi sistem sayesinde kış aylarında ısıtma ihtiyacı yerel enerji üretimiyle karşılanabilirken, Akdeniz iklimi gibi daha sıcak bölgelerde seralar şebekeye enerji sağlayarak çiftçilere ek gelir imkânı sunuyor. Teknolojinin bir diğer dikkat çekici yanı, seraya entegre edilen güneş takip sistemi ve ışık odaklama motorlarının dış hava koşullarından bağımsız olması. Bu sayede kurulum sırasında herhangi bir izin sürecine gerek kalmıyor. Ayrıca sistem, zararlı böcek sayısının azalmasına, su tüketiminin düşmesine ve seranın yaz aylarında aşırı ısınmasının önlenmesine yardımcı oluyor.

Seralar, yeni nesil güneş enerjisi teknolojisiyle donanacak.

Voltiris’in Avrupa genelinde başlattığı bu yenilikçi teknoloji, Füllinsdorf kasabasında ilk büyük tarım alanında başarıyla test edildi. İlk aşamada 10.000 metrekarelik bir alana entegre edilen 3.000 modül, yıllık 450 MWs enerji üretiyor. İsviçre’nin EBL adlı enerji dağıtım şirketi ile iş birliği yapan girişim, çiftçilere finansal yük getirmemek adına elektrik satış anlaşmalarıyla projeyi yaygınlaştırmayı hedefliyor. Bu anlaşmalarda çiftçiler, belirli bir süre boyunca piyasa fiyatının altında enerji satın alma taahhüdü veriyor.

Bu teknolojinin yaygınlaşması, birkaç temel faktöre dayanıyor. Örneğin, İsviçre’nin en büyük süpermarket zinciri, sera ürünlerinin 2026 yılı itibariyle sıfır karbon olmasını zorunlu hale getirdi. Ayrıca enerji şirketlerinin yeşil elektrik paketlerine dahil edilen özel fonlar, bu tür projelerin gelişimine finansal destek sağlıyor. Voltiris’in yeniliği, tarımda sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği adına bir dönüm noktası olarak görülüyor. Hem çevresel faydaları hem de ekonomik avantajlarıyla bu tür teknolojilerin daha geniş bir alanda uygulanması bekleniyor.

Elon Musk’ın desteklediği AfD, Almanya’da yenilenebilir enerjiye karşı cephe alıyor

Almanya’da erken seçim süreci yaklaşırken, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, yenilenebilir enerji karşıtı söylemleriyle dikkat çekiyor.
AfD lideri Alice Weidel, iktidara gelmeleri durumunda rüzgar enerji santrallerini yıkacaklarını açıkladı.

Almanya’da 23 Şubat’ta yapılacak erken seçim öncesinde AfD partisi önemli bir ivme yakalamış durumda.
Elon Musk’ın sosyal medya platformu X üzerinden verdiği destekle daha da güçlenen AfD, yenilenebilir enerji karşıtı politikalarını açıkça dile getiriyor.
Elon Musk’ın desteklediği AfD lideri Alice Weidel, Almanya’nın enerji politikalarını radikal bir şekilde değiştireceklerini ve rüzgar türbinlerini “utanç pervaneleri” olarak nitelendirerek tüm rüzgar enerji santrallerini yıkma sözü verdi.

Elon Musk’ın desteklediği AfD

“Utanç pervanelerini yıkacağız”

Alice Weidel, rüzgar enerji santrallerine yönelik sert eleştirilerde bulunarak, bunların çevreye zarar verdiğini ve ekonomik olarak verimsiz olduğunu iddia etti.
Elon Musk’ın desteklediği AfD’nin enerji politikasında ise odak, yenilenebilir enerji yatırımlarını geri plana iterek fosil yakıt ve nükleer enerji kullanımını yeniden canlandırmak.

Weidel’in bir diğer hedefi, 2022 yılında Rusya-Ukrayna savaşı sırasında devre dışı kalan Nord Stream doğal gaz boru hattını yeniden faaliyete geçirmek.
Kuzey Avrupa’ya doğal gaz taşıyan bu boru hattının, iddialara göre ABD tarafından sabote edildiği düşünülüyor.
Weidel, Nord Stream’in yeniden açılmasının enerji maliyetlerini düşüreceğini ve Almanya’nın enerji güvenliğini artıracağını savunuyor.

Nükleer enerjiye geri dönüş planı

Almanya, yenilenebilir enerjiye geçiş politikası kapsamında nükleer santrallerini kademeli olarak kapatma kararı almış ve 2023 yılında son üç nükleer santralini de devre dışı bırakmıştı.
Ancak AfD, bu kararı tersine çevirmeyi planlıyor.
Alice Weidel, nükleer enerjiye dönüşün Almanya’nın enerji bağımsızlığı için kritik olduğunu belirterek, Fransa’nın izinden gidilmesi gerektiğini ifade etti.

Elon Musk’ın desteklediği AfD

Elon Musk’tan destek

Geçtiğimiz günlerde X platformunda düzenlenen bir canlı yayında Elon Musk ile bir araya gelen Alice Weidel, AfD’nin enerji politikalarını anlattı ve Musk’ın desteğini aldı.
Musk’ın, özellikle nükleer enerjiye yönelik olumlu görüşleri ve geleneksel enerji kaynaklarına ilgisi, AfD ile aynı çizgide olduğu yorumlarına yol açtı. Elon Musk’ın desteklediği AfD, enerji politikalarında onun görüşleriyle örtüşüyor.

AfD’nin politikaları tepki çekiyor

AfD’nin yenilenebilir enerji karşıtı söylemleri, çevre örgütleri ve birçok siyasi parti tarafından eleştiriliyor.
Uzmanlar, Almanya’nın iklim hedeflerine ulaşabilmesi için yenilenebilir enerjiye yatırımlarını artırması gerektiğinivurguluyor.

23 Şubat seçimleri öncesi AfD’nin artan popülaritesi, Almanya’nın enerji politikaları ve uluslararası ilişkileri açısından yeni bir dönemin habercisi olabilir.
Ancak bu dönüşümün doğuracağı sonuçlar şimdiden tartışılmaya başlanmış durumda.

Epic Games CEO’su Trump’a destek veren teknoloji şirketlerini eleştirdi

Epic Games CEO’su Tim Sweeney, yeniden ABD başkanı seçilen Donald Trump’a yakınlaşmaya çalışan teknoloji liderlerini sert sözlerle eleştirdi. Sweeney, bu şirketleri “ikiyüzlü” olmakla suçladı.

Kasım ayında gerçekleşen ABD başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanması, teknoloji dünyasında hızlı bir politika değişimine yol açtı. Biden döneminde Trump’a karşı cephe alan Google, Meta, Amazon ve Apple gibi devler, seçim sonrası Cumhuriyetçi liderin yönetimine yakınlaşmaya başladı. Bu şirketler, Trump’ın başkanlık görevine yeniden başlaması için oluşturulan geçiş fonuna kişi başı bir milyon dolar bağışta bulundu.

“Yıllarca demokrat numarası yapanlar şimdi cumhuriyetçi numarası yapıyor”

Tim Sweeney, Trump’a yanaşan teknoloji liderlerine yönelik eleştirilerini sosyal medya platformu X üzerinden dile getirdi. Sweeney, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Yıllarca Demokrat numarası yapan ‘Büyük Teknoloji’ liderleri, şimdi yeni yönetime yaranmak için Cumhuriyetçi numarası yapıyorlar. Rekabet hukukunu ayaklar altına alarak tüketicileri soyup soğana çeviren ve rakiplerini ezen tekellerin yürüttüğü kirli kampanyalara dikkat edin.”

Epic Games CEO’sunun bu çıkışı, özellikle Apple ve Google’a yönelik tekelcilik eleştirileriyle dikkat çekiyor. Sweeney, daha önce bu iki teknoloji devini uygulama mağazalarında Epic Games’in kendi ödeme sistemlerini kullanmasını engelledikleri gerekçesiyle mahkemeye taşımıştı. Avrupa’da açılan davayı kazanan Epic GamesABD’deki hukuki süreçte ise henüz sonuca ulaşamadı.

Teknoloji dünyasında hızlı dönüşler

Trump’ın yeniden başkan seçilmesiyle teknoloji şirketlerinin tutumlarındaki ani değişim, sektör genelinde tepki topladı. Sweeney’nin eleştirilerinden kısa süre önce, Trump da bu durumu kendi sözleriyle özetlemişti:
“İlk başkanlık dönemimde herkes benimle savaşıyordu. Bu sefer ise herkes arkadaşım olmak istiyor.”

Teknoloji liderlerinin bu hızlı politika değişikliği, yalnızca sektörde değil, basında da geniş yankı uyandırdı. Özellikle Apple ve Google gibi devlerin, kendi çıkarlarını korumak adına bu tür stratejik adımlar atması, rekabet hukukunu ve tüketici haklarını gündeme taşıyor.

Epic Games’in lideri Tim Sweeney’nin bu konudaki eleştirileri, yalnızca mevcut durumu ele almakla kalmayıp, gelecekteki teknoloji-politika ilişkilerine dair önemli bir tartışmayı da tetiklemiş durumda.

İsveç, eski petrol mağaralarını sıcak su deposuna dönüştürüyor!

İsveç’te petrol depolamak için inşa edilen eski yeraltı mağaraları, yenilikçi bir yaklaşımla sıcak su depolama alanlarına dönüştürüldü. Bu dönüşümle toplamda 13 GWh kapasiteli bir enerji depolama sistemi kurulmuş oldu. Västerås şehrindeki 160 bin nüfuslu bölgede yer alan ve binaların %98’ini merkezi ısıtma sistemine bağlayan bu tesis, hem sürdürülebilir enerji kullanımına katkı sağlıyor hem de sistem verimliliğini artırıyor. Tesis, başlangıçta elektrik ve ısı üretimini bir arada gerçekleştiren CHP (Kombine Isı ve Güç) sistemi olarak 1960’larda inşa edilmiş, zamanla daha çevreci enerji kaynaklarına yönelmiştir.

İsveç, eski petrol mağaralarını sıcak su deposuna dönüştürecek

Başlangıçta fosil yakıtları depolamak için kullanılan mağaralar, petrol krizleri ve savaş tehdidi gibi durumlara karşı bir önlem olarak inşa edilmişti. Ancak geçen yıllarda bu alanlar kullanılmaz hale gelmiş, kömür gibi alternatif yakıtlar devreye alınmıştı. Günümüzde ise kömür kazanlarının büyük bölümü yedekte tutulurken tesis, biyoyakıt, pelet ve geri dönüştürülmüş odun gibi kaynaklardan enerji üretecek şekilde modernize edilmiştir. Sadece yüksek talep anlarında bir fosil yakıt kazanı devreye alınmak üzere hazır bekletilmektedir.

Yaz aylarında, merkezi ısıtma tesisleri sıcak su ihtiyacı için sürekli çalışmaya devam ettiğinden enerji tüketiminde dalgalanmalar yaşanmaktaydı. Bu sorunu çözmek amacıyla tesis, 95°C sıcaklıkta su depolamak üzere eski petrol mağarasını yeniden yapılandırdı. Yaklaşık 300 bin metreküplük alan temizlenip sıcak ve soğuk suyu ayıran bir boru sistemi kuruldu ve depo, enerji depolamak için kullanılmaya başlandı. Üretilen fazla enerji yaz aylarında burada saklanarak soğuk kış günlerine taşınıyor. Sistem öylesine etkili çalışıyor ki -20°C’ye varan soğuklarda dahi şehrin tüm enerji ihtiyacını karşılayabiliyor.

Depolama sistemi, çevresindeki kaya ve toprağı ısıtarak bu bölgeden minimum düzeyde ısı kaybı yaşanmasını sağlıyor. Ayrıca, depo o kadar büyük bir kapasiteye sahip ki içerdiği sıcak su miktarı, şehri iki hafta boyunca kesintisiz ısıtabiliyor. Projenin toplam maliyeti 15,5 milyon doları bulurken, şirket bu sistemi günlük enerji fazlasını depolamak veya aniden artan talebi karşılamak amacıyla şarj ve deşarj döngüsüyle kullanıyor. Aynı zamanda gelecekte bu sisteme entegre edilecek 100 MW kapasiteli bir elektrik batarya tesisi planlanıyor. Haziran 2024’te sıcak suyla doldurulmaya başlayan bu devasa depo, Eylül 2024’te faaliyete geçerek yenilenebilir enerjiye dayalı merkezi ısıtma sistemlerinin önemli bir parçası haline gelmiştir.