Global Ports Holding’den 425 Milyon Dolarlık Yatırım!

0

Global Ports Holding, Porto Riko’nun San Juan Kruvaziyer Limanı’nda 425 milyon dolarlık büyük bir yatırıma başladı. Yatırımla birlikte limanın çehresi değişecek, Karayipler’deki kruvaziyer turizmi daha da canlanacak.

Dünyanın en büyük kruvaziyer liman işletmecisi Global Ports Holding (GPH), Karayipler’deki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Global Yatırım Holding’in iştiraki olan GPH, Porto Riko’nun San Juan Kruvaziyer Limanı’nda 425 milyon dolarlık dev bir yatırım başlattı. Şirket, bu yatırımla limanı baştan aşağı yenilemeyi ve Karayipler kruvaziyer endüstrisinde lider konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. İki yıl içinde tamamlanması planlanan proje kapsamında, Pan American I ve II İskelesi’nin rehabilitasyonu, iskele 4’te altyapı onarımları ve iskele 1 ile 4 arasındaki yaya yolunun yeniden düzenlenmesi gibi önemli çalışmalar gerçekleştirilecek.

Deneyimli isim göreve başlıyor

Global Ports Holding, San Juan Limanı

Global Ports Holding, San Juan Limanı’ndaki bu yeni dönemde yerel odaklı bir büyüme stratejisi izleme kararı aldı. Bu strateji kapsamında limanın yeni genel müdürü Porto Rikolu Clarivette Díaz oldu. Liman işletmeciliği sektöründe 19 yıllık deneyime sahip olan Díaz, daha önce Porto Riko’nun en büyük tesisi olan Porto Riko Terminalleri’nin Genel Müdürlük görevini yürütüyordu. Díaz, yeni görevine Kasım 2024’te başlayacak.

Global Ports Holding Mali İşler Direktörü Jan Fomferra, San Juan Limanı’nın şirketin portföyündeki en büyük üçüncü liman olduğunu vurguladı. Fomferra, “Yeni genel müdürümüz ile birlikte San Juan’ı dünya standartlarında bir kruvaziyer limanı yapma hedefimize hızlıca ilerleyeceğiz. Gerçekleştireceğimiz yatırımlar ile ikonik San Juan kruvaziyer limanını tüm Porto Rikolular’ın yararına olacak şekilde, Karayipler kruvaziyer endüstrisinde üstün konumuna getirmek için çalışacağız” dedi.

Soruşturma iddialarının hedefi olan Super Micro, yüzde 12 değer kaybetti!

Super Micro, yapay zeka (AI) alanındaki büyümeden büyük fayda sağlayan firmalardan biri olarak biliniyor. The Wall Street Journal’ın haberine göre, soruşturma henüz erken aşamalarında bulunuyor.

Bu gelişme, Hindenburg Research’ün Ağustos ayı sonunda şirkette kısa pozisyon aldığını açıklamasının ardından geldi. Hindenburg, Super Micro’nun muhasebe usulsüzlüğü yaptığına dair yeni kanıtlar bulduğunu iddia etmişti.

Şirketin müşterileri arasında donanım devleri de yer alıyor

Super Micro, web siteleri için sunucu, veri depolama ve diğer uygulamalar, özellikle yapay zeka algoritmaları için bilgisayarlar üretiyor. Şirketin müşterileri arasında yapay zeka dünyasının devleri olan Nvidia, AMD ve Intel gibi büyük isimler yer alıyor. The Wall Street Journal, San Francisco’daki ABD savcısının, şirketin eski bir çalışanıyla ilgili bilgi talep ettiğini aktardı. Bu eski çalışan, daha önce şirketi muhasebe ihlalleriyle suçlamıştı.

Ağustos ayında Hindenburg’un raporunun ardından şirket, mali yıl için yıllık raporunu ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) zamanında sunamayacağını açıklamıştı. Bu açıklamanın ardından Super Micro hisseleri neredeyse yüzde 20 oranında değer kaybetmişti. Ancak raporun geç teslim edilmesinin, Hindenburg’un iddialarıyla bir bağlantısı olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.

Super Micro ve ABD Adalet Bakanlığı, soruşturmayla ilgili herhangi bir yorum yapmazken, Hindenburg da açıklama taleplerine hemen yanıt vermedi. Bu soruşturmanın ilerleyen dönemlerde Super Micro üzerinde nasıl bir etki yaratacağı merakla bekleniyor.

Şirkete yönelik soruşturmanın sonucu ve Hindenburg Research’ün iddialarının doğruluğu ilerleyen süreçte netlik kazanacak. Şirketin, yıllık raporunu geciktirmesinin arkasındaki nedenlerin açıklığa kavuşması, yatırımcılar ve piyasa üzerindeki etkilerini daha da belirgin hale getirebilir. Sürecin nasıl şekilleneceği yakından takip ediliyor.

Elon Musk, OpenAI’ye verdi veriştirdi!

Üç yönetici, şirketin karar alma süreçlerinden memnuniyetsizliklerini gerekçe göstererek görevlerinden ayrıldı. Bu istifalar, Altman’ın liderlik tarzı ve şirketin stratejik yönelimi hakkında soru işaretleri doğurdu. Elon Musk, Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarla Altman’ın yaklaşımını sert bir dille eleştirdi. Musk, OpenAI’nin misyonundan saptığını ve bu misyonun insanlık için potansiyel tehlikeler doğurabileceğini iddia etti.

Sam Altman ise bu eleştirilere karşılık vererek, OpenAI’nin etik standartlara sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve insanlık yararına çalıştığını savundu. Ancak, Musk’ın geçmişte de Altman’a ve OpenAI’ye yönelik benzer eleştirilerde bulunmuş olması, aralarındaki gerilimin giderek arttığını gözler önüne seriyor.

İstifalar sonrası şirketin iç yapısında değişiklikler yapılacağı ve yeni yöneticilerin atanacağı belirtildi. Ancak bu gelişmeler, OpenAI’nin geleceği ve yapay zeka araştırmalarının yönü hakkında ciddi sorular doğurdu.

Musk, 2015 yılında OpenAI’nin kurucularından biri olmasına rağmen, şirketin daha sonra ticari bir yapıya bürünmesini eleştirmişti. Şimdi ise şirketin yöneticileri arasında yaşanan bu beklenmedik değişiklikler, yapay zeka dünyasında dalgalanmalara neden olabilir.

Uzay yolculuğu, insan vücuduna zarar mı veriyor?

Uzay yolculukları insanlık için yeni ufuklar açarken, bir yandan da insan vücudunun bu sıra dışı ortama nasıl tepki verdiğini anlamamız gereken bir dönemdeyiz. ABD’li bilim insanları tarafından yapılan yeni bir araştırma, uzayın, özellikle insan kalbi üzerinde düşündüğümüzden çok daha hızlı bir şekilde yaşlandırıcı etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor.

Uzay yolculuğu, insan vücuduna zarar veriyor olabilir!

Bu ilginç araştırmada, özel olarak tasarlanmış ve “çip-kalp” adı verilen kalp dokusu örnekleri tam 30 gün boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) misafir edildi. Bu süre zarfında, bilim insanları Dünya’daki kontrol grubuyla karşılaştırmak üzere, uzaydaki dokuların kasılma gücünü ve kalp atış ritmini gerçek zamanlı olarak takip ettiler.

Sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Sadece 12 gün gibi kısa bir süre içinde, uzaydaki kalp dokusunun kasılma gücünde neredeyse yarı yarıya azalma gözlemlendi. Üstelik bu zayıflama, dokular Dünya’ya geri döndükten sonraki 9 gün boyunca bile devam etti. Dünya’daki kontrol grubunda ise kasılma gücü neredeyse hiç değişmedi.

Araştırmacılar ayrıca uzaydaki kalp dokularının ritminin de zamanla bozulduğunu ve her atım arasındaki sürenin belirgin bir şekilde arttığını gözlemlediler. Bu düzensizlik, Dünya’ya dönüşle birlikte ortadan kalksa da, uzay yolculuğunun kalp atış ritmini etkilediği açıkça ortaya konmuş oldu.

Araştırmanın sonuçları, uzayda geçirilen sadece bir aylık sürenin bile kalp dokusunu zayıflatabileceğini, kalp atış ritmini bozabileceğini ve kalbin doğal yaşlanma sürecini taklit eden moleküler ve genetik değişikliklere yol açabileceğini gösteriyor.

Bilim insanları, bu olumsuz etkilerin uzayda yerçekimsiz ortama bağlı olarak ortaya çıkan ve düzensiz kalp atışı gibi sorunlara yol açabilen kardiyovasküler değişikliklerden kaynaklandığını düşünüyor. Bu öncü çalışma, gelecekteki uzun süreli uzay görevlerinde astronotların sağlığını korumak için mikro yerçekiminin kalp üzerindeki etkilerini daha detaylı bir şekilde anlamamız ve hatta bu etkileri azaltabilecek ilaçlar geliştirmemiz gerektiğine işaret ediyor.

Perseverance uzay aracı, Mars’ta zebra kayası keşfetti!

NASA’nın Kızıl Gezegen’deki uzantısı Perseverance, Mars keşiflerine bir yenisini daha ekledi. Geçtiğimiz günlerde keşif aracı tarafından görüntülenen ve “zebra kayası” olarak adlandırılan eşsiz bir kaya parçası, bilim dünyasında heyecan yarattı.

Perseverance uzay aracı, Mars’ta eşsiz bir zebra kayası buldu!

13 Eylül’de ilk olarak uzaktan tespit edilen ve daha sonra yakından incelenen kaya, koyu ve açık renkli çizgileriyle Mars yüzeyinde dikkat çekici bir görüntü oluşturuyor. Yaklaşık 20 santimetre çapındaki bu sıra dışı kaya, Jezero Krateri’nde şimdiye kadar gözlemlenenlerden tamamen farklı bir yapıya sahip.

Perseverance uzay aracı, Mars'ta eşsiz bir zebra kayası buldu.
Perseverance uzay aracı, Mars’ta eşsiz bir zebra kayası buldu.

İlk değerlendirmeler, zebra kayasının magmatik veya metamorfik süreçler sonucu oluşmuş olabileceğine işaret ediyor. Ancak bilim insanları, kayanın kimyasal yapısı hakkında kesin bir sonuca varabilmek için daha detaylı analizlere ihtiyaç duyuyor. Kayanın, çevresindeki yüzeyden farklı bir yapıda olması ve gevşek bir yapıda bulunması, başka bir bölgeden buraya taşınmış olabileceği ihtimalini de akıllara getiriyor.

Belki de zebra kayası, Jezero Krateri’nin daha yüksek kesimlerinden kopup gelen bir parça olabilir. Her ne kadar zebra kayasının gizemi henüz tam olarak çözülememiş olsa da, Perseverance’ın bu keşfi, Mars’ın jeolojik geçmişine ışık tutma potansiyeli taşıyor. Eski bir göl yatağı olan Jezero Krateri’nde keşiflerine devam eden Perseverance, Kızıl Gezegen’in geçmişte mikrobiyal yaşama ev sahipliği yapıp yapmadığına dair ipuçlarını aramaya devam ediyor.

Blue Origin’in New Glenn roketi, bir testi daha geçti!

Jeff Bezos’un uzay girişimi Blue Origin, geliştirdiği ağır yük roketi New Glenn ile önemli bir aşama daha kaydetti. SpaceX’in en önemli rakiplerinden biri olarak gösterilen New Glenn, geçtiğimiz günlerde kritik ikinci aşama sıcak ateşleme testini başarıyla tamamladı. Bu başarı, roketin Kasım ayında gerçekleştirilmesi planlanan ilk uçuşu için önemli bir kilometre taşı oldu.

Blue Origin’in New Glenn roketi, bir testi daha geride bıraktı

15 saniye süren test sırasında, roketin iki adet BE-3U motorundan oluşan ikinci aşaması ateşlendi. Testin amacı, roketin çeşitli alt sistemleri, motorları ve yer kontrol sistemleri arasındaki uyumu ve performansı doğrulamaktı.

Blue Origin'in New Glenn roketi, bir testi daha geride bıraktı.
Blue Origin’in New Glenn roketi, bir testi daha geride bıraktı.

Blue Origin, yaptığı açıklamada testin başarısından duydukları memnuniyeti dile getirerek, “Uçuş donanımımızı test etmenin yanı sıra, bu ateşleme testi aynı zamanda fırlatma operasyonları ekibimize fırlatma günü prosedürlerini simüle etme ve kritik operasyonlar için zamanlamayı doğrulama fırsatı sundu” ifadelerini kullandı.

New Glenn, başlangıçta bu yıl içinde NASA ile ortaklaşa yürütülen ESCAPADE adlı küçük bir uyduyu uzaya fırlatacaktı. Ancak bu görev iptal edildi. Roketin yeni görevi ise (NG-1), Blue Origin’in kendi geliştirdiği yeni nesil yörünge platformu Blue Ring’i uzaya taşımak olacak. Şirket, bu görevi önümüzdeki iki ay içinde Florida’daki Cape Canaveral Uzay Üssü’nden başlatmayı hedefliyor.

New Glenn’in başarılı test atışı, Blue Origin’in uzay yarışındaki iddiasını bir kez daha ortaya koydu. Şirket, geliştirdiği güçlü roketlerle ticari uydu fırlatma pazarında SpaceX’e rakip olmayı hedefliyor.

Spotify kullanıcıları, yapay zeka aracı ile kendilerine has çalma listeleri hazırlayabilecek!

Bu özellik, ilk olarak Birleşik Krallık ve Avustralya’daki Spotify Premium aboneleri için piyasaya sürülmüştü.

Android ve iOS cihazlarda beta sürümünde olan bu özellik, kullanıcıların yazılı komutlarla kişisel oynatma listeleri oluşturmalarına olanak tanıyor. Örneğin, kullanıcılar “evdeki romantik akşam için bir oynatma listesi” yazarak ruh haline uygun şarkılarla oluşturulmuş özel bir seçki elde edebiliyor.

Oynatma listesi, daha fazla komut eklenerek özelleştirilebiliyor ve Spotify, kullanıcılara yeni komutlar için önerilerde de bulunuyor. Şirket, türleri, ruh hallerini, sanatçıları ve dönemleri karıştırarak kişiye özel oynatma listeleri oluşturmayı öneriyor. Ayrıca, kullanıcılar konumlar, hayvanlar, film karakterleri, renkler ve hatta emoji ekleyerek deneyimlerini daha da kişiselleştirebiliyorlar.

Spotify, bu özelliğin Birleşik Krallık ve Avustralya’da büyük başarı yakaladığını ve abonelerin milyonlarca oynatma listesi oluşturduğunu belirtti.

Yapay zeka destekli oynatma listesi oluşturma aracı, “Kütüphanen” sekmesinde sağ üst köşedeki artı düğmesine (+) tıklanarak ve menüden “Yapay Zeka Oynatma Listesi” seçilerek bulunabilir. Kullanıcılar, oluşturdukları listeyi kütüphanelerine kaydetmek için “Oluştur” butonuna basabiliyorlar.

Spotifyın yapay zeka destekli oynatma listesi özelliği, müzik deneyimini daha kişisel ve yaratıcı hale getirmeyi amaçlıyor. Kullanıcıların ruh hallerine, özel etkinliklere veya kişisel tercihlere dayalı olarak benzersiz listeler oluşturabilmesi, müzik dinleme alışkanlıklarını zenginleştiriyor. Özellikle, kullanıcılara verilen geniş komut seçenekleri sayesinde müziği daha fazla keşfetme ve farklı türlerde deneyimleme imkanı sunuluyor.

Spotify, yapay zeka tabanlı bu yenilikçi özelliğin ilerleyen dönemde daha fazla ülkede kullanılabilir hale geleceğini de duyurdu. Bu gelişmeyle birlikte, Spotify’ın kişisel müzik önerileri alanında liderliğini sürdürmeyi hedeflediği görülüyor.

Eski Nvidia mühendisleri tarafından kurulan Vsim, robotik simülasyon teknolojisi için 24 milyon dolar yatırım aldı!

Manchester merkezli şirketin yatırım turuna EQT Ventures, Samsung Next, Factorial Fund ve Tru Arrow gibi önemli yatırımcılar katıldı. Vsim tarafından geliştirilen simülasyon teknolojisi, özellikle robotik eğitimine odaklanıyor ancak potansiyel olarak birçok farklı sektörde de kullanılabilir.

Simülasyon teknolojilerinin yıllardır var olmasına rağmen, Vsim’in hedefi daha verimli algoritmalar ve belirli uygulamalara yönelik araçlar sunarak bu alanda bir fark yaratmak.

Robotlar ve otonom makineler, değişken ve dinamik ortamlarda karar almak zorunda kalıyor ve mevcut simülasyon platformları bu ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayamıyor. Vsim, gerçek zamanlı ve hassas simülasyonlar sağlayarak bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Şirketin kurucuları Lu ve Storey, Nvidia’da uzun yıllar boyunca simülasyon teknolojileri üzerinde çalışmış deneyimli mühendisler olarak, robotik alanındaki mevcut gelişmeleri değerlendirip bu doğrultuda çözümler geliştirmeye karar verdiklerini belirtiyorlar.

Vsim’in simülasyon teknolojisinin eğlence, üretim, araştırma, ilaç ve robotik gibi birçok sektörde kullanılabileceği öngörülüyor. Şirketin robotik eğitimine yönelik geliştirdiği teknoloji, bu alandaki eğitim süreçlerini hızlandırmayı ve iyileştirmeyi amaçlıyor.

Vsim’in aldığı bu önemli yatırım, şirketin büyüme potansiyelini artırırken, simülasyon teknolojilerinin gelecekteki kullanım alanlarına yönelik büyük beklentiler yaratıyor.

Vsim, aldığı 24 milyon dolarlık yatırımla robotik simülasyon teknolojilerinde çığır açmayı hedefliyor. Şirket, gelişmiş algoritmalar ve gerçek zamanlı simülasyonlarla dinamik ortamlarda robotların daha iyi karar almasını sağlamak için çözümler üretiyor. Vsim’in teknolojisi, robotik eğitim başta olmak üzere birçok sektörde devrim niteliğinde yenilikler sunmayı amaçlıyor.

WordPress WP Engine’e hizmeti engelledi, web siteleri tehlikede!

WordPress.org ile WP Engine arasındaki gerginlik tırmanıyor! Çarşamba günü, WordPress.org, WP Engine sunucularının kendi kaynaklarına erişimini engelledi. Bu hareket, web sitelerinin kritik yazılım güncellemelerine ulaşamamasına neden olabilir. Kullanıcıların plugin ve tema güncellemeleri alamaması, WordPress güvenliği açıklarının artmasıyla sonuçlanabilir.

WP Engine, WordPress’in en popüler hosting sağlayıcılarından biri olarak biliniyor. Ancak, WordPress.org’un bu sert hamlesi, WP Engine kullanıcılarının CMS kaynaklarına erişimini büyük ölçüde kısıtladı. WordPress kurucusu ve CEO’su Matt Mullenweg, WP Engine’i “kanser” olarak nitelendirerek bu duruma tepki gösterdi. Mullenweg, WP Engine’in WordPress üzerinden kar sağladığını ancak CMS’nin gelişimine katkıda bulunmadığını iddia etti. Mullenweg’in önerisi, WP Engine’in WordPress markasını kullanmak için lisans ücreti ödemesi yönünde oldu. Ancak WP Engine bu ücreti ödemek istemiyor.

Mullenweg, WP Engine’in WordPress.org’un kaynaklarından yararlanmasına izin vermeyeceklerini belirtti. “WP Engine, kendi kullanıcı giriş sistemini, sunucu güncellemelerini, plugin dizinini ve diğer tüm servislerini yönetmek zorunda,” dedi. WordPress.org üzerindeki kaynaklara WP Engine sunucularından artık erişim sağlanamayacak.

Bu hizmet kesintisi, WP Engine’in olay kayıtlarına da yansıdı. WP Engine, status sayfasında yaptığı açıklamada, “WordPress.org, WP Engine müşterilerinin WP Admin üzerinden plugin ve tema güncellemeleri yapmasını engelledi,” ifadelerine yer verdi.Wordpress güvenliği tehlikede olabilir.

Bazı WordPress kullanıcıları ise bu duruma tepki gösteriyor. Reddit’te yer alan tartışmalarda, WordPress’in WP Engine’i engellemesine karşı çıkılıyor ve hatta WordPress’in alternatif bir sürümünün oluşturulması konuşuluyor. Bu gelişmelerin, WordPress topluluğunu nasıl etkileyeceği büyük merak konusu.

Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D’in çıkış tarihi belli oldu!

0

AMD’nin merakla beklenen yeni işlemci serisi Ryzen 9000X3D için heyecan verici haberler var! Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D serisi, oyuncular ve yüksek performans arayan kullanıcılar tarafından büyük bir beklentiyle bekleniyordu.

Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D işlemcilerinin çıkış tarihi ortaya çıktı

Yeni gelen raporlara göre, serinin ilk üyesi olan Ryzen 7 9800X3D önümüzdeki ay raflardaki yerini alacak. Daha da heyecan verici olan ise, Ryzen 9 9950X3D ve Ryzen 9 9900X3D modellerinin 2025 yılının başlarında piyasaya sürülecek olması.

Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D işlemcilerinin çıkış tarihi ortaya çıktı.
Zen 5 tabanlı Ryzen 9000X3D işlemcilerinin çıkış tarihi ortaya çıktı.

Ryzen 9000X3D serisinin tamamının 2025’in başlarında gelmesi beklenirken, bu yıl en azından bir modeli görebilecek olmamız sevindirici. AMD, bu yıl içinde yeni nesil 3D V-Cache teknolojisine sahip Ryzen 7 9800X3D modeliyle sevenleriyle buluşacak. Sekiz çekirdekli Ryzen 7 9800X3D, oyunculara yönelik bir model olacak. Daha yüksek performans arayan kullanıcılar ise 16 çekirdekli Ryzen 9 9950X3D ve Ryzen 9 9900X3D modellerini beklemeye devam edecek.

AMD’nin yeni işlemcileri, Intel’in Arrow Lake “Core Ultra 200” serisiyle rekabet etmeyi hedefliyor. Özellikle oyun performansında iddialı olan Ryzen 7 9800X3D, selefi Ryzen 7 7800X3D’nin başarısını devam ettirmeyi hedefliyor.

Ryzen 9000X3D serisinin, önceki Zen 4 işlemcilerinde olduğu gibi büyük bir önbellek kapasitesi sunması bekleniyor. Ayrıca, Zen 5 mimarisi sayesinde Ryzen 7 9800X3D’nin mevcut Ryzen 7 9700X’e kıyasla yüzde 15-20 daha yüksek performans sunacağı söyleniyor.

Yeni sızıntılar, AMD’nin çift CCD’ye (Çekirdek Karmaşıklığı Ölçeği) sahip Ryzen 9 9950X3D ve Ryzen 9 9900X3D modellerinde farklı ve “yeni özellikler” sunacağını gösteriyor. Bu özelliklerin neler olduğu henüz kesin olarak bilinmiyor ancak en çok konuşulan olasılık, her iki CCD’nin de 3D V-Cache ile donatılacak olması.

Apple Vision Pro’ya rakip mi geliyor? İşte Meta Orion!

0

Son dönemde çok konuşulan teknoloji şirketi Meta, artırılmış gerçeklik (AR) alanındaki iddiasını ortaya koyan yeni gözlüğü Orion’u tanıttı. Henüz prototip aşamasında olan Orion, Apple’ın Vision Pro’suna güçlü bir rakip olarak konumlandırılıyor. En dikkat çekici özelliği ise kullanıcıların diğer insanların yüzlerini görebilmesini sağlayan şeffaf ekranı. Bu özellik, Vision Pro gibi mevcut XR gözlüklerinin aksine kullanıcının yüzünü tamamen kapatmayan bir tasarım vadediyor, böylece daha doğal bir iletişim deneyimi sunuyor.

Apple Vision Pro’ya yeni rakip: Meta Orion

Orion’un diğer bir çarpıcı özelliği ise gözlük çerçevelerine entegre edilen holografik ekranlar. Bu ekranlar, dijital içerikleri gerçek dünyayla kusursuz bir şekilde harmanlayarak daha önce hiçbir AR gözlüğünde görülmemiş genişlikte bir görüş alanı sunuyor. Gözlük, kullanıcılara oyunlardan ofis uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede etkileşimli deneyimler yaşatmayı hedefliyor.

Apple Vision Pro’ya yeni rakip: Meta Orion.
Apple Vision Pro’ya yeni rakip: Meta Orion.

İlk demolarda, Orion’un akıllı asistan işlevselliği ve etkileyici AR iletişim yetenekleri gözler önüne serildi. Kullanıcılar, sanal ekranlar aracılığıyla uygulamalarla etkileşime geçebiliyor, mesajlaşabiliyor ve hatta oyun oynayabiliyor. Meta, Orion’un şimdiye kadar geliştirdikleri en gelişmiş AR donanımı olduğunu ve bir gün tüketicilere sunulabilecek olgunluğa ulaşabileceğini belirtiyor.

Ancak Meta, Google Glass gibi geçmişte yaşanan AR gözlük başarısızlıklarının farkında. Bu nedenle Orion’u piyasaya sürmek için aceleci davranmayacaklarını ve kullanıcı deneyimini mükemmelleştirmek için gerekli zamanı ayıracaklarını vurguluyorlar.

Şirketin CEO’su Mark Zuckerberg, Orion’u “geleceğe bir bakış” olarak nitelendiriyor. 2027 yılına kadar ticari olarak piyasaya sürülmesi beklenen Orion’un, AR teknolojisinin yaygınlaşmasında önemli bir kilometre taşı olup olmayacağı ise merak konusu.

Nvidia, Blackwell serisinden rekor gelir elde edecek!

0

Nvidia, bir süredir merakla beklenen yeni nesil ekran kartı mimarisi Blackwell ile ilgili önemli bir eşiği aştı. Geçtiğimiz dönemde Blackwell yongalarında karşılaşılan mimari sorunları başarıyla çözen Nvidia, yıl sonuna kadar ilk partiyi müşterilere teslim etmeye hazırlanıyor. Bu ilk parti, teknoloji devine yaklaşık 10 milyar dolarlık bir gelir sağlayacak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli detaylar…

Nvidia, Blackwell serisinden 10 milyar dolar gelir elde edecek!

Nvidia, son birkaç yıldır özellikle oyun ve yapay zekâ alanlarındaki başarısıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Geçen yıl ve bu yılın ilk yarısında büyük bir yükseliş yaşayan şirket, gelen siparişlere yetişmekte zorlanmıştı. Ancak Blackwell mimarisinde ortaya çıkan sorunlar, yatırımcıları bir süre endişelendirmişti.

Nvidia, Blackwell serisinden 10 milyar dolar gelir elde edecek!

Ancak sektör uzmanları, Nvidia’nın geleceği konusunda oldukça iyimser. Şirket, Blackwell’in ilk versiyonunda karşılaşılan sorunları gidererek ikinci versiyonun üretimine başlamış durumda. İlk etapta Microsoft ve Oracle gibi büyük müşterilere öncelik verilecek. Yıl sonuna kadar 450 bin adet Blackwell yongasının üretilmesi ve bunun Nvidia’ya 10 milyar doların üzerinde gelir getirmesi bekleniyor. Bu süreçte, mevcut Hopper yongalarının satışı da devam edecek.

Uzmanlara göre asıl büyük patlama ise 2025 yılında yaşanacak. Üretimi artıran Nvidia, 2025 yılında yaklaşık 5 milyon Blackwell hızlandırıcı sevk etmeyi hedefliyor. Bu da tek bir mimariden 100 milyar doların üzerinde gelir anlamına geliyor. Ayrıca, Nvidia’nın H200 hızlandırıcılarına olan talebin de artması bekleniyor.

ABD, 4. nesil nükleer reaktör çalışmalarına başladı!

0

ABD, askeri alanda enerji devriminde önemli bir adım atarak “4. Nesil” mobil nükleer reaktör programı Project Pele kapsamında ilk reaktörünün temelini attı. Idaho Ulusal Laboratuvarı’nda (INL) başlayan inşaatın 2026 yılında tamamlanması ve ABD’nin ilk elektrik üreten Dördüncü Nesil reaktörünün faaliyete geçmesi hedefleniyor.

ABD, 4. nesil nükleer reaktör projesini başlattı

Project Pele programı, ABD Savunma Bakanlığı’nın Stratejik Yetenekler Ofisi (SCO) tarafından yönetiliyor ve temel amacı, savaş alanlarına güvenilir ve uzun süreli enerji sağlamak. Bu amaçla geliştirilen mobil mikroreaktörler, geleneksel enerji kaynaklarına erişimin zor olduğu uzak ve zorlu bölgelerde kritik öneme sahip olacak.

ABD, 4. nesil nükleer reaktör projesini başlattı.
ABD, 4. nesil nükleer reaktör projesini başlattı.

Programın ilk reaktörünü BWXT Advanced Technologies üretecek. Reaktörün montajına önümüzdeki yıl Şubat ayında başlanması ve 2026’da tamamlanarak Idaho Ulusal Laboratuvarı’na taşınması planlanıyor. Mikroreaktör sınıfına giren bu yeni nesil reaktörler, geleneksel reaktörlere göre çok daha küçük boyutlu ve taşınabilir olacak şekilde tasarlandı.

Project Pele ekibi, reaktörün yerleştirilmesi ve testlerine başlanması için önümüzdeki yıl test sahasında özel bir beton kalkan yapısı inşa edecek. 2026 yılında reaktörün testlerine başlanması ve performansının yakından takip edilmesi bekleniyor.

2019 yılında başlatılan Project Pele programı, mobil nükleer reaktör tasarımı ve üretimi konusunda önemli bir kilometre taşı. Programın temel hedefi, uzak ve zorlu ortamlarda askeri operasyonları desteklemek için güvenilir ve sürekli enerji sağlamak.

Bu amaç doğrultusunda, yakıt ikmali yapmadan üç yıldan fazla süreyle 1-5 MWe arasında enerji üretebilen yüksek sıcaklıkta gaz soğutmalı (HTGR) reaktör teknolojisi seçildi. Geliştirilen ilk reaktör, bir prototip niteliğinde olacak ve ABD Savunma Bakanlığı gözetiminde zorlu testlerden geçirilecek.

Testlerin ardından bu teknolojinin operasyonel olarak kullanılıp kullanılamayacağına karar verilecek. Prototip reaktörün aynı zamanda ticari uygulamalara da öncülük etme potansiyeli bulunuyor. Bu da, Project Pele programını sadece askeri alanda değil, aynı zamanda enerji sektöründe de devrim yaratma potansiyeline sahip bir girişim haline getiriyor.

Snapchat, sohbet botu için Gemini’den yararlanacak!

Bu yeni entegrasyon, Snapchat bünyesindeki sohbet botunun sadece metin değil, aynı zamanda görüntü, video ve ses gibi farklı türdeki bilgileri anlayabilmesine olanak tanıyor.

Gemini, Snapchat’in son Snap Partner Zirvesi’nde duyurduğu Google Lens benzeri özelliklere de güç sağlıyor. Örneğin, kullanıcılar My AI’e yabancı dildeki bir tabelayı çevirmesini veya menüdeki en sağlıklı seçeneği bulmasını isteyebiliyor.

Snap, My AI’i ilk olarak Şubat 2023’te piyasaya sürdü ve başlangıçta sohbet botu OpenAI’in ChatGPT modeli tarafından destekleniyordu. Ancak şimdi, Google’ın daha geniş yeteneklere sahip Gemini yapay zeka modelleriyle işbirliği yaparak sohbet botunun sadece metin değil, aynı zamanda görüntü ve videoları da işleyebilmesini sağladı.

Google, Snapchat’in My AI’i Gemini ile entegre etmesinin ardından ABD’de bot etkileşimlerinin 2,5 kat arttığını duyurdu. Snap CEO’su Evan Spiegel, bu ortaklığın, kullanıcıların dünyayı daha iyi anlamalarına, hızlıca bilgi edinmelerine ve bu bilgileri arkadaşlarıyla paylaşmalarına olanak sağladığını vurguladı.

Snapchat’in bu AI entegrasyonu, diğer sosyal medya platformlarının da yapay zeka alanında yeniliklere yatırım yaptığı bir dönemde önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak, sohbet botunun çocuklar gibi genç kullanıcılar için potansiyel riskler taşıyabileceği endişeleri de gündeme geliyor.

Yapay zeka özelliklerinin genişletilmesiyle birlikte, Snap’in güvenlik önlemlerine daha fazla dikkat etmesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle çocuklar ve gençler arasında popüler olan Snapchat, bu kitleye yönelik yapay zeka temelli hizmetlerin etik ve güvenlik yönlerini göz önünde bulundurmalı.

Snapchat kullanıcı sayısı

My AI’in gelişmiş özellikleri, kullanıcıların günlük hayatlarını kolaylaştırsa da yanlış bilgi verme veya uygunsuz içerik sunma gibi potansiyel riskler taşıyabilir. Snap, bu tür riskleri en aza indirmek için güvenlik politikalarını ve içerik denetleme sistemlerini güçlendirebilir.

Kullanıcıların güvenliği ve verilerinin korunması, yapay zeka temelli uygulamaların yaygınlaşmasıyla daha da önemli hale geliyor.

Reddit, yapay zeka aracılığıyla iletişimdeki dil engelini ortadan kaldırıyor!

Reddit, bu hamle ile büyük ölçüde İngilizce içerikli olan sosyal ağın daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını hedefliyor.

Bu yeni hizmet, Reddit’in Fransızca konuşan kullanıcılar için platform genelinde çeviri hizmeti sunmasından yaklaşık beş ay sonra geliyor. Şirket, daha önce kullanıcıların bireysel paylaşımları çeşitli dillerde çevirmesine izin veriyordu. Ayrıca, Reddit kullanıcıları, içerik önerileri ve platform arayüzü için tercih ettikleri dili seçebiliyor.

Bu gelişme, Reddit’in halka arz edilmesinden yedi ay sonra duyuruldu. Şirket, kullanıcı tabanı ve reklam gelirlerinin büyümeye devam ettiğini açıklasa da, daha geniş bir kitleye ulaşmanın en etkili yolunun içeriği daha fazla dilde erişilebilir kılmak olduğunun altını çiziyor.

Platformun yeni çeviri özelliği, kullanıcıların hem gönderileri hem de yorumları otomatik olarak çevirmesini sağlıyor. Bu sayede, farklı dillerdeki kullanıcılar aynı subreddit’te birbirleriyle iletişim kurabiliyor ve her yanıtı manuel olarak çevirmek zorunda kalmıyorlar. Kullanıcılar hangi dilde paylaşım yaparsa yapsın, Reddit bu içeriği otomatik olarak topluluğun önceden belirlenmiş diline çevirebilecek.

Desteklenen ülkelerdeki kullanıcılar, menülerinde yeni bir çeviri simgesi görecek ve bu simge sayesinde içerikleri istedikleri dilde görüntüleyebilecekler. Çevrilen içerikler, Reddit tarafından çevrildiğini belirten bir etiketle sunulacak ve isteyen kullanıcılar orijinal dili görüntüleme seçeneğine de sahip olacaklar.

Reddit, Fransızca paylaşımlar için daha önce yaptığı gibi, çevrilen içeriklerin arama motorları tarafından desteklenen dillerde de dizine eklenebileceğini duyurdu. Bu, kullanıcıların kendi dillerinde sorularına yanıt ararken platformdaki sonuçlarına daha kolay ulaşmasını sağlayacak.

Yeni dillerin tamamı açıklanmasa da, çeviri hizmeti şu anda Brezilya ve İspanya’da mevcut. Bu da Brezilya Portekizcesi ve İspanyolca’nın desteklenen diller arasında olduğunu gösteriyor. Reddit, Almanya, İtalya, Filipinler ve Latin Amerika’daki diğer pazarlara da önümüzdeki haftalarda genişlemeyi planlıyor.

Google, Microsoft’u Avrupa Komisyonu’na şikayet etti!

Google, Microsoft’un adil olmayan lisanslama sözleşmeleri aracılığıyla bulut bilişim pazarında haksız bir avantaj elde ettiğini iddia ediyor.

Google’ın şikayetinde, Microsoft’un Windows Server ve Microsoft Office gibi popüler ürünlerini kullanarak müşterilerini kendi bulut platformu Azure’a kilitlemeye çalıştığı belirtiliyor. Microsoft’un bulut lisanslama koşullarının müşterilerin iş yüklerini diğer bulut sağlayıcılarına taşımalarını zorlaştırdığı öne sürülüyor. Google, bu kısıtlamaların teknik bir engel olmaksızın uygulandığını savunuyor.

CISPE (Bulut Bilişim Sektörü Ticaret Birliği) tarafından yapılan bir araştırmaya atıfta bulunan Google, Microsoft’un kısıtlamalarının Avrupa’daki işletmelerin ve kamu kuruluşlarının yılda 1 milyar euroya kadar ek lisans ücretleri ödemesine neden olduğunu belirtiyor. Bu, işletmelerin bulut sağlayıcılarını değiştirmelerini zorlaştıran uygulamalardan kaynaklanıyor.

Google’ın şikayeti, CISPE ve Microsoft arasında Temmuz ayında yapılan bir anlaşmanın ardından geldi. Bu anlaşmayla Microsoft, rekabet kaygılarını gidermek amacıyla bazı değişiklikler yapmayı kabul etmişti. Ancak Google, bu anlaşmayı yeterli bulmayarak şikayetini sürdürdü.

Microsoft ise Google’ın şikayetinin Avrupa Komisyonu tarafından reddedilmesini beklediğini belirtti. Şirket, Avrupa’daki diğer bulut sağlayıcılarıyla benzer endişeleri dostane bir şekilde çözdüğünü ve Google’ın bu konuda başarılı olamayacağını ifade etti.

Google, Microsoft’un bulut bilişimde rekabeti engellediğini ve özellikle lisanslama uygulamaları nedeniyle işletmelerin daha yüksek maliyetler ödediğini savunuyor. Ayrıca, bu durumun siber güvenliği zayıflattığını ve yenilikçiliği baltaladığını belirtiyor. Google, Microsoft’un AB rekabet kurallarını %100 ihlal ettiğini ve bulut pazarının daha açık ve rekabetçi hale getirilmesi gerektiğini savunuyor.

Google, Microsoft’un lisanslama koşullarını değiştirmesi durumunda, hem Google’ın hem de müşterilerin bu değişiklikten memnun olacağını ifade ediyor.

Microsoft, yeni geliştirdiği araçla AI sistemlerindeki hataları otomatik olarak düzeltecek!

Düzeltme adı verilen bu özellik, Microsoft Azure üzerinden yapay zeka kullanan müşterilerin, yapay zeka çıktılarındaki yanlış içerikleri tespit edip düzeltmelerine olanak tanıyor.

Özellik, Azure AI Studio’nun ön izleme sürümünde sunuluyor ve yapay zeka güvenliği için tasarlanmış bir dizi araç içeriyor. Bu araçlar, yapay zeka çıktılarındaki halüsinasyonları tespit ediyor, güvenlik açıklarını buluyor ve zararlı komutları engelliyor.

Düzeltme sistemi etkinleştirildiğinde, yapay zeka tarafından üretilen içeriği müşteri verileriyle karşılaştırarak hataları belirliyor. Ardından, hatayı vurgulayıp neden yanlış olduğunu açıklıyor ve içerik kullanıcıya gösterilmeden önce yanlış kısmı düzeltiyor. Bu özellik, yapay zeka modellerinin sık sık ürettiği hatalı içeriklerle başa çıkmanın etkili bir yolu gibi görünse de, yüzde yüz güvenilir bir çözüm olmayabilir.

Google’ın Vertex AI platformu da benzer bir özellikle yapay zeka modellerinin çıktılarının doğruluğunu Google Arama, şirketin kendi verileri ve yakında kullanıma sunulacak üçüncü taraf veri setleri ile kontrol ediyor.

Microsoft

Sistem, hatasızlıkla ilgili herhangi bir garanti vermiyor!

Microsoft’un bu yeni düzeltme sisteminin, küçük ve büyük dil modellerini kullanarak çıktıların doğru belgelerle hizalanmasını sağladığı belirtiliyor. Ancak Microsoft yetkilileri, bu özelliğin hatasızlık garantisi sunmadığını vurguluyor.

Şirket, yaptığı açıklamada, “Hizalama sistemi, içerik doğruluğunu tamamen garanti etmez, ancak üretken yapay zeka çıktılarının müşteri belgeleriyle daha uyumlu olmasını sağlar.” dedi.

Microsoft’un bu yeni düzeltme aracı, yapay zeka uygulamalarında güvenlik ve doğruluk açısından önemli bir adım olarak kabul ediliyor, ancak tam güvenilirliği konusunda soru işaretleri var.

Snapdragon 8 Gen 5 hakkında büyük sızıntı! İşte özellikleri

0

Akıllı telefon dünyası heyecanla Snapdragon 8 Gen 4’ü beklerken, bir yandan da teknoloji dünyasında Snapdragon 8 Gen 5 fısıltıları yankılanmaya başladı bile. Henüz resmi bir açıklama olmamasına rağmen, güvenilir kaynaklardan gelen sızıntılar, yeni nesil işlemci hakkında merak uyandıran detaylar sunuyor.

Snapdragon 8 Gen 5 hakkında önemli bir sızıntı ortaya çıktı

İddialara göre Snapdragon 8 Gen 5, önceki modeldeki gibi iki performans ve altı verimlilik çekirdeği kullanacak. Fakat asıl dikkat çekici nokta, bu çekirdeklerin ulaşabileceği yüksek saat hızları. Öyle ki, performans çekirdeklerinin 5.0 GHz, verimlilik çekirdeklerinin ise 4.0 GHz hızında çalışabileceği konuşuluyor. Bu da Snapdragon 8 Gen 4’ün beklentileri aşan bir performans sıçraması anlamına geliyor.

Snapdragon 8 Gen 5 hakkında önemli bir sızıntı ortaya çıktı.
Snapdragon 8 Gen 5 hakkında önemli bir sızıntı ortaya çıktı.

Yüksek hıza ulaşmanın bir bedeli de olabilir. Söylentilere göre, bu etkileyici performans sadece TSMC’nin gelişmiş N3P üretim süreciyle üretilen Snapdragon 8 Gen 5’lerde mümkün olacak. Qualcomm’un çift kaynaklı üretim stratejisi kapsamında, Samsung Foundry’nin SF2 süreciyle üretilen çiplerin performansının nasıl etkileneceği ise merak konusu.

Yine de, Samsung’un da iddialı bir üretim süreciyle geleceği ve TSMC’ye yakın bir performans sunabileceği konuşuluyor. Elbette, henüz Snapdragon 8 Gen 4’ün tanıtımını bile yapmamışken Snapdragon 8 Gen 5 hakkında kesin konuşmak için erken. Ancak, gelen sızıntılar doğruysa, yeni nesil işlemcinin mobil dünyasında performans çıtasını bir kez daha yükselteceği aşikar.

ABD Adalet Bakanlığı, Visa hakkında dava süreci başlattı!

Bloomberg’in duyurduğu davaya, 2021 yılında Visa tarafından bu konuda yapılan açıklamaların ardından başlatılan çok yıllık bir soruşturma yol açtı.

ABD Başsavcısı Merrick Garland, “Visa’nın rekabetçi bir piyasada alabileceğinden çok daha fazla ücret talep etmesine olanak sağlayan yasadışı bir güç elde ettiğini iddia ediyoruz. Tüccarlar ve bankalar bu maliyetleri tüketicilere fiyat artışları ya da hizmet kalitesinde düşüş şeklinde yansıtıyor. Bu nedenle Visa’nın hukuka aykırı davranışları yalnızca tek bir ürünün fiyatını değil, neredeyse her şeyin fiyatını etkiliyor.” açıklamasında bulundu.

Şikayette, Visa’nın yalnızca ödeme işlem ücretlerinden yılda 7 milyar doların üzerinde gelir elde ettiği ve ABD’deki banka kartı işlemlerinin %60’ından fazlasının Visa ağı üzerinde gerçekleştirildiği iddia ediliyor. Hükümet, ödeme devinin bu piyasa hakimiyetinin büyük ölçüde işletmelere ve bankalara dayattığı “dışlayıcı anlaşmalar” sayesinde olduğunu belirtiyor. Ayrıca ödeme devinin küçük banka kartı ağları ve yeni fintech şirketleri gibi rakiplerini “boğmaya” çalıştığı öne sürülüyor.

Dava dosyasında, ödeme devinin Apple’ı “varoluşsal bir tehdit” olarak gördüğü ve rekabeti engellemek için potansiyel rakiplerle ücretli anlaşmalar yaptığı da iddia ediliyor. Bu uygulamalar, ödeme devinin kendi işini korumak için devasa bir bariyer oluşturmasına olanak tanıdı.

İngiltere Mahkemesi patent davasında Intel lehine karar verdi!

Örneğin, Square 2013 yılında Square Cash uygulamasını (şimdi CashApp olarak biliniyor) piyasaya sürdüğünde, Visa bu hizmetin şirketin işlem hacmini tehdit edeceğinden endişe etti. Rekabeti serbest bırakmak yerine, Visa, Square’in şirkete karşı agresif rekabet etmesini engelleyen bir dizi sözleşmeye imza attı. Garland, bir şirket yöneticisinin durumu “Square’i kısa bir tasma ile kontrol ediyoruz.” şeklinde ifade ettiğini belirtti.

DOJ, 2020’de ödeme devinin 5.3 milyar dolarlık fintech şirketi Plaid’i satın almasını da durdurmak için bir dava açmıştı. DOJ, Visa’nın Plaid’i satın alarak potansiyel bir rakibi etkisiz hale getirmek istediğini savunmuştu.