YouTube silah içerikli videolara 18 yaş sınırı getiriyor!

YouTube, ateşli silahlar politikası kapsamında önemli güncellemeler yaparak, silahlarla ilgili belirli içeriklere yaş sınırlaması getiriyor. Yeni düzenlemeler, silah aksesuarlarını içeren videoları da kapsayacak ve bu videolar sadece 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından izlenebilecek.

Platform, reşit olmayan kullanıcıların potansiyel olarak tehlikeli içeriklere erişimini engellemek amacıyla bu değişiklikleri hayata geçiriyor. YouTube, silahların emniyet tertibatlarının nasıl söküleceğini gösteren videoların yasaklanacağınıduyurdu. Ayrıca, ev yapımı silahlar, otomatik silahlar ve susturucular gibi belirli ateşli silah aksesuarlarını içeren videolar, sadece yetişkin kullanıcılar için erişilebilir olacak.

18 Haziran’da yürürlüğe girecek

YouTube’un ateşli silahlarla ilgili politika değişiklikleri, 18 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu adım, silah güvenliği savunucularının, silah videolarının sitenin en genç kullanıcılarına ulaşmaması, çocuklarda travma yaratmaması veya onları aşırılık ve şiddet yoluna sürüklememesi için YouTube’a defalarca önlem alınması çağrısının ardından geldi.

Tech Transparency Project direktörü Katie Paul, bu değişikliğin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu belirtirken, YouTube’un yeni politikayı yayınlamasının neden bu kadar zaman aldığını ve daha da önemlisi yeni kuralın etkili bir şekilde uygulanıp uygulanmayacağını büyük bir soru işareti olarak değerlendirdi. Çünkü, YouTube’un şiddet içeren veya kanlı içeriklere ilişkin kendi politikalarını ihlal eden videolarla karşılaşmak mümkün.

YouTube, politika değişikliklerinin son yıllarda daha yaygın hale gelen 3 boyutlu yazıcılarla oluşturulan silahlar gibi yeni gelişmeleri yansıtacak şekilde tasarlandığını belirtiyor. 17 yaş altındaki kullanıcıların videoları izlemeye başlamadan önce ebeveynlerinden izin almaları zorunlu kılınırken13 yaşından küçük kullanıcıların hesapları ebeveyn hesabına bağlanacak.

Bu yeni düzenlemelerle birlikte, YouTube’un özellikle genç kullanıcılarının güvenliğini sağlama konusunda önemli bir adım attığı görülüyor. Ancak, bu politikaların etkin bir şekilde uygulanıp uygulanmayacağı, zamanla gözlemlenmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.

Elektrikli araçlar bakır madenciliğini patlatacak: arz sorunu kapıda mı?

Dünya genelinde elektrikli araçlara olan ilgi ve talep hızla artarken, bu araçlar için gerekli olan hammadde miktarına yönelik ihtiyaç da aynı doğrultuda büyüyor. Özellikle elektrik üretimi, dağıtımı ve depolanması için kritik bir bileşen olan bakır, elektrikli araç endüstrisi için vazgeçilmez bir madde haline geliyor. Ancak, yapılan son araştırmalar, önümüzdeki yıllarda bakır arzında ciddi sorunlar yaşanabileceğine dair endişeleri ortaya koyuyor.

Uluslararası Enerji Forumu (IEF) tarafından yakın zamanda yayınlanan kapsamlı bir rapor, bakıra olan talebin gelecekte önemli ölçüde artacağını ve bu talebin karşılanmasının büyük zorluklar yaratabileceğini gösteriyor. Rapor, 2018 ile 2050 yılları arasındaki bakır arzını analiz ederek, bu dönemde mevcut eğilimleri karşılamak için bugüne kadar çıkarılan bakır miktarının yüzde 115 oranında artırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, küresel araç filosunun tamamen elektrikli hale getirilmesi için bakır madenciliğinin yüzde 55 daha fazla artırılması gerektiği vurgulanıyor.

Bakır talebindeki bu büyük artış, elektrikli araçlar dışında, yenilenebilir enerji sistemlerinin yaygınlaşması ve enerji depolama çözümlerinin gelişmesiyle de doğrudan ilişkili. Bakır, güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve elektrikli şarj altyapıları gibi birçok alanda kritik bir rol oynuyor. Bu durum, bakır madenciliğinin sürdürülebilir bir şekilde artırılması gerektiği konusundaki baskıyı daha da artırıyor.

Bakır madenciliğinde okyanus kaynaklarına yönelim

Rapor, bakır arama ve madencilik faaliyetlerinin uzun vadede teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Geleneksel kara madenciliğinin yanı sıra, deniz altı madenciliği gibi alternatif kaynakların da değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Okyanus tabanında zengin bakır rezervleri bulunduğu biliniyor ve bu rezervlerin çıkarılması, kara madenciliğine olan bağımlılığı azaltabilir. Ancak, deniz altı madenciliğinin çevresel etkileri ve teknik zorlukları konusunda da dikkatli olunması gerekiyor.

Hibrit araçlar ve bakır talebi

Raporda, hibrit araçların kullanımı da bir alternatif olarak tartışılıyor. Hibrit araçlar, tamamen elektrikli araçlara kıyasla daha az bakır kullanıyor ve bu durum, bakır talebinde hafif bir azalma sağlayabilir. Ancak, hibrit araçların fosil yakıt kullanımına devam ettiği ve sera gazı emisyonlarına neden olduğu düşünüldüğünde, bu çözümün küresel olarak kabul gören bir alternatif olması zor görünüyor. Elektrifikasyon çabalarının iklim değişikliğiyle mücadelede etkin olabilmesi için tamamen elektrikli araçlara geçişin daha sürdürülebilir bir yol olduğu belirtiliyor.

Bu analizler, elektrifikasyon sürecinin sürdürülebilir bir şekilde ilerleyebilmesi için bakır madenciliğine yönelik stratejik planların ve yatırımların acil olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, elektrikli araç teknolojisinin gelişimi ve yaygınlaşması beklenen hızda gerçekleşemeyebilir.

Elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji sistemleri, karbon ayak izini azaltmak ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için kritik öneme sahip. Ancak, bu teknolojilerin sürdürülebilir bir şekilde büyüyebilmesi için hammadde kaynaklarının güvence altına alınması ve bu kaynakların çevreye en az zarar verecek şekilde çıkarılması büyük önem taşıyor. Bu bağlamda, bakır madenciliğinde yenilikçi ve çevre dostu yöntemlerin geliştirilmesi, hem endüstri hem de gezegenin geleceği için hayati önemde olacak.

Türkiye 5G değil, 5.5G’ye geçiyor!

0

Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde büyük bir adım atmaya hazırlandığı duyuruldu. Daha önce 2026 yılında 5G’ye geçiş hedeflendiğini açıklayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun ardından, Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan çok daha iddialı bir hedefi gün yüzüne çıkardı. Türkiye, 2026’da doğrudan 5.5G teknolojisine geçecek.

Türkiye’de şuan için pilot bölge olarak seçilen İstanbul Havalimanı bazı lokasyonlarda 5G kullanılabiliyor. Fakat bunun haricinde vatandaşların kullanımına henüz sunulmadı. Hatta Türk Telekom ve iş ortaklarından Ericsson, 5G çalışmalarını sürdürüyor.

Fakat Türkiye, tıpkı 4G’de olduğu gibi 5G teknolojisini de direkt olarak getirmeyecek. Zaten halihazırda kullanıma da açılmadı. Bunun yerine 5.5G teknolojisine geçiş hedefi sürdürülüyor. Nitekim Bakan yardımcısı da 2026’da 5G yerine 5.5G’ye direkt geçiş yapılacağını dile getirdi.

5.5G, 5G teknolojisinin eksikliklerini gidererek daha hızlı ve güvenilir hale getirilmiş gelişmiş bir versiyonu diyebiliriz. En dikkat çekici farkların başında hız geliyor. 5G ağları gerçek dünya uygulamalarında yaklaşık 1 Gbps hız sunarken, 5.5G ağları 10 Gbps’ye kadar çıkabiliyor. Huawei de 5.5G’nin zirve noktasında 5G’den 10 kata kadar daha hızlı olabileceğini dile getiriyor.

Gecikme süresi de 5.5G ile önemli ölçüde azalıyor. 5G ağlarında 8 ila 12 milisaniye olan maksimum gecikme, 5.5G’de yaklaşık 5 milisaniyeye düşüyor. Tabii ki bunlar gerçek dünya gecikme ölçümleri. Bu yüzden teorik gecikme süresi daha da düşük olabilir.

5.5G’nin frekans aralığı da dikkat çekici bir fark yaratıyor. Huawei’ye göre 5.5G ağları 100 GHz’in altındaki frekanslarda çalışıyor. 5G ise 450 MHz ile 6 GHz arası frekans aralığı 1’i ve 24.25 GHz ile 52.6 GHz arası frekans aralığı 2’yi kullanıyor.

Yani 5G, 60 GHz’in altındaki frekanslarda çalışıyor. Daha yüksek frekanslar daha yüksek hız anlamına gelirken, kapsama alanı daralabiliyor. 5.5G’nin daha erişilebilir olmak için düşük frekansları kullanmaya devam edeceği ancak daha yüksek hızlar için yüksek frekanslar için de destek ekleyeceği düşünülüyor.

Ağ mimarisi açısından bakıldığında ise 5.5G tamamen bağımsız (SA) bir yapıya sahip. Yani çalışmak için 4G kulelerine ihtiyaç duymuyor. Örneğin Asya’da birçok telekom operatörü çalışmak için 4G donanımına ihtiyaç duyan NSA 5G kullanıyor. 5.5G ise bu bağımlılığı tamamen ortadan kaldırarak tam potansiyeline ulaşma imkanı sunuyor.

Huawei ayrıca 5.5G’nin karbon verimliliği açısından da daha iyi olduğunu söylüyor. Özellikle pasif IoT cihazları için enerji verimliliği sağlayan 5.5G, her bir IoT cihazının iletişim için kendi güç kaynağına sahip olma ihtiyacını ortadan kaldırıyor.

Son olarak, 5.5G daha hassas konumlandırma imkanı sunuyor. Bu özellik de akıllı tarım, akıllı şehirler ve çevresel izleme gibi uygulamalar için büyük fayda sağlıyor.

TSMC ASML’den son teknoloji Litografi makinesi alıyor!

Dünyanın önde gelen yarı iletken üreticilerinden TSMC, bu yıl ASML‘den high-NA EUV litografi makinesini teslim alacak. Böylece TSMC, Intel‘den sonra bu ileri teknoloji makineye sahip olan ikinci çip üreticisi olacak. ASML’nin Mali İşler Direktörü Roger Dassen380 milyon dolar değerindeki bu yüksek sayısal açıklıklı (high-NA) ekstrem ultraviyole (EUV) litografi makinesinin 2024 yılında TSMC’ye teslim edileceğini duyurdu. Makinenin tam olarak hangi tarihte teslim alınacağı ise henüz netleşmiş değil.

High-NA litografi teknolojisi, transistör boyutunu %66 oranında azaltarak çip üretiminde büyük bir devrim yaratması bekleniyor. Bu teknoloji sayesinde çip üreticileri, 2nm ve altındaki üretim süreçlerinde daha yüksek doğruluk ve yoğunlukta desenler oluşturabilecek0,55’lik sayısal açıklığa sahip high-NA EUV sistemi, önceki 0,33 sayısal açıklığa sahip merceklerle donatılmış EUV sistemlerinden çok daha gelişmiş bir performans sunacak.

TSMC’nin ileri teknoloji planları

Çip üretiminde sektör lideri olan TSMC2nm üretim sürecinde sorunsuz bir şekilde ilerlediğini belirtiyor. Şirket, 2025’in ikinci çeyreğinde N3X ve N2 süreçlerinde üretime başlamayı planlıyor. N2P ve A16 (1.6nm) teknolojilerinin seri üretimi için ise 2026’nın ikinci çeyreğini hedefliyor. High-NA EUV cihazlarının hangi üretim süreçlerinde kullanılacağı henüz kesinleşmemiş olsa da, TSMC şu anda 2nm ve 3nm süreçlerinde low-NA EUV makineleriyleüretim yapıyor.

Tayvanlı dev, 2nm sürecinden itibaren FinFet transistörlerden Gate-all-around FET (GAAFET) transistörlere geçişyapmayı planlıyor. TSMC, 2nm sürecinin %10 ila %15 performans artışının yanı sıra %25 ila %30 daha düşük güç tüketimi sağlayacağını belirtiyor. Bu gelişmeler, TSMC’nin çip üretiminde liderliğini pekiştirirken, yarı iletken endüstrisinde de önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

İsrail sosyal medyayı kullanarak sahte kampanya yapıyor!

İsrail, Gazze savaşına yönelik etkileme kampanyasıyla ABD’li milletvekillerini gizlice hedef alıyor. İlgili belgelere göre İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, ABD’li milletvekillerini İsrail ordusuna fon sağlamaya çağıran sahte sosyal medya hesaplarının kullanıldığı operasyonun emrini verdi. İsrail, İsrail yanlısı mesajlarla ABD milletvekillerini ve Amerikan kamuoyunu hedef alan bir nüfuz kampanyası düzenledi ve bunun için para ödedi. İsrail, Gazze’yle savaştaki eylemlerine desteği teşvik etmeyi amaçladı.

İsrail sosyal medya kullanımıyla dezenformasyon yayıyor

Dört İsrailli yetkili, gizli kampanyanın, dünyanın dört bir yanındaki Yahudileri İsrail Devleti’ne bağlayan bir hükümet organı olan İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı tarafından başlatıldığını söyledi. Yetkililere ve belgelere göre bakanlık, operasyona yaklaşık 2 milyon dolar ayırdı ve bunu gerçekleştirmesi için Tel Aviv’deki bir siyasi pazarlama şirketi olan Stoic’i işe aldı.

Kampanya Ekim ayında başladı ve X platformunda aktif olmaya devam ediyor. Zirvedeyken, İsrail yanlısı yorumlar yayınlamak için X, Facebook ve Instagram’da gerçek Amerikalı gibi görünen yüzlerce sahte hesap kullanıldı. Hesaplar, New York Temsilciler Meclisi azınlık lideri Temsilci Hakeem Jeffries ve Gürcistanlı Senatör Raphael Warnock gibi ABD’li milletvekillerine, özellikle de Siyahi ve Demokratlara odaklanıyor ve onları İsrail ordusunu finanse etmeye devam etmeye çağıran gönderiler yayınlıyordu. Gönderilerin çoğunu oluşturmak için yapay zeka destekli chatbot ChatGPT kullanıldı. Kampanya ayrıca İsrail yanlısı makaleler içeren üç sahte İngilizce haber sitesi de oluşturdu.

The New York Times’ın Diaspora İşleri Bakanlığı’nın mevcut ve eski dört üyesiyle ve kampanyaya ilişkin belgelerle doğruladığı nüfuz operasyonuyla İsrail hükümetinin bağlantısı daha önce bildirilmemişti. İsrailli yanlış bilgilendirme gözlemcisi FakeReporter, bu çabayı Mart ayında tespit etti. Geçen hafta, Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta ve ChatGPT’yi yapan OpenAI de operasyonu tespit edip aksattıklarını açıklamıştı.

Gizli kampanya, İsrail’in Gazze’deki savaşla ilgili Amerika’nın fikrini etkilemek için ne kadar ileri gitmek istediğinin sinyalini veriyor. ABD uzun süredir İsrail’in en sadık müttefiklerinden biri; Başkan Biden geçtiğimiz günlerde ülke için 15 milyar dolarlık bir askeri yardım paketini imzaladı. Ancak çatışma, Gazze’de artan sivil ölümleri karşısında Bay Biden’ın İsrail’e verdiği desteği geri çekmesi yönünde çağrıda bulunan pek çok Amerikalının hoşuna gitmedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kaçır: “Türkiye’nin teknoloji yıldızı parlamaya devam ediyor”

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, APY TEKMER Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin teknoloji alanında geldiği noktaya dikkat çekti ve geleceğe yönelik hedeflerini anlattı. İşte detaylar…

Bakandan açıklama: Türkiye’nin garaj modeli başarıya ulaştı!

Kacır, hızla değişen teknoloji dünyasında Türkiye’nin geleneksel iş modellerini yıkarak ekonomik büyümenin yeni itici gücü olan teknoloji girişimciliğini desteklediğini vurguladı. Türkiye’nin kritik teknolojileri yerli ve milli imkanlarla geliştirme hedefine ulaşmak için uygulama ve düzenlemelerle teknoloji girişimlerini desteklediklerini belirtti.

Konuşmasında Türkiye’nin teknoloji üssü haline gelmesi için atılan adımları sıralayan Bakan Kacır, Ar-Ge ve tasarım merkezlerine verilen desteklerin yanı sıra hızlandırıcı ve kuluçka merkezleriyle tohum aşamasındaki girişimlerin desteklendiğini ifade etti. TEKNOFEST gibi organizasyonlarla gençlerin teknoloji geliştirmeye teşvik edildiğini ve fikirden ürüne giden yolda binlerce girişimin doğduğunu söyledi.

Bakan Şimşek açıkladı: Kamuda tasarruf seferberliği başladı!

Girişimlerin desteklenmesinde “Deneyap Atölyeleri”nin önemini vurgulayan Bakan Kacır, fonların fonu mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişim ekosistemine aktarıldığını belirtti. Bu kapsamda Teknoloji ve İnovasyon Fonu ile 66 girişime 112,3 milyon avro yatırım yapıldığını ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yürütülen Tech-InvesTR programıyla da 92 girişime 1,95 milyar lira kaynak sağlandığını açıkladı.

Bakan Kacır, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla 38 girişime 15 milyon doların üzerinde yatırım yapıldığını da sözlerine ekledi. Ayrıca, Ar-Ge merkezleri ve teknopark firmalarının teşviklerden yararlanarak girişimlere yatırım yapmasının önünün açıldığını da belirtti.

TÜBİTAK Girişimcilik Destek Programı’nın (BiGG) yatırım programına dönüştürüldüğünü ve bugüne kadar 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladığını belirten Kacır, KOSGEB aracılığıyla son 3 yılda girişimcilere 7,4 milyar lira kaynak aktarıldığını söyledi.

Turcorn 100 Programı ile hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin küresel pazarlara açılmasına destek olunduğunu ve Türkiye’ye özgü garaj modeli başarı hikayelerinin desteklendiğini vurguladı.

Ayrıca Teknoloji Geliştirme Merkezleri (TEKMER) Destek Programı ile yenilikçi fikirlerin ticarileşmesinde önemli rol oynayan TEKMER’lere bugüne kadar 263 milyon liranın üzerinde destek sağlandığını açıkladı.

Konuşmasında yapay zeka alanına da değinen bakan, bu alanda yaşanabilecek tekelleşmenin önüne geçmek ve Türkiye’nin yapay zeka ekosistemini geliştirmek için çalıştıklarını belirtti. Ulusal Yapay Zekâ Enstitüsü’nün kurulduğunu ve Yapay Zekâ Ekosistem Çağrılarıyla, uluslararası iş birlikleriyle, araştırma merkezleriyle ve süper hızlı bilgisayarlarla bu alanda önemli adımlar atıldığını ifade etti.

Windows Geri Çağırma özelliği güvenlik tehlikesi mi oluşturuyor?

Windows Geri Çağırma, bilgisayarınızda bulunduğunuz her anın ekran görüntüsünü alarak bu bilgilerin Copilot aramalarında kullanılabilir olmasını sağlayan bir özellik. Bu gerçekten kullanışlı bir özellik mi, yoksa tüketicilerin boğazına tıkıştırılan daha fazla yapay zeka saçmalığından mı ibaret? Windows Geri Çağırma, Microsoft’un duyurduğu anda tartışmalara yol açtı ve bunun iyi bir nedeni var. Bu özellik, yakında çıkacak Copilot+ PC’lerde kullanıma sunulacak ve yaptığınız her şeyin sürekli olarak ekran görüntülerini alacak. Kullanıcıların geçmişte görüntüledikleri veya üzerinde çalıştıkları şeyleri semantik olarak aramak için Copilot’u sorgulamalarına olanak sağlamak için bu “anlık görüntüleri” karşılık gelen OCR (optik karakter tanıma) dosyalarıyla birlikte saklıyor.

Windows Geri Çağırma özelliği için endişe duyuluyor

Güvenlik odaklı insanlar ve araştırmacılar hemen gizlilik sorunlarını gündeme getirdiler. Ancak Microsoft, tüm işleme ve veri depolamanın yerel olduğunu söyleyerek bu endişeyi ortadan kaldırmış gibi görünüyor. Bu iyi ve güzel ancak güvenlik araştırmacısı Kevin Beaumont bunun yeterli olmadığını söylüyor . Bu özellik güvenlik açıklarıyla doludur. Microsoft’un “Recall’ı geri çağırması ve hak ettiği özellik olması için yeniden çalışması gerektiğine” inanıyor.

Windows Geri Çağırma, verilerini geniş açık bir SQLite düz metin veritabanında saklıyor. Bunun Windows oturumu kapatıldığında şifrelendiği doğru olsa da, bu yalnızca birisinin bilgisayarınızı fiziksel olarak çalmasına karşı koruyor. Beaumont, bunun bilgisayar korsanlarının genel olarak işlerini yürütme şekli olmadığını belirtiyor. Aksine, Recall “InfoStealer truva atlarına” karşı oldukça savunmasızdır. Ayrıca Recall, ekranda görünebilecek hassas bilgiler veya kimlik bilgileri içeren ekran görüntülerini sansürlemez veya başka şekilde gizlemez.

Beaumont: “Kullanılmayan şifreleme, yalnızca birinin evinize gelip dizüstü bilgisayarınızı fiziksel olarak çalması durumunda yardımcı olur; bu, suçlu bilgisayar korsanlarının yaptığı bir şey değil. Örneğin, kullanıcı adlarını ve şifreleri otomatik olarak çalan InfoStealer truva atları on yılı aşkın bir süredir büyük bir sorun haline geldi. Artık bunlar Geri Çağırma’yı destekleyecek şekilde kolayca değiştirilebilir” dedi.

Ayrıca, şifrelenmemiş veritabanı dosyaları yeni bir “CoreAIPlatform” klasöründeki “AppData”da depolanıyor. Bu klasör ve içerdiği dosyalar erişim için yönetici hakları gerektirse de Microsoft, çoğu Windows kullanıcısının yönetici olarak çalıştığını kabul ediyor, bu nedenle bu gerçekten yeterli bir güvenlik değil. Beaumont, dosyalara bu korumaları aşan yalnızca iki satırlık kodla eriştiğini iddia ediyor.

Amazon kusurlu ürünleri teslimat öncesinde tespit edecek!

0

Amazon, teslimattan önce kusurları tespit etmek için bilgisayar görüşünü kullanacak. Amazon, müşterilerin ürünleri bozulmamış durumda almasını sağlamak ve sürdürülebilirlik çabalarını ilerletmek için bilgisayar görüşünden ve yapay zekadan yararlanacak . “Proje PI” (“özel dedektif”in kısaltması) olarak adlandırılan girişim, Kuzey Amerika’daki Amazon sipariş karşılama merkezlerinde faaliyet gösteriyor ve burada her gün milyonlarca ürünü kusurlara karşı tarayacak.

Amazon teslimat kusurları için teknolojik altyapı kuruyor

Project PI, hasarlı ürünler veya yanlış renk ve boyutlar gibi sorunları müşterilere ulaşmadan önce tespit etmek için üretken yapay zeka ve bilgisayarlı görüntü teknolojilerinden yararlanıyor. Yapay zeka modeli yalnızca kusurları tanımlamakla kalmıyor, aynı zamanda temel nedenlerin ortaya çıkarılmasına da yardımcı olarak Amazon’un yukarı yönde önleyici tedbirler uygulamasına olanak tanıyor. Bu sistemin, her ay işlenen çok sayıda ürün arasında ürün sorunlarını doğru bir şekilde tespit ederek, kurulduğu tesislerde son derece etkili olduğu kanıtlandı.

Herhangi bir öğe gönderilmeden önce Proje PI’nin durumunu değerlendirdiği bir görüntüleme tünelinden geçer. Bir kusur tespit edilirse öğe izole edilir ve benzer ürünlerin etkilenip etkilenmediğini belirlemek için daha fazla araştırılıyor. Amazon çalışanları, işaretlenen ürünleri inceler ve bunları Amazon’un İkinci Şans sitesi aracılığıyla indirimli olarak satıp satmayacağına, bağış yapıp yapmayacağına veya alternatif kullanımlar bulup bulmayacağına karar veriyor. Bu teknoloji, 2024 yılı boyunca genişleme planlarıyla birlikte, Kuzey Amerika’daki çeşitli sipariş karşılama merkezlerinde manuel denetimleri geliştirerek ekstra bir çift göz görevi görmeyi amaçlıyor.

Amazon’un Dünya Çapında Satış Ortağı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dharmesh Mehta: “Müşterilerimize mağazamızdan her alışveriş yaptıklarında doğru deneyimi yaşatmak istiyoruz. Operasyon tesislerimizde yapay zeka ve ürün görüntülemeden yararlanarak, potansiyel olarak hasar görmüş ürünleri verimli bir şekilde tespit edebiliyoruz ve bu sorunların daha fazlasını daha müşteriye ulaşmadan çözebiliyoruz; bu da müşteri, satış ortaklarımız ve çevre için bir kazanç” dedi.

Project PI ayrıca Amazon’un sürdürülebilirlik girişimlerinde de önemli bir rol oynuyor. Sistem, hasarlı veya kusurlu ürünlerin müşterilere ulaşmasını önleyerek istenmeyen iadelerin, atık ambalajların ve ek nakliyeden kaynaklanan gereksiz karbon emisyonlarının azaltılmasına yardımcı oluyor.

Amazon’un Dünya Çapındaki Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Kara Hurst: “Yapay zeka, Amazon’un müşterileri yalnızca yüksek kaliteli ürünlerle memnun etmekle kalmayıp aynı zamanda mükemmelden daha azını önleyerek bu müşteri takıntısını sürdürülebilirlik çalışmalarımıza da yaymamızı sağlamasına yardımcı oluyor. öğelerin tesislerimizden çıkmasını önlüyor ve nakliye, paketleme ve iade sürecindeki diğer adımlardan kaynaklanan gereksiz karbon emisyonlarını önlememize yardımcı oluyor” dedi.

Unity eğitimi ile sıfırdan kendi oyununuzu geliştirin!

Co-Founder Academy, Skilled Hub ve BUG Lab TEKMER iş birliğiyle düzenlenen Unity oyun geliştirme eğitim programı, teknolojinin hızla geliştiği günümüzde oyun geliştirme sektörüne ilgi duyanlar için önemli bir fırsat sunuyor. Bu kapsamlı eğitim programı, katılımcıları Unity kullanarak oyun geliştirme konusunda uzmanlaştırmayı amaçlıyor. Program, teknik becerilerin yanı sıra iletişim ve liderlik gibi kariyer gelişimini destekleyen soft skills alanlarında da gelişim sağlıyor.

Eğitim süreci, güncel oyun geliştirme teknolojileri ve platformları hakkında derinlemesine bilgi edinme imkanı sunmaktadır. Katılımcılar, Unity editörü ve sahne oluşturma, Unity C# ve Visual Studio kullanımı gibi programlama temellerini öğrenirken aynı zamanda versiyon kontrol sistemleri, UI ve asset kullanımı, grafik ve ses uygulamaları gibi konuları da ele alıyorlar. Programın içeriği, 96 saat teknik dersler, 24 saat uygulamalı laboratuvar çalışmaları, 24 saat soft skill oturumları, 12 saat sektör odaklı hard skill oturumları, 32 saat birebir destek oturumları ve 12 saat CV ve mülakat hazırlık süreçlerini kapsıyor.

Unity oyun geliştirme eğitim programına başvurabilecek kişilerin geniş bir yelpazesi bulunmaktadır. Program, özellikle oyun geliştirme sektöründe kariyer yapmak isteyenler için ideal bir fırsat sunmaktadır. Bunun yanı sıra, kendi oyun projelerini hayata geçirmek isteyenler, Unity‘nin güçlü araçlarını kullanarak yaratıcılıklarını ortaya koymak isteyenler de programa başvurabilirler. Ayrıca, farklı bir sektörden gelip oyun geliştirme dünyasına adım atmak isteyenler ve hızlı bir şekilde oyun geliştirme becerilerini kazanmak isteyenler de programa başvurabilirler.

Oyun geliştirme hayallerinizi Unity ile gerçekleştirin!

Eğitim programı, kariyer değişikliği yapmayı düşünenler için özellikle değerli bir fırsat sunmaktadır. Farklı bir sektörden gelen katılımcılar, program sayesinde oyun geliştirme alanındaki temel bilgileri ve becerileri öğrenerek yeni bir kariyer yolculuğuna başlayabilirler. Ayrıca, programın yoğun ve kapsamlı yapısı, hızlı bir şekilde oyun geliştirme becerilerini kazanmak isteyenler için de idealdir.

Son olarak, program hardcore oyuncular ve kendi oyunlarını yaratmak isteyen tutkulu bireyler için de mükemmel bir fırsat sunmaktadır. Oyun dünyasında bir iz bırakmak ve kendi oyunlarını tasarlamak isteyenler, bu eğitim programı aracılığıyla gereken bilgi ve becerilere ulaşabilirler. Dolayısıyla, oyun geliştirme dünyasına tutkulu bir ilgiyle yaklaşan herkes, Unity oyun geliştirme eğitim programına başvurabilir ve kariyerlerine yeni bir yön verebilirler.

Programı başarıyla tamamlayan mezunlar, YTÜ Teknopark Katılım Sertifikası ve Skilled Hub Eğitim Sertifikası ile ödüllendirilecektir. Mezunlar, sektördeki iş birlikleri kapsamında staj desteği sağlama avantajına sahip olacaklardır.

Unity oyun geliştirme eğitim programına başvurular, 23 Haziran 2024 tarihine kadar devam etmektedir. Detaylı bilgi almak veya başvuru yapmak için [email protected] adresine e-posta gönderebilir, sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşabilirsiniz ya da başvuru formunu doldurabilirsiniz. Bu heyecan verici eğitim programında sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

📆 Son Başvuru Tarihi: 23 Haziran 2024
🔗 Başvuru Formu: bit.ly/4bxjwfH

Çin yeşil hidrojen üretiminde dünyayı geride bırakıyor!

Çin, ulusal hidrojen üretim hedeflerini belirlediği takvimden önce aşmaya hazırlanarak yeşil hidrojen üretiminde tüm dünyayı geride bırakıyor. Ülke, yılda 220.000 ton yeşil hidrojen üretme hedefine doğru hızla ilerlerken, bu miktar, dünyanın geri kalanından yılda 6.000 ton daha fazla ve Çin’in 2025 hedefi olan 200.000 tonu aşıyor.

Çin, güneş ve rüzgar enerjisindeki rekor kapasitesiyle bilinirken, benzer bir başarıyı yeşil hidrojen üretiminde de gösteriyor. Yayınlanan yeni bir rapora göre, Çin şu anda dünyanın en büyük hidrojen üreticisi ve tüketicisikonumunda. Yıl sonuna kadar yaklaşık 2,5 gigawatt hidrojen elektrolizör kapasitesi kurması öngörülen Çin, bu alanda da dünya liderliğini pekiştiriyor.

Rystad Energy raporuna göre, Çin 2023 yılında kümülatif 1 gigawatt elektrolizör kapasitesi kurarak teknolojinin benimsenmesinde dünya lideri oldu. Ancak Çin’in hidrojen arzının önemli bir kısmı halen kömür gazlaştırma veya buhar metan reformasyonu (SMR) yoluyla üretilen gri hidrojenden elde ediliyor. 2023 yılında yaklaşık 35,5 milyon ton hidrojen üreten Çin, yenilenebilir kaynaklardan üretilen yeşil hidrojenin payını sadece yüzde 1’de tutuyor.

Dünyanın en büyük sera gazı emisyonu yapan ülkesi olan Çin, 2060 yılına kadar ulusal karbon-nötr hedefine ulaşmak için hidrojeni gelecekteki enerji karışımında kilit bir unsur olarak tanımlıyor. Bu bağlamda ülke, gri hidrojen yerine yeşil hidrojene, yani üretimin temiz kaynaklar tarafından yapılmasına odaklanıyor. Çin’in hidrojen üretiminin 2050 yılına kadar 119 milyon tona ulaşması ve bunun 70 milyon tonunun yeşil hidrojen arzıyla oluşturulması hedefleniyor.

Raporda ayrıca, 1 milyon ton yeşil hidrojen üretiminin yaklaşık 20 gigawatt kara rüzgâr kapasitesine ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Çin, 2023 yılında güneş enerjisinde 217 gigawatt, rüzgarda ise 76 gigawatt’lık yeni kurulumyaparak bu alandaki kapasitesini artırdı ve bu hedeflere ulaşmak için gerekli altyapıyı oluşturdu.

Çin’in temiz hidrojen konusundaki bu liderliği, ülkenin enerji dönüşümünde önemli bir rol oynayacak ve küresel iklim hedeflerine ulaşmada kritik bir katkı sağlayacak gibi görünüyor.

Grafik tasarım ve dijital pazarlama eğitimi tamamlandı!

Co-Founder Academy ve Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı iş birliğiyle düzenlenen ve yüz yüze gerçekleşen 60 saatlik Grafik Tasarım ve Dijital Pazarlama eğitimi başarıyla tamamlandı. Katılımcılar, görsel iletişim temellerinden sosyal medya içerik yönetimine, dijital pazarlama stratejilerinden veri analizine kadar geniş bir yelpazede becerilerini güçlendirdi.

Kariyerlerini yükseltmek isteyen herkes için tasarlanan bu eğitim programı, katılımcılara sektörde öne çıkmak için gerekli bilgi ve becerileri sağladı. Eğitim programını başarıyla tamamlayan katılımcılara Co-Founder Academy tarafından verilen sertifikalarla hem teknik yetkinliklerini belgeleme hem de sektöre katılımlarını resmi olarak kanıtlama fırsatı sunuldu.

Grafik tasarım ve dijital pazarlama eğitimi, katılımcılara sosyal medya ve dijital pazarlama alanında uzmanlık kazanarak sektörde öne çıkmaları için gereken tüm bilgi ve becerileri sağlamayı hedefledi. Program bitiminde katılımcılar, sektördeki iş birlikleri kapsamında staj ve iş imkanlarına erişim sağlayacaklar.

Grafik Tasarım

Eğitim boyunca işlenen konular arasında şunlar yer aldı:

  • Görsel İletişim Temelleri: Renk teorisi, tipografi, kompozisyon ve denge gibi temel ilkeler.
  • Sosyal Medya İçerik Yönetimi: Kullanıcı etkileşimini artırmak için stratejiler ve yönetim teknikleri.
  • Dijital Pazarlama Stratejileri ve Araçları: İçerik pazarlama, Google Ads, Facebook Reklamları, SEO ve SEM gibi dijital kanallar.
  • Veri Analizi ve Kampanya Optimizasyonu: Dijital pazarlama kampanyalarının performansını ölçmek, analiz etmek ve geliştirmek için veri analizi ve kampanya optimizasyonu becerileri.

Eğitim programı boyunca katılımcılar, interaktif oturumlar ve uygulamalı çalışmalar aracılığıyla konuları derinlemesine öğrenme fırsatı buldular. Özellikle, renk teorisi ve tipografi gibi görsel iletişim temelleri üzerinde yapılan pratik egzersizler, katılımcıların tasarım becerilerini geliştirmelerine yardımcı oldu. Ayrıca, sosyal medya içerik yönetimi ve dijital pazarlama stratejileri üzerine gerçek hayattan örnekler ve vaka çalışmaları ile eğitim verilerek, katılımcıların bu alanlarda nasıl etkili stratejiler geliştirebileceklerini öğrenmeleri sağlandı. Veri analizi ve kampanya optimizasyonu modülü ise katılımcılara dijital pazarlama performanslarını ölçme ve iyileştirme konusunda kritik beceriler kazandırdı. Sonuç olarak, bu kapsamlı eğitim programı, katılımcıları sektörde rekabetçi bir avantaj elde etmeleri için donatarak, kariyerlerinde ilerlemelerine yardımcı oldu.

Elektronik ulusal menkul kıymetler borsası açılacak!

0

Aralarında Citadel Securities ve BlackRock’un da bulunduğu iki düzineden fazla yatırımcının desteklediği bir grup, New York Menkul Kıymetler Borsası ve Nasdaq ile rekabet edebilmek amacıyla yaptığı açıklamada Teksas’ta kendi borsasını kurmayı planladığını söyledi.

TXSE Group Inc.’e ait olan ve LinkedIn’e göre 2023 yılında kurulan Texas Menkul Kıymetler Borsası (TXSE), tüm yatırımcıların ve kamu sermayesine erişim arayanların piyasalara erişimini genişletmeyi amaçlayan bir “tamamen elektronik ulusal menkul kıymetler borsası” olacak. Haberi ilk bildiren The Wall Street Journal’a göre TXSE, birincil listelemelere, ikili listelemelere ve borsada işlem gören ürünlere sahip olmayı hedefliyor.

Elektronik ulusal menkul kıymetler borsası

Basın açıklamasına göre borsa, 120 milyon dolar sermaye topladı ve bu yılın sonlarında Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na kaydolmayı planlıyor. Aynı zamanda Dallas’ta bir fiziksel merkeze sahip olacak ve şirket yaklaşık 100 kişiye istihdam sağlayacak. Birçok kaynağın bildirdiğine göre şirket, 2025 yılında ticareti kolaylaştırmaya başlamayı ve ertesi yıl ilk listelemeye ev sahipliği yapmayı planlıyor.

Lee, The Wall Street Journal’a TXSE’nin apolitik olduğunu söyledi ancak yayın, tüccarlar arasında eyalette “uyanma karşıtı” bir borsanın başlatıldığına dair söylentilerin olduğunu kaydetti. Şirketin basın bülteni tüm yatırımcılarını detaylandırmasa da, Citadel’in CEO’su Ken Griffin Kasım 2022’de Chicago’daki okullarda ” ideolojiyi uyandırmayı ” açıkça eleştirdi. Citadel’in küresel genel merkezi 2022’nin sonlarında Chicago’dan Miami’ye taşındı; bunun kısmen suç oranları ve artan vergiler.

Bu yılın başlarında Griffin, Harvard Üniversitesi’ne bağışlarını durdurdu ve seçkin öğrencilerin ” mızmız kar taneleri ” haline gelmesinden endişe duyduğunu söyledi ve Mayıs ortasında Bloomberg’e eski Başkan Donald Trump’a verdiği desteğin aday arkadaşı seçimine bağlı olduğunu söyledi. Ancak BlackRock , muhafazakar gruplar tarafından ” kapitalizmi uyandıran ” olarak görüldü ve bu gruplar da şirketi ve CEO Larry Fink’i hedef alıp onlara saldırdı. Griffin’in değerinin yaklaşık 32.7 milyar dolar olduğunu tahmin ediyoruz. Fink’in değerinin yaklaşık 1.2 milyar dolar olduğunu tahmin ediliyor.

Yapay zeka antitröst soruşturmaları için zemin hazırlandı!

0

Federaller Nvidia, Microsoft ve OpenAI’nin antitröst soruşturmalarına zemin hazırladı. DOJ ve FTC, yapay zekanın geliştirilmesinde yer alan en büyük teknoloji şirketlerinin araştırılması sorumluluğunu paylaşacak.

Müzakereler hakkında bilgisi olan üç kişiye göre, Adalet Bakanlığı ve Federal Ticaret Komisyonu, yapay zeka endüstrisindeki dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden bazılarının potansiyel rekabete aykırı davranışlarına ilişkin soruşturmaları paylaşmak üzere bir anlaşmaya yaklaşıyor. Anlaşmanın bir parçası olarak DOJ, Nvidia’yı ve yapay zeka bilişiminin temelini oluşturan üst düzey yarı iletkenlerin tedarikindeki lider konumunu araştırmaya hazırlanırken, FTC, Microsoft ve ortağı OpenAI’nin hızla gelişen teknoloji karşısında haksız avantajlara sahip olup olmadığını araştırmaya hazırlanıyor.

Yapay zeka antitröst soruşturmaları için gelişmeler

Üç şirket yapay zeka alanında lider konumdadır ve bu teknoloji Nvidia’yı bugün 3 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaştırarak Microsoft’tan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Anlaşma neredeyse bir yıldır müzakere ediliyor. Her iki kurumun liderleri de hızla büyüyen yapay zeka teknolojisinin mevcut teknoloji devlerinin hakimiyetinde olmamasının acilen sağlanması gerektiğini ifade etse de bir anlaşma sonuçlanana kadar yapabilecekleri çok az araştırma çalışması vardı.

Anlaşma henüz nihai değil ancak bu hafta içinde tamamlanabilir. DOJ, FTC, Nvidia, Microsoft ve OpenAI sözcüleri yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. Kaynaklar, anlaşmanın bir parçası olarak FTC’nin Amazon üzerindeki yetkisini koruduğunu ve DOJ’un Google üzerindeki yetkisini sürdürdüğünü söyledi. Kaynaklar, bu şirketlerin her ikisinin de halihazırda antitröst davalarıyla karşı karşıya olduğunu ancak her iki şirkete yönelik yapay zekayla ilgili soruşturmaların da bir anlaşmaya kadar ertelendiğini söyledi. Amazon ve Google’ın sözcüleri yoruma hemen yanıt vermedi.

New York Times ilk olarak Çarşamba günü geç saatlerde Nvidia, Microsoft ve OpenAI’nin bölündüğünü bildirdi. POLITICO, Ocak ayında FTC ve DOJ’un Microsoft ve OpenAI’yi kimin araştıracağı konusunda pazarlık yaptığını bildirdi. İki kurum ABD’deki antitröst uygulamalarını paylaşıyor ve başlamadan önce her türlü soruşturmayı muadilleriyle görüşerek onaylamaları gerekiyor. Bu süreç genellikle formalite icabıdır ve endüstri çizgileri doğrultusunda gerçekleştirilir, ancak teknoloji pazarlarında çizgiler bulanık.

Geçtiğimiz 18 ay boyunca, hem FTC Başkanı Lina Khan hem de DOJ antitröst başkanı Jonathan Kanter, hızla gelişen yapay zeka alanının, sosyal medyada olduğuna inandıkları şekilde yalnızca bir avuç şirket tarafından kontrol edilmemesini sağlamanın hayati önem taşıdığını söyledi.

Nvidia piyasa değeri tekrar zirve yaptı!

Nvidia, yapay zeka patlamasının ardından 3 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaştı. Yatırımcılar şirketin AI patlamasını güçlendiren çiplerin çoğunu üretmesi için yaygara koparmaya devam ederken, Nvidia gün içi işlemlerde piyasa değeri 3 trilyon doları aştı.

Nvidia piyasa değeri için yeni dönem

Apple, Ocak 2022′de 3 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan ilk ABD şirketi oldu. Microsoft’un piyasa değeri Ocak 2024′te 3 trilyon dolara ulaştı. Nvidia hisseleri son beş yılda yüzde 3.224′ten fazla artış gösterdi.

Nvidia hisseleri yüzde 5 artışla 1.224,40 dolara kapandı ve yatırımcıların üretken yapay zekadaki patlamanın kalbinde yer alan şirketten bir parça için yaygara koparmaya devam etmesiyle birlikte şirkete ilk kez 3 trilyon doların üzerinde bir piyasa değeri kazandırdı. Nvidia ayrıca Apple’ı geçerek Microsoft’un ardından ikinci en büyük halka açık şirket oldu.

Nvidia’nın dönüm noktası, hisse senedinin son beş yılda yüzde 3.224′ten fazla yükseliş gösterdiği bir serideki en son çarpıcı işaret. Şirket bu ayın sonunda stoklarını 1′e 10′a bölecek. Apple, Ocak 2022′de gün içi ticarette 3 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan ilk ABD şirketi oldu. Microsoft Ocak 2024′te piyasa değeri 3 trilyon dolara ulaştı. 1993 yılında kurulan Nvidia, Şubat ayında 2 trilyon dolarlık değerlemeyi geçti ve buradan 3 trilyon dolara ulaşması yalnızca yaklaşık üç ay sürdü.

Mayıs ayında Nvidia, şirketin pahalı ve güçlü grafik işlem birimlerine veya GPU’larına olan talebin herhangi bir yavaşlama belirtisi göstermediğini gösteren ilk çeyrek kazançlarını bildirdi. Nvidia, bir yıl önce elde ettiği rakamın üç katından fazla, 26 milyar dolarlık toplam satış bildirdi. Nvidia ayrıca satış ve kazanç açısından da Wall Street’in beklentilerini aştı ve bu çeyrekte yaklaşık 28 milyar dolar gelir bildireceğini açıkladı.

Nvidia’nın son yıllardaki yükselişi, teknoloji endüstrisinin, OpenAI’nin ChatGPT’sinin kalbinde yer alan büyük yapay zeka modellerini geliştirmek ve dağıtmak için kullanılan çiplere olan ihtiyacından kaynaklanıyor. Google,  Microsoft,  Meta,  Amazon ve OpenAI gibi şirketler milyarlarca dolar değerindeki Nvidia GPU’larını satın alıyor.

Humane Ai Pin yangın riski uyarısı yaptı!

0

Humane Ai Pin sahipleri, yangın riski nedeniyle şarj kutusunu kullanmayı bırakmaları konusunda uyarıldı. Humane, Ai Pin cihazının sahiplerine, “yangın güvenliği riski oluşturabileceği” gerekçesiyle şarj kutusunu kullanmayı “derhal” bırakmalarını söyledi. Uyarı The Verge tarafından görülen bir e-postayla sahiplere gönderildi. Bu, 700 dolarlık cihazın piyasaya sürülmesinden sadece iki ay sonra geldi ve üreticinin yapay zeka destekli bir dijital asistan olarak hareket etme vaadini yerine getiremediği için geniş çapta eleştirilen bir dizi incelemenin ardından geldi.

Humane Ai Pin yangın riski uyarısı

Humane, bir suçlama sorunuyla ilgili bir rapor aldıktan sonra davayı incelediğini açıkladı. İnceleme, kasanın içindeki pil hücresinde bir anormalliği ortaya çıkardı. Humane’ın müşterilerle “çok dikkatli bir şekilde” iletişim kurmasına neden oldu. Pili üçüncü bir taraf sağladı ve Humane o zamandan beri firmayla bağlarını kesti. Şimdi yeni bir tedarikçinin arandığı belirtildi.

Ai Pin, manyetik Pil Güçlendirici ve şarj pedi etkilenmez ve bu nedenle cihaz sahipleri yine de Ai Pin’i yeniden şarj edebilir. Şirket, yeni bir şarj durumu sunup sunmayacağını henüz onaylamadı ve yalnızca daha fazla araştırma sonrasında ek bilgi paylaşacağını söyledi. Ancak kesintinin bir sonucu olarak Humane, müşterilere cihazı kullanmak için gerekli olan aylık 24 ABD doları tutarındaki abonelik hizmetini iki ay ücretsiz sunuyor. Şirket, müşterilere gönderdiği e-postada: “Bunun sizin için rahatsızlığa neden olabileceğini bilsek de, Humane olarak müşteri güvenliği önceliğimizdir. Ai Pin’i ve ilgili aksesuarları güvenliği ön planda tutarak tasarlıyoruz ve bunları geçerli ABD ve uluslararası güvenlik standartlarına göre titizlikle test edip onaylıyoruz” dedi.

Ai Pin, cihazda ve bulutta bulunan çeşitli yapay zeka destekli deneyimler sunar ve bu tür uygulamalar yok. Cihazı gömleğinize veya üstünüze takarsınız ve dokunma, konuşma, hareket ve bilgileri avucunuza yansıtan lazer mürekkepli ekran aracılığıyla onunla etkileşime girersiniz. Piyasaya sürülmesiyle ilgili büyük bir heyecan vardı, ancak birçok inceleme çoğunlukla beklentileri karşılayamadığı iddia edildi.

Apple WWDC 2024 için geri sayım!

0

Apple’ın gelecek haftaki Geliştiriciler Konferansı, iPhone üreticisinin tarihinde çok önemli bir an olacağa benziyor. Vision Pro geçen yılki etkinlikte görücüye çıkmış olsa da Pazartesi günü saat 20:00’de başlayacak olan WWDC 2024’te donanımın ana ilgi odağı olmasını beklemiyoruz.

WWDC geliştiricilere yönelik ve odak noktasının çoğu iOS 18 olacaktır. Cupertino teknoloji devi , OpenAI ile tarihi bir ortaklık da dahil olmak üzere yapay zeka teknolojisini cihazlarına ve yazılımlarına entegre etmenin nasıl seçildiğini sergileyecek. Büyük etkinlik yaklaşırken, iOS 18’in ve söylentilere göre yapay zeka destekli uygulamalarının ve özelliklerinin neler olduğu hakkında her türlü sızıntı ortaya çıktı.

Apple WWDC 2024 yapay zeka yenilikleri ile öne çıkacak

Değişiklikler arasında Apple’ın bazı yeni AI özelliklerini Ajax LLM ile güçlendireceği söyleniyor. Diğer raporlar, Apple’ın yapay zekadan gelen verileri çalışanların bile erişemeyeceği bir şekilde işlemeyi planladığını gösteriyor. Bu da Apple’ın, kullanıcılarına veri gizliliği vaadini yerine getirmeye devam etmesine yardımcı olacak.

Apple’ın dijital asistanı yapay zeka yenilemesine hazırlanıyor . Dijital asistan, Apple’ın kendi geniş dil modellerinden yararlanacak ve Siri’nin uygulamalar içindeki bireysel özellikleri kontrol etmesine olanak tanıyacak. Bu, şu anda Uygulama Amaçları veya Siri Kısayollarının gerektirdiği gibi, geliştiriciler veya kullanıcılar tarafından gerekli herhangi bir kurulum gerekmeden çalışacaktır. Bunun yerine kullanıcılar Siri’den bir e-postayı silmek veya bir fotoğrafı düzenlemek gibi şeyler yapmasını isteyebilecek.

Apple Photos’un yeni görünümü de dikkat çekecek. İnsanlar fotoğraflara yapay zeka ile rötuş yapma olanağına sahip olacak, belki de bu alanda Google Fotoğraflar’a meydan okuyacak.

Kullanıcılar, Notes’un AI özetlerini isteyebilecek. GenAI ayrıca Notes’ta sesin yazıya geçirilmesine de yardımcı olacak. Uygulama içi ses kaydı, ses transkripsiyonunun ve AI özetlemenin yanı sıra desteklenecek.

Ayrıca iMessages’ın yapay zekası yenileniyor. Üretken AI emojileri desteklenecek ve kullanıcıların teknolojiyle kendi emojilerini oluşturmalarına olanak sağlanacak.

Uçan taksi için ticari sertifika alındı!

0

Uçan taksi Şirketi Archer Aviation, FAA ticari sertifikasını aldı. Archer, elektrikli hava aracı Tip Sertifikasını aldığında hava taksi operasyonlarına başlamak için artık iki önemli FAA sertifikasına sahip.

Uçan taksi şirketi Archer Aviation, elektrikli hava araçlarını (EAV) ticari olarak işletmeye başlamak için Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) onay aldı. Bölüm 135 Hava Taşıyıcısı ve Operatör Sertifikası, Archer’ın sistemlerini ve prosedürlerini ticari havayolları gibi geliştirmesine olanak tanıyor. Sertifika, Archer’ın, FAA’nın güvenlik ve operasyonel standartlarına uygun olarak uçakları ticari olarak işletmeye başlamak için gerekli politika ve prosedürlere bağlılığını FAA’ya gösterdiğini doğruluyor.

Uçan taksi için sertifika şartları

Archer, 2022 yılında FAA sertifikasını alan hava taksi şirketi Joby Aviation’ın ardından FAA’dan Part 135 sertifikası alan ikinci uçan taksi üreticisi oldu. Archer’ın kurucusu ve CEO’su Adam Goldstein: “Midnight uçaklarımızla ticari hava taksi operasyonlarına başlama yolunda bir başka önemli adım olan FAA’dan Part 135 Hava Taşıyıcısı ve Operatör Sertifikasını almaktan onur duyuyoruz” dedi. “Bu dönüm noktası, güvenli, sürdürülebilir ve düşük gürültülü bir ulaşım çözümüyle ABD genelindeki topluluklar için dünyanın ilk elektrikli hava taksi hizmetlerinden birini ayağa kaldırırken ekibimizin güvenliğe ve operasyonel mükemmelliğe olan sarsılmaz bağlılığını yansıtıyor” dedi.

Bölüm 135 sertifikası, Archer’ın, Tip Sertifikası alındığında (ki bu gelecek yıl en kısa sürede olabilir) United Airlines yolcularını Archer uçan araçlarıyla havalimanlarına taşımasına olanak tanıyor. United ve Archer ticari operasyonları birlikte yürütmeyi planlıyor. Archer, özel uçak onarım hizmetleri vermesine olanak tanıyan FAA sertifikasını zaten almıştı.

Archer, Midnight EAV Tip Sertifikasını aldığında hava taksi operasyonlarına başlamak için gereken iki önemli FAA sertifikasını da aldı. Bölüm 135 sertifikasyon süreci, pilotların FAA gözlemi altında yeterlilik gösterdiği, operasyonel kılavuzların ve prosedürlerin kapsamlı belgelenmesiyle birlikte beş aşamadan oluşuyor. Bölüm 135 sertifikası, ABD’de EAV’leri hava taksi hizmeti olarak işletmek için gereken üç FAA onayından biri. Archer dünya çapında genişliyor. Şirket kısa süre önce Kore’deki KakaoMobility ile 250 milyon dolar değerinde 50 adete kadar Archer Midnight alımı için bir anlaşma imzaladı.

Londra hastaneleri fidye yazılım saldırısı kurbanı!

Londra’daki bazı hastaneler, bir hizmet ortağına yapılan fidye yazılım saldırısının bazı kilit sistemleri çökertmesinin ardından patoloji hizmetleri sunmakta zorlanıyor. NHS England’ın Londra bölgesi yetkilileri patoloji laboratuvarı hizmetleri sağlayıcısı Synnovis’in hedef olduğunu doğruladı. Siber saldırı sonrası kilitlenen sistemler nedeniyle kan nakli ve ameliyatlar sekteye uğradı.

Bölgeden bir sözcü şunları söyledi: “Bu durum Guy’s and St Thomas’, King’s College Hospital NHS Foundation Trusts ve Londra’nın güneydoğusundaki birinci basamak sağlık hizmetleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir ve bu durumun hastalara ve ailelerine verdiği rahatsızlıktan dolayı özür dileriz. Acil bakım hizmeti sunulmaya devam etmektedir. Hükümetin Ulusal Siber Güvenlik Merkezi ve Siber Operasyonlar ekibimizin desteğiyle olayın etkisini tam olarak anlamak için acilen çalışıyoruz.”

Etkilenen hastanelerdeki personele gönderilen e-posta ve notlara göre, fidye yazılım saldırısı Salı sabahı resmi olarak “kritik bir olay” olarak ilan edildi. Guy’s and St Thomas’ NHS Foundation Trust CEO’su Ian Abbs bir e-postada “Patoloji ortağımız Synnovis’in bugün erken saatlerde büyük bir BT olayı yaşadığını doğrulayabilirim, bu olay devam ediyor ve şu anda Synnovis BT sunucularına bağlı olmadığımız anlamına geliyor” diye yazdı.

Abbs, bir olay müdahale ekibinin devreye girdiğini ve NHS Trust yetkililerinin atılacak sonraki adımları değerlendirmek üzere düzenli olarak bir araya geldiğini belirtti. Olayın kapsamı ve etkilenen toplam hasta sayısı (ve siber olayın maliyeti) henüz net olarak bilinmiyor. Sızan diğer belgeler WinPath kan nakli IT sisteminin tüm tesislerde çalışmadığını ortaya koydu. Sonuç olarak, uzman kalp ve akciğer sağlık merkezi Royal Brompton ve Harefield’de elektif ameliyatlar durduruldu ve şu anda sadece en acil vakalar için kan bileşenleri veriliyor.

Fidye yazılım saldırıları hastaneleri hedef alıyor

Kan nakli yazılımı olan BloodTrack ve dijital sağlık kayıt sistemi olan EPIC sistemlerinin her ikisi de çalışmaya devam etmekte, bu da kan bileşenlerinin gerektiğinde hala uygulanabiliyor. Synnovis’in tüm BT sistemlerinin etkilendiğine inanılıyor. Son dönemde sağlık sektörüne yönelik saldırılar artarken Şubat ayında Romanya’da 25 hastane, fidye yazılım saldırısının sağlık yönetim sistemlerini çökertmesinin ardından çevrimdışı hale gelmişti.

Fidye yazılım saldırısı olayı, Synlab Italia’da Nisan ayında Black Basta fidye yazılımı ekibinin şirketin hizmetlerini çevrimdışı hale getirmesiyle sonuçlanan ayrı bir vakayı takip ediyor. Synlab Italia’nın web sitesindeki resmi ihlal bilgi sayfasına göre, sağlık hizmeti sağlayıcısının sistemlerinin çoğunu geri yüklemesi yaklaşık bir ay sürdü. Görünüşe göre Synlab Italia kendisinden talep edilen fidyeyi ödemedi çünkü Black Basta verilerinin tamamını kendi blogu üzerinden indirebiliyor.

Black Basta aynı zamanda sağlık sektörünü hedef alan bir başka büyük fidye yazılım saldırısından da sorumluydu. Katolik inancına bağlı Ascension sağlık grubu, geçtiğimiz ay CISA ve Health-ISAC’ın fidye yazılımı çetesinin bilinen taktik ve yöntemlerinin nasıl engelleneceğine dair bir kılavuz paylaşmasına neden olan bir saldırı aldıklarını açıklamıştı.

Intel, çip fabrikasındaki girişimi için 11 milyar dolar alıyor!

Nihai anlaşma, Intel’in İrlanda’daki Leixlip’te Fab 34’te halihazırda batırdığı milyarların bir kısmının “kilidini açmasına” ve parayı genişleyen Intel imparatorluğunun diğer bölgelerine aktarmasına olanak sağlamayı amaçlıyor.

Bu, hem Intel’in kendi ürünleri hem de Foundry müşterileri için Fab 34’te yarı iletken plakalar üretme haklarına sahip olacak bir ortak girişimin oluşturulmasını içeriyor.

İşlemin 2024 yılının ikinci çeyreğinde, yani bu ayın sonunda tamamlanması bekleniyor.

Apollo tarafından yönetilen fonlar ve bağlı kuruluşlar, bu 11 milyar dolarlık hisse karşılığında ortak girişimde yüzde 49 hisseye sahip olurken Intel yüzde 51 kontrol hissesine sahip olacak; bu da Fab 34 ve varlıklarının tam mülkiyetini, operasyonel kontrolünü elinde tutacağı anlamına geliyor.

Ancak ortak girişim, şirkete satış için maliyet artı marj esasına göre yonga levha üretecek; bu da kendi fabrikasında üretilen levhaları yonga üreticisine satarak kar elde edeceği anlamına geliyor.

Şartlar ve koşullar uyarınca, Intel’in Fab 34’ün oluşturulmasını tamamlaması ve belirtilmemiş minimum hacim taahhütleriyle kendisi ve harici müşteriler için ortak girişimden gofret satın alması gerekiyor.

Intel neden böyle bir anlaşma yapsın ki? Chipzilla’ya göre bu işlem, “şirketin güçlü bilançosunu Intel’in özsermaye maliyetinin altında bir maliyetle sermaye ile güçlendirmek için tasarlandı” Başka bir deyişle, nakit borç almaktan veya başka yollardan para toplamaktan daha ucuz.

CFO David Zinsner, “Intel’in Apollo ile yaptığı anlaşma, dünyanın en dayanıklı ve sürdürülebilir yarı iletken tedarik zincirini oluşturmak için yatırım yaparken stratejimizi uygulama konusunda bize ek esneklik sağlıyor.” dedi.

“Bu işlem, yatırımımızı yerleşik bir finansal ortakla cazip koşullarla paylaşmamıza ve aynı zamanda yatırım yapılabilir seviyedeki güçlü kredi notumuzu korumamıza olanak tanıyor.”

Santa Clara şirketi, bu ikinci Yarı İletken Ortak Yatırım Programı (SCIP) düzenlemesiyle, 2022’de Brookfield Asset Management’in Arizona’da şirketin inşa etmekte olduğu fabrikalardan %49 hisse için 15 milyar dolar yatırım yaptığı ilk anlaşmanın ardından geldiğini belirtiyor.

Şirkete, inşa ettiği yarı iletken üretim tesislerinin finansmanına yardımcı olmak için başka ittifaklar planlayıp planlamadığını soruldu.

Şirket, “Bu anlaşma, dönüşüm stratejimizi ilerletmek için bize ek esneklik sağlıyor. Fab 34, büyüklüğü ve temsil ettiği fırsatlar göz önüne alındığında ideal bir site. SCIP 2 anlaşmasının imzalanmasıyla, şirket yakın vadede başka SCIP işlemleri yapmayı düşünmüyor.” açıklamasını yaptı.

Leixlip tesisi, Intel tarafından Intel 4 ve Intel 3 süreçlerini kullanan levhalar için öncü, yüksek hacimli üretim tesisi olarak tanımlanıyor ve şu anda büyük ölçüde tamamlanmış olan tesisin inşası için şimdiden 18,4 milyar dolar yatırım yaptığı belirtildi.

Intel 4’te yeni Core Ultra işlemcilerin üretimi Eylül 2023’te başladı; üçüncü çeyrekte beklenen yeni nesil Granite Rapids veri merkezi yongalarının da Intel 3’te artırılacağı söyleniyor.

Intel’in, 14 nanometre silikon mikroişlemcilerinin üretimi için önemli bir konum olan Leixlip Fab 24’te ikinci bir üretim tesisi var. Apollo ile yapılan anlaşma Fab 24’ü içermiyor.

Sektörde Intel ile Apollo arasında bir anlaşma yapılacağı yönündeki söylentiler geçen ay ortaya çıktı, ancak o zamanlar yatırımın yeni bir üretim tesisine yönelik olduğu düşünülüyordu. 11 milyar doların bir kısmı muhtemelen şirketin çok sayıdaki mevcut projelerinin finansmanına yardımcı olacak.

Garnter’ın Gelişen Teknoloji ve Trendler Araştırma ekibinin Başkan Yardımcısı Alan Priestly şunları söyledi: “Intel, Ohio’da planladığı fabrika ile benzer bir şey duyurdu… Bu, yeni fabrikaların finansman yükünü yaymanın bir yolu gibi görünüyor ve aynı zamanda Intel’in ürün gruplarının kendi dökümhane/üretim işinden wafer satın alması için iş modelini değiştiriyor.”

“Açıkçası bu, AMD’nin Global Foundries ile yaptığı gibi üretim kapasitesinin tamamının elden çıkarılması değil, ancak Intel’in ürün grupları ile üretim grubu arasındaki ayrımı artırıyor gibi görünüyor.”