Yazılım girişimcileri Ankara’da buluşuyor!

Yazılım girişimciliği ekosisteminin kalbi 28 Mayıs’ta Ankara’da atacak. Mükellef ve Ankara TEKMER iş birliğiyle düzenlenecek “Yazılımdan Girişimciliğe, Yerelden Globale” etkinliğinde global pazarlara açılmanın avantajlarının yanı sıra yazılım sektörüne yönelik destekler, teşvikler, krediler ve hibeler masaya yatırılacak.

Yazılım girişimcileri Mükellef ve Ankara TEKMER iş birliğiyle 28 Mayıs tarihinde Ankara’da düzenlenecek “Yazılımdan Girişimciliğe, Yerelden Globale” etkinliğinde bir araya geliyor. Yazılım geliştiren girişimciler için global pazara açılmanın avantajlarının ele alınacağı etkinlikte, global pazarda faaliyet gösteren yazılım şirketleri de deneyimlerini paylaşacak. Yurt dışındaki girişim hızlandırma ve fellowship programlarına yer verilecek etkinlikte yazılım sektörüne yönelik destekler, teşvikler, krediler ve hibeler de konuşulacak.

Yazılım

3 panel, 7 panelist ile sektör masaya yatırılacak

3 panelden oluşan etkinliğin “Yazılımcılar için Global Fırsatlar” panelinde Mükellef Kurucu Ortağı ve CEO’su Kenan Açıkelli ve Ankara TEKMER & LEAP Investment CEO’su İmran Gürakan, “Global Girişimcilik Deneyimleri” panelinde VLMedia Başkan Yardımcısı Özgür Karayalçın ve Jumpcloud Kurucu Ortağı & Direktörü Serhat Can, “Destek ve Teşvik Yoluyla Büyüme Stratejileri” panelinde ise Türkiye İş Bankası Ankara Girişimcilik Şube Müdürü Pınar Baran, Mükellef Vergi Uzmanı Sema Şarlak ve Ankara TEKMER Girişimcilik Programları ve Pazarlama Direktörü Merve Taşyaran konuşmacılar arasında yer alacak.

5. yılını geride bırakan Mükellef, şirketini yeni kurmak isteyen girişimlerin ve hali hazırda faaliyette olan işletmelerin Türkiye’nin yanı sıra Amerika, İngiltere ve Estonya üzerinden Avrupa Birliği’nde şirket kuruluşundan vergi süreçlerine kadar tüm ihtiyaçlarını karşıladıkları ve finansal süreçlerini yönetebildikleri online bir platformdur. İstanbul, Amerika ve Ankara’da teknoloji ofisi bulunan Mükellef’in hizmetleri arasında şirket kuruluşunun yanı sıra marka tescili, sanal ofis, online muhasebe programı, e-faturaya geçiş, teşvik analizi, e- ticaret entegrasyonu, yurt dışında vergi beyanı ve online banka hesap açılışı gibi konular yer alıyor. 2019 yılından bugüne 25 bine yakın şirket kuruluşu gerçekleştiren Mükellef’in 140’tan fazla ülkede toplam 140 bin üyesi bulunuyor. 2022 itibarıyla yurtdışında Workhy markasıyla hizmet veren Mükellef, pek çok farklı ülkede faaliyet gösteren işletmelere bulundukları ülkelerde ürün ve servis sunuyor. Böylelikle kullanıcılara kendi dillerinde hizmet sunarken, ticaretini kolaylaştırıyor ve regülasyona uyumlu süreç yönetiyor.

Kayıp Malezya uçağının gizemi su altı sinyalleri ile çözülebilir mi?

Malezya Hava Yolları’na ait MH370 sefer sayılı uçuşunun kayboluşunun ardından geçen on yıl boyunca devam eden gizem, Cardiff Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışma ile bir nebze çözülmüş olabilir. Yapılan araştırmaya göre, su altı mikrofonlarından alınan sinyaller, MH370 gibi kaybolan uçakların okyanusa düştüklerinde yerlerinin tespit edilmesinde kilit bir rol oynayabilir.

Cardiff Üniversitesi’nin araştırması, geçmişte meydana gelen 10 uçak kazası ve bir denizaltı kaybolması sonrasında toplanan 100 saatten fazla verinin analiz edilmesiyle gerçekleştirildi. Bulgular, su altı akustik sinyallerin, şiddetli okyanus kazaları gibi durumlarda, deniz tabanındaki çeşitli konumlardan kaydedilen ayırt edici imzalar ürettiğini gösterdi.

MH370‘in kayboluşuyla ilgili resmi soruşturmalar, uçağın muhtemelen INMARSAT ile son iletişiminin kurulduğu 7. yay yakınlarında düştüğüne işaret ediyor. Ancak, bu bölgedeki arama çalışmaları sırasında sadece nispeten zayıf bir sinyal tespit edilebildi. Cardiff Üniversitesi araştırmacıları, daha detaylı bir değerlendirmenin gerekliliğini vurgulayarak, yetkililerin 7. yay boyunca kontrollü patlamalarla toplanan sinyalleri karşılaştırmasını öneriyor.

Kayıp Malezya uçağının Araştırmacılar, bu yöntemin MH370 gibi kayıp uçakların konumunu neredeyse kesin olarak belirlemeye yardımcı olabileceğine inanıyorlar. Bununla birlikte, kayıp uçak ve mürettebatının akıbetini tam olarak ortaya çıkarmak için daha fazla çalışma ve araştırma gerekliliği vurgulanıyor.

Cardiff Üniversitesi’nden Dr. Usama Kadri, yapılan çalışmanın sonuçlarıyla ilgili olarak, gözlemlenen sinyallerin uygunluğunun değerlendirilmesi ve MH370‘in konumuna ışık tutulması için ilgili makamların tavsiyeleri takip etmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye Girişimcilik Vakfı, 10. yılını kutluyor!

0

Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK), 22 Mayıs’ta düzenlediği etkinlikle 10’uncu yılını kutladı. Girişimcilik ekosisteminde 10 yıl boyunca elde edilen başarıların, kazanımların ve gelecek hedeflerin paylaşıldığı etkinlikte, Türkiye’nin önde gelen girişimcileri ve iş dünyasının önemli isimleri bir araya geldi.

Açılış konuşması: Sina Afra

GİRVAK’ın 10’uncu yıl kutlama etkinliği, Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra’nın açılış konuşmasıyla başladı. Afra, GİRVAK’ın kuruluşundan bu yana girişimcilik kültürünü yayma ve gençleri destekleme misyonunu anlatarak, bugüne kadar elde edilen başarıları vurguladı. Sina Afra, 10 yıl önce gençlerin girişimci bakış açısına sahip olmalarını ve böylece sorunlara çözüm üreterek Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal kalkınmasına fayda sağlamaları hayalini gerçekleştirdiklerini belirtti. Afra, bugüne kadar 1 milyona yakın başvuru aldıklarını ve 1000’e yakın fellow ve alumni’lerinin girişimcilik ekosistemini şekillendiren genç liderler olarak yolculuklarına devam ettiklerini söyledi. Ayrıca, “giveback” kültürü ile mezunlarını topluma geri vermeye teşvik ettiklerini vurguladı.

GİRVAK’ın rolü ve katkısı

GİRVAK Genel Müdürü Mehru Aygül, Vakfın faaliyetlerini ve genç girişimcilere sağlanan destekleri detaylandırarak, gelecekteki projeler hakkında bilgi verdi. Mehru Aygül, 10 yıl önce küçük bir kıvılcım olan girişimcilik ekosisteminin bugün büyük ve güçlü bir ekosisteme dönüştüğünü belirtti. GİRVAK’ın ilk yedi senesinde Fellow programıyla yarattığı dönüşümü son üç senedir yetenek programlarıyla devam ettirdiğini ve 4 bin 500 yetenekle ekosisteme katkıda bulunduklarını ifade etti.

Yönetim kurulu üyelerinin katkıları

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yomi Kastro ve Yönetim Kurulu Üyesi Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü, GİRVAK’ın Türkiye girişimcilik ekosistemine katkılarını ve global hedeflerini aktardılar. GİRVAK Alumni ve Mütevelli Heyeti Üyesi Umutcan Duman ise vakfın mezunlarının başarı hikayelerini ve “giveback” kültürünün önemini vurguladı.

10 yıllık başarılar ve gelecek hedefleri

Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK), 22 Mayıs’ta düzenlediği etkinlikle 10. yılını kutladı. Etkinlikte, GİRVAK’ın gençlerin girişimcilik potansiyellerini ortaya çıkarmak için gerçekleştirdiği çalışmalar ve elde edilen somut başarılar paylaşıldı. Vakıf, bugüne kadar 1 milyona yakın başvuru almış, 1000’e yakın fellow ve alumni yetiştirmiş ve 40’tan fazla projeyle 10.000 katılımcıya ulaşmıştır. GİRVAK, girişimcilik ekosisteminde doğru bilgi üretimine ve bu bilginin topluma yayılmasına büyük önem vererek toplumsal ve ekonomik fayda yaratmaktadır. Gelecekte, daha fazla gence ulaşmayı, girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmayı ve yenilikçi projelerle Türkiye’nin potansiyelini artırmayı hedefleyen vakıf, girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmaya ve gençleri desteklemeye devam edecektir.

ABD ve BlueHalo işbirliği lazer silah çalışmalarını hızlandırıyor!

LOCUST karşı insansız hava aracı lazer sisteminin üreticisi BlueHalo, dün ABD Uzay ve Füze Savunma Komutanlığı tarafından Ar-Ge finansmanı aldığını duyurdu.

Şirket, bu fonları, Lazer Teknolojisi Araştırma Geliştirme ve Optimizasyon (LARDO) programının bir parçası olarak verilen fonları, lazer silahlarının boyutunu, ağırlığını ve gücünü iyileştirmek için kullanacağını belirtti.

Mevcut LOCUST sistemleri, BlueHalo’nun “zor öldürücü” yüksek enerjili lazer olarak tanımladığı bir lazerle hedefleri takip edebilen, tanımlayabilen ve onlara saldırabilen yapay zeka ile donatıldı.

Askeri jargonda “sert öldürme” sistemleri, yukarıda belirtilenleri devre dışı bırakan “yumuşak öldürmeler”in aksine; düşmanın silahlarını, araçlarını ve personelini yok eden sistemlerdir. Sert öldürmeler için lazer silahlarını kinetik silahlara göre kullanmanın avantajı; dronların veya araçların çok daha az gürültü, yıkım ve ikincil hasar potansiyeli ile devre dışı bırakılabilmesi.

LOCUST, havadaki düşmanları, özellikle de LOCUST’ın birincil amacı olan dronları öldürmek için, 20 kW’a kadar çıkış gücüne sahip bir ışın üretebilir.

Tüm bu güç, LOCUST’ın nispeten sabit olduğu anlamına geliyor. Ünite bağımsız olduğundan, yerine bırakılıp modüler olarak kullanılabilir; ancak hareket halindeyken kullanılabilir gibi görünmemekte. Bu arada Lockheed Martin, Stryker savaş aracına monte edilmek üzere tasarlanan kendi 50 kW DEIMOS sisteminin tanıtımını yaptı.

Ordu, 2022’den bu yana Ortadoğu’da LOCUST birimlerini konuşlandırıyor ve bunları insansız hava araçlarını, füzeleri ve havan toplarını düşürmek için kullanıyor. Bu ayın başlarında Forbes’a göre LOCUST, drone’un hassas parçalarını saniyeler içinde eriterek onları yok edebiliyor; rapor, ABD ordusunun sahada lazer silahı kullandığını ilk kez doğruladığı anlamına geliyor.

Savunma Bakanlığı’na göre, lazerlerin silah haline getirilmesine yönelik araştırmalar, teknolojinin 1960’ta icat edilmesinden bu yana devam ediyor. Yıllar boyunca yapılan birçok çaba, gerçek bir yönlendirilmiş enerji silahını laboratuvar aşamasından çıkarmakta başarısız oldu; ancak işte buradayız: Lazer savaş çağı. 

Ricoh Türkiye 10. yılını kutladı

0

Baskı ve görüntüleme çözümlerinde lider bir sağlayıcı olan Ricoh Türkiye, kurumsal adı altında faaliyet göstermeye başladığı 10. yılını basına açık bir davetle kutladı. Şirket, “Let People Succeed” (İnsanların Başarılı Olmasına İzin Ver) mottosuyla 10. yılına “insanın gerçek potansiyelini açığa çıkarın” sloganıyla adım attı.

Ricoh Türkiye, 1946 yılında Kiyoshi Ichimura tarafından formüle edilen “Komşunu sev; Ülkeni sev; İşini sev” felsefesine bağlı kalarak, 80 yılı aşkın süredir baskı ve ofis yönetimi çözümleri sunuyor. Global olarak şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerini desteklemek ve iş akışlarında verimliliği optimize etmek için akıllı ofis çözümleri geliştiren Ricoh Group, Türkiye’de de 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor. 2014 yılından itibaren kendi kurumsal adı altında faaliyet gösteren Ricoh Türkiye, işletmelerin verimliliğini arttırmak için “insan”ı merkezde tutan bir yaklaşım benimsiyor.

Ricoh Türkiye, 10. yılında sektör yöneticilerine “Let People Succeed” mottosuyla seslenerek, dijital dönüşümde “İnsan” temasına odaklandı. Şirket, her çözümün temelinde çalışanların potansiyelini açığa çıkaracak çalışma alanlarının yaratılmasının elzem olduğuna dikkat çekti.

Ricoh Pazarlama Müdürü Erdem Başoğlu, toplantıda Ricoh’un bugüne kadar elde ettiği başarıları ve gelecek vizyonunu paylaştı. Sunumunda Ricoh’un dijital dönüşümdeki lider konumunu ve sürdürülebilir odaklı çözümlerini detaylı bir şekilde anlattı.

Teknopark İstanbul, yeni iş modeli TECHSAS’ı tanıttı

0

Türkiye’nin derin teknoloji merkezi Teknopark İstanbul, girişimcilerin ve firmaların Türkiye’de ve global pazarlarda tanınması, satış ve pazarlama alanında daha etkin olmaları amacıyla geliştirdiği yeni iş modeli Teknoloji Satış Sistemi’ni (TECHSAS) tanıttı.

Turgut Özal Etkinlik Merkezi’nde düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Yerebakan, günümüzde girişimciliğin önündeki en büyük zorluklardan birinin satış ve pazarlama faaliyetleri olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Yerebakan, “Şirketlerin ürün ve hizmetlerini daha etkili şekilde tanıtmaları ve satmaları için çeşitli alanlarda çalışma ve analizler yapılması gerekiyor. Marka bilinirliği ve imajının geliştirilmesi, müşteri sadakatinin sağlanması, pazar araştırmaları gibi pek çok alt konu bugün en az ürünü üretmek kadar önemli hale geldi. Teknopark İstanbul olarak sadece girişimcilik, teknoloji üretimi ve Ar-Ge’ye odaklanmıyor, TECHSAS Modeli ile girişimcilerimizin pazarlama ve satış konularında yaşadıkları yalnızlığa çözüm olmayı hedefliyoruz.” dedi.

Teknopark İstanbul Genel Müdürü M. Fatih Özsoy ise konuşmasında, Türkiye’nin ‘Derin Teknoloji Merkezi’ haline gelen Teknopark İstanbul’un bugün 540 firma ve 10 bin 185 Ar-Ge mühendisinden oluşan dev bir yapıya büründüğünü kaydetti. Özsoy, “İstanbul’un en büyük teknoloji geliştirme bölgesi olan Teknopark İstanbul, hem ülkemizin teknoloji odaklı kalkınmasında hem de Türkiye girişimcilik ekosisteminde büyük bir paya sahip. Kısa sürede Türkiye’nin teknoloji kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmaların merkezlerinden biri haline gelen Teknopark İstanbul, uluslararası iş birlikleriyle teknolojik ürün ve üretim envanterimizin dünyaya açılmasını sağlıyor. Teknopark İstanbul tarihinde kilometre taşlarından birini oluşturacak TECHSAS ile firmalarımızın satış ve pazarlama alanında daha etkin olmalarını sağlarken, yurtdışı pazarlardaki görünürlüklerini ve ihracat potansiyellerini artırmalarını hedefliyoruz.” dedi.

TECHSAS, Teknopark Ekosistemine Öncülük Edecek

Teknopark İstanbul’un alt markası olarak tasarlanan Teknoloji Satış Sistemi (TECHSAS) Modeli’nde pazar taleplerine göre firmaların büyümesine katkı sağlayacak pazarlama ve satış stratejileri geliştirilecek. TECHSAS’ta Yurtiçi ve Yurtdışı Pazarlama Direktörlüğü, Pazarlama, Operasyon Tedarik Zinciri, Finans ve Hukuk gibi birimler yer alacak. Techsas modelinde Ürün Satışı, Lisans Satışı ve Yıllık Bakım Anlaşmaları ile gelir elde edilmesi hedefleniyor. Elde edilen gelir, Teknopark İstanbul’da bir fonda toplanacak ve bu fon, yeni nesil girişimcilerin büyüme stratejileri için kullanılacak. TECHSAS Modeli, Türkiye’deki teknopark ekosistemi için de bir ilk olacak.

Apple tedarikçisi Foxconn Vietnam’da elektrik kriziyle mücadele ediyor

Foxconn, Vietnam’ın kuzeyindeki elektrik kesintileri, ülkenin önde gelen teknoloji üreticilerinden Foxconn’u harekete geçirdi. Reuters’in haberine göre, Vietnamlı yetkililer, Apple’ın tedarikçisi olan Foxconn’a elektrik kullanımını %30 oranında azaltma çağrısında bulundu. Geçen sene yaşanan 1 milyar dolarlık üretim kaybını önlemek amacıyla yapılan bu çağrı, ülkenin enerji sıkıntılarını giderme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Kaynaklardan biri, Foxconn’a yapılan bu çağrının bir zorunluluk değil teşvik olduğunu ve üretim üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını iddia etti. Ancak, ABD ile Çin arasındaki ticari gerilimin artmasıyla birlikte, Vietnam, çok uluslu şirketler için cazip bir yatırım noktası haline gelmiştir. Güneydoğu Asya ülkesi, ekonomik büyüme için yabancı yatırımlara güvenmekte ve yarı iletken gibi enerji yoğun endüstrileri çekmektedir.

Geçen sene yaşanan elektrik kesintileri, 1,4 milyar dolarlık zarara yol açmıştı. Bu kesintilerin tekrar yaşanmaması için hükümet, yabancı yatırımcılara elektrik kesintilerinin önlenmesine dair güvence verdi. Bununla birlikte, Mart ayında yaşanan sıcak hava dalgası, kuzeydeki üretimi olumsuz etkileyerek 1,4 milyar dolarlık bir kayba neden oldu.

Foxconn, dünyanın en büyük sözleşmeli elektronik üreticisi olarak bilinmektedir. Şirket, Vietnam’ın kuzeyindeki Bac Giang eyaletinde MacBook ve iPad montajı da dahil olmak üzere 6 tesise sahiptir. Ancak, yarı iletken şirketleri gibi enerji arzına duyarlı endüstriler, Vietnam’da yatırım yapma konusunda tereddüt yaşamaktadır.

Son olarak, Vietnam hükümeti, elektrik talebini karşılamak için kömürle çalışan santrallerin bakımlarının ertelenmesini talep etmekte ve kömür ithalatını arttırarak enerji tasarrufunu teşvik etmektedir.

Bilişim Vadisi, EBN Excellence Awards 2024’te finale kaldı!

Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon üssü Bilişim Vadisi, EBN (Avrupa İş ve İnovasyon Merkezi Ağı) tarafından düzenlenen EBN Excellence Awards 2024’te finale kaldı. 16 ülkeden, 27 inovasyon merkezinin katıldığı bu yarışmada Bilişim Vadisi, DIGIAGE programı ile Türkiye’yi uluslararası alanda başarıyla temsil ediyor.

35’ten fazla ülkede faaliyet gösteren EBN, 40 yıllık geçmişiyle dünya genelinde 165’ten fazla üyesi, 630’dan fazla iş uzmanı ve partneri ile güçlü bir küresel topluluğa sahip ve inovasyon sektörüne yönelik hizmetler sunuyor. Haziran ayında düzenlenecek EBN Kongresi kuluçka merkezlerini, hızlandırıcıları, teknopark ve inovasyon merkezlerini bir araya getiren Avrupa merkezli en büyük inovasyon buluşması. EBN’in 40. yıldönümüne özel olarak düzenlenen Excellence Awards 2024’te Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon üssü Bilişim Vadisi, 16 ülkeden 27 inovasyon merkezi arasından finale seçilmenin gururunu yaşıyor.

Final başarısını değerlendiren Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen: “Bilişim Vadisi olarak temel motivasyonumuz sivil teknolojiler alanında ülkemiz için değer yaratan girişimleri ve şirketleri her aşamada desteklemek. Bu desteklerimiz belirli dikeyler özelinde daha fazla oluyor. Bu dikeylerden birisi de bu oyun ve uygulama alanı.

Bilişim Vadisi içerisinde tıpkı bir girişim gibi fikir aşamasından şirketleşmesine hatta yatırım alma sürecine kadar ilerlettiğimiz Digiage’in bugün Avrupan’nın en itibarlı ödüllerinden birisinde finale kalması gurur verici.

Digiage 2019 yılında oyun geliştirmek isteyenler için bir bilgisayar laboratuvarı oluşturulması fikrinden bugün kendine ait erken aşama yatırım fonu olan Türkiye’nin en büyük oyun kümelenmesine dönüşmesi bile bence çok önemli bir başarı.”

Oyun Ekosistemindeki Dönüşümü Yönetmek Hedefimiz

Erkam Tüzgen:‘’Türkiye’nin ilk ve üçüncü Turconu oyun kategorisinden geldi ve birkaç oyun girişimimiz daha Turcorn olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Oyun ekosistemi bir dönüşüm yaşıyor. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada. İçeriği tüketmek değil üretmek önemliyken şimdi dönüşümü yönetmek, yeni trendleri belirlemek de bir o kadar önem kazandı. Aileler çocuklarını oyundan uzak tutamazlar. Bilişim Vadisi Digiage ile hem bu dönüşümü yönetiyor hem de milli ve temel ahlak değerlerine sahip bir oyun ekosistemi oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.”

Multidisipliner Yaklaşımlaşımla Oyun Geliştirmede Yenilik

Digiage Direktörü Emre Yıldız: “Digiage Türkiye’de yenilikçi bir hızlandırma programı modelinin ispatını yapmış durumda. Oyun kategorisi multidisipliner bir birliktelik gerektiriyor. Bir oyunun ortaya çıkması için çizer, yazar, müzisyen, senarist , programcı gibi çok farklı mesleklerin bir arada uyum içinde çalışması gerekli. 

Digiage tüm bu kategoride olan belkide oyun üretmekten uzak ama hevesi olan kitleleri bir araya getirme, temel düzeyde eğitim verme ve oyun prototipini geliştime prosesini oldukça iyi kurgulamış durumda.”

71 Farklı Şehir, 30 Farklı Ülkeden 18 Bini Aşkın Başvuru

2019 yılında başlatılan DIGIAGE programı kapsamında düzenlenen 8 oyun geliştirme kampında 71 farklı şehir ve 30 farklı ülkeden toplam 18 binin üzerinde başvuru alındı. Çevrim içi olarak 3200 ve fiziki olarak 1440 genç, bu kamplara katılarak oyun geliştirme süreçlerini deneyimledi. Bu kamplar sonucunda 250’den fazla oyun geliştirildi. DIGIAGE kapsamında gerçekleşen tüm bu eğitimler ve kamplar tamamen ücretsiz.

Ödül Töreni ve Gelecek Adımlar

DIGIAGE’in uluslararası jüri değerlendirmelerinin ardından elde ettiği final başarısı, 13 Haziran 2024’te Fransa, Nantes’ta düzenlenecek olan EBN Congress 2024’te sahneye taşınacak. Bilişim Vadisi, etkinlikte DIGIAGE programının detaylarını paylaşacak ve katılımcılara projenin vizyonunu ve başarılarını sunacak. Kazananlar, etkinlik sırasında canlı oylama ile belirlenecek.

Bilişim Vadisi, EBN Excellence Awards’da finale kalmayı sadece bir başarı olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin inovasyon potansiyelini uluslararası düzeyde sergileme fırsatı olarak görüyor.

Samsung Galaxy Z Fold 6 sızdırıldı: daha dayanıklı ve ince bir tasarım!

Samsung’un yaklaşan Galaxy Unpacked etkinliği, teknoloji dünyasının heyecanla beklediği bir dizi yeni ürünün tanıtımına sahne olacak gibi görünüyor. Bunlar arasında en dikkat çekeni ise hiç şüphesiz Galaxy Z Fold 6. Güney Koreli şirketin yeni katlanabilir akıllı telefonuyla ilgili gelen son bilgiler, cihazın tasarımı ve özellikleri hakkında bazı ipuçları sunuyor.

Yeni sızıntılar, Samsung Galaxy Z Fold 6 daha kalın bir ultra ince cam (UTG) kullanacağını ve bu sayede kırışıklıkların önüne geçileceğini gösteriyor. 30 mikron camdan 50 mikrona geçiş yapılacak olması, telefonun dayanıklılığını artırması bekleniyor. Ayrıca, telefonun daha ince ve hafif olacağına dair raporlar da var. Yayınlanan görüntülerde, kamera sensörlerinin dokulu bir tasarıma ve küçük metal halkalara sahip olduğu görülüyor.

Samsung Galaxy Z Fold 6 özellikleri hakkında şu anda bilinenler ise Snapdragon 8 Gen 4 veya Exynos 2500 platformlarına ek olarak 50 MP birincil kamera, 10 MP 3x zoom telefoto ve 12 MP ultra geniş kamera gibi güçlü bir kamera kurulumu içereceği. Ön tarafta ise ekran altı bir 4 MP kamera ve 10 MP selfie sensörü bulunacak.

Bunlarla birlikte, etkinlikte sürpriz bir model olan Z Fold 6 Ultra‘nın da tanıtılması bekleniyor. Heyecanla beklenen Galaxy Unpacked etkinliği, Temmuz ayında gerçekleşecek ve bu etkinlikte Galaxy Z Fold 6‘nın yanı sıra yeni Galaxy Tab ve Galaxy Watch 7 serileri de tanıtılacak.

Birleşik Krallık otonom otomobillerin önünü açıyor!

Hükümet, tamamen otonom araçların iki yıl içinde İngiltere yollarında olabileceğini söylüyor.

Ulaştırma Bakanı Mark Harper bir açıklamada, “Bu, insanların kendi başlarına araba sürmeyi seçme yeteneğini ortadan kaldırmasa da; çığır açan mevzuatımız, sürücüsüz araçların 2026 gibi kısa bir sürede Britanya yollarında kullanıma sunulabileceği anlamına geliyor. Bu da hem güvenliğe hem de ekonomimize gerçek bir destek sağlıyor.” dedi.

Bugünkü haber, İngiltere merkezli Wayve’in otonom araçlar için kendi kendine öğrenen bir yazılım sistemi geliştirmeye devam etmek için SoftBank, Nvidia ve Microsoft gibi yüksek profilli şirketlerden 1 milyar dolardan fazla para toplamasından sadece birkaç hafta sonra geldi.

Diğer ülkelerde olduğu gibi Birleşik Krallık da uzun yıllardan beri sürücüsüz araçların halka açık yollarda kullanılmasına izin veriyor ancak yeni teknolojileri denemek için izin isteyen şirketler için katı kurallar uyguluyor. Ancak otonom araç endüstrisi gelişip prime time’a hazırlanırken yeni bir yasal çerçeveye duyulan ihtiyaç açıkça ortaya çıktı.

İlk temel çalışma bundan birkaç yıl önce yapılmış olsa da Birleşik Krallık, İngiltere, Galler ve İskoçya Hukuk Komisyonları tarafından yayınlanan 2022 ortak raporunda AV Yasasını resmi olarak önerdi.

Birleşik Krallık, güvenlikle ilgili çeşitli AV projelerini ve araştırma programlarını finanse ederek kendisini otonom araç devriminin ön sıralarında konumlandırmaya istekli. Hükümet, sürücüsüz araçların yollardaki insan hatasını ortadan kaldırdığı için potansiyel güvenlik faydalarını övdü, ancak sürücüsüz araçların daha sağlam bir dayanağa sahip olduğu ABD’den gelen raporların da gösterdiği gibi kazaların yine de gerçekleşeceğini kabul ediyor. Aslında Kaliforniya, önerilen AV düzenlemesi için de bir yuva olarak ortaya çıktı.

Bu nedenle sorumluluk Birleşik Krallık’ın yeni düzenlemesinin temel yönlerinden biridir; bir kaza durumunda sorumluluğu kim üstlenecek? Birleşik Krallık, 2022 yılında yeni mevzuatının şirketleri herhangi bir aksilikten sorumlu tutacağını belirten bir yol haritası yayınladığında bu noktayı açıklığa kavuşturdu; bu, “bir insan sürücünün, araç sürüş kontrolü altındayken sürüşle ilgili olaylardan sorumlu olmayacağı anlamına geliyor.”

Onaylanan her otonom araç; genellikle üretici olacak ancak aynı zamanda yazılım geliştiricisi veya sigorta şirketi de olabilecek, karşılık gelen bir “yetkili otonom sürüş kuruluşuna” sahip olacak. Ve bu varlık, otonom sürüş modu etkinleştirildiğinde araçtan sorumlu olacak.

Hükümet, araçlarının güvenli olmasını sağlamak için “devam eden yükümlülükleri” yerine getirmesi beklenen yeni düzenlemeler kapsamında faaliyet göstermesi onaylanan şirketlerle birlikte “tamamen bağımsız bir olay soruşturma fonksiyonu” ile desteklenen bir araç onay sistemi kuracak.

DeepL 300 milyon dolar yeni yatırım aldı!

2017 yılında kurulan bir yapay zekâ dil teknolojisi şirketi olan DeepL, bugün 2 milyar dolar değerleme üzerinden 300 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu. Index Ventures’ın liderlik ettiği yoğun talep gören bu yatırım turu, DeepL’in büyümesini sürdürdüğüne işaret ediyor. Yatırım turuna ICONIQ Growth, Teachers’ Venture Growth ve diğer son aşama yatırım şirketlerinin yanı sıra mevcut yatırımcılar IVP, Atomico ve WiL de katıldı.

Almanya merkezli DeepL’in kurucusu ve CEO’su Jarek Kutylowski konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Yapay zekânın dillerden düşmediği bu dönemde teknolojiyi kullanmak için birbiriyle yarışan şirketlerin şişirme çözümleri fark edip bunların yerine işlerindeki gerçek sorunları ele alan güvenilir çözümlere yönelmeye başladığı bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz” dedi ve ekledi: “DeepL’in şimdiye kadarki en başarılı döneminde gelen bu yeni yatırım, Language AI platformumuzun dünya genelinde şirketlerin dil alanında karşılaştıkları zorlukları çözmede ne kadar önemli bir rol oynadığının altını çiziyor. Çözümlerimizi genişletmek ve kalite, isabetlilik ve güvenlikte sektör liderliğimizi korumak için sürekli büyümeye ve yenilik yapmaya odaklanıyoruz.”

Bu yeni yatırım, dünya çapında yüz binden fazla müşteriye sahip olan DeepL için önemli bir büyüme ve ivme anlamı taşıyor. Firma geçtiğimiz yıl kilit pazarlara girmeye yönelik çabalarını ve stratejik yatırımlarını hızlandırmış ve bu çerçevede geçtiğimiz aylarda ABD’de ilk ofisini açmıştı.

Nisan ayında DeepL Write Pro’yu piyasaya sürmüştü

DeepL son 12 aylık süreçte işletmelere yönelik ürün yelpazesini de önemli ölçüde genişletti. Şirket, Nisan 2024’te kendi tescilli LLM teknolojisi tarafından desteklenen, yazılı kurumsal iletişime özel olarak tasarlanmış bir yazma asistanı olan DeepL Write Pro’yu piyasaya sürdü. Şirket ayrıca yakın zamanda eklenen Arapça, Korece ve Norveççe dilleriyle platformda desteklenen dil sayısını artırmaya devam ederek toplam dil sayısını 32’ye çıkardı.

Küresel işletmeler arasında yapay zekâ çözümlerine olan talep giderek artıyor. Yakın zamanda IBM tarafından yapılan bir araştırmada işletmelerin yüzde 42’sinin halihazırda yapay zekâyı aktif olarak kullandığı, yüzde 40’ının ise yapay zekânın potansiyelini araştırdığı ortaya çıktı. Hızlı gelişen bu ortamda DeepL, 2028 yılına kadar 95,3 milyar dolara çıkması beklenen 67,9 milyar dolarlık dil endüstrisini dönüştürmede yapay zekânın uygulanmasına öncülük ediyor.

Firma aldığı yeni yatırımla birlikte önümüzdeki dönemde de işletmeler için ileri düzey yapay zekâ iletişim araçları paketini geliştirmek adına araştırma ve inovasyona yatırım yapmaya devam edecek. Şirket ayrıca yapay zekâ araştırması, ürün, mühendislik ve GTM dahil olmak üzere birçok alanda küresel genişleme faaliyetlerini ve yetenekli personel alımını ikiye katlıyor.

Raspberry Pi’den dev halka arz başarısı!

Onay, Avrupa’daki halka arzlarda toplanan fon payının düşüşünü göz önünde bulundurduğumuzda, Raspberry Pi’yi listelemekten muhtemelen memnun olan Londra Borsası tarafından yayınlandı.

Başvuruya göre, bu 40 milyon dolardan elde edilecek net gelir, tedarik zincirini daha dayanıklı hale getirecek şekilde mühendislik sermayesi harcamaları ve “diğer genel kurumsal amaçlar” için kullanılacak.

40 milyon dolar, Raspberry Pi Vakfı’nın bir yan kuruluşu da dahil olmak üzere belirli hissedarlar tarafından satılan mevcut hisselerden ve şirket tarafından ihraç edilecek yeni hisselerden oluşacak. İlk duyurunun yapıldığı sırada Pi başkanı Eben Upton, Vakfa saygı duruşunda bulunarak şunları söyledi: “Bu halka arz, gençlerin bilişimin gücü aracılığıyla potansiyellerini gerçekleştirmelerini sağlamak için olağanüstü çalışmalarını ikiye katlama fırsatını getiriyor.”

Upton şunu ekledi: “Şu ana kadar olan yolculuğumuzda onların desteğini çok takdir ettik ve Vakfın büyük bir hissedar olarak kalmasından mutluluk duyuyoruz.”

Raspberry Pi uzaktan erişim

Bugünkü onay ayrıca Arm Technology Investments’ın halka arzdan 35 milyon dolarlık hisse satın almak için ayrı bir temel yatırım anlaşması imzaladığını da belirtiyor. Lansdowne Partners (UK) LLP, maksimum 20 milyon $’a kadar hisse satın almayı kabul etti. Her ikisi de şirketin mevcut hissedarlarıdır; Arm, 2023’te azınlık hissesini kaptı.

Arm’ın kıdemli başkan yardımcısı Paul Williams şunları söyledi: “Geçen yıl sektöre yaptığımız stratejik yatırımın ardından, Raspberry Pi bu yeni ve heyecan verici bölüme adım atarken hissemizi artırmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Lansdowne Partners ortaklarından Peter Davis şunları söyledi: “Üç yıl önceki ilk yatırımımızdan bu yana, ekibin ve işte başardıkları her şeyin inanılmaz derecede etkileyici olduğunu gördük; gelecekte hem ticari hem de sosyal anlamda sağlayabilecekleri etkiler konusunda çok heyecanlıyız.”

CNC girişimi Rownd, kitle fonlama kampanyasını başlattı

Kampanya öncesinde girdiği talep toplama sürecinde 1.617 yatırımcıdan toplam 10 milyon 337 bin 153 TL ön talep alan girişim, yatırım turunda şirket paylarının yüzde 10’unun arzıyla 15 milyon TL finansmana erişmeyi hedefliyor. 2023 yılında Rownd Torna cihazıyla ABD merkezli Kickstarter üzerinden 30 farklı ülkeye 636 bin 150 dolar ön satış gerçekleştirerek büyük bir başarıya imza atan Rownd, 2024 yılı sonunda yaklaşık 4 milyon dolar satış geliri ve yaklaşık 183 bin dolar brüt kar öngörüyor. 

Eğitim kurumlarından atölyelere, küçük işletmelerden amatör kullanıcılara kadar geniş bir kullanıcı kitlesi için herkesin kolaylıkla kullanabileceği ve üretim yapabileceği tezgahlar geliştirme vizyonuyla yola çıkan Rownd CNC, fonbulucu platformunda kitle fonlama turuna çıktı. 

21 Mayıs’ta başlayan yatırım turunda şirket paylarının yüzde 10’unun yatırımcılara arzıyla 15 milyon TL fon toplamayı hedefleyen girişim, bu kampanyadaki asgari yatırım tutarını 500 TL olarak açıkladı. Ön talep bildiren ve yatırım turunun ilk beş iş günü içinde en az bildirdiği ön talep tutarında iştirak eden yatırımcılara yatırım tutarlarına ilave olarak yüzde 5 bedelsiz pay vereceğini taahhüt eden Rownd CNC, ilk 10 iş günü içerisinde EFT veya kredi kartı ile yatırım yapan tüm yatırımcılara ön yatırım talebi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın yüzde 15 ilave bedelsiz pay verileceğini de duyurdu.

Rownd

Önümüzdeki beş yıl içinde 48,610 milyon dolar ciro öngörüyor

Geçtiğimiz yıl Rownd Torna cihazıyla ABD merkezli Kickstarter üzerinden 30 farklı ülkeye 636 bin 150 dolar ön satış gerçekleştiren girişim, 2024 yılının sonuna kadar Rownd Freze cihazının prototipini geliştirmeyi ve tamamlamayı hedefliyor. Bu yeni cihazını, Kickstarter üzerinden başlatacağı yeni bir kampanya ile finanse edip CES 2025 fuarında sergileyecek olan şirket, Rownd Freze ile 2 milyon dolar fon toplamayı ve 600’den fazla sipariş almayı amaçlıyor. Bu stratejik adımlarla şirketin 2024 yılı sonunda yaklaşık 4 milyon dolar satış geliri ve yaklaşık 183 bin dolar brüt kar, ilk beş yıl içinde ise toplamda 48,610 milyon dolar ciro ve 12,425 milyon dolar brüt kar elde edeceği öngörülüyor.

Rownd Freze ürününü CES 2025’te sergileyecek

Kampanya hakkında konuşan Rownd Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ahmet Yasir Karakuş, “Kickstarter üzerinden başlattığımız kampanya, planladığımızdan daha fazla sipariş alarak büyük bir başarıya ulaştı. Mevcut sermayemizle bu siparişleri üretmeye devam ediyoruz. Ancak, kampanya sonrasında beklenmedik bir şekilde artan talep ve katılım sağladığımız CES 2024 etkinliğinde kazandığımız görünürlük, özellikle kurumsal müşterilerden yoğun sipariş almamızı sağladı. CES 2025’e yetiştirmeyi hedeflediğimiz yeni ürünümüz Rownd Freze’nin üretimi için ekibimizi ve üretim altyapımızı genişletme gereksinimi doğdu. Bu genişleme, hem müşteri taleplerini hızla karşılamamıza olanak tanıyacak hem sürdürülebilir büyümede etkili olacak hem de orta ve uzun vadeli hedeflerimize ulaşmamız yönünde bize hız kazandıracak. Bu yatırım turunu değerli yatırımcılarımızın desteğiyle başarıyla kapatacağımıza ve yeni ortaklarımızla birlikte şirketimizi hedeflediğimiz noktaya taşıyacağımıza eminiz” ifadelerini kullandı.

Kampanya adresi: https://fnb.lc/rownd

Kampanya videosuhttps://www.youtube.com/watch?v=r2Wmy8HZ7oc

Acer Müşteri Hizmetlerinde Çıtayı Yükseltiyor!

0

Acer, müşteri hizmetleri alanında gerçekleştirdiği yatırımlar ve sunduğu kapsamlı çözümlerle fark yaratıyor. Müşteri memnuniyetini önceliklendiren şirket, kendi onarım merkezlerini kontrol altında tutarak hızlı, esnek ve güvenilir bir hizmet sunuyor.

Günümüzde tüketiciler, bir marka tercih ederken sadece ürün kalitesine ve tasarımına değil, aynı zamanda satış sonrası hizmetlere de büyük önem veriyor. Acer, bu gerçeğin bilincinde olarak müşteri hizmetlerini kurumsal stratejilerinin merkezine yerleştiriyor. Birçok rakibinin aksine onarım merkezlerini dışarıdan hizmet alarak değil, kendi bünyesinde bulundurarak kontrolü elinde tutuyor. Bu yaklaşım, Acer’a pazar dinamiklerine hızlı bir şekilde uyum sağlama, onarım süreçlerini optimize etme ve en yüksek kaliteyi garanti etme olanağı tanıyor.

Deneyimli lojistik, çağrı ve onarım merkezleri

Deneyimli lojistik, çağrı ve onarım merkezleri, Acer’ın sunduğu hizmetin temel taşlarını oluşturuyor. Bu merkezler arasındaki mükemmel koordinasyon sayesinde onarım zinciri kusursuz bir şekilde işliyor. Ürünler, olası darboğazları önlemek adına farklı onarım merkezlerine yönlendirilebiliyor. Stok dışı kalan yedek parçalar ise Polonya’daki lojistik merkezinden veya diğer servis merkezlerinden hızla temin ediliyor. Yoğun dönemlerde ise Acer teknisyenleri, uzmanlıklarını ve desteklerini paylaşmak için merkezler arasında geçiş yapabiliyor.

Acer kullanıcılarına neler sağlıyor?

  • Hızlı onarım: Onarım işlemleri ortalama 4 ila 5 gün gibi kısa bir sürede tamamlanıyor.
  • Garantili kalite: Her parça, bilgisayarın ilk teslim edildiği onarım merkeziyle aynı kriterlere göre onarılıyor.
  • Etkin depo yönetimi: Uzun süreli depolama minimize edilerek daha akıcı ve işlevsel bir depo yönetimi sağlanıyor.
  • Kişiselleştirilmiş hizmet: Sistem ve süreçler ihtiyaca göre özelleştirilerek her kullanıcıya özel çözümler sunuluyor.
  • Verimli sorun çözme: Dahili teknisyenlerin teknoloji, sistem ve süreçlere hakimiyeti sayesinde sorunlar daha hızlı ve etkili bir şekilde çözülüyor.
  • Güvenli veri yönetimi: Sertifikalı L1 profesyonellerinden oluşan ekip, tüm müşteri verilerini güvenli ve emniyetli bir şekilde yönetiyor.

Acer CarePlus garanti paketleri ise kullanıcılara standart garantinin ötesinde ek avantajlar sunuyor. Öncelikli servis, telefon desteği, koruma gibi hizmetlerin yanı sıra standart garanti süresini uzatma seçeneği de sunan Acer CarePlus, beklenmedik onarım veya değiştirme maliyetlerine karşı kullanıcıları güvence altına alıyor.

Premium bir hizmet olarak sunulan Acer White Gloves ise yüksek düzeyde özen ve detay gerektiren ihtiyaçlara cevap veriyor. Cihaz kaydı, yazılım ve donanım yükseltmeleri, öncelikli ve yerinde onarım, veri silme, veri geri yükleme ve yedekleme gibi hizmetleri içeren White Gloves, işletmelerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilebiliyor.

Acer, satış sonrası hizmetlerdeki başarısını Enfinitec ile bir adım öteye taşıyor. Standart işletim prosedürleri, ISO sertifikaları ve kazandığı ödüllerle sektörde referans noktası haline gelen Acer, Enfinitec ile beyaz etiketli onarım hizmeti sunarak yelpazesini genişletiyor.

Enfinitec, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatarak veya onlara ikinci bir yaşam şansı vererek daha sürdürülebilir ve sorumlu bir tüketim anlayışını benimsiyor. Farklı sektörlere hizmet vermeyi hedefleyen Enfinitec, 2023 sonunda kurulmasına rağmen hızla büyüyor. Şu anda farklı ülkelerde sekiz lokasyonda 1.000’den fazla çalışanı bulunan Enfinitec, bağımsız bir Avrupa hizmet şirketi olarak faaliyet gösteriyor.

OpenAI, “tehlikeli yapay zeka” ile mücadelede sözünü tutamadı mı?

apay zekanın öncü şirketi OpenAI, “süper zeki” yapay zekaları doğru bir şekilde yönetmek ve tehlikeleriyle mücadele etmek için verdiği sözleri yerine getirmiyor. Geçtiğimiz yıl Superalignment ekibini kurarak bu hedef doğrultusunda adımlar atan firma, sonrasında beklenen ilerlemeyi sağlayamadı. Fortune tarafından yayınlanan yeni bir rapor, OpenAI’ın hiçbir zaman sözünü tutmadığını ortaya koyuyor.

Çok sayıda kaynağa dayandırılan bilgilere göre OpenAI, Superalignment ekibine bilgi işlem gücünün yüzde 20’sini sağlama taahhüdünü hiçbir zaman yerine getirmedi. Aktarılanlara göre, ekibin elindeki işlem gücü, belirlenen eşiğe dahi yaklaşmadı. Ayrıca, ekibin talepleri defalarca reddedildi.

OpenAI’dan geçtiğimiz günlerde ayrılanlar arasında Superalignment ekibinin liderlerinden Jan Leike de bulunuyordu. Leike, istifasında çalışanların güvenlik nedeniyle ayrıldığını ifade etmişti. Bu durum, şirket içinde güvenlik politikalarının yeterince uygulanmadığı şüphelerini arttırdı.

Superalignment ekibi, gelecekte “süper zeka” olarak adlandırılan yapay zeka sistemlerinin insanlar için oluşturabileceği potansiyel risklere karşı çözümler araştırıyordu. Ancak, gerekli olan kaynakların sağlanamaması, bu amaç doğrultusunda yeterli ilerleme kaydedilmesini engelledi.

OpenAI’ın söz konusu iddialara ilişkin bir açıklama yapmaması, şirketin bu konuda ne kadar ciddi olduğu konusunda soru işaretlerine neden oldu.Ayrıca, OpenAI’dan ayrılan çalışanların, şirketi eleştirmeleri halinde öz sermayelerini geri alabilecekleri yönünde bir kuralı içeren ayrılık sözleşmesini imzalamaya zorlandıkları belirtildi. CEO Sam Altman ise bu durumdan haberi olmadığını ve utanç duyduğunu ifade etti.

OpenAI’ın yapay zeka alanındaki öncülüğü ve söz verdiği güvenlik önlemleri konusundaki bu gelişmeler, şirketin gelecekteki adımları hakkında soru işaretleri yaratıyor.

Rezervem, 2024’te yüzde 300 büyümeyi hedefliyor

0

Restoranlar için geliştirdiği yenilikçi yazılım ile sektörde fark yaratan Rezervem, restoran deneyimini teknolojiyle kusursuz hale getiriyor. Gelecek nesil teknolojileri rezervasyon sistemlerine entegre eden şirket, güçlü yazılım altyapısı ile restoranların verimliliğini artırıyor ve misafirlerine daha kaliteli hizmet sunmalarına yardımcı oluyor. Michelin yıldızlı ve fine dining restoranları da bünyesine katan Rezervem, yakın zamanda B2C alanında da hizmet vermeye hazırlanıyor ve kullanıcıların mobil uygulama üzerinden rezervasyon yapmalarını sağlayacak.

Bekir Topuz tarafından 2018 yılında kurulan Rezervem, geleneksel yöntemlerin aksine rezervasyon yönetimini teknoloji ve konforla birleştiriyor. Şirket, 2023 yılında hizmet verdiği restoran sayısını üç katına çıkararak yüzde 200 büyüme elde etti. 2024 yılında 250 lokasyona ulaşarak yüzde 300 büyümeyi hedefleyen Rezervem, restoranlara sunduğu finansal araçlar sayesinde toplamda 140 milyon TL’lik bir işlem hacmine ulaştı ve bu yıl işlem hacmini 250 milyon TL’ye çıkarmayı planlıyor.

Rezervem’in mobil uygulaması, kullanıcılarına VIP vale hizmeti, kolay ödeme, hediye çeki gönderme ve daha birçok ayrıcalıklı hizmet sunacak. Uygulama, kullanıcıların yeme-içme tercihlerini ve deneyimlerini kişiselleştirilmiş bir şekilde yönetmelerine imkan tanıyacak. Rezervem ayrıca, müşteri deneyimini iyileştirmek ve restoranların verimliliğini artırmak amacıyla güçlü bir veri analizi ve raporlama sistemi sunuyor.

Kurucu Bekir Topuz, “Rezervem olarak yazılım altyapımızla misafirlerin restoran yolculuğunda güçlü bir veri analizi ve raporlama oluşturarak, misafirlerin tüm tüketim ve davranış alışkanlıklarını takip ediyoruz. İletişim ve pazarlama optimizasyonu sağlayarak, daha ölçülebilir ve doğru hedef kitleye etkili iletişim kurulmasını mümkün kılıyoruz. 2024 yılında yurt içinde büyüme hızımızı sürdürmeyi ve yurt dışına açılarak globalleşmeyi hedefliyoruz,” dedi.

Rezervem, Kanada’da şirket kurarak global pazara adım atıyor ve Dubai, Mısır, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde restoran ve otellerle görüşmelerini sürdürüyor. Şirket, sunduğu finansal araçlarla no show sorununa çözüm getirerek restoranların verimliliğini artırıyor. Rezervem, misafir deneyimi verilerini analiz ederek restoranların hizmet kalitesini ve iş performansını artırmalarına yardımcı oluyor.

Rezervem, teknolojinin imkanlarını kullanarak restoranların rezervasyon süreçlerini optimize ediyor ve dijitalleşmenin katkılarıyla operasyonel verimlilik sağlıyor. Şirket, misafirlerin deneyimlerine dair geri bildirimleri analiz ederek restoranlara değerli içgörüler sunuyor ve yeme-içme sektöründe dijitalleşme yolculuğunda çözümler sunmayı amaçlıyor.

EFES-2024 tatbikatı başladı!

0

Türkiye’nin en büyük müşterek tatbikatı olan EFES-2024, İzmir’in Seferihisar ilçesinde başladı. Bu yıl 50 ülkeden 1.500’ü aşkın yabancı personelin katılımıyla gerçekleşen tatbikatta, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurları ile birlikte toplam 11 bin personel görev alıyor. İşte detaylar…

EFES-2024 kapsamında, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda 47 savunma sanayii firması tarafından yerli ve milli imkanlarla üretilen ve TSK envanterinde bulunan ürünlerin sergilendiği bir Savunma Sanayii Ürünleri Sergisi de düzenleniyor.

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, sergiyle ilgili yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

EFES-2024 Tatbikatı kapsamında, yerli ve millî imkân ve kabiliyetler ile inşa edilmiş olan çok sayıda platformumuz ve platformlarımıza entegre radar, elektro-optik, mühimmat, alt sistem, faydalı yük, elektronik bileşen ve yazılımlarımız ile savunma sanayiimiz tarafından geliştirilen birçok yerli ve millî ürün de yer almaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan ürünlerin sergilendiği Savunma Sanayii Ürünleri Sergisi, ülkemizin savunma sanayii alanında ulaştığı noktayı tüm dünyaya göstermek açısından mühimdir.

Bu vesileyle tatbikatın tüm planlama ve icra safhalarında büyük bir özveriyle görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli personeli ile, geliştirip ürettikleri yerli ve millî sistemleri güvenlik güçlerimizin hizmetine sunan ana yüklenicilerimize, alt yüklenicilerimize ve KOBİ’lerimize üstün gayretlerinden ötürü teşekkür ediyorum.”

Bayraktar Kızılelma seri üretime hazırlanıyor!

Tatbikat, SİHA’lardan helikopterlere, savaş gemilerinden mühimmatlara, elektronik harp sistemlerinden radar sistemlerine kadar birçok sistemi geliştirip üreterek güvenlik güçlerimizin hizmetine sunan Türk savunma sanayii firmalarının kabiliyetlerinin katılımcı ülkeler tarafından sahada görülmesini sağlayacak.

Starlink, “Direct to Cell” ile ilk videolu görüşmeyi gerçekleştirdi

Elon Musk’ın uzay şirketi SpaceX’in uydu internet kolu olan Starlink, “Direct to Cell” (DTC) altyapısını kullanarak akıllı telefonlar arasında ilk kez videolu görüşme gerçekleştirdi. Bu önemli adım, Musk’ın küresel ölçekte akıllı telefonlara uydu bağlantısı sunma hedefinin bir parçası olarak görülüyor.

Starlink, halihazırda yörüngede 6.000’in üzerinde uyduya sahip ve bu sayı her geçen gün artıyor. Şirket, 2022 yılından bu yana doğrudan hücresel bağlantı sağlayan DTC özellikli uyduları fırlatıyor ve bu kapsamda T-Mobile ve diğer uluslararası operatörlerle işbirliği yapıyor. Bu işbirlikleri kapsamında yapılan testler, T-Mobile ağları üzerinde yoğunlaşmış durumda.

İlk videolu görüşme

SpaceX, kısa süre önce Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) bir gönderi paylaşarak, DTC altyapısını kullanarak iki akıllı telefon arasında ilk defa videolu görüşme gerçekleştirildiğini duyurdu. Görüntü kalitesi düşük olmasına rağmen, bu başarı yüzlerce kilometre yukarıdaki uydular üzerinden sağlandı.

Starlink DTC

Son bilgilere göre, yörüngede bulunan Starlink’ DTC uydularının sayısı 38’e ulaşmış durumda. Bu sayı arttıkça görüntü kalitesinde de iyileşmeler bekleniyor. Mart ayında yapılan testlerde ise, DTC uyduları aracılığıyla bir Samsung telefon üzerinden 17 Mb/s maksimum indirme hızına ulaşıldığı bildirilmişti.

SpaceX, hücresel Starlink hizmetini bu yılın sonlarına doğru T-Mobile müşterilerine sunmayı planlıyor. Bu sayede baz istasyonlarının bulunmadığı bölgelerde de mesaj, ses ve video iletişimi mümkün hale gelecek. Ancak bu hizmetin ABD’de kullanıma sunulabilmesi için SpaceX’in Federal İletişim Komisyonu’ndan (FCC) onay alması gerekiyor.

Starlink’in Direct to Cell teknolojisi, dünya genelinde internet erişimini genişletme ve iletişim altyapısını güçlendirme potansiyeli taşıyor. Bu gelişme, özellikle uzak ve kırsal bölgelerde yaşayan insanlar için önemli bir yenilik olabilir.

Bluesky, DM özelliğine kavuştu!

Bluesky, açıklamasında gelecekte “uçtan uca şifreli mesajlaşmayı tamamen desteklemeyi” planladığı da belirtti.

Lansman, sosyal ağın yakında doğrudan mesajlaşma özelliklerini tanıtacağını duyurmasından iki hafta sonra gerçekleşti. Şimdiye kadar platformdaki tüm konuşmalar herkese açıktı, bu nedenle DM’lerin kullanıma sunulması, kullanıcıların sosyal ağda kalırken özel olarak sohbet etmelerine olanak tanıyor.

Yeni özelliğe erişmek için kullanıcılar Bluesky’ın “Sohbet” sekmesinden birisiyle özel görüşme başlatabilirler. DM’ler Bluesky’ın mobil ve masaüstü uygulamalarında mevcut. Ancak şimdilik bu özellik yalnızca bire bir mesajları destekliyor, grup mesajlarını desteklemiyor.

Yeni özellik, Bluesky’ın kullanıcı deneyimini X (eski adıyla Twitter) ile daha uyumlu hale getiriyor. Lansman aynı zamanda Bluesky’a, şu anda yerel DM’ler sunmayan Meta’nın Threads’ine karşı rekabet avantajı sağlıyor (ancak, Instagram DM’lerinizde bir Threads gönderisini paylaşabilirsiniz).

Varsayılan olarak yalnızca takip ettiğiniz kişiler size DM gönderebiliyor. Hiç kimsenin, yalnızca takip ettiğiniz kişilerin veya tüm Bluesky kullanıcılarının DM’lerine izin verecek şekilde ayarlarınızı değiştirebilirsiniz.

Bluesky, X’te mevcut bazı temel özellikler olmadan piyasaya sürülmesine rağmen kayda değer bir başarı elde etti. Şirket, geçtiğimiz yıldan bu yana hizmetini geliştiriyor ve platformuna daha fazla özellik getirdikçe kullanıcı tabanını genişletme potansiyeline sahip.

Örneğin, sosyal ağ yakın zamanda kullanıcıların ana Keşfet akışlarını kişiselleştirmelerine izin vermeye başladı. Kullanıcılar artık platformun kendilerine gösterdiği içeriği kişiselleştirmek için “Buna benzer daha fazlasını göster” ve “Buna benzer daha az göster” düğmelerine tıklayabilir. Bu özellik X’in “Bu yazıyla ilgilenmiyorum” seçeneğine biraz benziyor.

Yaklaşık 5,6 milyon kullanıcıya ulaşan Bluesky’ın video desteği ve taciz karşıtı araçlar gibi daha dikkate değer özellikleri de bulunuyor.