Japon otomotiv devleri, EV pazarı için güçleri birleştiriyor!

Bu adım, Japon otomobil üreticilerinin, gelecekte teknolojik olarak daha gelişmiş araçları piyasaya sürme yarışında rakiplerine yetişme umudunu taşıyor.

Bu, küresel otomobil üreticilerinin maliyetleri azaltma ve yeni elektrikli araçları pazara sunmanın daha verimli yollarını bulma amacıyla kaynaklarını birleştirmelerinin bir başka örneği. Nissan ve Honda, Mitsubishi’nin katılımının “yalnızca yeni bilgi ve güçler katmakla kalmayıp, aynı zamanda üç şirketin daha fazla sinerji üretebilmesini de sağlayacağını” belirtti.

Bu şirketlerden hiçbiri için bu ilk ortak girişim değil. Honda, elektrikli araçlar geliştirmek amacıyla General Motors ile ortaklık kurmuştu, ancak bu ortaklık birkaç yıl sonra sona erdi. (Yeni piyasaya sürülen Honda Prologue, GMin Ultium platformu üzerine inşa edildi.) Honda, benzer hedeflerle Nissan ile de bir araya geldi. Nissan ise Mitsubishi ve Renault ile olan küresel ittifakın bir parçası.

Honda, GM ile yaptığı anlaşmadan çıktıktan sonra yeni bir ortak arıyor olabilir. Benzer şekilde, Nissan ve Mitsubishi de ABD pazarında tutunma mücadelesi veriyor ve Nissan’ın geçen çeyrekte ABD’deki işletme kârı yüzde 99 oranında düşmüştü. Amerikalılar artık eskisi gibi Nissan satın almıyorlar ve şirketin hibrit dostu bir pazarda hibrit araç sunmakta başarısız olması da işleri yavaşlatıyor.

Elektrikli Nissan SUV

Mitsubishi’nin bu ortaklığa ne getirdiği tam olarak net değil. Marka, uzun menzilli elektrikli araçlar sunmakta zorlanıyor, ancak bu durum Japon otomobil endüstrisi için benzersiz değil. Mitsubishi’nin plug-in hibrit modeli Outlander, bir miktar başarı elde etti, ancak büyük bir hit olmadı.

Diğer yandan, Nissan ve Honda, ortaklıklarına bir başka hedef daha ekliyor: Yazılım tanımlı bir araç geliştirmek. İki şirket, yeni teknolojiler üzerinde araştırmaları tamamlayarak bir yıl içinde seri üretime geçmeyi hedefliyor. Honda ve Nissan ayrıca bataryalar, elektrik motorları ve “karşılıklı araç tamamlama” teşviklerini sağlamak için yeni bir ürün inceleme sistemi üzerinde birlikte çalışacak.

Burada amaç, birçok şirketin zaten öncü olduğu süreçleri hızlandırmak gibi görünüyor. Nissan, 2026 yılına kadar üreteceği 30 aracın 16’sını elektriklendirme planlarını açıklamış durumda ve bunların yedisi Kuzey Amerika pazarı için olacak. Ayrıca, katı hal batarya planlarında ilerleme kaydediyor.

Şirketin tek ihtiyacı, bu maliyetleri paylaşmaya ve şu anki kayıplarını durdurmaya istekli ortaklar bulmaktı. Ve artık bu ortaklığı Honda ve Mitsubishi’yle sağladı.

Xiaomi reklamları kapatmaktan vaz geçti!

Geçtiğimiz ay Xiaomi’nin, akıllı telefonlarında yer alan reklamları kapatmayı daha basit hale getireceğine dair haberler çıkmıştı. Çinli şirketin Ayarlar menüsüne “Sistem uygulamalarındaki reklamlar” adlı bir düğme ekleyeceği ve kullanıcıların tek bir dokunuşla HyperOS’taki tüm reklamları kapatabileceği bildirildiğinde, kullanıcılar bu gelişme ile büyük bir sevinç yaşamıştı.

Ancak Xiaomi, bu yönde beklentisi olanları hayal kırıklığına uğratacak bir açıklama yaptı. Şirket, bu özelliği HyperOS’a yakın gelecekte eklemeyi düşünmediğini belirtti. Bunun yerine, kullanıcı deneyimini iyileştirmek amacıyla önceden yüklenmiş uygulama sayısını azaltacaklarını açıkladı. En azından bu açıdan kullanıcıları memnun etmeye çalışacak gibi görünüyor.

Xiaomi, Android Authority internet sitesine yaptığı açıklamada, “Felsefemiz tüm kullanıcılarımız için kolay erişilebilir ve faydalı değişiklikler yapmak olduğundan, şu an için yalnızca az sayıda kullanıcının keşfedip kullanacağı bir seçeneği eklemeyi planlamıyoruz” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, reklamları kapatma sürecini daha kolay hale getirmeyi bekleyen kullanıcılar için büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Mevcut Xiaomi akıllı telefon kullanıcıları, reklamları kapatabiliyor, ancak bunun için birkaç farklı adım izlemelerigerekiyor. Bu adımlar arasında, reklamları kapatmak için Ayarlar menüsünde gezinmek ve belirli seçenekleri devre dışı bırakmak bulunuyor. Dolayısıyla, Xiaomi’nin reklamları tek dokunuşla kapatacak bir düğme eklemesi bu süreci büyük ölçüde kolaylaştıracaktı.

Görünüşe göre kullanıcıların bu özelliği beklemek için daha uzun bir süre sabırlı olmaları gerekecek. Xiaomi’nin, reklamları kapatma düğmesi eklemek yerine kullanıcı deneyimini iyileştirmek amacıyla attığı adımlar, belki de bu bekleyişin bir nebze de olsa hafifletilmesine yardımcı olabilir. Ancak, tek dokunuşla reklamları kapatma düğmesi gibi büyük bir değişiklik için kullanıcıların daha fazla beklemesi gerekecek.

Meta’nın Metaverse hayali milyarlara dolar zarar getirdi!

Meta, 2024 yılının ikinci çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, beklenenden çok daha iyi bir performans göstererek gelirlerini %22 artırarak 32 milyar dolara çıkardı. Net gelir ise dikkat çekici bir şekilde %72 artarak 13,47 milyar dolara yükseldi. Bu sonuçlar, Meta’nın ana iş kollarındaki güçlü performansını ve pazar liderliğini vurgularken, CEO Mark Zuckerberg’in vizyoner projelerine yatırım yapan Reality Labs biriminin mali durumunu gölgede bıraktı.

Reality Labs: devam eden zararla karşı karşıya

Meta’nın Metaverse Reality Labs, Meta’nın artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojilerini geliştirdiği birim olarak büyük bir mali yükün altında kalmaya devam ediyor. Şirket, bu çeyrekte Reality Labs’tan 4,48 milyar dolar zarar bildirdi. Bu zarar, 2020 yılının sonundan bu yana toplamda 50 milyar doları bulmuş durumda. Bu mali kayıplar, Meta’nın sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik alanında yaptığı büyük yatırımları ve uzun vadeli stratejisini işaret ediyor.

Reality Labs’ın gelirlerinin büyük kısmı, Quest VR başlıkları ve Ray-Ban Meta akıllı gözlükleri‘nden geliyor. Şirket, geçen yılın aynı dönemindeki 276 milyon dolarlık gelire kıyasla bu çeyrekte %28 oranında bir büyüme göstererek 353 milyon dolar gelir elde etti. Bu artış, sanal gerçeklik pazarındaki büyümenin ve Meta’nın bu alandaki rekabetçi konumunun bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Sanal gerçeklik pazarındaki konum

Meta’nın Metaverse Sanal gerçeklik pazarı hâlâ gelişme aşamasında. Meta, bu alandaki en deneyimli ve güçlü şirketlerden biri olarak konumlanıyor. Quest 3 VR başlıklarını Apple’ın benzer ürünlerine göre daha uygun bir fiyatla, sadece 499 dolardansatışa sunması, şirketin pazar payını genişletme stratejisini gözler önüne seriyor. Ayrıca, Meta’nın Ray-Ban ile ortaklaşa geliştirdiği akıllı gözlükler de giderek daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor.

Şirket, yapay zeka araçlarını akıllı gözlükleriyle entegre ederek teknoloji entegrasyonunda önemli adımlar atıyor. Bu strateji, Meta’nın sadece sanal gerçeklik değil, aynı zamanda artırılmış gerçeklik ve yapay zeka alanında da güçlü bir oyuncu olma hedefini destekliyor. Meta’nın, gelecekte bu alandaki yatırımlarının nasıl sonuçlanacağı ve Reality Labs’ın mali performansında ne tür değişiklikler yaşanacağı merakla bekleniyor.

Qualcomm’dan müjde: Snapdragon X dizüstü bilgisayarlar ucuzluyor!

0

Qualcomm‘un ARM tabanlı Snapdragon X yongaları, dizüstü bilgisayarların pil ömrünü radikal bir şekilde artırdı. Bu yeni nesil işlemciler, Windows dizüstü bilgisayarlarda pil ömrünü 29 saate kadar çıkarabiliyor. Ancak, bu gelişmelerle birlikte, cihazların fiyatları da yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, 2025 yılında piyasaya sürülecek yeni nesil Snapdragon X dizüstü bilgisayarlarının fiyatlarının düşmeye başlayacağını belirtti.

Mevcut durumda, en uygun fiyatlı Snapdragon X dizüstü bilgisayarlar, 999 dolarlık Microsoft Surface Pro veya Microsoft Surface dizüstü bilgisayarları arasında yer alıyor. Bu fiyat segmentinde, Snapdragon X’in güçlü rakipleri, özellikle oyun performansı açısından X86 işlemciler bulunuyor. Bu durum, tüketici tercihlerini etkileyebilir.

Qualcomm' x

Amon, gelecekte 700 dolar civarında Snapdragon X dizüstü bilgisayarların piyasada olacağını söyledi. Bu, entegre yapay zeka hızlandırma donanımının performansından ödün vermeden fiyatların düşeceği anlamına geliyor. Ancak, bu iddialar şu anda dizüstü bilgisayarlar mı yoksa başka bir form faktörü mü için geçerli olduğu konusunda belirsizlikler taşıyor.

Apple‘ın MacBook ürünleriyle karşılaştırıldığında, Snapdragon X dizüstü bilgisayarlarının en uygun fiyatlı modelleri, 13 inç M2 MacBook Air ile benzer fiyat noktalarına sahip. Bu fiyat aralığında, 599 dolarlık Mac mini’ye de alternatif olarak Snapdragon X mini PC kiti mevcut. Ancak, bu ürün şu an son tüketicilere sunulmuş değil.

Amon, X Elite ve X Plus‘daki NPU gücünün kaybedilmeden fiyatların düşeceğini ifade etti. Bu durum, Snapdragon X yongalarının bazı alanlarda kırpılacağına işaret edebilir. Eğer 1000 doların altında Snapdragon X dizüstü bilgisayarlar piyasaya çıkarsa, bu, Intel ve AMD‘nin hakimiyetindeki pazarda önemli değişiklikler yaratabilir.

Chrome’a Gemini destekli yeni özellikler geliyor!

Bu yeni özellikler arasında masaüstü için Google Lens, alışveriş yardımcısı olarak kullanılmak üzere sekme karşılaştırma ve arama geçmişi için doğal dil entegrasyonu bulunuyor.

Google Lens, yıllar süren mobil geliştirmelerden sonra nihayet masaüstüne de geliyor. Önümüzdeki günlerde dünya genelindeki kullanıcılara sunulacak olan Lens, adres çubuğunda ve üç noktalı menüde yer alacak.

Kullanıcılar, bir sayfanın belirli bir bölümünü seçip sorular sorarak arama sonuçları elde edebilecekler. Ayrıca, bir resimde birinin sırt çantasına tıklayıp çoklu arama ile benzer bir öğeyi farklı renklerde veya markalarda bulmak için sorular sorabilecekler. Sorduğunuz soruya bağlı olarak, cevaplarda yapay zeka özetleri de alabilirsiniz.

Google ayrıca alışverişe yardımcı olacak yeni bir özellik olan Tab Compare’i (Sekme Karşılaştırma) de tanıtıyor. Önümüzdeki haftalarda Chrome, farklı sekmelerde aradığınız benzer öğelerin yapay zeka destekli bir özetini sunacak.

Bu yenilikler arasında en kullanışlı olanlardan biri de, tarayıcı geçmişinizi doğal dildeki sorgularla arama yeteneği. Bazen ziyaret ettiğiniz sayfayı hatırlamazsınız ama bazı detayları bilirsiniz. Google, önümüzdeki haftalarda ABD kullanıcıları için bu özelliği isteğe bağlı olarak sunacak.

Doğal dilde bir sorgu örneği olarak, “Geçen hafta baktığım dondurma dükkanı neydi?” gibi bir soru verebilirsiniz. Google, arama sonuçlarını göstermek için URL, başlık ve sayfanın içeriğinin bir kombinasyonunu kullanır.

Google, bu verileri Gemini’yi eğitmek için kullanmayacağını ve gizli moddaki oturumlardan gelen bilgileri yüzeye çıkarmayacağını belirtti. Ancak, şu an itibarıyla Google, AI destekli arama geçmişini yerel olarak işleyemiyor, bu nedenle sonuçları döndürmek için bulut kapasitesini kullanıyor.

Ocak ayında şirket, bir yazı asistanı, sekme düzenleyici ve tema oluşturucu gibi yapay zeka destekli özellikleri tanıtmıştı. Mayıs ayında ise, kullanıcıların adres çubuğundan Gemini’yi anarak sohbet botuna sorular sormalarını sağlayan bir özellik sunmuştu.

Samsung’un tasarım kopyası skandalı! Patron devreye girdi!

0

Samsung, Temmuz ayında düzenlediği etkinlikte yeni katlanabilir telefonlarakıllı saatler ve kablosuz kulaklıklartanıttı. Ancak etkinlik sonrası, Galaxy Buds 3 ve Galaxy Watch Ultra‘nın Apple ürünlerinin tasarımına benzediği yönündeki eleştiriler, şirkette gerginliğe yol açtı. Bu durum, Samsung Electronics Başkanı Jay Y. Lee‘nin doğrudan müdahale etmesine neden oldu.

Samsung’un tasarım kopyası olayı AjuNews‘in haberine göre, Başkan Jay Y. LeeSamsung MX bölümüne, tasarımların yeniden değerlendirilmesiyönünde kesin talimat verdi. Galaxy Buds 3 ve Galaxy Watch Ultra‘nın, Apple ürünlerine benzer bir tasarım dili kullanması, önceki nesillerden farklılık gösterdiği belirtiliyor. Bu durum, Samsung‘un özgün tasarım dilinin terk edildiği şeklinde yorumlanıyor.

Samsung'un tasarım kopyası

Şirket içindeki atmosfer de oldukça bozuldu. Samsung MX lideri TM Roh ve bazı akıllı telefon bölümü çalışanlarına yönelik aksiyonlar alındığı bildiriliyor. İçeriden bir kaynağın aktardığına göre, Başkan Lee, Buds 3 serisi ve Galaxy Watch 7’deki kalite sorunları ve Apple tasarımının kullanılması ile ilgili tartışmaların ardından doğrudan müdahale etti. Kaynak, “İç atmosfer şu anda çok kötü” şeklinde açıklama yaptı.

Samsung’un tasarım kopyası hakkında hayranları, şirketin kendi tasarım dilini bırakıp Apple‘ın tasarımını tercih etmesinden dolayı hayal kırıklığı yaşıyor. Galaxy Watch Ultra‘nın turuncu kayışı ve diğer detayları, Apple Watch Ultra‘ya benzetildi. Bunun yanı sıra, Galaxy Buds 3 Pro kullanıcıları kulak uçlarının yırtılması gibi kalite sorunları ile karşılaşırken, Galaxy Watch 7kullanıcıları bataryanın hızlı tükenmesinden şikayetçi. Bu durumlar, Samsung’un tasarım ve kalite konusundaki sıkıntılarını gözler önüne seriyor.

Elektrikli araçlara çevre dostu batarya geliyor!

Volkswagen Grubu, Temmuz ayının başlarında PowerCo’nun katı hal bataryaları üreten QuantumScape ile büyük bir anlaşma yaptığını duyurdu.

Katı hal bataryaları, telefonlarda, dizüstü bilgisayarlarda ve elektrikli araçlarda kullanılan lityum-iyon bataryaların yerini alabilir. Bu bataryalar, sıvı elektrolit çözeltileri yerine katı elektrolitler kullanır. Bu da bataryanın zaman içinde daha fazla şarj tutmasını sağlar. Ancak uzmanlar, bu bataryaların büyük ölçekli üretiminin zorluğu ve maliyeti nedeniyle yaygın olarak kullanılmadığını belirtiyor.

Volkswagen yatırımının hedefi yıllık 1 milyon araç!

Volkswagen, bu durumu değiştirmek için yeni bir anlaşmaya imza atıyor. QuantumScape, PowerCo ile olan iş birliğinde bu daha çevre dostu bataryaları küresel ölçekte üretmeyi hedefliyor. Şirketler, yıllık 40 gigawatt-saat üretim kapasitesine ulaşmayı planlıyor ve bu kapasiteyi iki katına çıkararak yıllık yaklaşık 1 milyon aracı bu bataryalarla donatma seçeneğine sahip olacaklar.

Katı elektrolitlerin kullanılması, bu bataryaları sürücüler için daha güvenli hale getirirken, daha az şarj süresi gerektiriyor. Lityum-iyon batarya yangınları nadir olsa da, meydana geldiklerinde büyük hasarlara yol açabiliyorlar. Ayrıca, katı hal bataryaları daha az çevresel etki yaratıyor ve lityum-iyon bataryalar için çıkarılan bazı nadir mineralleri daha az kullanıyorlar. Bu nedenle, birçok otomobil üreticisi bu tür bataryalara geçiş yapmayı planlıyor.

QuantumScape CEO’su ve başkanı Dr. Siva Sivaram, bu anlaşmanın elektrikli araçlarda katı hal bataryalarının kullanımını artırma çabasındaki önemli bir adım olduğunu belirtti. Sivaram, PowerCo’nun üretim konusundaki uzmanlığı ve çevre dostu teknolojisinin, endüstri için bir model oluşturacağını söyledi. PowerCo CEO’su Frank Blome ise bu teknolojinin gelecekte seri üretime geçmesi için yıllardır QuantumScape prototip hücreleri üzerinde çalıştıklarını ve iş birliği yapmaktan heyecan duyduklarını ekledi.

Volkswagen ve PowerCo’nun bu girişimi, elektrikli araç teknolojisinde devrim niteliğinde bir adım olarak görülüyor ve gelecekteki elektrikli araçların daha sürdürülebilir ve verimli olmasını sağlayacak önemli bir ilerleme olarak kabul ediliyor.

Teknoloji kullanımında ahlaki ilkeler kapsamlı bir dijital etik rehberi

0

Makine Öğrenmesi Algoritmaları, Yapay Zeka ve Doğal Dil İşleme çağında gündem konusun. Dijital teknolojiler etik müzakere ve karar alma uygulamalarımızla toplumun çeşitli yönleriyle iç içe geçti. Bu çalışma, bunun için tasarlanan ve 2010 ile 2023 yıllarında dijital araçların sistematik haritalamasını sağlıyor. Manzaranın kapsamlı genel görünümünü sağlayarak, etik müzakereyi kolaylaştırmak için kullanılan özellikleri ve mekanizmaları belirliyoruz. Araştırma, dijital araçların etik karar alma süreçlerini desteklemede oynayabileceği potansiyel rol hakkındaki anlayışımızı geliştiriyor. Bu tür araçlar için eğitimciler, hükümet kuruluşları ve özel kurumlar için değerli görüşler sağlıyor. Teknoloji kullanımında ahlaki ilkeler konusunda sizlere bir rehber sağlıyor.

Teknoloji kullanımında ahlaki ilkeler

Günümüzün medya ve teknoloji ortamında, 21. yüzyılın etik sorunları ve zorluklarıyla başa çıkmak çok zor. Bunun için çok sayıda dijital araç ortaya çıktı. Son örnekler arasında Microsoft’un “Etik Yapay Zeka Araç Kutusu” ve MIT Medya Laboratuvarı’nın “Ahlaki Makinesi” yer almaktadır; bunlar yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi (ML) alanındaki etik ikilemlerle boğuşuyor. Ancak bu teknolojilerin yaygınlaşmasının ortasında, insanların etik müzakerelerine yardımcı olmak için tasarlanmış araçların alanı keşfedilmemiş olarak kalıyor. Bu makale, son kullanıcıların etik müzakerelerinde destek olmak için yapılmış bilgisayarlı araçların bir analizini ve karşılaştırmalı incelemesini sunarak bu alanı derinlemesine inceliyor.

Etik müzakere, etkenin “açıkça tartışma ve ahlaki sorunlara ilişkin anlayışlar içeriyor. Bu sorunlara yönelik çözümler ve anlamlı çözümün ne anlama geldiğini keşfetme yeteneğine atıf yapıyor. Dewey’in pragmatist etiğinden yararlanan bu süreç üç temel anı kapsıyor. Bunlar; ahlaki açıdan sorunlu durumun tanınması, senaryoların hayal edilmesi ve eylem için çeşitli çözümlerin değerlendirme.

Bu kavramsallaştırma, ahlaki etkenin müzakere ettiği ve çözüm aramaya devam ettiği Aristoteles’e uzanıyor. Bu yönüyle etik müzakere kavramıyla uyumlu. Bilim insanları, etik müzakerenin amacının kesin sonuca ulaşmak olmadığını söylüyor. Bunun yerine “kişinin kendi bakış açısını başkalarının bakış açısıyla zenginleştirmesi” olduğunu ekliyor. Gerçekten de felsefe ve siyaset bilimlerinden kaynaklanan müzakeretkilenen paydaşların bakış açılarını dikkate alan içsel bir yansıma veya kolektif bir tartışma olabiliyor.

ABD TikTok’a çocuk gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla dava açtı

Adalet BakanlığıTikTok ve ana şirketi ByteDance aleyhine, sosyal medya devinin federal çevrimiçi gizlilik yasasını defalarca ihlal ettiği iddiasıyla dava açtı. Cuma günü yapılan açıklamada, Adalet Bakanlığı ve Federal Ticaret Komisyonu‘nun (FTC), TikTok‘un COPPA olarak bilinen Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası‘nı ihlal ettiğini ileri sürdü.

COPPA yasası, web sitesi operatörlerinin 13 yaşın altındaki çocuklardan ebeveyn izni olmaksızın kişisel bilgi toplamasını, kullanmasını veya ifşa etmesini yasaklıyor.ABD TikTok Ayrıca, çevrimiçi platformlar ebeveynlerin talebi üzerine çocuklardan toplanan kişisel bilgileri silmek zorunda.

ABD TikTok Şikayete göre, çocukların normal TikTok hesapları oluşturmalarına ve platformda içerik oluşturmalarına, görüntülemelerine ve paylaşmalarına bilerek izin verdi. Bu durum, ebeveynlerin bilgisi ve izni olmadan çocuklardan kişisel bilgi toplandığı ve saklandığı anlamına geliyor. Hükümet ayrıca, TikTok‘un 13 yaşın altındaki çocuklar için sunduğu “Çocuk Modu“nda oluşturulan hesaplardan da yasadışı şekilde kişisel bilgi topladığını iddia ediyor. Şikayete göre, ebeveynler çocuklarının hesaplarını keşfettiklerinde ve TikTok‘tan bu hesapları ve bilgileri silmesini istediklerinde, TikTok bu talepleri defalarca yerine getirmedi.

FTC başkanı Lina Khan, yaptığı açıklamada, “TikTok bilerek ve defalarca çocukların mahremiyetini ihlal ederek ülke çapında milyonlarca çocuğun güvenliğini tehdit etti” dedi.

TikTok sözcüsü ise, iddiaların çoğunun geçmiş uygulamalarla ilgili olduğunu ve o zamandan beri çözüldüğünü belirtti. Sözcü, “Sıkı güvenlik önlemleriyle yaşa uygun deneyimler sunuyoruz, şüpheli reşit olmayan kullanıcıları proaktif olarak kaldırıyoruz ve varsayılan ekran süresi sınırları, Aile Eşleştirme ve küçükler için ek gizlilik korumaları gibi özellikleri gönüllü olarak başlattık” dedi.

Nvidia etkileşimli dijital insan James’i tanıttı

Nvidia, yapay zeka alanındaki en son gelişmelerini SIGGRAPH 2024‘te tanıttı. Bunlardan en dikkat çekeni, etkileşimli dijital insan James oldu. Nvidia’nın kurucusu ve CEO’su Jensen Huang tarafından tanıtılan James, firmanın Nvidia NIM mikro hizmetleri üzerine inşa edilmiş, duyguları ve mizah anlayışıyla insanlarla etkileşim kurabilen bir asistan.

Yapay zeka ile insanı bir araya getiren teknoloji

etkileşimli dijital insan James’i özel kılan, Nvidia’nın ACE teknolojisi sayesinde gerçekçi bir insan yüzü ve sesi olması. Bu sayede, kullanıcılar metin tabanlı sohbet robotları yerine gerçek bir kişiyle konuşuyormuş gibi hissedebiliyorlar. Nvidia, James’in geliştirilmesinde RTX teknolojileri ve ElevenLabs‘ın gerçekçi ses teknolojisini kullandığını belirtti.

Nvidia, etkileşimli dijital insan James gibi dijital insanları sadece bir asistan olarak değil, aynı zamanda dijital marka elçileri veya müşteri hizmetleri personeli olarak da kullanılabileceğini söylüyor. ACE teknolojisi sayesinde geliştiriciler, kendi verilerini kullanarak farklı alanlara özgü avatarlar oluşturabiliyor. Bu da, şirketlerin müşterilerine daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmasına olanak tanıyor.

Açık kaynak ve geniş kullanım alanları

Jensen Huang, James’in açık kaynaklı olduğunu vurgulayarak, geliştiricilerin bu teknolojiyi kendi projelerinde kullanabileceklerini belirtti. Bu durum, yapay zeka tabanlı dijital insanların farklı platformlarda yaygınlaşmasını hızlandırabilir.

Nvidia, dijital insan uygulamalarını benimseyen şirketler arasında HTCLooking GlassReply ve UneeQ gibi önemli isimleri gösteriyor. UneeQ’nun SIGGRAPH’ta sergilediği demolar, bu teknolojinin potansiyelini gözler önüne seriyor.

Nvidia’nın geliştirdiği James, yapay zeka ve insan etkileşiminin geleceği hakkında önemli ipuçları sunuyor. Gerçekçi dijital insanlar, yakın gelecekte müşteri hizmetleri, eğitim ve eğlence gibi birçok alanda kullanılmaya başlanabilir. Bu teknolojinin açık kaynak olması ise, geliştiricilerin yaratıcılıklarını sınırlamadan yeni uygulamalar geliştirmesine olanak tanıyor.

Çin’in enerji devrimi: rüzgar ve güneş enerjisi kömürü geride bıraktı

Dünyanın en büyük enerji tüketicisi olan Çin, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinde kömürü geride bırakarak tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. Rystad Energy’nin analizine göre, 2026 yılına kadar güneş enerjisi tek başına Çin’in birincil enerji kaynağı olarak kömürü geçecek. Çin Ulusal Enerji İdaresi’nin (NEA) verilerine göre, bu yılın Haziran ayından itibaren rüzgar ve güneş enerjisi ilk kez kapasite olarak kömürü geride bıraktı. Bu değişim, ülkenin fosil yakıtlardan uzaklaşarak temiz enerjiye yönelme kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Kömürden güneşe dönüşüm hızlanıyor

Çin’in enerji devrimi, 2016’dan bu yana yenilenebilir enerji altyapısını genişletmek için önemli yatırımlar yapıyor. Özellikle 2020’den itibaren yıllık rüzgar ve güneş enerjisi kurulumları, kömür için kapasite ilavelerinin üç ila dört katına ulaştı. Geçen yıl Çin, 293 GW rüzgar ve güneş enerjisi kurulumuyla rekor kırarak bu alanda dünya liderliğini pekiştirdi.

Öte yandan, Çin’in kömürlü enerji sektörü ise daralıyor. Hükümetin yeni kömür projelerine daha sıkı kısıtlamalar getirmesiyle birlikte, kömür ve temiz enerji arasındaki yıllık kapasite ekleme farkı dramatik bir şekilde açıldı.

Güneş enerjisi geleceğin enerji kaynağı

Rystad Energy, güneş enerjisinin tedarik zincirlerindeki ilerlemeler, altyapı ve kapasite ilaveleri ile gelecekteki enerji üretiminde kömürü geride bırakacağını öngörüyor. Bu değişim, Çin’i kömüre bağımlı bir devden temiz enerji alanında bir lidere dönüştürme potansiyeline sahip. Rüzgar enerjisi de Çin’in enerji karışımında önemli bir yer tutuyor. 2020 yılında tarife garantisi ve sübvansiyonlarının aşamalı olarak kaldırılmasının ardından bir düşüş yaşansa da, geçen yıl rüzgar enerjisi kapasitesi 75 GW’lık yeni ilavelerle toparlandı.

Çin’in temiz enerji hedefleri

Çin’in temiz enerjiye geçişi, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olarak görülüyor. Ülkenin bu dönüşümü, dünyanın en büyük sera gazı yayıcısı olma ününden kurtulma yolunda ilerliyor. Ancak, düşük kullanım ve kesintili çalışma gibi sorunların üstesinden gelmek için şebeke altyapısında önemli yükseltmeler yapılması gerekiyor.

Rystad Energy Kıdemli Analisti Simeng Deng, Çin’in rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesindeki hızlı artışın, ülkenin enerji dönüşümündeki kararlılığını gösterdiğini belirtiyor. Deng, güneş enerjisinin gelecekte Çin’in enerji karışımında daha da önemli bir yer tutacağını vurguluyor.

Çin’in rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinde kömürü geçmesi, küresel enerji sektöründe önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, diğer ülkeler için de ilham kaynağı olabilir ve temiz enerjiye geçişin hızlanmasına katkı sağlayabilir.

Character.AI CEO’su eski şirketine geri dönüyor!

Shazeer, Character.AI öncesinde AI konuşma araçları için kullanılan bir dil modeli olan LaMDA’yı (Diyalog Uygulamaları için Dil Modeli) oluşturan araştırmacı ekibine öncülük ediyordu.

Character.AI kurucu ortağı Daniel De Freitas da girişimden bazı diğer çalışanlarla birlikte Google’a katılıyor. Yapay zeka şirketinin genel danışmanı Dominic Perella, girişimde geçici CEO olacak. Şirket, personelin çoğunun Character.AI’de kaldığını belirtti.

Google ayrıca Character.AI ile teknolojisini kullanmak için münhasır olmayan bir anlaşma imzalıyor.

Shazeer, verdiği bir açıklamada “Google’a geri dönüp Google DeepMind ekibinin bir parçası olarak çalışmak için çok heyecanlıyım. Son 3 yılda Character.AI’da inşa ettiğimiz her şeyle gurur duyuyorum. Google’ın münhasır olmayan lisanslama anlaşmasından gelen fonların, inanılmaz Character.AI ekibiyle birlikte Character.AI’in gelecekte de başarılı olmaya devam etmesini sağlayacağından eminim.” dedi.

Google, Shazeer’in DeepMind araştırma ekibine katılacağını duyurdu ancak kendisinin ve De Freitas’ın kesin rollerini belirtmedi.

Google bir bildiride, “Makine öğreniminde önde gelen bir araştırmacı olan ve Google DeepMind’ın araştırma ekibine az sayıda meslektaşıyla birlikte katılan Noam’ı tekrar aramızda görmekten özellikle heyecan duyuyoruz.” dedi. Google sözcüsü, “Bu anlaşma Character.AI’in büyümeye devam etmesi ve dünya çapındaki kullanıcılar için kişiselleştirilmiş AI ürünleri oluşturmaya odaklanması için daha fazla fon sağlayacak.” dedi.

Character.AI, büyük ölçüde a16z’den olmak üzere 150 milyon doların üzerinde fon topladı.

Şirket, blogunda bu hamleyi duyururken “Noam ve Daniel Character.AI’i başlattıklarında, kişiselleştirilmiş süper zeka hedefimiz tam bir yığın yaklaşımı gerektiriyordu. Modelleri önceden eğitmemiz, Character.AI’i özel kılan deneyimleri güçlendirmek için sonradan eğitmemiz ve küresel olarak kullanıcılara ulaşma yeteneğine sahip bir ürün platformu oluşturmamız gerekiyordu.” dedi.

“Ancak son iki yılda manzara değişti; artık çok daha fazla önceden eğitilmiş model mevcut. Bu değişiklikler göz önüne alındığında, kendi LLM’lerimizin yanı sıra üçüncü taraf LLM’leri daha fazla kullanmanın bir avantajını görüyoruz. Bu, büyüyen kullanıcı tabanımız için eğitim sonrası ve yeni ürün deneyimleri yaratmaya daha fazla kaynak ayırmamızı sağlıyor.”

ABD ve AB’deki Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ve Adalet Bakanlığı (DoJ) gibi farklı düzenleyici kurumların bu işe alımları yakından incelemesi olasılığı var. Geçtiğimiz ay, İngiltere’nin Rekabet ve Piyasalar Otoritesi (CMA), teknoloji devinin düzenleyici denetimden kaçınmaya çalışıp çalışmadığını anlamak için Microsoft’un Inflection AI’dan önemli kişileri işe almasını araştırdığını belirten bir bildiri yayınladı.

FTC, Microsoft’un 650 milyon dolarlık anlaşmasını incelemek için Haziran ayında benzer bir soruşturma başlattı.

Elon Musk, şovunu iptal ettiği Don Lemon’la davalık oldu!

Lemon, bu hukuki adımı, Mart ayında gerçekleştirdikleri bir röportajdan saatler sonra Musk’ın planlanan ortaklığı aniden iptal etmesi üzerine attı.

San Francisco’daki Kaliforniya üst mahkemesinde açılan davada, dolandırıcılık, ihmal, Lemon’ın isim ve benzerliğinin izinsiz kullanımı ve sözleşme ihlali gibi suçlamalar yer alıyor.

Lemon’ın avukatı Carney Shegerian, X yöneticilerinin Lemon’ı reklam satışlarını artırmak için kullandıktan sonra anlaşmayı iptal ederek onun itibarını zedelediğini iddia etti. Shegerian, “Bu dava oldukça açık. X yöneticileri Don’u bir satış aracı olarak kullanıp sonra onu gözden düşürdü. Burada dolandırıcılığı, ihmali ve itibar kaybını görmek için dahi olmaya gerek yok.” ifadelerini kullandı. Lemon, kendisini savunmak ve X’in yöneticilerini hesap vermeye zorlamak konusunda kararlı olduğunu belirtti.

Lemon, CNN’deki görevine 2023’te son verilmişti. X’in CEO’su Linda Yaccarino, Lemon’a yeni bir şov yapma teklifinde bulunmuş ve X’in video odaklı bir platforma dönüşüm sürecini duyurmuştu. Ancak Mart ayında gerçekleşen röportaj sırasında, Lemon’ın Musk’a beyaz ayrıcalığı, kapsayıcılık programlarına karşıtlığı ve platformdaki antisemitik içeriklerin artışı gibi konularda sorular sorması, gerilimin tırmanmasına neden oldu.

Musk, röportaj sırasında “Bu röportajı sadece sen X platformunda olduğun ve talep ettiğin için yapıyorum.” diyerek rahatsızlığını açıkça dile getirdi.

Musk, şovun iptalini içerik yönüyle açıklayarak Lemonın CNN’deki eski patronu Jeff Zucker’ın bir sözcüsü gibi davrandığını iddia etti. Ancak bu hamle, Musk’ın platformu video ve içerik üreticileri odaklı bir yapıya dönüştürme stratejisinin bir parçası olarak influencerlar ve kablo TV kişiliklerini çekme girişimi olarak görülüyor.

Tucker Carlson gibi isimlerle başarı yakalasa da, X platformu genel olarak ana akım yetenekleri çekmekte zorluk yaşıyor ve içerik moderasyonunun zayıflaması, büyük reklamcıların platformdan uzaklaşmasına neden oldu.

Bu dava, Lemon’ın kariyerinde yeni bir dönemeç olarak dikkat çekerken Elon Musk ve X platformu için de önemli bir hukuki mücadele anlamına geliyor.

ABD enerji bakanlığından dev güneş enerjisi çiftliği projesi!

ABD Enerji Bakanlığı (DOE)II. Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirildiği ve ülkenin nükleer silah stoğundaki plütonyumun büyük bir kısmının üretildiği çok gizli Manhattan Projesi‘nin nükleer sahası olan Washington eyaletindeki Hanford‘a devasa bir güneş enerjisi çiftliği kurmayı planlıyor.

DOE, bu eski nükleer tesis alanında 1 gigawattlık bir güneş enerjisi santrali inşa etmek için özel sektör şirketi Hecate Energy ile görüşmelere başladı. Bu kapasite, ABD’deki en büyük güneş enerjisi projesi olacak ve yaklaşık 750 bin haneye elektrik sağlayabilecek.

Tarihi bir dönüşüm

Hanford1943 yılında Manhattan Projesi kapsamında kurulmuş ve dünyanın ilk tam ölçekli plütonyum üretim tesisine ev sahipliği yapmıştı. Burada üretilen plütonyum, II. Dünya Savaşı’nı sona erdiren atom bombalarında kullanılmıştı. Ancak nükleer silahların üretimi durdurulduktan sonra tesis kapatılmış ve çevre ciddi şekilde kirlenmiş d urumdaydı.DOE’nin yeni projesi, bu kirlenmiş ve tarihi öneme sahip alanı temiz enerji üretiminin merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Bu dönüşüm, hem çevre için hem de yerel ekonomi için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Temiz enerjiye geçişin bir parçası

ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm, dev güneş enerjisi hakkında “Hanford’daki binlerce dönümlük araziyi karbonsuz güneş enerjisi üretiminin gelişen bir merkezine dönüştürüyoruz. Bu proje, çevremizi temizlemede ve yerel topluluklara yeni ekonomik fırsatlar sunmada örnek oluyor.” dedi. Bu proje, ABD’nin temiz enerjiye geçiş hedefleri doğrultusunda atılan önemli adımlardan biri olarak görülüyor. Aynı zamanda, eski nükleer tesislerin temiz enerji üretimi için yeniden kullanılması konusunda da bir model teşkil ediyor.

DOE ve Hecate Energy dev güneş enerjisi projesi hakkında henüz kesin bir anlaşma imzalanmadı. Projenin detayları ve maliyeti gibi konuların önümüzdeki dönemde netleşmesi bekleniyor. Ancak bu proje, ABD’nin nükleer geçmişiyle yüzleşirken aynı zamanda geleceğe yönelik temiz enerji hedeflerine doğru önemli bir adım attığını gösteriyor.

AI müzik girişimi Suno, adil kullanım iddiasıyla karşı karşıya!

Yapay zeka müzik girişimi Suno, telif hakkıyla korunan müzikle ilgili eğitim modelinin “adil kullanım” olduğunu iddia etti. Recording Industry Association of America (RIAA) tarafından Udio ve Suno‘ya karşı açılan davanın ardından Suno, Perşembe günü mahkemeye verdiği dilekçede, AI modelini telif hakkıyla korunan şarkılar kullanarak eğittiğini doğruladı. Ancak Suno, bu kullanımın yasal olduğunu ve “adil kullanım” ilkesine uygun olduğunu savundu.

RIAA, 24 Haziran’da Udio ve Suno’ya karşı dava açarak, bu şirketlerin modellerini telif hakkıyla korunan müzikleri kullanarak eğittiğini öne sürdü. Suno’nun yatırımcıları, girişimin müzik şirketlerinden telif hakkıyla korunan materyali kullanmak için izin almadığını daha önce ima etmiş olsa da, bu konuda doğrudan bir itiraf bulunmamıştı. Mahkemeye sunulan dilekçede, Suno’nun modelinin eğitildiği on milyonlarca kaydın, davadaki hakların Davacılara ait olabileceği belirtiliyor.

Suno’nun CEO’su ve kurucu ortağı Mikey Shulman, yasal başvurunun yapıldığı gün yayınladığı blog yazısında, “Modellerimizi açık internette bulabildiğimiz orta ve yüksek kaliteli müzikler üzerinde eğitiyoruz… Açık internetin büyük bir kısmı gerçekten de telif hakkıyla korunan materyaller içeriyor ve bunların bir kısmı büyük plak şirketlerinin mülkiyetinde” dedi. Shulman, AI modelini eğitmenin, “bir çocuğun türü dinledikten sonra kendi rock şarkılarını yazmasından” farklı olmadığını belirtti. “Öğrenmek ihlal değildir. Hiçbir zaman olmadı ve şimdi de öyle” diye ekledi.

RIAA ise, Suno’nun itirafını büyük bir gerçek tavizi olarak nitelendirdi ve bu endüstriyel ölçekli ihlallerin “adil kullanım” olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. RIAA’nın açıklamasında, “Bir sanatçının yaşam boyu eserini çalmak, öz değerini çıkarmak ve doğrudan orijinalleriyle rekabet edecek şekilde yeniden paketlemek adil bir şey değildir. Görünüşe göre ‘müziğin geleceği’ vizyonları, hayranların artık en sevdikleri sanatçıların müziğinin tadını çıkaramayacakları, çünkü sanatçıların geçimini sağlayamayacakları bir vizyondur” denildi.

Adil kullanım sorusu her zaman karmaşık olmuştur ve AI model eğitimiyle ilgili mevcut doktrinlerin bu durum için geçerli olup olmayacağı belirsizdir. Davanın sonucu, sadece adı geçen iki girişimin değil, daha fazlasının gelecekteki yasal durumunu belirleyecek etkili bir emsal oluşturabilir.

4o mini

Google Chrome’a bir dizi yeni özellik geliyor!

Google Perşembe günü yaptığı açıklamada Chrome’un masaüstü sürümü için masaüstü Lens, alışveriş yardımı için sekme karşılaştırma ve arama geçmişi için doğal dil entegrasyonu gibi Gemini destekli yeni özellikler sunacağını duyurdu.

Mobil cihazlarda Google Lens’i tanıttıktan ve geliştirdikten yıllar sonra, bu özellik nihayet masaüstüne geliyor. Önümüzdeki günlerde tüm dünyadaki kullanıcılara sunulacak olan Lens, adres çubuğunun yanı sıra üç noktalı menüde de yer alacak. Tıkladıktan sonra, bir sayfanın bir bölümünü seçebilir ve arama sonuçlarını almak için daha fazla soru sorabilirsiniz.

Ayrıca, bir resimdeki birinin sırt çantası gibi nesnelere dokunabilir ve farklı renklerde veya markalarda benzer bir öğeyi bulmak için çoklu arama yoluyla sorular sorabilirsiniz. Sorduğunuz soruya bağlı olarak, yanıtlarda AI Genel Bakışları da alabilirsiniz.

Kullanıcılar, alışveriş yapılabilir ürünleri aramanın yanı sıra, örneğin bir bitkinin ne kadar güneş ışığına ihtiyacı olduğunu öğrenebilir, bir tatil bölgesi hakkında bilgilere ulaşabilir veya bir matematik denklemini anlamak için yardım alabilirler.

Google ayrıca alışverişe yardımcı olmak için Tab Compare adlı yeni bir özellik de sunuyor. Önümüzdeki haftalarda Chrome, farklı sekmelerde aradığınız benzer ürünlerin yapay zekâ destekli bir özetini sunacak. Örneğin, yeni bir Bluetooth hoparlör arıyorsanız, farklı sayfalarda bu ayrıntılara bakıyor olsanız bile, bu özellik ürün detaylarını, özellikleri, fiyat ve derecelendirmeler gibi ayrıntıları tek bir yerde gösterecek.

Google Chrome geçmişinizi hatırlayıp size yanıt verebilecek

Bu yeni tanıtılan özellikler arasında en kullanışlı güncellemelerinden biriyse doğal dil sorguları aracılığıyla tarama geçmişinizi arama yeteneği. Bazen, birkaç ayrıntı dışında hangi sayfayı ziyaret ettiğinizi hatırlamazsınız. Şirket önümüzdeki haftalarda ABD’deki kullanıcılar için yapay zekâ destekli geçmiş arama özelliğini kullanıma sunacak. Böylece örneğin “Geçen hafta baktığım dondurmacı neydi?” sorusunu sorarak yanıt alabileceksiniz.

Tabi bu özellik gizlilik tartışmalarını da beraberinde getirdiği için özellikle AB bölgesinde hemen kullanıma sunulamayabilir.  Şirket, Gemini’yi eğitmek için bu verileri kullanmadığını ve gizli oturumdan herhangi bir bilgiyi ortaya çıkarmayacağını söyledi. Ancak Google şu anda yapay zekâ destekli arama geçmişini yerel olarak işleyemiyor, bu nedenle sonuçları döndürmek için bulut kapasitesini kullanıyor. Yani tüm veriler aslında buluta bir şekilde giriyor.

Google kullanıcılarına acil uyarı! Sahte reklamlara dikkat!

Siber güvenlik uzmanlarıGoogle kullanıcılarını kişisel bilgilerini tehlikeye atabilecek bir saldırı hakkında acil uyarıda bulundu. Bilgisayar korsanları, teknoloji devinin kullanıcılarına iki faktörlü şifre güvenliği sağlayan Google Authenticator‘ın orijinal sitesini taklit ederek sahte reklamlar yükledi.

Dolandırıcılar, Google’dan sponsorlu reklam alanı satın alarak meşru bir URL gibi görünen sahte bağlantılar oluşturdu. Bu sahte bağlantılar, kullanıcıları kötü amaçlı yazılım içeren sahte bir Authenticator uygulamasını indirmeye yönlendirdi. Kullanıcılar, sahte siteye girdiklerinde banka hesap bilgileriadresler ve kişisel IP adreslerine erişim sağlanmış olabilir.

Uzmanlar, mağdurları hemen bir virüs tarayıcısı indirip çalıştırmayaşifrelerini değiştirmeye ve geçici dosyaları silmeye çağırıyor. Daha önce kullanıcıların sadece Google etki alanına sahip reklamlara tıklamaları tavsiye edilmişti, ancak korsanlar bu tavsiyeyi kötüye kullanarak metin değiştiricileri ve gizleme teknolojileri ile resmi siteleri taklit etti.

Kötü niyetli reklam, kullanıcıları Google tarafından doğrulandığını iddia eden bir kimlik doğrulayıcı klonunu indirmeye yönlendirdi. Bu klonlar, DeerStealer adlı bir kötü amaçlı yazılım dağıtım kampanyası tarafından sunuluyordu. Malwarebytes araştırmacısı Jérôme SeguraLarry Marr‘ın Google ile hiçbir bağlantısı olmadığını ve muhtemelen sahte bir hesap olduğunu belirtti.

Segura, “Web trafiğini izleyerek reklama tıkladığınızda neler olduğunu takip edebiliyoruz. Sahte siteye ulaşmadan önce saldırgan tarafından kontrol edilen aracı alan adları üzerinden bir dizi yönlendirme görüyoruz,” dedi. Kullanıcılar, reklamı gördüklerinde endişelenmeden tıklamış ve sahte bir siteye yönlendirilmişti.

Google, dolandırıcılıkla ilgili bilgileri aldıktan sonra sahte bağlantının 30 Temmuz’da kaldırıldığını açıkladı. Şirket, kötü amaçlı yazılımları tespit etmek ve kaldırmak için otomatik sistemlerini ve insan inceleyicilerinin sayısını artırmasürecinde olduğunu belirtti. Ancak, sahte bağlantıyı indirerek etkilenmiş olabilecek kullanıcılar hala risk altında olabilir.

Google, kullanıcıları kandırmaya çalışan reklamları yasakladığını ve bu tür reklamveren hesaplarını en kısa sürede askıya aldığını ifade etti. Kullanıcılarsponsorlu bağlantılara tıklamaktan kaçınmalı ve yalnızca resmi web kaynaklarından yazılım indirmelidir.

Intel’de büyük sıkıntılar: 15 bin kişi işten çıkarılacak!

İşlemci pazarının devlerinden biri olan Intel, dünya genelinde 15 binden fazla çalışanını işten çıkaracağını duyurdu. Bu gelişme, geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan söylentilerin ardından, dakikalar önce kesinleşti ve oldukça üzücü bir tablo ortaya koydu. İşten çıkarma kararı, firmanın belirli kategorilerde AMD ve Nvidia‘ya karşı kaybettiği gelirlerin bir sonucu olarak gösteriliyor. Intel, küresel çapta 110 bin çalışanı bulunan dev şirket, bu işten çıkarma ile 2025’e kadar 10 milyar dolarlık bir tasarruf hedefliyor.

Şirket, son dönemde maalesef olumlu haberlerle gündeme gelmiyor. Intelüst seviye işlemcileriyle ilgili ciddi sorunlaryaşıyor. Yüksek performans sunan 13. ve 14. Nesil Core i9 işlemciler (65W ve üzeri güç tüketen modeller), başta Fortnite olmak üzere birçok Unreal Engine oyun motoru kullanılarak hazırlanan yapımlarda çökme sorunlarıyaşatıyor. Intel, bu konuda aylar önce bir açıklama yaparak sorunun farkında olduklarını ve çözüm için çalıştıklarınıbelirtmişti. Ancak sorunun kaynağını ancak geçtiğimiz hafta tespit edebildi.

Intel' işlemci

Şirketin açıklamasına göre, işlemcilerdeki sorunların “çalışma voltajı” merkezli olduğu ve çözümün yolda olduğu belirtildi. Ancak, bu çözümün hali hazırda çökme sorunu yaşayan işlemcilere bir fayda sağlamayacağı ifade ediliyor. Voltaj artışı nedeniyle işlemcilerde kalıcı hasar oluştuğu aktarılıyor. Şimdiye kadar Intel’in bu sorunlu işlemciler için bir geri çağırma ve değişim programı başlatacağı düşünülüyordu, ancak şirket bu işlemciler için bir geri çağırma yapmayacağını açıkladı.

Geçtiğimiz ay, Intel, “Basında çıkan son haberlerin aksine Intel, sorunların temel nedenini doğrulayamadı ve ortaklarıyla beraber kilidi açılmış Intel Core 13. ve 14. nesil (K/KF/KS) masaüstü işlemcilerdeki kararsızlık sorunlarına ilişkin kullanıcı raporlarını araştırmaya devam ediyor.” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Çökme sorunlarına karşı kullanıcılar tarafından bulunan tek çözüm, problem çıkaran Intel işlemcilerin manuel olarak yavaşlatılması veya düşük voltajda çalıştırılması olmuştu. Problemler özellikle 5 GHz üzerine çıkıldığında kendini gösteriyordu.

Bu işten çıkarma kararı ve devam eden teknik sorunlar, Intel’in gelecekteki performansını ve itibarını nasıl etkileyecek, zaman gösterecek.

Cencora, milyonlarca kişiyi tehlike altında olduğu konusunda uyardı!

Cencora, Mayıs ayında yaptığı açıklamada, Şubat ayında meydana gelen olayın hastaların destek programları kapsamında iş birliği yaptığı ilaç üreticileriyle paylaştığı bilgilerin tehlikeye girmesine yol açtığını belirtti. Bu ilaç üreticileri arasında AbbVie, Bayer, Pfizer ve Regeneron gibi büyük şirketler yer alıyor.

Cencora, veri ihlali bildiriminde tehlikeye giren verilerin; hasta adlarını, posta adreslerini, doğum tarihlerini, sağlık teşhisleri, reçeteleri ve ilaçlarıyla ilgili bilgileri içerdiğini belirtti.

Şirket, veri ihlalinin kötü niyetli bir siber saldırı mı yoksa bir güvenlik açığı mı olduğu konusunda herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetti. Ayrıca, ihlal hakkında bilgilendirilen kişi sayısını da doğrulamayı reddetti.

Cencora’nın en az 1,43 milyon kişiyi bu olayla ilgili olarak bilgilendirdiği tahmin ediliyor. Bu tahminler, Delaware, Iowa, Massachusetts, Montana, New Hampshire, Teksas ve Washington gibi ABD eyaletlerinin başsavcılarının web sitelerinde yayınlanan veri ihlali bildirimlerine dayandırılıyor. Teksas, şu ana kadar en çok sayıda insanın bilgilendirildiği eyalet olarak öne çıkıyor ve bu sayı 1,05 milyon kişiye ulaşıyor.

Cencora, etkilenen bireylere en son veri ihlali bildirimini Temmuz ortasında gönderdi, bu da şirketin hala etkilenen kişileri bilgilendirmeye devam ettiğini gösteriyor.

Veri ihlalinden etkilenen kişi sayısının muhtemelen çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Cencora, kendi veri ihlali bildiriminde tüm etkilenen kişilere ulaşamayacağını, çünkü güncel adres bilgilerine sahip olmadığını kabul etti.

Şirket, bu yılın başlarında en az 18 milyon hastaya hizmet verdiğini belirtmişti.

Cencora sözcüsü Mike Iorfino, yaptığı açıklamada, şu ana kadar bilgilendirilen kişi sayısını kabul ederken daha doğru bir sayı vermeyi veya konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.

1,42 milyon insanın etkilendiği bu veri ihlali, 2024 yılı içinde sağlıkla ilgili en büyük bilgi ihlallerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanı (HHS) tarafından yayınlanan veri ihlalleri listesine göre, bu olay sağlık sektöründeki en büyük veri ihlallerinden biri olarak yer alıyor.

HHS’nin 2024 yılına ait güncel listesine göre, sağlık sigortası devi Kaiser, hastaların kişisel ve sağlık bilgilerini yanlışlıkla reklamverenlerle paylaştıktan sonra 13,4 milyondan fazla kişiyi bilgilendirdi; reçete yönetim şirketi Sav-Rx, 2,8 milyon kişiyi bir siber saldırıda sağlık bilgilerinin çalındığı konusunda uyardı. Sağlık yardımları yöneticisi WebTPA ise 2,5 milyon kişiye sigorta bilgileri ve Sosyal Güvenlik numaralarının siber suçlular tarafından çalındığını bildirdi.

Henüz kesin olarak kaç kişinin etkilendiği açıklanmamış olsa da, Şubat ayında UnitedHealth’in sağlık teknoloji iştiraki Change Healthcare’a yönelik yapılan fidye yazılımı saldırısının, ABD tarihindeki en büyük sağlıkla ilgili veri ihlallerinden biri olarak kabul edilebileceği tahmin ediliyor ve bu durumun “Amerika’daki insanların önemli bir kısmını” etkilediği düşünülüyor (muhtemelen en az 100 milyon ABD sakini).

Cencora, kendi veri ihlalinin Change Healthcare’a yönelik fidye yazılımı saldırısı ve veri ihlali ile “hiçbir bağlantısının olmadığını” belirtti.