Enerji sektöründe büyük hisse devri!

 Türkiye enerji sektörünün iki öncü markası Zorlu Enerji ile PALMET uzun vadeli stratejik hedefleri doğrultusunda aynı masada buluştu. Gaz dağıtım ve tedarik faaliyetleri ile ilgili 2024 yılının en önemli satın alımlarından biri PALMET ile Zorlu Enerji arasında hayata geçti. Trakya Bölgesi Doğal Gaz Dağıtım A.Ş., Gazdaş Gaziantep Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. ve Zorlu Doğal Gaz Tedarik Ticaret A.Ş. iştirak hisselerine sahip Zorlu Enerji Dağıtım A.Ş.’nin hisselerinin tamamının satışı amacıyla gerçekleştirilen ‘hisse alım anlaşması’ 13.02.2024 tarihinde taraflar arasında imzalandı.

‘Hisse Alım Anlaşması’nı imzalayan Zorlu Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Selen Zorlu Melik : “2006 yılından bu yana büyük bir emekle büyüttüğümüz Doğal Gaz Dağıtım Şirketlerimizi bugün PALMET’e devrediyoruz. Şirketlerimizin büyüme yolculuğunda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve yöneticilerimize gönülden teşekkür ediyor, bu anlaşmanın her iki grup için de hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum” dedi.

Yapılan anlaşma ile ilgili olarak görüşlerini paylaşan Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak, “Zorlu Enerji olarak uzun bir süredir yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon odaklı yatırımlarımızı güçlendirmeye ve Şirket portföyümüzü bu yönde çeşitlendirmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda gaz dağıtım alanında uzun bir süredir başarıyla sürdürdüğümüz faaliyetlerimizi, yenilenebilir enerji alanındaki faaliyetlerimize odaklanmak üzere devretmeye karar verdik. Bu konuda imzaladığımız hisse alım anlaşmasının ülkemiz için hayırlı olmasını diliyoruz. Zorlu Enerji olarak önümüzdeki dönemde jeotermal, rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermeye, enerji teknolojileri ve depolama alanındaki yeni yatırımlarla geleceğin enerjisini bugüne taşıyarak ülkemizin enerjisine enerji katmaya devam edeceğiz” dedi.

Hedef, doğal gaz ithalat, ihracat, toptan tedarik zincirini kuvvetlendirmek

PALMET Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Doğanay Samuray, 100 yıllık Cumhuriyet’in 40 yıllık şirketi olduklarını hatırlatarak, “Türkiye’nin enerji politikaları ve stratejileri doğrultusunda en verimli çalışmaları gerçekleştirmeye devam ediyoruz. PALMET Enerji bu satın alma kararını verirken yüksek tüketim hacimli dağıtım bölgelerini operasyon alanına dahil etmek ve doğal gaz ithalat, ihracat, toptan tedarik zincirini kuvvetlendirmek amacıyla yola çıktı. PALMET’in sektördeki deneyimi, sahip olduğu ve geliştirmekte olduğu teknolojik altyapı sistemlerinin daha geniş bir alanda uygulayacak olması artı değeri yükseltecektir. Bu stratejik adım uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilirlik hedefine ulaşmamızı da destekleyecektir” dedi.

Zorlu Enerji ve PALMET Enerji arasında imzalanan sözleşme ile birlikte Zorlu Enerji Dağıtım A.Ş.nin hisselerinin devri için süreç başlatılmış oldu.

PALMET Gaz Grup, halen 3 lisans bölgesi, 2 il ve 32 ilçede 1 milyon aboneye hizmet veriyor. Yıllık 6 milyar metreküplük gaz hacmiyle Türkiye’de doğal gaz ticaretinin yaklaşık %10’nu yöneten PALMET Enerji, 956 MW’lık kurulu gücüyle Türkiye’nin en önemli elektrik üreticileri arasında yer alıyor.

Zorlu Enerji tarafından KAP’a yapılan açıklamada  şu ifadelere yer verildi:

Şirket’imizin de dahil olduğu Zorlu Grubu yatırım politika ve stratejileri çerçevesinde; Şirket’imizin sermayesine %100 iştirak ettiği bağlı ortaklığımız “Zorlu Enerji Dağıtım A.Ş.” nin  sermayesini temsil eden her biri 1 TL nominal değerde 895.150.000 adet paylarının tamamının, tüm hak ve borçlarıyla birlikte, yasal izinlerin alınması ve kapanış tarihinde Anlaşmada düzenlenen esaslara göre hisse satış bedelinin uyarlanarak ödenmesi kaydıyla, 201308-0 sicil numarası ile İstanbul ticaret siciline kayıtlı Palmet Enerji A.Ş.’ye satışına karar verilmiş olup, taraflar arasında “Hisse Alım Anlaşması” 13.02.2024 tarihinde (bugün) imzalanmıştır.

Hisse satışı konusunda taraflar arasındaki müzakerelerin sözleşmenin akdi ile sonuçlanmasına kadar işlemin belirsizlik taşımasından dolayı, yatırımcıların yanıltılmaması ve Şirket’imizin pazarlık gücünün olumsuz yönde etkilenmemesi için Sermaye Piyasası Kurulu’nun Özel Durumlar Tebliği’nin 6’ncı maddesi kapsamında, 29.11.2023 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile söz konusu bilginin kamuya açıklanmasının ertelenmesine karar verilmiştir.

Volvo’dan şehirlere dost yeni elektrikli kamyon: FM Low Entry

İsveçli üretici Volvo, elektrikli araç teknolojilerine yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Doğuştan elektrikli araç platformu üzerine geliştirilen ilk ürünleri olan Volvo FM Low Entry modeli, çöp toplama, ürün dağıtımı ve şantiye operasyonları gibi çeşitli işlerde kullanılmak üzere tasarlandı. Türkiye, Avrupa ve Güney Kore gibi seçilmiş pazarlarda satışa sunulacak olan bu yeni model, şirketin içten yanmalı motorlu araçlardan farklı bir platform üzerine inşa edilen ilk elektrikli kamyonu olma özelliğini taşıyor.

FM Low Entry

Yeni FM Low Entry modelinde kullanılan dört batarya paketi toplamda 360 kWsa kapasiteye sahip ve tek şarjla 200 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Elektrik motoru ise aracın 19 ila 32 ton arasındaki ağırlığına uygun şekilde 483 beygirlik güç üretiyor. AC ve DC şarj desteği ile donatılan araç, şehir içi kullanım için ideal bir çözüm sunuyor.

FM Low Entry

Volvo Trucks tarafından geliştirilen esnek platform, 4×2, 6×2, 6×4, 8×2 ve 8×4 olmak üzere beş farklı aks konfigürasyonuyla müşterilere sunuluyor. Ayrıca, sürücünün en iyi görüş açısına odaklanan alçak tasarımıyla dikkat çeken araç, İngiltere’nin ağır sınır araçları için geçerli olan Direct Vision standardından beş yıldız alarak güvenlik konusundaki başarısını kanıtlıyor. Volvo’nun gelişmiş Camera Monitor sistemi de aracın çevresinde güvenliği artırıyor.

FM Low Entry

Yeni Volvo FM Low Entry, müşterilerin operasyonel ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre uyarlanabilen genişletilmiş yüksek yataklı kabini ile kullanıcı dostu bir tasarıma sahip. Türkiye’de de satışa sunulacak olan bu çevre dostu kamyon, sürdürülebilir ve yenilikçi taşımacılık çözümlerine önemli bir katkı sağlayacak.

Windows 11’de devrim! çok eski bilgisayarlar artık açılmayacak!

Microsoft’un teknoloji dünyasında çığır açan işletim sistemi Windows 11, son güncellemesiyle bir kez daha dikkat çekiyor. İşlemcilerde popcnt (popülasyon sayısı) yönergesi desteğini şart koşarak, çok eski bilgisayarların önyükleme yapmasını engelleyen bu güncelleme, Windows 11 kullanıcılarını yeni bir döneme taşıyor.

Windows 11’de 24H2 sürümü, önceki sürümlerinden farklı olarak popcnt yönergesini desteklemeyen işlemcilere veda ediyor. Özellikle 2000’li yılların ortalarındaki AMD’nin Barcelona mimarisine sahip CPU’larından, sonrasında Intel’in ilk nesil Core i serisi işlemcilerine kadar, popcnt adlı işlemci yönergesi artık bir gereklilik haline geliyor. Bu zorunluluk, resmi olarak Windows 11’i desteklemeyen ve bu yeni gereksinimi karşılamayan çok eski bilgisayarların, 24H2 sürümünden itibaren artık açılamayacakları anlamına geliyor.

Gelecek güncelleme ve yenilikler

Microsoft’un bir sonraki sürümü, Germanium adını taşıyacak ve Windows platformuna yenilikler getirecek büyük bir işletim sistemi güncellemesi olacak. Bu güncelleme, sadece teknolojiye bir adım daha yaklaşmakla kalmayacak, aynı zamanda yapay zeka özellikleri ve deneyimleri ile de kullanıcılarına daha zengin bir bilgisayar deneyimi sunacak. Beklentilere göre, bu güncelleme bu sonbaharda kullanıcılara sunulacak ve Windows 11’i daha güçlü ve verimli bir işletim sistemi haline getirecek.

Bu gelişme, Microsoft’un teknoloji standartlarına uygunluğu artırmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir. Popcnt desteğinin zorunlu hale gelmesi, Windows 11 kullanıcılarını daha güvenli, hızlı ve performanslı bir deneyimle buluşturmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda, kullanıcılarının güncel teknolojiye uyumlu bir şekilde ilerlemelerine olanak tanıyan Microsoft, Windows 11’i geleceğe taşıyor.

Trendbox Aktif Bank’ın kredi API’leriyle ihtiyaç kredisi imkânı sağlayacak!

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankası Aktif Bank, iştiraki Aktif Ventures aracılığıyla Trendbox ile önemli bir iş birliğine imza attı. Aktif Ventures çatısı altında bulunan Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri Apilion ile güçlerini birleştiren Trendbox, bünyesinde yer alan perakende satış noktalarında Aktif Bank’ın kredi API’leriyle ihtiyaç kredisi imkânı sağlayacak.

Girişim kurucusu olma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Aktif Bank ekosisteminin üyesi Aktif Ventures perakende sektörünün alışveriş datasını gerçek zamanlı olarak analiz eden Trendbox ile yeni bir anlaşmaya imza attı. Anlaşma çerçevesinde Trendbox, hizmet sunduğu perakende satış noktalarına ihtiyaç kredisi imkânı sağlayarak ticaretlerini kolaylaştırmak için, Aktif Ventures’ın hayata geçirdiği Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri Apilion’dan yararlanacak.

Satış noktalarında dijital dönüşüm

Aktif Ventures Genel Müdür Vekili Yasemin Evsahibioğlu, “Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri Apilion aracılığıyla, perakende satış noktalarının dijital dönüşüm süreçlerinde büyük katkılar sağlayan Trendbox ile iş birliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Birlikte heyecanla çıktığımız bu yolculukta Trendbox ile hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Trendbox Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bilgen ise hizmet sundukları perakende satış noktalarının ticaretini kolaylaştıran iş birliklerini hayata geçirdiklerini vurgulayarak şöyle konuştu: “Güçlü iş birlikleriyle hizmet kapsamımızı genişletiyoruz. Aktif Ventures ile gerçekleştirdiğimiz ve sektöre katma değer yaratacak stratejik iş birliğimiz sayesinde artık bir fintek gibi hareket edeceğiz.”

Girişimlere 900.000 TL yatırım desteği!

Marmara Üniversitesi Teknopark A.Ş. liderliğinde ve İstanbul Okan Üniversitesi’nin iş birliğiyle yürütülen TÜBİTAK Mx BİGG Marmara Programı, teknoloji ve yenilik odaklı girişimcilere yönelik olarak başvuruları almaya başladı. Program, TÜBİTAK BİGG 1812 Programı kapsamında sağlanacak olan 900.000 TL yatırım desteği ve Mxincubation tarafından sunulan profesyonel ön kuluçka hizmetleri ile girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmelerine olanak tanıyor.

TÜBİTAK Mx BİGG Marmara Programı, girişimcilik ve inovasyon ekosisteminin güçlü aktörlerinden biri olarak kabul edilen Marmara Üniversitesi Teknopark A.Ş.’nin yürütücülüğünde gerçekleştiriliyor. Program, İstanbul Okan Üniversitesi ile iş birliği içinde yürütülüyor ve girişimcilere teknoloji odaklı iş fikirlerini geliştirme ve ticarileştirme fırsatı sunuyor.

Programa katılmak isteyen adaylar, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirleriyle başvurabilirler. Başvuru süreci, adaylara iş fikirlerini detaylı bir şekilde sunma ve değerlendirme için bir platform sağlıyor. Seçilen girişimciler, 900.000 TL’ye kadar yatırım desteğinin yanı sıra, Mxincubation tarafından sunulan ön kuluçka desteklerinden yararlanacaklar. Bu destekler, iş fikirlerinin piyasaya sürülmesi ve ticarileştirilmesi sürecinde girişimcilere rehberlik edecek.

Son başvuru tarihinin 15 Şubat 2024 olarak belirlendiği programa ilişkin detaylı bilgi ve başvuru işlemleri, programın resmi web sitesi https://biggmarmara.com/ üzerinden yapılabilmektedir. Girişimcilik ve inovasyon alanında fırsat arayanlar için büyük bir adım olan bu program, adaylara iş fikirlerini gerçekleştirme yolunda önemli bir destek ve kaynak sunmaktadır.

Japon milyarder çip üretiminden servet kazandı! 

Japon işadamı Masayoshi Son, kurucusu olduğu Softbank’ın çip üretimindeki alt şirketi Arm’ın borsadaki %192’lik değer kazancıyla sadece 40 günde 4 milyar dolarlık bir servet artışı elde etti. Softbank hisselerinin değer kazancı, özellikle Arm’ın çip teknolojilerindeki başarısıyla paralel olarak hızla artış gösterdi.

Japon milyarder çip üretiminde, 15 milyar doları aşan mevcut servetiyle dünya genelinde en zengin iş insanları arasında yer alıyor. Radikal kişiliği ve teknoloji sektöründeki cesur girişimleriyle bilinen Son, önceki yıllarda çip devi Arm’ı 40 milyar dolar değerlemeyle Nvidia’ya satmıştı. Ancak Amerikan Federal Ticaret Komisyonu, çip sektöründe tekelleşmeye neden olacağı endişesiyle bu satışı iptal etmişti.

Arm’ın çip üretimindeki güçlü yetenekleri, şirketin hisse değerini sadece kısa bir sürede astronomik seviyelere taşıdı. Dünya çapında lider çip üreticilerinden biri olan Arm’ın, gelecekte de bu başarıyı sürdürmesi bekleniyor. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin yükselişiyle birlikte, Arm’ın tasarladığı özel çiplere olan talebin artması ön görülüyor.

Masayoshi Son’un gelecekteki hamleleri ve Softbank üzerinden teknoloji dünyasındaki etkisi, merak konusu olmaya devam ediyor. Teknoloji devi Arm’ın değer kazanmaya devam etmesiyle birlikte, Japon milyarderin gelecekteki atılımları, endüstriye yön verebilir.

*Bu haber, Japon milyarder Masayoshi Son’un Softbank üzerinden elde ettiği servet artışını ve Arm’ın çip üretimindeki başarısını detaylandırarak, gelecekteki teknoloji gelişmeleri üzerindeki olası etkilerini değerlendiriyor. Sizce Masayoshi Son’un gelecekteki stratejileri neler olabilir?

Kapılar cep telefonu veya akıllı saat ile açılıyor!

0

Armongate, cep telefonu, NFC, QR kod, T.C. kimlik kartı ve pasaport kullanılan Geçiş Kontrol sistemiyle her gün 250 bin kez kapı açıyor. Klasik kartlı geçiş sistemleri yerine Armongate’in sunduğu yeni nesil teknolojiler ile plazalar, binalar, kampüsler, AVM’ler ve etkinliklerde hızlı, güvenli ve temassız geçişin konforu yaşanıyor. Türkiye’deki her kapıyı açmak için ara vermeden Ar-Ge faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Armongate COO’su Göksun Aktaş, “Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde hızlı ve temassız geçiş sağlıyoruz. Bu alandaki her yeniliği en kısa sürede hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.

Günlük hayatımızda 24 saat boyunca yaşadığımız bina, çalıştığımız plaza, üye olduğumuz spor salonu, gittiğimiz AVM’nin otoparkı, katıldığımız etkinlik gibi pek çok mekana giriş-çıkış yapıyoruz. Kart kullanımıyla geçiş yapılması, kart kaybolması ya da çalınması kullanıcı geçişlerini aksatmakla beraber güvenlik açıklarına da sebep oluyor. Çalışma ve sosyal hayatımız onlarca farklı alanda faaliyet gösteren markalara ait ofislerin, herkese açık AVM’lerin ve çok sayıda üyenin bulunduğu spor salonlarının olduğu yüksek plazalarda geçiyor. Giriş çıkış yaparken insan kaynaklarının ya da müşteri ilişkileri biriminin verdiği klasik geçiş kartlarını kullanıyoruz. Kartımızı kaybettiğimiz ya da çaldırdığımız durumlarda ise, bu kartı elinde bulunduran kişiler hırsızlık gibi çeşitli suçları işlemek adına kart sahibinin yerine turnikeden geçiş yapabiliyor. Geçiş kartlarının kaybedilmesi nedeniyle güvenlik, insan kaynakları ve IT ekipleri arasında kişinin kimliğinin teyit edilmesine bağlı zaman kaybı oluşuyor ve yenilenen her giriş çıkış kartı şirket bütçesine zarar olarak yazılıyor. 

Hızlı, temassız ve güvenli geçiş  

Armongate COO’su Göksun Akta
Armongate COO’su Göksun Akta

Yaşanan geçiş sistemleri sorunları markaların imajlarına zarar verirken, Armongate’in ortaya koyduğu teknolojiler çalışma yaşamı, sosyalleşme ve alışverişi zevke dönüştürüyor. Armongate COO’su Göksun Aktaş, sahip oldukları inovasyon ve Ar-Ge gücü ile birçok üstün geçiş teknolojisini okullar, hastaneler, kampüsler, AVM’ler, plazalar ve binalarda başarıyla hayata geçirdiklerini belirtti. Bir kez çalışmaya başladıktan sonra sürekli olarak en yeni teknolojiyi müşterilerine sunduklarını söyleyen Aktaş, Geçiş Kontrol, Ödemeli Geçiş, Ziyaretçi Yönetimi ve Mobile Intercom ürünleri ile müşterilerine hızlı, temassız ve güvenli geçiş sağladıklarını söyledi.

Kart unutulur, ama telefon asla

Armongate’nin fiziki anahtar ve karta gerek kalmadan cep telefonu, T.C kimlik kartı veya pasaport kullanılarak sağladığı yeni nesil geçiş kontrol teknolojisinin detaylarını aktaran Göksun Aktaş, şu bilgileri verdi:

“Geçiş Kontrol uygulamalarımız ile akıllı telefonların Bluetooth, NFC ve QR gibi özellikleri kullanılarak geçiş sağlayabiliyoruz. Bunun dışında kişiye özel T.C. kimlik kartları ve pasaportlarda yer alan MRZ datası okutularak, temassız, hızlı geçiş sağlayan teknolojiyi uygulamaya alıyoruz. Bu yöntemler her alanda kartlı geçiş sistemine göre birçok avantaj sağlıyor. Çünkü hepimiz iş yerine, evimize ve spor salonuna giriş için ayrı kartlar taşımak zorundayız fakat Armongate ile tüm geçişleri tek bir cep telefonu uygulaması ya da T.C. kimlik kartı ve pasaport ile çözmek mümkün. Böylece kartım kayboldu, çalındı kaygısı yaşamadan daima yanımızda olan telefonumuz ve kimliğimiz ile kapıların bize kolayca açılmasını sağlıyoruz.”

Bulut teknolojisi ekstra yatırıma gerek bırakmıyor

Uygulamanın her türlü kapı, kurum ve bina için güvenli giriş çıkış sağlayan yeni nesil bir geçiş teknolojisi olduğunu kaydeden Armongate COO’su Göksun Aktaş, “Bulut tabanlı yazılımımız geçiş kontrol sisteminin yönetiminde gelişmiş kontrol, yüksek güvenlik ve kolay izlenebilirlik sağlıyor. Bir şehirde merkezi ve Türkiye çapında şubeleri, mağazaları olan firma, ilgili personelinin mesai başlangıcı ve bitimi, mola zamanlarını tam olarak sistemde görebilir, verilere erişebilir ve bunu raporlayabilir. Bu bilgiler için de markanın ayrıca BT alt yapı yatırımı yapmasına gerek kalmaz ve tasarruf sağlanır. Bir günde ortalama kapılar 250 bin kez bizim üstün teknolojimiz ile açılıp kapanıyor. Türkiye’deki her kapıyı dijital anahtarla açıp kapatmak istiyoruz. Tüm yatırımlarımızı da bu hedefe ulaşmak için gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.  

Yapay zeka ile yüz tanıma yasaklanıyor!

0

Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin temel ilkelerinde uzlaştığı Yapay Zeka Yasası’nın 2025 yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu yasa ile yüz tanıma sistemiyle kimlik doğrulama işlemleri yasaklanacak.

BiOnay Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, uzaktan yüz tanıma sistemlerinde en büyük tehlikenin, verilerin uç noktalardan merkeze iletilirken veya merkezde depolanırken kötü niyetli başka kişilerin eline geçebilme riski olduğuna dikkat çekiyor. Avrupa’da başlayacak bu yasalaşmanın Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyaya yayılmasını beklediğini dile getiriyor.

Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin yapay zekaya yönelik ilk kapsamlı kuralları getirecek “Yapay Zeka Yasası” konusunda uzlaştığını açıkladı. Özellikle “deepfake” yöntemiyle yapılan dolandırıcılıkların önüne geçilmesi, kişisel verilerin korunması amaçlanan, 2025 yılında yürürlüğe girmesi beklenen yeni yasa ile yüz görüntülerinin internetten veya kapalı kamera sistem görüntülerinden alınmasıyla biyometrik sınıflandırma yapılması yasak kapsamına girecek.

En büyük tehdit “deepfake”

Yapay zeka teknikleri kullanılarak gerçeğe çok yakın sahte görüntü ve video oluşturan teknoloji deepfake; dolandırıcılık, dezenformasyon, itibar saldırısı, kişisel gizlilik ihlali gibi amaçlar için kullanılabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Hong Kong’ta yaşanan bir olay deepfake teknolojisinin tehlikesini ortaya koydu. Deepfake teknolojisiyle sözde bir video konferans düzenlenerek 25 milyon dolarlık bir dolandırıcılık gerçekleştirildi.

Çipli kimlik kartları ve parmak iziyle güvenli işlem

Güvenli işlemlerin, çipli kimlik kartları ve parmak iziyle birlikte 2 faktör olarak gerçekleştirilen kimlik doğrulama ile mümkün olduğunun altını çizen biOnay’ın Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Uzaktan yüz tanıma sistemlerinde en büyük tehlike, verilerin uç noktalardan merkeze iletilirken veya merkezde depolanırken kötü niyetli başka kişilerin eline geçebilme riskidir ve KVK’ya aykırıdır. Kurumda çalışan kötü niyetli bir kişi veya bilgisayar korsanları bu merkezi veri tabanlarına veya iletişim hatlarına saldırabilir, kişilere ait biyometrik verileri veya türetilmiş verileri ele geçirebilir, kopyalayabilir ve başka amaçlar için kullanabilir. Yapay Zeka Yasası’nın kişilerin güvenliğini sağlama noktasında büyük önem taşıdığını ve Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyaya yayılacağını düşünüyorum. Bu noktada çipli kimlik kartları ve parmak iziyle gerçekleştirilen kimlik doğrulama yöntemi en güvenli sistemdir. Bu sistemde kişiye ait biyometrik veri, yine o kişiye ait kopyalanamayan ve güvenlikli çipli bir kartta saklanır. Kimlik doğrulama yapması gereken kişi, güvenlik onaylı bir cihaza hem çipli kimlik kartını hem de biyometrik verisini verir. Kişisel veri hiçbir yere kaydedilmez, gönderilmez ve saklanmaz. Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), ISO ve FIPS standartlarına uygun olan bu yöntemde kişiye ait biyometrik veri yine kişiye ait çipli kartta kalır. Ayrıca yüz tanıma algoritmalarının henüz standartları oluşmadığından güvenlik seviyeleri ve uyumluluk sorunları mevcuttur. Örnek olarak gelişmiş telefon kameraları 30.000 noktadan üç boyutlu veri toplayarak doğrulama yaparken, bugün bankalar iki boyutlu fotoğraf ile yüz tanıma sistemini kullanıyor. Bankaların kullandığı bu yöntem yeterli güvenliği sağlamazken, doğrulama başarım yüzdesi de yüzde 50 – 70 aralığındadır. Deepfake gibi yapay zeka çözümleriyle yapılan taklit yöntemleriyle Hong Kong’da yaşanan 25 milyon dolarlık dolandırıcılıkta olduğu gibi yüz tanıma sistemlerinin atlatılabildiğini ve video konferansa katılan yetkililerin aldatılabildiğini görebiliyoruz” dedi.

Ağaç kabuğu ve mantardan enerji üretilecek!

Epson, Japonya’da şirketin ilk biyokütle enerji santralinin inşaatını planladığını açıkladı. 2023 yılında dünya genelindeki tüm tesislerinde %100 yenilenebilir enerjiye geçen Epson,  biyolojik maddelerden enerji üreten tesisi 2026 yılında devreye almayı hedefliyor.

Epson, Japonya’nın Nagano Eyaleti’ndeki Iida Şehri’nde ilk biyokütle enerji santralinin inşaatını planladığını duyurdu. 2023 yılında dünya genelindeki tüm tesislerinde %100 yenilenebilir enerjiye geçen Epson, biyolojik maddelerden enerji üreten tesisi 2026 mali yılında devreye almayı hedefliyor.

Epson, Çevresel Vizyon 2050’de karbon negatif ve yeraltı kaynaklarından arındırılmış olma konusunda kamuoyuna taahhütte bulunmuştu. Yenilenebilir elektrik kullanımı, Epson’un karbon salımını azaltma hedefine ulaşma amacı doğrultusunda anahtar bir araçtı ve bu doğrultuda Aralık 2023’te Epson, dünya genelindeki tüm Epson Grubu tesislerinde %100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladı.

Yeni enerji santrali, Epson’a sürekli olarak kendi kendine üretilen yenilenebilir elektrik sağlamayı ve şirketin dış şirketlerden satın aldığı elektriğin oranını azaltmayı hedefliyor. Epson, santrali, Minami Shinshu Geniş Alan Birliği’nin Aralık 2017’de kapattığı eski Kiribayashi Temiz Enerji Merkezi’nin yerine inşa etmeyi planlıyor. Üretilen elektrik, pazara satılacak ve Epson, elektrik kullanımını elektrik üretimi yoluyla yaratılan çevresel değerleri kullanarak yenilenebilir elektriğe dönüştürecek. Ayrıca, acil durumlarda gücün yerel tesislere sağlanması hedeflenecek.

Ağaç kabuğu ve mantar kültürü kullanacak

Enerji santrali, fosil yakıtlara dayanmayacak. Öncelikle Minami Shinshu bölgesinden kullanım dışı ağaçlarla, ağaç kabuğu, mantar kültür ortamı ve Epson’dan bazı atık ahşap paletlerin yakıt olarak kullanılması planlanacak. Epson, ihmal edilmiş ormanlardan ahşap ve kabuk kullanarak orman bakımına da katkıda bulunacak.

Söz konusu enerji santralinin inşası, kendi kendine üretilen enerji oranını artıracak ve RE100’ün (Yüzde 100 Yenilenebilir Enerji) teknik kriterlerini karşılayacak. Gelecekte, Epson, elektrik üretimi sırasında açığa çıkan CO2’nin sabitlenmesi ve kullanımı için teknoloji geliştirerek bir kapalı döngü enerji santrali oluşturmayı amaçlıyor. Epson, yenilenebilir elektriğin geniş çapta benimsenmesini, enerji tüketimini azaltmayı ve Çevresel Vizyon 2050’yi gerçekleştirmek için kaynakları dolaştırmayı sürdürecek.

Enerji Santraline Genel Bakış

•             Adı: Seiko Epson Corporation Minami-Shinshu Biyokütle enerji santrali

•             Konum: 2254-47 Kiribayashi, Iida Şehri, Nagano Eyaleti (eski adıyla Kiribayashi Temiz Merkezinin bulunduğu yer)

•             Alan: 32.200 m²

•             Enerji çıkışı 1.990 kW

•             Tahmini yıllık güç üretimi 14.000.000 kWh

•             Ana yakıt kaynakları: Kullanılmayan odun, ağaç kabuğu ve mantar ortamı

•             Faaliyetlerin başlangıcı Mart 2027’de sona eren 2026 mali yılı (planlanan)

MNG Kargo İK’ya yeni yönetici!

0

Kariyerinde 19. yılını dolduran Seda Armağan, 2018 yılından bu yana görev yaptığı MNG Kargo’daki yeni görevinde kurum kültürü, işe alım, performans yönetimi, ödüllendirme sistemleri, yetenek yönetimi ve organizasyon süreçlerine liderlik edecek.

2018 yılından bu yana MNG Kargo’da görev alan ve son olarak Denetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Seda Armağan, 12 Şubat 2024 tarihi itibarıyla İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi olarak atandı.

Kariyerinde 19. yılını dolduran Seda Armağan, İstanbul Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel iş hayatına bağımsız denetçi olarak başladı. Uluslararası denetim ve danışmanlık firması KPMG Danışmanlık bölümünde 11 yıl Kıdemli Yönetici olarak görev alan Armağan, görev süresi boyunca, farklı sektörlerde Türkiye’nin önde gelen şirketleri için çeşitli danışmanlık görevlerinde rol aldı.

12 Şubat 2024 itibarıyla MNG Kargo İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini üstlenen Seda Armağan; kurum kültürü, işe alım, performans yönetimi ve ödüllendirme sistemleri, yetenek yönetimi ve organizasyon süreçlerine liderlik edecek.

Disney+ abonelik ücretlerine yüzde 100’den fazla zam geldi!

2024 itibariyle en popüler video akış platformlarından biri konumundaki Disney+, son dönemde en çok konuşulan platformlardan birisi. Kısa süre içinde hatırı sayılır bir kitle elde eden platform, aynı zamanda dünya genelinde Netflix ve Amazon Prime gibi rakip hizmetlerle olan rekabetini de sürdürüyor. Son olarak platformun abonelik ücretlerine zam yaptığı öğrenildi. İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri!

Disney+ zamlandı – İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye pazarına giriş yapan, ancak son zamanlarda Atatürk dizisi başta olmak üzere birçok konudan dolayı tartışmaların odak noktası haline gelen Disney+, abonelik ücretlerine zam yaptı. Platformun yaptığı son değişiklikle birlikte abonelik ücretleri aylık ₺134,99 ve yıllık ₺1.349,90 seviyelerine çıktı.

Disney+ zamlandı - İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri
Disney+ için zam kararı – İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri

Bilindiği üzere zam yapılmadan önceki fiyatlar aylık ₺64,99 ve yıllık ₺649,90 şeklindeydi. Bu kapsamda yüzde 100’den fazla bir zammın söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Fiyatların 20 Mart 2024’e veya daha sonraki bir tarihe denk gelen bir sonraki ödeme tarihlerinde güncelleneceğini de belirtelim.

Aboneler, an itibariyle hizmetin resmi web sitesine girdiklerinde şu ibarelerle karşılaşıyorlar.

  • Aylık ödeme planıyla üyelik:Aylık 134,99 TL karşılığında Disney, Pixar, Marvel, Star Wars ve National Geographic’ten binlerce yapımı izleyin
    • Aylık ödeme planlı Disney+ üyeliğinin fiyatı yeni üyeler için 14 Şubat 2024 tarihinde aylık 134,99 TL olarak güncellenmiştir. 14 Şubat 2024 tarihinden önce yıllık ödeme planıyla üye olan üyelerin üyelik ücretleri 20 Mart 2024’e veya daha sonraki bir tarihe denk gelen bir sonraki ödeme tarihlerinde bu fiyatla güncellenecektir.
  • Yıllık ödeme planıyla üyelik: Yıllık 1.349,90 TL karşılığında Disney+’a tüm yıl boyunca erişin
    • Yıllık ödeme planlı Disney+ üyeliğinin fiyatı yeni üyeler için 14 Şubat 2024 tarihinde yıllık 1.349,90 TL olarak güncellenmiştir. 14 Şubat 2024 tarihinden önce yıllık ödeme planıyla üye olan üyelerin üyelik ücretleri 20 Mart 2024’e veya daha sonraki bir tarihe denk gelen bir sonraki ödeme tarihlerinde bu fiyatla güncellenecektir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

OpenAI’ın yatırım yaptığı 1X’ten insansı robot “Eve” tanıtıldı

OpenAI’ın yatırım yaptığı insansı robot “Eve Norveçli insansı robot üreticisi 1X, geçtiğimiz günlerde geliştirdiği yapay zeka kontrollü robotu “Eve” hakkında heyecan verici bir video paylaştı. Firma, videoda robotların tamamen sinir ağlarıyla kontrol edildiğini ve otonom hareket ettiğini vurgulayarak, herhangi bir yapay işlem, hızlandırma veya senaryolu oynatım olmadığını belirtti.

1X, geçtiğimiz yıl OpenAI‘dan aldığı 25 milyon dolarlık yatırımın yanı sıra bu yılın başında 100 milyon dolarlık bir yatırım daha alarak güçlerini artırmıştı. Bu iş birliği, yapay zeka yazılımlarıyla tanınan OpenAI’nın insansı robot teknolojilerine yönelik büyüyen ilgisini gösteriyor.

OpenAI’ın “Eve” adlı insansı robot, şu aşamada tekerlekler üzerinde hareket ediyor ve ilkel elleri bulunuyor. 1X’in bir diğer modeli olan “Neo” ise tam olarak insana benzeyen iki ayaklı bir robot olarak dikkat çekiyor. Ancak Eve’in görünüşü şu an için ikinci planda, çünkü 1X, genel olarak robotlarını fabrikalarda tekrar eden işlerde kullanmayı hedefliyor.

Videonun gösterdiği gibi, Eve görevlerini çözmekte başarılı görünüyor. Bir şeyleri alıp bir yere koymak, kapıları açmak ve ihtiyaç duyduklarında şarj istasyonuna gidip kendilerini şarj etmek gibi görevleri başarıyla yerine getiriyorlar. Ancak şirket henüz ticari kullanım için bir tarih belirtmemiş durumda.

1X’in geliştirdiği insansı robotlar, endüstriyel kullanım alanlarında hızlı öğrenme yetenekleriyle dikkat çekiyor. Bu, robotların fabrikalarda ve diğer benzer ortamlarda tekrarlanan işleri etkili bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlıyor.

Bu gelişmeler, insansı robot teknolojilerinin ilerleyen dönemde endüstriyel uygulamalarda daha yaygın bir şekilde kullanılması için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Videodaki Eve’in yeteneklerini görmek için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Sentetik veri üretimi 2024’e damgasını vuracak!

Dünyanın geleceği için önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen yapay zeka ekonomisi dönemi; bankacılık, finans, e-ticaret, kamu, perakende gibi alanlarda faaliyet gösteren şirket ve kurumların ihtiyaçlarını önemli ölçüde şekillendiriyor. Yapılan araştırmalar verinin ve yapay zeka destekli uygulamaların özellikle üretici yapay zeka ve güvenlikli yapay zeka gibi kavram ve teknolojilerin artık iş süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ve gelecekte de her alanda etkisini ciddi bir oranda artıracağını ortaya koyuyor. Dünyada yapay zeka ve analitik lideri olan SAS’ın uzmanları da Türkiye’nin dijitalleşme konusunda son yıllarda attığı önemli adımlar vasıtasıyla sektörün gelişiminin devam edeceğini öngörüyor. Ekosistemde, pazarın ihtiyaçları doğrultusunda her alanda yapay zekanın şekillendireceği dijital projelerin de artacağı tahmin ediliyor.

SAS’tan endüstriye yön veren çözümler

SAS, endüstri fark etmeksizin sunduğu analitik çözümlerinde globalde liderlik konumunu sürdürüyor. Yaklaşık 50 yıllık bir geçmişe sahip olan şirket, bu süre zarfında 125 binden fazla projede yer alarak geniş bir deneyim birikimi ile sektörün gidişatına yön veriyor. Bu deneyim, SAS‘ın müşterilerine sunulan çözümlerde veriye dayalı karar alma süreçlerini optimize etme konusunda üstün bir yetkinlik sağlamasını mümkün kılıyor. Küresel olarak tanınmış Fortune 100 sıralamasında yer alan firmaların %90’ına (son beş yılın ortalamasına göre) hizmet veren şirket, iş ortaklarıyla birlikte uluslararası alanda geniş bir etki alanını korumaya devam ediyor. Türkiye’deki yerel iş ortakları ve uluslararası danışmanlık firmalarıyla güçlü bir iş birliği ağı oluşturan SAS, müşterilerine daha kapsamlı ve etkili çözümler sunmak için büyük bir özveriyle çalışıyor.

SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri
SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri

Türkiye’de 27 yıldır faaliyetini sürdüren SAS, büyüme trendini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor. Türkiye pazarındaki güçlü konumunu daha da sağlamlaştıran şirket finans, telekomünikasyon, perakende, üretim, holdingler ve kamu kurumlarına hizmet veriyor. Son üç yılda SAS’ın çalışan sayısında dikkate değer bir artış yaşandığının vurgusunu yapan SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri, “Bu artış, şirketin büyüme potansiyelini ve iş gücündeki çeşitliliğini gösteriyor. SAS olarak teknoloji çağında yenilik ve gelişimdeki önderliğimizi sürdürmek için ciddi bir kaynak aktarımı yapıyoruz. Bu, SAS’ın teknolojik öncülüğünü sürdürmesine ve müşterilerine en son teknolojik gelişmeleri sunmasına olanak tanıyor” diyor.

Yapay Zeka ve Veri Analitiği: Gelecek Projeksiyonları

SAS olarak yapay zeka ve veri analitiği alanındaki çalışmalarını daha da ileriye taşımayı hedeflediklerini belirten Rasim Eğri, “2023 yılında finans, üretim ve kamu gibi sektörlerde yapay zeka ve veri biliminin yaygın olarak kullanıldığını gözlemledik. Genel bir değerlendirme yapmamız gerektiğinde özellikle yenilenebilir enerji, sağlık hizmetleri ve dijital ikizler gibi alanlara yönelim olduğunu söyleyebiliriz. Dijital ikizler, tedarik zincirlerinin iyileştirilmesi ve doğal afetlerin neden olduğu kesintilerin azaltılmasında önemli bir rol oynadı. Gerçek dünya senaryolarının simüle edilmesi, kuruluşların iklim değişikliği ve doğal afetlerden kaynaklanan kesintilere hızlı bir şekilde yanıt vermesine olanak sağladı. Güvenilir yapay zeka, yapay zeka sistemlerindeki önyargıların ele alınması ve azaltılması gerekliliği daha da ön plana çıktı. Ayrıca, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) girişimlerinin önemi daha anlaşıldı” diyor.

Sentetik Veri ve Etik Sorumluluk

2024 yılına ilişkin öngörülerini de paylaşan Eğri, “2024’te ise sentetik veri üretimi, özellikle gerçek veri toplamanın zorlukları ve yavaşlığı göz önüne alındığında, daha doğru analitik modeller oluşturabilmek için önemli bir alan olarak öne çıkacak. Sağlık sektöründe tıbbi araştırmacılar için sentetik tıbbi görüntülerin oluşturulması gibi uygulamalarda büyük potansiyel bulunduruyor. Finans dünyasında ise sahtekarlık tespiti ve kredi değerlendirmeleri gibi alanlarda sentetik veri üretimi umut vaat ediyor. Sentetik veri üretiminin özellikle yaşam bilimlerinde ilaç keşfini hızlandıracağını öngörüyoruz. Bu bağlamda, sentetik veri üretiminin çeşitli sektörlerde önemli bir analitik araç olarak kullanılmasını bekliyoruz. Geleceğe ancak artan dijital verinin güvenilirliği ve karar verme süreçlerinde kullanılan teknolojilerin algoritmalarının şeffaflığı ve açıklanabilirliğiyle adapte olunabilir. Yeni teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, biz insanlar olarak bu teknolojilerin etkilerini anlamak ve üzerimize düşen sorumluluğu taşımakla yükümlüyüz. Teknolojilerin sadece gündemde veya trend olduğu için değil, gerçekten bilinçli ve şeffaf bir şekilde, sorumlulukla kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Yeni teknolojilerin karmaşık hale gelmesine rağmen, kullanımlarının kolaylaştığını gözlemliyoruz. Bu kullanım kolaylığı, zaman kazandırırken hatalı kararlar vermeye de neden olabilir. Bu nedenle, odaklanılan teknoloji alanlarında uzmanlaşmış kişilerin, teknolojinin doğru işleri doğru şekilde öğrenip öğrenmediğini kontrol etmesi ve gerektiğinde müdahale ederek teknolojinin doğru iş yapmasını sağlamak için gerekli önlemleri alması gerektiğine inanıyoruz” diyor.

Kamu ve Özel Sektörde İnovasyon ve İş Birliği

Hem özel sektörde hem de kamuda veriye dayalı kararların alındığı, ispata dair politikaların oluşturulduğu ve anlaşıldığı bir döneme girildiğinin altını çizen Eğri, “SAS olarak ana stratejimizde, iş süreçlerine daha hızlı ve doğru kararları entegre etmeye odaklanıyoruz. Hızlı ve doğru karar vermenin önemi her geçen gün artıyor ve gerçek zamanlı veri kullanımıyla yapılan aksiyonlar, senaryo analizleri ve simülasyonlar, karar vericilere büyük avantajlar sağlıyor. SAS olarak karar verme süreçlerine odaklanarak, bu süreçleri yeni teknolojilerle yeniden tasarlıyoruz. Teknolojiyi günlük hayatta kullandığımız doğal iletişim yöntemleriyle entegre ederek, karar vericilerin en karmaşık teknolojileri bile rahatlıkla kullanabilmesini sağlıyoruz. Kamu sektöründe SAS’ın öncülük ettiği projelerin sayısı veri analitiği ve yapay zeka uygulamalarının kullanımının yaygınlaşmasıyla artarken bu alanın kapsamı daha da genişliyor. SAS, kamu kurumlarıyla yaptığı iş birlikleriyle kurumun veri havuzunu analiz ederek, faaliyetlerini daha verimli hale getirmesine yardımcı oluyor.” diyor.

SAS Türkiye, tüm sektörlerde üç temel hedef üzerine odaklanan etkin bir destek stratejisi izliyor. Bu stratejiden ilki hem kamu hem de özel sektörde veri odaklı dijital dönüşümün liderliğini üstlenmek, şirket ve kurumlara veri analitiği ve yapay zeka konularında rehberlik etmek. Bir diğer nokta ise çalışanların dijital becerilerini geliştirmek. Ayrıca, SAS, Türkiye’deki iş ortağı ekosistemi aracılığıyla Türk mühendisleri ve veri bilimcilerin analitik çalışmalarını uluslararası alanda tanıtarak ülke genelinde bir ihracat potansiyeli oluşturmayı ve yerel veri bilimi yetkinlik geliştirme merkeziyle meslekleri daha da güçlendirmeyi hedefliyor. SAS Türkiye bu temel hedefleri bir adım öteye taşıyarak Türkiye’deki veri bilimciler, veri analistleri ile Ar-Ge çalışmaları yaparak, örnek oluşturacak analitik projeleri oluşturmayı amaçlıyor.

SAS’ın 2024 Vizyonu

SAS, geçmişte olduğu gibi 2024’te de Türkiye’deki dijital dönüşüm sürecinde öncü bir rol oynamayı hedefliyor. Şirket, yapay zeka, makine öğrenimi, veri analitiği, dijital ikizler ve IoT gibi teknolojileri kullanarak dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda, şirketlerin verilerini analiz ederek daha iyi kararlar almalarına ve müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik çözümler de sunarak şirketlere destek olmaya devam edecek.

SAS Türkiye’nin 2024 hedeflerinden biri, Türkiye’deki şirketlerin yapay zeka ve makine öğrenimi teknolojilerini kullanmalarını teşvik etmek. Bu doğrultuda, şirketlere yapay zeka ve makine öğrenimi konularında eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunacak. Özellikle sağlık alanında ve yaşam bilimlerinde yapay zeka destekli çalışmaların öncülüğünü yapacak olan SAS, finans sektöründe veri odaklı dijital dönüşümü desteklemeye odaklanırken, kamu sektöründe veri odaklı dijital dönüşüme güç vermeye devam edecek.

Cisco binlerce kişiyi işten çıkarmaya mı hazırlanıyor?

0

Kaliforniya merkezli teknoloji ve ağ çözümleri şirketi Cisco, yüksek büyüme alanlarına odaklanmayı hedefliyor. Bir önceki finansal çeyrek açıklamasında, ağ ekipmanlarına olan talebin yavaşladığını belirterek tüm yıl gelir ve kar tahminlerini düşüren firma önümüzdeki günlerde finansal çeyrek açıklaması yapmaya hazırlanıyor. Cisco’nun mali tablosu yatırımcılar tarafından merakla beklenirken firmanın sayıları binleri bulan bir işten çıkarma senaryosu üzerinde çalıştığı bildirilmekte.

Kasım ayında yapılan finansal çeyrek açıklamasında gelirlerini bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %7,6 oranında artırdığını bildiren Cisco 3,6 milyar dolar kar duyurmuştu. Buna karşın firma hem analist beklentilerinin biraz gerisinde kalmış hem de yıl sonu için büyüme beklentilerini düşürmüştü. Aralarında Nokia ve Ericsson gibi telekom firmaları ve Amazon, Google ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin de bulunduğu bir dizi firma yaklaşık son 2 yıldır personel tarafında bir yeniden yapılandırma ve küçülmeye gidiyor. 2017 yılından bu yana çalışan sayısı düzenli olarak artan Cisco da şimdi bu küçülme kervanına katılacak gibi gözüküyor.

Öte yandan, bu trendin ne zaman sona ereceğinin bilinmemesi teknoloji profesyonelleri arasında tedirginliğe sebep oluyor. İşten çıkarma izleme sitesi Layoffs.fyi tarafından derlenen verilere göre, 130 teknoloji şirketi 2024’ün sadece ilk ayında toplam 32.576 çalışanına kapıyı gösterdi. Analistler, teknoloji devlerinin bir yandan yapay zekâ gibi yeni ve dinamik alanlara yatırım yaparken bir yandan gelir ve kârlılıklarını korumanın (ve mümkünse artırmanın) yollarını aradıklarına dikkat çekiyor. Bunun için de en kolay yollardan birisi yeniden yapılanma, veya başka bir deyişle işten çıkartmalar. Analistler işten çıkartmaların yılın ilk yarısında büyük ölçüde benzer bir biçimde devam edeceği görüşündeler.

Cisco konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı ve önümüzdeki günlerde yapılacak çeyrek sonu açıklamasına kadar sessizliğini koruyacak gibi gözüküyor. Cisco bir yandan da Splunk’ı Kasım ayının başında duyurulan bir anlaşmayla 28 milyar dolara satın alma sürecine girmişti. Splunk firmasında da 560 kişi ya da bir başka ifadeyle şirketin toplam işgücünün yüzde 7’sini işten çıkartılmış durumda.

Samsung Galaxy Fit 3 görüntülendi! dikdörtgen ekran ve 200 mAh pil

0

Samsung’un yeni akıllı bilekliği Samsung Galaxy Fit 3, merakla beklenen birçok özelliğiyle ilk kez canlı görüntülendi. Galaxy Fit 2‘nin yerini alacak olan bu model, özellikle tasarımında yapılan revizeler ve güçlü özellikleriyle dikkat çekiyor.

Gelen sızıntılara göre, Galaxy Fit 3’ün tasarımında selefi olan kapsül tarzından farklı olarak daha büyük bir dikdörtgen ekran tercih edilmiş. Beyaz ve gri renk seçenekleri ile sunulacak olan bu akıllı bileklik, estetik görünümüyle kullanıcıları cezbetmeye aday. Sağ çerçevede ise fiziksel bir düğme ve mikrofonun yanı sıra kullanıcılara kolay erişim imkanı sağlayacak.

  Samsung Galaxy Fit 3

Samsung Galaxy Fit 3’ün en dikkat çekici özelliği, 200 mAh kapasiteli bataryası ve 5W şarj desteği ile 13 gün pil ömrü sunması. Ayrıca, hızlı çıkarma mekanizması sayesinde kayış değişimi kolayca gerçekleştirilebilecek. Su direnci konusunda da güven veren bir özellik olan IP68 sertifikası ve 5 ATM su direnci, kullanıcıların spor yaparken, yüzerken veya günlük yaşamlarında rahatça kullanmalarını sağlayacak.

Sensör bölümünde, kalp atış hızı takibi, kan oksijen seviyesi, stres takibi, adım takibi ve üç aşamalı uyku takibi gibi gelişmiş özelliklerle karşılaşılacak. Galaxy Fit 2‘nin başarılı özelliklerini devralan Samsung Galaxy Fit 3, kullanıcılara sağlık ve aktivite takibi konusunda kapsamlı bir deneyim sunacak.

Öte yandan, Galaxy Fit 3’ün resmiyet kazanması bu yılın başında bekleniyordu ancak ertelendi. Ancak yeni sızıntılar, lansmanın yaklaştığını gösteriyor. Kullanıcılar, Galaxy Fit 3’ün gelişmiş özellikleri, şık tasarımı ve uzun pil ömrü ile beklentilerini karşılamasını bekliyor.

Venüs’ün bir yan uydusu var: Zoozve!

Birincisi, büyük bir gezegenin tanımlanan ilk yarı uydusu olması. Zoozve, keşifçilerinin 2005 tarihli bir makalede tanımladığı gibi, “Venüs’ten oldukça uzakta dolaşan bir yörüngeye sahip. Güneş’e doğru dalar, Merkür yörüngesi içinden geçer ve Güneş’e en uzak olduğu noktada Dünya yörüngesinin hemen dışına seyahat ediyor.” Bu yol, asteroitin ve Venüs’ün neredeyse kilitlemiş gibi Güneş’in etrafında dönmesinden kaynaklanan bir kelebek şeklinde bir iz bırakır.

Makalede “Bu, VE68’in Venüs’ten görüldüğü gibi çok özel bir özelliğe sahip olduğu anlamına geliyor.” ifadesine yer veriliyor. “Görünüşe göre her Venüs yılında bir kez Venüs gökyüzünün etrafında dolaşıyor. VE68’in gerçekten Güneş’in etrafında döndüğünü bilmiyorsanız, Venüs’ün kendine ait bir ayı (ya da uydusu) olduğunu söyleyebilirsiniz.

Nesneye verilen ilk isim VE68’di fakat daha sonra 2002 VE 68 ismine geçildi

Asteroit, böylesine bir yörüngeye sahip olarak gözlemlenen ilk örnek, ancak küçük; Dünya’ya hiçbir tehlike oluşturmaz ve o dönemde halkın hayal gücünü uyandırmadı.

Ancak Alex Foster adında bir sanatçının dikkatini çekti ve çocuklar için tasarladığı güneş sistemi posterine bunu çizerek onu Venüs’ün ayı olarak tasvir etti. Ayrıca asteroitin adını da yanlış okuyarak “2002 VE”yi “Zoozve”ye çevirdi.

Space.com’un da güzelce anlattığı üzere, bilim adamı ve podcast yayıncısı Latif Nasser posteri gördü ve Zoozve ilgisini çekti. Nasser sonunda 2002 VE 68’in resmi olarak “Zoozve” olarak adlandırılması için kulis yaptı. Ve başardı.

Eğer siz de Zoozve örneğindeki gibi bir gök cismi için kendi adınızı önermek isterseniz, Uluslararası Astronomi Birliği adına çalışan WGSBN, bunu nasıl yapacağınıza dair burada tavsiyeler sunuyor.

Nvidia’dan uyarı: Yapay zeka yarışında geride kalmayın!

Dünya çapında yapay zeka alanında lider konumda olan Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükümetler Zirvesi’nde önemli açıklamalarda bulundu. Huang, yapay zekanın yeni bir sanayi devrimini başlattığını belirterek, her ülkenin kendi egemen yapay zeka altyapısını oluşturması gerektiğini vurguladı.

Huang, yapay zekanın ekonomik potansiyeli artırmanın yanı sıra, her ülkenin kendi kültürünü korurken kendi yapay zeka altyapısına sahip olmasının önemli olduğunu ifade etti. “Egemen yapay zeka” kavramını öne çıkaran Huang, her ülkenin kendi zekasını üretebilmesi için bu alanda adımlar atması gerektiğini belirtti.

Nvidia’nın üst düzey yapay zeka çipleri pazarındaki hakimiyeti göz önüne alındığında, şirketin borsa değerinin 1,78 trilyon doları aştığı biliniyor. Huang, yapay zeka hesaplamasındaki verimlilik kazanımlarının şirketin yapay zekaya erişimi demokratikleştirdiğini söyledi. Bu noktada Huang, her ülkenin kendi verisine sahip olması gerektiğini ve bu verileri rafine ederek ulusal zeka geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bunun başkaları tarafından yapılmasına izin veremezsiniz” dedi.

Huang, yapay zekanın artık ülkelerin inisiyatifine kaldığını ve sektörün gelişip gelişmemesinin liderlere bağlı olduğunu belirtti. Ayrıca, yapay zeka altyapısının hızlı bir şekilde oluşturulması çağrısında bulunarak, araştırmacılar, şirketler ve hükümetlerin bu altyapıdan yararlanarak kendi yapay zekalarını oluşturabilmesi gerektiğini söyledi.

Nvidia’nın yapay zeka donanımlarının lider konumda olduğu göz önüne alındığında, Huang’ın söylemleri şirketin çıkarlarıyla örtüşüyor. Ancak, yapay zeka yarışında geride kalmamak için ülkelerin kendi egemen yapay zeka altyapılarını oluşturması gerektiği gerçeği de göz ardı edilemiyor. Yapay zeka, ekonomik ve sosyal gelişimi, yeniliği ve ulusal güvenliği artırmak için önemli bir araç olarak görülüyor ve bu alanda yetkinlik, uluslararası rekabet avantajı sağlamak adına kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.

Lenovo, Windows’un tahtını sallıyor: AI işletim sistemi geliyor!

Hong Kong merkezli teknoloji devi Lenovo, Windows’un hüküm sürdüğü bilgisayar dünyasına çığır açacak bir adım atıyor. CES 2024 etkinliğinde şirketin önde gelen isimlerinden Liu Jun‘un açıklamalarına göre, Lenovo kendi yapay zeka işletim sistemini geliştirme konusunda önemli adımlar atıyor.

Lenovo‘nun bu kararı, şirketin genel yapay zeka stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Teknoloji pazarındaki gelişmelere göz attığımızda, yapay zekanın hemen her teknoloji alanına entegre olduğunu ve bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin bu teknolojiyi ürünlerinde kullanma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Lenovo‘nun bu hamlesi, şirketin yapay zeka alanında liderlik iddiasının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Lenovo

Lenovo‘nun odak noktası, yapay zeka destekli bilgisayarlar ve kişisel yardımcılara yönelik bir işletim sistemi geliştirmek. Bu yeni sistem, kullanıcıların cihazlarına doğal dil kullanarak talimat verme ve ihtiyaçlarını anlama konusunda önemli bir adım atmayı hedefliyor. Böylece, bilgisayar ve cihazlar, daha akıllı ve kullanıcı dostu bir deneyim sunarak beklentileri karşılamak için tasarlanmış olacak.

Lenovo‘nun bu yapay zeka tabanlı işletim sistemi, Windows’un uzun süredir devam eden hakimiyetine meydan okuyabilecek mi, merakla bekleniyor. Teknoloji dünyasında heyecanla beklenen bu gelişmeler, bilgisayar kullanıcılarına yeni ve inovatif bir deneyim sunma potansiyeli taşıyor.

Romanya’da hastanelere fidye yazılım saldırısı!  

0

Fidye yazılım saldırıları hız kesmeden devam ediyor. Daha önce ticari bankalardan hotel ve kumarhanelere dek çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren pek çok özel şirket ve devlet kurumunu hedef alan siber saldırganlar bu kez hastaneleri hedef aldı. Romanya’da hastaneler tarafından tıbbi faaliyetleri ve hasta verilerini yönetmek için kullanılan Hipocrate Bilgi Sistemi (HIS) hafta sonu ciddi bir saldırıya uğrarken pek çok hastane çevrim dışı olmak zorunda kaldı.

HIS kullanan 25 hastanenin olaydan doğrudan etkilendiği bildirilirken diğer 75 sağlık tesisi de olay araştırılırken tedbir amaçlı olarak sistemlerini çevrimdışı duruma getirildi. Romanya Sağlık Bakanlığı konuya ilişkin yaptığı açıklamada “11-12 Şubat 2024 gecesi, büyük bir fidye yazılımı siber saldırısı HIS bilgi sistemini çalıştıran üretim sunucularını hedef aldı. Saldırı sonucunda sistem çökmüş, dosyalar ve veri tabanları şifrelenmiştir,” dedi ve ekledi: “Olay, Ulusal Siber Güvenlik Müdürlüğü’nden (DNSC) siber güvenlik uzmanları da dahil olmak üzere BT uzmanları tarafından araştırılıyor ve kurtarma olasılıkları değerlendiriliyor. Saldırıdan etkilenmeyen diğer hastaneler için de istisnai ihtiyati tedbirler devreye sokulmuştur.”

Fidye yazılımı saldırısı Romanya genelinde büyük ve bölgesel hastanelerin yanı sıra askeri hastaneleri ve kanser tedavi merkezlerini de etkiledi. DNSC siber güvenlik uzmanlarından oluşan bir ekip şu anda siber olayı araştırırken, saldırganların hastanelerin verilerini şifrelemek için Phobos ailesinden bir fidye yazılımı çeşidi olan Backmydata fidye yazılımını kullandığı söyleniyor. DNSC, “Etkilenen hastanelerin çoğunda, verileri 12 gün önce kaydedilen biri hariç, nispeten yakın zamanda (1-2-3 gün önce) kaydedilen etkilenen sunucularda veri yedekleri var” dedi.

Saldırganlar 3.5 BTC (yaklaşık 157,000 €) tutarında bir fidye talebi gönderdi ancak, saldırıyı üstlenen grubun adı fidye notunda belirtilmemiş durumda. Söz konusu hastanelerde sistemler devre dışı bırakıldığından veya kapatıldığından beri doktorlar reçete yazmaya ve kayıtları kağıt üzerinde tutmaya geri dönmek zorunda kaldılar.

Fidye yazılım saldırısından etkilenen Iasi Bölgesel Onkoloji Enstitüsü yöneticisi Mirela Grosu basına verdiği demeçte, “400 bilgisayar ve sunucu kapatıldıktan sonra çoğunlukla kağıt üzerinde çalıştık,” dedi ve ekledi: “Hasta kabul kayıtlarını kağıt üzerinde yaptık, günlük kabul kayıtlarını kağıt üzerinde yaptık, tıbbi test önerilerini kağıt üzerinde yazdık. Her şey kağıt üzerinde yapılıyor, tıpkı yıllar önce yaptığımız gibi. Tüm sunucular kapatıldı. İnternet de kapatıldı, dolayısıyla herhangi bir kayıp, veri sızıntısı söz konusu olmayacak.”

Şu anda, hastanelerin tıbbi hizmetler yönetim platformunu şifreleyen fidye yazılımı operasyonunun ne olduğu ya da olay sırasında hastaların kişisel veya tıbbi verilerinin de çalınıp çalınmadığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyor. Hipocrate sağlık sisteminin arkasındaki yazılım hizmeti sağlayıcısı RSC (Romanian Soft Company SRL), bu olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.