PS5’in tahtı sallantıda! Sony’den şok eden açıklamalar

Sony, PlayStation 5 (PS5) satışlarının 54,8 milyona ulaştığını ve önümüzdeki mali yılda kademeli olarak düşmesini beklediğini açıkladı. Bu açıklama, PS5’in Kasım 2020’de piyasaya sürülmesinden bu yana ilk kez satışların düşeceğini gösteriyor.

Sony’nin Kıdemli Başkan Yardımcısı Naomi Matsuoka, PS5’in yaşam döngüsünün ikinci aşamasına girdiğini ve bundan sonra karlılık ve satışlar arasındaki dengeye daha fazla önem vereceklerini söyledi. Bu, Sony’nin PS5’in fiyatını artırabileceğini veya daha az sayıda yeni oyun üretebileceğini gösteriyor.

Sony, Mart 2024’te sona erecek mali yıl için 25 milyon PS5 gibi iddialı bir satış hedefi belirlemişti. Son çeyrekte 8,2 milyon adet satılmış ve 16,4 milyon adete ulaşılmış olmasına rağmen bu hedef 21 milyon adete çekildi.

Sony, önümüzdeki mali yıl boyunca God of War: Ragnarok ve Marvel Spider-Man 2 gibi yeni franchise oyunu çıkarmayacağını da doğruladı.

Yazılım satışları arttı

PS5 satışları düşmesine rağmen, yazılım satışları arttı. PlayStation Network aylık aktif kullanıcı sayısı önceki yıla göre 11 milyon artarak 123 milyon ile rekor seviyeye ulaştı. Yazılım satışları (PS4 ve PS5) bir önceki yıla göre 3,2 milyon artarak 89,7 milyon adede ulaştı.

Sony’nin PS5 hakkındaki açıklamaları, konsolun satışlarının zirveye ulaştığını ve bundan sonra düşüşe geçeceğini gösteriyor. Sony, PS5’in karlılığını artırmak için bazı önlemler alacaktır. Bu önlemler, PS5’in fiyatını artırabilir veya daha az sayıda yeni oyun üretilmesine yol açabilir.

ChatGPT’ye hafıza özelliği geliyor: Sizi unutmayacak!

OpenAI, dil modeli ChatGPT‘yi daha da geliştirmek amacıyla hafıza özelliğini tanıtıyor. Bu yeni özellik, ChatGPT’nin zaman içinde kullanıcıların tercihleri ve geçmiş sohbetleri hakkında edindiği bilgileri belleğinde saklamasına izin vererek, daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunma potansiyeli taşıyor.

Her bir ChatGPT’ye hafıza gelen hafıza özelliği modelinin artık kendi belleğine sahip olacağı belirtiliyor. Örneğin, Books GPT, kullanıcının okuduğu kitapları ve favori türleri otomatik olarak hatırlayabilecek. Aynı zamanda, GPT mağazasında bulunan uygulamalar da bu özellikten faydalanabilecek; Tutor Me öğrendiklerinizi, Kayak tatil tercihlerinizi ve GymStreak spor salonu ilerlemenizi takip edebilecek.

Bu gelişme, ChatGPT’ye hafıza gelen hafıza özelliği kullanıcıları daha iyi anlamasını sağlarken, aynı zamanda kişisel gizlilik endişelerini de beraberinde getiriyor. OpenAI, kullanıcının kontrolünde olduğunu ve ChatGPT’nin hassas bilgileri hatırlamayacağını vurgulayarak, gizlilik konusunda kullanıcılara güven veriyor.

OpenAI’nin getirdiği yeni özellik Varsayılan olarak, belleğin açık olacağını ve bu özelliğin ileriye dönük modelleri eğitmek için kullanılacağını belirten OpenAI, kullanıcılara bilgilerini silme veya belleği devre dışı bırakma seçeneği sunacak. Özellikle, ChatGPT Enterprise ve Teams kullanıcılarının verileri modellere geri gönderilmeyecek.

OpenAI’nin blog yazısına göre, hafıza özelliği şu anda küçük bir kullanıcı grubu için test aşamasında bulunuyor. Ancak, özelliğin hızla daha geniş bir kullanıcı kitlesiyle buluşması bekleniyor. Yapay zeka botları, kullanıcıları daha iyi anlama ve daha kişisel hizmet sunma yetenekleriyle sürekli olarak evrim geçiriyor.

Ev güvenliğinde yeni tehdit: Wi-Fi bozan Hırsızlar!

Minnesota’da hırsızlar, ev sahiplerinin bağlı güvenlik sistemlerini geçici olarak devre dışı bırakmak için Wi-Fi bozucuları kullanıyor. Ev güvenliğinde yeni tehdit Son altı ayda dokuz soygunda bu tekniğin kullanıldığına inanılıyor.

Edina polisi, hırsızların varlıklı semtlerdeki evleri izlediklerini ve evler boşken girdiklerini söylüyor. Hırsızlar, evlerin güvenlik kameraları gibi güvenlik sistemlerini devre dışı bırakmak için Wi-Fi bozucuları kullanıyor ve içeri girdiklerinde kasaları, mücevherleri ve diğer lüks eşyaları çalıyorlar.

Siber güvenlik uzmanı Mark Lanterman, sinyal bozucuların sinyalleri engellemediğini, ancak kablosuz ağları aşırı yüklediğini ve gerçek trafiğin cihazlara ulaşamadığını söylüyor.

FCC, federal yasanın yetkili radyo iletişimine müdahale eden sinyal bozucu ekipmanların çalıştırılmasını, pazarlanmasını veya satılmasını yasakladığını belirtiyor. Wi-Fi sinyal bozucular hala ABD dışından satın alınabiliyor ve bu cihazlar birkaç yıldır Ring görüntülü kapı zilleri gibi bağlantılı ev güvenlik tehdit sistemlerini atlatmak için kullanılıyor.

Wi-Fi bozucu hırsızlıklarının risklerini azaltmak için evinizin içinde/dışında doğrudan yerel depolamaya bağlanan sabit hatlı bir kamera kullanmak veya kablosuz ağlara dayanmayan güvenlik alarmları ve ışıkları kurmak öneriliyor. Işıkları veya televizyonu açık bırakmak da evinizi daha az çekici bir hedef haline getirebilir.

Gemini ile kablosuz kulaklıklar daha akıllı hale gelecek!

Google’ın yapay zeka serüveni Bard ile başladı ve Gemini ile zirveye ulaştı. ChatGPT ile rekabette önemli bir adım atan Google, şimdi de Gemini’yi kablosuz kulaklıklara entegre etmeye hazırlanıyor. Bu sayede kullanıcılar, Google Asistan yerine daha gelişmiş ve kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşayabilecek.

Geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan bir sızıntıya göre Google, Gemini yapay zekasını kablosuz kulaklıklarda da kullanmaya başlayacak. Bu sayede kullanıcılar, sesli komutlar aracılığıyla müziklerini kontrol edebilecek, arama yapabilecek, mesaj gönderebilecek ve daha fazlasını yapabilecek.

Google, Gemini uygulamasını bu hafta Türkiye’yi de kapsayan Asya-Pasifik ülkeleri, Afrika, Kuzey Amerika ve Latin Amerika ülkelerinde yayınlayacak. Android kullanıcıları, Google Play Store’dan ücretsiz olarak indirebilecekleri Gemini uygulamasını asistan olarak da ayarlayabilecek.

Kodlar kablosuz kulaklık desteğini doğruluyor

Google uygulamasının 15.6 beta sürümünde bulunan kodlar, Gemini’nin kablosuz kulaklıklara destek vermesi için çalışmaların yapıldığını doğruluyor. Kod dizisinde “Gemini mobil uygulaması, kulaklığınızdan erişilebilmesini sağlamak için kullanılabilirliği genişletme üzerinde çalışıyor” ifadesi yer alıyor.

Gemini Google asistan’ın yerini mi alacak?

Google’ın yakın zamanda kablosuz kulaklıklar için Gemini desteği sunması bekleniyor. Ancak Gemini’nin Google Asistan’ın yerini mi alacağı yoksa onunla birlikte mi kullanılacağı belirsiz. Google’ın her iki platformu da paralel olarak sunması ve kullanıcılara seçim imkanı tanıması olası.

Gemini’nin kablosuz kulaklıklara sağlayacağı avantajlar

Gemini’nin kablosuz kulaklıklara entegre edilmesiyle birlikte birçok yeni özellik ve avantaj sunulması bekleniyor. Bu avantajlardan bazıları şunlar:

  • Daha gelişmiş ve kişiselleştirilmiş sesli komut deneyimi
  • Geliştirilmiş gürültü engelleme ve ses izolasyonu
  • Aktif dinleme ve gerçek zamanlı çeviri gibi yeni özellikler
  • Daha uzun pil ömrü ve daha hızlı bağlantı

Gemini’nin lansman tarihi belli değil

Google, Gemini’nin kablosuz kulaklıklara entegre edilmesiyle ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Bu nedenle, bu yeni özelliğin ne zaman kullanıma sunulacağı belirsiz

Tesla’dan dev hamle: dünyanın en büyük Supercharger istasyonu geliyor!

Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi Tesla, Kaliforniya’da 164 şarj ünitesi ile dev bir Supercharger istasyonu inşa etmeye başlıyor. Bu dev yatırım, elektrikli araç altyapısına ve Tesla’nın pazar liderliğine önemli bir katkı sağlayacak.

164 Şarj Ünitesi ile Rekorlar Kırılıyor Dünyanın en büyük Supercharger istasyonu ünvanını alacak bu istasyon, Tesla sürücülerine yepyeni bir şarj deneyimi sunacak. 250 kW gücündeki Supercharger V4 üniteleri, Tesla’nın en yeni ve en hızlı şarj teknolojisini kullanıyor.

Herkes için şarj imkanı

İstasyonda 16 adet geniş park alanı da yer alacak. Bu sayede römorklu araçlar da kolayca şarj edebilecek.

Tesla'dan supercharger

Park alanlarının güneş panelleri ile kaplanması ve Megapack batarya paketleri ile şebekeden bağımsız bir mikro şebeke oluşturulması planlanıyor.

Starlink terminalleri ile istasyonda yüksek hızlı internet bağlantısı sunulacak. dev Şarj üniteleri, 350 kW ve üzeri hızlara çıkabilecek şekilde tasarlandı. Bu dev yatırım, Tesla’nın elektrikli araç altyapısına olan inancını ve bu alandaki liderlik konumunu pekiştiriyor. Dünyanın en büyük Supercharger istasyonu, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasına ve Tesla’nın pazar payını artırmasına önemli katkıda bulunacak.

Tesla’nın Supercharger ağı genişlemeye devam ediyor

Tesla’dan dev supercharger, istasyonlarını dünya genelinde ağını hızla genişletmeye devam ediyor. Bu ağ, Tesla sürücülerine uzun yolculuklarda ve şehir içi kullanımda kolay ve hızlı şarj imkanı sunuyor. Tesla’nın Supercharger ağı, elektrikli araç kullanımının önündeki en önemli engellerden biri olan “menzil kaygısı”nı ortadan kaldırmada önemli rol oynuyor.

Tesla’nın bu yatırımı, elektrikli araç altyapısının gelişmesine ve elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasına katkıda bulunacak. Bu gelişmeler,

Otter, araç yelpazesine üretken yapay zekayı da ekliyor!

GenAI’e, Otter ile kaydettiğiniz geçmiş toplantılar hakkında bilgi almak için sorgulayabileceğiniz bir AI sohbet robotu, ekipler tarafından kullanılabilecek bir AI sohbet özelliği ve gerçekleşen toplantıya genel bir bakış sağlayan bir AI konuşma özeti dahil.

Gazeteciler ve öğrenciler röportaj veya konferans gibi şeyleri kaydetmek için yapay zekayı kullanabilse de, Otter’ın yeni yapay zeka özellikleri daha çok kurumsal ortamda toplantı yardımcısından yararlananları hedefliyor. Şirket, yeni araçların; örneğin Microsoft Copilot, Zoom AI Companion ve Google Duet gibi farklı hizmetler tarafından sunulan AI özelliklerinin tamamlayıcısı veya yerine geçmesini öngörüyor.

Otter CEO’su Sam Liang, yeni yapay zeka araçlarını tanıtma fikrinin kendi yoğun programından ilham aldığını açıklıyor.

Aslında her hafta 30, bazen 30’dan fazla toplantım oluyor. Bazen çifte rezervasyon bile yapıyorum. Aynı anda iki veya üç toplantıya gidemezdim, ancak OtterPilot’um bu toplantıları benim adıma ayarlardı.” dedi ve bir AI botunun daha sonra incelemeniz için bir toplantıyı kaydetmesine olanak tanıyan Otter özelliğine atıfta bulundu.

Artık kullanıcılar, bir paragraf ve ardından eylem öğelerinin listesi de dahil olmak üzere, o toplantıda ele alınanların yapay zeka tarafından oluşturulan bir özetini okuyabilecek. Otter’ın müşterileri artık bir yapay zeka sohbet robotuyla etkileşime geçerek geçmiş toplantılarda neler olduğu veya başkaları hakkında sorular sorabiliyor.

Örneğin yapay zeka sohbet robotuna “CMO ne dedi?” veya “Lansman tarihini değiştirdiler mi?” gibi sorular sorabilirsiniz. 

Liang, Otter’ın toplantılar için yapay zeka arkadaşı sunan ilk kişi olmadığını kabul etse de (Microsoft Copilot ve Zoom’da da yapay zeka özellikleri bulunuyor) Otter’ın sürümünün daha güçlü ve daha kapsamlı olduğuna inanıyor.

Tüm toplantı geçmişinizi sorgulamak için yapay zeka sohbetini kullanabilirsiniz.” diye açıklıyor. Bu, yalnızca incelemekte olduğunuz toplantıyla ilgili değil; önceki toplantılarla ilgili sorular sormak için geri dönebileceğiniz anlamına geliyor.

Başka bir özellik, Otter’ın grup sohbetlerinin gerçekleştiği kanallarına katılan bir AI sohbet robotu sunuyor. Burada bot, başka bir katılımcıyla diğer herhangi bir sohbet gibi etkileşime giriyor ve Otter’a soru soran herkes tarafından çağrılabiliyor. Örneğin, kullanıcılar birbirleriyle sohbet ederken durup yapay zekaya “Hey Otter, gelirimiz nedir?” gibi bir soru sorabilirler. AI sohbet robotu daha sonra sorunuza cevap verecektir.

Nihai hedef, Otter’ın sunabileceği yararlı bir şey olduğunu düşündüğünde devreye girerek, tartışılanları analiz ederek daha proaktif bir şekilde katılmasını sağlamak. 

Otter’ın verileri, Dropbox veya Google’ın Gmail’i gibi diğer bulut tabanlı hizmetlere benzer şekilde bulutta depolanır ve güvenlik altına alınır; ancak şirket tarafından yetkilendirilmeyen hiç kimse toplantı verilerine erişemez. Bu, insanların Otter’a, AI özellikleri de dahil olmak üzere, dizüstü bilgisayarları veya akıllı telefonları da dahil olmak üzere herhangi bir cihaz aracılığıyla erişmesine olanak tanıyor. Otter ayrıca, bireysel kullanıcıların kayıtlarına isteğe bağlı olarak katkıda bulunmalarına izin vermesine rağmen, yapay zekasını eğitmek için müşterinin verilerini kullanmadığını söylüyor.

Şirketin yeni yapay zeka özellikleri için ücret almayı planlamaması dikkat çekici. Microsoft, Office 365 ve Teams‘deki Copilot için yıllık 360 dolar ücret alırken, Otter’ın GenAI’i hem ücretsiz plana hem de aylık 20 dolarlık iş planına dahil edilecek.

Musk, Neuralink’in kuruluş yerini Nevada olarak değiştirdi!

0

Eyalet kayıtlarına göre, milyarder Elon Musk’ın sibernetik implant şirketi Neuralink, kuruluş yerini Delaware’den Nevada’ya değiştirdi. Bu hamle, Musk’ın, bir yargıcın 56 milyar dolarlık ödeme paketini geçersiz kılmasının ardından Tesla’nın kuruluş eyaletini Delaware’den Teksas’a taşımak için bir hissedar oylaması düzenleyeceğini söylemesinden yaklaşık bir hafta sonra geldi.

Musk bu kararın ardından eski adı Twitter olan X’te “Şirketinizi asla Delaware eyaletinde kurmayın” diye yazmıştı. Geçtiğimiz hafta Delaware yargıcı Kathaleen McCormick, 2018 hisse bazlı ödeme paketine itiraz eden Tesla yatırımcılarının yanında yer alarak “akıl almaz meblağın” hissedarlar için adil olmadığına ve Musk’a borçlu görünen yöneticiler tarafından haksız bir biçimde müzakere edildiğine hükmetti.

Bu karara cevaben Musk, X kullanıcılarına anket yaparak “Tesla, kuruluş eyaletini fiziksel merkezinin bulunduğu Teksas olarak değiştirmeli mi?” diye sordu. Anketin sonuçları, 1,1 milyondan fazla kullanıcının oy kullanmasının ardından %87,1 “Evet” ve %12,9 “Hayır” şeklinde oldu. Bunun üzerine Musk “Halk oylaması kesin olarak Teksas’tan yana! Tesla, kuruluş eyaletini Teksas’a taşımak için hissedar oylaması düzenlemek üzere derhal harekete geçecektir,” yazmıştı.

Ancak hukuk uzmanları, Tesla’nın kuruluş eyaletini değiştirmesinin, özellikle de maaş paketini güvence altına almak için bir hamle olarak görülmesi halinde, yatırımcı davaları gibi engellerle karşılaşabileceğini söylüyor.

Musk geçtiğimiz haftalarda Neuralink’in ilk beyin çipini başarılı bir şekilde bir insan hastaya yerleştirdiğini ve hastanın durumunun iyiye gittiğini duyurdu.  Eylül ayında Neuralink, kablosuz beyin-bilgisayar arayüzünün (BCI) ilk insanlı klinik denemesi için açık işe alım düzenlediğini duyurdu. Duyuruda Neuralink, Precise Robotically Implanted Brain-Computer Interface (PRIME) çalışmasının şirketin implantının (N1) ve cerrahi robotunun (R1) güvenliğini değerlendireceğini ve cihazın felçli kişilerin düşünceleriyle harici cihazları kontrol etmelerine yardımcı olup olamayacağını değerlendireceğini söyledi.

Bu arada Elon Musk, fevri kararıyla ünlü bir girişimci. Twitter’ı satın alma kararı çok tartışılan Elon Musk, 2022 Aralık ayında sosyal medya ağının sunucularını barındırma hizmetleri çok pahalıya mal olduğu için Sacremento – California’dan Portland – Oregon’a taşımak istemiş, sürecin uzun süreceğini öğrenince de çılgın bir hamleyle bu taşıma işlemini kamyonetlerle birkaç gün içinde gerçekleştirmişti. Sonrasında tüm dünya genelinde Twitter hizmet kesintileri yaşanmıştı.

Nvidia üretken yapay zekayı bilgisayarlara getiriyor! Herkesin kendi sohbet robotu olacak!

RTX ile Sohbet olarak adlandırılan Nvidia aracı, kullanıcıların bir GenAI modelini daha sonra sorgulayabileceği belgelere, dosyalara ve notlara bağlayarak OpenAI’in ChatGPT’sine göre özelleştirmelerine olanak tanıyor.

Nvidia bir blog yazısında şöyle yazıyor: “Kullanıcılar notlarda veya kayıtlı içerikte arama yapmak yerine yalnızca sorgu yazabilir.” “Örneğin, ‘Partnerimin Las Vegas’ta önerdiği restoran hangisiydi?’ diye sorulabilir ve RTX ile Sohbet, kullanıcının işaret ettiği yerel dosyaları tarayacak ve yanıtı bağlamla birlikte sunar.

RTX ile sohbet, varsayılan olarak yapay zeka girişimi Mistral’in açık kaynak modelini kullanıyor ancak Meta’nın Llama 2’si de dahil olmak üzere diğer metin tabanlı modelleri de destekliyor. Nvidia, gerekli tüm dosyaların indirilmesinin, seçilen modele/modellere bağlı olarak 50 GB ila 100 GB arasında makul miktarda depolama alanı tüketeceği konusunda uyarıyor.

Şu anda, RTX ile Sohbet, metin, PDF, .doc, .docx ve .xml formatlarıyla çalışıyor. Uygulamayı desteklenen dosyalar içeren bir klasöre yönlendirmek, dosyaları modelin ince ayar veri setine yükleyecektir. Ayrıca, RTX ile Sohbet, YouTube çalma listesinin URL’sini alarak çalma listesindeki videoların transkripsiyonlarını yükleyebilir ve seçilen modelin içeriklerini sorgulayabilir.

Şimdi, Nvidia’nın nasıl yapılır kılavuzunda ana hatlarıyla belirttiği, akılda tutulması gereken bazı sınırlamalar var.

RTX ile sohbet, bağlamı hatırlayamıyor; bu da uygulamanın, sonraki soruları yanıtlarken önceki soruları dikkate almayacağı anlamına geliyor. Örneğin, “Kuzey Amerika’da en yaygın kuş nedir?” ve bunu “Renkleri nelerdir?” sorusuyla takip edin. RTX ile sohbet, kuşlardan bahsettiğinizi anlamayacaktır.

Nvidia ayrıca, uygulamanın yanıtlarının ilgiliğinin, bazıları diğerlerine göre daha kolay kontrol edilebilecek bir dizi faktörden etkilenebileceğini kabul ediyor. Bu faktörler arasında soru şekillendirme, seçilen modelin performansı ve ince ayar veri setinin boyutu gibi etkenler bulunmaktadır. Birkaç belgede yer alan gerçeklerin istenmesi, bir belge veya belge setinin özetinin istenmesinden daha iyi sonuçlar verecektir. Nvidia, yanıt kalitesinin genellikle daha büyük veri kümeleri ile iyileşeceğini ve Chat with RTX’i belirli bir konu hakkında daha fazla içeriğe yönlendirdiğinizde bunun daha iyi sonuçlar vereceğini söylüyor.

Yani RTX ile Sohbet, üretimde kullanılacak her şeyden çok bir oyuncak. Yine de yapay zeka modellerini yerel olarak çalıştırmayı kolaylaştıran uygulamalar hakkında söylenecek bir şeyler var; bu da giderek büyüyen bir trend.

Yakın tarihli bir raporda, Dünya Ekonomik Forumu, PC’ler, akıllı telefonlar, Nesnelerin İnterneti cihazları ve ağ ekipmanları dahil olmak üzere GenAI modellerini çevrimdışı çalıştırabilen uygun fiyatlı cihazlarda “dramatik” bir büyüme öngördü. WEF’e göre bunun nedenleri açık avantajlardır: Çevrimdışı modeller doğası gereği daha özel olmakla kalmaz, aynı zamanda bulutta barındırılan modellere göre daha düşük gecikme süresine sahiptirler ve daha uygun maliyetlidirler.

Elbette, modelleri çalıştırmak ve eğitmek için kullanılan araçların demokratikleştirilmesi, kötü niyetli aktörlerin kapısını açıyor; üstünkörü bir Google Araması, web’in vicdansız köşelerinden gelen zehirli içeriğe göre ince ayar yapılmış modeller için birçok liste ortaya çıkarıyor. Ancak RTX ile Sohbet gibi uygulamaların savunucuları, yararlarının zararlarından daha ağır bastığını savunuyor. Bekleyip görmemiz gerekecek.

Intel’den yeni rekor avcısı: Core i9-14900KS!

0

Intel’in son amiral gemisi işlemcisi, uzun bir bekleyişin ardından nihayet gün yüzüne çıkıyor. Yeni Intel Core i9-14900KS modeli, popüler kıyaslama platformu OCCT veritabanında detaylarıyla görüntülendi. Intel’in 14. Nesil serisinin parçası olan bu işlemci, lansman sırasında oldukça gizemli kalmış ve donanım meraklıları arasında büyük bir heyecan yaratmıştı. Ancak, OCCT tarafından sağlanan bilgilerle birlikte, Core i9-14900KS’nin kapılarını aralamış durumdayız.

OCCT tarafından elde edilen verilere göre, Intel Core i9-14900KS, toplamda 24 çekirdek sunuyor. Bu çekirdeklerin dağılımı ise 8 performans çekirdeği ve 16 verimlilik çekirdeği şeklinde gerçekleşiyor. Amiral gemisi model, önceki versiyonundaki 150W TDP sınırlamasını koruyor, ancak ek 25W güçle ulaştığı 6,2GHz saat hızlarıyla dikkat çekiyor. Görsel incelemeler, güç sınırlamalarının kaldırılması durumunda tüketimin 409W’a kadar çıkabildiğini gösteriyor. Ayrıca, OCCT karşılaştırması, bu işlemcinin bir üretim birimi olduğunu ve lansman tarihine doğru hızla ilerlediğini ortaya koyuyor.

Intel' çekirdek

Eğer Raptor Lake Refresh işlemcilerini kaçırdıysanız, hatırlatmak isteriz ki bunlar daha yüksek çekirdek sayıları (belirli modellerde), yüksek saat hızları ve hızlı DDR5 bellek desteği ile geliyor. Bu yeni işlemciler, Intel’in 7 işlem düğümünü temel alan CPU’larla mevcut LGA 1700/1800 anakartlara uyumlu. Genel olarak, güncellemelerin çoğu saat hızlarına odaklanmış gibi görünüyor, bu da performans artışıyla ilgili heyecanı daha da artırıyor.

Core i9-14900KS’nin performansı hala tam olarak netleşmemiş olsa da, mevcut 14900K modelinin uzmanlar tarafından 9,1 GHz’e kadar başarıyla hız aşırtılabildiğini hatırlatmak önemli. Bu, yeni modelle birlikte potansiyel olarak daha önce görülmemiş rekorlara şahit olabileceğimiz anlamına geliyor. Son gelişmeleri kaçırmamak adına takipte kalın!

Tesla Cybertruck, zannedildiği kadar da paslanmaz değilmiş!

Tesla CEO’su Elon Musk, elektrikli pikap modelini ilk kez 2019’da tanıtmıştı ve “ultra sert paslanmaz çelik” gövdesinin ve “şeffaf metal” camının “tam anlamıyla kurşun geçirmez” olduğunu iddia etmişti.

Üretim sorunlarıyla kuşatılmış olmasına ve spekülatif 2021-22 sürümünü kaçırmasına rağmen, benzersiz çokgen tasarımı ile bir sürü hevesli adanmın ilgisini çekmeyi başardı.

En azından Cybertruck Owners Club forumundaki raporlara göre, bu benzersiz tasarımın eksikleri yok değil. “Raxar” adlı bir kullanıcıdan gelen “Pas Noktaları/Korozyon Norm Haline Geliyor” başlıklı trend konu başlığında şunlar belirtiliyor:

Bugün Cybertruck’ımı teslim aldım. Danışman özellikle Cybertruck’ların yağmurda turuncu pas izleri oluşturduğunu ve bunun aracın cilalanmasını gerektirdiğini belirtti. Yağmurda Delorean’ınızı asla çıkarmama hikayesini duymuştum ama pas ve Cybertrucks hakkında hiçbir şey okumadım.

Bu, tahmin edebileceğiniz gibi, sadıkların güçlü tepkisine neden oldu. Biri, “Yalancı. Bu senin için eğlenceli mi?” diye sordu; diğeri ise yanlış bir şekilde cevap verdi: “Eğer ‘paslanırsa’ paslanmaz çelik değildir.” Bu yaygın bir yanılgı. Paslanmaz çelik paslanmaya karşı dayanıklıdır ancak tamamen bağışık değildir.

Üyeler, turuncu lekelerin trenle taşınan belirli araçlardan kaynaklanan “demiryolu tozundan” kaynaklanıp kaynaklanmadığını düşündü ancak Raxar, Cybertruck’ını “2 gün yağmurda” sürdükten sonra bazı görüntüler yayınladı.

Küçük noktalar çok önemli görünmeyebilir, ancak Cybertruck’ın fiyatının 2019’da 40.000 $’dan 2023’te 60.000 $’a çıktığı göz önüne alındığında, araç sahiplerinin neden arabalarının her zaman bozulmamış görünmesini istediklerini anlıyoruz.

Ayrı bir başlıkta başka bir kullanıcı olan vertigo3pc, yepyeni Cybertruck’ının “LA yağmurunda” geçen 11 günün ardından “metalinde korozyon oluştuğunu” bildirdi ve bu durum bazılarının çelik gövdenin üretim sırasında kirlendiğinden endişe etmesine yol açtı.

Ancak korozyon raporları, sahiplerin “ultra sert paslanmaz çeliğin” fazla bakım gerektirmediğine inanmasından kaynaklanıyor olabilir. Görünüşe göre Tesla, buna şiddetle karşı çıkacak.

Ocak ayındaki bir başka konu ise Cybertruck’ın bakım belgelerinin ekran görüntüsünü içeriyor; burada arabanın şeffaf kaplaması olmadığı söyleniyor. Şeffaf kaplama, koruyucu bir bariyer görevi gören, UV radyasyonunun ve hava koşullarının renkli boya katmanına zarar vermesini önleyen şeffaf boyanın en dış katmanıdır. Şeffaf kaplama aynı zamanda boyayı çizebilecek aşınmaları da giderir.

Kullanıcı uyarıyor: “Cybertruck’ın dış yüzeyi korozyona duyarlıdır, bu da kılavuzda kabul edilmiştir. Oksit bariyeri tehlikeye girdiğinde, korozyon başlar. Kılavuz, korozyon oluşturan maddelerin hemen temizlenmesini tavsiye ediyor ve Cybertruck’ın tam bir yıkama için planlanana kadar beklememenin altını çiziyor.

Belgelerde şunlar yazıyor: “Dış yüzeye zarar gelmemesi için korozyon oluşturan maddeleri (yağ, yağmur suyu, kuş pislikleri, ağaç reçinesi, ölü böcekler, katran lekeleri, yol tuzu, endüstriyel atıklar vb.) hemen temizleyin. Cybertruck tam bir yıkama için zamanı geldiğinde beklemeyin. Gerekirse katran lekelerini ve inatçı yağ lekelerini çıkarmak için denatüre alkol kullanın, ardından hemen alkolü çıkarmak için su ve hafif, deterjan içermeyen bir sabunla bölgeyi yıkayın.

Bir beş dakikalık süt alışverişi bile, bir midgenin gövdeyi kirletmesine neden olabilir gibi görünüyor. Tesla açıkça belirtiyor: “Cybertruck’ın paslanmaz çelik dış yüzeyi, diğer çoğu araca göre çökme ve çatlama açısından daha dirençlidir. Ancak, Cybertruck’ın dış gövde panellerinin yüzeyinde bir açık kaplama bulunmamaktadır, bu da görünen herhangi bir çizik paslanmaz çelik panellerde kendilerindedir.

Sinsi uygulama Kimi, App Store’da trend oldu!

Ancak Kimi, aslında görme yeteneğinizi test etmeye yönelik bir uygulama değil, en azından akıllı telefonunuzda korsan filmler izlemeyi bir tür görme testi olarak görmüyorsanız.

Başlıkta Kimi’yi kurnaz olarak adlandırdım, çünkü bir göz atsanız, muhtemelen hemen reddedeceğiniz bir şekilde çok aldatıcı görünüyor ve iddia ettiği gibi aslında olduğu gibi bir görme testi uygulaması değil. Ancak aynı zamanda şaşırtıcı derecede apaçık. Uygulama, “görme yeteneğinizi test eden ilginç bir UYGULAMA” olduğunu belirten yarım ağızlı bir açıklama barındırıyor; ancak, en üstteki yorumlar şu şekilde: “Frozen II’yi izlemek için bu uygulamayı indirdim” ve “Neredeyse Netflix gibi!

Peki onu ilk kez açtığınızda? İşte burada. 

Bu kadar. Açıyorsunuz ve orada izleyebileceğiniz sadece filmler ve TV şovları var. Gerçek uygulamanın kilidini açacak bir açılış ekranı veya hile yok. Hiç de ince bir meşruiyet maskesinin altına gizlenmemişti.

Kimi, yıllar önce Apple’ın App Store’una giren ve kullanıcıların torrentlerden film yayınlamasına olanak tanıyan Popcorn Time’ı anımsatıyor. Burada da böyle olup olmadığı tam olarak belli değil, ancak tüm bu içeriği barındırmak pahalı olabilir.

Kimi’yi incelediğimiz söylenemez ama gerçekten iyi bir uygulama mı? Arama sekmesine dokunduğunuzda bazı güzel, kolay filtreleme seçenekleri var ve hatta insanların en çok ne izlediği veya nelerin yeni olduğu gibi şeyleri gösteren bir sıralama sekmesi bile vardır.

Filmleri indirebilirsiniz ve çoğu, en azından akıllı telefonda gündelik izleme için yeterince iyi kalitede görünüyor. Ancak bunu, oyuncu ayrıntıları veya önemsiz şeylerle bir tür film sevgisine dönüştürme çabası yok. Bunların hepsi, yasal olup olmadığına bakılmaksızın sizi istediğiniz filmlere en kısa sürede ulaştırmak için tasarlandı.

Apple, uygulamaların veya alternatif uygulama mağazalarının dışarıdan yüklenmesini gerektiren düzenlemelere karşı çıktığı için, iOS kullanıcılarını güvende tutmak için kilitli App Store‘un gerekli olduğu konusunda yıllardır ısrar ediyordu. Ancak yine de bunun gibi uygulamalar veya yakın zamanda tespit edilen ve LastPass gibi görünen bir kimlik avı uygulaması karşısında gerekçe boş geliyor.

Apple mart ayında teknoloji dünyasını sarsacak!

0

Teknoloji devi Apple, geleneksel olarak her yıl mart ayında gerçekleştirdiği lansman etkinliği ile yeni ürünlerini tanıtmaya hazırlanıyor. Bu yılın beklentileri ise oldukça yüksek. İşte mart ayında tanıtılması beklenen Apple ürünleri ve güncellemeleri:

1. Yeni iPad Pro modelleri:

Apple’ın en güçlü tablet serisi olan iPad Pro, OLED ekranlarla donatılmış yeni modelleri ile dikkat çekecek. M3 çip, MagSafe kablosuz şarj, yeniden tasarlanmış Magic Keyboard ve yatay ön kamera gibi özelliklerle iPad Pro modelleri, kullanıcılara üst düzey bir deneyim sunmayı hedefliyor.

2. Güncellenmiş iPad Air:

iPad Air serisi, M2 çip, yeniden tasarlanmış arka kamera çıkıntısı, WiFi 6E ve Bluetooth 5.3 desteği gibi özelliklere sahip güncellenmiş modellerle karşımıza çıkacak. 10.9 inç ve 12.9 inç ekran seçenekleri ile kullanıcıların beklentilerini karşılamayı amaçlıyor.

3. Yenilenmiş MacBook Air modelleri:

MacBook Air serisi, Apple’ın M3 çipiyle güncellenecek. Performans artışı ve gelişmiş grafik işleme yetenekleri sunacak olan yeni MacBook Air modelleri, tasarım açısından büyük değişiklikler beklenmese de, WiFi 6E desteği gibi güncel özelliklere kavuşacak.

Apple mart

4. iOS 17.4 güncellemesi:

Mart ayında yayınlanacak olan iOS 17.4 güncellemesi, App Store‘da önemli değişiklikler içerecek. Ayrıca, transkript özelliği, HomePod için SharePlay, yeni emojiler, sanal kart numarası oluşturarak Apple Cash kartını web sitelerinde kullanma gibi kullanıcı deneyimini artıracak özellikleri içerecek.

5. Yeni iPhone rengi:

Her yıl olduğu gibi, Apple, iPhone için yeni renk seçeneğini mart veya nisan aylarında tanıtıyor. Bu yılın sürprizi ise merakla beklenen yeni iPhone rengi olacak.

Mart ayındaki Apple etkinliği, teknoloji tutkunları ve Apple hayranları tarafından büyük bir heyecanla bekleniyor. Yenilenmiş ürünler ve güncellemelerle birlikte, Apple’ın teknoloji dünyasına yeni bir soluk getirmesi bekleniyor. Detaylar için takipte kalın!

Shell 7 Hidrojen İstasyonu Kapatıyor!

Shell, Kaliforniya’da faaliyet gösteren 7 hidrojen istasyonunu kapatma kararı alarak, hidrojenle çalışan otomobil pazarına önemli bir darbe vurdu. Hidrojen yakıt hücreli araçlar için önemli bir altyapı sağlayan Shell, Hidrojen Yakıt Pili Ortaklığı (H2FCP) kapsamında işlettiği Kaliforniya’daki 55 perakende hidrojen istasyonundan 7’sini kapatma kararıyla sektörde dikkat çekti.

Shell 7 Hidrojen

Shell Hydrogen Başkan Yardımcısı Andrew Beard, istasyonların kapatılma sebebini, hidrojen tedariğindeki zorluklar ve diğer dış pazar faktörleri olarak açıkladı. Hidrojen teminindeki sıkıntılar, güvenlik sorunları ve sürekli arıza durumları, ABD’de faaliyet gösteren hidrojen istasyonlarının tam kapasiteyle çalışmasını engelliyor. Bu duruma ek olarak, hidrojen yakıt hücreli araçlara olan talebin düşük olması, hidrojenin maliyeti ve istasyon kurma işlemlerinin pahalılığı gibi faktörler, hidrojenli araç pazarının geleceğiyle ilgili belirsizlikleri arttırıyor.

Shell‘in bu radikal adımı, hidrojenle çalışan araçların geleceğine dair endişeleri arttırırken, enerji sektöründe lider bir şirketin bu alandan çekilmesi, hidrojenli araç pazarının zorlu bir dönemden geçtiğini gösteriyor. Bu gelişme, sektördeki diğer paydaşları da etkileyerek, hidrojenli araç teknolojisinin nasıl evrileceği konusunda daha fazla soru işareti yaratıyor.

Dev Facebook sızıntısı! 200.000 kullanıcının kaydı yayınlandı!

Gün geçmiyor ki büyük teknoloji devleri ve hizmet sağlayıcılarında veri ihlali yaşanmasın. Bu kez de IntelBroker takma adını kullanan bir siber saldırgan, Facebook Marketplace kullanıcılarının cep telefonu numaraları, e-posta adresleri ve diğer kişisel bilgilerini içeren 200.000 kayıt yayınladı. Meta henüz konuyla ilgili bir açıklama yapmadı.

IntelBroker, bu kısmi Facebook Marketplace veritabanının, bir Meta yüklenicisinin sistemlerini hackledikten sonra ‘algoatson’ Discord tanıtıcısını kullanan biri tarafından çalındığını iddia ediyor. IntelBroker, “Ekim 2023’te, Discord’da ‘algoatson’ adını kullanan bir siber suçlu, Facebook için bulut hizmetlerini yöneten bir yükleniciyi ihlal etti ve 200.000 girişten oluşan kısmi kullanıcı veritabanını çaldı” diyor.

Sızdırılan veri tabanı, isimler, telefon numaraları, e-posta adresleri, Facebook kimlikleri ve Facebook profil bilgileri dahil olmak üzere çok çeşitli kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler (PII) içeriyor.Tehdit aktörleri internete sızdırılan e-posta adreslerini oltalama saldırılarında ve Facebook Marketplace kullanıcılarının cep telefonu numaralarını mobil oltalama saldırılarında kullanabilir. İfşa edilen cep telefonu numaraları ve kişisel bilgiler, SMS yoluyla gönderilen çok faktörlü kimlik doğrulama kodlarını çalmalarına ve hedeflerinin hesaplarını ele geçirmelerine olanak tanıyacak SIM takas saldırılarında da kullanılabilir.

IntelBroker, ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin ve personelinin kişisel verilerinin internete sızdırılmasının ardından kongre oturumuna yol açan DC Health Link ihlaliyle biliniyor. IntelBroker ile bağlantılı diğer siber güvenlik olayları arasında Hewlett Packard Enterprise’dan (HPE) çalınan verilerin satışı, General Electric Aviation’ın ihlal edildiği iddiası ve Weee! market hizmetinin ihlali yer alıyor.

Sosyal medya devi ilk kez veri çaldırmıyor

Facebook Marketplace veri sızıntısı, Meta’nın son yıllarda yaşadığı bu türden ilk olay değil. Kasım 2022’de Meta, Nisan 2021’de 533 milyondan fazla Facebook hesabıyla bağlantılı verilerin bir hacker forumunda sızdırılmasının ardından Facebook kullanıcılarının kişisel bilgilerini kazıyıcılardan koruyamadığı için 265 milyon € (275,5 milyon $) para cezasına çarptırıldı. Çalınan veriler ilk olarak Haziran 2020’de bir bilgisayar korsanı topluluğunda ortaya çıktı ve herkese açık profillerden ve etkilenen hesapların özel cep telefonu numaralarından kazınabilecek bilgiler içeriyordu.

Neticede 500 milyonun üzerinde Facebook kullanıcısının verileri sızdırılmıştı ve açığa çıkan bilgiler arasında cep telefonu numaraları, Facebook kimlikleri, adları, cinsiyetleri, konumları, ilişki durumları, meslekleri, doğum tarihleri ve e-posta adresleri yer almıştı. Üstelik Nisan 2021 veri sızıntısı sosyal ağ devinin üç kurucusunun (Mark Zuckerberg, Chris Hughes ve Dustin Moskovitz) telefon numaralarını da içeriyordu.

Cruise sonunda bir baş güvenlik sorumlusu atadığını açıkladı

2013 yılında ABD’nin San Francisco kentinde kurulan ve özellikle 2016 General Motors tarafından satın alındıktan sonra hızlı bir yükselişe geçen otonom araç firması Cruise oldukça zor zamanlar geçiriyor. San Francisco’da sürücüsüz araçlarının karıştığı bir dizi kaza ve olumsuz senaryonun ardından firmanın kurucusu Kyle Vogt, Kasım ayında istifa etmişti. Vogt sonrasında GM’nin tamamen kontrolü ele aldığı firmaya şimdi de GM’den bir baş güvenlik sorumlusu atandı.  

Cruise’un Eş Başkanı Craig Glidden konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Cruise’un yeniliklerini dört gözle beklerken, genel güvenlik performansımızı sürekli olarak iyileştirmemiz ve düzenleyiciler, diğer hükümet yetkilileri ve toplumlarımızla güven oluşturmak için çalışmamız gerektiğini biliyoruz” dedi ve ekledi: “Steve Kenner, bu önemli öncelikleri yerine getirmemize yardımcı olmak için otomotiv güvenliği mükemmelliği alanındaki deneyimini bizlerle paylaşacak.”  

Cruise’ın diğer Eş Başkanı ve Baş Teknoloji Sorumlusu Mo Elshenawy de benzer bir görüşe sahip. Elshenawy, “Güvenlik yönetişimi, misyonumuza geri döndüğümüz ve Cruise araçlarını güvenli bir şekilde yollara çıkardığımız için kritik bir geçiş faktörüdür” dedi ve ekledi: “Güvenliğin Cruise’daki her mühendis ve çalışanın benimsediği bir zihniyet olduğunu ve Steve’in uzman liderliği sayesinde daha fazla hesap verebilirliğin geliştirileceğini biliyoruz.”

Kariyerine General Motors’da mühendis olarak başlayan Kenner, Ford’da Otomotiv Güvenliği Küresel Direktörlüğü de dahil olmak üzere ABD’nin önde gelen birçok otomobil üreticisinde mühendislik ve otomotiv güvenliği alanlarında yaklaşık kırk yıllık deneyime sahip. Son olarak, sürücüsüz kamyon taşımacılığı şirketi Kodiak’ta Güvenlik Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ve burada şirketin güvenlik stratejisini ve sürücüsüz güvenlik durumunu geliştiren Kenner özellikle otonom araç güvenlik standartları, güvenlik kültürü ve düzenleme konularında derin bir uzmanlığa sahip olarak tanımlanıyor.

Analistler, Cruise’un yeniden robotaksi lisansı alması ve San Francisco’da faaliyetlerini sürdürmesi açısından bu atama kararını yerinde ancak oldukça gecikmiş buluyorlar. Öte yandan firmanın en büyük rakibi Waymo, çeşitli hamlelerle pazar payını artırmaya devam ediyor.

Apple, ticari sır hırsızlığından davalık olduğu şirketle anlaştı!

Apple ve Rivos, Bloomberg ve Reuters tarafından görülen şirketlerin dosyalarında; ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesine “davayı potansiyel olarak çözecek” bir anlaşma imzaladıklarını söylediler. Anlaşma, Apple’ın Rivos’un sistemleri ve faaliyetleri üzerinde adli tıp incelemesi yapmasına olanak tanıyacak.

Apple, Rivos’a dava açtığında, girişimin çip tasarımı bölümündeki çalışanları işe almak için “koordineli bir kampanya” yürüttüğünü söyledi. Apple ayrıca davalıyı, işe aldığı çalışanlara, geliştirilmesi milyarlarca dolara mal olan, yayınlanmamış iPhone çip tasarımlarına ilişkin sunumları ve diğer özel bilgileri çalmaları yönünde talimat vermekle suçladı.

Rivos geçen yıl Apple’a karşı dava açmıştı ve büyük şirketi, çalışanların başka bir yerde çalışmasını kısıtlamakla ve rekabete aykırı önlemler kullanarak yeni ortaya çıkan girişimlerin büyümesini engellemekle suçlamıştı.

Mahkeme, Nisan 2023’te Apple’ın Rivos’a yönelik ticari sır iddialarını reddetti, ancak şirketin revize edilmiş bir şikayette bulunmasına izin verildi.

Apple

Apple, geçen ay birbirlerine karşı iddialarını geri çektikten sonra Rivos ile birlikte Apple’a karşı dava açan altı eski çalışanıyla zaten anlaştı. Her iki şirket de mahkemeden, anlaşmanın tamamlanmasını bekledikleri 15 Mart tarihine kadar davalarının ertelenmesini talep ediyor.

Apple, yakın geçmişte sürücüsüz araç teknolojisini çalan eski bir mühendisin aldığı 6 ay hapis cezasıyla da gündeme gelmişti. Teknoloji devi, yeni teknolojilere yaptığı dev yatırımlarla birçok benzer saldırı için potansiyel bir hedef noktasında. Bu nedenle, yakın zamanda şirketin güvenlikle ilgili daha sıkı adımlar attığını duyabiliriz.

Bitlocker TPM açığı Windows 11 kullanan bilgisayarları tehdit ediyor!

Bitlocker, verilerinizi meraklı gözlerden korumak için tasarlanmış Windows 10 Pro ve Windows 11 Pro’nun yerleşik bir özelliği olarak günümüzde mevcut olan en kolay erişilebilir şifreleme çözümlerinden birisi. Ancak YouTuber stacksmashing, 10 doların altındaki ucuz bir Raspberry Pi Pico ile bir dakikadan kısa bir sürede Windows Bitlocker’ı atlatmasına ve böylece korunan verilerin kilidini açabilecek şifreleme anahtarlarına erişmesine olanak tanıyan Bitlocker ile ilgili muazzam bir güvenlik açığını gösterdi. Cihazı oluşturduktan sonra, istismarın ana anahtarı çalması yalnızca 43 saniye sürdü.

Bunu yapmak için YouTuber, özel bir Güvenilir Platform Modülü veya TPM içeren birçok sistemde bulunan bilinen bir tasarım kusurundan yararlandı. Bazı yapılandırmalarda Bitlocker, Platform Yapılandırma Kayıtları ve Birim Ana Anahtarı gibi kritik bilgileri depolamak için harici bir TPM’ye güvenir (bazı CPU’larda bu yerleşiktir). Harici TPM’ler için TPM anahtarı, sürücüdeki verilerin şifresini çözmek için gereken şifreleme anahtarlarını göndermek üzere CPU ile bir LPC veri yolu üzerinden iletişim kurar.

Stacksmashing, CPU ve harici TPM arasındaki iletişim yollarının (LPC veri yolu) açılışta tamamen şifrelenmemiş olduğunu ve bir saldırganın kritik verileri iki birim arasında hareket ederken “koklamasına” ve böylece şifreleme anahtarlarını çalmasına olanak sağladığını tespit etti. YouTuber, bunu 10 yıllık bir laptopta deneyerek yöntemin çalıştığını da gözler önüne serdi. Bu açığın belki de en kötü yanı ise, sadece eski cihazlarda değil Windows 11 çalıştıran modern 2023 yapımı dizüstü bilgisayarlarda da bulunuyor olması.

Şifreleme anahtarını ele geçirme işlemi artık biraz daha zor, ancak yine de şifreleme anahtarına hala aynı yollarla erişilebiliyor.  Stacksmash, Stu Kennedy’nin X’te (Twitter) Windows 11 çalıştıran modern bir 2023 Lenovo dizüstü bilgisayar olan Lenovo X1 Carbon Gen 11’de aynı güvenlik açığını ortaya çıkaran bir gönderisini iletti. Güvenlik uzmanı, güvenlik açığı noktalarının TPM üzerinde nerede olduğunu ve sisteme bir koklama aracı bağlamak için tam lehim noktalarını gösterdi.

Lenovo’nun X1 Carbon’u bu güvenlik açığına sahip tek modern dizüstü bilgisayar da değil; teorik olarak, ayrı bir TPM modülüne sahip tüm modern dizüstü bilgisayarlar risk altında. Stu Kennedy’nin TPM koklamaya adanmış bir GitHub sayfası var ve insanları kullanıcıların TPM’den BitLocker şifreleme anahtarını almak için kullanabilecekleri farklı yöntemler konusunda eğitiyor. Kennedy’nin sayfasında yedi modern dizüstü bilgisayar (X1 Carbon dahil) için kırma eğitimleri bulunuyor.

Bir TPM’yi kırmak için SPI, I2C veya LPC veri yollarına saldırmak da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler mevcut, ancak hepsi aynı genel saldırı temeline dayanıyor: CPU ve TPM arasındaki iletişim yollarını ele geçirmek. İyi haber şu ki, bu saldırı yöntemi yalnızca saldırganın dizüstü bilgisayara fiziksel erişimi varsa kullanılabilir, bu da birinin bunu uzaktan yapmasını imkansız hale getirir. Ancak, birinin dizüstü bilgisayarınızı çalabileceğinden endişeleniyorsanız, kendinizi bu güvenlik açığından korumanın yolları da var. Bunun bir yolu, BitLocker’ın güvenliğini sağlamak için TPM modülünü hiç kullanmamaktır. Başlangıçta ikincil bir parola ya da USB flash sürücü gibi harici bir güvenlik anahtarı kullanabilirsiniz

Teknoloji ile üretilen domateslerin ihracatı başladı!

Biotrend, yeni dünyanın gelecekteki ticari faaliyet alanlarının enerji, geri dönüşüm, bilişim ve tarım olacağından hareketle, bu sektörlerin tamamını kapsayan bir proje olarak 50 dönümlük topraksız cam sera yatırımına 2 yıl önce imza attı. Yetiştiği “SİVAS” ile “SERA” kelimelerini birleştirerek “SİVERA” olarak adlandırılan domatesler bugün ilk hasatını verdi.

Maven Tarım ile ortak çalışılan proje çerçevesinde, daha az alanda, sağlıklı ve verimli domatesler Hindistan cevizi kabuklarında yetiştirilerek üretildi. Modern, topraksız cam serada, domateslerin yetişmesi için Sivas’ta bulunan Biotrend tesisinde çöpten elde edilen enerji ile açığa çıkan ısı kullanılıyor.

Biotrend Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Nalçacıoğlu konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Dünyadaki en son üretim teknolojisinin kullanıldığı bu sera, yenilenebilir enerji kaynağı olarak; evsel atıklardan çıkan biyogazı kullanarak, elektrik üreten motorlardaki ceket suyu ve bacasından çıkan atık ısının bir arada kullanıldığı Türkiye’nin ilk modern sera projesi olma özelliğine sahip. 135 milyon TL’ye mal olan bu yatırımın ilk hasadında 40 ton domates elde ettik. Bu domateslerin 11 tonunu yerli pazara ve paydaşlarımıza gönderdik. Geriye kalan 19 ton ile ilk ihracatımızı Hollanda’ya gerçekleştirdik. 2024 yılını 1500 ton ile kapatmayı öngörüyoruz. Dünya nüfusunun hızla artması sebebiyle tarım ve gıdaya olan ihtiyaç giderek artış gösteriyor. Sivera ismini verdiğimiz aşkla büyüyen domateslerimizle, Biotrend olarak bu alandaki yerimizi hızla almış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Xiaomi 14 Ultra’nın fiyatı sızdırıldı: İşte beklenen özellikleri

Xiaomi’nin global pazarda büyük bir etki yaratması beklenen yeni amiral gemisi, Xiaomi 14 Ultra, şimdiye kadar sızdırılan özellikleri ve fiyatıyla merak konusu oldu. 22 Şubat’ta Çin’de resmi olarak tanıtılacak olan telefon, ardından 25 Şubat’ta dünya çapında satışa sunulacak.

Telefon, üç farklı konfigürasyon ile geliyor:

  • 12GB RAM + 156GB depolama
  • 16GB RAM + 512GB depolama
  • 16GB RAM + 1TB depolama (özel titanyum tasarım)

Özellikle titanyum tasarımın sadece en üst konfigürasyon olan 16GB RAM + 1TB modelinde bulunacağı belirtiliyor. Fiyatlandırmada ise bellek ve depolama seçenekleri belirleyici olacak. Tahminlere göre, 12GB + 156GB modelin fiyatı yaklaşık 1000 dolar, titanyumlu modelin ise 1110 dolar olması bekleniyor.

Xiaomi 14 Ultra'

Xiaomi 14 Ultra’nın teknik özellikleri ise oldukça etkileyici:

  • 6.73 inç, 2K çözünürlüklü, 120Hz OLED ekran
  • Android 14 tabanlı HyperOS işletim sistemi
  • Snapdragon 8 Gen 3 işlemci
  • LPDDR5x bellek, UFS 4.0 depolama
  • 5300 mAh batarya, 90W kablolu şarj, 50W kablosuz şarj desteği

Ayrıca, telefonun kamerasıyla ilgili detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Bu özellikler, Xiaomi 14 Ultra’yı teknoloji tutkunlarının gözünde büyük bir beklenti yaratıyor. Titanyum tasarımın ve güçlü teknik özelliklerin birleşimi, telefonun piyasada iddialı bir şekilde yer almasını sağlayabilir. Telefonun resmi tanıtımı, heyecanla beklenirken, fiyatının rekabetçi olması ve özelliklerinin beklentileri karşılaması bekleniyor.