İnovasyon meraklıları Türkiye Innovation Week’te buluştu

0

Türkiye İhracatçılar Meclisi ev sahipliğinde onuncusu bu yıl 23-24-25 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Innovation Week, inovasyon meraklılarını buluşturdu. İnovasyon ekosistemini geliştirmek, inovasyonun gücünü keşfedip, geleceği şekillendirecek fikirleri bir araya getirmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, alanında uzman onlarca konuşmacının katıldığı panel ve konferanslar gerçekleştirildi. Akıllı Toprak, Akıllı Sofra: Dijital Çağda Gıda Yolculuğu paneline konuşmacı olarak katılan Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, tarımda inovasyon ve akıllı sofralar için atılması gereken adımları katılımcılarla paylaştı, dijital çağda gıda yolculuğunun uçtan uca akılla yani dijitalle yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Akıllı söyleminin bir dönüşüm süreci ve bir dönüşüm hikayesi olduğunu kaydeden Kolbaşı, tarımda inovasyon için atılması gereken adımlar hakkında görüşlerini paylaştı. Dijital çağda gıda yolculuğunun uçtan uca akılla yani dijitalle yönetilmesi gerektiği inancında olduğunu kaydeden Kolbaşı, “Ancak bu şekilde bir süreç yönetimi kurgular ve bunu uygulamayı başarırsak gıdada istediğimiz sonuçlara ulaşabiliriz. Gıda yolculuğunu akılla yönetebiliriz” dedi. 

Dijitalleşmenin en büyük katkısı verimlilik

Dijitalleşmenin önemine dikkat çeken Murat Kolbaşı, “Çataldan sofraya kadar geçen serüven, bu çemberin içerisinde yer alan tüm paydaşlarımız için oldukça kıymetli. Bu serüveni herkes için kolaylaştırmanın yolu ise dijitalleşmeden geçiyor. Sürekli dile getirdiğimiz dijitalleşmenin bize en büyük katkısı verimliliktir. Eğer biz doğru veriyi alabilir ve yönetebilir isek bunun karşılığını hem tarımda hem de sanayide rahatlıkla alabiliriz.  Ülkemiz Atlantik kıyılarından Çin’in batısına kadar olan coğrafyada yer alan oldukça önemli ve kritik bir üretim üssü. İkinci yüzyılımızda akıllı toprak, akıllı gıda ve akıllı ürünler ile kültürümüzü dünyaya kolaylıkla yayabilir ve markalaştırabiliriz.” şeklinde konuştu.

 Ortak sorunlara ortak çözümler aranmalı

Yine insanların ortak akıl ve ortak bir süreç planlamasında buluşması gerektiğinin de altını çizen Kolbaşı, sözlerini şöyle tamamladı: “Ulaşılabilir ve israf edilmeyen gıda için sektörün eksik noktaları, açık alanları ve yanlışları tespit edilip, geliştirilecek teknolojiler tüm paydaşların katılımıyla yapılmalı. Sektörün tüm paydaşları olarak amacımız, miktar olarak israfın önlenmesi olduğu gibi ürünlerin niteliği açısından da değerinin korunması olmalı. Ancak bu şekilde kullanıcılar, sektörümüz ve dünyamız açısından gerçek bir katma değer yaratabiliriz. Aksi halde teknoloji ve ürün üretmekten başka bir şey yapamayız. Sorun ve çözüm ortadayken yine elimizde böylesi hızla gelişen bir güç varken, amacımız insanlığa her anlamda hizmet eden bir gıda süreci yaratmalıyız. Yoksa her yıl üretilen milyonlarca dolarlık tarım ürünü, milyarlarca dolarlık teknoloji ve Ar-Ge yatırımının çöpe gittiğini izleyeceğiz.”

Etkinliğin stratejik partnerleri arasında da yer alan Arzum, etkinlik alanında kurduğu OKKA standıyla katılımcılara Türk kahvesi ikramı gerçekleştirdi. Stratejik partnerlerin ödülle onurlandırıldığı etkinlikle Murat Kolbaşı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden plaket aldı. 

Samsung Vision Pro’ya rakip ürün mü geliştiriyor?

0

Samsung, Apple’ın en heyecan verici piyasaya sürülmemiş ürünlerinden birini hedefliyor. Samsung, Apple Vision Pro’yu kendi karma gerçeklik kulaklığıyla kullanmayı planladığını belirten bir ticari marka başvurusunda bulundu.

Samsung, Birleşik Krallık Fikri Mülkiyet Ofisi’ne yapılan bir başvuruya göre, Samsung Gözlükleri için “Sanal gerçeklik kulaklıkları; Artırılmış gerçeklik kulaklıkları; Kulaklıklar; Akıllı telefonlar; Akıllı gözlükler” olarak listelenen bir ticari marka başvurusunda bulundu. Samsung, Şubat ayında Google ve Qualcomm ile birlikte yeni bir “genişletilmiş gerçeklik” donanımı planladığını doğruladı, ancak şirketin WWDC 2023’te tanıtıldığında Apple Vision Pro’nun gücünü gördükten sonra çizim tahtasına geri döndüğü bildirildi.

Samsung Vision Pro ile rekabet edecek mi?

Apple Vision Pro, iki adet 4K mikro OLED ekran içeren ve içerik tüketimi, işbirliği ve daha fazlasını gerçekleştirebilen, göz kamaştırıcı 3.499 ABD doları fiyat etiketine sahip bir mekansal bilgi işlem deneyimi sunuyor. Samsung’un teklifinin, yavaş ve pil ömrüne karşı sert olduğu bilinen Exynos 2200 yonga setini içerdiği bildirildi. Android Central’daki arkadaşlarımızın da belirttiği gibi, Samsung’un Qualcomm’un henüz yayınlanmamış ve 2024’ün ilk çeyreğinde piyasaya sürülmesi beklenen yonga setini benimsemeyi planlaması mümkün.

Apple’ın Vision Pro kulaklığının 2024’ün başlarında mağazalarda piyasaya sürülmesi bekleniyor. En son söylenti, Apple’ın başlangıçta Ocak ayını hedeflemesine rağmen lansmanın Mart ayına çıkacağını işaret ediyor. Android’in Apple Vision Pro’ya rakip olması ihtimali ilginç ve Samsung’un bunu başarılı bir şekilde pazara sunup sunamayacağını yalnızca zaman gösterecek. Kulaklıkla ilgili herhangi bir fiyat söylentisi yok ancak Apple Vision Pro’nun 3.499 dolarlık fiyatına yaklaşması pek mümkün değil. Samsung Gözlüklerinin geliştirilmesinde yukarıda belirtilen gecikme nedeniyle Apple, Vision Pro’yu gelecek yıl temiz havaya çıkarabilecek. Şu anda kulaklığın tek ana rakibi Meta Quest 2 ve fiyatının çok altında bir fiyata sahip olan daha yeni Meta Quest 3.

Architecht Teknopark İstanbul’da üçüncü ofisini açtı!

0

Kuveyt Türk’ün yüzde 100 iştiraki olarak 2015 yılında finansal teknoloji sektöründe faaliyete başlayan Architecht, Teknopark İstanbul’da yer alan üçüncü ofisini açtı. Açılış törenine, Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, Architecht Yönetim Kurulu Başkanı ve Kuveyt Türk Bankacılık Servis Grubundan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İrfan Yılmaz, Architecht Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Ökkeş Emin Balçiçek, Kuveyt Türk Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Architecht Yönetim Kurulu Üyesi Aslan Demir, Kuveyt Türk Teftiş Kurulu Başkanı ve Architecht Yönetim Kurulu Üyesi Bahattin Akca ile Kuveyt Türk ve Architecht çalışanları katıldı.

Bankacılık çözümleri ile sürdürülebilir başarı

Teknopark İstanbul Turgut Özal Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Architecht’in üçüncü ofisinin açılış programına katılan Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, şirketin geçmişteki başarılarına vurgu yaparak, “Architecht’in 8 yıl gibi kısa bir sürede ülkemizin finansal teknoloji sektöründe öncü bir rol üstlenmeyi başarmasını kıymetli buluyoruz. 2015 yılında 13 kişilik bir ekiple yolculuğuna başlayan Architecht, bugün 720 kişiden oluşan büyük bir teknoloji şirketine dönüştü. Ülkemizde 10 farklı bankanın uçtan uca ana bankacılık sistemini sağlarken yeni ürün yatırımlarımızla finans sektörünün spesifik ihtiyaçlarına önemli katkılar sunuyoruz. İnsanı merkeze alan süreçlerimizle de Türkiye’nin en iyi işverenleri arasındaki konumumuzu her geçen yıl güçlendirdik. Bugün açılışını yaptığımız yeni ofisimiz, bu başarıların bir göstergesi ve geleceğe olan inancımızın bir simgesidir”dedi.

Architecht’in bankacılık sektörüne yönelik yenilikçi çözümleriyle sürdürülebilir bir başarı elde ettiğini ve Kuveyt Türk’ün teknoloji ihtiyacını uçtan uca karşıladığını belirten Ufuk Uyan, Kuveyt Türk’ün 2025 stratejilerine ulaşmasında Architecht’in önemli katkılar sunacağını vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

720 kişilik kadrosuyla Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketi haline gelen Architecht, kuruluşundan bu yana Türkiye’de 10 farklı bankaya, ana bankacılık platformu üzerinden uçtan uca teknolojik çözümler sunarak sektördeki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Yeni kurulan lisanslı dijital bankaların da en güçlü teknoloji çözüm ortağı olan Architecht, dünyanın farklı bölgeleri için geliştirdiği ana bankacılık platformlarıyla aynı zamanda yazılım ihracatında da ülkemize önemli katkılar sağlıyor.  Ana bankacılık çözümlerinin yanında finans sektörünün spesifik ihtiyaçlarına da odaklanan Architecht, açık bankacılık ve API yönetimi, mobil uygulama ve işlem güvenliği ile kartlı ödeme sistemleri gibi SaaS ürünleriyle kapsamlı çözümler sunuyor.

Büyüme ve genişleme sürecindeki Architecht, Teknopark İstanbul’da stratejik bir konumda yer alıyor. Architecht’in büyüyen kadrosuna ev sahipliği yapacak olan yeni ofis, şirketin finansal teknoloji alanındaki liderliğine önemli katkılar sunacak. Architecht, müşteri odaklı yaklaşımı, güçlü iş ortaklıkları ve yenilikçi teknoloji çözümleriyle bankacılık sektöründe öncü bir teknoloji sağlayıcısı olma vizyonuyla faaliyetlerini artırarak devam ettiriyor. 

Girişimcilere yönelik destekler anlatılacak!

0

GİV tarafından girişimcilerin bilgilendirilmesi, bilgi ve tecrübe paylaşımı için düzenlenen “Girişimci Buluşmaları”, 27 Kasım 2023 tarihinde Bahariye Mevlevihanesi’nde Vakıf Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu’nun konuk olarak katılacağı ve KOSGEB desteklerinin de anlatılacağı toplantıya, GİV Başkanı Mehmet Koç, vakfın üyeleri ile konuyla ilgili akademisyenler, STK temsilcileri ve girişimcilik ekosisteminde yer almak isteyen genç girişimciler katılacaklar.

Girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi ve girişimci sayısının artırılması için çalışmalarını sürdüren GİV, girişimcilik ruhunun canlandırılması için “Girişimci Buluşmaları” adıyla seri toplantılarına devam ediyor.

Türkiye genelinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren girişimcilerle yatırımcıların koordinasyon ve işbirliğini sağlamak, girişimciliği özendirmek, desteklemek ve yaymak amacıyla faaliyetlerini sürdüren GİV, hayallerinin peşinden koşan, fikirlerini yaptıkları iş haline getirmek için çabalayan gençlere yol gösteriyor ve onların yatırımcılarla buluşmasına ortam sağlıyor.

Özellikle genç girişimcilerin yatırım kararlarında önemli rol oynayan KOSGEB, 27 Kasım’daki programın gündem konusunu oluşturuyor. GİV Girişimci Buluşmaları’nın Kasım ayı konuğu olarak toplantıya katılacak olan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, burada yapacağı sunumla KOSGEB destekleri konusunda girişimcileri ve yatırımcıları bilgilendirecek.

KOSGEB BAŞKANI Ahmet Serdar İbrahimcioğlu Kimdir?

Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, 2008 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. Mezun olduktan sonra inşaat sektöründe çalıştı ve daha sonra teknoloji girişimcisi olarak KOSGEB ve MÜSİAD destekli kuluçka merkezinde yer aldı.

Yüksek lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İnşaat Mühendisliği Yapı İşletmesi bölümünde tamamladı. Ayrıca birçok girişim sermayesi yatırım fonunun kurulmasında görev aldı.

İbrahimcioğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti ve Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev alıyor. Aynı zamanda Türk oyun geliştirme ekosistemine katkı sağlamak için Dijital Oyun ve Animasyon Geliştirme A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor.

İbrahimcioğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti ve Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev alıyor. Aynı zamanda Türk oyun geliştirme ekosistemine katkı sağlamak için Dijital Oyun ve Animasyon Geliştirme A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor.

ETKİNLİK BİLGİSİ

GİV Girişimci Buluşmaları’nın;

Tarihi: 27 Kasım 2023

Günü: Pazartesi

Saati: 19.00

Adresi: Bahariye Mevlevihanesi, Merkez Mah. Silahtarağa Cad. NO:12 Eyüp Devlet Hastanesi Karşısı Eyüp Sultan/İSTANBUL

Ayrıntılı bilgi için: 0 535 0535911’i arayınız.

Rüzgar ve güneş enerjisi şaşırtıcı yerlerde patlama yaşıyor!

Adını kömür yataklarından alan Wyo Carbon County’de bir enerji şirketi yüzlerce rüzgar türbini inşa ediyor. Birçok küçük kasabanın bir zamanlar kömür kasabası olduğu Mingo County , W.Va.’da, Adams Fork Energy tesisi eski bir kömür madenciliği sahasında yer alacak ve düşük karbonlu amonyak üretecek.

Başkan Biden’ın çığır açan iklim tasarısının kabul edilmesinden bir yıldan biraz fazla bir süre sonra, yeni bir analiz Beyaz Saray’ın önemli bir konuda başarılı olduğunu gösteriyor. Orantısız miktarda rüzgar, güneş, pil ve üretim yatırımı eskiden fosil barındıran bölgelere gidiyor yakıt tesisleri kuruluyor. Bu yatırım 2024 seçimlerini yeniden şekillendirmese de önümüzdeki yıllarda kırsal toplulukların temiz enerjiye bakış açısını değiştirmeye başlayabilir.

Rüzgar ve güneş enerjisi trendi artıyor

Bağımsız araştırma firması Rhodium Group ve MIT’nin Enerji ve Çevre Politikası Araştırma Merkezi’ne göre, Beyaz Saray’ın “enerji toplulukları” olarak sınıflandırdığı alanlarda gerçekleşen temiz enerji yatırımlarının payı, ulusal nüfustaki payının neredeyse iki katı. Bir zamanlar kömür, petrol veya gaz altyapısına ev sahipliği yapan topluluklar nüfusun yalnızca yüzde 18,6’sını oluştururken, Enflasyonu Azaltma Yasası’nın kabul edilmesinden sonraki yıl temiz enerji yatırımının yüzde 36,8’ini aldı.

Rhodium Group’un ortaklarından Trevor Houser: “Bu kategorilerde toplam 100 milyar dolarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Yani enerji toplulukları için yılda 37 milyar dolarlık yatırım; bu çok büyük bir para” diyor.

Temiz enerjiden elde edilen nakit paranın ekonomik olarak kömür, petrol ve doğalgaza bağımlı olan bölgelere akıtılması Biden yönetiminin en önemli önceliklerinden biri oldu. Beyaz Saray, temiz enerjinin kömür, petrol ve gaz işçilerinin iş kaybına yol açması yerine istihdama ve kırsal ekonomilerin canlanmasına giden bir yol olabileceğini defalarca vurguladı. Biden Ekim ayında Philadelphia’da yaptığı konuşmada, yanında “Bidenomics” yazan devasa bir tabelanın bulunduğu konuşmasında, “Bir zamanlar kömür madenciliği ve enerji santrali kasabalarında gelişen aynı topluluklar artık temiz enerji ekonomimizin merkezinde olacak” dedi. IRA, geliştiricilerin tarihsel olarak fosil yakıtlara bağımlı olan bölgelere rüzgar ve güneş enerjisi yerleştirmeleri için teşvikler içeriyor. Kirliliğin kirlettiği alanlarda temiz enerji üreten geliştiriciler; vergi geliri açısından tarihsel olarak kömüre, petrole ve gaza bağımlı olan şehirler veya kasabalar; veya kömürle çalışan elektrik santrallerinin veya madenlerin yakın zamanda kapatıldığı bölgelere yüzde 10 oranında ek vergi kredisi veriliyor.

Windows uygulaması önemli kolaylıklar sağlıyor!

IBM 360 model bilgisayarların olduğu dönemde, tüm bilgi işlem gücü uzaktan kumandalıydı. Daha sonra CP/M, Apple ve IBM PC’leri her şeyi değiştirdi. Ve masaüstü, gücün yaşadığı yer haline geldi. Bu daha sonra; bu şimdi. Bugün uzaktan bilişime ve bilgisayardan Windows 365 gibi bulut tabanlı Hizmet Olarak Masaüstü (DaaS) tekliflerine geri dönüyoruz. Bu tam olarak Microsoft’un yıllardır istediği şeydi.

Hala beta aşamasında olan Windows Uygulaması, Azure Sanal Masaüstüne, Windows 365’e, Microsoft Dev Box’a, Uzak Masaüstü Hizmetlerine ve uzak bilgisayarlara hemen hemen her türlü bilgi işlem cihazından bağlanmanıza olanak tanıyor. Özellikle bunu Mac’lerden, iPhone’lardan, iPad’lerden ve diğer Windows makinelerinden kullanabilirsiniz. Bu, Windows’u Linux destekli PC’lerden, Chromebook’lardan ve Android telefonlardan ve tabletlerden çalıştırabileceğiniz anlamına geliyor.

Windows uygulaması ile yapabilecekleriniz

Elbette Microsoft ilk milyarlarını Windows ve PC masaüstünden kazandı ancak yıllardır iş planı bu değildi. Windows Central’da kıdemli bir editör olan Zac Bowden’ın yakın zamanda Haziran 2022’de Microsoft’un dahili sunumunda fark ettiği gibi, şirket Windows 11’i giderek daha fazla buluta taşımayı planlıyor. Buluttan tam bir Windows işletim sisteminin akışını sağlamak için Windows 365 üzerinde oluşturun. Gelişmiş yapay zeka destekli hizmetler ve insanların dijital deneyiminde tam dolaşım sağlamak için bulutun ve istemcinin gücünü kullanın.

Windows Uygulaması bunu her zamankinden daha kolay hale getirecek. Örneğin, Chrome, Firefox, Safari ve tabii ki Edge’in eski sürümlerini kullanan tarayıcılar aracılığıyla Windows’u uzaktan kullanabileceksiniz . Temel olarak, web tarayıcınız HTML5’i destekliyorsa, hazır olmalısınız. Bir tarayıcıdan, yazıcı, mikrofon, kamera gibi yerel cihazlarınızı ve konumunuz ile ses ve panoyu uzak oturumunuza yönlendirebileceksiniz . Yerel panonuzu uzak oturumunuza yönlendirirseniz metni kopyalayıp yapıştırabilirsiniz. Ancak konu dosyaları kopyalamak ve taşımak olduğunda Microsoft kafa karıştırıcı. Bir kısım yapabileceğinizi söylüyor, aynı web sayfasındaki diğer kısım ise yapamayacağınızı söylüyor.

Henüz tüm uzak Windows hizmetleri desteklenmemekte. Microsoft, örneğin uzak masaüstü bilgisayarlarını kullanabileceğinizi söylüyor ancak şu anda bu mümkün değil. Windows App’tan yararlanmak için Windows 365’in en son sürümüne yükseltmeniz gerekiyor. Ayrıca şimdilik bir işletme veya öğrenci hesabınızın da olması gerekiyor. Hak kazanırsanız, Windows 365’i başlattığınızda etkileşimli bir tur aracılığıyla Windows Uygulamasının özelliklerini keşfetme davetiyle karşılaşacaksınız. Tur sonrasında, arama sürecini kolaylaştırmak için tasarlanmış sezgisel filtrelerin yardımıyla uzak cihazlara veya uygulamalara bağlanmak için “Ana Sayfa” ekranına erişebilirsiniz.

Tesla Roadster açık kaynak ekosistemine dahil oldu mu?

Elektrikli otomobil teknolojisini takip eden herkes için ilginç bir adım olarak otomobil üreticisi Tesla, birinci nesil Roadster otomobiliyle ilgili pek çok bilgiyi kamuya açıkladı. İlgili belgeler arasında servis kılavuzları, devre şemaları ve teknik ayrıntılar ile Elon Musk’un kendisi yer alıyor. Musk X’te paylaştığı gönderiyle: “Orijinal @Tesla Roadster’ın tüm tasarımı ve mühendisliği artık tamamen açık kaynaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşılan ilgili belgeler servis kılavuzlarını, devre şemalarını ve teknik ayrıntıları içeriyor. Birisinin bu bilgiyle bir Lotus Elise alıp Roadster kopyasına yakın bir şey üretmesi mümkün, ancak bu hiçbir şekilde bir araba yapmak için yeterli değil.

Roadster açık kaynak konusunda soru işaretleri içeriyor

Bu fikir hoşumuza gitti ve orada pek çok ilginç şey var, ancak hiçbir yerde açık kaynak lisansı bulamıyoruz. Onun “Ne varsa, artık sende var” yorumuna itiraz etmek zorunda kalıyoruz. Elimizde olan şey, faydalı bakım bilgileri ve 2010’un en ileri elektrikli araçlarına dair değerli bir pencere sunuyor. Ancak sahip oldukları tek şey buysa, o zaman Tesla arşivlerinde bir şeyler çok ters gitmiş olmalı. Birisinin bu bilgiyle bir Lotus Elise alıp Roadster kopyasına yakın bir şey üretmesi mümkün. Aancak bu hiçbir şekilde bir araba yapmak için yeterli değil. Bunun yerine, on yılı aşkın bir süre önce düşük üretimli bir otomobile verilen desteğin azaltılmasının bir başlangıcı olabileceğini tahmin ediyoruz.

Elektrikli araç üreticilerinin eski modellerini açık kaynak olarak kullanması söz konusu olduğunda, halihazırda Renault’nun Twizy runabout’unun açık kaynaklı versiyonu biçiminde bir modelimiz var . Bu, bir dizi atölye kılavuzu yerine, otomobilin tamamen açık kaynaklı bir versiyonunu oluşturmak için kullanılabilecek çok daha güvenilir bir bilgi kümesi.

2008 yılında piyasaya sürülen orijinal Roadster , karayollarında lityum iyon pilleri kullanan ve şarj başına 200 milden fazla yol kat eden ilk yasal elektrikli araçtı. Tesla’nın bir sonraki aşaması olan Model S’yi finanse etti. Gelecekteki elektrikli araçlar için bir referans noktası oluşturdu. Bu açık kaynaklı girişim Tesla’nın geçmişini yeniden gözden geçirirken aynı zamanda odağı yeniden yeni nesil Roadster’a kaydırıyor. İlk olarak 2017 yılında tanıtılan aracın üretimi ertelendi ve yeni spor otomobillerin ne zaman üretileceğine dair bir zaman çizelgesi bulunmuyor. Dahası, Tesla’nın Cybertruck’a ve daha uygun fiyatlı 25.000 dolarlık EV’ye odaklanması, inovasyon ile elektrikli aracın toplu olarak benimsenmesi arasında stratejik bir denge olduğunu gösteriyor.

Tesla’nın orijinal Roadster’ın tasarım ve mühendislik tasarımlarını açık kaynak yapma kararı çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Musk: “Patentler umurumda değil. Patentler zayıflar için. Aslında ilerlemeye yardımcı olmazlar. Sadece başkalarının sizi takip etmesini engelliyor” diyor.

Brezilya yenilenebilir enerji kapasitesini üçe katlayacak

Brezilya, yenilenebilir enerjiyi üç katına çıkaracak küresel iklim anlaşmasını imzaladı. Brezilya’nın Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen olası bir anlaşmaya katılarak Brezilya’nın 2030 yılına kadar küresel olarak yenilenebilir enerjiyi üç katına çıkaracak ve kömür kullanımından uzaklaşacak bir anlaşma imzaladığını söyledi.

Konuyu bilen Avrupalı ​​bir yetkiliye göre, Güney Amerika’nın en büyük ülkesi şu anda anlaşmayı imzalayan yaklaşık 100 ülkeden biri. Kaynaklar Kasım ayının başında, amacın anlaşmanın önümüzdeki hafta Dubai’de başlayacak olan Birleşmiş Milletler COP28 iklim müzakerelerine katılan liderler tarafından resmi olarak kabul edilmesi olduğunu söyledi.

Brezilya yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdürüyor

Brezilya’nın Abu Dabi büyükelçiliği, Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı’na yazdığı mektupta, “Küresel Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Hedefleri Taahhüdü” başlıklı anlaşmaya katılacağını söyledi. Brezilya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ülkenin anlaşmaya katılmaya karar verdiğini doğruladı.

Brezilya halihazırda enerji alanında önemli bir oyuncu. Ülkenin elektriğinin %80’den fazlası yenilenebilir kaynaklardan sağlanmakta olup, başta hidroelektrik olmak üzere güneş ve rüzgar enerjisi hızla yaygınlaşıyor. Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Brezilya’nın yenilenebilir enerji kaynaklarını küresel olarak üç katına çıkarmasını desteklediğini ancak bunun ülke içinde matematiksel olarak mümkün olmadığını söyledi. Sözcü: “Brezilya kendi yenilenebilir enerjisini üç katına çıkaramayacak çünkü zaten çok yüksek, ancak Ülkenin yenilenebilir enerjiye olan desteğini bir kez daha güçlendiriyor” ifadelerini kullandı.

İncelenen yenilenebilir enerji taahhüdü taslağı, yeni kömür yakıtlı enerji santrallerine yönelik finansmanın sona erdirilmesi de dahil olmak üzere “kömürlü termik santrallerin kademeli olarak azaltılmasını” taahhüt ediyor. Resmi istatistiklere göre kömür Brezilya’nın elektriğinin yüzde 1’inden biraz fazlasını oluşturuyor. Ayrıca, 2030 yılına kadar küresel enerji verimliliğinin yıllık iyileştirme oranının ikiye katlanarak yılda yüzde 4’e çıkarılması taahhüdünü de içeriyor.

Brezilya, 2023’ün ilk dokuz ayında elektriğinin yaklaşık yüzde 93’ünü temiz kaynaklardan üretti. Bu, 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 2 puanlık bir artışla, önde gelen ülkeler arasında en büyük temiz enerji payına sahip ülke oldu. Ember düşünce kuruluşunun verileri, Fransa’nın tarihsel olarak en iyi ekonomiler arasında en temiz elektrik sektörüyle övündüğünü, ancak Fransa’daki nükleer elektrik üretiminin azalması ve Brezilya’da güneş ve rüzgar üretimindeki keskin artışlar nedeniyle geçtiğimiz yıl boyunca Brezilya’ya karşı zemin kaybettiğini gösteriyor. .

İsveçli model Lena hala test görüntüsü olarak kullanılıyor!

Lena, İsveçli bir Playboy modeliydi ve görüntüsü 70’lerin başında Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki (USC) erkek araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından, film fotoğraflarını dijitalleştirme  programlarında kullanılan algoritmalar için ideal  bir test görüntüsü olmak üzere seçilmişti. Lena’nın görüntüsünün kullanıldığı araştırma, ‘JPEG’ dijital görüntü dosyasının geliştirilmesinin temelini oluşturdu.

Artık Lena, kendi imajının kaldırılması için dünyaya yaptığı çağrıda Women Love Tech ve Code Like A Girl gibi çok sayıda kuruluşa katılıyor. Lena, Lena’yı Kaybetmek adlı yeni bir belgesel filmde “Modellikten uzun zaman önce emekli oldum. Benim de teknolojiden emekli olma zamanım geldi. Yarın için kalıcı bir değişiklik yaratacak basit bir değişikliği bugün yapabiliriz. Hadi beni kaybetmeyi taahhüt edelim” diyor.

İsveçli model Lena neden farklı?

Yeni film, neredeyse her web sitesinde ve gördüğünüz her dijital görüntüde bir sırrın saklı olduğunu ve bu sırrın, “Mona Lisa’nınkinden daha fazla çalışılmış bir yüz” olan ve Tech’in Orijinal Günahı olarak anılan Lena olduğunu anlatıyor. Peki 70’lerden kalma bir orta sayfa nasıl dünyada en çok kullanılan test görseli haline geldi? Bunun teknoloji endüstrilerinde okuyan veya sektöre giren kadınlar üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Lena’nın hikayesi 1972’de İsveçli modelin Kasım Güzeli orta sayfa pozu vermesiyle başladı. Ertesi yıl, onun orta sayfası, Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki (USC) bazı erkekler tarafından, fiziksel fotoğrafları dijital parçalara dönüştürmek için üzerinde çalıştıkları algoritmalar için ideal bir test görüntüsü olarak seçildi. Bu araştırma, daha sonra dijital dünyamızda devrim yaratan bir görüntü standardı olan jpeg’in temelini attı. İnanılmaz bir şekilde, 51 yıl geçmesine rağmen Lena hala dünyadaki en kötü şöhretli test görüntüsü. Kadınların sektörde nasıl dışlandığının ve itildiğinin simgesi.

FINCH ve Clemenger BBDO Sydney tarafından teknoloji kuruluşları için yaratılan Creatable & Code Like a Girl, Losing Lena, teknoloji endüstrisinin ilkelerini sorguluyor ve bizi şu soruyu düşünmeye sevk ediyor. Code Like a Girl’ün kurucusu ve CEO’su Ally Watson: “Lena’nın imajının teknoloji tarihindeki rolü, sektörümüzün pek çok eksikliğinin temsilcisi. Yaşınız, cinsiyetiniz, etnik kökeniniz veya cinsel kimliğiniz ne olursa olsun teknoloji herkes tarafından kullanılıyor. Ancak teknolojimiz homojen bireylerden oluşan küçük bir alt grup tarafından geliştirildiğinde, son ürünün önyargısız olması imkansız” diyor. On binlerce dergide, eğitim kaynağında ve kitapta yer alan Lena, onlarca yıldır okullarda ve üniversitelerde genç kadın ve erkeklere öğretiliyor. Kadınların hâlâ erkeklerle eşit bir yer için mücadele ettiği modern teknoloji endüstrisi ve eğitim dünyasında Lena’nın fotoğrafının nasıl bir yeri olduğunu sorgulamamız gerekiyor.

Lagarde kripto para kaybıyla ilgili konuştu!

ECB Başkanı Lagarde, oğlunun kripto parasını kaybettiğini itiraf etti. Lagarde: “Beni asi bir şekilde görmezden geldi, bu onun ayrıcalığı. Ve yatırdığı paranın neredeyse tamamını kaybetti” dedi.

Oğlunun birçok uyarıya rağmen kripto varlıklarına yaptığı yatırımların “neredeyse tamamını” kaybettiğini itiraf eden Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde önemli açıklamalar yaptı. Lagarde uzun süredir kripto para birimlerine karşı çıkıyor ve onları spekülatif, değersiz ve suçlular tarafından yasa dışı faaliyetler için sıklıkla kullanılan bir araç olarak nitelendiriyordu.

Lagarde, Frankfurt’ta öğrencilerle birlikte bir belediye binasında yaptığı konuşmada konunun detaylarını paylaştı. Lagarde: “Çok fazla değildi ama hepsini kaybetti, yaklaşık yüzde 60’lık kayıp var. Daha sonra onunla bu konu hakkında tekrar konuştuğumda, isteksizce benim haklı olduğumu kabul etti” dedi. ECB başkanının 30’lu yaşların ortasında iki oğlu var ancak hangisinden bahsettiğini söylemedi.

Lagarde kripto para için uyarılarda bulunmuştu

ECB, hem riskin farkında olmayan tüketicileri korumak hem de fonları teröristlere kanalize etmek veya suçluların nakit aklamasına izin vermek için kullanılabilecek bir boşluğu kapatmak için kripto varlıklarına yönelik küresel düzenleme çağrısında bulundu. ECB’nin kendi dijital euro projesini başlatmasının nedenleri arasında özel olarak ihraç edilen para birimlerinin devlet parasının yerini alabileceği endişeleri vardı, ancak bankanın herhangi bir dijital para ihraç etmesine halen yıllar var.

Ekim ayında banka, dijital euro için “hazırlık aşamasını” başlattı ancak bunu piyasaya sürüp sürmeyeceğine karar verebilmesi için iki yıla daha ihtiyacı olacağını söyledi. Lagarde: “Anlayabileceğiniz gibi, kripto paralar hakkında çok düşük bir fikrim var. İnsanlar paralarını istedikleri yere yatırmakta özgür. İnsanlar istedikleri kadar spekülasyon yapmakta özgürler ancak insanlar cezai olarak onaylanmış ticaret ve işlere katılmakta özgür olmamalı” diyor.

Lagarde, kripto para birimi topluluğunda kripto karşıtı duruşuyla tanınıyor. 2022’de ECB başkanı, kripto para birimlerinin “hiçbir şeye dayanmadığını” çünkü varlıkların “hiçbir şeye dayanmadığını” savundu. 2021’de ECB başkanı ayrıca dünya çapındaki merkez bankalarının yakın zamanda Bitcoin’i elinde tutmayacaklarını öngördü. Lagarde, Bitcoin gibi kripto para birimlerini eleştirirken merkez bankası dijital para birimi kavramının büyük bir hayranı olarak ortaya çıktı. Nisan 2023’te Lagarde, potansiyel dijital euronun günlük ödemeleri kontrol etmek için “sınırlı” bir şekilde kullanılacağını itiraf etti.

Dünyanın en büyük buzdağı 30 yıl sonra tekrar harekete geçti!

0

Dünyanın en büyük buzdağı, 30 yılı aşkın süredir okyanus tabanına sıkışıp kaldıktan sonra hareket haline geçti. A23a adı verilen buzdağı, 1986 yılında Antarktika kıyı şeridinden ayrıldı. Ancak hızla Weddell Denizi’ne karaya oturdu ve esasen bir buz adasına dönüştü.

Yaklaşık 4.000 kilometrekarelik yüzölçümüyle Büyük Londra’nın iki katından daha büyük. Geçen yıl hızla sürüklendiğini gördü ve buzdağı şimdi Antarktika sularının ötesine taşmak üzereydi. A23a gerçek bir dev ve etkileyici olan yalnızca genişliği değil. Bu buz tabakası yaklaşık 400 m kalınlığında. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Avrupa’nın en yüksek gökdeleni olan London Shard’ın yüksekliği yalnızca 310 metre.

Dünyanın en büyük buzdağı A23a

A23a, Beyaz Kıta’nın Filchner Buz Rafından gelen kitlesel buzdağı salgınının bir parçasıydı. O zamanlar bir Sovyet araştırma istasyonuna ev sahipliği yapıyordu ve bu da buzağılamanın ne kadar zaman önce gerçekleştiğini gösteriyor. Moskova, kaybolacağı korkusuyla Druzhnaya 1 üssündeki ekipmanların kaldırılması için bir ekip gönderdi. Ancak düz kaya, derin omurgası onu Weddell’in dip çamurlarına sabitleyene kadar kıyıdan fazla uzaklaşmamıştı. Peki neden neredeyse 40 yıl sonra A23a şimdi harekete geçiyor?

İngiliz uzaktan algılama uzmanı Dr. Andrew Fleming: “Birkaç meslektaşıma bu konuyu sordum, raf suyu sıcaklıklarında buna neden olabilecek olası bir değişiklik olup olmadığını merak ettim. Ancak fikir birliği, zamanın henüz geldiği yönünde. 1986’dan beri yerdeydi ama sonunda (boyut olarak) kavramayı kaybedecek ve hareket etmeye başlayacak kadar küçülecekti. İlk hareketi 2020’de fark ettim” dedi.

A23a, son aylarda rüzgarlar ve akıntıların etkisiyle büyük bir hamle yaptı. Şu anda Antarktika Yarımadası’nın kuzey ucunu geçiyor. Weddell sektöründeki çoğu buzdağı gibi, A23a da neredeyse kesinlikle Antarktika Çevresel Akıntıya fırlatılacak. Bu da onu “buzdağı geçidi” olarak bilinen bir yol üzerinden Güney Atlantik’e doğru fırlatacak. Bu, ünlü kaşif Sir Ernest Shackleton’un 1916’da gemisi Endurance’ı deniz buzunu kırarken kaybetmesinin ardından Antarktika’dan kaçmak için kullandığı suyun ve ona eşlik eden batı rüzgarlarının hareketinin aynısıdır.

Putin, yapay zeka zorunluluğuna dikkat çekti!

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Batı’nın yapay zeka alanında tekel oluşturmasına izin verilmemesi gerektiği konusunda uyardı. Yapay zekanın geliştirilmesine yönelik çok daha iddialı bir stratejinin yakında onaylanacağını söyledi.

Çin ve ABD, pek çok araştırmacının ve küresel liderin dünyayı dönüştüreceğini ve 20. yüzyılda bilgisayarların ortaya çıkışına benzer şekilde toplumda devrim yaratacağını düşündüğü yapay zekanın geliştirilmesine öncülük ediyor. Moskova’nın da bir yapay zeka gücü olma tutkusu var ancak çabaları, birçok yetenekli uzmanın Rusya’yı terk etmesine neden olan ve ülkenin ileri teknoloji ithalatını engelleyen Batı yaptırımlarını tetikleyen Ukrayna’daki savaş nedeniyle sekteye uğradı.

Putin yapay zeka standartları için Rusya’nın öneminden bahsetti

Sberbank CEO’su German Gref ile birlikte Moskova’da düzenlenen bir yapay zeka konferansında konuşan Putin, yeni teknolojilerin bazen rahatsız edici etik ve sosyal sonuçlarına rağmen yapay zekayı yasaklamaya çalışmanın imkansız olduğunu söyledi.

Putin yapay zeka hakkında “Bir şeyi yasaklayamazsınız; eğer yasaklarsak o zaman başka bir yerde gelişir ve biz geride kalırız” dedi. Ancak etik sorunların “geleneksel” Rus kültürüne referansla çözülmesi gerektiğini söyledi. Putin, bazı Batılı çevrimiçi arama sistemlerinin ve üretken modellerin Rus dilini ve kültürünü göz ardı ettiği, hatta iptal ettiği konusunda uyardı. Bu tür Batılı algoritmaların aslında Rusya’nın var olmadığını düşündüğünü söyledi.

Putin: “Bu tür sistemlerin, bu tür yabancı sistemlerin tekelleşmesi, hakimiyeti elbette kabul edilemez ve tehlikelidir” dedi. Çoğu sıralamaya göre Çin ve ABD, yapay zeka araştırmaları açısından diğer ülkelerin çok ilerisinde yer alıyor; ancak sıralamada Hindistan, Rusya, İsrail, Güney Kore ve Japonya’nın yanı sıra ikinci sıradaki Avrupa ülkeleri de yer alıyor. Ancak Rusya için, Ukrayna’daki savaş ve savaşçıları harekete geçirme çabaları çok sayıda eğitimli Rus’un ülkeden çıkışını tetiklerken, Batı yaptırımları Batı’daki yapay zeka güçleriyle uluslararası işbirliğini kesti.

Putin yapay zeka hakkında “Hayatımızın her alanında insanlık varoluşunda yeni bir sayfa açıyor” dedi. Rusya’nın hem hedefler hem de uygulama açısından yapay zeka konusundaki oyununu geliştirmesi gerektiğini ekledi. Putin, yeni stratejinin “üretken yapay zeka ve büyük dil modelleri alanında temel ve uygulamalı araştırmaların genişletilmesi” de dahil olmak üzere önemli değişiklikler yapacağını söyledi.

Paya dayalı kitle fonlamasının avantajları!

Muhammed Ali Tiryakioğlu / Finans Uzmanı

Çekirdek ve erken aşama girişimlerin özellikle 2008 krizinden sonra geleneksel yollarla finansman ihtiyacını karşılamada yaşadığı güçlüklere etkili bir çözüm sunan kitle fonlama sistemi, zaman ve mekan kısıtını ortadan kaldırarak girişimci ve yatırımcılara dijital bir yatırım ortamı sağlıyor. Girişimlere finansman sağlamanın yanı sıra, kitlenin tasarruflarını değerlendirerek uzun vadede getiri sağlayacak düzenli yatırım fırsatlarına ulaşmasını, dolayısıyla ekonomiye katılmasını sağlıyor. Sermayenin tabana yayılmasına imkan tanıyan paya dayalı kitle fonlaması modeli, projenin duyurulmasına, pazar araştırmasına, potansiyel müşteriden geri bildirim ve pazar onayı almaya, yeni ürün/hizmet veya teknolojinin tanıtımına, girişimcinin riskini azaltmaya ve proje sahipleri için iletişim ağını geliştirmeye fırsat veriyor.

Girişimcilere avantajları

Geleneksel finansman yöntemleriyle fon elde etmede zorlanan girişimler, kitle fonlaması ile potansiyel destekçilerine kolay, hızlı ve teminatsız bir şekilde ulaşabiliyor. Ayrıca kısıtlı bir yatırımcı kitlesiyle görüşme düzenleyerek tek tek sunum yapmaktansa kitle fonlaması zaman ve mekan kısıtlarını ortadan kaldırarak projenin dijital platformlar üzerinden tanıtılmasına olanak sağlıyor. Böylece projenin farkındalığı yaratılarak yatırımcının girişime gelmesi sağlanıyor.

Girişimcinin kitlelerin gücünü arkasına alarak projesini daha geniş kitlelere duyurarak tanıtımını da yapmasına fırsat tanıyor. Girişimlerin en büyük problemlerinden biri olan pazarlama sorununa da bu vesileyle çözüm sunan kitle fonlaması, projenin pazar onayı alarak fonlanmasına imkan tanıyor. Bu pazar onayı girişimin gelecekte çıkacağı yatırım turlarında da büyük kolaylık sağlıyor. Ayrıca proje destekçileri bir nevi marka elçisi konumuna gelerek fonlanma aşamasından sonra da tanıtıma katkı sağlayarak başarı ihtimalini artırıyor.

Projeyi inceleyenlerin vereceği geri bildirimlerle girişimlerin çok farklı boyutlar kazanması da, olası önceden hiç düşünülmemiş alanlarda kullanım yeri bulabiliyor. Kitle fonlamasının girişimciye sunduğu diğer bazı avantajlar arasında ağızdan ağıza pazarlama, networkünü genişletme, girişiminin riskini azaltma, tekrar kampanya başlatarak sürdürülebilirliği sağlama sayılabilir.

Kitleye ve yatırımcılara avantajları

Kitle fonlaması ile herkes girişimlere yatırım yaparak çok küçük tutarlarla bile girişime ortak olabiliyor. Yenilikçi girişimlerin hızlı büyüme potansiyelinden faydalanarak büyüme aşamasındaki girişimlerden kazanç elde edebiliyor. Kitle fonlaması öncesinde girişim yatırımları sadece melek yatırımcılarla mümkünken artık çok sayıda girişime zaman ve mekan kısıtı olmadan erişmek herkesin parmakları ucunda.

Ayrıca kitle fonlaması yatırımcılara ve meraklılara yenilikçi ve teknolojik ürünlerin gelişimine katkı sağlama (co-creation) fırsatı da sunuyor. Girişimin kitle fonlama kampanyasını inceleyenler geri bildirimlerini yorum olarak bırakabiliyor.

Bir hayali olanı desteklemek kültürümüze hiç uzak bir kavram değilken bu hayale ortak olma fırsatını sunan dijital kitle fonlaması ile yatırımcılar tasarruflarını yatırıma dönüştürerek kazanç elde etmekle kalmıyor; istihdam, ihracat ve kalkınmayı da desteklemiş oluyor.

Ekonomiye sağladığı katkılar

Kitle fonlaması herkesin 1 TL’ye bile yatırım yapabilmesi ile sermayenin tabana yayılmasına ve yatırım ekosisteminin genişlemesine olanak tanıyor. Kitlenin tasarruflarını değerlendirerek uzun vadede getiri sağlayacak düzenli yatırım fırsatlarına ulaşmasını, dolayısıyla ekonomiye katılmasını sağlıyor. Ekonomide dolaşımda daha sık yer bulacak bu tasarrufların ekonomiye katkısının yanında, yenilikçi girişimlerin seri bir şekilde finansman bulmasıyla ülkedeki teknolojik gelişmişlik ve katma değerin artmasına zemin hazırlıyor. Fonlanan bu girişimler birçok iş kolunun gelişmesine, yeni pazarlar ve uzmanlık alanlarının oluşmasına olanak sağlayarak ülkenin istihdam seviyesine katkıda bulunuyor.

Girişimciliğin önündeki engellerin aşılmasıyla, dijital dönüşümün ve sürdürülebilirliğin sağlanmasıyla birlikte başarı hikayelerinin artmasında ve girişimcilik düzeyinin gelişmesinde kitle fonlaması aktif rol oynuyor. Kitlelerin girişim yatırımcılığına erişimi ile ülkenin finansal okur-yazarlığına da katkısı söz konusu. Sonuç olarak ekonomik kalkınmada ve toplumsal refaha erişmede kitle fonlaması dijital bir çözüm sunuyor.

Nvidia, düzenleyicilerin grafik kartlarını sürekli soruşturduğunu iddia ediyor!

Nvidia, hem yapay zeka hem de bilgisayar grafikleri için kullanılan dünyanın en büyük çip üreticisi. Geçen yılın sonlarında üretken yapay zeka uygulaması ChatGPT‘nin piyasaya sürülmesinin ardından çiplerine olan talep arttı.

Kaliforniya merkezli şirket, çipleri ve diğer donanımları ve bunları çalıştıran güçlü yazılımları sayesinde yaklaşık %80’lik bir pazar payına sahip.

Grafik kartları (GPU‘lar), video düzenleme, video oyunları ve diğer karmaşık bilgi işlem işlemlerinde kullanılmak üzere güçlü grafik oluşturma ve işleme olanağı sağlayan yüksek performanslı cihazlar. Şirket, bunun dünya çapında düzenleyicilerin ilgisini çektiğini söyledi.

Nvidia, 21 Kasım tarihli düzenleyici dosyasında “Örneğin, Fransız Rekabet Otoritesi, grafik kartı ve bulut hizmet sağlayıcı pazarındaki rekabete ilişkin devam eden soruşturmanın bir parçası olarak, işimiz ve rekabetimiz hakkında bizden bilgi topladı.” dedi.

Konuya aşina bir kişinin verdiği bilgiye göre, Fransız gözlemci Eylül ayında Nvidia’nın yerel ofisine baskın düzenledi.

Nvidia'nın merakla beklenen Blackwell GPU mimarisine sahip RTX 50 serisi hakkında yeni bilgiler gün yüzüne çıkıyor. Kopite7kimi'nin yakın tarihli paylaşımında, serinin amiral gemisi olarak öne çıkacak GB202 GPU'sunun detayları paylaşıldı. Ada Lovelace mimarisinin ardından gelen Blackwell'in neler sunacağını hep birlikte inceleyelim. Öncelikle, GB202 GPU'sunun 384 bit veri yoluna sahip olacağı belirtiliyor. Bu, Nvidia mimarilerinde uzun süredir devam eden bir trendi sürdüreceğini gösteriyor. GB202, 192 SM (Streaming Multiprocessor) ve 24.567 CUDA çekirdeği ile güçlendirilecek. Bu, serinin amiral gemisi modelinin teknik yapılandırmasını temsil ediyor. Örneğin, RTX 4090'a güç veren AD102 GPU, 18.432 CUDA çekirdeği, 144 SM, 576 TMU ve 800W'a kadar ölçeklenebilir TDP'ye sahip. Blackwell mimarisi, GDDR7 bellek yapılandırması ile bant genişliğinde önemli bir artış sunacak. Micron'un yol haritasına göre, GDDR7 tüketici belleklerinde yıl sonuna kadar ulaşılması beklenen 32 Gbps hızlar, 21 Gbps GDDR6X bellek kullanan RTX 4090'a kıyasla yüzde 50 daha yüksek 1,5 TB/sn bant genişliği sağlayacak. Ancak, lansman tarihi henüz net olmasa da, GDDR7 frekanslarının daha düşük olabileceği düşünülüyor. Bu hızların muhtemelen Super veya Ti yenilemelerinde görüleceği öngörülüyor. Nvidia'nın kurumsal kullanıcılar için piyasaya süreceği B100 ve GB200 Blackwell grafik yongalarının 2024-2025 yılları arasında çıkması bekleniyor, bu da tüketici GPU'larının benzer bir zaman diliminde tanıtılacağı anlamına geliyor.

Nvidia, başvurusunda “Ayrıca Avrupa Birliği ve Çin’deki düzenleyicilerden GPU satışlarımız ve tedariki tahsis etme çabalarımızla ilgili bilgi talepleri aldık ve gelecekte ek bilgi talepleri almayı bekliyoruz.” dedi.

Ayrı olarak, konuya aşina iki kaynağın verdiği bilgiye göre Nvidia, Çin odaklı yeni bir yapay zeka çipinin piyasaya sürülmesini erteledi. ABD’li düzenleyicilerin Çin’i hedef alarak yürüttüğü politikalar Çin’i de kendi yapay zeka odaklı donanımlarını üretmeye itiyor. Mevcut duyumlara göre halihazırda bu yönde atılan pek çok adım var. Yakın gelecekte Çin’den yeni yeni ürünlerin piyasaya sürülme haberleri bekleniyor.

Hakkı Alkan’dan yeni girişim: Co-Founder.Academy!

Hakkı Alkan eğitim ve danışmanlık başta olmak üzere hizmet ve çözüm önerileri sunan Co-Founder.Academy girişimini duyurdu. Özgür Deveci, Enes Yiğit ve Hakkı Alkan ortaklığında kapsamlı danışmanlık hizmeti sunan Co-Founder.Academy uzman eğitmenleriyle şirketler için sürdürülebilir kalkınma vaat ediyor.

Co-Founder.Academy neler sunuyor?

Sürdürülebilir kalkınma vizyonuyla eğitim ve danışmanlık başta olmak üzere farklı hizmet ve çözüm önerileri sunan Co-Founder.Academy, markaların ihtiyaç duydukları mesleki ve kişisel gelişim ihtiyaçlarına destek vermek, iş dünyasında karşılaşılan sorunlara alanında uzman eğitmenleriyle çözüm önerileri getirmek ve şirketlerin ihtiyaçlarına yönelik konu özelinde ve kapsamlı eğitim paketleri düzenleyerek stratejik başarı parametrelerini gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

Bireysel yetenekler, kurumsal şirketler ve kamu kuruluşları için hizmet veren Co-Founder.Academy girişimcilik ve inovasyon odaklı programları ile istihdam süreçlerini kolaylaştırmayı, pazarlama ve satış stratejilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Şirketlerin, fırsatları ve yenilikleri yakalamaları için doğru hedef kitlelerini belirlemelerine, hızla dönüşmelerine, gelişmelerine ve dijital dönüşümün yarattığı risklerini azaltmaya yardımcı olan Co-Founder.Academy, aynı zamanda bireysel yeteneklere özel olarak hazırladığı eğitim ve gelişim programlarıyla başarı hikayelerine ortak oluyor.

Markaların iş süreçlerini her aşamada optimize ederek, işi daha etkili ve hızlı hale getirmeyi hedefleyen Co-Founder.Academy, dijital dönüşüm stratejileriyle hizmet verdiği şirketlerin dijital dünyadaki rekabet avantajını artırıyor. Ayrıca markaların değişen pazar koşullarına hızlı bir şekilde adapte olmasını sağlıyor.

Sizin de girişimcilik yolculuğunuzda size rehberlik edecek ve başarınızı artıracak bir ekibe ihtiyacınız varsa Co-Fonder.Academy’nin web sitesini ziyaret edebilirsiniz: https://co-founder.academy/

Uloz, yasaları gerekçe göstererek dosya paylaşımını yasakladı!

0

Çek bölgesi bir süredir ateş altındaydı ve yakın zamanda MPA tarafından ‘kötü şöhretli bir pazar‘ olarak damgalandı. Ancak Uloz, özel, bulut tabanlı depolama modeli lehine dosya paylaşımına yönelik yakında gelecek yasağın, AB’nin Dijital Hizmetler Yasası’nın getirdiği katı koşullardan kaynaklandığını söylüyor.

Uloz.to, Çek Cumhuriyeti’ndeki en popüler sitelerden biri ve kullanıcıların birbirleriyle ve daha uzaktakilerle dosya paylaşmalarına olanak sağlamasıyla ünlü. Bu alanda faaliyet gösteren diğer tesisler gibi Uloz da önündeki yolun giderek daha karmaşık hale geldiğini fark etti.

Kullanıcılar Uloz’da hemen hemen her dosyayı paylaşmakta özgür olsa da, bazıları kaçınılmaz olarak müzik, film ve TV şovları da dahil olmak üzere telif hakkıyla korunan içeriği paylaşıyor. Bu durum, platforma defalarca dava açan hak sahiplerinin olumsuz ilgisini çekti. Bu yılın temmuz ayında, bu eylemlerden biri yerel mahkemenin, kullanıcılarından biri tarafından yüklenen bir film nedeniyle siteye para cezası vermesine yol açtı.

Uloz ayrıca yükleme filtreleri uygulaması yönünde baskıyla da karşı karşıya kaldı. Uloz, aşırı engellemenin ortaya çıkabileceği korkusunu öne sürerek çağrılara direndi ve yasal içeriğe erişimi kısıtlamanın AB yasalarına aykırı olacağı konusunda uyardı.

Bu arka plana bakıldığında, Cuma günü yayınlanan açıklama biraz ironik. İş modelinde köklü değişiklikler yaptığını duyuran Uloz, 1 Aralık 2023’ten itibaren dosya barındırma hizmetlerini kullananların yalnızca kendilerinin yükledikleri dosyaları indirebileceklerini söylüyor. Değişiklik, Uloz’da dosya paylaşımını etkili bir şekilde sona erdiriyor ve sitenin sahiplerine göre bunun sorumlusu AB’nin Dijital Hizmetler Yasası.

Uloz.to’nun arkasındaki şirket Cloud Platforms’un CEO’su Jan Karabina, “Uloz.to’nun operasyonunun geçerli Çek ve Avrupa mevzuatına uygun olmasını her zaman dikkatli bir şekilde sağladık. Bu, çoğunlukla kasıtlı olarak bize karşı yürütülen anlaşmazlıklardaki mahkeme kararlarıyla defalarca doğrulandı.” diyor.

Gelecekte, özellikle yeni Avrupa mevzuatıyla bağlantılı olarak tüm yasal kriterleri karşılamaya devam etmek için, 1 Aralık 2023’ten itibaren bulut depolama Uloz.to Disk’in işleyişinde önemli değişiklikler getiriyoruz.

Artık sadece bir hafta uzaklıkta olan Uloz, gelen değişiklikleri temel olarak nitelendiriyor.

Uloz.to Disk bulut depolama hizmetlerine 1 Aralık 2023 Cuma gününden itibaren yalnızca kayıtlı kullanıcılar erişebilecek. Yalnızca depoya yükledikleri dosyaları yükleyebilecekler. Şirketin duyurusunda, dosyaların halka açık olarak veya bir adrese bağlantı yoluyla paylaşılması mümkün olmayacaktır.” denildi.

Daha olumlu bir nokta ise Uloz, kullanıcıların dosyalarını kaybetme konusunda endişelenmelerine gerek olmadığını söylüyor. Herhangi bir müşteri kısıtlamalardan memnun değilse ve premium aboneliğe devam etmek istemezse, hesaplarını sonlandırabilir veya ücretsiz bir pakete geçebilir. Her durumda, kalan abonelik veya krediler iade edilecek.

Dijital Hizmetler Yasası

Uloz, AB’nin Dijital Hizmetler Yasası‘nın (DSA) aracı olarak hareket eden dijital hizmetlere yükümlülükler getirdiğini belirtirken, bu duyuru, DSA’nın hangi bölümlerinin mevcut iş modelini savunulamaz hale getirdiğini tam olarak açıklamakta yetersiz kalıyor. Ancak aday sıkıntısı yok.

Aracılara yayından kaldırma bildirimleri gönderildiğinde yasa dışı içeriğe ilişkin “gerçek bilgi“nin tetiklenmesi, cebi fazla olmayanlar için çok büyük bir risk teşkil edebilir. İçeriğin üçüncü taraflarla paylaşılmasına izin vermemek bu durumu hafifletir, ancak kapsamı ve orantısız derecede büyük kullanıcı tabanlarına sahip küçük şirketler için aşırı külfet getirme potansiyeli göz önüne alındığında, DSA’nın gereksinimleri çok fazla olabilir.

Geçtiğimiz ay MPA tarafından kötü şöhretli piyasa statüsüne aday gösterildiğinin Uloz tarafından memnuniyetle karşılanması pek mümkün değil. Bugün açıklanan karara bunun katkısı olup olmadığı bilinmiyor ancak dosya paylaşımına izin verilmemesiyle Hollywood’un şikayetleri zamanla ortadan kalkacak gibi görünüyor.

Yeni Twitter rakibi Yowza ile kartlar yeniden dağıtılıyor!

Gönderide kart oyunu şirketi, Yowza platformunun “yanlış bilgi, nefret söylemi ve her türlü kötü hislerden arınmış olacağının garantili” olacağını söyledi.

Kart oyunu markası, platformunu Kara Cuma’da başlattı ve bunun Cards Against Humanity’nin bir başka şakası olduğunu belirtmekte fayda var. Marka, sosyal medyadaki gönderisinde bugünün Kara Cuma olduğunu ve sosyal medyanın “bizi parçaladığını” söyledi.

Ad Age’e konuşan Cards Against Humanity sözcüsü, Elon Musk‘ın maskaralıklarından bıktıklarını söyledi. Şirketin sözcüsü, dünyada kötü şeyler olurken sosyal medyanın “her zaman orada olduğunu ve durumu daha da kötüleştirdiğini” söyledi.

Sözcü, Yowza’nın ne olduğunu açıklayarak içerik moderasyonunu çözmeye yönelik bir platform olduğunu ve bu nedenle içerisinde herhangi bir içerik bulunmadığını söyledi.

Cards Against Humanity’nin temsilcisi, Yowza’nın isminin aptalca, gülünç ve mükemmel olduğunu söylemenin kesinlikle hiçbir şey ifade etmediğini söyledi. Sözcü ayrıca milyarlarca kullanıcı aradıklarını ve bunun gerçekleşmesi için insanlara para ödemekten korkmadıklarını da belirtti.

Cards Against Humanity’nin uzun süredir Kara Cuma’da bu tür hicivli şeyler yaptığını belirtmekte fayda var. Yıllar geçtikçe Kara Cuma’da gerçek boğa dışkısı sattılar, eğlence için büyük bir çukur kazdılar, bir çip şirketi kurdular ve 20 dolarlık banknotları ve bir arabayı %99 indirimle sattılar.

Tüm bunlar, şirketin, özellikle de Kara Cuma İndirimi’nde insanların ne kadar çok şey satın aldığına dair yaptığı bir hicivdi. Şirket sözcüsü Kara Cuma’nın kendileri için özel bir gün olduğunu söyledi. Diğer tüm şirketlerin insanlara “ihtiyaç duymadıkları çöpleri” satmaya odaklanmış olmasına rağmen, Cards Against Humanity’nin “tüm pazarlama bütçesini insanları güldürmek için” kullanmaya odaklandığını söylediler.

Kart oyunu şirketi, bunu eğlence için yaptıklarını ve ellerinden geldiği sürece kazı yaparak insanları eğlendirmeye devam edeceklerini söyledi.

En ucuz elektrikli araba hangisi?

0

En ucuz elektrikli araba seçimi, ilk defa elektrikli araç kullanacak kişiler için doğru bir tercih olabilir. Bu başlangıcı yaptıktan sonra daha konforlu ve yüksek model araçlara yönelim sağlanabilir.

En ucuz elektrikli araba Citroen Ami

Citroen Ami (379.000 TL)

Citroen’in Ami’yi tasarlarken aklında tek bir hedef vardı: en üst düzey küçük elektrikli otomobili piyasaya sürebilmek. Ami şehir yaşamına son derece uygun. Küçük olduğundan dar sokaklara sığabiliyor. Kabini camla çevrili. Böylece kamikaze moped sürücülerini geleneksel bir arabadan çok daha önce fark edebilirsiniz. Üstelik elektrikli olduğu için Sadiq Khan’a Londra’nın merkezine gitmek için en azından şimdilik tek bir kuruş bile ödemenize gerek olmuyor.

Ami’nin tek hatası sadece şehirde çalışması. Maksimum 75 km menzile ve yalnızca 45 km/saat azami hıza sahip. Bu, şehiriçinde hızla dolaşmak için fazlasıyla yeterli. Ancak şehrin dışı için yeterli değil. Ami, kavşaklarda Civic’leri ve Golf’leri parçalayacak kadar çevik. 8 bg’lik motoru ise onları ışıklarda şaşırtacak kadar neşeli hale getiriyor.

Smart EQ Fortwo

Ami gibi Smart EQ Fortwo da şehirdeki en iyi durumda. Citroen’den biraz daha büyük ve biraz daha iyi donanıma sahip. Halılar, deri koltuklar ve temel bilgi-eğlence sistemi gibi lüks özellikleri var. Ancak yine de maksimum resmi menzili 128 km ve maksimum hızı 130 km/saat. Ancak ForTwo’nun pedalını o kadar sert çevirmenizi tavsiye etmiyoruz. Yaklaşık 96 km/saat hız gayet yeterli.

Yine de virajlarda eğlenceli. Kısa dingil mesafesi ve kare duruşu, sanki asfalta cırt cırtlıymış gibi virajların üstesinden geldiği anlamına geliyor ve elektrik motoru düşük hızlarda torkl. Bu da onu trafik ışıkları arasında dart atma konusunda harika kılıyor. Sadece 4,8 saniyede 0’dan 60 km/saat hıza çıkabiliyor.

MG 4 EV

MG 4 EV de bir başka Çin elektrikli hatchback’i. Ancak BYD’nin aksine MG ise sürücü katılımını tercih ediyor. Sınıfının tartışmasız en iyi sürüşe sahip otomobili olan bu araç, Volkswagen ID.3 ve Cupra Born gibi otomobillerin etrafında dönüyor.. Gerçekten çok zorladığınızda, MG 4’ün arkadan tahrikli platformu, tıpkı bir spor araba gibi, arka ucu dışarı kaydırmanıza bile olanak tanıyor.

Neyse ki MG 4 tek hamlelik bir midilliden çok daha fazlası. Aynı zamanda pratik. Arkada iki yetişkine yetecek kadar alan var ve 363 litrelik makul büyüklükte bir bagajı var.

Instagram takipçi artırma yöntemleri

Instagram, arkadaşlarınızla bağlantı kurabileceğiniz, tatil fotoğraflarını paylaşabileceğiniz bir yerden çok daha fazlası. Sosyal medya platformu, markaların her yerde potansiyel müşterilerle bağlantı kurmak için kullandığı güçlü bir pazarlama kanalı haline geldi.

Meta’nın fotoğraf ve video paylaşım uygulaması, içerikleri aracılığıyla kişisel markalarından para kazanan sayısız içerik oluşturucunun kariyerine de sıçrama tahtası oldu. Instagram’daki varlığınızı yükseltmeyi veya platformda bir iş kurmayı düşündüyseniz doğru yerdesiniz. Her gün 1.35 milyardan fazla kullanıcı görsel ilham ve trendlere aç olarak Instagram’a göz atıyor. Dikkatlerini nasıl çekersiniz?

Pazarlamacılar , Instagram’ın pazarlama için Facebook’tan sonra ikinci en önemli sosyal kanal olduğunu söylüyor. Yüzde 80’i bu kanalı işletmelerini tanıtmak için kullandıklarını belirtiyor. Ancak pazarlama harcamalarınızdan en iyi şekilde yararlanmak, Instagram’da sadık ve etkileşimli bir takipçi kitlesi oluşturmakla başlıyor. Böylelikle takipçi sayısı Instagram’daki başarı göstergelerinden yalnızca biri olsa da artan takipçiler etkileyiciler için para kazanma fırsatlarının kilidini açabiliyor. İşletmelere değerli sosyal kanıtlar sağlayabiliyor. Markalar ve içerik oluşturucular, Instagram stratejilerine Reels eklemeyi düşünmeli. Reels’teki ortalama beğeniler, gönderilere göre yüzde 42 daha yüksek. Böylelikle Reels, gönderilere göre dört kat daha fazla paylaşım görüyor. TikTok’un ve gösterişsiz video formatının popülerliğinin ardından Reels, markalara ve yaratıcılara daha samimi ve insani olma şansı sunuyor. İster kısa süreli bir video ister uzun bir eğitim olsun, Instagram içeriğinizi diğer platformlarda test ederek erişimini artırabilirsiniz.

Instagram takipçi artırma

  • Makaraları içerik karışımınıza dahil edin.
  • İçeriğin çapraz tanıtımını yapın.
  • Instagram profilinizi optimize edin.
  • İçerik oluşturucular ve etkileyicilerle çalışın.
  • İşletmenizin yanı sıra kişisel markanızı da oluşturun.
  • Özellik hesaplarında görünün.
  • Bir hashtag stratejisi oluşturun.
  • Doğru zamanlarda yayınlayın.
  • Rakiplerinizin takipçileriyle etkileşime geçin.
  • Uyumlu hesaplar ve yaratıcılarla işbirliği yapın.
  • Yerel keşfi artırmak için konum etiketlerini kullanın.
  • Instagram Hikayelerinizi Öne Çıkanlar’da düzenleyin.
  • Instagram gönderilerinde daha fazla takipçi isteyin.
  • Bir hediye çalıştırın.
  • Kullanıcı tarafından oluşturulan içeriği paylaşın.
  • Instagram Live’ı kullanın.
  • Instagram Reklamlarını Deneyin.