Meta, Fransız startup’larına açık kaynak yapay zeka desteği sağlayacak!

Facebook’un şirketi Meta, yapay zeka (YZ) gelişimine yönelik daha açık ve işbirlikçi bir yaklaşımı desteklemek amacıyla Hugging Face ve Avrupalı bulut altyapı şirketi Scaleway ile işbirliği yapıyor. Paris’teki Station F startup megakampüsünde hayata geçirilecek olan bu yeni startup programı, Fransız teknoloji sektöründe yapay zeka alanındaki inovasyonu teşvik etmeyi hedefliyor.

Duyurunun zamanlaması, düzenleme baskısının arttığı bir dönemde ve açık ve kapalı yapay zeka alanları arasındaki gerilimin ön planda olduğu bir atmosferde gerçekleşiyor. Meta, geçtiğimiz haftalarda, yapay zeka geliştirmede daha fazla şeffaflık çağrısında bulunan bir mektuba imza atarak, sektördeki düzenleme konusundaki hassasiyetini dile getirmişti.

Meta‘nın baş yapay zeka sorumlusu Yann LeCun, mektupta, “Açık modeller, açık bir tartışmayı bilgilendirebilir ve politika yapımını geliştirebilir. Eğer hedeflerimiz emniyet, güvenlik ve hesap verebilirlik ise, o zaman açıklık ve şeffaflık, bu hedeflere ulaşmamıza yardımcı olacak temel unsurlardır.” ifadelerini kullanarak açık kaynak yapay zeka modellerinin önemine vurgu yaptı.

Program, Meta‘nın açık kaynak yapay zeka alanındaki lider konumunu güçlendirmesi açısından önem taşıyor. Bu işbirliği, YZ teknolojilerinin gelişimi konusundaki net bir taahhüt ve sektörde işbirliğinin önemini vurguluyor. Yeni programın Paris’teki F İstasyonu‘nda hayata geçirilecek olması, Fransız teknoloji ekosisteminin yapay zeka alanındaki potansiyelini daha da artırabilir.

Bu işbirliğiyle birlikte, Meta, Hugging Face ve Scaleway, yapay zeka odaklı girişimcilere daha fazla destek sağlayarak, açık kaynaklı yaklaşımların benimsenmesini teşvik etmeyi ve Fransa’nın yapay zeka inovasyonunda lider konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Programın detayları ve başvuru süreci önümüzdeki haftalarda açıklanacak.

Samsung ve Huawei’den uygun fiyatlı katlanabilir telefonlar yolda!

0

Akıllı telefon devleri Samsung ve Huawei, katlanabilir telefon teknolojisinin popülerliğini artırmak ve daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmak için yeni stratejiler geliştiriyor. Güney Kore ve Çin merkezli teknoloji devleri, esnek ekranlı cihazlara olan talebi artırmak amacıyla uygun fiyatlı katlanabilir telefonlar üzerinde çalışıyor. TrendForce’un son raporuna göre, bu yeni modellerin 2024 yılında tanıtılması bekleniyor.

Geleneksel katlanabilir telefon modelleri, genellikle yüksek fiyat etiketleriyle dikkat çekerken, Samsung ve Huawei‘nin bu hamlesi, bu teknolojiye olan erişimi artırmayı hedefliyor. İki dev marka, yeni modellerini yaklaşık 500 dolar veya daha düşük bir fiyatla sunarak, katlanabilir telefonları daha geniş bir tüketici kitlesine ulaştırmayı planlıyor. Bu adım, markaların pazardaki rekabet güçlerini artırarak katlanabilir telefonların daha yaygın kullanılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Samsung Huawei

Henüz teknik detayları belirsiz olan bu uygun fiyatlı modellerle ilgili beklentiler, özellikle Samsung‘un özel FE (Fan Edition) markasının bu segmentte bir etki yaratma potansiyeli taşıdığı yönünde. Ortaya çıkacak olan bu yeni cihazlar, orta seviye rekabetin katlanabilir telefon pazarına da genişlemesine öncülük edebilir.

Katlanabilir telefon pazarındaki mevcut talep, Samsung ve Huawei‘nin bu yeni uygun fiyatlı modellerle büyük bir başarı elde etme potansiyelini artırıyor. 2024’e dair bu hazırlıklar, katlanabilir telefon teknolojisinin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını sağlayarak, mobil teknoloji dünyasında heyecan yaratıyor. Yeni modellerin tanıtılmasıyla birlikte, tüketiciler, uygun fiyatlı katlanabilir telefonların sunduğu yenilikleri ve avantajları keşfetmek için sabırsızlanıyor olacak.

Elon Musk’ın beyin çipi, felçli insanlarda test edilecek

0

Tesla ve SpaceX’in vizyoner girişimcisi Elon Musk’ın öncülüğünde faaliyet gösteren beyin çipi teknoloji şirketi Neuralink, geleceğin tıbbi devrimine öncülük etmek üzere büyük bir adım atmaya hazırlanıyor. Mayıs ayında FDA onayını alarak klinik deneylere start veren şirket, geliştirdiği N1 beyin çipi ile felçli insanların yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyor.

Bloomberg’in son haberine göre, geçtiğimiz Eylül ayında gönüllüler aramaya başlayan Neuralink, kısa süre içinde 1.000’den fazla kişiden “kobay” olma başvurusu aldı. Bu büyük ilgi, şirketin beyin çipi teknolojisiyle ilgili umutları daha da güçlendirdi. N1 çipi, kullanıcının beyin aktivitesini okuyup analiz ederek, elde edilen verileri kablosuz olarak bir dizüstü bilgisayara veya tablete aktarıyor.

Neuralink’in deneme odak noktası, omurilik yaralanması nedeniyle dört uzvu felçli olan 40 yaş altındaki bireylerde olacak. N1 çipi, beynin beden hareketlerini kontrol eden premotor korteks adlı kritik bölgeye yerleştirilecek. Bu sayede çipin insan sağlığı ve yaşamı için güvenli bir şekilde beyin aktivitesi hakkında bilgi toplayıp toplayamayacağı detaylı bir şekilde test edilecek.

Neuralink’in kurucu ortağı ve CEO’su Elon Musk, şirketin insan deneylerine başlamasını “insanlık için büyük bir adım” olarak nitelendirirken, N1 çipinin felçli insanların hayatlarını kökten değiştirebileceğini ifade etti. Ancak, denemelerin başlama tarihi ve süresi hakkında henüz net bir bilgi bulunmamakla birlikte, şirketin hedefleri doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor.

Denemelerin sonuçları, beyin çipi teknolojisinin gelecekte ne kadar yaygın olarak kullanılacağını belirleyecek ve Neuralink’in düşünceleri komutlara nasıl dönüştürebileceği konusundaki hedefine ulaşmak adına kritik bir rol oynayacak. Beyin çipi teknolojisinin, modern tıpta devrim niteliğinde bir dönüşüm başlatıp başlatamayacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.

Otomobil üreticileri araç sahiplerinin kısa mesajlarına erişebilecek

0

Salı günü, Washington eyaletindeki federal bir mahkeme, Honda, Toyota, Volkswagen ve General Motors gibi dört önde gelen otomobil üreticisinin araç sahiplerinin kısa mesajlarını kaydetme ve dinleme yetkisinin yasal olduğuna hükmetti. Bu karar, müşteri gizliliği ve veri güvenliği konularında giderek artan endişelerle birlikte, otomobil endüstrisinin veri toplama ve kullanma yöntemleri üzerine odaklanan önemli bir toplu davayı kapsıyordu.

Seattle merkezli temyiz yargıcı, otomobil üreticilerinin yerleşik bilgi-eğlence sistemleri aracılığıyla yapılan bu uygulamaların, Washington eyaletinin gizlilik yasalarını ihlal etmediğine dair kararını açıkladı. Mahkeme, davacıların, cep telefonu faaliyetlerinin dinlenmesi ve kaydedilmesinin Washington Gizlilik Yasası’nın gerektirdiği “işin, şahsın ya da itibarın” tehditini kanıtlayamadığını belirtti.

Davalılardan biri olan Honda’ya karşı açılan davadan bir örnek olarak, davacılar 2021 yılında Honda’nın araçlarının bilgi-eğlence sistemlerinin akıllı telefonlardaki tüm metin mesajlarını kaydettiğini iddia etmişlerdi. Ancak mahkeme, bu iddianın Washington eyaletinin gizlilik yasalarını ihlal etmediği sonucuna vardı.

Bu kararla birlikte, otomobil üreticileri Honda, Toyota, Volkswagen ve General Motors bu toplu davada büyük bir zafer elde etmiş oldu. Ancak, bu durum aynı zamanda otomobil endüstrisinin veri gizliliği konusundaki hassasiyeti ve tüketicilerin kişisel bilgilerinin nasıl işlendiği konusundaki endişeleri bir kez daha gündeme getiriyor.

Veri gizliliği konusundaki bu hukuki mücadele, otomobil endüstrisinin gelir artırma amacıyla araç sahiplerinin verilerini reklamcılara satma pratiğini de tekrar gözler önüne seriyor. Bu durum, veri gizliliği konusundaki düzenlemelerin eksikliğini vurgulayarak, otomobil üreticilerinin benzer uygulamalara devam etmelerine olanak tanıyor. Gelecekteki benzer davaların ve düzenlemelerin bu konudaki önemi ise şimdiden konuşulmaya başlanmış durumda.

Apple, iPhone 16’ya özel yapay zeka özellikleri sunacak

Teknoloji devi Apple, merakla beklenen iPhone 16 modellerine özel olarak geliştirdiği üretken yapay zeka özelliklerini geliştiriyor. Şirket, WWDC 2024 etkinliğinde iOS 18 ve iPadOS 18’de yer alacak olan yeni yapay zeka özellikleri arasında Siri’nin güçlendirilmiş bir versiyonunu ve büyük dil modellerini (LLM’ler) içeren özellikleri tanıtacak.

Siri’nin yeni LLM’leri destekleyen turbo şarjlı bir versiyonuyla ilgili söylentilere göre, Apple, yapay zekayı cihaz üzerinde işleme mi alacak, bulut üzerinden mi dağıtacak yoksa ikisini birleştiren karma bir yaklaşım mı benimseyecek, hala belirsizliğini koruyor.

iOS 18, bulut tabanlı yapay zeka kullanarak şirketin yeni LLM’sini milyonlarca mevcut cihaza getirecek. Ancak, bazı gelişmiş yapay zeka özelliklerinin iPhone 16 modellerine özel olabileceği konusunda net bir bilgi bulunmuyor.

apple iPhone 16

Yeni özellikler arasında, Siri ile Mesajlar uygulaması arasında yenilenmiş etkileşim, karmaşık soruların yanıtlanması ve cümle tamamlamanın daha etkili bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak tanıyan özellikler bulunuyor. Ayrıca, Apple Music çalma listeleri gibi otomatik oluşturulan özellikler ve üretkenlik uygulamalarıyla entegrasyonlar da kullanıcı deneyimini zenginleştirecek.

Apple’ın iPhone 16 serisi için tasarladığı yeni A serisi yongalar, TSMC’nin en yeni N3E 3 nanometre düğümü üzerine inşa edilmiş olacak. Bu, sadece performans ve verimlilik açısından değil, aynı zamanda yapay zeka yeteneklerini artırarak da önemli bir adım olabilir. Yeni donanımın, özellikle yapay zeka uygulamalarını destekleme konusunda güçlü olan TSMC’nin H100 ve A100 AI işlemcilerinden ilham alabileceği düşünülüyor.

apple iPhone 16

Öte yandan, iPhone 16 serisindeki modellerin tamamında bulunacak iddia edilen ekstra bir düğme, “Yakalama Düğmesi” olarak biliniyor. Bu hassas düğme, basıncı ve dokunmayı algılayabilir ve dokunulduğunda kullanıcıya geri bildirim sağlayabilir. Ne amaçla kullanılacağı henüz net değil, ancak Apple’ın öngörülemeyen yapay zeka uygulamalarına olan ilgisini gösteriyor olabilir.

Yeni iPhone 16 serisi ve iOS 18 ile ilgili detaylar, WWDC 2024 etkinliğinde resmi olarak açıklanacak. Apple, kullanıcılarına daha akıllı ve üretken bir deneyim sunmak için yapay zeka gücünü en üst düzeye çıkarmaya kararlı görünüyor.

Kilo verme ilacı Tirzepatide ABD ve İngiltere’den onayı aldı!

0

Tirzepatide adı verilen kilo verme ilacı, aşırı kilolu veya obezitesi olan ve yüksek tansiyon veya tip 2 diyabet gibi kiloyla ilişkili en az bir rahatsızlığı olan yetişkinler için ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nden (FDA) onay aldı. 

Aynı zamanda Birleşik Krallık’ın İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu tarafından da onaylandı, ancak ayrı bir değerlendirmede uygun maliyetli olduğu da onaylanmadıkça Ulusal Sağlık Hizmeti doktorları tarafından kullanılması pek mümkün değil.

Klinik çalışmalarda Tirzepatide aşırı kilolu veya obezitesi olan kişilerde vücut ağırlığını ortalama yüzde 21 oranında azalttı. New York’taki Weill Cornell Medicine’den Louis Aronne, “Bu şimdiye kadar bir ilaçla gördüğümüz en fazla kilo kaybı.” diyor. 

ABD’li ilaç şirketi Lilly tarafından geliştirilen reçeteli ilaç, daha önce tip 2 diyabet tedavisi için Mounjaro adı altında da onaylanmıştı. Şu anda ABD’de kilo kaybı için onaylanan yedinci ilaç.

Zepbound markası altında satılan Tirzepatide, haftada bir kez iki hormonu taklit eden bir enjeksiyon: GLP-1 ve GIP. Aronne, yemeye başladığımızda vücudun doğal olarak GIP ürettiğini, bunun açlığı artırdığını ve yemekten sonra tokluk hissini tetiklemek için GLP-1 salgıladığını söylüyor. “Hala anlamadığımız nedenlerden dolayı, GLP-1 ile birlikte verdiğinizde iştahı daha da azaltır.” diyor.

Bu kombinasyon muhtemelen Tirzepatide’in bu kadar etkili olmasının temel nedeni.  Aronne ve meslektaşları tarafından 2022’de yayınlanan bir klinik araştırmada, diyabeti olmayan ancak obezitesi olan 2500’den fazla yetişkin, 72 hafta boyunca plasebo veya düşük, orta veya yüksek dozda Tirzepatide aldı. 

En yüksek dozun verildiği kişiler ortalama olarak vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde 21’ini, yani neredeyse 24 kilogramı kaybettiler. Bu arada, en düşük dozu alanlar vücut ağırlıklarının yüzde 15’ini, yani yaklaşık 16 kilogramı kaybettiler. Karşılaştırıldığında, GLP-1’i taklit eden popüler zayıflama ilacı semaglutid, ağırlığı ortalama yüzde 15 oranında azaltıyor, ancak ikisini doğrudan karşılaştıran bir deneme henüz tamamlanmadı.

Tirzepatide ayrıca ilaç kullanan kişilerde kolesterol düzeylerini, insülini ve kan basıncını düşürdü ve fiziksel hareketliliklerini geliştirdi. Aronne, “Yüzde 15 veya daha fazla kilo kaybına ulaştığınızda, ki bu, bu tür bir ilacı kullanan insanların çoğunluğunun belirttiği durumdur, obezite ile ilişkilendirdiğimiz komplikasyonların çoğu iyileşecektir.” diyor.

Eylül ayında, İngiltere’nin ilaç maliyet etkinliği organı olan Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyeti Enstitüsü (NICE), Tirzepatide’in yalnızca diğer kan şekeri kontrol tedavilerinin denenmiş olması ve etkisiz olması veya kötü tolere edilmesi durumunda tip 2 diyabet tedavisinde kullanılması gerektiğini söyledi. İlacın özellikle kilo kaybı için kullanılmasına ilişkin bir karar henüz açıklanmadı.

Tirzepatide’in bulantı, kabızlık, ishal ve kusma gibi yan etkileri var. Tirzepatide kullanan kişiler, ilacı kullanmayı bıraktıklarında da verdikleri kiloları geri alabilirler; bu, çoğu zayıflama ilacının ortak uyarısı.

Tirzepatide’in uzun vadeli sağlık risklerinin bilinmediği göz önüne alındığında bu durum endişe verici. Semaglutid gibi yalnızca GLP-1’i taklit eden ilaçlar birkaç yıldır ortalıkta dolaşıyor. Bazı kanıtlar bunların belirli kanser türlerinin, böbrek rahatsızlıklarının ve ciddi mide-bağırsak sorunlarının riskini artırabileceğini öne sürüyor, ancak vakalar nadir. 

FDA’ya göre Tirzepatide’in sıçanlarda tiroid tümörlerine neden olduğu gösterildi, ancak insanlarda bunun olup olmadığı belli değil. Bu nedenle kurum, kişisel veya ailesel medüller tiroid kanseri öyküsü olan kişilerin ve bazı kalıtsal endokrin bozuklukları olan kişilerin ilacı kullanmaması gerektiğini söylüyor.

Obezite hastası olan birçok insan için Tirzepatide’in sağlık açısından yararları, potansiyel olumsuz yanlarından daha ağır basıyor. Jaisinghani, “En iyi sonuçlardan biri aşırı kilo ve obeziteyle ilişkili komplikasyonları tersine çevirmek olabilir.” diyor. “Bu komplikasyonların bazılarını tersine çevirerek artık potansiyel olarak insanlara diğer ilaçları bıraktırma fırsatına sahibiz ve bu sadece sağlıklarını iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda yaşam kalitelerini de artırıyor.

Microsoft, yapay zekalı terapist uygulaması için patent aldı!

Microsoft, kullanıcılara duygusal destek sağlamayı hedefleyen bir yapay zeka destekli terapist uygulaması için önemli bir adım atarak patent başvurusunda bulundu. Windows izleyicileri tarafından keşfedilen başvuruya göre, uygulama “bir kullanıcı ve konuşma ajanı arasındaki bir oturumda duygusal bakım sağlamak için bir yöntem ve aparat” olarak tanımlanıyor.

Uygulama, kullanıcı bilgilerini özenle saklayarak duygusal analizler yapmayı ve kullanıcıların yaşamlarıyla ilgili bir “hafıza” oluşturmayı amaçlıyor. Görünüşe göre, yapay zeka modeli, metinleri ve görüntüleri işleyebilme yeteneğine sahip ve acil durumlar için değil, genel bir duygusal destek amacıyla kullanıcıların duygusal ihtiyaçlarına odaklanıyor.

Microsoft, yapay zekalı terapist uygulaması için patent aldı

Dosyaya göre, yapay zeka, kullanıcılar hakkında daha fazla bilgi topladıkça belirli duygusal ipuçlarını yakalayabilir ve bu ipuçlarına dayanarak kullanıcılara yönlendirici sorular sorabilir. Ayrıca, kullanıcının sorunlarına özel çözüm önerileri sunabilme potansiyeli bulunuyor. Microsoft, kullanıcıların yapay zeka tarafından “psikologlar veya psikolojik alanlardaki uzmanlar tarafından önceden tanımlanmış bir puanlama algoritması” ile değerlendirileceği “açık bir psikolojik test” yapma seçeneğine de vurgu yapıyor.

Ancak, bu tür yapay zeka tabanlı terapi uygulamalarının bazen olumsuz sonuçlara yol açabileceği ve kullanıcılar arasında derin bağlar gelişebileceği de belirtiliyor. Bu nedenle, Microsoft’un güvenlik önlemleri alması, etik standartlara uygun bir şekilde kullanımını sağlaması ve kullanıcıları potansiyel riskler konusunda bilgilendirmesi kritik önem taşıyor.

Uygulamanın gerçekleşmesi durumunda, Microsoft’un duygusal karmaşıklıkları doğru bir şekilde ele alabilmesi ve güvenli bir deneyim sunabilmesi için uygun önlemleri alması bekleniyor. Yapay zeka destekli terapi uygulamalarının, ruh sağlığına olumlu bir katkı sağlamak adına titizlikle geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Google, Fortnite için Epic’e 147 milyon dolar teklif etmiş!

Google’ın Play ortaklıklarından sorumlu Başkan Yardımcısı Purnima Kochikar’ın onaylandığını ve Epic’e sunulduğunu ancak kabul edilmediğini söylediği anlaşma, paranın oyun yayıncısına üç yıllık bir “artan finansman” dönemi boyunca dağıtılmasını sağlayacaktı. 

Epic, Play Store’dan kaçınarak 2018’de doğrudan web sitesi aracılığıyla Fortnite’ı  Android’de başlattı. Bu, Play Store uygulamalarının gerektirdiği komisyonu ödemeden Fortnite’ın oyun içi para birimi V-Bucks’ı satmasına olanak tanıdı.

Ancak aynı yılın sonlarında açılan ve şu anda jüri önünde tartışılan bir antitröst davasında, ilk kararının Google’ı paniğe sürüklediği iddia edildi. Google’ın diğer oyun geliştiricilerinin (Blizzard, Valve, Sony ve Nintendo dahil) Epic’in yolunu izlemesi durumunda “bulaşma riskinden” korktuğunu iddia eden dahili belgelere atıfta bulundu ve Google’ın özel avantajlar sunarak ve hatta Epic’i satın alarak bunu engellemeye çalıştığını iddia etti.

Google Play’in oyun iş geliştirme bölümünün eski başkanı Lawrence Koh’un kürsüye çıkmasıyla “bulaşma” belgeleri Salı günü mahkemede ortaya çıktı.

Google’ın, neredeyse tüm en iyi oyun geliştiricilerinin Epic’in kararından sonraki birkaç yıl içinde Play’den ayrılabileceği ve bunun Google’a toplam milyarlarca dolar gelire mal olabileceği yönündeki endişelerini tahmin ettiler. 

Mahkemede sunulan belgeler, Fortnite’ın yokluğunun 130 ila 250 milyon dolar arasında doğrudan gelir kaybına ve ardından bu büyük ayrılmanın gerçekleşmesi durumunda 3,6 milyar dolara kadar daha geniş bir alt gelir kaybına yol açabileceğini öngörüyordu.

Google’ın tutumu, Play’de oyun kaybetme konusunda endişeli olduğu yönünde ancak bunda kötü bir şey yok. Kochikar ifadesinde “Geliştiricilerin Play’i seçmesini istedik.” dedi. Ve Koh, oyunları hizmetten almanın “tüm dolarlara değeceğini düşündükleri bir yatırım olduğunu” ifade etti; özellikle de bu geliştiriciler oyunu ilk olarak Apple’ın iOS’unda piyasaya sürmeyi seçmişken.

Tam tersine Epic, bu belgeleri Google’ın Android uygulama dağıtımı için rekabetten korktuğunu ve Play Store’u yasa dışı bir tekel olarak sürdürdüğünü iddia etmek için kullanıyor. Bu anlaşmanın varlığı bunu kanıtlamıyor ama en azından Google’ın oyun işine nasıl baktığına dair ilginç bir bakış.

Amazon, Facebook ve Instagram’dan uygulama içi alışveriş işbirliği!

ABD’de kış tatil dönemi ve tüketim çılgınlığının başlangıcı olarak kabul edilen Kara Cuma’ya (Black Friday) yalnızca iki hafta kaldı. Buna karşın, son yıllarda e-ticaret devlerinin bu tarihi geri çekme ve alışveriş çılgınlığını tüm Kasım ve Aralık aylarına yayma çabaları devam ediyor. Firmalar bu konuda çeşitli kampanyalar ve stratejiler geliştirirken işbirliklerinin de önemi giderek artıyor. Bu işbirliklerinin son örneği ise Amazon ve Meta’dan (Facebook – Instagram – WhatsApp çatı şirketi) geldi.

Meta, Facebook ve Instagram’da canlı alışveriş konusundaki çabalarından vazgeçmiş olabilir, ancak sosyal ağ şirketi hala uygulamalarının bir alışveriş platformu olma potansiyeline inanıyor. Bunun bir örneği olarak şirket bugün Amazon ile birlikte çalışarak müşterilerin Facebook ve Instagram hesaplarını Amazon hesaplarına bağlayarak Meta’nın sosyal uygulamaları üzerinden alışveriş yapabilmelerine, kayıtlı Amazon ödeme bilgileriyle ödeme yapabilmelerine ve kayıtlı Amazon posta adreslerine gönderi yapabilmelerine olanak tanımaya başladı.  

Amazon sözcüsü Callie Jernigan konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Müşteriler ilk kez Amazon’un Facebook ve Instagram reklamlarından alışveriş yapabilecek ve sosyal medya uygulamalarından ayrılmadan Amazon ile ödeme yapabilecekler” diyor ve ekliyor: “ABD’deki müşteriler, yeni deneyimin bir parçası olarak Facebook ve Instagram’daki belirli Amazon ürün reklamlarında gerçek zamanlı fiyatlandırma, Prime uygunluğu, teslimat tahminleri ve ürün ayrıntılarını görecekler.”

Amazon ayrıca yeni uygulama içi alışveriş özelliğinin Facebook veya Instagram’da reklamı yapılan ve Amazon’un kendisi tarafından veya vitrinindeki bağımsız satıcılar tarafından satılan belirli ürünler için kullanılabileceğini belirtti. Bununla birlikte söz konusu özelliğin ABD dışındaki ülkelerde (örneğin ülkemizde de) sunulup sunulmayacağı merek konusu.

Başlamak için kullanıcıların Meta hesaplarını (Facebook ya da Instagram) Amazon hesaplarına bağlayacakları tek seferlik hızlı bir kurulum gerekiyor. Bu işlem tamamlandıktan sonra, Facebook veya Instagram uygulamalarından çıkmadan ürün reklamının kendisinden Amazon ile ödeme yapılabiliyor. Satışı tamamlamak için Amazon’daki varsayılan gönderim adresleri ve ödeme bilgileri kullanılıyor.

Anlaşma haberi ilk olarak Meta ve Google Ads ortaklarından ve Disruptive Digital’in eş CEO’su Maurice Rahmey tarafından sızdırıldı. Bir LinkedIn gönderisinde anlaşmanın faydalarını açıklayan Rahmey, Meta’nın tüketicilere reklam göstermek için Amazon’dan ve “Prime ile Satın Al” sunan mağazalardan gelen bilgileri kullanarak daha iyi hedefleme ve optimizasyon elde edeceğini belirtti. Bu sayede müşteriler daha hızlı bir şekilde ödeme yapabilecekleri için dönüşüm oranları da daha iyi olacak. Ayrıca Meta, reklam mesajlarını ve ürün sayfasını kullanıcının Prime üyesi olup olmamasına göre uyarlayabilecek, ardından gerçek zamanlı fiyatlandırma veya kargo tahminleri gibi diğer bilgileri gerektiği gibi ayarlayabilecek.

“Ek ayrıntılar henüz az olsa da, bu ortaklık Meta, Amazon ve en önemlisi reklamverenler için büyük bir gelir fırsatı olabilir” diye yazan Rahmey, Meta’nın daha fazla reklam sinyali ve daha fazla ilişkilendirilebilir dönüşüm elde edeceğini, Amazon’un ise büyük keşif platformlarından daha fazla işlem elde edeceğini sözlerine ekledi.

Buna ek olarak Rahmeny, “Bu ortaklığın paylaşılan verilerin türü nedeniyle, Apple’ın Uygulama İzleme Şeffaflığı politikasıyla ilgili herhangi bir zorluğu da atlıyor, bu da gerçek bir kapalı döngü performans motoru anlamına geliyor” diye yazdı. Meta, kişiselleştirilmiş reklamlarına güvenen küçük işletmelere zarar vereceğini iddia ettiği için Apple’ın Uygulama İzleme Şeffaflığı veya ATT gizlilik özelliğinin 2021’de tanıtılmasından bu yana karşı çıkıyordu.

E-ticaret devi aslında yıllar boyunca Instagram ve TikTok gibi sosyal uygulamaların kendi versiyonlarını yaratmaya çalıştı, ancak bunlar hiçbir zaman gerçekten tutmadı. Instagram benzeri hizmeti Spark’ı 2019’da kapattı, ardından geçen yılın sonlarında hem fotoğrafları hem de videoları destekleyen TikTok benzeri bir alışveriş akışı başlattı. Inspire olarak bilinen bu hizmet Mayıs ayında tüm ABD’li müşterilerin kullanımına sunuldu. Ancak TikTok’un kendisiyle karşılaştırıldığında Inspire, satışları artıran daha etkili influencer içeriğinden yoksun, aşırı derecede ticarileşmiş hissediliyor.

Meta-Amazon anlaşması, TikTok’un hem bir keşif motoru hem de e-ticaret vitrini olarak hizmet vererek Amazon ile rekabet etmeye çalıştığı bir zamanda geldi. Eylül ayında ABD’de yayına giren TikTok Shop’un lansmanıyla TikTok 150 milyondan fazla kullanıcıya ulaşabilecek. Amazon’un büyüklüğüne ve nüfuzuna rağmen, özellikle TikTok’un daha genç Y kuşağı ve Z kuşağı (ve hatta bir dereceye kadar Alfa kuşağı) tüketicilerine ulaşması göz önüne alındığında, bu güvenilir bir tehdit olarak görülebilir

Yapa zeka destekli Google Arama, 120 ülkeye ve 4 dile geliyor!

Google, arama Generative Experience veya SGE olarak adlandırılan yapay zeka destekli Arama deneyimini daha fazla kullanıcıya ulaştırmak amacıyla büyük bir genişleme yapıyor. Bu yeni deneyim, Google Arama’nın evrimine önemli bir katkı sunuyor ve kullanıcıların internet deneyimini kökten değiştirebilecek bir potansiyele sahip.

Yapılan açıklamaya göre, Google, Search Generative Experience’ı (SGE) Meksika, Brezilya, Güney Kore, Endonezya, Nijerya, Kenya ve Güney Afrika dahil olmak üzere 120’den fazla yeni ülkeye getiriyor. Ancak, ne yazık ki, bu genişleme kapsamında Türkiye yer almıyor.

SGE, mevcut İngilizce, Hintçe ve Japonca desteğine ek olarak İspanyolca, Portekizce, Korece ve Endonezyaca gibi dört yeni dili daha destekleyecek. Bu sayede, daha geniş bir dil yelpazesiyle kullanıcılar, Arama deneyimini daha etkili bir şekilde yaşayabilecekler.

Google ayrıca SGE’ye yeni özellikler ekliyor. Örneğin, SGE sonuçları sayfasında görünen yeni bir soru kutusu test ediliyor. Bu özellik, kullanıcıların ayrı bir pencereye gitmeden doğrudan SGE içinde daha fazla bilgiye erişmelerini sağlayacak. ABD’de ilk olarak İngilizce dilinde kullanıma sunulacak olan bu özellik, kullanıcıların Arama sürecini daha hızlı ve kullanıcı dostu hale getirecek.

Ayrıca, çeviri konusunda yapılan güncellemelerle birlikte artık kullanıcılar, çevirilerde birden fazla anlam içeren kelimeleri belirleyebilecekler. Bu özellik, özellikle farklı diller arasında daha doğru iletişim sağlamak isteyen kullanıcılar için önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

SGE sonuçlarına eklenen bilgi detayları ise kullanıcılara daha kapsamlı bilgiler sunacak. Bilim, ekonomi, tarih ve sağlık konularında yapılan aramalarda, SGE sonuçlarına gelindiğinde ekstra bilgiler görüntülenecek. Bu da kullanıcıların ilgili kaynaklara gitmeden önce daha fazla içerikle tanışmalarına olanak sağlayacak.

Ancak, belirtmek gerekir ki, SGE halen beta aşamasında ve Google, kullanıcıların geri bildirimlerine önem vererek deneyimi daha da iyileştirmeyi hedefliyor. Nihai sürümün ne zaman ve hangi özellikleri içereceği konusunda net bir bilgi şu an için bulunmamaktadır.

Musk’ın yapay zekası Grok, gerçek uyuşturucu tarifi verdi!

0

Elon Musk’ın yeni yapay zeka sohbet robotu Grok’un kısa süre önce tanıtılması, alışılmadık ve bazılarına göre uygunsuz özellikleri nedeniyle tartışmalara yol açtı. Tesla ve SpaceX gibi teknoloji sektöründeki başarılı girişimleriyle tanınan Musk, Grok’u X platformu üzerinden bilgiye gerçek zamanlı erişimi olan “asi” bir yapay zeka olarak tanıtarak OpenAI’ın ChatGPT’si ve Google’ın Bard’ı gibi rakiplerinden ayırdı.

Beklenmedik şey ise Grok’un uyuşturucu tarifi vermesi oldu

Dikkatleri üzerine çeken ve endişelere yol açan şey ise Musk’ın koka yapraklarının nasıl uyuşturucuya dönüştürüleceğine dair talimatları paylaşarak Grok’un asi doğasını sergileme kararı oldu.

Bu tartışmalı hamle, Musk’ın kısa süre önce küresel bir yapay zeka güvenlik zirvesinde yaptığı ve yapay zekayı “insanlığa yönelik en büyük tehditlerden biri” olarak vurguladığı açıklamayla çelişiyor gibi görünüyor. Bu bariz çelişki, Musk’ın yapay zekânın sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması konusundaki tutumu hakkında gözlemcilerin kafasını karıştırdı.

Sohbet robotunun adım adım uyuşturucu yapma rehberi, “pişirmeye başladıktan sonra umarım kendinizi havaya uçurmaz ya da tutuklanmazsınız” gibi alaycı ifadeler içeriyordu. Musk bunu, hammaddelerinden A sınıfı uyuşturucu üretme talimatları sunan daha ayrıntılı bir ekran görüntüsüyle takip etti. Bu hamle, yasadışı faaliyetleri ve madde bağımlılığını teşvik ettiği şeklinde algılanabileceğinden etik kaygılara yol açtı.

Musk’ın yeni yapay zeka şirketi xAI tarafından geliştirilen Grok, Musk’ın sosyal medya platformundaki verilere gerçek zamanlı erişimi nedeniyle diğer modellere göre önemli bir avantaja sahip olduğunu iddia ediyor. Musk’ın Grok’un asi doğasını ve alaycılığını onaylamasına rağmen, eleştirmenler, özellikle Musk’ın birkaç gün önce yapay zekayı insanlık için önemli bir tehdit olarak kabul ettiği düşünüldüğünde, yasadışı faaliyetleri teşvik etmenin çok ileri gittiğini savunuyor.

bilimsel araştırma

Şu anda yalnızca X Premium’un ücretli aboneleri tarafından kullanılabilen sohbet robotunun gelecekte bağımsız bir uygulamasının yayınlanması bekleniyor. xAI, Grok’un ChatGPT ve Bard gibi ücretsiz olarak kullanılabilen rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor ancak OpenAI’nin GPT-4’ü gibi premium sürümlerin gerisinde kaldığını da kabul ediyor.

Musk’ın tartışmalı özelliklere sahip bir yapay zeka sohbet robotunu piyasaya sürme kararı, sorumlu yapay zeka geliştirme konusunda süregelen tartışmalara yeni bir katman ekleyerek, teknolojik ilerleme arayışında sınırları zorlamanın etik sınırları ve potansiyel sonuçları hakkında soruları gündeme getiriyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.

YouTube TV, 2023’de hala liderliğin koruyor

ABD’deki canlı yayın hizmetleri arasındaki rekabet, son çeyrek rakamlarıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Üç büyük oyuncu, yaptıkları açıklamalarla pazardaki pozisyonlarını güncelledi. İşte detaylar:

YouTube TV: liderlik koltuğunu koruyor

YouTube TV, muhtemelen liderliğini sürdürüyor. Ancak Google, yayın istatistiklerini düzenli olarak güncellemediği için kesin bir sayı vermek mümkün değil. Son olarak, 2022’nin ortasında 5 milyondan fazla aboneye sahip olduğunu duyurmuştu. NFL Sunday Ticket’ın eklenmesiyle büyümesi devam etti, ancak net abone sayısı hakkında güncel bir bilgi bulunmuyor

Hulu With Live TV: ikinci sırada

Disney’in sahibi olduğu Hulu With Live TV, 4.6 milyon abonesiyle ikinci sıradaki yerini koruyor. Üçüncü çeyrekte 300.000 yeni abone kazanarak büyümesini sürdürdü. Ancak, büyüme hızı daha yavaş.

Sling TV:

Sling TV, 2.12 milyon abone ile üçüncü sırada. 2018’den beri abone sayısında önemli bir değişiklik olmamış ve 2.6 milyonun üzerine çıkmamış. Son zamanlarda düşüş eğilimi gösteriyor.

Fubol: Sporun gücüyle büyüyor

Fubo, spor içeriğiyle dikkat çeken karanlık at. 2019’dan bu yana neredeyse 5 kat büyüdü, ancak çeyrek bazlı dalgalanmalar yaşanabilir.

ESPN+: canlı sporun gücü

ESPN+, diğerlerinden farklı bir kategoride yer alıyor. Disney’in mali yılında 26 milyon aboneye ulaştı. Canlı sporlarla dolu ve isteğe bağlı içerik sunan platform, son iki yılda 8.9 milyon abone artışı yaşadı.

Kanallar ve fiyat belirleyici

Tüm hizmetlerde ortak bir trend var: fiyat artışları. Ancak, önemli olan tek şey, bir hizmetin istediğiniz kanalları sunup sunmadığı ve ödemeye hazır olduğunuz fiyat. Büyüme gösteren YouTube TV ve Fubo, özellik ekleyerek ve fiyatları ayarlayarak rekabeti kızıştırıyor. Ancak, tüketiciler için temel soru her zaman aynı: Hangi hizmet ihtiyaçlarınıza en uygun olanı? Eğer hiçbiri tatmin edici değilse, belki de eski moda bir anten düşünmeye değer.

Adobe, İsrail-Gazze savaşının yapay zeka görüntülerini satıyor

Adobe, İsrail-Gazze savaşının yapay zeka görüntülerini satmaya başladı. Bu görüntüler, hem Gazze hem de İsrail’deki şehirlerin bombardımanını gösteriyor. Görüntülerin bazıları fotogerçekçi olsa da, bazıları açıkça bilgisayar yapımı. En azından bir tanesi gerçek bir görüntü olarak internette dolaşmaya başlamış durumda.

Adobe’nin stok fotoğraf hizmeti Adobe Stock, İsrail-Gazze savaşının yapay zeka tarafından üretilen görüntülerini gerçek görüntülerle birlikte satıyor. İlk olarak Avustralyalı haber kaynağı Crikey tarafından yayınlanan görüntü “İsrail ve Filistin arasındaki çatışma/üretken yapay zeka” olarak etiketlenmiş ve bir şehir manzarasının tepesinden savrulan toz bulutunu gösteriyor. Bu, İsrail’in Gazze’deki hava saldırılarının gerçek fotoğraflarına oldukça benziyor, ancak gerçek değil. Yapay zeka tarafından üretilmiş bir görüntü olmasına rağmen görüntü gerçekmiş gibi dolaşıma sokulmuş vaziyette.

Halihazırda Adobe Stock hizmetine satılmakta olan ve Hamas’ın 1400 İsrailliyi öldürdüğü saldırıdan bu yana geçen haftalarda İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Filistin topraklarını bombaladığı ve binlerce sivili öldürdüğü kanlı çatışmayı tasvir ettiğini iddia eden çok sayıda yapay zeka tarafından üretilmiş görüntü bulunuyor. Yapay zeka tarafından üretilen görsellerden biri “Gazze Şeridi’nden militanlar tarafından atılan bir roket sonucu yıkılan binalar” başlığını taşıyor ve harap olmuş sokakları gösteriyor; bir diğeri ise “İsrail’in Gazze şeridindeki savaştan etkilenen yıkılmış binalar” adını taşıyor. Adobe Stock’ta satışa sunulan diğer yapay zeka tarafından üretilmiş görseller ise İsrail’deki sahte patlamaları gösteriyor.

Satışa sunulan görüntüler kullanıcılar tarafından gönderilmiş ve muhtemelen üretilmiş. Bazılarının başlığında yapay zeka tarafından üretildikleri belirtilirken bazılarında belirtilmiyor. Görseller sitenin arayüzünde yapay zeka tarafından üretilmiş olarak işaretleniyor.

Yapay zeka tarafından üretilen görüntüler, her iki tarafın da propaganda amacıyla kullanılarak suyu bulandırıyor. Adobe Stock ise bu tip görüntüler için kullanıcı tabanlı bir platform konumunda. Adobe bu platforma geçen yıl yapay zeka tarafından üretilen görüntü gönderimlerini de kabul etmeye başladı. Firma, içerik yönergelerinde kullanıcılara yapay zeka tarafından üretilen ve hakları şüpheli olan görüntüleri göndermemelerini söylüyor olsa da yönergelerde kullanıcıların şiddetli çatışmaları tasvir eden görüntüleri yükleyip yüklemeyeceklerinden bahsedilmiyor.

Adobe, gönderilen yapay zeka görsellerinin “yapay zeka tarafından oluşturuldu” şeklinden etiketlenmesini zorunlu tutuyor. Görsellerin çoğunun da etiketlendiği görülüyor. Nihayetinde, bu tür görüntüleri sorumlu bir şekilde kullanmak web sitelerine bağlı, ancak Adobe bu tür kullanımları olabildiğince azaltmaya çalıştığını söylüyor.

Adobe’den açıklama

Adobe’den yapılan açıklamada, “İçerik yönergelerimiz, kullanıcılarımızın yapay zeka tarafından üretilen görüntüleri ve diğer telif hakkıyla korunan içeriği göndermemesini şart koşuyor. Bu tür içerikleri fark ettiğimizde, bunları derhal kaldırıyoruz. Bu durumu ciddiye alıyoruz ve bu tür içeriklerin kullanımının önüne geçmek için çalışıyoruz” denildi.

Peki, bu durum ne anlama geliyor?

Bu durum, yapay zekanın görsel üretim gücünün giderek arttığını ve bu durumun propaganda gibi amaçlar için kullanılabileceğini gösteriyor. Bu tür görüntülerin doğruluğunu doğrulamak için mutlaka araştırma yapmak gerekiyor.

GGH 2023 girişimcilik ekosistemi paydaşlarını bir araya getirdi!

GEN Türkiye, Habitat Derneği idari yönetiminde 200 ülkede aktif olan Global Girişimcilik Networku’nun bir parçası olarak çalışmalarını sürüdürüyor.

GEN Türkiye Yönetim Kurulu, Türkiye ekonomisini ve toplumunu geliştirmek için girişimcilik ve yeniliğin gücüne inanan, alanında tanınmış liderlerden oluşuyor. GEN Türkiye Yönetim Kurulu, ulusal boyutta ekosistemi ileriye taşıyarak, ülke ekonomisine destek olmayı amaçlıyor.

Ekosistemi destekleyen Gen Türkiye, Global Girişimcilik Haftası(GGH) için önemli faaliyetler planlayan girişim ekosistemi paydaşlarını buluşturdu. Facebook İstasyon’da gerçekleşen paydaş toplantısında katılımcılar profesyonel bağlantı kurmanın yanı sıra etkinlik fikri, tanışma, uzmanlık ve iç görü alışverişinde bulundu.

Paydaş toplantısı GEN Türkiye yönetim kurulu başkan yardımcıları Emine Erdem ve Sezai Hazır’ın açılış konuşmaları ile başladı. Ardından Global Girişimcilik Haftası hakkında sunum yapıldı ve katılımcı paydaşlar bilgilendirildi. Program ardından beyin fırtınası oturumu ile devam etti, katılımcılar arasında ekosistem paydaşları yanı sıra girişimciler, öğrenciler ve iş dünyasından temsilcileri de ağırlandı. Girişimci odaklı etkinlik ve faaliyet fikirleri katılımcılar tarafından paylaşıldı. GGH süresince paydaşlardan farklı alanları özünde barındıran hem çevrimiçi hem de fiziksel olarak atölyeler, film gösterimi ve sohbetler, panel ve konferanslar, çalıştaylar, speed mentor ve/veya yatırımcı buluşmaları, speed networking çalışmaları yapmaları beklenildiği iletildi. Bu faaliyetleri ise Kasım ayı boyunca sosyal medya paylaşımlarında #GGH2023 ve #GEW2023 etiketlerini kullanarak, Gen TR adresini etiketleyerek global anlamda faaliyetlerini görünür kılabilirler. Ayrıca Kasım ayı içerisinde “Global Girişimcilik Haftası” adresine etkinlik detaylarını tüm paydaşlar girebilirler ve etkinliklerini herkese ulaştırabilirler.

GGH 2023 Sloganı ise Türkiye 100. Yılına özel “FİKRİ HÜR GİRİŞİMCİLER, VİCDANI HÜR GİRİŞİMCİLER, İRFANI HÜR GİRİŞİMCİLER” olarak belirlendi. Kasım ayı içerisinde ve sonrasında farklı paydaşlar yenilikçi faaliyetleri bu slogan eşliğinde kurgulamaya devam edeceklerdir. İkinci yüzyılda Türkiye girişim ekosisteminde önemli kazanımlar elde edilecektir. Bu kapsamda toplantı süresince özellikle birlikte katma değer yaratmak ve iş birliği üzerine duruldu. Toplantı programı sonunda ağı oluşturma için zaman ayrıldı. Gelen katılımcılar tanışarak girişimcilik ekosistemine değer katacak işler için fikir alışverişin de bulundu.

Apple’ın yeni iPad Pro modeli OLED ekranla geliyor

0

Teknoloji devi Apple, 2024 yılında iPad Pro serisini büyük bir yenilikle karşılamaya hazırlanıyor. En güncel tedarik zinciri raporlarına göre, Apple’ın yüksek performanslı iPad Pro modelleri OLED ekran teknolojisiyle tanışacak. İddialara göre, 12.9 inçlik iPad Pro’nun OLED ekran üretimi Şubat 2024’te başlayacak, bu da kullanıcıların daha canlı renkler ve enerji verimliliği ile tanışacakları anlamına geliyor.

OLED Info tarafından paylaşılan rapora göre, ilk etapta 11 inçlik ve 12.9 inçlik iPad Pro modelleri bu ekran teknolojisiyle donatılacak. Bu, özellikle grafik tasarımcıları, sanatçılar ve içerik üreticileri için daha yüksek renk doğruluğu ve kontrast sunarak birinci sınıf bir görsel deneyim vaat ediyor.

Ancak, sadece ekranla sınırlı kalmayacak olan güncellemelerle birlikte Apple, iPad Pro serisini donanım ve tasarım anlamında da bir üst seviyeye taşıyor. Ünlü analist Mark Gurman’a göre, yeni modeller M3 işlemcisi ile güçlendirilecek ve daha büyük bir model olan 13 inçlik iPad Pro kullanıcıların beğenisine sunulacak. Ayrıca, USB-C bağlantı noktasının korunacağı belirtilirken, kullanıcılar için önemli olan diğer bir yenilik ise Magic Keyboard’un tasarımında ve materyallerinde yapılacak değişiklikler. Ancak, bu gelişmiş klavyenin 300 dolar fiyat bandını aşabileceği ifade ediliyor.

Apple’ın 2024 vizyonu sadece iPad Pro serisiyle sınırlı değil. İlerleyen yıllarda, iPad mini ve iPad Air modellerinin de OLED ekran teknolojisiyle güncelleneceği öngörülüyor. Bu adım, Apple’ın geniş ürün yelpazesinde kapsamlı bir ekran revizyonu gerçekleştirmeye olan bağlılığını gösteriyor.

Ancak, tüm bu bilgiler henüz resmi olarak doğrulanmış değil ve kullanıcılar için merakla beklenen detaylar arasında yer alıyor. Apple’ın 2024’te iPad serisinde ne gibi sürprizlerle karşımıza çıkacağını öğrenmek için heyecanla bekliyoruz.

İnsan kaynakları için SuperApp geliyor!

0

Hizmet alanlarının erişimini kolaylaştırabilmek için insan kaynakları ve istihdamın gereksinimlerinin tamamını beş ana başlık altında toplayan Yenibiriş, bu inovasyon yaklaşımı ile merkezine insanı koyan HR Super App’i oluşturdu. Bu uygulamanın içerisinde yer alan tüm hizmetleri Yenibiris Plus platformuna taşıyan markanın bu ekosistem ile artık tek bir platform üzerinden motivasyon ve değer odaklı insan politikaları hizmetlerine ulaşılabilecek. Momentum’24 Zirvesi’nde yeni platformu tanıtan Yenibiriş Yönetici Ortağı Uğur Karaboğa, “Gerçekleştirilecek bu bütüncül hizmet hem mobil hem de web tabanlı sistemler üzerinden kapsamlı ve hızlı şekilde kullanıcılarımızın erişimine sunulacak. An itibarıyla hizmete giren bu sistemimiz, 2024 yılının ikinci yarısından itibaren de mobil altyapılar üzerinden hizmete girmiş olacak” dedi. Momentumun fizikteki formülünü de ortaya çıkardıklarını açıklayan Uğur Karaboğa, artık ‘İnsan Kaynakları’ birimini Motivasyon x Değer = Birey(Motivated and Valued Person) olarak tanımladıklarının altını çizdi. Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar’ın “Dünyada bir yetenek savaşı başlamış durumda” sözü ise geceye damgasını vurdu.

Motive ve değerli insan kaynağı 

Yenibiriş Yönetici Ortağı Uğur Karaboğa

Kuruldukları ilk günden itibaren momentumun gücüne inanarak yol aldıklarını ifade eden Uğur Karaboğa, “Fizik biliminin bir terimi olan momentum, bizim için basit bir tanımın çok ötesinde anlam ifade ediyor. Mesela bir sporcunun zıplamadan önce eğilip, kazandığı ivme ile hayallerine ulaşması, ya da genç bir girişimcinin küçük bir odada yalnız ürettiği fikrini, yüzlerce çalışana ulaştırma başarısı. Momentum kimi zaman da ilk okunu atan bir ulusun yüzyıllar boyunca güçlenerek ayakta kalması anlamına gelir. Ve yine o ulusun yüz yıl önce yakaladığı bu büyük momentumun, nice yüzyıllarca sürdürülmesi için şaha kalkmasını da ifade etmektedir. İşte bu momentumu oluşturmak için buradayız ve Yenibiriş olarak Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılının ilk yaşını coşkuyla kutluyoruz. İlkler her zaman önemlidir. Bizi o anlara taşıyan güç de momentumun kendisidir. Harekete geçmiş olduğumuz o andır. Biz de Yenibiriş olarak momentumun fizikteki formülünü temel alarak kendi formülümüzü geliştirmek istedik. Biliyoruz ki artık ‘İnsan Kaynakları’ kavramı günümüzde temsil ettiği değerler itibari ile yeniden ele alınması gereken bir birimi simgeliyor. Bu yeni vizyonumuz doğrultusunda oluşturduğumuz formül ile artık ‘İnsan Kaynakları’ birimini Motivated and Valued Person yani ‘MVP’ birimi olarak tanımlıyoruz” dedi.

Yenibiris Plus ile hizmetlere tek bir yerden ulaşılabilecek

Merkezine insanı aldıkları yeni vizyon doğrultusunda teknolojiyi ve dijital altyapıların da desteğiyle Türkiye’nin dört bir yanına insan kaynakları alanındaki hizmetleri erişilebilir kılmayı amaçladıklarını söyleyen Karaboğa, sözlerine şöyle devam etti: “Hizmet alanlarının erişimini kolaylaştırabilmek için insan kaynakları ve istihdamın gereksinimlerinin tamamını beş ana başlık altında toplayarak sadeleştirdik. Bu inovasyon yaklaşımı ile merkezine insanı koyan dijital bir yapı oluşturduk ve bir HR Super App doğmuş oldu. Bu uygulamanın içerisinde yer alan tüm hizmetlerimizi kapsayacak yeni dijital platformumuz da Yenibiris Plus. Bugünden itibaren Yenibiris Plus ekosistemi ile beraber motivasyon ve değer odaklı insan politikaları hizmetlerine tek bir platform üzerinden ulaşabilecek. Gerçekleştirilecek bu bütüncül hizmet hem mobil hem de web tabanlı sistemler üzerinden kapsamlı ve hızlı şekilde kullanıcılarımızın erişimine sunuluyor olacak. An itibarıyla hizmete giren bu sistemimiz, 2024 yılının ikinci yarısından itibaren de mobil altyapılar üzerinden hizmete girmiş olacak. Önümüzdeki yıl gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz Momentum’25 Zirvesi’nde ise ana tema olarak insan politikaları alanında yapay zeka kullanımı ve yetenek teması konularını işliyor olacağız.”

“Yeteneklerin en iyilerini alanların başarılı olmaması için hiçbir sebep yok”

Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar
Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar

Zirvenin bir diğer konuşmacısı ise Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar, “Günümüz iş dünyasında bir liderin başarıya ulaşması için kendi deyimimle içten yanan motorlu olması yani merak etmesi, okuması, yenilik peşinde koşması ve birçok işi aynı anda yapabilmesi lazım. İkinci olarak çevresine örnek olması, iyi bir liderin olmazsa olmazları arasında olmalı. Bunun yanı sıra liderin güven vermesinin yanında gelişime teşvik etmesi gerekiyor. Siz insanlara güvenip onların gelişimi için fırsat yaratarak fırsat verirsiniz inanılmaz işler başardığını görebilirsiniz. Hayatımızın tamamını oluşturan iletişim, başarılı bir liderin de olmazsa olmazıdır. İletişimi kuvvetli olan biri mutlaka kazanıyor çünkü iletişim onları bir yerden bir yere getiriyor. Ayrıca liderin işindeki başarısını sürdürülebilir kılması için en iyi ekiple çalışması ve cömert olması büyük öneme sahip. İş hayatının olmazsa olmazı olan network de liderliğin olmazsa olmaz faktörlerinden biri. Belki bugün tanıştığınız bir kişi beş yıl sonra size hayatınızın fırsatı için kapı aralayacak. Bugün geldiğimiz noktada liderler ne kadar önemliyse yetenekler de bir o kadar değerli. Nitekim dünyada bir yetenek savaşı başlamış durumda ve bu yeteneklerin en iyilerini alanların başarılı olmaması için hiçbir sebep yok. Bunun için de şirketlerin İnsan Kaynakları daha önce hiç olmadığı kadar önem vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

100 Yılın Değer Ödülleri sahiplerini buldu

Momentum’24 Zirvesi’nin ilk günü ‘100 Yılın Değer Ödülleri’ törenine de ev sahipliği yaptı. Sunuculuğunu Derda Yasir Yenal ve Oylum Talu’nun yaptığı gecede ‘100 Yılın Vefa Ödülü’ Özdemir Bayraktar’a, ‘100 Yılın Başarı Ödülü’ Türk Hava Yolları’na, ‘100 Yılın Güven Ödülü’ Shell’e, ‘100 Yılın Sanat Ödülü’ Ajda Pekkan’a, ‘100 Yılın Spor İnsanı Ödülü’ Fatih Terim’e, ‘100 Yılın Emek Ödülü’ Doğan Hızlan’a ve ‘100 Yılın Takımı Ödülü’ Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı’na verildi.

YouTube, reklam engelleyicilere savaş açmıştı; değdi mi?

YouTube’dan gelen ilk raporlar, kampanyanın bir etki yarattığını, ancak genel etkinliğin ihmal edilebilir düzeyde olduğunu gösteriyor.

Yaklaşık 75 milyon kullanıcıya sahip bir reklam engelleme sağlayıcısı olan AdGuard, Wired’a 9 Ekim ile ay sonu arasında kaldırma sayısının günde yaklaşık 11.000’e ulaştığını ve 18 Ekim’de yaklaşık 52.000’e yükseldiğini söyledi. Chrome uzantısı her gün yaklaşık 6.000 kez kaldırılıyor.

Reklam bloğu geliştiricisi Ghostery’nin ürün ve mühendislik direktörü Krzysztof Modras, Ekim ayının büyük bir bölümünde günlük normal sayıdan üç ila beş kat daha fazla kaldırma ve yükleme deneyimi yaşadıklarını; bunun da kabaca sabit bir kullanımla sonuçlandığını söyledi.

Modras, kaldırma sırasında ankete katılan kullanıcıların büyük çoğunluğunun, aracın kaldırılmasının nedeni olarak aracın YouTube’daki reklamları engelleyememesini gösterdiğini söyledi. 

Daha da ilginci, Ghostery’nin Ekim ayında Edge’deki kurulumların önceki aya göre yüzde 30 arttığını görmesi, kullanıcıların YouTube’un engelleyici yasağına geçici bir çözüm bulma konusunda çaresiz olduklarını gösteriyor.

Başka bir reklam engelleme sağlayıcısı olan AdLock’ta günlük yükleme ve kaldırma işlemleri Ekim ayında normalden yaklaşık yüzde 30 daha yüksekti.

Kesin olan bir şey var; savaş daha yeni başladı. YouTube, reklam engelleyici engelleme teknolojisini desteklerken mühendisler de bunu aşmanın bir yolunu bulmaya çalışacak. Kötü amaçlı yazılım yaratıcılarından ve web kullanıcılarını korumaya çalışan şirketlerden hiçbir farkı yok; üstünlük sağlamak için sürekli bir ileri geri mücadele veriliyor.

Kısmen sınırlı kullanıma sunulması nedeniyle YouTube şu anda avantajlı. Engelleyici blokajı tüm kullanıcılara yayılmadığından, aslında engelleme çabalarını yavaşlatıyor.

YouTube’un reklam görmek istemeyenler için çözümü, reklamsız hizmeti YouTube Premium için ayda belirli bir ödemeye katlanmak.

Üniversitenin geliştirdiği yapay zeka, saniyeler içerisinde tasarım geliştiriyor!

Ekip, tüm potansiyeliyle yapay zeka programının gelecekte insanların hiç düşünmediği yeni yaratımlar oluşturmaya yardımcı olabileceğini umuyor.

Araştırmacılar, programın nasıl çalıştığına dair pek fazla ayrıntı paylaşmadı; kullanıcıların istemlerine dayalı olarak çalışması açısından ChatGPT‘ye benzemesi dışında. Ekip, başlangıç ​​olarak programdan karada yürüyebilen fiziksel bir makine tasarlamasını istedi ve programa daha fazla bir şey sormadı; böylece programın çalışmasını değerlendirmesine ve daha fazla insan müdahalesi olmadan tasarımı ayarlamasına olanak tanıdı.

Yirmi altı saniye ve 10 tasarım denemesinden sonra yapay zeka, bir robotun 3 boyutlu yazdırılabilir bir planını başarıyla oluşturmayı başardı. Araştırma ekibine göre yapay zeka tarafından tasarlanan robot, saniyede vücut uzunluğunun yarısı kadar bir hızla yürüyebiliyordu.

Yapay zeka, robotu; robotun gövdesine hava enjekte edildiğinde kendi kendine hareket eden üç farklı bacakla tasarladı. İçeride, robotun gövdesi, görünüşe göre robotun çalışması için gerekli olan birkaç gizemli görünümlü delikle oluşturuldu. Araştırmacılar, tasarımın neden gövdede delikler içerdiğini tam olarak bilmiyorlar ancak robotun onlar olmadan çalışmayacağını kabul ediyorlar.

AI nedir

Robotun kendisi kendi başına muhteşem değil, ancak Northwestern Üniversitesi’nin yeni AI algoritmasının potansiyelini gösteriyor. Robot hakkındaki rapora göre, yalnızca insanların geçmiş çalışmalarını taklit etmekle kalmayıp “yeni” fikirler de üretebiliyor

Araştırmayı yöneten Sam Kriegman, The Robot Report‘a “Bu ilginç çünkü yapay zekaya bir robotun bacakları olması gerektiğini söylemedik.” dedi. “Bacakların karada hareket etmenin iyi bir yolu olduğunu yeniden keşfetti. Ayaklı hareket aslında karasal hareketin en etkili şeklidir.” 

Bu, araştırmacıların yeni yapay zeka algoritmasının yalnızca başlangıcı. Ekip, gelecekte algoritmanın olgunlaşacağını ve doğru yönlendirmelerle farklı türde robotlar yaratabileceğini umuyor.

Microsoft’tan Windows 10’a Copilot sürprizi

Microsoft, kullanıcı dostu yapay zeka asistanı Copilot’u Windows 10 işletim sistemi kullanıcılarına entegre etmeye hazırlanıyor. Halihazırda dünya genelinde bir milyardan fazla aktif cihazda kullanılan Windows 10, Copilot’un getireceği yeni özelliklerle bir adım daha öne çıkacak.

Windows Central’ın güvenilir kaynaklarına göre, Copilot’un hem Windows 10 hem de Windows 11 üzerinde sorunsuz bir şekilde çalışacak eklentilere sahip olacağı belirtiliyor. Bu, her iki işletim sistemi kullanıcısının da benzer bir deneyim yaşamasını sağlayarak uyumluluğu artırıyor.

Copilot

Yapay zeka Windows 11’in ağustos ayında beta olarak, eylül ayında ise resmi olarak kullanıma sunulmuştu. Ancak şu an için temel özelliklere odaklanan Copilot, ilerleyen aylarda Windows 10 üzerinde de kapsamlı bir kullanıcı deneyimi sunmayı hedefliyor. Bu, Windows 10’un geniş kullanıcı tabanına yeni ve gelişmiş özelliklerin getirilmesine olanak tanıyacak.

Microsoft’un bu hamlesi, Windows 10’un hala büyük bir aktif cihaz sayısına sahip olması göz önüne alındığında stratejik bir adım olarak nitelendiriliyor. Windows 11’in aylık aktif cihaz sayısı 400 milyon civarında olduğu düşünüldüğünde, Copilot’un Windows 10’u daha geniş bir kitleye ulaştırması hedefleniyor.

Ayrıca, bu güncelleme ile geliştiricilerin Copilot eklentileri yapmaya teşvik edilmesi, Microsoft’un yapay zeka tabanlı asistanını sürekli olarak güçlendirmesine katkı sağlayacak. Kullanıcılar, Copilot’un sunduğu akıllı özelliklerle Windows deneyimini daha da zenginleştirecekler.

Bu adım, Microsoft’un teknoloji dünyasındaki liderliğini sürdürme yolundaki kararlılığını ve kullanıcılarına en iyi deneyimi sunma taahhüdünü bir kez daha gösteriyor.