Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1847

Microsoft’ta bir ödül de ODC’ye

0

ODC İş Çözümleri sektördeki başarısını aldığı ödüllerle taçlandırıyor. Microsoft Türkiye’nin ekosisteminde yer alan başarılı iş ortaklarını ödüllendirmek amacıyla her yıl düzenlediği Microsoft İş Ortakları Ödül Töreni’nde, bu yıl farklı kategorilerde ödüller sahiplerine ulaşırken, “Yılın Özel Çözümler Geliştiren İş Ortağı – Kurumsal” kategorisinde ipi göğüsleyen şirket ODC oldu.

Microsoft İş Ortakları Ödül Töreni’nde Microsoft Türkiye’nin başarısının mimarları olarak görülen iş ortakları bir araya geldi. İş ortaklarının satış, büyüme, çözüm geliştirme, bulut bilişim ve müşteri memnuniyeti performanslarına göre değerlendirilerek verilen ödüller, Microsoft Türkiye Genel Müdür Tamer Özmen tarafından sahiplerine verildi.

Ödül töreninde konuşma yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Microsoft’un bulut yatırımları hakkında bilgi verirken, bulut teknolojisinin özellikle düşük maliyetleri nedeniyle şirketler açısından önemine işaret etti.

ODC İş Çözümleri CEO’su Oğuz Küçükbarak ise “Yılın Özel Çözümler Geliştiren İş Ortağı- Kurumsal” kategorisinde ödül aldıktan sonra şunları söyledi:

“Microsoft ile uzun zamandır iş ortağıyız ve vizyonumuz çok örtüşüyor. Birlikte bilgi alışverişi yaparak iş fırsatları yaratıyoruz. Bu sene bulut için birlikte farklı projeler gerçekleştirdik. Sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda iş hacmimizi önümüzdeki dönemde daha da geliştirerek birlikte yeni projeler planlıyoruz.”

ODC, en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında
E-posta ve SMS pazarlama, sosyal medya pazarlama, mobil pazarlama ve online anketler gibi dijital pazarlamanın her kanalında müşterilerine 360 derece çözümler sunan ODC, hem Türkiye’nin hem de EMEA Bölgesi’nin de en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında bulunuyor.

ODC, Türkiye’nin en hızlı büyüyen ilk 50 şirketinin belirlendiği Deloitte Technology Fast50 Türkiye’de üç kez üst üste yer almasının ardından, Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesinin en hızlı büyüyen 500 teknoloji şirketinin sıralandığı, Deloitte Technology Fast500 EMEA listesinde 153’üncü sıraya yükseldi.

Kurumsal Kariyer Uygulaması: “TT Kariyer”

0

Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan şirketi Türk Telekom, Türkiye’nin ilk mobil kurumsal kariyer uygulaması ‘TT Kariyer’i hayata geçirdi. Uygulama ile Türk Telekom’un iş ilanlarına mobil yoldan da başvurulabiliyor. Ayrıca uygulamada yer alan iş başvuru ipuçları, mülakat hazırlık önerileri ve ‘ilk mülakatım’ simülasyonu, tecrübesiz adaylara büyük kolaylık sağlıyor.

‘İlk Mülakatım’ sadece ‘TT Kariyer’de
Türkiye’de bir ilk olan ‘ilk mülakatım’ simülasyonu, adayların görüşme esnasında niteliklerini ve potansiyellerini en üst seviyede sergileyebilmeleri için bu süreci deneyimlemelerini sağlıyor. ‘İlk Mülakatım’ işe alım simülasyonu ile iş mülakatına gireceklere ‘Kişilik Envanteri’ ve ‘Yetkinlik Bazlı Mülakat’ uygulanıyor, ayrıca ‘Kişilik Testi Geribildirimi’, ‘Mülakat Geri Bildirimi’, ‘Meslek Seçimi’ ve ‘Kariyer Önerileri’ gibi konularda yönlendirmeler de yapılıyor. Simülasyona katılmak için uygulamada yer alan başvuru formunun eksiksiz doldurulması yeterli.

Uygulama gençlere deneyim kazandırıyor
Uygulamayı akıllı telefonlarına indiren herkesin kullanabileceği ‘TT Kariyer’in simülasyon kısmı daha çok gençleri hedefliyor. ‘TT Kariyer ’ uygulaması yeni mezun lisans öğrencileri, yeni mezun olacak son sınıf lisans öğrencileri, yüksek lisans ve doktora öğrencileri dahil olmak üzere, iş hayatına yeni adım atacak gençler için önemli bir deneyim sağlıyor. ‘TT Kariyer’ ile adaylar, mülakat esnasında niteliklerine göre potansiyellerini en verimli şekilde kullanabilecekleri pozisyonlar için, kendilerini daha iyi bir şekilde ifade etme imkanı bulabilecekler. Doğru adayın doğru pozisyonda çalışmasını amaçlayan uygulama sayesinde adaylar, işe alım alanındaki süreçlerin nasıl işlediğini, meslek seçimindeki önemli noktaları, analiz ve eleştiri süreçlerini, mülakat deneyimini ve geri bildirim raporlarını tecrübe ederek işin uzmanlarından bilgi edinebilecekler.

Mac kullanıcıları tehlike altında

2

Kaspersky Lab ve B2B International tarafından gerçekleştirilen ortak bir çalışma, her dört Mac masaüstü kullanıcısından birinin geçtiğimiz yıl bir zararlı programla karşılaştığını ortaya koyuyor. Çalışmada ayrıca bu siber saldırıların yüzde 21’inin, sistemi kurtarmak için satın alınan yazılımlar ve makineyi temizlemesi için kiralanan BT uzmanlarının maliyetlerini de içeren finansal kayıplara neden olduğu da görüldü.

Yeni tespit edilen bir Trojan olan Wirelurker, özellikle Apple kullanıcılarını hedeflemek için tasarlanmış zararlı yazılımların canlı bir örneği. Tespit edilmesinden önceki 6 ay içinde bir alternatif uygulama mağazasından 356 binden fazla indirilmiş ve oldukça yüksek sayıda bilgisayara virüs bulaştırmış. Wirelurker, virüslü bir bilgisayara bağlı herhangi bir Apple iOS cihaza bulaşmak için şimdiye dek bilinmeyen bir güvenlik açığından faydalanıyor olması açısından eşsiz. Trojan, daha önce ‘geçit vermemiş’ olarak bilinen cihazları üçüncü şahıs kaynaklarından uygulama indirmek açarak, bu cihazlara virüs bulaştırmayı başarıyor. Sonuç olarak zararlı yazılımlara karşı güvenli olarak bilinen bir işletim sistemi olan OS X’in kullanıcıları, güvenli olduğu bilinen bir diğer sistem olan iOS altında çalışan cihazlara yanlışlıkla virüs bulaştırıyor.

Ancak virüsler ve diğer zararlı yazılım tipleri Mac cihazı kullanıcıları için yegâne tehdit değil. Örneğin ağ saldırıları ve çevrimiçi dolandırıcılık, kurbanın cihazına zararlı yazılım yüklemeye gerek duymaz. Kimlik avcılığı bu tehditlerden biridir. İlginç bir şekilde finansal tehditlerle karşılaşan OS X kullanıcılarının oranı, genel kullanıcı ortalamasının üzerinde. OS X bilgisayar kullanıcılarının yüzde 51’i geçtiğimiz yıl içinde finansal tehditlerle karşılaştıklarını söyledi; genel olarak kullanıcılar arasında bu oran yüzde 43. Bu istatistikler Kaspersky Security Network verileriyle destekleniyor: Kaspersky Lab tarafından Kasım 2013-Ekim 2014 dönemi içinde tespit edilen tüm OS X kimlik avcılığı saldırılarının yüzde 44’ü finansal verileri çalmaya yönelik. Diğer ortamlarda finansal kimlik avcılığının payı ise yüzde 26.

OS X kullanıcıları ayrıca, cihazlarına yüklü yazılımın güvenlik açıkları gibi diğer platformlar arası tehditlere karşı da dikkatli olmalı. Örneğin, Eylül 2014’te yayınlanan ShellShock güvenlik açığı potansiyel olarak bir siber suçlunun bir bilgisayar üzerinde zararlı bir kod içeren herhangi bir kodu yürütmesine olanak tanıyor. Siber suçlular bu güvenlik açıklarını herkesten önce keşfederse, işletim sisteminin üreticisi sorunu gidermeden önce bu güvenlik açığından kötü niyetle faydalanmak için bir pencereye sahip olacak.

Bir başka ifadeyle hiçbir sistem için siber tehditlere karşı tamamen güvenli denemez; bu nedenle çevrimiçi güvenliği sağlamak için ekstra araçlar kullanılması gereklidir. Kaspersky Internet Security-çoklu cihaz 2015’e entegre Kaspersky Internet Security for Mac zararlı yazılımlara karşı etkili koruma sağlıyor, ağ ve kimlik avcılığı saldırılarını engelliyor.

Avaya İş Ortağı Ödülleri sahiplerini buldu

0

Avaya İş Ortağı Ödüllerinde; “En İyi İşbirliği Çözüm Ortağı”, “En Çok Büyüyen İş Ortağı” ve “En İyi Veri İletişim İş Ortağı” kategorilerinde İsnet, “En İyi Çağrı Merkezi Uygulamaları İş Ortağı” kategorisinde KoçSistem, “En İyi Toplam Çözüm Sağlayan İş Ortağı” ve “En İyi KOBİ İş Ortağı” kategorilerinde Empatel, “En İyi İşbirliği İş Ortağı” kategorisinde Netser, “En İyi Video İş Ortağı” kategorisinde Balkan, “En İyi Dağıtıcı” kategorisinde TopTel ve “En İyi E-devlet İş Ortağı” kategorisinde Net İletişim ödüle layık görüldü.

Ayrıca, 2014 yılında yaptıkları başarılı çalışmalarla İsnet firmasından  Eyüp Kara ve Empatel firmasından Ömer Özkul, “En Yüksek Katkı Sağlayan” ödülünün sahipleri oldular.

Ödül töreniyle ilgili görüşlerini açıklayan Avaya Doğu Akdeniz Bölgesi Genel Müdürü Sinan Dumlu şunları söyledi:
“Sektöre yeni ve yaratıcı çözümlerin yüksek hizmet kalitesi ile sunulması için iş ortaklarımızın yürüttüğü çalışmalar çok önemli. Avaya İş Ortağı Ödülleri ile bu çalışmalarına verdiğimiz değeri göstermek istiyoruz. Hedefimiz, iş ortaklarımızın sanallaştırma ortamlarına uygun veri merkezleri kurmasına, sofistike çağrı merkezi çözümleri ve bulut tabanlı uygulamalar önermelerine, gelişmiş tümleşik iletişim ve işbirliği uygulamaları sunmalarına yardımcı olmaktır.”

Bilişim altyapısına yılda 5 milyar dolar yatırım

1

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı toplantı salonunda, Sabahattin Zaim Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD) arasında “Bilişim Dersleri ile Revizyonu” imza töreni gerçekleştirildi. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, üniversite-bilişim sektörü işbirliği kapsamında çalışmaların başlatıldığını ifade etti. Elvan söz konusu protokolün üniversite ile sanayinin işbirliğinin geliştirilmesi, sanayinin bilgi ve iletişim sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda öğrenci yetiştirilmesi, öğrencilerin istihdamının sağlanması amacıyla Yazılım Sanayicileri Derneği ile iki üniversite arasında imzalandığını söyledi.

Bilgi ve iletişim sektöründe dünyada baş döndürücü gelişme yaşandığını dile getiren Elvan, dünyadaki hızlı değişim ve dönüşümün en önemli öncüsünün, bilgi ve iletişim sektörü olduğunu söyledi. Dünyada bilişim sektördeki büyüme hızının, dünyada ortalama büyüme hızının 3-4 katı olduğuna işaret eden Elvan, “Türkiye’de de yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 3-4 bandında beklenirken, bilgi ve iletişim sektöründeki büyüme hızı yüzde 10’un üzerinde oldu” dedi.

Dünyada nüfusun 7.2 milyar, mobil abone sayısının 7 milyar, internet kullanıcı sayısının 3 milyar olduğunu belirten Elvan, her bir dakikada 5 milyon video izlendiğini, 433 bin tweet atıldığını, 2,7 milyon arama yapıldığını söyledi. Bilgi ve iletişim sektörünün tüm sektörlerin lokomotifi olduğunu bildiren Elvan, Bakanlık olarak önümüzdeki günlerde bilgi ve iletişim sektöründe faaliyet gösteren yazılımcı firmalara Ar-Ge desteği vermeye başlayacaklarını ifade etti. Bakan Elvan, “2014 yılı Ekim ayı sonu itibariyle ülkemizde; Geniş bant İnternet abone sayısı 40,5 milyona, Mobil internet kullanan abone sayısı 31,8 milyona, Mobil abone sayısı 72 milyona, M2M abone sayısı 2.5 milyona ulaştı.

Makineler arası iletişime 2015 sonu itibariyle abone sayısının 7 milyonu aşacağını düşünüyoruz” dedi. Geçen ay yaklaşık 40 milyon olan genişbant abone sayısı, bu ay 40 milyon 500 bine yükseldi. Sadece bir ayda 500 bin abone sayısı arttı” dedi. Bu kadar hızlı gelişen sektörün, güçlü bir alt yapısının olması gerektiğine dikkati çeken Elvan, yılda 5 milyar dolarlık alt yapı yatırımı gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Nitelikli insan kaynağı konusunda ciddi sıkıntı yaşandığına dikkati çeken Elvan, “Bu protokolle, üniversitelerimiz bilgi ve iletişim sektörünün talep ettiği müfredat programı çerçevesinde öğrencilerini bir programdan geçirecekler. Üniversiteden mezun olur olmaz bu öğrencilerimiz Yazılım Sanayicileri Derneği Bakanlığımız tarafından işlerine yerleştirilecekler. Yani istihdam garantili sistemi yürürlüğe koyuyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin her bir yerleşim yerine internet ve mobil telefon iletişimini ulaştırmak istediklerini bildiren Elvan, 1 yıl içinde ulaşılamayan hiçbir yerleşim yerinin kalmayacağını söyledi. Elvan, “Nüfusu 1-500 arasında olan ve halen hiç kapsama bulunmayan 1799 yerleşim yerinin Evrensel Hizmet Fonu içinde GSM Kapsama Alanına alınması kapsamında hali hazırda altyapı kurulumlarının yaklaşık yüzde 86’sı tamamlanmıştır. Hedefe 2015 ortalarında ulaşılacağına inanıyorum” diye konuştu.

2015 sonunda 4G’yi devreye sokarak, Türkiye’nin ulaşım ve iletişim alt yapısının, dünyada rekabet edilebilir konuma ulaşmasını sağlayacaklarını anlatan Elvan, Türkiye’de Veri İletim Merkezleri ile İnternet Değişim Noktaları kurulması amacıyla çalışmaları başlattıklarını kaydetti. Sayısal arşiv, oyun, bilgisayar pazarı, yazılım ürünleri gibi alanlarda yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Elvan, bu konudaki çalışmaların da başladığını, bu alanları içeren yasal düzenlemenin önümüzdeki yıl yapılmasının planlandığını ifade etti.

Acil durumlarda kullanılan mobil baz istasyonlarının kurulması konusunda bu yıl yoğun bir çalışma yaptıklarını ifade eden Elvan, her iki ile bir mobil istasyon olacak şekilde planlama yaptıklarını bildirdi. Elvan, “Acil durumlarda kullanılan Mobil Baz İstasyonlarının faydasını bu güne kadar birçok olayda gördük. Acil durumlarda haberleşmenin aksamadan devam etmesi için ülke genelinde 25 bölgede bulunan Uydu Transmisyonlu Mobil Baz istasyonlarının sayısı 40’a çıkarıldı ve her iki ile bir mobil istasyon olacak şekilde gerekli planlama yapılmıştır” dedi.

Ortak hedeflerin konmasının ortak akılla olacağını belirten Elvan, burada sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve ilgili tüm taraflarla işbirliğine devam edeceklerini, ülkenin ihtiyacı olan orta ve uzun vadeli bakış açısı çerçevesinde yapılması gereken çalışmaları birlikte yapacaklarını kaydetti.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer de söz konusu çalışmaların çok ciddi bir ihtiyacı gidermek için yapıldığını söyledi. Bu konuda sadece Türkiye’de değil Avrupa Birliği’nde de (AB) ciddi bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Acarer, “Önümüzdeki 5 yıl içinde 860 bin yeni yazılım elemanı ihtiyacı var Avrupa’da. Türkiye’de her yıl en az 10 bin yeni yazılım elemanına ihtiyaç var” dedi.

Yayımlanan sektör raporlarına göre, sektörün en önemli ihtiyacının yüzde 59 ile nitelikli eleman ihtiyacı olduğunun belirtildiğini anlatan Acarer, bu tür işbirlikleriyle yeni elemanların sektöre katılacağını ve yazılım sektörünün daha da ileriye gideceğini ümit ettiklerini söyledi.

YASAD Başkanı Doğan Ufuk Güneş de sektör olarak en önemli sorunlarının nitelikli eleman olduğunu dile getirerek, sektörün her yıl 50 bin civarında yeni personel ihtiyacı olduğunu, üniversitelerden mezun olan öğrenci sayısının ise 12 bin olduğunu söyledi. Güneş, 10 yılda 1 milyon istihdam, 10 yılda 10 milyar dolar ihracat hedeflerinin olduğunu ifade ederek, “Bugün yaptığımız protokolle bu hedefe bir adım daha yaklaşmış olacağız. İnşallah hükümetimizin desteğiyle doğru adamlar atmaya devam edersek Türkiye’nin petrolü önümüzdeki yıllarda yazılım olacaktır” diye konuştu.

Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Mustafa Aydın ise üniversitelerinin kurulduğu günden bu yana uygulamalı eğitim yaptıklarını ifade ederek, üniversite-sanayi işbirliği atılımının kendilerini heyecanlandırdığını belirtti.

Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Mehmet Bulut da Türkiye’de üniversitelerin son yıllarda nicelik olarak arttığını kaydederek, Türkiye’nin bu nicelik artışıyla beraber üniversitelerin yüksek öğretim sistemindeki niteliğinde artışına tanıklık ettiklerini bildirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Elvan, BTK Başkanı Acarer, YASED Başkanı Güneş, Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Bulut ve Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Aydın tarafından protokoller imzalandı.

Avea’ya yurtdışından ödül

0

BT yönetimi ve otomasyon alanında 2014 yılında gerçekleştirdiği başarılı projelerle öne çıkan Avea, Barselona’da düzenlenen uluslararası HP Discover 2014 etkinliğinde “Yılın En iyi BT Yönetimi” ödülüne layık görüldü. Proje uygulayan tüm telekomünikasyon şirketlerinin başvurusuna açık olan organizasyonda Avea, gerçekleştirdiği projelerin başarısı, ölçülebilirliği ve ölçeklenebilirliğiyle öne çıkarak ödül alan şirket oldu.

Avea Teknoloji Operasyonları adına alınan ödül için, Avea Teknoloji Operasyonları Grup Direktörü Nazım Efe, “Avea olarak uluslararası bir organizasyonda çalışmalarımızın ödüle layık görülmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Projelerimizi hayata geçirirken gelişen ihtiyaçları göz önüne alarak ölçeklenebilirliği ön planda tutan yaklaşımımız ve sürekli performans ölçümünü mümkün hale getiren ölçülebilir kalite anlayışımızla, operasyonel mükemmelliyet ve müşteri deneyimi ve memnuniyeti için çalışıyoruz” dedi.

Otomasyon projesiyle ayda 4 bin 200 saat kazanç sağlanıyor

Avea’ya ödül kazandıran projeler:

Proaktif Raporlama: Avea akıllı telefon uygulamalarını ve iş uygulamalarını kullanan son kullanıcıların ve abonelerin deneyiminin izlenmesini, ölçümlenmesini ve iş servislerinin yönetimine odaklı BSM ürünü üzerinde raporlanmasını sağlıyor. Böylece müşterinin yaşadığı olumsuz deneyimlere erken müdahale imkânı doğuyor.

Zengin Otomasyon Çözümleri: Süreç, sunucu ve ağ otomasyonuyla ayda yaklaşık 4 bin 200 saatlik işgücü kazanımı sağlanıyor. Sistem ayrıca uygulama, sistem ve ağ katmanlarında da zengin otomasyon olanakları sunuyor.

BT’de 2015 stratejileri belli oldu

1

Yapılan araştırma sonuçlarına göre şirketlerin, yüzde 39’u BT harcamalarını yüzde 5 artırmayı hedefliyor. Yüzde 50’si geçen yıla oranla aynı kalmayı veya harcamaları yüzde 5 azaltmayı düşünüyor. Bu şirketlerin sadece yüzde 11’i BT harcamalarını kesmeyi planlıyor.

Yüzde 30’u çalışan sayılarını artırmayı, yüzde 35’i açık pozisyonları doldurmayı, yüzde 27’si şuan ki durumlarını korumayı ve yüzde 8’i personel çıkarmayı planlıyor.

Yüzde 74’i firmalarında BT projelerine olan talebin çoğalmasını planlıyor. Yüzde 23’ü talebin aynı kalmasını, yüzde 3’ü ise talebin azalmasını bekliyor.

Yüzde 70’i BT haricinde yapılan harcamalarda Bilgi teknolojilerinin güçlü bir etkisi olduğunu söylüyor.

Yüzde 28’i BT harcamaları dışında teknolojik harcama yapmamayı planlıyor. Yüzde 36’sı BT organizasyonun dışında iş birimlerinin kendi bütçeleri olduğunu söylüyor. Diğer yüzde 36 ise iş birimlerinin kendilerine ait resmi bütçelerinin olmadığını fakat yine de harcama yapacaklarını belirtiyorlar.

Yüzde 41’i güvenliğin en önemli teknolojik öncelik olduğunu düşünüyor.

Yüzde 42’si robotlar ve robot endüstrisiyle ilgilenmiyor.  Sadece yüzde 3’ü bu alanın çok önemli olduğunu yüzde 12 ise sadece önemli olduğunu düşünüyor.

Yüzde 54’ü ise veri analitiğinin çok önemli olduğunu belirtiyor.

Yüzde 44’ü ise mobil uygulamaların çok önemli olacağını düşünüyor.

3D yazıcıdan ev çıkartmak artık mümkün

0

Katmanlı imalat ya da diğer adıyla 3D baskı, gelecekte binaların yapılış şeklini değiştirecek. Örneklerini şimdiden görebildiğimiz bu teknoloji, makul fiyatlı konutlara olan ihtiyaç ve altyapı modernizasyonu gibi şehir hayatında karşılaştığımız zorluklara yönelik bir çözüm olarak öne çıkıyor. Süreç şu ana kadar yavaş gelişse de şimdiden yakın gelecekte inşaat sektörünün en kilit bileşenlerinden biri olacağı söylenebilir.

Son iki yıl içinde; ölçeklendirilebilirlik teknolojisinde sağlanan gelişmeler, 3D baskının küçük ölçekli mimari model ve prototiplerin ötesine geçmesine imkan verdi. Artık gerçek konut ve altyapı inşaatlarında kullanılabilen bu yöntem, işgücü maliyetlerinin düşürülmesi ve yıllardır vaat edilen ölçek ekonomilerine geçiş için önemli bir kriter olarak görülüyor.

Dünyanın lider 3D yazılım şirketi Autodesk, inşaat ve altyapı tasarımında sayısal 3D modelleme yazılımları kullanarak yapılan inşaat projeleriyle ilgili paylaştığı üç büyük örnek ile geleceğin vizyonunu bugüne taşıyor. Bu örnekler, 3D modelleme yazılımı ve baskı teknolojilerindeki ilerlemeler ile birlikte, mimari ve inşaat profesyonellerinin hızla şehirleşen gezegenimiz için bina çözümlerini daha etkin ve sürdürülebilir şekilde tasarlayıp uyguladığı bir dünyaya işaret ediyor. 3D baskı ile şehirlerde göze hoş görünen yepyeni bir mimari ve altyapı çalışmaları yakın görünüyor.

İşte dünyanın dört bir yanından 3D baskının mimari, mühendislik ve inşaata yönelik yaklaşımları ne şekilde değiştirdiğini ortaya koyan üç örnek:

Kanal Evi, Amsterdam
Tamamıyla 3D baskı ile ortaya çıkarılan bir ev inşa etme yarışına katılan ilk şirket, Amsterdam’dan DUS Architects oldu. DUS ve Ultimaker tarafından üretilen ve 6 metre yüksekliğinde bir 3D yazıcı olan The KamerMaker’ın (oda yapıcı) yardımıyla bir buçuk yıldır Amsterdam’ın ünlü kanallarından birinde parça parça bir ev ‘basılıyor’. Şirket, tahminlerine göre 3D inşaatı 2015 yılına kadar tamamlayacak.

WinSun Evleri, Şanghay
Dünyanın diğer ucundan, 3D baskılı konut konusuna tamamıyla farklı bir bakış açısı getiriliyor. Her ne kadar deneysel ve mimari açıdan zarif olan Kanal Evi, malzemelerde bilim ve inşa edilebilirliğin sınırlarını zorlasa da tamamlanma süresi üç yıl olacak. Bu esnada Shanghai WinSun Dekorasyon Tasarım Mühendisliği, her biri yaklaşık 4.800 ABD dolarına mal olan 10 adet 3D basılı evi 24 saatten kısa bir sürede inşa ettiğini iddia ediyor.

Kurilpa Köprüsü, Brisbane
Yol ve köprü altyapısı da şehirlerin yaşanabilir ve çalışılabilir hale getirilmesinde en az konut kadar önemli. Yakın zamana kadar, temelinde metal parçaların 3D baskısı anlamına gelen doğrudan metal lazer sinterleme (DMLS), havacılık ve otomotiv sektörlerinde kapsamlı şekilde kullanıldı. Ancak köprüler ve diğer kentsel altyapı türlerindeki kullanılabilirlik ve maliyet, etkinlik açısından kapsamlı şekilde incelenmedi. Bunun öncelikli nedeni, her köprünün kendine özgü bir tasarıma sahip olması, modelleme ve üretimden elde edilen tasarrufun aynı ölçüde belli olmaması.

BTK üçüncü çeyrek raporunu yayınladı

0

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 2014 yılı üçüncü üç aylık dönem (Temmuz-Ağustos-Eylül) Türkiye Elektronik Haberleşme Pazar Raporu’nu yayınladı. Rapora göre sabit pazarda yaşanan gerilemeye paralel olarak mobilin artışı da sürüyor.

BTK raporunda genel pazar verileri altında yer alan bazı başlıklar ise şunlar:
– 11 Kasım 2014 itibarıyla elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısı 654 olup bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısı 1094.

– 2014 yılı üçüncü üç aylık dönemde Türk Telekom ve mobil şebeke işletmecilerinin net satış gelirleri yaklaşık 7,3 milyar TL olarak gerçekleşmiş.

– Diğer işletmecilerin net satış gelirleri 2014 yılı üçüncü çeyrekte yaklaşık 1,9 milyar TL olarak gerçekleşmiş.

– 2014 yılı üçüncü çeyrekte Türk Telekom ve mobil işletmecilerin toplam yatırım miktarı yaklaşık 990 milyon TL olarak gerçekleşmiş.

– Diğer işletmeciler tarafından 2014 yılı üçüncü çeyreğinde yaklaşık 304 milyon TL yatırım gerçekleştirilmiş.

– 2014 yılı üçüncü çeyrekte toplam mobil trafik miktarı 53,1 milyar dakika olurken sabit trafik miktarı ise 3,3 milyar dakika olarak gerçekleşmiş. Bir önceki üç aylık döneme göre mobil trafik miktarı yaklaşık yüzde 1,9 oranında artarken sabit trafik miktarı ise yaklaşık yüzde 11,1 oranında azalmıştır. Trafiğin büyük bir kısmını (yüzde 89,1) mobilden mobile giden trafik oluşturuyor.

– 01/08/2012 ile 07/11/2014 tarihleri arasında Kuruma gelen toplam şikayet sayısı 145.983 olup; bu şikâyetlerin bu şikâyetlerin 142.286 tanesi cevaplanmış, 3.178 tanesi işleme konulmuş fakat sonuçlanmamış.  Bu dönemde en fazla şikâyetin yaklaşık yüzde48 oranında GSM hizmetleri ile ilgili olarak yapıldığı görülüyor.

Mesajlaşma uygulamaları neden bu kadar önemli?

1

Facebook Şubat ayında WhatsApp’ı satın almak için 22 milyar dolara yakın para harcadı. Hatta Snapchat’e bile en az üç milyar dolar önerdi ancak Snapchat CEO’su Evan Spiegel teklifini reddetti. Peki mesajlaşma uygulamalarının bu denli önemli olmasının sebebi ne?

İşte bu: BI Intelligence tarafından Experian verisine dayanılarak hazırlanmış olan grafikte görüldüğü üzere, ortalama bir akıllı telefon sahibi neredeyse bir saatini (tam olarak 58 dakika) telefonunda geçiriyor ve bunun yüzde 55’i herhangi bir iletişim aracına gidiyor: konuşma (yüzde 26), mesajlaşma (yüzde 20) ve e-posta (yüzde 9). Çoğu mesajlaşma uygulaması insanların kendilerini terk etmeden üzerlerinden iletişimlerini sürdürmelerini umarak bu tüm bu servisleri tek ve güzel bir pakette toplamaya çalıyor. Ne de olsa para popülaritenin olduğu yerde.

bi

Abonelik iş modeli her sektörü kökten değiştirebilir

0

“Uzun sözün kısası, yazılım dünyayı ele geçiriyor.” – Marc Andreessen, 2011.

Andreessen’in o günlerde söylediği bu söz şimdi daha da geçerli. Sadece üç yıl geçti ancak yazılıma geçişin sonuçlarını neredeyse her sektörde görebiliyoruz. Örnek olarak teknolojinin yayıncılık endüstrisi için (veya bakış açınıza göre yayıncılık endüstrisine) neler yaptığına bakın. Kapaklı kitaplar ve gazeteleri fiziksel olarak okuduğumuz dünyadan çok satanları ve günün başlıklarını uygulamalar ve e-kitap okuyuculardan takip ettiğimiz bir dünyaya geldik. Bu sadece mevcut durumun bir kısmı. Üstelik çok küçük bir kısmı. Yazılım dünyayı tartışılamaz derecede ele geçirdi ve aynı şekilde yazılım iş modeli de bunu yaptı. Yazılım geçmişte bir pakete konur ve alıcılara gönderilirdi veya bir disk üzerinde sayın alınır ve bilgisayara yüklenirdi. Bugün ise abonelik usulüyle satılıyor ve “SaaS” terimi neredeyse herkesin lügatine girmiş durumda.

SaaS şirketleri neredeyse her zaman satış yapıyorlar zira müşterilerini her ayın sonunda “iptal et” butonuna basmaktan uzak tutmak zorundalar. Bu da müşterilerine her zaman bir değer sağlamak zorunda olduklarını gösteriyor. Satın alındıktan sonra bozulana kadar vadettikleri şeylerde kalan eski usul satıcılardan olabildiğine farklı bir sistem. Altındaki iş modeli tarafından yönlendirilen kaliteye olan odak tüm bilişim kategorileri arasından yazılımın en yüksek büyümeye sahip olmasının nedenlerinden bir tanesi.

Abonelik temelli iş modelleri yazılımı tamamen ele geçirmiş durumda, öyle ki artık yazılımı başka herhangi bir şekilde satmaya çalışmak oldukça gülünç kalıyor.

Cloud Gadgets

Yazılımdan ticarete

Abonelik sistemi yazılımda olduğu kadar ticarette de güçlü. Müşteri deneyimini önemli ölçüde geliştiriyor ve satıcının işini tamamen değiştiriyor. Tüketiciler için; abonelik onları belli bir zaman aralığında sevdikleri ve ihtiyaç duydukları en iyi markalar, ürünler ve servislerle bağlıyor. O markaların müşterilerin yinelenen ödemelerine devam etmeleri için isteklerini tam olarak yerine getirmeleri gerekiyor. Müşteri söz sahibi olduğu için ürün kalitesi ve deneyimi sürekli artıyor. Eğer ürünü sevmezlerse herhangi bir anda üyeliklerini sonlandırabiliyorlar ve bam – iş bitiyor. Tüketiciler abonelik modeline bayılıyorlar çünkü bu onlar için kolay ve etkili bir deneyim anlamına geliyor.

Öte yandan abonelik modeli satıcıların sıfırdan daha iyi bir iş kurmalarına olanak tanıyor. Abonelik modelleri müşteri elde etmeden ziyade onu elde tutmaya dayanıyor, bu da müşteri kazanmada daha iyi yatırım dönüşü anlamına geliyor. Hammaddelere olan talebi daha iyi tahmin edip envanter problemini çözebiliyorlar. Sonucunda da gelir daha tahmin edilebilir hale geliyor. Şirketler daha akıllı ve hızlı oluyor.

Fakat esas nokta şurası ki abonelik modelinin aslında yazılımdan daha çok ticarette başarılı olduğu düşünülüyor. E-ticarette yazılımda olmayan şu büyük problem mevcut: envanter yönetimi. Envanteri yönetmek o kadar zor ki envanter yönetimi hataları koca bir sektör oluşumuna sebebiyet verdi. “Şok fırsat” lar yanlış talep hesaplanmasından ötürü dolan envanteri boşaltmak için tasarlandı. Abonelik sunan işlerde ise böyle bir problem bulunmuyor. Eğer 1000 aboneniz varsa o 1000 kişi için ne kadar ürün sipariş etmeniz gerektiğini oldukça isabetli bir şekilde hesaplayabiliyorsunuz. Mevsimlik dalgalanmaları tahmin etmek zorunda değilsiniz.

subs

Ancak henüz başlangıç safhasındayız. Abonelik sistemi henüz bazı dikeylerde mevcut değil. İşe yaramayacağı için değil, abonelik sistemi kurmak ve yönetmek için olan teknolojinin henüz bu dikeydeki ürünleri bilen insanlara ulaşmaması sebebiyle. Bu dikeylerdeki ürün uzmanları abonelik modelleriyle deneyler yapmak için yeterli erişime sahip değiller.

Abonelik bazlı ticaretin bugün 1999 yılında e-ticaretin erişilebilir olduğu kadar erişilebilir olduğu söylenebilir, yani neredeyse hiç. Amerika sayımına göre 1999’da e-ticaret perakende satışları tüm perakende satışlarının yüzde 0,5’i olan 15 milyar dolara denk geliyordu. Daha sonra 2004 yılında yayınlanan yeni bir rapor e-ticaret perakende satışlarının tüm perakende satışlarının yüzde 4’üne denk olacak şekilde 145 milyar dolara eriştiğini gösterdi. On yılda muhteşem bir büyüme gerçekleşmiş ve abonelik modeli için de aynısı geçerli olabilir.

Abonelik sistemi, yazılımı ele geçirmesindeki aynı sebeplerden ötürü e-ticareti de ele geçirebilecek.

Ne olacak bu internetin geleceği?

1

Çoğumuz internetsiz nasıl yaşadığımızı hatırlamak istemiyoruz, hatta bazılarımız hatırlamıyor bile… İnsan hayatını şekillendiren ve yön veren herşey geliştirilen teknolojilerdir, buluşlardır. Toplayıcı olarak yaşayan ilk insanların karasabanın ilk halini keşfetmesi ve toprağı daha rahat işlemesi, karnını doyuracak sebzeleri, meyveleri daha rahat ekebilmesi, daha fazla toprağı işleyerek üretim fazlasını depolayabilmesi emin olun o dönem insanı için bizim internetsiz yaşayamayacağımız gibi önemli bir buluştu. O dönemde kaçınılmaz son olarak karasaban teknolojisine sahip olmayan ve bu yüzden daha az toprağı işleyerek karnını doyuramayan kabileler karasabanı icat eden kabilenin kölesi oldular.

Bu sistem aynı diğer teknolojilerde olduğu gibi sarmal bir döngü halinde günümüze kadar geldi. İnsan ırkının çoğalması, kabilelerin devletler haline gelmesi bu sistemi etkilemedi, sadece teknolojik gelişmelere paralel olarak kendini yeniledi. Temel felsefe hep aynıydı: Teknolojiye sahip olan bir diğerini köleleştirdi.

Karasabana sahip olan kabile, üyelerinin aç kalmamasını garanti edebiliyordu. Dolayısı ile o kabile kendisi için savaşacak ve çalışacak köle bulmakta güçlükte çekmiyordu. Karasaban teknolojisi aç kalınmayacağının garantisiydi. Karasaban sahibi olmayan kabileler bu kabileye katılmak için sıraya giriyordu. Dönemin GreenCard’ını alabilmeniz ve karnınızın doyması için ya iyi bir savaşçı ya da efendisine kayıtsız şartsız itaat eden iyi bir köle olmanız karasaban teknolojisinin sahibi olan kabile için yeterliydi.

Son dönemde insan hayatını değiştiren birçok teknoloji geliştirildi. Televizyon, savunma teknolojileri, bilgisayar teknolojileri, uzay teknolojileri, enerji teknolojileri vs.

Tüm bu teknolojileri tek tek açmaya gerek duymuyorum. Ama bu teknolojilerin tek ortak noktası hepsinin internet teknolojisine bağlı olması. Kabaca düşünürsek, dünyadaki milyonlarca banka şubesini birbirine bağlayan, milyarlarca bilgisayarı birbirine bağlayan, yüzbinlerce uçağın iniş kalkışını kontrol eden, havaalanlarının güvenliğini sağlayan, milyarlarca cep telefonunun işleyişini sağlayan, neredeyse tüm dünya ülkelerinin askeri tesislerinin kontrolü hatta en basiti yemek listeleri bile internet teknolojilerinden faydalanılarak yönetiliyor, hazırlanıyor veya idare ediliyor. Bu örnekleri bir kaç bin taneye kadar çıkarmak mümkün.

Peki nereden çıktı bu internet teknolojisi, kimdir bunun sahibi?
Bu muazzam teknoloji ilk olarak Amerikan ordusunda kullanıldı. Yani bu teknoloji Amerika devletinin malıdır.  Yukarıda da değindiğimiz gibi teknolojiye sahip olan devlet, teknolojisini kullanarak diğer topluluklar üzerindeki öncülüğünü, zenginliğini sürdürmek ister. İnternet teknolojisi de aynen bu mantık çerçevesinde kontrollü olarak dünyadaki diğer topluluklara, devletlere verildi veya sisteme dahil edildi. Ancak kesinlikle şu durum göz ardı edilmemeli, hiçbir devlet çıkarı olmadan bir ülkeye teknoloji transferi yapmaz. İnternet teknolojisine bağlanan tüm bankalar, telefon operatörleri, TV şirketleri ve devletlerin tüm hizmetleri bunun bedelini de ödemek zorundadır. Kendinizden pay biçin, kimsenin yapamadığı bir buluş geliştirdiğinizde veya yeteneğinizi ortaya çıkardığınızda kazancınızı maksimize etmek, hayat standardınızı yükseltmek istersiniz. İşte devletlerin kontrolündeki teknolojilerde de bu durum esas alınır. İnternet gibi hayati teknolojilerde elbette paradan daha değerli şeylerde söz konusudur. Karasabanı icat eden kabile emin olun kendi karasabanlarından daha iyi daha nitelikli bir karasabanı icat etme ihtimali olan kabileden hiç haz etmemiştir ve onları kontrol etme gereği duymuştur.

Diğer ülkelere teknoloji transferi yapan devletler için en önemli şey, o teknolojinin çalınmayacağından ve daha iyisinin kendi kontrolleri olmadan geliştirilmesi ihtimaline karşı önlemler alınmasını sağlamaktır. Teknolojilerini transfer ettikleri devletlerin yöneticilerinin neler yaptığı, devlet sırlarının öğrenilmesi kısacası o devletin mahreminin de gözaltına alınması teknoloji satan/transfer eden ülke için değerlidir. Çünkü teknoloji geliştiren devletler, bilginin (hele ki devletlere ait gizli bilgilerin) ne kadar değerli bir güç olduğunu herkesten daha iyi bilirler. Nitekim internet teknolojisi de Amerika tarafından dünyadaki diğer ülkelere verilirken tüm bu hususlar dikkate alınmıştır.

Hatırlayacağınız gibi 2014 yılının başlarında Amerika istihbaratının tüm dünyayı dinlediği açıklanmış, bunu yaparken de internet teknolojilerinin kullanıldığı çıkan haberlerde yazılıp çizilmişti. Elbette Amerika devleti bu iddialara detaylı cevap verme gereği bile duymamış, internet teknolojilerini kimseye zorla kullandırtmadığını, herkesin bu teknolojiyi kendi isteği ile kullandığını tüm dünyaya uygun şekilde hissettirmiştir. Kaldı ki bu teknolojiyi kendi ülkesinde kullanan ve haddini bilen birçok devlet yöneticisi de dinleme olaylarına ait tartışmaları kendi ülkelerinde geçiştirmiş ve teknolojisini kullandığı devleti kızdırmamaya özen göstermiştir. Özetlemek gerekirse teknoloji transferi yapan Amerika elbette ki teknolojisinin karşılığında istediği her şeyi teknolojisini transfer ettiği ülkeden alabilir. Çünkü kimseyi zorlayarak gelin bu teknolojiyi kullanın dememiştir.

Diğer Devletler ve İnternet’in Durumu?
İnternetin, Amerika Devletinin malı olması ve bu teknolojinin yönetimini kimseyle paylaşmaması uluslararası platformlarda da sürekli gündeme getirilmektedir. Son yıllarda Birleşmiş Milletlerde gündeme gelen Amerika’nın internetin kontrolünü ve yönetimini diğer ülkelerle de paylaşması gerektiği yönündeki baskılar artmaktadır. Elbette haklı olarak Amerika devleti bu tartışmalara kulağını tıkamış durumda ve internetin yönetimini kimseyle paylaşmaya yanaşmamaktadır.

Binlerce yıldan beri insanoğlu icatlarını ve buluşlarını, kazancını maksimize etmek, kendi çevresinin/topluluğunun/devletinin daha rahat, daha güvenli şekilde yaşaması için korumakta ve kimseyle paylaşmamaktadır.

Teknoloji ve Psikoloji
Teknoloji geliştiren devletler tüm bu çalışmalarını elbette gizlilik içerisinde yaparlar. Çünkü teknoloji geliştirilmesinin aynı zamanda dünyada psikolojik üstünlükte sağladığı bir gerçektir. Devletlerin birbirlerine karşı olan asıl tehdit algıları, sahip oldukları teknolojilerden daha üstününü rakibinin geliştirme kaygısıdır. Sanayi casusluğu, fikir hırsızlığı, bilim insanı teşvikleri, bilim insanı cinayetleri, vb. arka planda dönen devletler arası teknoloji savaşının birer argümanıdır.

Farklı bir örnek verecek olursak, savaş teknolojisi geliştiren ülkeler çoğu zaman masum ülkelerde bu acımasız teknolojileri kullanarak saldırmaya cesaret edemedikleri rakiplerine güç gösterisi yapmayı tercih ederler. Bunlar işin psikolojik tarafıdır.

Peki, Amerika gibi teknoloji geliştiren rakipleri ne yapıyor? Arada bir basında, bazı ülkelerin kendi internet ağlarını kurduklarını bunu test ettikleri haberlerine denk gelmişsinizdir. Evet, birçok ülke kendi internetini kurmaya çalışıyor ve ciddi gelişmelerde söz konusu.

Amerika devleti elbette kendi teknolojisi olan interneti korumaya devam edecek, bunun için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Amerika ordusunun, denizaltılarının, savaş gemilerinin okyanusun altından geçen internet kablolarının güvenliğini sağlama görevi olduğunu da mutlaka okumuşsunuzdur. İnternet, Amerika devleti için yeni dünya düzeninde asla vazgeçemeyeceği en etkili silahtır. Hiçbir savaşçıda savaşmadan silahını teslim etmez.

İnternete ne olacak?
Elbette internet teknolojisi de biçim değiştirecek. Aynı binlerce yıllık basit karasabanın traktör olması gibi. Nasıl ki ilk uzun menzilli, isabetli atış yapan güçlü toplardan Scud, Patriot teknolojilerine geldiysek internette biçim değiştirecek ve her devlet kendi internetine sahip olacak ve kullanacak. Belki yüzlerce yıl sonra insan ırkı nasıl ki karasaban teknolojisini bulan kabilenin adını hatırlamadığı gibi internet teknolojisini geliştiren devletin adını hatırlamayacak.

Karasaban teknolojisine sahip olan ve hayatta kalan yüzlerce, binlerce kabile gibi kendi internet teknolojisine sahip olan birçok devlet olacak. Karmaşıklıkta burada başlayacak gibi görünüyor.

İnternet devletleri, siber devletler.
Mevcut dünya düzeninde herkes fiziki bir devletin vatandaşı durumunda. Kayıtlı olduğu fiziki devletin kimliğini, pasaportunu kullanmakta, vergisini o devlete ödemekte.

Fiziki olarak yüzlerce devlette yaşayan biz insanlar, siber dünyada şu anda tek devlette buluşuyoruz. Amerika devletinin sahibi olduğu internet devletinin bireyleriyiz. Şu anda kendi internetini kurmaya çalışan devletler öncelikle kendi vatandaşlarını kendi Siber Devletlerine zorunlu bırakacaktır. Elbette bunu yaparken mutlaka cazip imkânlar sağlanacaktır. Kendi ülkesindeki bankaların işlemlerini, devlet kurumlarının başvurularını, devlet iletişimini kendi ağında zorunlu kılarak bir şekilde Amerika’nın sahibi olduğu internetten uzaklaştırıp kendi sahip olduğu interneti kullanmasını sağlayacaktır.

Bu tür ülkelerin sayısı mutlaka artacaktır ama bu tür muazzam sistemi geliştirecek ülkelerin sayısı da dünyada parmakla sayılıdır. Bu durumda en şanslı (!) kişiler ise teknoloji geliştiremeyen ülkelerin vatandaşları olacaktır. Bir den fazla ülkenin internet ağında gezme imkânı bulabilecek, o ağda ticaret yapabilecek veya o ağdaki sosyal medya sitelerinde kendini ifade ederek o ağı kullanabilecek. Elbette bu şanslı (!) durum karşılıksız olmayacaktır. Birçok internet devletinin oluşması dünya ekonomisine de ciddi katkılar sağlayacak, yeni sektörler, iş alanları oluşturacaktır.

Bu düşünceyi daha fazla geliştirmek adına aklıma gelen soruları paylaşmak istiyorum.

Kendi internetini kuran devlet, kendi siber devletine mülteci kabul edecek mi?

Diğer siber devlete sızıp oradaki web sitesine saldırı yapanlar olacak mı?

Kendi internet ağına sahip olan fiziki devletler, siber devletlerine daha fazla kullanıcı çekmek için sömürgelerine baskı yapacak mı?

Bir Siber devlette e-ticaret yapmak için, Siber devletin sahibine vergi mi ödenecek?

Şu anda olduğu gibi Siber Devleti yöneten devlet, kendi teknolojisini kullanan devletleri dinleyebilecek, e-postalarını kontrol etmeye devam edecek mi?

Bir Siber Devlet ağından diğer Siber Devlet ağına girerken pasaport istenecek mi?

Siber devletler arasında savaş çıkacak mı?

Siber devlet ağlarının güvenliği için Fiziksel devletler savaşacak mı?

Bir Siber Devlette faaliyet gösteren bir banka diğer Siber Devlette şube açabilecek mi?

Evet, insanlığın karasabanın icadıyla başlayan teknoloji macerası büyük bir hızla devam ediyor. Bu yazı biraz fütürist biraz gerçek dünya gerçekleri göz önüne getirilerek kaleme alınmıştır. Bu makaledeki, kesinlik ve mutlakıyet içeren ifadeleri hoşgörüyle karşılamanızı umuyorum.

Vodafone’dan “Kamuda Dijital Dönüşüm” çağrısı

1

Türkiye için daha iyi bir gelecek hedefiyle dijital dönüşüme öncülük ederek değişim ve dönüşüm yaratan çözümler sunan Vodafone, gelenekselleştirdiği paydaş buluşmalarının dördüncüsünü düzenledi. İlk kez Ankara’da Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Gökhan Öğütün ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Kamuda Dijital Dönüşüm Çalıştayı”nın açılış konuşmasını Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Yadigar Gökalp İlhan yaptı. Kamu hizmetlerinde dijital dönüşüm, vatandaş memnuniyetinde artış ve kamu sektöründe verimlilik hedeflerine yönelik fikirlerin ve fırsatların konuşulduğu çalıştayda kamu sektörünün liderleri, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, üniversiteler ve basın mensuplarından oluşan 120 kişilik bir paydaş ekosistemi yer aldı.

Vodafone, çalıştayda kamu paydaşlarını Türkiye’nin dijital dönüşümünün bir parçası olmaya davet etti. Çalıştayda kamu kurumlarının daha etkin, daha verimli ve daha az maliyetli iş yapmasına katkıda bulunacak, en yüksek vatandaş memnuniyetini ve sosyal faydayı sağlayacak çözümler paylaşıldı. Kamuda dijital dönüşümün yol haritasını birlikte ortaya çıkarmak adına üç ana başlık altında çalışma grupları gerçekleştirildi. Kamunun liderleri “Kurum içi verimlilik”, “Kurumlar arası dijitalleşme” ve “Dijital vatandaşlık hizmetleri” ana başlıkları konusunda gelişim fırsatlarını ve fikir önerilerini paylaştı. Çalışma gruplarında kamuda dijital dönüşümün hız kazanması için hayata geçirilebilecek potansiyel projeler ele alındı.

EMEIA Bölgesi’nin en iyi Fujitsu elçisi Türkiye’den

0

Fujitsu, Select Partner Programı çerçevesinde EMEIA (Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Afrika) bölgesindeki ticari faaliyetlere çok önemli katkılarda bulunan iş ortakları ile Fujitsu Forum sırasında gerçekleştirdiği bir ödül töreni ile biraraya geldi. Ödül gecesine tüm Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Afrika bölgesinden her biri mükemmel mali performans ve inovasyon sergileyen iş ortakları katıldı. Ulusal Select Yılın Partneri Ödülü’nü kazanan Fujitsu elçileri, uluslararası ödül yarışmasına da otomatik olarak katılma hakkı kazandılar.

En iyi Fujitsu elçisi Türkiye’den
EMEIA bölgesindeki ‘En İyi Fujitsu Elçisi’ Türkiye’den ISB (Information Solutions Business) oldu. ISB’nin ödülü kazanmasında yüksek odaklı Fujitsu portföyünün yanı sıra sadakat, doğruluk, iletişim ve grup çalışmaları etkili oldu.

İnsan odaklı toplum vizyonuyla tüm dünyaya teknolojik ürün ve çözümler sunan Fujitsu,  kanal satış yapısına büyük önem veriyor. Bu seneki Select Partner Ödülü, Fujitsu’nun Select Partner Programının globalleşmede zirve yaptığı ve kanal ortaklarının daha kârlı iş yaptığı bir yıla da damgasını vurmuş oldu. Tedarikçi güvenilirliğinin daha çok önem kazandığı bir süreçte,  devam eden kanal  programları ve büyüme teşvikleri, teknoloji endüstrisinin gelişimine önemli katkılarda bulundu. Fujitsu ayrıca yerel ve global anlamda yeni kanal altyapısı ve araçlarına yatırım yapmaya devam ediyor.

Ödüller şu kategorilerde sunuldu;

  • EMEIA Yılın Ortağı Ödülü Avusturya’dan ACP IT Solutions’a sektörden izleyicilerin katılımı ile verildi.
  • SELECT Mükemmellik Ödülü Almanya’dan BECHTLE,
  • EMEIA En iyi Fujitsu Elçisi– Türkiye’den ISB.
  • EMEIA En iyi Yeni Müşteri Kazanımı– İtalya’dan DATAMATE.
  • EMEIA Yılın En iyi Takım Kazananı– Belçika’dan INCRIUS.

Sektörler arasında yakınsama olacak

0

Autodesk Uluslararası ENI Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Pete Baxter ile sektörler arası yakınsamayı ve Autodesk ürünlerinin bu konudaki yeri hakkında konuştuk.

BlackBerry şeytanın bacağını kırabilecek mi?

1

BlackBerry 2009 yılının modasını 2014 yılına taşıyan telefonu Classic’i tanıttı. Fiziksel QWERTY klavyelerden kurtulmuş dünyada bir QWERTY klavyeli telefon olmasıyla birlikte, Küba ambargosunun kalkma ihtimali bulunduğu günlerde ve BlackBerry’nin en büyük pazarlarından olan Rusya ve Orta Avrupa’daki büyük karmaşa arifesinde en son ve en güçlü cihazını çıkarması oldukça eğlenceli.

Ancak BlackBerry’nin şansı uzun zamandır yaver gitmiyordu. Passport modeliyle oldukça dalga geçilmişti – özellikle WSJ’den Joanna Stern bu konuda pek sertti – ve Playbook’tan sonraki cihazları pek varlık gösterememişlerdi. Kısacası BlackBerry ilerleme kat edemiyordu. Daha yalın olmaya devam ettikleri kesin ancak herhangi bir yöne doğru ilerlemiyorlardı.

İnanılmaz bir jeopolitik kargaşanın öncesinde yeni telefonlarını tanıttıklarından ötürü BlackBerry için dünyanın sonu gelecek değil elbette. Tatil dönemleri hızla yaklaşıyor ve 2015 finansal yılı bol bol Classic siparişine sebep olacak yollar sunabilir. BlackBerry aynı zamanda deniz aşırı ülkelerde de popüler bir marka olarak görülüyor. Hem BlackBerry hem de Apple biraz parası ve prestiji olanlar için üretilmiş lüks cihazlar olarak görülüyorlar. Aynı zamanda iş için BlackBerry’i ve ev için iPhone’u kullanan profesyonellerin sayısını da unutmamak gerek.

BlackBerry’nin sonunun geldiği düşünülüyordu ancak bu ve parlak yeni CEO’larının yardımıyla bu ölüm vadisinden kurtulabilirler.

Çılgın teknoloji CEO’larının notları: 2014 baskısı

1

Hem Türkiye’de hem de dünyada çok zorlu geçen 2014 yılında teknoloji CEO’larının favori söylemlerini sizler için sıraladık.

  • Olay gerçekten zam istemek ile ilgili değil, sistemin size doğru zammı vermesine bilmek ve buna inanmakla ilgili. Microsoft CEO Satya Nadella
  • Ya bütün bu endüstriyi tamamen ele geçirmeye geliyoruz ya da içindekileri değiştirmeye. T-Mobile CEO John Legere
  • Facebook CEO’su Mark Zuckerberg Hindistan’da gelişmekte olan bölgelere de internet erişimini desteklediğini söyledi. Mark Zuckerberg
  • Munchie Deliliği: Twitter Ceo’su Dick Costollo’nun attığı Twitlerin üstüne Facebook yatırımcısı Peter Thiel Tiwitter hakkında “Twitter çok kötü yönetilen bir şirket” dedi.
  • “Ben deli değilim.” BlackBerry CEO John Chen. (Batan bir telefon üreticisinin başkanlığını üstlenmeyi kabul ettiğinde gelen sorular üstüne.)
  • Teknolojik bir hayvanat bahçesi satın aldık: Çinli ticaret şirketi Alibaba, bir hayvan yerine birçok hayvana ev sahipliği yapacak bir hayvanat bahçesi satın aldıklarını söyledi. Alibaba kurucusu Jack Ma.
  • Basketbolu seviyorum. Hayır, hiçbir zaman gerçekten oynamadım. Basitçe anlatmak gerekirse çaylak takımından kesilmiştim. Ama basketbolu seviyorum. Kolej takımı için iyi bir istatistikçiydim ama birkaç serbest atış yarışmasına katılmıştım. Microsoft eski CEO’su Steve Ballmer.

Epson’dan 100 milyonuncu kristal panel

0

Epson, 3LCD projektörlerin kalbindeki çekirdek cihaz HTSP (Yüksek Isılı Polisilikon) panellerin tedarikçisi olma konumunu koruyor ve sektöre öncülük ediyor. İlk 3LCD projektörünü 1989 yılında lanse eden Epson’un projektör modelleri; eşit derecede Renkli ve Beyaz Işık çıkışı (CLO), olağanüstü renk parlaklığı, ayrıntılı ve net görüntüler, enerji verimliliği özellikleriyle ön plana çıkıyor.

Yüksek parlaklık ve kontrast gibi avantajları sayesinde, 3D ve interaktif özelliği ile fonksiyonları artar hale gelen 3LCD projektörler son zamanlarda pek çok farklı alanda kullanılmaya başlandı. Ofislerde iş sunumlarının vazgeçilmez ekipmanları haline gelen projektörler; ayrıca hem eğitim alanında hem de ev sinema segmentinde yerlerini aldı. Geniş alana hitap eden projektörler, bu sayede okulda dersleri, evde maç ve film keyfini daha eğlenceli hale dönüştürmek isteyenlerin tercihi.

 

Ebolayı takip ve kontrol yazılımı geliştirildi  

0

Ebola salgınının dünya çapında yayılmaya devam etmesi tıp dünyasının yanı sıra teknoloji şirketlerini de harekete geçirdi. Xerox’un geliştirdiği Maven adlı salgın hastalık yönetim yazılımı, Ebola ile mücadelede kullanılmaya başlandı. Xerox Maven, Ebola ile ilgili her türlü veriyi kaydedip analiz ederek hastalığın takibini ve yetkililerin vakalara daha hızlı müdahale etmesini sağlamaya çalışıyor.

Afrika’da ortaya çıkıp dünya çapında yayılma eğilimi gösteren Ebola’ya karşı tıp dünyası, ilaç ve teknoloji şirketleri hummalı bir çalışma içinde. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre Ebola’dan bugüne kadar yaklaşık 6 bin kişi hayatını kaybetti. Henüz tedavi edici bir yöntem bulunamamış olması sebebiyle, hastalığı takip etmek ve yayılmasını önlemek için yapılacak temas izleme çalışmaları hayati bir önem arz ediyor.

Dünyanın herhangi bir bölgesinde görülen her bir Ebola vakası ile ilgili bilgi ve verinin girilerek, analiz edilmesini sağlayan Xerox Maven yazılımı, hali hazırda ABD’deki 12 vaka bölgesinde ve Avustralya’nın iki eyaletinde kullanılmaya başlandı.

Maven nasıl çalışıyor?
Ebola teşhisi veya şüphesiyle gelen vaka bilgilerinin belli parametreler altında Maven’e girilmesiyle sistem çalışmaya başlıyor. Maven ile virüse maruz kalmış kişilerin, bu kişilerle temas kuran insanların ve vakaların görüldüğü alanların kaydı tutuluyor. Maven yazılım sistemi üzerinde sanal karantina bölgeleri oluşturuluyor. An be an coğrafi olarak Ebola virüsünün yayılımı takip ediliyor. Ayrıca, hastalık bulaşan kişilerin sağlık kuruluşlarında bulunan eski kayıtları, Maven salgın yönetim sistemine aktarılıyor. Virüs taşıyan kişilerin yaşadıkları bölgeler, son aylarda yapmış oldukları seyahetler, kalmış oldukları yerler ve kimlerle temas kurdukları Maven sistemine giriliyor. Böylece virüsün kimlere bulaşmış olabileceği ve nasıl bir yayılma izlediği saptanmaya çalışılıyor.

“Büyüme hedefi yüzde 50”

0

Süleyman Zafer Kuzucu ile yeni kurulan Comnet ve çözümleri hakkında konuştuk.