Motorola Mobility satın almasının ardından dünyada üçüncü büyük akıllı telefon üreticisi konumuna yükselen Lenovo, Türkiye’de de sektörün en deneyimli isimlerinden Batuhan Manzakoğlu’nu kadrosuna kattı. Mobil Bilişim ve Teknoloji alanında büyük bir deneyime sahip olan ve sektörün önemli isimlerinden Batuhan Manzakoğlu, Lenovo’da cep telefonundan sorumlu olacak. 1972 doğumlu olan Manzakoğlu İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nü bitirdikten sonra Yeditepe Üniversitesi’nde MBA yaptı. Son olarak BlackBerry Türkiye Satış Müdürü olarak görev yapan Batuhan Manzakoğlu’nun kariyerinde LG Electronics, Kodak, Sony Ericsson ve Telsim gibi önemli şirketlerde yaptığı başarılı çalışmalar bulunuyor. Evli ve iki çocuk babası olan Manzakoğlu İngilizce, Fransızca ve Almanca biliyor.
Sanal gerçekliğin bugün başarılı olmasının sebebi
Bu mantıklı bir soru zira geçtiğimiz senelere baktığınızda çok sayıda kitleler için yapılmış sanal gerçeklik aygıtı başarısızlığı görebilirsiniz.
“Pek çok zeki insan buna kalkıştı! Onlar bugün Oculus ve türlerinin gördüğü neyi görememişlerdi? İnsanlar 1995 yılında Virtual Boy istememişlerdi, 2015 yılında niçin Rift satın almak istesinler?”
Bu bakış açısı teknolojideki en önemli (ve neredeyse her zaman geç anlaşıldığı aşikar olan) faktörlerden birini göz ardı ediyor: ürünü oluşturan esas teknoloji.
Doğru bir şekilde bir araya getirildiğinde Oculus aracını oluşturan esas parçalara bakın. Elinizde yüksek piksel yoğunluklu LCD ekran, bir jiroskop ile pozisyon takibi için bir kamera ve gerçek zamanda bir bilgisayar (veya Oculus’a uyumlu Gear VR’da olduğu gibi bir telefon) tarafından işlenen 3 boyutlu evren var.
Tüm bunlar – özellikle akıllı telefonlar ve video oyunları – sadece diğer alanlarda on yıllar boyu süren geliştirmelerin sayesinde tüketicilerin alabileceği fiyatlara indi.
10 yıl önce bir donanım üreticisinin bir sanal gerçeklik aygıtı için 1080p’den daha fazla bir çözünürlük sunan ekran üretmesi mümkün müydü? Hayır – tüketiciler için aşırı derecede pahalı olurdu ve uygunsuz bir şekilde kocaman olan harici piller olmadan bir taşınabilir cihaz için çok fazla güç tüketirdi.
Örnek olarak diyelim ki sanal gerçeklikten en iyi deneyimi almanız için 5,5 inçlik ekranınızın 4K çözünürlükte olması ve saniyede 120 kare göstermesi gerekiyor. 2003 yılında yaklaşık olarak o çözünürlüğe sahip bir ekran size 8.400 dolara patlardı ve saniyede sadece 12 kare gösterebilirdi. Elbette bir masaüstü bilgisayar kadar çok güç kullanırdı.
Şimdiki Oculus geliştirici kiti Samsung Galaxy 3’ün 1080p ekranını kullanıyor ve saniyede 75 kare gösterebiliyor. Gear VR ise Galaxy Note 4’ün 1440p ekranını kullanıyor ve daha da fazla kare gösteriyor. İşte gelişim!
Gerçek zamanlı bilgisayar grafiklerindeki gelişmeler de kullanıcıların ilgisini çekecek sanal gerçeklik deneyimini sağlamak için anahtar niteliğinde. Araştırmalar grafiklerin sanal gerçeklikte varoluş hissiyatı verebilmek için “gerçekçi” olmak zorunda olmadığını söylese de pürüzsüz olmak zorundalar. Girdilerden – mesela etrafa bakmak için kafanızı hareket ettirmeniz – sonraki sadece bir anlık bir gecikme bile ciddi bir hareket tutmasına sebep olabilir ve kullanıcının dalma hissini baltalayabilir. Bunun için yapabileceğiniz tek şey problemi daha güçlü donanım ve daha akıllı optimizasyonlar ile aşmaya çalışmak, ki donanım üreticileri ve oyun geliştiricileri on yıllardır bunların üzerinde çalışıyor.
Bu geliştirmeler sanal gerçekliğin kapsamının dışında gerçekleşti ancak Oculus onları bu alanı pek çok yatırımcının ve erken kullanıcının gözünde meşrulaştıracak şekilde paketledi. Şimdi sanal gerçekliği gerçek manada kitlelere yayma amacıyla ara yüzler ve ekipmanlar geliştiren yeni bir ekosistem gelişiyor ve bu sadece Oculus merkez binasında veya önceki on yıllarda olduğu gibi üniversitelerin araştırma laboratuvarlarında olmuyor.
“virtual reality Kickstarter” kelimeleriyle yapılacak bir Google araması karşınıza sanal gerçeklik uygulamaları için muhteşem bir kontrol mekanizması olma potansiyeline sahip pek çok proje çıkartıyor. Bir sanal gerçeklik buluşmasına veya Oculus’un konferansına giderseniz yaptıkları şeyin bir şeyler yapmanın doğru yolu olduğunu düşünen ve odaların içine yerleştirilmiş kameralardan her yöne doğru kullanılabilen koşu bantlarına, abartılmış Wii kumandalarına kadar pek çok fikre sahip inanılmaz sayıda geliştirici görebilirsiniz.
Bundan altı ay sonra o geliştiriciler neyin işe yarayıp neyin işe yaramadığı hakkında bugünkünden çok daha fazla bilgiye sahip olacaklar. Aynı şeyler geçtiğimiz altı ay için veya Oculus’un Kickstarter’a çıkışından bir seneden fazla öncesi için de söylenebilir. Sanal gerçeklik alanında bir şeyler daha önce olmadığı kadar hareket halinde.
Veri merkezi ihtiyacı artıyor
Çeşitli toplantılar için ülkemizi ziyaret eden VMware EMEA Kurumsal İş Bölümü Başkan Yardımcısı Alex White ile sohbet ettik.
Fidye yazılımlarının sayısı artıyor
Kaspersky Lab’a göre, Türkiye’deki şirket kullanıcılarının bilgisayarlarında tespit edilen fidye olaylarının sayısı, 2013 yılının aynı dönemi ile karşılaştırıldığında 2014 yılında %27 oranında artış gösterdi. Kaspersky Lab ürünleri tarafından Trojan-Ransom.Win32.Crypren olarak tespit edilen en yaygın fidye yazılımından etkilenmiş kurbanların sayısı açısından Türkiye, Rusya ve ABD’den sonra üçüncü sırada yer alıyor.
Kaspersky Lab uzmanları ayrıca, Kaspersky Lab ürünleri tarafından Trojan-Ransom.Win32.Crypren.qfe olarak tespit edilen yeni bir cryptomalware içerikli saldırılarda artış kaydetti; bu tür fidye yazılımı kurbanlarının çoğu da Türkiye’de bulunuyor.
Bu fidye yazılımı, bir dizi kimlik avı kampanyası aracılığıyla ve telekom, banka veya mobil sağlayıcılardan gönderilen e-postaları taklit yoluyla yayılıyor. Bu kuruluşlar adına gönderilen bu e-postalar, pdf belgesi olmadığı anlaşılan bir fatura bağlantısı içeriyor. Bir exe dosyası kullanıcıları kandırmak amacıyla PDF simgesi ile gönderiliyor. Çalıştırıldığında kötü amaçlı yazılım, kurbanın dosyalarını şifreliyor ve daha sonra kurbana sisteme virüs bulaştığı ve tüm dosyaların şifrelendiği mesajını gösteriyor ve ardından dosyaları geri almak için fidye talep ediyor.
Bu mesajda siber suçlular, kurbanların fidye ödemesinin nasıl yapılacağı hakkında daha fazla bilgi almak üzere iletişim kurabilmeleri için bir e-posta bilgisi de sağlıyor. Dosyalar, komut ve kontrol sunucusundan alınan ve her kullanıcı için benzersiz olan anahtarlar ile şifreleniyor, bu nedenle dosyaların şifresini çözmek neredeyse imkansız.
Değerli bilgileri kaybetmemenin en iyi yolu, fidye yazılımının bulaşmasını en baştan önlemek. Kullanıcılar çevrimiçi güvenlikleri hakkında her zaman uyanık olmalı; e-posta ve sosyal medya mesajları ile alınan bağlantıların meşruiyetini iki kez kontrol etmeliler. Bu enfeksiyonu durdurma yeteneğine sahip güncellenmiş bir zararlı yazılım korumasına sahip olmak da oldukça önemli.
Kaspersky Lab, kullanıcıların değerli verilerini şifrelemeye karşı korumak için bir yöntem geliştirdi. İşletim sisteminde yürütülen tüm işlemleri analiz eden Kaspersky Internet Security – coklu cihaz 2015’e entegre Kaspersky Lab System Watcher modülünde artık yeni bir veri yedekleme işlevi bulunuyor. System Watcher kullanıcının dosyasını değiştirmeyi deneyen şüpheli bir program algıladığında derhal bu dosyanın, harici değişikliklerden korunmuş yerel bir yedekleme kopyasını oluşturuyor. Bunun ardından gelen incelemede dosyayı değiştiren programın bir zararlı yazılım olduğu görülürse, değişiklikler geri alınıyor.
Türkiye’nin sınır ötesi online alışveriş haritası
Dünyada yükselişte olan uluslararası online ticareti Türkiye’de yaygınlaştırmak amacıyla ‘Ben Kazanıyorum, Türkiye Kazanıyor’ kampanyasını başlatan ödeme sistemleri sektörünün ve e-ticaretin lider ismi PayPal, Türkiye’de ve dünyada e-ticaretin hızlı gelişimini ve seyrini gözler önüne seren bir araştırmaya imza attı.
E-ihracatın hem girişimcilere kazandıracağı hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlayacağı gerçeğinden yola çıkan PayPal, küçük ve orta ölçekli işletmeleri, hatta bireyleri sınır ötesi online ticarete teşvik etmek ve onlara bu konuda yol göstermek için çalışmalarını sürdürüyor.
Bu kapsamda PayPal adına Ipsos tarafından 22 ülkede yapılan PayPal Sınır Ötesi Online Alışveriş Araştırması 2014, sınır ötesi online ticaretle ilgili çarpıcı rakamlar ortaya koyarken; Türkiye de dahil olmak üzere, ABD, İngiltere, Almanya, Avusturya, İsviçre, İtalya, İspanya, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka, Polonya, Rusya, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada, Brezilya, Meksika, Kanada, Çin ve Avustralya’dan 17 bin 500’ü aşkın kişinin katıldığı online soruşturma, farklı coğrafyalardaki tüketici alışkanlıklarını irdeliyor.
Halihazırda internet üzerinden yurtdışına ürün ve hizmet satanlarla, bu alanda faaliyete başlamaya hazırlananlara yol gösterecek sonuçlar içeren araştırma, dünya genelinde en çok sınır ötesi online alışveriş yapanların Avusturyalılar olduğuna işaret ediyor. Avusturyalıların yüzde 83’ü online alışveriş için ülke sınırlarını aşarken, onları yüzde 82’yle İsrailliler takip ediyor. Üçüncü sırada ise yüzde 75 ile Avustralya yer alıyor.
Çin uluslararası online pazarlar arasında hızla yükselmeye devam ediyor; zira araştırmaya katılan Çinlilerin yüzde 52’si gelecek 12 ay içerisinde sınır ötesi online alışverişe başlamayı veya yurtdışı online alışverişlerini artırmayı planladıklarını söylüyor; Rusya’da ise bu kişilerin oranı yüzde 54 ve Meksika’da yüzde 59!
Dünyada e-ihracatın bir numaralı ürünleriyse giyim ve ayakkabı. Sınır ötesi alışveriş yapan tüketicilerin yüzde 39’u**, yurtdışındaki sitelerden giysi ve ayakkabı alıyor. Listenin ikinci sırasında yüzde 26’ıyla elektronik eşya yer alıyor.
Sınır ötesi online alışveriş yapanların en çok önem verdikleri konu ise nakliyenin ücretsiz olması! Son 12 ay içerisinde başka ülkelerdeki sitelerden alışveriş yapmış olanların yarısı (yüzde 51), daha sık olarak yurtdışından online alışveriş yapmamalarının sebebinin nakliye masrafları olduğunu söylüyor. Benzer biçimde, sınır ötesi alışveriş yapanların yüzde 47’si, nakliyatın ücretsiz olmasının, kendilerini yurtdışından daha sık alışveriş yapmaya teşvik edeceğini vurguluyor. Yetişkin internet kullanıcılarının yüzde 51’i de ücretsiz nakliyat ve iadenin, online ticaretin olmazsa olmazı olduğunu düşünüyor.
Sınır ötesi online alışverişe teşvik eden başlıca faktörler arasında ayrıca ödemelerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi geliyor. Online alışveriş yapanların yüzde 45’i buna önem verdiklerini vurgularken, yüzde 39’u kendi ülkelerinde olmayan ürünleri yurtdışındaki sitelerde buldukları için, yüzde 38’i de daha ucuza geldiği için sınır ötesi online alışveriş yapıyor.
Anket katılan tüketicilere sınır ötesi alışveriş pazarının gelişmesinin önündeki engellerin neler olduğu soruldu. Gelen cevaplar ise şu şekilde; teslimat ve nakliye ücretleri (yüzde 51), gümrük, vergi ve çeşitli ücretler (yüzde 45), ürünün teslim edilmemesi ihtimali (yüzde 43) ve ürünün beklenenden farklı çıkacağı endişesi (yüzde 41).
Peki 2015’te Türk tüketicilerin satın aldıkları hangi ürünlerin satışının ne kadar artması bekleniyor? En büyük artışın, yüzde 25 ile ev eşyalarında olacağı öngörülüyor. Bu kategoriyi eğlence (yüzde 15), sağlık ve güzellik (yüzde 14), bebek ve çocuk eşyaları (yüzde 14) takip ediyor.
Araştırma gösteriyor ki, Türkiye’de online alışveriş yapanların yüzde 64’ü sadece yurtiçinde, yüzde 31’i hem yerel hem yurtdışındaki sitelerden, yüzde 6’lık bir kesimse sadece sınır ötesi alışveriş yapıyor.
Online alışverişçilerin motivasyonlarına gelince; ankete katılan Türk tüketicilerin yüzde 57’si online alışverişin rahatlığını, yani zaman kazandırdığını ve zahmetsiz olduğunu belirtiyor. İnternetten alışveriş yapanların yüzde 25’i daha ucuza geldiği için online alışverişe yöneldiğini ifade ediyor.
Online alışveriş alışkanlarının önümüzdeki 12 ay içerisinde nasıl değişeceğine dair soru yöneltilen Türklerin yüzde 24’ü yerel sitelerden, yüzde 20’si ise yurtdışından alışveriş yapmaya başlayacağını söylüyor. Türk katılımcıların yüzde 40’ı yurtiçinden, yüzde 26’sı yurtdışından yaptığı alışverişi artıracağını belirtiyor.
PayPal Sınır Ötesi Online Alışveriş Araştırması 2014’te, Türk tüketicilerin en çok alışveriş yaptıkları 10 ülke de sıralanıyor. Buna göre son 12 ayda online alışveriş yapmış olan Türklerin en çok ürün aldıkları pazar ABD (yüzde 18). ABD’yi yüzde 14’le Çin, yüzde 9’la Almanya takip ediyor.
Türkler, sınır ötesi online alışverişlerde en çok hangi ürünlere yöneliyor derseniz, araştırma bunun da yanıtlarını veriyor: Son 12 ay içinde sınır ötesi online alışveriş yapmış olanların yüzde 36’sı giysi, ayakkabı ve aksesuar, yüzde 29’u elektronik eşya, yüzde 25’i eğlence ve eğitimle ilgili dijital ve indirilebilir ürünler alıyor.
“Hangi sebepler sizi sınır ötesi online alışveriş yapmaktan alıkoyar?” sorusu yöneltildiğinde; halihazırda yurtdışındaki sitelerden alışveriş yapan Türk tüketicilerin yüzde 51’i “Sorunla karşılaştığımda yardım alamamak” derken, yurtdışından alışveriş yapmayanların yüzde 48’i aynı cevabı veriyor. Ürünün beklediklerinden farklı çıkması ise yurtdışından alışveriş yapanların yüzde 49’unu kaygılandırırken, yerel sitelerden alışveriş yapanların yüzde 47’sini etkiliyor.
Gümrük, vergi ve benzeri masraflar; ‘Sınır Ötesi Alışverişçiler’in yüzde 53’ü, ‘Yurtiçi Alışverişçiler’in ise yüzde 49’u için problem teşkil ediyor. Ürünlerin sahte çıkma ihtimali ise sınır ötesi alışveriş yapanların yüzde 50’sinde ve yerel sitelerden alışveriş yapanların yüzde 46’sında endişe yaratıyor.
Nakliye ücretleri yurtdışından mal alanların yüzde 47’sini, yerelden şaşmayanlarınsa yüzde 44’ünü düşündürüyor. Yurtdışından alışveriş yapanların yüzde 47’si ve sadece Türkiye’deki sitelerde alışveriş yapanların yüzde 43’ü ürünlerin ellerine ulaşmama ihtimalinin kendilerini online alışverişten uzak tutacağını belirtiyor.
Sınır ötesi alışverişçilerin yüzde 44’ü iade masraflarının da online ticaretin önündeki bariyerlerden biri olduğunun altını çiziyor. Finansal ve kişisel bilgilerin güvenliğinin sağlanmaması da ayrı bir sorun olarak belirtiliyor. Ancak yurtiçinde alışveriş yapanlar bu konuda daha kaygılı; oranları yüzde 40’a ulaşıyor. Yurtdışından alışveriş yapanlardaysa bu oran yüzde 38’de kalıyor.
Türkleri yurtdışından online alışveriş yapmaya teşvik eden faktörler söz konusu olduğunda, ilk iki sırada, yüzde 51’le ‘ücretsiz nakliyat’ ve ‘güvenli ödeme’ geliyor. Türkçe müşteri desteğinin kendilerini sınır ötesi alışverişe heveslendireceğinin altını çizenlerin oranı yüzde 47, ürünlerin orijinalliğinin kanıtlanmasının önemli olduğunu düşünenlerin oranı 45.
Tüketiciler en çok harcamayı nerelerde yapıyor? Yurtdışı alışverişlerde en çok (yüzde 26) eBay’de harcama yapılıyor. Sınır ötesi alışveriş yapanlar için ikinci sırada yüzde 21 ile Aliexpress, üçüncü sırada yüzde 18’le Amazon geliyor.
Araştırmaya katılan Türk kullanıcılarına göre, sınır ötesi online alışverişlerde en yaygın ödeme yöntemi PayPal. Sınır ötesi alışveriş yapanların yüzde 66’sı ödemelerini PayPal kullanarak gerçekleştirdiğini belirtiyor. İkinci sırada yüzde 57 ile Visa ve yüzde 42 ile MasterCard bulunuyor.
Elbette tüketicilerin belirli ödeme yöntemlerine yönelmelerinin de sebepleri var. Sınır ötesi online alışveriş yapanlar arasında bu soruyu yanıtlayanların yüzde 50’si ödeme güvenliğinin kendileri için belirleyici olduğunu söylüyor. Alıcı koruması tüketicilerin yüzde 47’sini oluştururken, rahat ödeme yapılabilmesi yüzde 31’i, bilenen ve güvenilen bir marka olması da yüzde 26’sı için önemli.
*Araştırma verileri kullanılarak araştırmaya katılan 22 ülke için ihracat ve nüfus yaklaşımları hesaplanmıştır.
**Tüm katılımcıların küresel ortalamasına bakılmış, nüfusa göre hesaplama yapılmamıştır.
Gözlük ile ATM’den para çektiler!
İş Bankası’nın Türkiye’de de akıllı gözlük ve akıllı saat gibi giyilebilir teknoloji ürünlerinin yaygınlaşacağı öngörüsüyle geliştirdiği bu uygulamada akıllı gözlük ile para çekmek için herhangi bir aktivasyon süreci gerekmiyor. Akıllı gözlük sahibi müşteriler, ana menüden sesli olarak uygulamayı açabiliyor.
Uygulama içerisinde ise işlemler gözlüğün kenarlarına küçük dokunuşlarla ve parmak hareketleri ile yapılabiliyor. Uygulamaya giriş yapıp çekeceği tutarı seçen kullanıcı, Bankamatiklerde 9 tuşuna bastığında ekranda beliren kare kod akıllı gözlük tarafından algılanıyor ve para çekme işlemi tamamlanıyor. Uygulamanın ön yüzü uygulama şartları gereği İngilizce olup işlem yaparken anonslar ise Türkçe okunabiliyor.
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Aran, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, giyilebilir teknolojilerle bankacılık alanında bir ilki daha başarmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, şunları söyledi, “2009 yılında ‘Bankamatik İş Bankası’ndan neyi eksik’ sloganı ile başlattığımız yolculukta önce müşterilerimizi biyometrik özelliklerinden tanıyabilir hale gelmiştik. Şimdi de hayata geçirdiğimiz bu uygulama ile giyilebilir teknolojilerle para çekilebilmesine imkân sağlıyoruz. Bu uygulamayı İTÜ Teknokent’te Ar-Ge projeleri kapsamında bizim için geliştiren teknoloji iştirakimiz SoftTech’e çok teşekkür ediyor, mobil bankacılığın geleceği noktaları göstermesi açısından bu yeniliğimizin sektörde çok önemli bir kırılım noktası olacağını düşünüyoruz”.
2015’te zam oranları düştü!
Secretcv.com’un, 2015 yılı zam oranlarına yönelik düzenlediği ankete 975 firma yetkilisi ve 15 bin 800 aday katıldı. 27 Ekim-19 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen ankette firma yetkililerinin öngörüleri zam oranlarının yüzde 7,5 olacağı yönünde. Birçok sektördeki büyük zam yüzde 10,6 ile Demir-Çelik sektöründe, en düşük zam ise yüzde 3 ile Kozmetik sektöründe oldu. Adaylar ise 2015 yılında ücret zammı beklemiyor. Ankete katılan adayların %33’ü karamsar bir 2015 yılı öngörüyor.
Ortalama rakamlara bakıldığında, Demir-Çelik sektörünün ardından en yüksek oranda zam alması öngörülen sektörler sırasıyla yüzde 10 ile Ambalaj ve Kağıt, yüzde 9 ile İnşaat ve Elektrik/Elektronik, %8,75 ile Endüstri sektörleri.
Kozmetik sektörünün ardından en düşük zammı alacak sektörler ise yüzde 4,5 Fuar ve Organizasyon, yüzde 5 ile Yapı Malzemeleri, yüzde 5,9 ile İnsan Kaynakları.
2014 yılını daha temkinli geçiren ve istikrarı koruma yılı olarak değerlendiren firmaların, 2015 yılına da çok büyük bir büyüme hedefiyle girmeyeceğini ve buna göre zam oranlarında da daha temkinli davranacağını öngören Secretcv.com Genel Müdürü Okan Tütüncü “ firmalar geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yan haklara, sosyal imkanlara ağırlık verecekler” dedi.
Zam oranları beklentisini, iş arayan adaylarına da soran Secretcv.com yüzde 33’ünün zam beklemediğini gördü. 27 Ekim – 19 Kasım 2014 tarihleri arasında yapılan anket çalışmasına 15.800 kişi katıldı.
Bu yıl firmanızdan yüzde kaç zam bekliyorsunuz?” sorusu yöneltildiği adayların yüzde 33’ü zam yapılacağını beklemezken, yüzde 26’sı yüzde 5 ila 10 arasında zam yapılacağını düşünüyor. Yüzde 20’si zam oranlarının yüzde 5’in altında kalacağını düşünürken yüzde 11’i yüzde 16’nın üzerinde olmasını bekliyor ve umuyor.
EMC Forum Türkiye Araştırması’nı açıkladı
EMC’nin bu yıl sekizincisini düzenlediği EMC Forum etkinliği, 27 Kasım Perşembe günü, Ankara’da gerçekleştirildi. Avrupa Birliği Bakan Yardımcısı Dr. Alaattin Büyükkaya’nın katılımı ile gerçekleştirilen EMC Forum; Bulut ve Büyük Veri konuları çerçevesinde, “Yeniden Tanımla” temasına odaklandı. Forum’un açılış konuşmasını, EMC Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Yazılım Grubu Sorumlu Başkan Yardımcısı Dayne Turbitt üstlendi.
EMC Forum kapsamında aynı zamanda, forum katılımcılarının yanıtlarıyla gerçekleştirilen EMC Forum Türkiye Araştırması sonuçları da açıklandı. Araştırmaya, birçok farklı alanda faaliyet gösteren Türkiye’deki işletmelerden, BT konusunda karar sahibi 278 kişi katılım gösterdi. Dikkat çekici sonuçların elde edildiği araştırma; bulut, mobil, sosyal ve Büyük Veri teknolojilerindeki mega trendlere dayanan değişim sürecinde, BT’nin işletmelerdeki değişimler üzerindeki etkisi hakkında BT yöneticilerinin görüşlerini ortaya koyuyor.
Avrupa Birliği Bakan Yardımcısı Dr. Alaattin Büyükkaya Forum esnasında gerçekleştirdiği konuşmasında şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl da Ankara’da gerçekleştirilen EMC Forum’da bulut bilişim konu edilmişti. Bu geçen bir yılda bile buluttaki gelişmeleri görmek hayranlık uyandırıcı. Bugün geldiğimiz noktada bulut teknolojileri yalnızca iş hayatına değil, günlük hayatımıza da etki ediyor. Yeni bir teknoloji devriminin içerisindeyiz. Bir üst seviyeye çıkabilmek için şirketlerin ve insanların, bu yeni dünyaya uyum sağlaması gerekiyor. Teknolojik gelişim, Türkiye’yi daha üst noktalara taşıyacak en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu vesile ile EMC Forum’un başarıyla geçmesini diliyorum.”
EMC Forum Araştırması, Türkiye’de bilişim teknolojilerinin işletmeleri büyüten ve müşterilerle daha iyi iletişim kurmayı sağlayan stratejik bir destekçi olarak görüldüğünü ortaya koydu. BT, işletmelerin iş fonksiyonlarını modernleştiren ve verimliliği artıran (yüzde 34), müşteri deneyimini iyileştiren (yüzde 30) bir unsur olarak görülüyor ve işletmeler her geçen gün daha çok bulut bilişime geçiyor. Bugün işletmelerin %42’si bulut bilişim çözümlerini kullanıyor. Ancak tam potansiyele ulaşmak için aşılması gereken engeller hala var.
BT, işletmeleri destekleyici rol oynuyor
- Araştırmaya Türkiye’den katılanların yüzde 62’si işletmelerindeki üst düzey yöneticilerin bilişim teknolojilerini, işi büyütme hedefine yönelik her zamankinden daha stratejik bir unsur olarak gördüğünü belirtiyor.
- Türkiye’de işletmeler sistemlerine yeni bir teknoloji kuracakları zaman işleriyle ilgili üç önceliğe dikkat ediyor: tasarruf ve verimlilik elde etmek (yüzde yüzde 9), yeni müşteri kazanmak (yüzde 37), ürün ve hizmetlerde yenilikçilik (yüzde 35).
- Araştırmaya Türkiye’den katılanların yüzde 72’si işletmelerinin yazılım tanımlı veri depolama gibi otomasyon çözümlerinin, büyümede her geçen gün artan etkisinin farkına vardığını belirtiyor.
Mega trendlerden faydalanmak
- Türkiye’den araştırmaya katılanların yüzde 68’i mobil, sosyal, bulut ve Büyük Veri gibi gelecek nesil teknolojilerin işletmelerine rekabette avantaj sağlamasını bekliyor.
- Türkiye’den araştırmaya katılanlar bu yeni teknolojilerin, işletmelerin kilit unsurları üzerinde etkiye sahip olacağına inanıyor. Bu unsurlar arasında iş fonksiyonlarını modernize etmek ve verimliliği artırmak (yüzde 34), müşteri deneyimini iyileştirmek (yüzde 30) ve yeni hizmet ve ürün oluşturmak (yüzde 29) sıralanıyor.
- İşletmelerin her geçen gün daha çok internet ortamında faaliyet göstermesine bağlı olarak araştırmaya katılanların yüzde 62’si daha fazla çeviklik ve güvenlik için hem açık hem de özel bulut özelliklerini içeren karma bulut hizmetlerine gereksinimin ortaya çıktığını belirtiyor.
ING Bank verilerinin tamamı IBM veri merkezinde
İzmir’deki IBM İş Sürekliliği ve Esnekliği Hizmetleri Merkezi’ni 2010 yılından bu yana kullanan ING Bank, veri merkezi sayısını azaltmayı ve iş süreçlerini kesintisiz yürütmeyi hedefliyordu. Bu hedef doğrultusunda IBM’in bu merkezi, altyapısı ve kapasite ihtiyaçlarıyla en iyi örtüşen çözüm olarak öne çıktı.
ING Bank’ın IBM ile anlaşmalarını uzatma kararını etkileyen bir diğer unsur, IBM’in iş sürekliliği, esnekliği ve felaket kurtarma konusundaki bilgi birikimi ve tecrübesi oldu. Yeni proje kapsamında, İstanbul Maslak’taki ING Bank Veri Merkezi, sistemlerin sökülmesi ve yola çıkması dahil, 44 saat sonra İzmir’e taşınarak sistemler çalışır hale getirildi. Bu geçiş ile ING Bank 5 yılda OPEX&CAPEX giderlerinden önemli bir miktarda tasarruf etmeyi de hedefliyor.
Projenin başarısını değerlendiren ING Bank Teknoloji Hizmetleri Grup Müdürü Hakan İnceoğlu şöyle konuşuyor: “Global iş sürekliliği hedefleri ve vizyonu kapsamında ING Bank’ın temel amaçları arasında olağanüstü durumlara tam anlamıyla hazırlıklı olmak yer alıyordu. Üretim Veri Merkezinin birebir aynısını, İstanbul’dan farklı bir şehre taşıyarak gerçek anlamda iş sürekliliği, esnekliği ve felaket kurtarmaya hazır olmayı hedefliyorduk. Bunu yaparken de çok yüksek meblağlar tutan veri merkezi yatırımından kaçınmayı ve mevcut veri merkezi sayımızı üçten ikiye indirerek, bakım ve işletme giderlerinden de tasarruf sağlamayı öngörüyorduk. OPEX&CAPEX maliyetlerimizde azalma bekliyoruz.”
“Kendi veri merkezimizi kurma ve işletme yoluna gitseydik, çok büyük bütçeler ayırmamız gerekecekti. IBM gerek ihale sürecinde, gerek ihale sonrasında taşınma ve kurulum aşamalarında isteklerimize çok hızlı cevap verdi ve beklentilerimizi karşıladı. Bu adım ile şu anda ING Bank’ın verilerinin tamamı IBM Veri Merkezi’nde yedekleniyor ve neredeyse senkronize bir şekilde çalışıyor. Felaket kurtarma söz konusu olduğunda, bu proje öncesinde tam anlamıyla yedekli bir sisteme sahip değildik. Bu proje ile maliyet azaltma avantajı kazandık ve daha gerçekçi bir felaket kurtarma senaryosu yaratmayı başardık. Veri merkezi konsolidasyonu ve felaket kurtarma projesi bizim için önemli bir kilometre taşıdır.”
“IBM ve ING Bank arasındaki küresel çapta birçok proje ile devam eden güçlü bir işbirliği var. Benzer biçimde Türkiye’de de ING Bank ile 2010 yılından bu yana veri merkezi ve ofis alanı sağlama hizmetleri çerçevesinde süregelen bir birlikteliğimiz bulunuyor” diyen IBM Yönetilen Hizmetler Satış Müdürü Cem Özenç devam ediyor: “IBM’in dünyada 70’ten fazla ülkede 160’ı aşkın iş sürekliliği ve esnekliği hizmetleri merkezi var. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de IBM, Felaket Kurtarma ve Yönetimi, İş Sürekliliği ve Esnekliği, Uygulama Barındırma alanlarında pazar lideridir. İzmir’deki Veri Merkezi’mizde ING Bank’ın tüm ihtiyaç ve gerekliliklerini yerine getirmeyi başararak kendileriyle olan işbirliğimizi 5 sene daha uzattık ve bundan ciddi mutluluk duyuyoruz.”
Siber suçlular bu işten çok karlı
Yapılan araştırmada, bilgisayar korsanlarının en sık kullandığı araçların maliyeti başarılı geçen bir kötü niyetli operasyondan çalınan para ile karşılaştırıldı.
Kaspersky Lab Baş Güvenlik Uzmanı Alexander Gostev‘e göre:”Kötü amaçlı yazılım satın almak şu anda hiç de zor değil. Bu yazılımları bilgisayar korsanlarının kullandığı çok sayıda forumlarda bulmak oldukça kolay ve nispeten ucuz olmaları cazibelerini de artırıyor. Bu yasa dışı yolu izleyen bir siber suçlunun herhangi bir beceriye sahip olması dahi gerekmiyor. İstediklerinde bir saldırı gerçekleştirmek üzere kullanıma hazır olan bir paketi sabit bir fiyata satın alabiliyorlar. Sonuç olarak kullanıcıların, paralarını veya verilerini kaybetmemek için özellikle dikkatli olmaları gerekiyor. Aynı zamanda, cihazlarını ve bu cihazlarla yaptıkları tüm çevrimiçi işlemlerini korumak için Kaspersky Internet Security – coklu cihaz gibi özel bir çözüm kullanmaları oldukça önemli.”
Örneğin, popüler bir sosyal ağı taklit etmek için bir kimlik avcılığı sayfası oluşturma ve bu sahte siteye bağlantı veren istenmeyen toplu e-posta tanımlama işleminin şu anki ortalama maliyeti 150 $ civarında. Kullanıcıların 100 kişiyi yakalaması durumunda hassas verileri satarak 10.000 $ net kazanç sağlayabilirler. Bunun sonucu olarak kurbanlar, değerli rehber bilgilerini, kişisel fotoğraflarını ve mesajlarını kaybederler.
Mobil bir Truva engelleyici ise çok daha pahalı. Bugün bu kötü amaçlı yazılımı satın alıp dağıtmanın maliyeti ortalama 1000 $ civarında. Ancak karşılığında kazanılan paranın miktarı da oldukça yüksek. Saldırganların bir akıllı telefondaki engeli kaldırmak için belirlediği fiyatlar 10 $ ile 200 $ arasında değişmekte. Bu fiyatlar 100 potansiyel kurbandan 20.000 $ kazanabilecekleri anlamına geliyor.
Aynı miktar fidye yazılımlarının şifrelenmesi ile de elde edilebilir, ancak bu durumda “başlangıçtaki yatırım maliyeti” iki kat daha fazla olacak – yaklaşık 2.000 $. Kullanıcıların kayıpları da daha fazla olacaktır, çünkü verilerin şifresini çözmek için dolandırıcılar tarafından talep edilen en az fidye tutarı genellikle 100 $ civarında.
Büyük ikramiye için ise dolandırıcılar, doğrudan parayı hedef alan bankacılık Truva atlarının peşinde. Kötü amaçlı yazılımların kullanımı ve bunları yaymak üzere toplu bir istenmeyen e-posta gönderimi için yaklaşık 3000 $ harcayan siber suçlular, 72.000 $ civarında kazanç sağlayabilir. Bireysel bir kullanıcının ortalama kaybı 722 $ civarında.
Gençlik aşısı!
SDN Medya olarak doğduğumuz üniversite olan Sakarya Üniversitesi öğrencileriyle birlikte bir etkinliğe imza attık. Ben de yayın grubumuzun en genç üyesi TechInside’ın yayın koordinatörü olarak bu etkinlikte bir konuşma yaptım ve gençlerle sohbet etme olanağı buldum. Medyayı anlattığım konuşmamı hızlandırmış olmama rağmen arkadaşlarımın sorularıma yanıtlar vermesi ve sunuma katılmaları çok keyifliydi.
Öte yandan bir üniversitede 500’ün üzerinde öğrenciyi dört saatten fazla kocaman bir salonda tutmak da ancak bizim ekibin başarı bileceği bir hedefti ki buna dahil olmak da banim için büyük mutluluk oldu. Öte yandan ricalarımızı kırmayıp etkinliğimizde konuşma yapan başta Bilgin Demir, Senem Anıl, Gökhan Saltık, Yiğit Konur, Murat Mediçeler ve Yakup Börekçioğlu’na da teşekkür etmemiz gerekiyor. Onların enerjisi de çok önemliydi bizler için.
“Bu gençlik iş yapar aga”
Düne kadar sorsanız gençlere yönelik görüşlerimin tamamında olumsuzdum. Ancak Turkcell Teknoloji Zirvesi sırasındaki Maker Fuarı’nda tanıştığım gençler ile dün Sakarya Üniversitesi’ndeki öğrenci arkadaşlarımı görünce bir kez daha geleceğe daha umut ve inançla bakmaya başladım. Özellikle öğrenci arkadaşlarımızın sunumlar sırasında perdede kullandığımız Tweet Deck uygulamasıyla özgürce eğlenmeleri saygı çerçevesinden çıkmadan birbirinden zekice tweetler atarak sahneyi adeta Cem Yılmaz şovuna çevirmelerini unutmam pek de mümkün olmayacak.
Sakarya Üniversite, İTÜ’nün altında kurulan sonrasında kendi başına üniversite statüsüne kavuşmuş bir devlet üniversitesi. Ancak mükemmel yerleşkesi ve tesisleriyle oldukça iyi bir üniversite izlenimi bıraktı bende. Ayrıca her zaman mezun olmaktan büyük gurur duyduğum Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Yerleşkesi dâhilinde yer alan İletişim Bilimleri Fakültesi yıllarımı da hatırlattı bana yüzyıllarca geride kalmış olmasın rağmen.
Evet, kısaca pırıl pırıl, teknolojiyi mükemmel bir şekilde kullanan, soran ve sorgulayan bir üniversite gençliği gördüm Sakarya’da. Umarım diğer tüm üniversitelerimiz de hala böyledir ve ülkemizin geleceği bu genç beyinlerle garanti altındadır.
BiTaksi’de yeni isim
BiTaksi Kurumsal İletişim Direktörü Serhat Karakaya, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümü’nden mezun olduktan sonra Yeni Binyıl Gazetesi’nde çalışmaya başladı. 2002-2006 yılları arasında markalaşma stratejileri ve kurumsal yayıncılık alanında uzmanlaşan Karakaya; enerji, teknoloji, perakende sektörlerinde hizmet veren birçok firmaya kurumsal dergi ve yayınlar hazırladı.
Serhat Karakaya, BiTaksi’ye katılmadan önce uzun yıllar, Bersay İletişim Danışmanlığı ve Cohn&Wolfe PR bünyesinde; teknoloji, perakende, güvenlik, otomotiv, enerji, ilaç, inşaat gibi farklı sektörlerin lider kurumlarının basın danışmanlığı ve medya direktörlüğü görevini yürüttü.
Karakaya; BiTaksi’deki görevi kapsamında; kurumsal iletişim stratejilerinin belirlenmesi, basın ilişkilerinin yürütülmesi ve kurumsal sorumluluk projeleri gibi alanlardan sorumlu olacak.
Yılbaşı alışverişlerinde güvenlik şart
Son yıllarda, mobil cihazlar için üretilen özel kılıflar ve kaplar yok satar hale geldi. Çoğu insan telefonunu, bu koruma aksesuarları olmadan uzun süre kullanmaktan bile çekiniyor. Örnek olarak Amazon.com’a bakalım, bu popüler alışveriş sitesinde sadece ‘telefon kılıfı ve kapları’ bölümünde 13 milyondan fazla farklı ürün bulunuyor. 2014 yılı sonlandığında, mobil cihaz aksesuarları pazarı 51 milyar dolar gelire ulaşacak. Bu pazarın en çok satan ürünüyse 13 milyar dolarla telefon koruyucu kılıflar oldu.
İnsanlar, telefonlarını fiziksel hasarlara karşı korumak için müthiş bir çaba sergiliyor. Öte yandan, daha önemli bir sorun olan dijital güvenlik kısmını tamamen korumasız hale getiriyorlar. Kaynağı belli olmayan, güvensiz hotspot ve wifi bağlantı noktaları, kişisel verilerinizin dolandırıcıların eline ulaşmasına neden oluyor. F-Secure’in araştırmasına göre her üç 3 kişiden 2’si ayda en az bir kez güvensiz wifi ağlarına bağlanıyor. F-Secure Güvenlik Uzmanı Sean Sullivan’a göre çoğu kullanıcı kullandıkları wifi bağının güvenliğini sorgulamıyor bile. VPN uygulamaları daha güvenli wifi seçenekleri önerse bile, bu kullanıcılar yine ücretsiz ve tehlikeli olanları seçiyorlar.
“Çoğu insan halka açık WiFi bağlantıları kullanmanın getirdiği tehlikelerden haberdar değil. Bu yüzden ücretsiz internet gördükleri zaman kendilerini korumuyorlar.” Sullivan sözlerine böyle devam etti “Ücretsiz bir Wifi bağlantısına güvenlik önlemi almadan bağlanırsanız, kişisel bilgilerinizi halka açık bir yerde bağıra bağıra söylemekten farksız bir durum yaşarsınız. İnsanlar, cihazlarını fiziksel olarak korumak için müthiş bir çaba harcıyor, öte yandan daha önemli bir konu olan kişisel bilgilerin korunması konusunda 0 önlem alıyorlar.”
Sizce, sahte bir hotspot noktası oluşturmak ne kadar zorlu ve pahalı olabilir? Araştırmalar bunun çok basit olduğunu gösteriyor. Sadece 250 dolar harcayarak (birçok teknolojik cihazdan bile daha az parayla), aldığınız cihazları bağlayarak kendinize işlevsel bir WiFi ağı kurabiliyorsunuz. Böylece, ağınıza bağlanan herkesin yaptığı işlemleri, kişisel verilerini, şifrelerini, kredi kartı bilgilerini ve tüm hayati detayları anlık olarak toplamanız mümkün oluyor. Kaplar, telefonunuzu hasardan ve çiziklerden koruyor olabilir ama esas büyük tehdit olan kişisel verileriniz çaldırmaya karşı savunamasızsınız.
Kişisel bilgiler IBM ile güvende
IBM, işletmelerin (özel bulutlar da dâhil olmak üzere) ülkeler arasında aktarılan kişisel verileri daha verimli ve uygun maliyetli korumayı sağlayan veri gizliliği motorunun patentini aldı. Bu patent ile IBM, işletmelerin en önemli verilerinin ve varlıklarının güvende kalmasını sağlama gücünü bir adım ileri taşıyor.
Küresel işletmeler, (çalışan ve müşterilere dair ayrıntılar gibi) kişisel bilgileri sınır ötesine ve dünya geneline giderek daha fazla taşıyor. Bu eğilim devam ederken, kurumların ilkeleri ve yerel kanunlarla da uyumlu kalmak bir gereksinim halini alıyor. Devletler de her geçen gün verilerin bir ülkeden başka bir ülkeye aktarılma yöntemlerini düzenleyen kuralları yürürlüğe koyuyor.
Örneğin, bir ofisten başka bir ülkedeki ofise bulut üzerinden çalışan verilerini aktaracak olan bir şirket, olası ihlallerden haberdar olmak için IBM’in yeni veri gizliliği motorundan faydalanabilir. Bunun ardından da şirketteki yetkili birimlere, uygun olarak bu işlemin gerçekleştirilmesini sağlamak için tüm ayrıntıları aktarabilir.
Bu konjonktürde IBM’in yeni duyurduğu patentli “Veri Gizliliği Motoru” inovasyonu (ABD Patent Listesindeki 8.695.101 numaralı patent), işletmelerin uluslararası ve kurumsal veri aktarımı gereksinimlerini bir araya getiriyor ve tüm projelere uygulanmasını sağlıyor.
Böylece kuruluşlar (özel bulut ortamı da dâhil) verileri iki ülke arasında aktarırken farklı tiplerdeki bilgiler için mevcut kısıtlamaları hızla görebiliyorlar. IBM gizlilik motoru aynı zamanda sınır ötesi gizlilik sorunlarını da işaretliyor ve çözüm önerileri öneriyor. Temel gizlilik gereksinimleri değiştiğinde güncelleme yapma özelliğine de sahip. Kullanıcılar olası ihlalleri önlemek amacıyla kendi ekiplerini yeniden inceleme konusunda yeniden bilgilendirebiliyorlar.
CredoWork ATM’lerde sahteciliği önlüyor
CredoWork tarafından finans sektörüne özel olarak geliştirilen Manage ATM, finans kuruluşlarının ATM ve Kiosk’larını uzaktan yönetebilmesini sağlıyor. Şu an 3 bine yakın ATM’de bulunan Manage ATM, ATM’lerin kapısının açılması, içeri giriş yapılması, iç/dış aydınlatmanın uygun şekilde sağlanması ve topraklama, gerilim oranlarının ölçümü gibi fiziki güvenlik koşullarını kontrolünü cihazların yanındaymışcasına hızlı bir şekilde sağlıyor. Böylelikle bankalar, zaman ve maliyet tasarrufunun yanı sıra, ekstra güvenlik de sağlıyor.
CredoWork tarafından geliştirilen Manage ATM, fiziki güvenliğin yanı sıra, ek donanım olarak kullanılan ATM “anti-skimming” donanımı ile ATM’ler aracılığıyla yapılan sahtecilik işlemlerini de engelliyor. Ek güvenlik modülü, yaydığı manyetik alanla kart kopyalanmasını engellemenin yanı sıra, gerekli okuyucu modülünü de bloke edebiliyor.
Türkiye’de yaklaşık 45 bin ATM bulunduğunu belirten CredoWork Genel Müdürü Gökhan Koldaş, bu ATM’lerin 15 bin kadarının bir şubeye bağlı olmadığını söyledi. Koldaş, “Manage ATM ürününü kullanan 3 bine yakın ATM bulunuyor. Uzaktan yönetilen 15 bin ATM olduğu düşünüldüğünde pazarın bu konuda oldukça açık olduğu görülüyor.
Tüm ATM’lerin ekstra güvenlik ve zaman tasarrufu sağlayan bu sisteme geçmesi, sahtecilik işlemlerini de göz önünde bulundurursak, ülke ekonomisine büyük bir kazanç sağlayacak” dedi. Manage ANY adıyla şube otomasyonu çalışmaları da olduğunu belirten Koldaş, “Toplumsal olaylarda, şubenin ve/veya şube önü ATM’lerin zarar görmemesi adına kepenklerin kendi kendine veya uzaktan kapanması buna güzel bir örnek olacaktır” şeklinde konuştu.
Bankaların ihtiyaçlarına özel olarak yapılandırılabilen Manage ATM / Manage ANY, banka operasyon ekipleri tarafından da kolayca yönetilebiliyor. Manage ATM’in kolay yönetilebilir olması insan kaynağının efektif kullanımı açısından da büyük önem sağlıyor.
Avea IT Test Ekibi’nden uluslararası başarı
Avea; 18 Kasım’da, Londra’da yüzlerce yazılım test profesyonelinin katılımıyla düzenlenen; 2014 Avrupa Yazılım Test Ödülleri töreninden “Yılın Test Takımı” (Testing Team Of The Year) ödülüyle ayrıldı.
Yıl boyunca gerçekleştirilen yazılım test aktivitelerinde teknoloji kullanımı, verimlilik, çeviklik, takım çalışması, kalite odaklılık gibi ölçülebilir sonuçlarla desteklenen verilerin değerlendirildiği iki dalda finale kalan Avea IT Test Ekibi; tüm dünyadan başvuruların değerlendirildiği uluslararası organizasyondan “Yılın Test Takımı” ödülünü almaya hak kazandı.
Yüksek kalite ve standartlar çerçevesinde ortaya konan başarıların tasdik edildiği 2014 Avrupa Yazılım Test Ödülleri, teknolojik kusursuzluğun peşinde olan birey/takım ve kurumları ödüllendiriyor.
Autodesk şirket geleneğini İstanbul’a taşıyor
Üç boyutlu tasarım, mühendislik ve eğlence alanlarında dünyanın önde gelen yazılım şirketi Autodesk, ilgili sektörlerin her birine yönelik tasarım araçları ve çeşitli bulut servisleri ile profesyonellere kendi sektörlerinde en etkili sonuçları elde etme ve teknolojinin yardımıyla geleceğe adım atma fırsatı sunuyor. Bu amaç doğrultusunda mümkün olan en fazla kişiye ulaşabilmek için de 22 yıldır Autodesk University (AU) adı altında bir etkinlik düzenliyor. Autodesk yazılım kullanıcılarına hitap eden bu etkinlik ile her yıl 150 binden fazla tasarımcı, mühendis, mimar ve dijital sanatçıya gelişmiş eğitimler veriyor; son endüstri trendlerinin anlatıldığı konuşmalar organize ediyor ve katılımcılara profesyonel hayatları için en önemli iş bağlantıları kurabilecekleri ortamlarından birini sunuyor.
AU etkinliğinin dünya çapındaki uzantıları olarak tanımlanabilecek Autodesk University Extension (AUx) ise gelişmekte olan ve gelecek vaat eden pazarlarda düzenlenen geleneksel bir şirket etkinliği olarak dikkat çekiyor. Endonezya, Meksika, Dubai gibi ülkelerde gerçekleştirilen AUx etkinliklerine bu yıl İstanbul da katılıyor. Autodesk Türkiye ekibinin organizasyonuyla 10 Aralık 2014 Çarşamba günü Çırağan Sarayı’nda gerçekleşecek AUx İstanbul’da katılımcılar, Autodesk ürünlerini laboratuvar ortamında deneyimleme, alanının uzmanlarıyla tanışma, yeni trend, son teknoloji ve endüstrilere özel son gelişmeleri sektör liderlerinden dinleme fırsatı bulacak.
İnovasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde katma değerli hizmetler sunan Autodesk’in tasarım dünyası ve profesyonelleri hedef alarak düzenlediği Türkiye’deki bu ilk etkinliğe, yapı ve altyapı, inşaat ve mühendislik, üretim ve genel tasarım alanlarında fikir önderleri ve farklı sektörleri temsil eden üst düzey yöneticiler katılacak. Türkiye’de ve uluslararası platformlarda öne çıkan fikir liderleri ile endüstri ve tasarım alanlarına önemli katkılar sunan çok sayıda konuşmacının da yer alacağı AUx İstanbul, işini dünyadaki yeni normlara uygun şekilde geliştirebilmek, sektörlere özel son teknolojik gelişmeleri değerlendirmek ve Autodesk ürünlerinin sunduğu inovatif yaklaşımları tanımak isteyen profesyonelleri ağırlayacak.
Türkiye’nin tasarım ve endüstri alanındaki yükselişinin bir yansıması olarak değerlendirilebilecek AUx İstanbul, 45 ülkede sayısı 200’ü geçen Autodesk University Extension etkinliklerinin bir parçası olarak ülke tasarımcılarının, mimar ve mühendislerinin yıllık buluşma noktası olmaya hazırlanıyor.
AUx İstanbul 2014’te neler var?
Katılımcıların endüstri dünyasının lider isimlerinin tavsiyelerini dinleme ve farklı sektörlerden profesyonellerle fikir alışverişinde bulunabilme fırsatını yakalayacağı AUx İstanbul’un programı ve konuşmacı listesi de dikkat çekiyor.
Autodesk Başkan Vekili Pete Baxter teknolojilerin kesişimi, müşteri taleplerinin ve küresel ekonominin değişimi konularını değerlendirecek; bunların tasarlama, inşa etme ve yaratma şekillerimize nasıl etki ettiğini anlatacak. Teknoloji gurusu Lynn Allen, her yıl dünya çapında 30 binin üzerinde kullanıcıya konuşan ve sonuncusunun adı AutoCAD Professional Tips and Techniques olmak üzere üç AutoCAD kitabı yayınlayan bir uzman olarak, AUx İstanbul konuşmasında tasarım dünyasında yükselmekte olan trendlerden bahsedecek. Gerçek zamanlı işbirliği, tasarım hatalarının en aza indirilmesi ve geliştirilmiş sürdürülebilirlik gibi konuların önemine değinecek olan Allen aynı zamanda bulut teknolojileri hakkında yanlış bilinenler ve tasarım deneyimini iyileştirmek için önerilen en yeni Autodesk bulut teknolojilerinden bahsedecek. Gerçeklik yakalama (Reality capture), 3B yazıcı ve simülasyon da konuşma konularına eklenince, etkinlikten sonra ofislerine dönen katılımcılar harika fikirlerle, daha fazla iş kazanıyor olacak. Eğitim ve uygulama alanlarında kazandığı deneyimleriyle, Türkiye’de tasarımın; kültürel, toplumsal, estetik, kullanım yönlerini bir araya getirerek tasarım alanında iş üreten, düşünce üreten ilk kişilerden biri olan Koleksiyon Mobilya Baş Tasarımcısı Faruk Malhan ise tüm bu konuları Türkiye özelinde değerlendirerek katılımcılara kıyaslama yapma imkanı tanıyacak.
Sınırlı kontenjana sahip, katılımın ücretsiz olduğu etkinliğe kayıt olmak ve etkinlikle ilgili daha detaylı bilgi almak için www.auxistanbul.com adresini ziyaret etmek yeterli.
“Geleceğin teknolojileri burada”
AUx İstanbul öncesi etkinliği değerlendiren Autodesk MED ve Kuzey Afrika Pazarlama Yöneticisi Bahar Biçer, “Şirketlerin geleceğe adım atabilmesi için en başta geleceğin teknolojilerini kullanabilecek kalifiye çalışanlara ihtiyacı var. Türkiye’de düzenlenen bu ilk AUx ile kendini geliştirmek isteyen profesyonellerin fikir alışverişinde bulunma, en teknolojik gelişmeleri keşfetme ve ürünlerimizi deneyimleme imkânı bulabilecekleri bir organizasyon düzenliyoruz. Her yıl gerçekleştirilecek AUx İstanbul’un yerli tasarımcı, mühendis, mimar ve dijital sanatçılar için kariyerlerinde bir sıçrama tahtası olmasını istiyoruz” dedi.
Zenium, Türkiye ekibini güçlendiriyor
2015 yılının ilk aylarında açılışı yapılacak, uluslararası standartlardaki Istanbul One veri merkezi yatırımını destekler nitelikte olan bu atama ile birlikte Güreşçier, Zenium’un Türkiye’deki tüm operasyonlarını yönetecek. Aslıhan Güreşçier, 12 bin metrekare teknik alan hizmeti sunacak Istanbul One veri merkezinin ulusal ve uluslararası pazarlama operasyonlarının yanı sıra, operasyon ve aktif varlık yönetiminden de sorumlu olacak.
Zenium ekibine katılmadan önce, KoçSistem’de Satış Grup Yöneticisi olarak görev yapan Aslıhan Güreşçier, Veri Merkezi Servis ve Çözümleri Grubu’nun satış stratejilerinin geliştirilmesi ve satış operasyonlarının yürütülmesinden sorumluydu.
Zenium Technology Partners veri merkezi sektörünün öncü şirketleri arasında yer alıyor. Zenium yönetim ekibi geçtiğimiz 15 yıl içinde 2 milyar Dolar’ın üzerinde bir sermaye oluşturmuş; 400,000 metrekare üzerinde yükseltilmiş alan tasarlamış ve teslim etmiş olmakla birlikte 100’ün üzerinde müşteri anlaşmasına imza atmıştır.
Zenium, an itibariyle Türkiye’de Istanbul One, Almanya’da ise Frankfurt One’dan oluşan veri merkezi portföyü ile, hem yükselen hem de yerleşik pazarlarda çığır açan ve yenilikçi tesisler geliştirmeye yönelik istikrarını göstermektedir.
Kurumların en büyük tehditi çalışanları
Kaspersky Lab Türkiye Ülke Müdürü Sertan Selçuk ile Polonya’nın başkenti Varşova’da konuştuk.
Kablosuz, bilgisayarsız sunum imkansız değil
ViewSonic, Advanced Connect teknolojisine sahip ViewSync projeksiyon cihazlarındaki geniş bağlantı seçenekleri ile esnek kullanım imkânı sağlıyor. Sunumları kablolu ya da kablosuz olarak, USB bellek üzerinde veya uygulamalar yardımıyla mobil cihazlardan yapmaya imkân tanıyan ViewSync Advanced Connect Teknolojisi, iş hayatında sunumları ilgi çekici hale getirmeye yardımcı oluyor.
ViewSonic Advance Connect Teknolojisi’ne sahip projeksiyon cihazları sadece bilgisayardan değil iş hayatında da oldukça yaygın şekilde kullanılan iOS ve Android işletim sistemine sahip mobil cihazlarla da vPresenter uygulaması sayesinde sunum yapmayı sağlıyor. ViewSonic projeksiyon cihazları, mobil uygulamalar yardımı ile kullanıcılara akıllı telefon ve tabletlerinden yaptıkları sunumlar üzerinde anlık olarak çizim yapabilme, üzerine not ekleme ve yapılan değişiklikleri kaydedebilme imkanı da sunuyor.
Ayrıca kullanıcıya sunumu USB bellekten veya harici diskten direkt olarak kolay tak çalıştır özelliği ile yapmasını sağlayarak, bilgisayardan bağımsız sunum yapma ayrılacağını da veriyor.
vPresenter Live Cam uygulaması ile iOS veya Android destekli mobil cihazların kameraları üzerinden sunum esnasında canlı olarak video yayını yapabilirsiniz. Bu özellik sayesinde toplantılarda anlatılamayacak detaylar video görüntüsü üzerinden büyük ekranda daha net gösterip tartışılabiliyor.
Tek ekranda 4 farklı görüntüyü yansıtma kolaylığını da sağlayan ViewSonic Advanced Connect Teknolojisi ile eş zamanlı olarak 4 farklı bilgisayardan sunum yapılabiliyor. Ayrıca sunumu ortak ağa bağlanarak farklı bir odadan veya uzaktan yapabilirsiniz.
Sunumlarını kablolu olarak bilgisayar üzerinden yapmak isteyen kullanıcılar içinse ViewsSonic’in Advanced Connect teknolojili projeksiyon cihazları ile birlikte WPD-100 kablosuz USB dongle artık ücretsiz geliyor.










