Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1906

E-ticaretin doğal değişimi ne anlama geliyor?

0
TechInside Analizi:  İnternet teknolojilerinin gelişimi işletmeler ile tüketiciler arasında inanılmaz ölçüde veri bilgi alışverişini beraberinde getiriyor. Bu durum artım sabit banner alanlarına sıkışıp kalmanın ötesinde, dinamik ve bireye özel reklamların hayatımıza girmesini sağlıyor. E-ticaret bir daha asla aynı olmamak üzere sürekli şekil değiştiriyor.

Dijital dünyayı çevreleyen yenilikçiliğe yakından dikkat edildiğinde, e-ticaretin son on yılda yaptığı devrimsel etki karşısında hayrete düşmemek elde değil. Büyük oyuncuları hepimiz biliyoruz (Amazon, eBay, Zappos) ve yakın zamandaki Alibaba halka arzı (tarihteki en büyük ilk halka açılış) ile e-ticaret şirketlerinin göz ardı edilemeyecek bir iş modeli ile artık jenerasyonun güçlü oyuncuları olarak hak talebinde bulundukları aşikar.

Bu fırsatın farkına varan e-ticaret girişimlerinin sayısı geçtiğimiz yıllarda dikkate değer bir şekilde arttı fakat devleri yeni başlayanlardan ayıran büyük bir zorluk var: nasıl kullanıcı elde edilip sadık devamlı müşteri kitlesi oluşturulacağı.

Spektrumun diğer tarafında gerek The Huffington Post ve Mashable gibi dijital olarak bağımsız markalar gerek The New York Times veya The Wall Street Journal gibi oturmuş yükümlüler olsun dijital içerik üretiminin ve genel olarak web yayıncılığı sektörünün yükselişine şahit olduk. Bu markalar gündelik olarak ziyaret eden milyonlarca özel izleyiciye sahip fakat ‘‘geleneksel’’ dijital reklamcılık metalaştırılmaya devam ettiği sürece web yayıncıları e-ticaretteki emsalleri ölçeğinde para kazanmada zorlanıyorlar. Problem de bunun içinde yatıyor.

ticaret-klavye-commerce-shop-basket

E-ticaretin ötesinde: sosyal ve doğal ticaret 

Geçtiğimiz birkaç senede yenilikçi bir avuç kişi şu an çok bariz görünen aynı kanıya vardılar: içerik ve ticaretin bileşimi banner reklam dışında var olabilir. Bu kişiler e-ticaretin etrafındaki ‘‘yeni nesil’’ fırsatlara yoğunlaşmaya başladılar, bu fırsatların pek çoğu da sosyal ve değişen medya tabiatı sayesinde ortaya çıkıyordu. Seri girişimci Joe Einhorn tarafından kurulan ‘‘sosyal ticaret’’ platformu Fancy, bu yeni yakınsama trenine atlayan ilklerden biriydi. Çıkışın ardından yaptığı ilk söyleşilerinden birinde Einhorn, Fancy’i yapmaya karar vermesinin arkasındaki sebebi hakkında konuştu: “İnsanların en sonunda hangi araç ile bu bilgiyi tüketeceğini soruyoruz. Eğer şeylerin renklerini, şekillerini yani nasıl gözüktüklerini gerçekten bilirsek çok zengin bir veri kümesi olabiliriz. Eğlenceli bir sosyal ticaret sistemi ortaya çıkardık fakat aynı zamanda bizi ayrı tutacak sorunları da gerçekten çözmeye çalışıyoruz.

Einhorn’un vizyonu tuttu ve Kanye West, Ashton Kutcher gibi ünlü sevenleri sayesinde platform milyonlarca kullanıcıyı ürünleri farklı bir şekilde keşfetmeleri ve tüketmeleri için topladı.

Bugünkü zorluk, veya belki de fırsat demeliyiz, kullanıcıları bir kere “4 dijital duvarınız” arasına aldıktan sonra bir yandan onlara içeride kalmaları için sebepler sunarken bir yandan da nasıl onlarla bağlanacağınızı anlamak. Ne de olsa markalar (ister kar amacı gütmeyenler, ister multi milyar dolarlık şirketler olsun) müşteri çekmek ve tutmak için aşırı derecede zaman harcıyorlar.

Print

Doğal Ticaret nedir? 

Şimdiki daha önemli soru ise bir yandan yazı ile ilgili kesin kurallar korunurken diğer yandan ticaretin içerik deneyimiyle nasıl kusursuzca birleştirileceği. Cevabı yakın zamanda ortaya çıkan ve inanılmaz derecede başarılı olan, ilgili ürün tavsiyelerinin içerik deneyimiyle bütünleştiği, bilenlerin deyimiyle “doğal ticaret”.

Doğal ticaretin en saygı uyandıran yönlerinden biri ispatlandığı üzere esnekliği. Temelde doğal ticaret, e-ticaret ve dijital içerik şirketlerinin karşılaştığı her iki problemi de çözüyor ve en etkileşimli izleyicilerin önüne en alakalı ürünleri, izleyicilerin onlar hakkında bilgi almak ve onları satın almak isteyecekleri en uygun zamanlarda ve yerlerde karşılarına organik olarak çıkartıyor.

Birkaç başarılı örnek arasında Thrillist ve onun JackThread ürünleri ile olan sık örülmüş entegrasyonu, Gawker Media’nın Amazon ve kendi Kinja platformunun entegrasyonu yardımıyla makalelerinde bulunan yeni tarzda yerleştirilebilir ürün tavsiyeleri ve The Next Web’in e-posta, sosyal ve editoryal kanalları kullanarak tamamen doğal bir ödeme akışında sunduğu yüksek derecede alakalı ürünler bulunuyor. Bu çalışmalar kullanıcılara gerçekten ilgi duydukları kanallarda kişiselleştirilmiş ürün tavsiyeleri sunuyor. Sadık okuyucular tavsiye edilen ürünleri, indirimleri ve servisleri keşfediyor, ardından da geldiklerinde bulmayı umdukları markalı deneyimin dışına çıkarmadan devamlı kullanıcı haline geliyorlar.

“Doğal ticaret doğal reklam kavramına oldukça benziyor” diye düşünebilirsiniz. Aynı kapsamı paylaşsalar da doğal ticaret reklamcılar için uygulanabilir ve etkili bir taktiği yayıncıların avantajına çeviriyor. Doğal reklamın yaptığı gibi az alakalı ürünleri öne çıkarmak yerine doğal ticaret izleyici alakalarına uygun hedeflenmiş ürün ve servisleri tavsiye ediyor. Ek olarak kullanıcıları site üzerinde tutarak ve onların alakalı ürünler almasını sağlayarak yayıncılar hali hazırda olanak sağladıkları fakat önceden sahip olmadıkları bir işlem üzerindeki döngüyü sonlandırabiliyorlar.

e-ticaret-2

Yayıncılar, tüketiciler ve markalar için fırsat

Doğru yapılırsa doğal ticaret yayıncıların para kazanmalarına, izleyiciler ile işe yaradığı ispatlanmış dijital reklamcılığı veya gelir getiren herhangi bir taktiği bütünleyen bir taktik ile etkileşime geçmelerine ve izleyicilerinin sayılarını arttırmalarına olanak tanıyor. Trillist gelirinin yaklaşık yüzde 80’ini ticaretten sağlarken The Next Web ve Cult of Mac kendi markalı dükkanlarından yıllık 7 haneli gelirler elde ediyor.

Tüketiciler güvendikleri içerik üreticiler yardımıyla hali hazırda ürünleri keşfediyor, haklarında bilgi ediniyor ve almak istediklerine karar veriyorlar. Şimdiki tek fark ise tüketicilerin ürünleri satın almak için başka bir yere gitmek yerine bu aynı yayıncılardan direkt olarak satın alabiliyor olmaları. Bu yayıncılara sadece yeni bir gelir fırsatı sunup ve izleyicilerinin gitmesini önlemiyor, aynı zamanda tüm ilişkiyi de kuvvetlendiriyor – okuyucular artık müşteriler de oluyor.

Markalar da aynı şekilde ürün ve servisleri en alakalı izleyicinin önüne çıkaran, (sıfır ön ödeme maliyetiyle) gelir getiren çözüme sahip hedef medya satış yerleri aracılığıyla teşhirden faydalanmaya devam ediyor.

Dolayısıyla doğal ticaret, ilgi uyandıran faydalı içerik ve en önemli kişiler olan hedef kitle ile kıymetli ilişkiler oluşturmaya devam eden bir deneyimin yardımıyla benzer yayıncılar ve markalar için kullanıcı merkezli para kazanma kanalı sağlıyor.

Kreatif işler nasıl üretilir?

0

YouTube ya da Facebook’ta bir video izlediğimizde ‘vay be ne kadar güzel olmuş’ diyorsak, bu video tabiri caizse bam telimize dokunuyorsa onu üreten kişi doğru yoldadır diye düşünürüz. Her ne kadar bu işler ortak zeka ile üretilse de arkasında her zaman keskin bir zeka, duygular ve takım çalışması vardır.

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde yapılan oturumlardan biri de işte bu keskin zekanın formüllerini ortaya koyması açısından önemliydi. Yaratıcılığın Kodları isimli oturumda reklam ve pazarlama dünyanın önemli isimleri vardı. Fatoş Karahasan, Esra Süzme,  Alemşah Öztürk ve Erol Batislam yukarıda anlattığımız konuda nasıl adımlar atmamız gerektiğini anlattılar.

Fatoş Karahasan’ın yaptığı sunumda kreatif olmanın 7 kuralı örneklerle anlatıldı. Bu kurallar bize insanların kalbine dokunan, ajitasyona kaçmayan ama bir mesajı olan işler üretmede yardımcı olacak ipuçları içeriyor.

İşe ihtiyaçtan başlama
Kreatif olmanın birinci kuralı işe ihtiyaçlardan başlamak. Pazarlamacı olarak öncelikle bu konuya önem vermek gerekiyor. Bir reklamın ya da kampanyanın başarılı olması için önce kişiye dokunması, bir ihtiyacı gidermesi gerekiyor. Bunu sağlayan çalışma bir adım öne geçmiş oluyor.

Tasarımı başrol oyuncusu yapmak
İkinci kural ise tasarımı başrolde kullanmak. Eskiden logonun sadece bir tasarım öğesi olarak görüldüğünü belirten Alemşah Öztürk, artık eko sistem reklamcılığının yaygın olarak kullanıldığını söylüyor. Bu konuda en iyi örneğin Apple olduğuna dikkat çeken Öztürk, Apple logosunun artık eko sistem ile bütünleştiği görüşünü savunuyor.

Müşterilerin yolculuklarına eşlik et
Üçüncü kural ise müşterilerin yolculuklarına eşlik etme gerekliliği. Bir reklamı hazırlarken amaç sadece ürün satmak olmamalı. Müşterinin o ürünü kullanırken içinde bulunduğu durum ya da durumları resmetmek de önemli hale geliyor. Bu konuda Erol Batislam ‘reklam gibi olmayan reklam’ kavramını hatırlatıyor.

Teknolojiyi günlük yaşamın parçası haline getirmek
Dördüncü kuralda ise teknolojiyi günlük yaşamın bir parçası haline getirerek sunmak yatıyor. Bu konuda verilen örnek ise British Airways’in ilginç açık hava reklamı oldu. İngiltere’de yayınlanan reklamda hareketli bir bilboardda küçük bir çocuk görünüyor ve üstünden geçen uçağın ismi ve gittiği yer yazıyor. Çocuk da bu uçağı takip ederek ekrandan çıkıyor.

Basit gibi görünse de arkasında karmaşık teknolojiler bulunan bu reklam teknolojinin günlük hayatta ve reklam dünyasında nasıl kullanıldığını göstermesi açısından önemli.

İnsanlara mutlu anları sun ve duygularına seslen
Beşinci kural ise insanlara mutla anları sunmak. Reklamlarda genelde mutlu anlar sunulur. Ancak bunu yaparken duygu sömürüsü yapmamak ve abartıya kaçmamak gerekiyor.

Eğlenceli zeki ve başarılı ol
Altıncı kural ise eğlenceli zeki ve başarılı olmak. Reklam hazırlamanın en önemli kurallarından biri de bu. Eğer bu beklentilere cevap verebilen bir reklam hazırlanırsa bunun geri dönüşü de o ölçüde başarılı oluyor. 

Yaptığınla gurur duy
Son kural ise yapılan işle gurur duymak. Sadece reklam için değil tüm işlerde yapılan çalışmalarla gurur duymak önemli. O işi üretenin yaptığı işi beğenmesi ve onunla gurur duyması gerekiyor ki bu sayede işin kalitesi ve etki de artmış oluyor.

Paraşüt tahsilatları hızlandırıyor

0

Paraşüt, kullanıcılarına kredi kartı ile tahsilat hizmeti de sunmaya başladı. Bu hizmetle işletmeler, tüm fatura ve tahsilat süreçlerini tek merkezden yöneterek hızlandırıyor ve müşterilerine kredi kartı ile alternatif ödeme seçeneği sunarak tahsilatlarını garanti altına alıyor.

Paraşüt, her işletme için kritik olan temel finansal hizmet ve bilgileri gerçek zamanlı ve kolay anlaşılır şekilde sunuyor. İşletmeler için bir finansal kontrol paneli niteliği taşıyan sistem fatura ve ödeme planı oluşturma, vadesi geçen ve gerçekleşen tahsilat ve ödeme bilgisi, ödenmesi gereken KDV, nakit akışı, şirket harcamaları, satış ve alışlardaki büyüme eğilimi gibi bilgi ve gereksinimleri tek elden yanıtlıyor.

Hızlı ve kolay başvuru
Kredi kartı ile tahsilat yapabilmek için uygulamaya giriş yaptıktan sonra çrvrimiçi başvuru formunu doldurmak yeterli. Bilgilerini eksiksiz olarak giren işletmeler, 48 saat içinde kullanıma hazır hale gelen sanal POS’ları ile müşterilerine tüm VISA ve MasterCard’larla ödeme seçeneğini sunabiliyor.

Yalın ve sabit ücretlendirme
Herhangi bir koşul ya da taahhüt talep edilmeden, sadece tahsil edilen tutar üzerinden %2,5 ve işlem başına 25 kuruş komisyon uygulaması ile yalın bir ücretlendirme yapılıyor.

Paraşüt, resmi düzenlemeler ile birlikte önümüzdeki yıllarda e-Fatura’ya (elektronik fatura) geçiş yapması gereken pek çok işletmeye e-Fatura hizmetini de çok yakın zamanda sunmaya hazırlanıyor.

İyzico altyapısı ile güvenli ödeme
Paraşüt, kredi kartı ile ödeme özelliği konusunda iyzico’yu çözüm ortağı olarak seçti. Üst düzey veri güvenliği standardı PCI-DSS sertifikasına sahip iyzico ile tahsilatlar güvenli bir altyapı üzerinden gerçekleştiriliyor.

GE Türkiye İnovasyon Merkezi’ni duyurdu

0

Yerelleştirme girişimleri ve teknoloji eğitimi alanında olanakları genişletmeye odaklanan GE, aynı zamanda 2015 yılında GE Türkiye İnovasyon Merkezi’nin açılışını duyurdu. İstanbul Teknopark’ta yer alacak olan merkez endüstrinin karşılaştığı sorunlara yerel çözümler geliştirmek için müşteriler, girişimciler ve akademisyenlerle işbirliği içinde çalışarak “Endüstriyel Kuluçka Merkezi” işlevi görecek.

“Endüstrinin Geleceği”, üç temel unsur olan Endüstriyel İnternet, İleri Üretim Teknikleri ve Küresel Akıl ile Türkiye’de endüstrilerin üretkenliğinin ve verimliliğinin artırılmasına yönelik fırsatların altını çiziyor. Bu da daha hızlı, daha işbirliğine yönelik ve daha esnek üretim sunuyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişimi hızlanırken üretimin her ölçekte yapılabilmesi sağlanıyor. Daha yerelleştirilmiş tedarik zinciri maliyetleri düşürüp, verimliliği artırırken, yeni fikirler için kuluçka işlevi de görüyor.

GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy ve GE Baş Ekonomisti Marco Annunziata “Endüstrinin Geleceği” yaklaşımının makroekonomik etkilerini değerlendirdi.

GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy yaptığı açılış konuşmasında, ‘Endüstrinin Geleceği’ perspektifinin unsurlarını paylaştı ve Türkiye’nin endüstriyel gelişim potansiyelinin altını çizdi. Özsoy: “GE olarak, 1948’den bu yana Türkiye’nin çözüm ortağı olmaktan gurur duyuyoruz. Günümüzde rekabetçiliğin ve büyümenin en önemli anahtarı olan inovasyonun daha hızlı gelişmesini sağlayan ‘Endüstrinin Geleceği’ perspektifi, dünyanın rekabetçi ekonomileri arasında yer alan Türkiye’nin geleceğinin şekillendirilmesi açısından önemli fırsatlar sunuyor.”

 GE Türkiye İnovasyon Merkezi 2015’te açılacak

GE Türkiye İnovasyon Merkezi, farklı fikirlerin desteklendiği, beslendiği ve yerel inovasyon ekosistemi ile etkileşim içinde olacak. İleri üretim teknikleri, endüstriyel internet ve yaşam bilimleri laboratuvarını kapsayan merkez, dünya genelinde herkesin birbiriyle iletişim içinde olduğu, içerik ve kaynaklara erişim sağlayacak.

GE Sağlık’ın Yaşam Bilimleri Laboratuvarı, firmanın ilaç geliştirme, protein bilimi ve biyoişlem araştırmaları için geliştirdiği en son araç ve teknolojilere sahip olacak ve Türkiye biyofarmasötik ilaç sektörü için sunulan ileri teknik eğitim ve teknolojik değerlendirme olanaklarının yanı sıra üniversitelerin biyoteknoloji derslerinin farklı unsurları için de açık olacak. GE’nin Orta Doğu ve Rusya’da bulunan müşterilerinin yanında akademisyenler, ilaç ve biyoteknoloji araştırmacıları da küçük ölçekli çalışmaları için laboratuvardan faydalanabilecekler. Teknik uzmanların istihdam edileceği yeni laboratuvar GE Sağlık’ın, GE Türkiye İnovasyon Merkezi’nde önemli bir yere sahip olacak.

TechInside Podcast – Bölüm 15

0

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/177002365″ params=”auto_play=false&hide_related=true&show_comments=false&show_user=true&show_reposts=false&visual=false” width=”100%” height=”100″ iframe=”true” /]

Bu hafta ele aldığımız başlıklar;

– Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv 4G müjdesini verdi
– Profesör ve Fütürist Michio Kaku geleceği anlattı
– Türkiye girişimcilik ekosistemine yakın bakış
– Bir girişimin ana stratejisi ne olmalı? Bob Dorf cevapladı.

TechInside Podcast yayınlarımıza iTunes üzerinde de abone olabilirsiniz.

Pazarlamanın da 5N1K’sı var

0

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde gerçekleşen oturumlardan biri de “İleri Görüş: Pazarlamanın Geleceği” başlığı ile gerçekleştirildi. Bu oturum ağırlıklı olarak pazarlama ve benzeri birimlerde çalışanlara hitap etse de genel olarak müşteri ilişkilerini anlamak adına güzel ipuçları da sundu.

Oturumun konukları ise Yiğit Kulabaş ve Neslihan Uçar idi. Yiğit Kulabaş’ın dikkat çektiği konuların başında Big Data yani Büyük Veri vardı. Bu Big Data’yı anlamlandırmanın önemini vurgulayan Kulabaş; “müşteriyi daha anlamlı hale getirmek lazım. Çünkü dün ve bugün arasında farklılıklar olabiliyor” diyerek konunun ne kadar önemli olduğunu ve nasıl değiştiğine dikkat çekti.

Kulabaş ve Uçar’ın isimlendirdiği bir kavram ise 5N1K oldu. Gazetecilikte bir haberin Kim, Ne, Nasıl, Nerede, Ne Zaman ve Neden sorularına cevap vermesi gerekir. Aynen pazarlamada da bu soruların cevabının bulunması gerektiğini ifade eden konuklar, kişinin farklı şartlarda farklı şekilde davrandığını belirttiler.

Örneğin tek başına uçakla seyahat eden bir kişinin bu seyahatte farklı, ailesiyle beraber yaptığı bir seyahatte farklı davrandığına dikkat çekti Yiğit Kulabaş. Bu davranış farklılıklarını algılamanın çok önemli olduğunu, bunu da 5N1K ile yaptıklarını söyledi.

Kulabaş önemli bir konuda da bilgi verdi: “Önemli olan gerçek zamanlı pazarlama teklifleri sunmak değil, önemli olan doğru yerde doğru zamanda teklif vermek”.

pazarlama01

İlginç bir örnek

Yiğit Kulabaş’ın verdiği ilginç bir Büyük Veri örneği oturumun en ilginç anlarından biriydi. Kurban Bayramı’nda İstanbul’dan en fazla tatile gidilen ilin Kastamonu olduğu ortaya çıkmış. Çünkü Kastamonu’da yaşayan 230 bin kişiye karşılık İstanbul’da 550 bin Kastamonu’lu yaşıyor. Bu yüzden bayramda İstanbul’dan en fazla ziyaretçinin gittiği şehir Kastamonu oldu. Bu veri anlamlandırıldığında bir pazarlama kampanyası için kullanılabilir hale geliyor.

11 milyon izinli kullanıcı var

Turkcell’in altyapısında 11 milyon izinli kullanıcı datasının bulunduğunu açıklayan Neslihan Uçar, bu kullanıcıları üzmeden ve sıkmadan, aynı zamanda onlara da fayda sağlayarak pazarlama kampanyaları geliştirdiklerinin altını çizdi.

Ellerindeki 11 milyon kullanıcıyı 300 farklı profille kategorize ettiklerini ifade eden Uçar, Turkcell’in altyapısında müşterilere gönderilen SMS’leri analiz edebilen araçlar bulunduğu da söyledi.

Müşteri sadakati çok önemli

Genelde pazarlamacıların yaptığı en büyük hatanın ürünü sattıktan sonra bir daha müşteri ile bağlantıya geçmemek olduğunu belirten Uçar sözlerine şöyle devam etti: “Müşteri sadakatini sağlamak çok önemli. Bunu genelde unutuyoruz. Bir sonraki satışa kadar onlarla iletişimde olmamız gerekiyor. Bunu yapmalıyız.”

Pazarlamanın geleceği Büyük Veri’de gizli. Ancak bu veriyi anlamlandırmak, müşteriyi doğru anlamak, onu sıkmadan ve üzmeden fırsatlar konusunda bilgilendirmek gerekiyor. En önemlisi de bu fırsatların doğru yer ve doğru zamanda sunulması gerekiyor ki işe yarasın.

Tüketiciler 2025 yılında eşi görülmemiş bir şekilde internete bağlanılacağında hemfikir

2

ADVERTORIAL

Intel Security’nin bir parçası olan McAfee, dünya genelinde 8 bini aşkın tüketicinin yaşam tarzı ve teknoloji trendleri ile ilgili düşünce ve davranışlarını inceleyen “Safeguarding 2025” çalışmasının sonuçlarını duyurdu. Bu çalışma, teknolojinin insanların evlerini, iş yerlerini, arabalarını, giyimlerini, mobil cihazlarını nasıl etkilediğini ve bu teknolojilerin onların çevrimiçi güvenlik ve gizlilikleri ile nasıl kesiştiğinin anlaşılmasını sağlıyor.

Araştırmaya göre tüketiciler, önümüzdeki 10 yılda teknoloji ve cihazların etkili bir şekilde evlerini yönetebileceğine inanıyorlar. İnsanların yarısından çoğu (yüzde 56) 11 yıl içerisinde kendileri ile konuşan ya da okuyan akıllı bir ev sahibi olabileceklerini düşünüyorlar. Yüzde 68’den fazlası ürünün azalması durumunda buzdolaplarının otomatik olarak market listesine eksik ürünü ekleyeceğini düşünüyor. Tüketicilerin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 82) evlerinin güvenlik sistemlerinin mobil cihazlarına bağlanacağına inanıyor.

McAfee Türkiye ve Azerbaycan Bölge Direktörü İlkem Özar, “Özellikle “Nesnelerin İnterneti” gibi teknolojilerin hızlı bir şekilde gelişerek ve giderek artan bir ivmeyle hayatımıza girmeye devam edeceğini, tüketicilerin ise bu gelişmelerin onların güvenlik ve gizliliklerini nasıl etkileyeceği konusunda kaygılandıklarını görüyoruz” diyor ve ekliyor, “bu araştırma ile bu konulara ve beklentilere ışık tutmayı amaçlıyoruz ve böylece endüstri getirdiği yeniliklerde tüketicilerin akıllarındaki çevrimiçi güvenlik ve gizlilik endişelerini de hesaba katarak yol alabilir.”

Ayrıca araştırma, tüketicilerin 2025 yılında siber güvenlik, giyilebilirlik ve ulaşım imkânlarını nasıl gördüklerinin de anlaşılmasını sağlıyor.

Siber Güvenlik
Ankete göre, tüketicilerin yüzde 63’ü 11 yıl sonra siber güvenlik durumunun nasıl olacağı ile ilgili kaygı duyuyor. Tüketicilerin yaklaşık üçte ikisi (yüzde 60) kimlik hırsızlığı, mali hırsızlık ve dolandırıcılığın en büyük sorunlar olacağını belirtiyor. Perakende ve finans kurumlarının hack’lendiğine dair verilen günlük haberlerden dolayı bu sürpriz değil. Yeniliklerin her geçen gün tüketicilerin hayatına daha fazla girmesiyle birlikte, pek çok insan siber suç kurbanı olmak korkusuyla, kişisel bilgilerini paylaşmaya ya da bu teknolojileri benimsemeye tereddüt ediyor.

Siber Suç
Bu çalışma, tüketicilerin yüzde 73’ünün önümüzdeki 10 yıl içerisinde aile üyelerinin de hacker kurbanı olabileceklerinden korktuğunu ortaya çıkartıyor. Yarıdan fazla tüketici (yüzde 54) 2025 yılında ailelerinin siber zorbalıktan etkileneceğine inanıyor. Pek çok insanın sosyal network sitelerinde karşılaştıkları olumsuz tüketici deneyimleri çevrimiçi büyümeyi negatif yönde etkiliyor.

Giyilebilirlik
Tüketicilerin yüzde 68’i 11 yıl içerisinde en sıradan cihazın akıllı saatler olacağını düşünürken; soruları cevaplayanların yüzde 57’si, tamamen giyilebilen cihazların yaygın olarak kullanılacağına inanıyor. Tüketicilerin yarısından çoğu (yüzde 57) mutfak gereçlerinin, kullanıcılara yol gösterici olacağını umuyor.

“Şu açık ki 2025 yılında tüketiciler cihazlarından daha fazlasını bekleyecekler. Giyilebilirliğin tanıtımı ve diğer yapay zekâlar bizim hayatımızı kolaylaştırmaya devam edecek” diyen İlkem Özar şöyle devam ediyor; “Tüketiciler daha fazla rahatlık beklerken, rahatlık ve güvenlik dengesinin önemini de anlayacaklar.”

İş Yerinde Teknik
Tüketiciler gelecek 10 yılda iş yerlerinde gözle görülür değişiklikler görmeyi bekliyor. Çalışan tüketicilerin dörtte biri (yüzde 26) evden çalışacağını düşünürken, yüzde 74’ü işlerinin yapay zekâ ve robot desteği ile çalışacağını umuyor. yüzde 66’sı yüz ve ses tanıma sistemleri ile iş verilerine giriş yapacağına inanıyor. Daha büyük önlemler hassas iş bilgilerinin güvende olacağına garanti verirken, iş yerlerindeki robotlu sistemlerin şirketleri sanal bağlantılı suçlara daha yatkın hale getirmesiyle sonuçlanabilir.

“En önemli nokta şu ki; tüketiciler 10 yıl içerisinde iş yerlerinin değişmesi, robotların rol alması ve çevrimiçi şöhretin önemiyle iş dünyasının çarpıcı bir şekilde farklı olacağını düşünüyorlar” diyor Dawson. “Hepimiz profesyonel şöhretimizin azalmasından çok, çevrimiçi aktivitemizin arttığından emin olmak için dikkatli olmalıyız.”

Diğer Temel Bulgular Şunlar:

Dijital Varlığınızı Koruyun
2025 yılında, tüketicilerin yüzde 42’si mobil cihazlarını göz tarama yöntemi ile açmayı düşünüyor. Onları yüzde 31’lik oranla parmak iziyle açmayı düşünenler takip ediyor. Neredeyse tüm katılımcılar (yüzde 89) anketten sonra dijital varlıklarını daha fazla koruma altına almayı planlıyor.

Telefonla ya da Parmak İziyle Ödeyin
Tüketicilerin yüzde 23’ü, ödemelerini mobil cihazları ile yapacaklarına inanırken, yüzde 29’u parmak iziyle yapacağına inanıyor. Tüketicilerin çok azı (yüzde 21) kredi kartı ya da para kart ile ödeme yapmaya devam edeceğine inanıyor.

Yeşilin Anlamı; Git
İnsanların yüzde 35’i, 2025 yılında etrafta karma taşıtlar olacağını düşünürken yüzde 21’i kendi kendine sürülebilen araçlar olacağını düşünüyor. İnsanların üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 2025 yılında otomatik pilotu olan arabaların var olacağını düşünüyor.

Sizin Uygulamanız En İyisini Bilecek
Tüketicilerin yüzde 68’i giyilebilir bir cihazın yaşamsal etkileri doğrudan kendi doktorlarına gönderebileceğine ve bunun onları doktor ziyaretine gitmek zorunda kalmadan sağlık kontrollerinin yapılacağına inanıyor. İnsanların üçte birinden fazlası (yüzde 36) sensörlü online sağlık kontrolü olacağını ve bedeni gözden geçirdikten sonra hastalık belirtilerini yayınlayacağını düşünüyor.

Eski iş yöntemleri artık işe yaramıyor

0

Yeni dönemde işgücünü iyileştirmek, değerlendirmek ve muhafaza etmek neye mal olur? İşte dikkate almanız gereken bazı şeyler:

Eski Tarzlar İşe Yaramayacak: Eğer işinizin uyumlu ve başarılı olmasını istiyorsanız dostluk kurma yeteneği gerekli. Son yapılan araştırmalara göre yöneticilerin %34’ü yetenek kazanma çabalarının işgücünü hazırlama işine bağlı olduğuna ve şirketlerin gelecekte buna ihtiyaç duyacağına inanıyor. Haklılar da. Yöneticilerin, şirketlerin istihdam markalaşmasını şekillendirmeye odaklanmaları gerekli. Bugünün şirketleri sadece tüketiciler için değil, potansiyel işe alımlar için de markalarını pazarlamalılar. Veri madenciliğine yapılan sosyal medya yatırımı ve profesyonel şebekeler ve yetenek topluluğu oluşturmak, süreç daha ileri gittiğinde sadece buzdağının görünen yüzü olarak kalacak. Video, işbirliği programları ve istihdam sözleşme platformaları şirketlerin geleceğin işgücünü şekillendirmede kullandıkları araçlardan sadece birkaçı. Liderler her geçen dakika daha sosyal oluyorlar.

Yeteneği Oluşturmak ve Muhafaza Etmek İçin Büyük Veriyi Kullanın: Yeteneğin zirvesi hala matah, ama potansiyel personeller havuzu küresel. Büyük veriyi ve yetenek analizlerini güçlendirme, becerikli adayları tanımlamak ve işe alım niteliğini ölçmek için gerekli. Basitçe açıklarsak, istatiksel araçlar samanlıktaki iğneyi tespit etmenize yardımcı olabilir. Aksi takdirde, gözünüz bağlı bir şekilde hedefe nişan alırsınız.

community-employee

Topluluk Kurma: Topluluk kurma sadece işte önemli değil, şirketlerin doğru üyeleri cezbetmesinde önemli bir yol. Örneğin, GM gibi şirketler sosyal medya yoluyla yetenek bazlı toplulukları cezbetmek ve kurmak için çalışanların ürettiği içeriği kullandı. Bunlar gibi yenilikçi icraatlar şirketlerin yetenek havuzlarını genişletmesine yardımcı oluyor.

Arayüz Her Şeydir: Potansiyel elemana ulaşmak için onların kullandığı aynı araçlarla ve teknolojilerle bağlantı kurmalısınız. Adayın yaşantısını düşünün. Aslında, bunun anlamı sizin şirketinizle etkileşim içinde olurken hangi platformu, cihazı ya da kanalı kullanmak için seçtikleriyle birlikte yaşanan potansiyel işe alımdaki muhteşem deneyim. En üst seviyedeki adayların artık daha çok seçenekleri var. Sorunsuz bir şekilde size ulaşamazlarsa, büyük ihtimalle sizi başka birinin yararına es geçecekler.

catena

Çalışan Bağlılığı: Bugün, işe alım büyük bir gelişimin sadece başlangıcı. Çalışan bağlılığı doğru sırayı koruma ve hareketlendirilmiş işgücüne karşı olmazsa olmaz. Birleşik ve işbirlikçi işyeri çevresi kurmak, işçilere açık iletişim çizgisi, ekip kurma araçları ve işlerinde talep edileni yapma geri bildirimini garanti etmeye yardımcı olur. Küresel pazarların, sosyal medyanın ve analitik araçların ortaya çıkması personelleri işe alma ve elde tutma işini dönüştürüyor. Şirketler, en üst kalitedeki adayları cezbetmeye geldiğinde iç şerite sahip olmak istiyorlarsa, yarışta daha zekice alt edici, yenilikçi ve çabuk olmaları gerekir. En iyinin ve en parlağın sizin için çalışmasını istiyorsanız, sizin yetenekle en iyiyi ve en parlağı elde etmeniz gerekir.

Synology, Türkiye’deki ilk etkinliğini düzenledi

0

Türkiye pazarına odaklanan Synology, ülkemizdeki ilk etkinliğini 11 Kasım’da Taksim-Nippon Otel’de gerçekleştirdi. Dünya genelinde satış oranlarını %60 artıran firma, veri yedekleme ve güvenilirlik alanlarında önemli avantajlar sunuyor. Birbirine yedekli olan ürünleri ile arıza durumunda bile veri güvenliği ve kesintisiz çalışma olanağı sağlayan Synology ürünleri, en iyi fiyat-performans dengesini sunuyor.

Etkinlikte konuşan Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, küresel pazarın lider NAS cihazı tedarikçisi Synology’nin KOBİ’lere ve son kullanıcılara yenilikçi ürünler temin etmek için son teknolojilerden yararlandığını ifade etti: “NAS sunuculara odaklı Synology; son kullanıcılar, işletmeler ve teknoloji arasında bir köprü kurarak verileri depolamak için geleceğe yönelik kullanıcı merkezli bir yaklaşım sunuyor. Kullanıcı ve enerji dostu NAS ürünleri ile veri depolama alanında inovatif çözümler sağlıyoruz. Ürünlerimizin en temel özellikleri; kolay kullanılması, yüksek performansa sahip olması, sınırsız paylaşımı mümkün kılması, verimli olması ve güvenirlik. Ürünlerimiz, sahip olma maliyeti, enerji tasarrufu sağlaması gibi avantajlar ile birlikte çevikliği ve gücü de kullanıcılarının hizmetine sunuyor.”

Sağladıkları yenilikçi çözümlerle veri depolama alanında köklü bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini belirten Yiğit, “Türkiye, dinamik ve gelişen bir ekonomiye sahip. Bu yüzden NAS çözümlerimizi Türkiye pazarına sunmaya ve Türkiye’ye yatırım yapmaya odaklandık. 2015’te daha geniş ürün gamımızla Türkiye operasyonumuzu büyütmeyi hedefliyoruz. Dünya çapında yakaladığımız başarıyı aynı şekilde Türkiye’de de sürdürmek istiyoruz. Etkinlikte NAS ile birlikte zengin navigasyona sahip Surveilance Station (Gözetim İstasyonu) ürünlerimizin kurumlara ve bireylere sağladığı avantajları gösterme imkânı elde ettik. Canlı görüntü ile tek bir arayüz üzerinden eş zamanlı olarak 720 piksel çözünürlükte ve 64 kanala kadar görüntüleme imkânı veren Surveilance Station, net ve pürüzsüz bir gözetleme deneyimi sunuyor. Katılımcıların yüksek yatırım getirisine sahip ürünlerimiz hakkındaki olumlu fikirleri, bizi ayrıca memnun etti.” dedi.

Verilere istenilen zamanda, istenilen yerden erişebilmenin günümüz dünyasındaki öneminin altını çizen Yiğit, “Üretilen ve paylaşılan veriler ile birlikte yasalar gereği arşivlenmesi gereken kayıtlar, veri oranını düzenli bir şekilde artırıyor. Gartner’a göre, büyük veri ve analizleri; 2015’e kadar 3,7 trilyon Dolar’lık ürün ve hizmet ile birlikte 4,4 milyon kişilik yeni istihdam yaratacak. IDC verilerine göre, 2020 yılına kadar küresel veri hacmi 40 trilyon Gigabyte’a çıkacak. Morgan Stanley analistleri ise 2020 yılında 75 milyar cihazın internete bağlı olacağını belirtiyorlar. Bu öngörüler, sağladığımız çözümlerin önemini de artıyor.

Nerede olunduğu ve hangi cihazın kullanıldığından bağımsız olarak, verilere erişebilmek, paylaşmak için güvenli ve hızlı bir yol sağlayarak daha güçlü bir veri koruması ile mükemmel erişilebilirlik özelliklerini bir araya getiriyoruz. Bu faktörler, kurumların ve son kullanıcıların iş süreçlerindeki aksamaları ortadan kaldırıyor. 2013’te Global Teknoloji Distribütörleri Konseyi (GTDC) Avrupa tarafından düzenlenen teknoloji endüstrisinin en prestijli ödüllerinden  “Rising Star” sıralamasında, Almanya ölçeğinde “Yükselen Altın Yıldız” ödülü aldık. NAS sistemlerini yaygınlaştırmaya yönelik donanım, yazılım, işletim sistemi ve depolama servisleri geliştirip bu alandaki liderliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Vodafone çabuk biten pillere çare buldu

0

Dijital bağlantılı yaşamı birey ve kurumlar için kolay ve erişilebilir kılmayı hedefleyen Vodafone Türkiye, mobil iletişim teknolojilerinin gücünü kullanarak abonelerinin hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor.

“Dijital bağlantılı Türkiye” vizyonuyla hayata geçirdiği teknoloji yatırımları kapsamında şebekesini geliştirmek için son bir yılda 1 milyar TL’nin üzerinde yatırım yapan şirket; şebeke yatırımlarını, sosyal iş modellerini ve “mobil iş” kavramını tek çatı altında topladığı “Telefonla değil Vodafone’la” platformunu düzenlenen bir toplantıyla basına tanıttı.

Vodafone Türkiye, tüketiciye her zaman “en iyi” bağlantıyı vaat ettiği bu platform kapsamında, akıllı telefonların pil ömrünü uzatacak bir teknolojiyi şebekesine “akıllıca” entegre ederek önemli bir gelişmeye de imza attı. Buna göre Vodafone, “Akıllı Kapsama Teknolojisi” adlı şebekesiyle, akıllı telefonların pil ömrünü yüzde 25’e varan oranda uzatma olanağı sunuyor. Vodafone şebekesinin sunduğu pil ömrü avantajı, bağımsız araştırma şirketi Phimetrics’in İstanbul genelinde gerçekleştirdiği ölçümlemelerle de kanıtlandı.

“Telefonla değil Vodafone’la” platformunun tanıtım toplantısında konuşan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi:

“Vodafone olarak, bundan tam bir yıl önce ilan ettiğimiz ve ülkemizin kalkınması açısından kaldıraç etkisi yarattığını düşündüğümüz ‘Dijital Dönüşüm Hareketi’ doğrultusunda yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Stratejik yatırım programımız içinde ‘dijital bağlantılı Türkiye’ vizyonuyla yaptığımız teknoloji yatırımlarının, bu yatırımlar içinde de şebeke yatırımlarımızın önemli payı var. ‘Dijital Dönüşüm Hareketi’nin ilanından bu yana, şebekemizi geliştirmek için, bir yılda toplam 1,1 milyar TL’lik yatırım yaptık. 3G şebekemizi Avrupa’nın en ileri HSPA+ altyapısıyla kurduk. 8 ildeki tüm baz istasyonlarımızı SingleRAN teknolojisini içerecek şekilde yeniledik. Son 4 yılda 17 bin ek çekim noktası kurduk. Mobil internet hızımızı 3 yıl içinde 3 katına çıkardık. Şebekemizin, tüketicilerimizin ve kurumlarımızın dijitalleşmesi hedefiyle yaptığımız teknoloji alanındaki yatırımlarımızı artırarak sürdüreceğiz.”

Müzikte dijital dönüşümün sancıları sürüyor

0

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nin ilk gününde yapılan oturumlardan biri de müzik konusundaydı. Berna Şamiloğlu, Mine Aksoy, Yüce Zerey, Mehmet Tez ve Fuat Güner’in konuk olarak katıldığı oturumun konusu Müzik Dinleyicisi, Sanatçı ve Marka Üçgeninde Neler oluyor idi.

Oturumda en çok konuşulan konulardan biri ise telif meselesi oldu. Tüm dünyada dijital müziğin gelişmesiyle beraber ortaya çıkan değişimler elbette bu sektörü ciddi anlamda etkiledi. Dijital müziğin en önemli etkisi artık albüm yerine şarkıların ön plana çıkması oldu. Panele katılan konukların tamamı bu etkinin Türkiye’de de yaşandığını kabul ediyor. Artık kimse bir albüm almak istemiyor. Bunun yerine tek tek şarkılar dinleniyor ve satın alınıyor.

Oturumun konuklarından olan MFÖ grubundan Fuat Güner, telif hakları konusuna dikkat çekerken, bunu berber dükkanı örneği ile anlattı. Berber dükkanında sizi tıraş ederken müzik çalarsa bir telif ödemek zorunda olduğuna işaret eden Güner, buradaki rakamların çok büyük olmadığının da altını çizdi. Henüz Türkiye’de böyle bir mantığın oturmadığını belirten Güner, yavaş yavaş bu anlayışın hakim olmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.

Müzik sektöründeki haklarını koruyan BMG Taxim Edisyon Genel Müdürü Mine Aksoy ise sektördeki önemli bir soruna dikkat çekti: Birden fazla kurumun telif istemesi. İşletme sahiplerinin ayrı ayrı müzik kuruluşlarının gelip telif istemesinden rahatsız olduğunu dile getiren Aksoy, dünyada bu sorunların çözüldüğünü ve yüzde 65-70 gibi oranların eser sahibine geri kalan miktarın ise komşu hakları olarak tabir edilen müzisyen ya da diğer kişilere aktarıldığını belirtti.

Mine Aksoy’un değindiği bir diğer konu ise insanların bilinçlenmesi konusu idi. Telif konusunda toplum olarak bilinçlenmemiz gerektiğini söyleyen Aksoy, ‘bu sadece Kültür Bakanlığı’nın değil aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın da eğilmesi gereken bir konu’ dedi.

Fuat Güner’in sektörü eleştirdiği bir diğer nokta ise radyolardı. Güner eskiden radyo DJ’lerinin bir albümdeki bütün parçaları tek tek çalıp yorumladığını hatırlatırken artık plak şirketlerinin de baskısıyla klibi çekilen şarkıların çalındığını ve albümdeki diğer şarkıların geri planda kaldığını vurguladı.

muzik01

Dijital müzikten geri dönüş olmaz

Sanatçı Fuat Güner artık dijital dünyadan geri dönüş olmayacağını kesin olarak ifade ediyor. ‘Hep beraber bu dijital platformlarda dans edeceğiz’ diyen Güner’e göre bu yeni düzen için hukuksal bir sistem oturtulmak zorunda. ‘Herkes telifini ödesin ki sanatçılar işlerine devam edebilsin’ diyen Güner, bu bilincin topluma yayılması gerektiği konusunun altını çizdi.

Telif konusunda örnek de veren Güner, Bodrum’da 20 odalı bir otelin 1 yılda ödeyeceği müzik telifinin 360 TL olduğu, bunun da günlük 1 TL’ye tekabül ettiğini verdiği örnekle açıkladı.

Oturumda konuşmacılardan müzik yazarı Mehmet Tez ise müziğin ucuzladığını düşünüyor. Tez’e göre müzik aynı zamanda daha kısaldı. Artık insanların zamanı az olduğu için 3 dakika ile sınırlanıyor müzikler. Ayrıca genelde kulaklıkla dinlendiği için master aşamasında bu tarz cihazlar için özel düzenlemeler yapılıyor. Dijital dünyada artık ayda 10 TL’ye Spotify’dan sınırsız müzik dinlenebildiğini belirten Tez, müzik endüstrisini besleyen en önemli şeyin konserler olduğunu da belirtiyor.

Dijital müzik konusu dünyada olduğu gibi Türkiye’de mevcut durumu değiştiriyor. Bunun soncu olarak ülkemize has bazı sorunların da ortaya çıktığı aşikar. Bu sorunları aşmak içinse toplumsal bilinç, ortak çalışma ve regülasyonların oluşması gerekiyor ki herkesin mutlu olacağı bir ortam sağlansın.

Röportaj: Kadir Çöpdemir – Teknoloji Zirvesi

0

Kadir Çöpdemir kendi üslubu ile Turkcell Teknoloji Zirvesini değerlendirdi.

Michio Kaku konuşma değerlendirmesi

0

Michio Kaku geleceği ele aldığı Turkcell Teknoloji Zirvesi 2014 konuşmasında aynı zamanda Türkiye’den övgü dolu sözler ile bahsetti ama önemli noktaların altını da çizdi.

Turkcell başarılı iş ortaklarını ödüllendirdi

0

Turkcell Teknoloji Zirvesi kapsamında Partner Network oluşumu çerçevesinde başarılı olan iş ortaklarını ödüllendirdi. Konuyla ilgili Turkcell Mobil Ürünler ve İş Ortaklığı Yönetimi Direktörü Sezin Mızraklı ile görüştük.

Mobil nesle hazır mısınız?

0

0-14 yaş arası nesle Mobil Nesil adı veriliyor.

Beacon ile kurallar değişiyor

0

Bir zamanlar müşteriye ulaşabilen tüm reklam kampanyaları, televizyondan izlediklerimiz ve gazeteden okuduklarımızdan ibaretti. Teknoloji gelişip, şirketlerin tüketiciye ulaşabildikleri kanallar arttıkça reklamları şehirlere göre bölmek, sonrasında belirli bir semte özel tanıtım yapmak ve sokaklara kadar inebilmek mümkün oldu. Ancak kurumsal dünyanın hedefinde bugünün trendi “bireye özel” pazarlama var.

Bunu mümkün kılacak en önemli teknolojilerden biri Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde tanıtıldı. Beacon adı verilen bu minik cihaz, Zirve’ye damgasını vuran konulardan biri olan mikrolokasyonun kalbini oluşturuyor. BLE kısaltmasıyla bilinen ve daha az güç tüketen Bluetooth Low Energy bağlantısıyla çalışan Beacon, küçük, pratik ve kurması-yönetmesi kolay bir cihaz olarak öne çıkıyor.

Doğru yerde ve doğru zamanda

Turkcell’in kurumlara sunmak istediği noktasal pazarlama fırsatları için kilit rol oynayan Beacon, 30 metre menzilde yayın yaparak uyumlu kodların bulunduğu uygulamalarla iletişime geçebiliyor. Bunun anlamı yakın gelecekte Migros’un et reyonundan geçerken (eğer telefonunuzda Beacon SDK’sını kullanan uygulamalardan biri yüklüyse) dana kıymanın kilosunda sadece size özel ve sadece o an için geçerli bir indirime sahip olma şansınız hayli yüksek olacak.

Farklı geliştiriciler tarafından, farklı format ve teknik detaylara sahip olarak piyasaya sürülen Beacon modelleri için Turkcell’in sunmayı planladığı hizmetin başında ise devasa kullanıcı portföyü geliyor. Milyonlarca abonesiyle Turkcell, kurumlar için kullanıcı mahremiyetini ihlal etmeyecek nitelikte, kişiye ve konuma özgü tanıtım ve pazarlama faaliyetlerini mümkün kılacak.

Yayınlanacak SDK ile birlikte, her kurum kendi uygulamasını ve kendi iletişim senaryosunu geliştirebilecek. Panel biçiminde gerçekleşen ve Turkcell’den Neslihan Uçar’ın moderatörlük yaptığı, POI Kurucu Ortağı Salih Zeki Çimen, Migros CIO’su Mustafa Bartın, Mekanist Genel Müdürü Ali Servet Eyüboğlu ve yine Turkcell’den Ürün ve Servisler Direktörü Arda Özgün’ün katıldığı toplantıda perakende sektöründe, otelcilikte, görme engellilere sunulan servislerde ve müzelerde Beacon’ın kullanım olanakları detaylandırıldı.

Alışveriş arabalarına telefon bölmesi…

“Google Analytics’in gerçek dünyaya uyarlanması” olarak tanımlanan Beacon, firmaların müşterilerle iletişime geçebilmeleri için yepyeni bir kanal oluşturuyor. Bu kanalın içerik, kampanya ve analiz başlıkları altında üç ana faydası bulunuyor. Üstelik kampanyalar yapıldıkça arka planda oluşan büyük data sayesinde, sistem zamanla daha da verimli ve akıllı hale geliyor.

Beacon, kullanıcılara bireysel seviyede ulaşabilmek ve stant bazlı tanıtım ya da bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirebilmek için kurumların ihtiyacı olan her şeyi sağlıyor. Şimdi sırada, tıpkı Migros CIO’su Mustafa Bartın’ın dediği gibi müşterilerin anlık olarak telefonlarına bakabilmelerini sağlayacak bir “yan teknoloji” geliştirmek var; alışveriş arabalarına eklenecek bir cep telefonu tutacağı gibi…

Nesnelerin interneti Turkcell ile cebinizde

0

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things – IoT) hakkında mobil dünyanın en yetkin isimleri, Turkcell Teknoloji Zirvesi’nin aynı başlıklı oturumunda sırayla sahne aldı. Turkcell bir yandan kurumsal tarafta bu alanda yaptığı yatırımları ve yaşanan devasa dönüşümü anlatırken, diğer yandan günlük hayata, ailemize ve yaşantımıza nasıl etki edeceğini açıkladı.

Sahne alan isimler tarımcılıktan, okul servislerine kadar farklı ölçekte birçok çarpıcı örneği bizlerle paylaştı. Ancak gelin ben biraz daha basit ve herkesin aşina olduğu bir örnekle IoT’yi kısaca açıklayayım:

Bir durakta otobüs beklediğinizi düşünün. İstanbul’daki İETT otobüs duraklarında yeni kullanılmaya başlanan bilgilendirici paneller, duraktan geçen otobüslerin kaç dakika sonra geleceğini gösteriyor. Şimdilik bu hizmet İETT’nin veritabanında yer alan saat ve hat bilgilerine bağlı olarak görüntüleniyor. Oysa her otobüse kolayca monte edilebilecek bir akıllı cihaz vasıtasıyla otobüslerin konumları canlı olarak takip edilerek, ne kadar uzakta oldukları ve tam olarak kaç dakika sonra durakta olacağım ekranda görüntülenebilir.

Çok yakın gelecekte bir hayat standardı halini alması muhtemel olan bu teknoloji için aslında ihtiyaç duyulan veriler otobüsün konumu, hızı ve bölgenin trafik bilgisinden ibaret. Gelişen donanım teknolojileri, artan bant genişlikleri ve daha verimli hale gelen güç kaynakları ile bu sistemi kurmak hiç de zor değil.

Turkcell’de durum ne?

Turkcell Ürün ve Servisler Genel Müdür Yardımcısı Semih İncedayı, parlak mavi ışıklar altındaki geniş salonda yaptığı sunumda Turkcell’in nesnelerin interneti alanındaki yatırımlarına başlamadan önce, bu teknolojinin nesnelerle sınırlı olmadığını hatırlattı: IoT’yi nesneler kadar insan, süreç ve veri gibi bileşenler de besliyor. Aynı zamanda sistemin arka tarafında sürekli olarak büyük veri depolanıyor.

Turkcell’in nesnelerin internetine ilgisini açıklarken, enerji, perakende, altyapı ve üretim gibi pek çok sektörde kullanılan onca teknolojiye karşın, otomatize edilebilecek yüzde 50’ye yakın bir süreç potansiyeli olduğunu vurgulayan İncedayı, IoT’nin sağlayacağı bu otomasyon ile bazı sektörlerin birleşeceğini, kimilerinin ise yeni parçalara ayrılabileceğini belirtti.

Sistemlerin sistemi

Üretim, kontrol, dağıtım gibi farklı iş kollarındaki sistemlerin birbirini tanıması, birbiriyle iletişim kurabilmesi ile oluşturulan devasa ekosisteme bu ismi veren İncedayı’nın ardından sahneyi alan M2M Yöneticisi Dündar Özdemir, Turkcell Araç Takip Sistemi sayesinde kurumsal tarafta elde ettikleri başarıları anlattı. 530 bin araçta takip amaçlı takılı bulunan SIM kartlar, 2013 yılında toplam 1 milyar TL’ye varan tasarruf sağlamış.

Benzer bir başarıyı enerji dağıtımında 130 bin akıllı sayaç ile de sağlayan Turkcell, birbiriyle iletişim kurabilen nesneler sayesinde işletmelere enerji giderlerinde yüzde 30’a varan tasarruf olanağı sunan enerji izleme servisiyle ulaşmayı planlıyor.

Nesnelerin interneti anne babalara yarayacak

En çok ilgimi çeken sunum ise Turkcell Terminal ve Mobilite Direktörü Anıl Gül’ün tanıttığı Trackimo oldu. Kibrit kutusu büyüklüğündeki bu “akıllı nesne”, pek çok farklı amaca hizmet edecek şekilde anlık lokasyon ve hız gibi verileri sağlıyor.

Kurumsal istatistiklerden bireysele dönünce, trackimo’nun odak noktasını da aile, evcil hayvanlar ve yaşlı akrabalar aldı. Nesnelerin internetini kolaylaştıracak verinin teknoloji geliştikçe arttığına dikkat çeken Gül, Turkcell Tam Burada adını verdikleri servis ile trackimo’yu kullanarak bir haftaya varan sürelerde hız, anlık lokasyon ve konum geçmişi gibi verileri görüntülemenin kolaylığını açıkladı.

Buna göre örneğin çocuğunuzun okul çantasına takacağınız bu küçük aygıt, servisinin hangi hızla seyrettiği, herhangi bir anda nerede olduğu gibi verileri akıllı telefonunuza yansıtacak. Öte yandan, belirleyeceğiniz güvenli bölge sayesinde çocuğunuz bu alanın dışına çıkarsa anında telefonunuza bildirim gelecek. Şimdilik bu dört temel özellik (hız, anlık konum, güvenli bölge, konum geçmişi) üzerine yoğunlaştıklarını belirten Turkcell yetkilisi, kullanım artıp arka planda toplanan veri büyüdükçe, daha da faydalı kullanım özelliklerinin geliştirileceğini müjdeledi.

İleri Görüş, Mobil Nesil

0

Doğdukları günden itibaren internet olan ve kendilerini bildikleri andan itibaren mobil internet kullanmaya başlayana kuşağı Mobil Nesil olarak tanımlayan Kulabaş, “25 yaş altı nesil olan ve önümüzdeki döneme damga vuracak nesil çok önemli. 0-14 yaş arası ise mobil nesil olarak tanımlanıyor. Bundan on yıl sonra hem tüketici tarafında hem de kurumlar tarafında mobil esil çoğunlukta olacak. Özellikle işletmeler tarafına bakacak olursak hemen hepsi geleneksel şirketler ve mobil nesle uygun olmaları gerekiyor” dedi.

Türkiye’de de inanılmaz bir neslin geldiğini belirten Kulabaş, ülkemizden yedi örnek verdi. Bunlar, Elif Bilgin-Muz Kabuğundan Bioplastik, İlayda Şamilgil-Sıvılardaki Su Oranının Ölçümü,  Ceyhun Derinboğaz-4 Kat uzun Ömürlü Pil, Duygu Kayaman-Hayal Ortağım, Ece Tankal-Ortama Göre Değişen yapılar, Sergen Günenç-Dil Öğreten Mobil Uygulama ve Cemil Cihan Özalevli-Geosolar.

Kendi yazıcısını yaptı

Daha sonra Yiğit Kulabaş sahneye 17 yaşındaki Kaan Göksal’ı çağırdı. Kaan Göksal, kendi 3 boyutlu yazıcısını yapmış bir kullanıcı ve bu yazıcının parçalarını başka bir üç boyutlu yazıcıda basarak üretmiş. Geleceği Yazanlar grubunun 25 bin üyesinden de biri olan Kaan Göksal, Türkçe içeriğin geliştirilmesi gerektiğinin altını da çizdi.

 Telefon=Bilgisayar

Günümüzde geldiğimiz noktada telefonun bilgisayar yerine geçmeye başladığına dikkat çeken Kulabaş, “Mobil nesil artık bilgisayar yerine akıllı telefon kullanmak istiyor. Bu nesil sahip olmak yerine buluttan kullanmayı tercih ediyor. Ayrıca her şey kısa, öz ve görsel artık. Yo isimli bir uygulama 500 bin kullanıcıya ulaşmış durumda ve bu uygulamada sadece tek kelime kullanabiliyorsunuz o da Yo. İşte mobil nesil için artık her şey kısa, öz ve görsel” şeklinde görüş belirtti.

Akıllı cihazları giyeceğiz

0

Son yıllarda hemen hemen bütün cihazların akıllanmaya başlaması bu tip ürün sayısında önemli bir artışa sebep oldu. Artık neredeyse her cihaz akıllı hale geldi.

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde önemli oturumlardan biri de Mobilite ve Akıllı Cihazların Yükselişi başlıklı oturum oldu. Oturumda konuşmacılar ise Samsung Electronics Türkiye Kurumsal Çözümler Direktörü Tansu Yeğen ve Turkcell Bireysel Satış Genel Müdür Yardımcısı Burak Ersoy idi.

Burak Ersoy, akıllanan cihazların etraflarıyla iletişime geçtiğinden bahsederken, artık bu cihazların etrafa uyum sağladığını ve verimlilik için kullanılmaya başladığının altını çizdi.

Oturuma Samsung adına katılan Tansu Yeğen ise akıllanan cihazların önümüzdeki yıllarda hayatımıza neler katacağına dair önemli ipuçları verdi. Bunlardan biri de firmanın üzerinde çalıştığı birden fazla giyilebilir cihazı bir araya getiren bir çözümüydü.

Üzerinde sensör bulunan tişört, sensörlü eldiven ve Gear akıllı saatin birleşmesiyle oluşan bu yeni çözüm, doğru hareketleri doğru şekilde yapıp yapılmadığının gerçek zamanlı kontrolünü sağlayabiliyor. Bu çözümün hayatımıza girmesi an meselesi. Çünkü gösterilen teknolojilerin büyük bir çoğunluğu halen kullanımda olan ürünlerden oluşuyor.

Tansu Yeğen’in oturum sırasında izlettiği bir video ise akıllı teknolojilerin geleceğini göz önüne seriyordu. Videoda iletişimde olan akıllı bir otomobil ile onu kullanan kişinin iletişimi farklı senaryolar üzerinden anlatılıyor. Bu yeni nesil araçlar diğer otomobillerle iletişimde olduğu gibi sesli komutlarla e-posta göndermek, camından el hareketi ile fotoğraf çekmek ve bu fotoğrafı anında paylaşmak gibi birçok işlemi yapabiliyorlar. Otomobillerin de akıllanmaya başladığı günümüzde çok da uzak olmayan bir gelecekte bu tip kabiliyetlere sahip olan araçları görmek mümkün olacak.

Şirketler mobil dünyaya yatırım yapıyor

Tansu Yeğen’in oturum sırasında bilgi verdiği bir anket ise özellikle kurumların mobiliteye giderek daha fazla yatırım yaptığını ortaya çıkardı. Araştırma şirketi IDC’nin Samsung Türkiye adına yaptığı bu çalışmada 113 Bilgi Teknoloji Departmanı Sorumlusu ile görüşülmüş. Rapor uzun olsa da biri iki noktaya dikkat çekmek gerekiyor: Halen mobilite stratejisi olan şirketlerin oranı yüzde 50. Bunun önümüzdeki 2 yılda yüzde 94’e çıkması bekleniyor. Öte yandan mobilite Ortadoğu ve Afrika bölgesine göre Türkiye’de daha fazla yatırım yapılan bir alan. Her ne kadar raporda böyle bir bilgi bulunmasa da Avrupa’ya göre mobilite yatırımlarımızın düşük kaldığını da belirtelim.

Su geçirmez kurumsal tablet: Galaxy Tab Active

Kurumlar mobilite alanına yatırım yaparken üreticilerin de boş durması beklenemez. Tansu Yeğen oturum sırasında yeni nesil tablet bilgisayarları Galaxy Tab Active’i de tanıttı. Bu ürün sadece kurumlar için geliştirilen, darbelere ve suya dayanıklı, pili değiştirilebilir ilginç bir ürün. Tansu Yeğen oturum sırasında cihazı yere attı ve aynı zamanda yıkadı. Buna rağmen çalışmaya devam eden cihaz kurumsal mobilite için iyi bir örnek oldu.

Mobilite ve Akıllı Cihazların Yükselişi oturumu giyilebilir teknolojilerden akıllı cihazlara, kurumsal dünyadan mobiliteye kadar birçok alandan bilgilerin paylaşıldığı bir etkinlik oldu. Görünen o ki daha fazla akıllı cihaz ve iş dünyasının daha fazla mobil olduğu bir gelecek bizi bekliyor.

Elon Musk uzaydan ucuz internetin peşinde

1
TechInside Yorumu:  Uzayda uydu filoları kurarak dünyaya çeşitli servisler vermek ilk kez denenen bir şey değil. 90’lı yıllarda 60 civarında uydu tüm dünyaya cep telefonu servisi vermek için Iridium projesi başlatılmış, sistem 1998’de devreye girmiş ancak mobil telefonların beklenmedik gelişimi ve servis fiyatlarının ucuzlaması nedeniyle tarihin en büyük başarısızlıklarından birine dönüşmüştü. Daha önce yayınladığımız bir haberimizde tüm dünyaya ücretsiz internet vermek için de benzer bir çalışmanın olduğunu duyurmuştuk. Elon Musk’ın girişimini cesaretli bir deneme olarak görmekle birlikte başarı elde edilene kadar temkinli değerlendirmekte fayda var.

Elon Musk SpaceX’in uzaya birşeyleri ucuz gönderme yeteneğinden faydalanarak 700 adet uyduyu dünyayı çok düşük maliyetli internet ile kapsamak amacıyla uzaya yerleştirmek üzere çalıştığını duyurdu. Uydu interneti erişimi Kuzey Amerika ve Avrupa’nın kırsal kesimlerinde oldukça kullanışlı olabilir fakat esas Musk’ın ideolojik ve finansal çıkarı açısından daha da uygun olan dünyanın az bağlı (Asya, Afrika, Güney Amerika) olan yerlerinde işe yarayacak.

Wall Street Journal birkaç gün önce Musk’ın WorldVu adındaki birkaç ayda gizlilik modundan çıkan bir uydu girişimi ile çalıştığını duyurdu. WorldVu, daha önce de interneti olmayan diğer 3 milyar insana hizmet etmek için kurulan O3b isimli bir uydu internet şirketinin kurucusu Greg Wyler tarafından kuruldu. Musk bu sabah birkaç tweet ile SpaceX’in gerçekten de geniş bir uydu filosu üzerinde çalıştığını doğrulayarak resmi açıklamanın 2-3 ay içerisinde geleceğini açıkladı. (SpaceX’in WorldVu ile çalıştığını doğrulamadı ama bu yüksek bir ihtimal)

elon-musk-in-the-dragon-v2

Görünen o ki WorldVu O3b ile aynı ana fikre sahip fakat alçak yörüngede dönen daha küçük uydulardan oluşan daha büyük bir filo hedefliyor. Orijinal WSJ raporu SpaceX/worldVu’nun her biri yaklaşık 113 kilo ağırlığında 700 uyduyu 800-965 kilometre uzaklıkta göreceli daha alçak olan yörüngeye göndermek istediğini yazıyor. 113 kilo şu an yörüngede olan en küçük iletişim uydusunun yarısı ağırlığında ve 700’lük bir filo da şu an dünyanın en büyük filosu olan Iridium’dan tam 10 kat daha büyük.

Filo büyüklüğünden başka çok fazla teknik detaya sahip değiliz. WorldVu’nun SkyBridge’den (başarısız olmuş bir uydu interneti şirketi) Ku band lisansı satın aldığını ve uyduların sürekli kapsam için dünya çevresindeki 20 farklı yörüngeye yerleştirileceğini biliyoruz – fakat erişim hızının ne kadar olacağı veya ne kadara mal olacağı hakkında bilgi yok. Musk “çok düşük ücretli” olduğu yönünde tweet attı ancak bu şu an var olan uydu internet erişimine göre daha ucuz demek de olabilir (ki o da oldukça pahalı).

elon-musk-spacex

 

Genel olarak uydu internet erişimi çok kötü bir tecrübe sunuyor: pahalı, yavaş ve güvenilmez. Zira uyduların inşa edilmesi ve gönderilmesi pahalı ve şirketler genellikle birkaç yüksek irtifalı uydu yardımıyla geniş alanları kapsamaya çalışıyorlar – ama yüksek yörünge yüksek gecikme ve düşük bant genişliği anlamına geliyor. Düşük yükseklikli uyduların sunduğu internet gerçekten hızlı ve kabul edilebilir gecikmeye sahip olabilir fakat bunun için aynı alanı kapsayan bir sürü uyduya ihtiyaç duyulur. Tarihte elbette 700 uyduyu göndermek – tanesi belki de 50 milyon dolardan – imkansız birşeydi. Ancak şimdi SpaceX’in uzaya çıkmayı daha ucuz hale getirişi ile daha küçük ve ucuz (tanesi 1 milyon dolar olduğu belirtiliyor) uydular birleştirilince, düşük irtifalı devasa bir grup uydu kulağa o kadar gülünç gelmiyor. WorldVu aynı zamanda 26-40GHz Ka bandı uydu iletişiminden daha güvenilir olan düşük frekanslı (12-18 GHz) Ku bandını kullanıyor olacak (yüksek frekanslı dalgalar yağmurla, bulutlarda, atmosferde seyreliyorlar).

Eğer SpaceX ve WorldVu bunu başarabilirlerse – yani eğer Musk ve Wyler tüm dünyaya ucuz, güvenilir internet erişimi sağlayabilirse – bu büyük bir şey olacak. Uydular kırsal kesimlere veya çok sayıda insanın henüz internete bağlı olmadığı ülkelere internet erişimi sağlamanın açık ara en iyi yöntemi. Son sayımda 3 milyar civarında insanın internet, PC, akıllı telefon veya başka bir benzeri cihaz ile internet erişimi olduğu – dolayısıyla çoğunlukla Çin, Hindistan ve Afrika’da yaşayan 4 milyar insanın interneti olmadığı ortaya çıkmıştı. Özellikle Afrika en geniş büyüme pazarı olarak görülüyor. Bu insanların sadece bir kısmı bile SpaceX/WorldVu internetine kaydolsa aniden dünyanın en büyük ve zengin internet servis sağlayıcısı haline gelecektir.