Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 193

Kargo mesajları dolandırıcılık için kullanılıyor

0

Son dönemde bir kargo şikretinden kısa mesaj aldıysanız, dikkatli olun: bu bir dolandırıcılık olabilir. Mesaj aniden geldiyse veya bir paket beklemiyorsanız özellikle dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü dolandırıcılar özel bilgilerinizi bu şekilde elde edebiliyor.

Kargo mesajları dolandırıcılık süreçlerinde etkili

Tespit edilen yeni UPS kısa mesajı, sözde bir paket teslimatını kaçırdığınız ve yanıt vermezseniz paketin göndericiye geri gönderileceği konusunda sizi uyarıyor. Gerçekte, böyle bir paket bulunmuyor. Bu mesajdaki teslimat numarasının eksikliğinden belli olan bir durum. Başka bir deyişle, dolandırıcılar, mümkün olduğunca kullanıcıları kandırmak için hiçbir ayrıntı içermeyen genel mesajlar gönderiyorlar.

Aldatmaca yakından baktığınızda daha da şüpheli hale geliyor. Söz konusu mesajlar sahte bir web sitesine giden bir bağlantı içeriyor ancak metinler bilinmeyen bir göndericiden geldiği için en iyi telefonların çoğu bağlantıyı devre dışı bırakacaktır. Örneğin iOS’ta, yeni göndericilerden geliyorlarsa bağlantılar dokunulabilir değildir.

Ancak, bir mesaja yanıt verdiğiniz anda bağlantı yeniden etkinleştiriliyor. Bunu teşvik etmek için, UPS mesajlarını gönderen dolandırıcılar sizden Y harfiyle yanıt vermenizi istiyor. Bu yapıldığında, bağlantı etkinleştirilir. Mesajlar ayrıca, her ihtimale karşı bağlantıyı kopyalayıp bir web tarayıcısına yapıştırmanızı söyler. Yanıtlamak yalnızca bağlantıyı yeniden etkinleştirmekle kalmaz. Aynı zamanda dolandırıcıya numaranızın etkin olduğunu söyler ve bu da sizi daha fazla hedef almaya açabilir.

Dolandırıcıların asıl peşinde olduğu şey, bilgilerinizi web sitelerine girmeniz için sizi teşvik ettikleri için kişisel bilgilerinizdir. Bu daha sonra kimlik hırsızlığı ve diğer suç faaliyetleri için kullanılabilir.

Kadın girişimciliğinde yeni dönem başlıyor!

Kadın girişimciliği Türkiye’de son 25 yılda kayda değer bir dönüşüm yaşadı. Decacorn Angels CEO’su Duygu Eren, bu süreci üç ana evrede değerlendiriyor. 2000 ile 2015 yılları arasında sosyal fayda odaklı, yerel ve çoğunlukla kamu destekli kadın girişimleri ön plandaydı.

Kadın girişimciliğinde yeni dönem start alıyor

Bu dönemde kadın girişimciler; kooperatifler, el emeği ürünler ve toplumsal kalkınma projeleriyle öne çıkarak, sosyal sorumluluk temelli, sivil toplum kuruluşları ve kamu iş birlikleriyle güçlendiler. 2015 sonrası başlayan ikinci evrede ise teknolojiyle daha entegre ve küresel rekabete açık projeler yükseldi. Kadın kurucular bu dönemde fintech, sağlık teknolojileri, eğitim teknolojileri, SaaS ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda ölçeklenebilir ve yatırım alabilen girişimler geliştirmeye başladı. Hızlandırıcı programlar, melek yatırımcı ağları ve devlet destekleri sayesinde kadın girişimciler, yatırımcıların ilgisini daha fazla çekmeye başladı.

2020’li yılların başında kadın kurucuların küresel yatırımlardan sadece küçük bir pay alabildiği görülürken, Türkiye’de de durum benzerdir. Ancak 2023 sonrasında toplumsal cinsiyet eşitliğine öncelik veren yerel ve uluslararası fonların devreye girmesiyle bu oranlarda belirgin bir artış yaşandı. 2025 itibarıyla sadece kadın kuruculara ait girişimlerin oranı yüzde 14,29’a yükselerek, 2020’deki yüzde 4,15 seviyesinin oldukça üstüne çıktı. Kurum içi girişimcilik programları ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) odaklı fonlar, kadın girişimcilerin teknoloji ekosisteminde daha sağlam ve kalıcı bir yer edinmesini sağladı.

Günümüzde kadın girişimciliği yeni bir döneme giriyor. Bu dönem, iklim teknolojileri, yapay zeka destekli çözümler, femtech, regtech ve blockchain gibi ileri teknoloji alanlarında uzmanlaşan kadın kurucuların öncülüğünde şekilleniyor.

Küresel pazarlara doğrudan açılabilen, hibrit ve uzaktan çalışma modellerini benimseyen ekipler kuran kadın girişimciler, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği iş modellerine entegre ederek kalıcı bir etki yaratıyor. Duygu Eren bu süreci sadece kadınlara alan açmak olarak değil, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm iş yapış biçimlerine yedirilmesi olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların ilgisini artırmanın yanı sıra kurumsal iş birliklerinin ve uluslararası fon desteklerinin de önünü açıyor.

Decacorn Angels ise yenilikçi ürün ve çözümler geliştiren erken aşama girişimleri destekleyerek, onları decacorn olma yolunda güçlendirmeyi hedefliyor. Yatırımın hem bir sanat hem de bilim olduğuna inanan bu yapı, güçlü bir topluluğun doğru altyapı ile girişimleri desteklemesinin önemini vurguluyor.

Ayda iki kez düzenlenen yatırım toplantılarıyla geleceğin decacorn’larını bir araya getiren Decacorn Angels, melek yatırım alanında kendi uzmanlıklarına sahip deneyimli yatırımcılardan oluşan bir ağ sunuyor. Sadece finansman sağlamakla kalmayıp, girişimcilere danışmanlık ve destek vererek onların büyüme süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyor. Ayrıca girişimlerin toplum ve dünya üzerindeki olumlu etkilerini ön planda tutması da Decacorn Angels’ın fark yaratan yaklaşımı arasında yer alıyor.

Innogate Programı, girişimcilere rehberlik ediyor!

0

TÜ ARI Teknokent’in öncülüğünde 2014 yılından beri sürdürülen Innogate Programı, Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınmasında önemli bir rol oynuyor. Program, girişimcilere sadece bir hızlandırma süreci sunmakla kalmayıp, aynı zamanda küresel pazarlarda sürdürülebilir büyümeye giden yolda stratejik rehberlik sağlıyor. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı, 19. döneminde 12 önde gelen teknoloji girişimini İngiltere’nin inovasyon ekosistemiyle buluşturuyor. Türkiye’deki online eğitim ve mentörlük aşamalarını tamamlayan girişimler, 30 Haziran – 5 Temmuz tarihleri arasında Londra’da gerçekleşecek yüz yüze görüşmelerle küreselleşme süreçlerini hızlandıracaklar.

Innogate Programı, girişimcilere rehberlik etmeyi sürdürüyor

Türkiye’de teknoloji girişimcilerinin dünya pazarlarına açılmasını sağlayan en kapsamlı programlardan biri olarak öne çıkan Innogate, 19. döneminde 12 öncü Türk teknoloji firmasını İngiltere pazarına taşıyor. İTÜ ARI Teknokent’in liderliğinde ve T.C. Ticaret Bakanlığı’nın katkılarıyla hayata geçirilen program, girişimcilere eğitim vermenin yanı sıra ölçeklenebilir büyüme stratejileri, kurumsal iş birlikleri, yatırımcı erişimi ve küresel pazarlarda kalıcı başarı için yol gösteriyor.

Türkiye’deki online hızlandırma ve kamp süreçlerinin ardından, 30 Haziran – 5 Temmuz arasında Londra’da gerçekleşecek olan fiziksel program sayesinde girişimler İngiltere’nin ileri teknoloji ve yatırım ekosistemiyle doğrudan temas kurma şansı bulacak. Gerçek müşteri ve yatırımcı görüşmeleriyle pazar bilgilerini derinleştirecek olan katılımcılar; hukuki ve operasyonel süreçlerden şirketleşmeye, yatırımcı sunumlarından sektörel iş birliklerine kadar geniş bir destek alacak. Program, her aşamasında somut sonuçlar ve sürdürülebilir etkiler yaratacak şekilde tasarlandı ve iş geliştirme ile uluslararası hızlandırma için sağlam bir altyapı sunuyor.

Innogate, 2024 Temmuz ayında “Always On” modeline geçerek Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi stratejik pazarlarda girişimcilere yıl boyunca hem online hem de fiziksel destek sağlamaya başladı. Bu yeni yapı sayesinde son 12 ayda 113 Türk girişimi 900’ün üzerinde küresel iş görüşmesi gerçekleştirdi. Geçtiğimiz ay Almanya’da düzenlenen keşif programının ardından Londra’daki program, küresel pazara açılmak isteyen firmalar için hem önemli bir vitrin hem de stratejik bir destek platformu işlevi görüyor. Yüksek potansiyele sahip girişimler, potansiyel müşteriler, stratejik iş ortakları ve yatırımcılarla birebir görüşme fırsatı yakalarken, sadece İngiltere pazarını tanımakla kalmayıp, bu pazara entegre olma yolunda somut adımlar atma şansı elde ediyorlar.

Innogate | Always On kapsamında İngiltere’ye kabul edilen girişimler arasında kronik hastalık yönetimi alanında çalışan Beebird, otomotiv sektörüne yönelik görüntü işleme teknolojileri geliştiren Büyütech, erken çocukluk dönemi gelişimine odaklanan Elaves, üretim süreçlerinde verimliliği artıran yapay zekâ çözümleri sunan NuManufacturing, ağ güvenliği politikaları geliştiren Opinnate, dijital kullanıcı davranışlarını pazarlama stratejilerine dönüştüren Pardon, KOBİ’ler için yapay zekâ destekli iş birliği platformu Peerbie, veri odaklı pazar analizleri yapan Politus Analytics, konaklama sektöründe fiyat optimizasyonu sağlayan Pricing Coach, havacılıkta operasyonel optimizasyon çözümleri sunan Rozetta, otonom araç teknolojileri geliştiren Symphony ve influencer pazarlama platformu Winfluencer bulunuyor.

CALL Energy, 1.000 MW’lık yatırım yapmayı planlıyor!

0

YEO Teknoloji’nin yenilenebilir enerji ve enerji depolama alanındaki yatırımlarını yürüten iştiraki YEO Enerji Yatırımları, yeni vizyonuyla CALL Energy markası altında faaliyetlerini sürdürüyor. CALL Energy, dört kıtada ve ondan fazla ülkede toplamda 1.000 MW’ın üzerinde yenilenebilir enerji portföyüne ulaşmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda, kaynak ve coğrafi çeşitlilik gözetilerek geliştirilecek projeler, enerji depolama sistemlerinin dijital entegrasyonu sayesinde yönetilecek ve bu sayede sektörde fark yaratılması planlanıyor.

CALL Energy, 1.000 MW’lık yatırım yapmayı hedefliyor

CALL Energy, yenilenebilir enerji alanında güçlü bir portföyle yeni nesil bir enerji platformu olarak öne çıkmayı amaçlıyor. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Tolunay Yıldız ve CALL Energy CEO’su Sacit Akbaş, şirketin dönüşümü ve hedeflerini paylaştı. CALL Energy, Türkiye’de dokuz depolamalı güneş enerjisi santraliyle toplam 346 MW önlisansa sahip ve bu projelerden ikisi 2026’da faaliyete geçmek üzere kuruluma hazırlanıyor.

Ayrıca Aras Nehri üzerinde toplam 32 MW kapasiteli dört hidroelektrik santral projesinin izin süreçleri tamamlanmak üzere. Uluslararası alanda ise Romanya ve İtalya’daki 32,6 MW kapasiteli santrallere ek olarak, yıl sonunda devreye alınması planlanan iki yeni proje ile Romanya’daki kapasitesini 190 MW’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Genel portföy büyüklüğü ise 1500 MW’ı aşarken, yatırım aşamasına geçecek projelerle 2030 yılında işletmedeki kurulu gücün 1.000 MW’ı aşması bekleniyor.

Mayıs ayında CEO olarak göreve başlayan deneyimli enerji sektörü yöneticisi Sacit Akbaş, günümüzde sadece yatırım yapmanın yeterli olmadığını belirtiyor. İklim koşullarındaki değişiklikler, azalan teşvikler ve dalgalanan enerji fiyatları nedeniyle daha farklı ve entegre iş modellerine yönelmek gerektiğini vurguluyor. Akbaş, CALL Energy’nin bu dönüşümün öncüsü olmayı amaçladığını, yatırımlarını daha verimli, entegre ve sürdürülebilir yöntemlerle gerçekleştirmeyi hedeflediğini söylüyor. Enerji sektöründeki klasik yatırım anlayışının ötesine geçip, enerji santrallerinin depolama sistemleriyle entegre edilerek en verimli şekilde işletilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu yaklaşımla CALL Energy’nin sadece bir yatırım şirketi değil, aynı zamanda varlık yönetimini ön planda tutan global bir enerji platformu olarak büyümeye devam edeceği ifade ediliyor.

Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının toplam kurulu gücün yüzde 60’ına ulaştığını ve 2024 yılında yapılan yeni kurulumların yüzde 95’inden fazlasının bu alanda gerçekleştiğini belirten Akbaş, CALL Energy’nin enerji depolama entegrasyonu, yerinde üretim çözümleri ve varlık yönetimi ile bu dönüşüme güçlü katkı sunmaya hazır olduğunu ifade ediyor. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Tolunay Yıldız ise, 2030 yılına kadar 1 GW kapasite hedefine ulaşmayı planladıklarını söylüyor.

Yıldız, CALL Energy’nin farklı coğrafyalarda iş yapabilme kabiliyeti sayesinde global bir oyuncu olma yolunda ilerlediğini, YEO Teknoloji’nin ise artık sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde enerji dönüşümüne liderlik eden bir şirket konumunda olduğunu belirtiyor. Yıldız, mühendislik gücü ve yenilenebilir enerji alanındaki yetkinlikle Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda büyük ölçekli projelere imza atmayı sürdüreceklerini ve sürdürülebilir enerji yatırımlarıyla dünyayı daha temiz bir yer haline getirmeyi hedeflediklerini vurguluyor.

YEO Teknoloji, gelişmiş enerji depolama çözümlerinden elektrik şebekelerine, yüksek voltaj trafo merkezlerinden yenilenebilir enerji santrallerine, endüstriyel, ticari tesisler ve hanelerin enerji dönüşümünden hidrojene kadar farklı alanlarda projeler yürütüyor. Üç kıtada, 30’dan fazla ülkede 400’ü aşkın projeyi tamamlayan şirket, dekarbonizasyon, desantralizasyon ve dijitalleşmeye odaklanan çalışmalarıyla daha yaşanabilir bir dünya için “Bizce mümkün” sloganıyla büyümesini sürdürüyor.

Teknoloji şirketleri araştırma gücünü nasıl kaybediyor?

0

Akademisyenlerin özel sektörde araştırma pozisyonu aldıklarında gittikleri ilk on teknoloji şirketleri araştırma hangileridir? Aralarından seçim yapabileceğiniz çok şey var. Ticari araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) dünyası havacılık ve savunmadan biyoteknoloji ve ilaçlara kadar uzanan sektörleri kapsıyor. Nature Index ekibi tarafından açıklanan cevap sürpriz olabilir. Teknoloji şirketleri araştırma Google, 2020 ile 2024 yılları arasında akademiden yaklaşık 2.500 kadro ile en popüler adres. Dahası, bir sonraki dokuz isim de teknoloji firmaları ve Amazon, Meta, Microsoft, Apple, Intel, Samsung, NVIDIA, Huawei ve IBM listeyi tamamlıyor.

Teknoloji şirketleri araştırma tarafını akademiyle kaybediyor

Üniversitelerden ayrılan binlerce araştırmacı ve mühendisin tercih ettiği işveren olmanın yanı sıra, bazıları henüz birkaç on yıllık olan teknoloji şirketleri de özel sektördeki Ar-Ge toplamına katkıda bulunuyor.  İşletme Ar-Ge yatırımlarındaki büyüme oranı 2021’den beri düşüyor. Teknoloji şirketleri araştırma verilerine sahip olduğumuz son yıl olan 2023’te, yüksek gelirli ülkelerden oluşan bir grup olan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne üye ülkelerde bu büyüme %2,7 idi.

İşletmeler Ar-Ge’ye yatırım yaptıklarında, bunun nedeni araştırma sonuçlarını ürün, hizmet veya teknoloji geliştirmek veya iyileştirmek için kullanmak istemeleridir. Ar-Ge harcamalarındaki ‘D’, araştırmadan daha maliyetli olan ürün geliştirme ve testini içerdiği için daha büyük bir paya sahip olma eğilimindedir. Bugün, bugün ABD’de araştırma harcamalarının payı, 1985’teki %28’den düşerek tüm Ar-Ge harcamalarının %20-21’i. Bu oran, teknoloji şirketleri araştırma içinde dikkate alınabilir.

Peki, ticari araştırmaların Ar-Ge harcamalarının bir payı olarak karşılaştırmalı düşüşü neden? Bir ipucu, modern işletmelerin doğasında ve bunların nasıl düzenlendiği veya düzenlenmediği konusunda yatıyor olabilir. İlaç şirketleri, Nature Index’in yüksek kaliteli dergilerden oluşan bir grupta en çok yayın yapan şirketler tablosunda hala baskındır: ilk on şirketten yedisi ilaç şirketleri. Bunun bir nedeni, diğer sektörlerle karşılaştırıldığında, ilaç araştırmacılarının hakemli dergilerde yayın yapmak için daha fazla teşvike sahip olması. Makaleler, düzenleyicilerin nihayetinde ihtiyaç duyduğu yeni ilaçların güvenliğinin ve etkinliğinin bağımsız olarak doğrulanmasına katkıda bulunuyor.

Threads doğrudan mesajlaşma özelliğini duyurdu

Meta, Threads’i Instagram köklerinden ayırma yönündeki gecikmiş ama çok hoş karşılanan hamlesinde yeni bir adım attı. Uygulama bugün itibarıyla kendi doğrudan mesajlaşma sistemini ve yeni bir görsel vurgulama özelliğini resmen kullanıma sunuyor.

Threads doğrudan mesajlaşma özelliği

Her iki güncelleme de resmi olarak 5 Temmuz 2024’te piyasaya sürülen uygulamanın ikinci yıl dönümünü işaret ediyor. Ve duyurunun yanı sıra Threads, Instagram’dan giderek daha bağımsız bir geleceğe işaret eden ilginç ama tamamen şaşırtıcı olmayan bir gerçeği de paylaştı: “Günlük Threads kullanıcılarının üçte birinden fazlası, Instagram’dakinden farklı hesapları Threads’te takip ediyor. Bu da Threads’in kendine özgü bir kullanıcı tabanı oluşturduğunu gösteriyor.”

Threads kullanan herkes, doğrudan mesajlaşmanın lansmandan bu yana en çok talep edilen özelliklerden biri olduğunu biliyor. Şimdi birkaç temel kuralla birlikte kullanıma sunuluyor: DM’ler gizli değil. Ayrıca, şimdilik yalnızca Threads’te sizi takip eden veya Instagram’da karşılıklı takipçiniz olan kişilere DM gönderebileceksiniz. Ayrıca, her iki taraf da 18 yaşından büyük olmalı.

Şirket, DM’lere yönelik gelecekteki güncellemelerin şunları içereceğini söylüyor:

Mesaj kontrolleri: Sizi Threads veya Instagram’da takip etmeyen kişiler de dahil olmak üzere size kimlerin mesaj gönderebileceğine karar verin ve özel bir mesaj istekleri klasörü kullanın.

Grup mesajlaşması: Bir sohbet ortamında birden fazla kişiyle bağlantı kurun.

Gelen kutusu filtreleri: Sizin için önemli olan mesajları hızla bulun ve yanıtlayın.

Vision Pro mühendisi bilgi çalmakla suçlanıyor

0

Apple, eski bir Vision Pro kıdemli mühendisini, yayınlanmamış özelliklere ilişkin planları içeren binlerce belgeyi çalmak ve bunları Snap için gözlük tabanlı projeler üzerinde çalışan yeni görevine götürmekle suçladı.

Vision Pro mühendisi Snap’e bilgi taşıdı iddiası

Di Liu’nun sağlık sorunları nedeniyle işinden ayrıldığını iddia ettiği ve Apple’dan gerçek planının Snapchat’e “esasen benzer” bir rolde geliştirici olarak katılmak olduğunu gizlediği iddia ediliyor. San Jose’li Di Liu, Apple’a ailesiyle daha fazla vakit geçirmek ve sağlığına dikkat etmek için tasarım mühendisliği görevinden istifa ettiğini söyledi ancak gizlice bir rakip firmada işe girdiğini ve iPhone devinin ticari sırlarından “muazzam miktarda” çaldığını iddia ediyor.

Apple’ın Liu’ya karşı açtığı davada: “Bay Liu, Apple’a başka bir şirketin ürünü üzerinde çalışmak üzere ayrıldığını bildirmediği için, Bay Liu’nun Apple’ın tescilli bilgilerine erişimini hemen kaybetmek yerine standart iki haftalık ayrılış süresi boyunca Apple’da kalmasına izin verildi” iddiası yer aldı.

Davada, Liu’nun Apple’dan ayrılmasından üç gün önce şirket kimlik bilgilerini kullanarak ticari sırlar içeren binlerce Apple belgesini indirdiği ve bunları kişisel bulut depolama alanına yüklediği iddia edildi.

Apple, çalışanların alışılmadık miktarda belgeye erişmesini veya bunları indirmesini veya bunları bir şirket ağından bireysel cihazlara kopyalamasını tespit etmek için tasarlanmış dahili güvenlik sistemlerine sahip. Şirketin, gizli şirket bilgilerini kötüye kullandığına inandığı eski çalışanları agresif bir şekilde takip etme geçmişi vardır. Bunlar arasında şirketin eski malzeme sorumlusu Simon Lancaster, Rivos adlı startup’ı kurmak için ayrılan çip mühendisleri, Çinli bir otonom araç startup’ına katılan eski bir Apple Car mühendisi ve geçen yıl ticari sırları çaldığı gerekçesiyle hapse atılan bir başka Project Titan mühendisine karşı açılan davalar da yer alıyor.

Apple HomeKit desteği sona eriyor

Apple, eski HomeKit mimarisine yönelik desteğin yakında sona ereceğini ve iki seçeneğin sunulacağını hatırlatıyor. Apple, akıllı ev sistemini daha güvenilir hale getirmeyi temel amaç edinerek 2022’de yeni HomeKit mimarisini tanıtmıştı. O zamanlar kullanıcılar platformun orijinal sürümünde kalmayı veya yükseltmeyi seçebiliyordu.

Apple HomeKit desteği için son zamanlar

Bu yılın Mart ayında, şirketin eski sürüme desteği bırakmayı planladığını gösteren bir kod keşfedildi. Bu daha sonra Apple tarafından doğrulandı ve şimdi en son iOS 18.6 beta sürümünde biraz daha fazla ayrıntıyla birlikte daha fazla hatırlatma bulundu.

HomeKit ile ilgili en büyük şikayetlerden biri güvenilirlik sorunlarıydı. “Aksesuar yanıt vermiyor” mesajı sinir bozucu derecede yaygındı, özellikle de Home uygulamasının bunun neden olabileceğine dair bir açıklama yapmaması veya kullanıcının bu konuda ne yapabileceğine dair bir açıklama yapmaması nedeniyle.

Sonuç olarak, sorunun kendiliğinden düzelmesini beklemeniz veya bu sorunun düzeleceğini umarak sorunlu cihazı ve/veya yönlendiricinizi kapatıp açmayı denemeniz gerekir. 2022’de iOS 16 ile yeniden tasarlanmış bir Home uygulaması tanıtıldı ve Apple, bunun HomeKit’e daha duyarlı ve güvenilir hale getirme hedefiyle tamamen yeni bir yaklaşımı yansıttığını açıkladı.

Geliştiricilere sunulan iOS 18.4 betada görülen kod, Home uygulamasının artık eski HomeKit mimarisiyle çalışmayacağını öne sürüyor. Sisteme eklenen yeni dizelerden biri, kullanıcıları Apple Home’un eski sürümüne yönelik desteğin “yakında sona ereceği” ve aksesuarlar ve otomasyonlarla ilgili “kesintilerden kaçınmak için hemen güncelleme yapmaları” gerektiği konusunda uyarıyor. Apple Home’un önceki sürümüne yönelik destek 2025 sonbaharında sona erecek. Aksesuarlarınızda ve otomasyonlarınızda kesinti yaşamamak için hemen güncelleyin.

Grammarly yapay zeka geliştirmelerine odaklanıyor

0

Grammarly, bir basın bültenine göre popüler e-posta uygulaması Superhuman’ı satın almayı planlıyor. Şirket, e-postanın halihazırda profesyonel kullanıcılar için Grammarly’nin “bir numaralı kullanım örneği” olduğunu ve “Yapay Zeka asistanının 20’den fazla e-posta sağlayıcısında haftada 50 milyondan fazla e-postayı düzeltmeye yardımcı olduğunu” söylüyor. Bu durumda Superhuman’ı satın almak mantıklı: Grammarly’ye ürününü sergilemesi için kendi e-posta uygulamasını sağlıyor.

Grammarly yapay zeka odaklı stratejiyle ilerliyor

Basın bültenine göre Grammarly’nin daha geniş hedefleri var, diğer birçok teknoloji şirketi gibi, yapay zekayı da içeriyor. Özellikle yapay zeka ajanları bu hedefte yer alıyor. Şirket: “Grammarly, uygulamalar ve temsilciler için bir üretkenlik platformuna dönüşüyor ve yüzlerce akıllı, göreve özgü temsilciye sahip çok ürünlü bir şirkete doğru ilerliyor. E-posta, bu çok temsilcili yardım için ideal ortamı temsil ediyor; profesyoneller, gelen kutularında günde üç saatten fazla zaman geçiriyor ve e-posta, herhangi bir üretkenlik paketinin temelini oluşturmaya devam ediyor” diyor.

Şirket bunun, “kullanıcıların aynı anda birden fazla temsilciyle çalışabileceği senaryolara olanak tanıyan” bir “geleceğin platformu” olduğunu söylüyor. Örneğin bir iletişim temsilcisi, satış temsilcisi, destek temsilcisi ve pazarlama temsilcisi, hepsi bir müşteri notu yazmanıza yardımcı oluyor. Ancak asıl test, bu planların gerçekten işe yarayıp yaramayacağı ve Grammarly’nin temsilcilik hedefleri olan OpenAI ve Google gibi yapay zeka devlerinin araçlarıyla rekabet edip edemeyeceği olacak.

Grammarly , geçen yılın sonlarında üretkenlik girişimi Coda’yı satın aldı ve Coda’nın kurucu ortağı ve CEO’su Shishir Mehrotra, birleşik şirketin CEO’su olarak görevi devraldı.

Amazon robot filosu bir milyonu geçti!

0

Amazon, 13 yıldır depolarında robotları konuşlandırdıktan sonra yeni bir dönüm noktasına ulaştı. Teknoloji devi, yaptığı duyuruda Amazon robot filosu içinde şu anda 1 milyon robot bulunduğunu duyurdu. Bu bir milyonuncu robot yakın zamanda Japonya’daki bir Amazon dağıtım tesisine teslim edildi.

Amazon robot filosu ile dönüm noktasına ulaştı

Bu sayı Amazon’u başka bir dönüm noktasına daha ulaştıracak. Geniş depo ağı yakında Amazon robot filosu sayesinde insanlarla aynı sayıda robotla çalışabilir. Arıca Amazon’un küresel teslimatlarının %75’inin artık bir şekilde bir robot tarafından desteklendiği belirtiliyor.

Şirket ayrıca depo robotları için DeepFleet adlı yeni bir jeneratif AI modeli yayınladığını duyurdu. Amazon’a göre, robotların şirketin depolarındaki rotalarını daha verimli bir şekilde koordine edebilen bu AI modeli, Amazon robot filosunun hızını %10 oranında artırmaya yardımcı olacak. Şirket, DeepFleet’i oluşturmak için AI modellerini oluşturmaya ve dağıtmaya yardımcı olan AWS bulut stüdyosu olan Amazon SageMaker’ı kullandı. Amazon, modeli kendi depo ve envanter verileri üzerinde eğitti.

Amazon’un bir milyonuncu robotu sadece bir sayıdan daha fazlasını temsil ediyor. Amazon robot filosu yıllar içinde geliştirildi, yeni yetenekler ve modeller eklendi. Şirket, Mayıs ayında en son robotu Vulcan’ı tanıttı. Bu modelin iki kolu var, biri envanteri yeniden düzenlemek için tasarlanmış ve diğeri kamera ve eşyaları tutmak için vantuzlu. Amazon’a göre en dikkat çekici olanı, bu Vulcan robotlarının, tuttuğu eşyaları hissetmesini sağlayan bir “dokunma” hissine sahip olması.

Ekim 2024’te şirket, insan işçilere ek olarak mevcut tesislerinin 10 katı kadar robot içerecek olan “yeni nesil dağıtım merkezlerini” duyurdu. Amazon robot filosunu içeren bu yeni robotik destekli merkezlerin ilki, kısa bir süre sonra Teksas sınırına yakın Shreveport, Louisiana’da açıldı.

Amazon, robotik yeteneklerini geliştirmeye ilk olarak 2012 yılında Kiva Systems’ı satın almasıyla birlikte başlamıştı.

Elektronikte silikon dönemi sonlanacak mı?

0

Araştırmacılar elektronik cihazları 1.000 kat daha hızlı hale getirmenin bir yolunu buldular. Bu, termal söndürme olarak bilinen bir teknikle “talep üzerine maddenin elektronik halinin değiştirilmesi” yoluyla mümkün oldu. Bu teknik, kuantum malzemesinin, kontrollü ısıtma ve soğutma yoluyla, talep üzerine metal iletken durum ile yalıtkan durum arasında geçiş yapmasına olanak sağlıyor.

Elektronikte silikon dönemi değişecek mi?

Northeastern Üniversitesi geliştiricileri, bu çalışmanın elektronikteki silikon bileşenlerin kuantum malzemelerle değiştirilmesine yol açabileceğine inanıyor. Bu değişim, hem katlanarak daha küçük hem de önemli ölçüde daha hızlı cihazların ortaya çıkmasını sağlayacak.

Silikon, uzun yıllardır bilgisayarların, telefonların ve diğer elektronik aletlerin vazgeçilmez bir parçası oldu. Hızlı ve küçük cihazlara olan talebin giderek artmasıyla birlikte silikon, hız ve güç sınırlarına ulaşıyor. Ekip, bilgileri mevcut gigahertz hızlarından bin kat daha hızlı işleyebilecek bir çözüm aradı.

Tıpkı bir ışık anahtarını çevirmek gibi, 1T-TaS₂ olarak adlandırılan bu kuantum malzemesi, mükemmel bir elektrik iletkeni ile mükemmel bir yalıtkan arasında anında geçiş yapabilir. İlginçtir ki, durumlar anında tersine çevrilebilir. Ekip, bu özel kuantum malzemesine ışık tutarak bunu başardı.

Oda sıcaklığına yakın bir kuantum malzemesine ışık tutulması, araştırmacıların “iletken metalik bir duruma” ulaşmasını sağladı. Bu durum daha önce yalnızca aşırı soğuk, kriyojenik sıcaklıklarda kararlıydı. Kuantum malzemelerin kontrol altına alınmasının, elektronik alanının tamamını yeniden şekillendirebileceğini belirtiyorlar.

Fizik profesörü Gregory Fiete: “Bilgisayar kullanan herkes bir şeyin daha hızlı yüklenmesini istediği bir noktayla karşılaşır. Işıktan daha hızlı hiçbir şey yoktur ve biz ışığı, esasen fiziğin izin verdiği en yüksek hızda malzeme özelliklerini kontrol etmek için kullanıyoruz” dedi.

WhatsApp Business yapay zeka desteği alıyor

0

WhatsApp, iş paketine daha fazla AI özelliği ekliyor. Şirket, büyük işletmelerin sesli aramalar aracılığıyla müşterilere ulaşma yeteneğini tanıttı. Bu, uygulamanın AI destekli sesli aracıların kullanımını keşfetmesine olanak tanıyacak. Şirket ayrıca kullanıcılara ürün önermek için yapay zekayı kullanmayı da araştırıyor.

WhatsApp Business yapay zeka özelliklerini artırıyor

Aylık 200 milyondan fazla kullanıcısı olan WhatsApp Business , yöneticilerinin son birkaç çeyreklik  kazanç görüşmesinde belirttiği gibi Meta için önemli bir gelir kaynağı olmuştur . Şirket, tıkla-WhatsApp reklamları aracılığıyla para kazanıyor ve platformdaki mesajlaşma özellikleri için satıcılardan ücret alıyor.

Şirket şimdilik yapay zeka özellikleri için ücret talep etmese de, ölçek büyüdükten sonra buna bir fiyat etiketi koyma olasılığı var. Bugün, küçük işletme hesapları müşterilerle WhatsApp üzerinden sesli olarak sohbet edebiliyor ancak daha büyük işletme hesapları henüz bu özelliğe sahip değil. Önümüzdeki birkaç hafta içinde, daha büyük işletmeler bu özelliğe API üzerinden erişebilecek. Bu, müşterilerin işletmelere sesli aramalar yapmasına ve işletmelerin müşterileri geri aramasına olanak tanıyacak.

WhatsApp, yakında müşterilerinin işletmelerden sesli mesaj gönderip alabilmesini sağlayacak bir yol ekleyeceğini duyurdu. Şirketler, sesli iletişim kanallarını etkinleştirerek, Vapi, ElevenLabs, Coval veya Phonic gibi bir girişim aracılığıyla, müşteri hizmetlerini WhatsApp üzerinden yürütmek için yapay zeka destekli bir ses temsilcisi kurabilir. Ayrıca geçen yıl testlerine başlanan yapay zeka destekli sohbet tabanlı müşteri desteği ve erişim özelliği artık Meksika’daki daha fazla satıcıya genişletiliyor.

WhatsApp ayrıca, satıcıların sitelerinde ürün önerilerini desteklemek için yapay zekadan yararlanmayı hedefliyor. Günümüzde, satıcılar için kişiselleştirilmiş ürün önerilerini desteklemek için AI kullanan birden fazla girişim destekli girişim bulunmaktadır . Benzer şekilde, Meta, ilk öneri veya görüşmeden sonra, AI’sının takip sorularını yanıtlayabileceğini veya WhatsApp üzerinden güncellemeler sağlayabileceğini söyledi.

Arz Portföy’den Üniversite İş Birliğiyle Girişim Sermayesi Eğitimi!

0

Arz Portföy, Türkiye’de girişim sermayesi ve özel sermaye yatırımları alanında nitelikli insan kaynağını artırmak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi ve İbn Haldun Üniversitesi ile önemli bir eğitim programına imza atıyor. Ekim ayında başlayacak Uygulamalı Girişim Sermayesi (Venture Capital) ve Özel Sermaye (Private Equity) Finans Programı, bu alanda kariyer hedefleyen genç profesyoneller ve öğrencilere hem akademik hem de uygulamalı güçlü bir içerik sunmayı hedefliyor.

Burs, staj ve mentorluk imkanları da sağlanıyor

Program kapsamında katılımcılar, girişim ve özel sermaye fonlarının yapısından değerleme yöntemlerine, çıkış stratejilerinden piyasa dinamiklerine kadar derinlemesine bilgi edinecek. İki dönemden oluşan ve toplam 160 saatlik modüler eğitimde; alanında uzman akademisyenlerden teorik dersler, sektör profesyonellerinden ise uygulamalı vaka analizleri yer alacak. Ayrıca, Arz Fellowship programı ile burs, staj ve mentorluk imkanları da sağlanacak. Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılar, uluslararası geçerliliğe sahip bir sertifika almaya hak kazanacak.

Programın modülleri arasında temel finans ve sermaye piyasaları, ekonomi ve piyasa dinamikleri, finansal analiz ve değerleme, girişim sermayesi ve özel sermaye yatırımları ile hukuk ve regülasyon konuları bulunuyor.

Başvuru ve detaylı bilgi için Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) web sitesi üzerinden programa erişim sağlanabiliyor.

Steam Deck alternatifi Legion Go S çok yönlülük sunuyor

0

Lenovo’nun SteamOS’lu Legion Go S’i Steam Deck’e tek gerçek Steam Deck alternatifi oluyor. Bir Switch 2 daha ucuz. Ancak Legion Go S with SteamOS gibi bir el bilgisayarı kullanım kolaylığı ve PC benzeri çok yönlülük sunuyor.

Steam Deck alternatifi Legion Go S

Son birkaç yıldır, bir el bilgisayarı satın almayı düşünen çoğumuz “sadece bir Steam Deck alın” nakaratını duyduk. Bunun iki nedeni var: birincisi, 550 dolarlık OLED versiyonu sınıfının en ucuzu ve ikincisi, SteamOS sayesinde kullanımı inanılmaz derecede kolay. Şimdiye kadar hiçbir şirket benzer bir değer sunmaya yaklaşamadı.

600 dolarlık Lenovo’nun SteamOS’lu Legion Go S’i, bu yılın başlarında piyasaya sürülen ve Microsoft’un masaüstü işletim sistemi nedeniyle tehlikeye atılmış gibi görünen Windows sürümüne kıyasla hareket halindeyken oyun oynamak için üstün bir Steam Deck alternatifi el bilgisayarı. Lenovo ayrıca daha cazip görünebilecek daha iyi bir çipe sahip 830 dolarlık bir model de satıyor.

Legion Go S, 2023’teki Lenovo Legion Go’nun yan sınıfıdır. Hala 8 inçlik bir ekrana sahip, ancak Nintendo Switch 2’deki gibi Legion Go’nun iki çıkarılabilir kontrolcüsüne sahip olmayan tek gövdeli bir tasarıma sahip. Önceki Legion Go S ne kadar rahat olsa da, Windows ve zayıf performans bir araya geldiğinde olabileceği şeyi büyük ölçüde engelledi.

Ryzen Z2 Go işlemci, 16 GB RAM ve 512 GB depolama alanıyla geliyor. Bu, aynı 512 GB depolama kapasitesine sahip bir Steam Deck OLED’den 50 dolar daha fazla. Valve’ın 400 dolarlık Steam Deck LCD’si türünün en ucuzu, ancak yalnızca 256 GB depolama alanıyla geliyor. Legion Go S modeli de bir Steam Deck alternatifi olarak dikkat çekiyor.

AMD Ryzen Z1 Extreme işlemci ve 32 GB LPDDR5X-6400 RAM ile desteklenen daha güçlü Legion Go S with SteamOS, biraz daha kötü ergonomiye sahip olmasına rağmen daha iyi pil ömrü sunan Asus ROG Ally X için ödeyeceğiniz ücrete yakın.

Nükleer santralde otonom robotlar kullanılacak

0

Bir İngiliz nükleer kuruluşu, radyoaktif atıkları otonom bir şekilde ayırmak için eski bir nükleer santral sahasına robotlar yerleştirmeyi planlıyor. Nükleer Devre Dışı Bırakma Kurumu (NDA) grubu, robot yerleştirme için öncü bir ortaklık duyurdu.

Nükleer santralde otonom robotlar görev alacak

Yenilikçi teknoloji, atıkları doğru bir şekilde kategorize edebilir, gerekmediğinde daha maliyetli atık yollarının kullanılmasını önleyebilir ve ayrıca insanları tehlikeli ortamlardan uzaklaştırarak onlara yeni beceriler geliştirme fırsatı verebilir.

RS Oldbury sahasında robotlar konuşlandırılacak. Robotların kullanımı, malzemenin doğası gereği karmaşık ve tehlikeli olan radyoaktif atıkların manuel olarak ayrılmasına kıyasla daha güvenlidir. Böyle bir manuel süreçte dikkatli davranılır ve atık karıştırıldığında, şu anda türe veya radyoaktiviteye göre sınıflandırılmak yerine hepsi Orta Seviye Atık (ILW) veya Plütonyumla Kirlenmiş Malzeme (PCM) olarak kategorize edilir.

NDA, Nükleer Restorasyon Hizmetleri (NRS), Sellafield ve Nükleer Atık Hizmetleri (NWS) ile bir iş birliği olan projeye dört yıl boyunca 9.5 milyon sterline kadar yatırım yapma taahhüdünde bulundu. NDA Baş Ar-Ge Sorumlusu Melanie Brownridge: “Bu, atıkları otonom bir şekilde ayırmak ve kategorize etmek için robotik kullanan bizim için son derece heyecan verici bir proje ve atık depolama ve bertaraf maliyetlerinde yüz milyonlarca sterlin tasarruf sağlama potansiyeline sahip” dedi.

Brownridge: “Bu, misyonumuzu güvenli ve verimli bir şekilde yerine getirmemizi sağlayan devre dışı bırakma zorluklarına dönüştürücü çözümler geliştirmek için NDA grubu ve tedarik zinciri genelinde iş birliğinin harika bir örneği. Amacımız, burada öğrendiklerimizi NDA grubundaki ve potansiyel olarak ötesindeki birden fazla tesise fayda sağlamak için kullanmak” dedi.

NDA, Auto-SAS projesinin AtkinsRéalis ve Createc tarafından ortaklaşa yürütüleceğini ve ARCTEC olarak ortaklaşa çalışarak nükleerde otomatik sistemler ve robotik geliştirme konusundaki ortak deneyimlerini ve geçmişlerini bir araya getireceğini açıkladı. Basın bültenine göre, Auto-SAS başlangıçta Güney Gloucestershire’daki NRS Oldbury sahasında konuşlandırılacak ve santral çalışır durumdayken oluşturulan sahadaki kasalardan alınan düşük seviyeli atıkları orta seviyeli atıklardan ayırmak için kullanılacak.

Almanya DeepSeek için harekete geçti

0

Almanya’nın veri koruma komisyonu baskının ardından, veri korumasıyla ilgili endişeler nedeniyle Apple ve Google’dan Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek’i ülkedeki uygulama mağazalarından kaldırmalarını istedi.

Almanya DeepSeek için Google ve Apple’a talepte bulundu

Komiser Meike Kamp yaptığı açıklamada, DeepSeek’in kullanıcıların kişisel verilerini yasadışı olarak Çin’e aktarması nedeniyle bu talebi yaptığını söyledi. İki ABD teknoloji devinin talebi derhal incelemesi ve uygulamayı Almanya’da engelleyip engellememeye karar vermesi gerektiğini ekledi, ancak ofisi kesin bir zaman dilimi belirlemedi. İki ABD teknoloji devinin talebi derhal incelemesi ve uygulamayı Almanya’da engelleyip engellememeye karar vermesi gerektiğini ekledi, ancak ofisi kesin bir zaman dilimi belirlemedi.

Komiser, DeepSeek’ten Mayıs ayında AB dışı veri transferleri için gereklilikleri yerine getirmesini veya aksi takdirde uygulamasını gönüllü olarak geri çekmesini istedikten sonra bu kararı aldığını söyledi. DeepSeek’in bu talebe uymadığını ekledi.

DeepSeek, Ocak ayında teknoloji dünyasını, ChatGPT yaratıcısı OpenAI gibi ABD firmalarınınkilerle rekabet edebilecek bir yapay zeka modeli geliştirdiği iddialarıyla sarstı ve çok daha düşük bir maliyete sahip oldu. Ancak, veri güvenliği politikaları nedeniyle ABD ve Avrupa’da incelemeye alındı.

İtalya, bu yılın başlarında kişisel verilerin kullanımıyla ilgili bilgi eksikliğini gerekçe göstererek uygulamayı uygulama mağazalarından engelledi; Hollanda ise uygulamayı hükümet cihazlarında yasakladı. Belçika, hükümet yetkililerine DeepSeek’i kullanmamalarını tavsiye etti. Bir hükümet sözcüsü, “İzlenecek yaklaşımı değerlendirmek için daha fazla analiz yapılıyor” dedi.

İspanya’da tüketici hakları grubu OCU, Şubat ayında hükümetin veri koruma ajansından DeepSeek’in muhtemelen oluşturduğu tehditleri araştırmasını istedi, ancak henüz bir yasak yürürlüğe girmedi. İngiliz hükümeti “DeepSeek’in kullanımı halk için kişisel bir tercih olmaya devam ediyor.” dedi. İngiltere teknoloji bakanlığından bir sözcü, “İngiltere vatandaşlarına ve verilerine yönelik ulusal güvenlik tehditlerini her kaynaktan izlemeye devam ediyoruz.” dedi.

Yapay zeka yatırımı artışı kullanımda etkili olmadı

0

Yapay zeka lojistik şirketi Pando ve tedarik zinciri danışmanlık şirketi JBF’nin yeni bir araştırması, şirketlerin yapay zeka yatırımlarının artmaya devam etmesine rağmen, bu araçların kullanıma sunulmasının erken aşamalarda olduğunu buldu.

Yapay zeka yatırımı ile sektörel dönüşüm yaşanıyor

Yayınlanan rapor, kuruluşların yarısından fazlasının (%54), neredeyse hepsinin (%91) son iki yılda yapay zeka teknolojisine her zamankinden daha fazla harcama yapmış olmasına rağmen, hala yapay zekayı lojistikte nasıl kullanacaklarını belirlemeye çalıştığını buldu. Çalışmaya göre, karşılaşılan en büyük zorluk düşük kaliteli veriler, ardından sınırlı teknoloji sistemleri ve değişim yönetimi geliyor.

Engellere rağmen, çoğunluk yapay zekanın gelecek görünümü konusunda olumlu ve %92’si yapay zekanın karmaşık lojistik sistemlerinde gezinmelerine yardımcı olabileceğine inanıyor. Rapor, lojistik sektörü gelişmeye devam ettikçe, yapay zeka benimsemesinin geleceğe yönelik tedarik zincirleri oluşturmak için giderek daha da önemli hale geleceği gerçeğini vurguladı.

Pando’nun CTO’su Abhijeet Manohar: “Tedarik zincirleri artık dokuzdan beşe bir programa göre çalışmıyor; gerçek zamanlı olarak hareket ediyorlar ve tek bir kesinti bir şirketin tüm operasyonlarını bir gecede altüst edebiliyor. Böylesine değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak bir dünyada, tedarik zinciri ve lojistikte AI benimsemesi artık isteğe bağlı değil; dayanıklılığın temelini oluşturuyor” dedi.

AI benimsemesinin artan önemi, şirketlerin AI’nın dağıtımı için özel ekipler oluşturmasına yansıyor; büyük işletmelerin %38’i, genellikle uzman satıcılarla iş birliği içinde, özel lojistik AI araçları geliştiren veri bilimi ekiplerine sahip olduklarını söylüyor. Yapay zekanın iyileştirmek için devreye girdiği görülen bir diğer konu da katılımcıların %58’i tarafından büyük bir engel olarak gösterilen yetenek kıtlığı. Kuruluşlar, bununla mücadele etmek ve ekiplerin daha az kişiyle daha fazlasını yapmasını sağlamak için rutin görevleri otomatikleştirmek için AI temsilcilerini kullanıyor.

Raporda, AI’nın bu şekilde işleri ortadan kaldırmak yerine “yeniden tanımlamak” için çalıştığı belirtildi. Manohar: “Bu anı farklı kılan şey, kurumsal bariyerler içinde otonom olarak çalışabilen, proaktif kararlar alabilen ve gerçek zamanlı olarak insanlarla iş birliği yapabilen Agentic AI sistemlerinin ortaya çıkmasıdır. Bu, büyük ölçüde sahne arkasında olan geçmiş AI uygulamalarına göre önemli bir sıçramadır” dedi.

Lumma kötü amaçlı yazılım için Microsoft devreye girdi

Microsoft ve Adalet Bakanlığı, Lumma kötü amaçlı yazılım imparatorluğuna ağır bir darbe indirmeyi planlıyor. Microsoft, ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) ile ortaklık kurarak, şu anda dolaşımda olan en verimli siber suç araçlarından birini ortadan kaldırmak için önemli bir adım attı. Microsoft’un Dijital Suçlar Birimi (DCU), dünya çapında yüz binlerce dijital ihlale karışan bir kötü amaçlı yazılım hizmeti (MaaS) platformu olan Lumma Stealer kötü amaçlı yazılım ağını bozmak için DOJ, Europol ve çeşitli küresel siber güvenlik firmalarıyla iş birliği yaptı.

Microsoft’a göre, Lumma Stealer Mart ile Mayıs ortası 2025 arasında 394.000’den fazla Windows makinesini etkiledi. Kötü amaçlı yazılım, kripto para cüzdanları da dahil olmak üzere oturum açma kimlik bilgilerini ve hassas finansal bilgileri çalmak için siber suçlular arasında tercih edilen bir araç oldu. Okullara, hastanelere ve altyapı sağlayıcılarına karşı gasp kampanyalarında kullanıldı. DOJ web sitesinde: “FBI, LummaC2’nin bu tür bilgileri çalmak için kullanıldığı en az 1,7 milyon örnek tespit etti” ifadeleri yer aldı.

Lumma kötü amaçlı yazılım için seferberlik başladı

Georgia Kuzey Bölgeleri ABD Bölge Mahkemesi’nden alınan bir mahkeme emriyle Microsoft, Lumma’nın altyapısıyla ilişkili yaklaşık 2.300 kötü amaçlı etki alanını kapattı. Adalet Bakanlığı, kötü amaçlı yazılımı dağıtan siber suçlular için komuta ve kontrol merkezleri görevi gören beş kritik LummaC2 etki alanını aynı anda kapattı. Bu etki alanları artık bir hükümet el koyma bildirimine yönlendiriliyor.

Uluslararası yardım, bölgesel sunucuları engelleme çabalarını koordine eden Europol’ün Avrupa Siber Suç Merkezi’nden (EC3) ve Japonya’nın JC3’ünden geldi. Bitsight, Cloudflare, ESET, Lumen, CleanDNS ve GMO Registry gibi siber güvenlik firmaları web altyapısını belirleme ve sökme konusunda yardımcı oldu.

Lumma, LummaC2 olarak da bilinir, 2022’den beri faaliyet göstermektedir, muhtemelen daha önce, ve bilgi çalan kötü amaçlı yazılımını şifreli forumlar ve Telegram kanalları aracılığıyla satışa sunmaktadır. Kötü amaçlı yazılım, kullanım kolaylığı için tasarlanmıştır ve genellikle antivirüs yazılımını atlatmasına yardımcı olmak için karartma araçlarıyla birlikte gelir. Dağıtım teknikleri arasında hedefli kimlik avı e-postaları, sahte marka web siteleri ve “malvertising” olarak bilinen kötü amaçlı çevrimiçi reklamlar bulunur.

Siber güvenlik araştırmacıları, Lumma’nın özellikle tehlikeli olduğunu çünkü suçluların saldırıları hızla ölçeklendirmesine olanak tanıdığını söylüyor. Alıcılar yükleri özelleştirebilir, çalınan verileri izleyebilir ve hatta özel bir kullanıcı paneli aracılığıyla müşteri desteği alabilir. Microsoft Threat Intelligence, daha önce Lumma’yı “Scattered Spider” olarak da bilinen kötü şöhretli Octo Tempest çetesiyle ilişkilendirmişti.

YouTube mobil video düzenleyici iOS’a geliyor

YouTube’un mobil video düzenleyicisi iOS’a geliyor. Google, YouTube mobil video düzenleyicisi olan YouTube Create’i iOS cihazlarına getirmeye hazırlanıyor. Yayınlanan yeni iş ilanları, şirketin iOS geliştirme projesi için Hindistan’da aktif olarak mühendis işe aldığını ortaya koyuyor.

YouTube mobil video düzenleyici iOS’ta kullanılabilecek

İş ilanları, Google’ın YouTube mobil video düzenleyici için özellikle iOS sürümünü oluşturmak üzere Bengaluru’da yazılım mühendisleri işe aldığını gösteriyor. Orijinal Android uygulaması Eylül 2023’te ABD’de ve yedi başka pazarda piyasaya sürüldü ve ardından Şubat 2024’e kadar 13 pazara daha yayıldı.

YouTube Create, içerik oluşturucular için tasarlanmış ücretsiz mobil video düzenleme araçları sağlıyor ve hem YouTube mobil video düzenleyici Shorts hem de uzun biçimli videolar için çıkartmalar, GIF’ler ve efektler gibi özellikler sunuyor. Google, ihtiyaçlarını karşıladığından emin olmak için 3.000 içerik oluşturucuya danıştıktan sonra uygulamayı geliştirdi.

Uygulama, Google’ın ByteDance’in popüler CapCut düzenleyicisiyle rekabet etme girişimi. Ancak TechCrunch ile paylaşılan özel Sensor Tower verileri, YouTube Create’in CapCut ve bir diğer yerleşik rakip olan InShot’ın oldukça gerisinde olduğunu gösteriyor. Bu yılın ikinci çeyreğinde, CapCut ve InShot sırasıyla Android cihazlarda 66 milyon ve 21 milyon kez indirildi. Buna karşılık, YouTube Create bu çeyrekte 500.000’den az indirme ve lansmanından bu yana sadece 4 milyon indirme gördü.

Kullanıcı etkileşimi farkı daha da belirgin. CapCut, 2. çeyrekte Android uygulamasında 442 milyondan fazla aylık aktif kullanıcıya sahipken, InShot 92 milyon olduğunu iddia ediyor. YouTube mobil video düzenleyici olan YouTube Create, 1 milyondan az aylık aktif kullanıcıyla çok geride kalıyor.

YouTube Create’in şu anda hedeflediği platform olan iOS’ta rekabet de aynı derecede şiddetli. CapCut, 2. çeyrekte 194 milyon aylık aktif kullanıcıyla önde gidiyor, onu 25 milyonla InShot takip ediyor. Bu arada, CapCut ve Instagram’ın Edit’i sırasıyla 28 milyon ve 7 milyon indirmeyle bu çeyrekte iOS indirmelerine hakim oldu.

Google karbon emisyonu mücadelesinde geriye düştü

Google’ın 2025 sürdürülebilirlik raporu, “hırs temelli emisyonlarının” geçen yıl %11 artarak 11.5 milyon metrik ton karbondioksit kirliliğine ulaştığını ve 2019’a kıyasla %51’lik bir artışa işaret ettiğini vurguluyor. Google, raporunda iklim hedeflerine ulaşmasını zorlaştıran “doğrudan kontrolü” dışındaki birkaç faktörden bahsediyor. Bunlar arasında şirketin “gelecekteki enerji ihtiyaçlarını ve emisyon yörüngelerini tahmin etmeyi daha zor hale getirebilecek” “yapay zekanın hızlı evrimi” de yer alıyor.

Google karbon emisyonu artışını önleyemiyor

Bu, Google’ı 2019 baz yılına kıyasla 2030’a kadar gezegeni ısıtan kirliliği yarı yarıya azaltma hedefinden daha da uzaklaştırıyor. Ancak “hırs temelli” emisyonlar olarak adlandırdığı şey, Google’ın ana şirketi olan Alphabet’in temel faaliyet alanıyla ilgili olarak kontrolü dışında veya “çevresel” olarak gördüğü belirli tedarik zinciri kirliliği kategorilerini hariç tutuyor. Buna belirli satın alınan mallar ve hizmetler ile gıda programları da dahil.

Yapay zeka, Microsoft ve Meta gibi diğer şirketlerde enerji kullanımını artırıyor ve teknoloji bu yılın sonuna kadar Bitcoin’den daha fazla güç tüketme yolunda. DeepSeek gibi yapay zeka şirketleri daha enerji verimli modeller yaratmayı hedeflese de, bu olasılık Meta gibi şirketlerin Louisiana’da devasa, gazla çalışan bir veri merkezi inşa etmesini engellemiyor. Başkan Donald Trump ayrıca yapay zeka veri merkezlerine güç sağlamak için kömür kullanımını teşvik eden bir yürütme emri imzaladı.

Raporun ekindeki bir tablo, toplam emisyonlarının aslında 15.185.200 metrik ton karbondioksite ulaştığını gösteriyor. Bu, yaklaşık olarak bir yıl boyunca yaklaşık 40 gazla çalışan enerji santralinin emisyonlarına eşdeğer. Google’ın raporu ayrıca, yapay zeka sayesinde enerji kullanımının artmaya devam etmesine rağmen veri merkezlerinden kaynaklanan karbon emisyonlarında %12’lik bir azalmaya dikkat çekiyor. Azalmaya rağmen, veri merkezlerinden kaynaklanan karbon emisyonları 2019’a kıyasla hala çok daha yüksek.

Rapor ayrıca iklim ve enerjiyle ilgili politikalardaki değişiklikleri, karbon içermeyen enerji teknolojilerinin “ihtiyactan daha yavaş” dağıtımını ve belirli pazarlarda karbon içermeyen enerji çözümlerinin eksikliğini de vurguluyor. Google, “Bu dış faktörler ilerlememizin maliyetini, uygulanabilirliğini ve zaman çizelgesini etkileyebilir ve bunlarda gezinmek esneklik gerektirir” diye yazıyor.