Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 310

The Bot Company 150 milyon dolar daha yatırım aldı!

The Bot Company için gerçekleştirilen bu yeni yatırım turu, Greenoaks liderliğinde ilerledi ve şirketin toplam fonunu 300 milyon dolara çıkardı.

Vogt, The Bot Company’yi kurarken eski Tesla AI ekibi lideri Paril Jain ve eski Cruise mühendisi Luke Holoubek ile birlikte çalıştı. Şirket, ev işlerine yardımcı olabilecek bir robot geliştirmeyi hedefliyor. Bu yeni robotun, insanların günlük yaşamlarını kolaylaştırarak ev işlerini daha verimli ve etkili bir şekilde yapmalarına yardımcı olması bekleniyor.

The Bot Company, 2023 yılının Mayıs ayında ilk yatırım turunu tamamlamış ve 150 milyon dolar fon almıştı. O dönemde, eski GitHub CEO’su Nat Friedman, Stripe kurucu ortakları Patrick ve John Collison gibi isimler, bu projeye yatırım yapmıştı. Şirketin yeni aldığı yatırımla birlikte, önemli bir adım atıldı ve teknoloji dünyasında dikkatler The Bot Company üzerine çevrildi. Vogt, bu projede otomotiv teknolojisinden ev robotlarına doğru yöneldi.

Kyle Vogt’un önceki girişimi olan Cruise, 2013 yılında kuruldu ve kısa süre sonra General Motors tarafından satın alındı. Ancak, 2023 yılının Ekim ayında Cruise’un otonom araçlarından biri, bir yayayı ezerek 6 metre sürükledi. Bu trajik olayın ardından, Cruise büyük bir incelemeye alındı ve Vogt CEO’luk görevinden ayrıldı. Bu olay, Vogt için kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı. Otonom araçlar konusunda yaşanan zorlukların ardından Vogt, geleceğini tamamen farklı bir alanda aramaya karar verdi.

Otomotiv sektöründeki dönüşümde kilit bir role sahip olan yeni nesil teknoloji girişimlerinden General Motors'un otonom taksi şirketi Cruise'un kurucu ortağı ve CEO'su Kyle Vogt, istifa etti. Geçtiğimiz yıl General Motors tarafından 2,1 milyar dolara satın alınan Cruise, otonom sürüş teknolojisi alanında önemli bir oyuncu konumundaydı. Yönetici değişikliği, Kaliforniya Motorlu Taşıtlar Departmanı'nın, Cruise'un halka açık yollarda sürücüsüz araçları kullanma izinlerini otonom sürüş kazaları nedeniyle askıya almasının ardından gerçekleşti. Bu olayın ardından, GM Başkanı Mary Barra, Cruise'un mühendislikten sorumlu başkan yardımcısı Mohamed Elshenawy'nin yeni başkan olarak atanacağını duyurdu. Vogt'un istifasıyla ilgili açıklama yapan Barra, "Cruise'un bugünkü durumundan CEO olarak sorumlu olan Kyle Vogt'a teşekkür ederiz. Şimdi, Mohamed Elshenawy'nin liderliğinde, Cruise'un otonom sürüş alanındaki önemli çalışmalarına devam edeceğine inanıyoruz" dedi. Kaliforniya Motorlu Taşıtlar Departmanı'nın alınan izinleri askıya almasının ardından Vogt, şeffaflık ve güvenlik konularında önemli adımlar atılması gerektiğini belirterek, "Güvenlik, şeffaflık ve toplum katılımı konularını iki katına çıkarmamız gerekiyor" demişti. Vogt, hafta sonu tüm Cruise çalışanlarına gönderdiği e-postada, "Son 10 yıl muhteşemdi ve bu süreçte Cruise'a yardım eden herkese minnettarım. Cruise, birçok şehirde 250.000'den fazla sürücüsüz sürüş sağladı ve her sürüş, insanlara geleceğe dair küçük bir tat verme konusunda ilham verdi. Cruise henüz yeni başlıyor ve önünde harika bir gelecek olduğuna inanıyorum" ifadelerini kullanarak veda etti. Yeni atanan Cruise CEO'su ve CTO'su Mohamed Elshenawy'nin liderliğinde Cruise'un otonom sürüş teknolojilerindeki gelişmelere odaklanması bekleniyor.

The Bot Company’nin hedefi, ev işlerini kolaylaştırmak için bir robot geliştirmek. Ancak bu robotların tam olarak ne zaman piyasaya sürüleceği henüz kesinleşmiş değil. Yine de, bu projeye yatırım yapan güçlü isimler ve şirketin aldığı yüksek yatırımlar, robot teknolojisinin ev işlerine entegrasyonunun oldukça ilgi çekici bir alan olduğunu gösteriyor.

Ev işlerine yönelik bu robotların, özellikle yoğun iş temposuna sahip bireyler için önemli bir çözüm sunması bekleniyor. The Bot Company, büyük bir yenilik ve değişim vaat eden bu alanda ciddi bir rekabet oluşturabilir.

Google, Gemini Live’a yeni yetenekler kazandırıyor!

Bir Android kullanıcısı, Gemini Live arayüzünde yeni bir Canlı Yayınla Ekran Paylaş butonu gördüğünü bildirdi. Bu buton, Ekran Hakkında Soru Sor seçeneğinin üstünde yer alıyor. Kullanıcılar, tek bir uygulamayı değil, tüm ekranlarını paylaşabiliyor.

Ayrıca, gerçek zamanlı kamera özelliği de aktif hale getirildi. Kullanıcılar, Gemini Live’ın tam ekran moduna geçerek video akışı başlatabiliyor. Alt köşede bulunan bir düğme ile de ön kameraya geçiş sağlanıyor.

Google, bu özellikleri kademeli olarak sunduğu için şu an her cihazda aktif değil. Gemini Live, yeni bir telefon görüşmesi tarzı bildirim ve daha kompakt bir tam ekran arayüzü kullanıyor, ancak bu değişiklikler henüz geniş çapta yayılmadı.

Gemini Live’nin yeni özelliklerini kimler kullanabilecek?

İlk raporlar, bu özelliklerin Xiaomi cihazlarda ve Google One aboneliği olan kullanıcılarda görüldüğünü gösteriyor. Google, Project Astra yeteneklerinin Gemini Advanced abonelerine sunulacağını açıklamıştı. Bu abonelik, aylık 19,99 dolardan başlıyor.

Ocak ayında Google, Pixel ve Galaxy S25 serisi cihazların bu özellikleri ilk alan modeller olacağını duyurmuştu. Ancak, bu teknolojilerin sadece belirli cihazlarla sınırlandırılması için teknik bir neden bulunmuyor. iPhone desteği konusunda ise Google henüz bir açıklama yapmadı.

Ayrıca, fotoğraflar, dosyalar ve YouTube videoları üzerinden Talk Live özelliği iOS’ta henüz mevcut değil. Googleın yeni özelliklerle gücüne güç katan Gemini Live için iOS desteğini genişletip genişletmeyeceği ise merak konusu. Yakın gelecekte, atılan adımlar hakkında daha kapsamlı bilgi akışının gerçekleşmesi bekleniyor.

Hassas verilerinizi koruyun!

Her gün hassas finansal bilgiler dijital ağlar üzerinden iletiliyor. Ödeme sistemleri, veri çalmak veya operasyonları aksatmak için güvenlik açıklarından yararlanan siber suçlulara cazip bir hedef oluşturuyor. Yaşanan ihlaller nedeniyle KOBİ’ler müşterilerin güvenini kaybediyor, yüksek para cezaları ödüyor ve operasyonel aksaklıklara uğruyorlar.

Ödeme sistemlerini siber tehditlerden korumak

KOBİ‘ler için ödeme sistemlerini siber tehditlerden korumak bir iş zorunluluğudur. Siber saldırılar daha sofistike hâle geldikçe hassas verileri korumanın, müşteri güvenini sürdürmenin ve operasyonel sürekliliği sağlamanın en iyi yolu kapsamlı güvenlik önlemleri uygulamaktır.

Siber güvenlik şirketi ESET,  ödeme sistemlerini siber tehditlerden korumak için KOBİ’lerin önce önleme zihniyetini ve proaktif stratejileri benimsemesi gerektiğini paylaşarak önerilerde bulundu.

Ödeme sistemlerinin koruması için atılması gereken adımlar

1.Güvenli ağ ve sistemler

KOBİ’ler ağlarını korumak için güvenlik duvarları kurmalı ve bakımını yapmalı, parolalar ve güvenlik parametreleri gibi sistem yapılandırmalarının varsayılan ayarlarda bırakılmadığından emin olmalıdır. Bu, erişim noktalarını sınırlandırarak ve yetkisiz erişime karşı koruma sağlayarak güvenlik açıklarını azaltır.

2. Kart sahibi verilerinin korunması

Kart sahibi verileri, AES-256 gibi güçlü şifreleme standartları kullanılarak hem aktarım sırasında hem de beklemede şifrelenmelidir. Buna ek olarak, KOBİ’ler saklanan veri miktarını sınırlandırmalıdır. Tam kart numaraları, CVV kodları ve son kullanma tarihleri gibi hassas bilgilerin gerekli olmadıkça kesinlikle saklanmasından kaçınmalıdır. KOBİ’ler hassas verilerin kapsamını azaltarak koruma gerektiren bilgi hacmini en aza indirir ve güvenliği daha da artırır.

3. Erişim kontrol önlemlerinin uygulanması

Hassas kart sahibi verilerine erişim, iş görevlerini yerine getirmek için bu verilere ihtiyaç duyan yetkili personelle sınırlandırılmalıdır. Sıkı rol tabanlı erişim kontrolleri, hassas bilgilere yalnızca meşru bir ihtiyacı olanların erişebilmesini sağlamak için kilit öneme sahiptir.  Kart sahibi verilerini depolayan veya işleyen sistemlere erişen kullanıcıların kimliklerini doğrulamak için ek bir güvenlik katmanı sağlayan çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) da kullanılmalıdır. Hassas kart sahibi verilerini içeren sunuculara ve depolama yerlerine fiziksel erişim, yetkisiz girişleri önlemek ve fiziksel ihlallere karşı koruma sağlamak için sınırlandırılmalıdır.

4. Sistemlerinin izlenmesi ve test edilmesi

KOBİ’ler ödeme sistemlerine ve verilere erişimi her zaman takip etmeli ve izlemeli, şüpheli veya yetkisiz faaliyetler için günlüklerin düzenli olarak gözden geçirilmesini sağlamalıdır. Bu, potansiyel tehditlerin erken tespit edilmesine ve daha fazla zararı önlemek için hızlı bir şekilde yanıt verilmesine yardımcı olur.  Düzenli güvenlik açığı taramaları ve sızma testleri, saldırganlar bunlardan yararlanmadan önce ödeme sistemlerindeki zayıflıkları belirlemek ve ele almak için gereklidir. İşletmelerin güvenlik ihlallerini hızlı bir şekilde azaltabilmelerini ve kurtarabilmelerini sağlamak, kesinti süresini ve veri kaybını en aza indirmek için bir olay müdahale planı geliştirmeleri ve sürdürmeleri gerekir.

5. Çalışanların eğitimi

Çalışanları, kimlik avı saldırılarının ve diğer potansiyel tehditlerin nasıl fark edileceği de dahil olmak üzere en iyi siber güvenlik uygulamaları konusunda eğitmek için kapsamlı bir güvenlik farkındalığı eğitimi oluşturulmalıdır. Personel ayrıca PCI DSS gereklilikleri ve kart sahibi verilerinin korunmasındaki rolleri konusunda da eğitilmelidir. Önleme öncelikli bir güvenlik kültürü oluşturmak, çalışanları her türlü şüpheli faaliyeti bildirmeye teşvik etmek ve güvenli ödeme sistemlerinin sürdürülmesinde hesap verebilirliği teşvik etmek çok önemlidir.

6. Yazılım güncelleme

Tüm yazılımlar güncel olmalıdır. POS sistemlerinin, e-ticaret platformlarının ve ödemeleri işlemek için kullanılan tüm yazılımların düzenli olarak güncellenmesi, güvenlik açıklarına karşı korunmaya yardımcı olur ve siber saldırı riskini azaltmak için güvenlik yamalarının uygulanmasını sağlar. Ayrıca KOBİ’ler, ödeme verilerini işleyen üçüncü taraf satıcıların PCI DSS standartlarına uymalarını ve sistemlerinin güvenliğini sağlamaktan sorumlu tutulmalarını sağlayarak satıcı gözetimini sürdürmelidir.

Ödeme Kartı Endüstrisi Veri Güvenliği Standardı (PCI DSS), ödeme sistemlerinin güvenliğini sağlamak için dünya çapında tanınan bir çerçeve sunuyor. Bu standart, internette kredi kartı ödemelerinin kötüye kullanımıyla etkin bir şekilde mücadele etmek için geliştirilmiştir. İşletmeler PCI DSS yönergelerine bağlı kalarak verileri korumak ve riskleri azaltmak için sağlam bir temel oluşturabilirler. PCI DSS uyumluluğu, hassas ödeme verilerini titiz güvenlik önlemleriyle korumak için tasarlanmıştır. Bu standartlar, kart sahibi verilerini işleyen, depolayan veya ileten tüm kuruluşlar için geçerlidir. PCI DSS uyumluluğu yasal olarak zorunlu olmamakla birlikte kritik bir endüstri standardıdır. Uyumsuzluk, para cezaları, sözleşmeye bağlı yansımalar ve itibar zedelenmesi dahil olmak üzere ciddi cezalara neden olabilir.

Google Haritalar’da sahte işletme dolandırıcılığı!

Google Haritalar, dünya çapında milyarlarca kullanıcının güvendiği bir navigasyon aracı. Ancak son zamanlarda, sahte işletme listeleri kullanıcıları büyük bir riskle karşı karşıya bırakıyor. Android Police’in yaptığı araştırmaya göre, dolandırıcılar Google Haritalar’i kullanarak kullanıcıları hedef alıyor.

Sahte Listeler Nasıl Çalışıyor?

Dolandırıcılar, Google Haritalar’a gerçek olmayan işletmeler ekliyor. Bu sahte listeler, yüksek puanlar ve olumlu yorumlarla süsleniyor. Kullanıcılar, bu işletmelere güvenerek kişisel bilgilerini veya paralarını kaybediyor.

Kimler Risk Altında?

Yemek siparişi verenler: Sahte restoranlar, ödeme bilgilerini ele geçiriyor.

Turistler: Yanlış adresler, kullanıcıları güvensiz bölgelere yönlendiriyor.

Online alışveriş yapanlar: Sahte mağazalar, ürün göndermeden ödeme alıyor.

Google, sahte listeleri tespit etmek için yapay zeka ve manuel inceleme süreçlerini kullanıyor. Ancak dolandırıcılar, sistemdeki açıklardan yararlanmaya devam ediyor. Şirket, kullanıcıları şüpheli listeleri bildirmeye çağırıyor.

Kullanıcılar Nasıl Korunabilir?

Yorumları dikkatle okuyun: Aynı anda çok sayıda olumlu yorum, sahte olabilir.

İşletme bilgilerini kontrol edin: Web sitesi ve iletişim bilgileri eksikse dikkatli olun.

Şüpheli listeleri bildirin: Google Haritalar’te “Sorun Bildir” seçeneğini kullanın.

Google, sahte listelerle mücadele için daha güçlü algoritmalar geliştiriyor. Ancak kullanıcıların da dikkatli olması gerekiyor.

Robot polisler piste indi!

0

Bugünkü Çin Formula 1 Grand Prix’inde pistte sadece yarış pilotları değil, robot polisler de vardı! Shanghai Uluslararası Pisti, ilk kez insansı ve köpek formunda iki robotun resmi görev aldığı bir F1 yarışına sahne oldu.

Çinli robotik şirketi Unitree, geliştirdiği G1 insansı robot ve GO2 mekanik köpek ile hem güvenlikte hem de şovda çığır açtı. Etkinlik alanında devriye gezen robotlar, izleyenlere adeta bir bilim kurgu filminin içindeymiş hissi yaşattı.

130 cm boyundaki G1, 3 kg taşıma kapasitesine sahip ve saatte 2 m/s hızla hareket edebiliyor. Dört ayaklı GO2 ise bu konuda daha da iddialı: 12 kg’a kadar yük taşıyabiliyor ve saatte 5 m/s hızla koşabiliyor. Her iki robot da çevresini algılamak için LiDAR teknolojisi kullanıyor. Bu sistem, nesnelere ışık yansıtarak çevre haritası oluşturuyor.

130 cm boyundaki G1, 3 kg taşıma kapasitesine sahip ve saatte 2 m/s hızla hareket edebiliyor.

Yarış alanında görüntülenen robotlar, sadece görev başında değil, gösteri modundaydı. Unitree tarafından paylaşılan videoda, G1 önce dans etti, ardından bir bo personelini alarak çevresinde ustaca döndürdü.

GO2 ise enerjik bir gösteriyle sahnedeydi. Arka ayakları havada, ön ayakları üzerinde durarak dikkat çekici hareketler yaptı. Teknoloji meraklıları ve yarış severler bu sahneye büyük ilgi gösterdi.

Bu robotik gösteri, geçtiğimiz günlerde tanıtılan Nvidia’nın yeni robotu Blue’yu akıllara getirdi. Nvidia CEO’su Jensen Huang, GTC Yapay Zeka Konferansı’nda Star Wars’tan esinlenen ve Disney ile Google ortaklığıyla geliştirilen bu robotu tanıttı. Mavi renkli, ördek yürüyüşlü Blue, insanlara cevap verir gibi sevimli “bip” ve “bloop” sesleri çıkarıyor. Ancak henüz tam otonom değil; sahne arkasından kontrol ediliyor.

Bu tanıtıma hemen ardından Boston Dynamics, yeni nesil Atlas robotunun videosunu paylaştı. Görüntülerde Atlas; taklalar atıyor, break dans yapıyor ve dört ayak üstünde yürüyor.

Fakat bugünün yıldızı Unitree’nin robotlarıydı. Yarış izlemeye gelen binlerce kişi, ilk kez gerçek görevde robot görmenin heyecanını yaşadı. Gözetim mi, şov mu yoksa geleceğin polisi mi? Bugün bir kez daha anlaşıldı: Robot çağı gelmiyor, zaten burada.

Apple yapay zeka çalışmaları için yönetici değiştiriyor

Apple, çalışan bir AI ürünü yapmaya çalışırken yönetici kadrosunu değiştiriyor. Makine Öğrenimi ve AI Stratejisi kıdemli başkan yardımcısı John Giannandrea artık Apple’ın Siri ve Apple yapay zeka çalışmalarından sorumlu olmayacak.

Apple yapay zeka için yönetim kadrosuna faturayı kesti

Aylarca süren eleştirilerden sonra Apple Intelligence saçmalığı kriz noktasına ulaştı. Son zamanlarda Apple’a dikkat ediyorsanız, merkezde bir suçlama oyunu döndüğünü görüyoruz. Bu, yalnızca uzman kaynaklı raporlar ve her yeni başlık ortaya çıktıkça dalgalanan hisse senetleri aracılığıyla ortaya çıkıyor. Tüm raporlar (ve sızdırılan sürpriz bir dahili toplantı) Apple CEO’su Tim Cook’un şirketin AI alanında neden henüz rekabetçi bir ürüne sahip olmadığını araştırdığını gösteriyor. Cook şimdi Siri, Apple InteIligence ve Apple yapay zeka çalışmaları için işleri tersine çevirmesi gereken değişiklikler yapıyor.

Silikon Vadisi teknoloji devlerinin rolleri değiştirmesi kesinlikle beyzbolun içindedir, ancak Apple’daki büyük değişiklikler genellikle basın bültenleriyle öğrenilir, sızdırılan toplantılarla değil. Apple yapay zeka programının çok aleni bir şekilde eleştirilmesi, şirketin yatırımcılar için gösterişli ve kötü çalışan bir pazarlama hamlesinden daha fazlası olarak yapay zekanın dahil edilmesine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Şirket, Apple yapay zeka ile tam teşekküllü bir Siri vaadinden geri adım attığını zaten kabul etti. Şimdi, Vision Pro geliştirmenin eski başkanı Mike Rockwell, Siri ve yapay zeka ile ilgili her şeyin denetçisi olarak göreve getiriliyor. Giannandrea’nın tamamen dışarıda olup olmadığı belirsiz. Apple’a Alphabet’ten geldi ve Google’ın en kritik ve gelişmiş yapay zeka çalışmalarından bazılarını denetledi. Yani adam yapay zekayı çoğu insandan daha iyi biliyor, ancak Rockwell en çok satan olmasa da uzmanca hazırlanmış ve uygulanmış ve hem donanım hem de yazılım üzerinde çalışmayı gerektiren bir ürün çıkardı. Yani bir proje lideri olarak daha etkili olabilir. iOS, iPad OS ve macOS’tan sorumlu yazılım mühendisliği kıdemli başkan yardımcısı Craig Federighi’nin altında çalışacak.

Meta AI Avrupa pazarı için hazırlanıyor

Meta AI, 2023’ten beri Amerika Birleşik Devletleri’nde mevcut ancak şirket, düzenleyici endişeler nedeniyle AB’deki lansmanını ertelemek zorunda kaldı. Şimdi, Zuckerberg’in ekibinin sonunda Avrupa düzenleyicileriyle (sınırlı) bir anlaşmaya vardığı ve Meta AI’nın bir versiyonunu AB’ye sunacağı anlaşılıyor.

Meta AI Avrupa anlaşması ile süreci ilerletecek

Ürünün Avrupa versiyonu, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Meta AI ile karşılaştırıldığında oldukça sınırlı olacağından, bazı pürüzlerin henüz giderilmediği anlaşılıyor. Görüntü oluşturma veya fotoğraflarla ilgili soruları yanıtlama gibi Llama destekli çok modlu yeteneklerinden hiçbiri olmadan yalnızca bir sohbet robotu olarak işlev görecek.

Instagram kullanıcıları, sohbet robotunu Instagram akışlarında belirli türden gönderileri görüntülemek veya fikir alışverişinde bulunmak için sohbet etmek için kullanabilecekler. AB düzenleyici kurumlarının geçen yıl Meta AI’nın lansmanını engellemesinin ana nedenlerinden biri gizlilik endişeleriydi.

Şirket, 2007’den beri yayınlanan tüm kullanıcı içeriklerini ve toplanan tüm verileri yapay zekasını eğitmek için kullanmak istedi; herkesin bu bilgileri sosyal medyada herkese açık olarak göstermeyi seçmesi nedeniyle bunun sorun olmadığını savundu.

Meta için ne yazık ki bu AB ile uyuşmadı ve durumu çözmek için neredeyse bir yıl süren görüşmelere yol açtı. Sonuç olarak, Meta AI’nın Avrupa versiyonu hiçbir AB kullanıcı verisi üzerinde eğitilmedi ve daha fazla müzakere devam ederken çok modlu yetenekler şimdilik kaldırıldı.

Şirket, görüşmeleri sürdürmek ve sonunda Avrupa teklifine daha fazla özellik eklemek istediğini doğruladı, bu yüzden yapılacak tek şey bunun gerçekleşmesini beklemek! Şimdilik, sınırlı sürüm bu haftadan itibaren WhatsApp, Facebook, Instagram ve Messenger’da mevcut olacak.

SoftBank yarı iletken tasarımcısı satın alacak

0

SoftBank Group, yapay zeka altyapısına yaptığı yatırımı genişletmek için stratejik bir hamle olarak, eski Intel yöneticisi Renee James tarafından kurulan bir çip tasarımcısı olan Ampere Computing’i 6.5 milyar dolarlık tamamen nakit bir anlaşmayla satın alacağını duyurdu. Bu gelişme ile SoftBank yarı iletken projelerine önemli bir yatırım yapmış olacak.

SoftBank yarı iletken operasyonunu büyütüyor

Ampere, 2025’in ikinci yarısında kapanması beklenen anlaşmadan sonra SoftBank’ın tamamen kendisine ait bir yan kuruluşu olarak faaliyet gösterecek. Ampere’in baş yatırımcıları Carlyle ve Oracle, Santa Clara, Kaliforniya’daki girişimdeki hisselerini satacak. SoftBank’ın açıklamasına göre, Carlyle %59,65 hisseye sahipken Oracle %32,27 hisseye sahip. Girişim 1.000 yarı iletken mühendisi istihdam ediyor.

SoftBank, 2021’de Bloomberg’e göre o zamanlar değeri 8 milyar dolar olan Ampere’de azınlık hissesi satın almayı düşündü. SoftBank, Arm Holdings’in en büyük hissedarıdır ve Ampere, iki şirketi güçlü ortaklar olarak konumlandıran ARM hesaplama platformuna dayalı bir sunucu çipi geliştirmiştir. (SoftBank yarı iletken alanında adımlarını sıklaştırmıştı, 2016 yılında İngiliz çip tasarımcısı Arm’ı 32 milyar dolara satın aldı ve 2023 yılında halka açıldı.) Ampere’in müşterileri arasında Google Cloud, Microsoft Azure, Oracle Cloud, Alibaba ve Tencent’in yanı sıra HPE ve Supermicro gibi şirketler de yer almaktadır.

SoftBank yarı iletken operasyonunu büyüterek, Ampere satın alımının yapay zeka ve hesaplama gibi önemli alanlardaki yeteneklerini güçlendireceğini ve büyüme girişimlerini hızlandıracağını belirtti. En son satın alma duyurusu, Japon teknoloji devi tarafından son birkaç ayda yapılan bir dizi anlaşmanın ardından geldi; bunlara “Cristal intelligence” adlı Gelişmiş Kurumsal AI’yı geliştirmek için OpenAI ile ortaklık kurması da dahil. SoftBank ayrıca, ABD genelinde OpenAI için veri merkezleri inşa eden yapay zeka altyapı projesi Stargate’e yatırım yaptı ve Japonya’da eski bir Sharp fabrikasını satın aldı.

SoftBank Group Corp.’un başkanı ve CEO’su Masayoshi Son: “Yapay süper zekanın geleceği çığır açan bir bilgi işlem gücü gerektiriyor. Ampere’in yarı iletkenler ve yüksek performanslı bilgi işlem konusundaki uzmanlığı bu vizyonu hızlandırmaya yardımcı olacak ve ABD’de AI inovasyonuna olan bağlılığımızı derinleştirecek” dedi.

Video oyun endüstrisi engelli oyuncuları düşünüyor

0

Ulusal bir video oyunu endüstrisi ticaret birliği olan Entertainment Software Association (ESA), bu hafta engelli oyuncular için bilgileri standartlaştırmayı amaçlayan ve Electronic Arts (EA), Nintendo ve Ubisoft gibi oyun dünyasının önde gelen isimleri tarafından desteklenen yeni bir Erişilebilir Oyunlar Girişimi duyurdu.

Video oyun endüstrisi engelli oyuncular için girişim kurdu

Bu yılki Oyun Geliştiricileri Konferansı’nda duyurulan erişilebilirlik girişimi, oyun içi özellikleri veya kontrolleri açıklayan ve oyuncuların satın almadan önce bir oyunu oynayıp oynayamayacaklarını daha iyi anlamalarına yardımcı olan 24 yeni etiket ve ilişkili kriter içeriyor. Örnekler arasında “net metin”, “büyük ve net altyazılar” ve görme engelli veya az gören kişilerin erişimini sağlayan “anlatımlı menüler” yer alıyor. “Yalnızca düğmelerle oynanabilir”, “dokunmatik kontroller olmadan oynanabilir” ve “çubuk ters çevirme” gibi etiketler, çeşitli motor becerilerine sahip oyuncular için gereklidir.

ESA’ya göre, standartlaştırılmış etiketler engelli oyuncuların yerleşik erişilebilirlik özelliklerine veya yardımcı cihaz uyumluluğuna sahip oyunları bulmasını ve değerlendirmesini kolaylaştıracak ve hatta küçük çocuklar için oyun arayan ebeveynler ve öğretmenler için yararlı bilgiler sağlayacak. Şu anda oyun şirketleri, pazar yerlerinde, mevcut olduklarında ve olduklarında kendi şirket içi erişilebilirlik etiketlerini kullanıyorlar.

“On milyonlarca Amerikalı engelli ve genellikle video oyunları oynamanın getirdiği neşe ve bağlantıyı deneyimlemede engellerle karşılaşıyor,” dedi ESA başkanı ve CEO’su Stanley Pierre-Louis bir basın bülteninde. “Bu girişim, daha fazla insanın oyunun gücünü deneyimlemesine yardımcı olma yolunda sektör genelindeki çabalarımızda birlikte çalıştığımızda ne kadar etkili olabileceğimizi gösteriyor.”

Sektör devleri Google, Microsoft ve Sony Interactive Entertainment’ın yanı sıra yakın zamanda Amazon Games, Riot Games, Square Enix ve Warner Bros. Games de tekliflerini yeni etiketleme sistemiyle güncellemeyi kabul etti.

Wayve otonom sürüş teknolojisini ölçeklendirecek

Wayve’in kurucu ortağı ve CEO’su Alex Kendall, otonom araç girişiminin teknolojisini pazara sunmada umut vaat ediyor. Yani, Wayve otonom sürüş yazılımının çalıştırılmasının ucuz, donanımdan bağımsız ve gelişmiş sürücü destek sistemlerine, robotaksiye ve hatta robotiğe uygulanabilmesini sağlama stratejisine sadık kalacak.

Kendall’ın Nvidia’nın GTC konferansında ortaya koyduğu strateji, uçtan uca veri odaklı bir öğrenme yaklaşımıyla başlıyor. Bu, sistemin çeşitli sensörler (kameralar gibi) aracılığıyla “gördüklerinin” doğrudan sürüş şekline (fren yapmaya veya sola dönmeye karar verme gibi) yansıdığı anlamına geliyor. Dahası, sistemin önceki AV teknolojisi sürümlerinde olduğu gibi HD haritalara veya kurallara dayalı yazılımlara güvenmesi gerekmediği anlamına geliyor.

Wayve otonom sürüş teknolojisi

Bu yaklaşım yatırımcıları cezbetti. 2017’de faaliyete geçen ve son iki yılda 1,3 milyar dolardan fazla para toplayan Wayve, otonom sürüş yazılımını Uber gibi otomotiv ve filo ortaklarına lisanslamayı planlıyor. Şirket henüz herhangi bir otomotiv ortaklığı duyurmadı, ancak bir sözcü TechCrunch’a Wayve’in yazılımını çeşitli araç tiplerine entegre etmek için birden fazla OEM ile “güçlü görüşmeler” içinde olduğunu söyledi.

Ucuz çalıştırılabilir yazılım sunumu, bu anlaşmaları sağlamak için çok önemli. Kendall, Wayve’in gelişmiş sürücü destek sistemini (ADAS) yeni üretim araçlarına yerleştiren OEM’lerin ek donanıma hiçbir yatırım yapmasına gerek olmadığını, çünkü teknolojinin genellikle çevre kameralarından ve biraz radardan oluşan mevcut sensörlerle çalışabildiğini söyledi.

Kendall’a göre Wayve ayrıca “silikondan bağımsız”, yani yazılımını OEM ortaklarının araçlarında halihazırda bulunan herhangi bir GPU’da çalıştırabiliyor. Ancak, girişimin mevcut geliştirme filosu Nvidia’nın Orin sistem-üzerinde-çipini kullanıyor.

Wayve, sistemini ilk önce ADAS seviyesinde ticarileştirmeyi planlıyor. Bu nedenle, girişim AI sürücüsünü lidar olmadan çalışacak şekilde tasarladı; lidar, lazer ışığı kullanarak mesafeyi ölçen ve dünyanın oldukça doğru bir 3B haritasını oluşturan ışık algılama ve mesafe radarı. Seviye 4 teknolojisi geliştiren çoğu şirket bunu temel bir sensör olarak görüyor.

Wayve’in otonomiye yaklaşımı, sistemine güç sağlamak ve otonom sürüş yazılımını sürekli olarak geliştirmek için uçtan uca derin öğrenme modeli üzerinde çalışan Tesla’nınkine benzer. Tesla’nın yapmaya çalıştığı gibi Wayve, sisteminin tam otonomiye ulaşmasına yardımcı olacak verileri toplamak için ADAS’ın yaygın bir şekilde kullanıma sunulmasından yararlanmayı umuyor. 

Yapay zeka modelleri optimizasyonu açık kaynaklı olacak

Yapay zeka modelleri için sıkıştırma algoritmaları üzerinde çalışan Avrupa merkezli bir girişim olan Pruna AI, optimizasyon çerçevesini açık kaynaklı hale getiriyor. Bu süreç, yapay zeka modelleri optimizasyonu alanında önemli bir gelişmedir.

Yapay zeka modelleri optimizasyonu

Pruna AI, önbelleğe alma, budama, niceleme ve damıtma gibi çeşitli verimlilik yöntemlerini belirli bir yapay zeka modeline uygulayan bir çerçeve oluşturuyor. Pruna AI kurucu ortağı ve CTO’su John Rachwan TechCrunch’a “Ayrıca sıkıştırılmış modelleri kaydetmeyi ve yüklemeyi standartlaştırıyoruz, bu sıkıştırma yöntemlerinin kombinasyonlarını uyguluyoruz ve sıkıştırdıktan sonra sıkıştırılmış modelinizi değerlendiriyoruz” dedi.

Özellikle, Pruna AI’nın çerçevesi bir modeli sıkıştırdıktan sonra önemli bir kalite kaybı olup olmadığını ve elde ettiğiniz performans kazanımlarını değerlendirebilir. AI modelleri optimizasyonu sürecinde bu değerlendirme oldukça kritiktir. Açıklamada: “Bir metafor kullanacak olursam, Hugging Face’in transformatörleri ve difüzörleri nasıl standartlaştırdığına benziyoruz. Bunlara nasıl isim vereceğimizi, nasıl kaydedeceğimizi, yükleyeceğimizi vb. Aynısını yapıyoruz, ancak verimlilik yöntemleri için” diye ekledi.

Büyük yapay zeka laboratuvarları halihazırda çeşitli sıkıştırma yöntemleri kullanıyor. Örneğin, OpenAI amiral gemisi modellerinin daha hızlı versiyonlarını oluşturmak için damıtmaya güveniyordu. Bu tür optimizasyon teknikleri, yapay zeka modellerini daha verimli hale getirir.

OpenAI’nin GPT-4 Turbo’yu, yani GPT-4’ün daha hızlı bir versiyonunu geliştirmesinin nedeni muhtemelen budur. Benzer şekilde, Flux.1-schnell görüntü oluşturma modeli, Black Forest Labs’ın Flux.1 modelinin damıtılmış bir versiyonudur. AI modelleri optimizasyonu, bu tür damıtma teknikleri ile daha da geliştirilebilir.

Damıtma, “öğretmen-öğrenci” modeli olan büyük bir AI modelinden bilgi çıkarmak için kullanılan bir tekniktir. Geliştiriciler bir öğretmen modeline istekler gönderir ve çıktıları kaydeder. Cevaplar bazen ne kadar doğru olduklarını görmek için bir veri kümesiyle karşılaştırılır. Bu çıktılar daha sonra öğretmenin davranışını yaklaşık olarak tahmin etmek üzere eğitilen öğrenci modelini eğitmek için kullanılır. Özellikle AI modelleri optimizasyonu açısından damıtma yöntemi oldukça etkilidir.

Lyft robotaksi hizmetini başlatıyor

Lyft’in robotaksisi bu yaz Atlanta’da piyasaya sürülecek. NBC News’in bildirdiğine göre Lyft, Atlanta’daki kullanıcıların bu yazdan itibaren robotaksi yolculuklarına çıkmasına izin verecek.

Lyft robotaksi ile yollarda bulunacak

Lyft sözcüsü CJ Macklin verdiği demeçte: “Atlanta yolcuları, Lyft ve May Mobility’nin zamanla birden fazla pazara yaymayı hedeflediği bir dağıtım olan May Mobility’nin otonom teknolojisiyle donatılmış bir otonom Toyota Sienna minivan filosuyla eşleştirilme fırsatına sahip olacak.” dedi.

Macklin, şirketin gelecek yıl Mobileye teknolojisiyle donatılmış Marubeni arabalarını kullanarak Dallas’a otonom araçlar getirmeyi planladığını ve “binlerce araç ve daha fazla şehrin” bunu takip edeceğini söyledi.

Lyft, Kasım ayında May Mobility ve Intel’e ait Mobileye ile ortaklıklarını duyurarak, otonom, May Mobility destekli arabaları 2025’te piyasaya sürme niyetini belirtti. Lyft, Şubat ayında Marubeni ile ortaklığını duyurdu.

Bu ayın başlarında, bir zamanlar Lyft ile ortaklık yapan Alphabet’in sahibi olduğu Waymo, Silikon Vadisi’nde 7/24 robot taksi hizmeti sunacağını duyurdu.

Geçtiğimiz günlerde Waymo yolculuk çağırma uygulaması Waymo One’ın artık Mountain View, Palo Alto, Los Altos ve Sunnyvale’in bazı bölgelerini içeren Kaliforniya’daki 27 mil karelik bir hizmet alanında belirli müşterilere 7/24 sunulacağını duyurdu.

Daha önce, Waymo’nun otonom araçlarına yalnızca Google ve Waymo’nun ilgili merkezlerini içeren Silikon Vadisi’ndeki yolculuklar için şirket çalışanları erişebiliyordu. Bu, Waymo’nun San Francisco’da birkaç mil kuzeyde halka açık, 7/24 robotaksi hizmetiyle çelişiyor.

DEI izni ABD’de tartışmaya neden oluyor

0

Federal İletişim Komisyonu başkanı Brendan Carr, Bloomberg ile yaptığı bir röportajda, düzenleyici onay arayan şirketlerin “her türlü DEI ayrımcılığını sona erdirmekle meşgul olmaları” gerektiğini söyledi. Carr’ın, Paramount’un Skydance ile birleşmesini, Verizon’un Frontier Communications’ı satın almasını ve T-Mobile’ın US Cellular’ın çoğunu satın alma planlarını etkilenebilecek olası anlaşmalar olarak gündeme getirdiği bildirildi.

Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık ile DEI, Başkan Donald Trump’ın yönetiminin hedefi haline geldi ve çeşitli federal kurumlar çeşitlilik programlarını sonlandırıyor ve büyük şirketlere de aynısını yapmaları için baskı yapıyor.

DEI izni ne anlama geliyor? (Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık)

Carr: “Sadece yasa uyarınca ilerleyebilir ve bir işlemi onaylayabiliriz, eğer bunu yapmanın kamu yararına hizmet ettiğini görürsek. Hala DEI ayrımcılığının kıskanç biçimlerini teşvik eden işletmeler varsa, FCC’nin işlemi onaylamanın kamu yararına olacağı sonucuna varabileceği bir yol göremiyorum” dedi.

Şubat ayında Carr, Comcast’taki DEI ile ilgili girişimler hakkında bir soruşturma başlatıldığını duyurdu. Daha sonra Verizon’a DEI çabalarını sonlandırma konusunda “görünürdeki ilerleme eksikliği” konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdi ve Bloomberg’in bildirdiğine göre şirketin yöneticilerinden Frontier’ı satın alma sürecini denetleyen FCC yetkilileriyle iletişime geçmelerini istedi.

Carr, DEI politikaları olan şirketlere karşı harekete geçmenin yanı sıra, Huawei, ZTE ve China Telecom gibi daha önce FCC’nin “Kapsamlı Listesi”ne alınmış Çin merkezli şirketlerin ABD operasyonları hakkında “kapsamlı bir soruşturma” başlatıldığını duyurdu.

Carr, FCC’nin ABD’deki her şirketin “mevcut operasyon seviyelerini” inceleyeceğini, FCC’nin “bu Kapalı Liste kuruluşlarının bir kısmının veya tamamının, Amerika’da özel veya ‘düzenlenmemiş’ bir temelde iş yapmaya devam ederek FCC yasaklarını aşmaya çalıştığına inanmak için nedenleri” olduğunu söylüyor.

Mineral üretimi için ABD ve Çin rekabeti kızışıyor

0

ABD, onlarca yıldır kritik mineraller için Çin gibi ülkelere bağımlıydı. Ancak bu durum yakında değişebilir. ABD Başkanı Donald Trump, uranyum, bakır, potasyum ve altın gibi kritik minerallerin yurtiçi üretimini finansman, kredi ve diğer yatırım destekleri yoluyla artırmak için savaş zamanı yetkilerini kullandı.

Mineral üretimi için yeni strateji

ABD başkanı, Çin’in sektör üzerindeki neredeyse kontrolünü sınırlamayı amaçlayan bir hamleyle Soğuk Savaş dönemi Savunma Üretim Yasası’nı (DPA) yürürlüğe koyan bir yürütme emri imzaladı. DPA, Pentagon’a ulusal savunma için gerekli ekipmanı güvence altına alma konusunda geniş yetki veriyor. Yönetim, bunu yürürlüğe koyarak, kritik mineraller için rakip ülkelere bağımlılığın ulusal güvenlik riski oluşturduğunu etkili bir şekilde işaret ediyor.

Başkan, emirde “Birleşik Devletler bir zamanlar dünyanın en büyük karlı mineral üreticisiydi. Ancak baskıcı federal düzenlemeler ülkemizin mineral üretimini aşındırdı” dedi. Emir, Savunma Bakanı Pete Hegseth’e, diğer yürütme organı liderleriyle koordinasyon halinde, yerel mineral üretimini artırmak için Savunma Üretim Yasası’nı yürürlüğe koyma yetkisi veriyor.

Federal ajanslara, Ulusal Enerji Hakimiyeti Konseyi başkanıyla birlikte, öncelikli mineral projelerinin derhal onaylanması veya izin verilmesi için hızlandırma talimatı veriyor. Ayrıca, İçişleri, Savunma, Tarım ve Enerji departmanlarının başkanlarına, Pentagon kontrolündeki federal araziler gibi mineral işleme için kullanılabilecek mümkün olduğunca çok sayıda özel mineral üretimi sahası belirleme talimatı veriyor.

Emirde, “Amerika Birleşik Devletleri’nin, yerel mineral üretimini mümkün olan en üst düzeyde kolaylaştırmak için derhal harekete geçmesi ulusal güvenliğimiz için elzemdir” ifadesi yer alıyor. Yürütme emri, ABD Başkanı’nın yakın zamanda Kongre’ye yaptığı ve girişimi önceden incelediği ortak konuşmasından birkaç gün sonra geldi.

ABD Başkanı, Ocak ayındaki Yemin Töreni Günü’nde, yüksek enerji fiyatlarının Amerikan halkı için devam eden bir tehdit oluşturduğunu ve “ülkemizin kendisini düşmanca yabancı aktörlerden izole etme kapasitesinin azalmasıyla daha da kötüleştiğini” belirten bir yürütme emri imzalayarak ulusal enerji acil durumu ilan etti.

Amazon tüketici komisyonu için tepkili

Amazon, Tüketici Ürün Güvenliği Komisyonu’nun ‘anayasaya aykırı’ sayılmasını istiyor. CPSC, Amazon’u 2024’te platformundaki hatalı ürünlerden yasal olarak sorumlu tutmaya karar verdi.

Amazon tüketici komisyonu için düzenleme istiyor

Amazon, şirketin platformundaki hatalı ürünlerden yasal olarak sorumlu tutulması kararı nedeniyle Tüketici Ürün Güvenliği Komisyonu’na dava açıyor, The Associated Press bildiriyor. Amazon’un davası, nakliye devinin bir dağıtıcı yerine “üçüncü taraf lojistik sağlayıcısı” olarak değerlendirilmesini talep ediyor. Ayrıca CPSC’yi “anayasaya aykırı olarak oluşturulmuş” olarak adlandırıyor.

Hukuki mücadelenin kökenleri, CPSC’nin Amazon’u hatalı karbon monoksit dedektörlerini, güvenli olmayan saç kurutma makinelerini ve yanıcı çocuk pijamalarını geri çağırmaya zorlamak için dava ettiği 2021 yılına kadar uzanıyor. O zamanlar Amazon, ürünleri satın alan müşterilere tehlikeli olduklarını bildirmek ve mağaza kredisi teklif etmek gibi sorunu ele almak için bazı adımlar atmıştı, ancak CPSC şirketin daha ileri gitmesini istiyordu.

CPSC’nin Amazon’u 2024’te bir distribütör olarak sınıflandırma hamlesi, şirketi Amazon tarafından Karşılanan (FBA) programı aracılığıyla satılan ürünler için geri çağırma ve geri ödeme yapma sorumluluğuna soktu. FBA, satıcıların ürünlerini Amazon depolarına göndermelerine olanak tanır ve Amazon, bu ürünleri toplama, paketleme ve müşterilere göndermenin yanı sıra müşteri hizmetleri ve iadeler gibi işlemleri de üstlenir. Amazon, CPSC’nin ilgilendiği hatalı ürünleri kendisi üretmediği veya sahip olmadığı için distribütör olarak sınıflandırılmasıyla ilgili sorun yaşıyor; kendisini daha çok uygulamalı bir FedEx olarak görüyor.

Yeniden sınıflandırılmak ve daha fazla geri ödeme yapmaktan sorumlu tutulmamak istemesinin yanı sıra Amazon’un CPSC ile de sorunları var. CPSC komisyon üyeleri Başkan tarafından atanır, Senato tarafından onaylanır ve “görev ihmali veya görevi kötüye kullanma” nedeniyle görevden alınmadıkları sürece yedi yıl görev yaparlar. Amazon, komisyonun göreceli dokunulmazlığının anayasaya aykırı olduğunu düşünüyor ve onları yargılamalarda “yargıç, jüri ve savcı” yapıyor.

Amazon, çalışanların sendikalaşma hakkını korumakla görevli kuruluş olan Ulusal Emek İnceleme Kurulu hakkında da benzer iddialarda bulundu. Bu şikayetlerin zamanlaması çok önemli. Trump yönetimi, işletmeleri düzenleme yetkisine sahip herhangi bir hükümet kuruluşunu sürdürmekle özellikle ilgilenmiyor ve CPSC’yi bir şekilde yetkisiz hale getirmede Amazon’un yanında yer alması muhtemel görünüyor.

Hidrojenli elektrikli jet için sertifika çıktı

Fransız elektrikli uçak üreticisi Beyond Aero, “sertifika ve ticarileştirme yolunda önemli bir adım” attığını duyurdu. Şirket, BYA-1 uçağını 2023 yılında tanıttı. “Gaz halindeki hidrojen için optimize edilmiş temiz bir sayfa mimarisine sahip, hidrojen tahriki için tasarlanmış ilk elektrikli hafif jet” olarak tanıttı.

Hidrojenli elektrikli jet

Şirket bir basın açıklamasında, 2030 yılına kadar ilk sertifikalı hidrojen-elektrikli hafif jet olan BYA-1‘i teslim etme yolunda olduğunu açıkladı. Beyond Aero’nun hedefi, uygun bakım maliyetlerine sahip sıfır emisyonlu hafif bir uçak teslim etmek. Şirket, Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) ile sertifika almaya çalışıyor. BYA-1, pilsiz bir hidrojen yakıt hücresi sistemine sahip olacak. Bağımsız güç santrali kanallarıyla çalıştırılan iki elektrikli motor, uçağa yedeklilik katacak. Beyond Aero’ya göre, bu tasarım “endüstri güvenlik standartlarını aşarken arıza dayanıklılığını ve ölçeklenebilirliği artırıyor.” Beyon Aero, son duyurusuyla birlikte uçağın yakıt hücresi yığını kapasitesini 2,4 MW’a çıkardığını da duyurdu.

BYA-1, yaklaşık 800 deniz mili (nm) menzile ve Ulusal İş Uçakları Birliği (NBAA) rezervlerine sahip olacak şekilde tasarlandı ve 310 kat. Hidrojenle çalışan uçak altı yolcu kapasitesine sahip olacak. Uçağın hidrojen tankları da güvenliği artırmak için özel olarak yerleştirildi. Beyond Aero’ya göre, 700 barlık yakıt tankları, çarpma dayanıklılığını artıran kanat kutusu yapısının üzerine yerleştirildi.

BYA-1 ayrıca, geliştirilmiş tahrik verimliliği ve performansı için elektrikli kanallı fanlara (EDF) sahiptir. Beyond Aero, bu mühendislik seçimlerinin bakım ve işletme maliyetlerini azaltması gerektiğini açıkladı. Ayrıca, fosil yakıtlarla çalışan geleneksel hafif uçaklardan daha az gürültülü olacak şekilde tasarlandı. Beyond Aero, açıklamasında uçağın bir TC Motor çerçevesi altında sertifikalandırılmasını beklediğini açıkladı.

Şirket: “BYA-I hafif jet, %90 daha az hareketli parçaya sahip basitleştirilmiş tamamen elektrikli bir güç aktarma organından faydalanıyor ve yüksek sıcaklık türbinine olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor” açıklamasında bulunarak, modüler bir motor takas sisteminin revizyonu kolaylaştıracağını ekledi.

Beyond Aero, “Bu tasarım bakım karmaşıklığını önemli ölçüde azaltıyor” dedi. Şirkete göre, bu, operasyonel maliyetleri %55’e kadar düşürüyor.

Şirket ayrıca, hidrojen yakıtının 2025’te güçten sıvıya sürdürülebilir havacılık yakıtlarına (SAF’ler) kıyasla yakıt maliyetlerini %65 oranında düşürebileceğini iddia ediyor. 2030’a kadar Jet A-1 ile karşılaştırıldığında maliyetleri %17 oranında düşürecek. Bu, onu “daha düşük karbonlu havacılığa geçiş yapan kurumsal müşteriler ve operatörler için maliyet açısından verimli bir seçenek” haline getiriyor.

Perplexity TikTok için ilgi duyuyor

Yapay zeka girişimi Perplexity, 21 Mart’ta Çinli sahibinden hisselerini satması veya ABD’de yasaklanması için son tarihle karşı karşıya olan TikTok’u satın almak istediğini ifade etti.

Perplexity TikTok satın alımıyla gündemde

Perplexity, bir blog yazısında AI destekli internet arama yeteneklerini popüler video parçacığı paylaşım uygulamasıyla entegre etme vizyonunu ortaya koydu.

San Francisco merkezli firma: “Perplexity’nin yanıt motorunu TikTok’un kapsamlı video kütüphanesiyle birleştirmek, dünyadaki en iyi arama deneyimini oluşturmamızı sağlayacak. Perplexity, dünya standartlarında teknik yetenekleri çok az teknoloji bağımsızlığıyla birleştirerek, tekel oluşturmadan TikTok algoritmasını yeniden inşa etmek için eşsiz bir konumda” dedi.

Başkan Donald Trump, Mart ayının başlarında ABD’nin TikTok’u satın almak isteyen dört grupla görüştüğünü ve Çinli sahibi uygulamanın ülkede belirsiz bir gelecekle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bir ABD yasası, TikTok’a Çinli sahibi ByteDance’den hisselerini satması veya ABD’de yasaklanması emrini verdi.

TikTok’u yasaklayan yasa, Çin hükümetinin Amerikalılar’ı gözetlemek veya gizlice ABD kamuoyunu etkilemek için video paylaşım platformunu kullanabileceği endişeleri nedeniyle 19 Ocak’ta yürürlüğe girdi. Trump, Beyaz Saray’daki ilk döneminde, ulusal güvenlik endişeleriyle benzer şekilde ABD’de TikTok’u yasaklamaya çalıştı. TikTok, milyonlarca kullanıcının dehşetine rağmen, yasanın son tarihi yaklaşırken ABD’de geçici olarak kapatıldı ve uygulama mağazalarından kaldırıldı.

Trump, Ocak ayında ikinci dönemine başladıktan sonra 2½ ay boyunca uygulamasını askıya aldı ve Pekin ile bir çözüm aradı. TikTok daha sonra ABD’de hizmetini geri yükledi ve Şubat ayında Apple ve Google uygulama mağazalarına geri döndü. TikTok, uygulamanın satışı konusunda aşırı istekli görünmese de, potansiyel alıcılar arasında emlak ve spor kralı Frank McCourt’un Project Liberty girişimi tarafından başlatılan “Halkın TikTok Teklifi” adlı bir girişim yer alıyor.

Yarışan diğer kişiler arasında Microsoft, Oracle ve gerçek adı Jimmy Donaldson olan internet kişiliği MrBeast’i de içeren bir grup yer alıyor.

Meta Llama AI için gelir paylaşımı yapıyor mu?

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında bir blog yazısında, Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Meta’nın açıkça erişilebilir Llama AI modellerine “erişim satmanın” Meta’nın iş modeli olmadığını söyledi. Yine de, yeni sansürlenmemiş bir mahkeme dosyasına göre, Meta gelir paylaşım anlaşmaları yoluyla Llama’dan en azından bir miktar para kazanıyor.

Meta’nın Llama modellerini yüzlerce terabayt korsan e-kitapta eğitmekle suçlandığı telif hakkı davası Kadrey v. Meta’daki davacıların avukatları tarafından sunulan dosya, Meta’nın Llama modellerini barındıran şirketlerin bu modellerin kullanıcılarından elde ettiği gelirin “bir yüzdesini paylaştığını” ortaya koyuyor.

Meta Llama AI gelir paylaşımı

Dosyada hangi belirli barındırıcıların Meta’ya ödeme yaptığı belirtilmiyor. Ancak Meta, AWS, Nvidia, Databricks, Groq, Dell, Azure, Google Cloud ve Snowflake dahil olmak üzere çeşitli blog yazılarında bir dizi Llama barındırma ortağını listeliyor.

Geliştiricilerin bir barındırma ortağı aracılığıyla bir Llama modeli kullanmaları gerekmiyor. Modeller indirilebilir, ince ayar yapılabilir ve çeşitli farklı donanımlarda çalıştırılabilir. Ancak birçok barındırıcı, Llama modellerini çalışır hale getirmeyi daha basit ve kolay hale getiren ek hizmetler ve araçlar sunar.

Zuckerberg, geçen yıl Nisan ayındaki bir kazanç görüşmesinde Llama modellerine erişim lisanslama olasılığından bahsetti ve aynı zamanda Llama’yı “AI etkileşimleri”ndeki iş mesajlaşma hizmetleri ve reklamlar gibi başka yollarla paraya dönüştürmeyi de önerdi. Ancak ayrıntıları belirtmedi.

Zuckerberg, “Microsoft, Amazon veya Google gibi biriyseniz ve temelde bu hizmetleri yeniden satacaksanız, bunun gelirin bir kısmını almamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden yapmayı planladığımız anlaşmalar bunlar ve bunu biraz yapmaya başladık.” dedi.

Daha yakın bir zamanda Zuckerberg, Meta’nın Llama’dan elde ettiği değerin çoğunun AI araştırma topluluğunun modellerde yaptığı iyileştirmeler şeklinde geldiğini ileri sürdü. Meta, Meta’nın yapay zeka asistanı Meta AI da dahil olmak üzere platformları ve mülkleri genelindeki bir dizi ürünü desteklemek için Llama modellerini kullanır.

Fransa hidrojen rezervi keşfetti

0

Fransa’daki bilim insanları temiz enerji üretimini dönüştürebilecek çığır açıcı bir keşifte bulundu. Araştırmacılar, Moselle bölgesindeki Folschviller toprağının altında şaşırtıcı bir şekilde 46 milyon ton doğal hidrojen ortaya çıkardılar. Bu Fransa hidrojen rezervi gerçekten önemlidir.

Fransa hidrojen rezervi ile önemli bir kaynağa erişti

Bu beklenmedik bulgu, karbon içermeyen yeni bir yakıt kaynağı sağlayarak küresel enerji stratejilerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip. Keşif, GeoRessources laboratuvarı ve CNRS’den bilim insanları tarafından metan ararken yapıldı. Bunun yerine, 4.101 fit (1.250 metre) derinlikte muazzam bir beyaz hidrojen yatağı buldular. Bu hidrojen türü doğal olarak oluşur ve yenilenebilir enerji kullanılarak üretilen yeşil hidrojen veya fosil yakıtlardan elde edilen gri hidrojenin aksine endüstriyel üretim gerektirmez. Sonuç olarak Fransa hidrojen yataklarını daha da araştırmaya başladı.

Bu keşfi perspektife koymak gerekirse, yeni bulunan yatak, dünyanın yıllık gri hidrojen üretiminin yarısından fazlasını temsil ediyor; ancak çevresel maliyetler olmadan. Verimli bir şekilde çıkarılırsa, bu kaynak CO₂ emisyonlarını tamamen ortadan kaldıran temiz ve düşük maliyetli bir enerji çözümü sağlayabilir. Medya raporları keşfin değerinin yaklaşık 92 trilyon dolar olduğunu tahmin ediyor. Fransa hidrojen kaynağı ile iklim değişikliğiyle mücadelede liderlik edebilir.

Hidrojen endüstrisi yıllardır iki büyük zorlukla karşı karşıya: yeşil hidrojen üretmenin yüksek maliyeti ve gri hidrojenin neden olduğu kirlilik. Beyaz hidrojen her iki soruna da bir çözüm sunuyor. Zaten yeraltında bulunduğu için elektroliz gibi enerji yoğun süreçlere ihtiyaç duymuyor ve fosil yakıtlara da güvenmiyor.

Başka yerlerde de benzer hidrojen yatakları varsa, bu dünya çapında enerji üretiminde büyük bir değişimin başlangıcına işaret ediyor olabilir. Daha önce pahalı hidrojen üretim teknolojilerine bağımlı olan ülkeler aniden kendilerini bu temiz yakıtın doğal bir kaynağıyla karşı karşıya bulabilirler. Özellikle Fransa hidrojen rezervlerini değerlendirebildikçe bu değişime öncülük edebilir.

Çalışmada yer alan bir bilim insanı olan Dr. Jacques Pironon, bu keşfin önemini vurguladı: “Araştırmamız, doğal hidrojenin daha önce düşünülenden çok daha bol olabileceğini gösteriyor. Bunu çıkarmak ve kullanmak için etkili yollar bulabilirsek, iklim değişikliğiyle mücadelede güçlü bir yeni araca sahip olabiliriz” dedi. Fransa hidrojen rezervlerini kullanarak bu mücadelede önemli bir rol oynayabilir.

ChatGPT kullanımı ile yalnızlık arasında bir ilişki var

OpenAI ve MIT Media Lab’den yeni çalışmalar, genel olarak, kullanıcıların ChatGPT ile konuşmaya harcadıkları zaman arttıkça kendilerini daha yalnız hissettiklerini buldu. Bağlantı, henüz akran denetiminden geçmemiş iki çalışmanın parçası olarak kuruldu; biri OpenAI’da “40 milyondan fazla ChatGPT etkileşimini” ve hedefli kullanıcı anketlerini analiz etti ve diğeri MIT Media Lab’da katılımcıların dört hafta boyunca ChatGPT kullanımını takip etti.

ChatGPT kullanımı ile yalnızlık ilişkisi

MIT’nin çalışması, ChatGPT ile konuşmanın (ister metin yoluyla ister ses yoluyla) bir kişinin duygusal deneyimini etkileyebileceği çeşitli yolları belirledi; daha yüksek kullanımın “artan yalnızlığa ve azalan sosyalleşmeye” yol açtığı genel bulgunun ötesinde. Örneğin, chatbot’a zaten güvenen ve insan ilişkilerinde duygusal olarak bağlanma eğiliminde olan katılımcılar, çalışma sırasında kendilerini daha yalnız ve ChatGPT’ye daha duygusal olarak bağımlı hissettiler. Ancak bu etkiler, özellikle ChatGPT nötr bir tonda konuşursa, ChatGPT’nin ses modunda daha az şiddetliydi. Kişisel konuları tartışmak da kısa vadede yalnızlığa yol açma eğilimindeydi ve ilginç bir şekilde, ChatGPT ile daha genel konular hakkında konuşmak duygusal bağımlılığı artırma olasılığı daha yüksekti.

OpenAI’nin çalışmasından elde edilen büyük bulgu, ChatGPT ile duygusal konuşmalar yapmanın hala yaygın olmadığıydı. “Duygusal olarak ifade edici etkileşimler, incelediğimiz yoğun Gelişmiş Ses Modu kullanıcılarının yalnızca küçük bir grubu için büyük bir kullanım yüzdesinde mevcuttu,” diye yazıyor OpenAI. Bu, MIT’nin bulguları şaşırtıcı olmadığı kadar endişe verici olsa bile, bunların küçük bir güç kullanıcısı grubunun dışında tam olarak yaygın olmadığını gösteriyor.

MIT Media Lab ve OpenAI’nin araştırmalarında önemli sınırlamalar var, örneğin her iki çalışma da kısa bir zaman dilimini kapsıyor (MIT için bir ay, OpenAI için 28 gün) ve MIT’nin karşılaştırılacak bir kontrol grubu yok. Çalışmalar, bir süredir sezgisel olarak doğru görünen bir şeye daha fazla kanıt ekliyor – AI ile konuşmanın konuşan insanlar üzerinde psikolojik bir etkisi var. Yapay zekayı ilgi çekici bir sohbet ortağı haline getirme konusundaki yoğun ilgi göz önüne alındığında, ister video oyunlarında isterse YouTube içerik oluşturucularının işini kolaylaştırmanın bir yolu olarak olsun, MIT Medya Laboratuvarı ve OpenAI’nin yapay zekayla konuşmanın norm haline geldiğinde ne olacağını anlamak istemelerinin haklı olduğu açıktır.