Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 471

Veri merkezi girişimi Submer, dev bir yatırım aldı!

Veri merkezleri için yenilikçi ve sürdürülebilir soğutma çözümleri geliştiren Barselona merkezli şirket Submer, M&G liderliğinde gerçekleşen yatırım turunda 55.5 milyon dolarlık bir fon sağladı. Yatırım turuna Norrsken VC, Mundi Ventures ve Planet First Partners gibi önemli yatırımcılar da katıldı.

Veri merkezi girişimi Submer, dev bir yatırım alıyor

Submer, geleneksel ve çevreye zararlı soğutma yöntemlerine karşı su kullanmayan bir alternatif sunarak dikkat çekiyor. Şirketin geliştirdiği çözüm, hiper ölçekli veri merkezlerinden daha küçük ölçekli veri merkezlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılabiliyor.

Veri merkezi girişimi Submer, dev bir yatırım alıyor.
Veri merkezi girişimi Submer, dev bir yatırım alıyor.

Veri merkezleri, çalışmak için çok yüksek miktarda enerji tüketen yapılar olarak biliniyor. Bu durum, aşırı kaynak tüketimi ve çevresel zararlar gibi sorunları beraberinde getiriyor. Submer’in geliştirdiği çözüm ise, veri merkezlerinin çevresel etkilerini en aza indirerek daha sürdürülebilir ve verimli bir soğutma modeli sunuyor.

Submer CFO’su Pol Valls, yatırımcıların ilgisi ve güveninden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Şirket, bu yeni finansal destekle altyapısını güçlendirmeyi, daha fazla müşteriye ulaşmayı ve Asya-Pasifik ile ABD pazarlarına açılarak küresel çapta büyümeyi hedefliyor.

M&G Catalyst Yatırımları Küresel Başkanı Niranjan Sirdeshpande, yapay zeka ve veri kullanımı konusunda artan küresel talebe dikkat çekerek, Submer’in teknolojisinin bu alandaki enerji ve su ihtiyacını azaltmada önemli bir rol oynayacağını ifade etti.

Submer’ın bu başarılı yatırım turu, veri merkezleri sektöründe sürdürülebilir ve çevre dostu çözümlere artan ilgiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Türkiye, Avrupa’da tohum öncesi yatırımlarda lider!

Startups.watch tarafından düzenlenen Türkiye Girişim Ekosistemi 2024 3. Çeyrek Etkinliğinde, 2024 yılının üçüncü çeyrek raporu açıklandı. Rapora göre, 2024 yılının ilk dokuz ayında, Türkiye girişim ekosisteminde toplam 709 milyon dolar yatırım yapıldı. 388 farklı anlaşma kapsamında gerçekleştirilen bu yatırımlar, tohum, erken aşama ve ileri aşama girişimlerini kapsadı. TÜBİTAK BiGG Fonu, yapılan 228 tohum öncesi yatırımla bu başarıya büyük katkı sağladı. Bu fonun katkısıyla Türkiye, Avrupa’da en fazla tohum öncesi yatırım yapan ülke konumuna yükseldi.

TÜBİTAK BiGG Fonu’nun Etkisi Büyük

TÜBİTAK BiGG Fonu, 2024 yılı boyunca gerçekleştirdiği 228 yatırım ile ekosistemde önemli bir yer edindi. Eskiden hibe olarak sunulan bu fon, artık tohum öncesi yatırımlarla girişimlere sermaye sağlıyor. Bu yatırımlar, Türkiye’nin Avrupa’da lider olmasına olanak tanıdı. Toplam yatırımların %59’u TÜBİTAK BiGG Fonu tarafından gerçekleştirildi.

Yatırımda öne çıkan sektörler

Yatırım büyüklüğü açısından en çok dikkat çeken dikeyler market teslimatı ve fintech oldu. Market teslimatı sektörü 2024 yılında 250 milyon dolarlık bir yatırım büyüklüğüne ulaşırken, fintech sektörü 182 milyon dolar ile rekor kırdı. Türkiye, bu alanlardaki yatırımlarla Avrupa’da önde gelen ülkeler arasında yer alıyor.

Yapay Zekâ ve Biyoteknoloji yatırımlarında artış

Yapay zekâ ve biyoteknoloji, işlem sayısı açısından en fazla yatırım alan sektörler oldu. TÜBİTAK BiGG Fonu, 2024 yılı içinde toplam 25 yapay zekâ yatırımına imza atarak bu alanda en fazla yatırım yapan fon olarak öne çıktı. Yapay zekâ yatırımlarının büyük bir kısmı tohum öncesi ve tohum seviyelerinde gerçekleşti. Bu dikeydeki yatırımlar, girişim ekosisteminin geleceği için önemli bir potansiyel sunuyor.

Oyun sektörü yükselişte

Oyun sektörü de Türkiye’deki girişim ekosisteminde dikkat çeken bir diğer alan. 2024’ün ilk dokuz ayında, Türkiye’de oyun girişimlerine toplam 70,9 milyon dolar yatırım yapıldı. Bu yatırım büyüklüğü ile Türkiye, Avrupa’da oyun sektörü yatırım sıralamasında Birleşik Krallık’tan sonra ikinci sırada yer aldı. MENA bölgesinde ise birinci sırada bulunuyor.

Kadın girişimcilere destek artıyor

2024’ün ilk dokuz ayında yapılan yatırımların %29’u kadın girişimciler tarafından kurulan girişimlere yapıldı. Bu oran, son beş yılın en yüksek seviyesi olarak dikkat çekiyor. TÜBİTAK BiGG Fonu’nun kadın girişimcilere yaptığı yatırımların artışı, bu yükselişin temel sebeplerinden biri olarak gösteriliyor.

Yabancı yatırımcı katılımı azalıyor

2024’ün ilk dokuz ayında yapılan 388 yatırımdan sadece 18’inde yabancı yatırımcılar yer aldı. Bu oran, Türkiye girişim ekosisteminde yabancı yatırımcı katılımının son beş yılın en düşük seviyelerine gerilediğini gösteriyor. Yabancı yatırımcıların katıldığı öne çıkan yatırımlar arasında Getmobil, Chainway ve Picus Security gibi girişimler yer alıyor.

2024’ün üçüncü çeyreğinde Türkiye’de ilk kez bir kuantum teknolojisi girişimi yatırım aldı. ACT Venture Partners’ın yatırım yaptığı Qubitrium, Türkiye’de bu alandaki ilk girişim olarak dikkat çekti. Ayrıca, fintech ve biyoteknoloji alanlarındaki yatırımların artmasıyla birlikte, bu dikeylerde yeni fırsatlar doğmaya devam ediyor.

TÜBİTAK BiGG Fonu’nun desteği ve stratejik sektörlere yapılan yatırımlarla güçlü bir büyüme ivmesi yakalayan ve hem yerli hem de yabancı yatırımcıların ilgisini çeken Türkiye girişim ekosistemi, 2024 yılında da dikkat çekici gelişmelere sahne olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Startups.watch tarafından hazırlanan Türkiye Girişim Ekosistemi 3. çeyrek raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

En çok tercih edilen kripto para hangisi?

Paribu, iki yıldır FutureBright Group iş birliğiyle yürüttüğü ve bu yıl 5. kez gerçekleştirdiği Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. 2020 yılından beri her yıl düzenli olarak yapılan ve alanının en kapsamlısı olan bu önemli araştırma, Türkiye’de kripto paralara yönelik bilinirlik ve algıdaki değişimleri görmek için kritik bir öneme sahip.

Amacı, kripto para ekosisteminde son 1 yılda yaşanan gelişmelere ayna tutmak, elde edilen verileri kamu ve paydaşlarla paylaşmak, kripto paraya dair beklentileri, motivasyonları ve bariyerleri tespit etmek olan Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması, ortaya çıkan sonuçlar nezdinde ülkedeki kripto paralara dair yapılabileceklere dair doğru bir yol haritası niteliğinde.

En çok tercih edilen kripto para Bitcoin

Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması’na göre, Türkiye’de kripto paraları duymayan kalmadı. Kripto paraların duyulma oranı yüzde 99. Kripto para en çok kısa vadeli alım satım işlemlerinde kullanılıyor. Bitcoin hâlâ en çok tercih edilen kripto para.  Kripto para ile işlem yapanların oranı her yıl artıyor ve her 10 kişiden 4’ü kripto para cüzdanı kavramını biliyor. Kripto para ile işlem yapanların ortalama yaşı 34,7.  Kripto paralar ile işlem yapanların 4’te 1’i son 6 ayda işlem yapmaya başladı. Bu yılın en güvenilir ve en çok tercih edilen yatırım aracı altın oldu. 

Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması’nın tamamına buradan erişebilirsiniz.

Google, Karspersky uygulamalarını dünya çapında kullanımdan kaldırdı!

Yakın geçmişte, Rusya merkezli güvenlik yazılımı şirketi Kaspersky tarafından geliştirilen uygulamalar, Google Play Storedan sessizce kaldırıldı. Bu değişiklik, birçok kullanıcı tarafından fark edilmesine rağmen, Google’dan uzun bir süre açıklama yapılmadı.

Google, son açıklaması ile Rus şirketin uygulamalarının Android ekosistemine kabul edilmediğini artık resmen doğruladı. Şirketin, ABD makamlarının Rusya merkezli Kaspersky’e getirdiği yasaklara uyduğu belirtildi. Bu yasak, Rus şirketin uygulamalarının Google Play Store’dan kaldırılmasına yol açtı. Ancak bu ani kaldırma işlemi, özellikle Kaspersky ürünlerine güvenen mobil kullanıcıları, potansiyel güvenlik tehditlerine karşı savunmasız hale getirebilir. Google’ın kararı, yalnızca ABD’yi değil, küresel kullanıcıları da etkiliyor.

Bazı Android kullanıcıları, Rus şirketin ürünlerini Play Store’da aradıklarında sonuç alamayınca bu durumu fark etti. Kaspersky, uygulamalarının neden arama sonuçlarında çıkmadığını araştırdığını açıklarken, Google ise ABD Ticaret Bakanlığı’nın koyduğu kısıtlamalar sebebiyle Kaspersky uygulamalarını ekosistemden kaldırdığını doğruladı.

Kaspersky, Google’ın bu kararı tek taraflı olarak aldığını ve bunun küresel bir etkisi olduğunu belirtti. Şirket, ABD hükümetinin, ürünlerinin satışını veya dağıtımını ABD dışında açıkça yasaklamadığını vurguladı.

Google Haberler kesinti

Buna rağmen Google, Rus şirketin uygulamalarını küresel çapta engelledi. Kaspersky yetkilileri, Google’ın bu kararı aşırı yorumladığını ve ABD kısıtlamalarının bu şekilde uygulanmasına gerek olmadığını savundu.

Şirket, özellikle Washington’dan gelen bu kısıtlamaların ABD dışındaki kullanıcılar için herhangi bir yasal dayanağı olmadığını belirterek, Google’ın kararının, geniş çaplı bir etkiye sahip olduğuna dikkat çekti.

Cisco, bulut bilişim şirketi CoreWeave’e yatırım yapıyor!

Ağ teknolojilerinin lider şirketi Cisco, yapay zeka ve makine öğrenimi gibi alanlarda hızla büyüyen GPU tabanlı bulut bilişim şirketi CoreWeave’e stratejik bir yatırım yapmaya hazırlanıyor. İddialara göre 23 milyar dolar değerleme üzerinden gerçekleşecek bu yatırım, Cisco’nun hızla gelişen yapay zeka pazarındaki yerini sağlamlaştırma hamlesi olarak yorumlanıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Cisco, bulut bilişim şirketi CoreWeave’e yatırım yapacak

CoreWeave, Nvidia‘nın çiplerine dayalı veri merkezleri ile dikkat çekiyor ve özellikle yüksek hesaplama gücü gerektiren yapay zeka, makine öğrenimi, görsel efektler ve blok zinciri gibi alanlarda hizmet veriyor. Nvidia, Magnetar ve Fidelity gibi dev şirketlerin yatırım yaptığı CoreWeave, bu yeni yatırımla birlikte gücüne güç katmayı hedefliyor.

Cisco, bulut bilişim şirketi CoreWeave’e yatırım yapacak.
Cisco, bulut bilişim şirketi CoreWeave’e yatırım yapacak. İşte çok konuşulan konu hakkındaki detaylar…

Yatırımın yanı sıra, CoreWeave’in çalışanlarına ve mevcut hissedarlarına yönelik 400 ila 500 milyon dolar değerinde hisse satışı yapacağı bir ikincil piyasa işlemi de gündemde. Anlaşmanın tamamlanmasına yakın olduğu belirtilirken, CoreWeave’in bu hamlelerle birlikte gelecek yıl planladığı halka arzına da hız kazandırması bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu yatırım önümüzdeki dönemde başarılı olabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Intel’in yeni amiral gemisi Arrow Lake 9 285K performansıyla şaşırttı!

0

Intel’in yeni nesil Arrow Lake-S masaüstü işlemci serisi, tanıtım öncesinde performans testlerinde boy göstermeye başladı. Bu serinin amiral gemisi olarak dikkat çeken Intel Core Ultra 9 285KPassMark testlerinde tek iş parçacıklı performansıyla zirveye yerleşti. Intel’in bu yeni işlemcisi, Raptor Lake Refresh serisinin devamı olarak LGA-1851 platformuna dayalı ve yapay zeka odaklı NPU özellikleriyle donatılmış. Intel’in yeni amiral gemisi Arrow Lake 9 285K, test sonuçlarında oldukça başarılı sonuçlar göstermekte.

Gelişmiş mimarisiyle dikkat çeken performans

Intel Core Ultra 9 285K, yeni Lion Cove çekirdek mimarisini temel alarak performans çıtasını bir üst seviyeye taşıyor. İşlemci, 8 performans çekirdeği (3,7-5,7 GHz) ve Skymont tabanlı 16 verimlilik çekirdeği (3,2-4,6 GHz) ile toplamda 24 iş parçacığı sunuyor. Intel’in yeni amiral gemisi Arrow Lake 9 285K, bu yapılandırma ile yüksek verimlilik sağlıyor. Ayrıca, 36 MB L3 ve 40 MB L2 önbellek ile toplamda 76 MB önbellek havuzu barındırarak kullanıcılarına hızlı bir deneyim vaat ediyor. Güç tüketimi açısından 125W PL1 ve 250W MTP değerleriyle gelen işlemci, güçlü soğutma sistemleriyle uyumlu bir yapı sunuyor.

PassMark test sonuçlarına göre, Intel Core Ultra 9 285K, tek iş parçacıklı performans testinde 5.268 puan alarak zirveye yerleşti. Bu, işlemcinin Core i9-14900KS‘den %8,2 daha hızlı olduğunu gösteriyor. Core i9-14900KS’nin 6,2 GHz gibi yüksek saat hızlarına sahip olduğu düşünüldüğünde, Intel’in yeni amiral gemisinin bu performansı oldukça dikkat çekici. Aynı zamanda işlemci, AMD Ryzen 9 9950X karşısında %11 daha yüksek performans gösteriyor. Yani, Intel’in yeni amiral gemisi Arrow Lake 9 285K performans konusunda ciddi bir rekabete hazır olduğunu gösteriyor.

Çok iş parçacıklı performans ve Hyper-Threading eksikliği

Intel Core Ultra 9 285K, çok iş parçacıklı testlerde 46.872 puan aldı. Bu puan, işlemcinin Core i9-14900K ve Ryzen 9 9950X gibi rakiplerinin altında kaldığını gösteriyor. Core i9-14900K aynı testte 60.305 puanRyzen 9 9950X ise 66.702 puan aldı. Ancak burada Hyper-Threading desteğinin olmaması, performans farkının ana nedeni olarak dikkat çekiyor. Arrow Lake serisi, AMD Zen 5 ve Intel 14. nesil işlemcilerin sunduğu 32 iş parçacığına kıyasla 24 iş parçacığısunduğundan çoklu görevlerde geride kalıyor.

Intel’in Arrow Lake K serisi işlemcilerinin lansmanı için geri sayım başladı. Özellikle Intel Core Ultra 9 285K gibi modellerin önümüzdeki hafta tanıtılması ve 24 Ekim itibarıyla raflarda yerini alması bekleniyor. Kısacası, Intel’in yeni amiral gemisi Arrow Lake 9 285K, kullanıcıların yeni nesil oyun ve içerik oluşturma ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor.

Nvidia Unreal Engine 5 için yeni ACE eklentilerini tanıttı: dijital insanlar artık daha gerçekçi

Seattle’da düzenlenen Unreal Fest 2024 etkinliğinde, Nvidia, dijital insanlar oluşturmak için kullanılan güçlü yapay zeka araçları seti olan Nvidia ACE teknolojisini, artık Unreal Engine 5 eklentisi olarak geliştiricilerin kullanımına sunduğunu duyurdu. Bu yeni eklentiler, geliştiricilerin MetaHuman karakterlerini daha hızlı ve daha verimli bir şekilde üretmelerini sağlıyor. Özellikle Windows PC’lerde oyun tasarımı için geliştirilen bu araçlar, Nvidia ACE platformu ile entegre çalışarak dijital insanların oyun ve uygulamalara entegrasyonunu daha kolay ve daha gerçekçi hale getiriyor.

Nvidia ACE, yapay zeka destekli teknolojilerle dijital karakterler ve diyaloglar oluşturabiliyor, metni sese dönüştürebiliyor, yüz animasyonları yaratabiliyor ve daha fazlasını yapabiliyor. Bu yetenekler, NPC karakterlerin doğal diyaloglarla etkileşim kurabilen ve canlı hissettiren özellikler kazanmasını sağlıyor. Unreal Engine 5 ile tam uyumlu hale gelen Nvidia ACE, geliştiricilere dijital karakterler oluşturma sürecinde büyük kolaylık ve yaratıcılık imkanısunuyor.

Nvidia, Unreal Engine 5 için üç yeni ACE eklentisi yayınladı: Audio2Face-3DNemotron-Mini 4B Instruct, ve Retrieval Augmented Generation (RAG). Bu eklentiler, yüz animasyonları ve dudak senkronizasyonuinteraktif diyalog için yanıt oluşturma ve karakter etkileşimleri için bağlamsal bilgi sağlama gibi özellikleri Unreal Engine 5üzerinde aktif hale getiriyor. Özellikle Audio2Face-3D eklentisi, karakterlerin dudak senkronizasyonunu mükemmel bir şekilde gerçekleştirerek, onların seslendirmeyle senkronize hareket etmesini sağlıyor. Nemotron-Mini 4B Instruct ise, karakterlerin diyaloglara doğal ve etkileyici şekilde yanıt vermesini mümkün kılıyor. Ek olarak, Retrieval Augmented Generation (RAG) ile karakterler, bağlamsal bilgilere dayalı daha derinlemesine diyaloglar geliştirebiliyor.

Ayrıca Unreal Engine 5 Renderer Microservice ve Pixel Streaming teknolojisi sayesinde yüksek kaliteli MetaHuman karakterleri, düşük gecikme süresi ile her cihaza aktarılabiliyor. Bu eklentiler, düşük bellek kullanımı ve düşük gecikme süresi için optimize edilmiş mikro hizmetlerle birlikte gelirken, bulut tabanlı projeler için de ölçeklenebilirliksunuyor. Bu sayede, oyun geliştirme ve dijital içerik oluşturma süreçleri Nvidia’nın sunduğu bu yeni teknolojiler ile daha kolaydaha hızlı ve daha erişilebilir hale geliyor.

Nvidia, ayrıca Autodesk Maya kullanıcıları için Audio2Face-3D eklentisini de entegre ederek, dijital karakter animasyonları üzerinde çalışan profesyonellerin daha gelişmiş yapay zeka destekli araçlarla çalışmalarını sağlıyor. Bu entegrasyon, karakter animasyonlarını daha gerçekçi ve dinamik hale getirerek, tasarımcıların ve animatörlerin yaratıcı potansiyellerini üst düzeye çıkarmalarına yardımcı oluyor.

Geliştiriciler, Nvidia’nın ACE teknolojisini kullanarak geleceğin oyunlarında daha gerçekçi ve etkileşimli dijital insandeneyimleri sunma fırsatını elde ediyor. Bu teknoloji sayesinde, oyun dünyası, yapay zeka destekli dijital karakterlerile daha önce mümkün olmayan bir seviyeye taşınıyor. Nvidia’nın Unreal Engine 5 için sunduğu bu yeni eklentiler, hem geliştiricilere hem de oyunculara çığır açan bir deneyim vadediyor.

ABD ve Japonya Stratosferde uçan güneş enerjili İHA geliştirdi

ABD merkezli AeroVironment ve Japonya merkezli SoftBank, yüksek irtifa platform istasyonu (HAPS) olarak görev yapacak güneş enerjili bir insansız hava aracı (İHA) geliştirdi. Horus A adı verilen bu yeni model, önceki versiyon Sunglider’ın geliştirilmiş bir hali olup, 78 metre kanat açıklığına ve 68 kilogram taşıma kapasitesine sahip. 20 kilometre yükseklikte, yani stratosferde uçabilen bu araç, uzun süreli görevler için tasarlandı.

Stratosferde yüksek hızlı ve güvenilir iletişim

Horus A, yüksek irtifa iletişim sistemleri, navigasyon ve uzay alanı farkındalığı gibi görevleri üstlenebiliyor. Aynı zamanda istihbarat, gözetleme ve keşif için de kullanılabilen bu İHA, 1,5 kW kullanılabilir gücü sayesinde istikrarlı, yüksek hızlı mobil bağlantı sunabiliyor. SoftBank ve AeroVironment, stratosferden geniş alanları kapsayacak şekilde sağlam bir iletişim altyapısı sağlama amacıyla aracın performansını geliştirdi.

Geçtiğimiz günlerde başarılı bir test uçuşu gerçekleştiren Horus A, ABD Savunma Bakanlığı tarafından yapılan bir saha testinde, Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) ve Taktik Sınıf Ağ Telsizi ile görev icra etti. İHA, olumsuz hava koşullarında manevra kabiliyetini, güvenli iniş yapabilme yeteneğini ve tekrar uçuşa hazır olma becerisini de sergiledi.

Uçuşa elverişlilik sertifikası ve gelecek planları

Horus A, ABD Ordusu tarafından uçuşa elverişlilik onayı alırken, Federal Havacılık İdaresi (FAA) tarafından da Özel Uçuşa Elverişlilik Sertifikası’na hak kazandı. Bu sertifika, ulusal hava sahasında uçuş testlerine devam edilmesine ve aracın operasyonel faaliyete geçme planlarının hızlandırılmasına olanak tanıyor. Horus A’nın, yakın zamanda uzun süreli görevlerde kullanılmak üzere tam kapasite ile operasyona girmesi hedefleniyor.

ABD ve Japonya’nın iş birliğiyle geliştirilen bu güneş enerjili yüksek irtifa İHA, hem ticari hem de askeri uygulamalar için geniş bir yelpazede hizmet verecek ve gelecekteki gelişmiş İHA platformlarına ilham kaynağı olmayı vaat ediyor.

Türk otomotiv sektöründen 9 ayda 26,9 milyar dolarlık ihracat: Eylül ayında rekor kırıldı

Türk otomotiv endüstrisi, 2024 yılının eylül ayında ihracatta rekor kırarak 3,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek eylül ayı ihracatını gerçekleştirdi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nden (OİB) yapılan açıklamaya göre, sektörün ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 21 oranında artarak 3 milyar 407 milyon dolar seviyesine ulaştı. Türk otomotiv sektöründen büyük bir başarı.

9 Aylık ihracat 26,9 milyar dolara ulaştı

Türkiye’nin ihracatında lider konumda bulunan otomotiv sektörü, toplam ihracattan yüzde 17,7 pay aldı. 2024 yılının ilk 9 ayında Türk otomotiv sektöründen yapılan ihracat yüzde 5,3 oranında artarak 26 milyar 934 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Sektör, özellikle Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık gibi ana pazarlarında büyük artışlar yaşadı.

Tedarik endüstrisi ihracatında güçlü büyüme

Eylül ayında otomotiv sektörünün alt gruplarından tedarik endüstrisi 1 milyar 355 milyon dolarlıkbinek otomobil ihracatı 1 milyar 87 milyon dolar seviyesine ulaştı. Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlarda 450 milyon dolarçekici ihracatında 249 milyon dolar dış satım yapıldı. Otobüs, minibüs ve midibüs grubu 199 milyon dolar ile önemli bir ihracat kalemi olarak öne çıktı ve Türk otomotiv sektöründen gelen kaliteli üretimleri gösterdi.

Ana pazarlarda büyük artışlar

Tedarik endüstrisinde Almanya’ya ihracat yüzde 9Fransa’ya yüzde 33ABD’ye yüzde 31 oranında arttı. Romanya’ya yüzde 64İspanya’ya yüzde 13Çekya’ya yüzde 108 gibi çarpıcı artışlar kaydedildi. Binek otomobil ihracatında Birleşik Krallık’a yüzde 85Fransa’ya yüzde 18İtalya’ya yüzde 37 oranında artış yaşandı. Polonya’ya yüzde 143Almanya’ya yüzde 62Slovenya’ya yüzde 156 artış gerçekleşti. Ana pazarlarda Türk otomotiv sektöründen sağlanan bu büyük artışlar, sektörün başarısını pekiştirdi.

AB ülkelerine ihracat yüzde 19 arttı

Türk otomotiv endüstrisi, eylül ayında Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik ihracatını yüzde 19 artırarak 2 milyar 281 milyon dolar seviyesine ulaştırdı. AB ülkeleri, toplam otomotiv ihracatının yüzde 67,4’ünü oluşturdu. Birleşik Krallık, eylül ayında yüzde 70 artışla 438 milyon dolarlık ihracatla ilk sıraya yerleşti. Almanya 425 milyon dolar ile ikinci, Fransa 346 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı.

Çekici ihracatında önemli bir büyüme görülürken, Birleşik Krallık, Belçika ve Slovenya’ya dört haneli artışlar kaydedildi. Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlarda Birleşik Krallık’a yüzde 27Slovenya’ya yüzde 74İtalya’ya yüzde 38 artış yaşandı. Buna karşın Fransa’ya yüzde 35Avustralya’ya yüzde 41Hollanda’ya yüzde 83 düşüş görüldü.

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, eylül ayının aylık bazda en yüksek ihracat rakamlarına ulaşıldığını belirterek, “Binek otomobillerde yüzde 40, çekicilerde ise yüzde 30 oranında ihracat artışı yaşandı. Birleşik Krallık’a yüzde 70 oranında artan ihracatımız, ülkeyi en fazla ihracat yaptığımız ülke konumuna taşıdı” açıklamasında bulundu. Ayrıca, Slovenya’ya yüzde 106Polonya’ya yüzde 59 oranında güçlü artışlar kaydedildiğini sözlerine ekledi.

Türk otomotiv sektörünün yılın son çeyreğinde de ihracat artışını sürdüreceği öngörülüyor ve Türk otomotiv sektöründen gelecek daha fazla başarı beklentisi yükseliyor.

2024 Nobel Ödülleri sahiplerini buluyor!

0

2024 Nobel Tıp Ödülü, gen düzenlemesi alanında çığır açan bir keşfe imza atan iki bilim insanı olan Victor Ambros ve Gary Ruvkun’a verildi. İkili, mikroRNA’ların keşfi ve bu küçük, güçlü moleküllerin gen ifadesinin düzenlenmesindeki rollerini aydınlatmadaki olağanüstü başarılarından dolayı ödüle layık görüldü. Bu keşif, kanserden kalp hastalığına, nörodejeneratif hastalıklardan bağışıklık sistemi bozukluklarına kadar çok çeşitli hastalıkların nasıl geliştiğini anlamamızda devrim yarattı.

2024 Nobel Ödülleri sahiplerini bulacak

Ambros ve Ruvkun, bilimsel yolculuklarında bir araya gelmeden önce, her ikisi de biyoloji alanında etkileyici bir eğitim geçmişine sahipti. Victor Ambros, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) eğitim gördü ve 1979’da aynı üniversiteden doktora derecesini aldı. 2008’den beri Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışmalarına devam ediyor. Gary Ruvkun ise, Berkeley’deki California Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, Harvard Üniversitesi’nde “bakteriyel azot fiksasyon genleri” üzerine yaptığı doktora çalışmasıyla dikkatleri üzerine çekti ve şu anda Harvard Tıp Fakültesi’nde genetik profesörü olarak görev yapıyor.

2024 Nobel Ödülleri sahiplerini bulacak.
2024 Nobel Ödülleri sahiplerini bulacak.

Birlikte yürüttükleri çığır açan araştırmalarında, Ambros ve Ruvkun, C. elegans adlı küçük bir solucan türünde mikroRNA’ları ilk keşfedenler oldular. Bu keşif, biyoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı çünkü mikroRNA’ların insanlar dahil olmak üzere tüm çok hücreli organizmalarda bulunduğunu ve hücresel süreçlerde hayati bir rol oynadığını ortaya koydu. Bu küçük moleküller, gen ekspresyonunu hassas bir şekilde düzenleyerek, hücrelerin hangi proteinleri ne zaman ve ne kadar üreteceğini kontrol ediyor.

MikroRNA’ların keşfi, hastalıkların teşhis ve tedavisi için tamamen yeni bir yol açtı. Artık bilim insanları, bu küçük molekülleri hedef alarak, hastalıkların gelişimini durdurmanın veya yavaşlatmanın yollarını arıyor. Bu alandaki araştırmalar, kanser, kalp yetmezliği ve Alzheimer hastalığı gibi günümüzün en zorlu sağlık sorunlarına çözüm bulma konusunda büyük umut vadediyor. Ambros ve Ruvkun’a verilen 2024 Nobel Tıp Ödülü, mikroRNA’ların öneminin altını çizen ve bu alandaki araştırmaları daha da ileriye taşımak için büyük bir motivasyon kaynağı oluşturan bir kilometre taşıdır.

Steam Deck macOS Sequoia’yı çalıştırmayı başardı!

Valve’ın Linux tabanlı SteamOS ile piyasaya sürdüğü popüler taşınabilir oyun konsolu Steam Deck, yalnızca oyun dünyasında değil, teknoloji dünyasında da sınırları zorlamaya devam ediyor. Son olarak, bir grup teknoloji meraklısı, Steam Deck üzerinde macOS Sequoia işletim sistemini çalıştırmayı başardı. Bu gelişme, Steam Deck’in sadece oyun oynamak için tasarlanmadığını, aynı zamanda bir PC kadar esnek ve farklı işletim sistemlerini çalıştırma kapasitesine sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı.

macOS Sequoia’yı Steam Deck’te çalıştırma deneyimi, cihazın teknik yeteneklerini ve uyumluluk potansiyelini gözler önüne seriyor. Ancak, bu başarı henüz mükemmel seviyede değil. Şu an için Steam Deck üzerinde GPU hızlandırmaetkin değil, bu da cihazın macOS altında tam performansına ulaşamamasına yol açıyor. Bunun temel nedeni ise AMD Van Gogh grafik işlemcisi için gerekli olan iGPU kext desteğinin henüz macOS’ta bulunmaması. Bu durum, grafik performansında önemli bir eksikliğe neden olsa da, macOS’un RDNA 2 desteği sunduğu göz önüne alındığında, bu eksikliğin yakın zamanda giderilme olasılığı yüksek. Bu da gelecekte Steam Deck’in macOS ile daha verimli bir deneyim sunabileceğine işaret ediyor.

Steam Deck macOS

Bu başarı, her ne kadar heyecan verici olsa da, macOS’u Steam Deck’e kurmanın Windows kurmaktan çok daha zahmetli olduğunu gösteriyor. macOS kurulumu, birçok teknik bilgi ve sabır gerektiren karmaşık bir süreç olarak tanımlanıyor. Kurulum sırasında birçok adımda teknik engellerle karşılaşılabiliyor. Ayrıca, macOS’un oyun oynama konusunda sınırlıbir ekosisteme sahip olduğu düşünülürse, bu işletim sistemini Steam Deck üzerinde çalıştırmanın oyun performansı açısından pek de pratik olmadığı söylenebilir. Daha çok teknik meraklıların ilgisini çeken bu proje, Steam Deck’in esnekliğini ve teknik sınırlarını test etmeye yönelik bir gösteri olarak değerlendiriliyor.

Sonuç olarak, bu deney teknoloji dünyasında heyecan yaratsa da, geniş kullanıcı kitlesi için henüz pratik bir çözüm sunmuyor. Steam Deck’in farklı işletim sistemlerini çalıştırma kapasitesi, cihazın gelecekte daha fazla deneysel projeye ev sahipliği yapabileceğini gösteriyor. Özellikle yazılım geliştiriciler ve teknoloji tutkunları için bu tür projeler, Steam Deck’in sınırlarını keşfetme konusunda yeni ilhamlar sağlayabilir. Cihazın bu yönü, gelecekte daha fazla hackintosh projelerine ve farklı işletim sistemlerinin Steam Deck’e uyarlanmasına kapı aralayabilir.

Yine de, macOS’un oyun performansı konusundaki kısıtlı yapısı göz önünde bulundurulduğunda, Steam Deck’in esas gücünün oyun odaklı işletim sistemlerinde kalmaya devam edeceği söylenebilir. Ancak bu deney, cihazın esnekliği ve modifiye edilebilirliği açısından büyük bir başarı olarak değerlendiriliyor.

Uber otonom yolculuk için Avride ile anlaştı

Uber, yolculuklar ve yemek teslimatları için otonom araçlar sunmak amacıyla Avride ile iş birliği yapıyor. Uber, belirli şehirlerdeki müşterilerine otonom araçlar için bir seçenek sunmak üzere yeni bir anlaşmaya girdi. Bu ortaklık, daha önce Rus holdinginin otonom araç birimi olan Avride ile yapıldı.

Uber otonom yolculuk için iş birliği yapıyor

Çok yıllık anlaşma, Avride’ın otonom sürüş robotlarının Austin, Teksas’taki Uber Eats siparişleri için bir teslimat seçeneği olarak tanıtılmasıyla başlayacak. Bu yılın ilerleyen zamanlarında robotların Dallas ve Jersey City, New Jersey’deki teslimat siparişleri için kullanılabilir hale gelmesi bekleniyor. Otonom sürüşün 2025’te Dallas’ta Uber yolculuk talepleri için hizmete başlaması planlanıyor. Bu yalnızca Uber veya Uber Eats’te “nitelikli siparişler” için bir seçenek olacak, ancak şirket bu niteliklerin ne olduğunu belirtmedi.

Yeni bir işletme olarak ortaya çıkmadan önce Yandex, 2021 yılında otonom robotları için benzer bir anlaşma imzalamıştı.Grubhub teslimatlarıABD’deki üniversite kampüslerine. O yıl, otonom araçları bir dönüm noktasına ulaştı. “Zorlu koşullar” altında giriş yapanların çoğu Moskova ve çevresinde seyahat etti.

Uber’in kendi sürücüsüz araçları araştıran bir departmanı vardı. Ancak, birimi Aralık 2020’de başka bir otonom araç şirketi olan Aurora’ya sattı.

Avride CEO’su Dmitry Polishchuk: “Operasyonlarımızı ölçeklendirirken ve hem tüketiciler hem de tüccarlar için teslimat deneyimini daha da iyileştirmek için birlikte çalışırken Uber ile ortaklık kurmaktan heyecan duyuyoruz. 2025’te Uber Eats’te faaliyet gösteren Avride robotlarının toplam filosunu yüzlerceye çıkarmayı ve ardından robotaksi hizmetimizin lansmanını yapmayı planlıyoruz” dedi.

Uber CEO’su Dara Khosrowshahi: “Otonom mobilite ve teslimat, tüketiciler ve topluluklar için çok fazla vaat içeriyor. Ölçeklenmeye devam ederken teknolojilerini daha fazla yerde daha fazla insana ulaştırmak için Avride ile ortaklık yapmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.

Uzayda üç yıldızlı bir sistem keşfedildi!

Netflix’in popüler bilim kurgu dizisi “3 Cisim Problemi”ni izleyen ya da aynı adlı romanı okuyanlar için gerçek hayattan heyecan verici bir haber: NASA, tıpkı dizideki gibi kaotik bir şekilde birbirine kilitlenmiş üç yıldızdan oluşan bir sistem keşfetti. “TIC 290061484” adlı bu sistem, yıldızların karmaşık ve öngörülemez hareketleri nedeniyle dikkat çekiyor. Üstelik, bu üç yıldızlı sistemin yaklaşık 20 milyon yıl sonra birleşerek patlayacağı tahmin ediliyor, tıpkı dizide olduğu gibi…

Uzayda tam üç yıldızlı bir sistem keşfedildi

Peki bu üçlü yıldız sistemi nasıl bir yapıya sahip? Sistem, birbirine oldukça yakın iki yıldızın hızlı bir şekilde, her 1.8 günde bir, birbirinin etrafında dönmesiyle oluşuyor. Bu ikili yıldız çiftinin etrafında ise, daha uzak bir yörüngede bulunan üçüncü bir yıldız, 25 günde bir tur atıyor. Bu olağanüstü sistem, yıldızların birbirlerine olan yakınlığı nedeniyle bilim insanlarını şaşkınlığa uğrattı. Öyle ki, üç yıldız da Güneş Sistemi’nde Merkür’ün Güneş’e olan uzaklığından daha dar bir alanda sıkışmış durumda.

Uzayda tam üç yıldızlı bir sistem keşfedildi.
Uzayda tam üç yıldızlı bir sistem keşfedildi.

Bu keşif, NASA’nın TESS (Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu) tarafından toplanan verilerin, yapay zeka ve insan iş birliğiyle analiz edilmesi sonucu gerçekleşti. TESS’in topladığı devasa veriyi insan gücüyle incelemek neredeyse imkansız olduğu için, makine öğrenimi algoritmaları devreye girdi ve bu eşsiz üçlü yıldız sistemini ortaya çıkardı.

Peki bu keşif neden bu kadar önemli? Çünkü üçlü yıldız sistemleri, evrende oldukça nadir görülüyor ve karmaşık yapıları nedeniyle gökbilimciler için büyük birer gizem niteliği taşıyor. Bu sistemler, yıldız evrimi, gezegen oluşumu ve kütle çekim etkileşimleri gibi temel астроfizik olgularını anlamak için eşsiz fırsatlar sunuyor.

Ancak, bu üçlü yıldız sisteminde yaşam olasılığı oldukça düşük görünüyor. Yıldızların birbirine olan aşırı yakınlığı ve kaotik hareketleri, gezegenlerin oluşumunu ve istikrarlı bir yörüngede kalmasını engelliyor. Üstelik, yıldızların ömürlerinin sonuna yaklaşmasıyla birlikte, sistem daha da kaotik hale gelecek ve muhtemelen bir süpernova patlamasıyla sonuçlanacak.

Neyse ki, bu dramatik olayın gerçekleşmesi için önümüzde milyonlarca yıl var. Bu da, bilim insanlarına “TIC 290061484” sistemini daha detaylı incelemek ve üçlü yıldız sistemlerine dair daha fazla bilgi edinmek için yeterince zaman tanıyor. Dahası, NASA’nın 2027’de fırlatmayı planladığı Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu ile çok daha detaylı gözlemler yapılabilecek ve evrenimizdeki benzer sistemler keşfedilebilecek.

USB4 2.0 devrimi yaklaşıyor: veri aktarımı 80Gbps’ye çıkıyor!

USB teknolojisinde devrim yaratan USB4 2.0 standardı, veri aktarım hızlarını 80Gbps seviyelerine taşıyarak kullanıcıların ihtiyaçlarına güçlü bir yanıt veriyor. Japon teknoloji firması Elecom, bu yeni standartla uyumlu ilk kabloları yıl sonunda piyasaya sürmeye hazırlanıyor. USB4 2.0 ile veri transferi hızının iki katına çıkmasının yanı sıra, enerji aktarım kapasitesinde de ciddi bir artış dikkat çekiyor.

USB4 2.0: yüksek hız veg transferi

2019 yılında tanıtılan USB4 standardı, o dönemde veri aktarım hızını 40Gbps seviyelerine taşımıştı. Ancak, 2022’de duyurulan USB4 2.0 standardı, yeni bir fiziksel katman mimarisi sayesinde mevcut USB Tip-C pasif kablolarda bile veri aktarım hızını 80Gbps‘ye çıkarıyor. Bu, daha yüksek performans ve hız isteyen kullanıcılar için büyük bir avantaj. Ayrıca, USB4 2.0, 8K 60Hz çözünürlükte görüntü aktarımını da destekleyerek özellikle medya profesyonelleri ve oyun severler için önemli bir çözüm sunuyor.

Elecom, piyasaya iki farklı versiyonda 2.0 kablolar sunacak. İlk versiyon, 80Gbps veri aktarım hızına ve 60W enerji aktarımına sahip olacak. Bu versiyon, yüksek hız gerektiren uygulamalarda ideal bir seçenek sunuyor. İkinci versiyon ise 240W (48V/5A) enerji aktarım kapasitesi ile öne çıkıyor. 240W enerji aktarımı, özellikle yüksek enerji ihtiyacı duyan dizüstü bilgisayarlar ve diğer büyük cihazlar için kritik bir özellik olarak dikkat çekiyor. Bu yeni kabloların Aralık ayında satışa sunulması bekleniyor.

Donanımda geçiş süreci

Her ne kadar USB4 2.0 kabloları piyasaya çıkmaya hazır olsa da, bu standardın tüm cihazlarda yaygınlaşması zaman alacak gibi görünüyor. USB4 standardı bile, ilk tanıtımının üzerinden beş yıl geçmesine rağmen, beklenen düzeyde yaygınlık kazanamadı. Bu sebeple, USB4 2.0’ın anakartlar ve cihazlarda kullanılabilir hale gelmesi de belli bir zaman alacak. Ancak yazılım tarafında şimdiden gelişmeler kaydediliyor; Windows 11 Insider sürümlerinde bu yeni standardın desteklenmesi için testler başlamış durumda.

USB4 2.0, daha yüksek hız, daha güçlü enerji aktarımı ve daha yüksek çözünürlükte görüntü desteğiyle teknoloji dünyasında önemli bir adım olarak kabul ediliyor. Özellikle profesyonel kullanıcılar, medya ve oyun sektörü, yeni standardın sunduğu bu avantajlardan büyük ölçüde faydalanacak.

Intel doğruladı: sorunlu işlemciler için artık güncelleme yok

Intel, 13. ve 14. nesil işlemcilerde yaşanan kararlılık sorunlarıyla ilgili önemli bir açıklama yaptı. Yonga devi, bu işlemcilerde görülen güç ve voltaj ile ilgili sorunların “0x12B” mikro kod güncellemesi ile çözüldüğünü duyurdu. Bu güncelleme ile birlikte, kullanıcıların karşılaştığı kararsızlık sorunlarına yönelik yeni bir güncelleme planlanmadığını belirtti.

Sorunların kaynağı ve çözüm süreci

Intel, 13. ve 14. nesil işlemcilerdeki kararlılık sorunlarını çözmek için dört aşamalı bir plan yürütmüştü. Bu plan çerçevesinde, ilk olarak aşırı voltaj talebi, yüksek sıcaklıklardaki algoritma hataları ve düşük yük veya hafif aktivite dönemlerinde ortaya çıkan dengesiz voltaj problemleri ele alındı. Yapılan incelemeler sonucunda, dört ana sorun tespit edildi ve her birine yönelik spesifik düzeltmeler sunuldu.

  1. Anakartların Güç Dağıtım Ayarları: Intel’in önerdiği varsayılan ayarların uygulanmasıyla, anakartların güç dağıtımındaki dengesizlikler ortadan kaldırıldı.
  2. eTVB Mikro Kod Algoritması: Bu algoritma, i9 işlemcilerin yüksek sıcaklıklarda bile yüksek performans modunda çalışmasına neden oluyordu. Haziran 2024’te yayınlanan “0x125” mikro kodu ile bu sorun düzeltildi.
  3. SVID Algoritması ve Yüksek Voltaj İsteği: Yüksek frekans ve voltaj taleplerinin yarattığı “Vmin Shift” kaymasıAğustos 2024’teki “0x129” mikro kodu ile giderildi. Bu düzeltmeler, sistemin stabilitesini artırdı.
  4. Mikro Kod ve BIOS Hataları: Sistemlerin düşük aktivite durumlarında dahi yüksek voltaj talep etmesine neden olan bu hatalar, son olarak “0x12B” güncellemesi ile çözüme kavuşturuldu.
L

Sorunun tanımı ve kullanıcılar üzerindeki etkisi

Intel sözcüsü Thomas Hannaford, The Verge’e yaptığı açıklamada, sorunların kaynağının “Vmin Değişim Kararsızlığı” olduğunu ifade etti. Bu durum, işlemcilerin minimum çalışma voltajı seviyesinin zaman içinde kararsız hale gelmesine ve bu durumun parçalara zarar vererek onların ömrünü kısaltmasına neden oluyor. Ancak, kullanıcıların bu sorundan etkilenip etkilenmediğini kontrol edecek bir araç mevcut değil. Bu belirsizlik, kullanıcılar arasında endişe yaratıyor.

Core ultra 200 serisi işlemciler güvende

Intel, yeni işlemci ailesi olan Core Ultra 200 serisinin bu sorunlardan etkilenmediğini de duyurdu. Bu durum, kullanıcılar için bir rahatlama kaynağı oldu. Ayrıca, Intel, hâlâ kararsızlık sorunları yaşayan kullanıcıların, gerekli kontrolleri yaptırarak işlemci değişimi için müşteri hizmetleri ile iletişime geçmelerini öneriyor. Şirket, sorunlu modeller için iki yıllık ek bir garanti desteği sunarak kullanıcıların mağduriyetlerini azaltmayı hedefliyor.

Intel’in bu açıklamaları, 13. ve 14. nesil işlemcilerde yaşanan sorunların çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, artık daha kararlı bir işlemci deneyimi yaşayacakken, Intel de müşteri memnuniyetini artırmak için gerekli adımları atıyor. Gelecekte benzer sorunlarla karşılaşmamak için, kullanıcıların dikkatli olmaları ve sürekli güncellemeleri takip etmeleri önem taşıyor.

Casio’dan yeni klasik model: GMC-B2100 resmi olarak tanıtıldı

Akıllı saatlerin yükselişi sürerken, Casio, klasik saat tutkunlarını unutmadan yeni modeller sunmaya devam ediyor. Şirket, G-SHOCK serisinin en yeni üyesi olan Casio GMC-B2100 modelini resmi olarak tanıttı. Casio’nun ikonik sekizgen bezel tasarımını koruyan bu model, modern ve şık bir dokunuşla dikkat çekiyor. Paslanmaz çelik kasası ile sağlamlık sunan saat, aynı zamanda inceliğiyle de beğeni topluyor.

Şıklık ve işlevsellik Bir Arada

GMC-B2100, analog kronometre işlevi ve çoklu kollarıyla sadece estetik değil, aynı zamanda işlevsel bir tasarım sunuyor. Vidalı kurma kolu ve sekizgen bezel tasarımı, modele özgün bir görünüm kazandırırken, kullanıcıya klasik saat deneyimini modern teknolojiyle sunuyor. Casio GMC-B2100 modelinin Tough Solar teknolojisi sayesinde güneş ışığı ve iç mekan aydınlatmalarından enerji alarak şarj olabilmesi, kullanıcıların pil değiştirme derdinden kurtulmasını sağlıyor.

Casio GMC-B2100

Akıllı bağlantı ve dayanıklılık

Mobile Link teknolojisi ile donatılan Casio GMC-B2100, akıllı telefonlar ile bağlantı kurarak zaman senkronizasyonuyapabiliyor ve kişiselleştirilebiliyor. Bunun yanı sıra, saatin 200 metreye kadar suya dayanıklılığışoklara karşı dirençli yapısı ve düşük ışıkta daha iyi görünürlük sağlayan LED aydınlatması, onu zorlu koşullarda dahi rahatlıkla kullanılabilir hale getiriyor.

Casio’nun bu yeni modeli, Casio GMC-B2100, klasik saat tutkunları ve modern teknoloji meraklılarının ilgisini çekecek gibi görünüyor. GMC-B2100’ün fiyat bilgisi henüz açıklanmasa da saatin yakında satışa sunulması bekleniyor.

Türkiye’nin en çok kazandıran meslekleri

0

Son beş yılın kazanç oranlarına bakıldığında Türkiye’de en çok kazandıran meslekler açıklandı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, pandemi sonrasında değişen çalışma alışkanlıkları ve ekonomik koşullar ücret artışlarına da yansıdı. Dolar bazında ortalama ücretlerde yüzde 53,2 oranında artış görülürken, bazı sektörlerde bu oran çok daha yüksek oldu.

Havayolu taşımacılığı, bir kez daha zirvede yer aldı!

En yüksek kazancı sağlayan sektörler arasında başı çeken havayolu taşımacılığı için ortalama aylık brüt ücret 3.378 dolar olarak belirlenmiş durumda. Son beş yılda bu sektörde ücret artışı yüzde 58 oranında gerçekleşti. Hem maaşların yüksekliği hem de bu artış oranı, sektörü en çok kazandıran meslekler arasında zirveye taşıyor.

Bunun yanı sıra, petrol ve gaz çıkarma sektörü, çalışanlarına aylık ortalama 3.146 dolar kazandırıyor. Ücret artışı yüzde 48,3’te kalsa da, sektörün kazanç potansiyeli oldukça halen çok yüksek. Benzer şekilde, kömür çıkarma ve petrol ürünleri imalatı sektöründe çalışanlar 2.888 dolar kazanıyor ve bu alandaki ücret artışı yüzde 61,8 seviyesine ulaşmış durumda.

Finansal hizmetler sektörü de en çok kazandıranlar arasında yer alıyor. 88 binin üzerinde çalışanı bulunan bu sektörde, ortalama aylık brüt ücret 2.496 dolar. Ücret artış oranı ise yüzde 65,3 ile ortalamanın üstünde. Teknoloji alanında ise bilgisayar programlama ve danışmanlık sektörü dikkat çekiyor.

Çalışan sayısı fazla olmasına rağmen, 2.313 dolar ortalama maaşla en yüksek ücret artışı yaşayan sektörlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu alandaki artış yüzde 69,6 ile oldukça yüksek.

Bu sektörlerin yanı sıra, yaratıcı sanatlar, içecek imalatı ve madencilik gibi alanlarda da dikkate değer gelişimler göze çarpıyor. Önümüzdeki süreçte en gözde sektörler arasında yer almaları beklenen bu sektörler de kazançlı meslek grupları olarak dikkat çekti.

iPhone 17 Slim: Apple’ın yeni ince modeli hakkında önemli iddialar

0

Apple, akıllı telefon dünyasında çığır açan yenilikleri ile biliniyor ve en son sızıntılara göre, apple iPhone 17 serisinde de önemli değişiklikler yapmaya hazırlanıyor. Bu serinin dikkat çeken modeli ise “iPhone 17 Slim” ya da diğer adıyla “iPhone 17 Air” olabilir. Özellikle cihazın ince tasarımı ve gelişmiş donanım özellikleri, teknoloji meraklılarının ilgisini çekiyor.

Novatek’in TDDI teknolojisi ile daha ince ekranlar

Yeni iPhone 17 Slim modelinin, Tayvan merkezli ekran üreticisi Novatek tarafından geliştirilen “Touch and Display Driver Integration (TDDI)” teknolojisini kullanması bekleniyor. Bu teknoloji, OLED ekranlardaki ekran sürücüsü ile dokunmatik sensör katmanını tek bir yapı altında birleştirerek daha ince ekran tasarımlarına olanak tanıyor. Böylelikle, cihazın hem ince hem de yüksek kaliteli bir ekran deneyimi sunacağı belirtiliyor.

120Hz ProMotion ve dinamik ada destekli gelişmiş özellikler

DigiTimes kaynaklı iddialara göre, Apple’ın TDDI teknolojisini iPhone 17 Air modelinde kullanmayı planladığı konuşuluyor. Bu modelin, mevcut iPhone “Plus” modellerinin yerini alması ve 120Hz ProMotion desteği ile Dinamik Ada özelliklerini bir arada sunması bekleniyor. Bu gelişmiş özellikler, kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşımayı hedefliyor.

3nm teknolojili A19 işlemci ile yüksek performans

Apple’ın yeni nesil işlemcisi A19, iPhone 17 Air’in ince tasarımına güç katacak en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. 3nm üretim teknolojisi ile geliştirilen bu işlemci, hem yüksek performans hem de enerji verimliliği sunarak cihazın pil ömrünü uzatmayı hedefliyor. iPhone 17 serisinin tüm modellerinde, 24MP çözünürlüğe sahip geliştirilmiş bir selfie kamerasının kullanılacağı da belirtiliyor.

iPhone 17 Slim fiyatı

Yeni özellikleriyle dikkat çeken iPhone 17 Slim modelinin, serinin en pahalı modeli olacağı öngörülüyor. Başlangıç fiyatının 1.299 dolar civarında olması beklenirken, Pro ve Pro Max modellerinin fiyatlarının sırasıyla 1.099 ve 1.199 dolar seviyelerinde olacağı tahmin ediliyor.

Tüm bu özellikler, iPhone 17 Air modelinin yalnızca tasarım açısından değil, donanım açısından da önemli yeniliklergetireceğine işaret ediyor. Apple’ın bu yeni modelle, kullanıcıların beklentilerini karşılamakla kalmayıp, sektörde yeni bir standart oluşturması bekleniyor.

Facebook keşfet ve video sekmelerini yeniliyor

Facebook, kullanıcı deneyimini geliştirmek adına yeni Keşfet ve yenilenen Video sekmeleri ile platforma önemli güncellemeler getiriyor. Bu yeni özellikler, kullanıcılara arkadaş çevrelerinin ötesinde, ilgi alanlarına yönelik yeni içerikleri keşfetme fırsatı sunmayı hedefliyor.

Yeni keşfet sekmesi

Facebook’un yeni Keşfet sekmesi, tıpkı Instagram‘da olduğu gibi, kullanıcıların ilgilerini çeken içeriklere kolayca ulaşmalarını sağlamak amacıyla tasarlandı. Meta, bu sekmenin sadece eğlenceli içerikler sunmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcıların ilgi alanlarına daha derinlemesine dalmalarına olanak tanıyacak bir algoritma ile desteklendiğini belirtiyor. Halen test aşamasında olan bu yeni sekmenin, platforma geniş çapta sunulması bir süre alabilir.

Video sekmesi yeniden tasarlandı

Meta, Facebook’un Video sekmesini de yenileyerek, kullanıcıların video içeriklerini daha kolay erişebilir hale getirdi. Yeni Video sekmesikısa videolaruzun formatlı videolar ve canlı yayınları tek bir alanda topluyor. Ayrıca, Reels gibi tam ekran video deneyimi sunacak şekilde yeniden tasarlandı. Meta’ya göre, genç kullanıcılar zamanlarının %60’ını video izleyerek geçiriyor ve bu güncellemeyle izlenme sürelerini artırmayı amaçlıyor. Güncellenen Video sekmesiönümüzdeki haftalarda kullanıma sunulacak.

Meta, Facebook’un mesajlaşma uygulaması Messenger için de önemli bir yenilik sunuyor: Messenger Toplulukları. Bu yeni özellik, kullanıcıların daha geniş bir konu çerçevesinde sohbet odaları oluşturmalarını sağlayarak Slack veya Discord benzeri bir deneyim sunuyor. Artık kullanıcılar, Facebook gruplarına dahil olmadan farklı konulara dayalı birden fazla sohbet odası oluşturabilecekler.

Meta’nın bu yeni özellikleri, platformda daha fazla etkileşim yaratmayı ve kullanıcıları yeni içerikler keşfetmeye teşvik etmeyi amaçlıyor.

Apple iPhone üretimini Hindistan’a kaydırıyor

Apple, büyüyen bir pazar olarak gördüğü Hindistan’da yatırımlarını hızla artırıyor ve bu kapsamda iPhone 16 Promodellerini de kapsayan tüm iPhone 16 serisini Hindistan’da üretmeye başladı. Teknoloji devi, 2017 yılında Hindistan’da iPhone üretimine adım atmıştı; ancak bu yıl ilk defa Pro modellerini de ülkede üretmeyi tercih etti.

Apple, daha önce Hindistan’da iPhone 15iPhone 14, ve iPhone 13 serileri dahil olmak üzere eski nesil modellerin üretimini gerçekleştiriyordu. Şirket, Çin’e olan bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda iPhone 16 Pro modellerini Hindistan’da üretmeye başlayarak önemli bir stratejik adım attı. Apple’ın Hindistan’daki üretim sürecinde FoxconnPegatron, ve Tata Electronics gibi tedarikçiler görev alıyor. FoxconniPhone 1616 Plus ve Pro Max modellerini üretirken, Pegatron iPhone 16, 16 Plus ve 16 Pro modellerini üretiyor. Tata Electronics ise temel iPhone 16 modelini üretiyor.

Hindistan’da artan iPhone satışları ve yeni mağazalar

IDC‘ye göre, Apple’ın Hindistan’daki iPhone satışlarının 2024 yılında 12 ila 12,5 milyon birime ulaşması bekleniyor ki bu, 2023 yılına kıyasla yaklaşık %25’lik bir büyümeyi ifade ediyor. Bu talep artışı, Apple’ın ülkedeki yatırımlarını daha da genişletmesine neden olurken, şirket Hindistan’da dört yeni Apple Store açmayı planlıyor.

Apple’ın Hindistan’da artan üretim kapasitesi, Çin dışında üretimi çeşitlendirme stratejisiyle örtüşüyor. Geçtiğimiz yıl şirket, iPad üretiminin bir kısmını Vietnam’a kaydırmıştı; ancak Hindistan hükümeti, Apple’ı ülkede iPad montajıyapmaya ve önümüzdeki yıllarda MacBook ve iMac gibi ürünlerin üretimini de yerel olarak gerçekleştirmeye teşvik ediyor.

Apple, Hindistan’daki üretim üssünü genişletmeyi ve önümüzdeki 3-4 yıl içinde tüm iPhone üretiminin dörtte biriniHindistan’da gerçekleştirmeyi hedefliyor. Şirket, şu anda küresel iPhone üretiminin %14‘ünü Hindistan’da sağlıyor.