Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gençlere yönelik cinsel istismar ve şantaj gibi iddialarla gündeme gelen Discord uygulaması hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Bosna Hersek’in Tuzla kentine yapılan ilk uçuşta, AA muhabirine yaptığı açıklamalarda, hükümetin bu konudaki tutumunu netleştirdi.
Uraloğlu: “Henüz Discord ile ilgili karar vermedik!”
Uraloğlu, son günlerde artan endişeler üzerine İçişleri, Adalet ve Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlıklarıyla birlikte bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirtti.
Bu toplantının, Discord gibi platformlara yönelik erişim engeli konusundaki tartışmaları değerlendirmek amacıyla yapıldığını ifade eden Uraloğlu, “Yasakçı olmak istemiyoruz ancak gençleri korumak için her türlü yetkiyi kullanmaktan çekinmeyiz. Yasakçı zihniyetle değil de gereklerini yerine getirerek erişim engeli getirme noktasını istişare ediyoruz, henüz verilmiş bir karar yok.” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, ailelere de önemli bir çağrıda bulundu. Ailelerin çocuklarının internet kullanımını daha dikkatli bir şekilde takip etmeleri gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, “Çocuklarımızın girdiği internet siteleri ve sosyal medya platformlarını yakından takip etsinler. Çocuklarımızı istismar etmek isteyen, zihinlerini karıştırmak isteyen kötü niyetli kişiler olacaktır. Ailelerimiz, çocuklarıyla daha fazla zaman geçirsinler.” dedi.
Elon Musk’un sahibi olduğu sosyal medya platformu X, Brezilya’daki faaliyetlerini yeniden başlatmakta büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı. Şirket, Brezilya’daki bankacılık işlemleri sırasında 5 milyon doları yanlış bankaya transfer ederek geri dönüş sürecini ciddi şekilde aksattı. Bu hata, ülkedeki hizmetlerin yeniden başlatılmasını önemli ölçüde geciktirdi.
Gecikmenin nedeni belli oldu
Olay, Musk’un dev sosyal medya platformunun Brezilya’daki geniş çaplı kullanıcı kitlesini ciddi şekilde etkiledi. Brezilya’daki kullanıcılar, uzun zamandır bekledikleri geri dönüşün neden geciktiğini merak ederken, olayın perde arkası sonunda ortaya çıktı. Yanlış bankaya yapılan bu devasa ödeme, şirketin hizmetlerini yeniden aktif hale getirebilmesi için gereken finansal adımları aksattı.
Musk’un liderliğindeki X, Brezilya’da önemli bir kullanıcı tabanına sahip ve bu gecikme birçok kişi tarafından büyük bir hayal kırıklığıyla karşılandı. Şirketin bu hatası nedeniyle ülkedeki milyonlarca kullanıcı platforma erişim sağlayamıyor. Olayın duyulmasının ardından X yönetimi hızlı bir çözüm bulmaya çalışsa da, bu ödeme hatası süreci oldukça karmaşık bir hale getirdi.
Şirketin mali ve hukuki departmanları, yanlış yapılan transferi düzeltmek için hızlı bir şekilde harekete geçti. Ancak yerel bankacılık düzenlemeleri ve uluslararası transferlerin karmaşıklığı, sürecin uzamasına neden oldu. Elon Musk ve şirketin Brezilya operasyonlarını yöneten ekip, bu hatayı telafi etmek için yoğun bir çaba sarf ediyor.
X’in yeniden hizmet vermesi için yapılması gereken adımlar şu an netleşmeye çalışıyor. Ancak bu hatanın düzeltilebilmesi için ek süreye ihtiyaç duyulabileceği belirtiliyor. Brezilya’daki kullanıcılar ise hizmetlerin ne zaman normale döneceği konusunda şirketten resmi bir açıklama bekliyor.
Füzyon enerjisi alanında önemli bir kilometre taşı daha aşıldı! Japonya ve Avrupa Birliği’nin ortak çalışması olan JT-60SA tokamak cihazı, 160 metreküplük rekor bir plazma hacmine ulaşarak, Guinness Dünya Rekorları’na adını yazdırdı. Bu başarı, sadece bir rekoru kırmakla kalmayıp, aynı zamanda füzyon enerjisinin ticari olarak kullanılabilir hale gelmesi yolunda atılan önemli bir adımı temsil ediyor.
Füzyon enerjisinde rekor plazmaya ulaşıldı
Peki, JT-60SA neden bu kadar önemli? Öncelikle, füzyon enerjisinin nasıl çalıştığına değinelim. Füzyon, Güneş ve diğer yıldızların enerji kaynağı olan bir süreçtir. Atom çekirdeklerinin yüksek sıcaklık ve basınç altında birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturmasıyla gerçekleşir ve bu süreçte muazzam miktarda enerji açığa çıkar. JT-60SA gibi tokamak cihazları, bu süreci Dünya üzerinde kontrol altında gerçekleştirmek için tasarlanmıştır.
JT-60SA, süper iletken mıknatıslar kullanarak plazmayı hapseder ve 100 milyon santigrat derece gibi inanılmaz sıcaklıklara ulaşmasını sağlar. Bu sıcaklık, Güneş’in çekirdeğinden bile daha sıcaktır! 160 metreküplük rekor plazma hacmi, JT-60SA’nın plazmayı daha uzun süre ve daha yüksek sıcaklıklarda hapsetme kapasitesinin bir göstergesidir. Bu da, füzyon reaksiyonunu sürdürmek ve daha fazla enerji üretmek için hayati önem taşır.
JT-60SA’nın başarısı, sadece kendi başına heyecan verici olmakla kalmayıp, aynı zamanda ITER gibi diğer önemli füzyon enerjisi projeleri için de büyük önem taşıyor. JT-60SA’da elde edilen bilgiler ve deneyim, ITER’in tasarımını ve işletmesini optimize etmek için kullanılabilecek. ITER, Fransa’da inşa edilen ve dünyanın en büyük tokamak cihazı olacak. JT-60SA ve ITER gibi projeler, füzyon enerjisinin temiz, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak potansiyelini ortaya koyuyor.
Unutmayalım, füzyon enerjisi, iklim değişikliği ve enerji krizi gibi küresel sorunlara çözüm olma potansiyeline sahip. JT-60SA’nın başarısı, bu hedefe bir adım daha yaklaştığımızı gösteriyor. Gelecekte, füzyon enerjisi sayesinde dünyamıza temiz ve sınırsız bir enerji kaynağı sağlayabiliriz.
Teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinden biri olan Microsoft’un kurucusu Bill Gates, yapay zekanın potansiyel faydalarını sık sık dile getirmesine rağmen, bu teknolojinin geleceğiyle ilgili endişelerini de açıkça paylaşıyor. Amerikalı gazeteci Kara Swisher’ın podcast programına konuk olan Gates, yapay zeka konusundaki üç temel korkusunu dile getirdi.
Bill Gates, yapay zeka konusunda oldukça endişeli görünüyor
Gates’in en büyük korkusu, yapay zekanın kötü niyetli kişilerin eline geçmesi ve siber saldırılar, biyoterörizm ve hatta savaş gibi yıkıcı amaçlar için kullanılması. Bu konudaki endişelerini dile getirirken, yapay zeka tabanlı tehditlere karşı koyabilecek daha gelişmiş sistemlere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
İkinci korkusu ise, yapay zekanın hızla gelişmesiyle birlikte pek çok meslek dalında insanların işsiz kalması. Özellikle tıbbi teşhis, satış ve eğitim gibi alanlarda yapay zekanın insanlardan daha etkin olabileceğine dikkat çeken Gates, bu durumun kitlesel işsizliğe yol açabileceğinden endişe ediyor. Ancak, çalışma saatlerinin kısalabileceğini ve insanların farklı alanlarda yeni iş imkanları bulabileceğini de ekliyor.
Gates’i en çok endişelendiren konu ise, yapay zekanın kontrolsüz bir şekilde gelişmesi ve insanların kontrolünden çıkması. Bu konuda daha önce birçok uzmanın uyarıda bulunduğunu belirten Gates, yapay zekanın etik ve güvenlik boyutlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, Bill Gates yapay zeka konusunda hem heyecan verici hem de ürkütücü bir geleceğe işaret ediyor. Teknolojinin potansiyel faydalarından yararlanırken, olası riskleri de göz önünde bulundurmak ve gerekli önlemleri almak büyük önem taşıyor.
Hızla büyüyen yenilenebilir ürünler ekonomisinin en önemli kategorisi olan müzik enstrümanları, tüm dünyada hızla yayılmaya devam ediyor. Toplamda yıllık 500 milyon dolardan fazla enstrümanın yenilenerek kullanılmaya devam ettiği bu sektör, özellikle enflasyon baskısı çeken birçok ekonomide kullanıcılar için çok daha öncelikli hale gelmeye başlıyor. Müzik tutkunları, kaliteli ürünleri daha erişilebilir ve çevre dostu yollarla edinmenin yollarını ararken, aynı zamanda güvenebilecekleri platformu bulmaya çalışıyorlar.
Yenilenmiş enstrümanlara ilgi büyüyor
Global ölçekte son verilere göre yenileme ekonomisinin hacmi yaklaşık 3,5 – 4 milyar dolar seviyesine ulaşırken, küresel enflasyon baskısı ve artan çevresel kaygılar, sürdürülebilir ve yenileme ekonomisine olan ilgiyi her geçen gün büyütüyor. Bu farkındalık, ikinci el ürünlere olan talebi hızla artırıyor. Küresel verilere göre yenilenmiş enstrümanlar, küresel müzik enstrümanı pazarının ortalama yüzde 10-15′ ini oluşturuyor.
Sıfır ya da ikinci el enstrüman arayanların yeni adresi RHYM
RHYM
Tüketiciler, kaliteli ürünleri daha erişilebilir ve çevre dostu yollarla edinmenin yollarını ararken, müzik dünyası da bu değişimin bir parçası haline geliyor. İşte tam da bu noktada RHYM karşımıza çıkıyor. Doremusic imzalı, müzik enstrümanları sektöründe çıtayı yükselten bu yenilikçi girişim, enstrüman severler için sürdürülebilir, ulaşılabilir ve kullanıcı dostu bir çözüm sunuyor.
RHYM, kullanıcılarına dünyaca ünlü markaların sıfır ya da yenilenmiş ikinci el enstrümanlarını uygun ödeme seçenekleriyle sunarken, müzikseverlerin ihtiyaçlarını çevreyi koruyan, ekonomik bir yaklaşımla buluşturuyor. Yenilenmiş enstrümanlarda sunduğu bir yıl garanti ile kullanıcılarına güven verirken, Doremusic güvencesiyle sektörde lider konumda yer alıyor.
İkinci el satışta 24 saat içinde hızlı değerlendirme
RHYM sadece alışverişle sınırlı kalmıyor. Kullanıcılar, ellerindeki enstrümanları 24 saat içinde hızlı bir değerlendirme süreci ile RHYM’a satabiliyor. Benzer platformların aksine, RHYM kullanıcılarına zaman kazandıran bir çözüm sunarak, lojistik, fiyatlama, paketleme ve bakım onarım süreçlerini uzman ekibiyle üstleniyor. Böylece hem satıcılar hem alıcılar, enstrümanlarının en iyi şekilde değerlendirilmesiyle birlikte yalnızca yaratıcılıklarına ve müziklerine odaklanabiliyorlar.
Bakım onarımdan online derslere birçok hizmet tek platformda
RHYM, kullanıcılara müzik aletlerinin bakımını yaptırma hizmeti sunarak, enstrümanların yaşam süresini uzatıyor ve gereksiz atık oluşumunu engelleyerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor. RHYM’ın bu yaklaşımı, sadece müzisyenleri değil, aynı zamanda gezegenimizi de koruyan bir ekonomik döngüyü destekliyor. RHYM ayrıca Doremusic Akademi aracılığıyla kullanıcılara yeteneklerini geliştirebilecekleri online dersler de sunuyor ve müzisyenlerin sürekli gelişimini destekliyor.
Doremusic Yönetim Direktörü ve RHYM CEO’su Ozan Bozkurt
Doremusic Yönetim Direktörü ve RHYM şirketi CEO’su Ozan Bozkurt yeni girişimlerini şöyle değerlendirdi: “RHYM ile müzik tutkusunu ve bilinçli tüketimi birleştirerek yenilenebilir ekonomi hareketinin önemli bir parçası olmayı hedefliyoruz. Platformumuz, enstrüman alım satımından kiralamaya, bakım onarımdan online derslere kadar geniş bir hizmet yelpazesine sahip. Bu sayede, kullanıcılarımıza tek bir çatı altında tüm ihtiyaçlarını karşılama imkanı sunuyoruz. Türkiye’deki başarımızı, yakın gelecekte yurtdışı pazarına taşımak için hazırlanıyoruz. Tohum öncesi yatırım turumuzu PlatformXIT’nin liderliğinde tamamladık ve bu adım bizim küresel pazara açılma vizyonumuzu güçlendirdi. Bu yatırımla birlikte, platformun operasyonel kapasitesinin artırılmasını ve kullanıcı deneyiminin iyileştirilmesini amaçlıyoruz. 2026 yılında 500 milyon doları aşacak yenilenebilir enstrüman pazarında sürdürülebilir bir geleceği inşa etmek adına, çevre dostu çözümlerimizle müzik endüstrisinin geleceğini şekillendirmeye kararlıyız.”
Ebeveyn olmak, beraberinde tarifsiz bir mutluluk getirirken aynı zamanda büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Çocuğunun sağlığı her anne babanın önceliği haline geliyor ve bu yolda onlara destek olmak amacıyla Dr. Görkem Astarcıoğlu tarafından BabyStar hayata geçirildi. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…
Yerli girişim BabyStar, çocuk sağlığına odaklanacak
BabyStar, çocuğunuzun doğum anından itibaren tüm sağlık verilerini özenle arşivleyen kapsamlı bir platform olarak öne çıkıyor. Aşı takibinden büyüme ve gelişme grafiklerine kadar pek çok konuda ebeveynlerin hayatını kolaylaştırıyor.
Yerli girişim BabyStar, çocuk sağlığına odaklanacak.
Artık karmaşık tablolara veya notlara gerek kalmadan aşı takvimini BabyStar ile kolayca takip edebilir, çocuğunuzun gelişimini net bir şekilde görebilirsiniz. Platformun sunduğu en önemli avantajlardan biri de ebeveynlerin uzmanlarla doğrudan iletişim kurabilme imkanı sunması.
Çocuğunuzun sağlık verilerini doktorlarıyla kolayca paylaşabilir, aklınıza takılan sorulara hızlıca cevap bulabilirsiniz. BabyStar, ebeveynlere çocuklarının sağlık yolculuğunda güven ve kolaylık sunan bir yol arkadaşı olmayı hedefliyor. Birçok ebeveyn, yeni platform için şimdiden oldukça heyecanlı görünüyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Babystar önümüzdeki dönemde başarılı girişimlerden bir tanesi olabilecek mi? Siz Babystar ve benzeri platformlar kullanıyor musunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.
Tüpraş, enerji dünyasının geleceğini şekillendirecek önemli bir adım daha attı. 2050 yılına kadar karbon nötr bir enerji şirketi olma hedefine ulaşmak için başlattığı Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında, yeşil hidrojen alanında faaliyet gösteren iki önemli şirkete yatırım yaptı. Tüpraş’ın girişim sermayesi şirketi Tüpraş Ventures aracılığıyla gerçekleşen bu yatırımlar, geleceğin enerji kaynaklarına odaklanma vizyonunun bir yansıması. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…
Tüpraş Ventures, sürdürülebilir enerji yatırımlarını artırmaya devam ediyor
Yeşil hidrojenin öneminin giderek arttığı bir dönemde Tüpraş Ventures, ABD ve Kanada merkezli Verdagy ve Ionomr şirketlerine yatırım yaparak dikkatleri üzerine çekti. Verdagy, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektriği kullanarak suyu hidrojen ve oksijen olarak ayrıştıran elektrolizör teknolojisinde öne çıkan bir şirket. Yüksek akım yoğunluğu ve patentli tasarımlarıyla öne çıkan Verdagy, hızlı bir şekilde üretim kapasitesini artırma hedefiyle ilerliyor. Ionomr ise elektrolizörlerde kullanılan ve verimliliği artıran yenilikçi, uzun ömürlü ve geri dönüştürülebilir membranlar geliştiriyor.
Tüpraş Ventures, sürdürülebilir enerji yatırımlarını artırmaya devam ediyor.
Tüpraş, bu stratejik yatırımlarla yeşil hidrojen üretimi alanında önemli bir adım atmış oldu. Geleceğin enerji kaynağı olarak görülen yeşil hidrojenin üretimi ve kullanımına yönelik teknolojilere yapılan bu yatırımlar, Tüpraş’ın enerji dönüşümündeki lider rolünü pekiştiriyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.
Google, Android kullanıcılarının cihaz güvenliğini artıracak yeni hırsızlık koruma özelliklerini kullanıma sunmaya başladı. Özellikle Android 10 ve üzeri işletim sistemine sahip cihazlar için tasarlanan bu yeni güvenlik çözümleri, cihazın çalınması durumunda kişisel bilgilerin korunmasını amaçlıyor. Google Play Hizmetleri 24.40.33 beta sürümünde yer alan bu yeni özellikler, önümüzdeki günlerde daha geniş bir güncellemeyle tüm kullanıcılara sunulacak.
Anti Theft (Hırsızlığa karşı koruma) nedir?
Yeni Anti Theft özellikleri, hırsızlık durumunda cihazı izlemek, kilitlemek ve kişisel bilgilerin güvenliğini sağlamak için bir dizi gelişmiş güvenlik teknolojisini içeriyor. Kullanıcılar, bu özelliklere cihazlarının Ayarlar menüsünden “Hırsızlık Koruması” araması yaparak veya yeniden düzenlenen Google hizmetleri sayfasındaki “Kişisel ve Cihaz Güvenliği” bölümünden ulaşabilecekler. Özellikle üç ana özellik öne çıkıyor:
Hırsızlık Algılama Kilidi: Bu teknoloji, cihazın sensörlerini, Wi-Fi bağlantısını ve bağlı akıllı cihazları kullanarak cihazın sahibinden izinsiz alınıp alınmadığını algılayabiliyor. Örneğin, telefonun bir kafe veya toplu taşıma gibi ortamlarda aniden alınması durumunda, bu özellik devreye girerek ekranı otomatik olarak kilitliyor ve kişisel verilere yetkisiz erişimi engelliyor.
Çevrimdışı Cihaz Kilidi: Eğer hırsızlar cihazın internet bağlantısını keserek takibini engellemeye çalışırsa, çevrimdışı kilit devreye giriyor. Google, bu özelliğin çalışabilmesi için cihazın kilidinin açık olması ve ekranın günde en fazla iki kez kilitlenebileceğini belirtiyor. Böylece cihaz, çevrimdışı olsa bile yetkisiz kullanıma karşı korunmuş oluyor.
Uzaktan Kilitleme: Eğer cihaz çalınırsa, kullanıcılar android.com/lock adresine giderek telefonlarını uzaktan kilitleyebilecek. Bu işlemi gerçekleştirmek için kullanıcıların telefon numaralarıyla kimlik doğrulaması yapmasıve güvenlik sorusunu yanıtlaması gerekecek. Google, bu yöntemin Cihazımı Bul uygulamasına kıyasla daha hızlı ve etkin bir çözüm sunduğunu vurguluyor.
Cihaz güvenliği bir üst seviyeye taşınıyor
Google’ın bu yeni güvenlik özellikleri, cihaz güvenliğini bir üst seviyeye taşıyarak kullanıcıların cihazları çalındığında bile verilerinin güvende kalmasını hedefliyor. Özellikle Hırsızlık Algılama Kilidi ve Çevrimdışı Cihaz Kilidi gibi teknolojiler, hırsızların cihazın erişimini engelleme veya izlenmesini durdurma çabalarına karşı önemli bir savunma mekanizması oluşturuyor. Bunun yanı sıra, cihazın uzaktan kilitlenebilmesi, kullanıcıların çalınan telefonlarına hızlı bir şekilde müdahale edebilmelerini sağlıyor.
Kararlı güncelleme yakında geliyor
Google, hırsızlığa karşı bu yeni koruma özelliklerini yakın bir zamanda kararlı bir güncellemeyle Android 10 ve üzeri sürümleri kullanan tüm cihazlara sunmayı planlıyor. Bu güncelleme sayesinde, kullanıcılar cihazlarının güvenliğini artıran yeni özelliklerden faydalanabilecek ve telefonlarının çalınma riskine karşı daha donanımlı hale gelecekler.
Yeni Anti Theft özelliklerinin kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacağı ve gerçek hayat senaryolarında ne kadar etkili olacağı merakla bekleniyor. Ancak Google’ın bu hamlesi, Android ekosisteminde cihaz güvenliği konusuna verdiği önemin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Çocukların ve yetişkinlerin dünyasında özel bir yeri olan oyuncak devi LEGO, ne yazık ki dijital dünyanın karanlık yüzüyle karşı karşıya geldi. 4 Ekim tarihinde şirketin resmi web sitesine yapılan siber saldırı, herkesi şaşkına çevirdi. Saldırganlar, LEGO’nun güvenilir imajını kullanarak ziyaretçileri tuzağa düşürmeyi amaçlayan sinsi bir plan hazırlamıştı.
LEGO’nun web sitesi siber saldırıya maruz kaldı
LEGO’nun web sitesini ziyaret edenler, hiç beklemedikleri bir manzarayla karşılaştılar: Şirketin logosu ve tasarım öğeleri kullanılarak hazırlanmış, son derece profesyonel görünen bir reklam, “LEGO Token” adında yeni bir kripto para birimini tanıtıyordu. Ethereum karşılığında satın alınabilen bu sahte kripto para biriminin, sahiplerine gizli ödüller kazandıracağı iddia ediliyordu.
LEGO’nun web sitesi siber saldırıya maruz kaldı.
Sahte reklam, kullanıcıları harici bir kripto para sitesine yönlendiriyordu. LEGO hayranlarının dikkatini çekmek için özenle hazırlanmış bu tuzak, neyse ki şirketin güvenlik ekipleri tarafından kısa sürede fark edildi. Sahte reklam hızla siteden kaldırıldı ve kullanıcı hesaplarının güvenliği kontrol altına alındı.
LEGO tarafından yapılan resmi açıklamada, saldırı sırasında herhangi bir kullanıcının kişisel veya finansal bilgilerinin çalınmadığı bilgisi paylaşıldı. Şirket, yaşananlardan ders çıkardıklarını ve benzer olayların önüne geçmek için sistemlerini güçlendirdiklerini açıkladı. Ancak olayın arkasındaki kişilerin kimliği ve saldırı yöntemine dair detaylar henüz paylaşılmadı.
Bu olay, dijital dünyanın ne kadar tehlikeli olabileceğinin ve en güvenilir görünen platformların bile siber saldırılara karşı savunmasız olduğunun bir kanıtı niteliğinde. LEGO gibi köklü bir markanın bile hedef alınabilmesi, hem şirketlerin hem de internet kullanıcılarının siber güvenlik konusunda daha dikkatli ve bilinçli olması gerektiğinin altını çiziyor.
Güney Koreli araştırmacılar tarafından formamidinyum kurşun iyodür (FAPbI3) perovskit filmleri için geliştirilen yeni bir pasifleştirme işlemi, güneş hücrelerinde sertifikalı yüzde 24,13 güç dönüşüm verimliliği sağlıyor.
Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (GIST) Profesör Hobeom Kim liderliğindeki araştırma ekibi yeni kusur pasifleştirme stratejisini geliştirdi. İşlem kusurları önemli ölçüde azalttı ve perovskit güneş hücrelerinin güç dönüşüm verimliliğini ve kararlılığını iyileştirdi. Araştırmacılar, kübik politip (3C) FAPbI3’e altıgen politip (6H) [aynı bileşime sahip farklı yapısal formlar] perovskit eklediklerini bildirdiler ve bu da muadilleriyle karşılaştırıldığında PCE’lerinde dikkate değer bir artışa yol açtı.
Perovskit hücreler ile güç dönüşümünde yeni başarı
Üstün optoelektronik özellikleri nedeniyle perovskit bazlı güneş hücreleri yapımında yaygın olarak kullanılan polikristalin formamidinyum kurşun iyodür (FAPbI3), kristal yapısında kusurlar barındırmaktadır. Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (GIST) araştırmacılar, bu kusurları azaltmak için kübik politip (3C) FAPbI3’e altıgen politip perovskit (6H) eklediler ve bu da mevcut muadilleriyle karşılaştırıldığında perovskit güneş hücrelerinin güç dönüşüm verimliliğini ve operasyonel kararlılığını artırdı.
Prof. Kim: “Şimdiye kadar tipik bir yaklaşım, kusur sorunuyla başa çıkmak için harici bir kimyasal reaktif tanıtmaktı. Ancak, harici reaktifler getirmek, kristal büyümesi sırasında perovskitin kristal kalitesini doğrudan etkileyebilir, bu nedenle çalışmamız bu tür dengeleyicilere dayanmıyor. Bunun yerine, perovskitin kimyasal olarak özdeş bir politipi olan 6H politipini kullanıyoruz; bu politip, perovskitteki kusurların oluşumunu etkili bir şekilde bastıran bir köşe paylaşım bileşeni içeriyor” dedi.
Nature dergisinde yayınlanan çalışma, fazla miktarda kurşun iyodür ve metilamonyum klorür kullanarak 6H perovskiti FAPbI3’e dahil etti ve böylece α-faz kübik politipinin (3C) FAPbI3’ünün baskın kusur bölgesine (halojenür boşlukları, VI+) müdahale eden bir bileşen yarattı. Prof. Kim, perovskit güneş hücrelerinin karbon nötrlüğüne ulaşmak ve küresel ısınmayı ele almak için dönüştürücü bir çözüm sunduğunu belirtti
Yarı iletken devi TSMC, 2nm (N2) üretim süreciyle teknoloji dünyasında yeni bir çığır açmaya hazırlanıyor. Nanosheet gate-all-around transistörler ve NanoFlex teknolojilerini bünyesinde barındıracak olan bu yeni süreç, mevcut 3nm (N3) üretim sürecine kıyasla önemli performans ve enerji verimliliği avantajları sunacak. Ancak bu üstün teknolojinin, beklentilerin de üzerinde bir fiyat etiketiyle geleceği ortaya çıktı.
TSMC’nin 2nm üretim süreci oldukça pahalı olacak
Çin merkezli China Times gazetesinin haberine göre, TSMC’nin 2nm teknolojisini kullanan 300 mm’lik bir silikon plakanın (wafer) fiyatı 30.000 doları aşkın olacak. Ön görüler, plaka başına yaklaşık 25.000 dolarlık bir fiyat öngörürken, yeni bilgiler maliyetin beklenenden daha yüksek olacağını gösteriyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, TSMC’nin 3nm süreci için plaka başına yaklaşık 18.500 dolar talep ettiği biliniyor.
Eğer iddialar gerçekleşirse, 2nm süreciyle üretilen bir plaka, günümüzde yaklaşık 15.000 dolar olan 4nm/5nm (N4/N5) plakalardan iki kat daha pahalı hale gelecek. Bu durum, gelişmiş üretim sürecinden yararlanarak ürünlerini daha yüksek performans ve verimlilikle sunmak isteyen şirketler için önemli bir maliyet artışı anlamına geliyor.
Tabii ki, bu bilgiler henüz resmi kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. TSMC’nin fiyat politikasının müşteriye ve sipariş hacmine göre değişebileceğini de unutmamak gerek. Yine de, 2nm üretim sürecinin, yarı iletken sektöründe fiyatların yeniden şekillenmesine yol açacağı aşikar.
Öte yandan TSMC, 2nm süreci için milyarlarca dolarlık yatırımla iki yeni fabrika inşa ediyor ve plaka başına yaklaşık 200 milyon dolar değerindeki EUV ekipmanlarını bu fabrikalarda kullanmaya hazırlanıyor. Tüm bu yatırımlar, üretim maliyetlerinin artmasında önemli bir etken olarak görülüyor.
TSMC’nin 2nm sürecindeki ilk müşterisi ise büyük olasılıkla Apple olacak. 2025’in ikinci yarısında seri üretime geçmesi beklenen 2nm çiplerin, 2026 yılında piyasaya sürülecek olan iPhone modellerinde kullanılması bekleniyor.
Samsung, giriş seviyesine konumlandırdığı Galaxy A16 modelini hem 4G hem de 5G varyantlarıyla piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Telefonların teknik özellikleri ve fiyatlarıyla ilgili detaylar sızdı.
Ekran ve tasarım
Galaxy A16, selefi Galaxy A15’in 6,5 inçlik ekranından daha büyük olan 6,7 inçlik süper AMOLED ekran ile gelecek. Bu ekran, 90 Hz yenileme hızı, 800 nit tepe parlaklık seviyesi ve Full HD+ çözünürlüğü (2340 x 1080 piksel) ile kullanıcıları karşılayacak. Ayrıca, Galaxy A16, IP54 sertifikası sayesinde toza ve su sıçramalarına karşı dayanıklılık sağlayan Galaxy A1X serisindeki ilk model olma özelliğini taşıyor. İnce çerçeveler ve 8,4 mm’den 7,9 mm’ye inceltilen bir gövde ile şık bir tasarıma sahip olacak.
Performans
Galaxy A16’nın 4G modeli, MediaTek’in Helio G99 yonga setiyle çalışacak. 5G varyantı ise Avrupa’da Samsung’un Exynos 1330 işlemcisini kullanacak. Hindistan ve Tayland gibi diğer bölgelerde ise 5G modelinin Dimensity 6300 ile gelmesi bekleniyor. Her iki sürümde de 4 GB RAM ve 128 GB depolama alanı bulunacak, Avrupa pazarı için ek bellek yapılandırması planlanmıyor.
Kamera ve batarya
Kamera özellikleriyle de dikkat çeken Galaxy A16, arka tarafta 50 MP ana kamera, 5 MP ultra geniş ve 2 MP makro lens ile donatılacak. Ön tarafta ise 13 MP selfie kamerası yer alacak. Batarya tarafında, 5.000 mAh kapasiteye sahip pil ve 25 W şarj hızı bulunacak.
Yazılım desteği ve fiyat
Galaxy A16, 6 yıl boyunca işletim sistemi ve güvenlik güncellemeleri alarak, giriş seviyesi telefonlar arasında en uzun yazılım desteğine sahip model olacak. Perakende kanallarına ait sızıntılara göre, Galaxy A16 4G’nin fiyatı 210 euro, Galaxy A16 5G’nin ise 239 euro olması bekleniyor. Telefonun kesin lansman tarihi henüz bilinmese de, sızıntılara göre Aralık ayında tanıtılması muhtemel.
Samsung’un Galaxy A16 ile giriş seviyesi akıllı telefon pazarında rekabeti artırması bekleniyor.
Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, teknoloji devleri arasındaki rekabette çarpıcı bir kilometre taşını geride bıraktı. Huang, kişisel servetini 109 milyar dolara çıkararak, piyasa değeri 96 milyar dolar olan Intel’i geride bıraktı. Bu gelişme, hem Nvidia’nın yükselişi hem de Huang’ın vizyoner liderliğinin bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Son dönemde yapay zeka ve grafik teknolojilerinde büyük atılımlar yapan Nvidia, özellikle oyun sektörü ve veri merkezi çözümleriyle dikkat çekiyor. Huang’ın stratejik adımları ve liderliği, şirketin hisse senetlerini rekor seviyelere çıkardı. Bu hızlı yükseliş, onun kişisel servetini de inanılmaz bir noktaya taşıdı. Nvidia, pazarın hızla genişleyen yapay zeka uygulamaları sayesinde gelecekte daha da büyüme potansiyeline sahip görünüyor.
Sektörün lideri el değiştirdi
Intel, yıllarca yarı iletken sektörünün lideri olarak görülse de son yıllarda özellikle yapay zeka ve yüksek performanslı bilgisayar teknolojilerinde yaşadığı zorluklar dikkat çekiyor. Huang’ın kişisel servetinin Intel’in piyasa değerini aşması, sektördeki dinamiklerin nasıl değiştiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Nvidia’nın ürünleri, özellikle son dönemde yapay zeka destekli grafik kartları ve çiplerdeki yenilikler ile Intel’e karşı ciddi bir avantaj sağlamış durumda.
Jensen Huang, Nvidia’nın liderliğinde sadece kendi servetini değil, aynı zamanda teknoloji dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı başardı. Bu başarı, Nvidia’nın gelecekte de yenilikçi çözümlerle teknoloji dünyasında hükmetmeye devam edeceğinin bir sinyali olarak kabul ediliyor.
Xiaomi, Android 15 tabanlı HyperOS 2.0 güncellemesini duyurdu. Güncellemenin hangi modellerde kullanılacağı belli oldu ve ilk olarak bir düzineden fazla Xiaomi ve Redmi akıllı telefon için desteklenecek. Google, Android 15’in kararlı sürümü üzerinde çalışmalarını tamamlamak üzere ve güncellemenin ilk olarak Pixel cihazlarında sunulması bekleniyor. Bu sırada diğer üreticiler de güncelleme hazırlıklarına hız verdi.
HyperOS 2.0 güncellemesi, Xiaomi’nin Android 15 tabanlı yeni işletim sistemi olarak Ekim ayında piyasaya sürülmesi bekleniyor. Resmi lansman tarihi henüz açıklanmasa da, dahili testler bir düzineden fazla cihazda başladı. İlk güncellemeyi alacak cihazlar arasında Xiaomi 15, Xiaomi 14, Xiaomi 13, Xiaomi Civi 2, Xiaomi Pad 6S Pro, Xiaomi Mix Flip ve Xiaomi Mix Fold 4 yer alıyor. Redmi serisinde ise, güncellemenin ilk olarak Redmi K70, K60 ve Redmi Note 13 serisine ulaşması bekleniyor.
Güncelleme alacak cihazlar
Model
Güncelleme Kodu
Xiaomi 14
OS2.0.0.24.VNCCNXM
Xiaomi 14 Pro
OS2.0.0.22.VNBCNXM
Xiaomi 14 Ultra
OS2.0.0.16.VNACNXM
Xiaomi 13 Ultra
OS2.0.0.1.VMACNXM
Xiaomi MIX Fold 4
OS2.0.0.1.VNVCNXM
Xiaomi MIX Flip
OS2.0.0.2.VNICNXM
Xiaomi Pad 6S Pro
OS2.0.0.24.VNXCNXM
Xiaomi Civi 2
OS2.0.0.1.VLLCNXM
Redmi K70
OS2.0.0.1.VNKCNXM
Redmi K70 Pro
OS2.0.0.1.VNMCNXM
Redmi K70 Ultra
OS2.0.0.14.VNNNCNXM
Redmi K60 Ultra
OS2.0.0.22.VMLCNXM
Redmi K70E
OS2.0.0.1.VNLCNXM
Redmi Note 13 Pro 5G
OS2.0.0.1.VNRCNXM
Redmi Note 13R
OS2.0.0.1.VNUCNXM
HyperOS 2.0’ın sunacağı yenilikler
HyperOS 2.0, hem Android 14 hem de Android 15 tabanlı olarak piyasaya sürülecek ve birçok Xiaomi, Redmi ve POCO cihazına ulaşacak. Bu güncellemeyle birlikte, gizli kameraları tespit edebilen özellikler, AI entegrasyonu, geliştirilmiş ses tanıma, fotoğraf ve video düzenleme, kişiselleştirilmiş uygulama önerileri gibi yenilikler bekleniyor. Ayrıca, yenilenmiş bir kullanıcı arayüzü tasarımıyla birlikte daha akıcı animasyonlar ve geliştirilmiş çoklu görev deneyimi sunulması hedefleniyor.
Küresel lansman tarihi
Rapora göre, HyperOS 2.0 güncellemesi, Aralık ayında küresel olarak piyasaya sürülebilir. Ancak küresel kullanıcıların biraz daha beklemesi gerekebilir; daha geniş bir lansmanın potansiyel olarak Ocak 2025’te gerçekleşmesi bekleniyor.
Google’ın yapay zeka aracı YouTube videolarını podcast’lere dönüştürüyor. Google’ın yapay zeka (AI) destekli dizüstü bilgisayarı NotebookLM, artık kullanıcıların uzun YouTube videolarını “özlü, AI tarafından oluşturulmuş podcast’lere dönüştürerek zamandan tasarruf etmelerini ve çalışma verimliliğini artırmalarını” sağlıyor. NotebookLM’nin bu en son özelliği, kullanıcıların genel YouTube URL’lerini ve ses dosyalarını doğrudan dizüstü bilgisayarlarına eklemelerine ve çalışma kılavuzları oluşturmalarına olanak tanıyan Eylül güncellemesinin hemen ardından geliyor.
NotebookLM videoları podcast haline getiriyor
Bu güncelleme vlog’lar veya GRWM videoları için uygun olmasa da, YouTube’da tartışmalar, konferanslar, röportajlar ve diğer benzeri bilgilendirici içerikler izliyorsanız, bu kullanışlı bir araç olabilir. Özellikle uzun mesafelerde seyahat ederken veya örneğin parkta gününüzü geçirirken yeni bilgileri sindirmekten hoşlanıyorsanız tercih edilebilir. Ayrıca kendi podcast bölümlerinizi düzenleyebilir ve hareket halindeyken dinleyebilirsiniz. Bu, WiFi’ye bağlı değilseniz bir YouTube videosuyla her zaman mümkün değildir.
NotebookLM hala deneysel aşamadadır, ancak dijital not defteri 2023 lansmanından bu yana kaynak tabanını genişletiyor. NotebookLM, PDF’ler, Google Dokümanlar veya Slaytlar, yapıştırılmış metin, ses dosyaları, YouTube bağlantıları veya web URL’leri olabilen notları (kaynaklar olarak adlandırılır) toplar.
Öncelikle NotebookLM web sitesini veya Google Labs’ı ziyaret edin ve NotebookLM’yi Dene’ye tıklayın. Oturum açmak ve yeni bir not defteri oluşturmak veya mevcut bir not defterine erişmek için bir Google hesabına ihtiyacınız olacak. Öncelikle NotebookLM web sitesini veya Google Labs’ı ziyaret edin ve NotebookLM’yi Dene’ye tıklayın. Oturum açmak ve yeni bir not defteri oluşturmak veya mevcut bir not defterine erişmek için bir Google hesabına ihtiyacınız olacak.
Google, AI podcast’ini oluşturan Sesli Genel Bakış özelliğinin sınırlamaları olduğunu; örneğin, daha büyük not defterleri için bir Sesli Genel Bakış oluşturmanın birkaç dakika sürebileceğini ve sonuçların yanlışlıklar içerebileceğini belirtti.
Samsung, bugün düzenlenen Samsung Geliştirici Konferansı‘nda One UI 7‘nin kararlı sürümünün 2025 yılında yayınlanacağını resmen duyurdu. Merakla beklenen bu güncellemenin, Galaxy S25 serisi ile birlikte geleceği belirtildi. Bu açıklama, birçok Samsung kullanıcısı için büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu.
One UI 7 Beta Sürümü Ne Zaman Kullanıma Sunulacak? Samsung, One UI 7 beta sürümünün yıl sonuna kadar yayınlanacağını açıkladı. Beta sürümü, ilk olarak Galaxy S24serisi ve muhtemelen Galaxy S23 serisi için kullanıma sunulacak. Ayrıca, Galaxy Z Fold 6 ve Galaxy Z Flip 6 gibi Samsung’un en son katlanabilir cihazlarına da bu beta sürümünün gelmesi bekleniyor.
One UI 7.0, Samsung cihazlarına birçok yeni özellik ve iyileştirme getireceği için büyük bir heyecanla bekleniyor. Şirketin, büyük hataları ve performans sorunlarını önlemek amacıyla yazılım üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığı görülüyor.
One UI 7 neler sunacak?
Yeni güncellemenin sunacağı bazı özellikler şunlar:
Yeni sistem uygulama simgeleri
Yeni arka plan arayüzü
Kilit ekranının alt kısmında yeni bir kontrol alanı
Aşağı çekilebilir kısayol çubuğu ve bildirim menüsü
Sol üst köşedeki bildirim çubuğundaki hap şeklindeki kullanıcı arayüzü öğesi, daha fazla uygulama görüntüleyebilir
Kesintiye uğratılabilir animasyonlar eklendi ve uygulama açma-kapama animasyon eğrisi optimize edildi
Yeni pil simgesi ve şarj animasyon çubuğu
Yeni kamera arayüzü
5G üzerinden SMS gönderme desteği
Yeni bildirim açılma ve kapanma animasyonları
Kilit açma animasyonu eklendi
Yeni düğme dokunma ve sayfa geri dönüş animasyonu
Çeşitli boyutlarda birçok yeni masaüstü widget’ı
Daha fazla kilit ekranı widget’ı eklendi
Büyük klasörler eklendi
Android 15 alacak Samsung modelleri
Samsung, Android 15 güncelleme politikasını henüz açıklamamış olsa da, firmanın Galaxy S24 öncesi akıllı telefonlarına dört büyük güncelleme sağladığı biliniyor. Ayrıca, giriş ve orta seviye akıllı telefonlarına verdiği güncelleme desteği de dikkat çekiyor. Aşağıda, Android 15 (One UI 7.0) alması beklenen modeller yer almaktadır:
Otonom taksiler şimdiye kadar sadece çalışanların kullanımına sunulmuştu ancak şirket, hizmeti halka açarak Teksas şehrinde ticari lansmana önemli bir adım daha yaklaştı. Şimdilik seçili müşteriler, firmanın kendi Waymo One uygulaması üzerinden Waymo taksi siparişi verebilecek.
Waymo taksiler ulaşım ağına dahil oluyor
Haber, X’te şu açıklamayı yapan bir gönderi aracılığıyla duyuruldu. Açıklamada: “Bu hafta, ilgi listemizden Austin’e gelen yolcuları tamamen otonom yolculuk çağırma deneyimimizi denemeleri için karşılamaya başlıyoruz. Yolcular, önümüzdeki yılın başlarında ticari lansmanımıza hazırlanırken şehrin 37 mil karelik bir alanını kat edecekler” ifadeleri yer aldı.
Potansiyel müşteriler bir süredir Waymo’nun web sitesinde yer alan “ilgilenenler listesine” kaydolmaya davet ediliyordu. Hizmet 7/24 çalışacak, ancak ilk filoda kaç adet sürücüsüz taksinin konuşlandırılacağı henüz belirsiz.
Waymo tarafından yayınlanan bir harita, lansmanda kapsama alanının Hyde Park’tan Downtown’a, South Lamar ve Montopolis’e kadar geniş olacağını gösteriyor. Herhangi bir ücretin uygulanıp uygulanmayacağı henüz doğrulanmadı, ancak Waymo’nun önceki lansmanları, ücretler tanıtılmadan önce hizmetin bir süre ücretsiz olacağını gösteriyor.
Austin, Waymo’nun dönüştürülmüş Jaguar I-Pace otonom taksilerinin halka sunulduğu San Francisco , Phoenix ve Los Angeles’ın ardından dördüncü şehir olacak. Gelecek yıl Uber anlaşmasının lansmanı için beşinci şehir olan Atlanta da planlanıyor. Eylül ayında duyurulan çok yıllık ortaklık kapsamında şirketin otonom araçları, araç çağırma devinin uygulamasında sunulacak. Ancak bu hizmet “2025 başlarında” başlatıldığında Waymo One uygulaması Austin’de artık çalışmayacak. Waymo One hizmetinin, geçişin resmileştirilmesinden önce birkaç ay daha çalışması bekleniyor.
İlginç bir şekilde, Waymo’nun bilindik Jaguar SUV’larının yanı sıra, Çinli marka Zeekr tarafından sağlanan altyapıya sahip ve yeni teknolojilerle donatılmış yeni nesil taksisinin de Austin’de boy gösterme ihtimali var. Şirket, Austin’daki yumuşak lansman haberini doğrulamadan hemen önce X’te: “Bu sonbaharda Waymo One şehirlerimizde Zeekr platformunda 6. nesil Waymo Sürücümüzü test etmeye devam ederken gözünüzü dört açın” paylaşımını yaptı.
LG Chem, lityum-iyon bataryalarda sıklıkla yaşanan termal kaçak sorununa yönelik devrim niteliğinde bir malzeme geliştirdiğini duyurdu. “Safety Reinforced Layer” (SRL) adı verilen bu yeni katman, bataryaların aşırı ısınma durumlarında elektrik akışını erken safhada keserek termal kaçağı önlüyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…
LG, elektrikli araç bataryalarında devrim yaptı
Sadece 1 mikrometre kalınlığında olan bu malzeme, bataryanın katot tabakası ile alüminyum folyo arasına yerleştiriliyor ve sıcaklık 90°C ile 130°C’ye ulaştığında elektriksel direncini hızla artırarak akımı kesiyor.
LG, elektrikli araç bataryalarında devrim yaptı.
Bu yeni teknoloji, bataryalarda meydana gelen patlama ve yangın riskini yüzde 63’ten yüzde 10’a kadar düşürebiliyor. SRL ile donatılan bataryalar, yapılan testlerde ya hiç yanmadı ya da alev aldıktan kısa bir süre sonra söndü.
Özellikle elektrikli araçlarda kullanılan bataryaların güvenliği açısından büyük bir adım olarak görülen bu gelişme, batarya yangınlarının kontrol altına alınmasında önemli bir ilerleme sağlıyor. LG Chem, SRL teknolojisinin mobil cihazlardan elektrikli araç bataryalarına kadar geniş bir alanda uygulanabileceğini ve kısa sürede seri üretime geçmeyi planladığını açıkladı.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce LG firmasının yeni nesil ürünleri sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.
Oyun dünyasının önde gelen isimlerinden Valve, yeni çok oyunculu nişancı oyunu Deadlock’un geliştirilmesinde yapay zekadan faydalanıyor. Valve’in bu hamlesi, Valve Deadlock oyununun başarısı için büyük önem taşıyor. Valve’in deneyimli mühendislerinden Fletcher Dunn, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Deadlock’un eşleştirme algoritmasını optimize etmek için OpenAI’ın dil modeli ChatGPT’yi kullandıklarını belirtti.
ChatGPT ile gelişmiş eşleştirme sistemi
Dunn, ekibiyle birlikte oyunun eşleştirme ve kahraman seçimi algoritmasını iyileştirmek için çeşitli çözümler ararken, ChatGPT’den faydalandıklarını ifade etti. Mühendisler, varsayımsal bir eşleştirme algoritması tanımladıktan sonra, ChatGPT’nin bunu anlayıp kendilerine özgün bir çözüm sunduğunu belirtti. Bu çözüm, matematik dünyasında oldukça bilinen “Macar algoritması” olarak adlandırılan bir yönteme dayanıyor. Dunn, bu algoritmayı kendi başlarına da bulabileceklerini, ancak ChatGPT’nin süreci oldukça hızlandırdığını ve kolaylaştırdığını vurguladı. Bu çalışmalar, Valve Deadlock gibi karmaşık oyunlarda yapay zeka kullanımının önemini gösteriyor.
Deadlock: MOBA ve kahraman nişancı mekanikleri bir arada
Şu anda erken geliştirme aşamasında olan Deadlock, Steam’de en popüler oyunlar arasında hızla yükseliyor. Oyun, Team Fortress 2 ve Overwatch gibi kahraman nişancı unsurlarını, DOTA 2 gibi MOBA oyunlarının koridor tabanlı savaş mekanikleriyle harmanlayarak oyunculara yeni bir deneyim sunuyor. Valve’in çok oyunculu oyunlar ve eşleştirme sistemlerinde yıllara dayanan deneyimi bulunmasına rağmen, şirket bu kez dışarıdan yardım almayı tercih ederek ChatGPT’yi geliştirme sürecine dahil etti. Valve Deadlock gibi projelerde yapay zekanın rolü gün geçtikçe artıyor.
Oyun geliştirme sürecinde yapay zekanın artan rolü
Bu örnek, yapay zeka teknolojilerinin oyun geliştiriciler tarafından sadece sanatsal veya seslendirme gibi görünür alanlarda değil, arka plandaki teknik süreçlerde de kullanıldığını gösteriyor. Giderek daha fazla oyun geliştiricisi, yapay zeka modellerini kod yazma, yönetimsel görevler veya oyun konseptlerini şekillendirme gibi çeşitli alanlarda bir yardımcı olarak kullanmaya başlıyor. Yapılan tahminlere göre, her üç oyun geliştiricisi veya programcısından birinin üretken yapay zeka araçlarından faydalandığı belirtiliyor.
Valve’in Deadlock oyununa yaptığı bu yenilikçi dokunuş, yapay zeka ile oyun geliştirme süreçlerinin nasıl evrildiğini gözler önüne seriyor. Valve Deadlock örneği, bu değişimin en güncel örneklerinden biri.
Yapay zeka teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, video üretimi alanında da devrim niteliğinde yeniliklere kapı aralıyor. Bu alanda öne çıkan isimlerden biri olan Pika Labs, yeni nesil yapay zeka video üretim modeli Pika 1.5‘i piyasaya sürdü. Yeni model, gerçekçi içeriklerin yanı sıra fizik kurallarını hiçe sayan efektlerle kullanıcıların yaratıcılıklarını sınırlandırmadan video üretmelerine olanak sağlıyor.
Pikaffects ile fiziği eğmek mümkün
Pika 1.5 ile gelen en dikkat çekici yeniliklerden biri, fizik kurallarını esneten ve “Pikaffects” olarak adlandırılan özel efektler. Bu efektler, nesneleri ve görüntüleri esnek, komik ve alışılmışın dışında şekillerde dönüştürebiliyor. Kullanıcılar bir düğmeye basarak nesneleri patlatabiliyor, sıkıştırabiliyor ya da popüler internet akımı olan “kekleştirme” videoları gibi nesneleri kek görünümüne dönüştürebiliyor.
Sosyal medyada deneysel videolar
Pika 1.5’in sunduğu yenilikler, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Özellikle X (eski adıyla Twitter) platformunda Pika ile üretilen deneysel videolar hızla yayılıyor. Kullanıcılar, Pika’nın eğlence odaklı yeni sürümünü deneyerek yaratıcılıklarını sergiliyor. Diğer yapay zeka video üretim platformları genellikle gerçekçilik ve sanal kamera kontrolüne odaklanırken, Pika Labs daha yaratıcı ve esnek bir yaklaşım benimseyerek farklılaşmayı hedefliyor.
Pika 1.5, yalnızca özel efektlerle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda kullanıcıların sinematik kalitede videolar oluşturmasını da kolaylaştırıyor. Artık beş saniyelik yüksek kaliteli videolar üretilebiliyor ve bu videolara gerçekçi hareketler, koşma, kaykay yapma ya da uçma gibi efektler eklenebiliyor. Bu süreçte, bazı profesyonel çekim tekniklerinin de kullanılmasına olanak tanınıyor.
Pika, ilk olarak Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 35 milyon dolarlık A Serisi yatırım turu ile dikkat çekmişti. Ancak Pika’nın 1.0 sürümü, yapay zeka alanında hızla ilerleyen rakiplerinin gerisinde kalmıştı. Şimdi, Pika 1.5 ile platform güçlü bir geri dönüş yapıyor ve video üretiminde sınırları zorlayan yeniliklerle kullanıcılarının karşısına çıkıyor.
Fiyatlandırma ve erişim
Pika 1.5 ile üretim maliyetlerinde de bazı değişiklikler yapıldı. Artık beş saniyelik bir video üretimi 15 krediye mal oluyor. Bununla birlikte, yeni modelin yüksek güç gereksinimleri nedeniyle video üretim sürelerinin daha uzun olabileceği belirtiliyor. Ücretli Pika kullanıcıları, yeni özelliklerden faydalanabiliyor ve isterlerse eski sürüm olan Pika 1.0‘a geri dönebiliyorlar.
Pika 1.5‘i deneyimlemek isteyen kullanıcılar, platformun web sitesini (pika.art) veya firmanın Discord sunucusunu kullanarak bu yenilikçi teknolojiyle tanışabilirler.