Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 539

Yapay zeka açık kaynak olabilir mi?

0

Yapay zekanın ilk köklerinin 1960’ların açık dil Lisp’inden kaynaklanması değil. ChatGPT , Llama 2 ve DALL-E gibi başlık yapay zeka üretici modelleri sağlam, açık kaynaklı temeller üzerine inşa edilmiş. Ancak, bu modeller ve programların kendileri açık kaynaklı değil.

Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in Threads’deki bir yazıda Llama 3.1’i tanıtırken “Açık kaynaklı yapay zeka ileriye giden yoldur” dediğini ve Meta’nın “açık kaynaklı yapay zekanın endüstri standardı haline gelmesi yolunda bir sonraki adımı attığını” söylediğini biliyorum.

Yapay zeka açık kaynak ekosistemine uyumlu kalacak mı?

Zuckerberg, Nvidea CEO’su Jensen Huang ile SIGGRAPH’ta yaptığı konuşmada: “Açık kaynağı fedakarlıktan dolayı takip etmiyoruz. Ancak ekosisteme fayda sağlayacağına inanıyorum. Bunu, güçlü bir ekosistem yaratarak tekliflerimizi geliştireceğini düşündüğümüz için yapıyoruz.. Bu bencilce gelebilir, ancak bu şirketi bir süre kurduktan sonra, önümüzdeki 10 veya 15 yıl için hedeflerimden biri, sosyal deneyimlerimiz için temel teknolojiyi inşa edebilmemizi sağlamak” dedi.

Artık yapay zekayı yönlendiren yenilikçi yazılımların çoğu açık kaynaklı. TensorFlow, birden fazla programlama dilini destekleyen ve makine öğrenimi için kullanılan çok yönlü bir öğrenme çerçevesidir. PyTorch, dinamik hesaplama grafikleri ve akla hemen gelen  derin öğrenme uygulamalarında kullanım kolaylığı nedeniyle popüler. LLM’ler ve bunlar üzerine inşa edilen programlar ise bambaşka bir hikaye. En popüler AI sohbet robotlarının ve programlarının hepsi tescilli.

Amazon Web Services (AWS) Açık Kaynaklı Yapay Zeka/Makine Öğrenimi Stratejisti julia ferraioli’nin bir blog yazısında belirttiği gibi, mevcut OSI açık kaynaklı yapay zeka tanımı 0.08 taslağında, “‘açık kaynaklı yapay zeka’ olarak etiketlenmek isteyen bir sistemin yayınlaması gereken tek veri yönleri şunlardır: eğitim metodolojileri ve teknikleri; eğitim verilerinin kapsamı ve özellikleri; eğitim verilerinin kaynağı (verilerin nasıl elde edildiği ve seçildiği dahil), eğitim verilerinin etiketleme prosedürleri ve eğitim verilerinin temizleme metodolojisi” diyor.

OSI, araştırmacılar, avukatlar, politika yapıcılar, aktivistler ve Meta, Google ve Amazon gibi büyük teknoloji şirketlerinin temsilcileri ve Linux Vakfı ve Alfred P. Sloan Vakfı gibi gruplardan oluşan 70 kişinin yardımıyla uygulanabilir bir tanım bulmak için çabalıyor. Amaç, 27-29 Ekim tarihleri ​​arasında Kuzey Karolina , Raleigh’de düzenlenecek olan bir  sonraki All Things Open konferansında Açık Kaynaklı Yapay Zeka Tanımı’nın kararlı bir versiyonunu sunmak.

Muon Space, uydu platformu için 56 milyon dolar topladı!

California merkezli Muon Space, müşterileri adına düşük Dünya yörüngesinde uydular tasarlıyor, inşa ediyor ve işletiyor.

Hydrosat gibi bazı müşteriler kendi yüklerini sağlarken, Earth Fire Alliance gibi bazıları Muon tarafından geliştirilen yükleri kullanıyor. Muon’un iş modeli, uzaya erişim için yeni bir paradigma sunuyor. Müşteriler, uydu donanımı ve uçuş yazılımı geliştirme, görev operasyonları ve veri işleme gibi süreçlerde yıllar harcamak yerine Muon’un uçtan uca hizmetinden yararlanabiliyor.

Girişim, bu yıl yalnızca Halo uydu platformu için müşterilerden 100 milyon dolardan fazla taahhütlü sözleşme aldığını belirtti. Buna, ismi açıklanmayan müşteriler için 10 uzaktan algılama uydusu tasarlamak üzere bu yılın başlarında duyurulan 60 milyon dolarlık anlaşmalar da dahil. Son dönemde şirket, Sierra Nevada ile Vindlér uzaktan algılama takımyıldızı için üç uzay aracı geliştirmek üzere yeni bir anlaşma da duyurdu. Muon tarafından inşa edilen ilk Vindlér uydusunun 2025 yılında fırlatılması planlanıyor.

Bu B Serisi yatırım turuna Activate Capital öncülük etti ve Acme Capital ile yatırımcılar Costanoa Ventures, Radical Ventures ve Congruent Ventures da katıldı. Bu tur, 2022 yılında gerçekleşen A Serisi ve 2021’deki tohum yatırım turu dahil olmak üzere, şirketin toplam sermayesini 91 milyon doların üzerine çıkardı.

Şirket, yaklaşımıyla uzaya erişimi daha erişilebilir ve ekonomik hale getirmeyi hedefliyor. Ayrıca, şirketin yeni uydu geliştirme anlaşmaları ve yatırımcı ilgisi, Muon’un gelecekteki büyüme potansiyelini gösteriyor.

Bu, özellikle uzay teknolojilerinin hızla geliştiği ve daha fazla şirketin bu alana girdiği bir dönemde önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Samsung, dünyanın en ince DRAM paketlerinin seri üretimine başladı!

Samsung, yeni paketleri inşa etmek için optimize edilmiş baskılı devre kartı (PCB) ve epoksi kalıplama bileşiği (EMC) dahil olmak üzere yeni bir paketleme tekniği kullandı.

Ayrıca, paket yüksekliğini daha da azaltmak için optimize edilmiş bir geri taşlama süreci uygulandı. Bu tasarım iyileştirmesi, yüksek performanslı işlemcilere sahip akıllı telefonlarda, özellikle de gelişmiş cihaz içi AI yeteneklerine sahip olanlarda, termal yönetimi önemli ölçüde iyileştiren daha iyi bir hava akışını mümkün kılıyor.

Samsung, yeni 0.65 mm LPDDR5X paketlerinin tipik LPDDR5X modüllerine göre %9 daha ince olduğunu ve önceki nesil LPDDR5X cihazlara kıyasla ısı direncini %21.2 oranında iyileştirdiğini belirtti.

Samsung Electronics Bellek Ürün Planlama Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı YongCheol Bae, “Samsung’un LPDDR5X DRAM’ı, ultra kompakt bir pakette yalnızca üstün LPDDR performansı değil, aynı zamanda gelişmiş termal yönetim sunarak cihaz içi yüksek performanslı AI çözümleri için yeni bir standart belirliyor. Müşterilerimizle yakın işbirliği içinde sürekli yenilik yapmaya ve düşük güç tüketimli DRAM pazarının gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayan çözümler sunmaya kararlıyız.” dedi.

Bu ince LPDDR5X DRAM paketlerinin kullanımıyla akıllı telefonların ne kadar inceltilebileceğini söylemek zor. Ancak, cihaz üreticileri genellikle cihazlarını daha ince hale getirmek için çeşitli teknikler kullanır. Bu doğrultuda, akıllı telefon üreticilerinin cihazlarını daha ince hale getirme çabalarına devam etmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra, daha ince koruyucu camlar, daha ince baskılı devre kartları ve en önemlisi daha ince piller kullanarak bu hedefe ulaşmaya çalışacaklardır.

Daha ince LPDDR5X DRAM paketleri, akıllı telefonların daha ince hale gelmesine katkıda bulunacak, ancak belirleyici bir faktör olmayacaktır. Yine de, daha ince DRAM paketleri cihazların içindeki hava akışını iyileştirerek performanslarını olumlu yönde etkileyebilir.

İleriye dönük olarak, Samsung’un LPDDR5X ürün yelpazesini genişletmeyi planladığı bildiriliyor. Şirket, kompakt paketlerde 6 katmanlı 24 GB ve 8 katmanlı 36 GB modüller geliştirmeyi amaçlıyor, ancak bu yeni bellek modüllerinin gerçek kalınlığı konusunda bilgi vermekten kaçınıyor.

Samsung, yapay zeka güvenliğinde açık bulana 1 milyon dolar ödül veriyor!

Samsung, kullanıcı verilerinin ve cihaz güvenliğinin korunmasına verdiği önemi bir kez daha gösterdi. Yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde “beyaz şapkalı” hackerlar ve yetenekli yazılımcıları teşvik etmek amacıyla yeni bir ödül programı başlattı.

Samsung’un 2017 yılından beri devam eden Mobil Güvenlik Ödül Programı ile bugüne kadar etik hackerlara 5 milyon dolar ödül dağıtıldı. Geçtiğimiz yıl ise 113 araştırmacı toplam 827 bin dolarlık ödülün sahibi oldu.

Şimdi ise, Samsung Mobil Yapay Zeka Güvenliği adlı yeni bir program ile yapay zeka odaklı yazılımlardaki güvenlik açıklarını bulanlara rekor ödüller vaat ediliyor. 1 milyon dolarlık büyük ödül de bu program kapsamında verilecek.

Ödülü kazanmak için neler yapmak gerekiyor?

Samsung, özellikle aşağıdaki güvenlik açıklarını tespit edenleri ödüllendireceğini açıkladı:

  • Yüksek yetkili hedeflerde keyfi kod çalıştırma: Sistemde yetkisiz kod çalıştırılmasına olanak sağlayan açıklar.
  • Kullanıcı veri tabanına erişim ve veri çıkarımı: Kullanıcı verilerinin yetkisiz kişilerce ele geçirilmesini sağlayan açıklar.
  • Cihaz kilidini kırma: Cihazın güvenlik mekanizmalarını aşarak yetkisiz erişim sağlayan açıklar.
  • İzinsiz uygulama yükleme: Cihaza yetkisiz uygulamaların yüklenmesine izin veren açıklar.
  • Cihaz koruma sistemlerini aşma: Cihazın güvenlik sistemlerini devre dışı bırakmayı sağlayan açıklar.

Samsung’un milyarlarca kullanıcısı olduğu düşünüldüğünde, yazılımlarındaki bir güvenlik açığının yaratabileceği potansiyel zarar oldukça büyük. Bu nedenle şirket, güvenlik açıklarını erkenden tespit ederek önlem almak için büyük ödüller vadediyor.

Yazılım ve siber güvenlik alanında yetenekliyseniz, Samsung’un bu ödül programı sizin için büyük bir fırsat olabilir. Hem yeteneklerinizi kanıtlayabilir hem de büyük ödüllerin sahibi olabilirsiniz. Detaylı bilgi için Samsung’un resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

İstanbul’da küresel bir e-ihracat deneyimi yaşanacak!

İgexx, İstanbul’da ticaretin kalbinin attığı ve kültürlerin, kıtaların kesiştiği unutulmaz bir deneyime davet ediyor: Küresel E-İhracat Deneyimi! Bu prestijli etkinlik, 4-5 Eylül 2024 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek ve küresel piyasaların önde gelen isimlerini, yenilikçi girişimcileri, sektörün üst düzey yöneticilerini ve dijital ticaretin profesyonellerini bir araya getirecek.

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı’nın(İhracat Genel Müdürlüğü) himayesinde, Elektronik Ticaret Derneği (ETİD) tarafından düzenlenen ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile stratejik ortaklık içinde gerçekleştirilen İstanbul Küresel E-İhracat Deneyimi, küresel pazar liderleri, e-ticaret satıcıları, perakendeciler, distribütörler, entegratörler ve e-ihracat konsorsiyumlarını ağırlayacak. Etkinlik, e-ihracat ekosistemini bir araya getirerek, sektörün geleceğini şekillendirecek trendler, stratejiler ve teknolojiler hakkında derinlemesine bilgiler sunmayı hedefliyor.

Ulusal ve uluslararası 100’den fazla konuşmacı ve 3.500’den fazla üst düzey katılımcının yer alacağı bu etkinlik, uluslararası iş birliklerini güçlendirmek, stratejik ortaklıklar kurmak ve sürdürülebilir büyüme yollarını keşfetmek isteyen profesyoneller için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Bu etkinlikte moderatör ve konuşmacı olarak Vedat Karabulut’ta yer alacak. Konusu ise “E-Ticaret İçin Konsorsiyum Modeli” olacak. Ayrıca, İgexx’in etkinliğe PayPal gibi üst düzey katılımlarla destek vereceği belirtildi.

Etkinlik, İstanbul’un tarihi ve büyüleyici atmosferinde gerçekleşecek ve katılımcılara e-ihracatın geleceğini şekillendiren öncülerle tanışma, sektör liderlerinden değerli bilgiler alma, etkileşimli paneller ve ağ kurma fırsatlarını değerlendirme imkânı sunacak. İstanbul Küresel E-İhracat Deneyimi, üç farklı salonda koordine edilen içeriklerle benzersiz bir e-ihracat deneyimi vaat ediyor.

Kimler Katılıyor?

  • Küresel Pazar Yerleri
  • Omnichannel Perakendeciler
  • Dijital Ödeme Sistemleri
  • Perakendeciler
  • Online Satıcılar
  • Girişimciler
  • Üst Düzey Profesyoneller
  • Distribütörler
  • Türkiye’nin En Başarılı KOBİ’leri
  • Alıcılar
  • Hizmet Sağlayıcılar
  • Tedarikçiler
  • Entegratörler

Zirve, küresel pazar yerlerinden, çok kanallı zincir mağazalardan, distribütörlerden, B2B pazar yeri satıcılarından, dijital ödeme sistemlerinden ve e-ticaret hizmet sağlayıcılarından üst düzey yöneticilerin katılımıyla planlanıyor ve +3.000 profesyonelin katılımı bekleniyor.

Edge Computing kenar bilişim veri işleme ve analizinde yeni bir çığır

0

Son teknolojilerin entegrasyonuyla karakterize edilen akıllı üretim, endüstriyel verimlilikte yeni bir çağ başlattı. Bu devrimin merkezinde, işlem kontrolünde uç bilişimin dağıtımı yer alıyor. Bu, işlem yeteneklerini veri üretiminin kaynağına daha da yakınlaştıran bir paradigma değişimi. Bu makalede, uç bilişimin akıllı üretimde işlem kontrolünü dönüştürmedeki kritik rolünü ele alıyoruz. Gerçek zamanlı izleme, öngörücü analiz, uyarlanabilir kontrol stratejileri üzerinde duruyoruz. Ayrıca endüstriyel süreçlerin genel optimizasyonu üzerindeki etkisini inceliyoruz.

Edge Computing kenar bilişim uygulamaları

Proses kontrolü, üretim süreçlerinin verimli ve tutarlı bir şekilde çalışmasını sağlamak için kullanılan yöntemleri ve teknolojileri kapsayan üretim operasyonlarının temel taşı. Geleneksel üretim kurulumlarında, proses kontrol sistemleri genellikle merkezileştirilmişti ve üretim katından merkezi bir kontrol merkezine veri akışı olan hiyerarşik bir yapıya dayanıyordu. Ancak akıllı üretimin gelişi, süreç kontrolüne daha dinamik ve duyarlı hale getirdi. Gerçek zamanlı karar alma, ayarlamalar ve proaktif sorun çözme ihtiyacı artıyor. Uç bilişimin süreç kontrol sistemlerinin yapısına entegre edilmesine yol açtı.

Akıllı üretimde uç bilişimin süreç kontrolüne sağladığı temel katkılardan biri, gerçek zamanlı izleme ve karar alma kapasitesi oldu. Ayrıca geleneksel proses kontrol sistemleri gecikmeyle ilişkili zorluklarla karşı karşıya kaldı. Bu da gerçek zamanlı içgörüler sağlama yeteneklerini engelledi. Böylelikle edge bilişim, verileri yerel olarak işliyor. Bu zorluğu hafifletir ve kritik parametrelerin anında analiz edilmesini sağlıyor. Ayrıca gecikmedeki bu azalmayla, saniyenin onda biri kadar sürede alınan kararların üretim süreçlerinin kalitesi artıyor. Ayrıca verimliliği üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceği senaryolarda özellikle önemli. Edge bilişim, üretim sahasındaki değişen koşullara dinamik olarak uyum sağlama yeteneğiyle süreç kontrol sistemlerini güçlendiriyor. Uçtaki verilerin sürekli izlenmesi ve analizi yoluyla, kontrol sistemleri parametreleri otonom olarak ayarlayabiliyor.

Türkiye’deki Girişimcilere Özel Startup Programı

Yandex, Türkiye için özel olarak hazırladığı Yandex Startup Programı’nı başlattı. ‘Başlangıç’ ve ‘Gelişim’ olmak üzere iki kategori sunan programa katılanlar, Yandex Maps API, Yandex Cloud, Yandex Weather ile Yandex Ads gibi Yandex’in işletmelere yönelik en son teknoloji ve çözümlerine erişim sağlayabiliyor.

Makine öğreniminden güç alan akıllı ürün ve hizmetler geliştiren teknoloji şirketi Yandex, Türkiye’deki girişimlere günümüzün rekabetçi ortamında başarılı olmaları için ihtiyaç duydukları araç ve kaynakları sağlamak üzere tasarladığı Yandex Startup Programı’nı başlattı. İnovasyonu destekleme taahhüdü bulunan Yandex, ister yeni başlasın, isterse bir sonraki büyük atılımına hazırlansın her startup’ın parlama şansını hak ettiğine inanıyor. Yandex Startup Programı, Türkiye için özel olarak tasarlanmış olmasıyla öne çıkıyor.

Startup’lar için iki özel kategori

Program, startup’ların farklı gelişmişlik seviyelerine hitap eden “Başlangıç” ve “Gelişim” olmak üzere iki özel kategori sunuyor. Katılımcılar, Yandex Maps API, Yandex Cloud, Yandex Weather ve Yandex Ads gibi Yandex’in işletmelere yönelik en son teknoloji ve çözümlerine erişim sağlayarak gerçek potansiyellerini ortaya çıkarabilecekler.

Yandex Maps API İş Geliştirme Müdürü Şerza Saka, yöneticisi olduğu Startup Programı ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Girişimciler ve startup’lar dünyayı dönüştüren ve bizi ileriye taşıyacak hizmet ve ürünleri üretme gücüne sahip. Sadece 2023 yılında 901 milyon dolar tutarında 347 yatırım işlemi ile Türkiye’nin startup ekosisteminde aktif bir büyümeye tanık oluyoruz. Yerel girişimcilere dünya standartlarındaki teknolojilere erişim sağlamak ve operasyonlarını kolaylaştırmak adına, işletmeler için mevcut tüm Yandex hizmetlerini tutarlı bir şekilde birleştirerek sunan, Türkiye pazarına özel olarak uyarlanmış bir Startup Programı geliştirdik. Tech İstanbul, Türk Telekom Ventures ve Startup Market gibi Türkiye’deki bir dizi hızlandırıcı ve kuluçka platformuyla ortaklık kurarak şimdiden belirli bir yol katettik. Bu sadece bir başlangıç. Güçlü araç ve hizmetlerimizden oluşan bir paketle, Türkiye’deki startup ve işletmelerin hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olma konusunda kararlıyız.”

Yandex Startup Programı ne sunuyor?

Yandex Startup Programı’na katılmak, tek bir ekosistemdeki tüm temel araçlara özel koşullarda erişim sağlıyor. Startup’lar, katılımcı tüm servislerin çözümlerini kullanmayı seçebilecekleri gibi ihtiyaçlarına en uygun belirli servisleri de seçebiliyor.

Programın bir parçası olan Yandex hizmetleri:

Yandex Maps API: Web siteleri veya uygulamalar için detaylı interaktif haritalar, lojistiği optimize etmek ve müşteri hizmetleri kalitesini artırmak için özel yönlendirme, navigasyon ve coğrafi konum çözümleri.

Yandex Cloud: Ölçeklenebilir altyapı, veri depolama, işleme ve analiz, makine öğrenimi ve geliştirme araçları ve iş birliği için hizmetler.

Yandex Weather: Dünya çapında herhangi bir konum için doğru ve kapsamlı bir şekilde yerel tahminler sağlayan yapay zekâ tabanlı bir hava durumu ve iklim hizmeti.

Yandex Ads: Web siteleri ve uygulamalar için reklam çözümleri ve analitik araçlar.

Yandex Startup Programı’na katılmak isteyen startup’lar, buradan başvuruda bulunabilirler.

Microsoft, çalışanlarının güvenlik performansını artırmaya çalışıyor!

Microsoft CEO’su Satya Nadella, büyük siber saldırılar ve hükümetten gelen eleştiriler sonrası güvenliği “en yüksek öncelik” olarak belirlemişti. Ancak bu bile CrowdStrike olayını engelleyemedi.

Şirket, bu alanda daha fazla çaba gerektiğini fark ederek şimdi güvenliği doğrudan çalışan performans değerlendirmeleri ve ücretlendirmelerle ilişkilendiriyor.

Ede edilen bir iç yazışmada, Microsoft İnsan Kaynakları Başkanı Kathleen Hogan, şirketin yeni “Güvenlik Temel Önceliği” politikasını açıkladı. Bu politika, Nadella tarafından başlatılan önceki “Güvenli Gelecek” girişiminin üzerine inşa ediliyor. Hogan, CEO’nun sözlerini hatırlatarak çalışanların her zaman “güvenlik her şeyin önünde gelir” ilkesiyle hareket etmeleri gerektiğini belirtti.

Ancak bu yeni politika, güvenliği teşvik etme konusunda daha sert bir yaklaşım benimsiyor. Güvenliğe odaklanmayan çalışanlar, terfi, maaş artışı ve primler gibi ödüllendirmeler konusunda olumsuz etkilenebilir. Microsoft, çalışanlarının yalnızca uyum gerekliliklerini karşılamakla yetinmemesini, aynı zamanda güvenliği işlerinin her aşamasına entegre etmelerini bekliyor. Tüm çalışanlar, düzenli performans görüşmeleri sırasında güvenliği nasıl önceliklendirdiklerini ve geliştirdiklerini göstermek zorunda kalacak ve bu süreç şirketin “Connect” aracı ile takip edilecek.

Ürün geliştirme alanında çalışanlar için bu, güvenliğin tasarım aşamasından itibaren sürece dahil edilmesi anlamına geliyor. Ancak bu politika yalnızca geliştiricilerle sınırlı değil; Microsoft, güvenlik odaklı bir yaklaşımı tüm çalışanlarına, görevlerinden bağımsız olarak aşılamak istiyor. Üst düzey yöneticiler de dahil olmak üzere herkesin belirli güvenlik hedefleri “Connect” değerlendirmelerine bağlanacak.

Microsoft Kuantum bilgisayarlar

Microsoft, yıllardır kötü amaçlı yazılımlar, güvenlik açıkları ve veri ihlalleri nedeniyle sarsılan itibarını yeniden kazanmak istiyor. Şirketin yazılımları ve hizmetleri dünya çapında işletmeler ve hükümetler tarafından kritik sistemlerde kullanılıyor. Bu nedenle güven kaybı, Microsoft için felaketle sonuçlanabilir.

Yeni politika, güvenliği Microsoft’un mevcut çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi öncelikleriyle eşdeğer bir temel ilke olarak belirliyor. Kathleen Hogan, bu politikanın yalnızca bir uyum gerekliliği olmadığını, çalışanların güvenliği önceliklendirmeleri ve sorumluluk almaları gerektiğini vurguluyor.

Bu değişiklikler, bazı Microsoft ürün ve hizmetlerini şimdiden etkiliyor. Örneğin, kişisel Outlook hesapları için Temel Kimlik Doğrulama sistemi gelecek ay kaldırılacak ve yerine Modern Kimlik Doğrulama sistemi getirilecek. Ayrıca, güvenlik risklerini ortadan kaldırmak için hafif Outlook web uygulaması 19 Ağustos’ta kullanımdan kaldırılacak.

Apple, M4 çipli yeni Mac’leri bu yıl piyasaya sürecek!

0

Ancak, tüm Mac modellerinin 2024 yılında M4 güncellemesi alması beklenmiyor; bazıları 2025’e kadar piyasaya çıkmayabilir.

Bloomberg’den Mark Gurman’a göre, M4 çipli birçok MacBook ve iMac modelinin bu yılın sonunda piyasaya sürülmesi planlanıyor. Ancak, MacBook Air, Mac Studio ve Mac Pro modellerinin 2025’e kadar M4 güncellemesi alması beklenmiyor. Gurman ayrıca, Ocak 2023’te piyasaya sürülen mevcut modelin ardından, Mac mini’nin 2024 yılının sonlarına doğru nihayet güncelleneceğini belirtti.

Mevcut Mac Pro, M2 Ultra da dahil olmak üzere M2 serisi çiplerle çalışıyor. Ancak Gurman’ın daha önceki bir raporu, yeni nesil modelin M4 Ultra çiple piyasaya sürülebileceğini ve bu durumun onu piyasadaki en güçlü masaüstü bilgisayarlardan biri haline getirebileceğini öne sürüyor. Ayrıca, Mac Studio’nun da “yüksek performanslı bir M4 çip” alacağı ve muhtemelen 2025’in ortalarında piyasaya sürüleceği belirtiliyor.

Gurman’ın son haber bülteni, yeni nesil Mac serisinin çoğunun donanıma odaklanacağını, ancak tasarımların büyük ölçüde değişmeden kalacağını öne sürüyor. Ancak bir Mac modelinin, selefinden “daha dramatik değişiklikler” alabileceği ve bu durumun onu diğerlerinden ayırabileceği söylentiler arasında. Gurman, hangi modelden bahsettiğini belirtmemiş olsa da, bu modelin Mac Pro veya Mac mini olabileceği düşünülüyor.

Son yıllarda Apple, MacBook Air, MacBook Pro ve iMac modellerinin tasarımlarını yeniledi. Ancak Mac Pro ve Mac mini, Apple Silicon’a geçişten bu yana önemli bir tasarım değişikliği görmedi. Mevcut Mac Pro, 2019 yılında tanıtılan tasarımı koruyor ve Mac mini’nin tasarımı da 2010 modeline oldukça benziyor. Eğer Gurman’ın tahmini doğru çıkarsa, bu cihazlardan biri nihayet uzun zamandır beklenen bir tasarım değişikliği alabilir.

Yeni dizüstü bilgisayarlar ve masaüstü bilgisayarların yanı sıra, Apple’ın iMac için yeni aksesuarlar üzerinde çalıştığı da bildiriliyor. Şirketin, 24 inç iMac modeli için Lightning’den USB-C’ye geçiş kapsamında USB-C aksesuarlarını dahil etmesi bekleniyor.

WAT Mobilite ve WAT Motor’un genel müdürü değişti!

0

Alp Karahasanoğlu, 1 Ağustos itibarıyla Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren WAT Mobilite ve WAT Motor Genel Müdürlüğü görevine başladı.

1995 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olan Karahasanoğlu, mezuniyetinin ardından kariyerine Arçelik’te başladı ve çeşitli pozisyonlarda görev aldı.

2016’da Kurutucu & Elektrik Motorları Ürün Direktörü, 2019’da Pişirici Cihazlar Ürün Direktörü, 2021’de Arçelik Global’de Tedarik Zinciri Kıdemli Direktörü olarak görev yaptı. 2022’den itibaren Beko’da Satın Alma Kıdemli Direktörü olarak çalıştıktan sonra, WAT Mobilite & WAT Motor Genel Müdürü olarak atandı.

Karahasanoğlu, evli ve 1 kız çocuk babasıdır.

Intel Foundry’den 18A yolunda kararlı adımlar!

Intel bugün, Intel 18A’daki öncü ürünleri Panther Lake (AI PC istemci işlemcisi) ve Clearwater Forest’ın (sunucu işlemcisi) fabrikadan çıktığını ve işletim sistemlerinin önyüklendiğini duyurdu. Bu kilometre taşlarına ilk duyurudan yaklaşık 6 ay sonra ulaşıldı ve her iki ürün de 2025 yılında seri üretime başlama yolunda ilerliyor. Şirket ayrıca ilk dış müşterinin Intel 18A’yı önümüzdeki yılın ilk yarısında banttan çıkarmasının beklendiğini duyurdu.

Intel Temmuz ayında, dökümhane müşterilerinin Intel 18A’daki tasarımlarında RibbonFET transistör mimarisinin ve PowerVia güç dağıtımının özelliklerinden yararlanmalarını sağlayan 18A Süreç Tasarım Kiti (PDK) 1.0’ı piyasaya sürdü. Elektronik tasarım otomasyonu (EDA) ve fikri mülkiyet (IP) ortakları, müşterilerin nihai üretim tasarımlarına başlamalarını sağlamak için tekliflerini güncelliyor.

Intel kıdemli başkan yardımcısı ve Intel Foundry genel müdürü Kevin O’Buckley  konu hakkında yaptığı açıklamada “Yapay zekâ dönemi için çoklu sistem döküm teknolojilerine öncülük ediyor ve Intel ve döküm müşterilerimiz için yeni nesil ürünler için gerekli olan eksiksiz bir yenilik paketi sunuyoruz. Kaydettiğimiz ilerleme bizi cesaretlendiriyor ve Intel 18A’yı 2025 yılında pazara sunmak için müşterilerimizle yakın bir şekilde çalışıyoruz” diyor.

Intel Foundry için 18A yolculuğu neden önemli?

Intel’in IDM 2.0 girişimi ve dahili çip üretim planlarında tüm yollar Intel’in fabrikasyon süreç liderliğini yeniden ele geçirmesine ve korumasına çıkıyor. Hem bir çip tasarımcısı hem de sözleşmeli bir çip üreticisi olarak pazarın kazananı olmak için Intel’in bir zamanlar sahip olduğu fabrika teknolojisi liderliğini yeniden kazanabilmesi gerekiyor. Bunun yegane yolu da 4 Yılda 5 Düğüm yol haritasının son düğümleri olan ikiz 20A/18A olarak öne çıkıyor.

Bu kilometre taşları, Intel Foundry’nin dökümhane müşterileri için hem RibbonFET transistörleri hem de PowerVia güç teknolojisini başarıyla uygulayan ilk şirket olduğunu gösteriyor. RibbonFET ve PowerVia, ekosistem EDA ve IP araçları ve süreç akışları sayesinde Intel Foundry’nin Intel 18A aracılığıyla tüm müşterilerine sunduğu çığır açan yenilikler olarak lanse ediliyor. Böylece esnek, daha sürdürülebilir ve güvenilir üretim kapasitesiyle çalışan Intel Foundry, ölçeklendirilen ve daha verimli çalışan yeni nesil yapay zekâ çözümlerini tasarlamak ve üretmek için gereken tüm bileşenleri bir araya getiriyor.

Ek yapılandırmalar veya değişiklikler olmadan işletim sistemlerini başarıyla önyükleyen Panther Lake ve Clearwater Forest, şirketin 2025 yılında Intel’i süreç liderliğine geri döndürmesi beklenen öncü süreç teknolojisi olarak lanse edilen Intel 18A’nın kararlı adımlarla ilerlediği anlamına geliyor. Gerçi Intel geçtiğimiz hafta kabus gibi bir ikinci çeyrek finansal raporu paylaşmıştı ancak firma yapay zekâ yarışında geri kalmamakta kararlı.    

Çip devi ayrıca Panther Lake DDR bellek performansının halihazırda hedef frekansta çalıştığını ve bunun oldukça önemli bir adım olduğunu ifade ediyor.  Gelecek yılın CPU ve yapay zekâ çiplerinin arketipi olan Clearwater Forest, daha yüksek yoğunluk ve güç kullanımı için RibbonFET, PowerVia ve Foveros Direct 3D’yi birleştiren sektörün ilk seri üretim, yüksek performanslı çözümü olacak.

Sosyal medya pazarlama stratejileri markalar için etkili yöntemler

0

4,95 milyar aktif kullanıcıyla sosyal medyanın etkisi tartışılmaz. İşletmelerin dijital dünyada başarısı için bu gücü kullanması gerekiyor. Böylelikle başarılı dijital pazarlamanın hayati bir bileşeni etkili sosyal medya entegrasyonu. Sosyal medya, web sitenizde ve sosyal kanallarınızda etkileşimi artırıyor. Doğru veri toplama ve analizlere yardımcı oluyor. Marka bilinirliğini artırıyor ve KPI takibini basit hale getiriyor.

Sosyal medya pazarlama stratejileri

Facebook’ta 10 milyondan fazla aktif reklamveren var ve 2,08 milyonluk potansiyel bir kitleye ulaşıyor. 2025 yılına kadar Instagram’ın yaklaşık 1.44 milyar kullanıcıya sahip olması bekleniyor. Ayrıca bunların yüzde 90’ının en az bir işletmeyi takip etmesi bekleniyor. X’te (Twitter) saniyede 6.000’den fazla tweet atılıyor. Kullanıcıların yüzde 47’si kültürel olarak etkileşimli markaları tercih ediyor. Ayrıca LinkedIn’de bir işletme sayfası 150 takipçiye ulaştığında büyüme potansiyeli fırlıyor.

Bu istatistikler, pazarlama stratejilerinde sosyal medyayı kullanan markalar için önemli fırsatlardan sadece birkaçını gösteriyor. Ancak, yalnızca çevrimiçi bir varlığa sahip olmak etkileşimi garanti etmiyor. Anahtar nokta sosyal medya platformlarının etkili entegrasyonunda yatıyor.

Sosyal medya entegrasyonu dijital pazarlama erişiminizi genişletmenin yenilikçi bir yolu. Takipçilerinizi web siteniz gibi belirli platformlara yönlendirerek markanızı keşfetmelerini ve onunla bağlantı kurmalarını sağlıyor. Böylelikle entegrasyon, sosyal kanallarınızı kampanyalarınıza dahil ediyor. Doğru yapıldığında müşterileriniz aktif katılımcılar haline gelir ve markanız hakkında konuşmalar başlatıyor.

Sosyal medya platformları web siteniz, e-posta pazarlama kampanyalarınız, ücretli reklamlar, etkileyici pazarlama, mesajlaşma uygulamaları ve topluluk oluşturma dahil olmak üzere çeşitli çevrimiçi (ve çevrimdışı) sistemlere entegre ediliyor. Ayrıca bunları CRM, e-ticaret ve müşteri hizmetleri yazılımlarına entegre edebilirsiniz.

Böylelikle entegrasyon stratejiniz için kullanabileceğiniz en popüler sosyal medya platformları şunlar:

  • Facebook
  • Instagram
  • YouTube
  • LinkedIn
  • TikTok
  • X
  • WhatsApp
  • Pinterest
  • Snapchat
  • Reddit

DT Cloud’a yatırımcı ilgisi büyüyor

DTG, içinde sayısız ürün, servis ve hizmetler barındıran “DT Cloud” bulut platformunu, yatırımcılarından aldığı güçle küresel pazarda giderek daha yaygın hale getiriyor. Dünyada artık stratejik önemde kabul edilen ülkelere ait verilerin ülke içinde kalması gerekliliğine çözüm getiren DT Cloud, 20 yıllık birikimiyle şirketlere verilerini yerli bir bulut platformunda güvende tutma imkanı sunuyor.

Türkiye’nin ilk yerli ve milli self-servis bulut platformu olan DT Cloud, ülkelerin artık giderek daha fazla önem verdiği veri egemenliği konusunda sunduğu hizmetle önemli bir görev üstleniyor ve şirketlere verilerini milli bir bulut platformunda güvenle muhafaza etme olanağını sağlıyor.

Son dönemde 842 milyon 830 bin 824 TL seviyesinde değerleme üzerinden yatırım alan DTG’nin, kurucusu olduğu Omurga Digital Transformation GSYF’ye yapılan yatırım miktarı, şirket tarafından kamuoyuna açıklandı.

Omurga Digital Transformation GSYF’ye doğrudan yapılan yatırım miktarının 63 milyon 172 bin Türk Lirasına yükseldiği bildirdi. DTG’nin yatırımcıları arasında Alper Akcan, Aydonat Atasever, Cengiz Macar, Doğuhan Darcan, İsmail Hakkı Yıldız, Nevzat Aydın, Onur Şalk, Tunç Mehmet Berkman gibi isimler ve İstanbul Gübre San. (İGSAŞ), Vucos Teknoloji gibi şirketler yer alıyor.

Yerli üretime sunduğu katkıyı, aldığı ‘Yerli Malı’ belgesi ile tescilledi

Kısa süre önce aldığı “Yerli Malı Belgesi” ile DT Cloud, müşterilerinin verilerini yerli ve milli bulut platformunda güvende tutuyor.

“Yerli Malı Belgesi”, ülkemizde üretilen ürünlerin yerli malı olduğunu ve bu ürünlerin yerli kaynaklarla üretildiğini onaylar nitelikte olması nedeniyle önem taşıyor. Türkiye’nin ilk yerli ve milli self-servis bulut yönetim platformunu sunan DT Cloud’un yerli üretim standartlarına uygunluğu da bu belge ile tescillendi.

Digital Transformation Group CEO’su Tolga Dinçer
Digital Transformation Group CEO’su Tolga Dinçer

Digital Transformation Group CEO’su Tolga Dinçer:

“Ülkemizin veri egemenliğinin tesisi için yerlileşme hayati önem taşıyor”

Dünyada pek çok ülkenin, kamu kurumlarının ya da yerli şirketlerinin verilerinin ülke içinde kalmasına artık stratejik bir önem atfettiğinin altını çizen Tolga Dinçer, şöyle devam etti:

“Bu nedenle ülkelerin kendi milli yazılımlarını geliştirerek, verilerini korumaları ve ülke içinde tutmaları önem taşıyor. Geçtiğimiz günlerde dünya genelinde yaşanan küresel kesintinin çeşitli ülkelerde nasıl büyük aksaklıklara neden olduğunu gözlemledik. Kamu kurumları ve şirketlerin yerli yazılımları ve çözümleri kullanımı yoluyla çeşitlilik sağlanması durumunda yaşanan bu tür sorunlara karşı oluşacak etkiyi azaltabiliriz. Ülkemizin Dijital Türkiye Vizyonu kapsamında biz DT Cloud ile tüm bu stratejik ihtiyaçlara cevap veren önemli bir görev üstlendiğimizi düşünüyoruz.”

Dinçer, DT Cloud’un vizyonu ve hedefleriyle ilgili şunları kaydetti:

“Dijital dönüşümün ana motoru olan bulut teknolojilerinde kendi bulut yönetim platformuna sahip DT Cloud, kullanıcılarına global bulut sağlayıcılar düzeyinde kolay kullanıma sahip zengin hizmet ve servisleri sunmaktadır. Amacımız bölgenin en büyük lokal bulut servis sağlayıcı olmaktır.

Digital Transformation Group A.Ş. (DTG), 20 yıla yakın bilgi ve iletişim teknolojileri tecrübesi ile, AR-GE kimliğini kullanarak, ülkemizin dijital altyapı sorununu yerli yazılımlarla çözme hedefimiz doğrultusunda 5 yıldır DT Cloud’a yatırım yapıyoruz. Tüm odağımızı bulut teknolojileri ve çözümleri üretmeye yoğunlaştırdık. Alınan son yatırımlarla birlikte DT Cloud, hedefleri doğrultusunda çok daha güçlü şekilde ilerlemeye devam edecek. DTG, bugün yüksek teknoloji geliştiren bir grup olarak bulut üzerinde AI, büyük veri işleme, block-chain gibi servisleri geliştirerek çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor ve hedeflerini büyüterek ilerliyor.”

DTG, Ar-Ge ve Ür-Ge yatırımlarına son yıllarda daha da hız vererek 2018 yılından bu yana bulut tabanlı platformlar geliştiriyor. 5G’ye hazır, kolay uygulanabilir, mevcut altyapılara entegre olabilen, içinde sayısız ürün, servis ve hizmetler barındıran, çok bölgeli ve yerel regülasyonlara tam uyumlu “DT Cloud” bulut platformu, https://dtcloudnow.com yerel bulut pazaryeri kanalıyla bulut servis ve çözümleri sunuyor.

Rotonium, uzayda kullanılabilecek bir kuantum bilgisayar için 1,1 milyon dolar topladı!

Padua’daki Le Village kuluçka merkezinde yer alan Rotonium, bu hedefe ulaşmak için 1,1 milyon dolarlık risk sermayesi fonu topladı.

Fonlama turu, Obloo Ventures ve CDP Venture Capital’in teknoloji transfer fonu tarafından oluşturulan Ulusal Havacılık ve Uzay Teknolojisi Transfer Merkezi Galaxia tarafından finanse edildi.

Şirket, mini boyutlara indirgenebilecek yeni bir tek-foton kübit kuantum işlem birimi (QPU) geliştirmeyi amaçlıyor. Bu merkezi olmayan paradigma, tek-proton QPU kullanan bir kuantum bilgisayarının, büyük soğutma ekipmanlarına ihtiyaç duymadan oda sıcaklığında veya hatta uçuşta ya da uzayda çalışmasını sağlayacak.

Rotonium, fonu bu yeni mimarinin performansını doğrulamak için fotonik bileşenleri geliştirmeye ve potansiyel bir ticari kuantum işlemcisi tasarlamaya yönelik araştırmalara yatırmayı planlıyor. İlk adımları, bileşenlerin entegrasyon testlerini gerçekleştirmek ve daha fazla personel istihdam etmek olacak.

Rotonium CEO’su Roberto Siagri, “Yeni bir fotonik kuantum bilgisayar mimarisinin temellerini attığımız iki yılın ardından, bu yatırım turu, yenilikçi teknolojimizin potansiyelini kanıtlayacak bir silikon fotonik çipin geliştirilmesini hızlandırmamızı sağlayacak.” dedi.

CDP Venture Capital’ın Tech Transfer Fund Başkanı Claudia Pingue ise Rotonium’un araştırmalarının kuantum bilgisayarların yaygın olarak kullanılacağı bir döneme doğru atılan bir adım olabileceğini ifade etti.

Pingue, “Şirketin önerdiği orijinal çözüm, fotonları daha sağlam bir yapılandırmada kullanma imkânını değerlendirdiğinden, daha önce eşi benzeri görülmemiş hesaplama yeteneklerinin kenarda, doğrudan yörüngede kullanılmasını sağlıyor. Bu, karmaşık ve hacimli kurulumlara ihtiyaç duymadan ve yörüngede mevcut enerji gereksinimleriyle uyumlu enerji gereksinimleriyle gerçekleştirilebiliyor.” dedi.

Nvidia yapay zeka eğitimi için insan ömrü kadar zaman ayırıyor!

0

Sızdırılan belgeler Nvidia’nın yapay zekayı eğitmek için günde ‘bir insan ömrü’ kadar video topladığını gösteriyor. Ortaya çıkan şirket içi e-postalar, Slack konuşmaları ve belgeler, Nvidia’nın henüz piyasaya sürülmemiş bir video temel modelini nasıl oluşturduğunu gösteriyor.

Nvidia yapay zeka eğitimi için kararlı

Nvidia’nın yapay zeka ürünleri için eğitim verilerini derlemek amacıyla Youtube ve diğer çeşitli kaynaklardan videolar topladığı, Slack’teki şirket içi sohbetler, e-postalar elde edilen belgelerle ortaya çıktı.

Telif hakkıyla korunan içeriğin bir yapay zeka modelini eğitmek için kullanılmasının yasal ve etik yönleri sorulduğunda, Nvidia uygulamasını “telif hakkı yasasının harfine ve ruhuna tamamen uygun” olarak savundu. 404 Media tarafından görüntülenen Nvidia’daki dahili görüşmeler, proje üzerinde çalışan çalışanların araştırma amaçlı akademisyenler tarafından derlenen veri kümelerinin ve YouTube videolarının kullanımıyla ilgili olası yasal sorunlar hakkında sorular sorduğunda, yöneticilerin onlara şirketin en üst düzeylerinden bu içeriği kullanma iznine sahip olduklarını söylediğini gösteriyor.

Nvidia’nın iç süreçleri hakkında konuşmak için ismini vermediği eski bir Nvidia çalışanı, çalışanlardan Nvidia’nın Omniverse 3D dünya oluşturucusu, otonom araç sistemleri ve “dijital insan” ürünleri için bir yapay zeka modeli eğitmek üzere Netflix, YouTube ve diğer kaynaklardan videolar toplamaları istendiğini söyledi. Şirket içinde Cosmos olarak adlandırılan (ancak şirketin mevcut Cosmos derin öğrenme ürününden farklı olan ) proje henüz kamuoyuna açıklanmadı.

Eski çalışanın aktardığı bilgilere göre, Netflix dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan tam uzunlukta videolar indirmeye çalışıyorlardı, ancak YouTube videolarına odaklanmışlardı. Görüntülenen e-postalar, proje yöneticilerinin Amazon Web Services’ta 20 ila 30 sanal makine kullanarak günde 80 yıllık videoları indirmeyi tartıştıklarını gösteriyor.

Süperkritik jeotermal enerji gerçek mi yoksa rüya mı?

Süperkritik jeotermal enerji, insanlığın milyonlarca yıl boyunca enerji ihtiyacını karşılama vaadinde bulunuyor. Ancak ne kadar pratik? Lux Research’ten Karthik Subramanian’ın yeni bir analizi, bunun olası olmayan ile imkansız arasında bir yerde olabileceğini öne sürüyor.

Süperkritik jeotermal enerji hakkında gerçekler

İlk bakışta, jeotermal enerji parlak bir enerji kaynağı gibi görünüyor. Temiz, Dünya’da öngörülebilir gelecekte medeniyete güç verecek kadar ısı var ve tek yapmanız gereken onu kullanmak için aşağı doğru delmek. Daha da iyisi, süperkritik jeotermal olarak adlandırılan şeydir. Geleneksel jeotermal sistemler, volkanlar veya sıcak su kaynaklarıyla işaretlenmiş alanlara delikler açarak ve ya yere su pompalayarak ve sonra buharı çıkararak ya da kapalı bir boru devresinin içine suyu ısıtmak için bir ısı eşanjörü takarak ısıyı çekerek çalışır.

Bu işe yarıyor, ancak bu tür tesislerin kurulumu çok pahalı ve dünyada inşa edilebilecekleri çok az yer var. Ayrıca çıktıları da sınırlı. Çünkü yalnızca yaklaşık 200 °C (400 °F) sıcaklığa ulaşıyor. Bu da tek bir üretim tesisi için 5 MW’lık bir enerji çıktısına denk geliyor.

Pratikte bu, jeotermal enerjinin dünya elektrik üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 0,5’ini oluşturduğu ve hiçbir yıl yüzde 3,5’ten fazla büyümediği anlamına geliyor. Süperkritik jeotermal, yüzeye yakın 2 km (1,2 mil) kadar derinlikte magma cepleri bularak veya 20 km (12,4 mil) kadar derinlerde sıcak iç Dünya’yı arayarak konsepti bir sonraki seviyeye taşır. Burada sıcaklık ve basınç o kadar yüksektir ki su 373 °C’nin (703 °F) ve 220 barın (3.190,83 lb/in², 217 ATM) üzerinde bir basıncın üzerine ısıtılır. Bu durumda su aşırı ısınır, ancak buhara dönüşemez. Ayrıca normal su veya buharın dört ila 10 katı enerji tutabilir.

Başka bir deyişle, süperkritik bir jeotermal santral 50 MW kapasiteye sahip olabilir ve üç kuyu 42 geleneksel jeotermal kuyunun güç çıkışına sahip olabilir. Ek olarak, süperkritik ısıyı bulmak basitçe bir magma cebi bulma veya herhangi bir yerde yeterince derin kazma meselesidir.

Bu kulağa harika geliyor, ancak bu, delme tekniklerini ve malzemeleri en uç noktaya taşıyan büyük bir mühendislik zorluğu. Sadece inanılmaz derecede derin sondaj delikleri kazılması gerekmez, aynı zamanda herhangi bir geleneksel sondaj kulesini hızla yok edecek basınçlara, gazlara ve aşındırıcı etkilere karşı da dayanıklı olmalıdırlar. Ancak daha büyük bir sorun var.

O güzel süperkritik tabakaya veya kabarcığa ulaşmak için, matkap Kırılgan-Düktil Geçiş Bölgesi (BDTZ) adı verilen bölgeden geçmeli. Basitçe söylemek gerekirse, süperkritik bölgenin üstündeki kaya, böyle bir derinlikteki sıcaklıklara ve basınçlara maruz kaldığında bir değişime uğrar. Kırılgan olmak yerine, kaya esnek ve plastik hale gelir.

Yapay zekanın enerji tüketimi ABD’de sorun oldu!

Raporlara göre ABD şebekesi, büyüyen üretken yapay zeka enerji kullanımının tüketimiyle başa çıkamıyor. Üretken yapay zekanın hızla yayılması, esas olarak AI gelişimini kolaylaştıran veri merkezlerinin enerji ve soğutma gereksinimleri nedeniyle ABD elektrik şebekesi ve su kaynakları üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Yapay zeka teknolojileri ilerledikçe, karmaşık makine öğrenimi modellerini eğitmek ve işletmek için gereken önemli bilgi işlem gücünü sağlamak üzere ülke genelinde yeni veri merkezleri kuruluyor. Bu tesisler, şebekenin artan talebi karşılayıp karşılayamayacağı konusunda endişelere yol açan yoğun elektrik ve su tüketicileri.

Yapay zekanın enerji tüketimi verimlilik projeleriyle çözülemiyor

Yapay zekanın çevresel etkileri, sürdürülebilirlik tasarımına entegre edilmediği sürece endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Bu zorluklarla başa çıkmak için enerji verimliliğini artırma ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapma çabaları devam ediyor.

Örneğin, Google, Microsoft, Oracle ve Amazon gibi önde gelen teknoloji şirketleri, veri merkezi enerji kullanımını yüzde 15’e kadar azaltabilen Arm’ın düşük güç işlemcilerini giderek daha fazla kullanıyor. Ek olarak, üretken AI modellerinin, önceki modellere göre 25 kat daha az güç tüketen Arm tabanlı CPU’lar kullanan Nvidia’nın Grace Blackwell yapay zeka çipinde çalıştığı bildirildi.

Arm’da otomotiv başkanı olan Dipti Vachani: “Bu güç sorunu hakkında şimdi farklı düşünmeye başlamazsak, sahip olduğumuz bu rüyayı asla göremeyeceğiz” dedi. Çip şirketinin düşük güç işlemcileri, veri merkezlerinde güç kullanımını %15’e kadar azaltmaya yardımcı olabildikleri için Google, Microsoft, Oracle ve Amazon gibi büyük şirketler tarafından giderek daha fazla kullanılıyor.

Ancak bu çözümlerin etkinliği konusunda fikir ayrılıkları var. Bir AI görüntüsünün oluşturulması tam şarjlı bir akıllı telefonun oluşturulması kadar enerji gerektirebilir ve tek bir ChatGPT sorgusu bir Google aramasının neredeyse on katı kadar enerji kullanır. Çevre üzerindeki olumsuz etkiler son raporlarla gün yüzüne çıkarıldı: Verimliliğin arttığına dair iddialara rağmen Google’ın sera gazı emisyonları 2019 ile 2023 arasında neredeyse yüzde 50 arttı ve bu kısmen veri merkezlerinin enerji tüketiminden kaynaklandı. Benzer şekilde Microsoft’un emisyonları da 2020 ile 2024 arasında, esas olarak veri merkezi enerji tüketiminin bir sonucu olarak neredeyse yüzde 30 arttı.

İçerik pazarlaması dijital dünyada markanızı öne çıkarmanın yolları

0

Duygusal pazarlama, kitleleri markalarla kişisel ve insani bir şekilde bağlayan bir hikaye anlatıyor. Yeni medya kanalları, cihazlar ve platformlar ortaya çıktıkça, insanların marka hikayelerine bolca erişebilmesini sağlıyor. Dahası, şirketlerin kimliklerini ve vizyonlarını iletmelerinin artık bir sürü yolu var. Bu da duygusal pazarlamayı çok daha basit hale getiriyor.

İçerik pazarlaması ve markayı öne çıkarma stratejileri

Duygusal pazarlama stratejileri doğru kullanıldığında, şirketlerin zorlu bir ortamda kendilerini farklılaştırmalarına yardımcı oluyor. Kurumsal bir varlığa tutku ve odak getiriyor. Ancak, kitleniz üzerinde doğru etkiyi yaratmak istiyorsanız, kampanyanızın otantik ve dürüst hissettirdiğinden emin olmanız gerekiyor. İçerik pazarlaması temelinde duygusal pazarlama yer alıyor.

Duygusal pazarlama kampanyalarınız için fikirler sunmaya başlamadan önce, gerçekte ne anlama geldiğine bakalım. Duygularımızın kararlarımızda oynadığı rol, günümüz pazarlamacılarının görmezden gelemeyeceği bir şey. Hızlı tempolu dünyada, kuruluşların alıcı kişiliğinin ilkel istek ve ihtiyaçlarına hitap ettiklerinden emin olmaları gerekiyor.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen çalışmada, araştırmacılar beyinlerinin duygusal bölgesinde performans bozukluğu olan kişiler ele alındı. Eleştirel düşünebildiklerini ancak seçenekleri hakkında nasıl hissettiklerini anlamadıkları için karar alamadıkları tespit edildi.

Pazarlamada duygusal çekiciliği anlamak söz konusu olduğunda, bilim insanları olumlu duyguların olumsuz duygulardan ziyade arkadaşlarımızı paylaşmaya, retweetlemeye ve bağlantı kurmaya ikna etme olasılığının daha yüksek olduğunu buldu. Bu, pazarlamacıların sadece olumlu haberleri vurgulayarak veya beynin “mutlu” kısmına hitap eden kelimeler kullanarak marka erişimlerini artırabilecekleri anlamına geliyor.

Outbrain araştırması, “en kötü” veya “asla” gibi olumsuz üstünlük sıfatlarının, dikkat çekme söz konusu olduğunda üstünlük sıfatı olmayan bir başlıktan yüzde 30 daha fazla işe yaradığını buldu. Dahası, “en iyi” gibi olumlu üstünlük sıfatları önemli ölçüde daha az çekiciydi. Olumsuz kelimeler, olumlu karşılıklarına göre yüzde 63 daha yüksek bir tıklama oranına sahipti.

Peki duygusal pazarlama kampanyalarıda hangi duygular işe yarıyor? 2014 yılında, Nörobilim ve Psikoloji Enstitüsü tüm insan duygularının dört duyguya dayandığını buldu. Bu duygular: mutluluk, üzüntü, korku/şaşkınlık ve öfke/tiksinti.

Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı bitti: Türkiye için hayati karar!

Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayi atılımlarının şekillendiği Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı tamamlandı. Toplantıda MMU KAAN projesinden Çelik Kubbe projesine kadar pek çok konuda önemli kararlar alındı. İşte Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı ve detayları…

Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisi her geçen gün daha da ilerlemekte. Bununla birlikte yeni silahlar, uçaklar ve mühimmatlar da üretilmekte. Proje bazlı ilerleme ile birlikte bu projelerle alakalı önemli gelişmeler de yaşanmakta. Özellikle de bugün yapılan Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı çok önemli kararlara tanıklık etti.

Bugün itibariyle artık Türkiye’de yürütülmekte olan ve çok önemli sınıfına giren savunma sanayi projeleri karara bağlandı diyebiliriz. Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı ardından yapılan basın açıklamasında;

  • Katmanlı hava savunma sistemlerimiz ile tüm algılayıcı ve silahlarımızın bir ağ yapısı altında birbirleriyle entegre çalışması, ortak hava resminin oluşturulması, gerçek zamanlı olarak harekât merkezlerine ulaştırılması ve yapay zeka destekli olarak karar vericilere sunulmasını temin eden yerli ve millî olarak geliştirmekte olduğumuz ÇELİK KUBBE Projesi,
  • Hava savunma ve füze sistemleri geliştirilmesine ilişkin projeler,
  • Millî Muharip Uçak KAAN projesine ilişkin gelecek dönemde yürütülecek faaliyetler,
  • BAYRAKTAR TB3, AKINCI ve AKSUNGUR silahlı insansız hava araçlarının ve ilgili alt sistemlerin tedarikine yönelik projeler ile sürü yetenekli, kamikaze ve mini insansız hava ve deniz araçları projeleri,
  • Ülkemizin uzay erişim yeteneğinin geliştirilmesine yönelik projeler,
  • Kara, hava ve denizlerimizde durumsal farkındalığımızı artırıcı sistemler ile elektronik harp sistemleri ve mini/mikro insansız hava araçlarına ve sürü yeteneğine sahip kamikaze insansız deniz araçlarına karşı savunma sistemi projeleri,
  • Envanterde yer alan tanklarımızın ve savaş uçaklarımızın yerli ve millî imkânlarla modernizasyonuna yönelik projeler ile hava ve deniz araçlarının motor ve güç aktarma sistemlerinin geliştirilmesine ilişkin projeler,
  • Komuta kontrol, haberleşme ve bilgi yönetim sistemleri tedarikine yönelik projeler,
  • Taktik Tekerlekli Zırhlı Devriye Aracı ve Silah Taşıyıcı Araçlar ile muhtelif kara araçları tedarik projeleri, Kıyı Römorkörü ve Bot Sistemleri tedarikine yönelik deniz araçları projeleri, Kuantum teknolojilerine yönelik altyapı oluşturma projeleri,
  • Ülkemize teknolojik üstünlük kazandıracak ürün ve sistemlerin geliştirilmesinde ihtiyaç duyulan insan kaynağı yetkinlik envanterinin geliştirilmesi, sektörde yaygınlaştırılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanarak değer oluşturulmasına yönelik Savunma Sanayiinde Millî Yetkinlik Hamlesi Projesi

ile ilgili süreçlerin görüşüldüğü ve projelerin karara bağlandığı bilgisine yer verildi.

Yapılan toplantı ile birlikte bahsi geçen projeler karara bağlanmış oldu. Yani projelerin gelecek planları kesinleşti ve kariyer rotaları çizildi. Bununla birlikte bahsi geçen tüm projeler hız kazandı da diyebiliriz. Zira alınan kararlar, projelerin mihenk taşlarını belirlemiş oldu ve süreç hızlandı.

ABD başkanlık seçimi teknoloji devlerini bir araya getirdi!

0

Google, Netflix ve OpenAI yöneticileri, Trump’ın teknoloji desteğine karşı Kamala Harris için bağış toplamayı planlıyor. Silikon Vadisi’nin seçkinleri ve teknoloji milyarderleri, Kamala Harris’in başkanlık yarışının arkasında birleşiyor. Google ve Netflix’ten yöneticiler bağış toplama etkinliği düzenliyor.

Haftalarca Donald Trump, seçimlerde teknoloji trendine hakim gibi göründü ve bazı Silikon Vadisi devleri eski başkanın arkasında toplandı. Ancak, Kamala Harris’in Biden’ın çekilmesinin ardından yarışa katılmasıyla gelgit değişiyor gibi görünüyor. Yakın tarihli bir rapora göre, Google, Netflix ve OpenAI’dan yöneticiler bu ayın sonlarında Washington, DC’de Harris için bir bağış toplama etkinliği düzenliyor.

ABD başkanlık seçimi için teknoloji devlerinin etkisi

Business Insider, ABD seçim kampanyalarının Kasım ayındaki nihai hesaplaşma öncesinde kızıştığı sırada 27 Ağustos’ta büyük bir etkinliğin planlandığını bildiriyor. Organizasyon komitesinin, Google, Netflix ve OpenAI’dan politika liderlerinin yanı sıra JPMorgan, McKinsey & Company ve eBay’den Pierre Omidyar tarafından başlatılan bir vakıf olan Omidyar Network’ten üst düzey temsilcilerden oluştuğu bildiriliyor.

Teknoloji sektöründen gelen önemli destek, Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın Tesla ve SpaceX’ten Elon Musk, Palantir’in kurucu ortağı Peter Thiel, Winklevoss ikizleri ve John Paulson gibi önemli teknoloji figürlerinden aldığı desteklere karşı stratejik bir karşı hamle olabilir. Ayrıca, Trump’ın başkan yardımcısı adayı, teknoloji ve kripto endüstrileriyle bağlantıları olan eski bir girişim sermayedarı olan Ohio Senatörü JD Vance, Silikon Vadisi’nin duruşunu daha da etkileyebilir.

Haftalarca Donald Trump, seçimlerde teknoloji trendine hakim gibi göründü ve bazı Silikon Vadisi devleri eski başkanın arkasında toplandı. Ancak, Kamala Harris’in Biden’ın çekilmesinin ardından yarışa katılmasıyla gelgit değişiyor gibi görünüyor. Yakın tarihli bir rapora göre, Google, Netflix ve OpenAI’dan yöneticiler bu ayın sonlarında Washington, DC’de Harris için bir bağış toplama etkinliği düzenliyor.

er, ABD seçim kampanyalarının Kasım ayındaki nihai hesaplaşma öncesinde kızıştığı sırada 27 Ağustos’ta büyük bir etkinliğin planlandığını bildiriyor. Organizasyon komitesinin, Google, Netflix ve OpenAI’dan politika liderlerinin yanı sıra JPMorgan, McKinsey & Company ve eBay’den Pierre Omidyar tarafından başlatılan bir vakıf olan Omidyar Network’ten üst düzey temsilcilerden oluştuğu bildiriliyor.