Sony, 2024’ün Nisan-Haziran çeyreğinde %10 oranında bir faaliyet kârı artışı sağladı ve bu başarısında görüntü sensörleri ile oyunlar önemli rol oynadı. Japon teknoloji ve eğlence şirketinin kârı, 279 milyar yen (yaklaşık 1,90 milyar $) olarak kaydedildi. Bu rakam, analistlerin tahmin ettiği 275 milyar yenin üzerine çıktı.
Döviz Kuru Etkisi ve Artan Satışlar: Sony’nin görüntü sensörleri işindeki kâr, yaklaşık üç katına çıkarak 36,6 milyar yene ulaştı. Bu artış, akıllı telefon üreticileri için önemli bir tedarikçi olmalarının yanı sıra, döviz kuru etkisiyle de desteklendi. Şirket, yıl genelindeki kâr tahminini %3 artırarak 1,3 trilyon yene yükseltti.
Sony karını artırması ile Finansal Piyasalar ve Ekonomik Endişeler: Son günlerde Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımı ve ABD’den gelen zayıf istihdam verileri, resesyon korkuları ile finansal piyasaları sarstı. Sony Başkanı Hiroki Totoki, kazanç brifinginde döviz kurlarındaki ani dalgalanmalar ve ABD’de ekonomik gerileme olasılığı hakkında endişelerini dile getirdi. Yendeki yükseliş, yatırımcıların Japon çok uluslu şirketlerinin görünümünü yeniden değerlendirmesine neden oldu.
PlayStation 5 Satışları: Sony, ilk çeyrekte 2,4 milyon PlayStation 5 (PS5) satarak geçen yıla göre daha az satış yaptı. Ancak, oyun işinden elde ettiği kârda bir artış gözlemlendi. Şirketin döviz kuru varsayımı, yıl için yaklaşık 145 yen/dolar iken, çarşamba günü 147 civarında işlem gördü; Temmuz başında ise 162 seviyelerindeydi.
Ülkemize teknolojik üstünlük kazandıracak ürün ve sistemlerin geliştirilmesinde ihtiyaç duyulan insan kaynağı yetkinlik envanterlerinin geliştirilmesi, sektörde yaygınlaştırılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik platformların hayata geçirilmesini hedefleyen “Millî Yetkinlik Hamlesi” Projesi başlatıldı.
6 Ağustos 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) ile karara bağlanan Millî Yetkinlik Hamlesi ile; savunma sanayii ekosisteminin yeni dönem gelişimini salt rekabetten ziyade ekosistemin insan yetkinlikleriyle birbirlerini tamamlaması amaçlanıyor. Yeni dönemde yetenek yönetimi çalışmalarını; savunma sanayii ekosisteminde stratejik plandan beslenen, teknoloji yol haritası ile yönlendirilen, yetenek yönetimini inşa eden, performans yönetimini kurgulayan, yetkinlik geliştiren ve değişimi yöneten bir sistem kurmayı hedefliyor.
Savunma Sanayii Akademi tarafından yürütülecek
Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Savunma Sanayii Akademi tarafından yürütülecek olan Millî Yetkinlik Hamlesi ile; yetenek ve yetkinlik değerlerinin merkezde konumlandırılması ve birçok unsurun tek bir çatı altında birleşerek tüm ekosisteme yayılmasının sağlanması hedefleniyor.
Millî Yetkinlik Hamlesi Projesi ile savunma sanayiinde bilgi, beceri, uzmanlık ve kritik deneyim transferlerinin yaygınlaştırılması; iş yapış kültürünün yeni teknolojiler ve davranış modelleriyle yapılandırılması; yetenek yönetimi konusunda davranış normlarımıza uygun çözümlerin geliştirilmesi; yeteneğin değer katan yetkinliklerle güçlendirilmesi; savunma sanayiinde iş tatmininin yükseltilmesi ve bağlılığın artırılması; gelecekte büyük teknolojik problemleri çözmeye aday gençlerimiz için büyük yetkinlik geliştirme fırsatları oluşturulması planlanıyor.
12. Kalkınma Planı’nda yer aldığı üzere, Millî Yetkinlik Hamlesi’nin hedefleri arasında ayrıca, savunma sanayii çalışan sayısının doğru yetkinliklerle 2028 yılında 158.000 hedefine çıkartılarak küresel güç haline getirilmesi ön görülüyor. İlaveten savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu teknik, fonksiyonel, çapraz fonksiyonel, davranışsal, mesleki, liderlik ve iş yapış kültürü ile ilgili yetkinlikleri geliştirmek, dönüştürmek, sektörde yaygınlaştırmak ve değişimi yönetmek de hedeflerin önemli bir diğer ayağını oluşturuyor.
Millî Yetkinlik Hamlesi Projesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün açıklamasında şunları ifade etti:
“Savunma sanayiimizde geliştirdiğimiz her yüksek teknolojinin arkasında insanımız var. Mühendisinden teknisyenine, uzmanından işçisine tüm arkadaşlarımız büyük çaba sarf ediyor. Bizim de temelde inandığımız bir konu var “Yetenek bir şey ama yetkinlik her şeydir”. Doğru yetkinlikler yeteneği farklılaştırıyor, ayrıştırıyor, potansiyelini gösteriyor ve performansını yükseltiyor. Savunma Sanayiinde Millî Yetkinlik Hamlesi Projesi’nin temel çıkış noktası da yetenek olarak kabul ettiğimiz savunma sanayii çalışanları ve adayların yetkinlik gelişimi için doğru adımlar atmak oldu.
Savunma Sanayii Akademi’nin odağındaki millî yetkinliklerin hedef grupları olan lise ve üniversite öğrencileri, yeni mezunlar, genç profesyoneller, sektör uzmanları, ekip yöneticileri ve üst yöneticilerin gelişimi için farkındalık kazanımı, operasyonel yetkinlik gelişimi, liderlik yetkinlik gelişimi ve stratejik yetkinlik gelişimi olmak üzere dört farklı etki seviyesinde platformlar ve programlar oluşturulacak.
Söz konusu yedi hedef kitleye bu dört etki seviyesinde ulaşılırken, İnsan Kaynakları ve Yetkinlik Analizi, Yetkinlik Geliştirme ve Kazanımı, Yetkinlik Paylaşım Ağı ve Etkileşimi ile Yetkinlik Entegrasyonu ve Yetenek Yönetimi Platformları kurularak altında çok farklı yetkinlik kazanım programları hayata geçecek. Millî Yetkinlik Hamlesi Projemize onay veren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyor, projemizin sektörümüz insan kaynağı için hayırlara ve faydalara vesile olmasını temenni ediyorum.”
Google’ın arama motoru tekeli üzerindeki son antitröst davası, sektördeki önemli detayları ortaya çıkardı. Yargıç Amit Mehta tarafından verilen karar, Google’ın pazar hakimiyetini nasıl sürdürdüğünü ve Apple’ın Bing’e olan olumsuz bakışını gözler önüne serdi.
Pazartesi günü açıklanan davada, Yargıç Mehta, Google’ın Safari’deki varsayılan arama motoru olma durumuhakkında önemli bulgulara yer verdi. Apple’ın hizmetlerden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Eddy Cue, Microsoft’un Bing’i Safari’ye entegre etmek için Apple’a “teklif edebileceği hiçbir fiyat olmadığını” belirtti. Cue, “Bize Bing’i ücretsiz vermeyi teklif ettiler. Bize tüm şirketi verebilirler,” ifadeleriyle Bing’in Apple için bir alternatif olmadığını vurguladı.
Bu durum, Google’ın piyasa gerçekliğinin tek seçenek olduğunu ve Apple’ın başka bir arama motoruna geçme riskini göze alamayacağını gösteriyor. Google, Apple’a her yıl milyarlarca dolar ödeyerek bu varsayılan statüsünü koruyor.
Google ve Apple’ın sözleşme detayları
Google’ın Apple ile yaptığı sözleşmenin detayları, net reklam gelirlerinin yüzdesi üzerinden belirlenmiş. 2022’de bu miktar 20 milyar dolara ulaştı. Bu ödeme, Google’ın 2020’de Apple’a yaptığı ve o tarihte Apple’ın işletme kârının %17,5’ine tekabül eden ödemenin neredeyse iki katıydı. Sözleşme, Apple’ın Safari’deki varsayılan arama motoru uygulamasını korumasını gerektiriyor.
Piyasadaki rekabetin durumu
Dava, Bing’in mobil cihazlarda Google’ın gerisinde kaldığını ortaya koydu. Ayrıca, Google’ın Android cihazlarda da varsayılan arama motoru olma durumunu koruması için cep telefonu operatörleri ve cihaz üreticileriyle sözleşmeler yaptığı belirtildi. Yargıç Mehta, “Google varsayılanlar için gerçek bir rekabet olmadığının farkında çünkü ortaklarının başka bir yere gitmeyi göze alamayacağını biliyor,” dedi.
TikTok ve diğer platformlar
TikTok’un bir arama motoru olup olmadığına dair de önemli bulgular vardı. Yargıç Mehta, TikTok’un arama motoru olmadığını ve sosyal medya platformlarının genel arama motorları ile rekabet etmediğini belirtti. Google’ın 2021’de yaptığı bir araştırmaya göre, ‘Z Kuşağı’ katılımcılarının %63’ü TikTok’u bir arama motoru olarak kullanıyor. Ancak, bu durum TikTok’un Google’ın rekabet ettiği pazarda yer aldığı anlamına gelmiyor.
Yapay zeka teknolojisinin arama motorlarını nasıl etkileyebileceği konusunda da görüşler sunuldu. Yargıç Mehta, yapay zekanın yakın zamanda arama motorlarının temel yapı taşlarını değiştiremeyeceğini belirtti. Google’ın arama başkan yardımcısı Pandu Nayak, geleneksel sıralama sisteminin önemini vurguladı.
Antitröst davası, Google’ın arama motoru pazarındaki tekelci gücünü ve Apple’ın Bing’e yönelik olumsuz tutumunu ortaya koydu. Google, arama motoru pazarındaki hakimiyetini korumak için büyük ödemeler yapmaya devam ederken, sektördeki rekabetin sınırlı olduğunu gösterdi. Bu durum, kullanıcılar ve piyasa için önemli bir etki yaratmaya devam ediyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı, Martı TAG isimli paylaşımlı yolculuk platformunun vergiye tabi tutulmasına karar verdi. Paylaşımlı yolculuk yönetmeliği istemiyle bir süredir çalışmalar sürdüren Martı, sonunda beklediği cevabı Maliye Bakanlığı’ndan almış oldu.
Türkiye’nin yaklaşık yüzde 20 nüfusunu sınırları içerisinde bulunduran İstanbul, ulaşım surunu ile sürekli gündeme geliyor. Mevcut ulaşım araçlarının yeterli gelmediği şehirde, TAG hizmetini yürürlüğe sokan Martı, bir süredir çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalıyordu. Ancak özellikle yasal olmadığı gerekçesiyle zorbalıklara bile maruz kalan sürücüler için Maliye Bakanlığı’ndan karar çıktı.
Maliye Bakanlığı’nın aldığı karara göre Martı’nın elde ettiği gelir ticari gelir statüsünde olduğu için, paylaşımlı yolculuk kapsamındaki tüm gelirlerin vergiye tabi olacağı bildirildi. Her ne kadar paylaşımlı yolculuk yönetmeliği yürürlüğe girdi diyemesek de, Martı TAG’ın vergilendirilmesi, TAG’ın kullanımının önünü açtı diyebiliriz.
Martı TAG, ne kadar vergi ödeyecek?
Şimdilik TAG, elde ettiği gelirden belirlenen vergi miktarını ödeyecek. Bu sayede sürücüler İstanbul’daki çeşitli ulaşım aracı sürücüleri tarafından rahatsız edilemeyecek. Sizler Martı TAG ya da paylaşımlı yolculuk yönetmeliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.
ABD’li çip devi Intel, bir zamanlar bilgisayar çağının önde gelen ismi olarak anılırken, yapay zeka çağında zor zamanlar geçirmeden önce farklı bir hikaye yazabilirdi. Yaklaşık yedi yıl önce, Intel’in OpenAI‘den hisse satın alma şansını nasıl geri çevirdiği ve bu kararın uzun vadede nasıl etkilediği üzerine yeni bilgiler ortaya çıktı.
Reuters’ın dört kaynaktan edindiği bilgilere göre, 2017 ve 2018 yıllarında, Intel ve OpenAI yöneticileri, Intel’in 1 milyar dolar nakit karşılığında %15 hisse satın almasını içeren çeşitli seçenekleri tartıştılar. Bu görüşmelerde, Intel’in OpenAI için maliyet fiyatına donanım üretmesi halinde %15’lik ek bir hisse almasının da gündeme geldiği belirtildi.
Ancak, Intel’in o zamanki CEO’su Bob Swan, jeneratif yapay zeka modellerinin yakın gelecekte piyasaya çıkıp çip üreticisinin yatırımını geri ödeyeceğine inanmadığı için anlaşmaya varılmadı. Üç kaynak, Intel’in veri merkezi biriminin maliyetine ürün üretmek istememesi nedeniyle anlaşmanın gerçekleşmediğini belirtti. OpenAI, Intel’den bir yatırımla ilgileniyordu çünkü bu, Nvidia’nın çiplerine olan bağımlılığını azaltacak ve girişimin kendi altyapısını kurmasına izin verecekti.
Intel’in kaçırdığı fırsat ve OpenAI temsilcileri, anlaşmayla ilgili sorulara yanıt vermekten kaçındı. 2022’de çığır açan ChatGPT‘yi piyasaya süren ve şu anda yaklaşık 80 milyar dolar değerinde olduğu bildirilen OpenAI’ye Intel’in yatırım yapmama kararı daha önce kamuoyuna açıklanmamıştı.
Reuters’ın eski Intel yöneticileri ve sektör uzmanları da dahil olmak üzere konuya aşina dokuz kişiyle yaptığı röportajlara göre, 1990’lar ve 2000’lerde bilgisayar çiplerinin en ileri noktasında olan şirketin yapay zeka çağında tökezlemesine neden olan bir dizi stratejik talihsizlik arasında bu karar önemli bir yer tutuyor.
Intel’in, yapay zeka teknolojilerinde lider olma fırsatını kaçırdığı bu stratejik hata, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Şirketin gelecekte nasıl bir yol izleyeceği ve bu tür fırsatları değerlendirme konusundaki yaklaşımı merakla bekleniyor.
Le Parisien gazetesinin haberine göre, siber suçlular Fransa’daki müzelerin veri sistemlerine fidye yazılımı kullanarak saldırı düzenledi. Bu saldırı sonucu tam 40 müzenin verileri şifrelendi ve bilgisayar, sunucu ve ağlardaki bilgiler okunamaz hale geldi. Siber suçlular, bu bilgileri geri vermek için fidye talep etti. Özellikle 2024 Paris Olimpiyatları’nın yapıldığı Büyük Saray (Grand Palais) da bu saldırılardan etkilendi.
Grand Palais’ın güvenlik ihlali
Saldırı, Grand Palais Müzesi’nde görevli bir güvenlik uzmanı tarafından fark edildi. Grand Palais, Paris Olimpiyatları’nda eskrim ve dövüş sanatları gibi etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam edecek. Saldırı sonrasında Grand Palais’ın sunucularına erişim kesildi, ancak müzenin günlük operasyonları etkilenmedi. Louvre, Versailles, Orsay ve Picasso müzeleri de bu saldırılardan nasibini aldı.
Olimpiyatlar güvende
Fransa Ulusal Bilgi Sistemleri Güvenlik Ajansı (ANSSI), bu siber saldırının mevcut Olimpiyatlar ve ardından gelecek Paralimpik Oyunlar üzerinde bir etkisi olmadığını belirtti. Yani, şimdilik oyunlar güvenli bir şekilde devam edecek gibi görünüyor. Ancak bu, saldırının ciddiyetini azaltmıyor.
Siber güvenliğin önemi
Siber fidye yazılımı saldırıları, siber güvenliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kendi ülkemizde de kültürel mirasımızı koruyan müzelerin dijital altyapıları, gelecekte bu tür olayların önüne geçmek için mutlaka güçlendirilmesi gerekiyor.
Zoom, video konferans dünyasındaki hakimiyetini kelime işlemci pazarına taşıyor. Şirket, yeni aracı Zoom Docs‘u tanıttı ve Google Dokümanlar ile Microsoft Word gibi köklü rakiplerine meydan okudu. Zoom’un resmi blogunda yapılan duyuruya göre, Zoom Docs, hem ücretsiz hem de ücretli abonelere sunulacak ve toplantı verimliliğini artırmayı hedefleyecek.
Zoom Docs’un sunduğu özellikler ve kullanım alanları oldukça dikkat çekici. Ücretsiz kullanıcılar, AI Companionözelliğinden yararlanmadan 10 paylaşılan belge ve sınırsız kişisel belge oluşturabilecek. Ücretli Zoom Workplace planlarına sahip kullanıcılar ise AI Companion’a erişim sağlayarak herhangi bir paylaşılan belge sınırına takılmadan çalışabilecek. Zoom Docs, kullanıcıların meslektaşlarını yorum ekleyerek belgelerde etiketlemelerine, görseller, tablolar ve madde blokları eklemelerine olanak tanıyacak.
Zoom’un Baş Ürün Sorumlusu Smita Hashim, “Zoom Docs, yerleşik yapay zeka ile ilk Zoom Workplace ürünümüzdür; Zoom Meetings’ten gelen bilgileri sorunsuz bir şekilde eyleme dönüştürülebilir belgeler ve bilgi tabanlarına dönüştürerek ekiplerin anlamlı işlere odaklanmasını sağlar” dedi. Hashim, AI Companion’ın kullanıcıları her adımda desteklediğini ve Zoom Docs’un Zoom Workplace ücretli lisanslarıyla ek bir maliyet olmaksızın sunulduğunu vurguladı.
Zoom Docs, toplantı özetleri oluşturma ve ortak düzenlemeyi kolaylaştırmak için tasarlandı. AI Companion, metni uzatma veya kısaltma gibi çeşitli seçenekler sunarken, belgenin tonunu belirli bir kitleye uygun hale getirme yeteneğine de sahip. Ayrıca, dil bilgisi hatalarını yakalayarak metni dokuz farklı dile çevirme özelliği de mevcut. Ancak, AI Companion’ın bazı bölgelerde sınırlı yeteneklere sahip olabileceği belirtiliyor.
Bugün, popüler oyun platformu Roblox‘un Türkiye’den erişimi engellendi. Instagram‘dan sonra, şimdi de Roblox.com‘a erişim sınırlandırıldı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yapılan açıklamaya göre, engelleme Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği‘nin 07/08/2024 tarihli ve 2024/5282 D. İş sayılı kararı ile gerçekleştirilmiş.
Bu gelişmenin ardından, Roblox’un daha önce gündeme gelen önemli bir özelliği tekrar dikkat çekiyor. IKEA, 24 Haziran tarihinde Roblox üzerinde sanal bir mağaza açarak büyük bir yeniliğe imza atmıştı. ‘The Co-Worker Game‘ adlı sanal mağazada, gerçek maaş ödemesi yaparak 10 kişilik bir iş gücü oluşturacağını açıklayan IKEA, bu girişimiyle dikkatleri üzerine çekmişti. Ancak, pozisyonlar yalnızca Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti‘nde yaşayan 18 yaş ve üzeri kişiler için geçerliydi.
IKEA, bu projeyle “Roblox’ta ücretli çalışma imkanı sunan ilk marka” olduklarını vurguladı. Şirketin açıklamasında, “IKEA’da kariyer gelişimi için belirlenmiş tek bir yol yoktur. Çalışma arkadaşlarımız hem oyunda hem de gerçek dünyada rollerini değiştirebilir, departman değiştirebilir veya istedikleri yönde kendilerini geliştirebilir. IKEA’da öğrenmenin ve büyümenin pek çok yolu vardır ve platformdaki IKEA’nın amacı da budur,” denildi. Bu adım, birçok şirkete örnek teşkil edebilir.
Roblox’un Türkiye’den erişiminin engellenmesiyle ilgili detaylı bilgi henüz paylaşılmadı.
Haziran ayında duyurulan bu hesaplama fabrikası, xAI’ın gerçekleştirdiği AI eğitimlerini kendi süper bilgisayarında yapmasını sağlayacak ve X ile Tesla sunucularına olan bağımlılığı azaltacak.
Güney Çevresel Hukuk Merkezi (SELC) adlı bir sivil toplum kuruluşu, Tennessee Vadisi İdaresi’ne (TVA) yazdığı mektupta, süper bilgisayar tesisinin topluma zarar verebileceğinden endişeli olduklarını belirtti. Grup, xAI tesisinin 2024 sonuna kadar 150 megavat güç talep edeceğini, bu miktarla 100.000 evin elektrik ihtiyacının karşılanabileceğini belirtiyor.
SELC, TVA ve Memphis Light, Gas & Water (MLGW) yetkililerini xAI’e güç sağlama konusunu yeniden değerlendirmeye; bu talebi reddetmeye çağırıyor. Elektrik sağlayıcının mevcut altyapısının xAI’in taleplerini karşılamada yetersiz olabileceğinden endişeleniyorlar.
Grup, TVA’nın Memphis bölgesindeki elektrik şebekesiyle ilgili bir güvenilirlik sorunu tespit ettiğini ve bu sorunun, xAI’in şehirdeki tesis planlarından çok önce fark edildiğini belirtiyor. Ayrıca, kış fırtınası sırasında yaşanan elektrik kesintilerine dikkat çekiyorlar.
SELC, MLGW’nin xAI’e hizmet verecek altyapı yatırımları için gerekli onayları alıp almadığını sorguluyor. Ayrıca, MLGW abonelerinin xAI için yapılan milyarlarca dolarlık altyapı yatırımlarını sübvanse etmek zorunda kalıp kalmayacakları konusunda endişe taşıyorlar.
xAI’in planladığı süper bilgisayar, Memphis’in güneyinde 750.000 metrekarelik bir alanda yer alacak ve yüz binlerce Nvidia GPU’suna ev sahipliği yapacak. Elon Musk, xAI’in donanım kümesi üzerinde yapılan çalışmaları yerinde incelemek üzere Memphis’e kısa süre önce geldi. Yakın gelecekte, bölge sakinlerinin endişeleri gidermeye ve yatırımının hedeflerinin daha iyi anlaşılmasına yönelik adımlar atması bekleniyor.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bilişim sektörü her geçen yıl hızla büyümeye devam ediyor. Kısa süre önce yayınlanan bir araştırmaya göre ülkemizde faaliyet gösteren ilk 500 bilişim firmasının ; 2023 yılında toplam geliri 716 milyar TL’ye ulaşarak bir önceki yıla kıyasla %93’lük bir büyüme gerçekleştirdi. En yüksek büyüme gösteren ilk 5 şirketin ortalama büyümesinin %680 olarak gerçekleşmesi dikkat çekici.
BTHaber tarafından ‘Evren boşlukları sevmez’ mottosu ile bu yıl 25.’si gerçekleştirilen “Bilişim 500 – İLK BEŞYÜZ BİLİŞİM ŞİRKETİ Araştırması” sonuçlarına göre bilişim sektörün zirvesinde ciro bakımından bu yıl da Turkcell yer aldı. Türkiye’nin en büyük 10 bilişim firması; Turkcell, Türk Telekom, Vodafone, Indeks Bilgisayar, Teknosa, Arena, Bilkom Bilişim, Penta Teknoloji, Ingram Micro, Koç Sistem olarak sıralandı.
Dr. Ömer Fatih Sayan: Son 10 yılda hızla büyüyen bir ekosistem oluşturduk
Araştırma sonuçlarının duyurulduğu etkinliğe katılan T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan “Türk bilişim sektörü dijitalleşmenin kaldıraç etkisiyle tarımdan sağlığa, enerjiden üretime kadar birçok sektörü etkileyen, lokomotif bir güç haline geldi. Özellikle yazılım ve bilişim sektöründe son 10 yılda hızla büyüyen bir ekosistem oluşturduk. 2025 yılına kadar 100 bin ek istihdam ve 10 milyar dolarlık ihracat potansiyelimiz var” dedi ve ekledi: “Bu süreçte, yerli ve milli teknolojilere daha fazla önem vermeliyiz. ULAK baz istasyonlarıyla başladığımız bu yolculukta, 5G’ye yüzde 100 yerli ve milli oranla geçmeyi hedefliyoruz. Yerli teknolojilere yatırım yaparak, ülkemizin sürdürülebilir refahına katkı sağlamalıyız”
Bilişim firmalarının yapay zekâ gelirleri önceki yıla göre yüzde 185 büyüdü
Şirketlerin ciro bilgilerine göre genel ve kendi kulvarında sıralandığı araştırmaya, bu yıl 74 yeni şirket dahil oldu. 2023 yılında sıralamaya giren şirketlerin toplam geliri, 2022 yılına göre yüzde 93 büyüyerek 716 milyar TL’ye ulaştı. 30 milyar USD karşılığı olan bu rakam, dolar bazında da yüzde 30’un üzerinde bir büyüme olarak kaydedildi.
Araştırma sonuçları; pazar dinamikleri, teknolojiler ve çözümlerin değişip geliştiği gündemde yapay zekâya yapılan yatırımın da önemli bir ivme gösterdiğini ortaya koydu. İlk 500 bilişim firmasının yapay zekâ gelirleri, bir önceki yıla göre yüzde 185 büyüdü.
Araştırma sonuçlarına göre; sıralamaya giren şirketlerin 140 tanesi yüzde 100’ün üzerinde büyüme gösterdi. En yüksek büyüme gösteren ilk 5 şirketin ortalama büyümesi yüzde 680 olarak kaydedilirken, en yüksek büyümeyi yüzde 1.468 ile Prime Teknoloji şirketi gerçekleştirdi.
Büyüme hızı önemli ama daha gidilecek çok yolumuz var!
İlgili araştırma, hem sektörün nabzını tutması hem de içerdiği veriler açısından son derece önemli. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan TÜBİSAD raporuna göre de Türkiye Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörü 2023’te ciddi bir ivme yakalayarak yüzde 83 oranında büyüme kaydetmişti. Yani özetle ülkemizdeki bilişim sektörü kararlı adımlarla büyümeye devam ediyor.
Bununla birlikte, sadece ABD’li 5 büyük teknoloji devinin (Microsoft, Google, Meta, Amazon ve Apple) bile 2023 yılında toplam 1,6 trilyon dolar gelir ve 326 milyar dolar net kâr açıkladıkları düşünülürse (ülkemizdeki 500 BT firması toplam 30 milyar dolar ciro yapmış) ve tüm dünyada toplam küresel BT harcamalarının 2024 yılında yüzde 8 artarak 5 trilyon dolara ulaşacağı düşünüldüğünde gidilecek çok yolumuz olduğu açık.
Microsoft, yıllardır devam eden güvenlik sorunları ve artan eleştirilerin ardından, bu yılın başlarında güvenliği en önemli önceliği yapmayı planladığını açıkça belirtti. Yazılım devi, güvenlik çabalarını çalışan performans değerlendirmelerine bağlıyor.
Microsoft güvenlik odaklı strateji izleyecek
Microsoft’un insan kaynakları sorumlusu Kathleen Hogan, elde edilen bir iç yazışmaya göre şirketin çalışanlardan beklentilerini özetledi . Hogan: “Microsoft’taki herkesin Temel Önceliği güvenlik olacak. Bir uzlaşmayla karşı karşıya kalındığında, cevap açık ve basittir: her şeyden önce güvenlik” diyor.
Microsoft çalışanları için güvenlik odaklılığın eksikliği terfileri, liyakate dayalı maaş artışlarını ve ikramiyeleri etkileyebilir. Microsoft, yeni politikasıyla ilgili bir Microsoft SSS’sinde çalışanlara “Güvenlik Temel Önceliği için etki sağlamak, yöneticiler için etkiyi belirleme ve ödülleri önermede önemli bir girdi olacaktır” diyor.
Microsoft artık güvenliği çeşitlilik ve kapsayıcılığın yanında temel önceliklerinden biri olarak konumlandırdı. Her ikisinin de artık her çalışan için performans görüşmelerinin bir parçası olması gerekiyor. Microsoft’un SSS bölümünde: “Bu, uyumluluğun ötesine geçiyor. Çalışanlarımızdan yaptıkları tüm işlerde güvenliğe öncelik vermelerini ve bir Connect tamamladıklarında bunun etkilerini kaydederek kendilerini sorumlu tutmalarını istiyoruz” ifadeleri yer alıyor.
Şirket çalışanları etkili güvenlik değişiklikleri yaptıklarını göstermek zorunda kalacaklar. Teknik çalışanlar için bu, bir projenin başlangıcında ürün tasarım süreçlerine güvenliği dahil etmek, yerleşik güvenlik uygulamalarını takip etmek ve ürünlerin şirket müşterileri için varsayılan olarak güvenli olduğundan emin olmak anlamına geliyor.
Tüm Microsoft çalışanlarının, kendi güvenlik önceliklerini de yerine getirecek yöneticiler de dahil olmak üzere, performans değerlendirmeleri için şirketin Connect aracını kullanmaları bekleniyor. Şirket, Microsoft’un ağlarını, üretim sistemlerini, mühendislik sistemlerini ve çok daha fazlasını daha iyi korumak için Güvenli Gelecek Girişimi’nin (SFI) bir parçası olarak güvenlik çabalarını elden geçiriyor. Microsoft’un dahili güvenlik değişikliklerinin çoğu kamuoyuna açıklanmadı, ancak bazıları Outlook gibi ürünleri etkiledi. Microsoft, Eylül ayında Outlook kişisel hesapları için Temel Kimlik Doğrulama desteğini sonlandırıyor ve 19 Ağustos’ta Outlook web uygulamasının hafif sürümünü kaldırıyor.
OpenAI, ChatGPT’den yazımı tespit edebilen araçlar yayınlamak için ‘bilinçli bir yaklaşım’ benimsediğini söylüyor. OpenAI, ödevlerini ChatGPT’den yazdırarak kopya çeken öğrencileri yakalayabilen bir araç geliştirdi. Ancak The Wall Street Journal’a göre şirket, bu aracı yayınlayıp yayınlamama konusunda tartışıyor.
OpenAI kopya içerik önlemleri
Açıklamada, OpenAI sözcüsü şirketin Journal’ın haberinde anlatılan metin filigranlama yöntemini araştırdığını doğruladı. Ancak “karmaşıklıklar ve OpenAI’nin ötesindeki daha geniş ekosistem üzerindeki muhtemel etkisi” nedeniyle “kasıtlı bir yaklaşım” benimsediklerini söyledi.
Sözcü: “Geliştirdiğimiz metin filigranlama yöntemi teknik olarak ümit verici, ancak alternatifleri araştırırken değerlendirdiğimiz önemli riskler var. Bunlar arasında kötü niyetli kişiler tarafından atlatılmaya açık olma ve İngilizce konuşmayanlar gibi grupları orantısız bir şekilde etkileme potansiyeli yer alıyor” dedi. OpenAI kopya içerik konusunda önlelerini artırarak eğitim ve iş hayatını özgün haliyle bırakmak istiyor.
Bu, büyük ölçüde etkisiz olan yapay zeka tarafından oluşturulan metni tespit etmeye yönelik önceki çabaların çoğundan farklı bir yaklaşım olacak. Hatta OpenAI bile geçen yıl önceki AI metin algılayıcısını “düşük doğruluk oranı” nedeniyle kapatmıştı. Metin filigranlamasıyla OpenAI, yalnızca ChatGPT’den yazıyı tespit etmeye odaklanacaktı. Bunu, ChatGPT’nin kelimeleri nasıl seçtiğinde küçük değişiklikler yaparak, esasen yazıda daha sonra ayrı bir araç tarafından tespit edilebilecek görünmez bir filigran oluşturarak yapacaktı.
Derginin hikayesinin yayınlanmasının ardından OpenAI, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriği tespit etme konusundaki araştırmasıyla ilgili Mayıs ayındaki blog yazısını da güncelledi. Güncellemede, metin filigranının “paraphrase gibi yerelleştirilmiş kurcalamalara karşı oldukça doğru ve hatta etkili” olduğu, ancak “çeviri sistemleri kullanma, başka bir üretken modelle yeniden ifade etme veya modelden her kelimenin arasına özel bir karakter eklemesini isteme ve sonra o karakteri silme gibi küreselleştirilmiş kurcalamalara karşı daha az dayanıklı” olduğu belirtiliyor. Sonuç olarak, OpenAI bu yöntemin “kötü niyetli kişiler tarafından atlatılmasının kolay olduğunu” yazıyor. OpenAI’nin güncellemesi ayrıca sözcünün İngilizce konuşmayanlar hakkındaki görüşünü yansıtıyor ve metin filigranlamasının “yapay zekanın ana dili İngilizce olmayanlar için yararlı bir yazma aracı olarak kullanılmasını damgalayabileceğini” yazıyor.
Girişim sermayesi piyasasının daralmasına rağmen her ay unicorn’lar yaratılmaya devam ediyor. Crunchbase, CB Insights ve PitchBook’tan alınan verileri kullanan TechCrunch, bu yıl şimdiye kadar yeni basılan unicorn’ları takip etti. Listede, halihazırda 24 milyar dolar değerinde olan Elon Musk’ın xAI’si ve çok sayıda başka AI girişimi yer alıyor. Ancak siber güvenlik, sağlık teknolojisi ve fintech de iyi iş çıkardı.
Unicorn girişim sayısı ve Temmuz ayının öne çıkanları
Aven — 1 milyar dolar: 2019’da kurulan Aven, bir tüketici kredi kartı şirketidir. CB Insights’a göre, Khosla Ventures ve General Catalyst liderliğindeki 142 milyon dolarlık Seri D’yi kapattıktan sonra 1 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaştı.
Flo Health — 1 milyar dolar: Bu doğurganlık izleme uygulaması 200 milyon dolarlık bir Seri C yatırımı duyurdu ve şirketin değeri 1 milyar doların üzerine çıktı. 2015’te kurulan şirket, General Atlantic dahil olmak üzere yatırımcılardan toplamda 290 milyon dolardan fazla fon topladı.
Altana Technologies — 1 milyar dolar: 2018’de kurulan bu küresel tedarik zinciri yönetim şirketi, 200 milyon dolarlık bir Seri C yatırımı tamamladı ve değeri 1 milyar dolar oldu. Yatırımcılar arasında Salesforce Ventures ve US Innovative Technology Fund da vardı. PitchBook, şirketin bugüne kadar yaklaşık 322 milyon dolar topladığını belirtiyor.
Chainguard — 1.1 milyar dolar: Bu siber güvenlik şirketi , şirketin değerini 1,12 milyar dolara çıkaran 140 milyon dolarlık bir Seri C duyurdu. 2021’de kurulan Chainguard, Sequoia Capital, Lightspeed Venture Partners ve Redpoint Ventures dahil olmak üzere yatırımcılardan bugüne kadar 256 milyon dolardan fazla para topladı.
Harvey — 1.5 milyar dolar: Hukuki AI platformu Harvey, Google Ventures, OpenAI, Kleiner Perkins, Sequoia Capital gibi yatırımcılardan 100 milyon dolarlık bir tur topladı ve bu da değerlemesini 1.5 milyar dolara çıkardı. Şu anda toplamda 206 milyon dolar topladı.
Saronic Technologies — 1 milyar dolar: Otonom yüzey gemilerinin savunma teknolojisi üreticisi olan Saronic, Andreessen Horowitz liderliğinde 8VC, Caffeinated Capital ve Elad Gil gibi diğer destekçilerle birlikte 1 milyar dolarlık bir değerlemeyle 175 milyon dolarlık Seri B topladı. PitchBook’a göre şu ana kadar 244.5 milyon dolar topladı.
İlk defa, yapay zeka destekli uydu gerçek zamanlı karasal nesne tanımlaması sağlıyor. Bu görüntüleme başarısı, Dublin merkezli uzay teknolojisi firması Ubotica tarafından işletilen CogniSAT-6 uydusu tarafından gerçekleştirildi.
Yapay zeka teknolojisiyle donatılan son teknoloji uydu, liman dışındaki 142 gemiyi dakikalar içinde tespit edebildi. Bu görüntüleme başarısı, Dublin merkezli uzay teknolojisi firması Ubotica tarafından işletilen CogniSAT-6 uydusu tarafından elde edildi. Uydu bu yılın Mart ayında fırlatıldı.
Yapay zeka destekli uydu ile tanımlama
Bu uydu, ilk kez gerçek zamanlı olarak karasal nesnelerin ayrıntılarını tanımlamak ve edinmek için yapay zekayı kullandı. Uydu, gecikme olmadan yer kontrolörlerine bir aşağı bağlantı iletti. Basın bültenine göre, bunun ticari bir Live Earth Intelligence sistemi için küresel bir ilk olduğu söyleniyor. Bu gerçek zamanlı gözlem biçimi, yasadışı balıkçılığı tespit etmede, okyanus sistemlerini gözlemlemede ve iklim değişikliğini izlemede son derece yararlı olabilir.
Ubotica CEO’su Fintan Buckley: “Bu, Dünya Gözlemi için bir paradigma değişimidir. Sektör uzun zamandır içgörülerin uyduda üretildiği ve anında yere iletildiği canlı Dünya istihbaratı modelini arıyordu. CogniSAT-6 görevi, Dünya Gözleminin yeteneklerini ve maliyet etkinliğini devrim niteliğinde değiştiren Canlı Dünya İstihbaratı’nı elde eden ilk görevdir” dedi.
Dünya’nın şimdiye kadar uydular tarafından nasıl görüntülendiği konusunda temel bir sorun var. Mevcut Dünya gözlem yöntemleri yavaş, maliyetli ve etkisizdir. Dahası, mevcut uydular genellikle görüntüleri yalnızca bir downlink yer istasyonunun üzerinden geçtiklerinde iletirler ve bu bazen birkaç gün sürebilir.
Ayrıca uydular yorumlama yapmadan veri topluyor ve bu da zaman alıcı yer işlemleri gerektiriyor. Ancak, yapay zekanın gelişiyle uydular daha akıllı ve verimli hale geliyor. İlginç bir şekilde, bu gelişmiş uydu, verileri doğrudan Dünya’ya gecikme olmadan iletmek için gerçek zamanlı bir uydu ağı kullanıyor.
CogniSAT-6 gemileri, boyutlarını ve hatta yönlerini gerçek zamanlı olarak tanımlayabilir. Özellikle, bu gemi konum verileri şüpheli gemileri tanımlamak için Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) bilgileriyle birleştirilebilir. Açıklamada: “Uyduların gördüklerini anlamalarını ve ekonomik büyüme, iklim izleme ve küresel güvenlik için hayati önem taşıyan uygun fiyatlı, gerçek zamanlı ve eyleme dönüştürülebilir bilgiler sunmalarını sağlayarak Dünya gözleminde devrim yaratıyor” denildi.
Doğa ve hayvan davranışlarına dair ilgi çekici, açıklayıcı bir bakış açısı var. Sussex Üniversitesi ve George Mason Üniversitesi’ndeki Hanley Renk Laboratuvarı’ndan araştırmacılar, bunun çok çeşitli kullanımlara sahip olacağına inanıyor. Bu nedenle, yazılımı açık kaynaklı hale getirdiler ve doğa belgeseli yapımcılarından ve ekolojistlerden açık hava meraklılarına ve kuş gözlemcilerine kadar herkesi bu hayvanların çok farklı görsel gerçekliklerine bir göz atmaya teşvik etti.
Kameralar hayvanların görüşünü taklit edip kayda alıyor
Kıdemli yazar Daniel Hanley: “Hayvanların dünyayı nasıl gördüğüne uzun zamandır hayranlık duyuyoruz. Duyusal ekolojideki modern teknikler, statik sahnelerin bir hayvana nasıl görünebileceğini çıkarsamamızı sağlıyor. Ancak hayvanlar genellikle hareket eden hedefler hakkında önemli kararlar alırlar (yiyecek öğelerini algılama, potansiyel bir eşin gösterisini değerlendirme, vb.). Burada, ekolojistler ve film yapımcıları için hayvanların algıladığı renkleri hareket halinde yakalayıp görüntüleyebilen donanım ve yazılım araçlarını tanıtıyoruz” dedi.
Renk, derinlik ve diğer görme yetenekleri, gözlerimizin fotoreseptör yapısı ve koniler ve çubuklar gibi diğer biyolojik donanımlar tarafından belirleniyor. Vampir yarasalar ve sivrisinekler gibi hayvanlar kızılötesi (IR) ışığı algılayabilirken, kelebekler ve bazı kuşlar ultraviyole (UV) ışığı görebilir. Her ikisi de insanların görebildiği renk spektrumunun ötesinde.
Doğal olarak, bu durum insanların hayvan davranışlarını ve farkında olmadan iletişim kurma ve yiyecek, barınak veya eş bulma yeteneklerini nasıl etkileyebileceğimizi tam olarak anlamasını zorlaştırır. Şimdiye kadar, spektrofotometri gibi yöntemlerle görüşlerini yakalama yeteneğimiz zaman alıcıydı, belirli ışık koşullarına dayanıyordu ve hareketli görüntüleri kaydedemedik.
Araştırmacıların yeni geliştirmeleri burada farklılık gösteriyor. Araştırmacılar, IR ve UV aralıkları da dahil olmak üzere çeşitli dalga boylarında ışık yakalayan, çok bantlı fotoğrafçılık kullanan bir aracı titizlikle tasarladılar. Kamera, dört renk kanalında -mavi, yeşil, kırmızı ve UV- video kaydı yapıyor ve daha sonra, göz reseptörleri hakkında bildiklerimize dayanarak, sanki belirli bir hayvanın gözünden geçiyormuş gibi görüntüleri sunmak için işleniyor.
Ekip, UV’yi görünür ışıktan ayıran bir ışın ayırıcı içeren taşınabilir bir 3D yazdırılmış cihaz yarattı ve her biri özel bir kamera tarafından yakalandı. UV’ye duyarlı kamera tek başına algılanabilir verileri kaydetmiyor, ancak diğeriyle eşleştirildiğinde birlikte yüksek kaliteli video kaydediyorlar. Algoritmalar görüntüleri hizalıyor ve görselleri farklı hayvanların görüş perspektifinde sunuyor. Ortalama yüzde 92 doğruluğu vardı, ancak bazı testler yüzde 99 olumlu sonuç verdi.
Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan Instagram yasağı hakkında konuştu. Peki bu açıklamaya göre Instagram yasağı ne zaman kalkacak? Kesin bir tarih verildi mi? İşte Bakan Yardımcısı Sayan’ın yaptığı yeni açıklama ve detaylar…
Ulaştırma Bakanlığı Yardımcısı Sayan: Kanunlara uyan her şirkete desteğimiz tam!
T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan Instagram yasağı hakkında konuştu. “Kanunlarımıza ve hassasiyetlerimize uyan şirketleri her zaman destekliyoruz.” #instagram@UABakanligi@ofatihsayanpic.twitter.com/9H5B3vbzp8
Türkiye, geçtiğimiz hafta Instagram platformunun gerekli kanun ve hassasiyetlere uymadan hareket etmesi sebebiyle platform erişim engeli getirdi. Devamında ise platformun gerekli kurallara uyması için 48 saat süre verildi. Bu süre zarfında gerekli düzenlemeleri yapmayan platforma hala erişim sağlanamıyor. Konuyla ilgili olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan bir açıklama yaptı.
Bakan Yardımcısı Sayan tarafından yapılan açıklamada önemli bir detay dikkat çekti. Sayan açıklamasında “Kanunlarımıza ve hassasiyetlerimize uyan şirketleri her zaman destekliyoruz.” ibaresine yer verdi. Devamında ise bazı sosyal medya platformlarının tüm uyarılara rağmen terör örgütlerini destekleyici içerikler barındırdığını ve uyulması gereken kanunlara uyulmadığını bildirdi.
Baka Yardımcısı Sayan konuşmasında Instagram erişim engelinin kaldırılmasına ilişkin net bir tarih vermedi. Konuyla ilgili olarak platformun çalışmalarına devam etmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğine işaret etti. Aksi takdirde platforma erişim engellenmeye devam edecek.
Türkiye’deki kullanıcılar ise ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta tepkili kesim diğer tarafta ise yasaktan memnun olan bir kesim bulunmakta. Bazı kullanıcılar ise her iki tarafta da yer almayıp VPN gibi 3. parti uygulamalar kullanarak platformdaki içerikleri tüketmeye devam ediyor.
Stanford’da yapılan yeni bir araştırmaya göre, küresel olarak yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiş, endüstriyel süreçler için gereken ısıyı sağlamak için Bronz Çağı’na kadar uzanan bir termal enerji depolama biçimi olan ateş tuğlaları kullanılarak daha uygun maliyetli ve basit olabilir. Modern endüstriler, öncelikle kömür, petrol, fosil gaz veya biyokütle yakılarak elde edilen üretim için yüksek sıcaklıklar talep eder. Fosil yakıtlardan uzaklaşarak rüzgar, güneş ve hidro gibi yenilenebilir kaynaklara geçerek emisyonları azaltmaya yönelik küresel değişimle birlikte, kritik bir soru ortaya çıkıyor: endüstriler tamamen yenilenebilir bir dünyada talep üzerine sürekli ısıya nasıl erişebilir?
Isı depolayan ateş tuğlaları
Stanford İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölümü’nden araştırmacılar, eski bir çözüm olan ateş tuğlalarının cevap olabileceğini öne sürüyor. Doktora sonrası araştırmacı ve çalışmanın ortak yazarı Daniel Sambor: “Enerjiyi nihai kullanımına en yakın biçimde depolayarak, enerji dönüşümündeki verimsizlikleri azaltırsınız” diye açıklıyor. Prensip basit: Endüstri için ısıya ihtiyacınız varsa, bunu ateş tuğlalarında depolama.
Yüksek sıcaklıklara dayanabilen refrakter tuğlalar, binlerce yıldır fırınları, ocakları, şömineleri ve fırınları kaplamak için kullanılmıştır. Bunlara benzer şekilde, ateş tuğlaları da bileşimlerine bağlı olarak ısıyı depolayabilir veya yalıtabilir. İdeal düşük maliyetli ateş tuğlası malzemeleri arasında yüksek özgül ısı ve erime noktalarıyla bilinen alümina, magnezya veya düşük kaliteli grafit bulunur. Genellikle silikadan yapılan yalıtım ateş tuğlaları, düşük ısı iletkenliğine sahiptir ve hızlı ısı kaybını önler.
Isı depolayan ateş tuğlaları genellikle daha fazla yalıtım sağlayan ateş tuğlalarıyla ve ardından ısı kaybını en aza indirmek için çelik kaplarla kaplanır. Endüstriler, tuğlalardaki kanallardan hava geçirerek veya ısıtılmış tuğlalardan gelen kızılötesi radyasyonu kullanarak işlem ısısını çekebilir. Bu yöntem, yenilenebilir elektriğin pil veya yeşil hidrojen depolamasına olan ihtiyacı ortadan kaldırır.
Stanford çalışması, küresel CO2 emisyonlarının yüzde 99,75’inden sorumlu olan 149 ülkede, yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiş yaptıkları varsayımsal bir 2050 senaryosunda ateş tuğlalarının kullanımını inceledi. Araştırmacılar, ateş tuğlalarının kullanılmasının sermaye maliyetlerini 1,27 trilyon dolar azaltabileceğini, enerji depolama ihtiyaçlarını yüzde 14,5 azaltabileceğini, yıllık hidrojen üretimini %27,3 düşürebileceğini, arazi gereksinimlerini %0,4 azaltabileceğini ve genel yıllık enerji maliyetlerini %1,8 azaltabileceğini buldu.
Figure, yeni ve şık F.02 için insansı robotunu baştan aşağı yeniden tasarlıyor. Kaliforniya merkezli robotik şirketi Figure, bugün ilk etapta ticari ortamlarda üretim hatlarında kullanılmak üzere tasarlanan ikinci nesil insansı robotunu duyurdu. Ancak şirket yakın gelecekte evlerimize iki ayaklı bir yardımcı getireceğini vaat ediyor.
Figure insansı robot yepyeni hale geliyor
Figure, 2022 yılında girişimci Brett Adcock (Vettery ve Archer Aviation) tarafından “ticari olarak uygulanabilir genel amaçlı bir insansı robot”u piyasaya sürme amacıyla kuruldu. Geçtiğimiz yıl Adcock ile bir araya gelerek üç röportaj parçası yayınladık ve ilk robotunun ilk adımlarından başlayarak öğrenme ve görevleri yerine getirme, BMW’nin iş gücüne katılma ve ardından OpenAI sohbeti kazanma aşamalarını takip ettik.
Figure, mühendislerinin o zamandan beri yapay zeka sistemleri, bilgisayar görüşü, pil takımı, elektronik aksam, sensörler ve aktüatörlerde yükseltmeler içeren “temelden donanım ve yazılım yeniden tasarımı” gerçekleştirdiğini söylüyor.
Paylaşılan öne çıkan özellikler arasında, OpenAI ile iş birliği içinde eğitilmiş özel yapay zeka modelleri tarafından desteklenen, insanlarla birebir görüşmelere olanak tanıyan yerleşik mikrofonlar ve hoparlörler yer alıyor. Bu, F.02 botlarının, sorunlarınızı veya hayat hikayelerinizi paylaşabileceğiniz en iyi arkadaşınız ve hızlı şakalaşmalar sayesinde uzun günü daha kısa göstermenize yardımcı olacak bir iş arkadaşınız olacağı anlamına mı geliyor? Muhtemelen, ancak bunun şu anda ana odak noktası olması pek olası değil – başlangıçta GPT alışverişlerine benzer bir şey bekleyebilirsiniz.
Şekil ayrıca, insanımsı yaratığın kamera lensleri aracılığıyla çekilen görüntüleri anlamlandırmasını ve ne yapılması gerektiğine karar vermesini sağlayacak bir görme dili modeli de geliştirdi.
F.02, neyin ne olduğunu anlamasına yardımcı olmak için fiziksel dünyayı AI destekli görüş sistemine ileten altı RGB kameraya sahip. Bunlar arasında kavisli panelli animasyonlu yüzünde iki kamera ve arkada bir dizi kamera bulunuyor. Robot ayrıca Gen1’e kıyasla hesaplama gücünde ve AI çıkarım becerilerinde 3 kat artıştan yararlanıyor ve bu da gerçek dünya yapay zeka görevlerinin tamamen otonom bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlıyor.
Burada ve orada kumaş kaplamalar ve iç kablolama, havalı silah metal grisi giyen kaygan bir dış form oluşturuyor. Bir tanıtım videosu, 50 Nm (36,8 lb.ft) tork ve 148 derecelik hareket aralığına sahip omuz eklemlerini, dizde 150 Nm (110,6 lb.ft) ve 135 derecelik ve kalçada 195 derecelik bir aralıkla 150 Nm’yi ortaya koyuyor.
Hikâyesiyle kadınlara ilham olmak ve başarısını Türkiye’ye duyurmak isteyen adaylar, 15 Kasım 2024 tarihine kadar www.garantibbvakadingirisimci.com adresindeki formu doldurarak yarışmaya başvurabilecek. Şubat 2025’te gerçekleşecek ödül töreni sonrası kazananların açıklanacağı Yarışmada; “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” ödülünü alacak girişimci 250.000 TL, “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi”, “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” ve “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” kategorilerinin birincileri ise 200 biner TL’lik ödülün sahibi olacak.
Konuyla ilgili bilgi veren Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, “Garanti BBVA olarak Türkiye’de öncü olduğumuz Kadın Girişimci Programımız kapsamında uzun yıllardır kadınların güçlenmesi, potansiyellerini yansıtabilmesi, sosyal ve ekonomik hayata daha fazla katılması için çalışıyoruz. 18 yıldır kadının iş hayatına katılması ve ülkemizdeki kadın girişimciliği desteklemek amacıyla ilkleri hayata geçirdik. 2006 yılından bu yana kadın girişimcilere verdiğimiz aralıksız destek, yıllar boyunca başta bankacılık olmak üzere farklı sektörlerdeki şirketler tarafından örnek alınarak desteklerin artmasına vesile oldu. Finansman sağlama, eğitim, cesaretlendirme ve yeni pazarlara açılma olmak üzere 4 temel başlıkta ele aldığımız çalışmalarımızın en önemli ayağını Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması oluşturuyor. 2007’den beri kadın girişimcilerin motivasyonlarının artmasına, cesaretlendirilmesine, “ben de yapabilirim” duygusunu kazanmasına ve diğer kadınlar tarafından örnek almasına katkıda bulunduğumuz; ülkemizde bir ilk olan Yarışmaya bugüne kadar 45 bin başvuru aldık ve 70’in üzerinde kadın girişimciye ödül verdik. Beş farklı kategoride kadın girişimcilerin işindeki başarısını ön plana çıkaran Yarışma, kadınların girişimiyle sağladığı ekonomik, teknolojik ve sosyal faydaların da görünür olmasını sağlıyor. Kadın girişimcilerin çevrelerinde yarattığı farka ve faydaya da odaklanırken, girişimcilikteki başarısını Türkiye’ye duyuran kadınların başka kadınlara katkı sağlama konusundaki motivasyonlarını da artıyor. Kadın girişimcileri ve kooperatifleri, büyük bir heyecanla gerçekleşen jüri değerlendirmesi sonucu belirlediğimiz birincilerden biri olması için Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’na başvurmaya davet ediyoruz.” dedi.
KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu da “Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), kuruluşundan bu yana kadın girişimciliğini desteklemek, kadınların ekonomik olarak güçlenmelerini sağlamak ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmak amacıyla faaliyet gösteriyor. Bu amaçla gerçekleştirdiği projelerle 22 yılda 250 binden fazla kişiye istihdam etkisi yarattı. Garanti BBVA, Ekonomist dergisi ve KAGİDER iş birliğiyle 18.si gerçekleşecek “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması” da kadın girişimcilerin cesaretini ve yenilikçiliğini ön plana çıkarıyor. Türkiye’nin dört bir yanından katılacak kadın girişimcilerin hikâyeleri, yeni girişimcilere ilham kaynağı olacaktır. Kadın girişimciliğinin sürdürülebilir kalkınmaya olan etkisini görmek ve bu başarıları ödüllendirmek bizim için büyük bir mutluluk. Kadın girişimcilerin ekonomiye kazandırdığı değer, ülkemizin geleceği için büyük önem taşıyor. Yarışmaya katılacak tüm kadınlara başarılar diliyorum. Hep birlikte, kadınların gücünü daha da ileriye taşıyacağız.” dedi.
Ekonomist Dergisi Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz ise görüşlerini “Ekonomist dergisi olarak yayın hayatına başladığımız 1991 yılından bu yana, girişimcilik ekosistemi ve kadın her zaman odağımızda oldu. Yaptığımız iş etkinliklerinde, haberlerde bu odağımıza her zaman dikkat ettik ve etmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda Garanti BBVA ve KAGİDER’le birlikte gerçekleştirdiğimiz en önemli çalışmaların başında “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması” geliyor. Türkiye’de kadının ekosisteme katkısını daha da artırmayı, girişimci kadınları cesaretlendirmeyi amaçladığımız bu yarışma önemli bir aşama kaydetti. 17 yılda 45 bin başvuru olmamız, yıllar içinde kategori sayısının bir iken geçen yıl itibarıyla beşe çıkması çok kıymetli. Ekonomist dergisi, Garanti BBVA ve KAGİDER olarak kadın girişimcilerimizi yarışmamıza davet ediyoruz.” diyerek paylaştı.
Front-End Developer, Full-Stack Developer ve Backend Developer Yetiştirme Programları ile büyük başarılar elde eden OnlyJS Yazılım Akademisi, şimdi de Co-Founder Academy iş birliği ile Mobile App Developer Yetiştirme Programı 16 Ağustos’ta başlıyor.
Teknoloji dünyasında mobil uygulama geliştirme alanında hızla büyüyen ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla hazırlanan bu yeni program, öğrencilere ileri düzeyde bilgi ve beceriler kazandırmayı hedefliyor. Eğitime Co-Founder Academy özel indirim kodu CFA15 ile kayıt olabilirsiniz. İşte Mobile App Yetiştirme Programı hakkındaki OnlyJS Yazılım Akademisi öğrencilerinin deneyimleri:
Hayriye Öksüz, 2024 Mart Mobile App Developer Yetiştirme Programı:
“OnlyJS Yazılım Akademisi tarafından aldığım program beraberinde verilen ödev ve gerçek hayat projeleri ile gelişimimi daha somut bir şekilde görmeye başladım. Haftanın her günü çeşitli saat aralıklarında mentor yardımcılarımızın olması, sorularımı hızlı bir şekilde çözebilme ve takıldığım yerlerden öğrenerek ilerlememi sağlıyor.”
Vedat Taşçı, 2024 Ocak Mobile App Developer Yetiştirme Programı:
“Sadece haftalık ders saatlerinde değil gece gündüz her yerde her anda öğrenebileceğiniz sorunuzun cevapsız kalmadığı öğrenimin 7/24 olduğu birebir sizinle ilgilenen hocalar ile öğrenimin sürekli olduğu eğitim kurumu.”
Bilgin Arık, 2024 Ocak Mobile App Developer Yetiştirme Programı:
“OnlyJS Yazılım Akademisi sıfırdan sektöre girmek isteyenler için oldukça muazzam donanıma sahip bir bootcamp. Konu anlatımları, konu tekrarları ve ödevleri ile sizi sektöre hazırlıyor ve takıldığınız yerlerde sizlere yardımcı olacak donanımlı eğitmenlere sahip. Harcadığınızın kuruşuna kadar faydasını görebileceğiniz harika bir eğitim. Her şey için teşekkürler.”
Mustafa Uğurcan Yıldırım, 2024 Mart Mobile App Developer Yetiştirme Programı:
“Eğitimin programlanması ve mentor desteği fark yaratıyor. Proje ve ödevler gelişime katkı sağlarken; herhangi bir saatte ulaşabileceğiniz mentorlar gelişim süreci hızlandırıyor.”
OnlyJS Yazılım Akademisi, Co-Founder Academy’nin iş birliği ile geleceğin başarılı yazılımcılarını yetiştirme konusunda oldukça kararlı. Mobile App Developer Yetiştirme Programı’nda da tıpkı diğer programlarında olduğu gibi öğrencilere birebir mentorluk, canlı yayınlar ve gerçek hayat projeleri ile destek olacak. Bu sayede öğrenciler, öğrendikleri teorik bilgileri pratiğe dökerek somut bir şekilde gelişimlerini gözlemleyebilecekler.
Co-Founder Academy – OnlyJS Yazılım Akademisi iş birliği ile başlatılan yeni Mobile App Developer Yetiştirme Programı hakkında daha fazla bilgi almak ve kayıt olmak için OnlyJS web sitesini ziyaret edin! 16 Ağustos`taki Mobile App Yetiştirme Programı`nda sizler de yerinizi alın. Sınırlı kontenjandan faydalanmak için formu doldurarak OnlyJS Yazılım Akademisi`nin eğitim danışmanlarından detaylı bilgi alabilirsiniz.