Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 588

Nio, 144 saniyede batarya değiştiren yeni nesil istasyonunu tanıttı!

Elektrikli araç inovasyonunda öncü firmalardan biri olan Nio, yeni nesil batarya değişim istasyonu Power Swap Station 4.0’ı tanıttı. Yeni istasyonlar, sadece 144 saniyede batarya değişimi gerçekleştiriyor. Çin’de ilk istasyon faaliyete geçti.

Şarj yok, değişim var

Nio’nun Power Swap Station 4.0 istasyonlarına giren sürücüler, aracın ekranına küçük bir dokunuş yaparak batarya paketini tam şarjlı bir başka paket ile değiştirebiliyor. Tüm süreç, istasyondaki robotik kol sistemleriyle yapılıyor. Nio, yeni nesil istasyonlarında batarya değişiminin sadece 144 saniye sürdüğünü belirtiyor. Bu süre, önceki nesil istasyonlara göre yüzde 22 daha hızlı.

Power Swap Station 4.0, birden fazla marka ve farklı araç modelleriyle uyumlu olarak çalışıyor. Her bir istasyon, günde 480 değişim gerçekleştirebiliyor. İstasyonlar, altı ultra geniş FOV LiDAR ve dört adet Nvidia Orin X çipi ile donatılmış durumda. Bu sistem toplamda 1.016TOPS bilgi işlem gücü sağlıyor. İstasyonların üzerinde 60m2’lik güneş paneli de yer alıyor. Yeni batarya değişim istasyonuyla birlikte tanıtılan 640kW sıvı soğutmalı şarj kablosu sayesinde daha hızlı şarj da mümkün hale geliyor.

Nio’nun bu yaklaşımı, sürücülerin bataryanın şarj olmasını bekleme ihtiyacını ortadan kaldırıyor ve onları daha hızlı yola çıkarıyor. İstasyonlarda isteğe bağlı daha küçük batarya paketleri de araçlara takılabiliyor. Bu, şehir içi kullanım için daha ideal oluyor. Uzun yolculuklarda ise daha büyük paketlere erişim sağlanabiliyor.

Çin’den avrupa’ya genişleyen ağ

Nio, bugüne kadar Çin’de 22.633 geleneksel şarj istasyonunun yanı sıra 2.432 batarya değişim istasyonu kurdu. 2014 yılında kurulan Nio, öncelikle Çin’de faaliyet gösteriyor ancak yakın zamanda Avrupa’ya da açıldı. Yeni bir şirket olmasına rağmen Nio, Çin’deki en büyük batarya değiştirme ve şarj ağına sahip otomobil şirketi konumunda.

Yapay zeka enerjiyi yutuyor: veri merkezleri haneler kadar elektrik tüketiyor!

Yapay zeka (AI) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu teknolojileri destekleyen donanımların enerji tüketimi de büyük bir sorun haline geldi. Tek bir yapay zeka GPU’su, yılda 3,7 MWh elektrik tüketiyor. Ortalama olarak, bir ChatGPT sorgusunun işlenmesi, bir Google aramasının işlenmesinden yaklaşık 10 kat daha fazla elektriğe ihtiyaç duyuyor.

Yıllar boyunca, veri merkezleri iş yükleri artarken bile stabil bir güç talebi sergiledi. Ancak, elektrik kullanımındaki verimlilik artışının hızı yavaşladıkça ve yapay zeka devrimi hız kazandıkça, veri merkezlerinin güç talebinin yüzde 160’tan fazla artması bekleniyor. Bu veri merkezlerinde ise şu anda ağırlıklı olarak yapay zeka GPU’ları bulunuyor ve her biri yılda yaklaşık 3,7 MWh elektrik tüketiyor.

Veri merkezlerinin artan güç tüketimi

Dünya çapındaki veri merkezleri şu anda toplam gücün yüzde 1-2’sini tüketiyor, ancak bu oran on yılın sonunda yüzde 3-4’e yükselecek. Günümüz veri merkezleri, genellikle yapay zeka iş yükleri için inşa ediliyor veya optimize ediliyor ve bu tesislerde genellikle yapay zeka iş yüklerinde güçlü performans sergileyen GPU’lar kullanılıyor. Bu GPU’ların her biri 700 watt’a kadar güç tüketimi yapabiliyor. Bu, yıllık yüzde 61’lik bir kullanımla GPU başına yaklaşık 3,74 MWh tüketime denk geliyor.

2023 yılında, veri merkezlerine toplamda 3,83 milyondan fazla GPU teslim edildi. Bu GPU’ların toplam elektrik tüketimi, 14.348,63 GWh olarak hesaplanıyor. Bu miktar, Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon hane, ABD’de ise 1,3 milyon hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer.

Yükselen enerji ihtiyacı

Bu hesaplamalar sadece 2023 yılına ait veri merkezi GPU’larını kapsıyor. Veri merkezlerinde kullanılan CPU’lar veya soğutma sistemlerini de hesaba kattığımızda, geçen yıl inşa edilen sunucular ve veri merkezlerinin yılda 25 GWh’den fazla enerji gerektirdiği ortaya çıkıyor.

Goldman Sachs Research’e göre, veri merkezi iş yükleri 2015 ile 2019 yılları arasında neredeyse üç katına çıktı, ancak bu dönemdeki elektrik talebi yılda yaklaşık 200 terawatt-saat ile sabit kaldı. Ancak 2020’den bu yana, verimlilik kazanımlarının azaldığı ve veri merkezleri tarafından tüketilen gücün arttığı görülüyor.

Yapay zeka ve enerji tüketimi

Tek bir ChatGPT sorgusu 2,9 watt-saat elektrik gerektirirken, bu rakam bir Google araması için 0,3 watt-saat.Araştırmacılara göre, yapay zeka kaynaklı veri merkezi güç tüketimindeki genel artış, 2023 ile 2030 yılları arasında yılda 200 terawatt-saat düzeyinde olacak. 2028 yılına kadar yapay zekanın veri merkezi güç talebinin yaklaşık yüzde 19’unu temsil etmesi bekleniyor. 2030’a kadar veri merkezlerinin güç talebinin 550 terawatt-saatin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.

Yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularının önemi daha da artıyor. Veri merkezlerinin enerji tüketimi konusunda daha verimli çözümler geliştirilmesi, hem çevresel etkilerin azaltılması hem de sürdürülebilir bir teknoloji altyapısının oluşturulması için kritik önem taşıyor.

McDonald’s yapay zeka sipariş sistemini kaldırdı!

McDonald’s, ABD’deki bazı restoranlarında kullanılan yapay zeka destekli sipariş teknolojisini geri çekme kararıaldı. IBM tarafından geliştirilen bu teknoloji, 2019 yılında duyurulmuş ve ses tanıma yazılımı aracılığıyla müşteri siparişlerini işlemek için kullanılmıştı. Ancak teknolojinin güvenilirliği konusunda yaşanan sorunlar, bazı tuhaf ve komik sipariş hatalarının internette viral hale gelmesine yol açtı.

McDonald’s‘ın yapay zeka destekli Otomatik Sipariş Alma (AOT) teknolojisini geri çekme kararı, şirketin bu teknolojinin mevcut kullanımını Temmuz ayı sonuna kadar test ettiği 100’den fazla restorandan başlamak üzere uygulamaya koymasının bir sonucudur. Restoran zinciri, teknolojinin günlük işleyişte sağladığı pratik faydaları değerlendirirken, müşteri memnuniyetsizliklerini de göz önünde bulundurdu.

McDonald's yapay zeka

McDonald’s‘ın bir sözcüsü yaptığı açıklamada, “IBM ile Otomatik Sipariş Alma teknolojisine yönelik mevcut küresel ortaklığımızı 2024 yılı sonunda sonlandırmaya karar verdik” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, yapay zekanın restoran işletmeciliğindeki rolünün yeniden değerlendirileceği ve ilerleyen dönemlerde yeni sesli sipariş çözümleri üzerinde çalışılacağı belirtildi.

Ancak, yapay zekanın restoran endüstrisindeki geleceği hakkındaki tartışmalar henüz sona ermiş değil. Teknolojinin uygulanabilirliği ve güvenilirliği, özellikle insan faktörüyle olan etkileşimlerinde kritik önem taşıyor. McDonald’s‘ın bu adımı, yapay zekanın hizmet sektöründeki potansiyelini ve sınırlamalarını anlamak adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

IBM ise McDonald’s ile gelecekte yapacakları işbirliklerine dair umutlarını dile getirerek, “Bu teknoloji, sektördeki en kapsamlı yeteneklerden bazılarına sahip olduğunu ve zorlu koşullarda hızlı ve doğru bir şekilde çalıştığını kanıtlamıştır” şeklinde bir açıklama yaptı. IBMMcDonald’s ile ilerleyen dönemlerde farklı projelerde işbirliği yapmaya devam etmeyi planladıklarını da ekledi.

Bu gelişme, yapay zeka destekli teknolojilerin restoran işletmeciliğindeki potansiyelini ve pratik uygulama zorluklarını anlamak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

AMD Ryzen 9000 fiyatları belli oldu: 9950X, 7950X3D’den daha ucuz olabilir!

0

AMD’nin Zen 5 çekirdek mimarisini temel alan yeni nesil Ryzen 9000 masaüstü işlemcilerin fiyatları nihayet gün yüzüne çıktı. Ryzen 9 9950XAMD Ryzen 9 7950X3D modelinden daha uygun bir fiyatla sunulabilir. AMD, Haziran ayının başında Ryzen 9000 işlemcilerini duyurmuş ve serideki modellere dair bilgiler paylaşmıştı. Lansmanda işlemcilerin Temmuz ayında satışa çıkacağı belirtilirken, fiyatlara dair bir açıklama yapılmamıştı. Ancak, bu sessizlik nihayet bozulmaya başladı ve Ryzen 9000 masaüstü işlemciler erken perakende listelerinde görünmeye başladı.

Ryzen 9000 serisi masaüstü işlemciler, dört ana modelden oluşuyor: Ryzen 9 9950XRyzen 9 9900XRyzen 7 9700X ve Ryzen 5 9600X. Bu modeller sırasıyla 16, 12, 8 ve 6 çekirdeğe sahip. Ayrıca, Zen 4’e kıyasla %16’lık bir IPC artışı8000 MT/s bellek hızları, yapay zeka yüklerine yönelik grafik bant genişliğinde %100 artış ve büyük dil modellerinde (LLM) %20 yapay zeka hızlandırma gibi yenilikler sunuyor.

Önceki söylentiler, Ryzen 9000 serisinin selefi ile benzer fiyatlara satılacağı yönündeydi ve perakende kanallarından alınan bilgiler bunu doğrular nitelikte. Listelere göre Ryzen 9000 serisinin amiral gemisi modeli Ryzen 9 9950X610 ila 647 dolar arasında değişen fiyatlarla satışa sunulacak.

Karşılaştırmak gerekirse, mevcut Ryzen 9 7950X3D‘nin 699 dolar etiketle tanıtıldığını hatırlatalım. Diğer modellere geldiğimizde ise Ryzen 9 9900X 596 dolarRyzen 7 9700X 409 dolar ve Ryzen 5 9600X için belirlenen fiyat ise 315 dolar olarak görünüyor.

  • Ryzen 9 9950X: 610 – 647 dolar
  • Ryzen 9 9900X: 596 dolar
  • Ryzen 7 9700X: 409 dolar
  • Ryzen 5 9600X: 315 dolar

AMD, Ryzen 9000 işlemcilerin Temmuz ayında perakende satış raflarına çıkacağını resmi olarak doğruladı. Ancak, bazı perakende kanalları bu tarihin yalnızca ön siparişler için geçerli olacağını belirtiyor. Dolayısıyla, resmi fiyatlar ve daha fazlası için bir süre daha beklememiz gerekecek.

ABD Ordusu’nun iletişimini T-Mobile üstlenecek!

T-Mobile US, ABD Savunma Bakanlığı tarafından toplam 2,7 milyar dolar değerindeki on yıllık bir sözleşmenin parçası olarak ABD Donanması için telekom hizmetleri ve ekipman tedarik etmek üzere kablosuz sağlayıcılardan birisi olarak seçildi. Spiral 4 anlaşması, Savunma Bakanlığı tarafından hizmet personeli ve sivil çalışanlara iletişim sağlamak üzere devreye sokulan kablosuz ve telekomünikasyon hizmetleri çerçevesinin en güncel versiyonu.

Sözleşme aslında sadece T-Mobile ile sınırlı değil. AT&T ve Verizon da dahil olmak üzere ABD’nin “üç büyük” operatörünün tamamı da Spiral 4 programı için seçilerek, Savunma Bakanlığı kurumlarının önümüzdeki on yıl boyunca kablosuz hizmetleri ve kitleri için sipariş vermelerinin önünü açıyor. Ancak T-Mobile’ın yabancı bir firmaya (Alman Deutsche Telekom) ait olması, tedarikçi olarak seçilmesini enteresan hale getiriyor.

T-Mobile, çok ödüllü sözleşme ses, veri, sabit kablosuz, Nesnelerin İnterneti ve mobilite yönetimi çözümlerini içerdiğinden, savunma müşterilerinin 5G ağını – ve daha sonra uzay bağlantı hizmetlerini – hükümet operasyonlarının “gelişen” gereksinimlerini karşılamak için kullanmasını bekliyor. Gelecekte devlet kurumları da Starlink uydu ağı üzerinden T-Mobile’dan iletişim hizmetleri satın alabilecek.

T-mobile güvenlik endişelerini beraberinde mi getiriyor?

T-Mobile US, her ne kadar ABD merkezli bir şirket olarak yönetilse de çoğunluk hissesi Deutsche Telekom’a ait. Bu durum, Savunma Bakanlığı ihaleleri gibi hassas ihalelerde güvenlik endişelerini de beraberinde getirebiliyor. Ayrıca firmanın güvenlik bağlamında mükemmel bir sicile sahip olmadığını ve hem 2021’de hem geçtiğimiz yıl veri ihlalleri yaşadığını unutmamak gerekiyor.

Öte yandan Verizon’a göre Spiral 4, Donanma Bakanlığı’na (DoN) odaklanan selefine kıyasla Savunma Bakanlığı’nı daha geniş bir şekilde kapsıyor. Bununla birlikte, Savunma Bakanlığı’nın Spiral 3’ü kullanması için Savunma Bakanlığı Ofisi’nin önceki yetkisinin yeni sözleşmeye taşınacağı belirtildi. Verizon, Spiral 4’ün endüstri standartlarındaki gelişmeleri, teknolojideki ilerlemeleri ve daha rekabetçi fiyatlandırma planlarını da içerdiğini iddia etti.

Verizon’un savunma portföyü başkanı David Rouse, “Verizon’un Spiral 4’e dahil edilmesi, Spiral 3 de dahil olmak üzere federal kurumlarla dijital modernizasyon ortaklığı geçmişimiz sayesinde geliştirilen, DoN’un kritik görev iletişimine yönelik sofistike taleplerine ilişkin anlayışımızı temsil ediyor” dedi.

ABD hükümeti ve kamu ihalelerini izleyen Washington Technology sitesine göre, Spiral 4 sözleşmesinde yedi şirkete pozisyon verildi ve diğer dördü MetTel, Hughes Network Systems, Real Mobile ve WidePoint oldu.

Site, bir önceki sözleşme olan Spiral 3’ün tamamlanma tarihinin 2 Haziran olduğunu ve 993 milyon dolarlık yükümlülüğün bu sözleşmeden geçtiğini, AT&T’nin bunun 406.9 milyon dolarını alarak en büyük alıcı olduğunu belirtti.

Apple, yapay zekaya dost canlısı bir yüz veriyor: yeni Apple Intelligence Logosu

Apple, dünya genelinde merakla beklenen WWDC etkinliğinde, yapay zeka teknolojileri için tasarlanmış iki yeni logo tanıttı. Bu logoların ilki, Apple Intelligence adı verilen genel yapay zeka platformu için kullanılacakken, diğeri ise yenilenen yapay zeka destekli Siri‘nin simgesi olarak işlev görecek.

Şirketin Apple Intelligence logo tasarımı yaklaşımı, yapay zekanın kullanıcılar arasında daha dost canlısı, tehditkar olmayan ve insan benzeri olmayan bir imajla algılanmasını hedefliyor. Uzmanlara göre, Apple’ın tercih ettiği renk paletleri ve tasarım öğeleri, genel bir sektör trendini yansıtarak yapay zekayı daha erişilebilir ve kullanıcı dostu kılmayı amaçlıyor. Logolar genellikle parlak ve neşeli renklerle, pastel tonlarla ve yumuşak geçişlerle şekillendirilmiş.

Apple’ın Apple Intelligence tasarım tercihleri, yapay zekanın soğuk ve endişe verici bir teknoloji olmaktan çıkıp, kullanıcılar tarafından daha yakın ve güvenilir bir şekilde algılanmasına yardımcı oluyor. Şirket, yapay zekayı insan benzeri veya robotik bir şekilde temsil etmek yerine, daha insani ve samimi bir tasarımla sunarak teknolojiyi daha geniş kitlelere benimsetmeyi hedefliyor.

Grafik tasarım konusunda bilgi sahibi olanlar için, Apple’ın logolarında kullanılan renklerin ve formun insanların duygusal tepkilerini nasıl etkilediği önemli bir gözlem alanı sunuyor. Apple’ın logo tasarımlarının arkasında titiz bir süreç ve kapsamlı tasarım dokümanları bulunduğu da belirtiliyor. Bu detaylar, teknoloji devinin estetik tercihlerinin sadece görsel değil, aynı zamanda kullanıcı algısı üzerinde de derin etkiler yarattığını gösteriyor.

Adobe’ye gizli ücret skandalı nedeniyle dava açıldı!

ABD Adalet Bakanlığı ve Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Adobe’nin aboneliklerini iptal etmek isteyen kullanıcılarına gizli bir iptal ücreti uyguladığı gerekçesiyle şirkete dava açtı. Adobe, kullanıcılarını istemedikleri abonelikleri iptal etmekten caydırmak için karmaşık ve zor bir iptal sürecine zorlamakla suçlanıyor.

Adobe, Creative Cloud ürünlerini abonelik bazında sunuyor ve ücretler aylık olarak ödeniyor. Ancak bu aylık ödeme, istediğiniz zaman iptal edebileceğiniz anlamına gelmiyor. Çoğu müşteri, aslında gizli bir yıllık sözleşmeye bağlı kalıyor. Müşteriler, ücretsiz deneme sürümüne kaydolduktan sonra varsayılan olarak yıllık Creative Cloud planına kaydediliyor. Yıllık sözleşmeyi iptal etmek isteyen Adobe kullanıcıları, kalan sözleşme yükümlülüğünün yüzde 50’sine tekabül eden gizli bir ücret ödemek zorunda kalıyor.

Adobe, müşterilere daha yüksek maliyetli olan ve iptal edilebilir bir aylık abonelik planı sunuyor, ancak bu fark yeni veya mevcut müşterilere her zaman net bir şekilde belirtilmiyor. Adobe’nin internet sitesinde, tüm uygulamalarına erişim için aylık 60 dolarlık bir ücret listeleniyor, ancak bu sadece yıllık sözleşmeyi kabul ederseniz geçerli. Gerçek bir aylık plan, iptal edilebilir, aylık 90 dolar bir ücrete sahip ve bir yıl peşin ödeme yaparsanız, 14 günlük süreden sonra iptal ettiğinizde geri ödeme yapılmıyor.

Adalet Bakanlığı’na göre, Adobe’nin bu düzenlemesi Restore Online Shoppers’ Confidence Act (ROSCA) yasasını ihlal ediyor. Gizli ücret bilgilerini ince yazılar ve fark edilmesi zor bağlantılar aracılığıyla sakladığı iddia ediliyor. Şikayet, yıllarca Adobe’nin bu gizli ücretten kâr elde ettiğini, tüketicilere aboneliklerin gerçek maliyetleri hakkında yanıltıcı bilgi verdiğini ve iptal etmeye çalıştıklarında onlara bu ücreti dayatarak güçlü bir müşteri tutma aracı olarak kullandığını belirtiyor.

Adobe’nin ayrıca çevrimiçi aboneliklerini iptal etmek için tüketicilere basit bir mekanizma sunmadığı iddia ediliyor. Bunun yerine Adobe’nin abonelik gelirlerini korumak amacıyla, abonelerini iptal etmeye çalışırken gereksiz adımlar, gecikmeler, istenmeyen teklifler ve uyarılarla dolu karmaşık ve verimsiz bir iptal sürecine tabi tuttuğuileri sürülüyor.

Dava, belirtilmemiş miktarlarda tüketici tazminatı, parasal cezalar ve Adobe’nin müşteri iptallerini engellemek için gizli ücretler kullanmaya devam etmesini önleyecek kalıcı bir tedbir talep ediyor. ABD hükümeti, Adobe’nin bu uygulamalarına son vermesini ve müşterilere daha şeffaf ve adil bir iptal süreci sunmasını istiyor.

Xiaomi’den hibrit SUV müjdesi!

Xiaomi, elektrikli otomobil pazarında ses getiren SU7 modelinin ardından, şimdi de hibrit destekli bir SUVgeliştirdiğini açıkladı. Çin’de açılan yeni iş ilanı, şirketin hibrit SUV modeline dair planlarını gün yüzüne çıkardı.

İlk Adım: SU7 modeli ile başarı

Geçtiğimiz Haziran ayında piyasaya sürülen Xiaomi’nin ilk elektrikli aracı SU7, satışa sunulduğu andan itibaren büyük bir ilgi gördü. Şu anda sadece Çin’de satılmasına rağmen, SU7 modelinin satışları beklentileri aştı ve Xiaomi’yi bu alanda daha ileriye taşıdı.

Hibrit SUV planları

Yeni iddialara göre Xiaomi, hibrit bir SUV modeli üzerinde çalışıyor. Şirket, hibrit teknolojisini benimseyerek daha fazla menzil sunmayı hedefliyor. Bu, elektriğe alternatif bir çözüm sunarak kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Çin’de açılan iş ilanı, Xiaomi’nin hibrit araç planlarını doğruladı. Şirket, “araç termal yönetim teknolojisi rota planlaması ve program formülasyonu” için deneyimli mühendisler arıyor. İş ilanında, başvuru sahiplerinin otomotiv endüstrisinde 15 yıldan fazla deneyime sahip olmaları ve hibrit veya uzun menzilli elektrikli araçlar için termal yönetim entegrasyonu üzerinde en az 10 yıl çalışma şartı aranıyor.

2025’te satışta

Xiaomi’nin ikinci otomobilinin SUV olacağı ve hibrit teknolojisini destekleyeceği netleşmiş durumda. Hibrit SUV modelinin yıl sonunda piyasaya sürüleceği ve 2025 yılında satışa sunulacağı tahmin ediliyor. Şirketin ayrıca 2026 yılında 25 bin dolarlık daha uygun fiyatlı bir elektrikli araç piyasaya sürmeyi planladığı da gelen bilgiler arasında. Ancak şu an için Xiaomi’nin öncelikli hedefi SU7 ve hibrit SUV modeli.

Xiaomi’nin otomotiv sektörüne hızlı girişi ve iddialı planları, gelecekte bu alanda ne kadar etkili olacağının bir göstergesi. Elektrikli ve hibrit araç pazarındaki rekabetin kızışacağı kesin. Xiaomi’nin yeni hibrit SUV modeli merakla bekleniyor.

Apple, Apple Pay Later hizmetini durdurdu: yeni taksitli ödeme sistemi geliyor

Apple, geçtiğimiz yıl kullanıcıların beğenisine sunduğu Apple Pay Later hizmetini sonlandırdı. Bu hizmet, kullanıcıların 50 ila 1000 dolar arasında borçlanıp altı hafta içinde faizsiz olarak dört eşit taksitte ödeme yapmalarına imkan tanıyordu. Bugün itibarıyla sona eren Apple Pay Later’ın yerini alacak yeni taksitli ödeme sistemi ise yıl sonuna kadar kullanıma sunulacak.

Apple, yeni sistemle ilgili detayları paylaşırken, Apple Pay kullanıcılarının kredi ve banka,ve online kartları üzerinden çevrimiçi ve uygulama içi alışverişlerde taksitli ödeme yapabileceklerini belirtti. Yeni hizmet özellikler arasında kullanıcıların ödülleri görüntüleyip kullanabilmesi ve uygun taksit seçeneklerini görebilmesi bulunuyor. Ayrıca, hizmetin dünya genelinde birçok ülkede kullanılabilir olacağı vurgulandı.

Apple Pay Later , yeni taksitli ödeme sisteminin yıl sonuna kadar Avustralya, İspanya, İngiltere ve ABD gibi ülkelerde ANZ, CaixaBank, HSBC, Monzo, Citi ve Synchrony gibi büyük bankalar aracılığıyla kullanıma sunulacağını duyurdu. Ayrıca, ABD’de kullanıcılar Apple Pay ile ödeme yaparken Affirm üzerinden doğrudan kredi başvurusunda bulunabilecekler.

Apple Pay Later hizmetinin sunulmasından sonra geçen süre çok kısa olmasına rağmen, Apple’ın yeni taksitli ödeme sistemi ile daha geniş bir kullanıcı kitlesine ve daha fazla ülkede hizmet sunma amacıyla bu değişikliği yapma kararı aldığı belirtildi.

Bu yeni adım, Apple’ın ödeme sistemleri alanındaki rekabetçi konumunu güçlendirme ve kullanıcılarına daha fazla esneklik sağlama stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Dubai polisi filosuna Tesla Cybertruck ekledi!

Dubai polis filosuna katılan Tesla Cybertruck modeli, şehrin göz alıcı süper otomobil polis araçlarına bir yenisi olarak eklendi. Beyaz renkteki araç, “düşük çözünürlüklü bir balinaya” benzetilmesine rağmen, şehirde sadece bir tane bulunuyor. Dubai polisi tarafından yapılan açıklamaya göre, araç yıl sonunda aktif göreve başlayacak şekilde özel olarak hazırlandı.

Tesla Cybertruck, daha önce de polis aracı olarak modifiye edilmişti; bu önceki versiyon Unplugged Performance UP.FIT firması tarafından üretilmişti. Yeni versiyon ise acil durum ışıklarıgüçlü bir siren ve diğer polis ekipmanlarıyla donatıldı. ABD’deki polis birimlerinden gelen talep üzerine, araç üç farklı versiyonla sunulacak: PatrolAdmin ve Tactical. Her bir versiyon, 547 km menzil ve sadece 2.6 saniyede 0’dan 100 km/s hıza ulaşabilmeözellikleriyle dikkat çekiyor.

Tesla Cybertruck, özellikle modifiye edilmiş versiyonlarıyla tanınıyor. Örneğin, bir önceki modeli gerçek altın kaplamaile süslenmişti. ABD pazarında satılan bu ikonik araç, çıkışından bu yana çeşitli ilginç modifiye çalışmalarının merkezinde bulunuyor. Son olarak, popüler YouTube kanalı JerryRigEverything tarafından yapılan elektrokaplamayöntemiyle gerçek altınla kaplanan bir Cybertruck modeli dikkat çekti. Zack Nelson‘ın öncülüğünde gerçekleştirilen bu proje, aracın metal gövdesinin yaklaşık olarak 60 bin dolar değerinde altınla kaplanmasını içeriyordu.

Tesla Cybertruck’ın Dubai polis filosuna katılması, aracın yenilikçi tasarımının ve güçlü performansının polis operasyonlarında nasıl kullanılabileceğine dair bir örnek sunuyor. Dubai’nin sürekli olarak ileri teknolojiye ve dikkat çekici araçlara yaptığı yatırımlarla, Tesla Cybertruck da şehrin polis hizmetlerine modern bir katkı sağlıyor.

OpenAI kâr amacı gütmeyen yapıdan kâr eden bir şirkete mi dönüşüyor?

apay zeka alanının önde gelen isimlerinden OpenAI’in kurucu ortağı Sam Altman, şirketin stratejisinde köklü bir değişiklik önerisinde bulundu. Altman, OpenAI’i kâr amacı güden bir işletme haline getirme kararı aldı. Bu karar, şirketin finansal sürdürülebilirliğini artırmayı ve büyümesini hızlandırmayı hedefliyor.

Altman’ın öncülüğündeki bu değişim, OpenAI’in kuruluşundan bu yana benimsediği kâr amacı gütmeyen misyonunun geleceğini belirsiz kılıyor. The Information’ın son raporlarına göre, yeni stratejiyle birlikte şirketin kâr amacı gütmeyen yönetim kurulu kontrolünü kaybetme riski bulunuyor.

Sam Altman, ayrıca OpenAI’i kâr amacı güden bir sosyal şirket (B-Corp) olarak yeniden yapılandırma seçeneklerini de değerlendiriyor. Bu adım, şirketin sadece finansal performansını değil, aynı zamanda toplum üzerindeki etkilerinide göz önünde bulunduracağı bir yapıya geçiş yapmasını sağlayacak.

OpenAI’in mevcut kâr amacı gütmeyen modelinin sürdürülebilirliği için yeterli fon sağlama zorluğu, Altman’ın bu stratejik değişiklikleri önerme sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Altman, şirketin yönetim kurulunu genişleterek ve yeni üyeler ekleyerek bu dönüşüm sürecini yönetmeyi planlıyor.

OpenAI’in yapay zeka alanındaki rolü ve etkisi, şirketin alacağı bu stratejik kararlarla birlikte şekillenecek. Konuyla ilgili gelişmelerin yakından takip edilmesi bekleniyor.

Apple, teknolojiyi bir adım öteye taşıyor: ince tasarımlar geliyor!

Apple, teknolojisini bir adım öteye taşıyor ve ürün yelpazesini kapsayacak şekilde çok daha ince tasarımlar üzerinde çalışıyor. Güvenilir Bloomberg kaynaklarından gelen bilgilere göre, iPhone 17MacBook Pro ve Apple Watchmodelleri yepyeni bir tasarıma kavuşacak.

iPhone 17‘nin, 2025 yılında piyasaya sürülmesi planlanan bu yeni tasarımla birlikte kategorisindeki en ince ve en hafif ürün olma hedefine ulaşacağı belirtiliyor. Kaynaklara göre, bu incelik kullanıcıların cebinde telefon taşıdıklarını bile hissetmemelerini sağlayacak kadar iddialı.Sadece iPhone ile sınırlı kalmayan Apple, MacBook Pro ve Apple Watch‘un yeni versiyonlarında da benzer bir incelik hedefliyor. Son tasarım değişikliğinde biraz kalınlaşan MacBook Pro’nun bu sayede eski inceliğine kavuşacağı ve Apple’ın en son tanıttığı M4 iPad Pro’nun 5.1 mm kalınlığıyla şu ana kadarki en ince ürünü olma rekorunu elinden alacağı düşünülüyor.

Apple Watch’un ise bu incelik hamlesiyle birlikte bugüne kadarki en büyük tasarım değişikliğini yaşayacağı öngörülüyor.Geçtiğimiz ay tanıtılan M4 iPad Pro’nun 5.1 mm kalınlığıyla Apple’ın şu ana kadarki en ince ürünü olması, yeni nesil ince Apple cihazlarının başlangıcı olarak görülüyor. Mark Gurman’ın da belirttiği gibi, bu incelik tüm ürün yelpazesine yayılacak ve gelecekte çok daha ince ve hafif Apple cihazlar görmeyi bekleyebiliriz.

Apple’ın bu hamlesi, rakipleri için de büyük bir meydan okuma anlamına geliyor. Teknoloji devi, bu yeni tasarımlarla pazar payını genişletmeyi ve kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.Apple’dan gelen bu heyecan verici gelişmeler, teknoloji dünyasını yakından takip edenler için büyük bir heyecan kaynağı. Yeni nesil ince cihazların ne zaman piyasaya sürüleceği ve hangi özelliklere sahip olacağı ise merak konusu.

Google fotoğraflar’a heyecan verici gelişmeler geldi!

Google Fotoğraflar’ın yenilikçi düzenleyici aracı olan Magic Editor, şimdi daha fazla Android cihazında kullanılabiliyor. Bu özellik ilk olarak Pixel 8 serisiyle tanıtılmış ve Mayıs ayından itibaren tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunulmaya başlanmıştı. Son raporlara göre ise Magic Editor artık Samsung ve eski Pixel cihazlarında da geniş bir şekilde erişilebilir durumda.

Magic Editor, kullanıcılara fotoğraflarında detaylı düzenlemeler yapma imkanı tanıyor. İlk olarak 2023 Google I/Oetkinliğinde duyurulan ve Ekim ayında Pixel 8 ve 8 Pro’da piyasaya sürülen bu özellik, kullanıcıların görüntülerini yeniden tasarlamalarına olanak sağlıyor. Ancak özellik, ücretsiz sürümünde aylık 10 Magic Editor düzenlemesiyle sınırlıydı; daha fazlası için Google One üyeliği gerekiyordu.

Google Fotoğraflar’ın AI araçları da artık ücretsiz olarak sunuluyor ve bu araçlar arasında sihirli silgi, bulanıklığı giderme, portre bulanıklaştırma, HDR efekti gibi seçenekler yer alıyor. Bu değişiklik, Google’ın yapay zeka destekli fotoğraf düzenleme yeteneklerini daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırma çabasının bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Henüz iOS kullanıcıları için Google Fotoğraflar uygulamasında Magic Editor sunulmamış olsa da, Android platformunda genişlemesi, Google’ın mobil düzenleme çözümlerini iyileştirme ve çeşitlendirme stratejisini yansıtıyor.

Enerji sektöründe gelecek vaat eden girişimler

0

Enerji sektörünün nabzını tutan, yeniliklerin ve çığır açan projelerin buluşma noktası The smarter E Europe bir kez daha kapılarını geleceğe araladı. Fuarın hemen öncesinde gerçekleşen ve heyecanla beklenen The smarter E AWARD 2024 ödül töreni, bu yıl da yenilenebilir enerji alanındaki en parlak zihinleri ve öncü çalışmaları bir araya getirdi.

Beş farklı kategoride verilen ödüller, güneş enerjisi verimliliğinden enerji depolama çözümlerine, e-mobilitedeki dev adımlardan akıllı şebeke teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede, sürdürülebilir bir enerji geleceği için çabalayan şirketlerin başarılarını kutladı.

Güneş enerjisi teknolojilerindeki hızlı gelişim The smarter E AWARD 2024’te bir kez daha gözler önüne serildi. Fransız devi ArcelorMittal Construction çatı entegreli fotovoltaik (BIPV) sistemleri için geliştirdiği Helioroof ile hem mimari estetiği hem de enerji verimliliğini bir araya getirmeyi başardı. Hem yeni hem de mevcut çatılara kolayca uygulanabilen Helioroof modülleri hafif ve esnek yapılarıyla dikkat çekerken, 2,17 kilovata kadar pik güç sağlayarak yüksek performans vadediyor.

Alman şirketi NexWafe ise, EpiNex gofretleri ile güneş pili üretiminde devrim yaratmaya aday bir teknolojiye imza attı. Doğrudan gazdan gofrete üretim teknolojisi, geleneksel yöntemlerin yol açtığı malzeme ve enerji kayıplarının önüne geçerek, daha sürdürülebilir ve ekonomik bir üretim süreci sunuyor. EpiNex gofretleri, incelikleri ve yüksek verimlilikleri ile geleceğin güneş enerjisi teknolojilerine de öncülük ediyor.

SMA Solar Technology, büyük ölçekli PV santrallerinin olmazsa olmazı haline gelen Sunny Central FLEX ile The smarter E AWARD 2024’te adından söz ettirmeyi başardı. DC-DC dönüştürücü, invertör, orta gerilim transformatörü ve anahtarlama panosunu tek bir konteynerde bir araya getiren Sunny Central FLEX, şebeke stabilitesi ve enerji kesintilerine karşı da etkin bir çözüm sunuyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde kullanılabilmesi için enerji depolama teknolojileri hayati bir rol oynuyor. The smarter E AWARD 2024’te enerji depolama kategorisinde ödüle layık görülen çözümler, bu alandaki hızlı ilerlemeyi ve çeşitliliği gözler önüne serdi.

Amerikan şirketi ESS Inc., konteynerize demir akış batarya sistemi Energy Center ile dikkatleri üzerine çekti. 1,16 megavat saat depolama kapasitesi ve 174 kilowatt maksimum şarj gücü sunan Energy Center, soğutma gerektirmeyen yapısı ve uzun kullanım ömrü ile öne çıkıyor. Üstelik, demir, tuz ve su gibi bol ve düşük maliyetli malzemeler kullanılarak üretilmesi, Energy Center’ı hem çevre dostu hem de ekonomik bir çözüm haline getiriyor.

Pfannenberg Europe GmbH, mobil ve sabit uygulamalarda sıvı soğutmalı batarya sistemleri için geliştirdiği akıllı termal çözümü Compact Chiller VLV 12 ile The smarter E AWARD 2024’te jüriyi etkilemeyi başardı. Geniş bir sıcaklık aralığında (-25 ile +45°C) 12 kilowatt soğutma kapasitesi sunan Compact Chiller VLV 12, sessiz ve titreşime dayanıklı yapısıyla da öne çıkıyor.

Alman şirketi sonnen GmbH ise, modüler dış mekan enerji depolama sistemi sonnenPro FlexStack ile ticari ve endüstriyel uygulamalar için pratik ve ölçeklenebilir bir çözüm sunuyor. Farklı kapasite seçenekleri sunan sonnenPro FlexStack, yüksek verimliliği ve uzun kullanım ömrü ile dikkat çekiyor.

Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte şarj altyapısının geliştirilmesi ve yenilikçi çözümlerin üretilmesi, e-mobilite sektörünün geleceği için kritik bir önem taşıyor. The smarter E AWARD 2024’te e-mobilite kategorisinde ödül alan projeler, bu alandaki dinamizmi ve yaratıcılığı gözler önüne serdi.

İsviçre merkezli Designwerk Technologies, ağır hizmet tipi elektrikli araçlar için geliştirdiği megavat batarya şarj sistemi ile The smarter E AWARD 2024’te fark yarattı. 2.000 kilowatt saat depolama kapasitesi ve 2,1 megavata kadar deşarj gücü sunan sistem, şebeke kısıtlamalarına karşı tampon depolama özelliği ile de öne çıkıyor. Bu sayede, elektrikli kamyonlar gibi ağır araçlar bile kısa sürede şarj edilebiliyor.

Alman şirketi EcoG, dağıtık şarj mimarisinin verimliliğini artıran EcoG Connect ile The smarter E AWARD 2024’te jüriden tam not aldı. Merkezi güç modüllerini kullanarak dinamik bir doğru akım anahtarlama matrisi sunan EcoG Connect, hem maliyetleri düşürüyor hem de enerji verimliliğini artırıyor.

İsrail merkezli Apollo Power ise, ticari araçlar için geliştirdiği esnek güneş modülleri SolarPaint ile The smarter E AWARD 2024’te sürdürülebilir ulaşım alanındaki vizyonunu gözler önüne serdi. Kamyon ve otobüs gibi araçların çatısına kolayca uygulanabilen SolarPaint modülleri, güneş enerjisi ile araçların elektrik ihtiyacının bir kısmını karşılayarak yakıt tüketimini ve karbon emisyonlarını azaltmaya yardımcı oluyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının artan oranı, enerji şebekelerinin daha akıllı ve esnek hale gelmesini zorunlu kılıyor. The smarter E AWARD 2024’te akıllı entegre enerji kategorisinde ödül alan projeler, bu alandaki ilerlemeyi ve yenilikçi yaklaşımları gözler önüne serdi.

Avusturya merkezli CyberGrid, yenilenebilir enerji sistemlerinin entegrasyonunu ve yönetimini kolaylaştıran yazılım platformu CyberNoc ile The smarter E AWARD 2024’te jüriyi etkilemeyi başardı. Rüzgar, güneş ve batarya gibi farklı enerji kaynaklarını sanal enerji santrallerinde bir araya getiren CyberNoc, gerçek zamanlı veri analizi ile enerji şebekelerinin daha verimli ve istikrarlı bir şekilde yönetilmesine yardımcı oluyor.

Alman şirketi dvlp.energy, güneş, rüzgar ve batarya projeleri için ideal konumlar bulmayı kolaylaştıran yenilikçi yazılım platformu ile The smarter E AWARD 2024’te ödüle layık görüldü. Harita ve uydu verilerini yapay zeka ile birleştiren dvlp.energy, projelerin planlama ve geliştirme sürecini hızlandırıyor ve optimize ediyor.

Alman şirketi The Mobility House ise, batarya depolama sistemlerinin paraya çevrilmesi için geliştirdiği yazılım ve teknoloji platformu Battery Commercialization ile The smarter E AWARD 2024’te jüri özel ödülüne layık görüldü. Battery Commercialization, batarya sahiplerinin enerji piyasalarına katılmasını ve bataryalarından gelir elde etmesini kolaylaştırıyor.

The smarter E AWARD 2024’te üstün projeler kategorisi, sürdürülebilir bir enerji geleceği için ilham veren ve somut çözümler sunan projelere ev sahipliği yaptı. Alman şirketi IO-Dynamics, ticari elektrikli araç filoları için geliştirdiği akıllı şarj çözümü ile The smarter E AWARD 2024’te üstün proje ödülünün sahibi oldu. Proje, şebeke kapasitesini ve enerji talebini optimize ederek elektrikli araçların en verimli şekilde şarj edilmesini sağlıyor.

Alman şirketi MaxSolar, vatandaş katılımıyla hayata geçirdiği 125 MWp’lik güneş enerjisi parkı projesi ile The smarter E AWARD 2024’te jüri özel ödülüne layık görüldü. Proje, yenilenebilir enerji üretimini artırmanın yanı sıra yerel kalkınmaya da katkı sağlıyor.

Suudi Arabistan merkezli Red Sea Global ise, dünyanın en büyük şebeke dışı güneş enerjisi sistemiyle çalışan lüks turizm tesisi projesi ile The smarter E AWARD 2024’te jüriden tam not aldı. Proje, sürdürülebilir turizm alanında çığır açan bir örnek teşkil ediyor.

The smarter E AWARD 2024, yenilenebilir enerji alanındaki dinamizmi, yaratıcılığı ve toplumsal faydayı bir araya getiren projeleri ödüllendirerek, daha sürdürülebilir bir gelecek için umut vadediyor. Ödül alan projeler, aynı zamanda iş dünyası, kamu ve bireyler olarak hepimize düşen sorumlulukları da hatırlatıyor.

Xiaomi, HyperOS’a yapay zeka entegrasyonu getiriyor!

Xiaomi, yapay zeka (AI) trendini yakından takip ederek, bu alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Çinli teknoloji devi, mobil işletim sistemlerine yapay zeka entegrasyonunun giderek yaygınlaştığı bir dönemde, HyperOS işletim sistemine yeni AI tabanlı özellikler eklemeye hazırlanıyor.

Xiaomi HyperOS’un beta sürümünde, Xiaomi 14 modeline yönelik olarak Notlar uygulamasına yapay zeka işlevleri eklendi. Bu yenilik sayesinde, sinir ağı teknolojisi, kullanıcıların yazdığı veya yapıştırdığı metinlerin otomatik olarak özetlerini oluşturabiliyor. Ayrıca yapay zeka, bu metinleri internetten ek bilgiler sağlayarak zenginleştirme yeteneğine sahip.

Sansür mekanizması dikkat çekti

Yeni özelliklerin test edilmesi sırasında potansiyel bir sansür mekanizması da ortaya çıktı. Tiananmen Meydanı hakkında bir makalenin özetini oluşturma girişiminde, yapay zeka “bu içerik hassas” yanıtını verdi. Bu durum, Xiaomi’nin yapay zeka araçlarına içerik denetleme özellikleri ekleyebileceğini düşündürüyor.

İnternet bağlantısı gereksinimi

Xiaomi HyperOS’ yapay zeka işlevlerinin internet bağlantısı gerektirmesi, verilerin uzak sunucularda işlendiğini gösteriyor. Şu ana kadar yapılan testler yalnızca HyperOS’un Çince sürümünde gerçekleştirildi. Ancak, yapay zekanın önümüzdeki aylarda çıkış yapacak Android 15 tabanlı HyperOS 2.0’da daha da önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.

Xiaomi, bu gelişmelerle birlikte, mobil cihazlarında yapay zeka kullanımını yaygınlaştırarak kullanıcı deneyimini daha da geliştirmeyi hedefliyor. HyperOS’un yeni sürümü, kullanıcılarına daha akıllı ve zengin içerik oluşturma yeteneklerisunarak, AI teknolojisinin günlük yaşamda daha fazla yer almasını sağlayacak.

Samsung HBM4 ve 3D paketleme ile yapay zeka pazarında oyunun kurallarını değiştirmeyi hedefliyor!

Samsung, yapay zekanın hızla büyüyen talebinden tam anlamıyla faydalanamasa da, önümüzdeki yıl HBM4 ve 3D paketleme teknolojileriyle durumu değiştirmeyi hedefliyor. Şirket ve sektör kaynaklarına göre, Samsung bu yıl içinde yüksek bant genişlikli bellek (HBM) için 3D paketleme hizmetlerini başlatacak ve bu teknolojiyi yeni nesil HBM4belleklerde kullanacak. Eğer Samsung bu noktada başarılı olursa, yapay zeka trendinden beklediği geliri elde edebilir.

Dünyanın en büyük bellek yonga üreticisi olan Samsung, ABD’de düzenlediği SFF 2024 etkinliğinde son yonga paketleme teknolojisini ve hizmet yol haritalarını açıkladı. Bu etkinlikte, Samsung HBM yongaları için 3D paketleme teknolojisini ilk kez halka açık bir şekilde duyurdu. Şu anda HBM çipleri çoğunlukla 2.5D teknolojisi ile paketleniyor ve bu nedenle Samsung’un bu yeni adımı büyük bir yenilik olarak görülüyor.

HBM4, muhtemelen Nvidia’nın 2026 yılında piyasaya çıkması beklenen yeni R100 Rubin GPU modelinde yer alacak. Nvidia, Rubin’i yaklaşık iki hafta önce Tayvan’daki Computex esnasında duyurmuştu. Rubin, TSMC’nin N3 düğümünü ve yeni CoWoS-L gelişmiş paketlemesini kullanarak 2025 yılının 4. çeyreğinde seri üretime girecek ve 2026’da piyasaya sürülecek. Bu GPU’larda yer alacak HBM4 için Samsung, Micron ve SK Hynix büyük bir rekabet içinde.

Samsung’un 3D paketleme teknolojisi: SAINT-D

Samsung’un en yeni paketleme teknolojisi, hızla büyüyen yapay zeka çip pazarında oyun değiştirici olarak görülüyor. Veri öğrenme ve çıkarım işlemeyi hızlandırmak için bir GPU’nun üzerine dikey olarak istiflenmiş HBM çiplerini içeren bu teknoloji, şu anda kullanılan 2.5D paketleme teknolojisinden büyük bir adım ileri gidiyor. 2.5D paketlemede, HBM çipleri bir silikon interpozer üzerinde GPU ile yatay olarak bağlanırken, 3D paketlemede bu tür bir ara tabakaya ihtiyaç duyulmuyor. Samsung, bu yeni paketleme teknolojisini SAINT-D (Samsung Advanced Interconnection Technology-D) olarak adlandırıyor.

Açıklamalara göre, Samsung’un 3D HBM paketlemeyi anahtar teslim olarak sunması bekleniyor. Bu, bellek iş bölümünde üretilen HBM çiplerinin, Samsung Foundry birimi tarafından monte edilen GPU’larla dikey olarak bağlanabileceği anlamına geliyor. Böylece, bir müşterinin istediği tüm süreçler tek bir çatı altında gerçekleştirilebilecek. TSMC de benzer bir yaklaşımı benimsiyor.

Samsung’a göre, 3D paketleme güç tüketimini ve işlem gecikmelerini azaltarak yarı iletken çiplerin elektrik sinyallerinin kalitesini artıracak. Ayrıca Samsung, 2027 yılında, yarı iletkenlerin veri aktarım hızını önemli ölçüde artıran optik unsurları tek bir birleşik yapay zeka hızlandırıcı paketine dahil eden hepsi bir arada heterojen entegrasyon teknolojisini tanıtmayı planlıyor.

Piyasa beklentileri ve gelecek

Piyasa analistlerine göre, HBM’nin 2024’te DRAM pazarının yüzde 21’ini oluşturması beklenirken, 2025 yılında bu oranın yüzde 30’a çıkması bekleniyor. 3D paketleme de dahil olmak üzere gelişmiş paketleme pazarının ise 2032’de 80 milyar dolara ulaşarak yüzde 150’lik bir artış göstermesi öngörülüyor.

Samsung’un yeni teknolojileri ve stratejileri, şirketin yapay zeka trendinden daha fazla gelir elde etme hedefini gerçekleştirmesine yardımcı olabilir. Yüksek bant genişlikli bellek (HBM) ve 3D paketleme teknolojileri, Samsung’un bu hedefe ulaşmasında kritik bir rol oynayacak.

SpaceX taşınabilir Starlink Mini çanağını tanıttı!

Geçtiğimiz ay SpaceX, Starlink uydu internet hizmetinin Doğrudan Hücresel Bağlantı özelliği ile geleneksel hücresel altyapıya ihtiyaç duymadan iki standart akıllı telefon arasında kesintisiz bir video görüşmesi gerçekleştirmiştir. Şimdi ise SpaceX, Starlink’in uygun fiyatlı yeni internet çanağını duyurdu.

Geçtiğimiz ayın sonlarında SpaceX, Starlink uydu internet hizmetinin geleneksel hücresel altyapıya ihtiyaç duymadan doğrudan hücresel bağlantı ile çalışabildiğini gösteren bir başarı elde etti. Starlink Mini, standart V4 çanaktan daha küçük ve taşınabilir bir versiyondur. Her iki cihazda da bir Kick standıbulunurken, FCC belgelerine göre Starlink Mini çanak yaklaşık bir Macbook boyutlarında olacak. Kurulumun 5 dakika sürdüğü ve ürünün dünyayı değiştireceği Elon Musk tarafından Twitter‘da belirtildi.

Fiyat ve performans

Sızıntılar, Starlink Mini çanağın normal çanağın yaklaşık yarısı fiyatına, yani 250-300 dolar civarında bir fiyata satılacağını öne sürüyor. Normal çanak şu anda ABD’de Starlink’in web sitesinde 499 dolardan satılıyor.Performans açısından ise yeni çanak, en düşük 23 milisaniye ping süresini korurken 100 MBPS indirme ve 11.5 MBPS yükleme hızı sunuyor. Yani yeni çanak, normal çanağa kıyasla daha düşük hızlar sunacak. Ancak, bu hızlar 4k videolar dahil günlük hayat için gayet yeterli.

Starlink Mini, internet erişiminin olmadığı veya sınırlı olduğu bölgelerde yaşayan insanlar için ideal bir çözüm olabilir.Ayrıca, taşınabilir olması sayesinde kampçılar, karavancılar ve seyahat edenler için de kullanılabilir.

Starlink Mini‘nin Türkiye’ye ne zaman ve hangi fiyata satışa sunulacağı henüz bilinmiyor.

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda değişiklik!

0

Alp Er Tunga Ersoy 24 Haziran 2024 tarihi itibarıyla İSG’nin yeni CEO’su olarak atandı. Sabiha Gökçen Havalimanı’nın terminal işletmecisi Malaysia Airports Holdings Berhad’ın (MAHB) CEO Vekili Mohamed Rastam Shahrom, Ersoy’u tebrik etti ve yeni görevinde başarılar diledi. Rastam konuyla ilgili açıklamasında; “Havacılık sektöründe küresel çapta deneyime ve engin bilgi birikimine sahip Ersoy’un, operasyonlarımızı güçlendireceğine ve İSG’yi stratejik olarak daha da iyi bir seviyeye taşıyacağına inancımız tam. Yolcu trafiği günden güne artan Sabiha Gökçen Havalimanı, Ersoy’un liderliğinde operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltmeye ve operasyonel mükemmelliği sağlamaya devam edecek” dedi.

Alp Er Tunga Ersoy da İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na büyüme planları yapılan önemli bir dönemde CEO olarak liderlik edecek olmaktan heyecan duyduğunu belirterek, “18 yıl sonra çok güzel bir vesileyle ülkeme dönerek hizmet verecek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. İSG gibi sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada tanınan bir havalimanının parçası olmaktan,  burayı başarıyla yöneten MAHB ekibine katılmaktan dolayı gururlu ve bir o kadar da heyecanlıyım. İSG’nin havacılık sektöründeki konumunu daha da sağlamlaştırmak ve müşteri memnuniyetini daha da yukarı seviyelere taşımak için çalışacağız” dedi.

Alp Er Tunga Ersoy kimdir?

Ersoy, Dokuz Eylül Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksek Okulu’ndan sonra, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Avusturya Danube Üniversitesi – Profesyonel Havacılık MBA programından mezun oldu. Havacılık kariyerine 1999 yılında Terminal Nöbetçi Memuru olarak başlayan, daha sonra sırasıyla Terminal Nöbetçi Müdürü, Havalimanı Müdürü, Operasyonlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür olarak görevine devam eden Ersoy, hava trafik kule operasyonları hariç havalimanı işletmeciliğinin tüm operasyonel, finansal ve idari süreçlerinde fiilen görev almıştır.

Son olarak Almatı Havalimanı’nda yeni dış hat terminalinin devreye alınmasına öncülük eden Ersoy, havalimanı yönetimi konusunda uluslararası deneyim ve başarılara sahiptir. 24 yıllık havalimanı işletmecilik kariyerinin son 18 yılını yurt dışında (Gürcistan, Kuzey Makedonya ve Kazakistan) geçiren Ersoy; 2017’den bu yana sırasıyla Tbilisi, Batum, Üsküp, Ohrid ve Almatı havalimanlarında üst düzey yöneticilik görevlerini üstlenmiştir.

Ersoy, kariyeri boyunca uluslararası havalimanlarının işletmelerinin devralınması, hükümet temsilcisi düzeyinde devlet yetkilileri ile ilişkilerin yürütülmesi, şirket politikalarının sahada hayata geçirilmesi, operasyonel süreçlerin iyileştirilmesi, müşteri memnuniyetinin artırılması, dijitalleşme, inşaat yapım süreçlerinin takibi ve ORAT (İşletmesel Hazırlık ve Havalimanı Transferi) konularında geniş tecrübe kazanmıştır.

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG) hakkında

İstanbul’un Asya Yakası’nda bulunan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), Türkiye’nin en yoğun ikinci havalimanıdır. 1 Mayıs 2008 tarihinden itibaren Limak-GMR-Malaysia Airports ortaklığında kurulan İSG, 23 Ekim 2014 itibarıyla yüzde yüz Malezya Havalimanları tarafından işletilmektedir. Yolcu rakamlarında Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanları arasında yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, 41 milyon yolcu kapasitesiyle 52 ülkede 124 dış hat ve 40 iç hat olmak üzere toplam 164 destinasyona hizmet vermektedir.

Sosyal medya yeni sigaradır!

ABD genel cerrahı Dr. Vivek H. Murthy, sosyal medyanın gençler üzerindeki potansiyel zararları konusunda Kongre’yi harekete geçmeye çağırdı. The New York Times‘da yayımlanan bir köşe yazısında Dr. Murthy, sosyal medya platformlarında gençlerin ruh sağlığına yönelik riskleri vurgulayarak, tütün ürünleri için zorunlu olan uyarı etiketlerinin benzerinin sosyal medyaya da konulması gerektiğini savundu.

Dr. Murthy, platformlarında, ergenler için ciddi ruh sağlığı zararları olduğunu belirten bir genel cerrah uyarı etiketinin zorunlu hale getirilmesi zamanı geldi” ifadelerini kullandı. Bu öneriyle birlikte, ebeveynlere ve gençlere medyanın güvenli olmadığı gerçeğinin düzenli olarak hatırlatılmasını hedefliyor.

Tütün ürünleri ile benzerlik kuruldu

Dr. Murthy‘nin yazısında, tütün ürünleri üzerindeki uyarı etiketlerine atıfta bulunurken, güvenlik önlemlerinin ve hesap verebilirliğin eksikliğinin medyanın zararlarının bir sonucu olduğunu belirtti. Ayrıca, medyanın diğer günlük yaşam alanlarındaki güvenlik önlemleri kadar önemli ve acil bir konu olduğunu vurguladı.

Konuyla ilgili olarak, ABD Kongresi‘nin henüz bir harekete geçmediği ve uyarı etiketlerinin yasal zorunluluk olup olmayacağı konusunda tartışmaların devam ettiği biliniyor. Dr. Murthy‘nin çağrısı, sosyal içerikler şirketleri ile hükümet arasındaki ilişkilerde yeni bir adım olarak öne çıkıyor.

Ocak ayında sosyal içeriklerin platformlarının çocuklar üzerindeki etkileri hakkında yapılan Kongre oturumları ve şu anda TikTok’un ABD’deki durumu gibi konular da Dr. Murthy‘nin uyarısının arka planını oluşturuyor.

Bu tartışmalar, sosyal medyanın güvenliği ve gençler üzerindeki etkileri konusunda kamuoyunda artan endişeleri yansıtıyor. Dr. Murthy‘nin önerisi, sosyal medya platformlarının gelecekteki düzenlemeleri ve güvenlik önlemlerini belirlemede kritik bir rol oynayabilir.

.

TSMC üretim maliyetlerini arttırıyor: çip fiyatları yükselebilir

Bağımsız yarı iletken devi TSMC (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company), önümüzdeki yıl üretim maliyetlerinde artış yapmaya hazırlanıyor. Şirketin 3nm işlem teknolojisi ve gelişmiş paketleme teknolojileri için zam yapacağı iddia ediliyor. Bu karar, şu anda yapay zeka ürünleri de dahil olmak üzere geniş bir yelpazede kullanılan TSMC’nin ürünlerinde fiyat artışlarına yol açabilir.

TSMC’nin, 3nm üretim kapasitesinin talebi karşılamakta zorlandığı bildirilmişti ve bu durumun maliyetleri artıracağı öngörülüyor. Yapılan yeni bir rapora göre, şirketin 3nm işlemciler için en az yüzde 5 oranında bir fiyat artışı ve yapay zeka GPU’ları ile kullanılan gelişmiş paketleme teknolojisi CoWoS için ise yüzde 20’ye kadar bir fiyat artışı planladığı belirtiliyor.

TSMC’nin üretim kapasitesinin 2026’ya kadar şimdiden dolu olduğu ve şirketin ABD ve diğer yerlerde yeni tesisler kurarak kapasite artışı sağlamaya çalıştığı da raporda yer alıyor. Ancak, gelişmiş paketleme teknolojilerindeki eksikliklerin 2025 yılına kadar devam edebileceği ve bu durumun hem tüketici ürünleri hem de veri merkezleri için çip fiyatlarında artışa neden olabileceği vurgulanıyor.

Bu gelişmeler, yarı iletken endüstrisinde ve teknoloji ürünleri pazarında önemli etkiler yaratabilir, özellikle yapay zeka ve diğer ileri teknoloji ürünlerine yönelik fiyatların artabileceği öngörülüyor.