Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 596

Girişimcilik belgesi nedir, nasıl alınır?

0

Girişimcilik belgesi, iş kurma ve yönetme sürecindeki bilgi, beceri ve deneyimleri resmi olarak belgeleyen önemli bir belgedir. Bu belge, girişimcilerin iş dünyasında rekabet avantajı elde etmelerine ve işe alım süreçlerinde öne çıkmalarına yardımcı olabilir. Ancak, girişimcilik belgesine sahip olmanın faydalarını daha derinlemesine inceleyerek bu sürecin önemini daha iyi anlayabiliriz.

Girişimcilik belgesi, bir işletmenin kurulması ve yönetilmesi sürecinde edinilen bilgi ve deneyimleri belgelediği için girişimciler için bir başarı göstergesi niteliği taşır. Bu belge, girişimcinin işletme yönetimi, finans yönetimi, pazarlama stratejileri ve operasyonel planlama gibi alanlardaki bilgi ve yeteneklerini kanıtlar. Dolayısıyla, girişimcilik belgesi sahibi bir kişi, iş dünyasında güvenilir bir profesyonel olarak kabul edilir ve işletmesini başarıyla yönetme konusunda güven verir.

Girişimcilik belgesi işe alım süreçlerinde önemli rol oynuyor

Ayrıca, girişimcilik belgesi işe alım süreçlerinde önemli bir rol oynar. Birçok işveren, girişimcilik belgesine sahip adayları işe alım sürecinde avantajlı konuma yerleştirir. Çünkü bu belge, adayın girişimcilik ruhu, yenilikçilik yetenekleri ve işletme yönetimi becerileri hakkında bilgi verir. Dolayısıyla, iş arayanlar için girişimcilik belgesi, istihdam edilebilirliklerini artıran önemli bir unsurdur.

Girişimcilik belgesi almak için izlenmesi gereken adımlar çeşitli eğitim kurumları ve kuruluşlar tarafından sunulmaktadır. İşte girişimcilik belgesi almanın genel adımları:

  1. Eğitim Programına Katılma: Girişimcilik belgesi almak isteyenler genellikle girişimcilik üzerine özel olarak tasarlanmış eğitim programlarına katılırlar. Bu programlar genellikle üniversiteler, girişimcilik merkezleri veya özel eğitim kurumları tarafından sunulur. Eğitim programları genellikle iş kurma süreci, işletme yönetimi, pazarlama stratejileri, finans yönetimi gibi konuları içerir. Ayrıca, girişimcilik eğitimi sırasında pratik vaka analizleri ve girişimcilik deneyimlerini paylaşma fırsatları da sunulur.
  2. İş Planı Hazırlama: Girişimcilik eğitimi sırasında veya sonrasında, katılımcıların bir iş planı hazırlamaları istenir. İş planı, girişimcinin iş fikrini, hedeflerini, stratejilerini ve kaynaklarını detaylı bir şekilde açıklar. İş planı genellikle bir özet, işletme tanımı, hedef pazar analizi, rekabet analizi, pazarlama stratejileri, işletme organizasyonu, operasyonel planlar, finansal projeksiyonlar ve risk yönetimi gibi bölümleri içerir.
  3. İşin Kurulması: İş planının hazırlanmasının ardından, girişimci işletmeyi resmen kurar. Bu adım, işin yasal gerekliliklerini yerine getirmeyi, gerekli izinleri almayı, vergi kayıtlarını oluşturmayı ve işletme banka hesaplarını açmayı içerir. İşin kurulması sürecinde, girişimci genellikle bir işletme avukatı veya muhasebeci ile çalışır.
  4. Belge Başvurusu: Girişimci, girişimcilik belgesi için ilgili kuruluşa veya kuruma başvuruda bulunur. Başvuruda genellikle iş planı, işletme kaydı ve kişisel bilgiler gibi belgeler sunulur. Başvuru prosedürleri ülkeye ve belgeyi veren kuruluşa göre değişebilir.
  5. Değerlendirme Süreci: Başvurunun ardından, belgeyi veren kuruluş veya kurum girişimci adayının iş planını ve işletme kaydını değerlendirir. Değerlendirme süreci genellikle işletmenin potansiyeli, sürdürülebilirliği, yenilikçiliği, iş planının tutarlılığı ve finansal geçerliliği gibi faktörlere dayanır. Girişimcinin işletme hedeflerini ve stratejilerini etkili bir şekilde iletebilmesi önemlidir.
  6. Belgenin Verilmesi: Girişimci adayının iş planı ve işletme kaydı değerlendirildikten sonra, başvuru uygun bulunursa girişimcilik belgesi verilir. Belge, genellikle girişimcinin adı, işletme adı, belgeyi veren kuruluşun bilgileri ve belgenin geçerlilik süresi gibi bilgileri içerir. Girişimcilik belgesi genellikle bir sertifika veya belge olarak verilir ve girişimcinin iş dünyasında güvenilirliğini kanıtlar.

İşletmelere değer katıyor

Girişimcilikbelgesi aynı zamanda işletmeler için de bir değer katıcısıdır. Bir işletme, girişimcilik belgesine sahip olan çalışanlarıyla daha yenilikçi ve etkili bir şekilde yönetilebilir. Bu da işletmenin rekabet gücünü artırır ve sürdürülebilir bir büyüme sağlar.

Sonuç olarak, iş dünyasında önemli bir tanıtım ve değer belgesidir. Girişimcilik alanında kariyer yapmak isteyenler için bu belge, işe alım süreçlerinde ve işletme yönetiminde önemli bir avantaj sağlar. Bu nedenle, girişimcilik belgesi almak, işletme sahipleri ve iş arayanlar için değerli bir yatırım olabilir.

Intel Gaudi 3 hızlandırıcıları yapay zeka yarışında Nvidia’nın önünde!

Genelde bu tür ürünlerin fiyatları kamuoyundan gizlenir, ancak Intel geleneklere meydan okuyarak resmi rakamlar açıkladı. Amiral gemisi Gaudi 3 hızlandırıcısı, tek başına satın alındığında yaklaşık 15.000 dolara mal olacak; bu, Nvidia’nın rakip H100 veri merkezi GPU’sundan %50 daha ucuz.

Daha az güçlü olmasına rağmen Gaudi 2 de Nvidia’nın fiyatlarını ciddi şekilde alt ediyor. 8 işlemcilik tam bir Gaudi 2 hızlandırıcı kiti, sistem satıcılarına 65.000 dolara satılacak. Intel, bunun Nvidia ve diğer rakiplerinden gelen benzer sistemlerin fiyatının sadece üçte biri olduğunu iddia ediyor.

Gaudi 3 için ise aynı 8 hızlandırıcı kit konfigürasyonu 125.000 dolara mal oluyor. Intel, bunun bu üst düzey performans seviyesinde alternatif çözümlerden üçte ikisi kadar ucuz olduğunu söylüyor.

Nvidia’nın maliyeti Intel Gaudi 3’e göre çok daha yüksek!

Intel Gaudi 3 fiyatlandırmasına bir bağlam sağlamak gerekirse, Nvidia’nın yeni piyasaya sürülen Blackwell B100 GPU’su yaklaşık 30.000 dolara, yüksek performanslı Blackwell CPU+GPU kombinasyonu olan B200 ise yaklaşık 70.000 dolara satılıyor.

Elbette, fiyatlandırma denklemin sadece bir parçası. Performans ve yazılım ekosistemi de eşit derecede önemli unsurlar. Bu konuda Intel, Gaudi 3’ün önemli bir dizi yapay zeka eğitim ve çıkarım iş yükünde Nvidia’nın H100’üyle aynı seviyede veya onu geride bıraktığını iddia ediyor.

Intel tarafından verilen kıyaslama sonuçları, Gaudi 3’ün 8.192 işlemcili büyük kümelerde H100’den %40’a kadar daha hızlı eğitim süreleri sağladığını gösteriyor. Şirkete göre, daha küçük bir 64 işlemcili Gaudi 3 kurulumu bile popüler LLaMA 2 dil modeli üzerinde H100’den %15 daha yüksek verim sağlıyor. Yapay zeka çıkarımı için Intel, LLaMA ve Mistral gibi modellerde H100’e göre 2 kat daha hızlı olduğunu iddia ediyor.

Ancak Gaudi çipleri, daha kolay dağıtım için Ethernet gibi açık standartları kullanırken, bugün çoğu yapay zeka yazılımının dayandığı Nvidia’nın yaygın CUDA platformu için optimizasyonlardan yoksun. Şirketlerin kodlarını Gaudi için yeniden yapılandırmaları için ikna etmek zor olabilir.

Benimsemeyi artırmak için Intel, Asus, Foxconn, Gigabyte, Inventec, Quanta ve Wistron gibi yeni Gaudi 3 ortaklarını da içeren en az 10 büyük sunucu satıcısıyla anlaştığını söylüyor. Dell, HPE, Lenovo ve Supermicro gibi bilindik isimler de listede yer alıyor.

Yine de, Nvidia veri merkezi dünyasında önemli bir güç. 2023’ün son çeyreğinde, veri merkezi işlemci pazarında %73’lük bir paya sahip olduklarını iddia ettiler ve bu sayı hem Intel hem de AMD’nin payını azaltarak artmaya devam ediyor. Tüketici GPU pazarı da çok farklı değil, Nvidia %88’lik bir paya sahip.

Intel için zorlu bir mücadele olsa da, bu devasa fiyat farkları boşluğu kapatmaya yardımcı olabilir.

Startup nedir?

0

Günümüz iş dünyasında sıkça duyduğumuz “startup” terimi, yenilikçi ve hızlı büyüme potansiyeline sahip işletmeleri tanımlamak için kullanılır. Bu tür işletmeler, genellikle teknoloji odaklıdır ve kısa sürede büyük etki yaratmayı hedefler. Startup’lar, geleneksel işletmelerden farklı olarak, belirsizlik ve yüksek risk altında faaliyet gösterirler. Ancak, bu riskler büyük kazançlar ve yenilikler için bir fırsat sunar. Peki, Startup nedir?

Startup’lar, geleneksel işletmelerden birçok açıdan farklıdır. İşte bu farklılıkların detaylı bir incelemesi:

  1. Yenilikçilik: Startup’lar genellikle yeni ve yaratıcı fikirler üzerine kurulur. Bu yenilik, bir ürün, hizmet veya iş modelinde olabilir. Örneğin, Uber ve Airbnb, kendi alanlarında devrim niteliğinde yenilikler sunmuş startup’lardır. Bu yenilikçi yaklaşım, startup’ların piyasada farklılaşmasını sağlar ve onlara rekabet avantajı kazandırır.
  2. Hızlı Büyüme Potansiyeli: Startup’lar, hızlı bir şekilde ölçeklenebilir iş modellerine sahiptir. Bu, kısa sürede büyük bir müşteri kitlesine ulaşma ve gelir artışı sağlama potansiyelleri olduğu anlamına gelir. Örneğin, Facebook’un birkaç yıl içinde dünya çapında milyarlarca kullanıcıya ulaşması, startup’ların hızlı büyüme potansiyeline iyi bir örnektir.
  3. Belirsizlik ve Risk: Yüksek risk ve belirsizlik, startup’ların doğasında vardır. Bu, piyasada nasıl kabul göreceklerinin ve ne kadar sürede kârlılığa ulaşabileceklerinin belirsiz olduğu anlamına gelir. Ancak, bu belirsizlik aynı zamanda büyük kazanç fırsatları da sunar. Risk yönetimi, bu süreçte kritik bir öneme sahiptir.
  4. Esneklik: Startup’lar genellikle küçük ekiplerle çalışır ve hızlı karar alma yeteneğine sahiptir. Bu, piyasa koşullarına ve müşteri geri bildirimlerine hızlıca uyum sağlayabilmelerini sağlar. Esneklik, startup’ların değişen koşullara hızla adapte olabilmelerini ve yenilikçi çözümler sunmalarını mümkün kılar.
  5. Teknoloji Odaklılık: Birçok startup, teknoloji kullanarak yenilikçi çözümler sunar. Bu, internet tabanlı hizmetlerden, yapay zekâ uygulamalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Teknoloji, startup’ların operasyonlarını daha verimli hale getirir ve onları küresel bir pazarda rekabet edebilir kılar.

Finansman ve Yatırım

Startup nedir sorusunu yanıtladıktan sonra, büyüme sürecine bakalım. Startup’ların büyüme sürecinde en önemli faktörlerden biri finansmandır. Genellikle kendi sermayeleri yetersiz olan girişimciler, dış yatırımcılardan finansman arayışına girerler. İşte bu noktada, melek yatırımcılar, risk sermayedarları (venture capitalists) ve kitle fonlaması (crowdfunding) gibi çeşitli finansman kaynakları devreye girer.

  • Melek Yatırımcılar: Genellikle varlıklı bireylerdir ve erken aşamadaki startup’lara finansal destek sağlarlar. Bunun karşılığında şirkette hisse alırlar. Melek yatırımcılar, genellikle girişimcilere mentorluk da yapar ve stratejik rehberlik sağlar.
  • Risk Sermayedarları: Daha büyük yatırımlar yaparlar ve genellikle startup’ların büyüme aşamasında devreye girerler. Bu yatırımcılar, startup’ların yönetiminde söz sahibi olabilirler ve büyüme stratejilerine katkıda bulunabilirler. Risk sermayedarları, startup’ların hızlı büyüme ve ölçeklenme süreçlerinde kritik bir rol oynar.
  • Kitle Fonlaması: İnternet üzerinden geniş bir kitleye ulaşarak küçük miktarlarda sermaye toplanması yöntemidir. Bu yöntem, aynı zamanda startup’ın ürün veya hizmetine olan ilgiyi de test etme imkanı sunar. Kitle fonlaması, startup’ların erken aşamada sermaye bulmalarını kolaylaştırır ve topluluk desteği sağlar.

Başarı ve Başarısızlık Faktörleri

Startup’ların başarıya ulaşma veya başarısız olma olasılıkları oldukça yüksektir. Startup nedir sorusunu yanıtlarken bu olasılıklara da göz atmak gerekli. İşte bu süreci etkileyen bazı temel faktörler:

  1. Ürün-Pazar Uyumu: Startup’ın sunduğu ürün veya hizmetin piyasa ihtiyaçlarına ve taleplerine uygun olması kritik öneme sahiptir. Ürün-pazar uyumu sağlanmadığında, müşteri kazanmak zorlaşır. Başarılı startup’lar, ürünlerini sürekli olarak müşteri geri bildirimlerine göre geliştirir.
  2. Ekip: Güçlü ve uyumlu bir ekip, startup’ın başarısında büyük rol oynar. Ekip üyelerinin yetkinlikleri ve işbirliği, şirketin karşılaştığı zorlukları aşmasında etkili olur. Başarılı bir ekip, hem teknik bilgiye sahip olmalı hem de iş stratejisi geliştirebilmelidir.
  3. Finansal Yönetim: Kaynakların etkin bir şekilde yönetilmesi, startup’ların sürdürülebilirliği için gereklidir. Gereksiz harcamalardan kaçınılması ve doğru yatırımların yapılması önemlidir. Finansal disiplin, startup’ların uzun vadede ayakta kalmasını sağlar.
  4. Müşteri Geri Bildirimi: Müşteri geri bildirimleri, ürün veya hizmetin geliştirilmesinde hayati öneme sahiptir. Bu geri bildirimler, startup’ın piyasada nasıl algılandığını anlamasına ve gerekli ayarlamaları yapmasına yardımcı olur. Müşteri odaklı yaklaşım, startup’ların müşteri sadakatini artırır.

Startup’lar, modern iş dünyasında yenilikçi fikirlerin ve teknolojinin öncüsü olarak önemli bir rol oynamaktadır. Belirsizlik ve yüksek risk altında faaliyet göstermelerine rağmen, doğru stratejiler ve ekiplerle büyük başarılar elde edebilirler. Finansman, ürün-pazar uyumu, güçlü bir ekip ve etkili finansal yönetim, startup’ların başarısını belirleyen anahtar faktörlerdir. Bu nedenle, startup kurma sürecinde bu unsurların göz önünde bulundurulması kritik öneme sahiptir. Startup ekosistemi, girişimcilere büyük fırsatlar sunar ve yenilikçi çözümlerle dünyayı değiştirme potansiyeline sahiptir.

Finansal yönetim nasıl yapılır?

Finansal yönetim, bir işletmenin finansal kaynaklarını etkin bir şekilde kullanarak kararlar alması, bu kaynakları yönetmesi ve işletmenin finansal hedeflerine ulaşmasını sağlayan stratejik bir süreçtir. Bu süreç, işletmenin mali durumunu analiz etmek, kaynakları tahsis etmek, yatırım kararları almak, finansal riskleri yönetmek ve uzun vadeli stratejiler geliştirmek gibi çeşitli adımları içerir. İşte finansal yönetimin temel prensipleri ve uygulama adımları:

İşte finansal yönetimin adımlarını daha detaylı olarak açıklayan madde madde bir açıklama:

1. Mali Durumun Analizi:

  • Gelir Tablosu Analizi: İşletmenin gelirleri ve giderleri arasındaki ilişkiyi değerlendirir. Gelir tablosu, işletmenin karlılığını gösterir.
  • Bilanço Analizi: İşletmenin varlıklarını, borçlarını ve özkaynaklarını inceler. Bilanço, işletmenin finansal sağlığını yansıtır.
  • Nakit Akış Tablosu Analizi: İşletmenin nakit giriş ve çıkışlarını gösterir. Nakit akış tablosu, işletmenin likiditesini değerlendirir.

2. Finansal Hedeflerin Belirlenmesi:

  • Karlılık Hedefleri: İşletmenin karlılık düzeyini belirler. Karlılık, işletmenin net gelirini artırmayı amaçlar.
  • Büyüme Hedefleri: İşletmenin pazar payını ve gelirlerini artırmayı hedefler. Büyüme, yeni pazarlara girişi veya ürün gamını genişletmeyi içerebilir.
  • Likidite Hedefleri: İşletmenin nakit ve nakit benzeri varlıklarını yönetir. Likidite, işletmenin kısa vadeli ödemelerini karşılamasını sağlar.
  • Risk Yönetimi Hedefleri: İşletmenin finansal riskleri tanımlar ve yönetir. Risk yönetimi, işletmenin karşılaştığı belirsizlikleri azaltır.

3. Bütçe Yönetimi:

  • Gelir Bütçesi: İşletmenin gelir tahminlerini içerir. Satışlar, hizmet gelirleri ve diğer gelir kaynakları bütçelenir.
  • Gider Bütçesi: İşletmenin gider tahminlerini içerir. Üretim maliyetleri, personel giderleri ve pazarlama harcamaları bütçelenir.
  • Kâr Bütçesi: İşletmenin net gelirini tahmin eder. Gelir ve gider tahminleri kullanılarak kâr hedeflenir.

4. Kaynakların Yönetilmesi:

  • Sermaye Yönetimi: İşletmenin sermaye yapısını belirler. Öz sermaye ve borç oranları göz önünde bulundurularak sermaye kaynakları tahsis edilir.
  • Borç Yönetimi: İşletmenin borçlanma stratejisini belirler. Faiz oranları, vade süreleri ve geri ödeme koşulları dikkate alınarak borçlanma yapılır.
  • Öz Sermaye Yönetimi: İşletmenin öz sermaye kaynaklarını yönetir. Hisse senetleri, temettü politikası ve sermaye artırımı stratejileri belirlenir.

5. Yatırım Kararları:

  • Proje Değerlendirmesi: İşletmenin yatırım fırsatlarını değerlendirir. Yatırımın getirisi, riski ve geri ödeme süresi analiz edilir.
  • Varlık Satın Alma: İşletmenin varlık portföyünü genişletir. Arazi, bina ve makine gibi varlıkların satın alınması planlanır.
  • Şirket Birleşme ve Satın Almaları: İşletmenin büyüme stratejisini destekler. Rakip firmaların satın alınması veya işbirliği yapılması planlanır.

6. Finansal Risk Yönetimi:

  • Piyasa Riski Yönetimi: İşletmenin piyasa dalgalanmalarına karşı korunmasını sağlar. Faiz oranı riski, döviz kuru riski ve hisse senedi fiyatı riski gibi riskler yönetilir.
  • Kredi Riski Yönetimi: İşletmenin borçlu müşterilere karşı riskini azaltır. Kredi derecelendirmesi, teminat ve sigorta gibi yöntemler kullanılır.
  • Operasyonel Risk Yönetimi: İşletmenin operasyonel faaliyetlerinden kaynaklanan riskleri azaltır. Üretim hataları, iş güvenliği sorunları ve tedarik zinciri kesintileri gibi riskler yönetilir.

7. Uzun Vadeli Stratejilerin Geliştirilmesi:

  • Pazar Analizi: İşletmenin hedef pazarlarını belirler. Rekabet analizi, tüketici talebi ve pazar trendleri göz önünde bulundurularak stratejiler geliştirilir.
  • Ürün Geliştirme: İşletmenin ürün ve hizmet portföyünü genişletir. Yenilikçi ürünlerin tasarımı, Ar-Ge faaliyetleri ve pazarlama stratejileri planlanır.
  • Uluslararası Genişleme: İşletmenin küresel pazardaki varlığını artırır. Yurtdışı satış operasyonları, uluslararası ortaklıklar ve ihracat stratejileri oluşturulur.

Finansal yönetim, işletmenin sürdürülebilir büyümesini ve başarısını desteklemek için kritik bir öneme sahiptir. Doğru finansal yönetim uygulamaları, işletmenin rekabet avantajını artırabilir ve uzun vadeli değer yaratma potansiyelini artırabilir.

Türk Telekom START programına gençlerden yoğun ilgi!

Türk Telekom’un 2015’ten bu yana gençler için staj ve iş imkânı sunan programı START, bu yaz dönemi de onlarca genci dört hafta boyunca ağırlayacak. Bu yıl on binin üzerinde başvuruyla gençlerin yoğun ilgi gösterdiği START programı uzun dönem staj ve istihdam olanaklarıyla gençlere kariyerlerinin ilk adımlarını Türk Telekom öncülüğünde atma fırsatı sunuyor. 

Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Aslan, “Genç yeteneklere erken kariyer fırsatları sunarken, aynı zamanda Türk Telekom’u daha yakından tanımalarını sağlayarak iş hayatına hazırlanmalarına olanak tanıyan START Stajım Programı kapsamında uzun dönem staj sürecini başarıyla tamamlayan ve mezun olan genç yeteneklerimiz için istihdam yaratıyoruz. Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan markalarından biri olarak geleceği tasarlama yolculuğunda gençlerin yanında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. 

Teknoloji birikimi ile dijital geleceğin inşasına öncülük eden Türk Telekom, öğrenme ve gelişim programları ile gençleri destekleyerek kariyer fırsatları sunmaya devam ediyor. Gençlerin profesyonel kariyer yolculuklarında daha güçlü bir farkındalık oluşturmayı amaçlayan Türk Telekom, START genç yetenek programıyla gençlere deneyim ve gelişim imkânı sunuyor. Türk Telekom’un lisans 3. sınıf öğrencilerine, yeni mezun ve 25 yaşını aşmamış gençlere yönelik sunduğu START programı bu yıl “Yeteneklerinle Geleceğe START” ver sloganıyla on binin üzerinde başvuru alarak kayıt sürecini tamamladı. Değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak START programına kabul edilen gençler, yaz döneminde ‘START Stajım’ ile dört haftalık öğrenme ve gelişim yolculuğuna başlayarak kariyerlerini parlatacak deneyimler kazanacak. START programı gençlere Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarının merkezindeki Bilgi Teknolojileri, Network ve Erişim, Veri Analitiği ve Büyük Veri, Ürün ve Segment, Dijital Kanallar, Müşteri Deneyimi, Finans, İnsan Kaynakları olmak üzere yenilikçi iş alanlarında deneyim fırsatı sunuyor. Program dahilinde kısa dönem stajından mezun olan ve uzun dönem staj programına katılmaya hak kazanan genç yetenekler, uzun dönem stajı sonrasında Türk Telekom’da istihdam imkânı elde ediyor. 2015’ten bu yana her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen START programıyla profesyonel kariyerine ilk adımlarını Türk Telekom’la daha güçlü atan gençler, çeşitli ve yenilikçi iş alanları ile yetenekleri ve kariyer hedefleriyle örtüşen farklı pozisyonlarda profesyonel kariyer yolculuklarını sürdürüyor.

“Genç yetenekleri öğrenme ve gelişim fırsatlarıyla istihdam ediyoruz”

Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Aslan

Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Aslan, “Dijital geleceği inşa eden Türk Telekom ailesi olarak bu yolculukta en önemli önceliğimiz, nitelikli bir gelecek tasarlama arzusunda olan gençlerle birlikte yürümek. Geleceğe yönelik yaptığımız yatırımların odağında yarınlarımızın teminatı olan gençler var. Hayallerini ve yeteneklerini daha ileri taşımak isteyen gençlerin kariyer yolculuklarının ilk adımlarında yanlarında oluyoruz. Genç yeteneklere erken kariyer fırsatları sunarken, aynı zamanda “yaşayan bir üniversite “olan Türk Telekom ekosistemini daha yakından tanımalarına imkân sağlıyoruz. Türk Telekom START’a katılan genç arkadaşlarımız kısa dönem stajın ardından, uzun dönem staj, İnovasyon Proje Yarışması gibi ayrıcalıklı imkanlara sahip oluyor.  START Stajım programı kapsamında uzun dönem staj sürecini başarıyla tamamlayan ve mezun olan genç yeteneklerimiz için istihdam yaratıyoruz. Kariyer programlarımız ile 2024’te 100’ün üzerinde genç yeteneği bünyemize katmayı hedefliyoruz.  Bu yıl oldukça yoğun ilgi gören START Programımız ile birçok genç yeteneğe gelişim, deneyim ve iş imkanları sunmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan markalarından biri olarak geleceğin dijital dünyasını gençlerle birlikte inşa etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

Pazar araştırması nasıl yapılıyor?

Pazar araştırması, bir ürün veya hizmetin hedef kitleye uygunluğunu değerlendirmek, pazar fırsatlarını belirlemek ve tüketici davranışlarını anlamak için yapılan sistematik bir çalışmadır. Bu tür araştırmalar, girişimlerin ve işletmelerin stratejik kararlar almasına, ürün geliştirme süreçlerini yönlendirmesine ve rekabet avantajı elde etmesine yardımcı olur. Pazar araştırması genellikle aşağıdaki adımlardan oluşur:

  1. Araştırma Konusu Belirleme: Pazar araştırması, genellikle bir ürünün pazara sunulması veya bir pazar fırsatının değerlendirilmesi gibi belirli bir amacı gerçekleştirmek için yapılır. Araştırmanın başlangıcında, bu amacın net bir şekilde tanımlanması önemlidir. Örneğin, yeni bir ürünün piyasaya sunulması öncesi tüketici ihtiyaçlarını anlamak, rakiplerin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek gibi hedefler belirlenebilir. Bu hedefler, araştırmanın kapsamını ve yöntemlerini belirlemeye yardımcı olur.
  2. Araştırma Tasarımı: Pazar araştırmasının başarısı, doğru araştırma tasarımının seçilmesine bağlıdır. Araştırma tasarımı, araştırma sorularına cevap bulmak için izlenecek yol haritasını belirler. Nicel araştırmalarda genellikle anketler ve veri analizi araçları kullanılırken, nitel araştırmalarda odak grupları, mülakatlar veya gözlem teknikleri daha yaygın olarak kullanılır. Karma yöntemler ise nicel ve nitel yaklaşımların birleştirilmesiyle oluşur ve genellikle daha kapsamlı bir bakış açısı sunar.
  3. Hedef Kitle Belirleme: Pazar araştırmasının başarılı olabilmesi için, araştırmanın hangi gruplara yönelik olduğu belirlenmelidir. Bu gruplar, ürün veya hizmetin hedef kitlesiyle örtüşmelidir. Örneğin, genç yetişkinlerin satın alma davranışlarını anlamak isteyen bir marka, araştırmasını 18-35 yaş arası bireylere odaklayabilir. Hedef kitle belirlendikten sonra, veri toplama süreci bu gruplara yönelik olarak planlanır.
  4. Veri Toplama Aşaması: Veri toplama aşaması, pazar araştırmasının en önemli adımlarından biridir. Bu aşamada, belirlenen hedef kitleye yönelik veri toplama araçları kullanılarak bilgi toplanır. Anketler, odak grup görüşmeleri, mülakatlar, gözlem teknikleri gibi farklı yöntemler kullanılabilir. Veri toplama sürecinin dikkatlice planlanması ve uygulanması, elde edilen verilerin kalitesini doğrudan etkiler.
  5. Veri Analizi: Veri analizi, toplanan verilerin anlamlandırılması ve yorumlanması sürecidir. Nicel veriler genellikle istatistiksel yöntemlerle analiz edilirken, nitel veriler daha derinlemesine bir anlayış sağlamak için tematik analiz veya içerik analizi gibi tekniklerle incelenir. Bu aşamada, elde edilen bulguların doğru bir şekilde yorumlanması ve sonuçlara dayalı olarak stratejik önerilerin geliştirilmesi önemlidir.
  6. Sonuçların İşlenmesi ve Raporlama:Son aşamada, araştırma bulguları özetlenir, yorumlanır ve raporlanır. Rapor, araştırmanın amacını, yöntemlerini, bulgularını ve önerilerini içermelidir. Raporun alıcılarına göre uygun bir şekilde düzenlenmesi ve sunulması, araştırmanın etkisinin artırılmasına yardımcı olur. Araştırma sonuçları, işletmelerin stratejik karar alma süreçlerinde ve pazarlama stratejilerinin oluşturulmasında önemli bir rol oynar.

Pazar araştırmalarında dikkate alınması gereken noktalar

Pazar araştırması nasıl yapılıyor

Araştırmaların gerçekleştirilmesi sürecinde dikkate alınması gereken bazı önemli noktalar vardır:

  • Objektiflik: Pazar araştırmasının objektif olması, araştırma sürecinin tarafsızlık ilkesine uygun olarak yürütülmesini gerektirir. Araştırma ekibi, önyargılarından arınmış bir şekilde çalışmalı ve verileri tarafsız bir şekilde toplamalıdır. Araştırmanın sonuçlarına yönelik herhangi bir ön yargının veya dış etkenin bulunmaması, elde edilen verilerin güvenilirliğini artırır. Örneğin, anket sorularının nötr bir şekilde formüle edilmesi ve veri analizi sürecinde tarafsız bir yaklaşım benimsenmesi, objektif bir araştırmanın temelini oluşturur.
  • Güvenilirlik ve Geçerlilik: Pazar araştırmasında kullanılan veri toplama araçları ve yöntemlerinin güvenilirlik ve geçerlilik açısından değerlendirilmesi önemlidir. Güvenilirlik, bir araştırma aracının sonuçları zaman içinde tekrarlanabilirliği ve istikrarı ölçer. Geçerlilik ise, araştırma aracının gerçekten ölçmek istediği konuyu doğru bir şekilde yansıtma derecesidir. Bu nedenle, pazar araştırması için kullanılan anketlerin, odak gruplarının veya diğer veri toplama araçlarının güvenilirlik ve geçerlilik testlerinden geçirilmesi önemlidir. Ayrıca, veri toplama sürecinin standartlaştırılması ve veri toplama araçlarının test edilmesi, güvenilir ve geçerli sonuçların elde edilmesini sağlar.
  • Hedef Kitleye Ulaşım: Pazar araştırması sürecinde hedef kitleye ulaşılabilirlik önemli bir faktördür. Hedef kitle ile etkili iletişim kurulması ve onların araştırmaya katılımının sağlanması, veri toplama sürecinin başarılı olabilmesi için gereklidir. Örneğin, online anketler kullanılıyorsa, hedef kitleye erişmek için uygun iletişim kanallarının belirlenmesi ve katılımı teşvik edici yöntemlerin kullanılması önemlidir. Ayrıca, hedef kitleye ulaşmak için farklı demografik gruplara özel stratejiler geliştirilmesi ve araştırmanın katılımcıların ilgisini çekmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde, hedef kitle ile etkili bir etkileşim sağlanarak, araştırmanın güvenilir ve temsilci sonuçlar elde etmesi mümkün olur.

Pazar araştırması, işletmelerin pazardaki değişen talepleri ve tüketici davranışlarını anlamalarına yardımcı olarak, stratejik karar alma süreçlerinde kritik bir rol oynar. Bu nedenle, doğru yöntemlerin kullanılması ve güvenilir verilerin elde edilmesi, başarılı bir pazar araştırmasının temelidir.

GPT-4 destekli otonom botlar sıfır gün güvenlik açıklarını hack’liyor!

Bir grup araştırmacı, GPT-4 botlarının otonom takımları kullanarak test ettikleri web sitelerinin yarısından fazlasını başarılı bir şekilde hacklemeyi başardı. Bu saldırılar, daha önce bilinmeyen ve gerçek dünyada ‘sıfır gün’ olarak adlandırılan güvenlik açıkları kullanılarak gerçekleştirildi.

Birkaç ay önce, bir araştırma ekibi, GPT-4’ü kullanarak zaten bilinen ancak henüz düzeltme yayınlanmamış bir günlük (veya N-günlük) güvenlik açıklarını otonom olarak hackleyebildiklerini belirten bir makale yayınladı. Common Vulnerabilities and Exposures (CVE) listesi verildiğinde, GPT-4 kritik seviyedeki CVE’lerin %87’sini kendi başına istismar edebiliyordu.

Bu hafta aynı araştırma grubu, otonom, üretken Büyük Dil Modeli (LLM) ajanlarından oluşan bir takımı kullanarak sıfır gün güvenlik açıklarını hackleyebildiklerini belirten bir takip makalesi yayınladı. Bu yöntem, Görev Spesifik Ajanlarla Hiyerarşik Planlama (HPTSA) olarak adlandırılıyor.

HPTSA, birden fazla karmaşık görevi çözmeye çalışan tek bir LLM ajanı atamak yerine, tüm süreci denetleyen ve birden fazla “alt ajan” başlatan bir “planlama ajanı” kullanır. Bu teknik, Cognition Labs’ın Devin AI yazılım geliştirme ekibinin kullandığı yöntemlere benzer; işin planlanması, gerekli işçilerin belirlenmesi ve proje yönetimi yapılırken gerektiğinde uzman ‘çalışanlar’ yaratılır.

Yapay Zeka Takım Çalışması

Gerçek dünya web odaklı 15 güvenlik açığına karşı test edildiğinde, HPTSA, tek bir LLM’nin güvenlik açıklarını istismar etme konusunda %550 daha verimli olduğunu gösterdi ve 15 sıfır gün güvenlik açığından 8’ini hackleyebildi. Tek başına LLM çabası ise sadece 15 güvenlik açığından 3’ünü hackleyebildi.

Bu modellerin kullanıcıların web sitelerine ve ağlara kötü niyetli saldırılar gerçekleştirmesine izin vereceği konusunda haklı endişeler var. Araştırmacılardan biri olan Daniel Kang, GPT-4’ün sohbet botu modunda “LLM yeteneklerini anlamak için yetersiz” olduğunu ve kendi başına hiçbir şeyi hackleyemediğini özellikle belirtiyor.

Başarılı girişimcilik örnekleri

Başarılı girişimcilik örnekleri, genellikle inovatif fikirlerin, stratejik yönetimin ve tutkulu çalışmanın birleşiminden doğar. Bu örnekler, girişimcilerin işlerini nasıl büyüttüklerini, zorluklarla nasıl başa çıktıklarını ve sonunda nasıl başarı elde ettiklerini gösterir. İşte, çeşitli sektörlerden başarılı girişimcilik örnekleri ve başarılarının arkasındaki hikayelerden bazıları:

  1. Tesla (Elon Musk): Tesla, otomotiv endüstrisinde devrim yaratan elektrikli araçlarıyla tanınır. Elon Musk, çevre dostu ve sıfır emisyonlu araçlar vizyonuyla hareket ederek, geleneksel içten yanmalı motorlara alternatif olarak elektrikli araçların önünü açtı. Ancak Tesla’nın başarısı sadece araçlarla sınırlı değil; şirket aynı zamanda yenilenebilir enerji üretimi ve depolama konusundaki çözümleriyle de öne çıkıyor. Musk’ın kararlılığı ve risk alma cesareti, Tesla’yı endüstri lideri haline getirdi.
  2. Airbnb (Brian Chesky, Joe Gebbia, Nathan Blecharczyk): Airbnb, seyahat endüstrisini kökten değiştiren bir platformdur. Kurucuları, seyahat deneyimini kişiselleştirme ve seyahat edenlerin yerel yaşamı deneyimlemelerini sağlama vizyonuyla yola çıktı. Airbnb’nin başarısının arkasındaki anahtar nokta, kullanıcıların geniş bir konaklama seçeneğine erişim sağlayarak geleneksel konaklama sektörünü bozmak ve paylaşım ekonomisinin gücünü kullanmaktır.
  3. SpaceX (Elon Musk): SpaceX, uzay endüstrisinde devrim yaratan bir girişimdir. Elon Musk, uzaya erişimi demokratikleştirme ve insanların diğer gezegenlere seyahat etmelerini sağlama hedefiyle SpaceX’i kurdu. Şirket, yeniden kullanılabilir roket teknolojisiyle maliyetleri düşürdü ve insanlı uzay uçuşlarını mümkün kılarak uzay araştırmalarında büyük bir ilerleme kaydetti.
  4. Uber (Travis Kalanick, Garrett Camp): Uber, şehir içi ulaşımı dönüştüren bir teknoloji platformudur. Kurucuları, insanların daha uygun fiyatlarla ve daha fazla erişimle ulaşım sağlamasını amaçladı. Uber, kullanıcı dostu bir arayüzle birleştirilmiş, güvenilir ve hızlı bir ulaşım hizmeti sunarak geleneksel taksi endüstrisine meydan okudu.
  5. Amazon (Jeff Bezos): Amazon, e-ticaret endüstrisinde devrim yaratan bir platformdur. Jeff Bezos, müşterilere geniş bir ürün yelpazesi sunarak ve hızlı teslimat seçenekleri sağlayarak müşteri deneyimini iyileştirmeye odaklandı. Ayrıca, bulut bilişim alanında Amazon Web Services (AWS) ile büyük bir başarı elde etti ve diğer şirketlere altyapı hizmetleri sağlayarak dijital dönüşümlerine katkıda bulundu.
  6. Google (Larry Page, Sergey Brin): Google, internet arama motorları ve dijital reklamcılık alanında devrim yaratan bir şirkettir. Larry Page ve Sergey Brin, kullanıcıların internet üzerinde daha verimli ve etkili bir şekilde bilgi bulmalarını sağlamak için Google’ı kurdu. Google, kullanıcı odaklı bir yaklaşım ve sürekli olarak gelişen algoritmalarıyla dünya çapında en çok kullanılan arama motoru haline geldi.
  7. Facebook (Mark Zuckerberg): Facebook, dünyanın en büyük sosyal medya platformlarından biridir. Mark Zuckerberg, Harvard Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Facebook’u kurarak, insanların birbirleriyle bağlantı kurmasını sağlayacak bir dijital platform oluşturdu. Başlangıçta sadece üniversite öğrencilerine yönelik olan platform, kısa sürede dünya genelinde milyarlarca kullanıcıya ulaştı ve dijital iletişimin öncüsü haline geldi.
  8. Microsoft (Bill Gates, Paul Allen): Microsoft, kişisel bilgisayar endüstrisini dönüştüren bir teknoloji devi olarak bilinir. Bill Gates ve Paul Allen, kişisel bilgisayarların herkesin erişimine sunulmasını hedefleyerek Microsoft’u kurdu. Şirket, Windows işletim sistemleri ve Office ürünleri gibi yazılımlarla geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etti ve bilgisayar endüstrisinde belirleyici bir rol oynadı.
  9. Netflix (Reed Hastings, Marc Randolph): Netflix, dijital yayın platformları arasında öncü bir konumdadır. Reed Hastings ve Marc Randolph, kiralık DVD işini internet üzerinden dönüştürerek Netflix’i kurdu. Şirket, özgün içerikler ve kullanıcı dostu bir arayüzle birleştirilmiş, sınırsız akış hizmeti sunarak geleneksel televizyon izleme alışkanlıklarını değiştirdi.
  10. Alibaba (Jack Ma): Alibaba, Çin’in en büyük e-ticaret platformlarından biridir. Jack Ma, Alibaba’yı küçük ve orta ölçekli işletmelerin küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurdu. Şirket, çeşitli e-ticaret platformları, ödeme sistemleri ve bulut bilişim hizmetleriyle küresel bir dev haline geldi.
  11. WhatsApp (Jan Koum, Brian Acton): WhatsApp, dünya genelinde milyarlarca kullanıcısı olan popüler bir anlık mesajlaşma uygulamasıdır. Jan Koum ve Brian Acton, kullanıcıların düşük maliyetlerle ve güvenli bir şekilde mesajlaşmasını sağlayacak bir platform oluşturmak için WhatsApp’ı kurdu. Platform, kolay kullanımı ve güvenilirliğiyle kısa sürede dünya genelinde yaygın bir kullanım kazandı.
  12. Snapchat (Evan Spiegel, Bobby Murphy, Reggie Brown): Snapchat, görsel iletişimi ön plana çıkaran bir sosyal medya platformudur. Evan Spiegel, Bobby Murphy ve Reggie Brown tarafından kurulan Snapchat, özgün hikaye anlatımı ve anlık paylaşımlarla kullanıcılarına farklı bir deneyim sunar. Özellikle genç kullanıcılar arasında popüler olan platform, sürekli olarak yenilikçi özellikler ekleyerek rekabet gücünü korur.

Bu başarılı girişimcilik örnekleri, tutkulu bir vizyonun, sıkı çalışmanın ve doğru stratejilerin nasıl bir araya gelerek büyük başarılar elde edebileceğini göstermektedir. Girişimcilerin, zorlukları fırsatlara dönüştürme yeteneği ve sürekli olarak yenilikçi çözümler arama arzusu, başarılı bir işletme kurma yolunda kritik öneme sahiptir.

İnovasyon hakkında konuşmayı bırakıp harekete geçme zamanı!

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

İnovasyon sadece trend bir kelime değil, kuruluşların büyümesi için kritik bir bileşen. Ancak pek çok kuruluş önemsediklerini iddia ettikleri inovasyonu hayata geçirmekte zorlanıyor.

Gerçekten inovasyon yapmak için kuruluşların iki net stratejiyi göz önünde bulundurmaları gerekiyor: Belirli görevlerin üstesinden gelmek için Üretken Yapay Zekâ (GenAI) kullanmak ve BT ile iş birimleri arasında güçlü, iletişim odaklı bir ilişki oluşturmak.

İnovasyonu daha da teşvik etmek için GenAI’den yararlanmak

GenAI’nin iş birimleri ve BT departmanları arasındaki iş birliğine entegre edilmesi, iletişim kanallarının açık kalması ve hedeflerin uyumlu olması koşuluyla yeni bir inovasyon çağını ateşleme potansiyeline sahip.

GenAI, mevcut verilerden içerik ve içgörü oluşturmanın yeni yollarını sunarak çeşitli sektörlerde dönüştürücü bir güç olarak büyümeye devam ediyor. Sadece bilgisayar bilimcilerinin kullanımı için olmaktan çıkıp insan dili aracılığıyla çok daha erişilebilir olması GenAI araçlarını daha kullanıcı dostu hâle getiriyor.

Yöneticiler, GenAI’yi inovasyon engellerini aşmak, güvenliği artırmak, yeni gelir akışları keşfetmek ve maliyetleri düşürmek için bir araç olarak gördüğünden potansiyeli konusunda özellikle hevesli. Ayrıca, yapay zekânın insanların yerini almayacağına, aksine yeteneklerini geliştirerek benzeri görülmemiş verimlilik düzeylerine yol açacağına dair güçlü bir inanç var.

Dell Technologies Innovation Catalyst Araştırmasına göre, BT Karar Vericilerinin (ITDM’ler) ve İş Karar Vericilerinin (BDM’ler) yaklaşık yüzde 92’si şirketlerinin başarısında inovasyonun önemini kabul ediyor. Bununla birlikte, ankete katılan 6.600 kişinin yalnızca yüzde 56’sı, kurumsal faydaları ortaya çıkarmak için inovasyonu iş stratejileriyle başarılı bir şekilde uyumlu hâle getirebildiklerini söylüyor. Buradaki maharet, kuruluşların geri kalan yüzde 44’ünün iş sonuçları elde etmek için “inovasyon kaslarını” nasıl geliştirebileceklerinde saklı.

İnovasyon ve uygulama arasındaki uyumsuzluğun potansiyel bir nedeni, GenAI çözümlerinin etkin bir şekilde kullanılmaması olabilir. Araştırmaya göre, kuruluşların yaklaşık yüzde 60’ı uygulamanın pilot aşamasında olduklarını söylerken, sadece yüzde 11’i GenAI çözümlerinin kullanımında iyi durumda olduklarını belirtiyor. Bütçe tahsisi, ITDM’lerin GenAI çözümleri için ödenecek paranın BT bütçelerinden karşılanacağı varsayımlarını ifade etmeleri nedeniyle bunların kullanımın ve benimsenmesinin önündeki çeşitli engellerden biri olarak ortaya çıkıyor.

Kuruluşlar ayrıca GenAI ile ilişkili yasal düzenlemelerden endişe duyuyor, bu da kurum genelinde hızlı bir şekilde kullanıma geçme konusunda bazı tereddütlere yol açıyor. Araştırmaya göre, kuruluşlar YZ aksaklıkları ve istenmeyen davranışların sorumluluğuyla boğuşuyor. Katılımcıların yüzde 76’sı bu konuda kuruluşun kendisinin sorumlu tutulması gerektiği konusunda hemfikir. YZ sistemlerinin “kara kutu” sorunu olarak bilinen” şeffaf olmayan” doğası, katılımcıların yüzde 69’u arasında önyargılar ve potansiyel riskler konusunda endişelere yol açıyor.

Önümüzdeki yol biraz karmaşık ancak hem bütçe kısıtlamalarına hem de yasal gerekliliklere dikkat ederek kuruluşlar, ileriye dönük inovasyonu teşvik etmek için GenAI’nin potansiyelinden yararlanabilirler.

İş birimleri ile BT departmanlarının birlikte çalışmaları gerekiyor

Teknoloji ve iş dünyasının hızlı temposunda BT karar vericileri (ITDM’ler) ile iş karar vericileri (BDM’ler) arasındaki ilişki büyük önem taşıyor. Ancak bu ilişki, önceliklerdeki uyumsuzluk ve yetersiz iletişim nedeniyle sıklıkla gerilebiliyor.

Araştırmaya göre, BDM’lerin yüzde 81’i ITDM’leri sıklıkla stratejik tartışmaların dışında tutuyor. GenAI’nin gelmesi bu uçurumu genişletme potansiyeline sahip çünkü ITDM’ler onun dönüştürücü yeteneklerine büyük önem verirken, BDM’ler aynı heyecanı paylaşmayabiliyor. Aslında, her iki grubun da kurumlarını dönüştürmek için YZ/GenAI kullanımını öncelik sırasına koyması söz konusu olduğunda, ITDM’ler bunu inovasyon hedefleri listesinde 1. sıraya koyarken, BDM’lerin 8. sıraya koydukları görülüyor.

Bu uçurumu gidermenin yolu, her iki tarafın da bakış açılarını paylaşmak üzere bir araya geldiği planlı etkileşimlerden geçiyor. ITDM’ler yeni teknolojilerin uzun vadeli potansiyeline odaklanarak stratejik ve geleceğe yönelik bir bakış açısı getirirler. BDM’ler ise taktiksel bir yaklaşım sunarak anlık uygulamalara ve iş operasyonları üzerindeki etkilere odaklanırlar. Bu öncelikler birbirini tamamlayıcı nitelikte. Dolayısıyla her bir grup diğerinin güçlü yönlerini anlayıp bunlardan faydalanabilirse, gerçek inovasyonun ortaya çıkması çok daha olası.

İnsan faktörü

GenAI ve inovasyonla ilgili tartışmalarda genellikle kritik bir bileşen olan insan faktörü göz ardı ediliyor. Şirketlerin “inovatör” olduklarına inanmak yerine gerçek bir “inovatör” olmak istemeleri hâlinde, insan kaynağını güçlendirmeleri oldukça önemli. İnovasyon üzerine yapılan araştırmalar, dünya çapındaki kuruluşların başarılı inovasyonu teşvik etmede karşılaştıkları en büyük zorluğu, gerekli beceri ve yetkinliklere sahip yetenek eksikliği olarak tanımladıklarını ortaya koyuyor. Yenilikçi fikirlere değer veren bir kültürün teşvik edilmesi, çalışanların kuruluşun misyonuyla uyumlu, değişime adapte olabilen ve başarısızlık karşısında dirençli olmalarını sağlıyor. Tüm bunlar da başarıya götüren önemli unsurlar olarak değerlendiriliyor.

Şimdi tam zamanı!

Aslında günün sonunda kuruluşların yüzde 99’u, inovasyonun iş stratejilerinin bir parçası olduğunu söylüyor. Ancak inovasyonu bir kurumun kültürüne gerçekten katmak için iyi planlanmış adımlar atılması gerekiyor. ITDM’ler ve BDM’ler arasında iş birliğine dayalı bir ilişkiye öncelik verilmesi ve GenAI’nin gerçekçi ve uygun bir şekilde kullanılması, inovasyonu bir kuruluşun DNA’sının parçası hâline getirmeye yönelik en etkili iki adım olarak öne çıkıyor. Bu stratejilere göre hareket etmeye başlamanın tam zamanı, aksi takdirde geride kalma riskini göze almanız gerekiyor.

Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı. Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor. Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.

Çok silindirli hidrojen motoru çalıştırıldı!

Karbon nötr hedefine istikrarlı bir şekilde ilerleyen Ford Trucks, sürdürülebilir ulaşım teknolojileri alanında öncü bir projeye daha imza attı.  Geçen yıl tek silindirli araştırma motoru ile başladığı hidrojen yakıtlı motor çalışmalarını sürdüren Ford Trucks, çalışmaları bir ileri aşamaya taşıyarak şimdi de yine kendi tasarımı olan çok silindirli hidrojen motoru H2-Ecotorq’un ilk ateşlemesini başarıyla gerçekleştirdi.

İlk testlerde başarılı sonuçlar ortaya koyan motor ile ekipler sistem optimizasyonu ve geliştirme çalışmalarına devam edecekler. Bu kilometre taşı, Ford Trucks’ın sıfır emisyonlu araç çözümü olarak karbon-nötr ürün portföyünü genişletme yolunda önemli bir adımı temsil ediyor. Bu gelişmeyle Ford Trucks ayrıca ağır ticari araçlarda 2040’ta sıfır emisyon hedefinde önemli bir dönüm noktasına daha ulaşmış oluyor.

Ford Trucks, sıfır emisyon yatırımlarına devam ediyor

Ford Trucks, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda ağır ticari araç sektöründe geleceğin ulaşım teknolojilerine öncülük ediyor.

“Generation F hareketi” ile sıfır emisyonlu, bağlantılı ve otonom teknolojilerle büyük bir dönüşüm yolculuğu başlatan Ford Trucks, ilk tam elektrikli kamyonunu 2025 yılında yollara çıkarmak üzere çalışıyor.

Elektrifikasyonun yanı sıra alternatif yakıt teknolojilerine odaklanan Ford Trucks, geleceğin mobilite çözümlerine değer katma vizyonuyla Avrupa Birliği’nin ‘Sıfır Emisyonlu Taşımacılık Ekosistemi’ projesi çerçevesinde hidrojenle çalışacak ilk yakıt hücreli elektrikli (FCEV) F-MAX’i de geliştiriyor.

Huawei’nin ABD’deki akademik ilişkileri engellendi

Huawei’nin fon desteği sağlayarak akademik araştırma yarışmaları düzenlediği ve geniş çaplı raporlar hazırladığı ABD’deki Optica Foundation’a yönelik uyarı gecikmedi. Yapılan baskılar sonucunda ortaklık apar topar sonlandırıldı.

Geçtiğimiz aylarda Huawei’nin bir vakıf üzerinden ABD’de akademik araştırma yarışmaları düzenlediği ve bunlara hatırı sayılır fon sağladığı ortaya çıkınca büyük tartışmalara neden olmuştu. Vakıf, ilk başta bu politikayı desteklese de şimdi geri adım attı.

Optica Foundation patronu Elizabeth Rogan, yaptığı açıklamada Huawei ile olan tüm ilişkilerini sonlandırdıklarını duyurdu. Ayrıca, geriye dönük iki yıl boyunca Huawei’nin sağladığı fonlar da iade edilecek.

ABD otoritelerinin baskısı

Vakfın bu ani çıkışının sebebi olarak ABD otoriteleri tarafından yapılan baskılar gösteriliyor. Huawei’nin fon ilişkisi ortaya çıkınca, özellikle ABD hukuk çevreleri bu durumun dolaylı olarak ambargoların ihlal edildiği anlamına geldiğini dile getirmeye başlamıştı. Bu da hükümetin dikkatini çekmiş görünüyor.

Optica Foundation’un bu kararı, ABD ile Çin arasındaki teknolojik ve ticari gerilimlerin akademik alanlara da yansıdığını gösteriyor. Huawei’nin ABD’deki akademik araştırmalara sağladığı fonların kesilmesi, şirketin ABD’deki faaliyetlerinin daha da kısıtlanmasına neden olabilir.

Bu gelişmeler, ABD’nin Çinli teknoloji firmalarına yönelik uyguladığı katı politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Huawei’nin bu tür girişimleri, gelecekte de benzer tepkilerle karşılaşabilir.

Çinli otomobillerde fiyat şoku: Ek vergi yüzde 40 arttı!

Çin menşeli otomobillere getirilen ek vergi uygulamasını genişleterek içten yanmalı ve hibrit motorlu araçları da kapsayacak şekilde yeniden düzenliyor. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, geçtiğimiz yıl sadece elektrikli araçlara uygulanan ek vergi şimdi benzinli ve hibrit modelleri de içerecek şekilde genişletildi.

Yapılan açıklamada, Çinli otomobillerde vergi yerli üretimin iç pazardaki payını artırmak ve korumak amacıyla alınan bu kararın, ithalat rejimi kararı ve uluslararası anlaşmaların gereklilikleri doğrultusunda yapıldığı belirtildi. Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği üyesi ve Serbest Ticaret Anlaşması imzalanan ülkeler haricindeki ülkelerden gerçekleştirilen ithalatlarda ek gümrük vergisi uygulanabileceğini ifade etti.

8703 Gümrük Tarife Pozisyonu altında sınıflandırılan konvansiyonel (içten yanmalı) ve hibrit binek otomobillerin Çin menşeli olanlarının ithalatına yüzde 40 veya 7 bin dolar/adet (yüksek olan uygulanır) ilave gümrük vergisi uygulanacağı belirtildi. Kararın 30 gün sonra yürürlüğe gireceği açıklandı.

Benzer şekilde, ABD ve Avrupa gibi ekonomik bölgelerin elektrikli otomobiller için ek gümrük vergisi uygulamasına geçtiği hatırlatıldı. Çin otomotiv sektöründe yaşanan genişleme ve ölçek ekonomisinin katkısıyla üretilen araçların, Türkiye ve diğer bölgelerdeki rakiplerine göre daha rekabetçi fiyatlarla piyasaya sürüldüğü vurgulandı.

Çinli otomobillerde vergi bir yandan, Türkiye’nin Çinli markaların ülkede yatırım yaparak üretim yapmasını teşvik ettiği belirtildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın geçtiğimiz haftalarda BYD ve Chery ile ileri aşamada görüşmeler yürütüldüğünü açıkladığı hatırlatıldı. Türkiye’de üretim yapacak Çinli firmaların, ek vergilerden muaf olacağı ve aynı zamanda AB’ye ek gümrük vergisi olmadan satış yapabileceği ifade edildi.

Bu kararın, yerli otomotiv endüstrisini desteklemek ve dış ticaret dengesini düzeltmek amacıyla alındığı belirtildi.

NASA, SpaceX’in Hubble teleskobu görevine izin vermedi: uzay teleskobu 2034’te atmosfere girecek mi?

Uzay araştırmalarında tarihi bir dönüm noktasına mı geliyoruz? NASA, girişimci Jared Isaacman’ın 34 yıllık Hubble Uzay Teleskobu’nu onarmak için SpaceX kapsülüyle bir bakım ekibi gönderme teklifini reddetti. Bu karar, 2034 civarında teleskobun atmosfere girip yanmasına yol açabilir.

Hubble, 30 yılı aşkın süredir gökbilimcilere evrenin gizemlerini keşfetme imkanı sunarak bilim dünyasında çığır açtı. Uzak galaksilerin ve yıldızların nefes kesici görüntülerini yakalayan bu dev teleskop, evrenin evrimini ve en gizemli kozmik olaylarını araştırmamıza olanak tanıdı.Ancak 2023 yılında üç jiroskopundan biri arızalanınca bilimsel görevler durduruldu. Teleskobun uzaydaki hedeflere doğru yönlendirilmesini sağlayan bu sistemdeki arıza, Hubble’ın hayati işlevlerini sekteye uğrattı. Isaacman bu sorunu çözmek ve teleskobun ömrünü uzatmak için harekete geçti.

SpaceX kapsülüyle bir bakım ekibi göndermeyi teklif eden girişimci, bu sayede NASA’nın yüz milyonlarca dolar tasarruf edebileceğini ve uzay tarihine geçecek bir başarıya imza atılacağını savundu.

Ancak NASA, bu cesur teklifi reddetmeyi tercih etti. Uzay ajansı, Hubble’a bir uzay aracıyla müdahale etmenin çok riskli olduğunu ve teleskobun hassas sistemlerine zarar verme potansiyeli taşıdığını açıkladı.Operasyonel ve teknolojik risklerin yanı sıra, Hubble’ı inşa eden mühendislerin çoğunun emekli olması da endişe kaynağı oldu. Bu durum, teleskobun karmaşık sistemlerini tamir edebilecek uzman personel eksikliğine yol açıyor.

NASA, Hubble’ı tek bir jiroskopla çalıştırmaya devam edecek ve ikincisini yedekte tutacağı. Bu sayede teleskobun önümüzdeki on yıl boyunca faaliyet gösterebilmesi umuluyor. Fakat bu çözüm de geçici bir pansuman gibi görünüyor.

Hubble’ın kaderi hala belirsizliğini koruyor. NASA’nın bu son kararı, teleskobun 2034’te atmosfere girip yanmasına yol açabilir. Bu durum, astronomi camiasında büyük üzüntüye neden olurken, uzay araştırmalarının geleceğiyle ilgili de endişeleri artırıyor.Peki ya bu gelişmeler uzay araştırmalarında yeni bir dönemin başlangıcını mı işaret ediyor? Devlet kurumlarının yanında özel sektörün de uzay araştırmalarına katkısı gittikçe artıyor. Acaba gelecekte bu tür riskli görevler özel sektör tarafından mı üstlenilecek?Hubble’ın hikayesi bize uzay araştırmalarının sadece bilimsel açıdan değil, aynı zamanda etik ve politik açıdan da karmaşık sorgulamalara yol açtığını gösteriyor. Bu dev teleskobun geleceği belirsiz olsa da, evrenin gizemlerini keşfetme yolculuğumuz devam ediyor.

Google Chrome tekrar zirvede: dünyanın en hızlı tarayıcısı oldu!

Google Chrome, web tarayıcıları arasındaki liderliğini bir kez daha kanıtladı. Son Speedometer 3.0 performans testinde elde ettiği rekor puanıyla, dünyanın en hızlı tarayıcısı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Speedometer 3.0, gerçek kullanıcı eylemlerini simüle ederek tarayıcıların modern web uygulamalarını ne kadar etkili bir şekilde işlediğini ölçen bir performans testi olarak dikkat çekiyor. Bu testte Google Chrome, tüm zamanların en yüksek puanını elde ederek ezici bir liderlik pozisyonuna ulaştı.

Google’ın mühendisleri, Chrome’un hızını artırmak için özellikle dize işleme ve gereksiz tekrarları temizleme konusuna odaklandılar. Ayrıca, aşırı bellek kullanımını önlemek için form öğelerinin oluşturulmasını iyileştirdiler. HarfBuzz metin biçimlendirme motorunda yapılan iyileştirmeler sayesinde, Apple’ın AAT yazı tipi formatlarıyla daha hızlı çalışma sağlandı. Tüm bunlara ek olarak, belleği boşaltma sistemine yapılan geliştirmelerle Speedometer puanında %3’lük bir artış elde edildi.

Tarayıcı pazarındaki liderlik yarışı devam ederken, Chrome‘un pazar payı %65’e ulaşarak ezici bir şekilde öne çıktı. Safari (%18) ve Edge (%5) gibi rakipler ise oldukça geride kaldı. Son beş yılda pazar paylarında önemli bir değişiklik olmamış ve yakın gelecekte de benzer bir değişim beklenmiyor.

Bu gelişmelerle birlikte, Google Chrome‘un hız ve performans konusundaki üstünlüğü bir kez daha kanıtlanmış oldu. Chrome kullanıcıları, en yeni ve en hızlı deneyimi yaşamaya devam edecekler.

Sony Pictures, film ve dizi yapımında yapay zeka devrimi başlatıyor!

Sony Pictures Entertainment CEO’su Tony Vinciquerra, Japonya’da yatırımcılara yaptığı bir konuşmada, şirketin yapay zekayı sinema ve televizyon endüstrisinde film üretiminde verimli bir şekilde kullanmayı planladığını doğruladı. Bu adım, şirketin geleceğe yönelik vizyonunun bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Sony Pictures, yapay zekanın potansiyelini keşfederek, sinema filmi ve dizi üretimindeki maliyetleri düşürmeyi ve üretkenliği artırmayı hedefliyor. Yapay zekanın, üretim süreçlerini optimize etmek ve daha verimli hale getirmek için kullanılacağı belirtiliyor. Bu, özellikle animasyon filmleri gibi uzun süren üretim süreçlerinde önemli bir ilerleme sağlayabilir.

Ancak, yapay zekanın aktif kullanımının bir sonucu olarak bazı iş kollarının risk altında olduğu belirtiliyor. Özellikle konsept sanatçıları ve görsel efekt uzmanlarının işleri, yapay zeka tarafından yerine getirilebilecek görevlerle değişebilir. Bu durum, endüstride bazı değişikliklere ve adaptasyon süreçlerine neden olabilir.

Sony Pictures’un yapay zeka kullanımıyla ilgili bu hamlesi, endüstride geniş çapta dikkat çekiyor. Bu teknolojinin sinema ve televizyon üretimine entegrasyonu, gelecekte endüstride önemli değişikliklere yol açabilir. Ancak, bu değişimlerin beraberinde getirdiği potansiyel fırsatlar ve zorluklar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Yapay zeka kullanımının artmasıyla birlikte, teknolojinin etkileri sadece film endüstrisiyle sınırlı kalmayabilir. Önceden tahmin edilemeyen yeni iş modelleri ve endüstri dönüşümleri de ortaya çıkabilir. Bu nedenle, Sony Pictures’un bu teknolojiyi nasıl kullanacağı ve bu değişimin endüstri üzerindeki etkileri yakından takip edilmelidir.

3.5

Samsung Unpacked 2024 sızıntısı: yeni katlanabilir telefonlar, akıllı saatler ve yüzükler görüntülendi!

0

Samsung Unpacked 2024 etkinliği öncesi yeni sızıntılar ortaya çıktı ve beklenen cihazların görselleri gün yüzüne çıktı. Önümüzdeki Temmuz ayında düzenlenecek etkinlikte duyurulması beklenen cihazların görselleri, Samsung’un planlarını önceden ortaya çıkarmış olabilir.

Sızdırılan görseller, Galaxy Z Fold 6 ve Galaxy Z Flip 6’nın pazarlama materyallerini içeriyor gibi görünüyor. Bu yeni telefonların köşeli ve düz kenarlı bir tasarıma sahip olacağı belirtiliyor, ayrıca daha sağlam bir gövdeye sahip olacakları da ifade ediliyor.

Bir sonraki fotoğraf serisi, üç farklı renkte Galaxy Ring’i ve Galaxy Watch 7’yi içeriyor gibi görünüyor. Zaten bilinen bir durum olan Galaxy Ring’in Ağustos ayında ABD’de satışa sunulmasıyla ilgili detaylar da sızdırılan bilgiler arasında yer alıyor. Ayrıca, Samsung’un Galaxy Watch 7 ve Galaxy Watch 7 Ultra’nın 40mm ve 44mm modellerini piyasaya sürmeyi planladığı konuşuluyor, ancak hangi cihazın hangisi olduğunu belirlemek zor görünüyor.

Ancak, sızdırılan görsellerde Galaxy Watch FE, Galaxy Buds 3 ve Galaxy Buds 3 Pro gibi diğer cihazların yer almadığı dikkat çekiyor. Bu durum, Samsung’un Unpacked etkinliğinde bu cihazları tanıtmayabileceğine işaret ediyor olabilir.

Samsung’un Temmuz ayındaki Unpacked etkinliğinde hangi cihazları tanıtacağı ve bu sızıntıların ne kadarının doğru olduğu merakla bekleniyor.

Huawei, Nvidia’yı geride bıraktı!

Olumsuz koşullara rağmen yonga teknolojileri geliştirmeye devam eden Huawei, Nvidia’nın dört yıl önce piyasaya sürdüğü yapay zekâ hızlandırıcısını geride bırakmayı başardı. Ambargolar nedeniyle kısıtlı imkânlarla yonga teknolojileri geliştiren Çinli firmalar, buna rağmen iç pazarı domine etmeyi başardı. Öyle ki Nvidia bile rekabetle başa çıkmakta zorlanarak H20 yongasında indirim yapmak zorunda kaldı.

Huawei Ascend 910B’nin başarısı

Huawei dönem yonga pazarından silinmek üzere iken Çin hükümetinin çabaları ile yeniden oyuna dönen Huawei, yapay zekâ pazarında farklı çözümlerle önemli bir alternatif haline geldi. Firma artık Nvidia’yı yakaladığını düşünüyor. Firmanın Ascend ve Kunpeng departmanı şefi Wang Tao, eğitim performansında Ascend 910B yongasının Nvidia A100 yongasına göre yüzde 20 daha iyi olduğunu iddia ediyor. Geçtiğimiz haftalarda da Nvidia H20 hızlandırıcısının satış performansını geride bıraktığı gündeme gelmişti.

Yerel destek ve benimsenme

Huawei’nin başarısında ülkedeki milliyetçilik anlayışı ve devlet desteği önemli bir rol oynuyor. Tencent, Baidu gibi internet devleri Huawei’den önemli alımlar yaptı. Bu da geniş bir benimsenme alanı ortaya çıkardı. Sadece Huawei değil, farklı yerel yonga tasarımcıları da bu süreçte büyüme sağladı.

Huawei’nin Ascend 910B yongası, Çin’in teknoloji alanında ne kadar ileriye gidebileceğinin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Bu gelişmelerle birlikte, Çin’in teknoloji firmalarının küresel pazar liderleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmesi, önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir ilgiyle takip edilecek gibi görünüyor.

Atmosferdeki karbondioksit miktarı korkutucu hızla artıyor: rekorlar kırılıyor!

Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ve Scripps Oşinografi Enstitüsü’nden bilim insanları, dünya atmosferindeki karbondioksit (CO2) seviyelerinin hiç olmadığı kadar hızlı arttığını duyurdu. Atmosferdeki CO2 miktarının insanlık tarihi boyunca tecrübe edilen seviyelerin çok üstüne çıktığı belirtiliyor.

Scripps Oşinografi’deki bilim insanları, 1958’den bu yana atmosferdeki CO2 seviyelerini izleyen Keeling Eğrisi adlı program kapsamında bağımsız ölçümler gerçekleştiriyor. Son yapılan ölçümlerde atmosferdeki CO2 miktarının 426,7 ppm (milyonda parça) olduğu tespit edildi. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre 2,92 ppm’lik bir artışı temsil ediyor. Mayıs ayı, Kuzey Yarımküre’deki CO2 seviyelerinin en yüksek olduğu ay olarak biliniyor.

Bilim insanları, son ölçümün 50 yıllık veri kaydında beşinci en büyük yıllık büyüme olduğunu vurguluyor. 2023’teki ölçümde de bir önceki yıla göre 3,0 ppm daha fazla CO2 tespit edilmişti. Bu veriler, son iki yılda Kuzey Yarımküre’deki CO2 seviyelerinin Mayıs zirvesinde en büyük artışın yaşandığını gösteriyor.

NOAA karbon döngüsü bilimcisi John Miller, bu artışın büyük olasılıkla fosil yakıtların sürekli olarak yakılması ve El Nino koşullarının gezegenin CO2’yi absorbe etme kapasitesini zorlaştırmasından kaynaklandığını belirtiyor.

Scripps’in CO2 programı direktörü Ralph Keeling, “CO2 seviyeleri şu anda sadece milyonlarca yılın en yükseğinde değil, aynı zamanda her zamankinden daha hızlı artıyor. Fosil yakıt kirliliği, her yıl atmosfere daha fazla CO2 salınımına neden oluyor ve bu durum sürekli birikmeye devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Atmosferdeki CO2 seviyelerindeki artışın, geçen yıl küresel ortalamada rekor seviyeye ulaşan 419,3 ppm’yi aştığınadikkat çekiliyor. Bu, Sanayi Devrimi öncesine göre CO2 seviyelerinde yüzde 50’lik bir artışı temsil ediyor.

Bilim insanları, CO2 gibi sera gazlarının atmosferde bir battaniye gibi davranarak ısının uzaya yayılmasını engellediğini ve bu durumun aşırı hava olaylarını körüklediğini belirtiyor. Geçtiğimiz yılın tarihin en sıcak yılı olarak kaydedilmesi, bu trendin etkilerinin somut bir kanıtı olarak gösteriliyor.

Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği servisi Copernicus, Dünya’nın son 12 aydır rekor düzeyde yüksek sıcaklıklara ulaştığını ve bu trendin değişeceğine dair hiçbir işaret olmadığını belirtti.

Bu veriler, atmosferdeki CO2 seviyelerinin hızla artışının, iklim değişikliği ve çevresel etkileri üzerindeki endişeleri artırıyor.

Qualcomm Snapdragon 6s Gen 3 yonga setini tanıttı: İşte özellikleri

0

Qualcomm, bütçe dostu telefonlara güç verecek yeni yonga seti Snapdragon 6s Gen 3‘ü duyurdu. Bu yeni platform, selefi Snapdragon 695’e kıyasla önemli performans ve güç verimliliği iyileştirmeleri sunuyor. Snapdragon serisi ile mobil işlemci pazarında önemli bir başarı yakalayan Qualcomm, ürün yelpazesini genişletmeye devam ediyor.

Snapdragon 6s Gen 3: teknik özellikler

Resmi duyuruya göre, Snapdragon 6s Gen 3, Snapdragon 695’in yeniden markalanmış bir sürümü olarak 6 nm işlem teknolojisi ile üretiliyor. Yonga seti, 2+6 konfigürasyonunda, 2,3 GHz’e kadar saat hızına sahip iki Cortex A78 çekirdeği ve 2,0 GHz hızında altı Cortex-A55 çekirdeğinden oluşuyor. Grafik işlemci birimi olarak ise Adreno 619 GPU kullanılıyor.

Snapdragon 6s Gen 32133 MHz’e kadar LPDDR4x bellek desteğiUFS 2.2 depolama çözümleri ve hızlı şarj için Quick Charge 4+ teknolojisi ile donatılmış. Yonga seti, 120Hz’de FHD+ (1080 x 2520) ekran çıkışını destekleyerek, H.264 (AVC), H.265 (HEVC), VP8 ve VP9 kodekleriyle uyumlu çalışıyor.

Kamera ve video yetenekleri

Kamera yetenekleri açısından Snapdragon 6s Gen 3108MP fotoğraf çekimi32MP tek kamera25MP + 13MP ikili kamera veya 13MP üçlü kamera sistemlerine kadar destek sunuyor. Ayrıca 1080p 60 fps ve 720p 120 fps ağır çekim video kayıt yeteneklerine sahip.

Bağlantı özellikleri

Snapdragon 6s Gen 32,5 Gbps maksimum indirme hızı sunan Snapdragon X51 5G modemle geliyor. Bağlantı özellikleri arasında Qualcomm FastConnect 6200 sistemi ile WiFi 4WiFi 5 ve Bluetooth 5.2 desteği bulunuyor.

İlk kullanılacak cihazlar

Snapdragon 6s Gen 3’ün ilk olarak hangi cihazlarda kullanılacağı henüz açıklanmadı. Ancak son raporlar, Motorola G85’in bu yeni yonga seti ile geleceğini gösteriyor.

Qualcomm’un yeni yonga seti Snapdragon 6s Gen 3, bütçe dostu telefonlar için sunduğu performans ve verimlilik iyileştirmeleri ile dikkat çekiyor. Yakında piyasaya çıkacak cihazlarda bu yonga setinin yeteneklerini görmek için sabırsızlanıyoruz.

Çin, ABD ambargosuna rağmen Nvidia’nın en yeni çiplerine erişmeyi başardı

0

ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı yeni bir boyuta ulaştı. Nvidia’nın en son hızlandırıcılarının satışının kesinlikle yasak olduğu Çin’in en önemli şirketlerinden ByteDance, bir şekilde bu yongalara ulaşarak yapay zekâ algoritmalarını eğitiyor. Bu durum, Çinli firmaların ambargo genelgelerini analiz ederek açık bulma konusundaki becerisini bir kez daha ortaya koydu.

TikTok uygulamasındaki yapay zekâ öneri algoritmaları ile sosyal medya sektöründe öne çıkan Çin çip ByteDance’in, bu algoritmaları nasıl eğittiği uzun süredir merak ediliyordu. The Information tarafından ortaya çıkarılan bilgilere göre ByteDance, yapay zekâ algoritmalarını eğitmek için Nvidia H100 hızlandırıcılarını kullanıyor. Ancak, bu hızlandırıcıların Çin’e ihraç edilmesi yasak. Peki bu nasıl mümkün oldu?

Oracle’ın rolü

Çin çip ilişkide kritik rolü Oracle şirketi oynuyor. Oracle, H100 sunucularını ByteDance’e kiralıyor. Kiralama işlemi ABD toprakları içerisinde gerçekleştiği için ambargo şartları geçerli olmuyor. Bu sayede ByteDance, ABD topraklarında bulunan sunucuları kullanarak algoritmalarını geliştirme fırsatı buluyor. ABD hükümeti, sunucu kiralayan şirketlerin müşterilerinin kimlik bilgilerini kontrol etmesini ve Çin lehine casusluk için yapay zekâ algoritmalarını eğitip eğitmediğini takip etmesini talep etmişti. Ancak bulut şirketleri, bu talebin gelirlerine darbe vuracağı endişesiyle itiraz etmişti.

Gelecek senaryoları

Uzmanlar, ByteDance özelinde Çinli şirketlerin bu tarz kiralamalar yaparak algoritmalarını eğitebileceğini ve sonrasında bu teknolojiyi Çin’e aktarabileceğini düşünüyor. Alibaba ve Tencent gibi diğer büyük Çinli şirketlerin de ABD sunucularını kiralamak için yollar aradığı belirtiliyor. Ayrıca, ABD bu açığı kapatsa bile, Çinli firmaların ülkelerinde kurulu olan veri merkezlerine Nvidia yongalarını entegre etmesinin önünde bir engel bulunmadığıifade ediliyor.

Bu durum, ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetinin ve ambargo açıklarının daha da dikkatli izlenmesigerektiğini gösteriyor. Çinli firmaların bu açıkları nasıl kullanacağı ve ABD’nin bu duruma nasıl tepki vereceği merak konusu olmaya devam ediyor.