Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 595

Bir sonraki Apple hamlesi akıllı ev robotları mı?

Yapay zekânın benimseme kazanmasıyla birlikte yeniden popüler olan konulardan birisi de insansı robotlar. Boston Dynamics’in Atlas robotu var ve Tesla robot teknolojisinin peşinde koşarken Mercedes, Amazon ve BMW gibi şirketler de endüstriyel kullanım için robotları test. Ancak bunların hepsi kontrollü ortamlarda görev yapan çok pahalı robotlar. Ev kullanımı için ise şimdi Apple devreye girmeye hazırlanıyor olabilir.

Son dönemde sızdırılan Apple haberleri arasında, firmanın bir robot projesi üzerinde çalıştığı da yer alıyor. Yapay zekâ yarışında rakiplerinin gerisinde kalan firma, her ne kadar dün bu konuda en net ve kararlı açıklamasını yapmış olsa da, Apple’ın yapay zekâ yarışına sadece sohbet robotu, üretkenlik aracı veya kısaca yazılım tarafıyla değil donanım tarafıyla da hızla girmek ve fark yaratmak istediği konuşuluyor. Ancak kimse Apple’ın olası robot projesi hakkında net bir fikre sahip değil.

Uzmanlara göre form faktörü en az olası Apple robotunun akıllı olması kadar önemli olacak. Ortaya çıkan küçük ayrıntılara bakılırsa, Apple’ın robotik fikirleri son zamanlarda gördüğümüz büyüleyici yenilik botları trendine uyuyor gibi görünüyor. Bu konuda ilginç örneklerden biri, Samsung’un Bot Handy konsepti oldu. Bir sapı ve tek eklemli bir kolu olan Bot Handy adeta bir robot süpürgeye benziyor ve ortalığı toplamak veya bulaşıklarınızı sıralamak gibi görevleri yerine getirmeyi amaçlıyor.

Ayrıca Samsung’un birkaç CES fuarında sergilediği Ballie adlı sevimli top robotu da var. Benzer biçimde Amazon’un yüz yerine tablet ekrana sahip 1.600 dolarlık ev robotu Astro da hala sadece davetiye ile satılıyor Şimdi Apple’ın da bu konsepte benzer bir robot peşinde olduğu ileri sürülmekte.

Kendi kendine mekân haritası çıkararak basit ev temizliği yapan robotlar oldukça revaçta olsa da, bu cihazların en büyük sorunu genellikle bir aile evi için değil, beyaz yakalı çalışanlara ait az mobilyalı ve dağınık olmayan evlere göre tasarlanmış hissi vermeleri. Bu “akıllı” robotlar, merdiven ve basamak gibi engellerle karşılaştıklarında hata verebiliyor veya fırça sıkışması gibi sorunlar yaşayabiliyor. Bu sorunları yapay zekânın çözmesini beklemek ise pek akıl kârı gözükmüyor.

Dolayısıyla yapay zekâ destekli veya değil, Apple robotunun pazarda nasıl bir fark yaratacağını kestirmek çok mümkün değil. Ekranını her zaman size bakacak şekilde çeviren, uyku rutininizi ve ev alışkanlıklarınızı takip edebilecek, temizlik döngülerini akıllı bir biçimde uyarlayabilecek, size çeşitli hatırlatmalar sunabilecek bir cihaz belki kimileri için cazip gelebilir. Ancak bunun çok daha ötesinde insansı bir robot beklemek, Apple için bile şimdilik pek mümkün görünmüyor.

NATO otonom savaş robotu için harekete geçti

0

NATO, otonom savaş robotu ihtiyacını karşılamak için Alman girişimini finanse ediyor. Robotların tamamı izleniyor ve mayın taramadan tıbbi tahliyeye kadar bir dizi destek görevi sağlayabiliyor. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), ittifak için yer robotları geliştirmesi için bir Alman girişimini ödüllendirdi. ARX ​​Robotics olarak adlandırılan NATO, Yenilik Fonu (NIF) aracılığıyla onlara 9 milyon Euro başlangıç ​​finansmanı sağlamayı taahhüt etti.

NATO otonom savaş robotu için destek oluyor

NIF, savunma ve güvenlik uygulamaları için derin teknoloji geliştiren girişimleri desteklemek üzere 1 milyar Euro ayırdı ve geçen yılki lansmanından bu yana ikinci kamu yatırımını gerçekleştirdi. Geçen hafta yapılan ilk duyuru, havacılık, otomotiv ve savunma sektörleri için ultra hafif kompozitler geliştiren İngiltere merkezli bir girişim olan iCOMAT için yapıldı.

ARX ​​Robotics, 2022 yılında Marc Wietfeld ve diğer Alman ordusu gazileri tarafından kuruldu. Bugüne kadar küçük tanklara benzeyen dört ana savaş robotu geliştirdi. Robotlar silahsızdır ve çeşitli rollerdeki askeri kara kuvvetlerini desteklemek üzere tasarlanmıştır. Bunlar arasında getirme ve taşıma, tıbbi tahliye, drone taşımacılığı ve hedef tatbikatı yer alıyor. Her robot, basamaklar üzerinde hareket eder ve radar, mayın tarama cihazları vb. dahil olmak üzere bir alet kutusuyla donatılabiliyor.

GEREON insansız kara aracı (UGV) serisi olarak adlandırılan modellerinin en büyüğü, maksimum 1.102 pound (500 kg) faydalı yük taşıyabiliyor. ARX ​​Robotic’in tüm robotları modülerdir ve kullanıma hazır bileşenlerle üretildi. ARX ​​Robotics’e göre robotlar savaş alanında da birkaç dakika içinde kolayca yapılandırılabiliyor. Yazılım ve yapay zeka (AI) aracılığıyla iletişim kurabilir ve otonom olarak çalışabiliyor. Gerektiğinde uzaktan da kontrol edilebiliyor. Şirket şu ana kadar 12 robot geliştirdi ve bunlar Ukrayna, Almanya, Avusturya, İsviçre ve Macaristan silahlı kuvvetleri tarafından test edildi.

ARX’in CEO’su ve kurucu ortağı Marc Wietfeld, “Batı demokrasilerinin orduları robotik savaşa hazır değil. Silahlı kuvvetlerimizin yeteneklerini önemli ölçüde artırmak ve kuvvet çarpanı olarak hizmet etmek için, birbirine bağlı kritik miktarda otonom insansız kara sistemi gerekli” diye ekledi.

Bu sistemlerin merkezi olmayan bir şekilde kolayca üretilmesi ve önemli sayıda konuşlandırılabilmesi gerekiyor. Wietfeld: “ARX, bu sistemlerin üretimini artırarak, yazılım tanımlı sistemler üreterek ve sağlam ve otonom insansız sistemlere yönelik talebi karşılamak için uyarlanabilir donanım geliştirerek Avrupa’nın teknolojik egemenliğine katkıda bulunmaya kararlıdır” dedi.

Malezya’dan Türkiye’ye MİLGEM siparişi: 3 korvet kesin, 5 opsiyonlu!

Bugün Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nda gerçekleşen törende, Türkiye ile Malezya arasında stratejik bir savunma anlaşması imzalandı. Malezya, Türkiye’den en az 3 adet MİLGEM korvet savaş gemisi satın alacak.

Geçtiğimiz yılın sonlarında Malezya, korvet tedarik programı LMS Batch-2 kapsamında Türkiye’yi tercih etmişti. Bugünkü tören, bu tercihin somut bir sonucu olarak gerçekleşti. “Savunma Ürünleri Tedarikine İlişkin G2G Mutabakat Muhtırası İmza Töreni” ve Kraliyet Malezya Donanması için tedarik edilecek “Kıyı Görev Gemisi (LMS) Batch 2 Projesi Kabul Mektubu (LoA) Teslim Töreni” adları altında gerçekleşen tören, iki ülke arasındaki savunma iş birliğini güçlendirecek önemli bir adım oldu.

MİLGEM Türkiye'yi
MALEZYA İLE TÜRKİYE ARASINDA ‘SAVUNMA ÜRÜNLERİNİN DEVLETTEN DEVLETE TEDARİKİNE DAİR MUTABAKAT ZAPTI İMZALANDI. (MEHMET KALAY/ANKARA-İHA)

Törende konuşan MİLGEM hakkında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türkiye’nin dost ve müttefik ülkelerle teknoloji transferi ve ortak üretim konularında iş birliğini artıracağını vurguladı. Görgün, Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki bilgi birikimini ve uzmanlığını dost ülkelerle paylaşarak, her iki tarafın da kazançlı çıkacağını belirtti.

Anlaşma kapsamında, STM’nin ana yüklenici olduğu üç MİLGEM korvet savaş gemisi Türkiye’de inşa edilecek. Geminin özelleştirilmesi sürecinde ise HAVELSAN, ASELSAN, ROKETSAN gibi Türk Savunma Sanayii firmalarının ürünleri kullanılacak.

Malezya’dan Türkiye’ye MİLGEM , LMS Batch-2 korvet tedarik programı çerçevesinde toplamda 8 savaş gemisi satın almayı hedefliyor. İlk geminin 2027 yılına kadar teslim edilmesi planlanıyor.

Bu anlaşma aynı zamanda MİLGEM ADA Sınıfı Korvetler’in ihracat başarısının devamını temsil ediyor. Daha önce Pakistan’a dört adet, Ukrayna’ya ise iki adet korvet tedarik edilmişti.

Türkiye ve Malezya arasındaki bu savunma iş birliği, her iki ülkenin de savunma sanayii alanındaki potansiyelini artırarak bölgesel ve küresel güvenliğe katkıda bulunmayı hedefliyor.

iPhone 16’da cihaz içi yapay zeka kısıtlı olabilir: analistler RAM sınırı üzerine uyarıyor

Teknoloji dünyasının tanınmış analistlerinden Ming-Chi Kuo, iPhone 16 serisinin RAM miktarı nedeniyle cihaz içi yapay zeka özelliklerinin sınırlı olacağını belirtti. Bu durum, Apple’ın hibrit bir yaklaşımı benimsemesini gerektirecek.

Apple, bugün tanıtımını yaptığı iOS 18 ile birlikte üretken yapay zeka özelliklerini iPhone’lara getirdi. Ancak yeni yapay zeka özelliklerinin yüksek RAM gereksinimi nedeniyle en az iPhone 15 Pro veya iPhone 15 Pro Max modellerine ihtiyaç duyacağı belirtiliyor. iPhone 16 serisinin de iPhone 15 Pro’ya benzer şekilde 8 GB RAM ile gelmesi bekleniyor. Analist Ming-Chi Kuo’ya göre bu miktar, yapay zeka işlevleri için yeterli değil.

Hibrit yaklaşım

Kuo, iPhone 16 modellerindeki RAM sınırlamaları nedeniyle Apple’ın cihaz içi ve bulut tabanlı yapay zeka işlevlerinin bir karışımını sunacağını öngörüyor. Analist, bulut tabanlı büyük dil modellerinin (LLM) eğitimlerinin zor olduğunu ve Apple’ın büyük bir geliştirme süresine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Ming-Chi Kuo’nun açıklamaları şöyle: “Son araştırmam, Apple’ın bulut tabanlı ve cihaz üzerinde büyük dil modelleri geliştirdiğini gösteriyor. Ancak Apple’ın WWDC 2024’te pazar beklentilerini önemli ölçüde aşan bir ilerleme duyurması pek olası değil. Bulut tabanlı LLM’lerin eğitimi daha fazla zaman gerektiriyor ve cihaz üzerindeki LLM’lerin geliştirilmesi şu anda iPhone 16’nın 8 GB DRAM’iyle sınırlı.”

Daha önceki bir tahmine göre, cihaz üzerinde yapay zeka çalıştırmak için Android telefonların 20 GB RAM’e sahip olması gerektiği belirtilmişti. Apple’ın ise büyük dil modellerini flash bellekte saklama dolayısıyla RAM gereksinimini azaltma konusunda çalıştığı bilgisi ortaya çıkmıştı. Cihaz üzerinde çalışan yapay zeka özellikleri, bulut tabanlı olanlara göre daha hızlı çalıştığı için Apple, bu özelliklerin telefon üzerinde çalışmasını istiyor.

Apple’ın bu hibrit yaklaşımı, kullanıcılara hem cihaz içi hem de bulut tabanlı yapay zeka işlevleri sunarak, mevcut RAM sınırlamalarını aşma ve performansı artırma çabası olarak değerlendiriliyor. Yeni iPhone 16 serisi ve iOS 18 ile birlikte, Apple’ın bu konudaki yeniliklerini görmek heyecan verici olacak.

Madeni para boyutunda devrim: çip tabanlı 3D yazıcı geliştirildi!

0

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve Texas Üniversitesi’nden araştırmacılar, dünyanın ilk çip tabanlı 3D yazıcısını geliştirdi. Bu yenilikçi cihaz, madeni para boyutunda olup anlık üretimde devrim yaratabilir.

Geliştirilen bu küçük cihaz, hareket halindeyken kullanıcıların özelleştirilmiş, düşük maliyetli nesneleri hızla üretmesini sağlayabilir. Örneğin, sallanan bir bisiklet tekerleğini onarmak için bir bağlantı elemanı veya kritik bir tıbbi operasyon için bir bileşen üretmek mümkün olacak. Araştırmacılar, kavram niteliğindeki cihazlarını, ışık vurduğunda katı bir şekle dönüşen reçine haznesine yeniden yapılandırılabilir ışınlar yayan milimetre ölçekli fotonik çiptenoluşturuyor.

Bu yeni teknolojinin getirdiği potansiyel uygulamalar arasında, kişiye özel tıbbi cihaz bileşenleri oluşturmak veya mühendislerin hızlı prototipler yapmasına olanak sağlamak bulunuyor. Profesör Jelena Notaros, bu yenilikçi sistemin 3D yazıcı kavramını baştan aşağı yeniden düşündürdüğünü belirterek, elde taşınabilen bir cihazın sunduğu yeni uygulamaların heyecan verici olduğunu ifade ediyor.

Henüz nihai ürüne ulaşılamamış olsa da, ekip prototiplerini saniyeler içinde rastgele iki boyutlu şekilleri 3D yazıcı olarak basmak için kullanıyor. Şimdi ise, prototipten yola çıkarak, tek bir adımda hacimsel 3D baskıyı mümkün kılmak için bir reçine haznesinde görünür ışık hologramı yayan bir çip geliştirmek istiyorlar. Bu hedefe ulaşabilmek için tamamen yeni bir silikon-fotonik çip tasarımına ihtiyaç duyuluyor.

Bu yenilikçi teknolojinin tıp, mühendislik ve uzay alanlarında büyük potansiyel taşıdığı düşünülüyor. Araştırmacılar, şimdi ise nihai ürüne doğru çalışmaya devam ediyorlar.

Rekabet Kurumu’ndan Google’a dev ceza!

0

Google, Türkiye’de rekabet kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Rekabet Kurumu tarafından mercek altına alındı. Buna göre Kurum, Google’ın otel aramalarında rakiplerine karşı haksız avantaj sağladığı gerekçesiyle 482 milyon TL para cezası kesti.

Rekabet Kurumu’ndan Google’a 482 milyon TL’lik otel sorguları cezası

2021 yılına dayanan araştırmalar kapsamında Rekabet Kurumu, Google şirketinin genel arama motoru pazarındaki hakimiyetini kötüye kullandığını tespit etti. Bu kapsamda kendi yerel arama ve konaklama fiyat karşılaştırma hizmetlerini ön plana çıkardığına ve rakiplerine engel olduğuna karar verdi.

google-mesajlar-selfie-gif

Bu karar sonucunda Google’a 296 milyon TL’lik idari para cezası kesildi. Ayrıca ihlallerin giderilmesi için de bir dizi yükümlülük uygulanması gerektiği ifade edildi.

İnceleme süreci boyunca şirket, yerel arama hizmetlerine ilişkin yeni tasarım önerileri sunarak Rekabet Kurumu’nu ikna etmeye çalıştı. Kurum ise Google’ın bu önerilerini 3 aylık bir deneme süreciyle değerlendirmeye aldı.

Ancak Google, geçtiğimiz aylarda devreye aldığı yeni arama tasarımına otel aramalarını dahil etmedi. Bu durum ise Google’ın Rekabet Kurumu kararlarını tam olarak yerine getirmediği anlamına geliyordu. Bunun üzerine Google’a 15 Nisan 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere günlük gelirine göre para cezası uygulamaya başladı.

rekabet kurumu google

Google, 21 Mayıs tarihinde otel aramalarına ilişkin eksiklikleri tamamlayarak süreci sonlandırdı. Ancak Rekabet Kurumu, Google’ın yükümlülüklerini ihlal ettiğini dile getirerek otel sorgularını yeni tasarıma dahil etmediğini söyledi. Bu ihlal nedeniyle Google’a toplamda 482 milyon TL’lik rekor bir ceza kesildi.

iOS 18 güncellemesini alacak iPhone modelleri 

0

Apple, WWDC 2024 etkinliğinde yeni iOS 18 güncellemesini duyurdu ve güncellemeyi alacak iPhone modelleri listesini açıkladı. Gelin iOS 18 güncellemesini alacak iPhone modelleri listesine vakit kaybetmeden bakalım.

Yapay zeka özelliğini iPhone tarafında sadece iPhone 15 Pro ve iPhone 15 Pro Max destekleyecek. iOS 18 için ise Apple, zengin bir güncelleme listesi ortaya koydu. iPhone 11, XR gibi eski modellerine de güncelleme verecek olan Apple, iOS 18 güncellemesini hangi modellere vereceğini açıkladı.

iOS 18 güncellemesini alacak iPhone modelleri:

  • iPhone 15
  • iPhone 15 Plus
  • iPhone 15 Pro
  • iPhone 15 Pro Max
  • iPhone 14
  • iPhone 14 Plus
  • iPhone 14 Pro
  • iPhone 14 Pro Max
  • iPhone 13
  • iPhone 13 mini
  • iPhone 13 Pro
  • iPhone 13 Pro Max
  • iPhone 12
  • iPhone 12 mini
  • iPhone 12 Pro
  • iPhone 12 Pro Max
  • iPhone 11
  • iPhone 11 Pro
  • iPhone 11 Pro Max
  • iPhone XS
  • iPhone XS Max
  • iPhone XR
  • iPhone SE (2. nesil)
  • iPhone SE (3. nesil)

iOS 18 güncellemesi, iPhone 15 serisinden iPhone SE (2. nesil) modeline kadar geniş bir yelpazede cihazlara sunulacak. Bu güncellemeyi alacak modeller arasında iPhone 15, iPhone 15 Plus, iPhone 15 Pro ve iPhone 15 Pro Max gibi en yeni cihazlar bulunuyor. Ayrıca, iPhone 14 ve iPhone 14 Pro serisi de bu güncellemeden faydalanacak.

Eski modellerden iPhone 13 serisi, yani iPhone 13 mini, iPhone 13 Pro ve iPhone 13 Pro Max de iOS 18 güncellemesini alacak. iPhone 12, iPhone 12 mini, iPhone 12 Pro ve iPhone 12 Pro Max kullanıcıları da bu yeni özelliklere erişebilecek. Bunun yanında, iPhone 11 serisi ve iPhone XS, iPhone XS Max, iPhone XR modelleri de güncelleme kapsamına alınmış durumda.

iPhone SE (2. nesil) ve iPhone SE (3. nesil) kullanıcıları da bu güncellemeyle birlikte yeni özelliklere sahip olacak. Apple, iOS 18 güncellemesiyle daha fazla cihazı destekleyerek geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor ve kullanıcıların cihazlarını daha uzun süre kullanmalarını sağlıyor.

Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliği 13 Haziran’da gerçekleşecek!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Akıllı Şehir Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Tech İstanbul ile Bütünleşik Pazarlama ve İş – Ekonomi Mecrası Branding Türkiye’nin ortak organizasyonuyla gerçekleştirilecek olan Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliği, 13 Haziran 2024 tarihinde ekosistem paydaşlarını buluşturmaya hazırlanıyor.

Girişimcilik odaklı podcast serisi ve kitap olarak Mürsel Ferhat Sağlam tarafından hazırlanan ve 2023’te yayınlanan Girişimcilerin Büyük Hataları, 2024 yılında Branding Türkiye ve Tech İstanbul partnerliğiyle etkinlik serisi olarak ekosistemle buluşuyor. Toplamda 12 etkinlikten oluşan serinin her bölümünde bir ana tema odağında konferans, panel ve girişim sunumu olacak. Etkinliğin son kısmındaki serbest networking aşamasında ise katılımcılar, etkinliğe katılan ekosistem paydaşlarıyla tanışma ve iş birliği yapma fırsatı bulacaklar.

Etkinliğe Nasıl Kaydolabilirim?

Girişimcilerin Büyük Hataları etkinliğine katılmak için İstanbul Senin uygulaması üzerinden hızlı bir şekilde kaydolabilirsiniz. Uygulamayı mobil cihazınıza indirmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Etkinliğe hızlı kaydolmak için aşağıdaki adımları takip edin:

  1. İstanbul Senin mobil uygulamasını indirin ve uygulamaya kaydolun.
  2. Uygulama içerisindeki “İBB Etkinlik” sekmesine tıklayın.
  3. Arama kısmına Girişimcilerin Büyük Hataları yazın veya buradan direkt etkinlik sayfasını ziyaret edip etkinliğe ücretsiz kaydolabilirsiniz.

Etkinlik Programı

Etkinlik, Konferans, Panel, Girişim Sunumu ve Networking olmak üzere dört kısımdan oluşmaktadır:

  • Bölüm #1: Konferans – Mürsel Ferhat Sağlam (Branding Türkiye – Founder)
  • Bölüm #2: Panel – Gökhan Çam (PardonApp – Kurucu) & Moderatör
  • Bölüm #3: Girişim Sunumu – Ali Osman Yalçın (Yeşilbağ – Kurucu Ortak)
  • Bölüm #4: Networking

Etkinlik Detayları

Organizasyon: Branding Türkiye & Tech İstanbul
Tarih / Saat: 13 Haziran 2024 / 18:30
Mekan: Tech İstanbul – Şişhane Lokasyonu
Adres: Şişhane Metro İstasyonu (Vergi Dairesi Girişi, -1. Kat) Şahkulu Mah. Meşrutiyet Cad. No: 125 34421 Beyoğlu/İstanbul
Ücret: Etkinlik ücretsizdir.

  • Kayıt zorunludur.
  • Kontenjan sınırlıdır.

Ekosistem Paydaşları Destekliyor

Tech İstanbul ve Branding Türkiye partnerliğiyle hazırlanan Girişimcilerin Büyük Hataları – Pollyannacılık etkinliğini destekleyen medya kuruluşları şunlardır: Bundle, Haberler.com, SonDakika.com, Techinside, Medya Takip Merkezi, Arpanet Media, Franchise Market Türkiye, Medya Bilgi Rehberi, Kurumsal İletişim 2.0, Technologic, Teleskop.app, TeknoTalk, StartupTeknoloji, Haber Galerisi, Korvo, Startup Gazetesi ve Hani Kurumsaldık.

Adobe, endişeleri gidermek için hizmet şartlarını elden geçirdi!

Yeni bir Adobe blog yazısı aracılığıyla duyurulan değişiklik, şirketin hizmet şartlarında yapılacak bir güncellemenin çalışmalarının yapay zeka eğitimi için kullanılmasına izin vereceğinden korkan kullanıcıların bir haftalık tepkisinden sonra geldi.

Adobe’nin dijital medya başkanı David Wadhwani’ye göre, yeni hizmet şartlarının 18 Haziran’da yayınlanması bekleniyor ve Adobe’nin müşterilerinin çalışmaları konusunda ne yapmasına izin verildiğini daha iyi açıklamayı amaçlıyor.

Wadhwani, “Müşterilerimizin içeriği konusunda hiçbir zaman üretken yapay zekayı eğitmedik, hiçbir zaman bir müşterinin çalışmasının sahipliğini almadık ve yasal olarak gerekli olanın ötesinde müşteri içeriğine erişime asla izin vermedik.” dedi.

Adobe, yapay zekayı ele alan hizmet şartları güncellemesinde müşterilerinin dil konusunda uyarılmasının ardından geçen hafta yaratıcıların geniş çaplı incelemesiyle karşı karşıya kaldı. Müşteriler, Adobe’nin belirsiz dilini, şirketin Adobe’nin üretken yapay zeka modellerini eğitmek için müşterilerin çalışmalarına serbestçe erişmesine ve bunları kullanmasına izin verdiği anlamına gelecek şekilde yorumladı. Durum böyle değildi ve Adobe’nin eğitimle ilgili politikaları değişmiyordu, ancak baş ürün sorumlusu Scott Belsky, ifadelerin “belirsiz” olduğunu ve “güven ve şeffaflığın bu günlerde bundan daha önemli olamayacağını” kabul etti.

Wadhwani, Adobe’nin Hizmet Şartları’nda kullanılan dilin hiçbir zaman müşterilerin çalışmaları konusunda yapay zeka eğitimine izin verme niyetinde olmadığını söylüyor. Wadhwani, “Geçmişe baktığımızda, hizmet şartlarını daha erken modernize edip netleştirmemiz gerekirdi.” diyor. “Ve aslında yaptığımız işe uyacak şekilde şartları daha proaktif bir şekilde daraltmalıydık ve yasal gerekliliklerimizin ne olduğunu daha iyi açıklamalıydık.”

Yaratıcı topluluğun bir bölümü, Adobe’ye karşı uzun süredir devam eden bir rahatsızlık duyuyor. Bu rahatsızlığın sebepleri arasında Adobe’nin iddia edilen endüstri tekeli, abonelik tabanlı fiyatlandırma modelleri ve üretken yapay zeka kullanımı yer alıyor.

Yapay zeka metin

Şirket, bazı etik kaygılardan kaçınmak için kendi Firefly yapay zeka modelini Adobe Stock görüntüleri, açık lisanslı içerik ve kamu malı içerikler üzerinde eğitti; ancak birçok sanatçı, eserlerine referans veren görüntülerin Adobe’nin stok platformunda yer aldığını tespit etti. Bu durum, uygulanan koruma önlemlerine güvenmeyi zorlaştırıyor.

Wadhwani, şirketin hisse senedi ve Firefly eğitim verilerini çevreleyen içerik denetimiyle ilgili olarak “Süreç konusunda kendimizi çok ama çok iyi hissediyoruz.” dedi ancak bunun “asla mükemmel olmayacağını” da kabul etti. Wadhwani, şirketin politikalarını ihlal eden içeriği Firefly’ın eğitim verilerinden kaldırabileceğini ve müşterilerin, şirketin hizmetini geliştirmek için tasarlanmış otomatik sistemlerden vazgeçebileceklerini söylüyor.

Adobe, blog yazısında “güvenin kazanılması gerektiğini” kabul ettiğini ve yeni değişiklikleri tartışmak için geri bildirim aldığını söyledi. Daha fazla şeffaflık hoş bir değişiklik, ancak küçümsenen yaratıcıları bunun herhangi bir kötü niyet taşımadığına ikna etmek muhtemelen biraz zaman alacak.

Yazıda “Önümüzdeki dönemde yaratıcılar için güvenilir bir ortak olmaya kararlıyız. Bunun için yorulmadan çalışacağız” ifadesi de yer alıyordu.

Nvidia yöneticileri değerlenen hisselerini elden çıkarıyor!

Kaliforniya merkezli GPU devi Nvidia, geçen hafta piyasa değerinin 3.012 trilyon dolara yükseldiğini gördü ve bu da onu dünyanın en değerli şirketi olarak kısa süreliğine Apple’ın önüne ve Microsoft’tan sonra ikinci sıraya yerleştirdi.

AI patlaması, Nvidia’nın hisse senedi fiyatlarının 2024’te şu ana kadar yüzde 144, son 12 ayda ise yüzde 211 arttığını gördü. Yatırımcı sitesi Barron’s’a göre bir dizi Nvidia yöneticisi, hisselerinin bir kısmını satmak için bundan yararlanıyor.

Nvidia’nın mayıs ayı sonlarında yaptığı düzenleyici başvuruya atıfta bulunularak şirketin rock yıldızı CEO’su Jensen Huang’ın, tahmini değeri 650 milyon dolar olduğu söylenen 600.000’e kadar hisse satmayı seçtiği belirtiliyor.

O satma kararı alan tek kişi değil. CFO Colette Kress, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı Debora Shoquist ve dünya çapındaki saha operasyonlarından sorumlu başkan yardımcısı Ajay Puri de aynı şekilde Nvidia hisselerinin bir kısmını satıyor.

Nvidia yöneticilerinin bu hamleleri, Nvidia hisselerinin geçen hafta ABD’de piyasaların kapanmasının ardından yürürlüğe giren 10’a 1 hisse bölünmesinden önce geldi.MarketWatch, şirket hisselerinin değerinin ilk işlemlerde düştüğünü bildirdi ve analistler, bölünmenin gelecekte Nvidia’nın hisselerini artırmasını bekliyor.

Şirketin hisse fiyatları rekor seviyelere çıkarken Nvidia yöneticilerinin bu fırsatı nakde çevirme fırsatını görmüş olması da mümkün.



GPU üreticisi, Nisan ayında sona eren 2025 mali çeyreği için 26 milyar dolarlık rekor gelir bildirmesine rağmen, şirketin bu büyüme hızını sürdürmesi beklenmiyor, bu da bazı yatırımcıların ilgisini kaybetmesine neden olabilir


Finansal hizmetler şirketi Morningstar, Nvidia’nın mevcut mali yıl boyunca her çeyrekte yaklaşık 3 milyar dolar ek gelir artışı sağlamasını ve mali yıl 2026’da da çeyrekten çeyreğe büyümeye devam etmesini bekliyor. Bundan sonra ise “her yıl veri merkezinde düşük onlu yüzdelerde gelir artışı” öngörüyor.


Bu arada, Morgan Stanley’nin yatırımcı beklentilerinin AMD’nin yapay zeka işi için fazla yüksek olduğunu düşündüğü gerekçesiyle şirketin notunu düşürmesinin ardından, AMD hisseleri bugün erken işlemlerde değer kaybetti.

Analistler, “AMD’nin çekirdek pazarlarında giderek daha iyi konumlandığını görmeye devam ediyoruz; ancak ısrarla yüksek olan yapay zeka beklentileri, onların premium çarpanını haklı çıkarma yetenekleri konusunda bizi daha ihtiyatlı hale getiriyor.” diye yazdı.

Ancak Morgan Stanley, özel silikon alternatiflerinden farklı olarak AMD’nin GPU ürünleriyle Nvidia’nın birden fazla bulutta olma yeteneğini taklit edebileceğini ve bulut sağlayıcı müşterilerine satıcı bağımlılığından kaçınma yeteneği verebileceğini de belirtti.

Volvo, 72 bin EX30’u geri çağırıyor!

İsveç merkezli otomobil üreticisi Volvo, bugün yayınlanan bir açıklamada EX30 araçlarının kazara orta monitörde bir “test ekranı” oluşturabileceğini; bu ekranın hız göstergesi ve bilgi-eğlence özellikleri de dahil olmak üzere burada gösterilen normal sürüş istatistiklerini engelleyebileceğini söyledi. Hatanın kesin nedeni henüz açıklanmadı.

Sorun ilk olarak geçen ay Volvo’nun özellikle Avustralya’da 1.255 aracı geri çağıracağını duyurmasıyla ortaya çıktı.

Geri çağırma hamlesinde, “Bir yazılım hatası nedeniyle bilgi-eğlence ünitesi ekranı, araç çalıştırılırken test moduna girebilir. Bu, aracın hızı gibi önemli bilgilerin görüntülenmesini engelleyebilir.” ifadesi yer aldı.

“Önemli bilgilerin gösterilmemesi, araçtakilerin ve diğer yol kullanıcılarının yaralanma veya ölüm riskini potansiyel olarak artırabilir.”

Hatayı özellikle sorunlu hale getiren şey, neredeyse diğer tüm arabaların aksine, Volvo’nun tüm araba istatistiklerinin ve hız gibi bilgilerin başka hiçbir yerde değil, merkezi ekranda bulunması. Test ekranı hatası oluştuğunda, sürücüler tam olarak ne kadar hızlı gittikleri konusunda bilgisiz kalıyor ve bu da çok dikkatsiz veya çok dikkatli sürüşe yol açabiliyor ki bunların ikisi de harika değil.

Neyse ki EX30 sahiplerinin, hatanın düzeltilmesi için arabalarını mağazaya veya bayilere götürmeleri gerekmeyecek. Sürüm 1.3.1 olarak adlandırılan bir güncelleme artık kablosuz olarak mevcut, böylece herhangi bir kullanıcı onu indirip kurabilir.

Bu, Volvo’nun yeni otomobillerinde yazılım sorunlarıyla karşılaştığı ilk sefer değil. Volvo’nun kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre, üst seviye EX90 aslında tamamen yazılım geliştirmeye odaklanmak için yarım yıl ertelendi. Yazılım ve potansiyel sorunlar söz konusu olduğunda, özellikle de bir aracın önemli bileşenlerinin düzgün çalışması için doğrudan yazılıma bağlı olduğu durumlarda riskler yüksektir.

Volvo otonom sürüş

Bu, Volvo’nun başına bela olan bir sorun bile değil, çünkü tüm otomobil endüstrisi daha ileri düzey yazılım özellikleri sunuyor ve mevcut işlevleri otomobilin merkezi bilgisayarına taşıyor.

Bu, ne olursa olsun bir bilgisayarda çalışması gereken kendi kendine sürüş söz konusu olduğunda özellikle doğru. Bir keresinde Cruise, halihazırda alçakta veya yerde olan bir kişiye çarptıklarında bunu fark edebilmeleri için robot taksilerini güncellemek zorunda kaldı.

Bu güncelleme, Cruise robot taksisinin; çarpışma meydana geldikten sonra durmak yerine farklı bir aracın çarpması sonucu zaten yolda olan bir yayanın üzerinden geçmesi olayına doğrudan bir yanıttı. 

Yapay zeka, Avrupa bankalarını endişelendiriyor!

Yapay zeka çılgınlığı, her türden kuruluşun teknolojiyi uygulamaya koymak veya en azından kendi iş alanlarında avantaj sağlamak için nasıl kullanılabileceğini değerlendirmek için acele ettiğini gösterdi.

Ancak yapay zekayı geliştirmek ve eğitmek için gereken büyük miktarda bilgi işlem kaynağı, kuruluşların bu kaynakları kontrol eden ve çoğu ABD merkezli olan az sayıdaki şirkete bağımlı hale gelme riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor ve bu durum bazı bankaları endişelendiriyor.

Reuters’a göre bu endişeler Amsterdam’da düzenlenen son Money 20/20 finansal teknoloji konferansında dile getirildi.

ING Baş Analitik Yetkilisi Bahadır Yılmaz, bankaların karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birinin az sayıdaki teknoloji şirketine bağlılık olduğunu söyledi. Özellikle Avrupa bankalarının farklı teknoloji sağlayıcıları arasında geçiş yapabilmelerini ve satıcı bağımlılığından kaçınabilmelerini sağlamaları gerekiyor.

Ancak Yılmaz, yapay zeka modellerinin eğitimi için gereken devasa kaynaklar nedeniyle gelecekte altyapı hizmetleri konusunda büyük teknoloji şirketlerine daha fazla güvenmeyi beklediğini itiraf etti.

Yılmaz, “Bunlara her zaman ihtiyacınız olacak çünkü bazen bu teknolojiler için gereken makine gücü çok büyük olabiliyor. Ayrıca bir bankanın bu teknolojiyi üretmesi gerçekten de mümkün değil.” diye belirtti.

Deutsche Bank’ın kurumsal bankasının CIO’su Joanne Hannaford da bu görüşe katılarak şunları söyledi: “Yapay zeka çok büyük miktarda bilgi işlem gerektiriyor ve gerçekten de bu bilgisayara mantıklı bir şekilde erişmenin tek yolu Büyük Teknoloji’den geçiyor.”.

Türkiye’nin dijitale doğan ilk bankası olan Hayat Finans’ın faaliyete geçmesiyle birlikte Türkiye’de lisanslı dijital bankacılık dönemi resmen başlamış oldu

KPMG UK’de Bulut Dönüşüm Başkanı olan Adrian Bradley, konuyla ilgili şunları söyledi: “Gelecekteki AI projelerinin türü ve karmaşıklığına bağlı olarak bankaların bulut gereksinimlerinin zamanla değişebileceğini unutmamak önemlidir. Büyük hiper ölçeklendiriciler, büyük üretken yapay zeka modellerinin eğitimini destekleme kabiliyetleri nedeniyle sıkça tercih edilirken, daha küçük modellerin yerel makinelerde çalıştırılması da mümkündür.

“Hız ve doğruluk daha düşük olsa da, bir yapay zeka modelinin yerel olarak çalıştırılmasının avantajı, veri üzerinde ek güvenlik ve kontrol sağlamasıdır. Bu nedenle bankalar, yapay zekayı nerede ve nasıl dağıttıkları konusunda dikkatli olmalıdır. Bu durum, bulut pazarında yeniliği teşvik etmek, giriş engellerini azaltmak ve benimsemeyi kolaylaştırmak için seçeneğe duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.”

Hiper ölçekli şirketler son bir veya iki yıldır yapay zekaya yatırım yapıyor. Pazar araştırma şirketlerinden gelen raporlar, büyük bulut operatörlerinin yapay zeka hizmetlerini geliştirmek için Nvidia’nın GPU hızlandırıcılarını tükettiğini ve muhtemelen bu yapay zeka hizmetlerini bankalar gibi müşterilere satarak kar elde etmeyi beklediklerini gösteriyor.

OpenAI gibi önde gelen AI geliştiricilerinin çoğu aynı zamanda ABD’de faaliyet gösteriyor ve bu şirketin bulut devi Microsoft ile yakın ilişkisi var.

Ancak ABD’li bulut şirketleri, BT hizmetleri pazarında çok fazla nüfuza sahip olup olmadıkları konusunda halihazırda Birleşik Krallık ve Avrupa’da antitröst soruşturmalarıyla karşı karşıya; Brit düzenleyici Ofcom, AWS ve Azure’un birlikte 2022’de Birleşik Krallık bulut altyapı hizmetleri pazarının yüzde 70-80’ini oluşturduğunu, örneğin Google Cloud’un da yüzde 5 ila 10’luk bir pay oluşturduğunu tespit etti.

Bu arada, İngiltere’nin rekabet gözlemcisi Rekabet ve Piyasalar Otoritesi (CMA), büyük teknoloji şirketleri ile AI girişimleri arasında gelişen bağları da inceliyor.

CMA, bir avuç baskın teknoloji firmasının (Google, Amazon, Microsoft, Meta ve Apple (GAMMA)) bir ortaklıklar, yatırımlar ve anlaşmalar ağı yoluyla yapay zeka pazarındaki rekabeti etkili bir şekilde sona erdirebileceği konusunda uyardı.

Avrupa Merkez Bankası tarafından yakın zamanda yayınlanan bir raporda finans sektörünün yapay zekadan kaynaklanan riskleri ve faydaları incelendi. Yapay zekanın verilerin işlenmesini ve oluşturulmasını potansiyel olarak geliştirebileceğini ancak önemli veri kalitesi sorunlarına yatkın olabileceği konusunda uyardı.

Özellikle, temel modellerin eğitilme şekli, eğitildikleri verilerde bulunan önyargıları veya hataları edinme ve birleştirme olasılıklarının daha yüksek olabileceği ve ECB’nin halüsinasyona yatkın oldukları anlamına geliyor.

Rapor aynı zamanda teknoloji sağlayıcılarına daha fazla bağımlılık riskinin de altını çizdi.

Mayıs ayının sonunda, AB’nin finansal piyasalar düzenleyicisi Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA), AI kullanan finansal hizmet işletmeleri için bir kılavuz yayınladı. Bu, temelde AI kullanımlarının AB’nin MiFID düzenlemeleri kapsamında olduğunu doğruladı; bu da şirketlerin gerçekleştirilen tüm eylemlerden hala sorumlu olduğu anlamına geliyor.

Belki de Omdia Baş Fintech Analisti Philip Benton’un Money 20/20’de yapay zekaya odaklanılmasının, insanları değiştirmek yerine döngüde tutmanın önemine odaklandığını bildirmesinin nedeni budur.

Benton, “Bazı fintech’ler, yapay zekanın belirli rollerdeki insanlara olan ihtiyacın yerini alması konusunda seslerini yükseltiyor ancak etkinlikteki genel düşünce, yapay zekanın insanların üretkenliğini desteklemesi yönündeydi” dedi. 

Nvidia değerlemesi balon mu?

Nvidia geçtiğimiz hafta 3 trilyon dolarlık piyasa değerini aşan üçüncü şirket oldu. Şirketin değeri sadece son üç ayda bir trilyon dolar arttı. Üretken yapay zekâ (genAI) patlamasını körükleyen en büyük çip üreticisi olarak Nvidia’nın bu inanılmaz başarısı pek çok kişi tarafından bir şans eseri hatta tıpkı 2000’lerin başındaki Dot-com balonu gibi bir baloncuğa dayalı bir dalgalanma gibi görünüyor. Ancak durum pek öyle olmayabilir.

Analistlere göre bir firmanın pazar değerlemesi iki temel ölçü ele alınarak yapılıyor. Bunlardan ilki, bağımsız denetçiler tarafından onaylanmış finansal tabloların yani firmanın son 1 yıl veya daha fazla sürede ortaya koyduğu finansal performansın değerlendirilmesi. Şirketin gelir gider tabloları, mali yapısı, durağan varlıkları, borçları, yatırım miktarları ve pek çok farklı verinin bu değerlendirmede önemli bir payı var. Diğer temel ölçüt ise gelecekteki kazanç potansiyelinin algılanmasına dayanan hisse fiyatındaki değişimleri. Nvidia, her iki değerlendirme ölçütünde de oldukça sağlam bir büyüme gösteriyor.  

Mukayese yapmak gerekirse, şu anda Apple’ın piyasa değeri yaklaşık 2,96 trilyon dolarken Nvidia ise 2,99 trilyon dolar olarak fiyatlanıyor ve Microsoft’un ardından dünyanın en değerli 2. şirketi konumuna yükselmiş durumda.  Apple’ın 2023 yılındaki geliri 383 milyar dolardı (bir önceki yıla göre %3’lük bir düşüş). İşte size bir soru: Apple önümüzdeki yıllarda bu geliri nasıl ikiye katlayacak? Daha fazla iPhone satarak mı? iPhone’lara yapay zekâ ekleyerek ve daha pahalı iPhone’lar satarak mı? Apple Vision Pro satışlarını tavan yaptırarak mı?  

Apple bunların tamamını da yapsa, geçtiğimiz yıllara kıyasla devasa gelir artışları yaşaması pek muhtemel değil. Öte yandan Nvidia’nın gelecekte muazzam bir büyüme potansiyeli var. Üretken yapay zekâ araçların ve bulut servislerinin geleceği, sürücüsüz arabaların geleceği, robot teknolojisinin geleceği, endüstriyel otomasyonun geleceği göz önüne alınırsa ve Nvidia çiplerinin tüm bu ürünlerde olduğu düşünülürse büyüme potansiyeli için adeta “sınırsız” diyebiliriz.

Nvidia için yapay zekâ sürükleyici oldu

Nvidia’nın kurucu ortağı ve CEO’su Jensen Huang da bu sınırsız potansiyelin farkında ve kartlarını son derece doğru oynuyor. Örneğin biraz geriye gidip yapay zekâ devriminin başlamasından hemen önceye yani ChatGPT’nin piyasaya sürüldüğü Kasım 2022 öncesine baktığımızda yarı iletken sektöründe Nvidia yaklaşık 329 milyar dolar değerlemeye sahipken; TSMC 399 milyar dolar, Samsung 273 milyar dolar, AMD 123,5 milyar dolar ve Intel ise 120 milyar dolar değerlemeye sahipti.

Şimdi ise bu sayılan firmaların tamamı Pazar değerlemelerini 1,5 – 2 katına çıkarsa da Nvidia akıl almaz bir biçimde 9 kat değerlendi. Bunun en temel sebebiyse, CEO Huang ve firmanın çok hızlı aksiyon alması. Üstüne de yapay zekâ konusunun Metaverse veya NFT’ler gibi geçici bir trend olmaktan ziyade birden çok pazarı değiştirecek çok önemli bir yenilik olduğunu fark etmesi. Doğduğu ülke olan Tayvan’da Steve Jobs benzeri bir figür olan Huang 2024 Computex’te şaşırtıcı derecede Jobsvari bir açılış konuşması yaptı ve nefes kesici bir vizyon ortaya koydu: Fiziksel Yapay Zekâ konsepti.

Yeni bir konsept: Fiziksel Yapay Zekâ

Huang, “Fizik kanunlarını anlayan yapay zekâ” olarak tanımladığı “Fiziksel Yapay Zekâ” konseptinin çığır açacağını ve söylüyor. Huang’ın “Fiziksel YZ” vizyonu, fiziksel robotların ve robotik sistemlerin birebir dijital kopyalarının binlerce seçenek ve senaryoyu test ederek “öğrendiği” bir senaryo. Ardından da çözümleri gerçek robotları ve robotik sistemleri kontrol edecek yazılımda sakladığı, gerçek dünya fiziğini (simüle edilmiş yerçekimi, atalet, sürtünme, sıcaklık ve diğer faktörler) ve sanal insanları, nesneleri ve ortamları (örneğin bir fabrika zemini) simüle eden karmaşık bir sanal ortamı içeriyor.

“Fiziksel YZ sistemi”nin bir çıktısı, hem sanal hem de fiziksel ortamlarda çalışabilen genelci, somutlaştırılmış akıllı YZ ajanlarının oluşturulması. Bir sonraki adım ise dijital ikiz projelerinin yapay zekâ ile birleşimi. Böylece dijital ikiz projelerinde görmeye başladığımız gerçek zamanlı izleme ve analiz, üretim optimizasyonu, kalite kontrol ve kusur tespiti, geliştirilmiş karar verme, alan ve iş akışı planlaması yaşam döngüsü yönetimi bambaşka bir anlam kazanacak.

Bu fikir robotik ve otonom sistemler alanında devrim yaratabilir. Bu yeniliğin temelinde Nvidia’nın gerçek zamanlı fiziksel tabanlı render, fizik simülasyonu ve genAI teknolojilerini bir araya getiren güçlü bir platform olan Omniverse yatıyor. Nvidia Omniverse’ü “Fiziksel Yapay Zekâ için işletim sistemi” olarak adlandırıyor.

Robotların ve otonom makinelerin öğrenme biçiminde büyük değişimi

“Fiziksel Yapay Zekâ” konsepti, robotların ve otonom makinelerin öğrenme biçiminde büyük bir değişimi temsil ediyor. Geçmişte insansı, fabrika ve diğer tür robotlar fiziksel laboratuvarlarda test ediliyordu. “Fiziksel Yapay Zekâ” senaryosunda, benzer bir süreç bir robotun dijital klonu veya sanal uzaydaki ikizi ile gerçekleşir. Deneme ve yanılma süreci, insanlar ya da ekipman için risk oluşturmadan radikal bir şekilde hızlandırılıyor. Eğitim sırasında çok daha fazla sayıda deneme yapılabiliyor. Robot sanal dünyada kusursuz bir şekilde gezinmeyi öğrendiğinde veya programlandığında, bu yazılım tüm bu deneyim ve “bilgi” ile tamamen güncellenebilen gerçek bir robota uygulanır.

Nvidia’ya göre Omniverse’in “Fiziksel Yapay Zekâ” versiyonunda, dijital ikiz fabrikalar robotları kendileri eğitebiliyor. Daha fazla verimlilik ve güvenlik için insan işçilerle birlikte çalışan robotların gelişimini modelleyebilir. Omniverse platformu, robot geliştirme için Metropolis vision AI ve Isaac AI, simülasyon ve test için Isaac Manipulator ve Project GR00T dahil olmak üzere çeşitli Nvidia teknolojilerini entegre ediyor.

Nvidia büyümesi nasıl durur?

Nvidia için şu anda her şey pozitif görünüyor.  Şirket yapay zekâ donanımı ve yazılımı ile veri merkezleri, bulut bilişim ve uç bilişim çözümlerinde sektöre liderlik ediyor. Bu ürünlerden çok satıyor ve çok daha fazlasını satmak istiyor. Öngörülebilir gelecekte Nvidia, yapay zekâ sohbet robotlarının ve diğer binlerce yapay zekâ uygulamasının eğitimi ve işlenmesi için kullanılan yapay zekâ çipleri pazarına hakim olmaya devam edecek gibi görünmekte. Buna şimdi bir de dijital ikiz projelerinde “Fiziksel Yapay Zekâ” ortamı eklenecek.

Firmanın daha fazla büyümesinin önündeki potansiyel engeller ise olası tedarik krizleri, ABD – Çin teknoloji savaşındaki kutuplaşmanın iyice artması ve firmanın olası yönetimsel hataları olabilir. Nvidia bu potansiyel engellerle karşılaşacak mı ve karşılaşırsa nasıl aksiyonlar alacak birlikte göreceğiz.

Microsoft’tan Windows Geri Çağırma özelliğinde geri adım!

Windows Recall ilk duyurulduğundan bu yana ağır eleştirilerle karşılaştı ve Microsoft’u harekete geçmeye zorladı. Windows ve cihazlardan sorumlu Başkan Yardımcısı Pavan Davuluri, firmanın blogunda bir yazı yayınladı. Aracın potansiyel olarak hassas bilgilerin ekran görüntüsünü alma özelliği görüldü. Bu özellik ilk başta üzüntü yaratmasının ardından bir güncelleme paylaşıldı.

Davuluri, “Recall’ı müşterilerin kullanımına sunmadan önce, insanların Copilot+ bilgisayarlarında Recall’ı etkinleştirmeyi seçmelerini kolaylaştırabileceğimiz ve gizlilik ve güvenlik önlemlerini geliştirebileceğimiz yönünde net bir sinyal aldık” dedi.

Bunu yapmak için Microsoft, kullanıcılara daha net bir tercih seçeneği sunacak. Proaktif olarak seçilmediği sürece aracın varsayılan olarak kapalı olacağı açıklandı. Microsoft başlangıçta Windows Recall özelliğini varsayılan olarak açık bir şekilde kullanıma sunmayı planlıyordu. Özelliği etkinleştirmek için artık Windows Hello kaydı gerekecek. Ayrıca, Recall içindeki zaman çizelgelerine ve arama özelliklerine erişmek için onay gerekecek.  

Bunun da ötesinde Microsoft, Windows Hello Gelişmiş Oturum Açma Güvenliği (ESS) tarafından korunan “tam zamanında” şifre çözme gibi ek veri koruma katmanları ekleyecek. Buna göre, Recall tarafından yakalanan görüntülerin şifresi yalnızca kullanıcı kimlik doğrulaması yaptığında çözülecek. Bu, Recall’a güç sağlayan arama dizini veritabanının da şifreleneceği anlamına geliyor.

Davuluri, “Microsoft’un SFI ilkeleri doğrultusunda, Recall’ın müşterilere önizleme sürümünden önce, veri korumasını artırmak için adımlar atıyoruz” dedi ve ayrıca Recall özelliğine sahip cihazların ve yeni Copilot+ PC’lerin, “varsayılan olarak güvenli” olacağının altını çizdi. Davuluri yeni cihazların aygıt yazılımı korumaları, çipten buluta güvenlik ve ESS ile donatılacağını vurguladı.

Windows Recall ilk olarak Microsoft tarafından Mayıs ayında düzenlenen yıllık ‘Build’ konferansında tanıtıldı. Teknoloji devi bu hamleyi yeni Copilot+ PC serisinin lansmanıyla birlikte duyurdu. Arcadia Group yönetiiclerinden Kevin Beaumont tarafından başlangıçta bir “güvenlik kabusu” olarak adlandırılan Geri Çağırma konusunda Microsoft ciddi bir eleştiri almış ve siber güvenlik camiasındaki pek çok kişi bariz riskler karşısında endişelerini dile getirmişti.

Microsoft, geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiği yapay zekâ etkinliği kapsamında yapay zekalı bilgisayar döneminin başladığını duyurmuştu. Ayrıca, Copilot+ PC platformunu resmen tanıtmıştı.

Apple, WWDC 2024’te neler tanıttı?

Apple’ın her yıl düzenlediği Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı WWDC 2024 etkinliğinde, iOS 18, watchOS 11, macOS Sequoia ve Apple Intelligence platformlarını tanıttı. Etkinliğin en önemli duyurusu, hiç şüphesiz kişiselleştirme ve yapay zeka özellikleriydi. Bu kapsamda Apple, Apple Intelligence platformunun tüm işletim sistemlerinde kullanılacağını belirtti. Ayrıca ChatGPT-4o destekli Siri ile yeni bir dönem başlıyor.

iOS/iPadOS 18

Apple, iOS 18 ile kişiselleştirmeye odaklanıyor. Bu doğrultuda ana ekran uzun yıllar sonra büyük bir yeniliğe kavuşuyor. Kullanıcılar uygulama simgelerini ve widget’ları ekranın istedikleri bölümüne yerleştirebilecekler. Bu da kullanıcıya özel bir deneyim yaratacak.

Apple WWDC 2024 sırasında gizlilik konusuna da dikkat çekti. Buna göre iOS 18, uygulamaları kilitlemenize olanak tanıyor. Böylece diğer kişilerin uygulamaları açmak için kimlik doğrulaması yapması gerekecek. Ayrıca arama, Siri ve diğer uygulamalardaki bilgileri de gizleyebileceksiniz.

Öte yandan Android ile RCS mesajlaşma desteği sunulacak. Google tarafından geliştirilen bu teknoloji SMS’in bir sonraki adımını temsil ediyor.

macOS Sequoia

iPhone Yansıtma, iPhone’unuzu Mac’inizden görüntülemenizi ve kontrol etmenizi sağlar. iPhone’u Mac’e yansıtarak simgeler, Ana Ekran, uygulamalar ve daha fazlası dahil olmak üzere her şeyi gösterebilir. Artık herhangi bir uygulama doğrudan Mac’ten açılabilir ve hatta “iPhone’unuzun” sesi Mac’e aktarılır.

macOS Sequoia ayrıca Wi-Fi parolalarını, uygulama ve web sitesi parolalarını, doğrulama kodlarını ve daha fazlasını yönetmenizi sağlayan yeni bir özel Parolalar uygulamasını da duyurdu. Parolalar cihazlar arasında senkronize edilebiliyor. macOS, Parolalar uygulamasında parolaları doldurmak için otomatik doldurma özelliğini kullanıyor.

macOS Sequoia artık düzinelerce oyunu destekleyecek ve özellikle M1 ve M2 çipli cihazlarda oyun performansını önemli ölçüde artıracak. Yeni işletim sistemi, daha yüksek grafik performansı ve daha iyi oyun deneyimi sunmak için optimize edildi. Artık Mac’inizde en sevdiğiniz oyunları oynarken hiçbir zaman kesinti yaşamayacaksınız.

watchOS 11

watchOS 11 ile Apple Watch’un sağlık takibi özellikleri güçlendirilecek. Apple’a göre kan basıncı veri yönetimi çok daha detaylı olacak. Yeni Apple Watch’lar hipertansiyon tespitini de destekleyecek.

Vitals adlı yeni bir uygulama, önemli sağlık ölçümlerinizi keşfetmenize olanak tanıyacak. Ölçümler normal aralığın dışında olduğunda vurgulanacak. Bu şekilde düzensiz sağlık verilerinizi görebileceksiniz. Ancak kalp atış hızı bildirimlerinizi özelleştirebilirsiniz.

Apple visionOS 2

Apple Vision Pro kullanıcıları için büyük bir yenilik olan misafir modu artık çok daha kullanıcı dostu. Misafir kullanıcıların yalnızca belirli uygulamalara erişebildiği bu mod, cihazı başkalarına ödünç vermeyi veya deneme amaçlı kullanmayı çok daha kolay hale getiriyor.

iOS 17.2 ile sunulan ve büyük beğeni toplayan Journal uygulaması visionOS 2 ile Apple Vision Pro’ya geliyor. Bu uygulama ile notlarınızı, düşüncelerinizi ve anılarınızı kaydetmek çok daha kolay olacak

Apple ayrıca 3.499 dolarlık Vision Pro’nun 28 Haziran’da yapılacak bir lansmanla uluslararası olarak satılacağını duyurdu.

Apple Intelligence

Apple’ın aygıt içi yapay zeka teknolojileri, kullanıcı verilerini aygıt üzerinde işleyerek gizliliği koruyor. Bu yeni özellikler, kullanıcıların kişisel verilerinin üçüncü taraflarla paylaşılmasını önlüyor ve veri güvenliğini artırıyor.

Apple Intelligence, kullanıcı verilerini aygıt üzerinde işleyerek gizliliği koruyor ve kullanıcılara verileri üzerinde tam kontrol sağlıyor. Bu yeni sistem, derin doğal dil anlayışı ve gelişmiş yapay zeka yetenekleriyle donatıldı.

Apple, Siri’yi harici modellerle entegre edeceğini açıkladı. ChatGPT-4o tarafından desteklenen bu entegrasyon, Siri’nin kullanıcıların sorularını ChatGPT’ye yönlendirmesini ve yanıtlar oluşturmasını sağlayacak

Apple’ın yapay zekası “Apple Intelligence” tanıtıldı!

Apple, bugün düzenlenen yıllık Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı’nda (WWDC), teknoloji devinin yapay zeka alanındaki büyük atılımını temsil eden yeni “Apple Intelligence” girişimini tanıttı.

Apple Intelligence özellikleri

Apple Intelligence, iPhone, iPad, Mac ve diğer aygıtlar da dahil olmak üzere Apple’ın tüm platformlarına gelişmiş yapay zeka özellikleri getirecek. Bu özellikler, akıllı yardım aracılığıyla kullanıcıların uygulamalar içinde otomatik olarak harekete geçmesini amaçlıyor.

Apple’ın Apple Intelligence için özetlediği bazı temel özellikler arasında şunlar yer alıyor:

  • Kullanıcı bağlamlarına ve kalıplarına göre bildirimleri proaktif olarak yönetme
  • Mesajları, e-postaları ve diğer metinleri otomatik olarak özetleme
  • Kullanıcı adına yanıtlar, notlar veya diğer materyalleri yazmak
  • Bir mesaj aldıktan sonra önerilen bir podcast’i oynatmak gibi uygulamalar arasında eylemleri bağlama

Bulut işleme gerektiğinde Apple, verilerin asla sunucularda depolanmayacağı ve Apple’ın bunlara erişemeyeceğini iddia ettiği “Özel Bulut” olarak adlandırdığı şeyi kullanacağını söylüyor. Şirket, bağımsız uzmanların bu gizlilik iddialarını doğrulayacağını söylüyor.

Apple Intelligence, şirketin işletim sistemleri ve uygulamaları genelinde kullanıcı deneyimine daha otonom özellikler getirmeyi amaçlıyor. Büyük yapay zeka yatırımları ve duyuruları yapan rakiplerine karşı konumunu korumaya çalışan Apple’ın yapay zeka ve makine öğrenimine olan bağlılığını yenilediğine işaret ediyor. Yeni özellikler önümüzdeki yıl içinde yazılım güncellemeleriyle geliştiricilere ve tüketicilere sunulacak.

Otomobil devlerinden Türkiye’de üretim sinyali

0

Çinli otomobil devleri Chery ve MG, Türkiye’de üretim tesisleri kurma planlarını açıklayarak Türk otomotiv sektöründe büyük yankı uyandırdı. Bu kararın ardında Çin’den ithal edilen araçlara yönelik uygulanan ek vergiler yatıyor. İşte detaylar…

MG ve Chery, Türkiye’de üretim yapabilir!

Türkiye pazarında hızla büyüyen ve uygun fiyatlı modelleriyle dikkat çeken Chery, hükümetin vergi düzenlemesine uyum sağlamak ve müşterilerine daha iyi hizmet sunmak amacıyla Türkiye’de fabrika kurma kararı aldı.

Chery Türkiye Başkanı Si Fenghuo, yaptığı açıklamada, “Türkiye, Chery’nin Avrupa stratejisinin önemli bir parçasıdır.” dedi. Fenghuo, Eylül 2022’de kurulan Chery Türkiye’nin tamamen öz sermaye ile faaliyet gösterdiğini ve yetkili satıcı ağı ile satış ve servis hizmetleri sunduğunu belirtti.

Chery, Türkiye’de üreteceği araçlarla hem iç pazara hem de Avrupa pazarına hitap etmeyi hedefliyor. Şirket, Türkiye’nin stratejik konumu ve otomotiv sektöründeki deneyimli iş gücünden faydalanarak rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.

Çinli otomobil üreticisi SAIC bünyesindeki MG markası da, Türkiye’de üretim yapma konusunda somut adımlar atmaya başladı. MG’nin Türkiye distribütörü Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, MG’nin Avrupa’da kuracağı üretim tesislerinden birinin Türkiye’de olmasını hedeflediklerini açıkladı.

Dağtekin, “MG ile niyet mektubu imzalama aşamasındayız. Yatırım kararı zaman alacak ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan destek alıyoruz.” dedi. Dağtekin ayrıca, Aralık ayında Bakan Fatih Kacır ile SAIC-MG yetkililerinin bir araya gelerek Türkiye’nin otomotiv üretim kapasitesi hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti.

MG, Türkiye’de üreteceği araçlarla Avrupa pazarında daha rekabetçi olmayı ve teslimat sürelerini kısaltmayı hedefliyor. Şirket, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki tecrübesine ve Avrupa Birliği ile olan gümrük avantajlarına güveniyor.

Chery ve MG’nin Türkiye’de fabrika kurma planları, Türk otomotiv sektörüne önemli katkılar sağlayacak. Bu yatırımlar, Türkiye’nin otomotiv üretimini artırarak cari açığın azaltılmasına yardımcı olacak. Ayrıca, yeni istihdam olanakları yaratacak ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

Siber güvenlik mühendisliği webinar programı ile kariyerinizi güçlendirin!

Co-Founder Academy’nin düzenlediği Siber Güvenlik Mühendisliği webinar programı, siber güvenlik alanında kendini geliştirmek isteyen herkes için harika bir öğrenme deneyimi sunuyor. Bu program, sektördeki en güncel tehditler ve savunma stratejileri hakkında kapsamlı bilgi edinmenizi sağlarken, alanında uzman profesyoneller tarafından verilen derslerle donanımınızı artıracak.

Katılımcılar, siber saldırılara karşı korunma yöntemlerinden güvenli yazılım geliştirmeye kadar geniş bir yelpazede bilgi sahibi olma şansı yakalayacaklar. Ayrıca, gerçek dünya uygulamaları ve vaka çalışmaları ile teorik bilgileri pratiğe dökme imkanı bulacaksınız. 13 Haziran Perşembe günü saat 19:00’da gerçekleşecek olan Siber Güvenlik Mühendisliği webinar programı, siber güvenlik dünyasında kendinize sağlam bir yer edinmek için kaçırılmaz bir fırsat sunuyor.

Eğitmenler:

Deneyimli eğitmenler Alperen Soydan ve Erdinç Tandoğan, siber güvenlik alanındaki geniş bilgi birikimlerini ve tecrübelerini katılımcılarla paylaşacak. Bu özel etkinlikte, Siber Güvenlik Analisti, Sızma Testi Uzmanı ve Siber Tehdit Analisti gibi roller hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Ayrıca, eğitim programımızın içeriği ve müfredatı hakkında detaylı bilgi edineceksiniz.

Siber güvenlikte kariyerinizi zirveye taşıyın

Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, neredeyse her işletme bilgisayar sistemlerine dayanmaktadır. Bu teknolojik gelişmeler, siber suçlar ve siber hırsızlıklar gibi yeni güvenlik zafiyetlerine de kapı aralamaktadır. Siber güvenlik, günümüzde modern çağın en temel unsurlarından biri haline gelmiştir ve bu alanda kariyer yapmak, oldukça önemli bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir Siber Güvenlik Uzmanı, çeşitli roller üstlenir. Bunlar arasında:

  • Siber Tehditlerin Tespit Edilmesi: Organizasyonların siber saldırılara karşı korunması.
  • Siber Güvenlik Açıklarının Bulunması: Sızma testleri ile sistemlerdeki güvenlik açıklarının tespit edilmesi.
  • Sistemdeki Güvenlik Sorunlarının Giderilmesi: Sistemlerin kötü niyetli yazılımcılardan korunması ve iyileştirilmesi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, dünya genelindeki şirketlerin %41’inde nitelikli siber güvenlik uzmanı açığı bulunmakta ve 2021 yılı itibarıyla siber suçlardan korunmak için 6 trilyon dolar harcanması beklenmektedir. Türkiye, siber saldırılardan en çok etkilenen ülkeler arasında 5. sırada yer alıyor.

Çekilişler ve hediyeler

Webinar programımızda katılımcılar arasında yapılacak çekilişle siber güvenlik kitabı gönderilecektir. Ayrıca, 10 kişiye Cyber Security Blue Team: Incident Responder Series – Part 1 Udemy eğitimi ve 10 kişiye de Sıfırdan Bug Bounty ve Web Uygulama Güvenliği Udemy eğitimi hediye edilecektir.

Etkinlik Detayları:

  • Tarih: 13 Haziran 2024
  • Saat: 19:00
  • Yer: Zoom

Siber güvenlik alanında sağlam bir kariyer yapmak isteyen herkesi bu özel webinara davet ediyoruz. BT dünyasındaki beceri açığı büyüyor ve bu eğitim programı, size gerekli araçları ve bilgiyi sağlayacak. Katılım ücretsizdir. Hemen kaydolun ve siber güvenlik kariyerinizin ilk adımını atın.

🔗 Detaylar ve kayıt için: bit.ly/45duW65

Sosyal girişimcilik nedir?

0

Sosyal girişimcilik, sadece kar amacı gütmeyen organizasyonların veya bireylerin toplumda pozitif bir etki yaratmak için inovatif çözümler geliştirdiği bir kavramdır. Geleneksel girişimcilikten farklı olarak, sosyal girişimciler sadece kâr amacı gütmek yerine toplumun çeşitli sorunlarına çözüm odaklı yaklaşırlar. Bu yaklaşım, gelir eşitsizliği, eğitim, sağlık, çevre koruması gibi alanlarda sosyal etki yaratmayı hedefler. Sosyal girişimcilik, kâr amacı gütmeyen organizasyonların sürdürülebilirliklerini artırmak için işletme modellerini kullanırken, aynı zamanda toplumun genel refahını artırmayı amaçlar.

Sosyal girişimcilik, birçok farklı formda ortaya çıkabilir. Bazı sosyal girişimciler, geleneksel işletme modellerini kullanarak kâr amacı güden bir işletme kurarlar, ancak bu işletmenin karının bir kısmını sosyal sorunların çözümüne yönlendirirler. Diğerleri ise kâr amacı gütmeyen organizasyonlar veya vakıflar aracılığıyla toplumsal sorunlara doğrudan müdahale ederler. Örneğin, mikrokredi veren kuruluşlar, düşük gelirli bireylerin finansal erişimlerini artırmak için çalışırken, eğitim odaklı sosyal girişimler, dezavantajlı grupların eğitim olanaklarını iyileştirmeyi hedefler.

Sosyal girişimcilik çeşitleri

  1. Toplumsal Yenilikçilik: Toplumsal yenilikçilik, sosyal girişimcilerin toplumda var olan sorunlara yeni ve yenilikçi çözümler getirmesiyle ilgilidir. Bu tür girişimciler, geleneksel yaklaşımlardan farklı olarak sorunlara farklı bir bakış açısı getirir ve sık sık mevcut sistemleri ve normları sorgularlar.
  2. Sürdürülebilir Kalkınma Girişimleri: Sürdürülebilir kalkınma, hem günümüz ihtiyaçlarını hem de gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılamayı hedefler. Bu çerçevede, sürdürülebilir kalkınma odaklı sosyal girişimciler, çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik kalkınma ve toplumsal refahı bir araya getiren projeler geliştirirler.
  3. Kadın Girişimciliği: Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için çalışan sosyal girişimler, kadın girişimciliğini teşvik eder ve destekler. Bu tür girişimler, kadınların iş dünyasında daha fazla söz sahibi olmalarını sağlayarak toplumsal dengeleri değiştirirler.
  4. Yerel Kalkınma Projeleri: Yerel kalkınma projeleri, belirli bir bölge veya topluluğun ihtiyaçlarına odaklanarak o bölgenin ekonomik, sosyal ve çevresel durumunu iyileştirmeyi amaçlar. Bu projeler genellikle yerel kaynakları ve bilgi birikimini kullanarak sürdürülebilir çözümler üretirler.
  5. Eğitim Girişimleri: Eğitim, sosyal gelişim ve ilerleme için temel bir unsurdur. Eğitim odaklı sosyal girişimler, eğitim erişimini artırmayı, eğitim kalitesini yükseltmeyi ve eğitim sistemlerini iyileştirmeyi hedeflerler. Bu tür girişimler, okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterebilirler.
  6. Sağlık ve İyi Olma Girişimleri: Sağlık, herkesin temel bir hakkıdır ve sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlikler bulunmaktadır. Sağlık odaklı sosyal girişimler, sağlık hizmetlerine erişimi artırmayı, hastalıklarla mücadeleyi desteklemeyi ve toplumun genel sağlığını iyileştirmeyi amaçlarlar.

Bu çeşitli alanlar, bu dünyanın ne kadar geniş bir kapsama sahip olduğunu göstermektedir. Her biri, toplumsal ihtiyaçlara farklı bir perspektiften yaklaşarak sosyal etki yaratma potansiyeline sahiptir.

Sadece bireysel çabalarla sınırlı değil

Aynı zamanda devletlerin, şirketlerin ve diğer kuruluşların da sosyal etki yaratmak için iş birliği yapabilecekleri bir alandır. Özellikle son yıllarda, şirketlerin sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için sosyal girişimcilik alanına yatırım yapma eğilimi artmıştır. Şirketler, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, çevre koruması gibi alanlarda sosyal girişimciliği destekleyen projelere yatırım yaparak sadece kar elde etmekle kalmazlar, aynı zamanda marka itibarlarını artırırlar.

Ancak, sosyal girişimcilik de bazı zorluklarla karşı karşıyadır. Finansman bulmak, sürdürülebilirlik sağlamak ve sosyal etkiyi ölçmek gibi konular, sosyal girişimcilerin karşılaştığı yaygın zorluklardır. Bununla birlikte, bu zorluklara rağmen, sosyal girişimcilik, toplumun karşılaştığı çeşitli sorunlara yenilikçi ve etkili çözümler sunarak önemli bir potansiyele sahiptir.

Sonuç olarak, sosyal girişimcilik, toplumun karşılaştığı sorunlara sürdürülebilir ve etkili çözümler sunarak toplumsal refahı artırmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Geleneksel girişimcilikten farklı olarak, sosyal girişimcilik sadece kâr amacı gütmeyen organizasyonlarla sınırlı değildir; aynı zamanda şirketlerin, devletlerin ve diğer kuruluşların da sosyal etki yaratmak için iş birliği yapabilecekleri bir platform sağlar.

Girişimcilik belgesi nedir, nasıl alınır?

0

Girişimcilik belgesi, iş kurma ve yönetme sürecindeki bilgi, beceri ve deneyimleri resmi olarak belgeleyen önemli bir belgedir. Bu belge, girişimcilerin iş dünyasında rekabet avantajı elde etmelerine ve işe alım süreçlerinde öne çıkmalarına yardımcı olabilir. Ancak, girişimcilik belgesine sahip olmanın faydalarını daha derinlemesine inceleyerek bu sürecin önemini daha iyi anlayabiliriz.

Girişimcilik belgesi, bir işletmenin kurulması ve yönetilmesi sürecinde edinilen bilgi ve deneyimleri belgelediği için girişimciler için bir başarı göstergesi niteliği taşır. Bu belge, girişimcinin işletme yönetimi, finans yönetimi, pazarlama stratejileri ve operasyonel planlama gibi alanlardaki bilgi ve yeteneklerini kanıtlar. Dolayısıyla, girişimcilik belgesi sahibi bir kişi, iş dünyasında güvenilir bir profesyonel olarak kabul edilir ve işletmesini başarıyla yönetme konusunda güven verir.

Girişimcilik belgesi işe alım süreçlerinde önemli rol oynuyor

Ayrıca, girişimcilik belgesi işe alım süreçlerinde önemli bir rol oynar. Birçok işveren, girişimcilik belgesine sahip adayları işe alım sürecinde avantajlı konuma yerleştirir. Çünkü bu belge, adayın girişimcilik ruhu, yenilikçilik yetenekleri ve işletme yönetimi becerileri hakkında bilgi verir. Dolayısıyla, iş arayanlar için girişimcilik belgesi, istihdam edilebilirliklerini artıran önemli bir unsurdur.

Girişimcilik belgesi almak için izlenmesi gereken adımlar çeşitli eğitim kurumları ve kuruluşlar tarafından sunulmaktadır. İşte girişimcilik belgesi almanın genel adımları:

  1. Eğitim Programına Katılma: Girişimcilik belgesi almak isteyenler genellikle girişimcilik üzerine özel olarak tasarlanmış eğitim programlarına katılırlar. Bu programlar genellikle üniversiteler, girişimcilik merkezleri veya özel eğitim kurumları tarafından sunulur. Eğitim programları genellikle iş kurma süreci, işletme yönetimi, pazarlama stratejileri, finans yönetimi gibi konuları içerir. Ayrıca, girişimcilik eğitimi sırasında pratik vaka analizleri ve girişimcilik deneyimlerini paylaşma fırsatları da sunulur.
  2. İş Planı Hazırlama: Girişimcilik eğitimi sırasında veya sonrasında, katılımcıların bir iş planı hazırlamaları istenir. İş planı, girişimcinin iş fikrini, hedeflerini, stratejilerini ve kaynaklarını detaylı bir şekilde açıklar. İş planı genellikle bir özet, işletme tanımı, hedef pazar analizi, rekabet analizi, pazarlama stratejileri, işletme organizasyonu, operasyonel planlar, finansal projeksiyonlar ve risk yönetimi gibi bölümleri içerir.
  3. İşin Kurulması: İş planının hazırlanmasının ardından, girişimci işletmeyi resmen kurar. Bu adım, işin yasal gerekliliklerini yerine getirmeyi, gerekli izinleri almayı, vergi kayıtlarını oluşturmayı ve işletme banka hesaplarını açmayı içerir. İşin kurulması sürecinde, girişimci genellikle bir işletme avukatı veya muhasebeci ile çalışır.
  4. Belge Başvurusu: Girişimci, girişimcilik belgesi için ilgili kuruluşa veya kuruma başvuruda bulunur. Başvuruda genellikle iş planı, işletme kaydı ve kişisel bilgiler gibi belgeler sunulur. Başvuru prosedürleri ülkeye ve belgeyi veren kuruluşa göre değişebilir.
  5. Değerlendirme Süreci: Başvurunun ardından, belgeyi veren kuruluş veya kurum girişimci adayının iş planını ve işletme kaydını değerlendirir. Değerlendirme süreci genellikle işletmenin potansiyeli, sürdürülebilirliği, yenilikçiliği, iş planının tutarlılığı ve finansal geçerliliği gibi faktörlere dayanır. Girişimcinin işletme hedeflerini ve stratejilerini etkili bir şekilde iletebilmesi önemlidir.
  6. Belgenin Verilmesi: Girişimci adayının iş planı ve işletme kaydı değerlendirildikten sonra, başvuru uygun bulunursa girişimcilik belgesi verilir. Belge, genellikle girişimcinin adı, işletme adı, belgeyi veren kuruluşun bilgileri ve belgenin geçerlilik süresi gibi bilgileri içerir. Girişimcilik belgesi genellikle bir sertifika veya belge olarak verilir ve girişimcinin iş dünyasında güvenilirliğini kanıtlar.

İşletmelere değer katıyor

Girişimcilikbelgesi aynı zamanda işletmeler için de bir değer katıcısıdır. Bir işletme, girişimcilik belgesine sahip olan çalışanlarıyla daha yenilikçi ve etkili bir şekilde yönetilebilir. Bu da işletmenin rekabet gücünü artırır ve sürdürülebilir bir büyüme sağlar.

Sonuç olarak, iş dünyasında önemli bir tanıtım ve değer belgesidir. Girişimcilik alanında kariyer yapmak isteyenler için bu belge, işe alım süreçlerinde ve işletme yönetiminde önemli bir avantaj sağlar. Bu nedenle, girişimcilik belgesi almak, işletme sahipleri ve iş arayanlar için değerli bir yatırım olabilir.