Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 726

Türkiye girişimcilik ekosistemini ne bekliyor?

Türkiye startup ekosistemindeki yatırımları inceleyen StartupCentrum, 2023 Türkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu’nu yakın zamanda yayımladı. Rapor, 2022 yılında 1,74 milyar dolar olan yatırım hacminin, 2023 yılında 900 milyon dolara düştüğünü ortaya koydu. Bu düşüşte özellikle yabancı yatırımcıların sayısındaki azalmanın önemli bir rol oynadığı belirtildi. Öte yandan, yatırım sayısı 2022’de 387 iken, 2023’te 347’ye düştü, buna rağmen yatırım adedi pandemi öncesi döneme kıyasla yüksek bir seviyede kaldı, bu da bizlere pazarın dinamizmini koruduğuna işaret etti.

En yüksek 10 yatırım, tüm yatırımların %80’ini oluşturdu

2023’te gerçekleştirilen 347 yatırımdan en yüksek 10’u toplamda 714 milyon dolarlık bir hacme ulaşarak, tüm yatırımların yaklaşık %80’ini temsil etti. En yüksek ilk 10 yatırım ise Getir(500M$), Insider(105M$), GetirFinans(50M$), Binalyze(19M$), Vivoo(12M$), HotelRunner(6,5M$), Fazla(6M$), Grand Attic(5,3M$), Linktera(5M$) ve Bluedot(5M$) oldu.

Yapay zeka ve oyun yine ön planda

2023’ün hemen hemen her alanında konuşulan yapay zeka, girişimcilik ekosistemi içinde de pastadan en geniş payı almayı başaran dikey oldu. Yapay zeka ile çözümler geliştiren 42 girişim 2023 yılında toplamda 127 milyon dolara yakın yatırım aldı. 2023 yılında adet olarak en çok yatırımı alan dikey olsa da önceki yıllara göre düşüş gösterdi.

Oyun dikeyine olan ilgi ise adet olarak önceki yıla göre bir miktar artarak 38 yatırıma ulaştı. Ancak 2022 yılında 382 milyon dolar olan yatırım miktarı, 32 milyon dolara geriledi. Öte yandan sadece kadın kurucu ortaklara sahip oyun girişimlerinin son üç yılda yatırım almadığı dikkat çekti.

Sürdürülebilirlik & çevre yeni hype olabilir mi?

Sürdürülebilirlik ve çevre odaklı girişimler, 2023’te artan bir ilgi gördü. Atık yönetimi ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda faaliyet gösteren 33 girişim yatırım aldı. Henüz yatırımlar düşük olsa da Fazla, Nicat ve Wastespresso gibi iddialı girişimlerin bulunduğu bir alan. İlerleyen yıllarda belki bir unicorn haberi de alınabilir.

Girişimlerin ne kadarının yatırım aldıktan sonra yoluna devam ettiği hakkında önemli bir analiz paylaşan StartupCentrum, 2023 yılında, 2019’da yatırım alan girişimlerin yalnızca yüzde 12,5’inin yatırım aldığı sonucuna ulaştı. Öte yandan bir yatırımı takiben ertesi yıl ikinci yatırımını alan girişimlerin oranı 2019’da %32 iken, 2022’de %22’ye geriledi. Raporda bu durumun ekosistemde hızlı artan yatırım sayısı ile kaliteli girişim sayısının aynı oranda artmadığına işaret ettiği belirtildi.

Yerli yatırımcının ilgisi devam ederken yabancı yatırımcı sayısı azaldı

Raporda paylaşılan bilgilere göre 2023 yılında 640 yatırımcı yatırım yaptı. Bunlardan 372’si bireysel yatırımcıyken 262’si kurumlardan oluştu. Yatırım yapan kurumlardan 173’ü yerli yatırımcılardan, 89’u ise yabancı yatırımcılardan oluştu. Geçtiğimiz iki yıla göre yerli yatırımcı sayısı aynı kalırken yabancı yatırımcı sayısında ciddi bir düşüş yaşandı.

Bireysel yatırımcıların tek başına katkısı 11,2 milyon dolar oldu.

Girişimcilik ekosisteminin önemli paydaşlarından olan bireysel/melek yatırımcıların yatırımları bir miktar azaldı. Sadece bireysel yatırımcıların katıldığı tur sayısı 2022’de 49 iken, geçtiğimiz yıl 42 oldu. Bu turlarda toplam 11,2 milyon dolar yatırım yapıldı.

StartupCentrum, raporun içerisinde ayrıca Türkiye Yatırımcı İlişki Ağını da paylaştı. Ağ haritasını detaylı olarak buradan inceleyebilirsiniz. Bu ağ haritası ile hangi yatırımcıların ortak yatırımlar yaptığına ve 2023 yılının çekim merkezi haline gelen yatırımcılara ulaşılabiliyor. İlişki ağına göre APY Ventures ve İstanbul Portföy Yönetimi, adet olarak en çok sayıda yatırım yaparken ortak yatırım yaptığı yatırımcı çeşitliliğinin de en çok olduğu iki yatırım şirketi oldu.

2024 Beklentileri Neler?

2024’ten ilk beklenti Türkiye’deki unicornların artacağı yönünde. Bazı yüksek tutarlı yatırımların da 2024’te karşımıza çıkacağı konuşulan konular arasında. Ancak yeni yılda faiz oranlarının artacağı beklentisi ile bireysel yatırımcıların startup yatırımından kaçma eğiliminde olması, yatırımları etkileyebilecek bir süreç olarak ön görülüyor. Türkiye’nin 2023 yılında yaşadığı büyük felaket, seçim belirsizliği ve 100. Yıl coşkusu, dalgalı bir seyirde olan ülke ekonomisini etkileyen önemli olaylardı. Ekoniminin 2024 yılında daha sabit bir düzlem üzerinde olmasını umut ederek yeni gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz. StartupCentrum’un hazırladığı raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Google”ın yıllık geliri Türkiye’nin dış borcunu geride bıraktı!

Google, veya daha doğru ismiyle Alphabet (çatı holding) 31 Aralık’ta sona eren 3 aylık döneme ilişkin finansal raporunu açıkladı. Yapılan açıklamaya göre bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla satış gelirlerini %13 oranında artırmayı başaran firma, 26 yıllık tarihinin en yüksek satış geliri olan 86,3 milyar dolar seviyesine ulaştı. Firmanın net karı ise yine geçen yılın aynı dönemine kıyasla %51 oranında artarak 20,6 milyar dolara ulaştı.

Yıl sonu rakamlarına bakıldığında ise arama devinin 2023’ü toplam 307,3 milyar dolar satış geliri (bir önceki yıla kıyasla %9 artış) ve 73,7 milyar dolar net kâr (bir önceki yıla kıyasla %23 artış) kapattığı görülüyor. Daha net anlaşılması açısından, TC Hazine ve Maliye Bakanlığı resmi rakamlarına göre ülkemizin 30 Eylül 2023 tarihi itibariyle Net Dış Borç Stoku 263,7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Yani Google, bir yıllık gelirleri ile Türkiye’nin net dış borç stokunu kapatabilecek konuma ulaşmış durumda.

Google finansal çeyrek açıklamasında yatırımcılara seslenen CEO Sundar Pichai “Arama motoru pazarında süregelen güçten ve YouTube ile Bulut’un artan katkısından memnunuz. Bunların her biri halihazırda yapay zekâ yatırımlarımızdan ve yeniliklerimizden faydalanıyor.  Gemini dönemine girerken, en iyisi henüz gelmedi,” dedi ve firmanın geçtiğimiz ay tanıttığı Gemini ile daha da iyi satış ve kârlılık rakamlarına imza atacağı vurgusunu yaptı.

Alphabet Başkanı ve Baş Yatırım Sorumlusu CFO Ruth Porat ise “2023’ü çok güçlü dördüncü çeyrek finansal sonuçlarıyla kapattık. 4. çeyrek konsolide gelirlerimiz yıllık %13 artışla 86 milyar dolara ulaştı. Büyüme fırsatlarımızı desteklemek için yatırım yaparken maliyet tabanımızı kalıcı bir şekilde yeniden yapılandırma çalışmalarımıza bağlı kalmaya devam ediyoruz” dedi.

2024 yılı Google ve çatı holdingi Alphabet için parlak bir yıl oldu. 307 milyar dolarlık satış ve 74 milyar dolarlık net gelir, 2023’e göre %9 ve %23’lük bir büyümeyi temsil ederek şimdiye kadarki en yüksek rakamlar oldu. Firma için bu rakamların en önemlisi yanı ise Alphabet’in temel arama reklamcılığı birimindeki performansın güçlü olması ve bu birimden elde edilen 48 milyar dolarlık gelirin rekor seviyeye ulaşması oldu. Bu da son 15 aydır Microsoft’un Bing arama motoruna yapay zekalı chatbot ChatGPT’yi dahil etmesi nedeniyle Microsoft’un Google kullanıcılarını avlayabileceği yönündeki endişelerin yatışmasına yardımcı oldu. Microsoft yayınladığı kendi kazanç raporunda arama motoru ve haber reklamcılığı bölümünde yıldan yıla %8’lik bir büyüme bildirmişti ki bu oran Google Search’ün yıllık %13’lük büyümesinden daha zayıf.

Google tarafından yapılan finansal çeyrek sonu ve yıl sonu raporu açıklamasına bakıldığında, firmanın en büyük gelir kalemi doğal olarak Google Search ve bağlantılı reklam ve hizmet gelirleri olarak göze çarpıyor. Google Bulut birimi ise 31 Aralık’ta sona eren 3 aylık dönemde 9,1 milyar dolarlık geliri ile AWS ve Microsoft’un oldukça gerisinde. Hatta Google’ın YouTube reklam gelirleri bile 9,2 milyar dolar ile Google Bulut biriminden daha fazla gelir getirmiş durumda.

İstanbul Finans Merkezi’nin kalbinde finansal teknolojiler için iş birliği!

0

 Teknopark İstanbul’un finansal teknoloji alanında yaşanan boşluğu doldurma amacıyla oluşturduğu Türkiye’nin ikinci tematik uydu kuluçka merkezi Cube Ümraniye, büyüme hedefleri doğrultusunda TEB ile ilk iş birliğine imza attı.

Teknopark İstanbul’un, Türkiye’nin ikinci tematik alan odaklı uydu kuluçka merkezi Cube Ümraniye, büyüme hedefleri doğrultusunda TEB ile ilk iş birliğine imza attı. İstanbul Finans Merkezi’ne olan yakınlığıyla finansal teknoloji alanındaki girişim ve projelerin geliştirilmesinde önemli destekler sağlayan Cube Ümraniye, TEB iş birliği ile daha çok yenilikçi fikrine açık hale gelecek. Finansal girişimlerin merkezi Cube Ümraniye’de gerçekleşen imza törenine Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Şahin Gök ve TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz katıldı.

Teknopark İstanbul ile TEB arasında kurulan stratejik iş birliği; bilgi, deneyim, altyapı ve yetenek havuzlarının karşılıklı kullanımını esas alıyor. Bu sayede, sürekli gelişen bir iş ortaklığı modeli oluşturularak karşılıklı büyüme sağlanması amaçlanıyor. İş birliği kapsamında TEB, Cube Ümraniye’nin sunduğu hizmetlerden faydalanacak. Aynı zamanda açık inovasyon programı aracılığıyla sektöre öncülük edebilecek yenilikçi finansal teknolojiler alanındaki iş fikirlerine ve girişimcilere erişebilecek.

Girişimcilerin işleri kolaylaşacak   

Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. M. Şahin Gök, “Yenilikçi fikirlere sağladığı desteklerle inovasyon konusunda sadece bankacılık sektöründe değil tüm sektörlerde öne çıkan TEB ile finansal teknoloji alanındaki girişim ve projelerin geliştirilmesindeki etkisini kısa sürede hissettiren Cube Ümraniye arasında gerçekleştirdiğimiz güç birliğinden ülkemiz adına ufuk açan sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Cube Ümraniye, gerçekleştireceği benzer stratejik iş birlikleri ile finans sektörünün büyüme ivmesine de katkı sunacak. Türkiye’nin derin teknoloji merkezi Teknopark İstanbul olarak ülkemizin gücüne güç katacak gençleri ve hayallerinin peşinde koşan azimli girişimcileri destekleyerek onların işini kolaylaştırmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz ise şunları söyledi: “TEB olarak, 2013 yılında hayata geçirdiğimiz TEB Girişim Bankacılığı ile Türkiye’nin dört bir yanındaki inovatif iş fikirlerini ekonomiye kazandırmak ve girişimcilik ekosistemini geliştirmek amacıyla çalışmalar yapıyoruz. On yıldır ekosistemin bir parçası olmaktan ve ekosistemin diğer paydaşlarıyla birlikte girişimciliğin desteklenmesine katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Teknopark İstanbul ile iş birliğimiz kapsamında Cube Ümraniye’de finansal teknolojiler alanındaki girişimlere ve projelerin geliştirilmesine destek sağlamak üzere çalışacağız. TEB Girişim Bankacılığı olarak teknolojik firmalara sağladığımız finansal ürün ve hizmetlerimizle de girişimcilerimizin yanında olacağız.”

İstanbul Finans Merkezi’nin kalbinde yer alıyor

Bulunduğu konum itibariyle İstanbul Finans Merkezi’nin kalbinde yer alan Cube Ümraniye; girişimciler ve girişimci adayları için modern çalışma alanları, eğitimler ve etkinlikler, mentorluk hizmetleri, akademik ve teknik danışmanlık, teknoloji ve girişim analizleri, yatırımcı ve iş birliği fırsatları, veri tabanlarına erişim imkanları, finans alanında uzman partner firmalarla iş birlikleri, TTO (Teknoloji Transfer Ofisi) destekleri ve teknopark vergi avantajları gibi birçok olanak sunuluyor.

ABD istihbaratı, sosyal medyayı casusluk için kullanıyor!

ABD istihbarat topluluğu, açık kaynak istihbaratı veya OSINT alanındaki stratejisini güçlendirmek ve veri analizi süreçlerini iyileştirmek amacıyla yeni adımlar atmaya hazırlanıyor. Ulusal İstihbarat Direktörü Ofisi (ODNI), uzun yıllar analist ve siber uzman olarak görev yapmış olan Jason Barrett’i OSINT’e liderlik etmesi için görevlendirdi.

Barrett’in öncelikli görevi, istihbarat topluluğunun ulusal OSINT stratejisinin geliştirilmesine katkıda bulunmak olacak. Bu strateji, veri toplama, koordinasyon ve analiz süreçlerini optimize ederek istihbarat topluluğunun açık kaynaklardan elde ettiği bilgileri daha etkili bir şekilde kullanmasını amaçlıyor.

ABD istihbarat kurumları, gittikçe artan dijital veri miktarı karşısında OSINT alanında yaşanan zorluklarla mücadele ediyor. Açık kaynaklardan elde edilen bilgilerin işlenmesi ve anlamlandırılması, hükümetin ve istihbarat topluluğunun karşılaştığı önemli bir meydan okuma olarak öne çıkıyor.

ABD istihbaratı

CIA’in Açık Kaynak Kurumsal bölümü, bu zorlukları aşmak için yapay zeka destekli bir araç geliştirdi. Bu araç, binlerce kullanıcı tarafından kullanılarak analistleri önemli bilgilere yönlendiriyor ve içeriği otomatik olarak özetliyor.

Açık kaynak bilgilerin etkili bir şekilde kullanılmasının, geleneksel istihbarat toplama yöntemlerini tamamlayabileceği ve hatta bazı durumlarda daha güçlü bir analiz sunabileceği belirtiliyor. Ancak, OSINT’in güçlü ve zayıf yönleri arasında denge sağlamak, hükümetin ve istihbarat topluluğunun önündeki bir diğer önemli hedef olarak görülüyor.

ABD’de OSINT kullanımı, insan hakları ihlalleri iddiaları veya stratejik tehditlere karşı yaptırım uygulanacak hedefleri belirleme konusunda da etkili olabiliyor. Ancak, bu çabaların sivil özgürlükleri koruma konusundaki hassasiyetleri tetiklediği ve güçlü bir denge sağlanması gerektiği belirtiliyor.

ABD istihbarat topluluğu, OSINT alanında koordinasyonu artırmak, veri paylaşımını iyileştirmek ve etkili bir strateji geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu çabaların, bilgi toplama ve analiz süreçlerini daha verimli hale getirerek ulusal güvenliği güçlendirmeye yönelik önemli bir adım olduğu ifade ediliyor.

Çin son altı ayda 40’tan fazla yapay zeka modelini onayladı

Çin, yapay zeka (YZ) gelişiminde ABD’yi yakalamaya yönelik çabalarını sürdürürken, yetkililerin onay sürecini başlatmasından bu yana geçen altı ay içinde 40’tan fazla yapay zeka modelini kamu kullanımı için onayladı. Securities Times’ın haberine göre, geçen hafta sadece 14 büyük dil modeline (LLM) onay verilerek, Çin’in bu alandaki çabalarının devam ettiğini gösterdi. Xiaomi Corp, yeni sekme açılır, 4Paradigm ve 01.AI gibi şirketler de onay alanlar arasında yer aldı.

Geçtiğimiz Ağustos ayında başlayan uygulama ile Pekin, teknoloji şirketlerini LLM’lerini halka açmak için düzenleyicilerden onay almaya zorluyor. Bu adım, Çin’in YZ teknolojisini kendi gözetimi ve kontrolü altında geliştirmeye odaklandığını vurguluyor. İlk onay grubu Baidu, Alibaba ve ByteDance gibi büyük şirketleri içeriyordu.

Çinli düzenleyiciler, Kasım ve Aralık aylarında iki grup daha onay verdikten sonra, bu ay başında 40’tan fazla YZ modeline onay verdi. Hükümet, onaylanan şirketlerin tam listesini açıklamamış olsa da, Securities Times Pazar günü bu sayıyı doğrulayarak Çin’in YZ teknolojisindeki hızlı ilerlemesine dikkat çekti. Şirketler, OpenAI’nin 2022’de dünyayı kasıp kavuran ChatGPT gibi başarılı YZ ürünlerini geliştirmek için rekabet halinde.

Aracı kurum CLSA’ya göre, Çin’de 2022’de 130’dan fazla LLM bulunuyordu ve bu rakam küresel toplamın %40’ını oluşturarak ABD’nin %50’lik payının hemen arkasında yer alıyordu. Çin’in önde gelen ChatGPT benzeri sohbet botlarından biri olan Baidu’nun Ernie Bot’u, CTO’nun Aralık ayında yaptığı açıklamaya göre 100 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı.

Çin, yapay zeka teknolojisindeki bu hızlı gelişmelerle birlikte küresel sahnede etkisini artırmaya devam ediyor.

Microsoft, Rus hacker grubu tarafından hacklendi: Sonuçları ne olabilir?

Microsoft, son zamanlarda Rusya Dış İstihbarat Servisi tarafından desteklenen bir hacker grubu olan Midnight tarafından gerçekleştirilen bir saldırıya maruz kaldı. Bu saldırı, Microsoft’un en üst düzey liderlik ekibi ve siber güvenlik fonksiyonları dahil olmak üzere kurumsal e-posta hesaplarına erişimi içeriyordu.

Microsoft, Rus hacker Saldırısı, temel bir bilgisayar korsanlığı yöntemi olan “şifre püskürtme” kullanılarak gerçekleştirildi. Microsoft, bir blog yazısında, hacker grubunun eski bir test hesabına sızarak daha sonra üst düzey liderlik ekibi dahil olmak üzere birçok hesaba erişim sağladığını ve e-posta ve belgeleri çaldığını belirtti.

Microsoft, saldırının kendi ürünlerindeki güvenlik açıklarından kaynaklanmadığını vurguladı, ancak bu olayın şirketin siber güvenlik protokollerini sorgulamaya açtı. Özellikle, şirketin güçlü parolaların kullanılmasını ve kullanılmayan hesapların kapatılmasını sağlamadaki eksiklikleri eleştirildi.

Microsoft Rus hacker

Bu saldırı, Microsoft’un son dönemdeki güvenlik zafiyetleri ve Çin hükümetinin diplomatik yazışmalarını ele geçirme olaylarıyla birlikte ele alındığında, federal hükümeti endişelendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Microsoft, şu ana kadar hacker grubunun müşteri ortamlarına, üretim sistemlerine, kaynak koduna veya yapay zeka sistemlerine erişimi olduğuna dair kanıt bulunmadığını iddia etse de, olayın üzerindeki soruşturmanın devam ettiğini belirtti.

Bu olay, güvenlik açıklarıyla mücadele edilmesini teşvik eden yeni bir Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi‘nin de açıklanmasıyla birlikte, teknoloji şirketlerini ve özel sektörü daha güvenli uygulamalara yönlendirmeyi amaçlayan bir çağrıyı içeriyor. Federal yetkililer, zayıf yazılım güvenliğinin Amerikan vatandaşları için sistemik risk oluşturduğunu belirterek, bu konuda sorumluluk alınması gerektiğini vurguluyor.

Microsoft’un güvenlik önlemlerine ilişkin eleştiriler ve bu tür saldırıların artması, şirketin federal sözleşmelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği endişelerini artırmaktadır. Bu durum, teknoloji şirketlerinin siber güvenlik önlemlerini artırmalarına yönelik bir baskı oluşturabilir.

Bilgisayarcı dedeler aranıyor!

0

Bir Alman demiryolu şirketi, Windows 3.11 Yöneticisi için iş ilanı verdi. Şartlar, 30 yıllık işletim sistemi Windows for Workgroups ile mücadele etme becerisine ek olarak, MS-DOS kullanmayı bilmeyi de içeriyor. Yöneticinin 166MHz işlemcilere ve 8MB RAM’e sahip sistemleri denetleyeceği iddia ediliyor. Modern demiryollarının hala bu kadar eski sistemlerde çalışıyor olması biraz endişe verici görünebilir, ancak kritik görev sistemleri genellikle “eğer bozulmadıysa, tamir etme” kuralına bağlı kalıyor.

Önemli gerçek zamanlı verileri sağlamak için bu tür eski eski işletim sistemlerine güvenildiğini görmek biraz endişe verici, ancak eski yazılım tarafından çalıştırılan eski görev açısından kritik sistemler bulmak alışılmadık bir durum değildir. Ayrıca ekran, kritik değil yalnızca bilgi amaçlı veri sağlayabilir.

Windows 3.1X, Microsoft’un GUI tabanlı işletim sisteminin entegre ağ bağlantısına sahip ilk sürümü olmasıyla dikkat çekiyordu ve 386 korumalı mod ağ yığınını tanıtmıştı. Microsoft, bu ağ dostu işletim sistemini 1992’de piyasaya sürdü ve 31 Aralık 2001’de bu işletim sistemine verilen desteği sona erdirdi.

Hacker News forumunda yapılan bazı sohbetlere göre, yukarıda bahsedilen eski sistem şu anda Almanya’nın ICE 1 ve ICE 2 trenlerinde kullanılıyor. Eğer doğruysa, yazılım MS-DOS ve Win 3.11’e dayanıyor. Bir başka ilginç iddia da Win 3.11 çalıştıran demiryolu sistemlerinden birinin 1996 yılından kalma bir BIOS’a sahip olduğu ve 166MHz işlemci artı 8MB RAM içerdiği iddiası.

Eski donanım ve yazılımlar en beklenmedik yerlerde ortaya çıkmaya devam ediyor. Bu arada meraklılar hala Intel’in eski 8088 CPU ve tabanlı bilgisayarlarını satın alıyorlar ve ISA bus grafik kartlarını hız aşırtmayla uğraşıyorlar!

Microsoft, APAC veri merkezi filosunu genişletme yolunda!

Hafta sonu Microsoft tarafından yayınlanan bir iş ilanına göre yazılım devi, “Microsoft’un bulut altyapısını inşa etmek için gayrimenkullerin teslimi ve önceden konumlandırılmasından” sorumlu bir ekip içinde çalışacak bir Veri Merkezi Arazi Edinme Yöneticisi aranıyor.

İlanda başvuru sahiplerine bu işin “çeşitli pazarlarda altyapımızı geliştirmek ve genişletmek için bir stratejinin şekillendirilmesine ve uygulanmasına yardımcı olacağı” vaat ediliyor. Başarılı bulunan ve işe alınan aday, Doğu Asya, Güney Asya, Güneydoğu Asya ve Okyanusya’nın çoğunu içine alan APAC bölgesinde birden fazla görevi yönetecek. İlanda, önemli teknik bileşenler içeren gayrimenkul işlemlerinde on yıllık deneyim ve “üst düzey elektrik, güç ve soğutma, fiber optik ve diğer teknik gereklilikler” konusunda yeterlilik isteniyor.

Bununla birlikte ilginç bir şekilde, iş ilanında ayrıca adayın “alternatif gayrimenkul işlem yaklaşımları hakkında güçlü bilgi” sahibi olması isteniyor. Burada “Alternatif gayrimenkul işlem yaklaşımları “nın ne anlama geldiği belirtilmemiş. Singapur merkezli iş, başarılı başvuru sahibinin zamanının yüzde 25’ini yolda geçirmesini gerektirebilir.

Microsoft Copilot kod yorumlayıcısı

Microsoft’a göre, Asya Pasifik bölgesindeki 11 pazarda 20 veri merkezi bölgesi işletiyor ve daha fazlası da gelecek. Bu pozisyonun sadece Microsoft’un Azure altyapısı için “APAC” takısını kullandığı ülkeleri mi – yani Hong Kong ve Singapur’u mu – yoksa yazılım devinin bölgesel merkezinin yönettiği diğer ülkeleri mi kapsadığı net değil. İlanda ayrıca Microsoft’un bölgede kaç tane daha veri merkezi planladığı belirtilmiyor.

Ancak kısa süre önce Amazon’un bulut bilişim kolu AWS aracılığıyla Japonya’ya 15 milyar dolar yatırım yapacağını duyurduğunu unutmamak gerekiyor. Yani özellikle Asya Pasifik bölgesinde bulut bilişim oyuncularının yatırımlarını artırma çabası içine girdiğini söylemek yanlış olmaz. Microsoft da iş ilanında “Bulut Operasyonları ve İnovasyon (CO+I), işimizi geleceğe ölçeklendirmek için sahip olunan ve geliştirilen arazi sahalarını sunmak üzere stratejiler geliştirmekte ve uygulamaktadır.  Odak noktamız, talebi karşılamak ve genel teslimatımızın maliyetini ve etkisini azaltmak için yüksek kaliteli, uygun maliyetli ve yenilikçi çözümler yoluyla stratejik ölçeklendirmeyi yönlendiren akıllı büyümedir” diyerek bu konuya dikkat çekiyor.

Apple Pencil 3’e ilginç özellikler geliyor!

0

Apple, son günlerde iOS 17.4’ü duyurarak iPadOS 17.4’ün ilk beta sürümünü geliştiricilere sundu. Bu yeni sürümde, yakında tanıtılacak olan iPad Pro’nun yanı sıra Apple Pencil 3’e ait çığır açan bir özellik keşfedildi.

Yapılan incelemelerde, yeni Apple Pencil 3’ün “Bul” özelliği ile geleceği ortaya çıktı. Bu özellik, kullanıcılara kaybolan kalemlerini Find My (Bul) uygulaması aracılığıyla bulma imkanı sağlayacak. Bu, ilk defa bir Apple kalem modelinin diğer Apple cihazları gibi “Bul” özelliğine sahip olacağı anlamına geliyor.

Apple Pencil 3’ün Bul özelliği, kullanıcılara AirPods ve AirTags gibi cihazları bulma konusunda sağladığı kolaylıkla benzerlik gösteriyor. Ancak, yeni Apple Pencil’ın UWB teknolojisine sahip olup olmadığı veya uygulamanın yalnızca haritada son konumu mu göstereceği, henüz bilinmiyor.

Apple Pencil 3'e

iPadOS 17.4 beta sürümü, geliştiricilere, uygulamalarını Apple Pencil ile uyumlu hale getirmek için kullanabilecekleri PencilKit API’nin yeni bir sürümünü sunmaktadır. Ancak, PencilKit 3 ile gelen yenilikler hakkında henüz bir bilgi bulunmamaktadır.

Öte yandan, Apple’ın yeni nesil iPad Pro için tasarladığı aksesuarlar da dikkat çekiyor. Söylentilere göre, geçen yıl ortaya çıkan bilgiler, Apple Pencil 3’ün değiştirilebilir manyetik uçlara sahip olacağını öne sürmüştü. Ayrıca, OLED ekran, M3 çip ve MagSafe teknolojisi gibi özelliklere sahip yeni iPad Pro modeli üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.

Yeni iPad Pro’nun yatay Face ID kamerasıyla birlikte geleceği ve Mart ayı etkinliğinde tanıtılması bekleniyor. Apple hayranları, bu etkinlikte yeni iPad ve aksesuarlarıyla tanışma fırsatını sabırsızlıkla bekliyor.

Popüler e-ticaret sitesine soruşturma açıldı!

0

Rekabet Kurumu, rekabete aykırı davranışlarda bulunun teknoloji şirketlerini yakından takip etmeye devam ediyor. Bu kapsamda kurum, kısa süre önce ise önde gelen e-ticaret platformlarından Çiçeksepeti’ne soruşturma başlattı. İşte ayrıntılar…

Rekabet Kurumu, Çiçeksepeti’ne soruşturma başlattı

Rekabet Kurumu, resmi web sitesi üzerinden yaptığı açıklama ile Çiçeksepeti’nin hizmetlerini üçüncü taraflara kapatması ve kendi bayileri lehine davranışlarda bulunmak suretiyle açılan önaraştırmanın karara bağlandığını duyurdu.

Rekabet Kurumu, Çiçeksepeti'ne soruşturma başlattı

Rekabet Kurumu, önaraştırmada elde edilen bilgiler, belgeler ve yapılan tespitleri müzakere ettiklerini, bunun sonucunda Çiçeksepeti İnternet Hizmetleri AŞ hakkında soruşturma açılmasına karar verdiklerini açıkladı.

Bu soruşturmanın ne zaman sonuçlanacağı ise bilinmiyor. Rekabet Kurumu’nun ilgili açıklaması şu şekilde;

Çiçeksepeti İnternet Hizmetleri AŞ’nin platform hizmetlerini üçüncü taraflara kapatmak ve kendi bayileri lehine davranışlarda bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği iddialarına yönelik yürütülen önaraştırma Rekabet Kurulunca karara bağlandı. 

Önaraştırmada elde edilen bilgileri, belgeleri ve yapılan tespitleri 11.01.2024 tarihli toplantısında müzakere eden Rekabet Kurulu, bulguları ciddi ve yeterli bularak; Çiçeksepeti İnternet Hizmetleri AŞ hakkında soruşturma açılmasına, 24-03/23-M sayı ile karar vermiştir.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Bebek bakım girişimi Cubtale 500.000 dolar yatırım aldı!

İki Türk kadın girişimci tarafından geliştirilen ve ABD’de faaliyet gösteren yerli girişim Cubtale, özellikle ilk defa anne-baba olan ebeveynlerin bebek büyütme yolculuklarında onlara yardımcı olmayı hedefleyen ürün ve çözümleri ile ön plana çıkıyor. Bugüne dek binlerce ebeveyne dokunan platform, basit ama özel ürün ve servislerinin yanı sıra veri girişini kolaylaştıran yazılım ve donanım çözümleri dikkat çekiyor.

Cubtale, özellikle yeni doğan bebekler için uyku süresi, bez değişimleri ve emzirme aralıkları takibinden daha büyük çocuklar için banyo ve diş fırçalama rutini takibine dek pek çok basit ama ebeveynler için son derece önemli süreç takiplerini sağlayan ürün ve çözümler sağlıyor. 49 dolarlık tekli ürünlerden 189 dolarlık paket ürün ve servislere dek geniş bir yelpazede ürün ve çözümler geliştiren Cubtale’in App Store uygulama mağazasında da ücretsiz bir uygulaması mevcut.

ABD’de faaliyet gösteren girişim,  daha önce Lazika, Fit Brokoli ve Buluttan gibi farklı alanlarda ürün ve servisler geliştiren Türk girişimcilere destek olan Amazon yöneticisi Cem Sibay ve Esat Sibay tarafından 500 bin dolarlık bir yatırım aldı. Techstars ve FoundersBoost gibi girişim hızlandırma programlarını başarıyla tamamlayan Cubtale, kısa süre önce Mom’s Choice Awards ödülü de almayı başardı. ABD’de hızla büyüyen sağlık teknolojileri pazarında önemli bir yer edinmek isteyen yerli girişim Cubtale, alt yapısını yapay zekâ ile kuvvetlendirmeyi planlıyor. Firmanın kurucuları Selin Tamer ve Duygu Karaoğlan Altop Cubtale’i şu sözlerle özetliyor:

“Ebeveyn olmak, psikolojik, fiziksel ve duygusal değişimleri aynı anda içeren dönüşümsel bir deneyimdir. Bu kadar çok şey olurken, hayatımızın bu aşamasında mevcut olan bilgi miktarı şüphesiz bunaltıcıdır. Ebeveynler olarak, çocuklarımıza daha iyi bakım sağlayabilmek için ilgili bilgileri araştırmalı, filtrelemeli, benimsemeli ve uygulamalıyız. Bilgileri sağlık uzmanlarımızla iletişim kurmalı, gelecekteki olaylar için saklamalı ve tüm bakım kilometre taşlarını takip etmeliyiz ve bu kesinlikle kolay değil.

Cubtale, bakımı birbirine bağlamak için burada. Rutin bakım verilerini doğru bir şekilde yakalamalarına yardımcı olarak ve bu verileri anlamlı ve alakalı hale getirerek ebeveynlere gönül rahatlığı sağlamak için bir yolculuğa çıkıyoruz. Bakıcının yolculuğunu kişiselleştiriyoruz. Bakıcılara ilgili ve zamanında incelenmiş bilgiler sunuyoruz. Ebeveynlerin daha iyi bakım sağlamasına yardımcı olduğumuzda kendimizi iyi hissediyoruz.”

Stellantis sanal kokpit platformunu tanıttı!

Stellantis, Sanal Mühendislik Çalışma Alanı’nın temel bileşeni olarak türünün ilk örneği olan sanal kokpit platformunu tanıttı. Endüstride bir ilk olan bu inovasyon, Stellantis geliştirme döngülerini 100 kata kadar hızlandırarak bilgi-eğlence teknolojisini başka bir boyuta taşıyor. Yeni platform, QNX Accelerate bulut tabanlı araç portföyü kapsamında şu anda AWS Marketplace aracılığıyla erken erişime sunulan BlackBerry’nin buluttaki QNX® Hypervisor’ını kullanıyor. Stellantis artık araç kontrollerinin ve sistemlerinin gerçekçi sanal versiyonlarını oluşturabiliyor. Yeni teknoloji, Stellantis’in çekirdek yazılımlarını değiştirmeye gerek kalmadan gerçek performansı taklit eden araç kontrolleri ve sistemlerinin gerçekçi sanal modellerini oluşturmasına izin veriyor. Daha önce birkaç ay süren süreçler artık belirli durumlarda 24 saat gibi kısa bir zamanda tamamlanabiliyor.

Gerçeğe yakın sanal kokpit platformu

Stellantis sanal kokpit

AWS Marketplace üzerinden QNX Hypervisor’a erişim, Stellantis‘in bulut ortamına sanal kokpit yüksek performanslı bilgi işlem (HPC) simülasyonu eklemesine olanak tanıyor. Karma kritiklik sistemi ve çok işlevli işletim sistemlerinde gömülü uygulama geliştirme için sektörde bir ilk olan bu platform, VirtIO standardı Trout v1.2’de tanımlandığı gibi QNX Hypervisor Amazon Machine Images (AMI’ler) ve endüstri standardı donanım arayüzlerini içeriyor. Grafiklerin, sesin ve dokunmatik ekran/fare/klavye girişlerinin sanallaştırılması gibi araçlar sayesinde bu çözüm, QNX Hypervisor tabanlı sistemlerin bulutta çalıştırılması ile gerçek donanım üzerinde çalıştırılması arasında çok az fark oluşturuyor veya fark oluşturmuyor.

Yazılım, Dare Forward 2030 stratejik planında belirtildiği gibi Stellantis’in temiz, güvenli ve uygun fiyatlı mobilite sunmasında temel bir yapı taşı ve yapay zekâ destekli STLA Brain, STLA SmartCockpit ve STLA AutoDrive teknoloji platformlarının arkasındaki itici güç niteliğinde. Stellantis, 2022 yılında araç platformları için bulut sağlayıcısı olarak AWS’yi seçti. İki şirket Stellantis’in amaca yönelik şirket içi VEW üzerinde çalışmaya başladı.

Yazılım odaklı bir yaklaşım benimseyen ve QNX Hypervisor çözümünü bulutta kullanıma sunan Stellantis, müşteri geri bildirim oturumlarını hızlandırabiliyor ve minimum çabayla belirli bir marka ve aracın kokpit deneyimini kopyalayabiliyor ve sürücünün deneyimini optimize etmek için gerçek zamanlı değişiklikler yapabiliyor. Buluta düşük gecikmeli erişimle desteklenen bu gerçek zamanlı geri bildirim, Stellantis’in gelecekteki bilgi-eğlence özelliklerini ve uygulamalarını oluşturmak için müşteri ve geliştirici tabanından değerli geri bildirimler almasına olanak tanıyor.

Müşterilerin ihtiyaçlarına daha yakın öncü bir teknoloji

Stellantis sanal kokpit

Yazılımın, araçlarda giderek daha önemli hale geldiğini söyleyen Stellantis Baş Yazılım Sorumlusu Yves Bonnefont, “Bu durum bizi yazılımı geliştirme ve doğrulama yöntemlerimizde yenilik yapmaya yönlendiriyor. Sanal kokpitimizle sadece kendi yaklaşımımızda değil, aynı zamanda sektördeki tedarikçilerimiz ve ortaklarımızın yaklaşımında da devrim yaratıyoruz. Böylece, bu teknoloji ve daha hızlı geliştirmelerin yanı sıra geri bildirim döngüleri sayesinde müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha yakın olabiliyoruz. Bu, otomotiv dünyasında müşteri öncelikli inovasyon ve verimlilik yolunda atılmış önemli bir adım” dedi.

BlackBerry IoT Başkanı Mattias Eriksson da konu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “QNX’in gömülü yazılım için gerçek hayattakine benzer sanal geliştirme ortamı yaratma konusundaki önemi nedeniyle uzun süredir desteklediği satıcı ve platformdan bağımsız VirtIO standardından yararlanan bulutta güvenilir QNX Hypervisor platformumuza erken erişim sunmaktan mutluluk duyuyoruz. AWS bulutunda dünyanın ilk ticari hipervizörünü başlatmak üzere Stellantis ile birlikte çalışmak, tüm ürün yaşam döngüsü boyunca karmaşıklığın azaltılmasına, inovasyonun hızlanmasına ve araç içi yazılım geliştirme maliyetlerinin azaltılmasına yardımcı oluyor.”

Standart VirtIO arayüzleri aynı zamanda otomotiv ortaklarından oluşan bir grup tarafından OEM’lerin tekliflerini ölçeklendirmek ve OEM ortamında tak ve çalıştır özelliğini etkinleştirmek için de kullanılıyor. Avantajlarının bilincinde olan AWS, kokpit HPC’lerinin bulut simülasyonuna yönelik VirtIO endüstri standardını destekliyor.

BlackBerry QNX, QNX Accelerate’i, ilk etapta QNX® Neutrino® RTOS 7.1 ve QNX® OS for Safety 2.2.3’ü içeren bir portföy ile Ocak 2023’te pazara sundu. Bunlar, QNX müşterilerinin bir QNX işletim sistemini AWS bulut donanımında çalıştırmasına olanak tanıyan Amazon Machine Images ile sağlanıyor. QNX Hypervisor’ın buluttaki erken erişim sürümü şu anda mevcut ve genel kullanım 2024 yılının sonlarında duyurulacak.

Musk’ın Cyborg şirketi Neuralink ilk insanlı deneyini yaptı

0

Elon Musk, dün X’te yayınladığı ve daha sonra Neuralink tarafından da paylaşılan mesajında “İlk insana dün @Neuralink implant ıtakıldı ve durumu iyiye gidiyor. İlk bulgular umut verici nöron artış tespitini gösteriyor” duyurusunda bulundu. Hastaya ilişkin ayrıntılar verilmedi, ancak Neuralink’in ilk insan denemesi olan Precise Robotically Implanted Brain-Computer Interface (PRIME) çalışması olarak bilinen altı yıllık programın insan deneyleri izni Mayıs ayında verilmiş ve firma Eylül ayında denek kabul programını başlatmıştı.

Programa giriş başvurularında ALS hastaları ve omurilik yaralanmaları öncelikli ancak programa giriş ALS ya da omurilik yaralanması ile sınırlı değil. Çalışmanın işe alım broşüründe “Kuadriplejiniz (kol ve bacakların his ve hareket kabiliyetini yitirmesi ile oluşan felç) varsa ve bilgisayarınızı kontrol etmenin yeni yollarını keşfetmekle ilgileniyorsanız, hak kazanabilirsiniz” ifadesi yer alıyor.

PRIME çalışmasında kullanılan ve beyne yerleştirilebilen beyin bilgisayar arayüzü (BCI), beyin aktivitesinden amaçlanan hareket sinyallerini çözmek ve ardından harekete yardımcı olan cihazları kontrol etmek için tasarlanmış durumda. BCI, her biri bir insan saçından daha ince olan 64 ipliğe dağıtılmış 1024 elektrot aracılığıyla aktiviteleri kaydediyor.

Neuralink’in bu deneylerdeki öncelikli hedefi, PRIME’ın N1 olarak bilinen BCI implantının, R1 olarak bilinen cerrahi robotun ve felçli bireylerin harici cihazları kontrol etmesini sağlamak için N1 Kullanıcı Uygulaması olarak bilinen ilgili yazılımın güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek. Musk ilk duyurusunun ardından ilk Neuralink ürününün adının “Telepati” olduğunu açıkladı ve “Telefonunuzu ya da bilgisayarınızı ve bunlar aracılığıyla neredeyse tüm cihazları sadece düşünerek kontrol etmenizi sağlıyor. İlk kullanıcılar uzuvlarını kullanamayanlar olacak” dedi. Seri girişimci daha sonra ideal bir kullanıcıyı göstermek için merhum teorik fizikçi Stephen Hawking’in imajını çizdi.

Musk, Neuralink gibi bir aracın tekerlekli sandalyeye bağlı bilim adamının “hızlı bir daktilocudan ya da müzayedeciden daha hızlı iletişim kurmasını sağlayacağını söyledi. Amaç bu.” Tüm bunlar kulağa çok asil gelse de, zihin kontrolü anlatısıyla ilgili komplo teorilerinin yanı sıra bazı çok daha gerçekçi endişeler de var.

Birincisi, araştırma ekibi klinik deneyler için ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) ancak birçok gecikmeden sonra onay alabilmiş olması.  Kurumdan gelen endişeler, çıkarıldığında beynin zarar görmesinden, çiplerin aşırı ısınmasına, beyne lityum iyon pil yerleştirmenin genel risklerine ve kabloların “göç edebileceği” korkusuna kadar uzanıyordu.

Bu arada Neuralink ürününü maymunlar üzerinde test etti ki testlerde kullanılan bazı primatların enfeksiyon kapması ya da ölmesi üzerine hayvanlara zulüm suçlamaları gündeme geldi. Neuralink sonunda canlı bir maymunun beyniyle pong oynadığı bir video yayınladı.

Ya implantlar bir şekilde hacklenirse?

Konunun güvenlik boyutu ve beyin bilgisayar arayüzü (BCI) ile ilgili sistemlerinin güvenliğinin nasıl sağlanacağı net değil. Günümüzde siber saldırıların sınır tanımadığı ve hızla yayıldığı düşünülürse, bu konuda nasıl bir yol haritası izleneceği merak konusu.

Bu arada hemen belirtmeliyiz ki Neuralink bir insana BCI yerleştirme çabasındaki ilk şirket değil. Hem kamu hem de özel klinik araştırmaların veritabanı olan ClinicalTrials.gov’da yapılan bir arama, dünya çapında BCI ile ilgili tamamlanmış ve devam eden bir dizi çalışmayı ortaya çıkarıyor. Ancak, ilginç bir şekilde Neuralink ile ilgili herhangi bir sonuç çıkmıyor – bu da Musk’ın ayrıntıları gizli tutmak istediğini göstermekte.

DeBa Ventures, 30 milyon dolarlık yeni fonunu duyurdu!

iyzico’nun başarı hikayesi ile Türkiye girişim ekosisteminin yakından tanıdığı Barbaros Özbugutu’nun kurucusu olduğu DeBa Ventures, 30 milyon dolarlık yeni fonunu duyurdu. DeBa Ventures, önümüzdeki dört yıl içinde erken aşama girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

Türkiye fintech pazarının yakından tanıdığı Barbaros Özbuğutu, 30 milyon dolar sermeyaye sahip yeni fonunu duyurusunu gerçekleştirdi. Fon, önümüzdeki dört yıl içinde erken aşama girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

Lüksemburg merkezli DeBa Ventures’ın ana odağında erken aşama fintech ve B2B teknoloji girişimleri yer alıyor. Fon, Türkiye başta olmak üzere, coğrafya kısıtlaması olmadan gerçek problemler üzerine çalışan yerli ve yabancı girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

DeBa Ventures’ın General Partner pozisyonu, 1 Mart 2024 tarihi itibariyle, Startup Wise Guys’da yaklaşık beş yıldır görev yapan ve 2022’den beri 130’dan fazla yerli ve yabancı erken aşama girişime yatırım yapan Günce Önür’e emanet edilecek.

Girişimci kökenli fon sayısının artması gerekiyor

DeBa Ventures Kurucu Ortağı Barbaros Özbuğutu
DeBa Ventures Kurucu Ortağı Barbaros Özbuğutu

DeBa Ventures’ın yeni 30 milyon dolarlık fonuyla ilgili olarak şirketin kurucu ortağı olan Barbaros Özbugutu, “Girişimcilik serüvenimde en verimli çalıştığım fonların başında hep girişimcilik yapmış fon yöneticileri vardı. Dünyada girişimci geçmişli fon sayısının artması gerektiğine inanıyorum. DeBa Ventures’ı kurarken, bu sorumluluğu hissederek harekete geçtik. Girişimcileri odak noktamıza alıp, finansal destek sağlamanın ötesinde, liderlik, strateji, uygulama ve zihinsel sağlık konularında kurucuların yanında olmayı hedefliyoruz” dedi.

DeBa Ventures General Partner’i Günce Önür:“Girişimcileri merkeze koyan global bir yatırım fonuyuz“

Şirketin kuruluş aşamasında Barbaros Özbuğutu ile birlikte farklı ekosistemlerdeki örnekleri analiz ettiklerini belirten Günce Önür,  “Amacımız bir venture capital fonunun ötesinde, hem girişimcilik ve exit hem de global yatırım tecrübelerimizi harmanlayarak, girişimcilerin kendisini merkeze koyan bir global yatırım fonu olmak. Aktif olarak yatırımlara başladığımız bu dönemde erken aşama girişimlerle tanışmak için sabırsızlanıyoruz” şeklinde konuştu.

Ekip, yatırım yaptıkları erken aşama girişimlere sadece finansal destek sunmakla kalmayıp aynı zamanda mentorluk, geniş bir yatırımcı ağına erişim ve küresel genişlemeye rehberlik etme taahhüdünde bulunuyor.

Barbaros Özbugutu’nun iyzico şirketinin PayU tarafından 2019’da satın alınmasının ardından, FinTech sektöründe özellikle sahip olduğu deneyimler, DeBa Ventures’ın portföy şirketlerine sunduğu değeri gösteren önemli bir etken olarak öne çıkıyor. DeBaVentures ekibi, finansal yatırımların yanı sıra girişimcilerin zihinsel sağlığına odaklanan çeşitli destek programlarını da paylaşmaya hazırlanıyor.

Yapay zeka, televizyon teknolojisini yeniden şekillendiriyor!

Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı değişimlerle birlikte, gelecekteki televizyonlarımızın büyük olasılıkla yapay zeka ile donatılacağı bir gerçek haline geliyor. CES 2024 etkinliğindeki lansmanlar, yapay zekanın televizyon sektöründeki etkisini açıkça ortaya koydu. Yapay zeka, bir televizyonun sadece bir cihazdan beklenenleri değil, aynı zamanda özel bir deneyimi optimize etme kapasitesini artırıyor.

TCL‘nin pazarlama ve geliştirmeden sorumlu başkan yardımcısı Scott Ramirez, şirketin yapay zeka destekli işlemcileri hakkında, “Daha iyi işleme daha iyi bir görüntü sağlar” diyerek, bu teknolojinin görüntü kalitesini önemli ölçüde iyileştirdiğini belirtti. Yapay zeka destekli yükseltmeler, özellikle TCL‘nin S5, Q6, QM7, QM8, ve devasa QM89 televizyon modellerinde kullanılarak tüketici deneyimini zirveye taşıyor.

Hisense, CES basın toplantısında Hi-View Engine yonga setlerini tanıtarak, “Taahhüdümüz üstün görüntü kalitesi ve performansın ötesine uzanıyor. Bu, tüm aile için özel deneyimler yaratmakla ilgili” dedi. Hisense, yapay zeka işleme yetenekleriyle, görüntü optimizasyonundan yüz tanıma özelliklerine kadar geniş bir yelpazede yenilikçi özellikler sunmayı hedefliyor.

LG, yapay zekayı sadece bir özellik değil, tüm varoluş biçiminin merkezine yerleştirerek, “Düzenlenmiş zeka” kavramını benimsiyor. Şirketin CEO’su William (Joowan) Cho, “Yapay zeka beyni, müşterilerin ihtiyaçlarına odaklanmakla başlıyor ve nihayetinde somut eylemleri harekete geçirmek için en uygun çözümleri üretiyor” diyor. LG‘nin Alpha 11 işlemcisi, kullanıcıları seslerinden tanıyarak kişiselleştirilmiş deneyimler sunmayı amaçlıyor.

Samsung ise yapay zekayı tüm ürün portföyüne entegre ederek, normal tüketicilerin yapay zeka birimlerinin etkisini fark etmelerini sağlamayı hedefliyor. Samsung Visual Display Business başkan yardımcısı Jay Kim, “NPU’ların gücünü fark etmelerine yardımcı olacak deneyimleriyle birleşen olağanüstü yeni bir deneyim yaşayacaklarını düşünüyorum” diyor. Samsung‘un yapay zeka destekli cihazları, kullanıcıların sağlık uygulamalarından egzersiz değerlendirmelerine kadar geniş bir yelpazede kullanım sunuyor.

Yapay zeka, televizyon teknolojisinde sadece görüntü kalitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcı deneyimini kişiselleştirmeye ve optimize etmeye odaklanarak, gelecekteki televizyonlarımızı daha akıllı ve etkileşimli hale getiriyor. CES 2024‘te yapılan tanıtımlar, yapay zekanın televizyon sektöründeki önemini bir kez daha vurguluyor.

Oracle Java’ya yeni özellikler ekliyor!

Oracle, dünyanın en popüler programlama dillerinden biri olan Java’nın 2024 geliştirme planlarını duyurdu. Nicolai Parlog tarafından 18 Ocak’ta yayınlanan bir video üzerinden paylaşılan bilgilere göre, Oracle’ın projeleri, daha küçük, üretkenlik odaklı özelliklerden GPU’lar gibi yabancı programlama modellerine kadar geniş bir yelpazede iyileştirmeleri içeriyor.

Projelerin başında “Babylon” geliyor

Project Babylon kapsamında, Oracle, kod yansıtma, yansıma API’sini genişletme ve Java kodunun bir yöntem içinde dönüştürülmesine izin verme planları üzerinde çalışıyor. Bu sayede geliştiriciler, yazdıkları Java kodunu daha sonra matematiksel bir işlev olarak değerlendirebilecekleri bir yapıya kavuşacak.

Leyden ve Amber projeleriyle başlangıç süreleri ve dil iyileştirmeleri hedefleniyor

Project Leyden, başlangıç sürelerini geliştirmeyi amaçlıyor ve 2024 planları, prototip kondansatörlerin üretim aşamasına geçişine odaklanıyor. Aynı zamanda Project Amber, önizlemede bulunan bazı özellikleri içeriyor. Bu özellikler arasında string şablonları, basitleştirilmiş ana yöntem ve this() ve super() öncesi ifadeler yer alıyor.

Valhalla ve Lilliput projeleriyle performans ve bellek ayak izinde iyileştirmeler

Project Valhalla, Java nesne modelini uzun süredir devam eden performans darboğazlarını ortadan kaldırmak için değer nesneleriyle büyütmek üzerinde çalışıyor. Ayrıca, Project Lilliput, HotSpot JVM’deki Java nesne başlıklarını küçültmeyi ve bellek ayak izini azaltmayı amaçlıyor.

Project Loom, Java VM ve API özelliklerini geliştirmeye odaklanıyor. Gelişmelerin ikinci önizleme aşamasına ulaşması beklenen Loom Projesi, yapılandırılmış eşzamanlılık ve kapsamlı değerler API’leri ile dikkat çekiyor.

Oracle, bu projelerin birçoğunun 2024 içinde tamamlanabileceğini ancak bazı iyileştirmelerin 2025 veya daha sonrasında kullanıma sunulacağını belirtiyor. Geliştiriciler, Java’nın geleceğine dair bu planlar doğrultusunda ilerlemeleri bekliyor.

Generali Sigorta’nın CTO’su değişti!

0

Yaklaşık 19 yıldır Türkiye sigorta sektöründe şirket ve danışmanlık tarafında farklı pozisyonlarda çalışan, 4 yıldan fazladır da Generali Sigorta’da Aktüeryal Fiyatlandırma ve Tarife Yönetimi Kıdemli Müdürü olarak görev yapan Cenk Yalçın, yeni dönemde şirketin teknik süreçlerinden sorumlu olacak.

1979 yılında Ankara’da dünyaya gelen Yalçın, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Endüstri Mühendisliği üzerine yüksek lisans derecesi de bulunan Yalçın, uzun yıllardır sigorta sektöründe farklı görevlerde bulundu. Hazine Sicili’ne kayıtlı aktüer olan Yalçın aynı zamanda halen Aktüerler Derneği Başkan Yardımcılığı görevi de yürütüyor.

Generali Sigorta’nın yeni CTO’su Cenk Yalçın yaptığı açıklamada önümüzdeki dönemde teknolojik altyapılarını daha da güçlendireceklerini belirterek şunları söyledi: “Generali Sigorta olarak 2024 yılında da şimdiye kadar olduğu gibi müşterilerimize en yüksek kalitede hizmet verme ve yüksek teknik performans ile çalışma ve büyüme arzusundayız.”

Enerji verimliliği girişimi Apollo IoT 810.000 dolar yatırım aldı

Enerji sektörüne yönelik fatura kontrol, optimizasyon ve tahmin modelleriyle enerji verimliliğini artıran bulut tabanlı bir platform olan Türk girişimi Apollo IoT, girişimci ve melek yatırımcı Nevzat Aydın’ın da dahil olduğu bir yatırım turunda 13,5 milyon dolar değerleme üzerinden 810 bin dolar yatırım aldı.

Enerji izleme ve sürdürülebilirlik alanında yapay zekâ tabanlı çözümler sunan Apollo IoT, sektördeki diğer oyunculardan farklı olarak enerji ve sürdürülebilirliği bütünsel bir bakış açısıyla ele alıyor. Kendi alanında öncü olma iddiasındaki firma Türkiye’nin ilk dijital enerji platformu olduğunu söylüyor. Yapı Kredi, Arçelik, Hitachi, Henkel, Memorial, Medicana, Koç Üniversitesi Hastanesi gibi referanslara sahip firma yeni işbirliklerine de imza atmaya devam ediyor.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümü mezunu Ezgi Eylül Hasvatan Gavas ve Koç Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümü mezunu Burak Gavas tarafından 2020 yılında İzmir’de kurulan Apollo IoT daha sonra merkezini İstanbul’a taşıdı. Herhangi bir yatırım maliyeti olmadan enerji kullanımını sadece tüketim bazında değil maliyet bazında da izleyebilen tek platform olma iddiasındaki şirket hızla yatırım almayı başardı. Geçtiğimiz yıl Yapı Kredi Fast FRWRD Hızlandırma Programına katılmaya hak kazanan firma, işletmelerin enerji giderlerinin teknik ve finansal analizini, optimizasyonunu ve gelecekteki tüketim ve maliyet tahminini yapabilen yapay zekâ tabanlı bir çözüm sunuyor.

10 günlük ücretsiz demo sunumu olan Apollo IoT, Apple ve Google’ın uygulama mağazalarında da mobil uygulaması ile yer alıyor. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), GES kullanan bir gıda işletmecisi ve Medicana sağlık grubu ile yaptıkları projeleri de vaka analizi olarak yayınlamış durumda. Firma, ismindeki IoT kısmını Nesnelerin İnterneti (IoT) kavramından alıyor ve çevresel değişkenleri algılama, veri toplama ve analiz etme, bilgi işleme ve cihazları kontrol etme bağlamında IoT projelerine büyük önem veriyor. “IoT cihazları dünyaya ve işletmelere muazzam bir potansiyel sunuyor. Ama aynı zamanda zorlukları ve dikkate alınması gereken konuları da beraberinde getiriyor,” diyen firma çevik metodolojiler ve Nesnelerin İnterneti dağıtımlarında Şelale Metodolojisi ile başarılı IoT projeleri yönetilebileceğinin altını çiziyor.

Bağlantılı araçlarda veri güvenliğine dikkat!

100 yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip otomobiller, nitelikli verileri işleyecek yüksek teknolojiye sahip işletim sistemleri ve yazılımlarla “akıllı cihaza” dönüşürken, yeni tehditleri ve fırsatları da beraberinde getirmeye başladı.

Parmak izi veya yüz tanımadan trafik levhası-şerit veya asfalt yapısını tanımaya, sürüş güzergahlarını öğrenerek daha tutarlı sürüş sunmaya değin birçok yeniliğe sahne olan yeni nesil otomobillerle ilgili olarak konuşan Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı “Sürücünün ve otomobilin verileri artık yeni otomobillerde teknolojilerin gelişimi için çok kıymetli hale geldi. Ancak acil durum için paylaşılan konum bilgisinden parmak izine kadar birçok verinin paylaşımı, halen Avrupa dahil birçok bölgede hukuki bir zemine oturmuş değil ve bunun haklı sebepleri var. Örneğin büyük afetler veya savaş durumlarında araç üreticilerinin uzaktan erişimle araçları tamamen kullanım dışı bırakması imkânsız görünmesin. Koltuk ısıtma gibi basit donanımların abonelik yöntemiyle uzaktan erişimle açılıp kapatılması bile bu riskler hakkında ipucu veriyor. En küçük veri ihlali otomotivde tüm dengeleri alt üst edebilir. Ne var ki E-mobility’nin temel unsurları olan Connectivity, Otonom Sürüş, Electric (Elektrikle Çalışma) ve Share (Paylaşım) dijitalleşme ile önem kazanmıştır. Bu unsurların başarıyla uygulanabilmesi ve kullanıcı deneyimini artırabilmesi için özel verilerin toplanması kaçınılmaz.” yorumunu yaptı.

Ülkemiz otomotiv endüstrisinde 50 yılı aşkın süredir var olan Motor Aşin, yeni nesil otomobillerin getirdiği avantajları ve tehditleri gözler önüne serdi. Güvenlik ve kullanım konforu anlamında çok gelişmiş özelliklere sahip olan yeni otomobiller, hayatı kolaylaştırsa da bazı riskleri beraberinde getiriyor.

Hukuki süreçlerdeki belirsizlik e-mobiliteye engel oluyor

Dev üreticilerin önemli yatırımlarını ertelemesindeki temel unsurun hukuki süreçler olduğunu aktaran Aşçı, “Birçok üretici tam otonom sürüşten veri işleyen gelişmiş farklı teknolojilere değin yatırımlarını belirsizlikler nedeniyle erteliyor. Bu bir anlamda sürücülerin yeni teknolojilerden mahrum kalması anlamına gelirken, diğer taraftan karmaşık bir sürecin yönetimi hakkında soru işaretleri bulunuyor. Örneğin tam otonom bir araç bir kazaya karıştığında suçlu sürücü mü, otomobil mi, yazılım şirketi mi, yerel yönetim mi olacak? Büyük bir belirsizlik. Yine paylaştığınız parmak izleri, sürüş verileri ne amaçla kullanılacak? Bir savaş veya afet halinde uzaktan erişimle araçların kullanım dışı bırakılması imkânsız değil. Öyle ki abonelik sistemiyle uzaktan koltuk ısıtmayı kapatıp açacak bir network, yine uzaktan erişimle otomobilleri istediği gibi yönetebilme riskini beraberinde getiriyor. En ufak veri ihlali otomotivde dengeleri alt üst edebilir.” dedi.

Türkiye’deki bazı araçlarda E-Call / SOS veya gelişmiş uygulamalar kullanım dışı

Otomobillerde veri güvenliği konusunda Türkiye’nin de birkaç yıl evvel belirli adımlar attığına dikkat çeken Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “Bazı marka ve modeller ülkemize E-Call problemleri nedeniyle ithal edilmedi. Konum bilgisi gibi kritik seviyede önem arz eden verilerin, üreticinin ülkemizde kuracağı bir merkezde depolanması isteniyor. Veri toplama ve kullanma konusunda küresel standart eksikliği ve hukuki belirsizlik ise önemli sorunlara yol açıyor. Farklı ülkelerdeki düzenlemeler nedeniyle bazı markalar, veri merkezlerini ülke dışında konumlandırıyor. Türkiye’de ise bu durum, premium markaların bazı özelliklerinin kullanılamamasına neden oluyor. Veri merkezlerinin ülke sınırlarında olması talebi, güvenlik ve kontrol açısından gerekli olabilir. Ancak bu düzenlemelerin desteklenmesi ve uluslararası uyum, küresel oyuncuların pazarda etkin olabilmesi için önemli bir faktör. Burada hem hükümetlere hem de araç markalarına önemli görevler düşüyor.” ifadelerine yer verdi.

Oyun sektörüne hukuki düzenleme şart!

İstanbul merkezli web3 oyun oyun geliştiricisi ve yayıncısı Unipoly Games, oyuncu dünyasının büyük ilgi gösterdiği Raidfield 2 oyununun web3 entregrasyonun tamamlanarak yeni versiyonunun canlıya alındığı düzenlediği lansman etkinliğinde duyurdu. Unipoly’nin yeni yapısıyla ilgili detayların ve geliştirdiği yapay zeka merkezli teknolojilerin de paylaşıldığı etkinlik, oyun ve web3 sektörünün önde gelen isimlerini ve şirketin iş birliği yaptığı firmaların temsilcilerin ağırladı. Unipoly’nin hukuki taraftaki çözüm ortaklarından Gökçe Avukatlık Ortaklığı Kurucu ve Yönetici Ortağı Av. Görkem Gökçe yerinde takip ettiği etkinlikle ilgili yaptığı değerlendirmede Unipoly’nin sunduğu çözümlerin web3’ün oyun deneyimini dönüştürme potansiyeline çok iyi bir örnek olduğunun altını çizdi ve oyun sektörünün web3 entegrasyonunda hukukun kritik rolüne dikkat çekti.

Oyun tutkunlarını blok zinciri destekli oyunlarla buluşturmak için yola çıkan İstanbul merkezli Uniploy, oyun geliştiricisi ve yayıncı kimliğinin yanı sıra bir teknoloji şirketi olarak oyun sektörünün dinamiklerini şekillendirecek ve stüdyolara birçok avantaj sağlayacak servisler geliştiriyor.

Yenilikçi oyun girişimi, web3 entregrasyonu tamamlanan Raidfield 2’nin yeni versiyonunu canlıya alarak 2 milyon üzerinde kullanıcının deneyimine sunduğunu düzenlediği lansman etkinliğinde duyurdu. Oyun deneyiminin web2’den web3’e taşınması konusunda sunduğu yenilikçi çözümlerle dikkat çeken girişim, Raidfield2’nin yanı sıra geliştirilmesi devam eden Raidfield3, Six Cube Mystery ve Xdriver Pro isimli 3 farklı oyununu da 2024 yılı içerisinde yayınlayacağının bilgisini paylaştı. Unipoly, aynı zamanda Six Cube Mystery isimli korku oyununun film çekimlerine de 2024 yılında başlayarak tarihte ilk defa bir oyunu filmi ile eş zamanlı kullanıcılarının deneyimine sunmaya hazırlanıyor.

“Unipoly, oyun sektörünün dönüşümüne öncülük ediyor”

Av. Görkem Gökçe
Av. Görkem Gökçe

Unipoly’in partnerlerinden Gökçe Avukatlık Ortaklığı Kurucu ve Yönetici Ortağı Görkem Gökçe hukuki tarafta danışmanlık verdikleri Unipoly ve sunduğu çözümlerle ilgili değerlendirmeleri yaptı: Unipoly, AI ve web3 teknolojilerini entegre ederek oyun deneyimlerini geliştiren kapsamlı bir geliştirme platformu sunuyor. Entegrasyonu kolaylaştıran güçlü bir arka plan dağıtım sistemi ve güvenlik SDK’ları ile de dikkat çeken bu teknoloji platformu, oyun stüdyolarının bütün temel ihtiyaçlarına kapsamlı çözümler sunarak ciddi maliyet ve zamandan tasarruf etmelerine imkân sunuyor. Biz de Gökçe olarak bir oyun yayıncısından çok daha fazlasını vadeden bu girişimin hukuk danışmanlığını üstleniyoruz ve aynı zamanda başlıca yatırım süreçleri ile yakından ilgileniyoruz. Oyunlarının kullanıcı bazındaki hukuki zemininin oturtulmasında, sözleşmelerinin hazırlığı, iyileştirilmesi ve oyunlardaki yeni özelliklere göre sözleşmelerinin güncellenmesi noktasında devamlı destek sağlıyoruz.”

Unipoly Games, dünya çapında çok sayıda oyun stüdyosuyla anlaşmalar başlatarak oyun endüstrisinin geleceğini aktif olarak şekillendiriyor. Şirket, çeşitli ülkelerden gelen başvurularla büyük ilgi görüyor. Bu ortaklıklar, yerel yetenekleri dünya çapındaki oyuncu kitlesine tanıtarak küresel bir oyun topluluğu yaratmaya hazırlanıyor. Unipoly ayrıca web2 oyun dünyasının web3 entegrasyonunu sağlayan öncülerinden biri olmak için Kanada merkezli oluşturduğu akademik ve teknik ARGE ekibi ile 2024 yılında kendi blockchain altyapısını oyun stüdyolarına sunmaya hazırlanıyor.

“Sektör, blockchain tabanlı varlıkların kullanımı için uygun yasal çerçeveleri oluşturmalı”

Unipoly’nin temsil ettiği yeni nesil küresel oyun ekosisteminde sektörün geleceğinin hızla web3’e doğru evrildiğini söylemek mümkün. Bu hızla değişimin arkasında web3 teknolojilerinin, oyun deneyimini daha önce görülmemiş bir şekilde dönüştürme potansiyelinin olduğunu belirten Av. Görkem Gökçe, web2 oyun dünyasının web3 entegrasyonu sürecinde hukukçulara önemli bir rol düştüğünün altını da çiziyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Oyun içeriği, karakter tasarımları ve diğer varlıklar genellikle oyun şirketlerinin tasarruf alanına dahildir. Web3 entegrasyonuyla birlikte, bu varlıklar blockchain üzerine taşınabilir, ancak bu durumun fikri mülkiyet haklarına olan etkisi net değildir. Oyun şirketleri ve içerik üreticileri, blockchain tabanlı varlıkların sahipliğini ve kullanımını belirlemek için uygun yasal çerçeveleri oluşturmalıdır. Diğer bir sorun ise veri gizliliği ve güvenliği konusundaki endişelerdir. web3, merkezi olmayan yapısıyla öne çıksa da, kişisel verilerin blockchain üzerinde taşınması ve depolanmasıyla ilgili hukuki standartlar belirlenmelidir. Oyuncuların kişisel verilerin güvenliği ve gizliliği konusundaki endişeler göz önünde bulundurularak, bu entegrasyon süreci hukuki düzenlemelerle korunmalıdır.”