Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 727

Cep telefonlarında büyük güvenlik açığı: Reklamları kullanarak bilgi çalıyorlar!

Bu hafta akıllı telefon kullanıcılarının gizliliği ve güvenliği açısından oldukça çarpıcı bir hafta oldu. Özellikle iki araştırma, akıllı telefon reklamcılığı ve iOS’un bildirim sistemiyle ilgili rahatsız edici gizlilik endişelerini ortaya çıkardı. Bunlardan ilkinde yapılan bir araştırma, Patternz adlı bir şirketin akıllı telefonlardaki reklam dağıtım sistemini silah olarak kullanarak uygulamalar aracılığıyla bilgi topladığını ve daha sonra bunları teklif verenlere gönderdiğini ortaya çıkardı.

Rapor Patternz’i “reklam endüstrisi aracılığıyla milyarlarca telefon profilini takip edebilen gizli bir casus aracı” olarak tanımlıyor. Patternz, kötü niyetli veri toplama işlemleri için 9Gag ve bir dizi popüler arayan kimliği uygulaması gibi popüler uygulamalardaki bir boru hattını kullanıyor. Patternz’in müşterilerine, reklam yayınlayabilen hemen her uygulamayı izleyebileceğini söylediği bildirildi.

Şirketin CEO’su, yarım milyondan fazla uygulamayı kapsayan araç bir kez kullanıldığında, telefonun “fiili bir izleme bileziğine” dönüştüğünü söylüyor. Çarpıcı bir araştırmaya göre, 5 milyardan fazla kullanıcının profilini çıkarıyor ve bu bilgileri gerçek zamanlı teklif (RTB) pazarını kullanan müşterilere satıyor. İster iPhone ister Android telefonunuz olsun, bu sizi etkileyebilecek bir şey.

Patternz’in arkasındaki gözetim şirketi ISA, bu verileri Google ve eski adıyla Twitter olarak bilinen X gibi RTB oyuncularından topluyor. Sattığı veri kümesi, kullanıcı konum bilgisinden hareket modelinin geçmişine ve hatta kimlerle buluştuğuna kadar her şeyi içerebiliyor.

Devasa bir gözetleme ağı

Bu tür araçların varlığı, Apple’ın yoğun bir şekilde pazarladığı ve bu tür reklam destekli takibi engellemeyi amaçlayan Uygulama Takip Şeffaflığı özelliğinin etkinliğini de sorgulatıyor. Siber güvenlik uzmanları, bu tür araçların devlet gözetimine de olanak sağladığını ve ISA gibilerinin zaten ulusal güvenlik kurumlarına hizmetlerinin reklamını yaptığını söylüyor. Dolayısıyla veri toplama işi bir tesadüf değil. Ulusal Güvenlik Ajansı Başkanı bile NSA’nın kişilere ait internette gezinme verilerini arama izni gerekmeksizin veri simsarlarından satın aldığını kabul etmişti.

Bomba gibi doğrulama, Senatör Ron Wyden’ın (D-OR) NSA’in yeni direktörü Timothy Haugh’un adaylığını beklemeye alması ve kurumun Amerikalıların konum ve internet verilerini toplama uygulamaları hakkında yanıtlar talep etmesinin ardından gelmişti.

Üç yıldır NSA’in Amerikalıların internet kayıtlarını satın aldığını ortaya çıkarmaya çalışan Wyden, 11 Aralık’ta mevcut NSA Direktörü Paul Nakasone’den bu satın alımları doğrulayan bir mektup almıştı.

Bildirimler kötü niyetli olabilir

Ancak reklamlar gizlilik ve mahremiyet sorununun sadece yarısı. Mysk tarafından yapılan bir başka araştırma, kötü niyetli kişilerin iPhone’lardaki anlık bildirimlerden yararlanarak tanılama ve özelleştirilmiş veri dağıtımı için önemli veriler topladıklarını da ortaya çıkardı.

Bir uygulama anlık bildirim aldığında, iOS kısa bir süreliğine telefonu uyandırıyor ve kullanıcıya göstermeden önce bildirimi kişiselleştirmesi için kısa bir süre veriyor. İstilacı veri toplama alışkanlıklarıyla ünlü çeşitli sosyal uygulamaların anlık bildirimlerin sağladığı bu arka plan çalışma zamanından faydalanması şaşırtıcı değil.

Geliştiriciler bu boşluğu akıllıca kullanarak, sadece anlık bildirimler göndererek istedikleri zaman arka planda kod çalıştırabiliyor. Çok sayıda uygulama, arka planda çalışırken kapsamlı cihaz verilerini gizlice göndermek için bu işlevi kullanıyor ve cihazların parmak izini almak için etkili bir sistem çalıştırıyor.

Uzmanlar ne diyor?

Uzmanlara göre bu gizlilik sorununun şimdilik tek ve en etkili çözümü tüm anlık bildirimleri (push notifications) devre dışı bırakmak.

Küresel siber güvenlik firması Trend Micro’nun CEO’su Jon Clay, Digital Trends’e verdiği demeçte, “Son zamanlarda düşmanlar, kurbanı cihazlarına casus yazılım yüklemeye teşvik edebilecek bildirim pencerelerini ve reklamları kullanıyor gibi görünüyor” dedi.

Peki, ortalama bir insan, konum ve yerel veriler gibi tanımlayıcı ayrıntıları iletebilen bu tür yasadışı gözetimden kaçınmak için ne yapabilir?  Appdome’da güvenlik ürünleri başkan yardımcısı olan Alan Bavosa, “Bu tür saldırılar oldukça sinsi ve son derece endişe verici” diyor. Kullanıcıların bu tür saldırılar karşısında genellikle savunmasız bir konumda olduklarını, çünkü ilk etapta cihazlarında neler olup bittiğinin farkında olmadıklarını belirtiyor.

Bavosa, “Kullanıcıların işleri daha da kötüleştirmemek için yapabilecekleri bazı tedbirler mevcut. Örneğin sadece standart uygulama mağazalarından uygulama indirmek ve cihazlarını değiştirmemek (jailbreak veya root) gibi küçük şeyler. Ancak bu önlemler iyileştirici değil, katkı sağlayıcıdır” diyor.

Ne yazık ki, sonuçta sorumluluk kullanıcıya düşüyor gibi görünüyor. Siber güvenlik uzmanlarının ortak önerisi, ayarlar uygulamasına manuel olarak girip belirli uygulamalar ve belki de cihaz sensörleri için bildirim uygulamalarını devre dışı bırakmak.

Hugging Face ve Google Cloud, açık kaynaklı AI’yı güçlendiriyor!

Google Cloud, açık kaynaklı yapay zeka modelleri ve uygulamalarına odaklanan Hugging Face platformu ile stratejik bir ortaklık kurarak yapay zeka alanında demokratik erişimi teşvik etmeyi hedefliyor. Bu işbirliği, yapay zeka ekosistemine katkıda bulunan birçok paydaşa avantaj sağlamayı amaçlamaktadır.

Hugging Face nedir?

Hugging Face, açık kaynaklı yapay zeka modelleri ve uygulamalarına odaklanan bir platformdur. Bu platform, yaratıcıların çalışmalarını paylaşabileceği ve herkesin erişip üzerinde geliştirmeler yapabileceği bir kütüphane gibi düşünülebilir. Hugging Face tamamen açık kaynaklıdır, yani çoğu model ve araç ücretsiz olarak herkesin kullanımına açıktır.

Hugging Face ve Google Cloud

İşbirliği detayları

Google Cloud ve Hugging Face işbirliği, Google’ın transformatörler üzerine araştırmalarına ve Hugging Face’in geniş model ve veri kümeleri kitaplığına erişimi artırmayı hedeflemektedir. Bu ortaklık, araştırma iş birliğini kolaylaştırarak yeni yapay zeka uygulamalarının daha hızlı geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Google Cloud müşterileri, Hugging Face modellerini Google Kubernetes Engine (GKE) ve Vertex AI aracılığıyla eğitmek ve dağıtmak için yeni seçeneklere sahip olacak. Ayrıca, Google’ın yüksek performanslı donanımları olan TPU’lar, A3 VM’ler ve C3 VM’ler gibi kaynaklara erişebilecekler, bu da eğitim ve çıkarım sürelerini potansiyel olarak kısaltabilecek bir avantaj sağlayacaktır.

Kullanıcı faydaları

Hugging Face kullanıcıları, işbirliğinin sonucunda ortaya çıkan yeni özelliklerden faydalanacaklar. Örnek olarak, Google Cloud Inference Endpoints aracılığıyla dağıtım seçenekleri ve TPU’lar tarafından desteklenen Hugging Face Spaces ile geliştirilmiş uygulama hızlandırma gibi avantajlar bulunmaktadır. Ayrıca, Enterprise Hub aboneliklerini Google Cloud hesapları üzerinden yönetmek, daha büyük kuruluşlar için iş akışını kolaylaştırabilir.

Bu ortaklığın temel odak noktası, şirketlere ve bireylere, önde gelen açık kaynak teknolojilerini ve hazır kaynakları kullanarak yapay zeka çözümleri geliştirme olanağı tanımaktır. Potansiyel faydalar umut verici olsa da, işbirliğinin tam etkisinin zaman içinde ortaya çıkacağını ve belirli ilerlemelerin ve özelliklerin 2024 boyunca duyurulacağını belirtmek önemlidir.

Çin’e 53.000 ABD çipi gönderen kaçakçılık operasyonu çökertildi!

0

Güney Kore gümrük idaresi, 11,6 milyon dolar değerinde 53.000 çipi kapsayan bir çip kaçakçılığı operasyonunda şimdiye kadarki en büyük çip kaçakçılığı baskınını gerçekleştirdi. ABD teknolojisini kullanan stratejik çiplerin Kore üzerinden Çin’e yönlendirildiği tespit edildi. Bu kaçakçılık operasyonu o kadar büyüktü ki, arkasında tek bir kişi yerine sadece ‘Şirket A’ olarak bilinen bütün bir şirket vardı. Şirketteki tüm yöneticiler, üç yıl boyunca işlenen suç nedeniyle savcılar tarafından suçlanıyor.

Ağustos 2020’den Ağustos 2023’e kadar ‘A Şirketi’ ABD yapımı çipleri yasal olarak satın aldı ve yine yasal olarak Güney Kore’ye ithal etti. Bu çiplerin bir kısmı daha sonra 144 ayrı seferde gümrüğe beyan edilmeyerek hava yoluyla Çin’e kaçırıldı. Geçmişte birçok küçük ölçekli kaçakçı Çin’e tüketici CPU’ları ve GPU’ları sokmaya çalışmış olsa da, bu operasyon analog sinyalleri dijitale dönüştürmek için üretilen çipleri içeriyordu. Bu çipler kitle imha silahları için kullanılabileceğinden, 2020 yılından bu yana ihracat ve ithalat kısıtlamaları altında bulunuyor.

Elbette, ‘A Şirketi’ bu çipleri satın alırken bir evrak izi bırakacaktı, ancak şirket yasal bir işin kaymağını yiyerek planını gizli tutmayı başardı. ‘A Şirketi’ iletişim işlemcisinin resmi distribütörlerinden gerçekte ihtiyaç duyduğundan daha fazla çip sipariş etti. Bu çiplerin her biri Çin’e kaçırılıyor olsaydı, şüpheler çok daha erken uyanırdı

Bu kaçakçılık operasyonu hem değer hem de miktar açısından Güney Kore’de şimdiye kadar yakalanan en büyük çip kaçakçılığı. Bir önceki rekor, Hong Kong’dan Çin’e 4 milyon dolar değerinde CPU, SSD ve diğer elektronik eşyaları kaçırma girişimiydi. Kaçakçı, mallarını gümrük yetkililerine benzer şekilde yanlış beyan etmiş, gümrük yetkilileri de buna kanmayarak planı bozmuşlardı. Güney Kore’deki bu kaçakçılık operasyonunun diğerlerine kıyasla en önemli farkı, malların tamamının başarılı bir şekilde kaçırılmış olması ve suçun aylar sonra ortaya çıkarılmış olması. ‘A Şirketi’nin CEO’su ve yöneticileri muhtemelen ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacak olsa da, çipler muhtemelen şimdiye kadar bilinmeyen amaçlar için kullanılmaya başlandı bile.

WordPad dönemi resmen sona eriyor

Duyurulmasından aylar sonra Microsoft nihayet WordPad’in kaldırıldığı yeni bir Windows 11 Canary Derlemesi yayınladı. Microsoft, WordPad’i ‘Kullanımdan Kaldırılmış Özellik’ olarak tanımlayarak artık geliştirilmediğini ve bu nedenle yazılım devinin onu sonraki Windows 11 sürümlerine dahil etmeyeceğini belirtti. Windows 11 Canary Build yalnızca Windows Insider’lar için indirilebilir durumda ancak kitlelere yönelik yaklaşan değişiklikleri yansıtıyor.

Microsoft WordPad’in kaldırılma nedenini de açıkladı. Açıklamada, “Bu yapıdan başlayarak, işletim sistemi temiz bir şekilde yüklendikten sonra WordPad ve People uygulamaları artık yüklenmeyecek. Gelecekteki tam sürümlerde, WordPad bir yükseltme sırasında kaldırılacaktır. WordPad yeniden yüklenemeyecektir. WordPad kullanımdan kaldırılmış bir Windows özelliğidir.”

WordPad uzun yıllar boyunca işletim sistemiyle birlikte gelen ve aslında Windows 95 dönemine kadar uzanan ücretsiz bir kelime işlemciydi. Basit zengin metin belgeleri oluşturmak veya düzenlemek için de birçok kişi tarafından tercih edilmektedir. Ancak onun yerine önerilen başka bir kelime işlemci var. Microsoft Cuma günü yaptığı açıklamada, “.doc ve .rtf gibi zengin metin belgeleri için Microsoft Word’ü ve .txt gibi düz metin belgeleri için Windows Notepad’i öneriyoruz” dedi.

Windows 11 Insider Preview Build 26020’de Cortana’nın da kaldırılacak olması şaşırtıcı değil çünkü Microsoft, Co-Pilot yapay zekasını bir asistandan daha fazlası olmaya zorluyor ve bu da klavye üreticilerinin bir Co-Pilot tuşuna sahip olmasını zorunlu hale getiriyor ve bu tuş yeniden dirilen çevre birimleri serisine dahil edilecek.

Microsoft U Dönüşü Yapacak mı?

Beş yıl önce Microsoft, Windows Paint’i kaldırmayı planlamış ve Windows 10 Fall Creator Update uygulamasız ilk sürüm olmuştu. Ancak Microsoft, popüler talep nedeniyle yumuşadı ve piksel boyama uygulamasını Microsoft Store üzerinden yüklenebilir bir seçenek haline getirdi. Sonunda MS Paint, Windows 11 ile önemli ölçüde yeniden geliştirildi. Belki, eğer talep olursa, Microsoft aynı şeyi WordPad için de yapabilir. En iyi ihtimalle Microsoft’un WordPad’i uygulama mağazası üzerinden yüklenebilir hale getirdiğini görebiliriz. Birçok alternatif olsa da WordPad varsayılan olarak geliyordu ve NotePad’den çok daha fazla kelime işlem özelliğine sahipti.

Birçok kullanıcının bu konuda farklı görüşleri var, ancak birçok yazarın bu aracı kullandığını söylemek yeterli. Yazmaya başladığımdan beri WordPad’i kullanıyorum, çünkü bir kelime işlemciden ihtiyaç duyacağım tüm temel özelliklerle başlatmak çok daha hızlı. Microsoft Office’in Word’ünü ya da hatta LibreOffice Writer’ı düşünmeye çok hevesli olmayabilirsiniz, ancak zamanla her şey gibi insanlar da diğer araçlara adapte olacaktır. Dahası, MS Word bir defaya mahsus ücret ya da abonelik gerektiren ticari bir yazılımdır. Notepad++ gibi başka araçlar da var, ancak WordPad’in bazıları tarafından takdir edilmesini sağlayan şey, işletim sistemi kurulumuna dahil olması ve hızlı başlatılmasıydı.

Bu nedenle, WordPad birçok kişi için her zaman özel bir yere sahip olacaktır. Belki de Microsoft’un fikrini değiştirdiğini veya gelecekte bu uygulamayı yeniden dirilttiğini görebiliriz.

Yüzer Güneş ve rüzgar enerjisi kanunu TBMM’de!

0

Türkiye, enerji alanında yenilenebilir çözümlere milyonlarca liralık yatırımlar ayırıyor. Bu kapsamda yüzen güneş ve rüzgar enerjisi santralleri için de yeni bir kanun teklifi hazırlandı. Enerji alanında önemli düzenlemeler içeren 15 maddelik teklif, TBMM’ye sunulmuş durumda.

Yüzen Güneş ve rüzgar enerjisi kanunu Meclis’te

Türkiye’nin enerji kaynaklarına ilişkin yeni düzenlemeler yolda. TBMM’ye sunulan yeni kanun teklifi kapsamında birçok alanda değişikliğe gidilecek. Teklifle getirilen önemli değişikliklerden biri, Güneş ve rüzgar enerji sistemlerinin su kaynakları dışına kurulabilmesi olacak.

Yeni teklife göre Güneş ve rüzgar enerjisi santralleri baraj, göl ve gölet alanlara yerleştirilmesine olanak tanınacak. Böylece yenilenebilir enerji yatırımlarının kapsamı genişletilecek ve bu alanlardan faydalanılması mümkün olacak.

Yüzer yenilenebilir enerjisi sistemleri Akdeniz’deki birçok ülkede test aşamasında. Karasal bölgelerin dışına yenilenebilir santraller yerleştirerek hem alandan hem de maliyetten tasarruf sağlanması hedefleniyor. Ayrıca su üzerinde enerji üreterek suyun buharlaşmasının önüne geçiliyor.

Düzenlemeyle birlikte enerji verimliliği projelerinin desteklenmesi, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) yarışmaları için yeni yatırımlar, doğal gazın sıvılaştırılması ve LNG ihracatına yönelik değişiklikler de uygulanacak.

Teklifin ilk olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşüleceği belirtildi. Komisyondan geçen teklif, Genel Kurul gündemine gelerek kabul edilmesi halinde yasalaşacak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce sulak alanlara enerji paneli kurulması doğru mu? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın

Tanrı’nın emriyle kripto dolandırıcılığı yapan papaz, merhamet bekliyor!

Colorado menkul kıymetler yetkilileri, geçen yıl INDXcoin adlı kripto token’ı başlatan Papaz Eli Regalado ve eşi Kaitlyn Regalado‘yu 1,3 milyon dolarlık kripto gelirini çalmakla suçluyor. Colorado Menkul Kıymetler Yetkilisi Tung Chan, çifti 300’den fazla yatırımcının paralarını geri almanın mümkün olmadığı bir durumda bırakmakla itham ediyor.

Regalado, INDXcoin projesini Tanrı’nın kendisine emrettiğini iddia ediyor ve hükümet yetkililerinin suçlamalarını kabul ediyor. Projeyi, Tanrı’nın yönlendirmesiyle başlattıklarını ve yatırımcılara koydukları parayı on katına çıkarma sözü verdiğini açıklıyor. Ancak Colorado yetkilileri, Regalado’nun kripto dolandırıcılığı projesinin bir aldatmaca olduğunu ve kendi Hıristiyan topluluğunun güvenini suistimal ettiğini düşünüyor.

Regalado ve eşi, proje için toplanan 3 milyon doların 1,3 milyon dolarını şahsi harcamalara yönlendirdiklerini itiraf ediyor. Bu harcamalar arasında yaklaşık 500.000 dolar’ın İç Gelir Hizmetleri’ne, “birkaç yüz bin” dolar’ın ise “Tanrı’nın onlara yapmalarını emrettiği” bir ev tadilat projesine ayrıldığını söylüyor.

kripto dolandırıcılığıProjenin başarısızlığına rağmen, Regalado, “Tanrı’nın bunu nasıl tersine çevireceğini bilmiyorum” diyor. Colorado eyalet mahkemesinde yapılacak olan duruşma, 29 Ocak tarihinde planlanıyor.

INDXcoin web sitesindeki yorumlar, Regalado’yu İncil’den alıntılar yaparak ve suçlamalara verdiği ilginç yanıtları överek destekliyor. “Her zaman Tanrı’nın sağlayacağı, kaynağın hiç bitmeyeceği izlenimi altındaydık” diyen Regalado, bu durumun “korkunç göründüğünü” bildiğini ancak bundan sonra ne olacağını bilmediğini söylüyor.

Kaliforniya yeni yasa tasarısıyla araç hızlarını kontrol altına alıyor

0

Kaliforniya, eyalet genelinde trafik güvenliğini artırmak amacıyla yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor. Senatör Scott Wiener tarafından önerilen tasarı, 2027 ve daha yeni araçların hızlarını sınırlamayı hedefliyor. Bu tasarıya göre, 2027 model yılı ve sonrasında üretilen veya satılan araçlar, 10 mil/saat üzerindeki hızları engelleyen bir hız sınırlayıcı sistemle donatılmalıdır.

Eyaletin mevcut maksimum hız sınırı saatte 70 mil olarak belirlenmiş durumda, bu da saatte 80 mil ve üzeri hızların yasak olduğu anlamına geliyor. “SAFER Kaliforniya Sokakları” adını taşıyan yasa tasarısı paketi, SB 961’i içeriyor ve 2027’den itibaren üretilen yeni otomobil ve kamyonlarda hız sınırlayıcıların zorunlu hale gelmesini öngörüyor.

Wiener, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hız sınırlarımız var, çoğu insan hız sınırlarını destekliyor çünkü insanlar hızın öldürdüğünü biliyor” dedi. Tasarı, Kaliforniya’da 2019’dan 2022’ye kadar trafik ölümlerinde %22’lik bir artış olduğunu ele alarak, hızla bağlantılı ölümleri azaltmaya yönelik bir çaba olarak öne çıkıyor.

Hız sınırlayıcı teknoloji, acil durum araçları için geçerli olmayacak ve sürücüler tarafından geçici olarak devre dışı bırakılabilecek. Ancak tasarıda bu durumun hangi koşullarda geçerli olabileceği belirsizliğini koruyor. Ayrıca, otomobil üreticilerinin hız sınırlayıcıyı devre dışı bırakma yetkisi, muhtemelen sadece yetkili acil durum araçları için geçerli olacak şekilde belirtilmiştir.

Eğer tasarı yasalaşırsa, Kaliforniya, ülkede hız sınırlayıcı bir cihazı zorunlu kılan ilk eyalet olacak. Bu adımın diğer eyaletler üzerinde nasıl bir etki yaratacağı ise zaman içinde ortaya çıkacak bir soru olarak ön plana çıkıyor.

Apple Vision Pro’nun yeni reklamı yayınlandı

Apple, dünya genelinde büyük bir heyecanla beklenen Vision Pro cihazının lansmanına sadece birkaç gün kala, 70 saniyelik etkileyici bir reklamla kullanıcılarına bir ön bakış sunuyor. Pazar günü Apple’ın YouTube kanalında yayınlanan reklam, 1974 tarihli Supertramp şarkısı “Dreamer” ile senkronize bir şekilde, 3.499 dolarlık karma gerçeklik başlığının çeşitli kullanım senaryolarını gözler önüne seriyor.

Reklam, ev işlerini halleden bir adamın cihazı kullanmasıyla başlıyor ve odak noktası, Vision Pro’nun el hareketleri, ses ve göz hareketleriyle nasıl kontrol edilebileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Özellikle, cihazın ekranında gözlerin dijital temsilini kullanarak gerçek bir göz teması kurabilme yeteneği vurgulanıyor, bu da kullanıcıya cihazı çıkarmadan etkileşim sağlama imkanı tanıyor.

Vision Pro’nun evde film izleme deneyimini bir üst seviyeye taşıma yeteneği de reklamda ön plana çıkıyor. Ayrıca, sanal sinema ekranının boyutunu çimdik hareketiyle büyüterek kullanıcılara etkileyici bir sinema deneyimi sunuyor. Reklamda dikkat çeken bir başka senaryo ise, Vision Pro ile FaceTime görüşmelerini gerçekleştiren bir kadın ve arkadaşı arasındaki etkileşimi gösteriyor.

Reklamın belirgin sloganı, “Merhaba Apple Vision Pro,” kullanıcılarına cihazın geniş uygulama yelpazesini keşfetme çağrısı yapıyor.

Apple’ın 2015 yılındaki Apple Watch’tan bu yana piyasaya sürdüğü en önemli ürün olan Vision Pro, teknoloji devinin birçok hayranını cezbetmeye aday gibi görünüyor. Ancak, 3.499 dolarlık fiyat etiketi, bazı potansiyel kullanıcılar için bir engel olabilir.

Vision Pro, ilk olarak 2 Şubat Cuma günü ABD’de satışa sunulacak ve diğer ülkelerin de bu lansmanı kısa süre içinde takip etmesi bekleniyor.

Hubble teleskopu, en küçük dünyayı keşfetti! Su açısından zengin!

Almanya’nın Heidelberg kentindeki Max Planck Astronomi Enstitüsü’nden eş-baş araştırmacı Laura Kreidberg, Hubble tarafından yapılan çalışmalar hakkında “Bu kadar küçük bir gezegende su, dönüm noktası niteliğinde bir keşif.” diye ekledi. 

Gerçekten Dünya benzeri dünyaları karakterize etmeye her zamankinden daha da yaklaşıyor.

Ancak GJ 9827d, Dünya’nın çapının yalnızca iki katı kadar ve yıldızının etrafındaki yörüngesi yalnızca 6,2 günlük olup Merkür’ünkinin yalnızca bir kısmı kadar uzakta; gerçekten sıcak. Ekibin gözlemleri doğruysa bu; gezegenin, insanların eğlenebileceği bir okyanus zevk dünyasından ziyade, buharlı bir güneş yörünge aracına benzediği anlamına geliyor. 

Montreal Üniversitesi Trottier Ötegezegen Araştırma Enstitüsü’nden Björn Benneke, “Bu, su açısından zengin atmosfere sahip bu gezegenlerin aslında diğer yıldızların etrafında var olabileceğini atmosferik bir tespit yoluyla doğrudan gösterebileceğimiz ilk sefer olacak.” dedi. “Bu, kayalık gezegenlerdeki atmosferlerin yaygınlığını ve çeşitliliğini belirlemeye yönelik önemli bir adım.

Ekibin keşiflerini detaylandıran bir makalesi Astrophysical Journal Letters’da yayınlandı.

Dünya’dan yaklaşık 97 ışıkyılı uzaklıkta, Balık takımyıldızı yönünde bulunan GJ 9827d’nin atmosferinin; üç yıl içinde güneşinin önünden 11 kez geçtiği gözlemlendi. Bir yıldızın önünden geçmek iyi bir spektrografik analize olanak sağladığından, geçişler genellikle ötegezegenlerin atmosferik yapısını tespit etmek için kullanılır. 

Peki bu ne tür bir gezegen?

Takım, GJ 9827d’nin atmosferinde su buharı keşfinde güvenli olsalar da, hâlâ onun bir su dünyası mı yoksa hidrojen ve helyumun hakim olduğu, suyun küçük bir bileşeni olduğu minyatür Neptün benzeri bir gaz gezegeni mi olduğundan emin değiller.

İkinci durumda, hidrojen henüz tespit edilememiştir. Araştırmaya katılan Max Planck Astronomi Enstitüsü’ne göre tespit, onu tespit etmekte başarısız olmuş olabilir.

Benneke, “Bir noktada, daha küçük gezegenleri incelerken, bu küçük dünyalarda artık hidrojenin olmadığı ve karbondioksitin hakim olduğu Venüs’e benzeyen atmosferlere sahip oldukları bir geçiş olması gerekir.” dedi. 

Yaklaşık altı milyar yıl olduğuna inanılan GJ 9827d’nin yaşı, yerel yıldıza olan yakınlığıyla birleştiğinde, güneş ışınımının uzun süren bombardımanı nedeniyle hidrojeninin kaybolmuş olabileceğini gösteriyor. 

Benneke, daha ilginç alternatifin ise gezegenin daha çok sıcak bir Avrupa’ya benzemesi ve kayalık çekirdeğinin su veya su buharıyla kaplı olması olduğunu söyledi. Eğer durum buysa, GJ 9827d muhtemelen ev sahibi yıldızından daha uzakta oluşmuş ve yaklaşmadan önce bir buz topuna dönüşmüştü. 

NASA Ames Araştırma Merkezi astrofizikçisi Thomas Greene, James Webb Uzay Teleskobu’nun ve üstün gözlem gücünün burada devreye girdiğini söyledi. 

Greene, “JWST, karbon monoksit, karbon dioksit ve metan gibi karbon taşıyan moleküller de dahil olmak üzere ek kızılötesi gözlemlerle çok daha fazlasını görebilir.” dedi. “Bir gezegenin elementlerinin tam bir envanterini aldığımızda, bunları yörüngesindeki yıldızla karşılaştırabilir ve nasıl oluştuğunu anlayabiliriz.

Benneke, JWST kullanarak uzak dünyanın son gözlemlerini yapan baş araştırmacı olduğundan, GJ 9827d gezegeninin ne tür bir gezegen olduğunu yakında öğrenebiliriz.

Max Planck Enstitüsü’nün dış gezegenlerin atmosferik fiziği bölümünün yöneticisi Kreidberg, “Bu verilerin neyi ortaya çıkaracağını görmek için sabırsızlanıyoruz.” dedi. “Umarım artık su dünyaları sorununu kesin olarak çözebiliriz.

Netflix, büyük bütçeli filmlerine elveda diyecek mi?

Netflix, film departmanının başındaki isim Scott Stuber ile yollarını ayırdıktan sonra film stratejisinde değişikliğe gidiyor. Şirket, büyük bütçeli filmlerin sayısını azaltarak daha çok dizi ve düşük maliyetli filmlere odaklanacak.

Netflix’in orijinal film stratejisi zaman içinde birçok evrim geçirdi. Başlangıçta daha prestijli projelere odaklanarak sinema dünyasında kendine yer bulmaya çalışan şirket, son yıllarda kendi yüksek bütçeli filmlerini üreterek Hollywood stüdyolarıyla rekabet etmeye karar verdi. Ancak, bu stratejiyi sürdürmek maliyetli olabilir.

Son yedi yıldır Netflix’in film departmanının başında bulunan Scott Stuber’ın ayrılmasıyla birlikte, şirketin yeni bir döneme girdiği belirtiliyor. Netflix’in artık daha az sayıda büyük bütçeli filme imza atacağı ve bunun yerine dizi ve daha düşük maliyetli filmlere odaklanacağı konuşuluyor.

Netflix

Şirketin ürettiği orijinal film sayısındaki düşüş de dikkat çekiyor. 2018’de 90 orijinal film yayınlayan Netflix ,büyük bütçeli geçtiğimiz yıl 49 orijinal filmle yetindi. Bu yıl için şu ana kadar 36 film açıklandı. Ancak, şirketin film üretimini azaltması, dizilere ve lisanslı eski dizilere odaklanma eğilimini güçlendiriyor.

Red Notice ve Extraction gibi büyük yapım filmleri Netflix’te geniş kitlelerce izleniyor olsa da, şirketin en güçlü kozunun hala orijinal diziler olduğu düşünülüyor. Bu nedenle, Netflix’in film yatırımlarını azaltıp dizi ve lisanslı içeriklere daha fazla odaklanması bekleniyor.

Netflix’in strateji değişikliği, platformun abone çekme ve kullanıcıları elde tutma hedefleri doğrultusunda yapılmış gibi görünüyor. Yüksek maliyetli filmlerin yanı sıra, özgün ve çeşitli dizi içeriğiyle rakiplerine karşı rekabet avantajını sürdürmeyi amaçlıyor.

iOS 17.4: Podcast’ler artık yazıya dökülebilecek

Apple, iOS 17.4 güncellemesiyle birlikte Apple Podcast uygulamasına heyecan verici bir özellik ekliyor. Yeni güncelleme, kullanıcılara podcast yayınlarını dinlemeden önce içeriğini görebilme imkanı sunuyor.

AB’de App Store değişikliklerini içeren iOS 17.4 beta sürümü, özellikle AB kullanıcıları için önemli yenilikler içeriyor. Ancak, Apple Podcast uygulamasındaki transkript özelliği tüm kullanıcıları ilgilendiriyor. Bu özellik, Apple Müzik’teki şarkı sözü özelliğine benzer şekilde çalışarak, podcast yayınlarını yazıya dökme imkanı tanıyor.

iOS 17.4

iOS 17.4 güncellemesiyle Apple Podcast uygulaması, transkript seçeneği sunarak yayınların yazılı içeriğini anlık olarak görüntüleme fırsatı veriyor. Transkriptler otomatik olarak oluşturuluyor ve yayın boyunca söylenenlerin yazıya dökülmesi sadece birkaç saniye sürüyor. Bu sayede kullanıcılar, belirli bir kelimeyi aratmanın yanı sıra o kelimenin geçtiği bölüme hızlıca atlayabiliyor.

Ancak, şu anda transkript özelliğinin tüm podcastlerde desteklenmediği unutulmamalıdır. Transkriptler, İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca dillerinde otomatik olarak oluşturulurken, yayıncılar istedikleri takdirde kendi transkriptlerini de yükleyebiliyorlar.

iOS 17.4 güncellemesi, şu anda geliştiricilerin kullanımına açık durumda. Genel kullanıcılara sunulması ise Mart ayında bekleniyor. Bu güncelleme ile podcast dinleme deneyiminin daha interaktif ve bilgilendirici hale gelmesi bekleniyor.

Škoda’lara ChatGPT desteği geliyor!

Yapay zeka destekli Laura sesli asistanı ile beraber kullanıcıların araç içi deneyimi daha da ileriye taşınacak ve sistem günlük yaşamı kolaylaştırmaya yardımcı olacak.

Hangi modellere yapay zeka desteği geliyor?

MEB GP ve MQB EVO platformlarına sahip Škoda modelleri yapay zeka destekli bu yeni özellikten yararlanan ilk araçlar olacak. ChatGPT entegrasyonuna sahip sistem sayesinde kullanıcılar geniş bir yapay zeka veritabanına erişebilecekler ve sürüş sırasında kendilerine içerik okunmasını sağlayabilecekler.

Bu yeni özellik, otomotiv sektörüne özel olarak geliştirilen ve ChatGPT entegrasyonu sunan teknoloji ortağı Cerence tarafından uygulandı. Ayrıca bu sistemde, kişisel veriler ve araç bilgileri her zaman korunmaya devam ediliyor.

Škoda modellerine yapay zeka desteği 2024’ün ortasından itibaren uygulanmaya başlanacak. İlk olarak Škoda Enyaq’ın belirli versiyonlarında, yeni nesil Škoda Superb ve Kodiaq ile yeni Škoda Octavia’da sunulacak. Škoda’nın yeni sisteminde Laura sesli asistan, önceki sesli komutların çok ötesine geçen çeşitli yeni yetenekler getirecek.

Sürücülere ne getirecek?

Laura sesli asistan bilgi-eğlence sistemini, navigasyonu ve klimayı kontrol etmek ve genel bilgi sorularını yanıtlamak için kullanılabilecek. Gelecekte yapay zeka, sürekli gelişen yeteneklerinin bir parçası olarak bunun ötesine geçen sorulara yanıt olarak ek bilgiler sağlayacak. Böylece bir yolculuk sırasında hayatı kolaylaştıracak sistem daha sezgisel bir dille etkileşim kurmak, araca özgü bilgileri almak ve çok daha fazlasını gerçekleştirebilecek. Böylece sürücü tamamen yola odaklanarak tamamen güvenli bir sürüş ortamı sağlanacak.

E-ticarete yapay zeka desteği

IdeaPos; ürünlerini fiziki mağazalarında da satan işletmelerin hem maliyetlerini düşürecek hem süreçlerini kolaylaştıracak bir POS cihazı görevi görürken, IdeaSoft AI ise; kullanıcıların zahmetsiz bir şekilde ürün, kategori, sayfa veya blog içeriği üretmeyi tek tıklama ile otomatik olarak yapabilmesini sağlayacak.

IdeaSoft CEO’su ve TOBB E-ticaret Meclis Üyesi Seyhun Özkara, “IdeaSoft olarak sektöre öncü olacak yenilikleri ve teknolojileri her zaman takip ediyor ve müşterilerimize bu çözümleri sunuyoruz. Tüm yeniliklerin üzerinde uzun zamandır çalışıyoruz. Müşterilerimiz teknoloji geliştikçe farklı farklı çözümlere ihtiyaç duyuyor. Büyüyen KOBİ ihtiyaçlarını ve artan e-ticaret trafiğini karşılamak hem de kullanıcı deneyimini geliştirmek için biz de en güncel teknolojiyi kullanarak altyapı yatırımlarımıza devam ediyoruz.

IdeaSoft CEO’su ve TOBB E-ticaret Meclis Üyesi Seyhun Özkara
IdeaSoft CEO’su ve TOBB E-ticaret Meclis Üyesi Seyhun Özkara

Şirketimiz, sürdürülebilir altyapı ve yazılım sağlamak için en güncel teknoloji ve donanımlara yatırım yapmaya devam ediyor. Bu çerçevede, toplamda 35 milyon TL değerinde bir yatırım planı oluşturulmuş ve bu planın büyük bir bölümü başarıyla tamamlanmıştır. Yatırımlarımız, şirketimizin en önemli ayağı olan teknoloji alanında yoğunlaşmaktadır. 2024 ve 2025 yılları boyunca, yatırım stratejimizi sürdürülebilirlik ve yenilikçilik ekseninde şekillendirerek, sektördeki öncü konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Şirketimizin bu yatırımları, müşterilerimize daha etkili ve yenilikçi çözümler sunma kapasitemizi artıracak. Ayrıca, bu adımlar sayesinde ekonomiye ve topluma olan katkımızı da önemli ölçüde artırmayı amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.

IdeaSoft’un 2023 KOBİ e-ticaret raporunu da açıklayan Özkara, “IdeaSoft’un geliştirdiği e-ticaret altyapısını kullanan siteler; 2023 yılında 9 milyondan fazla tüketicinin 103 milyon adet ürün ihtiyacını karşıladı. Toplam hacim ise 2022 yılına göre %118 oranında artarak 15 milyar TL’yi geçti. Sektör bazında Hırdavat & Yapı Market sektörü zirvedeki yerini korurken; bu kategoriyi Mobilya, Elektronik, Gıda, Beyaz Eşya & Ev Aletleri ve Av & Kamp Outdoor sektörleri takip etti.” diyerek sözlerini tamamladı.

IdeaPos ile işletmeler tek bir yerden tüm satışlarını yönetebilecek

IdeaPos; ürünlerini fiziki mağazalarında da satan işletmelerin hem maliyetlerini düşürecek hem süreçlerini kolaylaştıracak bir POS cihazı.; Aynı zamanda e-ticaret sitesindeki stoklar ve ürünlerle de entegre fiziksel bir pos cihazı. Bu cihaz sayesinde işletmeler, fiziksel dükkanlarında yaptıkları satışları da online paneline yansıtabilecek. Hem fiziksel hem de online dünyayı birbirine bağlayarak müşterilerimizin tek bir yerden online ve offline tüm satışlarını yönetmesini sağlayabileceğiz.

IdeaSoft AI ile e-ticaret için etkili içerik üretimi

E-ticaret alanında kullanılan yapay zeka teknolojisi ile sektöre yeni bir yaklaşım getirildi. Kullanıcılar zahmetsiz bir şekilde ürün, kategori, sayfa veya blog içeriği üretmeyi tek tıklama ile otomatik olarak yapabilecek. KOBİ’lerin herhangi ek bir teknolojiye sahip olmadan sadece kendi panellerini kullanarak yapay zeka çözümümüzden yararlanabilecekleri bir sistem geliştirildi. Etkili içerik üretiminin en önemli unsurları olan zaman, hız ve seo odaklılık IdeaSoft AI ile hiç olmadığı kadar kolay olabilecek.

Türkiye Yapay Zekâ Forumu’a başvurular için son 2 gün!

Ülkem İçin Yapay Zeka Derneği tarafından düzenlenen, ülkemizdeki yapay zekâ ekosistemini şekillendirmeyi hedefleyen ve “Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025″in gelişimine öncü olması amacıyla düzenlenen 1. Türkiye Yapay Zekâ Forumuna (TYZF24) başvurular devam ediyor. 31 Ocak 2024 tarihine kadar önerilerinizi kısa ve öz şekilde web sayfası (tyzforum.org) üzerinden göndererek, bu etkinliğin bir parçası olabilirsiniz.

TYZF24 19-20 Nisan 2024’te, Ankara ODTÜ Teknokent CoZone’da yapılacak. Etkinlikte “Ülkemiz Yapay Zekâ Alanında Sürdürülebilir Uluslararası Rekabet Üstünlüğünü Nasıl Sağlar?” sorusu üzerine yoğunlaşılacak ve ulusal yapay zekâ çalışmalarını örgütlü bir şekilde güçlendirme ve uluslararası platformlarda rekabetçi olmamıza öncülük etmek hedefleniyor. Forumun çıktıları kamudaki üst seviye paydaşlara iletilecek ve takibi gerçekleştirilecek.

Türkiye Yapay Zekâ Forumu sadece öneri gönderenler için sınırlı ve davet usulü ile gerçekleşecek.

Santa Fe Institute’den Prof. Melanie Mitchell gibi alanında önde gelen isimlerin katılacağı bu forum, yapay zekâ ekonomisi, teknoloji politikaları ve uluslararası teknolojik rekabet gibi konularda derinlemesine tartışmalar sunuyor olacak.

Detaylar ve değerlendirme kriterleri hakkında bilgi almak için tyzforum.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

Ülkem İçin Yapay Zeka Derneği ve Türkiye Yapay Zekâ Forumu hakkında daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Maserati elektrikli otomobil yelpazesini genişletiyor, yeni bir fabrika açıyor

0

Tamamen elektrikli otomobiller geliştiren ve üreten ilk lüks İtalyan markası Maserati, marka ve ürün gelişimine odaklanan sürdürülebilir ve uzun vadeli büyüme planını hayata geçiriyor. %100 İtalyan tasarımının yanı sıra inovatif teknolojilerle üretilen ve geliştirilen Maserati otomobilleri, %86’lık ihracat oranıyla dünya çapında 70’ten fazla ülkeye hizmet veriyor.

Performans, yenilik, tasarım, kalite, teknoloji ve lükse adanan Maserati, lüks mobilitenin geleceğini iddialı bir stratejiyle yazıyor. Maserati elektrik araç ulaşımına inancıyla, elektrifikasyonu hedefleyen kapsamlı otomobil serisini, lüks tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamak için müşterilerin talepleri doğrultusunda geliştiriyor. İtalya’da ve Avrupa’da satışa sunulan GranTurismo Folgore ve Grecale Folgore isimli ilk iki aracını piyasaya sürmesinin ardından, elektrik çağındaki yolculuğunda hız kesmiyor. Maserati sadece yollarda değil pistlerde de elektrikli araçlardaki iddiasını ortaya koyuyor. Marka için gerçek bir simge olan GranTurismo Folgore ise Formula E için hazırlandı ve ileri teknikler içeren üretimiyle pistlere hazır hale getirildi. Köklerinde motor sporları ve rekabet bulunan Maserati, bu adımıyla 2017’den itibaren Formula E’de yarışan ilk İtalyan marka unvanını aldı. 

Maserati Grecale Folgore
Maserati Grecale Folgore

Maserati GranCabrio Folgore’un ICE versiyonunun ise bu yıl otomobil severlerle buluşması hedefleniyor. Maserati’nin elektrifikasyona giden yolcuğunda, 2025’te yeni MC20 Folgore, 2027’de yepyeni büyük E-UV BEV ve 2028’de yeni nesil Quattroporte BEV sunulacak.

Maserati’nin mevcut modelleri gibi elektrikli modelleri de %100 İtalyan üretimi olacak. MC20 ve MC20 Cielo’nun üretimine ev sahipliği yapan Modena’daki tarihi merkez, yakında en çok arzulanan spor otomobil Cielo’nun Folgore versiyonunun üretimine başlayacak.

Maserati Modena Fabrikası elektrikli araç üretimine hazır

Otomobillerinin çekici ve ayırt edici ayrıntılara sahip olmasını amaçlayan Modena’daki fabrika, aynı zamanda özel üretim Maserati modelleri tasarlamak için “Fuoriserie Kişiselleştirme Programı Atölyesi”ne de ev sahipliği yapacak. Fabrika, içindeki yeni tesislere ve Fuoriserie Kişiselleştirme Programı’nda çalışan yeni personeller ve eğitim programları için yatırımlar yapıyor.

 Maserati Küresel Liderlik Ekibi, Viale Ciro Menotti’deki tarihi tesis, mevcut ve gelecek otomobil yelpazesini tamamen geliştirecek. Liderlik ekibi, yaklaşık 130 mühendis ve teknisyenden oluşan Maserati Mühendislik Ekibi ile yakın temasta çalışacak. Ekip, tam elektrikli güç aktarma organlarının geliştirildiği ve test edildiği motor laboratuvarı ile kurduğu güçlü ilişkilerle ilerleyecek ve markanın daha da lüks konumlanmasına katkıda bulunacak ve ikonik markayı yeni boyutlara taşıyacak.

Maserati CEO’su Davide Grosso markanın elektrifikasyon yolculuğu için “Elektrifikasyonda değişime öncülük etmek için tam gaz ilerliyoruz. İki ikonik modelimiz halihazırda %100 elektrikli versiyonlarıyla satışa sunuldu, diğerleri ise yolda. Müşterilerimize şimdiye kadar ki en güçlü Maserati’yi sunarak sürüş keyfinin sınırlarını yeni bir döneme taşıyacağız. Uzun vadeli stratejik vizyonumuz, benzersiz İtalyan üretim mükemmelliğiyle lüks dünyada bir iz bırakmak, kaliteyi zorlamak ve müşterilerimize Trident’in tarzını yansıtan en iyi ürünleri garanti eden özel bir iş modeliyle geleceğimizi inşa etmek istiyoruz.” dedi.

Girişimciler yatırımcılarla ve sektörün önde gelen isimleriyle buluştu!

Endeavor Türkiye ve Akbank iş birliğiyle düzenlenen girişim hızlandırma programı olan ‘Boost The Future’ın beşinci dönemi, Demo Day etkinliği ile sona erdi. 13 Aralık Çarşamba günü, Sabancı Center’da düzenlenen etkinlikte, program boyunca yoğun mentorluk ve eğitim desteği alan start-up’lar, girişimlerini yatırımcılara ve sektörün önde gelen isimlerine sundular. Endeavor Girişimi Insider’ın kurucu ortağı ve CEO’su Hande Çilingir, etkinlikte özel bir konuşma yaparak katılımcılara ilham verdi.

Girişimleri hızlandırma programı olan Akbank Demo Day etkinliğine SDN Genel Yayın Yönetmeni Tolga Cem Küçükyılmaz katıldı ve yenilikleri, girişimlerden bazılarıyla görüşerek aktardı.

Bu yılki programda, farklı sektörlerden gelen 12 girişimci, yapay zeka destekli çözümleriyle dikkat çekti. Boost The Future programına katılan ve Demo Day’de sahne alan girişimler arasında Defy, ELYT, Finsmart, Guul Games, Jobtogo, Octobus, PvX, Ruuf, Selfprof, Shipicons, UrClimate ve Waste Long bulunuyor. Bu girişimciler, Akbank Lab ve Endeavor’ın deneyimli mentorları ile birlikte iş fikirlerini geliştirdi ve uluslararası arenaya açılmak için destek aldı.

Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı ve Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Civelek Yüce, programın açılış konuşmasında, “Girişimciliğin ekonomileri geliştirmek ve katma değer ve istihdam yaratmak açısından kritik bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Endeavor Türkiye iş birliğinde yürüttüğümüz Boost The Future programı, Türkiye’yi geleceğe taşıyan öncü işlere ve endüstrilere değer katmaya devam ediyor” dedi.

Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli ise, “Endeavor olarak, Türkiye’yi geleceğe taşıyan öncü girişimcilerin global platformu olmak için yola çıktık. Boost the Future ile, bu şirketleri erkenden tespit ederek geleceğin Endeavor Girişimcileri’ni bulmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu ve Akbank’a destekleri için teşekkür etti. Program mezunlarına başarılar dileyerek girişimcilik yolculuklarında destek olmaya devam edeceklerini vurguladı.

TCL Electronics, inovasyon odaklı ürünleriyle Türkiye’de!

0

Dünyanın önde gelen elektronik üreticilerinden TCL Electronics, inovasyon odaklı ürünleri ve akıllı yaşam vizyonuyla Türkiye pazarında resmi olarak faaliyete başladı. TCL Electronics, Türkiye ofisini İstanbul’da açtığını duyururken, geleceğe yönelik kritik hedeflerini de paylaştı.

TCL Electronics, 29 Ocak’ta açılışını gerçekleştirdiği Türkiye ofisi ile ülkemizde faaliyetlerine resmi olarak başladı. Akıllı teknoloji çözümleriyle yaşamı zenginleştiren yenilikçi çözümler sunan TCL, özellikle TV kategorisindeki başarısıyla, son dönemde Türkiye’de de adından söz ettirmeyi başarmıştı.  

TCL Electronics Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Sunny Yang, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi, “Tüketici elektroniği ve ev aletleri sektöründeki küresel başarılarımız, Türkiye hedeflerimiz için de önemli bir göstergedir. İnovasyon odaklı bakış açımızla, büyük ekran pazarında hem 98 inç kategorisinde küresel pazar lideri hem de dünya çapında pazara öncülük eden Google TV markası olmayı başardık.  2024 özelindeki yaklaşımımızı ise ‘Daha Büyük, Daha İyi ve Ötesi’ olarak açıklayabiliriz. TCL olarak sadece ürün yelpazemizi genişletmekle kalmıyoruz, her geçen gün ürün kalitemizi artırıyor ve erişim alanımızı da genişletiyoruz. Türkiye pazarına, yenilikçiliğe ve her evde mükemmeliyetçi teknolojiye ilham verme vizyonumuzla adım atıyoruz.” 

TCL Electronics Türkiye Genel Müdürü Timo Xu ise şirketin Türkiye pazarına yönelik hedeflerini ve stratejilerinin altını çizerken şunları söyledi, “Türkiye’deki hedefimiz, lider bir teknoloji markası olma yönündeki küresel vizyonumuzu temel alarak, 2028 yılında Türkiye TV pazarında lider konuma gelmek. Teknoloji ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla Türkiye’de de önemli başarılar elde etmeye devam edeceğimize inanıyorum. Türkiye ofisimizin açılışıyla, bu ülkedeki yenilikçi ve birinci sınıf ürünler sunma taahhüdümüzü pekiştirerek yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz. Bugüne kadar Bilkom ile sürdürdüğümüz kıymetli iş ortaklığı ile pazarda önemli bir yer elde etmiştik. Bu başarıyı yeni dönemde de üzerine koyarak devam ettirmek istiyoruz.” 

BİLKOM Genel Müdürü Fikret Ballıkaya ise yaptığı değerlendirmede, “Dört yıl önce TCL Electronics ile başlayan iş birliğimizi duyurduğumuzda üç temel vaadimiz olmuştu. TCL’nin Türkiye’de pazara sunduğumuz ürünleri Türkiye’de üretmek ve bu ürünlerin yerlilik oranını artırmak. Dünyada satılan standartlarda, aynı donanım özellikleriyle bu üretimi yapmak ve Türk tüketicisinin dünya ile aynı teknolojiyi deneyimlemesini sağlamak. Bugün bu taahhütleri yerine getirdik. Son taahhüdümüz olan Türkiye’nin TCL için bir üretim merkezi olması konusunda önemli adımlar attık. Kısa süre önce Kıbrıs ile başlayan süreç, yakında bölge ülkelerine doğru genişleyecek. İlk kez üretici-dağıtıcı olarak yer aldığımız TV kategorisinde, TCL ile oldukça önemli işlere imza attık, 200 binden fazla haneye ulaşarak TCL’nin Türkiye’deki yolculuğuna öncülük ettik. Bu değerli global markaya, Türkiye yolculuğunda başarılar diliyorum” dedi.

Üst düzey TV’lerden, akıllı ev ürünlerine kadar uzanan güçlü bir portföye sahip olan TCL Electronics, yeni dönemde Türkiye’de farklı bir teknoloji deneyimi sunmaya hazırlanıyor. TCL, bu yeni yolculuğa kalite ve yenilikçilik taahhütleriyle çıkarken, bölge ülkelerine de liderlik edecek olan Türkiye ofisiyle, ülkemizdeki varlığını önemli ölçüde güçlendiriyor. Sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve müşteri memnuniyetine odaklanan TCL, Türkiye’de tüketici elektroniği sektöründe farklı bir bakış açısı ile var olmaya hazırlanıyor.

TCL’nin Türkiye pazarına yönelik stratejik hamlesi, küresel vizyonunun ve yerel taahhüdünün açık bir göstergesidir. Türkiye pazarındaki 4 yıllık ürün satış deneyimini, 2028 yılında kadar pazar liderliği ile sürdürmeyi amaçlayan şirket, zengin ürün portföyü ve güçlü iş ortaklıklarıyla Türkiye pazarına merhaba diyor.

Apple, App Store dışından uygulama yükleme özelliğini kısıtladı

Avrupa Birliği Düzenlemelerine Rağmen, iPadOS Kullanıcıları App Store Dışından Uygulama Yükleyemiyor; Apple’ın Politika Kararları Tartışma Yaratıyor

Teknoloji devi Apple, iPad kullanıcılarını etkileyen bir kararla App Store dışından uygulama yükleme imkanını sınırlamaya devam ediyor. Avrupa Birliği’nin baskıları sonucunda iOS 17.4 güncellemesi ile kaldırılan bu engel, iPadOS için hala geçerli. Ancak, Apple, güvenlik endişeleri ve düzenleme gereklilikleri nedeniyle bu özelliği sınırlamaya devam ediyor, bu da iPad kullanıcılarını birçok açıdan kısıtlıyor.

Apple App Store

App Store dışından uygulama yükleme seçeneği şu anda sadece Avrupa Birliği ülkeleri Apple App Store dışında mümkün değil. Apple, bu durumu güvenlik standartlarını korumak adına yapılan bir hamle olarak açıklıyor. Ancak, iPadOS’un iOS’tan ayrı olarak düzenlenmesi, dışarıdan uygulama yükleme konusunu sadece iOS için zorunlu kılıyor. Bu durum, iPad kullanıcılarının aynı ekosistemde iPhone kullanıcılarına göre kısıtlı bir deneyim yaşamasına neden oluyor.

Buna ek olarak Apple App Store da, alternatif internet tarayıcıları ve cüzdan ödeme uygulamaları seçimindeki kısıtlamaların yine sadece iPhone kullanıcıları için geçerli olduğu belirtiliyor. Ayrıca, abonelik ücretlerinde ilk yıl yüzde 17 kesinti, sonrasında ise yüzde 10 kesinti gibi ek düzenlemeler de bu kısıtlamalar arasında yer alıyor.

Apple App Store politikalarındaki bu sınırlamalar, kullanıcılar arasında tartışma yaratıyor. Ancak, Apple, güvenlik ve düzenleme gerekçeleriyle bu kısıtlamaların devam edeceğini belirtiyor. Kullanıcı tepkilerinin ve regülasyon değişikliklerinin takip edilmesi bekleniyor.

Yapay zeka dolandırıcılardan koruyacak!

Yapay zekanın hayatımızdaki standart senaryoları otomatize etmesi konusunda artık dünyanın hemfikir olduğunu belirten Ödüyo Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Erman Yapıcı, “Finansal teknolojiler alanında da, gerek bireylerin gerekse şirketlerin iş akışlarında yapay zeka rolünü günden güne güçlendiriyor. Ödüyo olarak biz de, yapay zeka öncelikli olmak üzere, AR-GE departmanımızda yeni teknolojiler üzerine sürekli çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.

Yapıcı, “Finansal süreçlerinizi otomatikleştirirken edinilen bilgiyle önümüzdeki dönemde risk değerlendirmeleri çok kolaylaşacak. Mesela, yapay zeka para hareketlerini analiz ederek müşterinin geri ödeme yeteneğini tahmin edebilecek. Bu finansal kuruluşların risk analizlerini doğru yapmalarına olanak sağlayacak. Güvenli olmayan işlemler analizlerle otomatik olarak algılanabilecek, şüpheli işlemlerin önüne geçilip, müşteriler dolandırıcılık girişimlerine karşı korunabilecek. Finansal hareket analizlerinden yola çıkarak, kişiselleştirilmiş hizmetler menü başlıkları artacak. Müşteri bazında risk profilleri oluşturarak, kişiye özel yatırım önerileri sunulabilecek. Ödüyo, teknolojiyi yakından takip ederek, tüm ürün geliştirmelerini yapay zeka ve yeni teknolojileri kullanarak gerçekleştirmeye devam edecek.” şeklinde konuştu.

İnternet erişimi olmayan 100 köye uydu internet geliyor!

0

Hızla dijitalleşen dünyada yaşamın merkezine yerleşen internetin bilgiye erişim, eğitimde dönüşüm, tarımda ve üretimde verimlilik gibi alanlardaki önemi giderek artıyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimin artırılması yer alırken; tüm dünyada dijital uçurumun önüne geçmek, sosyal ve dijital kapsayıcılığı artırmak için çalışmalar yürütülüyor.

İş Bankası ve İşNet de bu yaklaşımla, kırsal alanların ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla “100 Köye İnternet” projesini hayata geçirdi. İnternet erişimi olmayan veya kısıtlı olan köylerde uydu üzerinden internet bağlantısı sağlanan proje ile şu ana kadar 22 köyde kurulumlar tamamlandı.

Uygun altyapı gençlerin köylerden kentlere göçünün önüne geçebilir

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran konuya ilişkin değerlendirmesinde, bir asrı geride bırakan Cumhuriyetin hemen ardından İş Bankası’nın 100. yıldönümünü kutladıkları 2024 yılında, ülke ekonomisine ve refahına katkı sağlamak amacıyla sürdürdükleri çabaların daha da ivmelendiğini belirtti. İşNet ile başlattıkları ‘100 Köye İnternet’ projesinin bu yöndeki çalışmalarından biri olduğunu belirten Aran, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dönüşümün anahtarının teknoloji ve girişimcilik olduğu bir çağda çocukların internetle dünyaya bağlanarak öğrenme fırsatlarına; tarımsal üreticilerin verimliliklerini artıracak teknolojik uygulamalara erişimi önem taşıyor. Uygun altyapılar olduğunda gençlerin köylerden kentlere göçünün de önüne geçilebiliyor. Ülkemizin verimli ovalarında açtığımız tarım ihtisas şubeleri tarım ve teknolojiyi bir araya getiren bir rol üstlenirken, bilgi teknolojileri iştirakimiz İşNet ile köylerdeki erişim sorununun çözümüne katkıda bulunacak bir adım atıyoruz. ‘100 Köye İnternet’ projesi, bir altyapı yatırımının ötesinde Bankamızın kuruluş vizyonunu taşıyan bir hamle. Bu yaklaşımla, 100. kuruluş yıldönümümüzü kutlayacağımız bu yıl boyunca iştiraklerimizle birlikte ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayan projeleri desteklemeye devam edeceğiz.”