Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 731

Web Summit CEO’su yine değişiyor!

Dünyaca ünlü etkinlik şirketi Web Summit’in CEO’su Katherine Maher, firmadan ayrılıyor. Maher, ABD medya şirketi National Public Radio’nun (NPR) başkanlığını devralacak.  

Katherine Maher, Ekim 2023’ün sonlarında, İsrail hakkında yaptığı yorumlar n edeniyle Alphabet ve Meta Platforms gibi büyük markaların Kasım 2023’teki Web Summit etkinliğinden çekilmesine neden olan ve firmadan ayrılan Paddy Cosgrave’in yerine Web Summit CEO’su olarak atanmıştı. Cosgrave hala Web Summit’in yüzde 80’ine sahip ancak yönetimde aktif olarak yer almıyor.

Maher, X’te yayınladığı bir gönderi ile 25 Mart’ta National Public Radio’nun başına geçeceğin, ancak Web Zirvesi’nin yönetim kurulunda kalmayı planladığını açıkladı.

Apple, iPhone 16’da bulutsuz yapay zeka kullanacak

Apple, gelecekteki iPhone’larında bulut tabanlı yapay zeka yerine yerleşik donanımı tercih edecek. Şirket, üretken yapay zeka modellerini cihazın kendi donanımı üzerinde çalıştırmayı planlıyor, bu da hız ve güvenlik avantajları sağlayabilir.

Firma, rakiplerinin aceleci uygulamalarının aksine, henüz büyük bir üretken yapay zeka projesi duyurmadı. Ancak, bu durum bazı çevrelerde Apple’ın sektörde geride kalıyor olabileceği şeklinde yorumlanmıştır. Şirket, teknolojinin olası kusurlarından kaçınmak ve güvenlik endişelerini hafifletmek amacıyla temkinli bir yaklaşım benimsediğini belirtmiştir.

Apple’ın işe alım kayıtları ve analist yorumları, şirketin bu yıl içinde üretken yapay zekaya yönelik yatırımlarının somut sonuçlarını gösterebilir. Muhtemelen, Apple’ın gelecekteki ürünleri bulut hizmetleri yerine yerleşik donanım kullanarak yapay zeka modellerini çalıştıracaktır.

Analizlere göre, Apple’ın bu yıl içinde yapay zeka alanında önemli adımlar atması bekleniyor. Yapılan iş ilanları ve CEO Tim Cook’un açıklamalarına göre, şirket, Google ve OpenAI gibi öncülerin yaşadığı sorunları yaşamamak adına dikkatli bir strateji izlemek istiyor.

Önde gelen analistler, Apple’ın Haziran ayında düzenlenecek WWDC etkinliğinde tanıtılacak iOS 18’in yapay zekaya odaklanmasını bekliyor. Ayrıca, Apple’ın içsel olarak “Ajax GPT” olarak adlandırılan büyük bir dil modelini kullanarak Siri’nin geliştirilmiş bir versiyonunu sunabileceği belirtiliyor. Yapay zekalı iOS 18’in, Eylül ayında piyasaya sürülecek olan iPhone 16 serisinde yer alması bekleniyor.

Apple’ın yapay zeka modelleri, en yeni çipleri olan M3 ve A17 Pro’nun nöral motorlarından (NPU) yararlanabilir. Şirketin, yapay zeka çalışmalarına odaklanan iş ilanlarının sayısının artması, sektörde agresif bir atılımın habercisi olarak görülüyor.

Son olarak, Apple’ın bu ay içinde yayınladığı yapay zeka çalışması, cihazlarda yerleşik donanım kullanılmasını önererek, şirketin bu yönde bir strateji izlemeye odaklandığının net bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, benzer bir yaklaşımı benimseyen Samsung’un Galaxy S24 serisi, görüntü düzenleme, gerçek zamanlı metin çevirisi ve diğer görevler için yerleşik yapay zeka donanımını kullanarak dikkat çekmişti.

Kripto para ve yapay zeka, veri merkezlerinin elektrik tüketimini artırıyor

Günümüzde, veri merkezleri dijital dünyanın temel taşlarından biri haline gelmiş durumda. Uluslararası Enerji Ajansı‘nın (IEA) yeni raporuna göre, kripto paralar ve yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, veri merkezlerinin elektrik tüketimi adeta balon gibi şişiyor.

IEA’nın yayınladığı yıllık elektrik raporuna göre, 2022 yılında veri merkezleri, kripto paralar ve yapay zeka kullanımıyla küresel elektrik talebinin yüzde 2’sini karşıladı ve 460TWh elektrik tüketti. Bu, Türkiye’nin 2023 yılındaki toplam elektrik tüketiminin neredeyse 1.5 katına denk geliyor. Rapor, kripto para madenciliğinin tek başına 110TWh elektrik tüketerek bu miktarın dörtte birini oluşturduğunu gösteriyor.

Veri Merkezlerinin Elektrik Tüketimi

2026 yılına kadar, merkezlerinden kaynaklanan elektrik tüketiminin, kripto paralar ve yapay zeka kullanımıyla birlikte 1.050TWh’ye kadar çıkması bekleniyor. Bu durum, çevresel etkiler konusunda endişelere yol açıyor.

ABD, dünya genelindeki 8.000 veri merkezinin yüzde 33’üne ev sahipliği yaparken, aynı zamanda en fazla Bitcoin madenciliğinin yapıldığı ülke konumunda. IEA, ABD’deki veri merkezi elektrik tüketiminin önümüzdeki yıllarda “hızlı bir şekilde” artacağını ve 2026’da ülkenin toplam elektrik talebinin yüzde 6’sını oluşturacağını tahmin ediyor.

Veri merkezlerinin temel görevi bilgisayarları depolamak olmasına rağmen, yapay zeka kullanımıyla birlikte elektrik talepleri artıyor. IEA raporuna göre, Google Arama gibi tamamen yapay zekayı içeren uygulamaların elektrik talepleri on kat artabiliyor.

Kripto paraların elektrik talebinin 2026’ya kadar yüzde 40 oranında artması bekleniyor. Ancak, Ethereum’un enerji verimliliğini artırarak elektrik kullanımını yüzde 99’dan fazla azalttığı örnekler de bulunuyor. Diğer yandan, Bitcoin ağı çevresel etkileri sınırlamak konusunda aynı adımları atmıyor.

Bu gelişmeler, veri merkezlerinin sürdürülebilir enerji ve çevresel etkileri konusundaki önemi üzerine düşündürüyor.

OpenAI, şeffaflık taahhüdünden vazgeçti

OpenAI, kuruluş ilkelerinden sapmaya devam ederken, şirketin önemli belgelerini kamuya açıklama sözünü yerine getirmediği bildiriliyor. Elon Musk’ın da aralarında bulunduğu zengin teknoloji girişimcileri tarafından 2015 yılında kar amacı gütmeyen bir araştırma laboratuvarı olarak kurulan OpenAI, toplumu yapay zeka gelişmeleri konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan şeffaflık ilkelerine vurgu yapmıştı.

Ancak Wired’e göre, OpenAI’ın şeffaflık politikasında önemli değişiklikler yaşandı. Şirketin yönetimindeki kriz ve CEO değişiklikleri, özellikle Sam Altman’ın kovulup sonra tekrar göreve dönmesi, OpenAI’ın şeffaflık sorunları ve hedeflerindeki belirsizlikleri artırmış gibi görünüyor.

OpenAI şeffaflık belgelerinin gün ışığına çıkarılmaması, şirketin içsel krizlerini ve Microsoft gibi büyük destekçilerle olan ilişkilerindeki potansiyel değişiklikleri anlamak açısından önem arz ediyor. Wired, belgelere erişim talebinde bulunsa da, olumlu bir dönüş alamadı ve bu durum şirketin giderek kapalı bir yapıya doğru evrildiği endişelerini artırıyor.

Elon Musk, geçmişte OpenAI’ın adının “Super-Closed-Source-for-Maximum-Profit-AI” olması gerektiğini belirtti. Bu açıklama, şirketin şeffaflıkta kaybettiği ivmeyi ve yapay zeka gelişimindeki öncü rolünü sorgulayan bir yaklaşımı yansıtıyor. OpenAI’ın önceki GPT modelleriyle ilgili detaylı raporlar yayınlamasına rağmen, son GPT-4 modelinde detayların azaldığı gözlemleniyor.

OpenAI’ın şeffaflık konusundaki kayıpları, şirketin 2019’da kar amacı güden bir yan kuruluş oluşturarak ve dışarıdan yatırım çekerek mali durumunu gizleme yoluna gitmesiyle daha belirgin hale geldi. Bu durum, OpenAI’ın teknoloji devi Microsoft’un cömertliğine dayanarak geleceğini şekillendirmesini ve aynı zamanda mali durumunu gizlemesini sağladı.

Startuplar için inovasyon çağrısı!

Açık inovasyon programı İnci Radar ve Türkiye’nin lider jant üreticisi Maxion İnci Jant Grubu; teknoloji tedarikçisi firmalara “Konteyner Sevkiyatlarında Yenilikçi ve Sürdürülebilir Palet Çözümleri” başlığıyla inovasyon çağrısı yaptı.

Çağrıya katılmak isteyen startuplar, başvurularını 20 Şubat 2024 tarihine kadar https://inciradar.com/ web sitesi üzerinden yapabilecek.

Çağrıda, teknoloji tedarikçilerinden “Alternatif jant taşıma malzemelerinin araştırılması ve 1 adet konteynere mevcutta 432 adet yükleme yapılan “22,5×11,75” trailer jantının yükleme adedinin artırılarak çevreci ve yenilikçi ürün geliştirilmesi” isteniyor.

İnovasyon

İnci Radar, başvuru yapacak teknoloji tedarikçilerinden; tahta palet yerine karbon ayak izini azaltacak alternatif malzemeler sunmalarını, farklı paketleme malzemelerinin kullanılmasını, CO2 salınımının ve birim navlun maliyetlerinin azaltılmasını, konteyner içi yükleme adedinin artırılmasını, maliyet avantajı sağlamasını, çözümün müşteri tarafında da uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir olmasını bekliyor.

Şirket, aradığı teknoloji tedarikçisi özelliklerini ise şöyle sıraladı:

Çevresel Uyum ve Sürdürülebilirlik: Teknoloji tedarikçisinin sunacağı palet alternatifleri, çevre dostu malzemeler kullanarak üretilmiş olmalı ve lojistik operasyonların çevresel etkilerini en aza indirgeyerek sürdürülebilirliği desteklemelidir.

İnovatif Malzeme Teknolojileri: Yenilikçi malzeme teknolojilerine odaklanan tedarikçiler tercih edilmelidir. Örneğin, hafif ve dayanıklı kompozit malzemeler, geleneksel paletlere göre avantaj sağlayabilir.

Modüler Tasarım: Paletlerin modüler tasarımı, farklı taşıma ihtiyaçlarına uygun çözümler sunabilir. Modüler paletler, ölçeklendirme ve özelleştirme konularında esneklik sağlayabilir.

Dayanıklılık ve Performans: Palet alternatifleri, ağır yükleri taşıma kapasitesine sahip olmalı ve çeşitli lojistik ortamlarında dayanıklılığı kanıtlanmış olmalıdır.

Lojistik Entegrasyon Yetenekleri: Teknoloji tedarikçisi, paletlerin mevcut lojistik sistemlere sorunsuz bir şekilde entegre edilebilmesini sağlayacak teknolojik altyapıya sahip olmalıdır.

Maliyet Etkinlik: Çözümün maliyet etkin olması, palet değişimini veya geçişini düşünen işletmeler için önemlidir. Daha az bakım gerektiren ve uzun ömürlü paletler sunabilen tedarikçiler avantaj sağlayabilir.

İnovasyon çağrısı ile ilgili başvurular 26 Ocak 2024 tarihinde başlıyor. Çağrıya katılmak isteyen firmalar, başvurularını 20 Şubat 2024 tarihine kadar https://inciradar.com/ web sitesi üzerinden yapabilecekler.

İşlerini büyütme fırsatı sunuyor

Üç modüllü kapsayıcı yapısı ile geliştirdiği teknolojiye değer katan İnci Radar, teknoloji alanında faaliyet gösteren girişimcileri, İnci Holding ve ağındaki tüm profesyonellerle bir araya getirerek girişimcilere işlerini büyütme, sektör oyuncuları ise mevcut sorunlarına çözüm fırsatları bulabilecekleri bir ekosistem sağlıyor.

Üç farklı alanda destek sağlıyor

Karşılıklı sinerji oluşturulabilmesi için İnci Radar’a, İnci Holding’in stratejik odak alanlarıyla paralel şekilde enerji depolama, Endüstri 4.0, otomotiv, tedarik zinciri-lojistik ve endüstride sürdürülebilirlik alanlarında çözüm sunacak teknoloji şirketleri başvurabiliyor. Program, ağ oluşturma, mentorluk-danışmanlık ve doğrudan yatırım fırsatı olmak üzere 3 farklı alanda sunduğu desteklerle, girişimcilere büyüme odaklı değer katmayı amaçlıyor.

Programa kabul edilen girişimler, İnci Holding ve ağında yer alan sanayi kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, kamu kuruluşları, yatırımcılar ve mentorlar gibi tüm paydaşlara ulaşma fırsatı yakalıyor; bu girişimlere ayrıca eşleştirme ve danışmanlık desteği de sunuluyor. Teknoloji firmasının geliştirdiği çözüm önerisi, İnci Holding Grup şirketlerinin ve tedarikçilerinin iş problemlerine yönelik ise Pazar Uyumu Testi de yapılabiliyor.

İnci Radar girişimcileri yatırım fırsatları için ise, İnci Holding’in stratejik yatırımcısı olduğu Vinci Girişim Sermayesi şirketiyle doğrudan görüşme ve kendini tanıtma imkanı bulabiliyor. Vinci ayrıca, kriterlerinin uygunluğuna göre girişimciyi ağında yer alan diğer risk sermayesi ve kurumsal risk sermayesi ile iletişim kurması için de yönlendirebiliyor.

İş dünyasına yapay zeka avatarları geliyor!

Gelişen teknoloji, yapay zeka (YZ) tarafından oluşturulan video içeriklerin iş dünyasında daha fazla kullanımını beraberinde getiriyor. “Deepfake” videoların endişe yaratmasına rağmen, işyerlerinde kullanılacak yeni yapay zeka araçları, kurum içi iletişimi, eğitim videolarını ve pazarlama materyallerini oluşturmak için vazgeçilmez hale geliyor.

GenAI (Yapay Zeka) araçları ve derin öğrenme algoritmaları, insan benzeri dijital avatarları oluşturmak için kullanılarak, şirketlere video içerik üretiminde çığır açan avantajlar sunuyor. Özellikle işletmeler, kurumsal iletişim, çalışan eğitimi, görev kılavuzları ve pazarlama videolarını daha hızlı ve maliyet etkin bir şekilde üretebilirler.

IDC’de yapay zekadan sorumlu grup başkan yardımcısı Ritu Jyoti, yapay zeka tabanlı video oluşturma araçlarının iş bağlamında büyük potansiyel taşıdığını belirtiyor. Bu araçların pazarlama, eğitim ve öğretimde etkili bir şekilde kullanılabileceğini vurguluyor.

Çeşitli girişimler, şirketlerin gerçeğe yakın dijital avatarlar oluşturmalarına yardımcı olmak amacıyla ortaya çıkıyor. Bu girişimler arasında son iki yılda 156 milyon dolar fon alan Synthesia, D-ID, HeyGen ve Hour One gibi şirketler bulunuyor. Büyük teknoloji şirketleri de benzer özelliklere sahip araçlar geliştiriyor, örneğin, Microsoft’un Azure AI Speech hizmeti.

Synthesia’nın CEO’su Victor Riparbelli, işletmeler için en önemli avantajın maliyetleri düşürmek olduğunu ifade ediyor. Video prodüksiyon süreçlerinin masraflarını azaltmanın yanı sıra, araçlar aynı zamanda hızlı ve kişiselleştirilebilir içerik oluşturma imkanı sağlıyor.

D-ID’nin ticari stratejiden sorumlu başkan yardımcısı Matthew Kershaw, yapay zeka avatarlarının özellikle öğrenme ve geliştirme içeriği oluşturmak için geleneksel belgelerin yerini aldığını belirtiyor. Video formatının, bilgiyi daha etkili bir şekilde iletebildiğini ve izleyenlerin bilgileri daha iyi anlayabildiğini vurguluyor.

Ancak, uzmanlar bu yeni teknolojinin kullanımında güvenlik ve yönetişim konularına dikkat çekiyor. Şirketlerin, yapay zeka video oluşturma araçlarını kullanmadan önce titiz testler ve risk değerlendirmeleri yapmaları ve kullanıcı kabul testlerine önem vermeleri gerekiyor.

Yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin doğruluğu ve güvenilirliği konusunda da dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Şirketler, içerik filtreleme önlemleri alarak, olası hataları ve yanlış anlamaları azaltmalıdır.

Özetle, sentetik medyanın yükselişi, iş dünyasında daha hızlı ve etkili iletişimi mümkün kılabilir. Ancak, bu yeni teknolojinin sağladığı avantajları kullanırken, güvenlik ve içerik kontrolü gibi konuların da göz ardı edilmemesi önemlidir.

Avrupa Birliği ve Türkiye arasında dijital işbirliği!

TBV, TÜBİSAD, TESİD işbirliğinden oluşan Dijital Türkiye Platformu ve KPMG Türkiye tarafından hazırlanan “Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri Alanında İşbirliklerini Artırma” raporu, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda kamu kurumları ve ilgili sivil toplum kuruluşlarına tanıtıldı. Etkinliğe TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak ve TESİD Yönetim Kurulu Başkanı Yaman Tunaoğlu’nun yanı sıra iş dünyasından önemli isimler katıldı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Dijital Türkiye Platformu Başkanı Faruk Eczacıbaşı ve KPMG Türkiye Başkanı Murat Alsan’ın açılış konuşmalarını yaptığı toplantıda, Dijital Türkiye Platformu tarafından raporun temel bulguları kamuoyu ile paylaşılarak, kamu kurum ve kuruluşları ile bilgi ve iletişim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alındı.

Açılış konuşmasında rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Bozay, çağımızda dijital dönüşümün en önemli olgulardan biri haline geldiğini, bu alanda ülkemiz ve AB’nin ortak çıkarlara sahip olduğunu belirterek, ülkemizin dijitalleşme alanındaki öncelikleri, hedefleri ve ihtiyaçları doğrultusunda AB’yle işbirliğinin geliştirilmesi çağrısında bulundu. Büyükelçi Bozay, raporun ülkemizde ve AB’de dijitalleşme alanındaki mevcut durumu ve potansiyel işbirliği alanlarına yönelik tavsiyeleri ortaya koyarak, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek çalışmalarla ilgili önemli bir referans kaynağı olacağını belirtti. Öte yandan, Türkiye ile AB arasında dijitalleşme konusundaki en önemli işbirliği araçlarının başında AB Programlarının geldiğine değinen Büyükelçi Bozay, programların genel koordinasyonundan ve ülkemiz performansının artırılmasından sorumlu AB Başkanlığının dijitalleşme alanındaki fırsatlardan azami seviyede faydalanılması için çalışmalarına kararlılıkla devam edeceğini ifade etti.

Kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliği önemli

Dijital Türkiye Platformu adına konuşan Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, Dijital Türkiye Platformu’nun Türkiye’nin uluslararası işbirliklerini artırma isteği ve gereksinimini göz önüne alarak bu raporu tamamladığını belirtti. Raporun sadece öneri değil, uygulama modeli de sunduğunu ifade eden Eczacıbaşı, dijitalleşme alanında kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliğinin önemini vurguladı.
KPMG Türkiye Başkanı Murat Alsan ise yaptığı konuşmada, raporun bilgi ve iletişim sinerjisini nasıl artırabileceğine dair önemli bilgiler ortaya koyduğunu ve raporda yer alan aksiyon önerilerinin hayata geçirilmesi ile AB-Türkiye işbirliğinin daha iyi noktalara geleceğine inandığını ifade etti.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

F-35 savaş uçağı yazılım sorunlarıyla boğuşuyor!

Tüm ihtişamına ve başarılı tatbikatlara rağmen, F-35 sorunları büyümeye devam ediyor. Lockheed dördüncü çeyrek kazançlarını açıklarken Başkan ve CEO Jim Taiclet gecikmelerden, ilk kez 2015 yılında ABD ordusuna teslim edilen uçakların modernizasyon çalışmalarının önemli bir bileşeni olan Technology Refresh 3 (TR-3) ile ilgili yazılımı sorumlu tuttu.

Taiclet, “Bu sistem olgunlaşma süreci ilerlemeye devam ederken, başlangıçta öngördüğümüzden biraz daha fazla zaman alıyor” dedi. Lockheed hala TR-3 donanımlı F-35’lerin teslimatı için 2024’ün ikinci çeyreğini hedefliyor, ancak CEO “artık TR-3 yazılımının kabulü için üçüncü çeyreğin daha olası bir senaryo olabileceğine inanıyoruz” diye ekledi.

TR-3 yazılımı, uçağı sürekli olarak yükseltilebilir hale getirmek için tasarlanan “Blok 4” kod bloğunun önemli bir parçasıdır. TR-3 paketi veri depolama ve işlemede iyileştirmelerin yanı sıra algılama, sinyal karıştırma, siber güvenlik, hedef tanıma ve ek mühimmat yeteneklerine odaklanan gelişmiş bir kullanıcı arayüzü içeriyor.

Geçen yılın Temmuz ayında Lockheed ilk TR-3 donanımlı uçağını 2023 yılında teslim etmeyi bekliyordu. TR-3 hazırlığı ile birlikte Lockheed geçen yıl 100 ila 120 arasında yükseltilmiş uçak teslim edeceğine inanıyordu, ancak Taiclet yatırımcı toplantısı sırasında yıl sonuna kadar dünya çapındaki müşterilere sadece 98 jetin ulaştığını söyledi. 

Eylül ayında ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na yapılan bir başvuru TR-3’ün hazır olma tarihini Nisan ve Haziran 2024 arasına çekti. TR-3 ile donatılmış bir F-35 ilk olarak Ocak 2023’te uçtu ancak test uçuşları hala sonlandırılabilmiş değil.  

F-35 için daha fazla yazılım, daha fazla sorun

Lockheed’in TR-3’ün bu yıl hazır olacağını iddia etmesine rağmen F-35 teslimat rakamları düşmeye devam ediyor. Taiclet, dünkü finansal sonuç açıklamasında Lockheed’in önümüzdeki yıl 75 ila 110 arasında bir uçak teslim etmeyi beklediğini söyledi; bu rakamın daha küçük olması, geçen yılki azalan teslimatların bile altına düşmesine neden olacak.

Bu arada TR-3 gecikmeleri F-35’in başına gelen sorunların sadece bir tanesi. Geçen yıl bir pilotun uçaktan fırlaması ve uçağın düşmeden önce 60 mil boyunca uçmaya devam etmesinin ardından uçaklardan biri kaybolmuş ve hayalet avcı uçağının kalıntılarının günlerce aranmasına yol açmıştı.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Hükümet Sorumluluk Ofisi (GAO), F-35 uçaklarının karmaşık bakım ihtiyaçları, eğitim ve parça eksikliği nedeniyle uçuşa hazır sürenin yalnızca yüzde 55’lerde kaldığını bildirmişti. GAO ayrıca Eylül ayındaki raporunun ardından Aralık ayında Blok 4 ile ilgili modernizasyon maliyetlerinin milyarlarca dolar arttığı ve ABD Savunma Bakanlığı’nın bunun nedenlerini tam olarak bildirmediği yönündeki endişelerini dile getirmişti.

GAO raporu “Blok 4 başlangıçta 66 yetenek olarak tanımlanmıştı ve 10.6 milyar dolara mal olacağı tahmin ediliyordu. Geliştirmenin ise 2026 mali yılında tamamlanması bekleniyordu. Oysa firma daha sonra Mayıs 2023’te Blok 4 maliyetlerinin 16,5 milyar dolara çıktığını ve çalışmanın 2029’da tamamlanmasının tahmin edildiğini bildirdi.”

Apple App Store dışı uygulamalardan para alacak!

Teknoloji devi Apple, Avrupa Birliği düzenlemeleri kapsamında kendi uygulama mağazası dışından da uygulama indirilmesine izin vermeye hazırlanıyor. Bu adımın ardında ise Apple’ın, Epic Games ile yaşadığı Apple App Store dışı satın alımlara yönlendirme davasını kazanmış olsa da, yeni düzenlemelere uyum sağlamak için adımlar atması yatıyor. Ancak bu durum, Cupertino merkezli şirketin rahat bir nefes aldığı anlamına gelmiyor. Avrupa Birliği’nin talebi doğrultusunda Apple, kapalı ekosisteminin dışından uygulamalar indirilmesine de izin vermek zorunda kalacak.

Apple, yıllardır iPhone’ların apple App Store üzerinden indirmeler yapılmasını zorunlu tuttuğu politikalarını, kullanıcı güvenliği ve virüslerden uzaklığı gerekçesiyle savunuyor. Ancak bu politikaların, rekabeti engellediği ve yüksek komisyon ücretleri nedeniyle geliştiricilere adil bir platform sunmadığı eleştirilere maruz kalıyor. Avrupa Birliği’nin bu konuda verdiği kararla birlikte, Apple’ın kapalı ekosisteminin dışında da uygulama indirilmesine olanak tanınacak.

Bu değişiklikle birlikte, Apple’ın App Store dışında indirilen uygulamalardan gelir elde etmeyi planladığına dair bilgiler ortaya çıktı. Apple’a yakın kaynaklara göre, şirket, bu tür indirmelerden de bir gelir elde etmeyi düşünüyor.

Meta, Spotify ve Microsoft gibi şirketler strateji geliştiriyor

Bu kararın etkisi sadece Apple’ı değil, aynı zamanda diğer büyük teknoloji şirketlerini de etkileyecek gibi görünüyor. Meta, Facebook reklamları üzerinden indirme sağlamayı düşünürken, Spotify kendi web sitesinden indirilebilecek bir uygulama planlıyor. Microsoft ise doğrudan üçüncü parti uygulamaları barındıran bir mağaza açma niyetinde.

Apple, bu hamlesiyle birlikte uygulamalar üzerindeki kontrolünü sürdürmeye devam etmeyi hedefliyor. Ancak bu durum, özellikle ücretsiz olarak kullanıcılara ulaşmayı planlayan geliştiriciler için stratejilerini gözden geçirmelerine neden olabilir.

Analizlere göre, Apple’ın operasyonel kârının büyük bir kısmı, %70-80’i App Store’dan geliyor. Bu nedenle, şirketin yeni düzenlemelerle birlikte nasıl bir gelir modeli oluşturacağı ve geliştiricilere nasıl bir ortam sunacağı merak konusu.

Chrome sekmeleri yapay zeka ile düzenleyecek

Chrome, sekmeleri düzenlemek ve inceleme yazmak için deneysel yapay zeka kullanacak. Şirket paylaştığı bir basın bülteninde, Google Chrome’un çevrimiçi web tarama deneyiminizi daha organize hale getirmeyi amaçlayan yeni deneysel yapay zeka özelliklerini sunduğunu söyledi.

Chrome M121 sürümünden itibaren kullanıcılar, Ayarlar sayfasından çeşitli Deneysel Yapay Zeka özelliklerini etkinleştirebilecek. Buna Sekme Grupları veya belirli gruplardaki sekmeleri otomatik olarak sıralama yeteneği de dahil. Bunu yapmak için bir sekmeye sağ tıklayın ve Benzer Sekmeleri Düzenle öğesini seçin.

Chrome yapay zeka ile daha güçlü

Google, özelliklerin önümüzdeki birkaç gün içinde kullanıma sunulacağını söyledi. Deneysel yapay zeka özelliklerinin etkili olması için Chrome’un yeniden başlatılması gerekebilir. Başka bir Chrome AI özelliği, yapay zekanın Pixel 8’in üretken yapay zeka duvar kağıtlarına benzer şekilde özel temalar oluşturmasına olanak tanıyor. Etkinleştirmek için yeni bir sekme açın ve ekranın sağ alt köşesindeki Chrome’u Özelleştir’i tıklayın. Temayı değiştir’i tıkladıktan sonra Create with AI için başka bir seçenek bulunmalı.

Chrome’un yeni yapay zeka özellikleri , Google’ın birkaç basit komutla yeni metin, kod, resim ve video oluşturabilen üretken teknoloji olan yapay zekayı ikiye katlamasıyla birlikte geliyor. ChatGPT’nin 2022’nin sonlarında piyasaya sürülmesi ve ardından gelen ana akım başarısıyla birlikte Google, Microsoft, Apple ve hemen hemen tüm büyük teknoloji şirketleri, yazılım ve hizmet paketlerini güçlendirmek için yapay zekayı kullanmanın yollarını arıyor.

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, şirketinin aslında yapay zekanın çok daha akıllı bir versiyonu olan yapay genel zekayı yaratmayı hedeflediğini söyledi. Bu durum, bazı yeniden yapılanma ve işten çıkarmaların yapay zekanın yeniden önceliklendirilmesine atfedilmesiyle Büyük Teknoloji arasında bir yetenek savaşına yol açtı. McKinsey’e göre üretken yapay zekanın 4,4 trilyon dolara kadar ekonomik değer üretebileceği göz önüne alındığında, teknoloji şirketlerinin alana hakim olmayı hedeflemesi sürpriz değil.

Sekme Grupları ve Yapay Zeka temalarının yanı sıra Chrome, yakında üretken yapay zekanın yardımıyla restoran incelemeleri ve diğer metinlerin taslağını oluşturmanıza yardımcı olabilecek. Şubat itibariyle, bu deneysel yapay zeka özelliği, bir metin kutusuna sağ tıklayıp Chrome’dan yalnızca birkaç anahtar kelimeyle metin yazmanıza yardımcı olmasını istemenize olanak tanıyacak.

Amazon şirketinin doğum yeri 2,28 milyon dolara satışta!

Jeff Bezos’un eski eşiyle birlikte kiracı olarak kaldığı ve 1994 yılında garajında Amazon firmasını kurduğu Washington, Bellevue’deki 143 metrekarelik ev 3 yatak odalı, 2 banyolu, açık plan mutfağa ve bir çift garaja sahip tipik bir Amerikan evi. Kurumsal grinin steril tonlarında dekore edilmiş iç mekanıyla, komşu mülklerin heybetli cephelerine kıyasla mütevazi görünen evin satış fiyatı ise 2,28 milyon dolar olarak belirlenmiş durumda.

1954 yılında inşa edilen, 1994’te Bezos ailesinin kullandığı ve 2001’de yenilenen evin satış ilanında şu ifadeler yer alıyor: “Amazon’un doğduğu yere hoş geldiniz – Jeff Bezos Amazon şirketini 1994 yılında bu Batı Bellevue evinin mütevazı garajında kurdu. Modern konfor ve stil sunmak için 2001 yılında titizlikle yeniden inşa edilmiştir. Ev, tavan pencerelerinden gelen doğal ışıkla aydınlık ve davetkar bir atmosfer yaratan muazzam bir büyük odaya, muhteşem granit ve akçaağaç mutfağa sahiptir. Geniş, tamamen çitle çevrili arka bahçede büyük bir parti güvertesi ve en üst düzeyde rahatlama ve eğlence için bir spa küveti bulunmaktadır. Batı Bellevue’deki birinci sınıf konumu ile olanaklara, parklara ve mükemmel okullara yakın olacaksınız. Bu güzelce yeniden inşa edilmiş evi kendinize ait yapma fırsatını kaçırmayın!“

Jeff Bezos’un ilk iş yeri, en son 2018 yılında 1,5 milyon dolardan satışa çıkmıştı. İlanı verenlerin bir grup Amazon Prime abonesinin burayı gezmek için geleceklerine bel bağladıklarını düşünmek pek de yanlış sayılmaz. Seattle emlak piyasası pandemi sonrası dönemde yeniden açılan işyerleri ve Amazon gibi büyük firmaların yatırımlar sayesinde yeniden hareketli günler yaşıyor olsa da emlak uzmanları 2,28 milyon dolarlık değerlemenin benzer durumdaki ve netlikteki evlere kıyasla fazlasıyla abartılı olduğu görüşündeler. Buna karşın ev bir Jeff Bezos veya Amazon müzesi gibi de durmuyor zira hayran hizmeti adına evde sadece Bezos’un işyerinden ilk fotoğraflarda görülen elle spreylenmiş “Amazon.com” tabelasının bir kopyası var.

Jeff Bezos 1993 yılında MacKenzie Scott ile evlendi ve New York’taki bir yatırım şirketinde başkan yardımcısı olarak çalıştığı işinden ayrılarak Seattle’da gölün hemen üzerinde tek yatak odalı kiralık bir eve taşındı.  Amazon’un tarihini belgeleyen bir kitap olan The Everything Store, Bezos’un genişleyebilmesinden önce şirketin birkaç ay boyunca tüm operasyonlarını bu garajdan yürttüğünü söylüyor.  Kasım ayında, şu anda 60 yaşında olan Bezos, nişanlısı Lauren Sánchez ile Seattle bölgesinden Miami’ye taşındıklarını duyururken Instagram takipçilerine her şeyin başladığı garaja dair bir video da göndermişti.

Apple Car lansmanı ertelendi!

Apple Car lansman tarihinin 2028’e ertelendiği bildirildi. Apple, tasarımı basitleştiriyor ve geliştirilmekte olan elektrikli aracının potansiyel lansman tarihini erteliyor. Teknoloji devinin tüketicilere kısmen otonom bir elektrikli araç sunma konusundaki uzun süredir devam eden arayışında bir başka gecikme daha yaşandı.

Apple Car lansmanı için yeni tarih

Şirketin önceki 2026 sürüm hedefinin de bir gecikmenin ürünü olduğunu bildiren Bloomberg’e göre, aracın piyasaya çıkış tarihi en erken 2028 yılına ertelendi. Apple şimdi daha sınırlı özelliklere sahip elektrikli araç üzerinde çalışıyor ve bir zamanlar pedalsız veya direksiyon simidi olmayan otonom bir aracı içeren planlardan daha da geri dönüyor. Bloomberg’e göre araç, otonom şerit merkezleme ve uyarlanabilir hız sabitleyiciyi aynı anda yapabilen bir “Seviye 2+” sistemiyle çalışacak. Bu sistem, seviyenin daha önce planlanan, otonom sürüş kabiliyetine sahip Seviye 4 teknolojisinin birkaç adım altında olduğunu ekledi.

Bloomberg’in bildirdiğine göre Apple’ın Titan kod adlı projeye ilişkin pivotları, şirketin yönetim kurulu, CEO Tim Cook ve proje başkanı Kevin Lynch’in de dahil olduğu toplantıların ardından yapıldı. Yönetim kurulunun 2023 boyunca proje hakkında şirket liderlerine baskı yaptığına dikkat çekildi. Aracın 2014’ten bu yana geliştirilme aşamasında olduğu bildiriliyor ancak otomobilin adı, teknik özellikleri ve gelişimiyle ilgili resmi ayrıntılar son on yılda yetersizdi. Apple, Forbes’un yorum talebine hemen yanıt vermedi.

2010’ların ortalarında bildirilen en eski tahminlerden bazıları, Apple’ın başlangıçta arabasının çıkış tarihini 2019’da hedeflediğini gösteriyordu. Apple’ın çok sayıda işten çıkarma, strateji değişikliği ve gecikmeler nedeniyle yılda yüz milyonlarca dolar harcadığını bildiren Bloomberg’e göre Apple, araba projesine önemli miktarda şirket kaynağı ayırdı. Otomobilin tasarımı 2022 sonu itibarıyla ön prototip aşamasındaydı. Başarılı bir elektrikli araç lansmanı, Apple’ı Tesla, Ford, GMC ve Amazon’un 1.3 milyar dolardan fazla yatırım yaptığı Rivian gibi otomobil üreticileriyle doğrudan rekabete sokacaktı. Ford CEO’su Jim Farley ve Tesla CEO’su Elon Musk gibi araç üreticisi yöneticileri son zamanlarda tamamen otonom araçların karlılığı ve güvenli uygulaması konusunda şüphe uyandırdı. Şu anda Tesla araçlarının sunduğu kendi kendine sürüş özellikleri, şehir sokaklarında otomatik yönlendirme ve sürücü gözetiminde durma becerisini içeriyor. Tesla’ya göre tam araç özerkliği, “insan sürücülerden çok daha fazla güvenilirliğe ulaşmaya” ve düzenleyici onaya bağlı.

Bayraktar TB2’nin üretildiği tesisi gezdik!

0

Türkiye’de savunma sanayi yatırımları artarken, yerli üretim tesisleri de devasa boyutlara ulaştı. ShiftDelete.Net Kurucusu Hakkı Alkan ise Baykar Teknoloji tarafından geliştirilen ve üretilen yerli savunma teknolojilerini inceledi.

Baykar’ın teknoloji ve AR-GE merkezinde neler var?

Baykar’ın teknoloji ve AR-GE merkezinde son dönemde geliştirdiği insansız hava araçları, füze ve mühimmat sistemlerini ele aldık. Merkezde ilk karşılaştığımız sistem Kızılelma olarak adlandırılan yerli insansız savaş uçağı oldu.

Kendi sınıfında en ileri teknolojiye sahip olduğu belirtilen bu uçak, Türkiye’nin hava savunmasında önemli bir rol üstlenecek. Ayrıca uzun menzilli Akıncı insansız hava aracı ve Mini İHA’nın ilk prototiplerini de inceleme fırsatı yakaladık.

Baykar’ın ilk ürünlerinden olan ve TSK envanterine giren Malazgirt helikopteri ve İHA’ların ilk modelleri bu merkezde sergileniyor. Ziyaret esnasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanmış Bayraktar TB2 modelini de yakından görme şansına sahip olduk.

Merkezde ayrıca Roketsan’ın yerli füze sistemleri ve TÜBİTAK tarafından geliştirilen mühimmatlar dikkat çekiyordu. Gelecek vadeden bir diğer proje ise uçan otomobil Cezeri oldu.

Üniversitelerde üretken yapay zeka nasıl kullanılıyor?

McGill Üniversitesi Max Bell Kamu Politikası Okulu profesörü ve Medya, Teknoloji ve Demokrasi Merkezi direktörü Taylor Owen, ChatGPT ve diğer üretken yapay zeka araçlarının ortaya çıkışının nasıl yeni bir dinamiğe yol açtığını tartışıyor öğretmenlik uygulamalarına odaklanıyor ve üniversitelerin bu yeni olguyu nasıl ele almaya çalıştığına dair görüşlerini paylaşıyor.

Üniversitelerde üretken yapay zeka dinamikleri

Owen’ın görüşleri şu şekilde;

Öğrenciler, üniversiteler ve öğretim üyeleri olarak keşfedilmemiş sulardayız. Üretken yapay zekanın ortaya çıkışından bu yana ilk kez dijital politika dersimi vermeye başlıyorum. Bunu nasıl ele almam gerektiği konusunda gerçekten emin değilim, ancak işte birkaç gözlemi iletiyorum. Öncelikle üniversiteler ne yapılması gerektiği konusunda her yerde. Politikalar, doğrudan yasaklardan, güncellenmiş alıntı gerekliliklerine, geniş ve büyük ölçüde faydasız direktiflere ve hatta hiçbir politikanın uygulanmamasına kadar uzanır. Henüz bir fikir birliğinin ortaya çıkmadığını söylemek doğru olur.

İkinci zorluk, daha önce kullandığımız intihal yazılımı gibi yapay zeka tespit yazılımının da büyük ölçüde sorunlu olması. Piyasada bazı araçlar olsa da benim görüşüme göre hepsi diskalifiye edici kusurlardan muzdarip. Bu araçların yanlış pozitifler üretme eğilimi var ve akademik dürüstlük ve sonuçta intihalden bahsettiğimizde bu gerçekten önemli. Dahası, araştırmalar bize bu araçların kullanımının öğrencileri yakalamaya çalışan öğretim üyeleri ile kandırmaya çalışan öğrenciler arasında bir silahlanma yarışına yol açtığını gösteriyor. Ancak ironik bir şekilde diğer sorun, bu araçların öğrencilerin telif haklarını ihlal ediyor olabilmesi. Öğrenci yazıları bu tespit yazılımına yüklendiğinde, yazdıkları daha sonra depolanıyor ve gelecekte tespit edilmek üzere kullanılıyor. Aynı hikayeyi önceki nesil intihal araçlarında da gördük ve şahsen bununla hiçbir ilgim olmasını istemiyorum.

Üçüncüsü, yasaklamanın sadece imkansız değil aynı zamanda pedagojik açıdan sorumsuz olduğunu düşünüyorum. Gerçek şu ki, hepimiz gibi öğrencilerin de bu araçlara erişimi var ve bunları kullanacak. Dolayısıyla, sorunun öğrencilerde olduğu fikrinden uzaklaşmalı ve bunun yerine eğitimcilerin öğretimlerini nasıl geliştirebileceklerine odaklanmaya başlamalıyız.

Ancak, üniversitelerde geliştirdiğimiz, bilgiyi ve yeni fikirleri okuma ve işleme ve bunların üzerine yenilerini geliştirme konusunda ilerlediğimiz temel bilişsel becerilerin kaybolduğundan endişeleniyorum. Öğretimimizin bunu koruduğundan emin olmalıyız.

Apple’ın Mac bilgisayarı 40 yaşında!

Steve Jobs’un orijinal Macintosh’u tanıttığından bu yana geçen 40 yıl boyunca, Apple’ın Mac bilgisayarları birçok evrim geçirdi. Bugün, Mac’in 40. yıl dönümünde, geçmişten günümüze yaşanan değişimleri ve gelecekteki rolünü değerlendirmek adına bir bakış atıyoruz.

Mac’in başlangıcı ve zorlu yıllar

Macintosh, 1984 yılında Steve Jobs tarafından tanıtıldığında, bilgisayar dünyasında devrim niteliğinde bir değişiklik yaratmıştı. Ancak, başlangıçta yüksek fiyatı ve belirsiz pazar konumu nedeniyle zorlu bir dönem geçirdi. Apple, aynı dönemde kendi Apple II serisiyle rekabet etmek zorunda kaldı ve Mac, Apple II’nin gölgesinden çıkmak için uzun bir süreç geçirdi.

Apple'ın Mac

Apple, 1998’de Steve Jobs’un dönüşüyle birlikte iMac G3’ü tanıttı ve şirketin yeni bir nefes alması sağlandı. Bu dönemde Mac OS X ve iPod gibi ürünlerin geliştirilmesi, Apple’ın tekrar yükselişe geçmesini sağladı. Ancak, 2010’ların ortalarında, iPad’in yükselişiyle birlikte, Mac donanımı bir süre durgunlaşma yaşadı ve bazı eleştirilere maruz kaldı.

Apple’ın yeni M1 çipleri

Son birkaç yılda, Apple’ın Mac’e olan ilgisi yeniden canlandı. M1 çipleriyle birlikte, Mac bilgisayarları daha hızlı ve enerji verimli hale geldi. Apple, Intel işlemcilerden kendi tasarladığı çiplere geçiş yaparak, donanım ve yazılım entegrasyonunu artırdı. Ancak, bu değişiklikler bazı konularda tartışmaları da beraberinde getirdi, özellikle harici GPU kullanımının kısıtlanması gibi.

Mac’in geleceği: Vision Pro ve yeniden yazılan ekosistem

Apple, Mac’in 40. yılında Vision Pro adlı yeni bir cihazı piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Bu cihaz, iPad uygulamalarını çalıştırmanın yanı sıra, büyük bir Mac monitörü olarak kullanılabilme özelliğine sahip olacak. Apple’ın gelecekteki planları arasında, Mac’in daha geniş bir ekosistemde iPhone ve iPad uygulamaları ile entegre olması bulunuyor.

Apple’ın pazarlama ve ürün geliştirme başkan yardımcısı Greg Joswiak, Mac’in Apple için temel bir ürün olduğunu ve gelecekte de bu şekilde kalacağını vurguluyor. Ancak, gelişen teknoloji ve değişen kullanıcı alışkanlıklarıyla birlikte, Mac’in evrimi ve rolü de devam edecek gibi görünüyor. Geliştirilen özellikler ve gelecekteki ürünler, Mac’in 40 yıl daha başarılı bir şekilde yoluna devam edebileceğini gösteriyor.

Intel Fab 9 ile üretim hacmini artırıyor!

0

Intel, 3D gelişmiş paketleme teknolojisinin yüksek hacimli üretimi için New Mexico’da Fab 9’u açtı. Intel, Rio Rancho, New Mexico’da şirketin gelişmiş yarı iletken paketleme teknolojilerinden bazılarının üretiminden sorumlu olacak son teknolojiye sahip yeni fabrikası Fab 9’un kapılarını resmi olarak açtı. Bunlar arasında, Intel’in bilgi işlem kutucuklarının yan yana değil dikey olarak istiflendiği işlemciler oluşturmasına olanak tanıyan bir 3 boyutlu paketleme teknolojisi olan Foveros yer alıyor.

Intel Fab 9 hakkında bilinenler

  • Intel’in New Mexico’daki üretim operasyonlarını genişletmek için yaptığı 3.5 milyar dolarlık yatırımın bir kısmı niteliğinde.
  • Fab 9, ileri 3D paketleme teknolojisinin seri üretimi için Rio Rancho’daki bir başka tesis olan Fab11x’e katıldı.
  • Foveros, bir paketteki birden fazla çipin yan yana bağlanmasına olanak tanıyan ayrı bir paketleme teknolojisi olan EMIB ile tamamlanmakta.
  •  Intel, yatırımlarının New Mexico’da 6.000’den fazla yeni işe yol açtığını söylüyor.

Intel başkan yardımcısı ve küresel operasyonlardan sorumlu baş sorumlusu Keyvan Esfarjani: “Bugün, Intel’in ilk yüksek hacimli yarı iletken operasyonlarının ve dünyanın en gelişmiş paketleme çözümlerini geniş ölçekte üreten tek ABD fabrikasının açılışını kutluyoruz. Bu son teknoloji Intel’i diğerlerinden ayırıyor ve müşterilerimize dayanıklı bir tedarik zinciri içerisinde performans, form faktörü ve tasarım uygulamalarında esneklik açısından gerçek avantajlar sağlıyor. Ambalaj inovasyonunda işbirliği yapan ve durmaksızın sınırları zorlayan New Mexico ekibini, tüm Intel ailesini, tedarikçilerimizi ve yüklenici ortaklarımızı tebrik ederiz” dedi. Vali Michelle Lujan Grisham: “Intel’in bu yatırımı, New Mexico’nun üretimi Amerika’ya geri getirme konusundaki kararlılığının altını çiziyor. Intel, eyaletin teknoloji ortamında önemli bir rol oynamaya ve binlerce New Mexico ailesini destekleyerek iş gücümüzü güçlendirmeye devam ediyor” dedi.

​Intel’in küresel fabrika ağı, ürün optimizasyonuna, gelişmiş ölçek ekonomilerine ve tedarik zinciri esnekliğine olanak tanıyan bir rekabet avantajı sağlıyor. Rio Rancho’daki Fab 9 ve Fab 11x tesisleri, Intel’in 3D gelişmiş paketleme teknolojisinin seri üretimine yönelik ilk operasyonel alanı temsil ediyor. Aynı zamanda Intel’in aynı lokasyonda bulunan ilk yüksek hacimli gelişmiş paketleme tesisi olup, talepten nihai ürüne kadar daha verimli bir tedarik zinciri oluşturan uçtan uca bir üretim sürecine işaret etmekte. Fab 9, Intel’in gelişmiş paketleme teknolojilerindeki yenilikçiliğinin bir sonraki çağını desteklemeye yardımcı olacak.

Samsung, self servis tamir programını 50 ülkeye genişletti!

Samsung, kullanıcılara kendi kendini onarabilen cihazlar için parçalar ve araçlar sağlıyor. Yani artık bu hamle sayesinde bulunması zor bileşenleri aramanıza veya yalnızca yetkili onarım merkezlerine güvenmenize gerek kalmadı.

Bugüne kadar program 50’den fazla Samsung modeline genişletildi. Bunların arasında akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, katlanabilir cihazlar, TV’ler, monitörler gibi pek çok başlık var. S23 serisi ve Fold 5 katlanabilir akıllı telefon gibi 14 Galaxy cihazı da bu listede yer alıyor.

Kullanıcılar yalnızca pili ve çatlak ekranı değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda dizüstü bilgisayarın performansını optimize edebiliyor, SIM kart tepsisini, hoparlörleri, düğmeleri ve diğer parçaları değiştirebiliyor. Bu sayede cihazın ömrünü uzatacak ve elektronik atığı azaltacaksınız.

Samsung bu program konusunda yalnız değil. Apple da benzer bir şekilde self servis tamir programı uyguluyor. Apple, programının şu anda 33 ülkede 24 dilde mevcut olduğunu ve 35 ürününün onarımında kullanılabileceğini söylüyor.

Dünyanın birçok yerinden düzenleyiciler, kullanıcıların; daha düşük maliyetlerle onarımlarını gerçekleştirebileceği ve ürünlerin uzun süre kullanılabileceği bir ortam yaratabilmek için şirketleri sıkıştırmaya devam ediyor. Bunun yakın zamandaki en büyük örneği de aslında değiştirilebilir batarya uygulamasının geri getirilmeye çalışıyor olması.

Samsung ve Apple’ın bu uygulamaları, düzenleyicilerin kararlı tavrı daha sürdürülebilir bir gelecek vadediyor. Uygulamaların tüm dünyayı kapsayacak hale getirilmesi ve o süre zarfında gelişecek olan yeni seçenekler ile bu hiç de uzak değil.

Yapay zeka avatarları ölen insanların yerine geçiyor!

Koreli firma, hayatını kaybeden kişiler için sohbet edebilen yapay zeka avatarları yaratıyor. Bu avatarlarla, insanların sevdikleri kişilerle iletişimde kalması hedefleniyor.

Güney Koreli DeepBrain AI yaptığı açıklamada, eski sevdiklerinin iki yönlü iletişim kurabilen dijital avatarlarını oluşturmayı başardığını söyledi. Seul merkezli şirket, gerçek zamanlı olarak konuşabilen sanal bir klon oluşturmak için tek bir fotoğrafın yanı sıra ölen kişinin kayıtlı sesinin yaklaşık 10 saniyesinin yeterli olduğunu söyledi.

Yapay zeka avatarları nasıl yapılıyor?

Yapay zeka makine öğreniminin avantajı, senkronize dudak, ağız ve baş hareketleriyle görünüm olarak müşterinin sevdiği kişiye yakın benzerlik gösteren bir avatara olanak tanıyacak. DeepBrain AI yöneticisi UPI News Korea’ya: “Diyelim ki bir müşteri annesinin avatarını istiyor. Geçmişte, merhumun dijital bir kopyasını oluşturmak için hayattayken yaklaşık üç saatlik röportaj materyaline ihtiyacımız vardı. Fakat artık sevilen kişi öldükten sonra bile bir kopya oluşturabiliyoruz çünkü yapay zeka teknolojisindeki ilerlemeyle birlikte ihtiyacımız olan tek şey bir resim ve onun sesinin kısa bir ses klibi” dedi.

Firma, hizmetlerini daha fazla müşteriye genişletmek için anma salonları ve cenaze hizmeti sağlayıcılarıyla işbirliği yapmayı planladığını söyledi. 2022 yılında benzer bir hizmet sunmak için ülkenin lider cenaze hizmeti operatörü Preedlife ile ortaklık anlaşması imzaladı. Fiyat sorulduğunda DeepBarain yöneticisi, bunun sunulan hizmetin çeşitli faktörlerine bağlı olacağını söyledi. Açıklamada: “Şu anda hizmeti yalnızca Kore dilinde sunuyoruz, ancak yakın gelecekte İngilizce ve Çince’yi de kapsayacak şekilde genişletilecek” dedi.

Yapay zeka teknolojisinin sürekli gelişmesiyle birlikte, bir şirketin yaşayanlarla ölenler arasında bağlantı kurmak için insanları avatarlar olarak yeniden yaratması ilk kez olmuyor. Ancak bu tür temaslarla ilgili etik tartışmalar da var. Seogang Üniversitesi Profesörü Yoon Seok-bin bir telefon görüşmesinde, “Bu tür bir teknolojinin ilk aşamalarındayız. Bu, bir kişinin yapay zeka versiyonuyla konuşuyor. Telif hakkı sorunları gibi etik sorunlar da dahil olmak üzere zorluklar olabilir. Ancak bu tür tartışmaların ileride nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek için henüz çok erken” dedi.

Hatasız mantıksal kübitler için yeni çalışma

0

Yeni hata düzeltme hilesi kuantum bilgisayarları 200 kat daha küçük hale getirebiliyor. Bir basın bülteninde, Fransız Ulusal Araştırma Laboratuvarı INRIA’daki araştırmacılar ve ABD merkezli donanım geliştiricisi Alice & Bob tarafından uygulanan yeni hata düzeltme yaklaşımının kuantum hesaplamayı dağıtıma yaklaştırabileceği belirtildi. Araştırmacılar, 1.500 kadar az fiziksel kübit ile 100 güvenilir mantıksal kübit oluşturduklarını iddia ediyor.

Hatasız mantıksal kübitler ne anlama geliyor?

Kuantum bilgisayarlar bilgiyi depolamak ve işlemek için kuantum bitleri veya kubitleri kullanıyor. Geleneksel hesaplamalarda kullanılan ve sıfır veya bir olarak bulunan dijital bitlerin aksine, kübitler süperpozisyon adı verilen her iki durumda da aynı anda mevcut olabiliyor. Ek olarak kübitler birbirine kuantum mekaniksel olarak bağlanabiliyor ve bu da onlara klasik bilgisayarlarda gözlemlenmeyen bilgi işlem yetenekleri kazandırıyor.

Bu nedenle Kuantum bilgisayarlar karmaşık hesaplamaları nispeten kısa sürede gerçekleştirebilmekte. Mühendislik daha önce kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarların 48 yıl sürecek hesaplamaları nasıl tamamladığını bildirmişti. Ancak hesaplamaların hızlı temposu, düzeltilmesi gereken hataların dezavantajını da beraberinde getiriyor. Bu, kuantum bilgisayarların benimsenmesinde büyük bir engel olmuştu.

Bu alandaki önceki araştırmalar, hesaplamalarında hata olmayan, güvenilir bir mantıksal kübit oluşturmak için yaklaşık 1000 fiziksel kübit gerektiğini göstermişti. Basın bülteninde, bu ölçekte Shor’un algoritması gibi bir uygulamayı çalıştırmak için 20 milyon kübit gerekeceği belirtildi. Bu, kuantum hesaplama için gereken altyapıyı artırarak dağıtımını olanaksız hale getiriyor. Araştırmacılar, hatasız mantıksal kübitler oluşturmak için gereken fiziksel kübitlerin sayısını azaltmak için çalışıyor. Yaklaşımlardan biri faz kaymalarını veya tek boyutlu hata düzeltme kodunu düzeltmek. Alice & Bob’daki araştırmacılar daha önce bu yaklaşımın Shor’un algoritmasını çalıştırmak için gereken fiziksel kübit sayısını 60 kat artışla 350.000’e düşürebileceğini göstermişti.

Başka bir yaklaşımda araştırmacılar, bilgi aktarımı ve paylaşımındaki hataları düzeltmek için donanım gereksinimlerini azaltan bir hata düzeltme kodları sınıfı olan düşük yoğunluklu eşlik kontrollerini (LDPC) kullandı. Alice & Bob ve Inria’daki araştırmacılar, kuantum hesaplamada yeni bir başarı elde etmek için bu iki yaklaşımı birleştirdi.

Geçen yıl yayınlanan bir makalede IBM, hata düzeltme için LDPC’nin kullanılmasını da önerdi. Ancak şirketin yaklaşımı, uzun menzilli kubit bağlantısı ve yüksek ağırlıklı stabilizatörleri içeriyordu. Alice ve Bob, yaklaşımlarının kısa menzilli, yerel kübit etkileşimlerini ve düşük ağırlıklı dengeleyicileri kullandığını, böylece paralel mantıksal kapıların ek donanım olmadan uygulanmasına izin verdiğini iddia ediyor.

Musk insansı robot tahminini doğruladı!

0

insansı robotların ticarileştirilmesine birkaç yıl daha varken, otomasyon teknolojisine artan yatırım ve ilgi onların gelişimini hızlandırabilir. Musk, AI araştırma laboratuvarı Midjourney’in kurucusu David Holz’un yaptığı tahminle aynı fikirde olarak eski adıyla Twitter olan X’te yazdı.

Musk insansı robot gelişiminden umutlu

Holz başlangıçta “2040’larda yeryüzünde bir milyar insansı robot ve 2060’larda güneş sistemi boyunca yüz milyar (çoğunlukla uzaylı) robot beklemeliyiz” diye yazmıştı. Musk buna cevap olarak: “Medeniyetin temellerinin sağlam olması şartıyla muhtemelen buna benzer bir şey” dedi. Musk , Tesla’nın 2023 Yatırımcı Günü’nde yapay zeka destekli insansı robotların insanlara oranının “bire birden daha büyük” olmasını beklediğini ve bir gün Tesla’nın robot işinin başlayacağını söyleyerek, insansı robot biliminde bir patlama öngörmesi ilk kez değil.

Tesla’nın Optimus insansı robotu ilk olarak Ağustos 2021’de şirketin Yapay Zeka Günü’nde duyuruldu ve piyasaya sürülmesinden bu yana çeşitli mobilite güncellemeleri aldı. Optimus son zamanlarda çamaşırları katlama yeteneğini gösterdi. Optimus bunu henüz otonom olarak yapamıyor ancak bunu tamamen otonom olarak ve isteğe bağlı bir ortamda yapabilecek. Bu nedenle gösteri, Optimus’un otonom yeteneklerinden ziyade el becerisinin ve motor becerilerinin bir vitrin. Yani Optimus’un otonom operasyona ulaşmasından hala birkaç yıl uzakta olduğu anlamına geliyor. Tesla, 2021’deki lansmanından bu yana insansı robotuna, özellikle de hareketlilik ve kullanım yeteneklerinin iyileştirilmesine yönelik düzenli güncellemeler sağlıyor.

Pek çok insansı robot tasarımı gibi Optimus da tam özerkliğe birkaç yıl uzakta ve insansı robotların ticarileştirilmesi henüz ufukta görünmüyor. Bununla birlikte, robot teknolojisine ve otomasyona olan ilgi son yıllarda istikrarlı bir artış gösterdi. Bu eğilimin, işletmelerin işgücü kıtlığı ve yüksek üretim talepleri ile boğuşması nedeniyle devam etmesi bekleniyor.

İşletmelerin otomasyon teknolojisine daha fazla yatırım yapmasıyla birlikte robotların arkasındaki yazılım ve donanım her zamankinden daha karmaşık hale geliyor. Yenilikçiler, evsel ve endüstriyel kullanım durumlarında müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak tasarımlarını geliştirmek için yarışıyor.