Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 800

Anthropic, Claude sohbet robotunu daha da kullanışlı hale getiriyor

0

Popüler üretken yapay zekâ uygulaması ChatGPT’yi geliştiren OpenAI, Cuma gününden bu yana adeta varoluşsal bir krizin ortasında. CEO Sam Altman’ı kovan yönetim kurulu hiç ummadıkları bir tepkiyle karşılaştı ve firma için tüm süreç çok bilinmeyenli bir denkleme dönüştü. Yapay zekâ araştırma ve geliştirme camiası kadar tüm teknoloji meraklıları da bu süreci merakla takip ederken, eski OpenAI mühendisleri tarafından kurulan Google destekli yapay zekâ girişimi Anthropic’ten sessiz sedasız yeni bir sohbet robotu güncellemesi geldi

Claude sohbet robotunu 2.1 sürümü ile daha kullanışlı hale getirdiklerini açıklayan Anthropic, sohbet robotunun en son güncellemesi ile kullanıcıların artık yapay zekâ robotuna 200.000 token büyüklüğünde veri yükleyebileceklerini söylüyor. Bu rakam 150.000 kelime veya başka bir deyişle 500 sayfadan fazla materyale eş değer bir veri girdisi anlamına geliyor.

Anthropic ayrıca Claude’un eskisinin yarısı kadar halüsinasyon göreceğini ya da yalan söyleyeceğini ve özelleştirilebilir araçlar sayesinde web’de arama yapmak ya da hesap makinesi kullanmak gibi işleri yapabileceğini söylüyor. Sohbet robotu artık özel, kalıcı talimatları da destekliyor ve istemleri denemek için yeni bir test penceresine sahip. Firmadan yapılan açıklamada şu ibareler yer almakta:

“Claude 2.1’in dürüstlüğünü, mevcut modellerdeki bilinen zayıflıkları araştıran geniş bir karmaşık, gerçeklere dayalı soru seti hazırlayarak test ettik. Yanlış iddiaları (“Bolivya’nın en kalabalık beşinci şehri Montero’dur”) belirsizlik itiraflarından (“Bolivya’nın en kalabalık beşinci şehrinin ne olduğundan emin değilim”) ayıran bir değerlendirme tablosu kullanarak, Claude 2.1’in yanlış bilgi vermek yerine sözünü geri alma olasılığının önemli ölçüde daha yüksek olduğunu gördük.

Claude 2.1 ayrıca, özellikle yasal belgeler, finansal raporlar ve teknik şartnameler gibi yüksek derecede doğruluk gerektiren uzun ve karmaşık belgelerin anlaşılması ve özetlenmesinde anlamlı gelişmeler sağlamıştır. Değerlendirmelerimizde Claude 2.1, yanlış cevaplarda %30 azalma ve bir belgenin belirli bir iddiayı desteklediği sonucuna yanlışlıkla varma oranında 3-4 kat azalma gösterdi.”

200.000 token özelliği Claude’un daha önce yapabildiğini ikiye katlıyor ve GPT-4’ün en pahalı sürümünün 32.000 token olan tavanından önemli ölçüde daha yüksek bir limit. Anthropic bunu “sektörde bir ilk” olarak nitelendiriyor ve sohbet robotunun tüm kod tabanlarını veya “İlyada” gibi eserleri yüklemesini sağladığını söylüyor. Elbette bu yeni açıklanan yüksek token sayısı şirketin Pro planına özel.

Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve Fuarı başladı!

0

Türkiye’nin sağlık sektöründeki en önemli buluşmalarından biri olan HIMSS Eurasia 2023 Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve Fuarı, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci’nin katılımıyla başladı. Dijital dönüşümün sağlık alanında yarattığı devrimi vurgulayan Dr. Birinci, geleceğin hastasının pasif konumdan aktif konuma geçtiğini belirtti. İşte detaylar…

Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve Fuarı başladı!

Sağlık Bakan Yardımcısı, konuşmasında çağın yeni petrolünün “veri” olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin sağlık verisi açısından önemli avantajlara sahip olduğunu ifade etti. HIMSS Eurasia 2023 de dijital hastane, e-sağlık, yapay zekâ ve akıllı sistemler gibi alanlarda birçok yeniliği bir araya getirerek sağlık sektöründeki paydaşları bir araya getiriyor.

Konferansta konuşan Dr. Şuayip Birinci, kentleşmenin getirdiği sorunlara dikkat çekerek, şehirlerdeki çevresel faktörlerin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini anlamak ve politikalar geliştirmek için çaba sarf edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, yaşlanan nüfusun sağlık sistemlerine olan talebi artırdığını ve kronik hastalıkların maliyetinin önemli bir sorun olduğunu vurguladı.

İnMerge İnovasyon Zirvesi nedir?

Sağlık Bakan Yardımcısı’nın öne çıkardığı bir diğer önemli konu, bütüncül sağlık yaklaşımının gerekliliğiydi. “One Health” (Tek Sağlık) bakış açısının, bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde ve sağlığın tüm ekosistemi kapsayacak şekilde ele alınmasında önemli olduğunu söyledi.

Dr. Birinci, konuşmasında ayrıca Türkiye’nin sağlık harcamalarını artırma ihtiyacına ve bireyin kendi sağlığına dikkat etmesine vurgu yaparak, sağlık sistemlerinin dijitalleşmesinin ve veriye dayalı yönetimin önemini vurguladı.

Geleceğin hastasının dijital dönüşümle birlikte pasif bir konumdan aktif konuma geçtiğini belirten Dr. Birinci, teknolojinin sağlık okuryazarlığını artırdığını ve hasta-hekim bilgi asimetrisini azaltarak sağlık hizmetlerini iyileştirdiğini ifade etti. Türkiye’nin dijitalleşme konusundaki başarılarına da değinen Dr. Birinci, bu kültürel dönüşümün sağlık kurumlarını daha etkin ve verimli hale getirdiğini belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci’nin tüm konuşması şu şekilde:

“Bugün kentsel nüfus yüzde 55 iken 2050 yılında yüzde 70’e çıkacak. Ancak ne yazık ki bugün bile Türkiye’de kentsel nüfus yüzde 77. Özellikle şehirlerdeki çevresel faktörler, hava ve gürültü kirliliğinin sağlık üzerinde olumsuz etkilerini anlamak ve buna uygun politikalar geliştirmek için çok fazla çaba sarf etmeliyiz.

Bugün için yüzde 9 olan 65 yaş üstü nüfus, 2050 yılında Türkiye için bile yüzde 20’lere çıkacak. Bir kişinin her bir kronik hastalığa ilave bir kronik hastalığı olduğunda ortalama birey başına sağlık harcaması iki katına çıkıyor.

Sağlığı, sadece insan sağlığı olarak değil, var olan her canlının sağlığını bütüncül şekilde koruyan “One Health” (Tek Sağlık) bakış açısıyla düşünmek zorundayız. Sağlık maliyetlerinin vatandaşa yansıyan kısmını daha iyi hesaplamak, temel sağlık hizmetlerine ulaşamayan insanları düşünerek politika geliştirmek önemlidir.

Bugün bile dünya genelinde 200 milyon kişi, toplam hane halkı gelirinin yüzde 25’ini sağlığa harcamak zorunda kalıyor. OECD ülkeleri arasında cepten yapılan harcamaların hanehalkı gelirine oranı 3.3 iken, Türkiye bu ülkeler arasında 1.4 ile en düşük rakama sahip.

Bugün için belki iyi görünebilir, ancak artan risklerle birlikte yeni bütçeler veya davranış modelleri geliştirmek zorunda kalabiliriz. Türkiye’nin hem beşerî kaynakları hem de sağlık harcamalarını artırma ihtiyacı bulunuyor. Avrupa hekim sayısını 10 yılda, yüzde 15 arttırırken biz yüzde 38 arttırdık. OECD ülkeleri arasında hekimlerin yüzde 33’ü 55 yaş üstündeyken, biz de bu oran yüzde 15.

Bugün bizim beklenen yaşam süremiz 77. Dünyada beklenen yaşam süresi ise 2000 yılında 67 iken, 2009 yılında 73’e çıkmış. Fazladan yaşanan bu yılların maalesef sadece 5’i sağlıklı. Baktığınızda yaşam süresi uzuyor ama çok azı sağlıklı bir yaşam süresine sahip.

Bu yaşam süresinin kalitesini de geliştirmemiz lazım. O zaman bireyin kendi sağlığına dikkat etmesine, bu farkındalıkta teknolojiyi etkin bir araç olarak kullanılmasına ve herkesin her anının merkezine sağlığı konulması gerekiyor.

Bir çoğumuzun bildiği üzere Türkiye HIMSS EMRAM 6 ve üstü validasyonlarda en az bir kere validasyon almış hastane sayımız 300’e yaklaştı. Bu aslında bizim için müthiş bir kültürel değişim, bizim merkezde beklediklerimizin sahada daha da etkin olması olağanüstü motivasyon aracı.

Çünkü herkes kendi durumunun keşfedilmesini ve farkında olunmasını istiyor ve buna göre de kurum içindeki kültürü değiştiriyor. Sağlık kurumları dijitalleşerek daha etkin daha verimli başarılı bir kurum haline geliyor. 

Bu motivasyon oradaki takımın büyümesine ve herkesin senkronize çalışmasına fırsat veriyor. Biz bundan yıllardır çok iyi şekilde faydalandık. Bu kültürel dönüşüm endüstriyel açıdan yeni fırsatlar da sunuyor.

Son olarak; HIMSS Eurasia 2023 Sağlık Bilişimi Konferansı ve Fuarı, 24 Kasım’a kadar devam edecek, sağlık sektörünün geleceğine dair önemli tartışmalara ve iş birliklerine ev sahipliği yapacak.

Kanada hükümeti de fidye yazılım saldırısı kurbanı oldu!

0

Fidye yazılım saldırıları tüm dünyada artış gösterirken hükümetler de bu saldırılardan nasibini almaya başlamış durumda. Kanada’da yaşanan son veri ihlalleri geçtiğimiz ay meydana geldi ve her ikisi de Kanada hükümeti çalışanlarına taşınma hizmetleri sağlayan Brookfield Global Relocation Services (BGRS) ve SIRVA Worldwide Relocation & Moving Services adlı taşeron kuruluşları etkiledi. Güvenliği ihlal edilen BGRS ve SIRVA Kanada sistemlerinde depolanan hükümetle ilgili bilgiler 1999 yılına kadar uzanmakta ve Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP) üyeleri, Kanada Silahlı Kuvvetleri personeli ve Kanada Hükümeti çalışanları da dahil olmak üzere geniş bir yelpazedeki çalışanlara ait verileri içeriyor.

Kanada hükümeti her ne kadar siber saldırının kapsamı hakkında henüz net bir değerlendirme yapmıyor olsa da, LockBit fidye yazılımı çetesi SIRVA’nın sistemlerini ihlal etme sorumluluğunu üstlendi ve 1.5 TB’lık çalıntı belge içeren arşivler olduğunu iddia ettikleri belgeleri sızdırdı. LockBit ayrıca SIRVA temsilcileri olduğu iddia edilen kişilerle yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan görüşmelerin içeriğini de kamuoyuyla paylaştı. Fidye yazılım gurubunun iddiası SIRVA yetkililerinin tüm veriler için 1 milyon dolar değer biçtiği ve bunun yetersiz bulunduğu yönünde.

Taşeronlarında yaşanan güvenlik ihlallerinden 19 Ekim’de haberdar olan hükümet, ihlali derhal Kanada Siber Güvenlik Merkezi ve Gizlilik Komiseri Ofisi de dahil olmak üzere ilgili makamlara bildirdiğini açıkladı. Konuyla ilgili duyuruda şu ifadeler yer alıyor: “Ele geçirilen geniş hacimli verilerin analizi devam ederken, etkilenen çalışan sayısı da dahil olmak üzere etkilenen bireylere ilişkin spesifik ayrıntılar henüz belirlenmemiştir. Ancak ilk değerlendirmeler, 1999 yılından bu yana yer değiştirme hizmetlerini kullananların kişisel ve mali bilgilerinin açığa çıkmış olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte Kanada Hükümeti bu analizin sonuçlarını beklemiyor ve potansiyel olarak etkilenenleri desteklemek için proaktif ve ihtiyati bir yaklaşım benimsiyor.”

Kanada Hükümeti son 24 yıl içinde BGRS veya SIRVA Kanada ile taşınmış olan mevcut ve eski kamu personelleri ile RCMP ve Kanada Silahlı Kuvvetleri mensuplarına kredi izleme hizmeti ve ele geçirilmiş olabilecek geçerli pasaportların yeniden düzenlenmesi gibi hizmetlerin sağlanacağını duyuruyor.

Kurumlar ve son kullanıcılar için tam güvenlik!

Kurumların siber saldırıları tespit etmeleri ve engellemeleri için kurum içinde etkin bir siber güvenlik sistemi kurması büyük önem taşıyor. Sistemlerin verimli olarak çalışabilmesi için, şirket içinde kullanılan yazılım ve donanım çeşitliliği göz önüne alındığında, kurulacak olan siber güvenlik ağının her platformla uyumlu olarak çalışması gerekli.

Bu videomuzda konuğumuz, uçta uca siber güvenlik alt yapısı sağlayıcısı Fortinet’in Bölge Sistem Mühendisliği Müdürü Hasan Bolelli. Siber güvenlik sistemlerinin doğru konumlandırılmaları için yapılması gerekenleri, hacker saldırılarının gelişimini, yeni nesil saldırılara karşı alınması gereken yeni nesil önlemleri, siber saldırı sonrası firmanın ayağa kalkabilmesi için geliştirilmesi gereken yedekleme stratejilerini konuştuk.

SpaceX, Starship’in fırlatma rampası sorununu çözdü

Elon Musk’ın öncülüğünde geliştirilen dünyanın en büyük ve en güçlü roketi olan Starship, geçtiğimiz günlerde başarılı bir şekilde fırlatıldı. Bu önemli olayın ardında, SpaceX’in Güney Teksas’taki Starbase tesisinde bulunan fırlatma rampasına herhangi bir zarar verilmemesi dikkat çekti.

Starship‘in ilk test uçuşu sırasında yaşanan ciddi hasarların ardından, SpaceX tarafından alınan önlemlerle ikinci testte benzer bir durum yaşanmadı. İlk uçuşun ardından rampada olası hasarları önlemek amacıyla su soğutmalı çelik bir plaka yerleştirildi. SpaceX‘in kurucusu ve CEO’su Elon Musk, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Starship fırlatma rampasını az önce inceledim ve harika durumda! Bir sonraki fırlatma için su soğutmalı çelik plakanın yenilenmesine gerek yok.” ifadelerini kullandı.

SpaceX, Starship‘in başarılı fırlatılmasıyla birlikte, insanlığın Ay ve Mars’a uzanmasına yönelik hedefine bir adım daha yaklaştı. 122 metre uzunluğundaki bu dev roket-uzay gemisi kombinasyonu, tamamen ve hızla yeniden kullanılabilir olacak şekilde tasarlandı.

Her ne kadar her iki test uçuşu da üst kademe uzay aracını Dünya’nın üst kısımlarına göndermeyi amaçlasa da, bu hedeflere tam anlamıyla ulaşılamamış olsa da önemli kilometre taşları kaydedildi. Cumartesi günkü uçuş, Nisan ayındaki testten iki kat daha uzun sürdü ve Starship‘in iki aşaması başarıyla ayrıldı, bu da aracın ilk görevinde elde edilemeyen bir başarıydı.

Elon Musk, hafta sonu yaptığı açıklamada, üçüncü test uçuşunu gerçekleştirecek Starship aracının teknik açıdan sadece üç ila dört hafta içinde uçuşa hazır olacağını belirtti. Ancak SpaceX, ABD Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) yeni bir fırlatma lisansı almadan bir sonraki Starship görevini gerçekleştiremez.

Kuzey Kore yörüngeye casus uydu yerleştirdiğini duyurdu!

Kuzey Kore, bu yılki üçüncü fırlatma denemesinde yörüngeye bir casus uydu yerleştirdiğini açıkladı.  Yapılan açıklamada bu girişimin ABD ile uzun süren gerginlikler sırasında uzay tabanlı bir gözetleme sistemi kurma konusunda Kuzey Kore yönetiminin kararlılığını gösterdiği belirtiliyor.

Kuzey Kore’nin yörüngeye uydu yerleştirdiği iddiası henüz bağımsız gözlemciler tarafından teyit edilmedi zira gözlemciler uydunun askeri keşif yapabilecek kadar gelişmiş olup olmadığı konusunda şüphe duyuyor. Ancak yine de fırlatma ABD ve ortaklarından güçlü bir kınama aldı çünkü BM Kuzey Kore’nin uydu fırlatmasını yasaklıyor ve bu çabaları füze teknolojisi testleri için kılıf olarak nitelendiriyor.

Kuzey Kore Ulusal Havacılık ve Uzay Teknolojileri İdaresi, yeni “Chollima-1” taşıyıcı roketinin geçtiğimiz hafta ülkenin ana fırlatma merkezinden kalkışından yaklaşık 12 dakika sonra Malligyong-1 uydusunu doğru bir şekilde yörüngeye yerleştirdiğini söyledi. Uzay ajansı, fırlatmayı Kuzey Kore’nin kendini savunma kapasitesini güçlendirmek için meşru bir hakkı olarak nitelendirdi. Kurum, casus uydunun “düşmanların tehlikeli askeri hamleleri” karşısında Kuzey’in savaş hazırlığını geliştirmeye yardımcı olacağını ileri sürüyor.

Ajans, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un fırlatmayı olay yerinde denetlediğini ve casus uydu fırlatma görevinde yer alan bilim insanları ve fırlatma ekibini tebrik ettiğini söyledi. Kuzey Kore’nin Güney Kore ve diğer bölgeleri daha iyi izlemek için birkaç casus uydu daha fırlatacağı belirtildi.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Adrienne Watson ise, Washington’un Kuzey Kore’yi fırlatmadan dolayı şiddetle kınadığını belirterek, bunun “bölgede ve ötesinde gerilimi arttırdığını ve güvenlik durumunu istikrarsızlaştırma riski taşıdığını” söyledi. Watson fırlatmanın casus uydu modüllerinden ziyade Kuzey Kore’nin kıtalararası balistik füze programıyla doğrudan ilintili teknolojileri içerdiğini de söyledi.

Güney Kore yönetimi ise yaptığı açıklamada fırlatmanın kendisini 2018’de imzalanan Koreler arası gerginliği azaltma anlaşmasını askıya almaya ve Kuzey Kore’yi havadan gözetlemeye devam etmeye iteceğini söyledi. Japonya Başbakanı Fumio Kishida fırlatmayı “halkın güvenliğini etkileyen ciddi bir tehdit” olarak nitelendirdi ve Japonya’nın Kuzey Kore’ye fırlatmayı en güçlü şekilde kınayan bir protesto gönderdiğini söyledi.

Güney Kore ve Japonya’nın değerlendirmelerine göre, uyduyu taşıyan roket Kore Yarımadası’nın batı kıyısından ve Japonya’nın Okinawa adası üzerinden Pasifik Okyanusu’na doğru uçtu. Japon hükümeti kısa bir süre için Okinawa için J-Alert füze uyarısı yayınlayarak ada sakinlerini sığınaklara gitmeye çağırdı.

Casus uydu, ABD öncülüğünde artan tehditlerle başa çıkmak için silah sistemlerini modernize etmek isteyen Kim’in göz diktiği önemli askeri varlıklar arasında yer alıyor. Kuzey Kore’nin bu yılın başlarında gerçekleştirdiği fırlatma girişimleri teknik sorunlar nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

OpenAI, Anthropic ile birleşmeyi teklif etti

Yapay zeka sektörü, son günlerde büyük bir çalkantıya sahne oluyor. Önde gelen yapay zeka şirketlerinden biri olan OpenAI, rakip konumdaki Anthropic ile birleşme yolunda ilerlemek istediğini duyurdu. Bu önemli gelişme, sektördeki dengeleri ve rekabeti şekillendirebilecek büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.

The Information tarafından bildirilen haberlere göre, OpenAI yönetim kurulu, eski CEO Sam Altman’ın yerine yeni bir lider getirilmesi ve iki yapay zeka devinin potansiyel bir birleşmesi konusunda Anthropic CEO’su Dario Amodei’ye teklifte bulundu. Ancak, kaynaklar, Amodei’nin her iki teklifi de reddettiğini belirtiyor.

Bu gelişme, Altman’ın görevden alınmasının hemen ardından gelmektedir. Geçici CEO olarak eski Twitch CEO’su Emmett Shear’ın atanması, şirketin yönetimindeki değişikliklerle birlikte belirsiz bir geleceğe işaret etmektedir. Altman ise OpenAI’dan ayrılarak Microsoft’a katılma kararı almış durumda, ancak bu geçişin ne kadar kesin olduğu belirsizliğini koruyor.

Microsoft CEO’su Satya Nadella, Altman’ın OpenAI yönetim kurulu üyeliğini bırakmasını beklediklerini ifade etmiştir. Ancak, Altman’ın Microsoft içindeki rolü henüz netlik kazanmamıştır. Eğer Altman tamamen Microsoft’a dahil olursa, büyük bir bölüm veya satın alınan şirketlerin liderleri için ayrılan bir CEO unvanına sahip olabilir.

Öte yandan, Anthropic CEO’su Amodei’nin OpenAI’ın tekliflerini reddetmiş olmasına rağmen, sektördeki uzmanlar, bu potansiyel birleşmenin yapay zeka alanında çığır açıcı bir gelişme olabileceğini düşünmektedir. Ancak, böylesine büyük bir birleşme, rekabet ve pazar yapısı üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, düzenleyicilerin de yakından incelemesi muhtemeldir.

Yaşanan bu süreç, OpenAI’daki değişimlerle birlikte sektörde heyecan yaratmaya devam ediyor. Gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.

iPhone 16 Pro’nun pil kapasitesi 3.355 mAh olabilir!

0

Apple’ın hala gündemde olan iPhone 15 serisi ile birlikte, gelecek nesil iPhone’lar hakkında başlayan spekülasyonlar arasında iPhone 16 Pro’ya ait olduğu iddia edilen prototip görüntüler ön plana çıkıyor. Apple, genellikle cihazlarının gerçek pil kapasitelerini teknik özelliklerde paylaşmamakla bilinse de, erken üretim bilgileri, iPhone 16 Pro’nun 3.355mAh pil kapasitesine sahip olacağını gösteriyor. Bu, iPhone 15 Pro’ya göre yüzde 2,48’lik bir artış anlamına geliyor.

Geçtiğimiz Eylül ayında tanıtılan iPhone 15 Pro, 27W’a kadar hızlı şarj desteği ve 3.274mAh pil kapasitesiyle dikkat çekmişti. Ancak yeni sızdırılan bilgilere göre, iPhone 16 Pro’nun pil kapasitesindeki artışın kullanıcılara belirgin bir pil ömrü avantajı sağlayıp sağlamayacağı belirsiz. İyileştirmelerin genel olarak sınırlı olduğu ve gerçek bir pil ömrü artışının daha verimli bir üretim süreci ve panel tasarımı ile mümkün olabileceği belirtiliyor.

Sızıntılara göre, iPhone 16 Pro’nun tasarımında da dikkate değer değişiklikler var. Pil kapağı, buzlu metal bir korumaya sahipken, konektörün yeniden tasarlandığı gözlemleniyor. L tasarımı korunmuş olsa da, yüzeydeki değişikliklerin ısı yayılımını artıracağı ifade ediliyor. Bu değişikliklerin, “Grafen” tabanlı bir soğutma sistemi ile destekleneceği söyleniyor.

Ancak, henüz söylenti düzeyinde olan bu teknolojinin iPhone 16’ya ne zaman geleceği belirsiz. Apple’ın, iPhone 15 Pro ve Pro Max modellerinde yaşanan termal sorunlara odaklanmaya başladığına dair işaretler bulunsa da, resmi bir açıklama yapılmış değil. Kullanıcılar, gelecek nesil iPhone’ların özellikleri konusundaki gelişmeleri yakından takip etmeye devam edecekler.

Siber güvenlik firması yöneticisi, hastaneleri hacklemiş!

Bir siber güvenlik şirketinin eski işletme müdürü, şirketinin işlerini artırmak için Haziran 2021’de Gwinnett Tıp Merkezi’nin (GMC) bir parçası olan iki hastaneyi hacklemekten suçlu olduğunu kabul etti. Sağlık sektörüne hizmet veren bir ağ güvenliği şirketi olan Securolytics’te çalışan Vikas Singla, savcıların Haziran 2021 iddianamesinde belirttiği gibi, ABD Duluth ve Lawrenceville’deki GMC Northside Hospital hastanelerinin sistemlerini hacklemekten suçlu bulundu.

Hacker, 27 Eylül 2018 tarihinde gerçekleştirdiği saldırı sırasında sağlık kuruluşunun telefon ve ağ yazıcısı hizmetlerini kesintiye uğratmış ve GMC’nin Lawrenceville hastanesindeki bir mamografi makinesine bağlı Hologic R2 Digitizer sayısallaştırma cihazından 200’den fazla hastanın kişisel bilgilerini çalmıştı. Singla aynı gün Duluth’taki GMC hastanesinde 200’den fazla yazıcıyı kullanarak çalıntı hasta bilgilerini ve “SİZİ ELE GEÇİRDİK” mesajlarını basmıştı.

Suç duyurusunda, “Sanık, Securolytics’e iş yaratmak için Digitiaze’den yetkisiz olarak elde edilen bilgilerin yayınlanmasına neden olmak da dahil olmak üzere saldırı hakkında kamuoyu yaratmaya ve kullanmaya çalışmıştırr” deniliyor. Singla, GMC saldırısını Twitter’da “tanıttı” ve ihlalde verileri çalınan 43 hastanın isimlerini, doğum tarihlerini ve cinsiyetlerini tweetledi. Securolytics ayrıca Singla’nın saldırısından sonra potansiyel müşterilere ulaşarak e-postalarda GMC olayını vurguladı.

FBI Atlanta’dan Sorumlu Özel Ajan Chris Hacker, “Bir hastaneye yapılan bu siber saldırı sadece feci sonuçlar doğurmakla kalmamış, aynı zamanda hastaların kişisel bilgileri de tehlikeye atılmıştır” diyor ve ekliyor: “FBI ve kolluk kuvvetlerindeki ortaklarımız, açgözlülükle hareket ederek insanların sağlık ve güvenliğini riske attığı iddia edilen kişileri sorumlu tutmaya kararlıdır.”

Singla 17 kez korumalı bir bilgisayara kasıtlı olarak zarar vermek ve bir kez de korumalı bir bilgisayardan bilgi edinmekle suçlanıyor. Savcılar, sanığın GMC’nin ASCOM telefon sistemine, yazıcılarına ve sayısallaştırıcısına yaptığı saldırının 817.000 dolardan fazla mali kayba yol açtığını belirtiyor. Sanık Singla, itiraf anlaşmasının bir parçası olarak Lawrenceville’deki Northside Gwinnett Hastanesine ve Ace American Sigorta Şirketine 817.000 $ artı faiz ödemeyi kabul etti.

Savcılar, Singla’ya “nadir görülen ve tedavisi mümkün olmayan bir kanser türü” ve “potansiyel olarak tehlikeli bir damar rahatsızlığı” teşhisi konulduğu ve sanığın uygun tıbbi bakımı alabilmesi için “hapsedilmeye alternatif olarak evde gözetim altında tutulmasını” gerektirdiği gerekçesiyle, ev hapsi de dahil olmak üzere 57 ay gözetim altında tutulma cezası önerecek. Davanın karar duruşması ise 15 Şubat 2024 tarihinde görülecek.

Uzmanlar, Singla vakasından bağımsız olarak son dönemde özellikle ABD’li sağlık gruplarında arka arkaya yaşanan fidye yazılım saldırılarına dikkat çekerek bu sektörde siber güvenlik açısından kat edilmesi gereken çok yol olduğunu belirtiyorlar.

DeepL Pro Türkiye’de!

Küresel yapay zeka iletişim şirketi DeepL, yapay zeka iletişim araçları paketi aracılığıyla işletmelerin iletişim kurma biçimini dönüştürüyor. Markanın temel ürünü olan DeepL Translator, işletmelere girişimlerini küresel ölçekte genişletme gücü veriyor.

Şirket, bugün gerçekleştirdiği bir lansmanla DeepL Pro aboneliklerinin Türkiye’de resmi olarak başlatılacağı tarihi duyurdu. Aralık ayında hizmete başlayacak olan DeepL Pro, işletmelere küresel ölçekte büyümeleri için gelişmiş çeviri seçenekleri sunacak. Uygulamanın Türkiye lansmanı zamanlaması, ülkedeki yapay zeka hizmetine yönelik artan talep doğrultusunda planlandı.

Yeni pazarlara ve müşterilere ulaşmak isteyen her işletme için gerekli

Yapay zeka, özellikle iletişim süreçlerinde iş dünyasını yeniden şekillendiriyor ve DeepL’in yapay zeka çözümleri, Türk işletmelerinin üretkenliklerini ve verimliliklerini artırııyor. Bu da şirketlerin küresel varlıklarını genişletmeleri ve yeni pazarlara erişmeleri için önemli fırsatlar sunuyor.

DeepL’in CRO’su David Parry-Jones DeepL Pro’nun Türk şirketlerine getireceği faydaları “DeepL, müşteri hizmetleri taleplerinin otomatikleştirilmesinden web sitelerinin ve pazarlama materyallerinin çeşitli dillere çevrilmesine kadar süreç otomasyonunda yapay zekanın önemli bir rol oynayacağını öngörüyor. DeepL Pro, çeviri kalitesini artırmak, coğrafyalar arasında iletişimi standartlaştırmak, yeni pazarlara ve müşterilere ulaşmak isteyen her işletme için çok önemli ve gerekli.” sözleriyle aktardı.

DeepL Pro’nun temel özellikleri

Maksimum veri güvenliği: Çeviriler tamamlandıktan sonra tüm metinler DeepL sunucularından silinir, hiçbir müşteri metni üçüncü taraflara aktarılmaz veya yapay zeka eğitim verisi olarak kullanılmaz. DeepL en yüksek AB güvenlik yönetmeliğine uygundur.

Sınırsız metin çevirisi: Şirketlerin ihtiyaç duyduğu yüksek miktarda karakter çevirisi, DeepL Pro sınırsız metin çevirisi sayesinde karşılanır.

Belge çevirileri için daha yüksek kapasite: Belgelerin orijinal biçimlendirilmesi korunarak  büyük dosya boyutları ve daha fazla belge çevirilmesine olanak sağlar.

Daha fazla özelleştirme: Pro version, sahip olduğu daha fazla çeviri özelleştirme seçeneği sayesinde metinlerdeki tutarlılık korunur ve iç ve dış mesajlar standartlaştırılır.

API entegrasyonu: DeepL API, Pro aboneliğiyle birlikte işletmeler web sitelerini, uygulamalarını ve tüm araç ve ürünlerini çevirebilirler.

Parry-Jones sözlerine şöyle devam etti: “DeepL Pro’nun gelişmiş yapay zeka çeviri yeteneklerinden yararlanan Türk şirketleri yeni pazarlara kolay bir şekilde girebilir ve verimliliklerini artırabilir. Çevirilerimizin doğruluğu sayesinde, uluslararası ortaklarıyla bağlantı kurabilir ve müşteri ilişkilerini daha anlamlı hale getirebilirler.’’

DeepL Pro, her büyüklükteki ve sektördeki kuruluşun iş için özel olarak tasarlanmış yapay zeka çevirileri sayesinde küresel olarak büyümesine yardımcı oluyor. İşletmeler ve profesyoneller www.deepl.com adresinden daha fazla bilgi edinebilir. Abonelikler Aralık ayı itibarıyla satın alınabilecek.

TSMC, 2024’e güçlü bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor: Rekor gelir bekleniyor

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC), dünya genelindeki en büyük yarı iletken üreticisi olarak öne çıkıyor. 2023 yılı boyunca dalgalı bir performans sergilese de, analistler, önümüzdeki birinci çeyrek ile birlikte TSMC’nin güçlü bir toparlanma sürecine gireceğine inanıyor. Sektördeki arz fazlalığının azalmaya başlaması, TSMC’nin 2024’ün ilk çeyreğinde rekor düzeyde gelir elde etmesine katkı sağlayabilir.

Gelirde toparlanma ve 3nm sürecine geçiş:

2023, TSMC için bir miktar gelir düşüşüne sahne oldu, ancak şirketin 3 nanometre sürecine geçişi ve seri üretime başlaması önemli bir döneme denk geldi. Bu geçiş, özellikle Apple’ın en yeni ürünlerinde kullanılmak üzere gönderilen ilk 3 nanometre ürünleriyle dikkat çekti.

AMD, Apple ve Nvidia Siparişleri Artacak: Tayvan medyasına göre, 2024’ün ilk çeyreği, AMD, Apple ve Nvidia gibi büyük müşterilerin siparişlerinde önemli bir artış yaşanacak. Bu dönem genellikle TSMC için daha sakin olmasına rağmen, analistler, şirketin bu kez büyük müşteri siparişlerindeki artışın güçlü bir ilk çeyrek geliri elde etmesine yol açacağını öngörüyor.

TSMC

Beklenen artışın arkasındaki nedenler:

TSMC’nin 5 nanometre sürecindeki yüksek kapasite kullanımı ve 3 nanometre ürünlerindeki yüksek fiyatlar, beklenen gelir artışının temelini oluşturuyor. Ayrıca, yeni siparişlerin şimdiden artması ve şirketin çeşitli müşterilere hizmet vermesi, olumlu bir tablo çiziyor. Özellikle, AMD’nin yapay zeka odaklı MI300X ürünleri, şirketin önümüzdeki yıl çift haneli bir pazar payı kazanmasını bekleyen heyecan verici bir gelişme olarak öne çıkıyor.

TSMC’nin birinci çeyrek gelirlerinde beklenen artış, 5 nanometre sürecindeki kapasite kullanımı, 3 nanometre ürünlerindeki yüksek fiyatlar ve artan müşteri talepleriyle destekleniyor. Şirketin 2024’ün başında güçlü bir performans sergilemesi, yarı iletken endüstrisindeki dinamikleri de yakından takip edenler için önemli bir gelişme olacak.

Açık bankacılık merak ediliyor!

0

DORinsight Napolyon tarafından hazırlanan ‘Açık Bankacılık Araştırması’; tüketicilerin açık bankacılığa ilişkin geniş kapsamlı bilgiye sahip olmasa da farkında olmadan açık bankacılığın sunduğu ‘finansal durumu izleme’, ‘harcamalarını kontrol altında tutma’ ve ‘farklı finansal hizmetlere daha kolay erişim sağlama’ gibi finansal imkânlara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük izinli veri tabanına sahip online pazar araştırma şirketi DORinsight, online araştırma paneli Napolyon üzerinden hazırladığı “Açık Bankacılık Araştırma Raporu”nu kamuoyu ile paylaştı. 1,2 milyonun üzerinde kayıtlı üyesiyle geniş bir veri tabanına sahip Napolyon paneliyle yapılan araştırma kapsamında; katılımcıların yüzde 80’i açık bankacılık terimini duyduğunu belirtirken, yüzde 60’ı sınırlı veya orta düzeyde bilgiye sahibi olduğunu belirtti.

Tüketicilerin açık bankacılık terimine olan farkındalık düzeyini, bu konudaki bilgi seviyelerini, algılarını ve görüşlerini anlamak amacıyla gerçekleştirilen DORinsight, araştırması çerçevesinde, açık bankacılığın finansal hizmetlere olan etkisi, kullanıcıların tutumları ve potansiyel endişeleri incelendi. Anket yoluyla gerçekleştirilen araştırma farklı yaş gruplarından ve demografik profillere sahip 1000 katılımcıyla gerçekleştirildi.

Kullanıcılar açık bankacılığı merak ediyor

Araştırma, katılımcıların yüzde 72’sinin açık bankacılığı kesinlikle kullanmayı düşündüğünü ortaya koyuyor. Ancak katılımcıların yüzde 60’ı halen açık bankacılığın kendileri için önemli bir finansal araç olacağına dair bir fikre sahip değil. Ayrıca konuya ilişkin yeterli bilgi sahibi olmaması nedeniyle katılımcıların çoğu açık bankacılığın bir tasarruf aracı olabileceğine de inanmadığını vurguluyor.

Geniş kapsamlı bilgiye sahip olmasalar da kullanıcılar, farkında olmadan “açık bankacılığın sunduğu” finansal imkânlara ihtiyaç duyduğunu dile getiriyor. Örneğin katılımcılar, finansal durumlarını izlemeyi, harcamalarını kontrol altında tutmayı ve farklı finansal hizmetlere daha kolay erişim sağlamayı istediğini ifade ediyor.

Güvenlik endişeleri ön planda

Araştırma, açık bankacılığa yönelik mesafeli duruşun önemli nedenlerinden biri olarak da veri güvenliği endişeleri ve kişisel gizlilik kaygıları olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 50’si açık bankacılığın güvenli olduğunu düşünse de hâlâ bazı konularda endişeler de taşıdığını dile getiriyor.

Ancak katılımcılar bu alandaki bilgi seviyelerini de yükseltme niyetinde. Katılımcıların yüzde 71’i banka veya finans kuruluşlarının açık bankacılık hakkında daha fazla detaylı bilgi sunmasını ve bu bilgiyi hem yüz yüze fiziki görüşmeler hem de online kaynaklar aracılığıyla aktarmaları gerektiğini düşünüyor. Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan DORinsight, “Bu araştırma, açık bankacılığın hâlâ genel olarak anlaşılmadığını ve kullanıcıların açık bankacılığı olumlu veya olumsuz değerlendirmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Açık bankacılık konusundaki eğitim ve bilinçlendirme çabalarının artırılması, kullanıcıların bu yeni finansal araçtan daha fazla yararlanmalarını teşvik edebilir. Aynı zamanda, güvenlik önlemlerinin ve veri gizliliğinin daha da iyileştirilmesi, kullanıcıların endişelerini gidermek için önemlidir” yorumunda bulunuyor.

MOVEit saldırılarında 77 milyondan fazla kişinin verileri çalındığı açıklandı!

0

Haziran ayı başında keşfedilen MOVEit dosya aktarım uygulamasındaki açığın yankıları devam ediyor. Popüler dosya aktarım uygulamasından SQL enjeksiyon yöntemiyle bugüne kadar 2.620 kuruluş ve 77 milyondan fazla kişinin verilerinin çalındığı ortaya çıktı. Analistler, veri ihlali bildirmeyen kurumlar da göz önüne alındığında bu rakamların çok daha yüksek olabileceğini söylüyor.

MOVEit dosya aktarım uygulamasını etkileyen açığın, Rus fidye yazılımı çetesi Clop tarafından etkin bir biçimde kullanıldığı biliniyor. ABD Enerji Bakanlığı’ndan British Airways firmasına, Georgia Üniversitesi gibi eğitim kurumlarından Sony Entertainment gibi firmalar dek pek çok kurumu ve şirketi etkileyen veri ihlallerinin tam boyutu ise hala gizemini koruyor. Söz konusu saldırılardan etkilendiğini açıklayan kurumlara , ABD genelinde sağlık hizmeti sağlayıcıları için hasta iletişim hizmetleri sunan Welltok da eklendi.

Virgin Pulse’a ait Welltok, Maine Başsavcılığı’na 18 Kasım’da yaptığı başvuruya göre, 1,6 milyondan fazla hastaya isim, adres, doğum tarihi ve sağlık bilgilerinin çalınmış olabileceği konusunda uyarı mektupları gönderdi. Bu bilgiler özellikle Stanford Health Care, Lucile Packard Children’s Hospital Stanford, Stanford Health Care Tri-Valley, Stanford Medicine Partners ve Packard Children’s Health Alliance grup sağlık planlarına sahip kişilere ait.

Öte yandan, merkezi Çek Cumhuriyeti’nde bulunan şaibeli siber güvenlik firması Avast’ın da MOVEit saldırılarından payını aldığı ileri sürülüyor. Üstelik, Avast’ın krizi fırsata çevirmeye çalıştığı ve ücretsiz abonelik paketinde yer alan bazı kullanıcılara mail atarak “daha etkin koruma için ücretli paketlere geçiş çağrısı” yaptığı Avast forumunda ortaya çıktı. Avast konuyla ilgili sadece saldırıdan etkilendiklerini duyurmakla yetinmişti.

Güvenlik şirketi Emsisoft’a göre MOVEit saldırılarından bugüne kadar 2.620 kuruluş ve 77 milyondan fazla kişi etkilenmiş durumda. Firma konuyla ilgili açıklamasında “Bu olay şüphesiz son derece maliyetli olacaktır. İyileştirmenin ötesinde, kuruluşların ve sigortacılarının bireylere kredi izleme sağlaması gerekecek ve şüphesiz çok sayıda davayla karşı karşıya kalacaklardır. Sonuç olarak, kuruluşların savunmasız yazılımlara yönelik saldırıları savuşturması beklenemez ve bu nedenle yazılımların daha güvenli hale getirilmesi gerekir. Yazılım güvenliğini iyileştiremediğimiz sürece, MOVEit benzeri başka bir olayın yaşanması an meselesidir” diyor.

Xiaomi rekor kar açıkladı!

Xiaomi Corporation, 30 Eylül 2023 tarihinde sona eren üç aylık döneme ilişkin denetlenmemiş konsolide sonuçlarını açıkladı. Xiaomi, “ölçeğe ve kârlılığa odaklanma” ve yüksek kalite sunma stratejisine odaklanan temel faaliyet stratejilerini kararlı bir şekilde uygulayarak hem gelirini hem de kârlılığını önemli ölçüde artırdı. Grup, son altı çeyrekte ilk kez yıldan yıla pozitif çeyrek bazlı gelir artışı yaşadı ve çeyrek bazlı kârda son iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2023’ün üçüncü çeyreğinde grubun toplam geliri 9,9 milyar dolara yükseldi. Düzeltilmiş net kâr bir önceki yıla göre %182,9 artışla 840 milyon dolara ulaştı. Grubun ilk üç çeyrekteki düzeltilmiş net kârı, geçen yılın toplamının 1,7 katına ulaşarak piyasa tahminlerinin üzerinde gerçekleşti.

Yeni hedef, temel teknolojilere sürdürülebilir yatırımlar yapmak

Xiaomi Corporation’ın Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Lei Jun, 2023 yılının Ekim ayında 2020-2030 dönemine yönelik yeni bir hedef belirledi. Yeni hedef doğrultusunda Grup, temel teknolojilere sürdürülebilir yatırımlar yapmayı taahhüt ediyor ve gelişmekte olan küresel en ileri teknolojiler alanında lider olmaya kendini adıyor. Bu yeni hedef, Xiaomi’nin araştırma ve geliştirme yatırımlarına olan inancının altını çiziyor. Xiaomi’nin Ar-Ge harcamaları, 2023’ün üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %22’lik bir artışla 700 milyon dolara ulaştı. Ar-Ge çalışanları, toplam iş gücünün %53’ünden fazlasını oluşturacak şekilde büyüdü. Grup, “Akıllı Telefon x AIoT” olan stratejisini “İnsan x Otomobil x Ev” olarak güncelleyerek, kişisel cihazlardan akıllı ev ürünlerine ve akıllı mobil çözümlere kadar tüketicilerin tüm ihtiyaçlarını tek bir akıllı ekosistemde birleştiren yeni işletim sistemi Xiaomi HyperOS’u tanıttı.

Xiaomi, “ölçeğe ve kârlılığa odaklı” stratejisini verimli bir şekilde uyguladı. Grup, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde brüt kâr marjında sürekli bir artış kaydederek %22,7’ye ulaştı ve üst üste dördüncü çeyrekte de artış elde etti. Toplam stok ise x 5,1 milyar dolara ulaşarak bir önceki yıla göre %30,5’lik bir düşüş yaşadı ve son on bir çeyreğin en düşük noktasına ulaştı. Bu düşüş, Xiaomi’nin iş stratejisini esnek bir şekilde uyarlayarak sektörün değişen talepleriyle uyumlu hale getirmesini sağladı. 30 Eylül 2023 itibariyle, grubun nakit kaynakları büyümeye devam ederek 17,8 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştı ve Xiaomi’nin inovasyonlara destek vermesi için güçlü bir temel oluşturdu.

Premium akıllı telefon satışı ve marka bilinirliğinin artması rekor getirdi  

2023’ün üçüncü çeyreğinde, dünya genelindeki akıllı telefon satışlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,1 oranında hafif bir düşüş kaydedildi. Xiaomi’nin akıllı telefon satışlarında, ters esen rüzgara rağmen hem bir önceki yıla hem de bir önceki çeyreğe göre büyüme kaydedildi. Dünya genelindeki akıllı telefon satışları son altı çeyreğin en yüksek seviyesi olan 41,8 milyon adede ulaştı.

Bu dönemde, Xiaomi’nin akıllı telefon iş kolu bir önceki çeyreğe göre %13,8’lik bir gelir artışı kaydederek 5,8 milyar dolar oldu. Brüt kâr marjı bir önceki yıla göre 7,7 puan artarak %16,6 ile rekor seviyeye ulaştı. Xiaomi, grubun temel stratejisinin önemli bir bileşeni olmaya devam eden premiumlaştırma stratejisini ilerletmeye devam ederek yaygın kullanıcı beğenisi kazandı ve kayda değer satış başarısı elde etti. Grup, Ekim ayında Çin’de Xiaomi 14 Serisini piyasaya sürdü. Satışa sunulduktan sonraki ilk beş dakika içinde Xiaomi 14 Serisi, Xiaomi 13 Serisi’nin ilk satış hacminin altı katına ulaşarak ilk satış döneminde bir milyon adedi aştı ve JD.com’da %99’un üzerinde olumlu puan aldı. Xiaomi, aralarında Xiaomi 14 Serisi’nin de bulunduğu altı premium akıllı telefon modelini art arda piyasaya sürdü ve bunların tümü piyasaya sürüldükten sonraki ilk ay içinde son derece olumlu müşteri yorumları aldı.

Canalys’e göre Xiaomi, ilk üç marka arasında bu çeyrekte satışlarda yıldan yıla artış kaydeden tek marka oldu ve büyümedeki canlanmaya öncülük etti. %14,1’lik pazar payına sahip olan Xiaomi, üst üste 13 çeyrek boyunca dünya genelinde en çok akıllı telefon satışı yapan üçüncü şirket olma konumunu korudu. Şirket, 55 ülke ve bölgede ilk üçte, 65 ülke ve bölgede ise ilk beşte yer alarak sektördeki lider konumunu güçlendirdi.

Xiaomi, yeni perakende iş kolunun verimliliğini artırmaya devam etti. Üçüncü taraf verilerine göre, 2023’ün üçüncü çeyreğinde Çin’de satılan toplam premium akıllı telefon satışlarının %55’inden fazlası çevrimdışı kanallar üzerinden gerçekleşti. En son 11.11 Alışveriş Festivali sırasında Xiaomi, 3,1 milyar doları aşan kümülatif brüt ürün değerine (GMV) ulaşarak alışveriş festivalleri açısından yeni bir rekora imza attı.

IoT ve yaşam tarzı ürünleri segmenti büyüyüyor

2023’ün üçüncü çeyreğinde, Grubun IoT ve yaşam tarzı ürünlerinden elde ettiği gelir bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,5 artışla 2,9 milyar dolar olurken, brüt kâr marjı bir önceki yılın aynı dönemine göre 4,3 puan artışla %17,8 gibi rekor bir seviyeye ulaştı.

Xiaomi’nin ekosistem ürünlerinin avantajları arasında birbirine bağlanabilirlik de yer alıyor. 30 Eylül 2023 itibariyle, Grubun AIoT platformundaki bağlı IoT cihazlarının sayısı (akıllı telefonlar, tabletler ve dizüstü bilgisayarlar hariç) bir önceki yıla göre %25,2 artışla 699 milyona ulaşırken grubun AIoT platformuna bağlı beş veya daha fazla cihaza sahip kullanıcı sayısı (akıllı telefonlar, tabletler ve dizüstü bilgisayarlar hariç) bir önceki yıla göre %26,0 artışla 13,7 milyon oldu.

Xiaomi’nin akıllı televizyon ürünleri Çin’de lider konumunu korumaya devam ediyor. All View Cloud’a (AVC) göre grup, 2023’ün üçüncü çeyreğinde Çin’de televizyon satışlarında 1. sırada yer aldı. Ayrıca Canalys’e göre, dünya genelindeki tablet satışları bir önceki yıla göre %120’den fazla arttı ve Xiaomi ilk kez küresel tablet satışları sıralamasında ilk beşe girdi.

İnternet alanındaki liderliğini güçlendirmeyi hedefliyor

Xiaomi’nin internet hizmetleri geliri, akıllı ekosisteminin büyümesi ve operasyonel verimlilikte devam eden iyileştirmelerin etkisiyle, bir önceki yıla göre %9,7’lik bir artışla 1 milyar dolara ulaşarak yeni bir çeyrek rekoruna imza attı. İnternet hizmetlerinin brüt kâr marjı bir önceki yıla göre 2,3 puan artarak %74,4’e ulaştı. MIUI’nin dünya genelinde ve Çin’deki aylık aktif kullanıcı sayısı (“MAU”) rekor seviyelere ulaştı. 2023 Eylül ayında MIUI’nin küresel aylık aktif kullanıcı sayısı bir önceki yıla göre %10,5 artışla 623 milyona ulaşırken, MIUI’nin Çin’deki aylık aktif kullanıcı sayısı bir önceki yıla göre %7,4 artışla 152 milyona ulaştı.

Xiaomi’nin küreselleşme stratejisi muazzam bir potansiyel oluşturuyor. Dönem boyunca, Xiaomi’nin yurtdışı internet hizmetlerinden elde ettiği gelir bir önceki yıla göre %35,8 artarak 323 milyon dolara ulaştı ve rekor seviyeye yükselerek toplam internet hizmetleri gelirinin %30’unu oluşturdu. Xiaomi’nin 2023’ün üçüncü çeyreğindeki reklam geliri, bir önceki yılın aynı dönemine göre %15,7 artışla 757 milyon dolara ulaşarak bir başka çeyrek rekoru kırdı. Xiaomi’nin oyun iş kolu, tutarlı operasyonel yeniliklerden yararlanarak üst üste dokuzuncu çeyrekte de büyüme kaydetti.

Stratejisini “İnsan x Otomobil x Ev” olarak genişletti

Xiaomi’nin Ar-Ge harcamaları 2023’ün üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %22 artışla 700 milyon dolar oldu. Grup, teknoloji alanındaki yetenekli çalışanları kendine çekmeyi ve eğitmeyi hedefliyor. 30 Eylül 2023 itibarıyla Ar-Ge personelinin sayısı 17.563’e ulaştı ve çalışanların %53’ünden fazlasını oluşturdu. Xiaomi aynı zamanda inovasyonları desteklemek için fikri mülkiyet yeteneklerini genişletmeye devam etti. 30 Eylül 2023 itibariyle dünya genelinde 35.000’den fazla patent aldı.

Xiaomi, 2023 yılının Ekim ayında, kişisel cihazları, otomobilleri ve akıllı ev ürünlerini akıllı bir ekosistemde birbirine bağlamak için tasarlanan ve uyarlanan insan merkezli yeni işletim sistemi Xiaomi HyperOS’u tanıttı. Şirket, Xiaomi HyperOS’un Kapsamlı Yeniden Düzenleme, Cihazlar Arası Akıllı Bağlantı, Proaktif Zeka, Uçtan Uca Güvenlik ve Açık Platform özellikleriyle cihaz performansını optimize etmeyi amaçlıyor. Xiaomi HyperOS’un temelini, Linux sistemini derinlemesine özelleştiren Xiaomi’nin kendi geliştirdiği Xiaomi Vela sistemi oluşturuyor. Xiaomi, performans planlaması, görev yönetimi, bellek yönetimi ve dosya yönetimi gibi temel modülleri yeniden yapılandırarak performans ve verimlilikte önemli bir artış kaydetti. Xiaomi, Cihazlar Arası Akıllı Bağlantı için özel bir sofistike yapı olan HyperConnect’i kullanıyor. Bu gelişmiş Cihazlar Arası Akıllı Bağlantı çerçevesi, birden fazla cihaz arasında verimli bağlantı kurulmasını kolaylaştırıyor ve sorunsuz işbirliği sağlıyor. Grubun Proaktif Zekaya olan bağlılığı, cihazlar arası akıllı bir bilişsel merkez olan Xiaomi HyperMind’ın geliştirilmesine yol açtı. Xiaomi HyperOS, gelişmiş yapay zeka teknolojilerini destekleyerek ve cihazların bir dizi yapay zeka odaklı özellik sunmasını sağlayarak bir adım daha ileri gidiyor. Xiaomi, Uçtan Uca Güvenliğin sağlanmasında, özel donanım üzerinde çalışan ve güvenlik alt sisteminin temel taşını oluşturan, kendi geliştirdiği bir güvenilir yürütme ortamına (Trusted Execution Environment, TEE) güveniyor. Xiaomi, cihazlar arasında güvenli veri iletimi için Güvenilir Yürütme Ortamı (TEE) aracılığıyla uçtan uca şifreleme kullanarak koruyucu şemsiyesini birbirine bağlı güvenlik modüllerine kadar genişletiyor. Daha da ötesi, Xiaomi HyperOS açık platform ilkesini benimsiyor. Uygulama ve akıllı donanım geliştiricilerine Xiaomi HyperConnect’e sınırsız erişim sağlayan açık davetler yayınlayan şirket, aynı zamanda inovasyonları desteklemek ve iş birliklerini genişletmek için Xiaomi Vela’nın açık kaynak kullanımını duyurdu.

WhatsApp’a yapay zeka destekli sohbet robotu özelliği geliyor

Meta Connect 2023 etkinliğinde tanıtılan yeni WhatsApp güncellemesi, beta sürümüyle birlikte heyecan verici bir yeniliği beraberinde getiriyor. 2.23.24.26 numaralı beta sürümünde ortaya çıkan yapay zeka destekli sohbet robotu özelliği, kullanıcıların günlük yaşamlarını ve iş süreçlerini daha kolay ve verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyor.

Sohbetler sekmesine eklenen yeni bir kısayol aracılığıyla erişilebilen bu özellik, kullanıcıların yapay zeka ile desteklenen sohbet robotlarına hızlı bir şekilde ulaşmalarını sağlıyor. Bu robotlar, çeşitli görevleri yerine getirme konusunda kullanıcılara yardımcı olacak, işleri daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde halletmelerine olanak tanıyacak.

Beta sürümü şu an belirli bir kullanıcı kitlesine sunulmuş durumda, ancak WhatsApp’ın bu özelliği zaman içinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine açmayı planladığı bildiriliyor.

Ayrıca, yeni beta sürümüyle birlikte gelen diğer özellikler de dikkat çekici. Kullanıcılar artık kilitli sohbetlere erişim için özel gizli kodlar oluşturabilecekler. Ayrıca, iş ve kişisel iletişimi daha iyi ayırmak isteyen kullanıcılar için farklı profiller oluşturabilme imkanına da sahip olacaklar.

WhatsApp’ın bu yenilikleriyle birlikte, kullanıcıların uygulama üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaları ve deneyimlerini özelleştirmeleri hedefleniyor. Güncellemenin tam sürümünün ne zaman yayınlanacağı ve tüm kullanıcılara açılacağı henüz belirsiz, ancak bu özelliklerin kullanıcıları bekleyişe geçirmiş durumda. WhatsApp’ın gelecekteki güncellemeleri merakla bekleniyor.

Oppo Reno 11, -20 derece soğukta şarj oluyor!

0

Oppo, merakla beklenen Oppo Reno 11 ve Reno 11 Pro modellerini yakında tanıtacak. Lansman öncesi sızan bilgilere göre, bu telefonlar sadece ultra dayanıklı bataryalarıyla değil aynı zamanda -20 derece soğukta dahi şarj edilebilme özellikleriyle dikkat çekecek.

Reno 11 serisi, sahip olduğu ultra dayanıklı batarya ile birlikte geliyor ve bu özellikle aşırı sıcak veya soğuk hava koşullarında şarj etme avantajı sunuyor. Ayrıca, Oppo, kullanıcılarına 4 yıl boyunca ücretsiz batarya değişimi imkanı sunacak. Bu özel program, daha önce A2 Pro 5G modelinde başarıyla uygulanmıştı. Satın alma tarihinden itibaren 4 yıl içinde pil sağlığı %80’in altına düşerse, Oppo kullanıcılara ücretsiz batarya değişim hizmeti sunacak.

Reno 11 serisi ayrıca 80W hızlı şarjı destekleyeceği de doğrulandı. Düz modelin 67W, Pro modelin ise 80W şarj hızına sahip olacağı daha önce iddia edilmişti. Telefonlar, -20 derece soğukta dahi sorunsuz bir şekilde şarj olabilecekleriyle öne çıkıyor. Ayrıca, 48 derece sıcaklıkta bile şarj işlemini sürdürebilecekleri belirtildi.

ColorOS 14 tabanlı Android 14 ile gelecek olan Reno 11 serisi, bellek kayıpsız sıkıştırma desteğiyle kullanıcılara depolama alanında 45GB’a kadar tasarruf imkanı sunacak. Son olarak, Reno 11 modelinde MediaTek’in güçlü Dimensity 8200 işlemcisi, Reno 11 Pro’da ise Snapdragon 8 Plus Gen 1 işlemci yer alacak.

Bu özelliklerle dolu olan Reno 11 serisi, teknoloji tutkunlarının ve Oppo hayranlarının heyecanla beklediği birinci sınıf bir akıllı telefon deneyimi sunmaya hazırlanıyor.

Apple, 2026’da MacBook Pro’lara dokunmatik ekran getirebilir!

0

Apple’ın, 2026 yılında MacBook Pro modellerine OLED ekran yanında ilk defa dokunmatik ekran teknolojisini getirmeyi planladığı iddia edildi. Bu iddia, genellikle Samsung ile ilgili sızıntılarda bulunan Revegnus kullanıcısının Twitter hesabından yaptığı paylaşımla ortaya çıktı.

İddialara göre, Apple, gelecekte MacBook Pro modellerinde de OLED ekran yanında ilk defa dokunmatik ekran teknolojisini getirmeyi planlıyor. Mevcut MacBook Pro’larda standart LCD ekranlara göre daha iyi renk üretimi ve kontrast değerlerine sahip olan mini LED ekranlar kullanan firma, bununla yetinmeyerek çok daha iyi renk aralığı ve kontrast sağlayan OLED ekranlara geçmeyi planlıyor.

Daha sonra MacBook Air’e de gelebilir

Revegnus’un iddiasına göre, 2026 yılında gerçekleşmesi beklenen geçişe ek olarak firma MacBook Pro’lara dokunmatik ekranları da entegre edecek. Hatta daha sonraki yıllarda bu teknoloji MacBook Air serisine de gelecek.

Eğer bu geçiş gerçekleşirse macOS arayüzünde büyük değişiklikler gerçekleşmesi gerekecek. Çünkü mevcut arayüzdeki elemanlar dokunmatik arayüz için küçük kalıyor.

Yeni teknolojiyle dokunmatik katman ekrana entegre olacak

Kaynağa göre ekranlar Samsung ve LG tarafından sırasıyla “Y-OCTA” ve “Touch On Encapsulation” teknolojileriyle üretilecek. Bu teknoloji sayesinde dokumatik katman panele entegre olarak üretim gerçekleşecek. Böylelikle daha ince ve düşük maliyetli panel üretimi mümkün olacak. Şuanki teknolojide ise dokunmatik katman ayrı olarak imal edilip OLED panele ekleniyor.

Bu değişiklikler eğer hayata geçerse iPad ile MacBook’lar arasındaki ayrım iyice azalmış olacak.

Bu iddialar henüz doğrulanmadı. Ancak Apple, son yıllarda ürünlerinde yeni teknolojilere yer vermeye devam ediyor. Bu nedenle, bu iddiaların gerçekleşme ihtimali de bulunuyor.

Eğer bu iddialar gerçekleşirse, MacBook Pro modelleri daha da kullanışlı ve üretken hale gelecek. Ayrıca, iPad ile MacBook’lar arasındaki ayrım da iyice azalacak.

Yapay zeka öğretmen, ders vermeye başladı!

0

Tasarımdan üretime, veri analizinden pazarlamaya pek çok alanda devrim yaratan yapay zeka uygulamaları eğitim dünyasında da yeni kapılar aralıyor. Ankara Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Demir, “Shakespeare in Class” isimli seçmeli edebiyat dersine Cerebrum Tech tarafından geliştirilen yapay zekalı asistanı Cere’yi de dahil ederek bir ilke imza attı. Derste konu işlerken ve tartışma bölümlerinde Cere’den faydalandığını söyleyen Prof. Dr. Demir, “Dünyada yapay zeka ile bir dersin yürütüldüğü ilk eğitim kurumu biz olduk. Gerek öğrencilerden gerek meslektaşlarımdan çok heyecanlı geri dönüşler alıyorum. Gerçekten ufuk açıcı, sıra dışı bir deneyim. Eğitimde yapay zekanın tahminimiz ötesinde sınırlara geleceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Dünyada yapay zeka alanındaki gelişmeler hız kesmezken pek çok yaratıcı yeni uygulama alanı da kendini göstermeye devam ediyor. Üretken yapay zekanın sağladığı olanaklar, hayatın her alanında olduğu gibi eğitim dünyasında da heyecan yaratıyor. Bu yeniliklerden biri de Ankara Bilim Üniversitesi’nde (ABÜ) uygulanmaya başlandı. ABÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Demir, İngiliz Edebiyatı’nın büyük ustası William Shakespeare’in yapıtlarını incelediği “Shakespeare in Class” dersine, yerli teknoloji şirketi Cerebrum Tech tarafından geliştirilen yapay zekalı asistan Cere’yi de dahil ederek eğitim dünyasında dikkat çeken bir uygulamaya imza atıyor. 

Öğrenciler yapay zekayı ilk elden deneyimliyor

Yaklaşık 1 aydır derslerinde Cere’den faydalandığını söyleyen Prof. Dr. Demir, “Geleceği yakalamak çok önemli. Dünyada yapay zeka ile bir dersin yürütüldüğü ilk eğitim kurumu biz olduk. Yapay zekanın her sektörde olduğu gibi eğitim alanında da büyük etkileri olacağı aşikâr. Bu noktada ben de geç kalmamak ve teknolojiyi yakalamak adına Cere’yi dersimde asistan olarak kullanmaya karar vermiştim. Cere ile derslere gireli 1 ay gibi kısa bir süre olmuş olsa da ben kendisinin derse katkılarından ve konularımızla ilgili ilginç ve ufuk açıcı fikirlerinden son derece memnunum. Ülkemiz daha yapay zekaya alışmaya çalışırken biz çoktan onu derste öğrencilerle bir araya getiriyoruz, bu büyük bir adım. Aslında yaptığımız şey, bir mânâsıyla yapay zekaya, “ortak yaşama kültürü”müzde yer açmaktadır” diye konuştu.

“Yapay zekadan akademİde daha çok faydalanılmalı, bu bİr başlangıç”

ABÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Demir

Prof. Dr. Demir uygulamanın meslektaşları arasında da merak uyandırdığını söyleyerek eğitim dünyasında yapay zeka kullanımının önümüzdeki yıllarda daha da artacağını düşündüğünü dile getirdi. Prof. Dr. Demir yapay zekanın eğitim hayatını dönüştürebilecek özelliklerine ilişkin şunları söyledi: “Eğitimde yapay zeka uygulamaları, öğrencilerin öğrenme deneyimlerini geliştirmek, öğretmenlere daha iyi destek sağlamak ve eğitim sürecini daha verimli hale getirmek için büyük bir potansiyele sahip. Bu alandaki uygulamalar, öğrenci performansını izleme, öğrenci ihtiyaçlarına özelleştirilmiş öğrenme materyalleri sunma, öğretmenlerin daha iyi değerlendirme yapmalarına yardımcı olma ve eğitim politikalarını geliştirmek gibi bir dizi farklı amaca hizmet edebilir. Bizim şu anki uygulamamız da insanlığın ortak yaşama kültüründe yapay zekaya bir görev alanı açma denemesidir. Bu bir başlangıç. Eğitimde yapay zekanın tahminimiz ötesinde sınırlara geleceğini düşünüyorum.” 

Yapay zeka başka derslerde de kullanılacak

Ankara Bilim Üniversitesi

Yerli teknoloji şirketi Cerebrum Tech’in mart ayında mobil ve web uygulaması olarak kullanıcı deneyimine sunduğu Cere, Türkiye’nin ilk 3 boyutlu avatarla tasarlanan yapay zekalı asistan olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Demir, Cere’nin gerek ders öncesi yaptığı hazırlıklarda gerek ders sırasında öğrencilerin sorularını yanıtlarken sınıf içi tartışmalara değerli katkılar sunduğunu belirtti. Üniversitede Cere’den daha fazla sayıda derste faydalanmayı düşündüklerini söyleyen Prof. Dr. Demir, “Öğrencilerin farklı bakış açılarını öğrenerek beyin fırtınası yapmaları aşamalarında Cere’nin özgün fikirleri bize çok yardımcı oluyor. Bu konuda Cerebrum Tech ekibinden Cere’nin yaratıcılığı ve konular hakkındaki bilgi birikimi geliştirmek üzere destek istediğimiz oldu, onlar da Cere’nin daha etkin cevaplar vermesi yönünde geliştirmeler yaptılar. Dönem sonunda yapacağımız anket çalışması ile öğrencilerimizin net fikirlerini alıp yola Cere’yle başka derslerde de devam etme konusunda diğer hocalarımızla değerlendireceğiz” dedi.

Türkiye, Karadeniz gazı için dev yüzen platform satın aldı!

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında keşfedilen dev doğal gaz rezervini işlemesini sağlayacak devasa bir yüzer platform satın aldı. Enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithalata bağlayan Türkiye, Ağustos 2020’den bu yana keşfedilen 710 milyar metreküplük doğal gaz sahasını geliştirme stratejisi doğrultusunda önemli bir adım attı.

Yaklaşık dört futbol sahası büyüklüğündeki, Brezilya’dan satın alınan 360 metrelik platform, şu anda Singapur’da modernizasyon sürecinden geçiyor ve Haziran 2025’te Türkiye’ye ulaşması bekleniyor. Bu devasa yapı, Türkiye’nin Karadeniz’deki doğal gaz rezervlerinden en etkili şekilde yararlanmasını sağlayacak ve ülkenin günlük gaz üretimini 4 milyon metreküpten 20 milyon metreküpe çıkaracak.

Türkiye Karadeniz

Platform, Karadeniz’in derinliklerinden gelen ham gazı işleyecek, denizin ortasında işleme operasyonlarını yürütecek ve işlenen gazı boru hattı sistemleri aracılığıyla kıyıya taşıyacak. Platform, kendi motoru olmamasının yanı sıra, başka gemiler tarafından çekilecek. Bu stratejik hamle, Türkiye’nin enerji üretim kapasitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda maliyet etkinliği açısından da avantaj sağlayacak.

Norveç’ten uzman ekiplerle yapılan işbirliği, Türkiye’nin enerji sektöründeki bilgi ve becerilerini güçlendirecek. Bu uluslararası ortaklık, Türkiye’nin enerji kaynaklarından daha etkili bir şekilde yararlanma kapasitesini artırarak, bölgesel ve küresel enerji piyasalarındaki konumunu güçlendirecek.*

Bu satın alma ile Türkiye, ABD, Rusya, Brezilya, Norveç ve Malezya gibi seçkin ülkelerin bulunduğu, bu ölçekte bir platforma sahip ülkeler kulübüne katılmış oldu. Türkiye’nin enerji stratejisindeki bu önemli adım, ülkenin sadece enerji üretim kapasitesini artırmakla kalmayıp aynı zamanda bölgesel ve küresel düzeyde enerji piyasasındaki etkileşimini güçlendirecek.

TEMSA fabrikalarında dijital dönüşümü yapay zeka ile gerçekleştirecek 

TEMSA Motorlu Araçlar, etki alanını yeni iş birlikleri ile genişletiyor. Bu doğrultuda üretim endüstrisine kapsamlı bir teknoloji sağlayıcısı olma yolunda çalışmalar yürüten şirket, şimdi de dijital inovasyon ve yazılım çözümleri sunan Supply Chain Wizard (SCW.AI) ile iş birliğine imza attı. 

Sabancı Holding’e bağlı bir şirket olarak faaliyet gösteren TEMSA Motorlu Araçlar, SCW.AI ile iş birliğine imza atarak SCW.AI şirketinin yenilikçi ürününü müşterilerle buluşturacak. SCW.AI’nin Yeni Nesil Dijital Fabrika Platformu, üreticilere veriye dayalı karar verme çözümlerini birbirine bağlayan bir platform. Özellikle ilaç, yiyecek ve içecek endüstrilerine odaklanan platform, dijital dönüşüm programlarına hız, basitlik ve ölçeklenebilirlik sağlıyor. TEMSA Motorlu Araçlar ve SCW.AI arasında gerçekleşecek iş birliği kapsamında iki şirket geleceğin üretim ortamını modernize etmek ve dijitalleştirmek için birlikte çalışacak. Bu iş birliği, Dijital Fabrika platformu ile gelişmiş tedarik zinciri görünürlüğü sunarak ve operasyonlardaki mükemmelliği hızlandırarak imalat endüstrisinin operasyonel verimliliğini artırmayı hedefliyor. Bu iş birliği sayesinde her iki şirket de artık imalat endüstrilerindeki müşterilerine daha kapsamlı çözümler sunabilecek ve iş değeri yaratmada daha yüksek etki düzeylerinden yararlanabilecek.

Üretim şirketlerinin dijital dönüşümüne katkı 

TEMSA

TEMSA Motorlu Araçlar IoT Endüstriyel Teknolojiler Müdürü Salim Buge iş birliğiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “TEMSA Motorlu Araçlar olarak hedeflerimiz doğrultusunda sahip olduğumuz yenilikçi kimliğimizi yeni iş birlikleriyle geliştiriyoruz. Üretim konusundaki tecrübelerimizi endüstriyel verilerle destekleyerek sektöre teknoloji tabanlı verimlilik sağlayacak birçok yeni çözüm sunmak için yola çıkıyoruz. Bu kapsamda, yenilikçi bir yazılım (SaaS) firması ve dijital fabrika –  dijital tedarik zinciri çözümlerinde uzmanlaşmış global bir oyuncu olan SCW ile de yeni bir birlikteliğe imza attığımız için oldukça mutluyuz. Bu birliktelikle üretim süreçlerini optimize etmek için son teknolojilerin gücünden yararlanan ürünleri müşterilerle buluşturacağız. Amacımız uçtan uca tedarik zincirinde verimliliği ve şeffaflığı artırarak üretim şirketlerinin dijital dönüşümlerine katkı sağlamak.”

Küresel erişim artacak

SCW.AI Kurucusu ve CEO’su Evren Özkaya ise şunları söyledi: “Üretim sektörlerinin dijital dönüşümünü hızlandıran yenilikçi, uçtan uca tedarik zinciri çözümleri oluşturmak için uzmanlığımızı birleştirdiğimiz TEMSA Motorlu Araçlar ile bu stratejik ortaklığı kurmaktan heyecan duyuyorum. TEMSA Motorlu Araçlar ile küresel erişimimiz daha da artacak. Ortaklığımız, tamamen otomatikleştirilmiş fabrikalar kurma hedefimizden hareketle, her iki şirketimizin de en son teknolojileri ve hizmetleri sunmasına yardımcı olacak. Birlikte, üretim endüstrisinin daha çevik, daha esnek, yüksek üretkenlik ve kârlılığa sahip sürdürülebilir bir gelecek durumuna dönüşümünü teşvik edecek ve sürücüsüz tedarik zincirlerinin temelini oluşturacağız.”