Yurt içinden ve yurtdışından farklı sektörlerden yüzlerce yöneticinin katılımı ile gerçekleşen Digitopia Impact Summit zirvesinde, bir gün boyunca dönüşüm tartışıldı ve onlarca başarı hikayesi paylaşıldı.
Açılış konuşmasında Digitopia‘nın kurucusu ve CEO’su Halil Aksu, şirketlerini nasıl dönüştürdüklerini ve uzun yıllardır var olan danışmanlık işini nasıl bir yazılım platformuna dönüştürdüklerini paylaştı. Güvence (assurance), hizalanma (alignment) ve hızlandırma (acceleration) konularında görüşlerini ve deneyimlerini aktaran Halil Aksu, tüm katılımcıları “danışmanlığın dijital versiyonu” olarak adlandırılan “Impact Platform”u kullanmaya davet etti.
Digitopia kurucusu ve CEO’su Halil Aksu
Kapanış konuşmasını Digitopia’nın yönetim kurulu başkanı ve 40 yıllık teknoloji sektörü deneyimi olan Peter Sondergaard gerçekleştirdi. Konuşmasında önce 30 yıllık bir teknoloji vizyonunu çizdi, sonra önümüzdeki yıllarda gündemi belirleyecek 12 teknolojiyi paylaştı ve son olarak da alınması gereken aksiyonları vurguladı. Bu aksiyonlar arasında ölçüm yapmanın (yani olgunluğu değerlendirmenin), hedeflerin belirlenmesinin ve bir vizyon, strateji, hedefler ve yol haritasının oluşturulmasının en önemli olduğunu vurguladı.
Digitopia yönetim kurulu başkanı Peter Sondergaard
SAP’nin Dijital İnovasyon Sözcüsü ve Paris’ten gelen Timo Elliott, yapay zeka alanındaki son örnekleri paylaşarak dinleyicilere çok pratik uygulamalar gösterdi ve yapay zekayı nasıl kullanabilecekleri hakkında ufuklarını açtı. Ardından Akkök Holding’den İpekyol’a, LC Waikiki’den CFN Kimya’ya kadar birçok Digitopia müşterisi deneyimlerini paylaştı ve bilgilendirici paneller düzenlendi.
Digitopia Impact Summit Etki Zirvesinde en çok ilgiyi DMI (Dijital Olgunluk Endeksi) ve SMI (Sürdürülebilirlik Olgunluk Endeksi) çalıştayları çekti. Onlarca katılımcı, bu ölçümlerin nasıl yapıldığı, faydalarının neler olduğu ve sonuçlarının nasıl kullanıldığı hakkında bilgi aldı ve katılımcılar bu bilgilerden büyük fayda sağladı.
2021-2023 yılları arasında üretilmiş bir Tesla Model X’iniz mi var? ABD Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), Tesla’nın fren hidroliği uyarı sensörü nedeniyle yaklaşık 55.000 aracı geri çağıracağını açıkladı. Ancak hemen panik yapmaya gerek yok zira sorun yazılım güncellemesi ile çözülmüş görünüyor. Kullanıcıların tek yapması gereken, araç yazılımını güncellemek.
Tesla, fren hidrolik sensör sorununu ilk olarak 19 Eylül’de üretim bandındaki araçlarında fark etmiş. Firma yaklaşık 10 günlük bir inceleme ve test süreci sonrasında hatanın kaynağını net olarak tespit etmeyi başarmış. Akabinde bu hatanın yaygınlık oranını ve hatadan etkilenen araç sayısını tespit etmeye odaklanan firma, bir yandan da sensör arızası için çözüm geliştirme çabalarını yoğunlaştırmış. Sonuç olarak 11 Ekim’de yasal düzenleyicilere kapsamlı bir rapor sunan Tesla, önceki gün itibarıyla araç geri çekme sürecini başlatmış.
Tesla yaptığı tespitte 54,676 adet Tesla Model X aracının düşük fren hidroliği uyarı sisteminin olması gerekenden daha düşük bir eşiğe sahip olduğunu dolayısıyla da kullanıcılara uyarı göstergesinin yanlış bilgilendirmede bulanabileceğini açıklıyor. Rapora göre sonuç, aracın düşük fren hidroliği ile sürülmesine, fren pedalı hassasiyet kaybına ve frenleme performansının düşmesine sebep olabiliyor.
Bu noktada araç geri çekme sürecinin, aslında potansiyel olarak kazaya sebep olabilecek üretim hataları için verilen genel bir isimlendirme olduğunu ve fiziksel olarak tüm araçların servise götürülmesi veya şirkete iadesini gerektirmediğini belirtmek gerekiyor. İlgili sorunu yazılım güncellemesi ile çözdüklerini duyuran Tesla, tüm kullanıcıların yazılım güncellemelerini takip etmeleri ve hızla uygulamaları gerektiğini bildiriyor. Tesla’dan yapılan açıklamada şu ifadeler yer almakta:
“Yazılım sürümü 2023.32.7 veya sonrası, düşük fren hidroliği seviyelerinde araç kontrol ünitesinin ayarlanan eşik aralığını düzelterek durumu düzeltmiştir. Düzeltme, araç kontrol ünitesinin FMVSS 135, Bölüm 5.5.4 ile uyumlu olmasını sağlar. Yazılım sürümü 2023.32.7, 28 Eylül 2023 tarihinde araç filosuna OTA olarak dağıtılmaya başlanmıştır.
Etkilenen araçların sahiplerinin yalnızca OTA yazılım sürümü 2023.32.7’yi veya daha sonraki bir yazılım sürümünü yüklemeleri gerekir; bunların tümü araç sahiplerine hiçbir ücret ödemeden OTA olarak dağıtılmıştır. Servis ziyareti gerekmemektedir ve araçları 2023.32.7 veya daha sonraki bir yazılım sürümü ile donatılmış olan araç sahiplerinin başka bir işlem yapmasına gerek yoktur.”
Elektrikli araç sektörünün öncüsü Tesla, geçtiğimiz günlerde de sürüş deneyimini daha güvenli ve keyifli hale getirmek için son yazılım güncellemesi olan 2023.32’yi duyurmuştu. Bu güncelleme, araç kameralarının görüntü kalitesini önemli ölçüde artırarak sürücülere daha net ve ayrıntılı bir görüş sunmayı amaçlıyor.
Otonom taşımacılık şirketi Glydways, özellikle yüksek profilli bir yatırımcının da dahil olduğu 56 milyon dolarlık B serisi finansman turunu onayladı. San Francisco’daki start-up’a sermaye sağlayanlar arasında, New Science Ventures, Khosla Ventures ve İspanyol inşaat şirketi ACS Group gibi diğer yatırımcılar arasında listelenen Bill Gates’in girişim yatırım fonu Gates Frontier da yer alıyor.
En son finansman, Glydways’in 2016 yılında kurulduğundan bu yana topladığı parayı 70 milyon doların üzerine çıkardı. Glydways, “küçük, özel geçiş haklarıyla seyahat eden, isteğe bağlı, kişisel, otonom, pille çalışan elektrikli araçlardan” oluşan Kişisel Hızlı Geçiş (PRT) sistemini geliştirmeye odaklanıyor.
Bill Gates sürücüsüz araç şirketi için yatırım yapıyor
Bunlar hemzemin, yükseltilmiş veya tünel şeklinde inşa edilebilir ve mevcut toplu taşıma seçenekleriyle entegre edilebilir. Glydways’e göre bu yaklaşım, çoğu şehir için kentsel toplu taşımaya alternatif seçeneklerden çok daha uygun fiyatlı bir çözüm sunuyor.
Yalnızca Glydways’in Glydcars adı verilen araçları şeritleri kullanır, bu da onların kesinti veya gecikme olmadan seyahat edebilecekleri anlamına gelir. Şirket, şerit veya yön başına saatte 10.000’e kadar kişinin taşınabileceğini söylüyor ve bu da teknolojinin verimliliğini gösteriyor. Glydcar’lar “kapalı” bir ortamda (özel olarak onlar için oluşturulmuş, çitlerle çevrili şerit) çalıştıkları için üretimleri daha ucuz. Çünkü açık yollarda çalışan AV’lerin ihtiyaç duyduğu aynı düzeyde sensörlere ihtiyaç duymuyor.
Kapsüller dört yolcuyu ve onların bagajlarını taşıyabiliyor ve sürekli olarak çalışarak sıkışıklığı önlemek için diğer Glydcar’larla iletişim kurarak trafiğin sürekli akışını sağlıyor. Ayrıca engelli kişilerin erişimine de uygun. Ek olarak Glydways, sistemi oluşturma maliyetinin yeni demiryolu bağlantıları veya otobüs şeritleri inşa etmekten önemli ölçüde daha az olduğunu ve Glydcar’ların talep üzerine çalıştığı için işletme maliyetlerinin daha düşük olduğunu iddia ediyor.
Finansman onayına, Glydways’in Contra Costa Ulaşım Otoritesi ve Tri Delta Transit (Yetkililer) tarafından Pittsburg, Antakya topluluklarında toplu taşıma erişilebilirliğini artırmaya yönelik yeni “Dinamik Kişisel Mikro Transit” projesi için seçildiğine dair bir duyuru eşlik etti. Bu, Mayıs ayında San Jose Mineta Uluslararası Havaalanı ile şehrin Diridon İstasyonu arasında insanları feribotla taşımak için bir toplu taşıma sistemi için önerilen çözüm olarak PRT’nin önerildiği haberinin ardından, şirket için bu yıl eyaletteki ikinci büyük kazanımı teşkil ediyor. Gates Frontier’ın finansman turuna dahil olması belki de sürpriz değil. Çünkü Bill Gates otonom ulaşımı savunduğunu açıkça ortaya koydu.
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), “Elektronik Haberleşme Sektöründe 20 Yıl” başlıklı raporunu kamuoyu ile paylaştı. Raporda Türkiye’de elektronik haberleşme sektörünün serbestleşmeye başladığı 2002’den bu yana yaşanan gelişmeler değerlendiriliyor ve TELKODER’in geleceğe ilişkin önerileri paylaşılıyor.
2003’teki 15 milyar TL düzeyinden enflasyon etkisi kaldırıldığında 2022 sonunda sektör büyüklüğünün 11,56 milyar TL’ye gerilediği bilgisinin yer aldığı rapora ilişkin konuşan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, “Özelleştirme, rekabet ve teknolojik yenilik açısından sektörümüz geçtiğimiz 20 yıl içinde önemli ilerlemeler kaydetti ama sektörün ciddi anlamda büyümesi, vatandaşın uygun fiyatlı ve yüksek kaliteli elektronik haberleşmeye ulaşabilmesi için hala yapılması gereken çok şey var” dedi.
TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci
Elektronik haberleşme sektöründeki serbestleşmenin hukuken başladığı 2002’de kurulan ve kurulduğu ilk günden itibaren sektörün etkin ve verimli bir yapıya ulaşması yönünde faaliyet gösteren Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), geçen 20 yılı değerlendirdiği “Elektronik Haberleşme Sektöründe 20 Yıl” başlıklı raporunu sektör ve kamuoyu ile paylaştı. Gündemle ilgili değerlendirmeler yapan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, “20 yılda yaşanan gelişmeler daha rekabetçi ve dinamik bir elektronik haberleşme sektörünün oluşması için temel oluştursa da işletmeciler açısından çözülmesi gereken pek çok sorun var olmaya devam ediyor. Raporumuz sektörümüzün karşı karşıya olduğu zorluklara ve fırsatlara ilişkin değerli bilgiler ve öneriler içeriyor” dedi.
Hala Yapılacak Çok İş Var
Türkiye telekomünikasyon sektörünün yeni hizmet ve uygulamaların geliştirilmesi için büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Halil Nadir Teberci, sektörün 20 yılda önemli gelişmeler kaydetmiş olsa da hala önünde yapılacak çok iş olduğunu vurguladı. Teberci, “Yüksek hızlı genişbant internet hizmeti, uydu haberleşme hizmetleri, veri merkezi işletmeciliği, bulut hizmetleri ve sanal mobil şebeke hizmeti gibi alanlar sektörün geleceğini şekillendirecek önemli alanlardan bazıları. Sektördeki olumlu gelişmelerin devam edebilmesi için sektörün karşılaştığı zorlukların ivedilikle ele alınması ve ülkemizin geleceğine yararlı olacak bir şekilde çözüme ulaşması gerekiyor. Ancak tekrar vurgulamak gerekir ki sektördeki zorlukların giderilmesi ve ülkemizin faydasına sonuçlanabilmesi tüm paydaşların birlikte çalışmasıyla başarılabilir.” dedi.
Birinci Hedef, Tam Rekabetin Tesisi Olmalı
TELKODER’in sektörün geleceğine ilişkin önerilerinin sıralandığı raporda sektörü düzenleyen yasaların genel olarak Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uygun olduğu ama sorunun mevzuata uyum olduğu vurgulanıyor. Bu çerçevede, “Sektörde tam ve etkin rekabetin tesisi gerek politika belirleyiciler tarafından oluşturulan stratejilerin, gerekse de mevzuatın uygulanmasının birinci öncelik olarak kabul edilmesiyle mümkün” değerlendirmesi yapılıyor. Ardından sabit ses pazarında rekabetin geliştirilmesinin önemi, altyapıda rekabetin tesisinin getireceği avantajlar, fiber altyapının yaygınlaştırılması için atılması gereken adımlar, genişbant internet hizmetlerinin geliştirilmesinin faydaları hakkında TELKODER’in önerileri sıralanıyor.
Verilerle Elektronik Haberleşme Sektörü
20 yıl içinde elektronik haberleşme sektörünün gelişiminin ve büyüklüğünün değerlendirildiği raporda 2003’teki 15 milyar TL düzeyinden enflasyon etkisi kaldırıldığında 2022 sonunda sektörün 11,56 milyar TL’ye gerilediği belirtiliyor. 2002’de %2,4 olan sektörün GSYİH içindeki oranının ise 2022’de %0,87’ye gerilediğine işaret ediliyor.
Aynı dönemde yerleşik işletmeci olan Türk Telekom Grubu, Turkcell ve Vodafone dışında kalan alternatif işletmecilerin pazar paylarının yüzde 10’lar seviyesinde kaldığı, bu oranın sektörde etkin rekabetin yeterince tesis edilemediğinin göstergesi olduğu ifade ediliyor.
Güçlü Bir Fiber Altyapı Şart
Sabit, mobil, uydu haberleşme, internet erişimi, veri merkezleri, internet değişim noktaları ile bulut pazarlarında en önemli ihtiyacın güçlü bir fiber altyapı olduğuna işaret edilen raporda, fiber altyapının günümüzde iletişim teknolojilerinin temelini oluşturduğu belirtiliyor. Bu nedenle fiber altyapı yatırımlarının artırılmasının ülkemizin birincil hedefi olması gerektiği belirtilen raporda, bu alanda somut adımlar atılması gerektiği savunuluyor. Tüm dünyada hızlı internet hizmetlerinin yaygınlaşması nedeniyle güçlü ve yaygın fiber altyapı ihtiyacının arttığı belirtilen raporda, Türkiye’de 2022 sonu itibariyle alternatif işletmecilerin 114 bin kilometre, Türk Telekom’un 403 bin kilometre olmak üzere toplam 517 bin kilometre fiber altyapı bulunduğu bilgisi paylaşılıyor. 2008 ile 2022 arasında alternatif işletmecilerin fiber uzunluğunun %1137 oranında arttığı, aynı dönemde Türk Telekom’un fiber uzunluk artışının %250 ile sınırlı kaldığı vurgulanıyor. Bu rakamların ülkemizin fiber altyapısı alanında çok iyi bir noktada olmadığını gösterdiği değerlendirmesi yapılıyor.
Alternatif İşletmecilerin Yatırım İştahı Yüksek
TELKODER’in raporunda geçtiğimiz yıl sektörün yaptığı yatırımlar da değerlendiriliyor. 2022’de Türk Telekom’un 7,62 milyar TL yatırım yaparken, alternatif işletmecilerin 8,8 milyar TL yatırım yaptığı bilgisi paylaşılıyor. Bu durum, Türk Telekom’dan çok daha küçük ölçekte olmalarına rağmen alternatif işletmecilerin daha fazla yatırım yapma konusunda kararlı bir tutum sergilediklerini gösteriyor. Raporda, “Ülkemizde alternatif işletmecilerin altyapı yatırımları yapması konusunda önlerindeki engellere rağmen yatırım iştahlarının yüksek olduğu; engellerin kaldırılması durumunda çok daha büyük yatırımlara hazır oldukları görülmektedir” değerlendirmesi yapılıyor. TELKODER raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Baidu’nin kurucusu Robin Li, şirketinin geniş dil modelinin sonunda OpenAI’nin gelişmiş GPT-4’üne yetiştiğini açıkladı. Ülkesinin ABD’ye rakip olabilecek yapay zeka geliştirme yarışında lider olduğunu iddia etti.
Milyarder Pekin’de sahneye çıktı ve Ernie 4.0’ın yanıtlar sağlama ve karmaşık bulmacaları anında çözme yeteneğini sergilemek üzere tasarlanmış bir Soru-Cevap oturumunda çalıştırdı. Li, şu anda konferans salonu olarak hizmet veren, dönüştürülmüş bir çelik fabrikasındaki tıklım tıklım dolu evde, Ernie’nin gelişmişlik ve genel yetenekler açısından OpenAI’nin ufuk açıcı ürünüyle eşleştiğini söyledi.
Ernie sohbet robotu şu anda 45 milyon kullanıcıyı aştı. Bu, ABD’deki robotun aylar önce piyasaya sürülmesine rağmen ChatGPT’nin tahmini 180 milyon kullanıcı sayısının hala gerisinde kalan bir kilometre taşı. Çoğunlukla Google’ın yerli eşdeğeri olarak anılan Çin’in arama lideri, internetin geri kalanını kontrol eden Alibaba Group Holding Ltd.’den Tencent Holdings Ltd.’ye kadar rakiplerini geride bırakmasına yardımcı olmak için yapay zekaya umut bağlıyor. Baidu’nun hisseleri ise yaklaşık yüzde 1,5 oranında düşüş yaşadı.
Baidu, ChatGPT’nin basit komutlarla video ve içerik oluşturabilen üretken yapay zekanın yıkıcı potansiyelini göstermesinin ardından Çin genelinde agresif bir yatırım dalgasına liderlik ediyor. Dünyanın en büyük internet pazarı için yeni nesil bir platform oluşturmak amacıyla yerel büyük teknoloji firmaları ve çok sayıda startup ile yapılan yarışta lider olarak kabul ediliyor.
ChatGPT ve Dall-E gibi hizmetler oluşturmak için Microsoft Corp.’tan Google’a kadar Amerikalı isimlerle rekabet etmeye çalışıyorlar. Ancak Çin’in yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için en gelişmiş çiplere erişimine yönelik ABD yaptırımları, Pekin’in katı sansürüyle birleştiğinde, bu duruma yol açabilir. Washington, yapay zeka çiplerinin ülkeye sevkiyatına yönelik kısıtlamaları sıkılaştırıyor ve bu da belirsizliği artırıyor.
Yapay zeka modellerini, karmaşıklıkları nedeniyle derecelendirmek zordur. Li, Ernie Bot’un en son sürümünü gerçek zamanlı olarak test etti. Mülk satın alma gibi konularda sorular dile getirdi, matematik problemleri sordu ve ondan eski dövüş sanatları dünyasında geçen bir roman yazmasını istedi. Bu, teknoloji imparatorunun Çin’in OpenAI’nin ateşli botuna ilk cevabını yazılı bir video aracılığıyla açıkladığı Mart ayından itibaren belirgin bir tezat oluşturuyor.
Haziran ayında Baidu, Ernie’nin önceki bir versiyonunun genel yetenekler açısından OpenAI’nin GPT-3.5 üzerine inşa edilen sohbet robotunu geride bıraktığını söylemişti. Ayrıca yerel bir devlet gazetesi tarafından yapılan bir teste atıfta bulunarak, çeşitli Çince dil yeteneklerinde GPT-4’ten daha iyi performans gösterdiğini de belirtti. Baidu artık Ernie Bot’un çevrimiçi pazarlamanın yanı sıra temel bir iş alanı haline gelmesini ve TikTok’un sahibi ByteDance Ltd. ve Tencent tarafından yürütülen çok amaçlı uygulamalar yüzünden kaybedilen kullanıcıların yeniden kazanılmasına yardımcı olmasını umuyor.
Baidu, Ernie’yi arama, haritalar, dosya paylaşımı, iş birliği ve veri analitiği gibi amiral gemisi ürünlerine dahil etti.
Cisco, kritik IOS XE Yazılımı kusuru konusunda uyarı yayınladı. Cisco, IOS XE Yazılım serisini etkileyen sıfır gün güvenlik açığının keşfedilmesinin ardından müşterilere acil bir uyarı yayınladı.
Teknoloji devi, CVE-2023-20198 olarak takip edilen kusura maksimum 10.0 CVSS derecesi verildiğini ve özellikle Cisco’nun IOS XE Yazılımının web kullanıcı arayüzü özelliğini etkilediğini açıkladı. Cisco, kusurun bir saldırganın etkilenen sistemi ele geçirmesine olanak sağlayabileceğini ve aktif olarak istismar edildiğini ekledi.
Cisco yazılım kusuru kritik seviyede
Firma, bir güvenlik danışma belgesinde “Cisco, internete veya güvenilmeyen ağlara maruz kaldığında Cisco IOS XE Yazılımının web kullanıcı arayüzü özelliğindeki önceden bilinmeyen bir güvenlik açığından aktif olarak yararlanıldığının farkında. Bu güvenlik açığı, uzaktaki, kimliği doğrulanmamış bir saldırganın, etkilenen bir sistemde ayrıcalık düzeyi 15 erişimi olan bir hesap oluşturmasına olanak tanıyor. Saldırgan daha sonra etkilenen sistemin kontrolünü ele geçirmek için bu hesabı kullanabilir” dedi.
Güvenlik açığı özellikle HTTP veya HTTPS sunucularının açık olduğu sistemleri etkiliyor. Cisco, kötüye kullanımı önlemek için müşterilere internete bakan tüm sistemlerde her iki sunucuyu da devre dışı bırakmalarını tavsiye ediyor.
Firma, “HTTP Sunucusu özelliğini devre dışı bırakmak için, küresel yapılandırma modunda no ip http sunucusu veya no ip http secure-server komutunu kullanın” diye ekledi. Şu anda güvenlik açığı için mevcut bir yama bulunmuyor ancak şirket, bir güvenlik açığı oluştuğunda kullanıcıları güncelleyeceğini de ekledi. Benzer şekilde, etkilenen sistemlerin hacmi henüz belirlenmedi ancak ilk analizlere göre on binlerce arasında değişebilir.
Qualys tehdit araştırması müdürü Mayuresh Dani, Shodan’ın gözlemlerine göre etkilenen şirketlerin potansiyel sayısının çok büyük olabileceğini söyledi. Dani: “Cisco, etkilenen cihazların listesini sunmadı; bu, IOS XE çalıştıran ve web kullanıcı arayüzünün internete açık olduğu herhangi bir anahtar, yönlendirici veya WLC’nin savunmasız olduğu anlamına geliyor. Shodan’ı kullanarak yaptığım aramalara göre, internete açık web kullanıcı arayüzüne sahip yaklaşık 40.000 Cisco cihazı var” dedi.
Dani, Cisco’nun tavsiyesini yineledi ve kullanıcılara, cihazlarda web kullanıcı arayüzü bileşenini devre dışı bırakmalarını şiddetle tavsiye etti.
Yapay zeka modelleri aynı anda binlerce kelimeyi analiz edebiliyor. Ancak bir Google araştırmacısı bunu milyonlara çıkarmanın bir yolunu buldu.
Şu anda ChatGPT en fazla birkaç bin kelimeyi alabiliyor. Daha büyük yapay zeka modelleri daha fazlasını işleyebilir, ancak yalnızca yaklaşık 75.000’e kadar. Ya bu modellere milyonlarca kelimeyi, kod tabanlarını veya büyük videoları aktarabilseydiniz?
Yapay zeka kelime analizi konusunda yeni ilerleme
Bir Google araştırmacısı, Databricks CTO’su Matei Zaharia ve UC Berkeley profesörü Pieter Abbeel ile birlikte tam da bunu yapmanın bir yolunu buldu. Yakın zamanda yayınlanan bir araştırma makalesinde ortaya çıkan ilerleme, bu güçlü yeni teknoloji araçlarıyla etkileşim şeklimizi kökten değiştirmeyi vaat ediyor.
Sektörde bu şeyler “belirteçler” ve “bağlam pencereleri” temel alınarak ölçülüyor. Jeton, bir kelimeyi veya kelimenin bir kısmını, bir sayıyı veya benzer bir şeyi temsil edebilen bir birim olarak isimlendiriliyor. Bağlam penceresi, bir soruyu, metni veya diğer girişleri bir sohbet robotuna veya yapay zeka modeline yerleştirdiğiniz alan. Böylece içeriği analiz edebilir ve akıllıca bir şeyler sunabilir.
Yapay zeka girişimi Anthropic ve onun sohbet robotu Claude, 100.000 jetona kadar bir bağlam penceresine sahip ve bu da kabaca 75.000 kelimeye kadar işliyor. Bu aslında sistemin hemen alabileceği ve onunla akıllıca şeyler yapabileceği bir kitap. OpenAI’nin GPT-3.5 modelinin bağlam uzunluğu 16.000 token. GPT-4’ün değeri İSE 32.000. Son araştırma makalesine göre, Databricks’in sahibi olduğu MosiacML tarafından oluşturulan bir model 65.000 tokeni işleyebiliyor.
UC Berkeley doktora öğrencisi ve Google DeepMind’da yarı zamanlı araştırmacı olan Hao Liu, “Neredeyse Sonsuz Bağlam için Blok Yönlü Transformatörlerle Dikkat Çekin” başlıklı makalenin ortak yazarı. Bu, 2017 yılında yapay zekada devrim yaratan ve ChatGPT’nin yanı sıra GPT-4, Llama 2 ve Google’ın yakında çıkacak olan Gemini gibi son yıllarda ortaya çıkan tüm yeni modellerin temelini oluşturan orijinal Transformer mimarisinin bir tekrarı. Temel fikir, modern yapay zeka modellerinin verileri, GPU’ların çeşitli dahili çıktıları depolamasını ve ardından bunları bir sonraki GPU’ya aktarmadan önce yeniden hesaplamasını gerektirecek şekilde parçalaması.
Bu çok fazla bellek gerektiriyor ve yeterli değil. Bir yapay zeka modelinin işleyebileceği girdi miktarını sınırlıyor. GPU ne kadar hızlı olursa olsun, bellek darboğazı bulunuyor. Liu: “Bu araştırmanın amacı bu darboğazı ortadan kaldırmaktı” diyor. Zaharia ve Abbeel ile yarattığı yeni yaklaşım, sürecin parçalarını bir sonraki GPU’ya aktaran ve aynı anda diğer GPU komşularından benzer bloklar alan bir tür GPU halkası oluşturuyor. Araştırmacılar GPU’lara atıfta bulunarak “Bu, bireysel cihazların dayattığı bellek kısıtlamalarını etkili bir şekilde ortadan kaldırıyor” diye yazdı.
Google, Kongre’den gençlerin sosyal medyayı yasaklamamasını istedi. Şirket, çocukları çevrimiçi ortamda korumaya yönelik kendi politika çerçevesini ortaya koydu.
Google, kongrenin çocuk çevrimiçi güvenliği önerilerine ilk kez kendi karşı teklifiyle yanıt vererek yasa yapıcıları yaş doğrulama teknolojisi gibi sorunlu korumaları kaldırmaya çağırdı. Google, bir blog yazısında ” Çocukları ve Gençleri Çevrimiçi Korumaya Yönelik Yasal Çerçeveyi ” yayınladı. Çerçeve, Senatör Elizabeth Warren (D-MA) gibi daha fazla yasa koyucunun, çocukları çevrimiçi tehlikeli içerikten korumayı amaçlayan tartışmalı bir yasa tasarısı olan Çocukların Çevrimiçi Güvenliği Yasası’nın arkasında sıraya girmesiyle ortaya çıkıyor.
Google sosyal medya yasağı isteğini Kongre’de yeniledi
Bu çerçevede Google, kullanıcıları çevrimiçi bir hizmete erişmek için resmi kimliklerinin kopyalarını yüklemeye zorlamak gibi platformların kullanıcıların yaşını doğrulamasını zorunlu kılan eyalet ve federal girişimleri reddediyor. Bazı eyaletler son zamanlarda platformların 18 yaşın altındaki herkesin hizmetlerini kullanmasına izin verilmeden önce ebeveyn izni almasını gerektiren yasalar çıkaracak kadar ileri gitti. Google, korunmasız gençlerin yararlı bilgilere erişimini engellediğini öne sürerek bu rıza yasalarını reddediyor.
Google’ın küresel ilişkilerden sorumlu başkanı Kent Walker: “Yaşa uygun tasarım ilkelerine dayalı olanlar gibi iyi yasama modelleri, şirketlerin güvenlik ve mahremiyeti teşvik etmekten sorumlu tutulmasına yardımcı olabilir, aynı zamanda çocuklar ve gençler için daha zengin deneyimlere erişim sağlayabilir” dedi.
KOSA yazarı Sen. Richard Blumenthal (D-CT) ve Sen. Ed Markey (D-MA) gibi milletvekilleri, teknoloji şirketlerini reklamları çocukları hedeflemeyi bırakmaya çağırdı. Google, kendi çerçevesinde platformların bu uygulamayı “18 yaşın altındakiler için” yasaklaması gerektiğini söylüyor. Geçtiğimiz yıl, ülke çapındaki eyalet yasama organları, 18 yaşın altındaki çocukların internetle nasıl etkileşimde bulunabileceğini düzenleyen yeni yasalar çıkardı. Louisiana gibi bazı eyaletler, yetişkinler de dahil olmak üzere herkesi siteyi kullanmadan önce yaşlarını doğrulamaya zorlayarak yasa tasarılarını çocukların çevrimiçi porno içerik izlemesini yasaklayacak şekilde uyarladı. Google’ın teklifi, porno ve kumar sitelerinde yaş doğrulamaya karşı çıkmıyor.
YouTube ise çocukları korumaya yönelik kendi ilkelerini yayınladı ve platformun Google’ın politika çerçevesindeki bazı yönergeleri nasıl uyguladığını ortaya koydu. YouTube CEO’su Neal Mohan, bir blog yazısında platformun çocuklara kişiselleştirilmiş reklamlar sunmadığını ve ebeveynlere bir dizi aile kontrolü sağladığını söyledi.
Mohan: “Aileler her yerde, nerede yaşarlarsa yaşasınlar aynı güvenli, yüksek kaliteli çevrimiçi deneyimi hak ediyor. Tüm çocukların ve gençlerin internetin sağladığı fırsatlara aynı erişime sahip olması gerekiyor. Gençler internette görünme şekillerini sürekli olarak geliştirdikçe hizmetlerimiz ve politikalarımız da gelişecek” dedi.
Bugüne kadar onlarca Twitter ve Elon Musk haberi gündeme düştü. Bazıları Twitter paralı olacak yönünde ilerlerken bazılarıysa Elon Musk ve onun “saçma” olarak adlandırabileceğimiz ilkeleriyle alakalı şekilde ilerledi. Son gelen bilgilere göreyse Musk en sonunda istediğini yaptı. Twitter tam anlamıyla ücretli hale geldi. İşte detaylar…
Twitter Yeni Zelanda ve Filipinler’de yeni kullanıcılardan yılda 1 ABD doları alıyor!
Elon Musk’un eski adıyla Twitter olarak bilinen X’i, yeni bir denemenin parçası olarak Yeni Zelanda ve Filipinler’deki yeni kullanıcılardan önemli özelliklere erişim için yılda 1 dolar ücret almaya başladı. Bu ödemeyi yaparak Twitter yani X platformunun en büyük özellikleri olan tweet atma, retweetleme, gönderileri beğenme ve gönderilere yanıt verme özelliklerini kullanmanızı sağlıyor.
Abonelik ücretini ödememeniz takdirinde ise yalnızca gönderileri okuyabilecek, video izleyebilecek ve hesapları takip edebileceksiniz. Bunun dışındaki hiçbir Twitter özelliğinden faydalanmanıza izin verilmeyecek. Kısacası kendini dijital bir platform olarak gören ve içerik olarak da takip ettiğiniz insanların tweetlerini sunan bir Twitter var.
Twitter ve Musk konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda ücret alınma sebebinin tamamen spamı, zararlı içerikleri ve manipülasyonları engellemek olduğunu söyledi. Ayrıca yeni hesapların telefon numaralarını doğrulamaları da gerekecek fakat Bay Musk, temel özelliklere sahip olmayan “salt okunur” hesaplar oluşturmanın hâlâ ücretsiz olacağını söyledi.
Kısacası sadece tweet okumak ve video izlemek gibi rafine zevkleriniz varsa Twitter sizin için muhtemelen sonsuza dek ücretsiz. Ancak tweet atmadan duramam gibi sorunlarınız varsa muhtemelen bir süre sonra 30 ile 50 TL karşılığında bir ücretle Twitter’ı kullanmaya devam edebileceksiniz.
Peki siz Twitter ücretli abonelik hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın…
ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşı, Huawei‘nin önceki yıllardaki ABD yaptırımları sonrasında tekrar gündemde. Huawei, bir dönem dünyanın en büyük teknoloji şirketi olma yolunda hızla ilerlerken, ABD yaptırımları nedeniyle büyük bir darbe aldı. 5G teknolojisi de dahil olmak üzere birçok alandaki teknolojik gelişmelere erişimi kısıtlandı. Ancak, geçtiğimiz haftalarda tanıtılan Mate 60 serisi, Çin’de üretilen 5G destekli Kirin 9000s yongaseti sayesinde dikkatleri üzerine çekti. Bu, Huawei’nin hala yenilikçi ve rekabetçi ürünler sunma yeteneğini sürdürdüğünü gösteriyor.
Ancak, ABD’den yeni yaptırımların gelme ihtimali bulunuyor. Reuters’a göre, Biden yönetimi, Çin’e olan çip ihracatını engellemek amacıyla yeni yaptırımlar üzerinde çalışıyor. Yaptırım detayları henüz tam olarak açıklanmamış olsa da, bir ABD’li yetkilinin ifadesine göre ana hedef, yapay zeka çiplerini hedef alacak. Bu, ABD’nin teknolojik üstünlüğünü sürdürme ve ulusal güvenliği koruma amacı taşıyor. Bu yaptırımların, mevcut yaptırımlara ek olarak Çin’deki yapay zeka yonga üretimini de sınırlayabileceği belirtiliyor.
Ayrıca, sadece bu kısıtlamalarla sınırlı kalmayabilir. ABD merkezli yarı iletken üreticileri, Çin’e olan siparişlerini ABD Ticaret Bakanlığı’na bildirmek zorunda kalabilirler. Bu siparişler, ulusal güvenlik açısından bir tehdit oluşturup oluşturmadığı değerlendirilerek işleme alınacak. ABD, bu şekilde yarı iletken ürünlerin Çin’deki kullanımını ve dağıtımını daha yakından denetlemeyi amaçlıyor.
Tüm bu gelişmeler, ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşının devam ettiğini ve Huawei’nin ardından diğer teknoloji şirketlerinin de etkilenebileceğini gösteriyor. Bu, küresel teknoloji pazarı üzerinde derin etkiler yaratabilecek potansiyel bir değişimi işaret ediyor. Teknoloji dünyası, bu süreci yakından takip ediyor ve gelişmeleri büyük bir ilgiyle izliyor.
Trendyol’un değeri 2021 yılında önemli bir kırılım yaşamıştı. Özellikle Alibaba ile devam eden süreç Trendyol için parlak geçiyor.
Alibaba, Trendyol’un 2022 Nisan ve Haziran ayları arasında ülkede faaliyet kârı elde etmesi hakkında açıklama yaptı. Çinli e-ticaret devi hızlı büyümeyi iki katına çıkardı. Türkiye’ye 2 milyar dolar yatırım yapmayı planladığını söyledi.
Alibaba başkanı Michael Evans Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşme yaptı. Alibaba, Trendyol platformu aracılığıyla Türkiye’ye 2 milyar dolar yatırım yapmayı planladığını söyledi.
Trendyol’a göre, Nisan 2022 ile Mart 2023 tarihleri arasında Trendyol’un sipariş büyümesi önceki yıla göre yüzde 47 arttı. Böylelikle brüt ürün hacmi de yerel para birimi bazında yüzde 110 arttı. 2023 yılında ise bu yükselişin daha fazla olacağı tanımlanıyor.
Trendyol ekibi 13 yıl önce ilk siparişini şirket minibüsünde teslim etmişti. O tarihten bu yana Trendyol, bağış toplama rekorları kırdı. Büyüyen pazar yeri, kendi markasına ait moda etiketi, lojistik ağı, ikinci el bir platform oldu. Böylelikle tüketicilere yönelik bir gıda ve bakkal dağıtım hizmeti de dahil olmak üzere eksiksiz bir dijital ekosistem oluşturdu. Şirket, geçen yıl Almanya’daki lansmanının ardından bu Mayıs ayında Azerbaycan’a son pazar girişiyle uluslararası alanda da genişlemeye devam ediyor.
Alibaba Group, 2018’de Trendyol’a 728 milyon dolar karşılığında ortak oldu. Alibaba, Trendyol’un 2018 ve 2020’de sermaye artışlarında 350 milyon dolar daha yatırım yaptı. Böylelikle ortaklık payını yüzde 86’5’a çıkardı. 300 bin dolar sermaye ile kurulan Trendyol, 2010-2011’de Tiger Global ile Kleiner Perkins’ten ve 2014’te EBRD’den yatırım aldı.
Ağustos 2021’de sonuçlandırdığı yatırım turunda 1.5 milyar dolarlık yatırım aldı. Amerikan yatırım fonu General Atlantic ve Japonya merkezli SoftBank Vision Fund 2 liderliğinde gerçekleşen yeni yatırım turuna Berlin merkezli Princeville Capital, ADQ (BAE) ve Katar Yatırım Otoritesi (QIA) de katıldı. Böylelikle Trendyol’un değerlemesi 16.5 milyar dolara yükseldi.
Ayrıca Trendyol, 12 Temmuz 2023 tarihinde Süper Lig ve TFF 1. Lig sponsorluğunu 2023-2024 sezonu için 700 milyon TL sponsorluk ücreti karşılığında Spor Toto’dan devraldı. Trendyol ile 50 binden fazla kadın girişimcinin e-ticaret işine başladı.
New York’ta yaşayanlar, sabıka kaydı kontrolü yapmak zorunda kalabilirler, çünkü New York Eyalet Senatosu’nda sunulan yeni bir yasa tasarısı,3D yazıcı satın almak isteyen herkes için geçmiş kontrolünü şart koşuyor. Bu tasarının destekçileri, “hayalet silahlar” olarak adlandırılan takip edilemeyen silahları 3D yazıcılarla üreten silahların önlenmesinin önemli olduğunu savunuyorlar. Senatör Jenifer Rajkumar tarafından sunulan bu tasarının amacı, hüküm giymiş suçluların ateşli silah satın almasını engellemek için bu kişilerin 3D yazıcılarla izlenemeyen “hayalet silahlar” üretmelerini engellemek.
Yasa tasarısı, 3D yazıcı satın almak isteyenler için sabıka kaydı kontrolünü şart koşacak. Ayrıca, ateşli silah sahibi olmalarını engelleyecek bir suç kaydı bulunan kişilere 3D yazıcı satışını yasaklayacak. Tasarı şu anki metinde hangi 3D yazıcı modellerinin kapsam içine gireceğini belirtmiyor, ancak 3D yazıcıyı “dijital bir modelden üç boyutlu bir nesne üretebilen bir cihaz” olarak tanımlıyor.
Senatör Rajkumar, “Üç boyutlu yazıcılar aracılığıyla üretilen ateşli silahlar, takip edilemeyen hayalet silahlar olarak adlandırılır ve sadece 150 dolarlık bir 3D yazıcı kullanarak herkes tarafından yapılabilir” dedi. “Bu yasa tasarısı, 3D yazıcılardan çıkan ateşli silahların yanlış ellere geçmemesi için bir geçmiş kontrolünü zorunlu kılacakt.”
Hayalet silahlar, izlenemeyen ve seri numarası olmayan ateşli silahları ifade eder. 3D yazıcılar bu silahları üretmek için kullanılabilir, çünkü bu yazıcılar ateşli silah bileşenlerini veya tam silahları üretebilir. New York Polis Departmanı, hayalet silahların şehir sokaklarında ele geçirilme oranında %60’lık bir artış olduğunu bildiriyor. Bu nedenle New York, kamu güvenliği için 3D yazıcılara kısıtlamalar getiren eyaletler arasına katılacak.
Ancak bu tür düzenlemelere karşı çıkanlar da var. İfade özgürlüğü savunucuları ve bazı sivil özgürlükçüler, 3D baskılı silahların veya tasarımlarının yasaklanmasının Birinci Değişiklik’e aykırı olabileceğini savunuyorlar. Hayalet silahların artan kullanımı, federal düzeyde kapsamlı bir yasayla düzenlenmemektedir. Bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır ve yasal süreç devam etmekte.
Bu tasarının kabul edilip edilmeyeceği ve sonuçları konusunda tartışmalar devam ediyor.
Günümüzde birçok insan, bilgisayar başında saatlerce çalışmakta. Uzun süreli oturarak çalışmak sırt ağrısı, boyun ağrısı ve diğer sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Ancak, uygun bir çalışma alanı oluşturarak bu sorunları önlemek mümkün. İşte size bilgisayar başında çalışırken vücudunuzu mutlu etmek için önemli ipuçları:
1. Masa ve sandalye ayarı: Masa ve sandalyenin yüksekliğini doğru ayarlamak çok önemlidir. Sandalyenin yüksekliği ve sırt desteği ayarlanabilir olmalıdır. Masa yüksekliği, bileklerinizin bilgisayar klavyesi üzerine düzgün bir şekilde oturmasını sağlayacak şekilde ayarlanmalıdır.
2. Dinamik oturuş: İyi bir ofis koltuğu seçimi önemlidir. Koltuk, kullanıcının hareketlerine uyum sağlayan esnek bir arkalığa sahip olmalıdır. Ayaklarınızın yere düzgün bir şekilde yerleşmesi için gerekirse ayak desteği kullanın.
3. Ekran mesafesi: Monitörle aranızda yeterli mesafe bulunduğundan emin olun. Monitörü göz hizanıza getirin ve en az 20 inç uzaklıkta tutun. Bu, gözlerinizi yorarak görüş yorgunluğunu azaltır.
4. Aydınlatma: Çalışma alanınıza yeterli doğal ışık almasını sağlayın ve monitörünüzü pencereye dik açıyla yerleştirin. Bu, parlama ve yansıma sorunlarını önler ve gözlerinizi korur.
5. Hareket edin: Uzun süre oturmak yerine düzenli aralıklarla kalkın, yürüyüş yapın veya egzersiz yapın. Bu, sırt ve boyun ağrılarını önlemeye yardımcı olur.
Dizüstü bilgisayarlar için ipucular: Eğer dizüstü bilgisayar veya tablet kullanıyorsanız, harici bir klavye ve fare kullanarak daha rahat bir çalışma ortamı oluşturun. Mümkünse harici bir monitör de ekleyin. Bu, çalışma duruşunuzu geliştirir ve sağlığınızı korur.
Unutmayın, ergonomik bir çalışma alanı oluşturmak, sadece şu anki rahatlığınızı değil, aynı zamanda uzun vadede sağlığınızı da korumak için önemlidir. Vücudunuzu mutlu etmek için bu basit ipuçlarını uygulayarak daha sağlıklı ve daha verimli bir çalışma deneyimi yaşayabilirsiniz.
Dünya çapında milyonlarca oyuncu ve içerik üreticisi için bir buluşma noktası olan Twitch, kullanıcı deneyimini daha da zenginleştirmek ve etkileşimi artırmak için yeni bir adım atıyor. Platform, “Hikaye” özelliği ile canlı yayınlarının dışında da takipçileri ile bağlantıda kalmayı kolaylaştıran bir güncelleme sunmaya hazırlanıyor.
Twitch’in bu hamlesi, canlı yayın yapmanın ötesine geçmek isteyen içerik üreticileri ve takipçiler için heyecan verici bir yenilik sunuyor. Artık kullanıcıları, canlı yayınlarını açık tutmadıkları süreçlerde bile platformda aktif olabilecekler. Yeni “Hikaye” özelliği sayesinde kısa süreli içerikler oluşturmak ve paylaşmak oldukça basit hale geliyor.
Twitch’in Kıdemli Ürün Yöneticisi Eduardo Fenili, bu güncelleme hakkında şunları belirtiyor: “Yeni “Hikaye” özelliği ile artık canlı yayında olmasanız bile takipçileriniz ile etkileşimde bulunabileceksiniz. Hikayeleri başka platformlardan tanıyor olabilirsiniz. Ancak, biz uygulamanın bir parçası haline getirerek 24 saatlik sınırlamayı 48 saate çıkarıyoruz ve kısa gönderilerinizi doğrudan Twitch üzerinden takipçilerinize sunmanızı sağlıyoruz.”
Fenili, aynı zamanda “Twitch Hikayeleri”nin, sadık bir takipçi kitlesi oluşturmuş olan içerik üreticileri için büyük bir kolaylık olduğunu ekliyor: “Takipçileriniz sizi diğer platformlarda da takip ediyor ve bu iletişimi birden fazla uygulama üzerinden sürdürmek zor olabilir. İşte bu nedenle “Twitch Hikayeleri,” içerik üreticilerine ve takipçilere, daha sorunsuz bir deneyim sunmak amacıyla tasarlandı.”
Fenili ayrıca, güncellemeyi bugünden itibaren uygulamalarını güncelleyen tüm Twitch kullanıcılarının ana sayfalarının üst kısmında görmeye başlayacaklarını belirtiyor.
Hikaye” özelliği, içerik üreticileri ve takipçileri arasındaki etkileşimi daha da kolaylaştırarak platformun kullanıcı tabanını daha da genişletebilir. Twitch, oyun dünyası ve canlı yayın platformları arasındaki köprüyü güçlendirmeye devam ediyor gibi görünüyor.
ABD, 45’ten fazla ülkenin katılacağı yıllık bir toplantıda, bilgisayar korsanlarına fidye ödememeyi teşvik etmeyi planlıyor. Bu inisiyatif,fidye yazılım saldırılarına karşı bir caydırıcı olarak hareket etmeyi amaçlıyor. Ulusal güvenlik danışman yardımcısı Anne Neuberger, bu konuda destek bulma umudu taşıdığını ancak bu politika kararının zorluğunu kabul ettiğini belirtti.
Fidye yazılımı, bilgisayar korsanlarının kurbanın dosyalarını şifreleyerek kullanılamaz hale getirdiği ve daha sonra bu dosyaların kilidini açmak için fidye talep ettiği kötü niyetli bir yazılım türü. Bu tür saldırılar son yıllarda popülerlik kazanmıştı, çünkü kurbanlar genellikle fidyeyi ödemeyi tercih etmekte, zira operasyonları yeniden başlatmanın ve fidye ödemenin daha kolay olduğu düşünülmekte.
Neuberger, fidye yazılım saldırılarının temel nedeninin para olduğunu ve bu nedenle fidye ödemelerinin engellenmesinin önemli olduğunu vurguladı. Bu bildirinin özellikle hükümetler için geçerli olması beklenmektedir. Biden yönetimi, 2021 yılında fidye yazılımlarını ele almak için uluslararası bir zirve düzenlemiş ve siber güvenlik liderlerini bir araya getirerek işbirliği yapmalarını teşvik etmişti.
Ancak, fidye ödemelerini yasaklama konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazıları, haraç ödemeleri yasaklanmadan önce daha fazla güvenlik önlemi alınması gerektiğini savunurken, Neuberger, siber güvenlik standartlarının yükseltilmesi, hazırlık yapmanın ve kolluk kuvvetlerinin daha etkili müdahalelerinin artık fidye ödememeyi daha mümkün kıldığını iddia etmekte.
Neuberger ayrıca, kripto para işlemlerinde daha fazla şeffaflık sağlamak ve kripto para firmalarının “Müşterini Tanı” kurallarını uygulamalarını teşvik etmek istemektedir. Ayrıca, dünya genelinde siber güvenlik etiketleme standartları oluşturulmasını ve internete bağlı cihazların güvenliğini değerlendirmeyi kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.
Bu inisiyatifin, 2024 Noel’ine kadar “Nesnelerin İnterneti” cihazlarının mağazalarda güvenlik etiketlerine sahip olmasını hedeflediği belirtilmiştir.
İş hizmetleri platformu Synergia ve yeni nesil bir çalışma deneyimi sunan Co-Founder.Work, stratejik iş birliği anlaşması imzaladı. Bu iş birliği ile birlikte Synergia ve Co-Founder.Work, İstanbul’da hizmet verdikleri ofis sayısını 3’e çıkardı.
Synergia ve Co-Founder.Work iş birliği ile yeni dönem başlıyor!
Ortak çalışma ofisi sektörüne hızlı bir giriş yapan ve önemli bir ivme kazandıran Co-Founder.Work ve bir iş hizmetleri platformu olan Synergia, imzaladıkları yeni stratejik iş birliği anlaşmasını duyurdu. Co Founder.Work, girişimciler için bir işbirliği platformu olarak tanınırken, Synergia, işletmelerin büyümeleri için gerekli kaynaklara erişimlerini kolaylaştırıyor.
İki şirket, Türkiye başta olmak üzere; Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleri gibi dünyanın birçok noktasında girişimciler için danışmanlık, mentorluk, hızlandırma, kuluçka, pazara açılma gibi alanlarda ortak çalışma ofisleri oluşturmak için birlikte çalışacak.
Kurulacak ofisler, girişimcilerin ihtiyaç duyduğu nitelikli, kaliteli, ekonomik, fiziksel, dijital ve entelektüel hizmetleri tek çatı altında toplayacak. Ortaklık; fikir aşamasından şirketleşmeye, ivmelenmeye, uluslararası pazarlara açılmaya ve yurt dışında şirketleşme faaliyetlerine kadar birçok konuda uçtan uca destek vererek girişimcilere yardımcı olacak.
Bu sayede girişimciler, ihtiyaç duydukları birçok hizmete tek merkezden erişim sağlayabilecek. Bu anlaşma, iki önde gelen şirketin, girişimcilere ve şirketlere daha iyi bir iş birliği, network ve büyüme ortamı sunma misyonlarına odaklanmalarını sağlayacak.
Co-founder.Work Kurucusu Hakkı Alkan, ortaklığın, inovasyonun ön saflarında yer alan herkes için büyük bir kazanç olacağına dikkat çekerek, “Synergia ile yaptığımız bu iş birliği, girişimciler için daha fazla fırsat ve kaynak anlamına geliyor” dedi.
Synergia Kurucu Ortağı Dr. Ali Cihan KURT ise iş birliğine ilişkin açıklamasında “Co-founder.Work ile işbirliği yaparak hizmet verdiğimiz ofislerin sayısını artırmakla kalmayıp, ABD başta olmak üzere uluslararası arenada girişimcilik ekosistemine daha fazla değer katma yolculuğumuzda büyük bir adım atmış oluyoruz“ sözlerine yer verdi.
Bu stratejik iş birliği ile ilk olarak Synergia ve Co-Founder.Work, İstanbul’da hizmet verdikleri ofis sayısını 3’e çıkarmış oluyor. Önümüzdeki günlerde sisteme dahil olacak yeni lokasyonlarla, İstanbul’un birçok bölgesindeki girişimciler için ortak çalışma ofisleri daha erişilebilir hale gelecek. Kurulan iş birliğinin yol haritasında, 2024 yılının ilk yarısında ABD ofisinin açılması da yer alıyor.
Güneş panellerinin giderek daha ucuz hale gelmesi ve rüzgar enerjisi ile birleşerek en ekonomik enerji kaynağı haline gelmesi, tarihteki büyük bir enerji dönüşümünün habercisi. Güneş enerjisi kurulumları hızla artıyor ve bu eğilim sürdüğü takdirde, fosil yakıtlardan tamamen kurtulmak artık bir hayal değil.
Geçtiğimiz yıl, güneş enerjisi kapasitesi diğer tüm enerji kaynaklarını geride bırakarak rekor bir büyüme kaydetti. Bu büyüme hızı devam ederse, 2050 yılına kadar karbon emisyonlarını sıfıra indirmek mümkün olabilir.
Geçtiğimiz yıl, güneş enerjisi kurulu gücü ilk kez 1 terawatt’ı aştı. Bu yıl da 300 gigawatt’lık ek bir kapasite bekleniyor. Eğer yıllık %20 büyüme oranı sürdürülebilirse, 2031 yılında 6 terawatt’lık bir kapasiteye ulaşmak mümkün olacak. Bu, kömür, gaz, nükleer ve hidroelektrik santrallerin toplam kapasitesini aşacak.
Güneş enerjisi henüz dünya elektrik üretiminde sadece %5’lik bir paya sahip olsa da hızla yaygınlaşıyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, kişi başına düşen güneş ve rüzgar enerjisi kapasiteleri ile öne çıkıyor.
Güneş enerjisinin yaygınlaşması, elektrifikasyonun artmasına ve fosil yakıtlardan vazgeçmemize yardımcı olacak. İşte güneş enerjisinin gelecekte bize sağlayabileceği faydalar:
Elektrikli Araçlar: İçten yanmalı araçların yerini elektrikli araçlar alacak, çevreye daha dost bir ulaşım seçeneği sunacak.
Isıtma Sistemleri: Ev ve iş yerlerinde doğalgazlı ısıtma sistemleri, elektrikle çalışan ısı pompalarıyla değişecek, enerji verimliliği artacak.
Sanayi Dönüşümü: Sanayideki gaz fırınları elektrikli fırınlarla değiştirilecek, çevre dostu üretim süreçleri yaygınlaşacak.
Yeşil Hidrojen Üretimi: Suyun hidrolizi ile yeşil hidrojen üretimi artacak, amonyak, metaller, plastikler ve sentetik havacılık yakıtları temiz olarak üretilebilecek.
2050 yılına kadar dünya nüfusunun 10 milyara çıkması bekleniyor ve bu kadar büyük bir nüfusa hizmet etmek için büyük miktarda elektriğe ihtiyaç duyulacak. Güneş ve rüzgar enerjisi büyümeye devam ederse, karbon emisyonlarını azaltarak karbon sıfır bir dünyaya ulaşmak mümkün olabilir.
Uzun vadede, güneş paneli yapımı için bol miktarda hammaddeye sahibiz. Güneş, milyarlarca yıldır sınırsız bir enerji kaynağı olarak parlıyor. Panellerin temel malzemesi olan silisyum kumu bolca bulunuyor. Ayrıca, geri dönüştürülebilir metaller olan çelik ve alüminyum gibi malzemeler de kullanılıyor. Güneş panelleri toksik maddeler içermez ve çevreye zarar vermez. Ayrıca, güneş ve rüzgar enerjisi kaynakları, birçok ülkenin kullanabileceği fazla potansiyele sahiptir.
Sonuç olarak, güneş ve rüzgar enerjisi tarihin en büyük enerji dönüşümünü başlatıyor. Fosil yakıtlardan kurtulmak ve çevreye daha dost bir gelecek inşa etmek için güneş enerjisinin büyümesine olanak tanımak, karbon emisyonlarını azaltmak ve enerji dönüşümünü hızlandırmak için kritik bir adımdır. Gelecekte, güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları, yaşamlarımızda daha fazla yer alacak ve dünyamızı temiz bir enerji geleceğine taşıyacak.
Kuantum bilgisayarlarının, mevcut şifreleme yöntemlerini kısa sürede çözebilecek kapasiteye sahip olması gelecekteki siber güvenlik tehditlerini artırıyor. Bu nedenle, daha güvenli algoritmaların geliştirilmesi için çabalar yoğunlaşıyor. Ancak önde gelen bir kriptografi uzmanı, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA), yeni nesil şifreleme standartlarını kasıtlı olarak zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Chicago Illinois Üniversitesi’nden Daniel Bernstein, ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) ile NSA arasındaki ilişkinin “kuantum sonrası kriptografi” (PQC) için yeni şifreleme standartları geliştirmedeki katkısının gizli tutulduğunu iddia ediyor. Bernstein ayrıca, NIST’in hesaplamalarda hatalar yaptığını ve yeni standartların güvenliğini eksik veya yanlış bir şekilde sunduğunu öne sürüyor. NIST bu iddiaları reddediyor.
Kuantum bilgisayarlarının mevcut şifrelemeyi tehdit etme potansiyeli göz önüne alındığında, NIST, 2012 yılından bu yana yeni nesil algoritmaların standartlaştırılması için çalışmalar yürütüyor. Ancak Bernstein, NIST’in Kyber512 adlı bir PQC standartı için yaptığı hesaplamaların hatalı olduğunu ve algoritmanın gerçek güvenliğini aşırı değerlendirdiğini iddia ediyor.
NIST’ten Dustin Moody, Bernstein’ın iddialarına katılmadığını ve Kyber512’nin güvenli olduğunu belirtiyor. Ancak NIST, daha güçlü bir versiyon olan Kyber768’i kullanmayı öneriyor.
NSA’nın şifreleme algoritmalarını kasıtlı olarak zayıflatabileceği yönündeki uzun süredir devam eden söylentiler ve öneriler bulunsa da, resmi olarak böyle bir iddia reddediliyor. Snowden sızıntıları sonrasında NIST, güvenilirliğini artırmak için önlemler aldığını belirtiyor.
Uzmanlar, mevcut PQC adaylarının yoğun güvenlik analizine tabi tutulduğunu ve güvenlik açıklarının henüz tespit edilmediğini belirtiyorlar. Ancak bazı uzmanlar, istihbarat kurumlarının şifreleme zayıflatma geçmişini göz önünde bulundurarak dikkatli olunması gerektiğini vurguluyorlar.
Intel’in yeni Meteor Lake işlemci ailesi, taşınabilir bilgisayarlarda AMD’nin Ryzen 5 7640HS işlemcisini geride bırakmayı başaracak gibi görünüyor. Intel’in mobil odaklı Meteor Lake işlemci ailesi için çalışmalar devam ederken, bu yeni aileye dair sızıntılar da artıyor. En son gelen bilgilere göre, bu ailenin bir parçası olan Core Ultra 5 135H işlemcisinin performans sonuçları paylaşıldı.
Intel Core Ultra 5 135H, Geekbench 5 veritabanında keşfedilen en yeni Meteor Lake işlemcisi unvanını taşıyor. Bu işlemci, 4 P-Core, 8 E-Core ve 2 LP E-Core içeren 4+8+2 çekirdek yapıya sahip, veya daha basitçe ifade etmek gerekirse 14 çekirdekli bir yapıda bulunuyor. Core Ultra 135H işlemci, toplamda 18 MB L3 önbellek ve 18 iş parçacığı sunacak. Sızıntının hangi üretici veya dizüstü bilgisayardan geldiği belirtilmemiş olsa da, sistem 16 GB LPDDR5 bellek ile yapılandırılmış gibi görünüyor. Bu, şu ana kadar görülen ikinci Core Ultra 5 serisi işlemci, diğeri ise Core Ultra 5 125H’di.
İşlemcinin saat hızlarına gelince, Intel Core Ultra 5 135H, 3,60 GHz temel saat hızına sahip ve 4,4 GHz’e kadar artırılmış saat hızlarına ulaşabiliyor. Ancak Geekbench test sonuçlarına göre işlemci, bu yüksek saat hızlarına çıkmadığı için sonuçlar nihai değil. Performans açısından, Intel Core Ultra 5 135H, tek çekirdekli testlerde 1144 puan ve çok çekirdekli testlerde 9587 puan elde etti. Tek çekirdekli performansı AMD Ryzen 5 7640HS ve Intel Core i5-13500H işlemcilerinden daha düşük olsa da, çok çekirdekli performansı Core i5-13500H’ye yaklaşırken genellikle 8500-9500 puan alan Ryzen 5 7640HS’nin önünde bulunuyor.
Ancak unutmayın ki bunlar sadece ilk test sonuçları ve gerçek ürünler piyasaya sürüldüğünde daha iyi performans bekleniyor. Intel Meteor Lake işlemcilerin piyasaya sürülmesi için 1. Nesil Core Ultra işlemcilerinin 14 Aralık’ta çıkacağı açıklandı, ancak genel erişilebilirlik 2024’ün ilk aylarında olacak. Meteor Lake ailesi öncelikle dizüstü bilgisayarlar için tasarlandı ve masaüstü kullanım için beklenmiyor.
WhatsApp, kullanıcı deneyimini geliştirmek için çalışmalarına devam ediyor ve şu anda beta programındaki kullanıcılara sunduğu yeni bir özellikle geliyor. Bu özellik, Web uygulamasında geçmiş mesajları tarihleri bazında aramayı kolaylaştırmayı amaçlıyor.
Kullanıcıların uzun süredir kaybolmuş veya unutulmuş mesajları hızlı bir şekilde bulmalarına yardımcı olacak olan tarihe göre mesaj arama özelliği, WhatsApp’ın web uygulamasına ekleniyor. Bu yeni özellik, kullanıcıların belirli bir tarihteki sohbetlerini hızlıca tarayabilmesini sağlayacak.
Kullanıcılar, bu özelliği kullanmak için Web uygulamasında takvim simgesine tıklayarak özel bir panel açabilecekler. Ardından, istedikleri tarihe giderek o tarihte paylaşılan mesajları kolayca bulabilecekler. Bu, özellikle geçmiş konuşmaları incelemek veya belirli bir tarihte paylaşılan önemli bilgileri bulmak isteyen kullanıcılar için oldukça faydalı olacak.
Tarihe dayalı mesaj arama özelliği, iOS platformu için beta 22.24.0.77 sürümünde mevcut bulunuyor. Ancak, bu özelliğin ne zaman diğer platformlara ve genel kullanıma sunulacağı hala belirsiz. WhatsApp kullanıcıları, bu özellik sayesinde geçmiş sohbetlerini daha hızlı ve etkili bir şekilde yönetebilecekler.
WhatsApp, sürekli olarak kullanıcı deneyimini iyileştirmeye yönelik yeni özellikler geliştirmeye devam ediyor ve bu tür güncellemelerle kullanıcılarına daha iyi bir iletişim deneyimi sunmayı hedefliyor.
WhatsApp’ın tarihe göre mesaj arama özelliği nasıl çalışıyor?
WhatsApp web uygulamasını açın.
Sohbet listesinde, istediğiniz sohbeti açın.
Sohbet panelinin sağ üst köşesindeki takvim simgesine tıklayın.
Açılan panelde, aramak istediğiniz tarihi seçin.
Arama sonuçları, seçilen tarihte paylaşılan mesajları gösterecektir.