Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 982

Operation Triangulation saldırısında ne kullanıldı

0

Kaspersky uzmanları, iOS cihazlarını hedef alan Operation Triangulation saldırısı hakkındaki raporun ardından, saldırılar sırasında kullanılan casus yazılım implantının ayrıntılarına ışık tuttu. TriangleDB olarak adlandırılan implant, saldırganlara gizlice gözetleme yetenekleri kazandırıyor. Yalnızca bellekte çalışan implant, cihaz yeniden başlatıldığında tüm kanıtların silinmesini sağlıyor.

Kaspersky, kısa süre önce iMessage üzerinden özellikle iOS cihazlarını hedef alan yeni mobil Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) kampanyası hakkındaki yeni detayları paylaştı. Kaspersky araştırmacıları altı aylık araştırmanın ardından istismar zincirinin derinlemesine analizini yayınladı ve casus yazılımın sistemlere nasıl yerleştiğinin ayrıntılarını ortaya çıkardı. TriangleDB olarak adlandırılan implant, hedeflenen iOS cihazında temel ayrıcalıkları elde etmek için çekirdekteki bir güvenlik açığından yararlanılarak dağıtılıyor.

Tehdit bir kez yerleştirildikten sonra yalnızca cihazın belleğinde çalışıyor, dolayısıyla yeniden başlatıldığında bulaşmanın izleri kayboluyor. Sonuç olarak kurban cihazını yeniden başlatırsa, saldırganın kötü niyetli bir ek içeren başka bir iMessage göndererek yeniden bulaştırması ve tüm istismar sürecini bir kez daha baştan başlatması gerekiyor. Yeniden başlatma gerçekleşmezse, saldırganlar süreyi uzatmadığı sürece implant 30 gün sonra kendini otomatik olarak kaldırıyor. Karmaşık bir casus yazılım tekniğiyle çalışan TriangleDB, son derece çeşitli veri toplama ve izleme yeteneklerine sahip.

İmplant toplamda farklı işlevlere sahip 24 komut içeriyor. Bu komutlar cihazın dosya sistemiyle etkileşimi (dosya oluşturma, değiştirme, dışarı sızma ve kaldırma dahil), süreçleri yönetme (listeleme ve sonlandırma), kurbanın kimlik bilgilerini toplamak için anahtarlık öğelerini çıkarma ve diğerlerinin yanı sıra kurbanın coğrafi konumunu izleme gibi çeşitli amaçlara hizmet ediyor.

Kaspersky uzmanları, TriangleDB’yi analiz ederken CRConfig sınıfı populateWithFieldsMacOSOnly adında kullanılmayan bir yöntem içerdiğini keşfetti. Her ne kadar iOS implantında kullanılmamış olsa da bu metodun varlığı benzer bir implant ile macOS cihazlarının hedeflenebileceğini gösteriyor.

Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Güvenlik Uzmanı Georgy Kucherin, şunları söyledi: “Saldırıyı derinlemesine incelediğimizde çok sayıda ilgi çekici tuhaflık sergileyen sofistike bir iOS implantı keşfettik. Kampanyayı analiz etmeye devam ediyoruz. Bu karmaşık saldırıya ilişkin daha fazla bilgi ile herkesi güncel tutacağız. Siber güvenlik topluluğunu, tehditler hakkında daha net bir görünüm elde etmek için birleşmeye, bilgi paylaşmaya ve iş birliği yapmaya çağırıyoruz.”

Kaspersky araştırmacıları, kötü amaçlı yazılımların bulaşmasını otomatik olarak arayan özel bir ‘triangle check’ yardımcı programı yayınladı. Cihazınızı nasıl kontrol edeceğinize dair ayrıntılı bir kılavuz için blog yazısını okuyabilirsiniz.

Kaspersky araştırmacıları, bilinen veya bilinmeyen tehdit aktörlerinin hedefli saldırılarının kurbanı olmamak için aşağıdaki önlemleri almanızı öneriyor:

  • Uç nokta düzeyinde tespit, araştırma ve olayların zamanında düzeltilmesi için Kaspersky Unified Monitoring and Analysis Platform (KUMA) gibi işletmeler için güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın. 
  • Microsoft Windows işletim sistemini ve diğer üçüncü taraf yazılımları mümkün olan en kısa sürede güncelleyin ve bunu düzenli olarak yapın. 
  • SOC ekibinizin en son tehdit istihbaratına (TI) erişimini sağlayın. Kaspersky Threat Intelligence, şirketin tehdit istihbaratına erişim noktasıdır ve Kaspersky tarafından 20 yılı aşkın süredir toplanan siber saldırı verilerini ve içgörüleri sağlar. 
  • GReAT uzmanları tarafından geliştirilen Kaspersky çevrimiçi eğitimi ile siber güvenlik ekibinizin yeteneklerini en son hedefli tehditlerle mücadele edecek şekilde geliştirin. 
  • Hedefli saldırıların çoğu kimlik avı veya diğer sosyal mühendislik teknikleriyle başladığından, güvenlik farkındalığı eğitimi verin ve ekibinize pratik beceriler öğretin. Bunu Kaspersky Automated Security Awareness Platform aracılığıyla yapabilirsiniz.

Google , albümdeki yedeklemediğiniz fotoğrafları silecek

0

Google, tarihinin en büyük sunucu ayıklama işlemlerinden birini sürdürüyor ve aktif kalma bedelini karşılayamayan e posta hesaplarını kaldırdığı gibi şimdi de fotoğraf albümlerinden birini kaldırdığını duyurdu.

Gmail Go

Google, uyarı e postalarını gönderdi

Google , 19 Temmuz’da ‘Albüm Arşivi’nin sona erdiği konusunda bir e-posta uyarısı göndermeye başladı ve görüntüleri sonsuza kadar kaybolmadan önce yedeklemek için bazı önlemler önerdi.

Google’dan gelen ve bu aracın kapatıldığını bildiren e-postada “Bu e-postayı, yakın zamanda Albüm Arşivini görüntülediğiniz için aldınız veya Albüm Arşivinde bazı içerikler görünüyor olabilir” yazıyordu .

“19 Temmuz 2023 itibarıyla Albüm Arşivi artık kullanılamayacak. Bu tarihten önce Albüm Arşivi verilerinizin bir kopyasını indirmek için Google Paket Servisi ‘ni kullanmanızı öneririz .”

Google , kullanıcılar için değerli olabilecek veya İnternet’te bir yere sahip olduklarını artık hatırlamayabilecekleri fotoğrafları kaybetmemek için Google Paket Servisi aracılığıyla bu verilerin bir kopyasını oluşturmanızı öneriyor.

Bu şekilde, Albüm Arşivi artık mevcut olmadığında, içeriğin bir kısmını doğrudan görüntülemek ve yönetmek için bu ürünleri kullanmaya devam edebilirsiniz.

 

Google yapay zeka araçları

Google‘ın kullanıcıların sunduğu büyük nimetlerden biri olan Google Takeout diğer ismi ile Google Paket Servisi, kullanıcıların Google ürünleri üzerinde bulunan hesaplarındaki tüm verileri arşivlemeye yarayan bir servis. Bir nevi Google ürünlerini yedekleme hizmeti olan Google Paket Servisi, arşivleri 1 haftalık periyotlar halinde korumaya alıyor.

YouTube, Drive ve Picasa gibi servislerin bulunduğu, Google Paket Servisi ürün ağını genişleterek kadrosuna Blogger ve Google Plus sayfalarını da dahil etti. Bu sayede Paket Servisi sayesinde artık Blogger üzerindeki blogların tüm içerikleri kolayca yedeklenip, bilgisayarlara indirilebilecek. Google Plus‘ın da servise eklenmesi ile birlikte, Plus Akış, Plus Sayfaları ve Plus Çevreleri de kolayca arşive alınabilecek.

Google Gmail

Google, Gmail hesaplarını silmeye başlıyor! 

Google, her yıl milyonlarca yeni kullanıcı kazandığı için bir o kadar da kullanılmayan hesap silmek zorunda kalıyor. Bu hesapların büyük çoğunluğu tek bir kullanım için oluşturulmuş ve ardından unutulmuş hesaplar.

Bu durum, hizmetten faydalananlar arasında endişelere yol açtı. Google, bu kararı sunucularında alan açmak ve kullanıcıların güvenliğini daha da güçlendirmek amacıyla aldığını söylüyor.

Şirkete göre, terk edilmiş bir hesap, dolandırıcılar ve hackerlar için kolay bir hedef oluşturuyor. İkinci neden ise depolama problemi, her bir kullanılmayan hesap silindiğinde, yeni bir hesap için kullanım alanı doğacak.

Domino’s ilk havadan pizza teslimatını gerçekleştirdi

Domino’s Pizza, Elton John’un “Rocket Man” şarkısından ilham aldı ve ilk kez jet kıyafeti kullanarak hava yoluyla bir pizza teslim etti. Alandakiler için izlemesi zevkliydi ama Dominos‘u büyük bir ceza bekliyor.

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’de Elton John’un yer aldığı büyük bir festival vardı. Birçok ziyaretçi aç kaldı, ancak Domino’s Pizza yoğun trafik sıkışıklığı ve araçların festival alanlarına girmesine yönelik yasak nedeniyle yiyeceklerini teslim edemedi.

Böylece şirket, fütüristik bir yemek dağıtım yöntemi denemeye karar verdi.

Domino’s, robotla teslimat çalışması da başlatmıştı

Gravity Industries, teslimatçının uçmasına izin veren, onu güvende tutan ve aynı zamanda pizzayı sıcak tutan bir jet kıyafeti tasarladı. Davanın maliyeti açıklanmadı, ancak yüzbinlerce poundda olduğu düşünülüyor.

Dijital İmza Platformu, 2023’te dünyaya açılacak

0

Dijital İmza Platformu, 2023’te global pazara açılmaya hazırlanıyor. İki boyutlu imzanın global pazarda geçerli olması için AB eIDAS mevzuatına uyumluluğu tamamlayan platform, yıl sonuna kadar Tap&Sign adıyla İngiltere ve Azerbaycan’da ofis açacak.

Dijital dönüşüm alanında gelişmiş ürün ve hizmetler sunan DDTECH’in çatı şirketleri arasında yer alan Dijital İmza Platformu (DİP) yurt dışına açılıyor. DDTECH Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kulu, platformun Tap&Sign markasıyla yurt dışına açılması için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Bu kapsamda iki boyutlu imzanın yurtdışında geçerli bir imza yöntemi olarak kullanılması için gerekli olan AB eIDAS EUTL (Avrupa Birliği Güvenirlik Listesi) entegrasyonunu gerçekleştirdiklerinin altını çizen Kulu, “2023 içerisinde Tap&Sign geliştirilmelerini tamamlayarak yurtdışında pazarlama faaliyetlerine başlamayı planlıyoruz. İlk etapta İngiltere ve Azerbaycan ofislerimizi hayata geçireceğiz” diye konuştu.

İlk olarak 2015’te yurtdışındaki bir etkinlikte tanıştıkları biyometrik imza uygulamasını Türkiye’de 2016 yılında Şeker Yatırım’la hayata geçirdiklerini kaydeden Kulu, uygulamanın 2017 yılında Turkcell İletişim Merkezlerinde kullanılmaya başlandığını belirtti.

Yine 2017’de kendi kaynaklarıyla yerli biyometrik imza uygulamalarını geliştirdiklerini ifade eden DDTECH Yönetim Kurulu Üyesi, aynı yıl yerli versiyonun Turkcell Güvenli Dijital İmza (GDI) markası ile Turkcell müşterilerinin kullanımına sunulduğunu söyledi.

2018’de Turkcell ile birlikte ilk biyometrik imza satışını İGDAŞ’a yaptıklarını belirten Kulu, “İGDAŞ, tüm abonelik merkezlerinde Turkcell GDI ile abonelik sözleşmelerini dijitalleştirdi” dedi. Kulu ardından Kuveyt Türk’ün tüm şubelerinde işlem dekontları, kasa kira sözleşmeleri ve çek defteri dokümanlarının Turkcell GDI ile imzalanmaya başlandığını hatırlattı.

Tüm imza türleri tek platformda

Biyometrik imza özelinde çok farklı sektörlerden birçok referansları bulunduğunu vurgulayan Kulu, 2019’da dijitalimza.com.tr adresi üzerinden tüm imza türlerini kapsayan, bulut tabanlı platformlarını hayata geçirdiklerini söyledi.

2020’de İngilizce desteğin eklenmesiyle DİP’in Mitsubishi gibi yurt dışı merkezli firmalara da hizmet vermeye başladığının altını çizen Kulu, 2022 yılında da biyometrik imzanın yeni sürümünü kullanıma sunduklarını ve DİP ile DİP Mobil’in yüzde 100 entegre çalışır hale getirildiğini kaydetti.

İmzalar 5070 sayılı kanunla koruma altında

Doküman imzalama işleminin dijital ortamda güvenli şekilde gerçekleşmesini sağlayan Dijital İmza Platformu’nda imzalanan tüm evraklar 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda belirtildiği şekilde zaman damgası ile korunuyor. DİP ile biyometrik imzaya ek olarak 5070 sayılı kanunda yer alan e-imza, mobil imza, ve her ne kadar yasal geçerliği olmasa da şirket içi süreçlerin dijitalleşerek hız kazanmasında önemli rol oynayan iki boyutlu imza ve tek tıkla onay hayata geçirilmiş oldu.

Dijital İmza Platformu’na, 2021 yılında BTK’nın yayınladığı mevzuatta belirtilen yeni çipli T.C. kimlik kartları ile abonelik sözleşmelerinin imzalanması kapsamında Standart Kart Okuyucu cihazlar ile yeni çipli T.C. Kimlik kartları ile imza atma yeteneği de eklendi. Bu bağlamda tüm Turkcell TİM ve Vodafone Shop’larda abonelik sözleşmelerinin DİP SKO eklentisi ile DİP üzerinden imzalanması sağlandı.

Kriminal incelemelere DİP desteği

Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Haziran 2022’de kendi biyometrik imza analiz yazılımını geliştirdi. Böylece daha önce biyometrik imza ile imzalanmış dokümanlarla ilgili mahkemelerde bilir kişi incelemelerinde yaşanan sıkıntıların ortadan kalkması yönünde önemli bir adım atıldı. Dijital İmza Platformu, 2023’te Jandarma Kriminal’e ek olarak farklı adli makamların da biyometrik imza analizi yapabilmeleri için gerekli yazılım ve alt yapının hazırlanması amacıyla çalıştaylar düzenlemek üzere hazırlıklarına başladı.

Dijital imzanın avantajları

Hızla dijitalleşen dünyada Dijital İmza Platformu’nun sunduğu dijital imza çözümleri kurumlara birçok avantaj sağlıyor:

  • İmza süreçlerinin yüzde 62’si 15 dakikadan kısa sürede tamamlanıyor.
  • Dijital imza ile imzalanan her dokümana, TÜBİTAK Kamu SM zaman damgası basılıyor. Biyometrik imzada ayrıca imzanın coğrafi koordinatları da kaydediliyor. Tüm dijital imza yöntemlerinde imza dokümandan ayrıştırılması mümkün olmayacak şekilde saklanıyor ve ISO-32000-1 sertifikasyonu kapsamında değiştirilemez şekilde kilitleniyor.
  • Kâğıt, toner, donanım, arşiv, kargo gibi operasyonel maliyetleri yüzde 90 azalıyor. Ayrıca alınan servis büro hizmetlerini de ortadan kaldırıyor.
  • Geleneksel sözleşme süreçlerinde yaşanan eksik / hatalı imza, eksik evrak gibi sorunlar tümüyle ortadan kalkıyor.
  • Dokümanların güvenli şekilde imzalanmasını ve gerektiğinde ispatlanabilirliğini sağlıyor.
  • Aktivasyon / hizmet başlangıcı gibi süreçleri hızlandırdığı için gelir dönüşü hızlanıyor.

EZVIZ, PS600 Taşınabilir Güç İstasyonunu tanıttı

0

Hafif ve az yer kaplayan tasarımı sayesinde mobil kullanım için ideal olan EZVIZ PS600 Taşınabilir Güç İstasyonu evde, seyahatte, kampta kullanılabiliyor. Evde aniden yaşanan enerji kesintileri, kampta telefon ya da bilgisayarın şarj problemi ya da mobil çalışanlar için tüm teknik ekipmanın güç problemi EZVIZ Taşınabilir Güç İstasyonları ile tamamen sıfırlanıyor. İster kamp yapıyor ister ailenizle dışarıda geziyor ister evde enerji kesintisi yaşıyor olun, PS600 temel elektronik cihazlarınızı ve küçük aletlerini USB-C ve diğer bağlantı noktalarıyla hızlı bir şekilde şarj etmeye hazır.

Bir akıllı telefonu 36 kez, kamerayı 30 kez, bilgisayarı 8 kez, dronu 6 kez, mini buzdolabını 10 kez şarj edebilen EZVIZ PS600 Taşınabilir Güç İstasyonu, elektrik kesintileri veya taşınabilir enerji gerektiren her durumda 607 Wh’lik cömert güç kapasitesiyle enerji sağlıyor. İstasyon, cihazları USB-C hızlı şarj seçeneği dahil beş farklı bağlantı noktasıyla şarj edecek şekilde tasarlandı. Seyahatler için ideal olan hafif PS600, az yer kaplayan tasarımıyla kolayca taşınıp saklanabiliyor.

Aynı zamanda ışık kaynağı

Evlerde elektrik kesintisi meydana geldiğinde acil durum güç kaynağı olarak kolayca kullanmak mümkün. Birden fazla cihazı aynı anda şarj etmek gerektiğinde veya aile ve arkadaşlarla güç kaynağını ortak kullanmak istediğinde PS600 bu ihtiyacı karşılayabiliyor. PS600, şarj cihazlarını verimli bir şekilde şarj ederken aşırı gürültü seviyelerini azaltacak şekilde tasarlandı. Ayrıca acil durumlarda veya açık havada ekstra ortam ışığına ihtiyacınız olduğunda el feneri yerine PS600’ün yerleşik LED ışığı tam bir kurtarıcı.

Pony.ai robotaksi lisansı aldı

Pony.ai robotaksi lisansıyla birlikte Shenzen sokaklarında hizmet verecek. Robotaksiler ulaşımda kritik öneme sahip olacak.

Çin’de Shenzen sokaklarında insansız araçlar dolaşmaya başlayacak. Otonom sürüş şirketleri ile yerel makamlar arasında yapılan bir anlaşma, bu tür insansız araçlar için ticari bir pilot projenin başlatılmasının yolunu açtı.

China Daily, sözleşmenin Qianhai’deki Shenzhen-Hong Kong Modern Hizmet Endüstrisi İşbirliği Bölgesi’nin idari organı, seyahat sitesi Ontime ve otonom sürüş hizmeti sağlayıcısı Pony.ai arasında imzalandığını bildirdi.

Pony.ai lisans almayı başardı

Çin’de türünün ilk örneği olacak proje, Çin’in (Guangdong) bir parçası olan Qianhai’de turistik yerler, merkezi iş bölgeleri, sergi merkezleri, havaalanları ve okyanus temalı bir kentsel alan gibi kilit alanları kapsayacak.

Anlaşma, Pony.ai ve Ontime’ın, ticari çok taraflı iş modellerini araştırmak ve yönetim sistemleri, sorumluluk dağılımı ve güvenlik gözetimi açısından insansız araç çağırma araçlarının operasyonel yeteneklerini geliştirmek üzere Qianhai’de yetenekli bir robotaxi operasyon ekibi kurmak için birlikte çalışacağını belirtiyor.

Otonom sürüş projelerinin çoğu, gerektiğinde kontrolleri devralmak için hazırda bekleyen bir sürücüye sahip olmak için kanunen zorunlu. Buna karşılık, girişim, sürücülerin ve ön koltuktaki yolcu güvenlik görevlilerinin işlerini ortadan kaldıracak ve böylece bir kişinin her zaman hazır bulunması gerekliliğini ortadan kaldıracak.

Çin, son yıllarda pek çok eyaletin firmaların tamamen otonom robotaksi hizmetleri sunmaya başlamasını sağlayacak politikalar benimsediğini gördü. Shenzhen, akıllı bağlantılı araç yönetimi yasasının yürürlüğe girmesinin ardından Ağustos 2019’da yollarda tamamen insansız otonom sürüş hizmetlerine izin veren Çin’deki ilk şehir oldu.

Son anlaşma, bir seyahat hizmetleri sağlayıcısının ilk kez Ontime’ın da dahil olduğu bir otonom sürüş projesine aktif olarak yatırım yapmasını sağlayacak. Guangdong eyaletinin Guangzhou şehrinde geçen yıl Ekim ayında insanlı ve otonom araçları işletmeye başlayan şirket, Guangdong-Hong Kong-Makao Büyük Körfez Bölgesinde bu tür robotaksi operasyonlarını gerçekleştiren ilk seyahat platformu oldu.

ABD’de San Francisco, Uber, Lyft ve geleneksel taksilere karşı yarışan tamamen sürücüsüz iki hizmete sahip ilk şehir olmaya hazırlanıyor. General Motors’un bir parçası olan Cruise ve Google’ın bir yan ürünü olan Waymo, yıl sonundan önce hedeflerine ulaşmayı planlıyor.

Yapay zeka telif sorununu gündeme getiriyor

0

Yapay zeka telif konusunda yeni tartışmalara neden oluyor. Yapay zekanın oluşturduğu kodların kime ait olacağı tartışılıyor.

Stanford Üniversitesi’nden yapılan yeni bir araştırmaya göre, geliştiricilerin ve iş adamlarının üretken yapay zekanın yasal sonuçlarını daha iyi anlamaları gerekiyor. Bunun nedeni, bir dava dalgasının yaklaşmakta olması ve yapay zeka aracılığıyla oluşturulan kod, dil ve görüntülerin potansiyel olarak telif hakkıyla korunan materyale dayalı olabilmesi.

Yapay zeka sahiplik konusunda tartışmalara neden oluyor

Generative AI, geliştiricilerin iş kullanıcılarının bir düğmeye basarak kod ve anlatılar oluşturmasını sağlıyor. Kötü haber şu ki, makalenin yazarları “ChatGPT ve DALL-E gibi yapay zeka aracılarının arkasındaki veri kümelerindeki kelimelerin ve resimlerin çoğunun telif hakkıyla korunduğuna” dikkat çekiyor. Mevcut temel modeller, telif hakkıyla korunan materyaller üzerinde eğitilmiştir. Bu modellerin uygulanması, veri oluşturucular uygun nitelik veya tazminat alamadığında hem yasal hem de etik riskler oluşturabilir.

Makalenin ortak yazarlarından Peter Henderson, ilgili bir röportajda yapay zeka ve makine öğrenimi uygulayıcılarının “adil kullanımın nüanslarının farkında olmaları gerekmediğini” belirtiyor. Henderson: “Aynı zamanda mahkemeler, bazı yüksek profilli gerçek dünya örneklerinin adil kullanım korumalı olmadığına karar verdi. Ancak aynı örnekler yapay zekanın ortaya koyduğu şeylere benziyor. Bu alanda davaların nasıl sonuçlanacağı konusunda bir belirsizlik var” ifadelerini kullandı.

Mahkemeler sonunda yapay zekanın adil kullanım kriterlerini karşılamadığına karar verirse, “üretken yapay zekanın eğitilme ve kullanılma biçimini önemli ölçüde azaltabilir. Yapay zeka araçları yetenekler ve ölçek açısından ilerlemeye devam ederken, geleneksel adil kullanım anlayışına meydan okuyor. Hem yetenekleri hem de ölçekleri olan yeni yapay zeka araçları bu tanımı karmaşıklaştırıyor.

Ortak yazarlar, üretici yapay zeka ile telafi edilmeyen kod ve içerik kullanımından kaynaklanan yakında bir dava dalgası öngörüyor. Mahkemeler sonunda yapay zekanın adil kullanım kriterlerini karşılamadığına karar verirse, üretken yapay zekanın eğitilme ve kullanılma biçimini önemli ölçüde azaltabilir. Yapay zeka araçları yetenekler ve ölçek açısından ilerlemeye devam ederken, geleneksel adil kullanım anlayışına meydan okuyacak. Hem yetenekleri hem de ölçekleri olan yeni yapay zeka araçları bu tanımı karmaşıklaştırıyor.

AMD EPYC işlemciler çok dilli yapay zeka gelişimini hızlandırıyor   

0

Dünyanın en güçlü iş istasyonlarına güç veren ve yapay zeka, sağlık sektörü başta olmak üzere birçok alanda kullanılan AMD EPYC işlemcileri Aleph Alpha’nın HPE’sine güç vererek Avrupa’da çok dilli yapay zeka gelişimini hızlandırıyor. 

Avrupa’yı yapay zeka alanında kritik bir oyuncu haline getirmek için çalışan Alman start-up Aleph Alpha, Avrupa’nın dil çeşitliliğini yansıtan yapay zeka (AI) modelleri oluşturmak için AMD EPYC™ işlemcilerle desteklenen HPE Apollo 6500 Gen10 Plus Sistemlerini ve ProLiant DL385 sunucularını kullanıyor. 

Yapay zeka (AI) hayatımızda önemli bir noktaya gelmeye devam ediyor ve Avrupa, kıtanın dil çeşitliliğini yansıtacak kendi AI modellerini oluşturması gerektiğini kabul ediyor. Bu amaçla Aleph Alpha, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca dillerinde Doğal Dil İşleme modelleri geliştirerek Avrupa’daki geliştirmelere öncülük ediyor. 

Dil, insanlar ve makineler arasındaki iletişimi ve etkileşimi sağlar. Bu nedenle insan dilini anlayabilen, yorumlayabilen ve üretebilen doğal dil işleme (NLP) modellerinin geliştirilmesini kolaylaştırdığı için yapay zeka işlevi çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu amaçla, çok dilli yapay zeka modelleri, dil çeşitliliğini ele almak, kapsayıcılığı teşvik etmek ve yapay zeka teknolojilerine küresel erişilebilirlik sağladığı için yapay zekanın insanlık üzerindeki erişimini ve etkisini genişletmek için gereklidir.

Aleph Alpha’nın en yeni modeli Luminous, 200 milyardan fazla parametre kullanarak özel eğitim olmadan çeşitli metinleri işleyebilir, analiz edebilir ve üretebilir. Luminous, etkileşimli bir kullanıcı arayüzü aracılığıyla birden fazla kullanıcı tarafından erişilebilen bir hizmet olarak mevcuttur.

Doğal dil işleme ve geliştirmeyi desteklemek için HPE teknolojisini kullanan Aleph Alpha, dünyanın en yüksek performanslı x86 sunucu CPU’su olan AMD EPYC işlemcilere sahip HPE ProLiant DL385 sunucuları içeren güçlü ve akıllı bir veri merkezi inşa etti. Veri merkezi, yüksek performanslı bilgi işlem iş yüklerini yönetebiliyor ve farklı projeler ve kullanıcılar için iş yükü yalıtımı sunar.

AMD’nin yenilikçi modellerini geliştirmek için şirketi nasıl desteklediğini vurgulayan Alpha Layer GTS GmbH CIO/CTO’su Lutz Kirchner, “2.000 metrekarelik bir tesisin performansına sahip 200 metrekarelik bir veri merkezimiz var. HPE ve AMD olağanüstü performans sağladı ve bizi çok daha rekabetçi hale getirdi.” dedi.

18 girişim Sahne XL etkinliğinde yatırımcılarla buluştu

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından girişimciliğin desteklenmesi amacıyla kurulan ve kurulduğu günden bu yana geçen 6 yıllık süre içinde hem girişimcinin hem de yatırımcının merkezi olmayı başaran Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) 2023 yılının ilk Sahne XL etkinliğini Fulya’daki yerleşkesinde gerçekleştirdi. UBI Global tarafından dünyanın en iyi 5 kuluçka merkezleri arasında kabul edilen BTM’nin Sahne XL etkinliğinde 18 girişimci sahne alarak girişimlerini yatırımcıları tanıttı. Techinside olarak etkinliği adım adım izledik, yatırımcılarla buluşan girişimcilerle sohbet ettik ve BTM Genel Müdürü İbrahim Elbaşı ile Sahne XL etkinliğini mercek altına aldık.

BTM Genel Müdürü İbrahim Elbaşı, “Ocak ayından bugüne kadarki süre içinde 10 girişimimiz yatırım alarak bizi gururlandırdı. Böylelikle girişimlerimizin bugüne kadar toplam yatırım değerlemesi 3,5 milyar Türk lirasını aşarken, toplam satış rakamı ise 330 milyon Türk lirasını geçti. Girişimlerimizin elde ettiği bu sonuçlar kadar; BTM’nin ortaya koyduğu başarının yalnızca ülkemizde değil, dünya genelinde de takdir edilmesi bizi gururlandırdı” diyor. Etkinliğin ayrıntıları, haberimizde:

CDT TechDay 2023’te elektronik ve kablolama konuşuldu

0

21 Haziran 2023 tarihinde, Divan Ankara Otel Çankaya’da yerli ve yabancı konuşmacıların katılımı ile gerçekleştirilen CDT TechDay 2023″ etkinliğinde, teknoloji dünyasındaki en son gelişmeler ve elektronik ile kablolama konularında tasarım, üretim ve test teknolojileri alanındaki yenilikler katılımcılar ile paylaşıldı. 

Elektronik tasarım ve üretim teknolojileri konusunda Türkiye’de uzun yıllardır düzenlenen en kapsamlı etkinlik olan CDT TechDay, bu yıl da özel uzmanlık gerektiren çok sayıdaki yerli ve yabancı konuşmacının katılımı ile  katımcılara etkileşimli bir ortam sundu. 

Bu yılki CDT TecDay etkinliğinde savunma, havacılık, otomotiv ve dayanıklı tüketim sektörlerinin önde gelen profesyoneller, uygulama alanlarında hem teknolojik yenilikler, hem sektörel gelişmeler hem de dünyada ve Türkiye deki başarılı uygulamaları paylaştı. 

Genel oturumlarda “Reinventing the Industry: Additively Manufactured Electronics “, “Driving Innovations with Siemens Digital Threads ” gelişmelerin yanısıra MEXT Teknoloji Merkezi ile yapılan çalışmalar anlatıldı. Ardından Xcelerator Technology Innovation Awards Ödül törenininde ödüller sahiplerine taktim edildi. 

Network oluşturacak yeni iş fırsatları

CDT TechDay 2023 etkinliğinde, katılımcılar geleceğin teknolojilerini keşfedecekleri ve  sektör liderleriyle network oluşturabilecek  yeni iş fırsatlarına erişebildiler. Ayrıca, parallel oturumlar ve paneller aracılığıyla yeni stratejiler, en iyi uygulamalar ve geleceğe yönelik vizyonlar hakkında bilgi edinme fırsatını yakaladılar.  Bu yıl CDT Tech Day Kapsamında ve takip eden günde Türkiye de ilk kez  “Capital Users Meeting” ve “MADe Workshop” düzenlendi.

CDT Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Alpay Göğüş düzenledikleri etkinlikle ilgili şunları söyledi: “CDT TechDay 2023, elektronik ürünlerin tasarım ve üretim süreçlerine odaklanan bir etkinlik. Savunma, Otomotiv, Uzay, Uçak ve Tüketici ürünleri gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için dünyadaki örnekler arasında özel bir konuma sahip. Bu organizasyon, katılımcıların ilgi alanlarına hitap eden teknoloji trendlerini, müşteri deneyimlerini izleme, paylaşma ve geliştirme imkanı sunuyor. Türkiye’de benzeri bulunmayan ve küresel ölçekte sayılı organizasyonlardan biri olması bizim için gurur verici. Sabah oturumlarında konuk konuşmacılar, geleceği ve gelişmeleri vizyoner bir yaklaşımla katılımcılara aktaracak. Öğleden sonra ise paralel oturumlar düzenlenerek farklı konular ele alınacak. Bu yıl, ilk defa düzenlenecek olan Capital Kullanıcı Grubu toplantısı, kablolama konusunda derinlemesine bilgi paylaşımı için bir platform olarak planlanıyor. Ayrıca, çok katmanlı üretim teknolojilerinin elektronik dünyasındaki kullanımı ve stratejik iş birlikleriyle sağlanan imkanlar da katılımcılarla paylaşılacak. Aynı etkinlik kapsamında, global tasarım yarışmasında ödül kazanan uygulamaların ödülleri de sahiplerine takdim edilecek.”

skyTran maglev sisteminde Simcenter MAGNET’i seçti

skyTran maglev sisteminde fiziksel prototip oluşturma ve test maliyetlerini azalttı. skyTran proje için Simcenter MAGNET’i seçti.

skyTran, maglev sistemi için fiziksel prototip oluşturma süresini ve maliyetlerini yüzde 90 azaltmak için Simcenter MAGNET’ten yararlanıyor.

skyTran, tıkanmış trafik için hedef alan kişisel bir hızlı geçiş sistemi olarak görev yapıyor. skyTran 2011 yılında kuruldu ve ABD Ulaştırma Bakanlığı’nın bir parçası olan Araştırma ve Yenilik Teknoloji İdaresi tarafından bir hibe ile ödüllendirildi. Artık bir NASA Uzay Yasası şirketi olan skyTran’ın genel merkezi California, Huntington Beach’te yer alıyor.

skyTran, yüksek kapasiteli, kişisel bir toplu taşıma sistemidir. İsteğe bağlı, kişisel kullanımlı araçları, sürücülerin ve yükün karayolu üzerinde otoyol hızlarında ve ötesinde seyahat etmesine olanak tanıyor. Araçlar otonom olarak çalışıyor ve yer tabanlı koridorların kısıtlamaları olmaksızın karmaşık kılavuz yolu ağlarında doğrudan hedefe güvenli bir şekilde gezinmek için tescilli anahtarlama teknolojisini kullanıyor.

Pasif manyetik kaldırma ve itme

skyTran, eşleştirilmiş kaldırma ve itme sistemlerine dayanan elektrodinamik süspansiyon adı verilen değiştirilmiş ve geliştirilmiş bir maglev varyantı kullanıyor. skyTran’ın tahrik sistemi, manyetik rotorlu ve alüminyum statorlu bir tahrik motorundan destek alıyor. Buna karşılık, havaya kaldırma sistemi, araçtaki elektromıknatısları ve bunların çelik raylarla etkileşimini kullanıyor.

Yüksek hızlı meydan okuma

Bu projeyi özellikle zorlaştıran şey, mevcut modelleme tekniklerinin sınırlarını zorlayan araçların yüksek hızıydı oldu. Ancak skytran, bu sorunla yüzleşmelerine yardımcı olması için Siemens Xcelerator yazılım, donanım ve hizmet iş platformunun bir parçası olan Simcenter™ MAGNET™ yazılımını kullandı.

Manyetik sonlu elemanlar analizi (FEA) mühendisi, spintronik (nanomanyetik malzemelerin fiziği) ve ayrıca elektromanyetik cihazların modellenmesi ve simülasyonunda uzman olan Iana Volvach projede yer aldı. SkyTran’a vardığında Volvach, havaya kaldırma ve itme sistemleri için simülasyon modelleri oluşturmaya yardımcı olmak üzere Simcenter MAGNET’i kullanarak çalışmaya başladı.

Volvach: “Donanımın CAD modelini herhangi bir geometri modifikasyonu veya ayarlaması yapmadan doğrudan Simcenter MAGNET’e aktarabiliriz. Bu, her laminasyonun temsilinin tam bir temsil olduğu anlamına gelir. Simcenter MAGNET, laminasyonun her katmanını ve laminasyonlar arasındaki her bir yalıtımı dikkate alır. Bu, modelleme sırasında hata olasılığını çok düşük hale getirir ve ayrıca yeni başlayanlar için kullanıcı dostu” ifadelerini kullanıyor.

Girdap akımlarının dezavantajı

Girdap akımları, çelik bir raydan geçen bir mıknatıs tarafından başlatılıyor. Manyetik kaldırma (maglev) araçlarında, girdap akımları elektromanyetik sürüklemeye neden olur ve mıknatıs ile ray arasındaki çekim kuvvetini azaltıyor. Sonuç olarak, hızın artması çekim kuvvetini azaltır ve sürükleme kuvvetini artırıyor. Her iki etki de istenmez ve skytran’ın araştırma ve geliştirmesinin (Ar-Ge) önemli bir parçası. Girdap akımlarının olumsuz etkilerini azaltmak için çelik rayın direnci arttırılarak dolaşan akımların en aza indirilmesi gerekiyor. Bu, çelik-laminat-çelik bir sandviçte lamine çelik tabakalardan çekirdekler oluşturularak yapılıyor.

Toplu taşımanın geleceğini simüle ediyor

skyTran, maglev toplu taşıma sistemindeki elektromanyetik cihazların bir Simcenter MAGNET simülasyon modelini geliştirmeyi başardı Bu yeni güven ile skyTran, fiziksel prototip oluşturma ve test için harcamaları gereken maliyetleri düşürürken yeni maglev konseptleri geliştirme konusunda daha hızlı ilerleyebilir.

Apple Vision Pro, uçaklarda “Seyahat Modu” ile kullanılabilecek mi?

Apple Vision Pro, uçak yolculukları için özel ayarlarla donatılmış olarak gelebilir. MacRumors, visionOS’un ilk beta sürümünü araştırırken, cihazın işletim sisteminde uçuş sırasında kullanabileceğiniz bir Seyahat Modu seçeneğine sahip olabileceğini keşfetti. 

MacRumors tarafından ortaya çıkarılan birkaç metin dizesi, özelliği açabileceğinizi gösteriyor ve bunlardan biri “Uçaktaysanız, ‌Apple Vision Pro‌‘nuzu kullanmaya devam etmek için Seyahat Modunu açık tutmanız gerekecek.” Ayrıca, kullanıcının kulaklık takarken etrafta savrulmasını ve yanında oturanları rahatsız etmesini önlemek için kullanıcıdan “Seyahat Modunun açık kalmasını” ister.

VisionOS‘taki diğer satırlarda, “Bazı farkındalık özelliklerinin kapalı olacağını” belirtiyor ve MacRumors, cihazın Seyahat Modundayken uzamsal farkındalık için bazı sensörlerini kullanamayabileceğini öne sürüyor. Apple’ın bu ayın başlarında Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı’nda (WDC) tanıttığı ve FaceTime’ı Vision Pro ile kullanırken yüzünüzün hipergerçekçi bir avatarını oluşturmanıza ve kullanmanıza izin veren bir özellik olan “dijital kişiliği” kullanmanıza da izin vermeme olasılığı var.

Tüm bunların ne anlama geldiği ve Seyahat Modunun nasıl çalışabileceği hala net değil. Ancak bu bize ne bekleyebileceğimiz ve Apple’ın aşmak zorunda kalabileceği bazı sınırlamalar hakkında fikir veriyor. 3.499 dolarlık Apple Vision Pro, seyahate özgü özelliklerle gelse bile, uçakta pek kullanılacak gibi görünmüyor. Yolcular önlerindeki koltuğun arkasındaki ekrandan film izlemeye devam edebilir. 

Endüstriyel sektörlerde APT saldırılarını ne tetikliyor?

Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) operasyonlarının başarısına katkıda bulunan temel koşullar arasında insan faktörü, yetersiz güvenlik önlemleri, siber güvenlik çözümlerinin güncellenmesi ve yapılandırılmasıyla ilgili zorluklar ve diğer unsurlar yer alıyor. Bu nedenlerden bazıları önemsiz gibi görünse de, Kaspersky uzmanlarının olay müdahale faaliyetleri sırasında sıklıkla karşılaştıkları nedenler arasında yer alıyor.

Operasyonel Teknoloji ağ izolasyonunun olmaması

Olay incelemeleri sırasında Kaspersky uzmanları, Operasyonel Teknoloji (OT) ağını ayrı ve güvenli tutma konusunda sorunlar yaşandığına tanık oldu. Örneğin hem normal BT ağına hem de OT ağına bağlı mühendislik iş istasyonları gibi makineler var.  

Kaspersky Endüstriyel Kontrol Sistemleri Siber Acil Durum Müdahale Ekibi Başkanı Evgeny Goncharov, “OT ağının izolasyonunun yalnızca ağ ekipmanının yapılandırmasına bağlı olduğu durumlarda, deneyimli saldırganlar bu ekipmanı her zaman kendi avantajlarına göre yeniden yapılandırabiliyor. Örneğin kötü amaçlı yazılım trafiğini kontrol etmek için proxy sunucularına dönüştürülebilir veya izole edildiğine inanılan ağlara kötü amaçlı yazılım depolamak ve dağıtmak için kullanabilir. Bu tür kötü niyetli faaliyetlere birçok kez tanık olduk” dedi.

İnsan faktörü siber suç faaliyetlerinin itici gücü olmaya devam ediyor

Çalışanlara veya sözleşmelilere OT ağlarına erişim izni verirken, bilgi güvenliği önlemleri genellikle göz ardı ediliyor. Başlangıçta geçici olarak kurulan TeamViewer veya Anydesk gibi uzaktan yönetim araçları fark edilmeden aktif kalabiliyor. Ancak bu kanalların saldırganlar tarafından kolayca istismar edilebileceğini unutmamak önemli. Kaspersky, 2023 yılında bir sözleşmeli çalışanın birkaç yıl önce kendisine yasal olarak verilen ICS ağı uzaktan erişiminden yararlanarak sabotaj girişiminde bulunduğu bir olayı araştırdı.

Bu hikaye insan faktörünü göz önünde bulundurmanın önemini ortaya koyuyor. Zira potansiyel olarak mutsuz çalışanlar işe dair sorunlar, gelirden memnuniyetsizlik veya siyasi motivasyonlar nedeniyle siber suç eylemlerinde bulunabiliyor. Böyle bir durumda olası bir çözüm sıfır güven yaklaşımı olabilir. Bu sistem içindeki kullanıcıya, cihaza ve uygulamaya güvenilmediğini varsayan bir kavramdır. Diğer sıfır güven çözümlerinden farklı olarak Kaspersky, sıfır güven yaklaşımını KasperskyOS tabanlı çözümleriyle işletim sistemi seviyesine kadar genişletiyor.

OT varlıklarının yetersiz korunması

Olay analizi sırasında Kaspersky uzmanları, kötü amaçlı yazılımların yayılmasına katkıda bulunan eski güvenlik çözümü veritabanları, eksik lisans anahtarları, kullanıcı tarafından başlatılan anahtar kaldırma işlemleri, devre dışı bırakılmış güvenlik bileşenleri ve tarama ve korumaya dair istisnalar tespit etti. Örneğin veritabanlarınız güncel değilse ve bir güvenlik çözümü otomatik olarak güncellenemiyorsa, sofistike tehdit aktörlerinin tespit edilmekten kaçınmaya çalıştığı APT saldırılarında olduğu gibi gelişmiş tehditlerin hızlı ve kolay bir şekilde yayılmasına izin verebilir.

Güvenlik çözümlerinin güvensiz konfigürasyonları

Bir güvenlik çözümünün uygun şekilde yapılandırılması, APT grupları/aktörleri tarafından sıklıkla kullanılan bir taktik olan güvenlik çözümlerinin devre dışı bırakılmasını ve hatta kötüye kullanılmasını önlemek adına çok önemli. Aksi halde saldırganlar sistemin diğer bölümlerine girmek için güvenlik çözümünde depolanan ağ bilgilerini çalabilir veya profesyonel bilgi güvenliği dilini kullanarak yanal hareket gerçekleştirebilir.

Kaspersky ICS CERT, 2022’de APT taktiklerinde uygun yapılandırmaları daha da hayati hale getiren yeni bir eğilim fark etti. Örneğin saldırganlar yanal hareket etmenin yollarını ararken artık etki alanı denetleyicisi gibi kritik BT sistemlerini ele geçirmekle yetinmiyor. Bir sonraki hedefe, yani güvenlik çözümlerinin yönetim sunucularına yöneliyorlar. Hedefler kötü amaçlı yazılımı kontrol edilmeyecek programlar listesine koymaktan, virüslü ağdan tamamen ayrı olması gereken sistemlere bulaşmak için güvenlik sistemindeki araçları kullanmaya kadar değişebiliyor.

OT ağlarında siber güvenlik korumasının olmaması

İnanması zor olabilir ancak bazı OT ağlarında siber güvenlik çözümleri birçok uç noktaya hiç yüklenmiyor. OT ağı diğer ağlardan tamamen ayrılmış ve internete bağlı olmasa bile, saldırganların hala bu ağa erişim sağlama yolları olduğunu unutmamak gerekiyor. Örneğin USB’ler gibi çıkarılabilir sürücüler aracılığıyla dağıtılan kötü amaçlı yazılımların özel sürümlerini oluşturarak bu sistemlere sızma girişiminde bulunmak mümkün.

İş istasyonları ve sunucuların güvenlik güncellemelerine dair zorlukları

Endüstriyel kontrol sistemleri, iş istasyonları ve sunuculara güvenlik güncellemeleri yüklemek gibi basit görevlerin bile dikkatli bir şekilde test edilmesini gerektiren benzersiz bir çalışma şekline sahiptir. Bu test genellikle planlı bakım sırasında gerçekleşir ve güncellemelerin seyrek olmasına neden olur. Bu da tehdit aktörlerine bilinen zayıflıklardan faydalanmak ve saldırılarını gerçekleştirmek için bolca zaman verir.

Goncharov, şunları ekliyor: “Bazı durumlarda, sunucu işletim sisteminin güncellenmesi özel bir yazılımın (SCADA sunucusu gibi) güncellenmesini gerektirebilir. Bu da ekipmanın terfisini gerektirir ve bunların hepsi çok pahalı olabilir. Sonuç olarak endüstriyel kontrol sistemi ağlarında eski sistemler yer alıyor. Şaşırtıcı bir şekilde, endüstriyel işletmelerde güncellenmesi nispeten kolay olabilen internete dönük sistemler bile uzun süre savunmasız kalabiliyor. Bu durum gerçek dünyadaki saldırı senaryolarının da gösterdiği üzere, operasyonel teknolojiyi (OT) saldırılara ve ciddi risklere maruz bırakıyor.”

Kaspersky ICS CERT blogunda güvenlik çözümlerinin yapılandırması ve ayarları, OT ağ izolasyonu, sistemlerin korunması, eski işletim sistemi, uygulama yazılımı ve cihaz ürün yazılımı çalıştırmayla ilgili konular gibi daha fazla tavsiye bulabilirsiniz. 

Kaspersky uzmanları, kuruluşunuzu tehditlerden korumanız için şunları öneriyor:

  • Kuruluşunuzun operasyonel teknolojisi (OT) veya kritik altyapısı varsa, kurumsal ağdan ayrıldığından veya en azından yetkisiz bağlantı olmadığından emin olun. 
  • Olası güvenlik açıklarını belirlemek ve ortadan kaldırmak için OT sistemlerinde düzenli güvenlik denetimleri gerçekleştirin. 
  • Sürekli zafiyet değerlendirmesi ve zafiyet yönetimi süreci oluşturun. 
  • Teknolojik süreçleri ve ana kurumsal varlıkları potansiyel olarak tehdit eden saldırılara karşı daha iyi koruma için ICS ağ trafiği izleme, analiz ve tespit çözümlerini kullanın.
  • Kurumsal uç noktaların yanı sıra endüstriyel uç noktaları da koruduğunuzdan emin olun. Kaspersky Industrial CyberSecurity çözümü, uç noktalar için özel koruma ve endüstriyel ağdaki şüpheli ve potansiyel olarak kötü amaçlı etkinlikleri ortaya çıkarmak için ağ izleme özellikleri içerir. 
  • OT çözümlerindeki güvenlik açıklarıyla ilişkili riskleri daha gerçekçi bir şekilde anlamak ve bunları azaltma konusunda bilinçli kararlar almak için, teknik yeteneklerinize ve ihtiyaçlarınıza bağlı olarak okunabilir raporlar veya makine tarafından okunabilir veri akışı elde etmek amacıyla Kaspersky ICS Vulnerability Intelligence hizmetine erişmenizi öneririz. 
  • BT güvenlik ekipleri ve OT mühendisleri için özel ICS güvenlik eğitimi, yeni ve gelişmiş kötü amaçlı tekniklere karşı müdahaleyi iyileştirmek için çok önemlidir.

Google, son reklamında Apple’la alay etti

Google ‘ın YouTube kanalında yayınlanan en son videoda Apple ince ince iğnelendi ve alay konusu edildi. Hazırlanan videoya göre, Apple yenilikten yoksun ve Google’a göre, Apple’ın telefonlarını daha ileri götürememesinin nedeni inovasyon eksikliği.

Video hem Apple iPhone 14’ü hem de Pixel 7’yi gösteriyor. Ancak iPhone’un rolü, sahip olmadığı özellikler için ağıt yakmak. Ve iPhone, sahip olmadığı şeyleri ifade ederken, Google Pixel 7 Pro teselli sunuyor.

Reklam, Google Pixel’in iPhone arkadaşına kendini iyi hissedip hissetmediğini sormasıyla başlar. Bunun üzerine iPhone, ”14 yaşına yeni girdim” şeklinde yanıt veriyor. İşte bu, videodaki iPhone karakterinin iPhone 14 olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Buna rağmen Apple iPhone, 14 yaşından sonra olayları farklı algılamaya başladığını söylemeye devam etti. Pixel’in yaşına geldiğinde arkadaşlarına hava attığını söylüyor. Burada video, büyük bir başarı elde eden iPhone 7’den bahsediyor. Kesin olmak gerekirse, Apple lansmanından bu yana 159.9 milyon adet iPhone sattı.

Devamında videodaki Apple iPhone ayrıca 14 yaşına geldiğinde aynı muameleyi görmediğini söyledi. Ve tüm bunları söyledikten sonra videonun iPhone karakteri Pixel telefonu tamamlamaya başlıyor. Videodaki Apple iPhone, Pixel telefonunu üstün görüntü özelliklerine sahip olduğu için övüyor.

Ayrıca videodaki iPhone 14, Arama Yardımı, 30x Yakınlaştırma işlevi ve Pixel’e özel diğer özelliklerden bahsediyor. Tıpkı Google’ın I/O 2023 etkinliği sırasında AI terimini nasıl kullandığı gibi, videodaki Apple iPhone, Pixel’in AI güçlerini kıskandığını itiraf ediyor.

Teselliye gelince reklamdaki Google Pixel telefon , Apple iPhone’ların ‘efsane’ olduğunu söylüyor. Ancak videoyu analiz ederseniz, bu, Google’ın iPhone hakkında söylediği iki iyi şeyden yalnızca biri. Google’ın söylediği ikinci şey, iPhone’ların ‘mavi mesajları’ yani İMessage olduğu. 

Videodaki iPhone, on yılı aşkın bir süredir en popüler cihaz olduğunu ve insanların onu satın almak için sırada beklediğini söyleyerek değerini göstermeye çalışıyor. Ama bunları söylemeye çalışırken pili bitti ve görünürde Lightning şarj aleti yoktu. Böylece videodaki konuşma birdenbire sona eriyor.

İşte Google ‘ın yayınladığı video:

 Moldova Digital Summit 2023 gerçekleştirildi

0

Moldova Digital Summit 2023 büyük bir katılımla son buldu. Dünyanın dört bir yanından sektör lideri şirketler ve konuşmacılar zirveye katıldı.

Moldova, dijitalleşmede bölgesel bir lider konumda Şu anda genel nüfusa, özellikle girişimcilere yönelik kamu hizmetlerinin yüzde 40’ı çevrimiçi olarak mevcut. Dijitalleşme trendini sürdürmek isteyen Moldova Hükümeti, önümüzdeki yıl vatandaşlara yönelik kamu hizmetlerinin sayısını ikiye katlamayı hedefliyor. Moldova’nın Orta ve Doğu Avrupa’da gerçek bir dijital ve inovasyon merkezi haline gelmesinin en önemli ayağı, önemli teknolojik kaynaklara, uzmanlığa, bilgi birikimine ve ayrıca işbirliği ve yatırım fırsatlarına erişim sağlayan karmaşık bir platform yaratmak. En son Moldova Dijital Zirvesi, 30 ülkeden 68 konuşmacı, uzman ve teknoloji ve iş dünyasının liderlerinden oluşan 2.500 katılımcının katıldığı, Moldova’nın dijital dönüşümüne ve teknolojik yeniliklerine adanmış en büyük etkinlik oldu.

Zirve’den kısa notlar

Microsoft, Amazon Web Services, Orange ve Pentalog gibi dünyaca ünlü teknoloji şirketlerinin konuşmacılarının yanı sıra UC Berkeley’den önde gelen düşünürlerin yer aldığı Zirve sunumları, paneller, yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmalarının ön saflarında yer aldı. “Sınırsız Bir Geleceğe Doğru Evrim” etkinliğinin teması, Moldova’nın küresel trendlerle şekillenen yönünü gösteriyor.

Zirvenin ilk günü, Moldova’nın teknoloji ve yaratıcı sektörlerinin potansiyelini vurgulayan büyük bir törenle düzenlenen, yaratıcılık ve teknolojik yeniliğin bir kutlaması olan Moldova İnovasyon Ödülleri’nin açılışıyla sona erdi. Moldova’dan 41 teknoloji ve yaratıcı şirketten 55’in üzerinde başvuru ile ödüller, Moldova’nın teknoloji topluluğunun dijital çözümlerin geleceğinde devrim yaratmak için üstlendiği dönüştürücü çalışmalara başarıyla ışık tuttu.

Moldova Dijital Zirvesi, endüstrinin başarılarını ve ekonomik kalkınma için önemini vurgulamak için mükemmel bir fırsat olduğunu kanıtladı. 2022 itibariyle BİT sektörü, ekonominin tüm sektörleri arasında yüzde 45’in üzerinde en yüksek büyüme oranını kaydetti. Aktif nüfusun yüzde 3’ünü istihdam etti ve ülkenin GSYİH’sına yaklaşık yüzde 7,4’lük önemli bir katkı sağlayarak ülkenin yüzde 11’ini oluşturdu. 500 milyon doları aşan ihracat, Moldova Cumhuriyeti Hükümeti için öncelikli kalkınma sektörlerinden biri oldu.

Tüm bu başarılar, BT altyapısı ve kolaylaştırıcı bir iş ve yasal ortam olmadan mümkün değildi. Örneğin, Moldova, en düşük sabit genişbant maliyetleri açısından 6. sırada yer alan, yüzde 100 mobil ağ kapsamından yararlanan ve dünya çapında genişbant erişilebilirliğinde 6. sırada yer alan yüksek hızlı internet erişimine sahip. Bölgesel düzeyde Moldova, AB’nin en iyi uygulamalarını birleştiren ve bürokratik prosedürleri basitleştiren sanal bir park olan Moldova İnovasyon ve Teknoloji Parkı (MITP) içindeki ciro üzerinden yüzde 7’lik tek bir vergi gibi en cazip işletme teşviklerini sunuyor. Şimdiye kadar, 38 ülkeden 1600 kişiti BT şirketlerine çekti. Ayrıca, 2019 yılında “Global Challenge Winner” ödülüne layık görülen MITP tarafından sağlanan platform sayesinde Moldova, birleşik bir dijital alanın oluşturulması için birlikte çalışabilirlik konusunda sürekli bir diyalog sürdürerek dijitalleşme ve e-Yönetişim yolunda ilerlemeye devam etti.

Bu temel özellikler artık MITP sakinlerinin çalışanları için uzaktan çalışma fırsatları, Moldova dışındaki yetenekleri işe almak için BT Vizesi ve iş kurucularının fiziksel olarak bulunma yükünü ve ihtiyacını azaltan yakın zamanda onaylanan “temassız iş” yasama paketi ile tamamlanıyor.

Moldova Dijital Zirvesi 2023 sona ererken, Moldova BT sektörünün başarılarının ülkeyi teknoloji endüstrisinde yeni zirvelere taşıdığı görüldü. Ancak Moldova, gelişen bir BT sektöründen çok daha fazlasını sunuyor.

Solve for Tomorrow programında kazananlar açıklandı!

0

Samsung’un global çapta düzenlediği ve Türkiye’de Habitat Derneği iş birliğiyle bu yıl ikincisi gerçekleştirilen “Solve for Tomorrow” programında finale gelindi. Türkiye’nin farklı illerinden gençlerin ilgi gösterdiği yarışmanın final etabında kazananlar belli oldu. Yarışmada, birinciliğzi Camellia Takımı alırken, ikinciliği Aruna Takımı, üçüncülüğü ise ÇDS Takımı aldı.

Samsung Electronics Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen ve öğrencileri toplumsal sorunları çözmeye teşvik ederek benzersiz bir öğrenme fırsatı sunan “Solve for Tomorrow” yarışmasında finale gelindi. Tasarım odaklı, inovatif ve yenilikçi düşünmeyi, yaratıcı problem çözmeyi ve ekip çalışmasını teşvik eden programa bu yıl 164 takım başvurdu. Final etabına ise 10 takım kaldı. Gençlerin ‘İklim Krizi’ (Karbon Emisyonun Azaltılması), ‘Sürdürülebilir Atık Yönetimi’ (Geri Dönüşüm), ‘Yenilenebilir Enerji’ ve ‘Akıllı Şehir Uygulamaları’ alanlarında problemleri ve çözümleri alanında uzman jürilere anlattığı yarışmanın kazananları da belli oldu. 

Yarışmada bu yıl birinciliği Ecem Naz Yılmaz ve Ayşegül Çabuk’un Camellia Takımı, Karadeniz Bölgesi’nde çay fabrikası atıklarından elde edilen hemiselüloz kullanılarak hidrojel eldesi gerçekleştirilen ve bu hidrojele tarçın yağı ile birlikte antibakteriyel özellik kazandırılan projesiyle aldı. Mustafa Akay, Ali Kerem Ergen, Arkad Divan Dinler, Yaren Lal ve Arda Kaplan’ın Aruna Takımı sağlık çalışanlarını enjektör iğnesi kazalarından korumak amaçlı Enjektör İğnesi Eritme/Tahrip/İmha Etme Cihazı projesiyle ikinci oldu. Üçüncülüğü ise çay tüketimi sonrası çay atıklarının çevreye atılmasından yola çıkarak bu atıkların değerlendirilmesi ve yenilenebilir bir şekle dönüştürülmesi amacıyla çay atıklarını kullanarak sunta plaka ve yalıtım levhası üretimi projesiyle, Bengisu Doğanay, Aras Önder ve Kuzey Önder’in ÇDS Takımı aldı.

Ayrıca, Prizmo Takımı geleneksel tarım yöntemlerinde yaşanan hastalıklar, böceklerin etkisi ve yabani otlar gibi verim düşürücü sorunlardan otonom ve kapalı bir sistemde etkilenmeyerek toprağı elverişsiz olan bölgelerde ve uygun olmayan iklim koşullarında bitki yetiştirme imkanı sunan Akıllı Sera Otomasyon projesiyle Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. 

Solve for Tomorrow programında, depremden etkilenen bölgelerde yaşayan öğrencilerin projeleri de yer aldı. Program kapsamında bir değişiklik yapılarak, depremden etkilenen öğrenciler sosyal destek sağlayıcı psikodrama atölyesi ile desteklendi. Gerçekleştirilen ödül töreninde deprem bölgesinden gelen çalışmaların sahiplerine de plaketleri ve teşekkür belgeleri takdim edildi.

Gençlere daha iyi bir gelecek yaratmak umuduyla üzerimize düşeni yapıyoruz

Samsung Electronics Türkiye Mobil İş Birimi Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Murat Azdemir, Solve For Tomorrow programıyla ilgili şunları söyledi: “Samsung olarak, gençlere daha iyi bir gelecek yaratmak umuduyla üzerimize düşen görevleri gerçekleştiriyoruz. Dünyaya karşı verdiğimiz bu sözü yerine getirme adına hayata geçirdiğimiz Solve for Tomorrow programının bu yıl ikincisini gerçekleştirdik. Geleceği yeniden şekillendireceklerin, yaratıcı düşünen, inovatif çözümler üreten ve teknolojiyi iyi kullanan gençler olacağını biliyoruz. Bu vesile ile programın yönetiminde bize destek veren değerli iş ortağımız Habitat Derneği ekibine, tüm mentörlerimize ve jürimize verdikleri destek adına çok teşekkür ediyorum.”

Solve for Tomorrow, önümüzdeki dönem de birçok başarı hikayesine sahne olacak

Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ise, “Gençlerin dünyamızın sorunlarından bazıları olan iklim krizi, yenilenebilir enerji, akıllı şehir uygulamaları hakkında teknolojik çözümler üretiyor olmaları Solve for Tomorrow programının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu anlamlı projede birlikte yol aldığımız Samsung Türkiye’ye çok teşekkür ediyorum. Toplumun ve dünyanın sorunlarına çözüm arayan gençlerin desteklenmesi amacıyla yürüttüğümüz Solve for Tomorrow yarışmasının, önümüzdeki dönemde de yine birçok başarı hikayesine ve önemli projelerin ortaya çıkışına sahne olacağına inancımız tam. Geleceği şekillendirmek için çabalayan tüm çocuklarımızı canı gönülden kutluyor ve dereceye giren takımlarımızı tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Lazer ile gigabitlerce veri gönderildi

0

ETH Zürih lazer kullanarak onlarca gigabit veri göndermeyi başardı. Bu, pahalı denizaltı telekomünikasyon sistemini ortadan kaldırabilir.

ETH Zürih bilim insanları, İsviçre’deki lazerleri kullanarak saniyede onlarca terabit veriyi başarıyla iletti. Diğer Avrupalı teknoloji ortaklarıyla birlikte geliştirilen bu sistem, alçak Dünya yörüngesindeki uydulardan oluşan bir ağ kullanarak, bir gün hileyi büyük ölçekte tekrarlamak için önemli bir kilometre taşını işaret ediyor. Bu aynı zamanda geleneksel ve pahalı deniz altı telekomünikasyon kablolarının geçmişte kalabileceği anlamına da geliyor.

European Horizon 2020 projesi olarak adlandırılan test, dağ zirvesi Jungfraujoch ile İsviçre’nin Bern şehri arasında gerçekleştirildi. Proje ortakları, lazer sistemini 53 kilometre üzerinde veri ileterek test etti.

Lazerler kablolardan daha ucuz oluyor

İnternetin temeli, düğümler arasında saniyede 100 terabitten fazla taşıyan karmaşık bir fiber optik kablo ağı tarafından destekleniyor. Kıtalararası bağlantılar, ağır bir fiyat etiketi ile geniş derin deniz ağları aracılığıyla kuruluyor. Atlantik boyunca tek bir kablo yüz milyonlarca dolara mal olabilir. TeleGeography gibi bazı kaynaklara göre şu anda 530 aktif deniz altı kablosu var ve bu sayı artmaya devam ediyor.

Ancak dağıtılması pahalı, işçilik ve zaman alan şeyler bulunuyor. Kablosuz telekomünikasyon çok daha basit ve daha ucuz olacak. Bu, SpaceX’in çığır açan Starlink takımyıldızının temelidir. Ancak Starlink, ışık veya kızılötesi gibi elektromanyetik dalgalardan çok daha zayıf radyo dalgaları kullanıyor. Lazer teknolojisini kullanan optik sistemler, yalnızca birkaç mikrometreyi ölçen çok daha kısa dalga boylarıyla yakın kızılötesi aralığında çalışıyor. Bu, belirli bir süre içinde diğer sistemlerden önemli ölçüde daha fazla bilgi iletmelerini sağlıyor.

Bununla birlikte, lazer kullanmanın zorlukları da var. Çalışmanın baş yazarı ve ETH Zürih Elektromanyetik Alanlar Enstitüsü’nde araştırmacı olan Yannik Horst, Jungfraujoch’taki Yüksek İrtifa Araştırma İstasyonu ile Bern Üniversitesi’ndeki Zimmerwald Gözlemevi arasındaki test rotasının iki ve üç arasında olduğundan daha zorlu olduğunu açıkladı. Uydu ve bir yer istasyonu, onu optik veri iletimi için etkileyici bir başarı haline getiriyor.

Lazer ışını yoğun atmosferde zemine yakın yol alırken, ışık dalgalarının hareketini ve veri iletimini etkileyen çeşitli faktörlerle karşılaşıyor. Bu faktörler, karla kaplı yüksek dağlar üzerindeki çalkantılı havayı, Thun Gölü’nün su yüzeyini, yoğun bir şekilde inşa edilmiş Thun metropol alanını ve Aare düzlemini içeriyor. Ek olarak, termal olayların neden olduğu havanın parıldaması, sıcak yaz günlerinde çıplak gözle gözlemlenebilen ışığın tekdüze hareketini bozuyor.

Ancak ekip, özel bir çip ve 100’e yakın minik ayarlanabilir ayna ile bunun üstesinden geldi. Horst’a göre aynalar, eğimi saniyede 1.500 kez ölçerek kirişin kesişme yüzeyindeki faz kaymasını düzeltebilir. Bu, sinyallerin yaklaşık 500 kat etkileyici bir şekilde iyileştirilmesiyle sonuçlanıyor.

RDStealer uzak masaüstü bağlantılarını tehdit ediyor

Windows’un uzak masaüstü protokolünü (RDP) hedef alan RDStealer isimli kötü amaçlı yazılımının keşfi, özellikle uzaktan çalışma bağlamında siber saldırıların gelişen tehlikesini vurguluyor. Bu olay, saldırganların yeni güvenlik açıklarından yararlanmak ve hassas bilgilere yetkisiz erişim elde etmek için taktiklerini sürekli olarak geliştirdiklerini kanıtlar nitelikte.

RDStealer, istemci sürücü eşlemesi etkinken RDP bağlantılarından yararlanan sunucu tarafı bir yazılım. Kimlik bilgileri ve özel anahtarlar dahil olmak üzere verilerin çıkarılmasını kolaylaştıran “Logutil” adlı kötü amaçlı yazılımı RDP istemcilerine bulaştırıyor. Saldırı, kötü amaçlı kodu gizlemek için Windows’un kitaplıkları bulma biçiminden yararlanıyor. Bu durumda, birden çok DLL dosyası kullanılarak saldırı, Windows Yönetim Araçları (WMI) ile başlatılıyor.

Bu saldırının dikkate değer bir yönü, platformlar arası olmadı. Hem RDStealer hem de Logutil, çeşitli işletim sistemlerini hedefleme potansiyelini gösteren Go programlama dilinde yazılmış. Araştırmacılar, Logutil arka kapısının birden çok platformda çalışmak üzere tasarlandığını öne süren Linux ve bir VMware hipervizörü olan ESXi’e referanslar tespit etmiş.

RDStealer gibi bulaşmaları önlemek için, yöneticilerin derinlemesine bir savunma mimarisi benimsemesi çok önemli.. Bu yaklaşım, saldırı riskini azaltmak için birden çok güvenlik denetimi katmanı uygulamayı içeriyor. Dikkate alınması gereken bazı önemli önlemler şunlar:

Düzenli yamalar ve güncellemeler: Tüm sistemlerin, uygulamaların ve kitaplıkların en son güvenlik yamalarıyla güncel olduğundan emin olunmalı çünkü eski yazılımlardaki güvenlik açıkları saldırganlar tarafından kullanılabiliyor.

Güvenlik yapılandırmaları: Güçlü parolalar, çok faktörlü kimlik doğrulama ve kısıtlı erişim ilkeleri gibi RDP ve diğer uzaktan erişim protokolleri için engelleyici aşamalar kullanılmalı.

Ağ segmentasyonu: Kritik sistemleri ve hassas verileri normal kullanıcı ağlarından ayırmak. Bu, olası bir ihlalin etkisini kontrol altına almaya yardımcı olabilir.

Çalışan eğitimi ve farkındalığı: Çalışanları, Phishing (kimlik avı) e-postalarını tanımlama, şüpheli indirmelerden kaçınma ve güçlü parolalar kullanma gibi en iyi siber güvenlik uygulamaları konusunda eğitilmeli. İyi bilgilendirilmiş bir iş gücü, saldırılara karşı önemli bir savunma hattı oluyor.

Uç nokta koruması: Kötü amaçlı etkinlikleri algılamak ve engellemek için tüm uç noktalarda güçlü antivirüs ve kötü amaçlı yazılımdan koruma çözümleri dağıtılmalı. Kapsamlı bir güvenlik sağlamak için güvenlik yazılımının hep güncel tutulması.

İzleme ve algılama: Anormal davranışları ve uzlaşma göstergelerini tanımlayabilen gelişmiş tehdit algılama sistemlerinin uygulanması. Bu, potansiyel tehditlere proaktif yanıt verilmesini ve hafifletilmesini sağlar.

RDStealer’ın keşfi, siber güvenliğe yönelik proaktif ve çok katmanlı bir yaklaşıma duyulan ihtiyacın altını çiziyor. Kuruluşlar, çeşitli güvenlik önlemlerini birleştirerek gelişen tehditlere karşı dayanıklılıklarını artırabilir ve veri ihlalleri ve kritik sistemlere yetkisiz erişim riskini en aza indirebilirler.

Workup Gaming’in ilk dönemi 11 girişimle başlıyor

0

Türkiye İş Bankası’nın, oyun dikeyindeki startupların ölçeklenmesine, hızlanmasına, yatırıma erişimine ve görünürlüğüne katkı sağlayacak yeni programı için seçilen girişimler belli oldu.

Ana destekçisi olduğu Workup Girişimcilik Programı ile 2017 yılından bu yana farklı dikeylerde faaliyet gösteren startupları destekleyen Türkiye İş Bankası’nın oyun dikeyindeki yeni programı, eğitim amaçlı oyun üreten 11 oyun stüdyosu ve startup ile başlıyor.

İş Bankası’nın Workup markası ile desteklediği Workup Gaming Girişimcilik Programı, Türkiye Bilişim Vakfı, Boğaziçi Ventures, Joy Game ve Dojo Talent partnerliğinde oluşturuldu. Program, oyun ekosisteminde ülkemizin yeni unicorn girişimlerini keşfetmeyi ve eğitici oyunlar ile geleceğin yetkinliklerinin kazanımını hızlandırmayı ve yaygınlaştırmayı amaçlıyor. 

6 aylık programda oyun geliştiricilere çok yönlü destek 

Oyun alanında faaliyet gösteren startupların ve oyun stüdyolarının eğitim amaçlı ürettikleri veya program süresince üretecekleri oyunların geliştirileceği ve ölçeklendirileceği program, 6 ay sürecek. 

Yalnızca girişimlere destek olmakla sınırlı kalmayacak program, ekosistemin en önemli yeteneklerini bir araya getirerek bir eğitim oyunları topluluğu yaratmayı da amaçlıyor. Eğitim oyunları dikeyindeki girişimlerin yerel ve global ölçekte rekabet gücünün artırılmasına destek verecek programla alanında uzman isimlerin mentorluğu ve jüri üyeliği, teknik altyapı ve uygulama destekleri ile yatırıma erişim imkânı sunuluyor. 

Workup Gaming programı’nın ilk dönemine seçilen 11 girişim

Kidlab: 2-8 yaş arası çocukların teknolojiyi verimli kullanması amacıyla geliştirilmiş, içerisinde zekâ geliştirici aktiviteler bulunan ve ebeveynlere çocuk gelişimi/eğitimi hakkında bilgilendirici içerikler sunan oyunlar üreten oyun stüdyosu. https://www.kidlab.app/

Compactive: Yenilikçi mekaniklere sahip casual oyunlar ve oyun geliştiricilerinin kullanabileceği teknolojiler geliştiren oyun stüdyosu. https://compactive.tech/

Hyperactive: Hareketli aktivitelerle desteklenen, interaktif ve yapay zekâ temelli eğitici oyunlar geliştirmeyi hedefleyen oyun stüdyosu. https://trueyogi.com/

Yuyuto: Strateji ve simülasyon oyunlarına odaklanan, Ticarium adlı oyunuyla beraber online mobil oyunlar geliştiren ve yayınlayan oyun stüdyosu. https://yuyutogames.com/

Funrika: Hybrid casual oyunları piyasaya süren ve eğitim alanında dijital oyun geliştirme tecrübesine uzun süredir sahip deneyimli oyun stüdyosu. https://www.funrika.com/

Piagmo: Okul öncesi dönemdeki çocukların bilişsel ve zihinsel becerilerini geliştirmek için Montessori Pedagojisini tüm çocuklar için ulaşılabilir hale getirmeyi hedefleyen oyun stüdyosu. https://www.piagmo.com/

Tunga Games: Dijital oyun sektöründe, düşünmeyi tetikleyen, anlayarak öğrenmeyi sağlayan, daha ileri öğrenmeler için temel oluşturan becerileri hedefleyen öğrenme araçlarının yer aldığı eğitici oyunlar ve sosyal oyunlar üreten oyun stüdyosu. https://tungasoft.com/

Pangea VR: 12 yaş altı çocuklar için eğitici konsol oyunları geliştirmeyi, ilgi çekici oyun, renkli karakterler ve basitleştirilmiş kontroller sayesinde çocuklar eğlenirken onlara önemli beceriler edindirmeyi; küresel ısınmayı, sürdürülebilirliği ve çevre dostu olmayı öğretmeyi amaçlayan oyun stüdyosu. https://pangeavr.com/

Eğitsel Oyunlar Akademisi: Çocukların aileleriyle birlikte evlerinde fiziksel olarak oynayabilecekleri, hikâyeli animasyon videoları destekli hypercasual oyunları üreten girişim. https://www.egitseloyunlarakademisi.com/

Mind Maze Games: Ortaokul ve lise müfredatını mobil uygulamada oyunlaştırma ile sunarak, öğrencilerin sanal dünyaya ilgisini eğitime odaklayan ve bu sayede sosyal etki yaratmayı planlayan eğitim teknolojileri girişimi.

http://www.mindmazegame.com/

Gamester: Sosyal etkileşim, rekabet ve eğlence odaklı oyunlar geliştirmek üzere kurulan ve global oyun sektörünün trendleri doğrultusunda çalışmalarına devam eden tecrübeli oyun stüdyosu. https://kids.gamester.com.tr/

OpenAI, ChatGPT için “App Store” açmayı düşünüyor

OpenAI’nin yapay zeka modelleri, özellikle özelleştirilmiş yapay zeka sohbet robotları için bir “uygulama mağazası” başlatmaya yönelik potansiyel planı, hem mevcut ortakları hem de müşteri tabanının genişletilmesi için önemli sonuçları olabilecek stratejik bir harekete işaret ediyor. Oldukça popüler olan ChatGPT sohbet robotunun yaratıcısı olan OpenAI, geliştiricilerin kendi AI teknolojisi üzerine kurulu AI modellerini satabilecekleri bir pazar yeri kurmayı hedefliyor.

Bu hamlenin arkasında, ChatGPT kullanan birçok kurumsal müşterinin, finansal dolandırıcılığı tespit etmek veya piyasa içgörüleri sağlamak gibi kendi özel ihtiyaçlarına ve uygulamalarına uyacak şekilde teknolojiyi sıklıkla özelleştirmesi yatıyor. Önerilen pazar yeri, geliştiricilerin bu uyarlanmış yapay zeka modellerini diğer işletmelere sunarak yapay zeka çözümlerini paylaşmak ve bunlardan para kazanmak için bir platform oluşturmasını sağlayacak.

Ancak bu yaklaşım, potansiyel olarak OpenAI’ın müşterileri ve Salesforce ve Microsoft gibi teknoloji ortakları tarafından işletilen mevcut uygulama mağazalarıyla rekabet edebileceği için zorluklar doğurabilir. Bu iş ortakları şu anda müşterilere kendi yapay zeka çözümlerini sunuyor ve OpenAI pazarını doğrudan bir rekabet olarak görebilir. Bu ortaklarla ilişkileri sürdürürken OpenAI’nin genişleme hedeflerini dengelemek, dikkatli bir pazar konumlandırması ve stratejik planlama gerektirecek.

Potansiyel zorluklara rağmen, Aquant ve Khan Academy gibi şirketlerin erken ilgisi, pazarın OpenAI’nin pazar yeri konseptine olan ilgisini gösteriyor. Cihaz bakım ve onarım yazılımıyla tanınan Aquant ve bir eğitim uygulaması üreticisi olan Khan Academy’nin, ChatGPT destekli yapay zeka modellerini platformda sunmayı düşündükleri bildiriliyor. Bu, daha geniş bir müşteri tabanına ulaşmanın ve çeşitli endüstriler ve uygulamalar için OpenAI teknolojisinden yararlanmanın çekiciliğini göstermekte.

ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bu yana çok sayıda işletme, görevleri otomatikleştirmek ve verimliliği artırmak için teknolojiyi şimdiden benimsedi. Gelişmiş büyük dil modellerinin ortaya çıkışı, şirketler arasında bu yapay zeka yazılım ilerlemelerine dayalı yenilikçi araçlar ve yetenekler geliştirme ve sunma yarışını ateşledi.

OpenAI henüz bu raporlar hakkında yorum yapmasa da, AI modelleri için potansiyel bir uygulama mağazasının piyasaya sürülmesi, AI endüstrisi üzerinde geniş kapsamlı etkilere sahip olabilir. Geliştiricilere yarattıkları yapay zeka araçlarından para kazanma fırsatı sunacak,  işletmelerin daha geniş bir YZ çözüm yelpazesine erişmesi için kapılar açar ve OpenAI’nin ortakları tarafından işletilen uygulama mağazalarının mevcut manzarasını zorlayacak. Pazar gelişmeye devam ettikçe, OpenAI’ın ürün geliştirme, pazar konumlandırması ve ortaklıkları nasıl yönlendirdiği, AI yazılımı için uygulama mağazasının başarısını ve etkisini şekillendirecek.