The Warming Surfaces Company tarafından kağıt inceliğinde bir ısıtma filminin geliştirilmesi, enerji tasarruflu yöntemler kullanılarak odaların ve alanların ısıtılması için yenilikçi bir çözüm sunuyor. Halia olarak bilinen bu sürdürülebilir teknoloji, devlete ait bir Ar-Ge merkezi olan Finlandiya’nın VTT adlı kuruluşunda yürütülen araştırmalardan ortaya çıktı. Başlangıçta proje, potansiyel saldırganları aldatmak için geniş yüzeyleri ısıtabilecek askeri tuzaklar oluşturmaya odaklanıyordu. Ancak araştırmacılar, filmin evleri ve ofisleri ısıtmak için daha geniş bir potansiyelini fark ettiler. Görünüşe göre ısıtma sektöründe bir sürdürülebilirlik devrimi bizi bekliyor.
Düşük voltajlı bir ısıtma elemanı içeren film, kumaş, duvarlar, zeminler ve mobilyalar dahil olmak üzere çeşitli malzemelere gömülebilir. Çok yönlülüğü, bir odanın mevcut altyapısına sorunsuz entegrasyon sağlar. Film, ısıtma elemanını geniş bir alana dağıtarak hızlı ısıtma sağlıyor ve bu da mekanların hızla ısıtılmasında oldukça etkili. Ayrıca sistem, birisi bir odaya girdiğinde devreye girerek anında rahatlık sağlamak için sensörlerle birleştirilebiliyor.
Filmin istenen sıcaklığa ulaşma hızı, sadece on saniye süren ısıtma işlemi ile dikkate değer bir avantaj sağlıyor. Bu sadece boş alanlardaki enerji israfını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda bina sakinlerinin odaları sadece gerektiğinde ısıtarak optimum konforu yaşamalarını sağlıyor. Bu teknolojiyi kullanarak, enerji tüketimi önemli ölçüde azaltılarak, sürdürülebilirlik çabalarına ve maliyet tasarrufuna pozitif etkileri olacak gibi gözüküyor.
Bu ısınma filmi teknolojisindeki atılım, enerji açısından verimli ve sürdürülebilir çözümlerdeki daha geniş bir ilerleme eğilimi ile uyumlu. Son yıllarda, gece elektrik üretebilen güneş panellerinin geliştirilmesi gibi çeşitli alanlarda önemli gelişmelere tanık olduk. Kağıt inceliğinde ısıtma filmi, gelecekteki uygulamalar için büyük bir potansiyel sunarak bu gelişmelere katkıda bulunuyor.
İleriye baktığımızda, bu teknoloji binalarda ısıtma ve enerji tüketimi hakkında düşünme şeklimizde devrim yaratabilir. Enerji verimliliğini artırma, çevresel etkiyi azaltma ve yolcu konforunu artırma potansiyeline sahip. Daha fazla araştırma ve geliştirme yapıldıkça, bu filmin iyileştirmelerini ve genişletilmiş uygulamalarını görmeyi bekleyebiliriz, bu da potansiyel olarak konut, ticari ve endüstriyel ortamlarda yaygın olarak benimsenmesine yol açacak.
The Warming Surfaces Company tarafından kağıt inceliğinde bir ısıtma filminin geliştirilmesi, enerji tasarruflu ısıtma çözümlerinde ileriye doğru atılmış önemli bir adımı temsil ediyor. Hızlı tepki süresi, çok yönlülüğü ve sensörlerle entegrasyon potansiyeli ile bu teknoloji, yaşam ve çalışma alanlarımızı ısıtma şeklimizi dönüştürme, sürdürülebilirliğe ve daha iyi konfora katkıda bulunma kapasitesine sahip.
Kolektif House, emin adımlarla büyümeye devam ediyor. Lokasyon ağını genişletmeyi sürdüren Kolektif House; Moda, Ferko Signature Levent ve A+live Ataşehir lokasyonlarını faaliyete açtı.
Her ihtiyaca yönelik geliştirdiği esnek çalışma ve ofis çözümleriyle iş hayatına yön veren sektörün lider markası Kolektif House, lokasyon ağını genişletmeye devam ediyor. Moda, Ferko Signature Levent ve A+live Ataşehir lokasyonlarını peş peşe hayata geçiren Kolektif House, Fonbulucu iş birliğiyle Ankara’daki ilk lokasyonu 1071 Ankara’yı açmak için de gün sayıyor.
Açık ara pazar lideriyiz
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kolektif House Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Onur, şunları söyledi: “2015 yılında ‘Sev, yarat, paylaş’ mottosuyla çıktığımız yolda 1 kişiden 1000 kişilik ekiplere kadar startup ve kurumsal şirketlerin ofis çözümlerini belirlemeye stratejik perspektifle yaklaşıyor, yeni nesil çalışma alanlarımızla iş hayatının geleceğine ışık tutuyoruz. İstanbul ve diğer büyük şehirlerdeki yepyeni lokasyonlarımız ve Kolektiflilerimizle birlikte büyümeye devam ediyoruz.
CBRE Türkiye’nin kısa süre önce açıkladığı ‘Türkiye Hazır Ofis Pazarı 2023’ raporuna göre en büyük kiralanabilir ofis alanına sahip olarak, sektörde açık ara pazar liderliğimizi sürdürüyoruz. Geldiğimiz noktada 80 bin metrekarelik toplam alanda 5 binden fazla şirkete hizmet sunuyoruz. Şu anda Türkiye’deki hazır ofislerin yaklaşık yüzde 20’sine sahibiz. Açacağımız yeni lokasyonlarla kısa sürede pazar payımızı yüzde 30’a taşımayı hedefliyoruz.” “Teknoloji tabanlı hizmet sağlayıcısı ve topluluk yönetimi şirketi olma yolunda ilerliyoruz” Bu hedef doğrultusunda çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini ifade eden Ahmet Onur, sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojiye yaptığımız yatırımlar lokasyonlarımızda üyelerimize eşsiz bir deneyim yaşatıyor, teknoloji tabanlı hizmet sağlayıcısı ve topluluk yönetimi şirketi olma yolunda hızla ilerliyoruz. Geçtiğimiz günlerde ilk online satış platformumuzu hayata geçirdik. Böylece Gezgin ve Sanal Ofis üyeliklerinden toplantı odası paketlerine geniş bir skalada esnek çalışma üyelik paketlerimizin e-ticaret entegrasyonunu gerçekleştirdik ve dijital üyelik yönetimini çok daha kapsamlı hale getirdik.
Kolektif Gate uygulamamızla, tüm lokasyonlarımızda girişler, ofis ve toplantı odalarında kartsız sisteme geçiş yaptık. Buna ek olarak kurumsal çözümlerimizde büyümemiz ivmeleniyor. Kolektif Enterprise ile şirketlere ihtiyaçlarına yönelik optimum fayda sağlayacak kurumsal ofisleri anahtar teslim hazırlayarak, tüm operasyonlarını yönetiyoruz. Ayrıca mevcutta sabit bir ofisi olan fakat çalışanlarına evlerine yakın lokasyonlarda da çalışma alanı sunmak isteyen şirketlerin çalışanlarını Gezgin Kurumsal üyelik paketlerimizle lokasyonlarımızda ağırlıyoruz. Yeni nesil esnek çalışma alanlarımızla emin adımlarla büyümemizi sürdüreceğiz.”
Üniversite giriş sınavına hazırlanan lise öğrencilerine birebir eğitim sağlayan online rehberlik firması Kopilot, Haziran itibarıyla ilkokul ve ortaokul grubu öğrencilerine de birebir rehberlik hizmeti sağlamaya başlıyor. Üçüncü yılında büyük bir başarı elde ederek yüzde 300’lük bir büyüme yakalayan Kopilot’ta bugüne kadar 300 binden fazla birebir görüşme yapılırken, 100 bin deneme sınavı dağıtıldı.
Lise öğrencilerine sınava hazırlık sürecinde ihtiyaçları olan eğitimsel ve psikolojik desteği sağlayan online rehberlik firması Kopilot, Haziran 2023 itibarıyla ilkokul ve ortaokul grubu öğrencilerine de birebir rehberlik hizmeti sunuyor.
Lise giriş sınavına hazırlanan öğrencilerin ve velilerin üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerden daha fazla rehberlik desteğine ihtiyacı olduğunu söyleyen Kopilot Kurucu Ortağı Aydın Uysal, “Rehberliğe başladığımız ilk günden itibaren bu ihtiyacı görüyorduk fakat doğru zamanı önce mevcut operasyonlarımızın oturmasını bekliyorduk. Lise öğrencilerindeki deneyimlerimizi, profesyonel eğitmenlerimizin desteğiyle iki kat daha büyük bir öğrenci havuzuna sahip olan ilkokul ve ortaokul öğrenci gruplarına bu aydan itibaren sunmaya başlıyoruz” dedi.
Online olması sayesinde maliyetler daha düşük
Online rehberliğin pek çok avantajının olduğunu anlatan Aydın Uysal, “En önemli avantajı birebir eğitim olması. Tamamen öğrencinin kişiliğine, ihtiyaçlarına, seviyesine göre eğitim sağlıyoruz. Öğrencilerimizin yüzde 98’i ilk aydan çalışma saatlerini artırıyor. Sadece çalışma saatlerini artırmıyoruz, daha doğru çalışmasını da öğretiyoruz. Öğrencilerimizin motive edilmesinde, konu analizlerine, doğru mesleğin belirlenmesinden, yapamadığı sorularının çözülmesine kadar birçok fayda sağlıyoruz. Online olması sayesinde ise maliyetlerimizi daha düşük tutup, Türkiye’nin her şehrine en yetenekli eğitmenlerin hizmet sağlamasını mümkün kılıyoruz” şeklinde konuştu.
Rehberlik ve Deneme hizmetleriyle fark yaratıyor
Kopilot’ta rehberlik ve deneme olmak üzere iki hizmet sunuluyor. Rehberlik hizmeti, kişiye özel sınırsız tarama sınavı, haftada 20 saat canlı ders, 300+ saat konu anlatımı, 200 bin video çözümlü dijital soru, öğrencilerin hem eğlenip hem kendini geliştirebileceği yılda 50’nin üzerinde etkinliği kapsıyor. Deneme hizmeti ise Türkiye’nin en iyi yayınlarından oluşan, Kopilot eğitmenlerinin seçip onaylayıp bastırdığı 50 denemeden oluşuyor. Her bir deneme açılmaz jelatinli bir şekilde öğrencilere ulaştırılıyor.
74 kişilik psikolojik danışmanlık ve rehberlik ekibine sahip Kopilot’ta, matematik, Türkçe, fizik gibi branşlardan da birer öğretmen bulunuyor. Bugüne kadar 100 bin deneme sınavının dağıtıldığı ve 300 binden fazla birebir görüşmenin yapıldığı Kopilot’ta hedef, 2023-2024 dönemi sınav sezonu boyunca 1 milyon birebir öğrenci görüşmesini tamamlamak.
Güneş, iklim dostu sürdürülebilir bir ekonomi için önemli bir kaynak. Çünkü dünya yüzeyine ulaşan güneş ışığı ile 1,5 saatte tüm dünyanın bir yıllık enerji ihtiyacını karşılamak mümkün. Bu potansiyelin maksimumda değerlendirmesi ise ülkelerin enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra yarattığı cari açığa ve küresel ısınmaya da deva olacak.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (International Energy Agency) raporu Renewables’e göre, yenilenebilir enerji kaynaklarının önümüzdeki beş yıl içinde küresel elektrik ihtiyacının yüzde 90’ından fazlasını karşılayacağı öngörülüyor. Yani güneşin geleceğin en güçlü enerji kaynağı olması bekleniyor.
22 Haziran Dünya Yenilenebilir Enerji Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Üçay Grup Enerji Direktörü İlgin Eray, güneş enerjisi yatırımlarının iklim dostu sürdürülebilir bir ekonomi için sunduğu avantajlara, dünyada ivme kazanan güneş enerjisi yatırımlarına ve Türkiye’deki güneş enerjisi potansiyeline dikkat çekti.
Küresel enerji krizi, yenilenebilir enerji yatırımlarına ivme kazandırdı. Dünya çapındaki toplam kapasitenin gelecek beş yıl içerisinde yüzde 100 artması bekleniyor.
22 Haziran Dünya Yenilenebilir Enerji Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Üçay Grup Enerji Direktörü İlgin Eray, güneş enerjisi yatırımlarının iklim dostu sürdürülebilir bir ekonomi için sunduğu avantajlara ve dünyada ivme kazanan güneş enerjisi yatırımlarına dikkat çekti:
“Küresel ısınmayı 1,5 °C ile sınırlı tutmak ve eneri kriziyle mücadele etmek için yenilenebilir enerji hayati önem taşıyor. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının en bol, en hızlı, en ucuz ve en çevreci olanı güneş, bu mücadelede önemli rol oynuyor. Ülkelerin fosil yakıtlara olan bağımlılığı da dünyada her geçen gün artan güneş enerjisi yatırımları ile azalıyor.
Çin’in bugünkü toplam enerji kapasitesine eş değer
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (International Energy Agency) raporu Renewables’e göre, küresel yenilenebilir enerji kapasitesinin 2022-2027 döneminde 2.400 GW artması bekleniyor. Bu güç, Çin’in bugünkü toplam enerji kapasitesine eş değer olduğu belirtiliyor. Yine rapora göre yenilenebilir enerji kaynaklarının önümüzdeki beş yıl içinde küresel elektrik ihtiyacının yüzde 90’ından fazlasını karşılayacağı ve 2025’in başlarında kömürü geride bırakarak, en büyük küresel elektrik kaynağı haline geleceği öngörülüyor. Yani güneşin geleceğin en güçlü enerji kaynağı olması bekleniyor” dedi.
Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 10 bin 7 MWe ulaştı
“Türkiye, jeopolitik açıdan güneş enerjisi üretiminde güçlü konumda bulunuyor. Mevcut potansiyeli değerlendirmek Türkiye’yi enerji konusunda bölgesel güç konumuna taşıyacaktır” diyen İlgin Eray, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye’nin kurulu gücü 10 bin 7 MWe ulaştı. Böylece Ulusal Enerji Planındaki 2035 yılı güneş enerjisi kurulu güç hedefinin 5’te 1’ine erişildi. Ancak hâlihazırdaki potansiyel değerlendirilerek daha hızlı yol almak mümkün. Çünkü Türkiye, yıllık 110 gün gibi yüksek bir güneş enerjisi potansiyeline sahip. Gerekli yatırımların yapılması halinde Türkiye, yılda birim metrekarede ortalama olarak 1.100 kWh’lik güneş enerjisi üretebilir. Böylece ülkemiz, potansiyelini değerlendirerek, cari açığın en temel sebebi olan enerji ithalatının önüne geçebilir”.
İlgin Eray, konuşmasında Üçay Mühendislik’in güneş enerjisi yatırımcılarına sunduğu hizmetler hakkında da önemli bilgiler paylaştı:
“Üçay Mühendislik olarak güneş enerjisi kurulumu konusunda; çatı GES, arazi GES ve tarım GES uygulamalarımız ile müşterilerimize anahtar teslim çözümler sunuyoruz. Türkiye genelinde 25 ilde bulunan 65 şubemiz ile müşterilerimize; projelendirme, sistem amortisman hesabı, anahtar teslim kurulum ve TEAŞ süreci yönetimi konusunda hizmet veriyoruz.
30 bin evin elektrik ihtiyacına eşdeğer proje
2022 yıllında kurulumunu gerçekleştirdiğimiz güneş enerjisi yatırımları ile 20 MWe’ye yakın kurulu güce ulaştık, bu sene ise 50 MWe yani yaklaşık 30 bin evin elektrik ihtiyacına eşdeğer kapasitede projenin çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
WhatsApp’ın kullanıcıların konuşmalarını dinlediği iddiasıyla ilgili son açıklama ve ardından Google tarafından gelen açıklama, teknolojinin gizlilik ihlallerini beraberinde getirdiği tartışmalarını tekrar ateşledi. Google’a göre sorun, aslında sınırlı sayıda WhatsApp kullanıcısını etkileyen ve Android Privacy Dashboard’da hatalı mikrofon kullanım bildirimlerine neden olan bir hataydı. Google, WhatsApp’ın kullanıcıları gizlice dinlemediğini ve uygulamayı güncellemenin sorunu çözeceğini doğruladı.
Olay hakkındaki ilk endişeler, bir Twitter kullanıcısı olan Foad Dabiri’nin Android cihazının Gizlilik Kontrol Panelinde WhatsApp’tan gelen sık sık mikrofon erişimi bildirimlerini fark etmesiyle başladı. Bu durum, potansiyel olarak kullanıcıların gizlice dinlendiği şüphelerini artırdı ve WhatsApp’ın bunun bir Android hatası olduğunu öne sürmesine yol açtı. Google’ın müteakip onayı, WhatsApp’ın iddiasını destekliyor ve hatanın varlığını kabul ediyor.
Android Privacy Dashboard, kullanıcılara uygulama izinleri ve kullanımları hakkında fikir vererek, bireylerin gizlilik ayarlarını izlemelerine ve kontrol etmelerine olanak tanıyor. Ancak, bu özel durumda, hata yanıltıcı bilgilerin görüntülenmesine yol açarak kafa karışıklığına ve mahremiyetle ilgili endişelere neden oldu.
WhatsApp ve Google sorunu güncelleme ile çözeceklerini söylüyor
Bu olay, mahremiyetle ilgili sorunları ele alırken kapsamlı soruşturma ve açıklamalar yapılmasının önemini gösteriyor. Bir uygulamanın gerçekten gizlilik ihlali yapıp yapmadığı ile teknik aksaklıklar arasında ayrım yapmak çok önemli. Bu durumda, Privacy Dashboard’daki hata yanlış bir şekilde WhatsApp tarafından mikrofon kullanıldığını gösteriyor ve bu da uygulamanın gerçek dünyadaki konuşmaları dinlediğine dair bir varsayıma yol açmıştı.
Bu sorunu çözmek için Google, etkilenen kullanıcılara, hatayı çözecek ve hatalı bildirimleri düzeltecek olan son WhatsApp uygulama güncellemesini yapmalarını tavsiye ediyor. Tüm kullanıcıların, genellikle önemli hata düzeltmeleri ve gelişmiş gizlilik özellikleri içeren en son sürüme sahip olduklarından emin olmak için WhatsApp uygulamalarını güncellemeleri öneriliyor.
Bu hata WhatsApp tarafından kasıtlı olarak dinlendiğimizi göstermese de, gizlilik ve teknolojiyle ilgili daha geniş endişeleri gün yüzüne çıkarıyor. Kullanıcıların gizlilik ayarları konusunda dikkatli olmaları, uygulamalarını düzenli olarak güncellemeleri ve cihazlarındaki çeşitli uygulamalara verilen izinleri anlamaları ve takip etmeleri çok önemli. Ek olarak, güvenilir kaynaklardan gelen resmi iletişimler ve hata raporları hakkında güncel bilgileri takip etmek, kullanıcıların gerçek gizlilik tehditleri ile teknik sorunları ayırt etmesine yardımcı olabilir.
Dijital çağda gizliliği korumak, sorumlu bir şekilde uygulama geliştirme, güçlü gizlilik ayarları ve kullanıcı bilincinin bir kombinasyonunu gerektiriyor. Burada iş herkese düşüyor. Kullanıcılar, geliştiriciler ve platform sağlayıcıları arasındaki şeffaflık ve açık iletişim, güven oluşturmada ve gizlilik haklarının korunmasını sağlamada hayati bir rol oynuyor.
Huawei Digital Power, akıllı fotovoltaik ve enerji depolama sistemleri özelindeki en yeni ürün ve çözümlerini tanıttı. Huawei, akıllı fotovoltaik stratejisi ve tamamen yükseltilmiş yeni fotovoltaik çözümü FusionSolar’ı, Intersolar’da katılımcılara sundu.
Yenilikçi enerji, yenilikçi strateji
‘Watt’, ‘Bit’, ‘Isı’ ve ‘Pil’ teknolojilerinin yakınsamasına vurgu yapan Huawei, Ar-Ge yatırımlarını artırmayı ve güneş enerjisi sektöründeki teknolojik ilerlemeye öncülük etmeyi amaçlıyor. Bu hedef doğrultusunda sürekli inovasyonu teşvik eden Huawei, sektörün genel gelişimini hızlandırmayı da iş planının bir parçası olarak görüyor. Huawei, endüstri için kalite odaklı standartlar oluşturmak ve güneş enerjisi endüstrisinin sağlıklı büyümesini teşvik etmek için iş ortaklarıyla birlikte çalışmayı sürdürüyor. Huawei bu iş birlikleriyle, sektörün sürdürülebilir ve sorumlu bir şekilde ilerlemesini sağlamayı da amaçlıyor.
Huawei tesis odaklı senaryolarında, sektörün yalnızca maliyete odaklanmak yerine, yüksek değer teklifleri sunmaya odaklanması için çalışmayı sürdürüyor. Huawei son on yılda dijital teknoloji ve güç elektroniği inovasyonunu akıllı fotovoltaik çözümlerine entegre ederek, akıllı invertör ürünlerini pazara sundu. Huawei ayrıca, dijital güç teknolojilerini birleştirerek ve akıllı şebeke oluşturan dönüştürücüler geliştirerek, güneş enerjisinin birincil enerji kaynağına dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor.
Huawei, ticari ve endüstriyel alanda teknolojik yenilikleri teşvik etmeye ve aktif güvenliği bir standart haline getirmeye odaklanıyor. Şirket, farklı sektörlerde çevreci güç teknolojilerini destekleyerek işletmelerin sürdürülebilirliklerini sağlamalarına ve karbon emisyonlarını azaltmalarına yardımcı olmayı da amaçlıyor. Huawei bu alanda geliştirdiği çözümlerle, kampüslerin ve fabrikaların enerji öz yeterliliğine tamamen ulaşmaları için güçlenmelerini ve her işletmenin temiz enerjiyi benimsemesini hedefliyor.
Huawei, konut senaryolarında ise yeni teknolojilerle ev enerjisinin geleceğine öncülük etmeyi amaçlıyor. Şebekeden bağımsız güç yedekleme ve ‘Yapay Zeka Enerji Yönetim Asistanı (EMMA)’ gibi teknolojilerle, evlerin güç sistemlerinde bağımsızlığa ve öz yeterliliğe ulaşmasını amaçlıyor.
Huawei’den akıllı fotovoltaik çözümü: FusionSolar
Huawei’in geliştirdiği akıllı fotovoltaik çözümü FusionSolar, gelişmiş bir enerji depolama sistemleri çözümü olarak tasarlandı. Ürünün ismini oluşturan ‘Fusion’ entegrasyonu, ‘Solar’ ise fotovoltaik gücü temsil ederken, FusionSolar entegre inovasyon kavramını da somutlaştıran bir ürün olarak ortaya çıktı. Güneş enerjisi ve depolamanın entegrasyonunu, kapsamlı yapay zeka kullanımı ve fotovoltaiklerin önemli bir enerji kaynağına dönüşümü, FusionSolar’ın temel bileşenlerini oluşturuyor.
Huawei Digital Power daha yeşil bir güç teknolojisi ekosistemi için çalışıyor
Huawei, sahip olduğu teknolojik birikimle, sıfır karbon dönüşümüne ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmaya devam ediyor. Huawei Digital Power, Mart 2023 itibariyle dünya çapında 770 milyar kWh yeşil elektrik üretilmesine destek oldu ve karbon emisyonlarını, 480 milyon ağaç dikmeye eşdeğer olan 350 milyon ton seviyesinde azalttı. Huawei ileriye dönük olarak, fotovoltaiklerin ana enerji kaynağı olarak benimsenmesini hızlandırmak için, sektörle iş birliği içinde çalışmayı sürdürüyor.
Windows yaygın olarak kullanılan bir işletim sistemi ve yıllar içinde işlevselliği ve performansıyla ilgili birkaç efsane ortaya atılmış durumda. Bunların ise çoğu yanlış fakat hala inanılmaya devam ediyor. Biz de bu yanlış bilgileri inceleyip sizlere doğrusunu anlatmaya karar verdik:
Efsane 1: USB çubukları “güvenle kaldır” seçilerek çıkarılmalıdır!
Geçmişte, veri bütünlüğünü sağlamak için USB depolama aygıtlarını çıkarmadan önce “Donanımı güvenle kaldır” seçeneğinin kullanılması önerildi. Ancak, Windows 10 ve 11’den bu yana varsayılan ayar, seçeneğe tıklamadan güvenli kaldırmaya izin veren “Hızlı Kaldır” şeklindedir. Quick Remove, verileri önbelleğe alma özelliğinden yoksun olsa da çoğu kullanıcı için bu bir problem yaratmaz. Rahatlıkla USB’nizi bilgisayarınızdan çıkartabilirsiniz.
Efsane 2: Sürücüler düzenli olarak birleştirilmelidir!
Dosya depolamayı optimize etmek için eski sabit disklerde birleştirme gerekliydi. Ancak, modern katı hal sürücülerinde (SSD’ler) birleştirme gereksizve hatta ömürlerini kısaltabilir. Bir SSD varsa Windows 10 ve 11, birleştirmeyi otomatik olarak devre dışı bırakır. Bu opsiyonu “defragmantation” olarak da hatırlıyor olabilirsiniz.
Antivirüs yazılımı yüklemek sistem kaynaklarını kullanabilirken, modern antivirüs programları sistem yükünü en aza indirecek ve performans üzerinde minimum etkiye sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. Virüsten koruma yazılımı kullanmamak, sistem performansını ve veri güvenliğini önemli ölçüde etkileyebilecek kötü amaçlı yazılım bulaşma riskini artırır.
Efsane 4: Windows Oyun Modu hiç yardımcı olmuyor!
Windows 10 ve 11’in Oyun Modu, oyunlara daha fazla sistem kaynağı ayırarak, arka plan işlemlerini azaltarak ve diğer uygulamalarla çakışmaları önleyerek oyun performansını artırabilir. Etkisi, güçlü sistemlerde veya iyi optimize edilmiş oyunlarda önemli olmayabilirken, daha az güçlü sistemlerde oyun deneyimini geliştirebilir.
Efsane 5: Google Chrome çok fazla RAM tüketir ve Windows’u yavaşlatır!
Google Chrome‘un daha yüksek RAM tüketimi, kararlılığı sağlayan her açık sekme için işlem yönetimi nedeniyledir. Yeterli RAM’e sahip sistemlerde, bu fazladan bellek kullanımının genellikle performans üzerinde bir etkisi olmaz. Ancak, RAM sınırlıysa, gereksiz sekmeleri kapatmak veya Mozilla Firefox gibi daha az kaynak tüketen bir tarayıcı kullanmak yardımcı olabilir.
Efsane 6: Windows PC’ler zamanla yavaşlar!
Windows PC’ler, sabit diskteki verilerin zamanla parçalanması, güncel olmayan donanım, işletim sisteminin aşırı yüklenmesi ve kötü amaçlı yazılım bulaşmaları gibi çeşitli faktörler nedeniyle zamanla yavaşlayabilir. Kullanılmayan programları kaldırmak, donanımı güncellemek, kötü amaçlı yazılım taraması yapmak ve sistemi temizlemek gibi düzenli bakım görevlerinin gerçekleştirilmesi, performansın geri kazanılmasına yardımcı olabilir.
Efsane 7: Windows 10 ve 11 sizi gözetliyor!
Windows 10 ve 11, performansı, kararlılığı ve işlevselliği geliştirmek için telemetri verilerini toplar. Bazı veri toplama ayarları varsayılan olarak etkinken, kullanıcılar veri toplamayı sınırlamak için gizlilik ayarlarını düzenleyebilir. Microsoft’u hedefli casusluk yapmakla suçlamak abartı olur, ancak gizlilik bilincine sahip kullanıcılar bu ayarları gözden geçirmeli ve ayarlarını buna göre düzenlemelidir.
Efsane 8: Linux temelde Windows’tan daha hızlıdır!
Linux ve Windows hızlarının karşılaştırılması karmaşıktır ve donanım, sürücüler, yapılandırma ve optimizasyon gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Linux, daha eski veya daha az güçlü sistemlerde daha iyi performans gösterebilirken Windows, çok çeşitli uygulama ve donanımlarla kullanım kolaylığı ve uyumluluk sunar. Performans farkı özneldir ve belirli kullanım gereksinimlerine göre farklılık gösterebilir. Modern bir bilgisayarda bu farkı hissetmezsiniz.
Windows mitlerininin çoğu geçerliliğini yitirmiş eski bilgilerden kaynaklanıyor. Kullanıcılar bu bilgiler hakkında bilinçli olurlarsa Windows deneyimlerini de daha iyi optimize edebilirler
Visa Avrupa İnovasyon Programı, Türkiye için aldığı toplam 55 başvuru arasından, 2023 dönemine katılacak 5 fintech’i seçti. Seçilen fintech’ler, finans ve ödemeler sektöründeki inovasyonu geliştirmek ve teşvik etmek amacıyla Visa’nın müşterileri ve iş ortakları ile iş birlikleri gerçekleştirecek ve bu süreçte Hackquarters’ın hızlandırma desteğini alacak. Fintech’ler, Visa’nın 200 ülkeyi kapsayan küresel ağının desteğiyle çözümlerini hızlandırmak ve uluslararası alanda genişlemek için konunun uzmanlarından eğitim ve mentorluk alma fırsatına da sahip olacaklar.
Visa Avrupa İnovasyon Programı, Türkiye’deki 2023 dönemi için seçilen beş fintech’i açıkladı. Avrupa’daki yenilikçi fintech’lerin iş birliği ve hızlandırma platformu olan program, finans ve ödeme sektörlerinde inovasyonu teşvik etmek amacıyla, girişimci ekosistemini Visa ve küresel iş ortakları ile bir kez daha bir araya getirecek. İspanya, İtalya, Kıbrıs, Malta, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da yürütülen programa, 2018’deki lansmanından bu yana 50’den fazla ülkeden 1.000’den fazla fintech başvurdu. Sadece bu dönemde ise başvuru sayısı 300’e yaklaştı.
Programın Hackquarters ile birlikte yürütülecek olan Türkiye ayağında, bu yıl Türkiye programı için alınan toplam 55 başvuru arasından seçilen fintech’ler, Abonesepeti, Agrio Finans, Craftgate, Enqura ve Recepta oldu. Seçilen fintech’lerin hepsi, uluslararası düzeyde ölçeklendirilebilir olma potansiyeline sahip iş modellerini, bilgi birikimlerini ve büyüme tutkularını gösterdi. Program süresince fintech’ler ezber bozan çözümlerini geliştirecek, üye işyerleri ve KOBİ’leri güçlendirecek, yeni ödeme akışlarını ortaya çıkaracak ve entegre finans ile akıllı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek üzere çalışacaklar.
Visa Güney Avrupa İş Geliştirme Başkanı Jak Telyaz proje ile ilgili olarak, “Visa Avrupa İnovasyon Programı’nın Türkiye’deki başarısından ve bu girişim programının uluslararası düzeydeki başarılı uygulanmasını sürdürmekten dolayı gurur duyuyoruz. Bu proje ile Visa, fintech ekosistemini birbirine bağlamaya ve fintech’lerin işlerini ölçeklendirmelerine destek olmak için onlara gerekli görünürlüğü, ağı ve yetenekleri sağlamaya devam ediyor. Bu program ile geleceğin ödeme sistemlerinin ve Türkiye’deki fintech ekosisteminin gelişimine katkımızı sürdürmek istiyoruz” dedi.
Hackquarters CEO’su ve Kurucusu Kaan Akın ise “Startup ekosistemini her zaman destekleyen Hackquarters olarak, fintech’lerin en yenilikçi kurumsal ortaklarla bağlantı kurması için tutkuyla çalışıyoruz. Hackquarters, 2019 yılından bu yana Visa Avrupa İnovasyon Programı’nın uygulayıcısı ve küresel bir finans lideriyle karşılıklı fayda yaratmaya dayalı bu iş birliğini genişletmeye devam ediyor. Fintech’lerin işlerini büyütmelerine yardımcı olan Visa Avrupa İnovasyon Programı, küresel bir inovasyon ağına, finansmana ve iş uzmanlarına erişim sağlarken aynı zamanda bu alanda somut örnekler oluşturuyor ve müşterilerin deneyimlerini yeniden şekillendiriyor” şeklinde değerlendirme yaptı.
İş birlikleri, birlikte yaratım ve ölçeklenebilir çözümlerle fintech ekosistemine değer katıyor
Visa, fintech’lerle iş birlikleri, küresel iş ortaklığı ağına erişim sağlama ve girişimlerin büyümelerini hızlandırma konusunda güçlü bir geçmişe sahip. Visa Avrupa İnovasyon Programı, fintech ekosistemine birebir mentor buluşmaları, tavsiyeler, teknolojik imkanlar ve müşterilere erişim dahil olmak üzere Visa’nın altyapısına erişim sağlıyor.
Visa Güney Avrupa Bölge Genel Müdürü Bea Larregle, Program hakkındaşunları ekliyor: “İş birlikçi inovasyon, daha kapsayıcı ekonomiler inşa etmek ve ekonomik büyüme için çok önemli. Programın Güney Avrupa bölgesinin farklı pazarlarındaki başarılı deneyimlerinden sonra, İspanya, İtalya, Kıbrıs, Malta, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da yeni dönemde programa kabul edilen fintech’leri kutluyoruz. Fintech’leri Avrupa’da ödemelerin ve ticaretin geleceği için önemli değerler olarak görüyoruz ve daha fazla fintech yeteneğini keşfetmeye ve teşvik etmeye devam edeceğiz” dedi.
Visa Avrupa İnovasyon Programı 2023’e Türkiye’den seçilen fintech’ler:
Abonesepeti: Abonesepeti tüm abonelikleri, tek bir uygulamada başlatma, yönetme, sonlandırma ve daha fazlasını yapmaya yardımcı olan bir abonelik yönetim platformudur. Böylelikle, ilk hizmet başlangıcından abonelik iptal sürecine kadar tüm abonelik sorunlarına çözüm üreterek tüketicinin zamandan ve paradan tasarruf etmelerini sağlar.
Agrio Finans: Agrio, tarım ve gıda ekonomisini Yeşil Mutabakata hazırlayan etki odaklı bir finansal teknoloji çözümüdür. Çözüm, denetimli finansal otorizasyon yapısı ile tarım ve gıda tedarik zinciri için Yeşil Mutabakat uyumlu dijital varlık ihracını mümkün kılar.
Craftgate: “One-Stop” Shop Ödeme Orkestrasyonu. Craftgate, tek noktadan tüm banka sanal POS’larını, yurt içi ve yurt dışı ödeme kuruluşlarını ve alternatif ödeme yöntemlerini sisteminize entegre edebilmenizi ve hepsini tek panelden yönetebilmenizi sağlayan ödeme orkestrasyonu aracıdır.
Enqura: Yeni nesil uzaktan kimlik tespiti platformu. 2023 yılında uluslararası Stevie ödüllerinde finans endüstrisinde inovasyonda mükemmellik altın ödülü kazanmış, süper hızlı bir uzaktan müşteri, kimlik ve yüz doğrulama çözümüdür.
Recepta: Recepta işletmelerin kasada e-posta veya telefon numarası gibi herhangi bir kişisel bilgi gerektirmeden müşterilerine özelleştirilmiş kağıt ve dijital makbuzlar sunmalarına yardımcı olan bir platformdur. Recepta ödeme kartı numarasını müşteriyi tanımlamak için kullanır ve müşterilerin spam e-postalardan, çağrılardan ve pazarlama mesajlarından korunmasını sağlar.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından girişimciliğin desteklenmesi amacıyla kurulan ve kurulduğu günden bu yana geçen 6 yıllık süre içinde hem girişimcinin hem de yatırımcının merkezi olmayı başaran Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) 2023 yılının ilk Sahne XL etkinliğini Fulya’daki yerleşkesinde gerçekleştirdi. UBI Global tarafından dünyanın en iyi 5 kuluçka merkezleri arasında kabul edilen BTM’nin Sahne XL etkinliğinde 18 girişimci sahne alarak girişimlerini yatırımcıları tanıttı. Etkinliğin açış konuşmasını İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç yaptı.
Avdagiç, “2018’de göreve geldiğimizde ülkemizden çıkan startupların niceliğinin ve niteliğinin artmasında öncü rol üstlenmeyi hayal etmiştik. BTM ile girişimcilik ruhumuzu tekrar canlandırmak, parlak fikirlerin sönen yıldızlara dönüşmeden kutup yıldızı gibi daima parlaması için katalizör olmayı hayal etmiştik. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına eriştiğimiz 2023 yılında bu hayalleri gerçek kılmanın gururunu taşıyoruz” dedi.
Kendi ekosistemini oluşturdu
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç
Hayallerin gerçek olduğunu rakamların da doğrulandığına dikkat çeken Avdagiç, “BTM çatısı altında bugüne kadar 8 bine yakın girişimciye destek vermişiz. Bu girişimler, toplamda 3.5 milyar liradan fazla yatırım değerlendirmesi almış. Hepsinden önemlisi şudur: Artık BTM, girişimcilik alanında kendi ekosistemini oluşturmuştur. Öyle ki BTM sunduğu fiziksel ve teknolojik altyapının yanı sıra; mentorları, eğitimcileri, yatırımcıları ve tüm girişimcileri bir araya getirerek büyük bir network meydana getirdi” ifadelerini kullandı.
Girişimcilik ekosisteminde otorite olarak kabul edilen UBI Global’in bu yıl 2 bine yakın kuluçka ve hızlandırma merkezi arasında BTM’yi en iyi 5 kuluçka merkezinden biri ilan ettiğini belirten Avdagiç, “BTM’nin bugüne kadar aldığı ödül sayısı da 10’a yükseldi. Bu başarıda emeği geçen başta mütevelli heyetimiz, yönetim kurulumuz ve Genel Müdürümüz İbrahim Elbaşı olmak üzere tüm BTM çalışanlarımızı kutluyorum” dedi.
10 girişim daha yatırım aldı
BTM Genel Müdürü İbrahim Elbaşı
BTM Genel Müdürü İbrahim Elbaşı da yaptığı konuşmada, “Ocak ayından bugüne kadarki süre içinde 10 girişimimiz yatırım alarak bizi gururlandırdı. Böylelikle girişimlerimizin bugüne kadar toplam yatırım değerlemesi 3,5 milyar Türk lirasını aşarken, toplam satış rakamı ise 330 milyon Türk lirasını geçti. Girişimlerimizin elde ettiği bu sonuçlar kadar; BTM’nin ortaya koyduğu başarının yalnızca ülkemizde değil, dünya genelinde de takdir edilmesi bizi gururlandırdı” dedi.
Teknoloji yazarı ve programcısı Ahmet Can Şit’in sunuculuğunu yaptığı Sahne XL etkinliği kapsamında Yüksek Sermayeli Girişimlerin Startuplarla İlişkisi başlıklı bir söyleşi de gerçekleştirildi. İbrahim Elbaşı’nın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşiye BMC CEO’su ve TOGG Yönetim Kurulu Üyesi Murat Yalçıntaş ile Kuartis Teknoloji’nin Kurucu Ortağı ve CTO’su Serdar Gedik katıldı.
İbrahim Elbaşı’nın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşiye BMC CEO’su ve TOGG Yönetim Kurulu Üyesi Murat Yalçıntaş ile Kuartis Teknoloji’nin Kurucu Ortağı ve CTO’su Serdar Gedik katıldı.
Canlı yayınlandı
Ön Kuluçka ve Kuluçka programlarında 6 aylık süreci başarıyla tamamlayan 18 girişimci Sahne XL kapsamında sunum yaptı. Katılımcıların girişimcilerin stantlarını ziyaret ederek projeler hakkında bilgi alabildiği etkinlik, Youtube üzerinden de canlı olarak yayınlandı. Etkinlik çerçevesinde sunum yapan 18 girişim ise şöyle:
Asisteer: Akademik kariyer yolculuğuna çıkmaya hazırlanan gençleri lisans, lisansüstü ve sonrası için araştırma projelerinde akademisyenlerle buluşturan ve aynı zamanda alanlarında uzman mentorlarla kullanıcılarına birebir online görüşme imkânı sağlayan bir platform.
Beetinq: Toplantı ve etkinliklerde kullanılan yapay zekâ destekli bir mobil uygulama.
Bosforas: Lojistik ve teknoloji destekli çözümleri ile B2B ticareti kolaylaştırmak ve geliştirmek amacıyla Türkiye ve çeşitli ülkelerde hizmet veren bir B2B e-ticaret platformu.
Counterfake: Gelişmiş yapay zekâ algoritması ile 7/24 dijital satış kanalları üzerindeki sahte ürünleri tespit ederek kaldırılmasını sağlayan ve markaların sahte ürünler nedeni ile uğradığı gelir ve itibar kayıplarının önüne geçen bir uygulama.
Deatris: Küçük işletmeler için sadakat programı oluşturma platformu.
Gglease: Makine ve ekip yatırımlarında, leasing şirketlerinden birden fazla teklif almayı hızlı ve kolay hale getiren bir pazaryeri.
KidLab: Çocukların teknolojiyi verimli kullanması amacıyla geliştirilmiş, içerisinde zekâ geliştirici aktiviteler bulunan eğitici bir mobil uygulama.
Kuasar Video: Yapay zekâ teknolojileri ile video çözümleri sunan ve ürünleri sayesinde daha fazla kitleye ulaşılmasını sağlayan bir girişim.
LiqPro: Finansal verilerin nesnel yöntemlerle analiz edildiği ve çeşitli yatırım stratejilerin gerçekleştirildiği bir kripto para platformu.
PNLBASE: Hisse senetleri, kripto paralar gibi çeşitli yatırım araçlarında bulunan varlıklarınızı kolayca portföyünüze ekleyerek anlık kar/zarar durumunuzu takip edebileceğiniz ve analizlerinizi gerçekleştirebileceğiniz bir portföy takip platformu.
RaveUp: Gençlere yenilikçi etkinliklere özel indirimlerle katılabileceği bir platform yaratan, onları bu etkinliklere birlikte katılabileceği kişilerle gruplar halinde eşleştiren bir uygulama.
Render Course: Oyunlaştırılmış 3D modelleme ve tasarım akademisi.
TalentoSound: 6 haftalık bir süreçte günde bir saat olmak üzere kişiye özel olarak hazırlanmış müziklerden ve haftada bir alanında uzman kişiler ile terapilerden oluşan nöropsikolojik müzik terapi sistemi.
Agrovech: Tarım sektöründe kullanılan yapay zekâ destekli bir yazılım ve uygulama geliştiriyor. Bu yazılım ve uygulama, drone ve uydu tabanlı görüntü işleme teknolojilerini kullanarak tohum ve bölge bazlı olarak tarımsal verimliliği artırmak, çiftçilere bitki takibi, anormal durum teşhisi ve hasat tahmini gibi konularda destek sağlıyor.
Wrifix: Orijinal metinler oluşturup, bunları güvenli bir şekilde saklamanızı sağlayan, senaryo ve film yapım takip uygulaması.
Zırva: İletişimi daha keyifli hale getiren eğlence odaklı bir sosyal paylaşım platformu.
WittyCar: Basit arayüzü ile kullanıcılara araç satış sonrası bütün hizmetleri tek bir yerde sunan uygulama.
Printive: 3D baskı hizmetleri ve tasarımları için tek platform üzerinden yakınınızdaki sağlayıcılardan uygun fiyat teklifleri almanıza, tasarım kütüphanesinden faydalanmanıza ve anında baskı almanıza olanak sağlayan bir platform.
MOVEit dosya aktarım yazılımını kullanan kuruluşları hedef alan küresel siber saldırı, milyonlarca ABD’li kullanıcıya ait kişisel verilerin açığa çıkmasına neden oldu. Saldırı, hükümetler, okullar ve işletmeler dahil olmak üzere çeşitli kurumları etkiledi. CNN, Louisiana ve Oregon eyaletlerinin özellikle etkilendiğini ve milyonlarca kişinin kişisel bilgilerinin potansiyel olarak açığa çıktığını bildirdi.
Raporlara göre, ihlal, Louisiana’da benzer belgelere sahip kişilerin yanı sıra ehliyet veya eyalet kimlik kartlarına sahip 3,5 milyon Oregon sakininin verilerini tehlikeye attı. Louisiana’da ele geçirilen kayıtların sayısının 6 milyonun üzerinde olduğu belirtildi, ancak bazı kişilerin hem araç ruhsatına hem de sürücü belgesine sahip olması nedeniyle bu rakamın mükerrer olduğunu belirtmek önemli.
Siber saldırı, bir veya daha fazla bilgisayar korsanı grubu tarafından keşfedilen ve kullanılan MOVEit dosya aktarım yazılımındaki bir güvenlik açığından yararlandı. Bu saldırıları gerçekleştirildiğinden şüphelenilen grup, esasen Rusya’da bulunan CL0P olarak biliniyor. ABD Enerji Bakanlığı saldırıdan etkilenen hükümet kurumları arasındaydı ve CL0P’nin ABD Enerji Bakanlığı’na fidye talepleri gönderdiği bildirildi. Ancak grup, web sitesinde herhangi bir hükümet verisine sahip olmadığını ve elde edilen bilgileri sileceğini iddia etti.
Reuters’e göre ABD Personel Yönetimi Ofisi de aynı siber saldırıdan etkilendi. Bu ihlallere rağmen, CNN raporunda bahsedildiği gibi, hükümet veri ihlallerinin ciddiyeti önemli tehlike kategorisinde sınıflandırılmamıştır. Ek olarak, BBC ve British Airways gibi büyük işletmelerin yanı sıra Georgia Üniversitesi gibi eğitim kurumlarının da MOVEit istismarından etkilendiği bildirildi.
Güvenlik açığının keşfedilmesinin ardından MOVEit’in ana şirketi Progress, güvenlik açığıyla ilgili bir uyarı yayınladı. 9 Haziran’da, yazılım sorununu çözmek ve siber saldırıyla ilişkili diğer riskleri azaltmak için bir yama yayınladılar. Etkilenen kuruluşların ve kullanıcıların sağlanan yamayı derhal uygulamaları ve verilerini ve sistemlerini korumak için gerekli önlemleri almaları çok önemli.
MOVEit dosya aktarım yazılımını kullanan kuruluşları hedef alan küresel siber saldırının ardından, dünyanın dört bir yanından siber güvenlik uzmanları, güvenlik açığını gidermek ve açıktan yararlanmayla ilişkili riskleri azaltmak için güçlerini birleştirdi. Milyonlarca ABD kullanıcısına ait kişisel verilerin açığa çıkmasıyla sonuçlanan saldırı, hükümetler, okullar ve işletmeler dahil olmak üzere çeşitli kurumları etkiledi.
Vodafone, afet bölgesinde daha fazla noktada hizmet sunabilmek için toplam 10 tiny house (küçük ev) mağaza açacak. Yaklaşık 10 milyon TL yatırımla açılacak tiny house mağazalarda normal bir mağazada sunulan tüm ürün ve hizmetlere ulaşılabilecek. Vodafone bu mağazalarda %100 güneş enerjisi kullanacak.
Toplam 10 tiny house (küçük ev) mağaza açılacak
Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, müşterilerinin hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor. Vodafone, afet bölgesinde daha fazla noktada hizmet sunabilmek için toplam 10 tiny house (küçük ev) mağaza açacak. Yaklaşık 10 milyon TL yatırımla açılacak Vodafone tiny house mağazalar; Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep ve Adıyaman’da müşterilere hizmet verecek. Normal bir mağazada sunulan tüm ürün ve hizmetlere bu mağazalardan da ulaşılabilecek. Vodafone’un afet bölgesine kuracağı TH mağazalarda %100 güneş enerjisi kullanılacak.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: “Yüzyılın felaketi olarak tanımlanan çok acı bir süreç yaşadık. Bu acı sürecin açtığı yaraları hep birlikte sarabileceğimize inanıyoruz. Önceliğimiz, afet bölgesindeki müşterilerimizin ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilmek. Deprem sırasında oluşan yıkım sebebiyle bölgedeki hizmet noktası sayımız da azaldı. Bu kaybı telafi etmek ve bölgede daha fazla noktada müşterilerimize hizmet sunabilmek için tiny house mağazalar kurmaya karar verdik. Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep ve Adıyaman’da yaklaşık 10 milyon TL yatırımla toplam 10 mağaza kuruyoruz. Afetin yaraları sarıldıkça, bu mağazalarımızı diğer saha çalışmalarımızda mobil mağaza olarak kullanmayı planlıyoruz.”
Sahada kullanılacak
Vodafone, Hatay’da 5, Kahramanmaraş’ta 2, Malatya, Gaziantep ve Adıyaman’da 1’er adet olmak üzere toplam 10 tiny house mağaza kuracak. Tüm kurulumlar Haziran sonuna kadar tamamlanacak. Afet bölgesindeki ihtiyaç durumu ortadan kalktıktan sonra bu mağazalar Vodafone Türkiye’nin bölge müdürlüklerinin depolarında konumlandırılacak. Vodafone, bu mağazaları sahadaki ihtiyaçlara göre farklı lokasyonlarda mobil mağaza olarak kullanıp müşterilerinin olduğu her yerde hizmet vermeye devam edecek.
ASUS, güçlü ve yenilikçi özelliklerle güncellediği Vivobook 16 OLED (M1605)’i tanıttı. Yeni dizüstü bilgisayar, yapay zeka desteği sağlayan AMD Ryzen 7000H teknolojisi kullanıyor. Yeni nesil bilgisayarın öne çıkan özellikleri arasında; AMD Ryzen 7000H işlemci serisine eşlik eden 4.800 MHz’de 16 GB’a kadar DDR5 RAM ve SSD aracılığıyla 1 TB’a ulaşabilen bir depolama kapasitesi, verimli ve sessiz bir deneyim sağlamaktan sorumlu iki ısı borulu ve IceBlade fanlı soğutma sistemi var.
Mükemmel performans
Yeni Vivobook 16 OLED, zorlu görevler birikirken bile mükemmel performans sağlamak için, 16 GB’a kadar 4800 MHz DDR5 bellek ve 1 TB GB hızlı SSD ile AMD Ryzen 7000 H-Serisi işlemcilerin gücünden yararlanıyor. AMD Ryzen 7000 H-Serisi işlemciler, tamamen yeni “Zen 4” mimarisi ve Windows x86 işlemcide bir ilk olan AMD AI Engine tarafından sağlanan güçlü AI özelliklerinden de faydalanıyor. Yapay zekanın gücüyle çalışan Vivobook 16 OLED, gerçek zamanlı video işleme, kesintisiz çoklu görev ve geliştirilmiş pil ömrü ile kullanıcı deneyimini büyük ölçüde geliştirmek için tasarlandı. Cihazı her koşulda serin tutmak için, soğutma sisteminde iki ısı borusu, 87 kanatlı bir ASUS IceBlade fanı ve işlemciyi yavaşlatmadan sorunsuz, kararlı performans için ısı transferini verimli bir şekilde hızlandıran çift hava kanalı bulunuyor. Uzun ömürlü, 70 Wh’ye varan yüksek kapasiteli pil, dizüstü bilgisayarın daha uzun süre çalışmasını sağlarken, hızlı ve kararlı bağlantılar için ASUS WiFi Master teknolojisi ile geliştirilmiş WiFi 6E’ye kadar ultra hızlı bağlantı sağlıyor.
Çarpıcı görsel deneyim
Vivobook 16 OLED, süper parlak ve ultra canlı renkler için sinema sınıfı %100 DCI-P3 renk gamına sahip 3.2K OLED HDR üç taraflı NanoEdge ekrana sahip. Ayrıca profesyonel düzeyde renk doğruluğu için Pantone, düşük mavi ışık emisyonları için de TÜV Rheinland onaylı. 120 Hz yenileme hızı ve 0,2 ms tepki süresiyle bu ekran, günlük üretkenlik, gündelik oyun ve eğlence için kullanıcısının istediği her şeyi vadediyor. Ayrıca VESA DisplayHDR™ True Black 600 sertifikası, karanlık sahnelerde gelişmiş ayrıntılar için mümkün olan en derin siyahları ve 1.000.000:1 yüksek kontrast oranını sağlıyor. Çarpıcı ekranı, 16:10 en boy oranı sayesinde kaydırma ihtiyacını da azaltıyor.
Kullanıcı dostu özellikler
Göz alıcı Vivobook 16 OLED, kapağında yükseltilmiş Vivobook logo etiketi, uyarı şeritli Enter tuşu, Indie Black veya Cool Silver iki moda renk seçeneği ve geometrik tasarımıyla sıradışı bir tasarım sunuyor. Dizüstü bilgisayar, bir sırt çantasına sığacak kadar ince ve asla yük olmayacak kadar hafif. Hassas mühendislik ürünü, 180° menteşesi sayesinde başkalarıyla içerik paylaşmayı veya bir masa etrafında bir grup insanla paylaşım yapmayı kolaylaştırıyor. Web kamerası, gelişmiş gizlilik ve güvenlik için görüntülü aramalarda görüntüyü anında karartan kullanışlı bir fiziksel kalkan içeriyor. Ayrıca, Windows Hello üzerinden parolasız, hızlı ve güvenli şekilde oturum açmak için dokunmatik yüzeyde isteğe bağlı bir parmak izi sensörü de bulunuyor.
Tam boyutlu ASUS ErgoSense klavye, 19,05 mm tuş aralığına, 0,2 mm tuş kapağı çanağına ve uzun 1,4 mm tuş hareket mesafesine sahip. Eksiksiz bir G/Ç bağlantı noktası seti ile kullanıcıların mevcut çevre birimlerini, ekranlarını ve projektörlerini bağlaması artık her zamankinden daha kolay. Güç sağlayan bir USB-C® 3.2 Gen 1 bağlantı noktasına ek olarak, iki adet USB 3.2 Gen 1 Type-A bağlantı noktası, bir USB 2.0 bağlantı noktası, HDMI® çıkışı ve kullanışlı bir 3,5 mm birleşik ses jakı da bulunuyor.
Dizüstü bilgisayarın sık dokunulan yüzeyleri, virüslerin ve bakterilerin büyümesini yüzde 99’a kadar engellediği bilimsel olarak kanıtlanmış ASUS Antimicrobial Guard Plus ile kaplı.
Vivobook 16 OLED, ayrıca cihazlar arası ekran paylaşımı için GlideX; güncellemelere, uygulamalara, müşteri hizmetlerine ve performans optimizasyonuna kolay erişim için MyASUS; ve kolay çoklu ekran yönetimi için ScreenXpert özelliklerine sahip.
Konferanslar artık daha verimli
Yeni Vivobook 16 OLED, video ve sesli konferansları daha sorunsuz ve daha eğlenceli hale getiren sınıfının lideri özelliklerle dolu. HD web kamerası, video oluşturmayı daha net hale getiren ASUS 3DNR video işleme teknolojisini içeriyor. Ayrıca, konferans sırasında anında gizlilik için kullanışlı bir fiziksel web kamerası kalkanı mevcut. Uzaktan çalışma ve video konferans deneyimleri için özel tasarlanan Vivobook 16 OLED, konuşmalardan arka plandaki istenmeyen gürültüleri izole etmek için makine öğrenimini kullanan ASUS AI gürültü engelleme teknolojisine de sahip. Bu teknoloji, optimum grup konferans araması kalitesi için ortam gürültüsünün filtrelenmesine yardımcı oluyor.
Sürdürülebilir ve dayanıklı
ASUS’un kullanıcılarına en iyi ürünleri sunarken dünyayı koruma taahhüdü, Vivobook 16 OLED’in tasarımına da yansıyor. Ambalajı %100 geri dönüştürülebilir bilgisayar, %30 PCR plastiği içeriyor. ENERGY STAR güç verimliliği standardını geçmek için de cihazın tasarım aşamasında enerji tüketimi azaltıldı. Daha uzun dizüstü bilgisayar ömrü aynı zamanda uzun vadeli israfı da azaltıyor. Bu nedenle, en katı test rejimi olan MIL-STD-810H ABD askeri sınıfı standardı kullanan Vivobook 16 OLED, dayanıklılığı sağlamak için 26 ayrı sıkı teste tabi tutuldu.
Türkiye’de raflardaki yerini alan TCL NXTWEAR S gözlükler, 130 inç büyüklüğe eş değer yüksek çözünürlüklü izleme deneyimi sunarken yeni nesil çift 1080p Micro OLED ekranı ve benzersiz akustik faz önleme modu ile sinematik bir görsel-işitsel deneyim yaşatıyor.
TCL’in XR deneyimlerde devrim yaratan TCL NXTWEAR S giyilebilir ekran gözlükleri Türkiye’de satışa sunuldu. Son kullanıcılar için geliştirilen şık XR gözlüğü, çarpıcı bir ekran ve ses kalitesi ile birlikte geliyor. 130 inç büyüklüğe eş değer bir ekrandan yüksek çözünürlüklü izleme deneyimi sunan yeni nesil çift 1080p Micro OLED ekranı ve benzersiz akustik faz önleme modu ile her yerde, her zaman sinematik görsel ve işitsel şölen sunuyor.
Geleneksel gözlüklere benzerlik ve konfor göz önünde bulundurularak tasarlanan TCL NXTWEAR S, 89 gr. hafifliği ile kullanımı da oldukça kolaylaştırıyor. Gözlük ayrıca USB Type-C bağlantı desteğine de sahip. Ayrıca Display Port (DP) özelliğine sahip uyumlu cihazlarla kişisel ekranın benzersiz deneyimini yaşayabilirsiniz. Dahili stereo hoparlörleri de bulunan gözlüğüne dilerseniz bluetooth üzerinden kendi kulaklığınızı da bağlayabiliyorsunuz.
Şubat ayında Reddit, BlackCat veya ALPHV olarak da bilinen bir korsan fidye yazılımı grubu tarafından düzenlenen siber saldırıya maruz kaldı. Grup, siteden 80 GB veri çaldığını iddia ediyor ve verilerin yayınlanmasını önlemek için 4,5 milyon dolarlık bir fidye talep ediyor. Ayrıca BlackCat, Reddit’in son tartışmalı API fiyat değişikliklerini tersine çevirmesini de söylüyor. Bu eylemleri aslında bir çeşit protesto niteliğinde.
Bilgisayar korsanları, Reddit’in fidyeyi ödemeyeceğinden emin olduklarını ifade ediyorlar. Ödeme yapılmazsa çalınan verileri ifşa edeceklerini, Reddit’in kullanıcı istatistiklerini ve diğer gizli bilgileri sızdıracaklarını belirttiler. Reddit daha önce saldırganların dahili belgelere, panolara, kodlara ve iş sistemlerine ve ayrıca çalışanlara, şirket sözleşmelerine ve reklam verenlere ilişkin verilere eriştiğini doğrulamıştı. Ancak, kullanıcı hesabı verilerinin ve şifrelerinin tehlikeye atıldığına inanılmıyor.
BlackCat’in Reddit’e API erişimi için üçüncü taraf uygulamalarını ücretlendirme planından vazgeçmesi talebi, muhtemelen reddit’in bu yeni politika değişikliğini çevreleyen tartışmalarla ilgili. Bu değişikliklerin, geliştiriciler için potansiyel olarak yıllık milyonlarca dolara mal olması ve bazı popüler uygulamaların kapatılmasına yol açması açısından önemli finansal sonuçları olabilir. Birçok subreddit forumu, API fiyat değişikliklerini protesto ediyor, ancak Reddit’in liderliği bunları uygulama taahhüdünü gösterdi.
Raporlara göre BlackCat, Kasım 2021’de bir fidye yazılımı grubu olarak ortaya çıktı ve o zamandan beri 100’den fazla kuruluşu hedef aldı. Grup, Mart ayında Western Digital’e yönelik 10 terabaytlık verinin çalındığı iddia edilen önemli saldırılar ve Amazon’un sahip olduğu bir görüntülü kapı zili şirketi olan Ring’den veri yayınlamaya yönelik son tehditleriyle aktivitelerini sürdürüyor.
Hassas verilerin potansiyel olarak internete yayılması ve fidye yazılımı grubunun talepleriyle boğuşurken, durum Reddit için önemli bir zorluk teşkil ediyor. Şirketin, API değişikliklerinden etkilenen itibarı, kullanıcı güveni ve daha geniş geliştirici topluluğu üzerindeki potansiyel etkisini tartarak yanıtını dikkatle değerlendirmesi gerekecek. Reddit’in, BlackCat tarafından dile getirilen endişeleri ele alırken de kullanıcılarının güvenliğine ve mahremiyetine öncelik vermesi çok önemli. Reddit’in lider kadrosunun API erişimlerini ücretlendirme kararının ise gelecekte bu tarz birçok siber saldırının olacağını düşündürüyor.
X ve Y kuşağı internet çağında yaşamak istemiyor. Anketin bulguları Amerikalıların önemli bir kısmının, özellikle yaşça daha büyük olan Y kuşağı ve X kuşağından insanların, ekranlara ve sosyal medyaya olan bağımlılığın olmadığı daha basit bir döneme geri dönmeyi istediklerini gösteriyor. Bu durum nostaljinin ve modern dünyanın ezici bağlantılılığına dair endişelerin bir kombinasyonu.
İnternet öncesi dönemi canlı bir şekilde hatırlayanlar için, insanların günlük yaşamlarında teknolojiye daha az bağımlı oldukları bir zamanı romantikleştirmeye yönelik doğal bir eğilim var. Anket sonuçları, 35-54 yaş arası Amerikalıların %77’sinin internet erişiminin ve akıllı telefonların yaygınlaşmadığı bir döneme dönmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Teknolojiyle büyümüş daha genç katılımcılar bile sürekli internete bağlı olmaktan kopma arzusunu dile getiriyor ve 18-34 yaşındakilerin %63’ü aynı fikirde.
Zamanda geriye gitmeyi istemek, mutlaka tüm teknolojik gelişmeleri reddetmek anlamına gelmiyor. Anket, yanıt verenlerin %90’ının yeni teknolojiler konusunda hâlâ açık fikirli olmaya değer verdiğini ortaya koyuyor. İnsanlar yeniliği benimsemenin ve gelişmelere ayak uydurmanın öneminin farkında. Ancak teknolojinin hayatımıza entegre olma hızı ve bunun olası olumsuz sonuçları konusunda endişeler var.
Birçok kişi, sürekli olarak yeni teknolojilere uyum sağlama baskısını bunaltıcı bulmuş. Çoğunluk ayrıca teknolojinin insanları birleştirmek yerine bölme potansiyeline sahip olduğuna inanıyor. Bu endişeler, teknolojiyi bir bölünme kaynağı olarak gören genç katılımcılar arasında daha belirgin.
Üretken yapay zeka araçlarının yükselişi ve karma gerçeklik donanımının ilerlemesi, geleceğe ve teknolojinin toplum üzerindeki etkisine dair bir tedirginlik duygusuna katkıda bulunuyor. Bu anket, ChatGPT ve diğer hızla gelişen üretken yapay zeka araçlarının beyaz yakalı işleri altüst etme potansiyeline sahip olduğu, Apple ve Meta gibi büyük teknoloji şirketlerinin de büyülü gerçeklik gözlükleriyle donatılmış devasa bir donanım yarışına girdiği bir dönemde yapıldı. İnsanların bağlantısız bir dünya özlemi duymasının nedeni ise bunlara bakıldığında daha anlaşılabilir.
Ankete göre bağlantısız bir dünya arzusu, sürekli bağlantının olumsuz yönleriyle ilgili endişelerden ve yeni teknolojilerin hızla gelişmesinden kaynaklanıyor. İlerlemeyi benimserken, teknolojinin bireylerin ve toplumun refahına hizmet ettiğinden emin olunmazsa radikal bir şekilde bağlantılı hayattan kopan insanlar göreceğimizden eminiz.
Kurumsal girişim sermaye şirketi Driventure ile girişimcilik ekosistemini desteklemeyi sürdüren Ford Otosan, ‘Drivevent’ adıyla düzenlediği etkinlikler kapsamında mobilite ve yazılım dünyasının geleceğini şekillendirecek girişimlerle bir araya geldi.
Ford Otosan’ın Gölcük, Eskişehir ve İstanbul Sancaktepe’deki yerleşkelerinde üç farklı oturum halinde gerçekleştirilen etkinliklerde katılımcılar profesyonel bağlantı kurmanın yanı sıra fikir, uzmanlık ve içgörü alışverişinde bulundu.
Ford Otosan’ın otomotiv endüstrisi ve mobilite dünyasının geleceğini şekillendirecek girişimleri desteklemek amacıyla kurduğu kurumsal risk sermayesi şirketi Driventure, yeni nesil teknoloji ve uygulamaları keşfetmeyi sürdürüyor. Otomotiv sektörünün dönüşümünde rol oynayacak inovatif fikirleri destekleyen Driventure, Drivevent etkinlikleri kapsamında startup’lar ile bir araya geldi.
Ford Otosan üretim tesislerini kapsayacak şekilde üç farklı oturum halinde planlanan etkinliklerin ilki 7 Haziran 2023’te Gölcük’te, ikincisi 8 Haziran’da Eskişehir’de, sonuncusu ise 20 Haziran’da İstanbul Sancaktepe Ar-Ge Merkezi’nde gerçekleştirildi. Ford Otosan liderleri ve girişimciler arasında profesyonel bağlantıların kurulduğu etkinlikte katılımcılar yeni teknolojiler, pazar değişimleri ve müşteri beklentileri gibi konular hakkında bilgi alışverişinde bulundu.
Otomotiv ekosisteminde dönüşüm
Ford Otosan Büyüme ve Akıllı Hareketlilik İş Alanı Lideri Canalp Gündoğdu
Ford Otosan Büyüme ve Akıllı Hareketlilik İş Alanı Lideri Canalp Gündoğdu etkinlikler hakkında şu yorumu yaptı: “Ford Otosan’ın Driventure aracılığıyla inovasyonu benimseme kararlılığı, otomotiv endüstrisinin en ileri noktasında kalmaya olan bağlılığını gösteriyor. Drivevent etkinlikleri, vizyon sahibi girişimcilerle bir araya geldiğimiz, fikir alışverişinde bulunduğumuz ve bizi teknolojik ilerlemelerin öncüsü haline getiren çok değerli platformlar olarak ortaya çıktı. Bu etkinlikler, yerleşik şirketler ve yeni girişimler arasında köprü kurarak, farklı bakış açılarının bir araya geldiği bir ekosistemi teşvik ederek dönüştürücü bir değişim yaratmaya aday.”
Driventure Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül ise “Driventure tarafından teşvik edilen ekosistem, sektörde dönüşüm arayışımızda büyük önem taşıyor. Öncelikli hedefimiz, otomotiv ve mobilite sektöründe yenilikçiliği teşvik eden startup’lardan oluşan başarılı bir topluluk oluşturmak. Ford Otosan’ın kilit isimleri ile girişimcileri bir araya getiren Drivevent bu noktada profesyonel bağlantılar kurmak için paha biçilmez bir platform sağladı. Bu etkinlikler aracılığıyla yeni teknolojilerin, pazar değişikliklerinin ve müşteri beklentilerinin birlikte keşfedildiği bir bilgi paylaşımı ortamını yaratıyoruz” dedi.
Kapsamlı bir etkinlik geliyor!
Driventure, Drivevent etkinliklerinin devamında eylül ayında tüm Türkiye girişimcilik ekosistemini kucaklayacak kapsamlı bir etkinlik daha gerçekleştirmeyi planlıyor.
Türkiye otomotiv ana sanayisinin ilk girişim sermayesi şirketi olarak 2019 yılında kurulan Driventure; akıllı hareketlilik, elektrifikasyon, bağlantılı ve otonom araç teknolojileri, Endüstri 4.0, otomotivde müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik odak alanlarında, tohum veya erken aşama seviyesinde olan, yenilikçi ve teknoloji tabanlı girişimleri destekliyor. Girişimcilik ekosistemini yakından takip ederek startup havuzunu her geçen gün büyüten Driventure, 2022 yılında toplam 571 startup ile temas etti ve 16 startup ile iş birliği kurdu.
Driventure, Ford Otosan’ın yeni iş geliştirme anlamında çevikliğini artırmak ve kurum içi girişimciliği desteklemek hedefiyle çalışmalarını yürütüyor. Aynı zamanda Ford Otosan’a stratejik rekabet avantajı yaratmayı, pazardan bilgi ve içgörü kazanmayı amaçlıyor. Driventure tarafından yatırımla desteklenen girişimler ise Ford Otosan’ın köklü Ar-Ge organizasyonunun yanı sıra tecrübe ve mühendislik yetkinliklerinden güç alabiliyor, ayrıca büyüme yolculuklarını hızlandırabiliyor.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Yatırım Resepsiyonu”, T.C. Roma Büyükelçiliği ve İtalyan Dış Ticaret ve Tanıtım Ajansı (İTA) ortaklığıyla Milano’da gerçekleştirildi. Türk ve İtalyan iş insanları tarafından yoğun ilgiyle takip edilen resepsiyonda, ikili ekonomik ilişkiler ve yatırım ortamı süreçleri değerlendirildi.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Yatırım Resepsiyonları”nın üçüncüsü, Londra ve Paris’in ardından 19 Haziran’da Milano’da gerçekleşti. Türk-İtalyan iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin bir araya geldiği resepsiyonun açılışında T.C. Roma Büyükelçisi Ömer Gücük, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ve İtalyan İşletmeler Bakan Yardımcısı Valentino Valentini katılımcılara hitap etti. Türkiye’deki yatırım ortamı fırsatlarının tanıtıldığı programda, Türk-İtalyan iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilciler ile bire bir toplantılar gerçekleştirildi.
Konuşmasında Türkiye-İtalya ilişkilerine değinen T.C. Roma Büyükelçisi Ömer Gücük, “Türkiye ve İtalya arasındaki ilişkiler Akdeniz’deki ticari ilişkilerimiz sebebiyle çok eskiye dayanıyor. Geçmişten gelen bu sinerjinin de etkisiyle, ikili ekonomik ve ticari ilişkilerimiz istikrarlı bir şekilde ilerliyor. Nitekim, geçtiğimiz yıl ticaret hacmimiz 26 milyar ABD doları ile rekor seviyeye ulaştı. Ayrıca, yıllar içerisinde oluşan ortak iş yapma kültürümüz sayesinde Türk firmalarıyla birlikte ülkemizde önemli işler üstlenen İtalyan firmalar, yakın zamanda Türk firmalar ile üçüncü ülkelerde de başarılı ortaklıklara imza attı. Önümüzdeki dönemde de firmalarımızın ortak bir şekilde başarı hikayelerini devam ettireceklerine inanıyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile düzenlendiğimiz bu etkinlikle firmalarımızı bir araya getirmekten memnuniyet duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, gelişen Türkiye-İtalya ekonomik ilişkilerinin iki ülkenin yatırım ortamına büyük katkı sağladığını ifade ederek şunları kaydetti, “Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle düzenlediğimiz yatırımcı resepsiyonlarımıza Milano’da, Büyükelçiliğimiz ve İtalyan Dış Ticaret ve Tanıtım Ajansı (İTA) ortaklığında, İtalyan iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla devam ediyoruz. Türkiye ve İtalya, ekonomi, siyaset, kültür gibi birçok alanda köklü ilişkilere sahip ülkeler ve karşılıklı yatırımlar alanında da derin bir iş birliği mevcut. Ülkemizde faaliyet yürüten 1.500’ün üzerinde İtalyan şirket bulunuyor ve İtalya merkezli şirketler son 20 yılda ülkemize 5 milyar ABD dolarından fazla yatırım yaptı. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde Türkiye Yüzyılı’na girerken İtalyan yatırımcıların ülkemizdeki yatırımlarının artırılması için tüm enerjimizle çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin İtalyan şirketlere bir büyüme platformu sunduğunu, İtalyan ve Türk şirketlerin üçüncü ülkelerde iş birliği yapabileceğini, özellikle sanayi ve teknoloji alanlarında iş ortaklığımızı ileriye taşıma hedefimizi kendilerine anlatıyoruz.”
Türkiye ve İtalya’nın stratejik iş birliği potansiyeline vurgu yapan İtalyan İşletmeler Bakan Yardımcısı Valentino Valentini, “İtalya ve Türkiye, halkları ve yöneticileri arasında derin, köklü ve tarihsel bir ilişki olan iki devlettir. İtalya, Türkiye’de yatırımı olan ülkeler listesinde başı çekmektedir. Ülke çapında faaliyet gösteren İtalyan şirketleri tedarikçi bazında 7. sırada, müşteri bazında ise 5. sıradadır. Ayrıca, önemli ekonomik ilişkilerimizi geliştirme potansiyelimiz yüksektir. İtalya’daki Türk yatırımlarının, İtalya’nın Türkiye’ye yönelik yatırımlarına oranla daha az olduğu ve bu potansiyeli artırma olanaklarımızın da bulunduğu bir gerçektir. Ülkelerimizin ekonomisinin geleceğini inşa etmek; ortak çıkarları ve zorlukları belirleyerek ve yeşil enerji ve dijitalleşme gibi stratejik alanlarda iş birliğimizi daha da güçlendirerek mümkün olacaktır” dedi.
Sürdürülebilirlik modelinin önemine vurgu yapanBain & Company Ortağı Armando Guastella; “Sürdürülebilirlik, iş dünyasının liderleri tarafından değer yaratmak ve yeni ürünler ile iş modellerini ortaya çıkarmak için stratejik bir kaldıraç olarak görülüyor. Artık haklı olarak, bugün iş dünyası tarafından bir fırsat olarak anlaşılıyor, nitekim bundan sonra sadece bir uyum meselesi veya salt bir itibar faktörü olarak değerlendirilmesi mümkün değil.Yönetim ekibinden doğru düzeyde bağlılık elde etmek ve ESG konseptini şirketin karar alma sürecinin bir nevi DNA’sı olarak yerleştirmek, sürdürülebilirlik hedefinde azim gösterme ve net hedefler belirlemede önem taşıyor. Bununla birlikte hem dış hem de iç faktörlerden kaynaklanan birkaç engel, sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunu hızlandırmaya hala daha engel teşkil ediyor. Bazı engellere rağmen Türkiye, sürdürülebilirlik devriminin fırsatlarını değerlendirmek için iyi bir konumda. ESG tek kişilik bir oyun değil ve Türkiye; değişimi kucaklamaya hazır genç bir iş gücü, yüksek düzeyde dijital olgunluk ve zengin doğal kaynak kaynakları sayesinde bu maratonu kazanacak.” şeklinde konuştu.
Pirelli Kurumsal İlişkiler Başkan Yardımcısı Aimone di Savoia Aosta; “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı vesilesiyle, Pirelli’yi temsilen bu resepsiyonda bulunmaktan gurur duyuyorum. Pirelli’nin Türkiye’deki varlığı kesinlikle bir başarı hikayesidir ve Pirelli bunu, başta halkımız olmak üzere, tüm kurum ve paydaşlarla yapılan iş birliği sayesinde başarmıştır. Pirelli bugün Türkiye’de, İstanbul’dan İzmit’e, tüm bölgelere, ülke geneline yayılmış son derece kalifiye ve tutkulu bir ekibe güvenmektedir.”
Yatırımcılara 40 milyon dolar kaybettiren Terraform Labs’in Kurucusu Do Kwon, Karadağ’da Dört Ay Hapis Cezasına Çarptırıldı!
Terraform Labs’in kurucusu Do Kwon, geçen yıl şirketin kripto para birimi düştüğünde yatırımcılara 40 milyon dolar kaybettiren bu kripto para nedeniyle ABD ve Güney Kore’de aranıyordu. Ancak şimdilik Karadağ hapishanesinde tutulacak gibi görünüyor. Yerel bir gazete olan Vijesti’nin bildirdiğine göre Kwon, Mart ayında sahte Kosta Rika pasaportlarıyla Podgorica Havalimanı’ndan Dubai’ye gitmeye çalışırken tutuklanmasının ardından resmi belgelerde sahtecilik suçundan suçlu bulundu ve dört ay hapis cezasına çarptırıldı. Terraform Labs’in eski finans sorumlusu Han Chang-joon da aynı suç nedeniyle mahkum edildi. Aynı ikilinin valizlerinden sahte Belçika pasaportlarının yanı sıra hem ABD’li hem de Güney Koreli yetkililer tarafından aranan bilgisayarlar bulundu.
Kwon ve iş ortakları, Terra USD ve Luna’yı ABD dolarına sabitlenmiş sabit ve değişmeyen paralar olarak pazarladılar ve sözde onlara daha fazla istikrar sağladılar. Mayıs 2022’de iflas ettiler ve yatırımcılarının birikimlerinin birçoğunu yanlarında götürdüler ardından bu kişiler Kwon’un saadet zinciri yürüttüğüne dair şikayette bulundular. Güney Kore, ilk olarak geçen Eylül ayında Kwon ve beş iş ortağı hakkında tutuklama emri çıkardığını duyurdu fakat Kwon, ailesi ve Terraform Labs’in finans çalışanlarından bazıları, şirketin kayıtlı olduğu Singapur’a çoktan kaçmıştı. İnterpol kısa bir süre sonra Koreli yetkililerin talebi üzerine Kwon’u ‘kırmızı bülten’ listesine koydu ve dünya çapındaki kolluk kuvvetlerine onu tutuklaması için işaret verdi. Karadağlı yetkililer bunu Kwon’u tutuklamak için başka bir neden olarak gösterdi.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, Şubat ayında Kwon hakkında ‘En başta Terra USD ve Luna olmak üzere bir dizi kripto varlık menkul kıymeti için gerektiği gibi halka tam, adil ve gerçeğe uygun açıklama yapmamakla ve yatırımcılar için yıkıcı kayıplara yol açmadan önce güven oluşturmak için yanlış ve yanıltıcı beyanları tekrarlayarak dolandırıcılık yaptıklarını da iddia ediyoruz.’ şeklinde suçlamada bulundu. Manhattan’daki ABD Bölge Mahkemesi, tutuklanmasının ardından Kwon aleyhinde menkul kıymet dolandırıcılığı ve komplo da dahil olmak üzere sekiz farklı suçlama içeren bir iddianame hazırladı.
Karadağ’ın ABD veya Güney Kore ile anlaşmaları olmamasına rağmen fikir hala masada. Dört aylık hapis cezası, Karadağ makamlarının iki ülkenin iade taleplerini yerine getirip getirmeyeceğine ve nasıl devam edeceğine karar verirken göz altında kalma süresinin altı ay artırılma riski var.
Türkiye’nin oyun alanındaki en büyük kuluçka merkezleri, Game Factory, Gamedev.ist ve Game Circle, girişimciler için GamesUP çatısı altında birleşti. Düzenlenen etkinlikte aynı zamanda Türkiye’nin ilk Merkeziyetsiz Otonom Kuruluşlar yani yatırım DAO’sunun duyurusu da yapıldı. Oyun girişimlerini GFY DAO ile bir araya getirecek olan yeni yatırım platformu, global çapta oyun sektörüne yön vermeyi amaçlıyor.
YTÜ Yıldız Teknopark bünyesinde kurulan ve oyun sektörüne yeni bir ivme kazandıran GamesUP, üç büyük oyun firması ile iş birliğine giderek oyun girişimcileri için kuluçka ve hızlandırma desteklerinden insan kaynaklarına kadar birçok alanda destek sunacak. YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Orhan Tanışman’ın açılış konuşmasıyla başlayan GamesUP Launch Party, oyun ekosisteminin önemli girişimci ve yatırımcılarını bir araya getirdi. Etkinlikte, iş birliklerinin yanı sıra Türkiye’nin ilk yatırım DAO’su GFY DAO’nun da tanıtımı yapıldı. Oyun alanında yatırımcılar için güvenli bir yatırım sürecini hayata geçiren GFY DAO, hem oyun girişimcilerinin destekleneceği hem de yatırımcıların çok büyük meblağlar ödemeden de katılabileceği yeni yatırım adresi. Türkiye’de ilk olma özelliğine sahip merkeziyetsiz otonom sistemi GYF DAO ile blockchain tabanlı bir yönetim benimseniyor. NFT sahibi olan her bir üye aynı zamanda mekanizmada yetki ve karar alma gücüne sahip. DAO ile normal yatırım süreçlerinden daha avantajlı bir yatırım sürecini hedefleyen GFY DAO ile sektöre yatırım yapmak isteyenler erken aşama oyun şirketlerine mevduat yapabilecekler.
Girişimcilerle yatırımcıları buluşturan etkinlikte, aralarında Enis Kirazoğlu’nunda bulunduğu 4 girişimci yatırım desteği için yeni projelerini anlattı.
10 binden fazla üye, 200 start-up
Büyük bir oyun ekosistemini yönettiklerini ifade eden YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdür Yardımcısı İsa Turgut İnci, “GamesUP projesine, yaklaşık 18 ay önce Kalkınma Ajansı desteği ile başlamıştık ve ilk kıvılcımı o zaman yakmıştık. Bugün ise 18 ay olmasına rağmen 10 binden fazla üye, 200 start-up’ımız ve milyar dolarlık da bir değere eriştiğimiz büyük bir ekosistemimiz var. Burada amacımız Game Factory, Game Circle ve Gamedev.ist ekipleriyle her birinin kendi içinde uzmanlıklarının oluşturduğu büyük bir oyun ekosistemini yönetmek” dedi.
Hem ihracatı hem de yatırımı Türkiye’ye getirmeyi planlıyorlar
Uluslararası düzeyde de yatırımların Türkiye’ye taşınmasını sağlayacaklarını aktaran İsa Turgut İnci, “Yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bu kez kendi ölçeğimizi bir üst seviyeye taşıdık. Amacımız ise NFT hak sahipliği üzerinden yine 13 bine kadar olan üyesi ile birlikte kendi topluluğunun karar verebileceği bir yatırım turunu yönetmek olacak. Yani oyun ve Web 3.0 projelerine yatırım yaptırtmak. Fakat bunun liderliğini bu kez demokratik bir şekilde tüm üyeler yapacak. Yani, kendi kararlarını alan, güvenilir ve şeffaf bir platform olacak. Bunun yanı sıra, diğer en güçlü tarafımız ise uluslararasılaşma. Yurtdışında da çok ciddi ofislerimiz var. Oyun ekosisteminde özellikle Abu Dabi ve bütün emirlikler bu ekosisteme çok ciddi yatırımlar yapmaya devam ediyor. Yatırım tarafı yurtdışında da çok ciddi ses getirdi. Bütün bu bahsettiğim start-up’ların her birine biz de yatırım yapıyoruz. Entelektüel sermaye pergelinin sabit bacağının İstanbul’da kaldığı ama diğer bacağı ile tüm dünya ekosistemini taradığımız bir yapı mevcut. Entelektüel sermaye İstanbul’da olacak ve hem ihracatı hem de yatırımı Türkiye’ye getirmiş olacağız” şeklinde konuştu.
DAO ile ‘güven’ ve ‘şeffaflık’ sorunlarını çözmek istiyorlar
Game Factory Kurucu Ortağı Murat Kahraman öncelikli olarak DAO sistemini neden kullandıkları ile ilgili, “DAO sistemi ile aslında çözülmek istenen iki sorun var. Biri güven diğeri ise şeffaflık. Geleneksel şirketlerdeki gibi bir yönetim ekibine güvenerek bütün yönetimi onlara bırakmıyoruz, DAO’nun bütün üyeleri oylamalarla yönetimde oluyor. Şeffaflık tarafı da bütün kurallar zaten koda yazıldığı için oradaki yapılan hem kurallar hem de bütün alınan kararlar blockchain üzerine yazılıyor ve tamamen şeffaf ve herkes tarafından erişiliyor” dedi.
Tüm üyeler hem yönetimde hem de ortalıkta olacak
Üyelerin hem yönetimde hem de ortaklıkta olduğunun altını çizen Murat Kahraman, “Bizim yaptığımız DAO da bir yatırım DAO’su. Hedefimiz de bir fon toplayarak bu fonlarla erken aşama oyun ve Web 3.0 için kripto yatırımları yapmak. Buradaki farkımız da aslında düşük girişim maliyetiyle NFT alarak giriyor insanlar GFY DAO’ya ve bu NFT’lerden toplanan paralar fonumuzu oluşturuyor. Her NFT sahibi de NFT sayısı kadar DAO’ya ortak oluyor.” şeklinde konuştu.
“Başarılı olursak tüm dünyada önemli bir yer edineceğiz”
GFY DAO ile sektörde önemli bir yer edinebileceklerini ifade eden Kahraman konuşmasında son olarak şunlara yer verdi: “Normal geleneksel oyun yatırım fonlarında da Türkiye’de çok başarılı olanlar var. Ama geleneksel yatırım fonlarına girebilmek için bir yatırımcı ya akredite yatırımcı olacak ya aile ofisi olacak ya da başka bir fon olarak girebilecek ve çok yüksek meblağlarla girebiliyorlar. O parayı da çok uzun süre bağlamak gerekiyor. Fakat DAO’nun ana farkı çok düşük maliyetle herkese açık. Zaten DAO’ların özelliği de o; büyük bir topluluk oluşturmak ve o topluluğun gücünden faydalanmak. O yüzden yüksek giriş maliyetleri oluşturulmuyor. Hatta şuan platforma sadece 80 dolar ile bile girebiliyorsunuz. Aynı zamanda bütün dünyada bu sektörde önemli bir yer edinmemizi sağlayacak.”
Microsoft, büyük ölçüde başarılı olan Windows sürümleri hariç, tarihteki en kötü teknoloji ürünleriyle de ün yapmış bir şirket. İşte Windows ürünlerini çıkarttığımızda Microsoft’un tarihindeki en kötü ürünler:
Microsoft Kin: 2010 yılında, iPhone’ların ve Android telefonların hüküm sürdüğü mobil dünyaya, uygulamaları çalıştıramayan bir telefon olan Kin’i sundu. Sadece sosyal medya için tasarlanan bu telefon, küçük bir ekrana ve metin mesajlaşması için mini bir fiziksel klavyeye sahipti. Microsoft, içerideki anlaşmazlıklar, cihazın işletim sisteminde yapılan değişiklikler ve entrikalar nedeniyle büyük bir başarısızlıkla karşılaştı. Telefon sadece Verizon Wireless aracılığıyla satışa sunuldu, ancak satışlar çok kötü olduğu için iki ay sonra satışı durduruldu.
Windows Phone: Microsoft’un tarihindeki en büyük hüsran, sevilmeyen ve popüler olmayan, milyarlarca dolar harcanan Windows Phone olarak bilinen proje oldu. Microsoft, 2001 yılında Pocket PC 2002 adında bir mobil işletim sistemi piyasaya sürdü. Ancak, Apple’ın iPhone’u tanıtmasından altı yıl önce bile bu öncülük avantajı, Microsoft’un mobil pazarı ele geçirmesine yardımcı olmadı. Microsoft, Steve Ballmer ve Bill Gates’in liderliğinde, telefonları tasarlarken Windows’u taklit etmeye karar verdi. Ancak bu yanlış strateji, Windows Phone’un başarısızlığına yol açtı. Microsoft, Windows Phone’u hayata geçirmek için milyarlarca dolar harcadı, ancak piyasaya sürülmesini tanıtmak için yapılan 400 milyon dolarlık bir reklam kampanyası da işe yaramadı. Microsoft, sonunda başarısız işletim sistemini desteklemeyi durdurduğunda, ABD’de yalnızca %1.3 pazar payına sahipti.
Zune ve Groove: Zune, iPod’a rakip olması için Microsoft tarafından piyasaya sürülen ancak başarısız olan bir üründü. Kullanımı zor, iPod’a göre her yönden daha kötü olan ve pahalı olan Zune, hiçbir zaman popülerlik kazanamadı. Groove ise Zune için bir çevrimiçi müzik hizmetiydi ve daha sonra Spotify ile rekabete girdi. Ancak, her iki ürün de başarısız oldu ve Microsoft sonunda bu hizmetleri sonlandırdı.
Microsoft Band: Apple Watch’un piyasaya sürülmesinden altı ay önce, Microsoft Band adında bir bilek bilgisayarı piyasaya sürüldü. Ancak, Microsoft’un donanım geliştirirken sıklıkla yaptığı gibi, kullanılabilirlik, ve rahatlık gibi detaylara yeterince dikkat etmedi. Microsoft Band çok büyük ve rahatsız ediciydi, malzemesi çatlayabiliyor ve aniden bilekten düşebiliyordu. Güvenilmezdi, kullanıcıları etkileyecek özelliklere sahip değildi ve üçüncü taraf şirketlerini ekosistemine dahil edememişti. Microsoft, Ekim 2016’da Band’i sonlandırdı. Apple Watch ise bugüne kadar 195 milyondan fazla satıldı ve satışları hala artıyor.
Clippy ve Bob: Microsoft sevimli, komik veya oyuncu bir şirket olarak bilinmiyor. Bu nedenle, şirket sınırları zorlamaya çalıştığında genellikle kötü ve utanç verici şeyler ortaya çıkıyor. Bob, 1995 yılında piyasaya sürülen bir arayüz ve bilgisayarla yeni tanışanlar, çocuklar ve yaşlı yetişkinlerin bilgisayarları daha kolay kullanmalarını sağlamak amacıyla Windows üzerine yerleştirilmişti. Ancak Bob, sinir bozucu, sıkıcı, aptalca, rahatsız edici ve yavaş bir üründü. Clippy ise 1996 yılında Microsoft Office 97 için piyasaya sürülen ve Bob’u bile daha iyi gösteren bir üründü. Clippy, bir yardımcı olarak kullanıcıların formatlama veya eposta yazma gibi görevlerini yerine getirirken ortaya çıkıyor ve acınası bir şekilde bir takım yardım denemelerinde bulunuyordu. Microsoft CEO’su Bill Gates, 2001 yılında Clippy’nin kaldırılacağını açıkladığında, insanlar ayakta alkışladılar.
Bu listedeki ürünler, Microsoft’un tarihindeki en kötü ve başarısız ürünlerden sadece birkaçı. Ancak, Windows’un başarısı o kadar büyük ki bu başarısızlıkların hepsi onun gölgesinde kalıyor diyebiliriz.